www.cihansalim.net

 Dergi Yazıları
   
"Genç Girişimciler Niçin BT'yi Seçer?"

12 Şubat 2001

Okula gitmenin önemli bir amacı
tıklayın, destekleyin:
okuldaki hızlı bağlantıdan yararlanarak Internet'e girmek ve network sayesinde arkadaşlarla çeşitli grup aktivitelerde bulunmakken; gelmiş geçmiş en geniş haberleşme aracı, doğru performansın tecrübe ve yaşı yenmesine ortam yaratırken, acaba teknoloji ve ekonomi ile 'taze bireyler' arasında nasıl bir ilişki şekilleniyor?

Bu yazıda, gençlerin neden -özellikle ABD'de ve diğer teknolojik ülkelerde- teknolojiyle çok iyi bir ilişki kurup büyük paralar yaptığına, onlara bu ortamı sağlayan etmenlerin neler olduğuna ve de bu kişilerin gençliğin sunduğu her türlü güzelliği tercih etmeyip şanslarını bu şekilde denemekte ısrar etmelerine büyüteç tutacağız. Tabii bunu yaparken bazıları dünyaca tanınmış, bazıları ise o kadar ünlü olmasa da başarılı gerçek hikayeleri izleyeceğiz.

Hepimizin etrafında mutlaka bazı fırlamalar vardır ki bu çocuklar bilgisayarın faresini ellerine alır almaz sorunlarınızı çözerler. Ama o kadar çabuk yapmışlardır ki siz bu yüzden sorunun ne olduğunu ve nasıl çözülebileceğini anlamazsınız. Yine siz bilgisayarınızda belirli programları ya da bir başka elektronik aletin bir özelliğinin nasıl kullanılacağını bir türlü hatırlayamazsınız ve soracak birilerini ararsınız. Savunma psikolojisi her zaman hazırdır: "Yaşlandık herhalde, kafa almıyor." Aslında daha genç ve hatta teknolojiyle dost olan biri de olsak, mutlaka bizden küçük birinin bizden daha iyi teknoloji kullanımını görünce de benzer şeyler düşünebiliriz. Ama her şey bizim kafamızdaki düşüncelerle bitmiyor, X şirketinin ofisinin aslında bir öğrenci yurdunun yatak odası olduğu günlerde olduğumuzu da fark etmemiz gerekiyor.

Bu çocuklar artık iş dünyasına girip şanslarını denemek istiyorlar çünkü size bakıp "Ben daha iyisini yapabilirim" diyorlar. Para kazanıp ürettiklerinin ne kadar başarılı olduğunu kanıtlamak istiyorlar. Aslında bu özellikler bir girişimcinin taşıması gereken temel özellikler: "Kendi kendimin patronu olmak, ekonomik başarı/serbestlik kazanmak, yapabileceğini göstermek, yeni bir şey üretmek, iş güvenliği, yaşam kalitesi." Bunlardan ilk dördü bu gençleri açıkça tarif ediyor. Ve bunun bir sonucu olarak da birçok finans yayınında ilginç başlıklarla gençleşen zengin tanımını okuyoruz: "30 yaşın altındaki trilyonerler", "Genç Başarı Hikayesi"...

Internet'in dünyaya kendini kabul ettirmesi, ucuzlayan teknoloji, her eve giren yeni ürünler ile 90'lı yıllar dünya tarihinde önemli bir yere sahip. Her değişim döneminde olduğu gibi bu sefer de yepyeni fikirlerle başarı hikayelerine alışır olduk. Örneğin ayda 4 milyon hit alan www.autobytel.com 'un sahibi Pete Ellis, 48 yaşında açtığı sitesinden 6 yıl sonra bugün, yılda 15 milyon dolar kazanıyor. Ama bu dev ağ kuşkusuz gençlere daha çok yaradı. Yahoo! 'nun genç kurucuları, Dell Computers'ın kurucusu Michael Dell, Amazon ve Jeff Bezos artık neredeyse ezberlediğimiz markalara dönüştüler. Ama artık işler iyice değişiyor. Özellikle son 2 yılda 19-21 yaş grubundaki gençlerin ağabeylerini örnek alıp onların tahtına göz koymaları, parlak gençlerin el üstünde tutulmasını ve daha da önemlisi gençlerin ailelerinden, çevrelerinden de destek almalarını sağlıyor.

