www.cihansalim.net

 Dergi Yazıları
   
"'Beleş Web'in Sonu Neler Doğurabilir?"

9 Temmuz 2001

Geri ödeme zamanı geldi...
tıklayın, destekleyin:
Her şeyin ücretsiz olduğu dijital bir bilgi platformu düşüncesi en azından orta vadede hayalde kaldı. Fark ettiğiniz gibi, 2000 yılında yaşadığımız 'Yeni Ekonomi Krizi' sonrası, birçok şirket ve web sitesi sundukları içerik ve hizmetleri ya ücretlendirdi ya da tamamıyla sona erdirdi.

Bir süredir bilişim dünyasında geçen senenin krizi ve sektörün hala tam anlamıyla toparlanamamış olduğu söz konusu. Özel ve önemli meşguliyetlerim nedeniyle yazmaya ara verdiğim dönemde derginin okurlarından gelen e-postalar da genellikle bu konulardaydı. Bu yazıda kriz sonrası çeşitli gelişmeleri ele alacağız. Türkiye'nin bilişimde çok da ileri olmadığı ve son bilişim krizinden bazı gelişmiş ülkeler kadar büyük zarar görmediği açık. Diğer yandan ABD şirketlerinin bu sektörü sürüklemeleri ve tüm tecrübeleri önceden acısıyla tatlısıyla yaşamaları nedeniyle inceleme alanımız genellikle ABD Bilişim Sektörü olacak, oradan çeşitli yargılara varacağız. Bu yöntem, "Teknoloji şirketleri batmış, fakat biz sadece bu kadar duyduk, sonuçları ne olabirlir" şeklinde meraklanan okurlara uygun düşeceği gibi kendi sektörümüzün karşılaşabileceği muhtemel gelişmelere ışık tutabilmek açısından da yararlı olacaktır.

Dijital Demokrasi Ütopyasının Sonu Mu?
Bu yazının içinde yer alan tabloda da gördüğünüz gibi birçok firma ücretsiz servislerini kaldırıyor, örneğin ABD ve Avrupa'da İnternet üzerinden şehirlerarası telefon görüşmeleri bedava yapılırken şimdi bunlara sınırlamalar ve fiyatlar konuluyor. Ülkemizde her ne kadar bu gibi servisler fazla kullanılmasa da çıkarılacak ders açık: Artık tümüyle beleş bir Web sona eriyor.
Ünlü ve ünsüz birçok site şimdiden ücretli servislere geçtiler, bazı örnekler:

Yahoo: Açık arttırmalar bölümünde, ürün başı 20 cent ile 2.25 dolar arası ücret alınıyor. "Premium" finans servisi 10 $, kullanıcılarının e-posta ve diğer bilgilerini telefonla dinleyebildiği "Yahoo by Phone" 5 $ olarak ücretlendirildi. Net2Phone ortaklığı ile sunulan telefon konuşmaları da artık ücretli.

Salon.com: Ünlü webzine, yıllık 30 $ karşılığı reklamsız ve daha özel bir içerik sunan "Salon Premium"u başlattı.

Terra Lycos: İspanyol Web portalı "her şey bedava"dan "her şey ücretli"ye geçmek üzere.

Amazon.com: Yeni uygulanan "Amazon Honor System" ile ziyaretçilerin 3. parti hizmet sunuculara 'bağış' yapması sağlanıyor.

Real Networks: Web'in video ve ses konusunda lider şirketi özel içerik ve beysbol maçları sunup 10 $ ücret biçiyor.

mp3.com: Eskiden dinleme sayısına göre ücret ödediği genç müzisyenlerden şimdi bunun için önce 20 $ alıyor.

Britannica.com: Bundan böyle ücretli sisteme geçişi düşünüyor.

Microsoft: MSN Messanger ile sunduğu, Net2Phone ortaklığı artık sadece 5 dakikalık ücretsiz konuşmaya izin verecek. Ayrıca msn.uk sitesinde o da "premium" hizmetle çeşitli ekstra içeriğini ücretlendirdi. Ve ayrıca .Net stratejisi doğrultusunda yeni hizmetler sokup bunları ücretlendirmeyi düşünüyor, mesela online virüs kontrolü, telefondan e-posta takibi, müzik hizmetleri, vs.

