www.cihansalim.net

 Dergi Yazıları
   
"Linux'un Geleceği (Var Mı?)"

Kasım 2000

Bu yazıda, 10 milyon kullanıcıyı kendi tarafına çekmek üzere olan Linux'un diğer işletim sistemleri karşısında ne kadar şansının olduğunu,
tıklayın, destekleyin:
özellikle kısa ve orta vadede belirlemeye çalışacağız.

Öncelikle Linux'a kullanıcı yönünden hızlı bir bakış atalım. Linux, özellikle ABD pazarında kendisine sadık bir kitle oluşturdu. Ünlü araştırma şirketi IDC, bu kitlenin 2003'e kadar, yılda %25'lik bir hızla büyümesini bekliyor. Windows ve diğer rakipler ise her sene pazarda ortalama %10 oranında yeni kullanıcı kazanıyor. Buradan analize başlamak gerekirse, ABD bilgisayar pazarının dünyanın diğer bölgelerinden farklı olduğunu göze almamız gerekiyor. 100 milyonu aşkın kullanıcıdan sadece eğlence ve sörf için bilgisayar kullananları çıkarırsak geri kalanların büyük bir çoğunluğu artık kendini bilgisayar konusunda 'çaylak' olarak görmüyor. Bu da dünyanın büyük çoğunluğunun aksine, tecrübeli bir son kullanıcı pazarı oluşturuyor. Oluşan bu pazar da tabii ki 'penguenlerin kuluçka döneminde' harika bir ortam. Çünkü Linux hala Windows'dan, MacOS'dan daha çok çaba, uzmanlık gerektiriyor. Ama bu durum -Avrupa ile karşılaştırıldığında- ABD'de çoğu kullanıcı için engel değil.

Şartlar böyleyken Linux'un dağıtımı da ABD'de doğal olarak artıyor. Yine IDC, geçen yıl masaüstünde %4 pazar payı olan Linux'un, Apple'ın pazar payını iki yıl içinde geçeceğini söylüyor. Temelini bedava dağıtılmak üzerine kurmuş olan Linux'u ABD'de dağıtan firmalar da 40-50 dolara içinde oldukça çok sayıda ve önemli Linux programlarıyla gelen CDlerle fiyat bakımından diğer işletim sistemlerini oldukça zorluyor. Tabii işletim sisteminin tümünü Internet'ten ücretsiz indirebilmek de cabası. Ama, acaba tüm bunlara rağmen ABD'de ve Avrupa'da hala Linux'a geçebilecek büyük bir topluluk var mı? Bu sorunun cevabı olumsuz gibi. Çünkü Linux stratejisini sorunsuz bir sistem olmak üzerine kurmuş durumda. Ve bu doğrultuda daha az çöken, güvenli bir işletim sistemi olmak şimdilik Linux'a yetiyormuş gibi bir görüntü var. Bu da Linux'u daha çok ağ sistemlerinde başarılı kılıyor. Çünkü Windows'dan daha az çökmesi, ve çok ama çok daha ucuz olması NT'den daha az güvenlik desteği içermesine rağmen maaliyetleri kısmak isteyen birçok işletme için yeterli. Örneğin en son Lufthansa Havayolları, Windows'dan vazgeçti. Ama artık mavi ekranı kanıksamış birçok şirket de yola Windows 2000 ile devam etme kararı veriyor. Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, Bilişim 2000'de, Microsoft standında, evde betası olmasına rağmen bir kez daha denediğim Windows çökünce artık istemeden gülmeye başladım. Benim durumumda olan çoğu küçük ölçekli şirket de 2000 yılının ilk 9 ayında Windows NT 4.0'ün satışını bu sene Kuzey Amerika'da %15 arttırdılar. Bu da gösteriyor ki Linux eğer 'network'lerde elde ettiği başarıyı devam ettirmek istiyorsa kendini geliştirmek zorunda.Bireysel kullanım açısından bakınca da gelecek o kadar huzurlu değil. Çünkü önemli sayıda kullanıcı sistem ayarlarını tam olarak beceremiyor, becerenler ise zaten Windows'u kullanmakta sorun yaşamıyor. Hele Türkiye gibi bol kopya yazılım bulunan ülkelerde Windows'a fazla para da harcanmıyor. Geri kalan tecrübesiz kullanıcılar da çevrelerinden duydukları Linux'u denemeye kalkıyor, sistem bilgilerinin yetersizliği nedeniyle hazır paketlerden en yenisini ve doğal olarak da içinde en fazla düzeltilememiş hata olanını alıyor. Ve belki de bu Linux sürümüyle öncekilerle yaşayacağından daha çok sorun yaşayıp tam tecrübe edinmeden vazgeçiyorlar. Linux'u rahat rahat kullanma aşamasına geçenler ise Windows için sunulan çoğu programa imrenerek bakıyor. Çünkü yeni çıkmış 7 sürümüyle bile hala uygulama yazılımlarının uyumluluğu, DVD desteği ve USB konuları Linux için tam bir muamma.

