<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>H. Cihan Salim - Günce... Blog... &#187; yaşam tarzı ve mekanlar</title>
	<atom:link href="http://www.cihansalim.net/blog/category/yasam-tarzi-mekanlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cihansalim.net/blog</link>
	<description>www.cihansalim.net</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 09:52:57 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Yoga maceram: Vücudunuz ve dengeniz için tavsiye ederim</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yoga-maceram-vucudunuz-ve-dengeniz-icin-tavsiye-ederim/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yoga-maceram-vucudunuz-ve-dengeniz-icin-tavsiye-ederim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Sep 2011 07:45:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1565</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık 9-10 ay önce, eskiden bir "sağlıklı yaşam işi"nde çalışırken denemiş olduğum yogayı tekrar ve daha ciddi deneme imkanım oldu. O günden bugüne haftada 3-4 akşamımı bana çok keyif veren yogaya ayırır oldum. Artık bu konuda biraz yazmak, kendi tecrübemi aktarmak ve azıcık da olsa ilgisi olanları cesaretlendirmek istedim...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bu yazım, Yogaşala Mag dergisi Ekim sayısında yer alan metnin uzun ve tam hali&#8230;</em><br />
Az önce Nişantaşı’nda küçük salondakilerin yer açması ile Ürün’ün dersinde yere 18. matı serdim. Ama sınıfa birkaç dakika geç kaldığımdan ve boş yer aradığımdan olsa gerek, sınıftaki tek erkek olduğumu fark ettim. Sanırım girdiğim en ‘orantısız’ ders buydu(!)</p>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
//blog-orta-468
google_ad_slot = "3758895704";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//--></script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<p>Fakat bana YogaşalaMag’in bu sayısına yazmam önerildiğinde, 13 yıldır yazarlık yapmama rağmen duraklamama neden olan tek ‘azınlık faktörüm’ bu değildi. Yoga yapan az sayıda erkek olmanın ötesinde, yoga benim için çoğu katılımcının aksine bir zihinsel yolculuk, manevi gelişim aktivitesi olmaktan daha çok bir vücut egzersizi, fiziksel aktivite biçimi, hatta spor salonu alternatifi idi.</p>
<p>İçimden “benim yazmam doğru mu” diye sorguladım; ama 2 sayı önce YogaşalaMag’in 100 binin üstünde basıldığını okuduğumu hatırlayıp, bu kadar geniş bir [potansiyel] okur kitlesinin çok azının yoga deneyimi olduğunu düşündüm. On binler yogayı denemiyorsa azımsanmayacak bir kısmının kafasında soru işaretleri olabilir; belki bazıları da benim gibi spor, fiziksel gelişim ve iyileşme amacı güdüp yogayı bu gruba sokamadıklarından denemiyorlardır, dedim kendi kendime, “otur yaz.”</p>
<p>Geçmişte de az biraz yoga hareketleri denemiştim, ama düzenli şekilde yoga derslerine katılmaya başlayalı henüz 9 ay oldu. Heyecanla şehrin trafikli, uzak noktalarından kalkıp gelme azmimi, vücudumun farklı noktalarını geliştirdiğimi görmemi sağlıyor. Spor salonunda heyecanla arttırılan ağırlıkları kaldırırken alınan sakatlanma riskini şahsen burada görmüyorum, çünkü kaldırmaya çalıştığın kendi gövden veya bacağın. Kaldıracak kadar güç ve enerjiyi bir araya topladığında da zaten hareketin bir sonraki aşamasına geçiyor, hem de geçmişi veya geleceği yaşamaya çalışan değil, anı yaşayabilen bir insan için çok önemli olan <strong>denge</strong>ni işin içine sokmaya başlıyorsun. Fiziki denge, ruhsal denge ile çok kuvvetli etkileşim içinde.</p>
<div align="center">
<div align="center">
<div style="width:225px; text-align:center" class="captionfull"><img align="center" width=225 src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/featured/yoga-balkon-f.jpg"/ title="Yoga yapmak, farklı seviye, yaş, cinsiyet, sağlık durumlarına rağmen bence gerçekten herkese uygun" alt="Yoga yapmak, farklı seviye, yaş, cinsiyet, sağlık durumlarına rağmen bence gerçekten herkese uygun"/>
<p>Yoga pratiği bence gerçekten herkese uygun</p>
</div>
</div>
</div>
<p>Denge demişken özellikle erkeklerin çoğunlukla tercih ettikleri bireysel sporlarda çok da eğilmedikleri bir şeyden bahsetmiş olduk bence. Sadece bu nedenle bile yogayı tavsiye edebilirim…</p>
<p>Yogayı deneyin, artan yoga stüdyolarında artık gerçekten bilgili, ilgili, değerli Türk eğitmenlerin sayısı artıyor, onlara güvenin. Yogaşala’ya erişiminiz varsa farklı yoga stillerini deneyin; Iyengar ve Hatha’da hareketlerin temelini, vücudunuzun sınırlarına ve sağlıklı olması için alması gereken şekle önem veren, hem de eğlendiren eğitmenlerden (örn. Sine! ;) öğrenin. Vinyasa’da coşun, akın; Yin’de ne kadar sabırlısınız, kendinizi bırakabiliyor musunuz mutlaka test edin. Bir gün mecburen son dakikada aldığım Ashtangalı tişörtümle beni derste görüp de “Ashtanga’yı yazmamışsın” demeyin, saatleri iş saatime hiç uymadı bugüne kadar, onu da siz bana anlatın lütfen :) </p>
<p>Ve yoganın, sınıf ortamının, topluluğun kurallarına uyum gösterirken bir yandan, bu farkındalık yolculuğunda kolay pes etmemek için kendinizi rahat ettirmekten çekinmeyim. Eğitmenlere fiziksel sınırlarınızı anlatın, ders sırasında da soru sorun; battaniyeleri, blokları Asyalılar kullanmasa da siz kullanın, hatta derse bu sıcaklarda isterseniz bir bardak suyla girin, her şey gurunuz ile sizin aranızdaki diyaloğa bağlı…</p>
<p><strong>// </strong>Dergideki yazıma ekleme yapmak faydalı olacaktır: İşte bizzat denediğim veya güvenilir tavsiyeler aldığım yoga merkezleri; kendinize yakın olanları telefonla arayın, detayları sormaktan çekinmeyin!<br />
<a target="_blank" href="http://www.yogasala.com">Yogaşala</a>; İstanbul &#8211; Nişantaşı ve Etiler, Ankara<br />
<a target="_blank" href="http://www.yogatime.com.tr">Yogatime</a>; İstanbul &#8211; Osmanbey<br />
<a target="_blank" href="http://www.cihangiryoga.com/">Cihangir Yoga</a>; İstanbul &#8211; Cihangir ve İstinye<br />
<a target="_blank" href="http://www.yogahariom.com">Hariom Yoga Merkezi</a>; İstanbul &#8211; Kızıltoprak<br />
<a target="_blank" href="http://istanbul-yoga.com">İstanbul Yoga</a>; İstanbul &#8211; Kuzguncuk, Üsküdar<br />
<a target="_blank" href="http://www.nefess.com">Nefess</a>; İstanbul &#8211; Moda, Kadıköy<br />
<a target="_blank" href="http://www.yogarooms.com.tr/">Yoga Rooms</a>; İstanbul &#8211; Kalamış<br />
<a target="_blank" href="http://www.gurudwaraashram.com">Gurudwara</a>; İstanbul &#8211; Suadiye</p>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
google_alternate_color = "FFFFFF";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
google_ad_format = "468x15_0ads_al";
//2007-10-01: linkunit
google_ad_channel = "8438864729";
google_color_border = "32527A";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "0000FF";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "008000";
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fyoga-maceram-vucudunuz-ve-dengeniz-icin-tavsiye-ederim%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yoga-maceram-vucudunuz-ve-dengeniz-icin-tavsiye-ederim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Volvo S60 yaya kazalarını azaltmak için otomatik fren yapıyor ve işe yarıyor!</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/volvo-s60-yaya-kazalarini-azaltmak-icin-otomatik-fren-yapiyor-ve-ise-yariyor/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/volvo-s60-yaya-kazalarini-azaltmak-icin-otomatik-fren-yapiyor-ve-ise-yariyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Jun 2011 20:29:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1514</guid>
		<description><![CDATA[Volvo'nun güvenli sürüş konusunda ne kadar iddialı olduğunu okuyordum ama bizzat test etmemiştim. Özel bir etkinlikte otomatik frenleme, yaya koruma sistemini yeni S60 sedan modellerde test ettik, ilginç bir tecrübeydi...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Önceki Cumartesi günü İstanbul&#8217;un en benzersiz yerlerinden birine dönüşmüş olan Bilgi Üniversitesi <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/santralistanbul-artik-sanat-ve-bilgi-uretecek/" title="2007'de kampüsün açılışından sonra yazdığım yazım için tıklayabilirsiniz">Santralİstanbul</a> kampüsünde Volvo Türkiye&#8217;nin davetlisi olarak S60 modelinin güvenlik özelliklerini bizzat denedik. Sosyal medya üzerinden iletişimini güçlendirmek için adımlar atmaya başlayan <a target="_blank" href="http://www.volvocars.com/tr">Volvo Cars Türkiye</a>&#8216;den birkaç adet etkinlik görseli beklediğimden yazı biraz gecikti, zira ben pek programlı gitmemiş, son dakikada etkinliğe katılabilmiştim, cep telefonumdan birkaç kare aldım. (Güncelleme &#8211; Volvo&#8217;dan araç içi özel videosu ve fotoğrafları da bir gün sonra geldi, aşağıda görebilirsiniz)</p>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
//blog-orta-468
google_ad_slot = "3758895704";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//--></script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<p>Uluslararası Yılın Otomobili (ICOTY) Jürisi tarafından 2011’in hem en iyi sedanı hem de &#8216;en güvenilir otomobil&#8217; olarak seçilmesi, en büyük can kaybı nedenlerinden birinin trafik kazaları olduğu ülkemizde <a target="_blank" href="http://www.volvocars.com/tr/all-cars/volvo-s60/Pages/default.aspx">Volvo S60</a>&#8216;ı daha da merak etmeme neden olmuştu.</p>