Bunun sonucu olan aboneli servislerin çoğalması da bazıları için demokrasi prensipleri üzerine kurulmuş ilk toplu haberleşme ortamının sonu demek. Bu ütopya bildiğimiz gibi sosyal, ekonomik, coğrafi farklılıkların bilginin akışı açısından hiçbir önem fark etmediği bir ortamı ele alıyor. Diğer yandan da bazıları bunun aşırı bir iyimserlik olduğunu, sonsuza kadar bedava bir İnternet'in olasılık dışı olduğunu öne sürüyor.

Fakat hangi bakış açısı doğru olursa olsun, işin içine paranın girmesi daha önemli sonuçlara da yol açabilir. Eğer bu eğilim devam eder, fiyatlandırmalar daha çok karşımıza çıkmaya başlarsa, ilerde insanların ödeme imkanlarına göre bölünmüş birkaç parçalı bir İnternet ile karşılaşabiliriz.

Bazı uzmanlar ücretli servislerin artma eğiliminin normal ve İnternet'in genel gidişatını baltalamayacak yönde olduğunu belirtiyorlar, fakat burada asıl kritik olan en çok ihtiyacın olduğu önemli bir bilgiyi bulduğun zaman karşına "Kredi kartı numaranızı girin" diye bir uyarı çıkması. Bugün bile çok başarılı İnternet dergileri bazı makalelerini ücretsiz bölümlerinden kaldırıp sadece aboneler sunmaya başladılar. Bu serbest pazar ekonomisinin bir kuralı ve bu teknoloji pazarına bir tehlike arz etmiyor fakat İnternet'in vaadi olan fikirlerin özgürlüğünü de bir ölçüde kısıtlamaya yöneliyor.

Korku şu: Dev, birçok şirketi satın almış veya birleşmeler yapmış kurumların, İnternet'te neredeyse tüm gücü eline geçirmeleri. Bu şirketler her konuya sahip çıkabilecek bir yapıya sahip olabilir, güvenlikten hıza, mahremiyetten ölçeklendirmeye ve en önemlisi birçok bilginin ve hizmetin telif haklarına. Birçok şirket bu pozisyonu hedeflese de bugün reddedemeyeceğimiz iki dev var: AOL-Time Warner ve Microsoft. Bu güçlü pozisyonlarına biri medya sektöründen biri de yazılım sektöründen gelmiş de olsa da şu anda bile dev bir ürün çeşitliliğine sahipler. İlki AOL ile dünyanın en büyük İSS'si olma gücünde ve buna ek olarak Time Warner kanadı da dev bir içeriğe sahip. Microsoft ise yazılım sektöründeki neredeyse tekel olma özelliğini başarıyla kendi lehine kullanıp müşterilerini kendi ürünlerine çekiyor.

Bu saptamayı yapan birçok uzmandan biri olan eski Apple Computer ve NASA çalışanı ünlü gelecek tahmincisi Ken Lim, gelecekte bu iki devin İnternet'e ulaşım, içerik, kullanım konularında, ve tüm web'de %70-80 arası bir pazar payına sahip olacağını iddia ediyor!

Yanlış Tahminlerin Sonucu
Yeni ekonomi şirketlerinin yaşadığı kriz kuşkusuz çok geniş bir konu, nedenleri ve sonuçları çok çeşitli. Bunlardan biri de her şeyi ziyaretçi sayısına endeksleyen sistem. Birçok .com şirketi kendilerine çektikleri trafiğin reklam gelirlerine dönüşeceği ve bunun böyle devam edeceğinden çok emindi. Bu doğrultuda, sadece biraz daha fazla trafik için, diğer siteler önemli meblağlar ödenerek satın alındı. Sonuçta devamlı iş yapan siteleri alma rekabeti, ziyaretçi sayısına gereğinden fazla bir önem yükledi. Öyle ki bu sayıyı arttırmak NASDAQ'da şirket hisselerinin değerini arttırmanın başlıca yollarından biri oldu.

İlginç olan, tüm sektörün bu sayaç biçimine inanması idi. Halbuki bir şeyi bedava vermek her zaman başarıya götürmez, ve kriz sonrası şirketler bunu anladı. Kâr her zaman yeterli olamazdı, ve yüksek kalite ve fiyattaki ürün satıcıları da reklam vermek için bir türlü web'e ısınamamıştı. Nedeni açıktı, onların hedefi her şeyi bedava kullanan kullanıcılar değil, kaliteli ürün ve hizmet (ki bunun web'de karşılığı içerik) için para ödemeye hazır olan kullanıcılardı. Ve çeşitli üyelik gerektiren siteler de bu şirketlerin ilgisini daha çok çekiyordu.