Buraya kadar Linux kitlesine ve potansiyel 'Linuxcılara' göz gezdirdik. Eğer işe sektörü yönlendirenlerin açısından bakarsak hızlı gelişmeleri fark edeceğiz. İlk göze batan bilişim sektöründe son kullanıcıya yönelik olarak Linux'un hiç de fazla gündeme gelmediği. Yaklaşık 40 bin devamlı gönüllünün yanında bu işten para kazanmayı umanlar da fazla olmayınca Linux'un pazarlaması adeta 'yok' seviyesine. Bilgisayarla yeni ilgilenmeye başlayan insanlar alternatif olarak en iyi ihtimal, Apple'dan haberdar oluyorlar. Bu da Linux'u sadece Internet sayesinde güçlü kılıyor. Zaten Linux ortaya çıktığından beri Internet'e çok uyumlu gelişti, verdiği önemin sonucu olarak da birçok kullanıcı elde etti. Ama bundan sonra böyle gitmesi zor, çünkü Avrupa'da herkes onlarca megabyte Linux ve programlarını download edip yüklemeye pek de istekli değil. İşte tam bu noktada işe Microsoft'un rakipleri giriyor. Linux'un araştırma-geliştirme çalışmalarını finanse ediyor, Linux için yazılım geliştiriyor ve kamuoyu toplamaya çalışıyorlar. Sun ve Netscape'in oldukça fazla Linux programcısı olduğu da biliniyor. Bunun etkisi de yavaş yavaş yine ABD'de görülmeye başlanıyor. Dünyanın en büyük PC üreticileri IBM, Compaq ve Dell Computer bundan böyle sistemleriyle beraber Linux da 'bundle' edeceklerini, kullanıcılarının istediği sistemi seçeceğini belirttiler. Tabii bu da Linux ve severlerine moral veren bir gelişme. Öyle ki bu haber duyulduktan hemen sonra NASDAQ'da Red Hat gibi Linux firmalarının hisseleri değer kazandı.

Hazır bu gibi önemli bir aşamaya gelmişken Linux'un kendini daha da fazla duyurması gerekiyor ki yazılım firmaları ve amatör programcılardan da destek alabilsin. Çünkü sektörün üst düzey 'oyuncuları' Linux'a sahip olduğu kitle açısından önem verse de kendileri kullanacak kadar önem vermiyorlar. Örneğin artık olgun bir yaşa ulaşmış olan Linux, kısa vadede en hayati rakibi olan Apple Macintosh'lara karşı deplasmanda yani 'Yaratıcı Sanatlar'da varlık gösteremiyor: Görsel sanatlar, animasyon yaratma ve müzik. Bu da bilgisayarı muhasebe, veritabanı gibi işlemlerde mecburi olarak kullanan şirketlerin dışında bilgisayarı işlerinin olmazsa olmaz bir parçası yapmış, üretim aşamasın belli bir adımı bilgisayara yüklemiş şirketler için Linux'u ciddi bir seçenek olmaktan uzaklaştırıyor. Aynı örnekten devam edersek, yıllardır geliştirilen Linux hala yeterli font desteği içermiyor. Öte yandan Linux'un asil programlarından 'The Gimp' oldukça başarılı bir uygulama. Kullanırken hoşuma giden, birçok ihtiyacımı gideren Gimp öte yandan 'Pantone' renk sistemini yani CMYK'yı desteklemiyor. Bu belki beni fazla zorlamıyor ama bu konuda danıştığım grafiker arkadaşlar programın hiçbir şekilde kendileri için yeterli olamayacağını, sadece web grafikleri yaratmaya yarayacağını belirtiyorlar. Biraz arama sonucu gerçekten de Linux için üst seviye grafik programlarının olmadığı ortaya çıkıyor ki bu kuşkusuz bir dezavantaj.