<p>S60 modelinin lansmanı aslında yurt dışında İnternet üzerinden de oldukça ilginç bir şekilde yapılmıştı, zira kör ressamımız Eşref Armağan, henüz son hali, görüntüsü paylaşılmayan S60&#8242;ı elleri ile tanıyıp çizmiş, İnternet&#8217;ten gelen takipçi soruları sonrası aracın sorulan bölgelerini de detaylı olarak kağıda dökmüştü. Eşref Armağan&#8217;ın Türkçe sözlerinin korunduğu bu videoyu aşağıda izleyebilirsiniz.</p>
<div align="center"><iframe width="560" height="349" src="https://www.youtube.com/embed/-cmKsWpkRGE" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>
<p>Volvo Türkiye yetkililerinden, başta pazarlama ve marka iletişim müdürü Ebru Ekşi Akınoğlu&#8217;ndan markanın geçmişini, iddialı hedeflerini, 2020&#8242;de &#8216;yeni&#8217; bir Volvo modelinde bir kazada kimsenin ölmemesi için araştırma ve geliştirme çalışmaları yapıldığını duyduk.</p>
<p>Sıra S60&#8242;ları denemeye geldi. Parkurda bir adet insan maketi, bir de otomobil maketi vardı. Otomatik frenlemeli yaya algılama sistemi, otomobilin tam önü ve ön çaprazlarındaki yayaların hareketlerini algılıyor ve aracın önüne çıkan yayalar için sürücüyü yanıp sönen ışıkla uyarıyor. Sürücü zamanında tepki göstermediği takdirde otomatik olarak tam güçle fren yapıyor. Biz de makete doğru 30 km hızla gittik, ayağımızı da gazdan çekmedik, fakat araç tam frenle vaktinde durdu. Bu tecrübemi ve fren sonrası yüzümdeki tebessümü(!) araç içlerine yerleştirilmiş kameraların kaydettiği alttaki videoda görebilirsiniz.</p>
<div align="center"><iframe width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/RD34WYQSnXs" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>
<p>Otomatik fenli yaya algılama sistemi, 35 km/s’ye kadar olan hızlarda, sürücü zamanında tepki vermese bile yayalara çarpılmasını önleyebiliyormuş, daha yüksek hızlarda ise kaza şiddetinin azaltılması için çarpma öncesinde otomobil mümkün olduğu kadar yavaşlatılmış oluyor. Bu da ölüm riskini ciddi oranlarda azaltabiliyor.</p>
<p>Bu etkinliğe son dakikada katılan <a target="_blank" href="http://onurkoray.blogspot.com/">Agamemnon &#8211; Otomobil Dünyası blogu</a>nun sahibi Onur Koray hızını alamayıp maketin ayaklarını ezen benim gördüğüm tek katılımcı oldu, hızı sanırım yaklaşık 45 km/s idi! Limitleri zorladığı için tebrik ediyorum tabii kendisini.</p>
<p>Diğer test de araç çarpışma engelleme testiydi, bunu hem park alanındaki parkurda, hem de trafikte denedim. City Safety, &#8216;şehir güvenliği&#8217; adlı özellikle, öndeki araca çok yaklaşınca yine ışıklı ve sesli bir uyarı alınıyor, tehlikeli oranda yaklaşırsanız frenler devreye giriyor. İki aracın arasındaki hız farkı 15 km/saat ise, yani siz önünüzdeki araç mesela 70 ile giderken 85 ile gidiyorsanız kazayı engelleyebiliyor, aradaki hız farkı 30 km/saat ise hasar oranı düşük kalıyor.</p>
<div align="center">
<div align="center">
<div style="width:512px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/volvo-durma-testi.jpg"><img title="Otomatik fenli yaya algılama sistemi iş başında" alt="Otomatik fenli yaya algılama sistemi iş başında" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/volvo-durma-testi-m.jpg"/></a>
<p>Otomatik fenli yaya algılama sistemi iş başında</p>
</div>
<p>Bu özelliklerin sürekli açık olduğu yönünde bir sohbete kulak misafiri oldum, ama vaktim az olduğundan ben de bir teknik uzmana bunu soramadım. Eğer ki sürekli açık bir özellikse, riskli kullanmaya alışık Türk sürücüleri başlarda biraz zorlayabilir bu otomatik fren sistemleri. Ama kazaların azalması için de yakında çok daha fazla marka ve modelde, hem de zorunlu olarak görmemizin gerektiği bir sistem. Evet, kırmızı ışıkta durmakta olan öndeki araç ile mesafemi kapatmaya çalışırken sık sık tam fren yapılması biraz farklı bir his, ama doğrusu da bu!</p>
<div align="center">
<div style="width:512px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://cihansalim.net/blog/resim/VolvoS60-CihanSalim.jpg"><img width=512 src="http://cihansalim.net/blog/resim/VolvoS60-CihanSalim.jpg"/></a>
<p>S60 ve ben :)</p>
</div>
</div>
<p>Bu arada cruise-control, hız sabitleyici özelliği ile otomatik fren sistemini bir arada kullanmanın da çok büyük, keyifli bir faydası olacaktır! İsterseniz örneğin İstanbul&#8217;da köprü veya Mecidiyeköy trafiğinde aracın hızını, direksiyon üstündeki cruise control kontrol düğmeleriyle 20-30 km/s yapabilir, sonra da ayağınızı frenden gazdan çekebilirsiniz, çünkü araç öndeki araca çok yaklaştığından otomatikman tam fren yapacak, ardından tekrar 20 km/s hıza ulaşacaktır. Özellikle İstanbul&#8217;da radarlar çoğaldıkça hız sabitleyici özellik önem kazanıyor, zira örneğin sahil yolunda veya E5&#8242;te, bomboş bir saatte 70 km/s gibi düşük bir hızda kalabilmek için sık sık ön konsola bakmak gerekiyor, hız sabitleme özellikli araçlar sizi bu açıdan rahatlatırken Volvo S60 ve de yakında benzer otomatik fren sistemli araçlar da güvenliği arttıracak.</p></div>
</div>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
google_alternate_color = "FFFFFF";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
google_ad_format = "468x15_0ads_al";
//2007-10-01: linkunit
google_ad_channel = "8438864729";
google_color_border = "32527A";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "0000FF";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "008000";
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fvolvo-s60-yaya-kazalarini-azaltmak-icin-otomatik-fren-yapiyor-ve-ise-yariyor%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/volvo-s60-yaya-kazalarini-azaltmak-icin-otomatik-fren-yapiyor-ve-ise-yariyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Roma Gezi Rehberi: Şehrin Başyapıtları, Öneriler</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/roma-gezi-notlari-sehrin-basyapitlari-oneriler/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/roma-gezi-notlari-sehrin-basyapitlari-oneriler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 18:34:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[Borghese]]></category>
		<category><![CDATA[Pantheon]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Roma gezi notları]]></category>
		<category><![CDATA[Roma gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Santa Maria del Popolo]]></category>
		<category><![CDATA[Vatikan]]></category>
		<category><![CDATA[Vatikan Müzeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=901</guid>
		<description><![CDATA[İmparatorluğa isim verdiği dönemlerde gücünün zirvesinde olan Roma bugün de Katolikliğin merkezi olarak önemini koruyor. Plansız bile gidilse "görülecekler listesi" yapıp bir ucundan başlamak hiç de zor değil, ben de kendi listemi paylaşıyorum]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Oldukça uzun bir dönem boyunca Roma İmparatorluğu’nun merkezinde, gücün zirvesinde olan İtalya’nın başkenti bugünlerde ise Katolikliğin merkezi Vatikan’ı barındırıyor olması ile önemini koruyor. Roma’yı nereden anlatmaya başlamalı, ne sırayla anlatmalı karar vermek zor, çünkü Roma’ya plansız programsız bir tatile gitseniz, ya da iş ziyaretinden geriye bir gününüz kalmış olsa bile “görülecek başlıca yerler” listesi oluşturup bunu başarmak kolaydır. Bu nedenle ben önceki gezi yazılarımdan biraz farklı olarak kendi ipuçlarımı, düşünce ve yorumlarımı paylaşmaya çalışacağım. Çektiğim fotoğraflardan yaklaşık 150&#8217;sini de <a targe="_blank" href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/sets/72157622987697344/">Flickr&#8217;daki Roma albümüm</a>den görebilirsiniz.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p><strong>Vatikan Müzeleri ve Papalık</strong><br />
Kent devleti Vatikan, Papalık ile birlikte dünyanın en önemli müzelerinden birini de barındırıyor. Vatikan Müzeleri içinde yer alan Sistina Şapeli Michelangelo’nun resimlediği tavan ile tüm gün boyunca tıklım tıklım. Ama eğer birazcık da olsa daha sakin bir an yakalamak, hatta banklara oturup tavana uzun uzun bakmak istiyorsanız öğleden sonraya kalmamak gerekiyor. Bunun için müzenin ilk koridorlarını biraz hızlı geçebilir, Sistina Şapeli’ne erken girebilirsiniz. Sonrasında müze turunuza en baştan yeniden başlayabilir, 2. turda Sistina’ya vakit ayırmadan geçebilirsiniz.</p>
<div align="center"><a href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/4178978337/in/set-72157622987697344/"><img src="http://farm3.static.flickr.com/2633/4178978337_d21ab43184.jpg"/></a></div>
<p>Ama iki tur atsanız bile Vatikan Müzeleri’nde birkaç yeri görmeden atlamak son derece olası. Biletlerle beraber temin edebileceğiniz plan bir yere kadar faydalı olabiliyor, ama yine de çıkışa iki kere bile fazla erken(!) varırsanız, 3. kez baştan başlamaya değebilir. Mümkünse müzeye gelmeden önce edineceğiz daha detaylı bir plan, harita ile dolaşmaya çalışın. Örneğin gözden kaçabilen, adını bilmediğim bahçemsi bölümde Belvedere Apollonu, Laokoon, Belvedere Torsosu heykelleri MÖ. 4. Yüzyıl kadar eski bir geçmişe sahip ve heykelcilik sanatı açısından çok büyük öneme sahip. Görevlilere de bu bu isimleri söylemeniz yeterli olacaktır.</p>