Öte yandan kullanıcıların ehemmiyet verdiği bir komple teorisi de şirketlerin bedava hizmet vermelerinin amacı orta vadede bunlara bağımlı bir tüketici grubu oluşturmak ve sonunda ücretlendirmeye geçmek. Örneğin Turk.net web sitesinden ücretsiz aldığımız bir e-posta adresi ile birçok önemli bağlantı yapan, yıllardır bu posta adresini kullanan biri bu servis ücretli hale gelse hemen yeni bir e-posta adresi alamaz. Ama bu teori doğru da olsa çoğu şirketin ücretsiz servis vermelerinin nedeni öbür türlü nasıl kar edeceklerini bilememeleriydi. Ama bugün birçoğu ücretli hizmetlere geçerken bunu başka çaresi kalmadığı için yapıyor. Çünkü İnternet henüz ekonominin temel kurallarını ve işleyişini değiştirecek kadar ilerlemedi ve güçlenmedi. Daha ilerde karşılaşabileceğimiz gelişmeleri yanlış tahmin edip kısa vadeye uygulayan şirketler ise yanlış tahminlerinin sonucunu bugün ödüyorlar.

Bu sonuçlar açıkça gösteriyor ki, gelecekte de hem ücretsiz hem de ücretli servisler beraber yaşayacak. Aynı izleyicilerin televizyonda bazı kanalları ücretsiz seyredebilirken bazılarını seyretmek için dekoder ya da Kablo TV ücreti ödemeleri gerektiği gibi. Ve yine bazıları da zamanını parasından önemli görerek, eskiden CINE5'de olduğu gibi, reklamlardan arınmış hizmetler için ödeme yapmayı kabul edecek.

Yeni Arayışlar
Medyanın geçmişine baktığımızda başlıca iki gelir kaynağı görürüz: Reklam desteği, tüketici desteği. Bu ikisi doğru bir şekilde beraber kullanıldığında kar edilir, İnternet'te gördüğümüz gibi sadece reklam gelirleriyle ayakta durmak (her ne kadar İnternet'in reklam pastasından aldığı pay hala artıyor olsa da) ise her zaman garanti değildir. Türkiye'de Cumhuriyet gazetesinin web sitesi abonelik sistemine geçirmesi belki de bir ilk fakat şu anda herhangi bir istatistik sonuç yok. Ama New York Times'ın aynı denemesinin sonuçları biliniyor. Yaklaşık olarak site ziyaretçilerinin yüzde 10'u abone olarak siteyi takibe devam etmiş.

Aynı yoldan giden diğer siteler de içeriklerinin bir bölümünü ücretsiz olarak sunup kullanıcıları kendilerine çekmeye çalışıyor. Bu çok bilinen işletme taktiği İnternet'te ilk başarısını yetişkinlere yönelik yayınlarda gösterdi. İçerikten bir parça gösterip müşteri kazanan bu siteler gelecekte çok daha büyük kazançlar elde edebilir. Çünkü İnternet bağlantı hızları ve teknolojisi her gün daha da iyiye gidiyor, bu da film ve ses akışını mümkün kılacak.

Bu gelişmeler sadece yetişkinlere yönelik yayınlar için değil tüm web hizmetleri için son derece önemli. Sadece yüksek kalitede multimedya özellikleri sunmak değil, aynı zamanda daha özel, hızlı yazılımlar, bağlantı hizmetleri ve diğer gerekli teknolojilerin sağlanması da .com şirketlerin ağzını sulandırabilecek gelişmeler.

Bugüne kadar ve bundan sonra da şirketler içerik işine hiç girmeden son derece karlı şirketler kurabiliyordu. Örneğin canlı mesajlaşma programları, geliştirilmiş özellikli e-postalar, İnternet telefonları. Hatta bazıları özellik ekleme yerine bazı özellikleri eksilterek bile gelir elde ediyordu. Örneğin bedava Web erişimi verirken kullanıcıyı birçok reklam görmeye zorunlu bırakan çeşitli ABD ve Avrupa .com'ları reklamsız İnternet için ücret alıyordu.