Bir süre önce New York Times gazetesi tarafından bir röportajı referans alarak bazı saptamalarda bulunabiliriz. Gazete ikisi 21, biri 19, biri de 20 yaşında dört gençle konuşmuş. Biri, üniversitedeki ilk yılında kaldığı yer için yeterli eşya seçeneği bulamadığından www.collegiatemall.com sitesini kurarak perakendecilik yapmaya karar vermiş ve bu nedenle eğitimine bir yıl ara vermiş, ardından da ikinci sınıfa devam etmiş. Bir diğeri de yine eğitim sorunlarından esinlenerek www.flyingchickens.com adlı sitede fiyat karşılaştırma olanağı sunmuş. Çünkü bir seferinde okul yerine Internet'ten aldığı fizik kitabıyla yaklaşık 13 milyon lira cebinden kalmış. Diğer ikisi ise bu kadar basit bir sorundan kaynaklanan bir fikir yerine yazılım yetenekleriyle şirketler kurmuş ve piyasaya ciddi çözümler sunmuşlar. Öyle ki önemli şirketler onlara ortak olmuş. Kısacası hepsi adını duyurmuş ve ürünleri kabul edilmiş girişimciler. Onların söyledikleri de önemli noktalar içeriyor. Hatta bu yazıyı sadece onların yanıtlarından oluştursam dahi üst kalitede bir içerik bile ortaya çıkar.

E-ticaret'in Çekiciliği
Bizzat şansını deneyen bu gençlere göre Internet'in bu kadar genci çekip şirketler kurmasına sebep olması, Internet'in farklı bir ortam sunması. Internet'in yaş, din ve etnik açıdan "kör" olduğunu düşünen gençler normal hayata göre daha çok ciddiye alındıklarını iddia ediyorlar. Aslında burada bir kez daha Internet'in sağladığı yalan söyleme özgürlüğü karşımıza çıkıyor. Her ne kadar bu girişimciler çok dürüst bir hizmet sunsalar ve hatta Amazon'dan daha hızlı hizmet verseler de kendilerini büyük bir şirket gibi göstermeye çabalıyorlar. Örneğin çeşitli yapma isimlerle müşteri hizmetleri yetkilisi, satış sorumlusu gibi kişilikler oluşturuyor ve böylece güven kazanmaya çalışıyorlar. Sonuçta basit bir tüketici içinde bir çalışanı olan bir dükkan yerine 3-4 kişinin bulunduğu bir dükkanı tercih eder. Ve bu durumun sanal ortama yansıması da böyle oluyor.

Öte yandan günümüz gençliğinin önemli bir diğer düşüncesi de risk alınacak ve girişimcilik yapılacaksa bunun erkenden yapılmasının doğru olduğu yönünde. Zaten e-iş ve Internet'e sadece macera amacıyla yaklaşmayan bu bilinçli girişimciler bir gerçeğin de farkında: Günümüzde başarısızlığa uğrayan küçük ve orta ölçekli şirketlerin çoğu ilk girişimcilik denemesinin ürünü olanlar. Ardından tecrübe kazanan girişimciler daha sonraki işlerinde çok daha başarılı oluyor. Bu da çok mantıklı bir biçimde, gençleri eğer yanlış sonuç elde edilecekse bunu 35 yaşında değil, daha henüz okuldayken ve hiçbir şey kaybetmiyorken denemeye itiyor.

Okul ve Ailenin Tutumu
Gün geçtikçe yayılan başarı hikayeleri ve yeni oluşturulan iş ortamlarına karşı yatırımcıların hevesli yatırımları son yıllarda girişimciliği saygın bir konuma getirdi. Hatta eskiden iş sahibi, yönetici kelimelerini kolayca yapıştırıp kurtulduğumuz yetenekli insanlara artık daha doğru bir şekilde "girişimci" dememiz bile son yıllarda yaygınlaştı. Şimdi bazı aileler çocuklarının aldığı risklerden korkmuyor hatta destekliyor. Örneğin bu dört gençten biri, okula ara vermeden önce öğretmenleriyle konuştuğunu, onların bırakmamasını, aksi halde yok olup gideceğini söylediklerini belirtiyor. Bunun üzerine Mykolas Rambus ailesine bunları iletiyor, onlar ise oğullarını tekrar cesaretlendiriyor. Ve böylece oldukça karlı bir şirket ortaya çıkıyor.