<p>Caravaggio’nun Çarmıhtan İndiriliş tablosu da Vatikan Müzeleri’ndedir ve şehirdeki en önemli 2-3 tablodan biri olarak kabul edilebilir.</p>
<div align="center"><a href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/4179780262/in/set-72157622987697344/"><img src="http://farm5.static.flickr.com/4042/4179780262_9e00210a3a.jpg"/></a></div>
<p>Ama tabii ki Vatikan deyince akla gelen şey Papalık tarafından olabildiğine heybetli olacak şekilde yaptırılan, ziyaretçilerini yüksek tavanın altında küçücük hissettirmeyi de amaçlayan San Pietro Bazilikası. Michelangelo, az sonra bahsedeceğim Roma’nın hala ayakta kalan Pantheon’una duyduğu saygının göstergesi olarak Pantheon’dan yaklaşık 1,3 metre daha az geniş olan 42 metre çapında bir kubbe tasarlamış Bazilika için. Bazilika’nın hazinesine inmedim, yorum yapamayacağım; ama hızlıca dolaştığım eski Papalar’ın mezarları olan ücretsiz bölüm ise Hıristiyan olmayanlar için pek ilgi çekici olmayacaktır. Bunun yerine mahzen mezar veya Hazinelik’te şansınızı denemek size kalmış. San Pietro’nun en önemli bulunan noktası hemen girişte sağ tarafta Michelangelo’nun başyapıtı 1499 tarihli Pieta heykelinde Hz. İsa, Meryem Ana’nın üzüntülü bakışlarını çekerek yatıyor.</p>
<p><strong>Roma İmparatorluğu’ndan Bugüne</strong><br />
128 yılından 1881’e kadar 17 yüzyıldan fazla dünyanın en büyük kubbesi olarak kalan ve bugün hala dünyanın destekle güçlendirilmemiş en geniş beton kubbesi olma özelliğini de koruyan Roma İmparatorluğu’nun Pantheon’u ilk olarak M.Ö. 27 yılında yapılmış bir tapınakmış. 608 yılında Santa Maria Rotonda Kilisesi haline getirilmesi bugünlere kadar korunmasını kolaylaştırmış. Mutlaka görülmesi gereken bu yapının kubbesinin tam ortasındaki boşluktan üstünüze lapa lapa kar yağmasının çok güzel olduğu söyleniyor. Pantheon’da gözden kaçırmamanız gereken şey Raffaello’nun mezarı. Orjinalleri olmasa da mevcut kapılar da 350 yıllık ve dikkate değer, İtalya’nın birleşmesinin mimarı 2. Vittario Emmanuelle’in mezarını ise ister istemez fark edeceksinizdir.</p>
<p>Bu arada Pantheon’un etrafında şanlı dondurmacı ve kafeler olduğunu da söylemeli.</p>
<div align="center"><a href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/4179046753/in/set-72157622987697344/"><img src="http://farm3.static.flickr.com/2569/4179046753_5d17b9d854.jpg"/></a></div>
<p>Roma İmparatorluğu’nun diğer başlıca izleri ise tabii ki Kolezyum amfitiyatro ve İmparatorluk Forası olarak adlandırılan bölge ve Roma Forumu alanı. Roma Forumu’nu maalesef tam anlamıyla gezemedim ama bu alana tepeden bakmanın da bambaşka bir zevki var. İsterseniz beyaz renkli devesa Vittoria Emanuele anıtının sağ arkası/yanındaki merdivenlerden çıkarak, isterseniz Kolezyum’un yanından Roma’nın kuruluşuyla iç içe geçmiş tarihiyle meşhur Palatino Tepesi’ne çıkarak forumu izlemeli.</p>
<div align="center"><a href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/4179083887/in/set-72157622987697344/"><img src="http://farm3.static.flickr.com/2506/4179083887_4c4898b306.jpg"/></a></div>
<p>Roma, Palatino Tepesi’ne kurulu iken mezarlık olan Forum çağlarla birlikte gelişmiş ve 1000 yılı aşkın süre şehrin heybetini korumuş, yaşamın merkezi olmuş. Forum’da Septimus Severus kemeri, Kolezyum’un karşısındaki tepeden başlarsanız size yakın oluşu ile de ilginizi talep ediyor. Bu zafer takının süslemelerini inceleyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Müzeler, Güzel Sanatlar</strong><br />
Benim için Roma gezisinin en ilginç parçalarından biri dünyanın en güzel küçük galerilerinden biri olduğu söylenen Galleria Borghese idi. Villa Borghese parkı içerisinde başka müzeler, göller, havuzlar ve dinlenecek alanlar mevcut. 16. ve 17. yüzyıllardan önemli eserler barındıran galeri iki katlı bir bina ama her salonda dikkat çekici heykeller, duvar ve tavan süslemeleri, özellikle üst kattaki tablolarıyla Roma’da, hem de pek yorulmadan, tam anlamıyla tadı damakta kalan bir sanat ziyafeti sunuyor. Bernini’nin üç heykeli, Apollon ve Defne, Persephone’nin Kaçırılışı ve Davud ile birlikte Raffaello’dan Çarmıhtan İndiriliş tablosu, Caravaggio’dan Hasta Bakkhos Olarak Kendi Portresi gibi eserler ilk akla gelenler.</p>
<div align="center"><a href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/4179851410/in/set-72157622987697344/"><img src="http://farm5.static.flickr.com/4041/4179851410_fee36ba5ee.jpg"/></a></div>
<p>Paris’in aksine Roma’da romantik yerler denince ilk akla gelen büyük parklar ve bahçelerdir. Villa Borghese de Roma’nın başlıca romantik yerleri arasında sayılır, tabii yeşillikler, gölet, sandal kiralamak gibi şeyler sizin için paylaşıldıkça değer kazanan şeyler ise.</p>
<p>İşte bu park içerisinde, Galleria Borghese’den yaklaşık 10-15 dakikalık yürüme mesafesinde Galleria Nazionale d’Arte Moderna, benim tercümemle Ulusal Modern Sanatlar Müzesi bulunur. Ama müzenin adı sizi yanıltmasın, modern sanatlar müzesi olmasına rağmen modernizmi son 10-20 yıl ile sınırlandırmadığından çok daha eski eserler, tablolar, heykeller de müzede bulunur. Beni tatmin eden bir müze olduğunu söyleyebilirim.</p>
<p>Bu arada özellikle Galleria Borghese’de aşırı sıkı, Modern Sanatlar Müzesi’nde de kayda değer bir fotoğraf yasağı ve engellemesi olduğunu söyleyebilirim. Küçük galeride olur da cihazınızı içeri sokabilirseniz içerde huzursuzluk yaşayabilir, kamerasını sokamamış pek çok ziyaretçinin de hışmına uğrayabilirsiniz. Bu nedenle sizlerle paylaştığım fotoğrafların çok zor elde edildiğini söylemeliyim.</p>
<p>Son olarak Museo Nazionale Romano yani Roma Ulusal Müzesi’nde İmparatorluk döneminden kalma klasik sanat örnekleri sergilenmektedir. Museo Nazionale Romano’ya giriş hakkınız Kolezyum, İmparatorluk Forası gibi mekanlarda aldığınız geniş kapsamlı biletlerle edinilmiş olabilir, ya da bu müzeden geniş kapsamlı bilet alarak örneğin Kolezyum’da bilet kuyruğu beklemeyerek çok fazla vakit kazanabiliriz!</p>
<p>Birbirine uzak sayılabilecek iki ayrı yerde, Palazzo Massimo ve Palazza Altemps’ten oluşan müzenin herhangi birinden aldığınız bir giriş bileti diğer binaya da girmenizi sağlar. Şehrin bir diğer önemli müzesi Musei Capitolini’yi ise ziyaret edememiş olsam da adını anmalıyım.</p>
<p><strong>Kiliseler</strong><br />
Roma’da kaç kilise var bilmiyorum ama daha önemlisi, bize manalı ya da manasız gelebilecek herhangi bir özelliği ile, meşhur olan belki 2-3 düzine kilise var. Tabii bunun bir nedeni de sanat ve mimarideki üstün noktaların büyük ustalar tarafından kiliselerde icra edilmiş olması, Rönasans, Yüksek Rönasans, Barok tarzlarda kiliseler önemli farklara sahip.</p>
<p>Santa Maria del Popolo Kilisesi’nde ise en çok öne çıkan iki şey karşı karşıya iki büyük önemli tablo; Aziz Petrus’un Çarmıha Gerilişi ve Aziz Paulus’un Dine Dönmesi. Her birindeki ışık, gölge tasarımları gerçekten de parmak ısırtan mükemmellikte.</p>
<p>Kolezyum’un ötesinde, bulması çok da zor olmayan ama sanırım 5 ya da 6 gibi alt katları kapanan San Clemente Kilisesi ise şehrin arkeolojik dini mirasını karşınıza çıkarıyor. Maalesef kapanışa 10 dakika kala ulaşıp kabul edilmediğim yeraltı katlarında 1. Yüzyıldan bir tapınak, 4. Yüzyıldan bir kilise, onun üstüne daha yeni bir kilisenin kalıntıları bulunuyormuş, bu kalıntılar ise 1800’lerin ortalarında keşfedilmiş. San Clemente’de de fotoğraf çekmek yasaktır ve gerçekten çok zordur. Yer altındaki katlara inmeseniz de zaten kilisenin bugün kullanılan kısmında önemli eserler bulunmakta.</p>
<div align="center"><a href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/4298207906/"><img src="http://farm5.static.flickr.com/4021/4298207906_98a191dcb0.jpg"/></a></div>
<p>900 yüzyıllık Apsis Mozaiği’ndeki Cennet Tasiviri’nde alımlı hayvanlar, koyunlar, ve yol gösterici, “Çoban” isayı simgeleyen koyun dikkat çekicidir. Ayrıca kilisenin avlusu ve süslemeli ön cephesi de hoştur, avluda şarkılar söylendiğine şahit olabilirsiniz.</p>
<p>Tabii tüm bunlar Roma’nın başlıca ziyaret noktaları idi. Ama Roma’da bu kategorilere ek görüp de anlatamadığım, göremediğim onlarca yer olduğu gibi hiç değinemediğim meydanlar, çeşmeler de mevcut. Tabii yeme içme gibi konularda da tavsiyeler mümkün, örneğin İtalya’dayız diye her pizzanın güzel olacağını sanmamak gibi… Ama Roma için aklımda kalan başlıca şeyleri paylaşmış olmakla yetineyeyim, belki ilerde eklemeler, yeni bir yazı ile zenginleştiririz. Ziyaretiniz sonrası yorumlarımızı da zevkle karşılaştırabiliriz…</p>
<p>Ve Roma fotoğraflarımdan 145 tanesini <a targe="_blank" href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/sets/72157622987697344/">Flickr&#8217;daki Roma albümüm</a>den izleyebilirsiniz.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2010%2Froma-gezi-notlari-sehrin-basyapitlari-oneriler%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/roma-gezi-notlari-sehrin-basyapitlari-oneriler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nur topu gibi bir bayramımız oldu: Cadılar Bayramı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/nur-topu-gibi-bir-bayramimiz-oldu-cadilar-bayrami/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/nur-topu-gibi-bir-bayramimiz-oldu-cadilar-bayrami/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2009 19:11:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=814</guid>
