www.cihansalim.net

 Dergi Yazıları
   
"Durgun Yaz Döneminde Microsoft ve 'Rakipleri'"

1 Ekim 2001

Yazılım devi Microsoft Corporation
tıklayın, destekleyin:
yaklaşık üç yıldır aleyhine açılan 'anti-tröst' davaları konusunda pek de karamsar değil. Bunun da ötesinde son derece güvenli bir biçimde yazılımlarının gelişmiş versiyonlarını hazırlıyor, yeni projelerle vizyonunu devamlı güncelliyor. Geçen yıl açıkladığı .Net ve bu yıl hazırladığı Windows ve MS Office XP sürümleri de şirketin hedeflerini bir ölçüde ortaya koyuyor. Artık şirket için yeni iletişim araçlarında da söz sahibi olmanın zamanı geldi!

Yazının başlığında 'rakip' kelimesini tırnak içinde kullanmamın bir nedeni şirketin birçok cepheden hedef alındığı, hem davalar, hem gerçek yazılım rakipleri hem de AOL, Kodak gibi farklı alanlardaki rakipler Microsoft'u zorluyor. Öte yandan yeni ABD yönetiminin de Microsoft'a çok sıcak baktığı pek söylenemez. Daha doğrusu Bush yönetimi, bazı önemli konularda net kararını ya gizliyor ya da belli bir stratejisi yok. ABD'de, hem New York, hem de 'Silikon Vadisi'nde, Clinton sonrası yönetimin e-dünyaya nasıl yaklaşacağı başlıca bir soru idi. Özellikle bir önceki dönemde altın yıllarını yaşayan 'Yeni Ekonomi', kuşkusuz ABD yönetiminin başarılı hamleleri, teşvik ve desteği ile zirveye çıkmıştı. Bu değişim sonrası itiraf etmem gerekir ki, bendeniz de G. W. Bush'un seçimi kazanmasının hemen ardından yeni hükümetin bilişim sektörüne yaklaşımını ele alan bir yazı hazırlamayı planlamış, fakat hem yaptığım araştırmalar, hem de yabancı tanıdıklarımla yaptığım yazışmalar sonunda, aynı onlar gibi belli bir sonuca ulaşamamıştım ve de yazı konusunu değiştirmiştim. Fakat tüm bunlar aslında Microsoft'u da bir noktaya kadar rahatsız eden gelişmeler idi. Aleyhlerinde ilk duruşma başladığında, en kötü kararın bile ABD yönetimi tarafından hafifletilebileceğini düşünün şirket bugün ise tam tersi bir biçimde, şirket aleyhinde açıklamalar yapan bir yönetimle karşı karşıya. Örneğin bu yazı yazılmadan birkaç gün önce, 9 Ağustos'ta, Microsoft'un mahkemedeki hamlelerini eleştiren hükümet üç yıllık davanın daha da uzamasının tüketicilere zarar vereceğini açıkladı. Ama son karara ne zaman ulaşacağımız gittikçe belirsizleşirken bu da aslında şirkete bir yandan zarar veriyor, diğer yandan da işine yarıyor.

Mahkeme Kararı Çok Boyutlu
En son verilen Microsoft'u ikiye bölme kararı da şirket tarafından temyize gönderilmişti, ama bu karar çok geniş çaplı tartışmalara yol açtı. ABD televizyonlarında, 'prime-time' kuşaklarında dahi çeşitli fikirler karşı karşıya geldi. Tabii ki bir şirketin anormal saldırganlıkta rekabet etmesi, rakiplerinin pazar paylarını alışılagelmedik yollardan düşürmeye çalışması hoş değil. Ama bu tip tekel davaları da çok farklı sonuçlara yol açabiliyor, bazen hiçbir şey değişmiyor, bazen şirketler bölünüyor ama yeni küçük şirketler yine çok güçlü oluyor, bazen de o şirket karar sonrası başarısını devam ettiremiyor ve en yakın takipçisi en öne geçip o güçlü konumu elde ediyor.

