Tüm Yazılar
Blog Eylem Günü 2010′un konusu ’susuzluk’, ve dünyanın dört bir yanından 5 bini aşkın blog yazarı bu konu için yazıyor! 2,5 milyar insanın bir tuvalete erişimi olmadığı, ama çok daha azının cep telefonundan uzak olduğu günümüz dünyası kısa vadede alarm zilleri çalıyor. Neler yapabiliriz düşünmeye başlamanın zamanı.
Küresel resesyon sonrası bollaşan döviz ucuzluyor. Yabancı sermaye “sıcak sıcak akıp istediğinde çekip gitmesin” isteyen aynı sınıfta olmaya çalıştığımız Brezilya gibi ülkeler ise radikal önlemler alıyor. Biz Merkez Bankası’na sorumluluğu yıkarken problemi küçümsüyoruz. Ama belki de değersiz döviz kurları bizi gerçekten rahatsız etmiyor olabilir, çünkü bunun da faydaları var!
Numara taşıma, 3G, her yöne sabit fiyatlı paketler gibi gelişmeler ile 2004-06 arasında yıllık 85-90 milyar dakikalık konuşma süresi 2010′da 140 milyar dakikayı zorlayacak, fakat GSM operatörleri finansal açıdan buna paralel bir gelişme gösteremiyorlar.
Sadece sesten para kazanmanın ötesine geçebilmek içinse 3. partilerle yapılan çalışmaların artık gerçek bir ekosistem mantığıyla yönetilmesi gerekiyor.
Balkan ülkelerinin bir bölümünde Osmanlı mirası, ortak kültür öğeleri, bu ülkelerin Türk vatandaşlarından vize istememesi, hem de bölgenin ekonomik kalkınma hamlesini izlemeyi veya bundan pay almayı hedefleyenlerin çoğalması bölgeye yönelen Türk ziyaretçilerin artmasının başlıca nedenleri. Peki bol ülkeli bir tatil paketinin içinden neler çıkıyor?
Lost gibi diziler, sinema filmleri bizleri farklı zaman dilimleri, evrenler, boyutlar arasında dolaştırırken izlenme rekorları kırıyor. Bu ilginin güçlenmesi ise, son yıllardaki İnternet ve iletişim aracı kullanım şekillerimizin bizleri toplumdan izole etmektense farklı şeyleri bir arada yaşamaya itmesinden kaynaklanıyor olabilir.
Ne zaman YouTube yasağı sorulsa yetkililer “Google’ın da vergi borcu var”, “YouTube Türkiye’de ofis açmalı” diyor. “İnternet’teki tüm siteler her ülkeye vergi ödemeli, vergi ödemeyenler sansürlenmeli” gibi bir kanun olsa bile(!), niye Google sansürlenmiyor o zaman? Ve küreselleşen dünyada reklam gelirlerini ayrıştırmak ne mümkün!
İsrail ile yaşanan gerginlik sonrası gösterime girmesi ertelenen Sex and the City 2, serinin önceki filmi ve de dizi yıllarıyla karşılaştırıldığında çok da başarılı değil. Ama yaz aylarına uygun, hafif, eğlencelik bir seyir. Ama böyle bir yapıma aşırı önem verip bazı değerleri aşağıladığını düşünmek için bence fazla alınganlık yapılıyor
İstanbul Tiyatro Festivali’nde Budist rahip dansçılardan harika bir performansı Sutra gösterisiyle izledik, ama festivalin geri kalanı bende 2008′deki heyecanı yaratmadı. Yine çok önemli bir performans ise ünlü usta Pina Bausch’un 2003 yılında İstanbul’dan esinlenerek hazırladığı Nefes’in tekrar sahnelenişi idi. Tabii tüm bunlar farklı düşünceleri de yanında getirdiler…
TV veya İnternet’te izlenen tehlikeli içeriklerin özellikle gençler üzerinde olumsuz etki bıraktığı düşünülür, hatta ülkemizde site engellemelerinin nedeni de budur. Fakat TV üzerine yapılan bir araştırma, eğer bir zarar söz konusu ise, bunun içerikten bağımsız olduğunu ortaya koyuyor, çünkü 4 yaşına kadar TV izleyenler ile izlemeyenler arasındaki ciddi farkı önümüze getiriyor…
Et fiyatları bir yılda %30′lardan fazla pahalılaşırken bunun nedenini piyasayı manipüle eden dev şirketlere bağlamak mümkün olmuyor. Çünkü aksine, son 7 yılda Türkiye’deki tüm yatırımların %4′ünü bile alamayan tarım sektörü bırakın devler çıkarmayı, küçülüyor, büzülüyor, üretemiyor. Azıcık üretim de haliyle kıymetli oluyor!