		<description><![CDATA[Özellikle Amerikan kültürünün önemli bir parçası haline gelmiş olan Halloween, yani Cadılar Bayramı ülkemizde de bugün pek çok partinin ilham kaynağı. Vampirleriyle gelen 2009'un güncel pazarlama aracı mı yoksa kalıcı mı olacak göreceğiz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başlık Cumhuriyet Haftasonu&#8217;nda Devrim Ege&#8217;nin yazısından esinti, hemen söylemeli. Google Trends&#8217;de &#8220;Cadılar Bayramı&#8221; kelimelerinin sadece Türkiye sınırları içinde ne kadar arandığına baktığımızda da alttaki gibi bir trend ortaya çıkıyor. Veriler Türkiye için birkaç gün gecikmeli olabildiğinden ve henüz 31 Ekim &#8220;Cadılar Bayramı günü&#8221; de bitmediğinden 2009 rakamı tam ortaya çıkmadı ama 31 Ekim öncesi günlerdeki aramalar da önceki yıllarda aynı günlerdeki aramalardan çok daha fazla.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Ama sadece Google aramaları değil Facebook gibi diğer Web ortamlarında da Cadılar Bayramı mesajları, etkinlikleri, partileri görmek mümkün. Bir arkadaşımın bir ay önce bugün Taksim&#8217;deki parti davetine, ne zamandır da görmediğimden &#8220;gelirim&#8221; demiş olmama rağmen hava dışarı çıkma isteğimi eritince tekrar etkinlik sayfasına girip yanıtımı &#8220;belki&#8221;ye çevirirken hatırladım, bu da bir Hallloween Party imiş!</p>
<div align="center"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/cadilar-bayrami-google-trends.png" alt="Google Trends'e göre Türkiye'de Cadılar Bayramı araması yapanlar her yıl hızla artıyor" /></div>
<p>&#8220;Halloween&#8221; Bazı ülkelerde kutlanan ölüler bayramı ya da gününden farklı, geçmişi Paganlar&#8217;a dayandırılıyor ve ölüleri anmaktan ziyade ölü, ya da huzursuz ruhlara &#8220;sizden korkmuyoruz&#8221; mesajı verme amacı güdüyor. Bu mesajı verecek şekilde giyiliniyor, davranılıyor Halloween günü.</p>
<p>Pegan Festivali&#8217;nin parçası olarak Birleşik Krallık&#8217;ta popülerliğini koruduktan sonra Kıta Avrupası&#8217;nda da canlanıyor, hele Amerika&#8217;da yeni bir eğlenceye dönüşüyor. Kostümler sadece korkutucu olmayı çok geride bırakıyor, çizgi film karakterleri, hayvanlar ve gittikçe artan politikacı figürleri, maskeleri; geçen sene Cumhuriyetçi Parti Başkan Yardımcısı adayı Sarah Palin, bu sene ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve hatta Başkan Obama.</p>
<div align="center"><img alt="Pek çok ülkede yetişkinler sadece kendileri için değil çocukları, hatta bebekleri için de ciddi hazırlıklar yapıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/cadilar-bayrami-kostumlu-bebek-arabasi.jpg"/></div>
<p>Büyüdükçe büyüyen gün bir nevi tatlı bir kaçış, stres atma, çünkü Halloween artık ABD toplumunun köklü geleneklerinden biri, güne özel kabaklı menüler çok gerilere gidiyor. <a href="http://www.npr.org/templates/story/story.php?storyId=96357789" target="_blank">2008&#8242;de tam 5,8 milyar ABD Doları harcamanın Cadılar Bayramı için yapılması bekleniyordu</a>, bu sene rakamın bunun da ötesine geçmesi olası. Yine geçen sene yaklaşık 6 milyon Amerikalı&#8217;nın Halloween kostümü giymesi ve 2,3 milyar dolarlık şekerleme harcaması yapılması bekleniyordu, ki bu ülkemizin en büyük gıda üreticilerinden Eti&#8217;nin 2011&#8242;deki bir yıllık bir milyar dolar ciro hedefinin çok üstünde!</p>
<p>Popüler demek hata olur, gerçekten Amerikan kültürünün büyük öğelerinden biri sonunda ülkemize de ulaştı. Bugün sadece Google, Facebook gibi ortamlar dışında da Cadılar Bayramı ile ilgili sembolik, eğlencelik sohbet, buluşma, eğlenceler yapılıyor. Cadılar bayramı makyajı ve saçı yaptırmak çok ucuz değil, aynı özel kostümlerin satılık ya da kiralık fiyatları gibi&#8230;</p>
<p>Yeni eğlencemiz hayırlı olsun :) Geçen sene Google, Google.com.tr&#8217;de 31 Ekim&#8217;in ilk saatlerinde İngiltere, ABD için hazırlanan bir Halloween görselini yanlışlıkla kullanmış, birkaç saat sonra kaldırmıştı. Merakımız böyle hızla artarsa Google Halloween logosunu burada göstermemek gibi bir çekinceleri kalmayabilir, <a target="_blank" href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/google-29-ekim-logosunun-tasarimi-bir-yana-rengi-nasil-bir-yesil/">gerçi önceki gün yeşil Cumhuriyet Bayramı Google logosunu bile bizler bu kadar tartışma konusu yapmışken</a> tabii iki kere düşünmeli&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2009%2Fnur-topu-gibi-bir-bayramimiz-oldu-cadilar-bayrami%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/nur-topu-gibi-bir-bayramimiz-oldu-cadilar-bayrami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğu ile Batı&#8217;nın Köprüsü, Milyarderlerin Şehri, İmparatorlukların Başkenti&#8230; İstanbullu&#8217;nun Gurbeti Dünya&#8217;nın Gözdesi Olurken</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/dogu-ile-batinin-koprusu-milyarderlerin-sehri-imparatorluklarin-baskenti-istanbullunun-gurbeti-dunyanin-gozdesi-olurken/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/dogu-ile-batinin-koprusu-milyarderlerin-sehri-imparatorluklarin-baskenti-istanbullunun-gurbeti-dunyanin-gozdesi-olurken/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 May 2009 19:04:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat kültür tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=600</guid>
		<description><![CDATA[“İki kıtayı birleştiren köprü,” “Doğu ile Batı’nın buluştuğu nokta." Artık İstanbul'un bundan daha fazlası olduğunu yabancılar da dile getirmeye başladı. Anadolu toprakları üzerindeki etkisi yüzyıllardır pek de değişmeyen ama kendisi değişen bu şehri sahiplenmenin vakti geçiyor bile. Şimdilik sadece 13 dolar milyarderi varken, şehrin tadını çıkarmak herkes için daha kolayken...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“İki kıtayı birleştiren köprü,” “Doğu ile Batı’nın buluştuğu nokta.”</p>
<p>Duyar duymaz İstanbul diyesimiz geliyor, ama artık sadece bizim değil, yabancıların da. Anadolu ve Boğazlar coğrafi konumlarıyla yüzyıllardır ticaretin, farklı kültürlerin, göçlerin, dönüşsüz gidişlerin, gidişi olmayan dönüşlerin toprağı olarak gerçekten de Doğu ile Batı’nın benzersiz birlikteliğinin ev sahibi. Fakat İstanbul sadece bu değil. İlgimi çeken, oturup yazmama neden olan şu ki, “sadece Doğu ile Batı arasındaki köprü değil” itirazı da artık sadece Türkler’den gelmiyor. <a target="_blank" href="http://www.ft.com">Financial Times</a>’ın (FT) geçen haftasonu “How to Spend” ilavesine göz atarken iki sayfalık İstanbul yazısının manşetinin altında işte aynen bu eleştiri yer alıyordu.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Moskova’yla birlikte Avrupa’nın en kalabalık şehri, 2010 yılı Avrupa kültür başkentlerinden biri, ama Atatürk Kültür Merkezi yıkıldıktan sonra Süreyya Operası ile yetinmeye çalışan, aslında Opera Evi olmayan bir kültür başkenti. Trafik sorununu çözemeyen, kriz nedeni ile sokaklarda uyuyan arabaların yolları tıkamaya başladığını görmektense tercihli yol icadı ile avunan bir şehir. Eksikleri o kadar çok ki&#8230;<br />
Ama artıları o kadar fazla ki, yerel ve merkezi yöneticileri, bizzat kendi halkı, arada bir yoklayan fay hattına rağmen tekrar dünya ölçeğinde önem kazanıyor. Kendi müziği, kendi kokusu, mutfağı, dört mevsimi ve tabii sunduğu görüntüsü öylesine farklı ki. Müziği, kokusu, sokaklardaki görüntüleri halkının yansıttığı kuvvetli enerjiden geliyor.</p>
<p>Bu enerji çok hızlı değişimi de getiriyor. Değişim belirsizliği mümkün kılıyor. Belirsizliği ise biz Türkler o kadar da sevmiyoruz, ama belirsizliği yaratmadaki sorumluluğumuzun farkına da varamıyoruz.<br />
İstikrarsız ekonomi ile <a target="_blank" href="http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_countries_by_GDP_(nominal)_per_capita">kişi başına düşen gelirde 50-60. sıralarda</a> olsak da, yüksek doğurganlık oranı, büyük nüfus, geniş coğrafya ile Türkiye toplam ekonomik büyüklükte <a target="_blank" href="http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_countries_by_GDP_(nominal)">dünya 17.si</a>. Hızlı değişen ekonomik yapı bu büyük ekonomide hızlı zenginlikler de getiriyor. Dünyanın en büyük 100 şirketi listelesinde Türk şirketi yok, <a target="_blank" href="http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_billionaires">en varlıklı 100 insan</a> listesinde de Türk insanı yok. Ama varlığı bir milyar doları aşan Türkler hiç de az değil. Düşündürücü olan ise tümünün adresinin İstanbul olması. Büyük coğrafyasının bir kısmı sanayide, bir kısmı turizmde, bir kısmı tarımda ilerleyen ülkede refahın sahibi ise tartışmasız İstanbul’da.</p>
<p>FT’deki yazıda resesyon başlamadan önceki 2008 rakamlarına göre İstanbul’da tam 34 dolar milyarderi yaşadığı, bunun da Moskova, New York ve Londra’dan sonra en kalabalık milyarder nüfusu olduğundan dem vurularak şehrin lüksle anılan bölgelerinden bahsediliyor. Resesyonla Moskova ve İstanbul geriledi, 2009 listesinde 13 milyarder ile İstanbul, <a target="_blank" href="http://www.forbes.com/2009/03/10/worlds-richest-cities-billionaires-2009-billionaires-cities_slide_7.html?thisSpeed=15000">Dünya’nın 7. milyarderler şehri</a>. Önündeki şehirlerden üçü ABD’den. </p>