Microsoft örneğinde, kararlar doğal olarak karmaşık, çok maddeli ve dolayısıyla uygulamada çok boyutlu hale geliyor ama yine de yazılım ve İnternet endüstrisine yararlı bir görüntüye sahip oluyor. Fakat bu davanın hem bu kadar uzun sürmesi, hem de çeşitli etaplarında oldukça yavaş sonuçlara varılması da aslında tüm ekonomiler için önemli bir sinyal: Teknoloji ve bilişim pazarlarındaki rekabet konusunda mahkemeler sanıldığından çok daha fazla kararsız kalıyor ve ilerde de bu böyle olacak. En son ükemizde Turkcell aleyhine sonuçlanan, piyasadaki hakim konumunu 'kötü' kullanması hakkındaki karara şirketin itirazı ve karşı atakları sonucu, Microsoft olayının yanında son derece basit kalan bu olayın bile üç-dört yıl içinde sonuçlanabileceğini bilmek bu sektörlerde durumun ne kadar da belirsiz olduğunun güzel bir göstergesi.

Çok önemli bir tartışma konusu ise, her ne kadar yanlış davransa da Microsoft'u bölmenin getireceği sonuçlar. Öyle ki, 'Rekabetçi Şirketler Enstitüsü' (www.cei.org) uzmanlarından James Gattuso bile, her ne kadar rekabeti desteklemek için kurulmuş bir kurum olsalar da, Microsoft'un asla bölünmemesi gerektiğini öne süren önemli kişilerden. "Çünkü bu durum Microsoft'u tamamen sakat bırakacak, gücünü tümden kaybettirecek ve sonucunda tüm ABD ekonomisi ve bilişim sektörünü etkileyecektir" diyor. Bu gerçekten önemli bir yaklaşım açısı, öyle ki şu anda dünyanın en tanınan, önemli şirketlerinden birisi olan Microsoft'u kaybetmek ABD'nin bilişim sektöründeki liderliğine çok büyük bir darbe vuracağı gibi sektörün katma değerini de azaltacak. Zaten Microsoft da bu olasılığı bazen öne çıkarıyor, şirketin Birleşik Devletler için çok önemli olduğunun özellikle altını çiziyor. Yani dava uzadıkça uzuyor...

MS Geçmişten Bugüne Nasıl Değişiyor
Bu ikiye bölme kararı sonrası dikkat çeken asıl şey ise şirketin eskisinden bile daha hızlı bir biçimde çalışmalarına devam etmesi, aynı agresif yapısını koruması. En son alınan kararın şirket üzerinde oldukça az bir etki yapması bazıları tarafından "Dersini almadı" şeklinde yorumlanırken yine Gattuso ve aynı fikri paylaşanlar bunun kullanıcılar için iyi olduğunu savunuyorlar. Böylece şirketin hem kullanıcılarını aynı hizmetleri sunmaya devam etmesine, hem de yaratıcılığının sonucu yeni ürünleriyle sektörü duraklamadan ilerlettiğine inanıyorlar. Gerçekten de Microsoft bu sene başından beri eskisinden de daha rekabetçi bir görünümde, sadece gizli anlaşmalardan ve üçüncü parti şirketlere karşı zorlayıcı uygulamalarından uzaklaşmış görünümünde.

Daha agresif olduğunu bir önemli kanıtı da artık hiçbir konuda geri kalmak istememesi. Örnek kişilik, işletme kitaplarının sevgilisi, büyük vizyon sahibi Bill Gates(!) her ne kadar şirketini dev boyutlarına ulaştırdıysa da yanlış yapmayan bir yönetici değil. Örneğin İnternet'i ilk yıllarında fazla önemsemeyip bu sektöre girmek için daha çok zamanı olduğunu düşünen fakat biraz fazla bekleyen Gates sonunda İnternet tarayıcı yazılım pazarında Netscape'in arkasında kalmış ve İnternet Explorer'ı öne çıkarmak için oldukça fazla çabalamıştı.

