www.cihansalim.net

 Dergi Yazıları
   
"Napster: Sona Yaklaştık Mı?"

26 Şubat 2001

Önce mp3 ile tanıştık, yüksek
tıklayın, destekleyin:
kaliteye rağmen oldukça küçük bir dosya boyutu istiyordu. 'Midi' dosyaları kullanıcılara çok büyük geldiği için bu yeni dosya formatı ilk aşamada bu yüzden sevmiştik. Ama olay orada kalmadı, 5 MB tutan bir şarkı İnternet üzerinde rahatça el değiştirebiliyordu. Müzik eserleri İnternet üzerinden değiştirilmeye başlandı ama asıl fırtına Napster'ın ortaya çıkmasıyla baş gösterdi. Eskiden chat yapan ya da sadece site gezen insanlar artık her akşam bir parça indirmeden 'offline' olmuyordu. Tabii bu bazılarına yararken bazılarına da zarar veren bir girişimdi. Napster karşıtı davalar da hemen açıldı. Bilişim Dünyası da çok uzun bir süredir bu olayla ilgilenmek zorunda kaldı. Çünkü aynı Microsoft'un davası gibi bu dava da bir türlü sonlanmadı. En son geçen hafta Napster aleyhine önemli bir sonuç çıktı.

Napster Nedir?
Plak endüstrisi, İnternet'ten ücretsiz indirilebilen MP3 dosyaları nedeniyle büyük zararlar görmeye başlamışlardı. Napster ise bu MP3 "değiş tokuşunu" kolaylaştıran birçok yazılımdan sadece birisi. Programın çalışma biçimi ise birçok teknoloji devi şirkete gelecekteki ürünlerinde ilham verecek gibi. "Peer-to-peer" olarak adlandırılan "birebir ağ" kavramıyla, programın kullanıcıları o an ağa bağlı olan diğer kişilerin bilgisayarlarıyla doğrudan bağlantı kurup bir aracı olmadan istedikleri biçimde bilgi alışverişi yapabiliyorlar. Ya da daha açıkçası, dosya transferi! Tabii böyle bir mekanizmayı kontrol etmek oldukça zor ve gerçekleştirilmesi halinde oldukça masraflı. Bu sayede kullanıcılar başka insanlardaki parçaları rahatça kendi bilgisayarlarına indirirken kendi bilgisayarlarındaki parçaları da başkalarına açıyorlar. Bu da servisin -telif hakları yasaları dışında- neden olduğu belki de tek tehlike, çünkü sistem kaynaklarını tanınmayan kişilere açmak "hack" saldırılarına davetiye çıkarıyor. Fakat bugüne kadar bu tip tehlikeli bir saldırı kamuoyunda duyulmadı.

Yani Napster, ICQ gibi 'online' olan kullanıcılarının birbirini fark etmesini sağlıyor. Herhangi biri istediği bir müzik parçasını o diğer kişilerin bilgisayarında Napster vasıtasıyla arıyor, sonuçların arasından istediği bir kişiyi seçebiliyor. Ardından program iki bilgisayar arasındaki peer-to-peer bağlantıyı yapılandırıyor. Ve dosya paylaşımına olanak kılıyor.

Bu başarılı girişim sonucu servis kısa bir sürede 20 milyon kullanıcıya ulaştı. Ve hizmetlerini geliştirme aşamasında destek ararken 'Hummer Winbald Girişim Ortakları' tam 15 milyon dolarlık bir finansman sağladı. Bu grup birçok İnternet şirketine başlangıç evresinde destek veriyor ve geleceği olan şirketlere büyük destek veriyor.

Bu arada geçen Kasım ayında, mp3 formatının mucitleri Bernhard Grill ve Harald Popp bir açıklama yaparak "Napster cemaatini anlıyoruz" dediler. Bilgisayarı ve mp3 çalıcısı olan gençlerin "müzik" ile "hiçbir şey" arasında seçim yapmak zorunda bırakıldıklarına dair ilginç bir yorumda bulunan araştırmacılar şimdi de telif haklarının ihlaliyle ilgili problemler üzerine çalışıyorlar. Fakat problemlerin plak şirketleri tarafından çıkarıldığına ve İnternet üzerinde dolaşan mp3 parçalarının %99'unun telif haklarının korunabileceğini ama şirketlerin bununla ilgilenmediğini iddia ettiler. Mucitlerin bu açıklamaları ise kuşkusuz Napster avukatlarının oldukça hoşuna giden bir gelişme oldu.