<p>İşte “alaturka” durumlara bir örnek daha&#8230; Bilmiyorum belki de iki paragraf öncesine dönüp değişimle ilgili yazdıklarımı silmek mi gerekiyor? Geniş varoşlarıyla milyarderlerin şehri, yönettiği iktisadi güç ile şehir-devlet gibi; uzun süredir olduğu gibi.</p>
<p>Dünya’nın Doğu’sunun ve Anadolu’nun kalkınma serüvenine kadar gitmeyelim, İstanbul’da kalalım. Hala yeni de olsa Kanyon alışveriş merkezini bile zenginler için demode olur, çoktandır hareketsiz kalan otelcilik yeni açılımlarla dönerken, bohemlik çoktandır kapalı kaldığı sandıktan çıkarılır, Asmalı Mescit yepyeni bir kitlenin nefes borusu olurken lokal değişikliklerin bile şehre neler kattığını görmemek mümkün değil.</p>
<p>Geçen hafta gittiğimde yine “ben Bilgi’de okumak için niye bu kadar erkenci davrandım” dedirten <a title="Santralİstanbul'la ilgili ilk izlenimlerimi anlattığım yazım" href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/santralistanbul-artik-sanat-ve-bilgi-uretecek/">Santralİstanbul</a>, “How to Spend”de Rachel Howard’a göre Tate Modern’e kafa tutarken, İstanbul Modern, modern sanatı Boğaz manzarasıyla sersemletirken bu topraklarda modernizmin gelişim macerası serüvenini izlemek başlıbaşına bir olay.</p>
<p>Modernleşmeye karşı direnen, katliam yapmayı gelenek kılıfına sığdırabileceğine inananlar, hoşgörüyü unutanlar da bu toprakların insanları, işte bu hafta dünyayı, dünyamızı, feleğimizi şaşırttılar.</p>
<p>Nelere sahip olduğumuzu anlamanın vakti artık geçiyor. İstanbul’a sahibiz, İstanbul’u anlatmak kolay değil çünkü İstanbullu’yu, Türk’ü anlamak kolay değil. Vapurda tarihi yarımada gözümüzü alırken bana “Memleket nere abi” diye soran, İstanbul’u sahiplenmeyen, kabullenmeyen birey kendini oralı hissettiğini sandığı şehri de sahiplenmediğini, kabullenemediğini, o yüzden İstanbullar’a geldiğini düşünmüyor ya da düşünmek istemiyor.</p>
<p>Bağlılık hissedemediği bu dünya incisinin, özel hayatında ne sıkıntılar yaşıyor olsa da, tadını çıkarmayı denemiyor. Hem de şehri değiştirenlerden biri olmasına rağmen. İstanbul’suz kalmayı göze alma lüksümüz var mı?</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2009%2Fdogu-ile-batinin-koprusu-milyarderlerin-sehri-imparatorluklarin-baskenti-istanbullunun-gurbeti-dunyanin-gozdesi-olurken%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/dogu-ile-batinin-koprusu-milyarderlerin-sehri-imparatorluklarin-baskenti-istanbullunun-gurbeti-dunyanin-gozdesi-olurken/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güneşin Etrafında Yeni bir Tura Başlarken Güven ve İnancı Tazelediğimiz Bir Yıl Dileğiyle</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/gunesin-etrafinda-yeni-bir-tura-baslarken-guven-ve-inanci-tazeledigimiz-bir-yil-dilegiyle/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/gunesin-etrafinda-yeni-bir-tura-baslarken-guven-ve-inanci-tazeledigimiz-bir-yil-dilegiyle/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 2009 19:30:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=454</guid>
		<description><![CDATA[Büyük yıldızımız güneş etrafında bir turu daha tamamladık, ama uygarlığımız hala tüm dünyanın bir yeni yılı coşkuyla karşılamasını sağlayacak evrimi tamamlayamadı. Zorlu geçecek 2009'da güçlü olmak için kendimize ve çevremize güven tazelemenin tam zamanı... Mutlu yıllar!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeryüzünün birincil enerji kaynağı, fotosentezle yaşamın sürmesini sağlayan, mevsimleri, havayı etkileyen sıcak güneşimiz etrafındaki bir turumuzu daha tamamladık. Hatta 2008 bir turdan daha bile uzun sürdü, çünkü <em>artık yılda</em> Şubat&#8217;ı bir gün uzattık. Güneşimiz de Samanyolu Galaksisi içinde kendi hareketine devam etti, ama onun bir turu neredeyse 250 milyon insan yılında bitiyor.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Tabii ki üzüntülerin yanında sevinçler yaşandı, ailelere yeni bireyler katıldı, yıllardır tamamlanmak, yapılmak istenen ve bitirilen işler, özel veya toplumsal başarılar&#8230; Ama ülkemize, hatta insanlığa baktığımızda sıkıntılı biten bir yıl oldu.</p>
<div align="center">
<div style="width:600px; text-align:center" class="captionfull"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/yeni-yil-toplari-gezegenler-gunes-sistemi.jpg" width="600" height="325" />
</p>
</div>
</div>
<p>Evrendeki sayısız güneşten birinin yörüngesindeki bir cisimde yaşayan insanoğlu 2008&#8242;de de &#8220;akılcı&#8221; tercihler yaptığı iddiasıyla kendini uyuttu, uzaktan, belki uzaydan bakıldığında, kendinin ve gezegeninin doğasını hırpalamaya devam etti. İleri sanayiye sahip ülkelerde finans sektöründe başlayan sıkıntılar büyük bir iktisadi bunalımı kaynattı, 2009&#8242;da da durulmayacak gibi olan.</p>
<p>Acaba uygarlığımız temel doğruların üstüne kurulacak gerçek anlamda ve sürdürülebilir bir düzen kurmak için hala genç mi? Ama bilimde bir hayli ilerlenmiş olması bu bahaneye sığınmamızı zorlaştırıyor&#8230;</p>
<p>Yeni yılın ilk yazısında derin tahliller yapmak, modellerden bahsetmektense daha kolay yolu seçelim; davranış ve inançlarımızın gücünü hatırlayalım. Küçük şeyler büyük dalgalara yol açabilir, bireysel tercihler büyük sonuçların kökünü oluşturur. Hayatımızın geri kalanında, ama önce 2009&#8242;da güzel davranmanın, başkaları ve gelecek nesiller için sorumluluk hissetmenin önemini hatırlayalım. Yan binadaki, komşu ildeki, dünyanın öbür ucundaki insanları yabancı, rakip, uzak görmeyelim, sözlerimizi tutalım.</p>
<p>Unutulmamalı ki güvensizlik tüm toplumsal hastalıkları doğuran sosyal bunalımların tohumudur. Bir  toplumsal sorun olan ekonomik buhranlardan kurtulmamızı da geciktiren nedenlerden biri güvensizliktir. Geleceğe, kol gücümüze, kendimiz için üretebileceğimize inancımızı kaybedip harcamaları, yaşam şartlarımızı gereğinden fazla kısmak, borç isteyene borç, veresiye isteyene veresiye vermemek; kurumlar arasında kredileri, ticareti kesmek, insanlardan benden mal almaz diye işleri, iş gücünü küçültmek&#8230;</p>
<p>2009 insanlık için daha az zor olsun istiyorsak en azından etrafımıza biraz daha güven, hayata daha çok bağlılık duyalım, en azından yakın çevremize güven vererek başlayalım, bu küçük hareket bile tahmin ettiğinizden büyük sonuçlar getirir.</p>
<p>Hayatın tadını ancak böyle çıkarabilir, küçük şeylere sevinebiliriz. Mesela bugün Japonlar pek çok şeyi &#8220;bu yılın ilk kezi&#8221; düşüncesiyle heyecanla yapıyorlar, yılın ilk güneşi doğarken neşelenme fırsatını kaçırdıysanız yılın ilk akşam yemeğini, yılın ilk iş gününü, yılın ilk alışverişini, yılın ilk duası/ibadetini kutlayabilirsiniz, çünkü uzun ömürlü Japonlar bunları yapıyor, huzur buluyor. İlkleri çoğaltmak çok kolay. İşte yine onlar yıl sonuna doğru, yılın kötülüklerinin geride kaldığını parti ve yemeklerle kutluyor. Cep telefonlarıyla görüntülü konuşan, elektronik aletler yaşamlarının gerçek anlamda parçası olmuş olan bu millet hala yeni yıl tebrik kartı gönderiyor ve belli tarihe kadar postalanan kartları, Japon Posta İdaresi geçici işçi alımı ve stajyerlerin de yardımıyla yılın ilk günü teslim etme garantisi veriyor!</p>
<p>Hoşgeldin 2009 diyor, güneşin etrafında atacağımız bu yeni turda daha mutlu ve huzurlu bir yaşamın en azından temellerini atmamızı diliyorum&#8230;</p>
<p><em>İlgili Yazılar:</em></p>
<ul>
<li> <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/yeni-yil-kutlamasini-reddedenler-toplumdan-degil-insanliktan-uzaklasmis/">Yeni Yıl Kutlamasını Reddedenler Toplumdan Değil İnsanlıktan Uzaklaşmış!</a></li>
</ul>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2009%2Fgunesin-etrafinda-yeni-bir-tura-baslarken-guven-ve-inanci-tazeledigimiz-bir-yil-dilegiyle%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/gunesin-etrafinda-yeni-bir-tura-baslarken-guven-ve-inanci-tazeledigimiz-bir-yil-dilegiyle/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Paris ve Kısa Gezi Önerileri &#8211; 2</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/paris-ve-kisa-gezi-onerileri-2/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/paris-ve-kisa-gezi-onerileri-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2008 20:44:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=436</guid>
		<description><![CDATA[Söz verdiğim 2. ve son Paris yazısında şehrin zengin müzelerini, gözden kaçan tarihi yapıları ve Paris etrafındaki uğrak noktalarını geziyoruz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yakın çevremde Paris&#8217;te yıllarca kalmış arkadaşlarım olsa da ben bir haftada şehri tanıdığıma inanıp(!) bir önceki gezi yazımı Ağustos ayında &#8220;<a href="http://www.cihansalim.net/blog/2008/paris-ve-kisa-gezi-onerileri-1/">Paris ve Kısa Gezi Önerileri &#8211; 1</a>&#8221; başlığı ile yazmıştım. Yazma sözü verdiğim ikinci bölüme ancak oturuyorum.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Öncelikle Paris&#8217;in ülkemize göre kuzeyde, kıta ortasında, yani soğuk bir yer olduğunu hatırlatmak isterim, ben bu yazıyı kışın kaleme alıyor olsam da gezi için bahar ve yaz ayları tercih edilmeli, kurban bayramında hastalanıp gelen bir arkadaşım nedeniyle böyle başlamak istedim. Peki diyelim Paris&#8217;te hava çok kötü, fırtına ve sağanak var. Sanatseverler, hatta sanata ilgisizler bile böyle hava koşullarında Paris&#8217;te olduklarına sevinsinler çünkü Paris müzeleri mutlaka görülmeli.</p>