Sonuçta doğru olan şu ki bugün tüm İnternet şirketleri para kazanmak için reklam dışında yollar bulmaya çalışıyor. Çünkü temel ekonomi kanunlarından biri olan "marjinal kazanç" işaret eder ki, şirketler kendilerine maliyeti fazla olmayan şeyleri ücretsiz dağıtır! Ve bugün para kazanmak için, şimdiye kadar gördüğümüz pek de hayati olmayan hizmetlerden farklı olarak, her şirketin kaliteli, fonksiyonel ve ilgi çekici ürünler sunması gerekiyor.

AOL ve Microsoft'un düşündürdükleri
Diğer yandan, dev iki şirket hiç de zor durumda değil. AOL uzun süreden beri bilgisayar dünyasında dalga geçilen, eski ve geri kalmış bir işletme tutumu olduğu düşünülen bir firma. "AOL bir eski ekonomi şirketidir" şeklindeki benzetmeler de şirketin bazı ilkelerinden asla vazgeçmemesi ve bazı trendlerden hiç etkilenmeden hareket etmesini betimliyordu. Öyle ki, eğer web'de bedava hizmetlerden kaçınan bir firma varsa o da AOL'dir. Ama şimdi tüm bu eleştiriler tersine döndü, özellikle yeni ekonomi balonunun gerçek boyutuna inmesi sırasında AOL'in sağlam tutumu şirketin yeni ekonomi ile klasik ekonomiyi ne kadar iyi birleştirdiğinin bir kanıtı. Birçok portal ücretsiz içeriğiyle büyük paralar kazanırken asla abonelik ücretlerinden vazgeçmeyen şirket kendisine devamlı bir kaynağı garantiledi. Tüketici destekli gelir borsa çöküşleri, reklam harcamalarının kısılması gibi olasılıklarda bile devamlı bir kaynak demek.

Burada çok önemli bir karşılaştırma yapmamız söz konusu. Amazon, Dell Computers, Cisco Systems gibi başarılı e-ticaret şirketlerinden ziyade Yahoo! tam bir .com örneği, yeni nesil şirketlerin benzemeye çalıştığı bir girişim. Ve tabii ki tüm diğerleri bir yana, geçen yıl Yahoo!'nun kaybettiği değer de onu AOL ile karşılaştırmamızın bir diğer nedeni.

Ücretsiz servislerin bir numarası sayılabilecek dev içerikli Yahoo!'nun sadece reklam alarak ne kadar sağlam olabildiği aslında web'in böyle devam edemeyeceğini savunanlar için çok uygun bir kanıt. Şirket şimdi birçok servisini ücretlendirdiği gibi bir bölümünü de tamamen kaldırdı. 2. Başkan Sohn da şu açıklamayı yaptı: "Yeni Ekonomi'deki sallanma bizim için yararlı oldu, hangi hizmetlerimizin devam etmesi ve reklamla tanıtılması gerektiği gördük(...)" Ama Yahoo! için durum AOL gibi değil. Yeni ücretlendirmeler sitenin ziyaretçi sayısını önemli ölçüde azaltabilir ve AOL'un baştan beri uyguladığı bu politika Yahoo! için tehlikeli olabilir.

Microsoft içinse durum tam biçilmiş kaftan. Bu dönemde sunulan içerik ve hizmetler kadar bunlara ulaşma ve bunların ödemesini yapma imkanlarını sağlayacak aracılık işlemleri de önemli. Bu yazının içinde geçen çeşitli gelişmelerin her biri tek başına bir yazı konusu olabilecek kadar geniş ve önemli, fakat konu gereği burada kısaca söz etmemiz gerekiyor. Örneğin Microsoft'un yeni .Net projesi çok geniş anlamlar içeriyor ve sadece teknolojik değil yakın geleceğin ekonomik düzeni ve iş dünyasının da nabzını tutacak potansiyele sahip bir strateji. Gelecekte hizmetlerin değerinin ürünlerin değerine göre artacağını başarıyla öngören Microsoft, kendi yazılımlarını artık bir ürün değil hizmet olarak sunmak istiyor. Bu doğrultuda .Net, şirketin şu anda PC temelli ürünlerini yani yazılımlarını network temelli abonelik hizmetlerine çevirme hedefinde. Ve bu da Web'in ücretlendirilmesi konusunda önemli etkileri olacak bir proje.

