www.cihansalim.net

 Dergi Yazıları
   
"COMPEX fuarı Yorum/Eleştirisi"

1999

Merhaba,
Bu haftanın en ilgi çekici olaylarından biri olan Compex İnternet ve Multimedia Fuarı'nı biraz mizahi yönden ele almak
tıklayın, destekleyin:
istedim:

Bir Farenin Compex İzlenimleri
- Bu sesler ne hanım?
- Bugün salı, yeni fuar başlıyor.
- Yapma ya, bu insanlar ne kadar fuar meraklısı. Ne de çabuk temizlediler ortalığı, ben de çocuklarla güzel bir gün geçiririm diyordum.
- Daha ayılamadın galiba, bugün biraz zor oynarsın onlarla. Fuarın ilk günü bugün, ekmek kedinin ağzında.
- Eyvah o zaman ben bugün İstiklal'den birşeyler bulayım. Hem sen bilirsin, söyle bakayım ne fuarı bugün başlayan?
- Bilgisayar galiba, bu arada zıkkımlanmayı bırak, çocuklar aç kalacak.
- Hanım insaf ama, aç karnına sefere çıkılır mı!
- Tamam, tamam. Aman döner kapılardan geçeyim deme, bu millet şunları kullanmayı bir türlü öğrenemedi. Senin de kuyruğun kopmasın oğlan gibi.

(...)

- İnşallah hamburgercide birşeyler çıkar bize, olmazsa da pideciye bakarım. Neyse şimdi soldan gideyim öbür taraf acayip kalabalık. Bu ne ya, giriş beleş mi ne. Amma da insan var. Kitap fuarı bile böyle başlamamıştı. Aaa, evet giriş beleş çünkü bu çocukların eli yine davetiye dolu. Bunlar nereden buluyor acaba bu kadar davetiye ama herhalde iyi kazanıyorlar. Zaten bilgisayar fuarlarını bu yüzden sevmiyorum. Bir türlü beceremediler şu giriş işini. Hem ne kazanacaklar bu kadar kişi beleş girerse. Her yer dökülüyor fuarda sonra on gün temizlik, başımız ağrıyor.

Saat kaç oldu ya, bu kadar kırıntı yeter zaten. Aslında ben de anlamıyor değilim hani şu bilgisayar işinden ama bu kalabalık ben de heves bırakmıyor ki. Neyse şunları bırakalım bizimkilere de sonra bakarız bilgisayarlara. Geldik yine Tepebaşı'na, öff öldüm bittim, zaten göbek var. Olmaz ki bu yaşta hergün Galatasaray'ı, Beyoğlu'nu alt üst etmek. Şu oğlan bir iyileşsin de ben artık dinlenmeye çekileyim biraz. Fuarın afişi de yine aynı galiba, ne yazıyor göremiyorum ki uzaktan, harbiden yaşlandık galiba. Ha gayret otoparka az kaldı. Tamam gördüm, neymiş İnternet ve Multimedya Fuarı. İyi, biraz uzanayım sonra boş bilgisayar bulursak biraz sörf yaparız.

(...)

- Hanım bittim ya, yorulduğum yetmiyormuş gibi bir de eziliyorduk az daha, burası mahşer olmuş. Ben uzanıyorum, sonra kalkıp bir tur atacağım. Akşam yemeğinde anlatırım size artık gördüklerimi.

(...)

