www.cihansalim.net

  Web Yazıları
   
İSS: "Telekom'dan tazminat istesek mi?"

17 Ekim 2002

Bu yazı, Bilişim Cumhuriyeti'ndeki köşemde yayınlandı.

Bazen yazılarımın ilk bölümünü medyanın dillendirdiklerini etiksel açıdan tartışmanın
tıklayın, destekleyin:
metodlarını irdelemeye ayırıyorum. Ama bunları 'masal' olarak gören, devamlı 'savunma' konumunda bulunanlar yazarın görevini tanımak istemiyor.

"3. Nesil Telefonlarımız Aycell Hediyesi" başlıklı yazımdan sonra benim de Telekom ve kardeş kurumlarına saldırarak bir kısım medyanın kamu kuruluşlarını yıpratma misyonuna katkıda bulunduğum şeklinde suçlamalar da geldi. Tabii bu tarz karşı saldırılar artık popülerleşti. Bu yazının ana konusu olan Rekabet Kurulu'nun kararından sonra da Telekom eski genel müdürü İ. H. Alptürk şöyle buyurdu: "Bir takım köşe yazarları ve İSS'lerin baskısı altında alınmış bir karardır."

Hayır, her meslekte amacı farklı bir miktar insan olsa da onlar az sayıları ile çoğunluğun kaderini değiştiremezler. Hele medya, Anglosakson dilinde "bekçi köpeği" görevini üstüne getirmek için herkese "havlar".

 
Bu ayın ilk haftası Rekabet Kurulu, Türk Telekom AŞ'nin hakim durumunu kötüye kullandığına karar verdi. Tabii karar çıkana kadar da aylar geçti. Uzman raparuna göre, İnternet Servis Sağlayacılara (İSS) farklı tarife uygulayan Telekom'un kendi alt kuruluşu TTNet bunun sonucunda %3000'lik bir büyüme sağlamıştı. Bu durum düzelmedikçe günde 1 milyar TL'ye yakın ceza ödeyecek olan Telekom idari yargıya gitti, çeşitli yollara başvurdu, sonuçta geçen yılın ilk dönemlerinde başlayan iş bugüne kadar uzadı. Böylece de aralarında oldukça yüksek abone sayısına ulaşmış olanların da bulunduğu birçok İSS de pazarın dışında kaldı.

Bu üzücü gelişmeler sonrası tabii ki son kararı sevinçle karşılamamak mümkün değil. Ama Polyannacılık yapıp artık her şeyin düzelme yolunda girdiğine hemen inanmak da kolay değil. Sonuçta bu karar itibarıyla, kısa vadede gelişme beklenen başlıca alan "dial-up" bağlantı pazarı, ki bu da dünyanın yavaş yavaş terk ettiği bir bağlantı yolu. Ama ülkemizin sosyo-ekonomik yapısı gereği uzun yıllar ülkemizde hüküm sürecek seçenek de bu gibi. Merakla bekliyorum, "dial-up" bağlantı pazarında bu kararla beraber ne kadar çok İnternet kullanıcısı kazanacağız...

 
Rekabet Kurulu'nun kararı öncesi ve sonrasında İSS'lerin tutumları nasıl değişti? Örneğin "Katma Değerli Telekomünikasyon Hizmetleri Yönetmeliği"nin çıktığı günlerde neden buna karşı etkin bir politika oluşturamadılar da o günden bu yana mahkemelerde istedikleri sonuçları alamadılar. Bu yönetmelik kanun maddesi olup İSS'lerin neredeyse tüm hizmetleri basitçe telekomünikasyon hizmeti olarak tanımlanmaya başlandı.

O günden bugüne az çaba harcanmadı taraflarca ama yine de bir arpa yolu boy gidildi. Yargıtay'ın hakim durumu kötüye kullanma konularında Rekabet Kurulu kararlarını beklemedeki ısrarı, çoğunu hemen Rekabet Kurulu'nun kapısı önünde beklemeye yönlendirdi. Böylece günler, haftalar aktı gitti ve de zaman aşımları oldu.

Bugün de birçok ayrı konuda İSS'lerimiz Telekom ve TTNet ile yaşadıkları meselelerde zaman aşımına takıldı kaldı. Yargıtay'ın tutumunu dikkate alanlar halbuki hemen dava açıp Rekabet Kurulu'nun kararını bekletici sorun konumunda tutabilselerdi birçok sefer hakları düşmeden bir şeyler elde edebileceklerdi.

Fakat ayın ilk haftası Telekom'u suçlu bulan bu önemli karar medyatik girişim olarak yorumlanıp sonuçları da medyatik oldu. Bu arada TİSSAD da adının yeteri kadar güçlü gözükmediğini düşünmüş olsa gerek, çok iddialı bir isim aldı kendine: Tüm İnternet Derneği! Yani sizin bizim hepimizin derneği! Zaten geçenlerde yine bir başka sürtüşme sonrası, "TTNet ile iş yapmazsanız ne olur" şeklindeki sorulara bir servis sağlayıcı temsilcisi "Bir şey olmaz, güçlüyüz" diye yanıt vermişti.

Herneyse biz son karara hemen dönelim. Tüm maddeleriyle Telekom'un "yanlış" hamlelerini açıkça ortaya koyan kararın gizli raporunu görenler, esas raporda %3000 büyüme ve yüksek zam oranlarının olmadığını belirtiyorlardı.

Ama sonunda karar çıkmıştı, çoğu insan için bu yıllardır haksızlığı uğradıkları bir iş şeklinin sonu olabilirdi ve haklı bir mutluluk vardı. "Dönüm noktası", "örnek karar" tarzı tanımlamaların yanında "Tazminat yolu açıldı" şeklindeki demeçler de son derece önemliydi.

Peki sizce uzun süredir devam eden bu haksız rekabet ortamında, pazarı terk etmek zorunda kalanlar dahil birçok İSS "Telekom'un burnundan getirecek mi?" Kayıpları için tek tek tazminat isteyecekler mi? Rekabet Kurulu'nun önceki raporları ve son kararları sonrası delil tesbiti dahi yapmayan bazı İSSler de şimdi bunu düşünüyor.

Şaşırdınız mı? "Neden tazminat istemesinler ki" mi diyorsunuz? Çünkü bu tazminatları elde etmek için haksız rekabet başlamadan önceki büyüme trendlerini, ardından bu trenddeki düşüşleri, abone sayılarındaki azalmayı ve bunun ne kadar pazar kaybı anlamına geldiğini ispat etmeleri gerekiyor. Bu da her birinin gerçek abone sayılarının ortaya çıkması demek. Pazardaki gerçek konumlarının anlaşılması demek ve de en acısı tüm pazarın gerçek boyutunun ortaya çıkması demek!

Düşünmesi bile korkunç, meğerse 4 milyon İnternet kullanıcısına yaklaşmaktan ne kadar uzakmışız, aslında her şirketin İnternet "guide"ını çalıştıran kişi sayısı ne kadar azmış. Aslında biz Telekom'un büyüklüğü içerisinde son derece küçük olan TTNet'in rakiplerini ne kadar büyütmüşüz...

Tazminat mı? Ben de istemem, gördüğüm güzel rüya bana yeter de artar.

 


- Diğer web yazılarıma ulaşmak için tıklayın

- Fikirlerinizi paylaşmak için mektup@ cihansalim.net adresine yazın.