Tabii bunların yanında Microsoft ücretsiz hizmetlerini de azaltmıyor. Örneğin Windows Media Player'ın 8. versiyonu Windows XP içine de ekleniyor ve tabii şirket kullanıcının kendi ürünlerinden uzaklaşmamasını sağlamaya çalışıyor. Çok önemli fakat fazla bilinmeyen bir çalışması da HailStorm şirketi ile. Microsoft'un kurduğu Passport sistemine eklenecek özellikler ile yeni haberleşme olanakları kurarak ortaklığa başlamak istiyor. Fakat Microsoft'un bu çalışmasının başarılı olup olmayacağı belli değil, zaten şirketin asıl hedefi de bu değil. Bu çalışma bir sonraki adımın habercisi, Microsoft "Passport"a yeni eklentiler yaparak ve HailStorm'dan güç alarak ilerde Web'in standart ödeme sistemini oluşturmaya çalışıyor. Sisteme katılacak şirketler ve sitelerde ödeme yapmak kolaylaşacak, bir standarda oturarak hızlanacak ve insanlar web'de gezerken Microsoft'u kullandıkları gibi bir ürün alırken, Office için bir eklenti download ederken de Microsoft'u kullanacaklar. Bunun ne kadarının gerçeğe dönüşeceğini bilemeyiz ama söz konusu Microsoft olunca pek de imkansız gözükmüyor. Şirketin önceki yıllarda çeşitli hizmet sağlayıcılara kendi ürünlerini kullanması için nasıl avantajlar sağlandığı biliniyor.

Microsoft'un elinde önemli büyüklükte bir içerik var, ama hedeflediği bu gelişmeler gerçekleşirse hizmetin sahibi olma kavramı da değişebilir. Tüketicilerin sadece hizmet kiraladığı, kitapları bile belli bir süreliğine download edecekleri bir e-ortam oluşursa şirketler de hizmetlerini sınırlı kullanım süresi için satmaya başlayacak. Bu da ciddi sorunlara yol açabilir. Bugün bir şirket görevlisi, yanında staj yapan genç öğrencilere şirketin önemli bir hizmetinden birkaç adet verebilir, ya da telif değeri olan bir eserin kopyasını incelemeleri, kendilerini geliştirmeleri için gençlere birkaç kopyasını dağıtabilir. Bu gibi 'adil' kullanım çeşitlerinin aksine web'de hiçbir şey bu kadar kolay değil. Çünkü bu medya gelmiş geçmiş en büyük haberleşme ortamı ve kontrolü son derece zor. Telif hakkı alınmış veya alınmamış, birçok temel bilgi dün web'de ulaşılabilir konumdaysa yarında büyük olasılıkla öyle olacak. Ve bu da Yahoo! gibi portallar bunu pazarlamak istediğinde kullanıcı bilgiyi başka yerden bulmaya çalışacak.

İnternet'in geniş bir bölümünün ücretli olması bu medyanın felsefesine tabii ki aykırı. İlk günden beri İnternet fikir ve bilginin el değiştirmesi için rahat bir ortam olarak kabullenildi, mesaj tahtaları, e-posta grupları, akademik gruplar, bağımsız oluşumlar hep bu fikir çerçevesinde aynı bilgiyi yeniden oluşturdu, değiştirdi ve defalarca tekrar yayınladı. Zaten iki ayrı problem var. Biri, ücretli alanda kimin ürettiğini kim yayınlayacak, ücret kullanıcının mı üstüne yoksa yayıncıların mı üstüne daha büyük baskı yapacak şeklinde iken diğeri de hangi bilgilerin ne derecede fiyatlandırılacağı. Herkes web'in önemli bir bölümünün ücretsiz kalacağından emin, ama sorun kimin nasıl yararlanabileceği.

İnternet'te Ayrımcılık Olası Mı?
Yıllar önce "Elektronik Sınırlar Vakfı" kurulmuş, birçok sivil toplum organizasyonu sonunda ihtiyacını duydukları medyaya kavuştuklarına karar vermişti. Vakıf, "Siberuzay Bağımsızlık Deklarasyonu" adı altında bir duyuru yayınlamış, "Bugün kimsenin ırk, ekonomik, sosyal, vb. farklılıklar gözetmeden girebileceği bir dünya oluşturmak üzereyiz" demişti. Ama beş yıl sonra durum o kadar da olumlu değil, her ne kadar web hala engin bir içeriği ücretsiz sunuyor olsa da, dijital bir cennet olmaktan da gittikçe uzaklaşıyor.