Microsoft'un amiral gemisi Windows şirkette -doğal olarak- o kadar büyük bir öneme sahip ki bazı durumlarda yöneticilerin kararlarını oldukça tehlikeli bir biçimde etkiliyor. Hatta Microsoft'un anti-tröst davasında başını ağrıtan bazı gelişmeler de bundan kaynaklanıyor. Ama yönetim başarılı bir biçimde vizyonunu geliştirmeye başladı çünkü artık, Microsoft'un bugüne kadar lider olmasında önemli pay sahibi olan mevcut durumlar hızla değişiyor. Bugün dijital işlemlerimiz için sadece masaüstü bilgisayarlara ihtiyaç duymuyoruz, Windows NT bazlı sunucular ve beceriksiz istemcilerden oluşan sistemler geçmişin bilişim dünyasında kalıyor. Bill Gates'in .Net'i tanıtırken yaptığı konuşma da, tüm bunlardan ne kadar haberdar olduğunu ve artık asla geç kalmadan yeni gelişmelerin içinde yer alacaklarının da bir göstergesi. Bu da Microsoft'un yeni bir dönüm noktasından geçmekte olduğu şeklinde yorumlanıyor.

MS Gücünü Kaybetmemek İçin Çalışıyor
Öyle ki geçen yıl '.Net' olarak duyurduğu yeni 'proje' ile inisiyatif alan şirket artık bunu bir proje olarak değil tüm operasyonlarının omurgası olacak bir operasyon planı olarak görüyor. IBM yazılım departmanı genel müdürü Steve Mills, "Artık açık bir dünyada yaşıyoruz, daha geniş kitleye hitap etmelerinin yolu da bu dünyada çalışma becerilerine bağlı" diyor ve ekliyor: "Katıksız Windows merkezli NT sunucu tabanlı sistemlerden artık uzaklaşıyoruz, sunucu merkezli ama İnternet tabanlı sistemleri kullanıyoruz." Yine bir başka uzman, Gartner Group'ın analizcisi Michael Gartenberg de "'Heykelsi' işletim sistemlerinin devri kapandı" diyor ve bu cümle birçok anlamı barındırıyor.

İşte tüm bunların bilincinde olan yazılım devi son derece etkin bir çalışmayla yeni dijital haberleşme aletlerine, İnternet tabanlı uygulamalara el atarak yazılımlarını İnternet üzerinden, hem bilgisayarlar hem de yeni cihazlar tarafından ulaşılabilir hizmetler yapmaya başladı. 2002 son çeyreğinde istediği oranda .Net'i hayata sokmayı planlayan Microsoft tüm cihazları İnternet üzerinden bağlantılı ve eşgüdümlü çalışır hale getirmeye uğraşırken bir yandan da ilerde farklı cihazlara farklı işlevler kazandırmayı da düşünüyor. Ses, el yazısı tanıyan, özelleştirilmiş ve uyum içinde işleyen sistemler sağlamak .Net'in ilk günden beri duyurulan, kulağa hoş gelen hedefi. Gates "Dijital dünya vizyonuna uyarak yazılımın sihrini uygulayıp planlarımızı gerçeğe dönüştürecek fırsat elimizde" diyor. Yine geçen yıl .Net projesini anlatırken, İnternet'te sörf yapmayı, e-posta atmayı, kelime işlem gibi masaüstü uygulamalarını kullanmayı aynı pencerede yaptırmanın hedef olduğunu da duyurmuştu. Bu doğrultuda yeni versiyon Windows ve Office de hazırlanıyor. Genelde durgun geçen yaz aylarında MS Office XP'yi duyuran Microsoft rakiplerine üstünlük sağlamak için derinden çalışıyor.