<p>Meşhur Louvre için ne denebilir ki diye düşündüm, ama vakti dar olanlar için bu dev yapıdan özellikle seçmeler yazmalı. Herbiri üç dev bölümden toplam dört kata yayılan dünyanın en büyük müzesini bir günde hakkıyla gezmek için yemek ve dinlenme molası vermemek, sabah kuyrukta önlerde yer almak gerekli. Hatta bence Louvre gezisi ciddiye alınıp <a href="http://www.louvre.fr/llv/pratique/alaune.jsp?bmLocale=en" target="_blank">resmi web sitesine girip plan</a> bile yapılabilir. Paris&#8217;te iki hafta kalma imkanı olanlar ise bu müzeyi birkaç ayrı günde ziyaret etmeli bence. Entresol adlı giriş/zemin kattakilerden feragat ederek diğer katlara ağırlık vermek benim tercihim. Bu katta Louvre Medieval adıyla Louvre sarayı ve öncesinde buradaki kalenin kalıntıları ve tarihi, diğer iki yanda Fransız ve İtalyan heykel sanatı sunuluyor. Rez-de-Chaussée katı ise tamamen heykeller ve Mısır ila Yunan antik kalıntılarına ayrılmış. Mısır tarihi dünyanın pek çok müzesinde görülebilir, tabii Louvre&#8217;daki koleksiyonun çok büyük, ama Mısır&#8217;ın bu kadar büyük boyutta paketlenip taşınması insanı üzüyor, bir noktada &#8220;ben bunları Mısır&#8217;da görmeliydim&#8221; denebiliyor.</p>
<div align="center">
<div style="width:400px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/paris/louvre-napoleon-apartments.jpg"><img alt="Louvre Müzesi'nde Napoleon Apartments olarak bilinen rezidans da bence en az sanat eserleri kadar ilgi çekici" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/paris/louvre-napoleon-apartments.jpg" title="Louvre Müzesi'nde Napoleon Apartments olarak bilinen rezidans da bence en az sanat eserleri kadar ilgi çekici" width="400" height="533" /></a>
<p>Louvre Müzesi&#8217;nde Napoleon Apartments olarak bilinen rezidans da bence en az sanat eserleri kadar ilgi çekici<br />(fotoğrafı tıklayarak büyütebilirsiniz)</p>
</div>
</div>
<p>Birinci katta Mısır devam etse de asıl büyük alanı harika resimlerle İtalyan ve Fransız ressamlar süslüyor. Ve bence mutlaka görmeniz gereken sarayın ek bölümü, Napolyon&#8217;un kullandığı salonlar, odalar! Tartışmasız çok etkileyici&#8230; Yine bu katta kutsal eşyalar Apollon Galerisi&#8217;nde görülmeli. En üst, yani 2. katta ise resimler devam ediyor, bu kata da iyi zaman ayırmalı. Louvre&#8217;un &#8220;Tuileries&#8221; diye adlandırılan bahçeleri de var, bu geniş park/bahçe Concorde Meydanı&#8217;na kadar sürüyor. Concorde demişken de mutlaka önünde duracağınız bu meydanı anlatmıyorum. Ama Concorde&#8217;dan her yöne biraz ilerlemeyi, tarihi bina, katedral ve diğer yapıların havasını solumaya çalışmanızı öneririm.</p>
<div align="center">
<div style="width:640px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/paris/concorde-meydani.jpg"><img alt="Champs Elysée'nin diğer ucundaki Concorde Meydanı geniş ve yakınında yüksek binalar olmaması sayesinde farklı yönlerde hoş Paris görüntüleri yakalamayı mümkün kılıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/paris/concorde-meydani.jpg" title="Concorde Meydanı'ndan bir kare" width="640" height="387" /></a>
<p>Champs Elysée&#8217;nin diğer ucundaki Concorde Meydanı geniş ve yakınında yüksek binalar olmaması sayesinde farklı yönlerde hoş Paris görüntüleri yakalamayı mümkün kılıyor<br />(fotoğrafı tıklayarak büyütebilirsiniz)</p>
</div>
</div>
<p>Louvre demişken müze faslını Orsay&#8217;den de bahsedip kapatmak istiyorum. Fazladan vaktiniz varsa, ya da Louvre&#8217;un kapalı olduğu Salı günü bir müze gezmek isterseniz bence güzel sanatlar müzesi Orsay çok iyi bir tercih olacaktır. Orsay&#8217;de gözünüze aşina pek çok ünlü tablo, ünlü ressamlar görecek, eski tren garı yapının nasıl başarıyla müzeye çevrildiğinden etkilenecek, harika heykellerin yanından geçecek, mükemmel bir mobilya, art-nouveau eserlere şaşırıp ev dekorasyonu hayallerinizi baştan kuracak, tüm bunları 3-5 saatte görmüş olmanın mutluluğunu yaşayacaksınız. Paris&#8217;te sayısız müze var, ama bence Louvre ve Musée d&#8217;Orsay kaçırılmamalı.</p>
<div align="center">
<div class="captionfull" style="width: 640px; text-align: center;"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/orsaydensacrecoeur.jpg" alt="Orsay Müzesi kafetaryasının balkonunda dinlenme imkanınız da var, hem de Seine Nehri ve ilerde sürekli bakışları çeken Sacré Coeur manzarası ile" />
<p>Orsay Müzesi kafetaryasının balkonunda dinlenme imkanınız da var, hem de Seine Nehri ve ilerde sürekli bakışları çeken Sacré Coeur manzarası ile</p>
</div>
</div>
<p>Eğer hava açıldıysa bir çizgi filmden çıkmış gibi duran Sacré Coeur Katedrali&#8217;nin yusyavarlak sevimli kubbesini önündeki yeşilliklere uzanarak seyretmek, arada bir de arkanıza dönüp Paris&#8217;i izlemek popüler bir seçenek. Şehirde çoğu yerde görüp merak edilen Sacré Coeur&#8217;ün altına inip gezebilir, kubbeye çıkıp manzara kovalayabilirsiniz. Ama buradan çok daha etkileyici katedraller var, bu nedenle Sacré Coeur &#8220;mutlaka görmeli&#8221; listesinde değil. Örneğin yine pek bilinmeyen merkeze yakın Saint-Eustache, ya da Eglise des Halles adlı 500 yıllık büyük kilise bile bence daha önemli.</p>
<div align="center">
<div style="width:640px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/paris/st-dennis-bazilikasi.jpg"><img alt="Saint Dennis Bazilikası'ndaki kral mezarlarından biri" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/paris/st-dennis-bazilikasi.jpg" title="Saint Dennis Basilica'sındaki kral mezarlarından biri" width="640" height="511" /></a>
<p>Saint Dennis Bazilikası&#8217;ndaki kral mezarlarından biri<br />(fotoğrafı tıklayarak büyütebilirsiniz)</p>
</div>
</div>
<p>Merkezin dış sınırlarında dolaşmaya devam edelim, Dünya Kupası için inşa edilen Stade de France&#8217;ın semti St. Dennis&#8217;in Bazilikası turistlerin gözünden kaçan ama aslında şehrin sayılı tarihi yapılarından biri. 13. metro hattında &#8220;Basilique de Saint-Denis&#8221; istasyonu size yardımcı olacaktır. 465 yılında ölen Clovis 1&#8242;den itibaren tüm Fransız Kralları&#8217;nın anıt mezarları bu Bazilika&#8217;da toplanmış, aynı zamanda Kraliçeler de taçlarını burada takmışlar. Mevcut yapının tarihi 12. Yüzyıl&#8217;a ulaşıyor, yapının kendi ihtişamı dışında kralların ve kraliçeleri tüm detaylarıyla, neredeyse yüzlerindeki mimikleri yaşatan heykellerle kapalı anıt mezarları etkileyici.</p>
<div align="center">
<div style="width:640px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/paris/paris-operasi.jpg"><img alt="Opera Palais Garnier hem dışı hem içiyle büyüleyici bir opera binası" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/paris/paris-operasi.jpg" title="Opera Palais Garnier hem dışı hem içiyle büyüleyici bir opera binası" width="640" height="441" /></a>
<p>Opera Palais Garnier hem dışı hem içiyle büyüleyici bir opera binası<br />(fotoğrafı tıklayarak büyütebilirsiniz)</p>
</div>
</div>
<p>Son bir kez merkeze dönecek olursam, tarihi opera binası Palais Garnier&#8217;de bilet bulmaya çalışıp opera izlemeye çabalamalı, ya da en azından her gün öğlen 3-4 sularında Avrupa&#8217;nın belki de en güzel opera binasını gezdiren turlara katılmalı. Şehrin diğer operası ise Opera Bastille.</p>
<p>Çok kalabalıkken gittiğim Paris&#8217;te restoranlar, kafeler tıklım tıklımken yaşadıklarımdan bu alanlarda doğru tavsiye verebileceğimi sanmıyorum, bu konuyu eksik bırakıp yavaşça Paris merkezden dışarı çıkıyorum. Paris&#8217;in dışındaki iki ana ziyaret yerinden biri Euro Disney, diğeri de Versailles Sarayı. Disneyland&#8217;a gitmedim ama gidenler de, Amerika&#8217;da bu tip yerleri ziyaret etmemişlerse güzel ve mutlu bir gün geçiriyorlar. Versailles ise uzun süre Fransız hanedanlarını ağırlayan meşhur saray! Ama Avrupa&#8217;da çok daha etkileyici kraliyet sarayları var. Versailles&#8217;ın içi zarar gördükten sonra en son Rockfeller Vakfı&#8217;nın desteğiyle tekrar görücüye çıkacak hale gelmiş, etkileyici odalar az sayıda, 1-2 güzel koridorla yetiniyorsunuz.</p>
<p>Herşey dışarı çıkınca başlıyor, mutlaka sarayın bahçelerini de içeren bilet alın ve ne kadar anlatsam da inanması zor büyüklükteki Versailles&#8217;ın bahçesini gezin. &#8220;Bahçe&#8221; kelimesini ne kadar uygunsuz kullandığımı anlarsınız.  Bahçede bir yerden bir yere ulaşmak için mini trene binmek dışında bisikletler, atlar kiralayabilirsiniz. Uzaktan hiç bitmiyor gibi gözüken kanalda sandallarda huzurla kürek çekebilirsiniz. Sezonuna göre ücretsiz konser gibi etkinlik ve aktiviteler de olan bahçede görülmesi hoş olacak Marie-Antoinette&#8217;in kaldığı kendi mini sarayı da var. Ayrıca bahçenin bir ucunda, çoğu ziyaretçinin görmediği mesafede minik göl kenarında yer alan yine sanki bir çizgi filmden çıkmış, yüzlerce yıldır dokunulmamış gibi duran minik köy, binaları ve değirmeniyle hep orda kalma isteği uyandırıyor&#8230;</p>
