www.cihansalim.net

 Web Yazıları
   
"Büyüteç: Kore'de değişim rüzgarları, peki bu yarımadada tarih boyunca neler oldu?"

Eflatun Kasket/21 Haziran 2000

Geçen hafta global haberlerin en önemlileri hep Asya'dan geldi:
tıklayın, destekleyin:
Depremler, darbeler ve iki Kore'nin birleşme yolunda görüşmelere başlaması. Biz de bu hafta büyütecimizi Kore'ye çevirelim dedik. Zira Kore tarihte gerçekten önemli bir isim; soğuk savaş, Çin-Rusya ilişkileri, komunizm, NATO-Türkiye ilişkileri, vb. olguların hepsinin Kore ile önemli bir bağı var ve İnternet kullanıcılarımızın çoğu Kore Savaşı sırasında daha dünyaya gözlerini bile açmamıştı.

Kore Tarihi
Asya'nın adeta ucunda yer alan tarihi Kore yarımadası yüzyıllar boyunca devamlı yönetim değişiklikleri yaşamış, Çin'den Moğollar'a, Japonlar'dan Fransızlar'a birçok ülkeye karşı koymaya çalışmış. 20. yüzyılın başlarında ise Japon-Rus savaşında tarafsız kalma isteğini yoğun Japon baskısı altında kaybetmiş ve Japonya savaştan galip çıkınca da bu ülke tarafından resmen korumayı kabul etmeye zorlanmış.

Uzun süredir denenmedik isyan çeşidi bırakmayan Kore, 2. Dünya Savaşı'nda ise Japonya'ya karşı müttefiklerin safında yer aldı. Savaş sonlarına doğru yapılan antlaşmalardan birinde ise "Kore'nin zamanı geldiğinde özgürlüğüne kavuşması" gibi belirsiz bir ifade vardı. Tam bu madde üzerine yapılan antlaşmalar sürerken SSCB Kore'nin kuzey topraklarına, hemen ardından ABD ise güney bölgesine çıkarma yaptı ve Japon askerlerinin teslimi konusunda görüşmeler yapıldı. Varılan karar 38. paralel sınır kabul edilerek kuzeyde Sovyet, güneyde Amerikan askerlerinin bölgeyi kontrol edeceğiydi. Böylece Kore şimdiki anlamda ikiye bölünmüş oldu.

Kore Savaşı
2. Dünya Savaşı'nın ardından ABD ve SSCB iki kere bir araya gelmelerine rağmen Kore konusunda anlaşamadılar. ABD konuyu Birleşmiş Milletler'e götürdü. BM yarımadada seçimlerin yapılmasına, yeni oluşumun kendi haline bırakılmasına karar verdi ama Sovyet Rusya bu kararı tanımadı. Bunun üzerine sadece güneyde seçimler yapıldı ve Kore Cumhuriyeti kuruldu. BM Kore'nin tek yasal yönetimi olarak da bu oluşumu tanıdı. Böylece yarımadanın güneyinde Batı yanlısı, kuzeyde de sosyalist birer devlet kurulmuş oldu. Ve 1949'un sonuna doğru hem ABD hem de SSCB güçlerinin büyük çoğunluğunu yarımadadan çektiler.

Ama kuzeye SSCB'nin silah, Çin'in asker yardımı sürdü. Ve kuzeyde kurulmuş olan Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti bir sonraki yıl Çin'den habersizce güneye girdiler, amaçlarının birleşik bir Kore yaratmak olduğunu belirttiler. Bunun üzerine ABD kongreden onay bile almadan hemen savaşa girdi. Başkan Truman savaşta en üst derece yetkili olarak komutan MacArthur'u görevlendirdi. Ama halkın istemediği bu savaş O'na bir dahaki seçimi kaybettirecek, Eisenhower'ın önünü açacaktu. Zira savaşta 34 bin ABDli asker kaybedilmişti. Ama yine de o dakikaya kadar çöken G. Kore, MacArthur'un etkili stratejisiyle düşmanı püskürtebildi. Bu sefer de BM kuvvetleri ülkeyi birleştirmek için kuzeye doğru ilerledi. Çin'in tehdidini önemsemeyen BM kuvvetleri ertesi gün 180 bin gönüllü Çin askeriyle karşı karşıya kaldı. Ve bu sefer de Çin Ordusu güneyin iç kesimlerine ilerlemeye başladı ama belli bir süre 38. paralelde bir cephe hattı oluştu.

Bu arada Türkiye'de ABD'den sonra savaşa müdahele eden ikinci ülke oldu, çünkü amaç NATO'ya kabul aşamasını hızlandırmaktı. Nitekim bu hamle NATO üyeliğini hızlandırdı ama ABD'de olduğu gibi Türkiye'de de iç karışıklığa neden oldu. Çünkü ABD'den sonra en çok asker kaybı Türk tarafındaydı. Türkiye'de de Demokrat Parti Hükümeti'nin konuyu TBMM'ye getirmemesi de uzun yıllar sürecek tepki ve tartışmalar doğurdu.

38. paralelde kalan MacArthur Çin askeri üslerinin bombalanması isteğinde ısrar edince Truman tarafından görevden alındı çünkü savaşa SSCB'nin katılmasına yol açılacaktı. 1953'te Eisonhower seçimlerden sonra zaman kaybetmeden Kore'ye gitti ve ateşkes antlaşması imzalandı.

Tüm bunların ardından hafif Batı destekli Güney hız kesmeden gelişirken özellikle 60'lı yıllarda Kuzey'de duraklamalar yaşanmaya başlandı. Bunun önemli nedeni de aşırı silahlanma giderleriydi. Ayrıca yavaş yavaş SSCB ve Çin yardımı da azalıyordu. Ağustos 1991'de ise BM Güvenlik Konseyi hem Güney hem de Kuzey'in başvurularını kabul etti. 1991 sonunda iki bölge başkanları silahsızlanma ve nükleer tehditten arınma yolunda imzalar attılar, ayrıca dış politikalarında 1992'de önemli gelişmeler yaşandı. Ve o günden bugüne en sıcak günler de geçtiğimiz hafta yaşandı.
 

 


- Web yazılarına geri dönmek için tıklayınız