Her ne kadar Windows'un ve Office'in XP versiyonları .Net ile çizilen vizyonun son noktasından uzak olsa da şirket yaz aylarındaki Office XP duyurusu ve Windows XP'yi geliştirme çabaları ile adeta "Hedefim .Net ile uyumlu, eşgüdümlü bir sistem yaratmak ama öte yandan ana hizmetlerimi de devamlı geliştiriyorum" diyerek rakiplerine "Heveslenmeyin" diyor. Masaüstü sistemlere olan ilgi bugünlerde diğer dijital aletlere kaymış görünüyor ve gelecekte masaüstü sistemlere elveda diyeceğimiz öne sürülüyor. Bu ne kadar doğru ilerde göreceğiz fakat Microsoft, Windows'u her ortamda baskın işletim sistemi yapmaya çalışıyor. Bill Gates'in çok ünlenen sözü "Tost makinesinde Windows çalışacak" şimdilik uzak olsa da avuç içi bilgisayarlar önemli bir pazar. Ayrıca İnternet'e ulaşılabilen birçok yeni ürün, Linux gibi alternatif işletim sistemleri ve yine Java gibi alternatif programlama modelleri her zaman için Microsoft'un önemli rakipleri. Tüm bunlara yanıt olarak Microsoft önce planladığı yoldan vazgeçmiyor. Bunun da ötesinde geçen yıl .Net açıklamasında belirttiği hedeflerini tek tek yaşama geçiriyor. Tek değişiklik bir işim değişikliği, bu yıl Windows.Net 1.0'ın çıkacağı duyurulmuştu ama şu anda en kısa sürede çıkacak olan Windows, Windows XP. Onun dışında MSN.Net hayata geçirildi ve MSN bu yaz döneminde yaklaşık 100 milyon dolarlık bir online reklam kampanyası planladı ki bu da Microsoft'un bir diğer göze çarpan adımı. Önümüzdeki sene 'Office.Net'in de çıkarılması planlanıyor. Yine 2002'de Visual Studio'nun XML merkezli yeni bir versiyonu hazırlanacak. Aynı stratejinin bir parçası da Microsoft'un web geliştirme yazılımı olacak ki adı -şimdilik- Windows DNA, SQL Server destekli olacak ve web tabanlı uygulama geliştiricilerin işini kolaylaştıracak ya da geliştiricileri web tabanlı uygulama hazırlamaya itecek. İşte tüm bunlar bu dönemde Microsoft'un 'uğraştığı' ana konular.

Java Tartışması
Öte yandan, biraz önce bahsettiğim rakiplerden Java ve dolayısıyla Sun Microsystems geçtiğimiz günlerde The New York Times, The Wall Street Journal gibi önemli gazetelere verdiği tam sayfa ilanlarla Microsoft'u bir anlamda eleştirdi. İlanlarda tüketicilerin, Microsoft'a Java'yı yeni işletim sistemine koyması konusunda baskı yapmaları istendi. Ayrıca büyük bilgisayar üreticisi şirketlerin de Java tabanlı platformlar oluşturmaları ya da böyle platformları desteklemeleri istendi. Aynı anda ise Sun Java Virtual Machine'in (JVM) Windows XP için son sürümünü hazırlamakla uğraşıyordu, tabii Microsft'un JVM'yi desteklemesini umarak. Bu da son günlerde bilişim dünyasında durgun yaz dönemi içinde ilgi çeken bir gelişme. Zira iki önemli yazılım şirketi Java konusunda mahkemelik olmuş, Sun kendi geliştirdiği Java'nın Microsoft tarafından kullanılması ve çeşitli lisans karmaşaları yüzünden dava açmıştı. 1997'de Microsoft suçlu bulunmuş, ama Sun eski versiyon JVM'nin rakibi tarafından kullanılmasını kabul etmiş ama yeni versiyonların kullanılmasını engellemişti. Aradaki süre içinde Microsoft Java'yı bir ölçüde destekledi ama Nisan ayında, Internet Explorer 6'nın test sürümlerinden JVM desteğini kaldırdı. Yeni Windows, ICQ benzeri haberleşme, Real Player benzeri ortam yürütücü programlar içerecek ama IE 6, yeni Windows XP'nin İnternet tarayıcı yazılımı olacak. Ve eğer IE 6, JVM'yi desteklemez ise Windows XP de 'bir noktaya kadar' JVM'yi desteklememiş olacak. Daha da ilginci, işletim sistemi ve tarayıcı yazılım JVM'yi farklı biçimlerde destekliyor.