DVD, USB, uygulama yazılımları dedikten sonra kuşkusuz bilgisayarın önemli bir kullanım amacı olan eğlence yazılımlarına göz atmamız gerekirse Linux'un belki de en ağır yaralı olduğu yeri göreceğiz. Örneğin oyunlar! Her ne kadar emülatörler, Windows ile dual-boot seçenekleri, Windows içinde Linux, Linux içinde Windows seçenekleri olsa da önemli ve popüler oyunlar Linux'da yine 'yok' denebilir. İki yılda bir oyun çıkarmasına rağmen sektörün en karlı şirketlerinden biri olan Blizzard Entertainment iki yeni projesi için Linux'u desteklemeyeceği açıkladı. Oysa ki ABD'de, birçok Blizzard fanatiği şirkete forumlar vasıtasıyla Linux desteği istediklerini belirtmişlerdi. Ama şirket Linux ortamını kendisi açısından hiç karlı görmediğini, boşuna zaman ve emek kaybedeceğini belirterek kullanıcılarını yanıtladı. Bu da Linux için bir hayal kırıklığı oldu. Müzik, video yazılımları ise yavaş yavaş gelişiyor fakat yeteri kadar seçenek yok.

Ofis yazılımlarında ise Linux'un nispeten daha rahat olduğu söylenebilir. Birçok Ofis Suiti kullanıma hazır ve neredeyse ücretsiz. Üstelik her yeni sürümde MS Office ile uyumsuzluklar azalıyor. Şu anda görünen, MS Office'in tüm özelliklerini kullananlar dışında diğer kullacıların, çok karışık belgeler yaratmamak şartıyla Linux ortamında çalışabileceği.

Gerçekten de Linux yazılım yönünden ilginç bir noktada. Ortaya çıkan görüntü son kullanıcıları pek de memnun edecek gibi değil. Bu da Linux'ı Apple karşısındaki mücadelesinde yavaşlatıyor. Ama ilginç olan Apple'ın 2 yıldır süregelen pasif konumu. Macintosh modelleri Windows'dan kurtulmak isteyenleri kendine çekemiyor, daha çok evin küçük çocuğuna fazla çökmeyen, güvenilir, yeteri kadar çeşitli uygulamaları olan bir Mac modeli alınıyor. Ama basitlik ve en sağlam Kernel'e sahip olmak artık Mac'e Linux karşısında yetmeyebilir çünkü her ne kadar ülkemizde adı pek duyulmasa da ABD'de WebTV artık ciddi bir seçenek oldu ve Macintosh'un kolaylığına ve sadeliğine önemli bir rakip oldu. Ayrıca Linux çoğalmak isterken, Apple yıllardır kendine sanki seçerek kullanıcı yaratıyor ve kendini bir Jaguar gibi pazarlıyor: "Herkes Macintosh sahibi olamaz ama olmak ister". En azından fiyat politikası bunu düşündürüyor.

Öte yandan ofis uygulamalarını yeterli bulanlar Microsoft'u şimdiden önlem almaya itti. Apple'ı geçebilirse Linux'un Windows karşısında şansı nedir? Windows'u kullanımdan fiyata kadar geniş bir ölçekte rekabete zorlayabilir mi? Artık Microsoft çok daha dikkatli. Internet'te geç kalmasının ceremesi az da olsa çekildi, ardından Adalet Bakanlığı ile sürtüşmeler derken, bu gidişle 2004'te en büyük rakibi olacak Linux'a artık önceden önlem almaya karar verdi. Microsoft, Windows kullanıcılarını elinden kaçırmamak için özel çaba harcıyor. Windows'un içine -her ne kadar ilk günden hatası fark edilmiş olsa da- WebTV gibi eğlence ve Internet yazılımları dolduruyor. Buna bir diğer örnek de Microsoft 2000'in video-fotoğraf düzenleme yazılımı. Linux'ın eksiklerini belirleyen Microsoft bu yaraları deşmeye çalışıyor. Örneğin işletim sisteminin kurulumunu gittikçe kolaylaştırıp hızlandırarak son kullanıcıyı tekrar kendi tarafına buyur ediyor.

