www.cihansalim.net
site içindeİnternet'te

 Ayın Dosyası
 
  İxir'in sonundan öğrendiğimiz...
Aralık 2001
 
"Herkese İnternet"
Türkiye'de işlemiyor

Doğuş Grubu'nun İnternet pazarına girişi İxir ile olmuştu. İxir'in oldukça rekabetçi
tıklayın, destekleyin:
tutumu ile bir anda gerek sektör çalışanları ve uzmanları gerekse de kullanıcılar oldukça heyecanlanmıştı. Etkili tanıtım kampanyası başarılı olmuş, şirketin reklamları günlük muhabbetlere girmiş, komedi programlarında mizah malzemesi olarak kullanılmıştı. Tabii böyle olunca da İxir önemli ve dikkat çeken bir marka oldu.
Kısa sürede önemli mesafe kat edip iş dünyasında oldukça önem kazanan bu şirketin şu anda olduğu konum hakkında kuşkusuz birçok yazı okuyacak, eleştirileri, nelerin yanlış, nelerin doğru yapıldığını farklı bakış açılarından öğreneceksiniz. Ama ben bu tip bir yazı yazmak istiyorum. Onun yerine şirketin pazara çıkışından itibaren kullandığı stratejiyi öne çıkarıp "Artık ders almanın zamanı" demeye getirmek istiyorum.

İnanmayın, İnternet öyle kolay değil!
Belki yazılarımda değil ama 2000 yılında verdiğim birkaç konferansta ve de araştırma çalışmasında Türkiye'de İnternet'i pazarlama şekli üzerinde oldukça durmuştum. Öncelikle şunu artık kabul etmeliyiz ki İnternet kullanıcı sayımız devamlı medyada gördüğümüz rakamların altında. Şirket bilgisayarlarında İnternet'e fırsat bulup giren, arkadaşlarına e-posta atan ama kendisi bir bilgisayar almaya niyetli olmayan, ya da olamayacak konumda olan birçok insanı da maalesef yanlış sayımlarda yanlış kefeye koyarak aldatıcı sonuçlar elde ediyoruz. İnternet'te gerçekten zaman kısıtlaması yaşamadan kendi hesabıyla bağlanan kullanıcı sayısı aslında son derece az. Zaten bu hane başına düşen bilgisayar sayısından da kolayca anlaşılabilir. Fakat ısrarla kendi kendimizi aldatıyoruz.

Bu ve bazı değişik inanç ve yaklaşım
ixir logosu
tarzlarından dolayı İnternet'in aslında ülkemizde çok daha geniş bir kitleye kısa bir sürede ulaşacağı gibi yanlış bir kanı doğdu. Cep telefonu kullanımının ülkemizde dünyada benzeri az görünecek bir biçimde yaygınlaşmasının ardından, buna benzer bir gelişmenin de bilişimde yaşanacağının düşünülmesi son dönemlerde karşılaşmaya başladığımız acı faturaların başlıca nedeniydi. Ve emin olun gerisi gelecek.

İşte söz konusu geleceğin İnternetçi büyük kitlelerine de ulaşmanın yolları araştırıldı. Halkımızın eğitim düzeyi ve bilgisayar teknolojisine yaklaşımı göz önüne alınarak İnternet'in kolay, çok yararlı, kokoreççisinden arabeskçisine herkese hitap eden bir yapıda olduğu öne çıkarıldı. Evet İnternet kullanımı belli bir noktadaki insanlar için zor değil, ayrıca İnternet inanılmaz derecede yararlı ama itiraf edelim 30 yaş üstü halkımız ona bayılmayacak, zaten bayılamaz.