Ve Hukuki Girişimler
Napster'a karşı müzik dağıtımı yapan ve plak üretiminde olan şirketlerin ortak bir harekette bulunması gerekti. Önce basın açıklamaları, ardından alternatif çözüm arayışları derken sonunda davalar açılmaya başlandı. Bizzat müzik üretenlerin içinden Metallica Grubu da geçen yıl Nisan ayında Napster'a karşı girişimde bulunan ilk grup oldu. Grup, sadece söz konusu servise değil aynı zamanda bu servisin kullanımına izin veren Southern California, Yale ve Indiana üniversitelerine karşı telif haklarının ihlali nedeniyle dava açtı. E/M Ventures ve Creeping Death Music şirketleri de aynı davada davacılar arasında bulunuyordu.

Metallica'nın davulcusu Lars Ulrich "Sanatımızın ticari bir eşyaymış gibi satıldığını bilmek beni hasta ediyor. İş açısından bakıldığında bunun korsanlıkla ilgili bir şeyi - size ait olmayan bir şeyi - almak olarak görüyorum. Hem ahlaki açıdan hem de kanuni açıdan tamamen yanlış bir şey" şeklinde bir basın açıklaması yaparak diğer müzisyenlere de örnek olmak istediklerini belirtti. Bu çağrıya ilk uyanlardan biri de Rap şarkıcısı "Dr. Dre" oldu. Bu kadar önemli bir konuya karşı ilk tepkide bulunanların bu müzisyenler olması da işin bir başka ilginç yönüydü.

Davacılar, Napster'ı sadece telif haklarının ihlaliyle değil, ayrıca dijital ses sistemlerinin kanun dışı kullanımını teşvik etmekle de suçluyor. Müzik parçalarını kopyalamak için adı geçen servisi kullanan öğrencilerin, genel yağmacı karakterini ve yağmacıların karakter sağlamlığını yansıttıkları ileri sürdüler. Zaten daha önce "Öğrencilerimizin istediği bilgiye ulaşmasını engelleyemeyiz" diyen California Üniversitesi de bu söylemler sonucu okulda Napster kullanımını yasakladı.

Bir diğer karşı girişimde Oakland'lı bir rock grubu tarafından yapıldı. Grup, stopnapster.com (napster'ı durdurun) adıyla bir web sitesi açtı. Sitede, kullanıcılar Napster'a içine korsanlık karşıtı konuşmalar kaydedilmiş şarkılar yüklemeye ve diğer kullanıcılara bu dosyaları göndermeyi öğütlüyor.

Tüm bunlara rağmen dava uzadıkça uzadı ve Temmuz ayında bir alt mahkeme, asıl dava sonuçlanana kadar Napster'ı kapatma kararı çıkardı. Mahkeme Amerikan Plak Endüstrisi Birliği (RIAA) 'nın, sitede paylaşılan şarkıların %90'ı patentli şarkılardan oluştuğu iddiasını kabul etti. Ve telif haklarının ödenmemesi nedeniyle Napster'ın müzik endüstrisine zarar verdiğine kanaat getirerek sitenin yayınının durdurulmasına karar verdi. Bunda "Korsanlığa Karşı Sanatçılar" (AAP)'nin çabaları etkili oldu. Metallica ve diğer öncülere karşı oldukça önemli isimlerin de içinde bulunduğu yetmişin üstünde sanatçı "Bir şarkının sizin için değeri büyükse bizim için daha da büyüktür" temelinde bir çalışma yapmışlardı.