Ama Microsoft'un elinden gelenlerin hepsi bu değil, şirket sektörel bazda önemli girişimlerde bulunuyor. Çok önemli ve ilginç bir gelişme Ekim'in tam ortasında gerçekleşti. Anti-tröst davasıyla başının pek de fazla ağrımadığı gözüken Microsoft'un Corel'e 135 milyon dolara varan tazminat ödemesi, bunun bir kısmının yatırım olduğunun iddia edilmesi önemi tam olarak anlaşılmayan bir gelişme oldu. Bilindiği gibi Corel oldukça değerli programlarının Linux versiyonlarını da hazırlıyordu. Tazminatın yanında Microsoft'un Corel'e para yatırdığı iddiaları da ortaya çıkar çıkmaz -daha doğrulanmadan- ilginç fikirler ortaya atıldı. Bunlardan biri de Microsoft'un Corel'i artık sadece Windows'a yönlendirmeye çalıştığı iddiasıydı. Çünkü Corel, muhtemel Linux kullanıcılarına cesaret verecek derecede önemli bir Kanada firması. Bu iddianın yanında akla üç yıl önce Microsoft'un Apple'a bir anlamda ortak olması geliyor. Konu dışına fazla taşmadan şunu vurgulayayım: Apple şu anda çok da agresif bir tavır izlemeden, kendisine %7-8'lik Pazar payı yetecekmiş gibi davranıyor ve Microsoft'u özellikle de Windows'u fazla zorlayan hamlelerde bulunmuyor. Daha çok Intel'in yavaş olduğu, 'PowerMac'lerin doğru seçim olduğu vurgulanıyor. Bu da Microsoft'un Corel'le gizli ilişkilerinin, her ne kadar bu tazminat ödemekten ibaret gibi görünse de, Linux pazarına içten bir darbe vurup vurmayacağı sorusunu doğuruyor. Ama tüm bu şüpheler, Microsoft'un çabalarını ve parasını sadece Corel'in, Microsoft'un .NET projesine destek olması ve uyumlu programlar üretmesi için harcadığını açıklamasıyla ve Corel'in de buna yakın bir duyuru yapmasıyla son buldu. Halbuki olaydan birkaç gün sonra 'The Port Project' duyuldu. Corel CEO'su Derek Burney, Microsoft'un .NET projesine önemli katkı yapabileceklerini, 'porting' için Microsoft'un para ödemeyeceğini, Corel'in proje hayata geçirilirse 20 program geliştirici ve 10 test görevlisini sırf bu proje için istihdam edeceğini anlatıyordu. Ardından çok küçük bir cümleyle çok önemli bir ipucu verdi: "Linux'u .NET'e taşıyabiliriz". Ama muhabirlerin irdeleyici sorularına yanıt vermekten kaçındı. İşte bu işletim sistemleri pazarında çok ilginç gelişmelerin bir anda olabileceğini, Microsoft'un ne kadar da derinden gittiğini gösterdi. Bu filmi sanırız elimiz kolumuz bağlı, hep beraber izleyeceğiz.

Ama film başlayana kadar bilişim sektörüne yatırım yapanların -özellikle Türkiye'de- Linux'a mesafeli davranmasında yarar var. Çünkü her ne kadar 8 haneli kullanıcı sayısına ulaşmak üzere olsa da Linux gereğinden fazla hızlı 'değişiyor'. Bu da ekonomi literatüründe belirsizlik anlamına geliyor. Çünkü unutulmaması gereken Linux pengueninin bir anlamda sembolü olan kelime: 'Bedava'. Her ne kadar güvenlik ve açık kaynak koduyla gelen özgürlük dile getirilse de Linux'un ücretsiz olması kuşkusuz onun en büyük kozu. Ve kullanıcıları para harcamayı sevmeyen bir sisteme program üretmek de kısa ve orta vadede riskli...
 

 


-Türkiye Linux Kullanıcıları Derneği sitesi size yararlı olabilir, en azından cd siparişi verebilirsiniz.

-Uluslararası site ise Linux.org

-Red Hat'in Linux sürümleri hakkında ayrıntılı bilgi şirketin resmi sitesinde...

- Dergi yazılarına geri dönmek için tıklayınız