İnternet'in kurucuları, kıdemli kullanıcıları devamlı bu medyanın dev bir pazarlama alanına dönüşmesinden ve ticari, idari alanlarda tam anlamıyla bir özgürlük sunmaktan uzaklaşmasından korkuyorlardı. Böyle bir durumun da dev, kar amaçlı şirketlerin İnternet'ten maksimum yarar elde etmeye çalışmasıyla oluşacağını öne sürüyorlardı. Bugün bunlar maalesef doğru çıkıyor ama karşı tez de hazır. Bu gelişmenin çok doğru olduğunu öne sürenler, gerçek hayatta da her şeyin bedava olmadığının altını çiziyor. Fakat şu da unutulmamalı ki, eğer bir vatandaş bir bilgiye ulaşmak için para harcamak istemiyorsa, devlet onun için kütüphane gibi aracılar oluşturarak alternatif sunmalı. İşte İnternet de bu gibi bir ortam.

Dijital uçurumla ilgili makaleler birkaç ay önce hem bu dergide hem de birçok medya kuruluşunda yer aldı, dünyanın teknoloji açısından üçe ayrıldığı, bazı ülkelerin gittikçe geride kalıp uçurumun kenarına geldiği vurgulandı. Bu sefer de tüketiciler arasında bir farklılaşmaya doğru gidiyoruz. Ödemeyenler daha az bilgiye ulaşabilecek, hatta kar amacı gütmeyen organizasyonlar ve diğerleri de kendi hazırladıkları bilgiyi en çok ihtiyacı olanlara iletmekte zorlanacak.

İki Cephe
Son aylarda birçok İnternet servisinin fiyatlandırmaya gitmesi bazı uzmanlara göre eski medya değerlerinin yeni medya üzerinde galip gelmeleri. Bir anlamda 'özelleştirme' ilerliyor, dev medya grupları İnternet'in açıklığını ve ulaşılabilirliğini baltalıyor.

Eğer fiyatlandırma eğilimi bu hızıyla devam ederse gelecekte gerçekten de iki cephe ile karşı karşıya kalabiliriz. Bir tarafta küçüklü büyüklü .com şirketleri ücret karşılığı kaliteli hizmet sunmaya çalışırken öte yanda idealist gruplar ve belki de sadece reklamlarla ayakta kalacağına inananlar da para ödemeye yanaşmayan kullanıcıları memnun etmeye çalışacak. Bu noktada birçok farklılaşma kaçınılmaz. Ücretsiz hizmetler ne kadar başarılı olsalar da genelde dişinden tırnağından arttırarak her şeyi göze almaları gerekiyor. Bu da ücretsiz girişimlerin çoğu zaman çeşitli ekstra özellikleri kısmasına ya da tümüyle kaldırmasına neden oluyor. Burada ücretli servisler daha karlı olduklarından ve zaten ücret aldıkları müşteriye belli bir kaliteyi vaat ettiklerinden daha yaratıcı yenilikçi hizmetler sunmak zorundalar. Aslında bu da genel anlamda İnternet açısından olumlu.

Tabii bu izdüşümler ücretli servis sunan şirketlerin başarılı ve oldukça karşı olduğu kabul edilerek elde ediliyor. Örneğin ücretsiz bir site, nispeten daha kullanışsız ve az gelişmiş olabileceği için gerçekten karlı bir abonelik sistemi olan site içeriği sayesinde daha çok kullanıcı çekebilecek. Ayrıca bedava siteler başarılı olmak için fazladan çalışmak belki de bazı durumlarda paralı servislerle beraber projeler yürütmek zorunda. Çünkü bugün GoTo.com arama motoru arama sonuçlarını düzenlerken ücret aldığı siteleri daha yüksek sıralara yerleştiriyor. Bu da tam anlamıyla iki ayrı cephenin temelini atıyor.

Çünkü İnternet'te en büyük sorun hala kendini duyurmakta, eğer bir arama motorunda sıralanamayacaklarsa, bedava siteler kendi dünyalarını oluşturmak zorunda. Kendi portalları, arama motorları, 'web hosting' hizmetleri ve hatta kendi İnternet Servis Sağlayıcıları. Böylece gerçek anlamda ücretli servislere karşı dezavantajlarını yok etmiş olabilirler.