Sun'ın bu girişimine karşın, Windows XP geliştirme grubunun başındaki Jim Cullinan gelişmeleri komik bulduğunu, Sun'ın uzun süre kendilerini Java'yı kullanmaktan men etmeye çalıştığını, şimdi ise Java'yı kullanmalarını istemesine anlam veremediğini belirtti. Uzmanlar olayı şu şekilde yorumluyor: Her ne kadar iki şirket yazılım alanında önemli rakipler de olsalar, aslında Microsoft'un Java'yı dağıtan en büyük distribütör konumunda ve bu kanalın kapanması da Sun Microsystems'a bir darbe olacaktır. Aslında burada zaten bir ikilem mevcut, Sun hem Microsoft'un bir tekel olmasını istemiyor, hem de Java üzerinde kontrolünü asla kaybetmemek istiyor ve rakibi hangi yöne gitse onu bir ölçüde engellemeye çalışıyor. Ve onlara göre rakibin JVM'den vazgeçmesinin nedeni, Java'nın sunucu pazarında ve de kablosuz iletişim araçlarında gittikçe popüler olması. Öyle ki bu iki şirket tahmin edebileceğinizden çok daha fazla alanda rekabet halindeler. En son Microsoft, Java benzeri programlama dili "C#"'yi hazırladı.

İşte bugünlerde beyin fırtınaları yapılan konulardan önemli biri de bu gelişmenin Sun'ın aleyhine mi lehine mi olacağı. Çünkü IE6 diğer tarayıcı programların aksine 'plug-in' mimarisini desteklemiyor ve ayrıca kendi JVM'sini kullanıyor ki, bu da eski ve nispeten yavaş bir versiyon. Öte yandan JVM versiyon 1.3.1 yüklü herhangi bir sistem, ister bir Linux terminali ister eski versiyon bir Windows masaüstü (tabii JVM 1.3.1 yüklü) Java programlarını daha başarılı çalıştıracak. Bu da Sun'ın IE ve Microsoft ile uğraşmak zorunda kalmaması ve en iyi JVM'yi rahatça geliştirip yaymasına da olanak sağlayacak. Zaten Windows XP çıkmadan, bu versiyona uyumlu bir JVM hazırlayan Sun da böylece istediğini elde etmeye çalışacak.

İşte bugünlerde beyin fırtınaları yapılan konulardan önemli biri de bu gelişmenin Sun'ın aleyhine mi lehine mi olacağı. Çünkü IE6 diğer tarayıcı programların aksine 'plug-in' mimarisini desteklemiyor ve ayrıca kendi JVM'sini kullanıyor ki, bu da eski ve nispeten yavaş bir versiyon. Öte yandan JVM versiyon 1.3.1 yüklü herhangi bir sistem, ister bir Linux terminali ister eski versiyon bir Windows masaüstü (tabii JVM 1.3.1 yüklü) Java programlarını daha başarılı çalıştıracak. Bu da Sun'ın IE ve Microsoft ile uğraşmak zorunda kalmaması ve en iyi JVM'yi rahatça geliştirip yaymasına da olanak sağlayacak. Zaten Windows XP çıkmadan, bu versiyona uyumlu bir JVM hazırlayan Sun da böylece istediğini elde etmeye çalışacak.