Fakat bu basit karar bile çok boyutlu sonuçlara neden olabilirdi. Çünkü Napster, dava sürecinde hatalı davranmadıklarını, bu kararın şirkete büyük zarar verebileceğini iddia ettiler. Ve eğer asıl dava sonucu kendi lehlerinde olursa, bir tazminat davası açarak kapatıldıkları her gün için tazminat isteyeceklerini duyurdular. Ve ardından da temyize giderek yürütmeyi durdurma talebinde bulundular.

Ve servis kapatılmadı, çünkü temyiz mahkemesi Napster'ın kapatma kararına karşı bir savunma hazırlaması için yaklaşık 20 günlük bir süre verdi. Bu iki karar arasında bile oldukça fazla gelişme oldu. Beklenmedik derecede büyük bir destek toplayan servis artan bir taleple karşılaştı. Ayrıca Amerikan Plak Endüstrisi Birliği üyesi tüm şirketlere karşı boykot çağrısı yapıldı ve birliğin resmi sitesi çökertildi.

Karşılıklı Sataşmalar
Ağustos ayından sonra daha da yavaşlayan hukuk süreci içinde Napster ve karşısındakiler açıkça tartışmaya girdiler. İlk etapta arka arkaya toplantılar yaparak kendi aralarında bir sonuca varmaya çalışan taraflar, bir süre sonra bundan da vazgeçerek diğer tarafı uzlaşmazlıkla suçlamaya başladı. Napster genel müdürü Hank Barry, tüm önerilerinin geri çevrildiğini, üstelik karşı taraftan hiçbir yapıcı teklif gelmediğini belirtti. Görüşmelerde Napster tüm kullanıcılarından aylık 5 dolar alıp yıllık 500 milyon dolarlık bir miktarın plak üreticilerine ödeneceği şeklinde bir teklif de yapmıştı.

Buna karşılık BMG temsilcisi Kevin Conroy duyduklarına şaşırdığını, kendilerinin birçok teklif yaptığını, asıl uyumsuz olanın Napster olduğunu öne sürdü ve telif hakları kanunlarına uygun birçok önerilerinin karşı taraf tarafından dikkate bile alınmadığını söyledi.

Napster'ın uzlaşma için yılın son çeyreğinde ciddi bir biçimde ücretli servis sunmayı düşünmesi tabii kullanıcıları rahatsız etti. Servisin kendi sohbet odalarında, asla ödeme yapmayacaklarını, mp3 bulmanın tek yolunun Napster olmadığını savunan birçok kullanıcı şirketin kendi başlattığı bir hizmete ihanet ettiği iddiasında. Bu durum da kuşkusuz olumlu sonucu geciktirecek bir gelişme.

Karşılıklı görüşmeler bu noktaya gelince iki taraf, son karara kadar birbirlerini kıyasıya eleştirmeye, farklı yollara başvurmayı seçti. Napster, Amerika Plak Endüstrisi Birliği'ni (RIAA) 40 milyar dolarlık bir hacim sahip müzik endüstrisi üzerindeki kontrolünü korumaya ve Napster'ı yok etmeye çalışmakla suçladı. Avukat David Boies, RIAA'nın Napster'ı plak satışlarını düşürmesinden dolayı değil, birliğin endüstri üzerindeki kontrolünü azaltmasından, dolayısıyla da monopol konumunu kaybetme korkusundan dolayı dava ettiğini iddia etti. Bu iddiayı "önemsiz" olarak yorumlayan RIAA ise kendilerinin de teknolojiden haberdar olduklarını, ama bunun nimetlerini yasaları çiğnemeden kullandıklarını söyledi ve Napster'ı haksız kazançla suçladı.

Napster, sadece bir servis sağlayıcı olduğunu, kullanıcıların eylemlerinden dolayı sorumlu tutulamayacağını ilk günden beri öne sürüyor. Birebir kullanıcılar arasında gerçekleşen ilişki ne tür olursa olsun, ticari amaçla kullanılmadığı için yasalara uygun olduğunu da vurguladı. Diğer yandan plak şirketleri de ilginç girişimlerde bulundu. Örneğin "Rage Against The Machine" adlı müzik grubunun dağıtımcısı Epic, Napster'ı dava eden Sony Music'e bağlı bir kuruluş olarak öncelikle Napster vasıtasıyla grubun parçalarına ulaşılmasını engellemek için elinden geleni yaptı. Grup, hayranlarına en azından promosyon amaçlı birkaç parçayı dinletmek için sitesine bunları yükledi fakat Sony Music ve Epic, sitenin bu bölümlerini kısa bir süre içinde iptal etti.