Tam da Digiturk “TiVi Bitti, Şimdi Digi” derken televizyon platformlarındaki savaş yeniden mi başlıyor? İnternet’ten video tüketmeye bayılan Türk kullanıcılar İnternet tabanlı TV’ye ne kadar ilgi gösterecek, milyonlarca hane geleneksel karasal yayınları çatı antenleriyle, kırsalda ise çanak antenlerle Türksat uydularından takip ederken TV platformları arasındaki mücadele nasıl şekillenecek?
Onlarca yıldır sahnelerde olan dört genç yaşlı sanatçı, Dünyanın en meşhur pandomim gruplarından Mummenschanz İstanbul’da iki gösteri yaptı, sessiz sanatı özleyenler için farklı imgelem ve mesajlarla güzel bir geceydi
Türkiye’de erişime engellenen binlerce sitenin önemli bir kısmı müzik parçalarına ücretsiz erişim yollarını paylaştıkları için ceza aldı. Öte yandan Türkiye gibi gelişmekte olan bazı ülkelerde sokak satıcıları, korsan kopyaların endüstriye pek de zarar vermediğini düşünenler de var. Dijital satışlar toplam müzik pazarının %27’sine ulaşmışken açıkçası tek bir doğrunun varlığından söz etmek pek mümkün değil!
BBC’nin 26 ülkede yaptırdığı araştırmada “İnternet’e erişim temel bir insan hakkıdır” görüşü, İnternet kullanmayanlar tarafından bile büyük oranda sahiplenilen bir düşünce olarak ortaya çıktı. Türkiye ise %91 ile Avrupa’da ilk sırada yer aldı! Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler tüm ülkeye genişbant, hızlı İnternet’i yaymak için projeler açıklayadursun, bizler ise hala mobil ve ADSL erişiminde akıl almaz fiyatlar ve vergiler ödeyerek İnternet’e erişebiliyoruz. Haydi artık İnternet’in vergisi düşsün!
Bizimkisi gibi toplumlarda çevresinin bin bir fedakarlığıyla büyüyen, bunu içselleştiren bireyler kendine yetmenin zorluğunu geç öğreniyor. Aynı fedakarlığı devam ettirme görevi veya mahcubiyet gibi hislerle başkasını eli boş göndermekten çekinirken aslında kendi ruh sağlıkları ve ilişkilerinin fay hattına stres yüklediklerinin farkına varmayabiliyorlar!
İmparatorluğa isim verdiği dönemlerde gücünün zirvesinde olan Roma bugün de Katolikliğin merkezi olarak önemini koruyor. Plansız bile gidilse “görülecekler listesi” yapıp bir ucundan başlamak hiç de zor değil, ben de kendi listemi paylaşıyorum
Burj Dubai ya da resmi adıyla Burj Khalifa 818 metrelik yüksekliğiyle bu hafta açılışını yaparken, İstanbul’da Dubai Kulesi’nin düşündürdükleri üzerine eskiden yazdıklarımı paylaşmak istedim: Gelişmiş ülkelerde kümelenme, bir arada çalışma ihtiyacı azaldığından yeni rekor gökdelenleri yapılmazken gelişmemiş ülkeler sırf turistik amaçla büyük yatırımların altına giriyor
Yeni teknolojiler, dijital cihazlarla kuvvetlenen değişimin örneğin gazetelerin geleceğine dair yarattığı güvensizlik benzeri bir darbe yemesi beklenen sinema sektörü 2010’lara Avatar sayesinde tekrar kükreyerek giriyor. Medyamızda ABD’nin Afganistan saldırısının eleştirisi şeklinde yorumlanan film ise aslında bunun da ötesinde pek çok mesaj kaygısı taşıyor.
Krizde batma tehlikesi yaşayan medya devlerinin haberleri sıklaştıkça, dijitalleşmenin getirdiği bolluk ve ucuzluk ile sosyal medya merakı öne çıkıyor. Geleneksel medyanın sıkıntısı sadece bloglar ya da Google News gibi toplayıcı, organize edici hizmetler değil aynı zamanda çok fazla haber kaynağının belli sayıdaki medya tüketicisinin sınırlı vakti için rekabet etmesi. Farkı ne şekilde ve nasıl yaratabileceğini ise hem gazeteciler, hem blog yazarları düşünmeli
Dünya’nın en büyük tüketici elektroniği perakendecisi Best Buy, Çin, Meksika, Kanada gibi ülkelerden sonra Avrupa’da ilk mağazasını önümüzdeki hafta İzmir’de açacak. Görülmeye değer, farklı, rahat ve eğlenceli bir mağaza kurduğumuzu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Bir nevi deneme açılışı da daha öncesinde Aile ve Arkadaş Açılışı olarak yapılacak, tüm ürünlerde de indirim olacak. Sadece davetiye ile katılabileceğiniz [...]