Windows XP Cephesi
Ama Microsoft şimdi 25 Ekim'e kilitlenmiş durumda. MS Office XP'yi çıkardıktan Windows XP'yi piyasaya sunmayı hedefleyen Microsoft burada da hem değişik stratejiler uyguluyor hem de yeni rakiplerle karşılaşıyor. Fakat tüm bunlardan önce ilk engel hukuki çevrelerden geliyor. Özellikle çeşitli gruplar ve senatörler tarafından Microsoft'a baskı yapılması, söz konusu duruşmalardan en azından bir bölümü sonuçlanmadan yeni Windows'un piyasaya sürülmemesi yönünde karar alınması isteniyor. Özellikle New York Demokrat Parti senatörü Charles Schumer, yeni tespit edilen yasa ihlalleri olduğunu ve ilgili konularda da davalar açılacağını belirterek önemli açıklamalar yaptı. Örneğin America Online İnternet ulaşım hizmetleri ve 'anlık haberleşme' programlarında Microsoft'un bazı ihlallerle kendilerini zorda bıraktığını, Eastmen Kodak ise Microsoft'un dijital fotoğraf teknolojisinin haksız rekabet yarttığını öne sürerek yeni Windows XP'ye karşı açık tavır alıyorlar. Bu gelişmeler aslında Microsoft için çok da hassas bir anda meydana geliyor, ABD Adalet Bakanlığı ve on sekiz eyalet ana davada bir dahaki adımlarını bugünlerde tartıyorlar. Temsil ettiği eyalet Microsoft'un rakiplerinin genel merkezini barındırırken Charles Schumer de avukatından, Microsoft ile anlaşmaya varmadan önce çeşitli şartlar koşmasını istedi. Ama Microsoft bu gelişmeleri geçici görüyor ve rakiplerinin Windows XP için yanlış yorumlar yapıp kamuoyunu etki altında bıraktığını belirtiyor.

Tabii Windows XP'nin piyasaya sürülüş tarihini geciktirme kararının alınması için de fazla zaman yok. Birkaç hafta içinde karar verilmeli. Ve birçok uzman hükümetin geciktirme kararı alacağına inansa da bunun için öncelikle açık tezler ortaya konmalı ve XP'nin Ekim ayında satışa çıkmasının Microsoft'un rakiplerini gerçek anlamda zarar vereceği kanıtlanmalı. Tabii bir de olayın öbür yanı var, eğer bir erteleme yapılırsa bu diğer şirketleri 'tehlikeden' kurtarsa da bu sefer Microsoft'a ve daha da önemlisi, kendilerini bu tarihe hazırlamış PC üreticilerine zarar verecektir.

Bu nedenle Microsoft'un da çalışmalarını hızlandırdığı şeklinde spekülasyonlar yapılıyor. Şirket Windows XP kodunun son halini 15-20 Ağustos arasına yetiştirmiş gibi. Bu da PC üreticilerinin Eylül ortasında, resmi tarihten beş hafta önce, Windows XP yüklü bilgisayarlar satmalarına imkan yaratabilir. Bu durumda Microsoft'u durdurma şansı da kalmaz. Ayrıca kullanıcıların azımsanmayacak bir bölümünün de ne Windows Me, ne de Windows 2000 almamış ve son altı yılın en büyük Windows 'yenilenmesi' olan XP'yi bekliyor olması da bu noktada önem kazanıyor.

Temmuz ayında bir ABD yüksek mahkemesi İnternet Explorer'ın Windows işletim sisteminin monopol gücünü kullanarak yaygınlaştırmasını suç olarak yorumladı ama bu tarayıcı yazılımın işletim sistemine 'bağlanmasının' yasadışı olmadığını düşünerek bu konuda bir alt mahkemenin araştırma yapmasını istedi. İşte erteleme kararı isteyenler de, alt mahkemenin araştırma sonucunun beklenmesi gerektiğini, çünkü Microsoft'un işletim sistemine bir kez daha farklı programlar eklediğini belirtiyorlar. Bu arada Intel, Compaq, Best Buy gibi şirketlerin de yavaşlayan satışlarını Windows XP ile düzeltmek isteği ve planları da göz ardı edilmemeli. Bu şirketlerin de aktif politikacılar içinde yandaşları var ve olay politik ortama aktarılmadan sona erecek gibi. Çünkü bir erteleme kararı çok ender karşılaşılan bir uygulama ve bu durumda çoğu ünlü hukukçu ertelemenin neredeyse imkansız olduğunu söylüyor. Zaten yıl başından bu yana, Microsoft aleyhine birçok hukuki girişim yaşanmasına rağmen şirketin hisseleri yüzde altmış beş değer kazanmış durumda ki, bu da şirketin kendinden emin hareketlerinin hem nedeni hem sonucu.