Karşılıklı Tezler
Napster, en başından beri kendilerinin sadece bir servis sağlayıcı olduğunu, insanların servislerini değişik amaçlarla kullanmalarının kendilerinin suçu olmadığını ileri sürüyordu. Fakat bundan böyle tezlerini güçlendirmek, yeni eklemeler yapmak zorundalar. Zira mahkeme "Biz sadece teknolojiyi sunuyoruz, nasıl kullanacaklarına kullanıcılar karar verir" şeklindeki iddiayı kabul etmedi ve işin içinden sıyrılmanın bu kadar kolay olmayacağı da vurgulandı. Aslında ilk aşamada Napster bu olguya çok güveniyordu, hatta açılan davanın haksız olduğunu, bunu insanların özgürlüğünü kısıtlayıcı bir madde olarak gördüklerini bile belirtti. Tüm kullanıcıların kendi istekleri doğrultusunda dosya paylaşımı hakları bulunduğunun altını çizen söylemlerde bulunuldu.

Bu durumda şirket kendine iyi bir savunma hazırlayabilmek oldukça çaba harcamaya başladı. Geçmişin taranmasıyla 1984'te Sony'nin Betamax davası 'bulundu' ve Napster avukatları tarafından örnek alındı. Sony, günümüzde az da olsa karşılaştığımız 'Beta' video kasetleri üretmeye başladığında, bugünün müzik şirketleri gibi, o zaman da film üreticileri buna şiddetle karşı çıkmıştı. Bu yeni teknolojinin filmlerin korsan olarak çoğaltılmasına kolaylık sağlayacağı ve yasaklanması gerektiği öne sürülmüştü. Fakat mahkeme yeni bir teknolojiyi böyle bir nedenle yasaklayamayacaklarını belirtmiş ve davacıların aleyhinde karar vermişti. Ama bu kararın sebebi, çoğu teknolojik ürün için kriter kabul edilen "önemli kullanım şekillerinin" olup olmamasıydı. Yeni bir teknolojinin sosyal ya da ekonomik açıdan yararlı bir kullanım seçeneği sunması çoğu zaman yeterli kabul ediliyordu. Bunu fark eden Napster, biraz geç de olsa yeni, tanınmamış şarkıcıların eserlerine önem verip, eserlerini tüm kullanıcılarına tanıtmaya girişti. Böylece kendisinin "önemli bir kullanım şeklinin" var olduğunu göstermek istedi. Ama bu hem geç kalmış bir uygulama hem de çok büyük anlamalar için "önemli" kelimesinin ağırlığını taşıyamayacak kadar basit bir hizmet. Yani Napster, mahkemeyi ikna etmek için yeni fikirler bulmak zorunda kaldı.

Öte yandan karşı tarafın asıl amacı Napster'ın işlemlerinin sonlandırılması değil, yasal olmayan dosya alışverişinin engellenmesi ya da fiyatlandırılması. Fakat bu istek Napster için gerçekleştirilmesi hem çok zor hem de masraflı olan bir çaba gerektiriyor. Şirket birebir ağların çalışmaya devam etmesi halinde kimin hangi dosyayı transfer ettiğini kontrol etmenin neredeyse imkansız olduğunu belirtiyor. Bu yanlış gibi gözükse de gerçekleştirilmesi sıkı bir çalışma isteyen bir uygulama. Örneğin davacılar ve mahkeme, Napster'ın telifsiz şarkı transfer edenleri sistemden silmesini, veya telif hakkı olan parçaların transferini parçayı tanıyarak engellemesini önerdi. Ama tüm bunlar çok zor, zira sistemden silinen biri 5 dakikadan kısa bir sürede yeni bir kullanıcı olarak kayıt olabilir ve telif hakkı olan dosyaların isimleri de değiştirilebilir. Tüm bunları engellemek olası bile olsa başarı şansı oldukça düşük.