<div align="center">
<div class="captionfull" style="width: 640px; text-align: center;"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/versailles.jpg" alt="Versailles Sarayı iç mekanlarından ziyade dev bahçe ve parkları ile sizi şaşırtıyor" />
<p>Versailles Sarayı iç mekanlarından ziyade dev bahçe ve parkları ile sizi şaşırtıyor</p>
</div>
</div>
<p>Paris&#8217;te gördüklerimden görmenizi arzuladıklarımın bu kadarını yazabildim, Paris defterini şimdilik kapatıyorum, Paris beklentilerinizden çok farklı çıkabilir, hazırlıklı olun!</p>
<p><em>İlgili Yazılar:</em></p>
<ul>
<li> <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2008/http://www.cihansalim.net/blog/2008/paris-ve-kisa-gezi-onerileri-1/">Paris ve Kısa Gezi Önerileri &#8211; 1</a></li>
</ul>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2008%2Fparis-ve-kisa-gezi-onerileri-2%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/paris-ve-kisa-gezi-onerileri-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Paris ve Kısa Gezi Önerileri &#8211; 1</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/paris-ve-kisa-gezi-onerileri-1/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/paris-ve-kisa-gezi-onerileri-1/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 10:48:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=221</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın en çok turist çeken şehirlerinden Paris'te görülecek onca yer arasında vakit paylaştırmak zor. Bir hafta içinde gördüklerime göre naçizane önerilerimi, neyin neden görülmesi ya da görülmemesi gerektiğini anlatarak yazı dizisine başlıyorum.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Paris&#8217;i görme planlarım geciktiği gibi gördüklerimi yazmam da biraz zaman aldı. Özellikle bahar ve yaz aylarında tahammül edilmesi zor miktarda turist çeken şehirde &#8220;görülecekler&#8221; listesi oldukça uzun. Ben de Haziran&#8217;da bir hafta kaldığım dünyanın en merak edilen kentlerinden biri hakkında farklı şeyler söyleme iddiasında değilim, ama kısa bir gezi düşünenlerin optimizasyon yapabilmeleri için önerilerde bulunabilirim diye düşünüyorum.</p>
<p>Fakat bu önerilere başlamadan önce çektiğim yüzlerce fotoğrafı paylaşamama nedenimi hatırlatayım. cihansalim.net/galeri adresi altında yayına soktuğum fotoğraf arşivim için kullandığım altyapının bir açığı sonrası web siteme yapılan saldırı büyük hasar bıraktı. Bırakın fotoğraf, bir daha siteme yazı bile ekleme konusunda uzun süre isteksiz kaldım. Belki bir gün tekrar fotoğraf paylaşımına başlayabilirim&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Maviyle yeşilin yoğunluğundan haz alan biri olarak hem &#8220;bina yığını&#8221;, hem de deniz kıyısında olmayan şehirlerden pek etkilenmiyorum. Paris, tarihi kalbindeki eski, harika korunmuş bina ve anıtları, aralarından kıvrılarak akan kahverengi Seine nehri, hele sıklıkla tecrübe ettiğim yağmurlu günlerde değişen renkleriyle beni büyüleyemedi. Adeta bir ovaya kurulmuş gibi engebesiz görüntü, topografik yapı da buna eklenince açıkçası yükseklere çıkıp şehre tepeden bakmaya bence gerek yok.</p>
<p>Lafın kısası Eyfel Kulesi (Tour Eiffel), Montparnasse gökdeleni (Tour Montparnasse), Zafer Takı (Arc de Triomphe), Notre Dame Katedrali, hatta Sacré Coeur Katedrali&#8217;nin tepesine çıkıp panaromik bir görüntü peşinde olmanıza gerek yok. Benim naçizane önerim, yapamamış olsam da, bir gece manzarası için bu noktalardan birinin tepesine çıkmak, ışıklar içinde Paris&#8217;i seyretmek olurdu. Ve böyle yapacaksam da Eyfel&#8217;e çıkmaz, onu görmek için başka bir bina veya anıtın tepesine çıkardım.</p>
<div align="center">
<div style="width:640px; text-align:center" class="captionfull">
<a href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/e/e6/Paris_Night.jpg"><img title="Paris denizsiz ve yeşilsiz yapısıyla gündüz değil gece etkileyici" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/paris-gece.jpg" alt="Parisi kuşbakışı görmek için bence gece beklenmeli" width="640" height="220" /></a>
<p>Mavi ve yeşili eksik Paris&#39;i kuşbakışı görmek için bence gece beklenmeli<br />(fotoğrafı tıklayarak büyütebilirsiniz)</p>
</div>
</div>
<p>Eyfel&#8217;e inip çıkmak, hele haftasonu, kule ayaklarında, 2. kattaki asansörlerde, zirveden inme asansörlerinde beklenen kuyruklarla 3 saati kolayca aşabilir. Montparnasse da kararlılıkla devam ettirilen tarihi merkezi koruma azmi nedeniyle şehirdeki tek gökdelen, ama Fransa&#8217;nın en yüksek binasının manzarası da zamanınızı başka bir yere ayırmanızı engelleyecek kadar güzel değil.</p>
<p>Champs-Elysée bulvarından Zafer Takı&#8217;nın (Arc de Triomphe) meydanına ulaştığınızda ve alt geçitle takın yanına çıktığınızda ülkelerin geçmişi, savaşı, savaşanları anma yöntemleri arasındaki farkları düşünmeye başlıyorsunuz. Zafer Takı&#8217;nın altındaki bakır plakada General De Gaulle&#8217;ün sözleri 2. Dünya Savaşı&#8217;nda Alman kuşatması altında kalan Fransa&#8217;nın umutsuzluğunu yansıtıyor. Kurtuluş Savaşı&#8217;mızı, destanlarımızı düşününce De Gaulle&#8217;ün laflarının oraya yazılması bizleri şaşırtıyor, çünkü meşhur komutan şöyle konuşuyor:</p>
<p>&#8220;Fransa yalnız değildir, o yalnız değildir, o yalnız değildir. Arkasında büyük bir imparatorluk vardır. Britanya ile bir blok kurabilir (&#8230;), Birleşik Devletler&#8217;in endüstriyel gücünden sınırsızca yararlanabilir&#8221; sözleriyle Fransızlara moral vermeye çalışırken bu konuşmaları Londra&#8217;dan yapıyor ve Londra&#8217;da bir süre daha kalacağını söylüyor. Bu sözler adeta destansı bir şekilde zafer anıtının altında yer alıyor&#8230; Fransa&#8217;nın 2. Savaş&#8217;ta düştüğü durumu bilen biri olsam da bu sözleri burada görmeyi beklemiyordum.</p>
<p>Tak&#8217;ın mimarisini, süslemelerini izledikten, sembolleri anlamaya çalıştıktan sonra, zamanı olanlar, Paris&#8217;in 1 numaralı metro hattına atlayarak iki durak ilerdeki La Défence&#8217;a gidebilir. Grande Arche, yani büyük tak, yaklaşık 110 m.lik bir küp. Bu modern yapı içinde ofisler olduğu gibi terasından Paris&#8217;in merkezi ve belki daha önemlisi dış bölgelere de bakabilirsiniz. Ama merkez manzarası çok açık olmayabilir, çünkü La Défence iş merkezi ve şehrin merkezinde izin verilmeyen yüksek binalar, gökdelenler burada toplanmış. Tabii buraya gelmenin amacı bir Zafer Takı&#8217;na uzaktan bakmak, bir arkanıza dönüp büyük küpe bakmak, şehircilik, mimari, planlama üzerine düşünmek olabilir, daha fazlası değil&#8230;</p>
<div align="center">
<div style="width:636px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/grandearche.jpg"><img alt="Grande Arche Zafer Takı ile arasındaki uzun bulvar sayesinde farklı bir perspektifle şehre bakmanızı sağlıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/grandearche.jpg" title="Grande Arche Zafer Takı ile arasındaki uzun bulvar sayesinde farklı bir perspektifle şehre bakmanızı sağlıyor" width="636" height="398" /></a>
<p>Grande Arche Zafer Takı ile arasındaki uzun bulvar sayesinde farklı bir perspektifle şehre bakmanızı sağlıyor<br />(fotoğrafı tıklayarak büyütebilirsiniz)</p>
</div>
</div>
<p>Katedrallere dönersek, romanıyla ünlenen Notre Dame&#8217;ı tabii ziyaret eder, içinde bir tur atar çıkarsınız, ama birkaç yüz basamakla tepesine çıkıp şeytanları korkutma amacıyla yapılan heykellerin yanından şehre bakmak için 45-50 dakika kuyruk beklemeye gerek olmadığını söyleyebilirim. Bu tarihi minik merkezde yani Ile de la Cité adacığında görülecek diğer yerler Adalet Sarayı (Palais de Justice) kompleksinin içindeki Conciergerie ve Sainte-Chapelle. Conciergerie şehrin en eski binalarından, önceleri bir saray, sonra askerlerin konaklama yeri derken hapishaneye dönüşen, bugün görülecek çok az şey olan yapı; zamanı dar olanlar için görülecekler listesinden çıkmalı. Fransız Devrimi sırasında Marie Antoinette ve ünlü ünsüz pek çok ismin tutulduğu hapishanede idamlar da gerçekleştirildi. Bu bölümlerin bazıları korunduğu gibi Antoinette ve onu göz altında tutanların mankenlerle canlandırılığı bir oda olduğunu söyleyeyim ki gitmeyenler merakta kalmasın.</p>
<div align="center">
<div style="width:491px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/notredame.jpg"><img title="Notre Dame Katedralinin tepesi ve uzakta Sacré Coeur Katedrali" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/notredame.jpg" alt="Notre Dame Katedralinin koruyucuları(!) ve uzakta Sacré Coeur Katedrali" width="491" height="369" /></a>
<p>Notre Dame Katedrali&#39;nin koruyucuları(!) ve uzakta Sacré Coeur Katedrali<br />(fotoğrafı tıklayarak büyütebilirsiniz)</p>
</div>
</div>
<p>Sainte-Chapelle ise bence mutlaka görülmeli. Gotik mimarinin sayılı örneklerinden olan şapelin üst katı tamamen resimli camlarla ilk anda insanı sersemleten renkli bir ortam sunuyor. Kendinize geldiğinizde bu renk terapisini yaşıyor, ancak bir süre sonra camlarda anlatılanlara konsantre olabiliyorsunuz.</p>
<p>İlk yazım burada kalsın. Sırada Sacré Coeur, Louvre ve Orsay müzeleri, Versailles Sarayı, St. Dennis, Opera ve daha fazlası var, onlar da sonraki yazıya&#8230;</p>
<p><em>İlgili Yazılar:</em></p>