Microsoft'un Karşı Atakları
7 Ağustos'ta Microsoft bir kez daha temyize giderek aleyhine alınan çeşitli kararların reddedilmesini istedi. Bir de bu hamle gelince, Windows XP'nin ertelenme şansı iyice azaldı. Bir kez daha bölge hakimi Thomas Penfield Jackson'ı hedef alan şirket yargıcın kendi kendine bu davadan çekilmesi gerektiğini öne sürdü. Jackson, şirketi "Sherman anti-tröst yasalarına uymamaktan suçlu bulmuş ve şirketin ikiye bölünmesi kararını vermişti. Daha da önemlisi, karar öncesi ve sonrası medyaya çok fazla konuşmuştu ve de bundan sonraki duruşmalarda görev almayacak. Microsoft'un bu hamlesinin asıl önemi hem ilk aşamada olası bir Windows XP ertelemesi olasılığını yok etmek hem de asıl davanın gittikçe uzamasını sağlamak, çünkü şimdi yeni bir hakim atanacak, çeşitli bürokratik yenilemeler yapılacak. İşte bu da Microsoft'un en son gerçekleştirdiği, başarılı sayılabilecek karşı atağı.

Biraz önce bahsettiğim Windows XP satış tarihi, Microsoft'un stratejilerinden biri. Şirket eğer hedeflediği tarihe yazılımı yetiştirebilecek konumda olursa, daha önceden anlaştığı PC satıcı şirketlerin Eylül ayında, yani Windows XP'yi raflarda tek başına görebileceğimizden bir ay önce, yeni bilgisayarlara Windows XP yüklemelerini istedi. Bunun gerçekleşmesi halinde Microsoft'un rahatlayacağı yönünde yorumlar yapılıyor.

Fakat çok ilginç bir gelişme de yeni Windows'un masaüstünde alıştığımız program simgelerinin olmayabileceği. Microsoft masaüstü kalabalık olmayan yeni bir Windows sürümünün daha huzur verici ve temiz bir görüntüsü olacağını iddia ediyor ve satıcı firmalara bilgisayarları bu şekilde hazırlamaları konusunda cesaret veriyor. Bunun bir nedeni de kuşkusuz kendi programlarını ilk andan beri kullanıcının gözüne sokan, üstüne üstlük ABD'de kullanıcıların Microsoft Network'e abone olmalarını sağlayan MSN bağlantısını da masaüstüne yerleştirmesinin ve tüm bunların mahkemede göz önünde bulundurmasının etkisi var. Ama hemen Microsoft düzeliyor sanmayın, yine o ilginç anlaşmaları sayesinde Microsoft eğer PC satıcı şirketler masaüstüne program simgeleri koyacaksa kendi üç simgesinin de yerleştirilmesini zorunlu kılıyor! Bunlar tabii ki Internet Explorer, MSN Internet Hizmetleri ve Windows Media Player.

Ama bir süre önce adı duyulan xSides (www.xsides.com) çok önemli bir yenilik içeriyıor. Daha önce Microsoft'a karşı dava kazanan hukukçu Bob Steinberg'in yönettiği xSides Windows masaüstünü tümden değiştiriyor, hem de çok etkin bir yolla. Diğer birçok program Windows üstünde çalışırken xSides doğrudan donanımla haberleşiyor, Windows'u aradan kaldırıyor. Bilgisayarın kontrolünü baştan ele alan yazılım çok güçlü bir konuma sahip olmasına karşın Windows'a dokunmuyor, sadece müthiş bir zeka ürünü olarak ekran çözünürlüğünü değiştiriyor ve Windows bunu fark etmiyor. Windows daha küçük bir alanda çalışırken geri kalan ekran da adeta yeni bir sistem kullanabiliyoruz. Canlı haberleşme, başka simgeler, e-posta, vs. uygulamaları ve reklamlar bu bölgede rahat rahat yer buluyor. Her ne kadar Microsoft xSides'ı şu ana kadar pek dikkate almamış olsa da, AOL'un xSides ile görüştüğü öne sürülüyor. AOL bunu reddetse de bu program çok büyük potansiyele sahip: Windows masaüstünü Windows'un rakiplerine satmak! Örneğin engellenemeyen masaüstü Microsoft simgelerine karşılık yeni alanda Netscape, AOL linkleri, vs. ve reklamlar.