Bu zor durumda Napster'ın ceza almadan atlatması zor görünen davada şirket, Sony davasında hakimin "Telif hakları sahiplerinin yeni teknolojileri veto etmeyi düşünmesi iyiye işaret değil, çünkü tekellerini korumak için bu teknolojileri yavaşlatmaya ve hatta engellemeye çalışacaklardır" sözünü bir kalkan gibi kullanıyor.

Kararın gecikmesi nedeniyle değişik girişimler birer birer ortaya çıkıyor. Daha önce piyasaya sürülen, telif hakları yasası çerçevesinde çalışan, çeşitli müzik oynatıcı cihazlar tüketicilerin ilgisizliği nedeniyle başarıya ulaşamamıştı. Fakat bu yıl, Napster'ın sayesinde iyice artan dijital müzik talebine karşılık yeni cihazlar üzerinde çalışılıyor. Yeni projede Intel, Panasonic, IBM ve Toshiba CPRM (kayıt edilebilirlik için içerik kontrolü) adlı teknolojiyle müzik üreticisi şirketlerin, kendi telif hakları koruma profillerini oluşturma imkanı sunacak donanımlar piyasaya çıkarmaya çalışıyorlar. Bu aletler şu anda plak şirketlerinden destek görse de kullanıcıların ilgisini yine çekemeyecek gibi ve bu da aslında davacıların eline bir koz veriyor: "Napster'ın insanları bedavaya alıştırdığı çok açık!"

Bu arada servisten gelen son haberler, sessizce küçülmenin tersine gittikçe güçlü büyüyen ve kendine hedefler koyan bir Napster'ı gösteriyor. Çeşitli ortaklıklar kuran ve Alman devi Bertelsmann ile anlaşıp 50 milyon dolar daha finansman bulan şirket hiç de korkmuyormuş gibi görünüyor.

Bitti Bitecek
Bu kadar uzun bir aşamadan geçen bu davada taraflar, özellikle de davacılar çok güçlü tezler öne sürüyorlar. Mahkemenin tam anlamıyla sonuçlanması ve kararların uygulanmaya başlamasının en iyi tahminle Nisan ayını bulacağı tahmin ediliyor. Ama Şubat ayının ortasında açıklanan ilk kararlar oldukça önemli içerikte. Son aşamada Napster birçok yandan sarılmış halde. Kendi sabit diskindeki dosyaları başkalarına açan, yani bir anlamda sisteme yükleyen kişiler "kanundışı ve izinsiz dağıtımla", bu parçaları kendi bilgisayarlarına alanlar "kanundışı ve izinsiz çoğaltma" suçlarını işlemiş oluyor. Ayrıca herhangi birine bir dosya göndermenin kişisel kullanım olamayacağı, yine Napster hep savunduğu "ticari çıkar olmadan dağıtım" kavramının da yanlış olduğu vurgulanıyor. Çünkü normalde ücret ödenerek alınan bir ürün bu sefer bedavaya alınıyor. Bu da ticari bir avantaj. Yine Napster, kullanıcılarına gerekli teknolojiyi, program ve sitesini sunarak korsanlık işlemine zemin hazırlıyor. Ve Napster'ın kendi sistemini kontrol edip yasadışı girişimleri engelleme hakkı varken bunu kullanmayarak suç işlediği de öne sürülüyor.

Tüm bu güçlü iddialar davayı neredeyse sonuçlandırma aşamasına getirdi. Çünkü Napster'ın çok iyi yanıtları olsa da davacıların bitip tükenmeyen suçlamalarının hepsine yeterli savunmaya yapacak konumda değil.

15 Şubat'ta mahkeme, daha önceki kapatma kararının çok geniş olduğunu, böylece Napster'ın -eğer varsa- telif haklarını çiğnemeyen kullanıcılarının da karardan zarar göreceğini karara bağladı. Bu da servisin kapanmayacağına ama yaşamını devam ettirecek yenilikleri yapması için çok az bir süresi olduğunu ortaya koydu.