Öte yandan eğitim kurumlarının da tutumları çok farklı değil. Aynı ebeveynlerin bir kısmı gibi yine girişimciliğe inanan bazı üniversiteler öğrencilere yeni seçenekler sunuyorlar. Örneğin Harvard ve bazı üniversiteler öğrenci yurtlarının iş yeri amaçlı kullanılmasını kesinlikle yasaklamışlardı. Ama bu yıl yapılan açıklamalarla bakış açılarının değiştiğini, 15-20 yıl önceki girişimci öğrencilerin tam anlamıyla okulun kaynaklarını tükettiklerini ama şimdi bir e-mail ile önemli işlerin pazarlanabildiğini fark ettiklerini duyurdular. Öte yandan çok daha açık eğitim kurumları öğrencileri arasında en iyi fikirleri belirleyip başlangıç için destek ve ilerisi için yatırımcı sağlamaya çalışıyor. Apayrı bir yazı konusu olabilecek okul sırasında iş kurma eğilimi, konumuzda önemli bir yere sahip olduğu için kısaca göz önüne alınmak zorunda. Çünkü BancBoston tarafından yapılan bir araştırma M.I.T. Üniversitesi öğrencilerinin öğrenciyken kurdukları şirketlerin toplamının günümüzün en büyük 18. ekonomisini meydana getirebileceğini ortaya koydu. Tabii bu tip olumlu yaklaşan okulların sayısı arttıkça genç yatırımcıların da önü daha açılacak.

En önemli sorun olan kaynak bulma genç girişimciler için en başta gelen sorun. Birçok yatırımcı ikna olma aşamasında gençleri zorluyor. Ortaya çıkan gerçek, neyi bilip neyi bilmediğini açıkça ortaya koyan, hedefini gerçekçi kılan ve en önemlisi doğru bir iş planı yatırımcının karşısına çıkan genç ihtiyacı olan kapitali bulabiliyor. Tek sorunları dezavantajlarını da avantajlarıyla birlikte ortaya koyabilmek.

Şirketleri sağlam adımlarla ilerleyen gençler okula dönüp dönmeme konusunda farklı fikirlere sahip ama basite indirgeyince yararlı olacağına inanırlarsa dönecekleri ortaya çıkıyor. Çünkü bazıları kurdukları iş ortamının başında son 4 ayda öğrendiklerini hiçbir yerde öğrenmediğini belirtiyor ve eğer bir konuda, örneğin finans, fazladan bilgi, uzmanlık ve analize gerek duyarlarsa sadece o konuyla ilgili birini işe alacaklarını belirtiyorlar. Diğerleri ise -tersine- MBA programını düşündüklerini, zamanları olursa gidip bilmedikleri hayati şeyleri öğrenmek istediklerini ama bir iş planı nasıl ortaya konur gibi şeylerle zaman harcamak istemediklerini belirtiyorlar. Ama tüm bu gençler ilerde ister kendi işlerinden vazgeçip başa bir yere başvurduklarında, ister yatırımcıları ikna etmeye çalıştıklarında eğitimlerinin kabul görüp görmemelerinde önemli rol oynayacağını belirliyor.

Peki ya enerjileri?
Girişimcilerin yaşlarının oldukça küçük olması kurdukları iş ortamlarındaki ilişkileri fazla etkilemiyor. Çünkü çalışanlar da genelde 25 yaş ve altından. Ve günde 18-20 saat çalıştıklarını itiraf ediyorlar. Bunu da gençliklerine bağlıyor ve çalıştıkları iş ortaklarının da onlara ayak uydurduğunu belirtiyorlar. Zaten fikirlerinin yanında onlara kar getiren en büyük avantajları bu, rakiplerine göre haftada %30'a yaklaşan oranlarda çabuk üretiyorlar.

