www.cihansalim.net

  Web Yazıları
   
" Bize Meydan Okuyanlara Biz de Meydan Okuyalım "

6 Ağustos 2002

Bu yazı, Bilişim Cumhuriyeti'ndeki köşemde yayınlandı.

15 günlüğüne
tıklayın, destekleyin:
dinlenme fırsatı yakalayan şanslı insanlardan biri olarak TV dışında teknolojiden tamamen uzak kaldım. Tatilde olmanın verdiği rahatlıkla Batı Anadolu'da bilişimin ne kadar önemsendiğini izlemekte zorluk çektim. Politikada ise tahminler, teoriler, hesaplamalar öne çıkıyordu.

Ben huzur içinde pineklerken genç bünye aslında hareket istiyordu. Benim yaşımdaki gençlerin ABD'de, California'da, gelmiş geçmiş en büyük askeri tatbikata katılıyor olmaları da bu nedenle son derece ilgimi çekti. "Millenium Challange" yani "Bin yılın meydan okuması" adlı tatbikatın inanılmaz senaryosuna, eğer ben tatildeyken sanal ortamda sözü pek edilmediyse, gelin beraber şaşıralım:

"Çok önemli su yolları üzerinde bulunan bir ülke aynı zamanda tehlikeli fay hatları üzerindedir. Deprem olur, ülkede başgösteren iç ve dış tehlikeler nedeniyle askerler yönetime el koyarlar. Ama bu ülke "önemli" bir ülkedir ve kendi haline bırakılamaz. Birleşmiş Milletler ülkeye müdahale kararı alır ve 96 saatte ülkenin kontrolü ele geçirilmelidir!.."

İnsan daha okurken tüyleri diken diken oluyor, -tatilde ciddi düşünce disiplininden uzak kalma özrüyle- "çılgın yazar" sıfatını alma riskini de göze alarak biraz da komplo teorisi yapalım: Türk Silahlı Kuvvetleri yedekleri silah altına alıp topyekün savaş haline 96 saatte geçebiliyor, su yolları ise malumunuz. Peki "ABD bize aba altından sopa mı gösteriyor demek" istiyorum? "Bize meydan okumak bin yılın cesaretini ister" şeklinde bir milliyetçilik ve komploculuk yapmasam da en azından şu açık ki Bush herkese "Ya yanımdasın ya da düşmanımsın" diyor.

Ben bunları düşündüğüm tatilden dönüş yolunda gazeteden "Eşek" davasını okudum. Meğerse bir yazarın İnternet kullanıcılarının ortak hareket etme, seslerini duyurma konusundaki beceriksizliği sonrası "eşeklik" ettiklerini yazması çoğu kişiyi bir araya getirmiş, ortak hareket ederek bu "kendini bilmez" yazara "gerekli ve doğru" tepkilerini yollamışlar. Gözlerim yaşardı, işte buydu benim halkım. Kendilerine "meydan okumuş" yazarın altında kalmamışlardı!

lSık sık dile getirdiğim gibi çok önemli bir dönemden geçiyoruz, her şey yeniden yapılanıyor, düzenler ya yeniden kuruluyor, ya da değişerek güçleniyor. Uzun araştırmalara konu olacak malum nedenlerden dolayı TC vatandaşları kendileri için doğru olanın ne olduğunu başkalarından öğrenmekten memnun, insiyatifi ele almaya, bir şeyleri yerinden oynatmaya korkak ve üşengeç.

Bize artık denen şu: "Senin görevin katma değeri düşük ürünleri üretmek, bizim iç çamaşırlarımızı yapmak, kendi besinini ekmek ve de faizlerini ödemeye devam etmek. Genetik, eğlence, bilgisayardan sana ne, biz sana satarız, sen kafanı takma!"

"Tamam" deriz, zaten görevimizi de fena yapmayız hani. Bizi kızdıran laf yemektir, en verimli çalışan, en dürüst, en demokrat insanlar olduğumuz için kimsenin bize laf etmeye hakkı yoktur. Bize küfür edenler, bize meydan okuyanlardır, onlara bu gücü asla vermeyiz! Ama bize asıl meydan okuyan karşımızdaki reklam firmasından, Tayvanlı yarı iletken üreticisinden, "askerimiz ol, bizim gibi ekonomin zaten olamaz" diyenden çekiniriz.

Biz, bize asıl meydan okuyanlara karşı "hodri meydan" demedikçe, "eşek" diyene saldırıp çocuğumuzun borçlu doğmasına neden olanlara, "Sen İnternet'te hangi siteye gireceğini bilemezsin, ben sana bazılarını yasaklayayım" diyenlere saldırmadıkça, dev Çin bilişim pazarı istatistiklerine bakıp "Vay be" demekle yetinip harekete geçmedikçe hem özgüvenimizden oluruz, hem de gerçek/gizli rakiplerimizin gözünde küçülürüz.

Bu konsolidasyon döneminde bizi küçük görüp meydan okuyanlara meydan okumadıkça diğerleri gittikçe büyür ve gün gelir, bin yılın meydan okumasıyla karşı karşıya geliriz...

 


- Diğer web yazılarıma ulaşmak için tıklayın

- Fikirlerinizi paylaşmak için bana e-posta atın.