Tüm alışkanlık, yeniliğe yatkınlık, zihinsel gelişme konularını bir kenara koyalım. (Aslında bu konuları derinlemesine inceleyince Türkiye'nin neden kısa dönemde bir İnternet ülkesine dönüşemeyeceğini açıkça görebiliriz.) Ama hedefe en kısa yoldan varacağımız konu, ekonomik düzeyimiz ve gerek bireysel gerekse de kurumsal önceliklerimiz. Şu anda kişi başına düşen gelirimiz en fazla 2,500 dolar. Unutmayın bu bir yıllık bir miktar! Ve yine unutmayın bu bir ortalama, yani eğer ben bu ortalama rakamın ne kadar üstünde isem bir kişi de bir o kadar altında. Yani eğer bu yazıyı okuma şansı elde eden siz okurların sayısı 250 ise bir o kadar kişi de sizle tam ters konumda. Biz bu ülkede bilgisayarı olanların sayısının da hiç iç açıcı olmadığını biliyoruz. E, o zaman sizce İnternet kullanma aşkına gelen halkımız yeni bir bilgisayara, İnternet bağlantısına yaklaşık 1,000 dolar verebilir mi?

Kıssadan hisse...
Şimdi halkın önemli bir kesimi de iyi bir gelir düzeyine sahip diye karşı bir fikir atılabilir. Bu hala doğru olsa bile (!) bu sefer de ikinci bir sorun var. İnternet'i bireylerin öncelikleri arasında sokmak bu şartlarda ne kadar mümkündür ki? Yanıtlar açık...

Şu artık anlaşılmalı, Türkiye'de sana, bana İnternet şeklinde bir pazarlama yaklaşımı boşuna para harcamak ile aynı manadadır. İxir'in birçok artısı, güzel planları, "dikey portallarla" içerik kurma çalışmaları, ve daha bir sürü güzel fikrini de biliyoruz. Zaten bu şirketi kaybetmenin yarattığı üzüntünün kaynağı da bu vizyonu.

Ama artık şirketler, ister eski, ister piyasaya yeni girenler, İnternet pazarını büyütüp bu yeni kullanıcıları kendi müşterileri yapma fikrini bırakmalı. Maalesef ülkemiz bazı konularda potansiyeli belli olan bir ülke. Şirketler pazarı büyütmek için aşırı çaba sarf etmektense olan pazarı diğer yönlerden geliştirmeyi, 'fütursuz' değil, kaliteli ve 'akılcı' rekabeti canlandırarak varolan kullanıcıların daha çoğunu kendine çekmeye çalışmalı.

Sonuçta İnternet pazarında oynamak hala çok zor, hem burada hem tüm dünyada. Sektörün hala tam bir iş tanımı, finansal modeli yok. O halde Türkiye'nin şartlarında, Amerika'yı yeniden keşfetmek okyanus sularında boğulmak demek. "Herkese İnternet", "ucuz ve kolay İnternet" şeklindeki hayaller büyük kayıplara dönüşmeden aklımızı başımıza toplamak umuduyla. Acaba e-kolay neden Kemal Sunal'lı reklamlarındaki temasını artık pek kullanmıyor, Sunay'a saygıdan mı sanıyorsunuz, yoksa onlar bir şeyler mi fark etti acaba?!

 
 

- Hazırladığım öteki dosya konularına ulaşmak için Diğer Dosyalar sayfasına göz atabilirsiniz.

- Ben bu yazıyı hazırlarken Superonline'ın sitesinde gelişmelerle ilgili bir haber yoktu, ama İxir'in anasayfasına girdiğinizde genel müdür Cenk Serdar'ın konuyla ilgili sözlerini içeren bir sayfa açılıyor. Aynı mesaj tüm İxir kullanıcılarına da e-posta yolu ile gönderildi.

Canlı yayında rüşvet yayınlarken 'Pis Rüşvetçilerin' de çocukları olduğunu unuttuk. Ne kadar yanlış bir şey yapsalar da babalarının bu yönünü bilmeyen çocuklar acaba ertesi gün nasıl okula gittiler. Hemen ad ve soyad teşhiri gerekir miydi?
7.12.2001