Bu motivasyonla kendilerine hedef aldıkları kişilerin başarılarını yakalamaya şartlanmış durumdalar. Ve çoğu genç, kendisine örnek aldığı kişiyi de çoğunlukla kendisine yakın bir konudan seçiyor. Kablosuz iletişimle ilgilenen girişimci Gates'i değil, Craig McCaw'u örnek alıyor. Bu da onların sadece bir kişinin üstün başarılarına özenip çabalamadığını, aksine ilgilendikleri alanda bir ürün veya servisle ilgilendiklerini ve de bu alandaki en iyileri örnek aldıklarını gösteriyor.

Tüm bunlar günümüzde bir genç girişimcinin aynı zamanda uzun vadeli düşündüğünü de ortaya koyuyor. Şimdiki enerji seviyelerini korumayı uman bu nesil sahip oldukları işi çok uzun süre ayakta tutacaklarını söylüyorlar. Bu da iki manaya geliyor: İlki, günümüz genç girişimcileri kısa vadeli ve kazançlı işler değil uzun vadeli, dünya markası olunabilecek işlere ilgi gösteriyor. İkincisi, şirket belli bir büyüklüğe ve başarıya ulaştıktan sonra, girişimci kişiliğin bir özelliği olan, tatmin sonrası yeni bir hedefle yeni bir girişimde bulunmaya soğuk bakıyorlar. Onlar açıkçası büyümeyi, daha da büyümeyi istiyorlar. Ve kendilerinin yetersiz olduğu noktada şirkete genel müdürler transfer etmeye veya yönetimi tamamen devretmeye ve başka bir rol almaya da olasılık gözüyle bakıyorlar, böylece yine kurdukları şirketin 'en iyi' olarak kalmasını sağlamak istiyorlar.

Hatta günümüzün 20 yaş grubu teknoloji girişimcileri, bugüne kadar yapılan araştırmalar, anket, vb. çalışmaların ortaya koyduğuna göre paraya büyük bir öncelik vermiyorlar. Tabii bir genç kadar parayı seviyorlar ama girişimci özelliklerine uygun olarak öncelikleri para değil, yenilikler oluşturmak ve şirketlerini daha başarılı ve ünlü hale getirmek. On yıl sonra nerede olmayı planladıklarına gelince, çoğu genç girişimci, her ne kadar teknoloji hisselerine olan ilginin azalıyor olmasına rağmen, belli bir süre zarfı içinde mutlaka halka açılma planı yaptıklarını belirtiyor. Bu, zaten bilinen ve günümüzde neredeyse herkes tarafından arzulanan bir adım. Tabii bu aşamada başarılı olmak için, enerji dolu bu gençlerin hepsinin ileriye yönelik büyük hedefleri var: Örneğin bir dahaki Intel olmak gibi.

Tüm bunlara karşılık günümüzde bu girişimci nesil, şirket kurmayan ama yine de kendilerini teknolojiye, Internet, tasarım, dizayn ve eğlence yazılımlarına vermiş üyeleri de dahil olmak üzere nelerden vazgeçtiklerini biliyorlar. Uyku bir numaralı kayıpları, kendilerinin üretmeleri, oluşturma aşamasında aldıkları zevk ve tabii sorumluluk onları monitör karşısında saatlerce oturmaya itiyor. Tabii diğer gençler gibi eğlenmek için yeteri kadar vakitleri de olmuyor. Arkadaşları gezip tozarlarken onlar son anda fark ettikleri bir hatayı düzeltmekle uğraşıyor oluyorlar. Ve tabii entelektüel gelişmelerden uzak kalıyor, tek yanlı gelişmelerinin sonucunu bazı konulardan habersiz kalarak ödüyorlar. Zaten en çok şikayet edilen iki şey, artık kendilerine yeteri kadar zaman ayıramamak ve eskisi gibi kitap okuyamamak. Tüm bunların bilincinde olan gençlere bunlar sorulduğunda kendilerine göre doğruyu seçtiklerini ama aslında emin olamadıklarını söylüyorlar. En büyük şüphe "Acaba doğru zamanda mı yapıyorum, bunu birkaç yıl sonra yapsam neler değişirdi?"