Microsoft Bunları Takar Mı Hiç!
Bu çok ilginç programın başarısı kısa vadede görülecek ama bu arada Microsoft PC'de yakaladığı işletim sistemi üstünlüğü yeni aletlerde devam ettirmek için harıl harıl çalışıyor. Kod adı "Talisker" olan yeni Windows CE versiyonu ile avuç içi bilgisayar ve bazı fabrika otomasyon ürünlerinde pazar payını arttırmak isteyen şirketin PC'deki başarısını Talisker ile elde etmesi çok zor fakat ikinci ve son beta testini dağıtmaya başladı. Yine Siemens, Wyse gibi şirketler ile de anlaşarak yeni geliştirilen İnternet tabletleri benzeri ürünlerde de Talisker'ın kullanılmasını sağladı.

Tüm bunlara rağmen hala bilgisayar sektöründe başlıca iki spekülasyon/yorum mevcut. Bilişim guruları arasında Microsoft'un ne kadar yenilikçi olduğu bir tartışma konusu. Birçok uzman, Microsoft'un ya bazı ürünleri yeniden mühendislikten geçirdiğini ya da sadece alıp biraz geliştirerek piyasaya sürdüğünü öne sürüyor ve örnekler veriyorlar, İnternet Explorer, Word gibi programları örnek gösteriyorlar. Tabii bu da dava aşaması içinde Microsoft'a karşı ciddi bir iddia, her ne kadar konu tekelden ve hukuktan uzak olsa da... Ama yine de Microsoft'un çok değerli olduğunu öne süren James Gattuso Ford örneğini veriyor. Henry Ford'un otomobili icat etmediğini, tasarım ve üretimde yenilikler yaptığını, ayrıca ortalama bir kişiye her açıdan uygun hale getirdiğini ama yine de o dönemin sektör uzmanlarından benzer eleştiriler aldığını hatırlatıyor. Ve katma değerin büyüklüğünü vurguluyor.

Sun'ın Microsoft için yaptığı bir diğer yorum ise yazılım devinin üst ve alt seviye pazarlar arasında sıkıştığı ve ortadaki standart talep pazarında kaldığı. Basın sözcüsü Harrah, "Java'ya bir yanıt veremiyor, o yüzden PC'de devam ediyorlar, .Net'in çoğu parçasını biz eski yıllarda zaten duyurmuştuk" diyor. Hatırlayacağınız gibi, Sun ve Oracle uzun süre düşük işlem güçlü makinelerin ağdan çalışmasını savunmuşlardı ve bugün de yeni projeler üretmeye devam ediyorlar.

Tüm bunların en ilginci ise Windows XP ile, Microsoft'un web tabanlı servislerini, uygulamaları ve işletim sistemleriyle hiç olmadığı kadar bağlaması. Halbuki bu nedenlerle açılan dava sürerken, gittikçe birbiri içine geçmiş bir Microsoft İmparatorluğu oluşması son derece şaşırtıcı ve Microsoft'un belki de kendinden ne kadar emin olduğunun en basit göstergesi. Üstüne üstlük, aynı İnternet Explorer'ı zamanında Windows'a ekleyip Netscape'i bitirdiği gibi şimdi de ICQ ve AOL Instant Messenger benzeri haberleşme araçları,fotoğraf, çoklu ortam, vb. konularda yeni yazılımlarını XP'nin içine ekleyeceğini bilmek insanda şaşkınlık yaratıyor.

Ve tüm bunlar olurken can alıcı bir soru geliyor: "Eğer, Microsoft aleyhinde bir sonuç çıkar, şirket çok büyük bir yaptırımla karşılaşırsa bu karara ne kadar uyar? Hatta operasyonlarını, merkezini daha serbest kuralların olduğu başka bir ülkeye taşır mı?!"
 

 


- Bu yazının temel odağı Microsoft, başlıca rakipleri Sun, Oracle

- Ayrıca bilişim ile yakından ilgili iseniz xSides'a en azından bir göz atmanızı öneririm.

- Diğer dergi yazılarıma ulaşmak için tıklayın