- Beyefendi nerede kaldılar acaba bu saate kadar. Yoksa yine hosteslerin altında mı dolaştın!
- Bil bakalım kimi gördüm?
- Otur masaya!
- Ya somurtmadan bir saniye dinlesene. Büyük dayımın oğlu gelmiş Freiburg'dan, hani vardı ya Ordu'da bir evin alt katında oturan, sonra da bavulun içinde gitmişti Almanya'ya.
- Yemin et! Hala yaşıyor muymuş, nasıl gelmiş buralara?
- Ya o Orduluların oğlu olmuşta büyümüş Almanyalar'da, bir hafta önce de İstanbul'a gelmiş uçakla. Bu da ilk sefer gittiği gibi gelmiş.
- Neler anlattı bakalım? Hem niye gelmedi buraya, sen yine yalan söylüyorsun galiba?
- Yok valla, şimdi geziniyor. Herhalde bir saat sonra gelir. Dışarda yiyecekmiş. Sizin yemeğinizi azaltmayayım dedi. Hem neler anlatmadı ki. Salaklar çiğ et kemiriyor gizli gizli diye çocuklarına kızıyorlarmış bu da götürmeye davam etmiş kaç yıl. Ama buraya gelince kaybolmuş, iki gündür her kalabalık yere giriyormuş ona belki yemek çıkar diye. Ama neyse dur biraz dinleneyim sonra anlatırım. Birgün ezilip gideceğiz zaten.
- Ağzını hayra aç. Yine ne oldu?
- Manken mi ne iki kız bir masaya oturmuş üst katta, önleri nasıl izdiham anlatamam. Ne oluyor diye baktım meğer mankenler kendi internet sitelerini tanıtıyorlarmış nasıl tanıtmaksa. Kendi resimlerini imzalıyorlar dağıtıyorlar. Erkek milleti de toplanmış tabii önlerinde, zor kurtuldum.
- Atın ölümü arpadan olurmuş. Hem nasıl oldu da sen onları eleştiriyorsun, kendi gençliğini hatırlasana biraz.
- Senle de konuşulmuyor ha. Neyse aslında iyi fikir çünkü bu bilgisayardan çok İnternet fuarıymış onlar da katılıp akıllılık etmişler. Zaten fuar fena değildi bu sefer sonunda ilginç girişimler yapmışlar. Mesela havadan, amma çok uzaktan, İstanbul haritası çıkaran bir yer vardı galiba dayı oğlu orda şimdilerde, etrafı öğrenmeye çalışıyor haritalardan zeki çocuk. Sonracığıma bir de gündüz, fotoğrafçı mı neymiş, bir adama ödül verdiler. Bu arada eline sağlık hanım, valla bu kırıntılara senden güzel şekil veren yoktur herhalde. Ne diyordum, adamcağız bizim buralarda resimler çekmiş anladığım kadarıyla. Siyah-beyaz Beyoğlu falan. En enteresanını unuttum, bir yerde ütü falan gördüm, ne alakaysa. Bence sende çık, gez yarın ortalığı, hem açılırsın hem de bir sürü değişiklik var bu sene burada, mesela merdivenlerin her basamağında reklamlar var. Gerçi bu kalabalıkta insanlar farketti mi bilmem ama iyi fikirdi. Fakat reklam joystick reklamıydı, hani var ya oyun oynamak için, neyse sen bilmezsin, herhalde pek kazanç getirici olmamıştır bu parlak fikir.
- Sen yine yorumlara başladın, zaten bu kadar gezersen yorulursun tabii. Beyefendi orada kaşiflik yaparken bizim burada nasıl kafamız şişti bir bilsen. Şu turknet denilen firma yine aynı yerde tezgahı kurmuş ama bu sefer iki yanında superbilmemne vardı, rakibi herhalde. Bunlar birbirlerinin sesini bastırmak bir sesi açıyorlar, bir bağırıyorlar, sağır olmamıza az kaldı senin anlayacağın. Zaten bu turknet her fuarda aynı şeyi yapıyor. Bey, diyorum ki bir dahaki bilgisayar fuarında yukarı kata çıkalım. Üç gün oradaki delikte dayanırız, bu sesten iyidir hiç olmazsa. Bu insanların kulakları sağlam galiba, o kadar sese rağmen en kalabalık yer bu ikisinin ortasıydı. O seste nasıl alışveriş yapıyorlar anlamıyorum. Zaten yan standdaki adamların suratını görsen acırdın, tüm gün o sesi çektiler. - Haklısın bunlar hep böyle yapıyor. İstersen yarından geçelim üst kata. Ah ben olacaktım o İnternet firmalarının başında, neler yapardım neler. Zaten dayı oğlu da anlattı gavuristandaki fuarları bana, bizimkiler cahil.

Şimdi öncelikle bu kadar Türk'ün bir buçuk milyonunda bilgisayar var. Yarım milyoncuk da "İnternetli". Halk niye geliyor bu fuara, çünkü medyanın ağzından İnternet düşmüyor, e tabii istikbal İnternet'te ne de olsa. Bunlar da heveslenip neyin ne olduğunu bilmeden geliyor. Bazılarını kandırmak kolay, bazılarını zor. Zaten çoğu hiçbir şey almadan çıkıyor çünkü bunlar ne olduklarını bilmedikleri şeyden korkuyor. Ama bizim dev şirketler ne yapıyor, ha babam erişim paketi. Yok bizde 19, bizde 15+KDV, bizde 10$ falan. Halbuki buraya gelenleri fiyatla kandırmak her zaman olmuyor. Bu kadar konferans salonu var şurada, ama üç günde topu topu bir tane konferans var İnternet'i acemilere tanıtan; onu da yabancı bir firma düzenliyor. Yahu bu Türkler'i çok seviyorum, iyi insanlar ama eleştirmek de gerekiyor. Sen git önce buraya gelen o kadar insana İnternetin nimetlerini tanıt, değerini anlat, bak o zaman 25$ da olsa kaç erişim paketi satarsın. Ama böyle acemiler gezsin, özel insanlar gelsin konferans dinlesin diye fuar yapılmaz ki. Zaten bunu sadece bilgisayarcılar yapıyor. Kitap fuarında konferans salonu halkla dolu taştı. Ama nerede şu farelerde olan vizyon bu insanlarda... Neyse sanki her sene daha iyiye gidiyor gibime geliyor.

- Aferin bey, küçükleri iyi uyuttun yine. Amma da konuşuyorsun biz sesimizi çıkarmazsak.
- Hanım biliyor musun bu bilgisayar fuarı halkı kitaptan daha çok ilgilendiriyor.
- Ben ne diyorum, sen hala kendi havandasın. Zaten senle çiftleşmemizden önce annem demişti "bunun aklı havalarda" diye ama
- Sen duydun mu beni?!
- Evet, ne olmuş artık teknoloji devri. Böyle olması daha iyi. - Acaba? Hem dayı oğlu da anlattı durumu. Sen tüm Türkiye'yi burası gibi mi sanıyorsun. Or...
- Tamam, tamam; benim de uykumu getirdin, bu kitap-bilgisayar konusu daha çok uzun sürer. En iyisi yarın da bunu konuşursun, haydi allah rahatlık versin.
- Doğru o konu "başlı başına bir başka yazı konusu olabilecek kadar derin".

Sonuç olarak sevgili okurlar, içinde bulunduğum sektörde bir özeleştiri yapmak istedim. İzlenimlerimden kırılan insanlar olmuşsa özür dilerim, ama bence yapıcı eleştirileri dinleme vakti geldi de geçiyor.
 

 


-COMPEX Fuarı hakkında ayrıntılı bilgi için Compex Resmi Sitesi'ni gezebilirsiniz.

- Dergi yazılarına geri dönmek için tıklayınız