Aslında şu aşamada verilen karar bir sonuç olarak nitelendirilebilir. Zaten Sony, Warner, BMG, EMI ve Universal gibi büyük davacı firmalar şimdiden bunun açık bir zafer olduğunu iddia ettiler. Çünkü mahkeme Napster'dan yasadışı dosya dağıtımını engellemesini istedi. Ama hala Nisan ayını beklememe sebebi Napster'ın bir kez daha temyize gitme olasılığı ve son kararın onaylanmasına kadar geçecek olan zaman.

Napster'ın önünde şimdi çok az seçenek var: Sistemi ücretlendirmek, ki bu kullanıcı kaybına yol açabilir ve farklı dosyaların dağıtımını sağlamak ve bunu mahkemeye kabul ettirmek. Napster'ın birebir ağ teknolojisi tüm dosyaların paylaşılmasını sağlıyor. Ama Napster'ı oluşturan Shawn Fanning programı mp3 üzerine kurmuş durumda. Böylesine önemli bir fikri ilk uygulamaya sokanlardan olup da sadece müzikle sınırlı kalmak gerçekten bir dezavantaj. Bu olasılık üzerinde duran bazı medya kuruluşları Napster'ın böylece para kazanabilecek bir yapıya ulaşacağını iddia ediyorlar. Fakat şirketin avukatı Barry, kendisine Napster'ın müzik dosyalarının paylaşımı dışında başka bir alanda kullanılmasını bekleyip beklemediği sorulduğunda, dosya paylaşımı teknolojisinin sadece müzik üzerine kullanılmasının gerekmediği şeklinde son derece basit açıklamalar yapmakla yetiniyor. Napster'ın eğlence amaçlı, eğitici, tıbbi bilgileri içeren dosyalar ve diğer tür bilgilerin değişimi için de kullanılabileceğini konusunda hemfikirler. Napster ise bu konuda hala fikirsiz.

Ama tüm bu gelişmeler artık bazı şeyleri de açıklığa kavuşturmuş oldu. Napster ile benzer özelliğe sahip Imesh, Gnutella, Aimster gibi girişimlerin ortaya çıkmasıyla bu çabaların sonlanmayacağı ortaya çıktı. Eğer biri kapatılırsa bir diğeri faaliyete geçecek. Bu çalışmaları faaliyete geçiren talep ise daha da önemli. Şu anda gözüken, büyük bir kitlenin rahatça ulaşıp çabukça kendi diskine indirebileceği parçalar istediğini ortaya koyuyor. Ve bugüne kadar bu işlemi sonsuz kere tekrarlayan kişiler artık bir online müzik pazarı oluşmasına temel neden oluşturuyorlar. Napster davası bittiğinde davacı büyük plak üreticilerinin ne yapacağı merak konusu. Eğer yeni girişimlerle yeni pazarlama çalışmaları yapılmaz ise yeni Napsterlar ile karşılaşacağımız kesin gibi...
 

 


- Bu yazıyla ilgili ayrıntılı bilgiler ZDNet'te bulunabilir.

- MSNBC ise genel bir bölüm içermese de konuyla ilgili en küçük gelişmeleri bile yeni haber sayfaları ile duyuruyor. Özellikle mahkeme haberlerinde başarılılar.

- Bilmeyenler için Napster'ın anasayfası napster.com; tahmin edebileceğiniz gibi yazıda adı geçen tüm davacı plak şirketleri ve müzik gruplarının da isimlerinin sonuna .com eklenmiş web adreslerinde birçok bilgi mevcut.

- Ama verebileceğim en ilginç linkler yeni Napster benzeri girişimler. Bunların bazıları Napster'a alternatifler sunarken, bazıları da Napster'ın kaldığı noktayı daha da ilerletmiş:
x iMesh
x Gnutella ayrıca About.com'un Gnutella Özel Bölümü
x Ve hala geliştirilme aşamasında olan Freenet