www.cihansalim.net

 Web Yazıları
   
"Ombudsman dışarıda nasıl, bizde nasıl olabilir?"

Eflatun Kasket/1 Eylül 2000

Biz bu hafta 'Ombudsman'
tıklayın, destekleyin:
kavramını önce büyüteç altına yatıracağız, sonra da Türkiye açısından olayı inceleyeğiz.

Kelimenin dünyada kullanıldığı anlamı tam olarak şu: Kamu görevlilerinin işlem ve davranışlarının yasaya uygun olup olmadığını araştırmaya ve uygunluğunu sağlayıı önlemleri önermeye yetkili denetçi. 1809-10 yıllarında ilk olarak İsveç'te ortaya çıkan bu görev önce İskandinavya sonra da birçok ülkeye yayıldı. Ama fikri sorulduğunda konuya sıcak baktığını belirten FP Genel Başkanı Recai Kutan, aslında bu görevin Osmanlı'da olduğunu, oradan İsveç'e geçtiğini iddia etti. Sonuçta sistemin batıdaki uygulanışı şöyle: İdareyle ilgili sorunları ve şikayetleri bapımsız ve tarafsız olarak inceleyip gerekli önlemlerin alınmasını sağlamak. Bu denetçiler, devlet başkanı, hükümet, parlamento tarafından seçilebilir ve bazıları kamu hizmetlerinin bütün alanlarında, bazıları ise hastane, mahkeme gibi sınırlı alanlarda sorumlu olurlar. Geniş imkanları bulunan denetçiler, kapsamlı araştırmalarının sonucunu devamlı bildirir, ayrıca parlamentoya yıllık raporlar da sunarlar. 70'e yakın ülkede görev alan ombudsmanlerden bazıları yargı organlarına başvurma yetkisine sahiptir. Benzer işleri İngitere'de 'Parliamentary Commissioner for Administration'; Fransa'da 'médiateur'; Japonya'da da sayıları devamlı artan gönüllüler yerine getirmektedir.

Türkiye'ye baktığımızda buna çok yakın bir görevin şu anda zaten Meclis Dilekçe ve İnsan Hakları Komisyonu'nca yapıldığı görülüyor. Fakat tam özgür hareket edilemediğinin iddia edilmesi sonucu bir ara söz edilip unutulan ombudsman kavramı yeniden ortaya çıkarıldı. Görevi alacak kişinin yasama, anayasa, kanun, iç tüzük, Bakanlar Kurulu ve Türk Silahlı Kuvvetleri kavramlarıyla hiç alakası olmayacak. Yani ne tüzük değişikliği yapabileek ne de ordu işlemlerini denetleyecek.
Aslında bu görevi alacak kişinin daha değişik ve ilginç bir anlamda oldukça kritik görevleri olacağı ve asıl hedefin idare ile vatandaşın 'arasını yapmak' olduğu görülüyor. Bizim denetçimiz, idare, yargı ve Meclis arasında ilginç bir pozisyonda olacak ve tavsiye, ikna yöntemiyle görevini yerine getirmeye çalışacak.

En önemlisi, ombudsman tavsiyelerine uymayan kurumu halka şikayet edebilecek. gerekli gördüğü takdirde medya karşısında özel açıklama yapabilecek. Ayrıca Türkiye'de dışarıda çoğu ülkede olmayan bir şekilde denetçinin dokunulmazlığı olacak.

Şimdi tartışılan bu görev için kimin en iyi isim olduğu, hatta şimdiden belli çevreler kendi adaylarını ileri sürmeye başladı bile. Demirel'in halk tarafından sevildiğini düşünenler göreve O'nu getirmek istiyor ama bu kadar yetki ile Demirel'i özerk ve parlamentodan bağımsız bırakmak da yönetim içinde çok başlılık yaratabilir korkusu veriyor. Şu anda dışarıya dedikodu olarak gelenlerin tümü bunlar. Ayrıca hükümetin ombudsman görev süresini 4-6 yıl arasında düşündüğü kesinleşmeyen bilgiler arasında.