Gençlerden e-ticaret dersleri
İşte bu kadar yoğun bir hayatın içinde, yeni ekonominin girişimcileri bulundukları durumu ve çıkardıkları dersleri kısaca çabuk olmak, yaratıcılığa ve sezgiye güvenmek olarak özetliyorlar. Girişimci ruhun temel özelliklerinden biri olan sezgilerine güvenme bu nesilde de kendini gösteriyor. İşletme kitaplarında okudukları her şeye uymadıklarını, çünkü kendi girişimci ruhlarına uymayan bu kitapların onlara göre "eski ekonomiye" uygun olduklarını öne sürüyorlar. Başarılarını ürettiklerini iyi tanıyıp doğru sezgilerle hareket etmelerine bağlıyorlar.

Öte yandan diğer çıkarımları bilinen ama altı çizilmesi gereken doğrular. Yeni bir fikri olan her genç sunduğu hizmetin pazarlamaya ihtiyacı olmadığını düşünür, er geç insanların bundan haberdar olup memnuniyetle kullanmaya başlayacaklarına inanır. Ama faal olarak iş dünyasına giren yeni girişimciler gerçek rakiplere karşı, kendilerini duyurmanın hem de çabuk duyurmanın önemini çok iyi anladıklarını belirtiyorlar.

Özellikle İnternet gibi bir ortamda iş yapmaya çalışan şirketler bu genç girişimcileri kadrosuna katıp yarar sağlayabilir. Çünkü sıfırdan başlayıp yeni bir iş kuran bu yeni girişimciler kendilerinin karşılaştığı kolaylığın herkes için geçerli olduğunu kuşkusuz herkesten daha iyi biliyorlar. Herkesin girebildiği, rekabetin had safhada olduğu İnternet'te bu gençler başarılı olmalarının bir nedenini de buna bağlıyorlar. Çünkü her an herkes rakip olabilir, İnternet'te iş yapan aralıksız çalışmalıdır.

Sorun eskilerde mi yoksa gençler mi çok iyi?
Yazının başında teknoloji aşığı gençlerin başarılarının diğerlerinin başarısızlığı nedeniyle olabileceğinden dem vurmuş ve bunu sonraya bırakmıştık. Acaba gerçekten de teknoloji bir nesil büyük olanlara zor mu, yaşlılık bir engel mi yoksa asıl neden başa bir şey mi?

Yeni ekonomide gencecik girişimcilerin büyük paralar kazanması aslında son derece basit temellere dayanıyor. Öncelikle gençler daha cesur. Evet tabii diyebiliriz ama bu cesaret hayata yaklaşım anlamında değil, bilgisayarı kullanma konusunda. Sadece son neslin bilgisayarla beraber büyüdüğü göz önüne alınırsa onların bilgisayarı yadırgamamaları son derece doğal tabii eskilerin de kendi gençliklerinde görmedikleri bu yepyeni aletlere uzak durmaları da o kadar doğal. Bu aynı iki önceki neslin en başta televizyona karşı hissettiği çekiniklik gibi. Bilgisayara soğuk yaklaşan, eyvah yanlış tuşa bastım, bu satırı sildim diye ödü kopan üst yaş grupları böyle bir psikolojik baskıyla "yeni ekonomide" zorlanırken gençlerin hem bilgisayar okur-yazarlığı cesareti hem de genç olmanın verdiği deneme, harekete geçme isteğinin verdiği hareketlilik onları doğal olarak öne çıkarmaktadır. Yani teknolojiden korkmayan bir kişi yaşı ne olursa olsun kendini yeni dünya düzeninin tam ortasında bulacaktır. O halde gençlerimizi teknolojiden haberdar edecek altyapıyı yaratmalı ve onlarda olmayan tecrübeyi kullanabilmek için de teknolojiyle barışmalıyız.
 

 


- Bu yazıda başlıca kaynak olarak aldığım NY Times röportajına ulaşmak için tıklayın.
- Örnek verdiğim siteler öyle olabildiğine dev bir altyapı ve finansal destekle işe başlamış olanlar değil, gerçekten cesur girişimler: Auto by tel; Collegiate Mall; Flying Chickens; Lobby 7.

- Dergi yazılarına geri dönmek için tıklayınız