Öte yandan fiyatlandırma eğilimli bir web, ücretsiz siteler için avantaj da olabilir. E-ticaret ve yüksek kaliteli içerik İnternet'e daha çok kullanıcı çekti. Ve şimdi de ücret alan siteler sayesinde bu nüfusun bir bölümü bedava sitelere yönelebilir. Örneğin bir sağlık problemi için bilgi almak isteyen bir kullanıcı bunun için para alan bir .com yerine ücretsiz bir .org sitesine yönelebilir. Yine ücretsiz bir site, sponsoru yeni çıkmış bir ilaç olan bir siteye göre daha nesnel bir içerik sunabilir.

Tüm Bunlar Ne Kadar Ciddi?
Son zamanlarda ücretli servislerin hızla artması TheEndOfFree.com gibi bir sitenin bile açılmasına sebep oldu. Site son zamanlarda hizmetlerini ücretlendirmeye geçen şirketlerin kaydını tutuyor. Fakat ilk bakışta bu site bir "ücretli site karşıtı" gibi gözükse de aslında kendisi de İnternet hizmetleri veren bir şirketin parçası. Bu kayıtları tutarken hem fiyatlandırma yapmayı düşünen firmalara danışmanlık yapmayı planlıyor hem de kendi hizmetlerinin bir bölümüne fiyat biçerken bu bilgilerden yararlanmayı düşünüyor. Böylece sunduğu İnternet hizmetlerinin bir bölümünü geliştirip fazladan özellikleri sunarken o da "premium" hizmet adıyla ücret talep edecek.

İşte bu geliştirilmiş hizmetler İnternet'i gittikçe farklılaştırma yolunda, belki de bir süre sonra en gereksiz hobiler için bile açılan sitelere pek rastlamayacağız. Dönüm noktası ise telif hakları, eğer bu konu dev şirketler ücret alabileceği bir biçimde sonlanırsa gerçekten sözünü ettiğimiz tüm şeyler gerçek olabilir. Futbol maçlarının, en son sinema filmlerinin şifreli yayını gibi kaliteli içerik de, en azından bir süreliğine, sadece bunun için ödeme yapmayı göze alabilenler tarafından ulaşılabilir.

Bir diğer kritik nokta da "kar amacı gütmeyen organizasyonlar" ve "sivil toplum örgütleri"nin bedava içerik sunan ama reklamdan gelir uman sitelerden farkı. Eğer gerçekten iki parçalı bir İnternet oluşursa bu sefer de bu gruplar birbirine rakip olabilir ve ücretsiz içerik sunan siteler de, uzun vadede, geçen yıl yaşadıkları sorunları yaşayabilir. Sonuçta da bazıları tasfiye olup "Dijital Darwincilik" kuramını -ki bunu da bir başka yazıda beraber inceleyeceğiz- göz önüne serebilir!

Tüm bunlar, her ne kadar Türkiye'de hala İnternet'e trajikomik bir yaklaşım sergiliyor olsak da, son derece önemli ve yol gösterici öneme sahip. İnternet'e doğru yaklaşmamak, bu yeni ekonomik ve sosyal ortamı yanlış tanımlamak tüm bilişim pazarını zora sokar.

Son olarak uzun süren ayrılığımız boyunca e-posta atan, çeşitli konuları tartışan ve hal hatır süren okurlara böyle devam etmelerini, yazı konuları üzerinde fikirlerimi beklediğimi hatırlatıyorum. Ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nin bu sene ilk defa düzenlediği "Bilişim-Tekno Günleri" girişimin kutluyorum, her çalışma toplumumuzu bilgilendirme ve yanlış yasalar çıkmasını engellemek açısından önemli. Organizasyon komitesine de beni ve diğer konuşmacıları içtenlikle ağırladıkları için teşekkür ediyorum.
 

 


- Bu uzun yazıda adı geçen neredeyse tüm şirketlerin resmi web sitelerine www ve com ekleyerek ulaşabilirsiniz. Size kolaylık olsun, iki büyük şirket için linklere tıklayabilirsiniz. - Microsoft Corporation
- AOL-Time Warner

- Yazı yazmadığım uzun ara boyunca fikirleriniz için teşekkür ederim, yazı konularını beraber belirlemeye devam edelim!