<ul>
<li> <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2008/http://www.cihansalim.net/blog/2008/paris-ve-kisa-gezi-onerileri-2/">Paris ve Kısa Gezi Önerileri &#8211; 2</a></li>
</ul>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2008%2Fparis-ve-kisa-gezi-onerileri-1%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/paris-ve-kisa-gezi-onerileri-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kültür Sanat Yaşamı Zenginleşiyor ama Kültür Başkenti Olmak İçin İzleyiciye Saygı Duymalı, &#8220;Kültür&#8221; Sahibi Olmalı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/kultur-sanat-yasami-zenginlesiyor-ama-kultur-baskenti-olmak-icin-izleyiciye-saygi-duymali-kultur-sahibi-olmali/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/kultur-sanat-yasami-zenginlesiyor-ama-kultur-baskenti-olmak-icin-izleyiciye-saygi-duymali-kultur-sahibi-olmali/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 May 2008 18:28:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[sanat kültür tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=207</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul'da alternatif, "özel", bağımsız kültür sanat mekanlarının yeşermesi ümit verici. Büyük bir kazanç olan Pera Müzesi'ni ziyaretimden sonra Garaj İstanbul'da dinlediğim konserin gecikmesi ise "kültür" kavramını yeniden düşünmemiz gerektiğini gösteriyor]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cumartesi günü ne zamandır ziyaret etmek istediğim Pera Müzesi&#8217;nde, ardından Beyoğlu&#8217;ndaki Garaj İstanbul&#8217;da vakit geçirdim. 2010 yılında Almanya&#8217;nın Essen ve Macaristan&#8217;ın Pécs şehirleri ile birlikte &#8220;Avrupa Kültür Başkenti&#8221; ünvanını taşıyacak olan İstanbul&#8217;da alternatif, &#8220;özel&#8221;, bağımsız kültür sanat mekanlarının yeşermesi ümit verici.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Tepebaşı&#8217;nda 1893 yılında inşa edilen, yakın zamanlara kadar da &#8220;Bristol Oteli&#8221; adıyla tanınan tarihi yapı Suna ve İnan Kıraç Vakfı&#8217;nın girişimi, çabası ile <a title="Pera Müzesi web sitesi" href="http://www.peramuzesi.org.tr" target="_blank">Pera Müzesi</a>&#8216;ne dönüşeli çok oluyor. Müzenin sürekli koleksiyonlarından şu anda sergilenen &#8220;İmparatorluktan Portreler&#8221; koleksiyonu kaçırılmamalı. &#8220;Kolaj Dekolaj&#8221; sergisinin yanında şu anda şehrin en dikkat çekici sergilerinden birini oluşturmakta olan Joan Miro&#8217;nun baskılar, heykeller ve tabii resimleri de Pera Müzesi&#8217;nde sergilenmeye devam ediyor.</p>
<p>Müzeler haftasında olduğumuzdan pek çok şehirde müzelerin bir ya da birkaç gün ücretsiz gezilebildiği bu dönemi değerlendirmenizi de öneririm. Örneğin 21 Mayıs günü <a title="abancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi web sitesi" href="http://muze.sabanciuniv.edu/main/default.php" target="_blank">Sakıp Sabancı Müzesi</a> yine görmeye değer sergilerini ücretsiz olarak ziyaretçilere açacak. <a title="İstanbul Modern web sitesi" href="http://www.istanbulmodern.org/" target="_blank">İstanbul Modern</a>, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi, Pera Müzesi İstanbul&#8217;a yeni bir heyecan kattılar, her ne kadar İstanbul&#8217;a çok daha fazla müze gerekse de&#8230; Ama bu özel girişimler diğer müzeleri unutturmasın, örneğin Sultanahmet&#8217;teki Türk ve İslam Eserleri Müzesi şu anda pek çok şehirdeki müzelerden parçaları barındıran harika bir sergiye ev sahipliği yapıyor.</p>
<p>Cumartesi günkü ikinci durağım olan <a title="Garaj İstanbul'un web sitesi" href="http://www.garajistanbul.com" target="_blank">Garaj İstanbul</a> kendine has öyküsü ile aynı Pera Müzesi gibi 2005&#8242;den beri Beyoğlu, Galatasaray bölgesinde sanata yeni bir alan yaratmıştı. Benim ilk kez ziyaret ettiğim mekan Galatasaray otoparkının altında 600 metrekarelik bir alanda farklı türlerde sahne sanatı ve performans sergilenmesine fırsat sunuyor. <a title="Garaj İstanbul'un manifestosu" href="http://www.garajistanbul.com/garaj_manifesto.php" target="_blank">Manifestosu</a>, sponsorluğa yaklaşımı, önemli isim ve kurumlardan elde ettiği destek, koyduğu hedefleri ile farklılık yaratan Garaj İstanbul&#8217;da Cumartesi gecesi İtalyan folklorik araştırma grubu Canzoniere Grecanico Salentino müzik yapacaktı. Konser aynı gün Hürriyet Gazetesi&#8217;nin ilavesinde de duyuruldu, belki başka gazetelerde de&#8230; Başlangıç saatinde ise hala teknik ayarlamalar yapılıyor, hangi hoparlörün ne kadar ses vereceği ayarlanıyordu. Tam 35 dakika gecikme ile o güzel performansı izlemeye başladık.</p>
<p>Ama işte o 35 dakika yok mu&#8230; Tüketiciye, müşteriye saygısızlık ücret iadesi gerektirebilir belki ama konu sanat olunca, coşku ve performans iki yönlü paylaşılmak istenirken o ücreti bile istemeye tenezzül etmeden çekip gitmek fazlasıyla mümkün oluyor. Yine dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz. Sesini çıkarmayan, hakkını aramayan Türk insanı, Türk tüketicisi, Türk &#8220;izleyicisi&#8221; ve onun bu durumundan cesaret alarak fazlasıyla sorumsuz davranan diğer insanlarımız, esnafından politikacısına&#8230;</p>
<p>İşte bu zihniyet değişmediği sürece İstanbul&#8217;un kültür başkenti olması gösterişten öteye gidemez&#8230; &#8220;Kültür&#8221; son dönemde sanıldığı kadar basit bir kelime değildir. Kültür ilerici, idealist, pozitivist, sorumluluk sahibi, geçmişin kazançlarının üzerine inşa edilen ortak bir birikim yaratma ve paylaşılma idealinde olmalıdır.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2008%2Fkultur-sanat-yasami-zenginlesiyor-ama-kultur-baskenti-olmak-icin-izleyiciye-saygi-duymali-kultur-sahibi-olmali%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/kultur-sanat-yasami-zenginlesiyor-ama-kultur-baskenti-olmak-icin-izleyiciye-saygi-duymali-kultur-sahibi-olmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Süreyya Opera Binası ve Ona Özel Bale Gala Mutlu Olmak İçin Birebir</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/sureyya-opera-binasi-ve-ona-ozel-bale-gala-mutlu-olmak-icin-birebir/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/sureyya-opera-binasi-ve-ona-ozel-bale-gala-mutlu-olmak-icin-birebir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 May 2008 21:01:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[sanat kültür tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=206</guid>
		<description><![CDATA[Tarihi Süreyya Opera Binası 2 yıl süren restorasyon sonrası İstanbul Anadolu yakasının tek, Türkiye'nin 6. operası olarak hizmet vermeye başladı. Nispeten küçük sahnesine özel hazırlanan "Bale Gala" ve de binanın restorasyon sonrası hali görülmeye değer]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Perşembe akşamı Kadıköy&#8217;de <a title="Süreyya Opera Binası'nın resmi sitesi" href="http://www.sureyyaoperasi.org" target="_blank">Süreyya Operası Sahnesi</a>&#8216;nde sergilenen Bale Gala&#8217;yı izledim. Çocukluğum ve ilk gençliğimin güzel, nezih Kadıköy&#8217;ünde sinema salonlarının yanında böyle bir mekan eksikti. Tarihi Süreyya binası da o zaman bir sinema salonuydu çünkü&#8230; İki yıl süren restorasyon sonrası İstanbul Anadolu yakasının tek, Türkiye&#8217;nin 6. operası olarak hizmet vermeye başladı. Ben ise artık diğer yakada olduğumdan gitmeye henüz yeni fırsat bulabildim.</p>
<div align=center><!--adsense--></div>
<p>Gerçekten güzel bir restorasyon çalışması sonucu asıl amacına uygun hale gelen Süreyya Sahnesi&#8217;nde olmak, süslemelerde dalıp gitmek, özel aydınlatmalardan ışığın yayılışını izlemek görsel bir terapi. Günümüz şartlarında çok büyük sayılmayacak olan tarihi mekanın sahnesi de ortalama İstanbul tiyatro sahnesinden biraz derin olsa da rahatlıkla büyük operalar sergilemek kolay olmayacak. İşte sanırım bu nedenle <a href="http://www.idobale.com/" target="_blank">İstanbul Devlet Opera ve Balesi</a> tarafından &#8220;Bale Gala&#8221; hazırlandı.</p>
<p>Bale Gala genellikle iki, ender de olsa 5-6 balerin ve baletin beşer dakikalık performanslarıyla farklı eserlerden farklı kesitler sunan bir program. Sanırım sezonun son oyununa gittim ama Süreyya Sahnesi&#8217;ne özel oluşturulmuş bu programın önümüzdeki sezon devam edeceğini tahmin ettiğimden görmenizi şiddetle tavsiye ederim. İlk dakikalarda destek performanslarında çok küçük senkronizasyon sorunları olsa da sonrasında harika performanslar izledik. Ve istemeyerek söylemek zorundayım ki, &#8220;bale izlemeye pek meyilli olmayan sanatseverler&#8221; için de Bale Gala son derece yumuşak, rahat ve hoş bir deneme olacaktır.</p>
<p style="text-align: center;"><img style="vertical-align: middle;" src="http://cihansalim.net/blog/resim/sureyyasahnel.jpg" alt="Süreyya Operası" width="657" height="498" /></p>
<p>Bu arada önce iki, ardından üçüncü sırada rahatça izleyemediğimden Süreyya&#8217;da bilet alırken ilk üç sıranın sahneye göre biraz alçakta kaldığına da dikkat çekmek istiyorum. Sahnenin derin, Bale Gala&#8217;daki bazı performansların da sahnenin iç kesimlerinde oynanuyor olması nedeniyle zaten yüksek olan sahne duvarı ilk sıralardan izlemeyi zorlaştırıyor.</p>
<p>Yazının başında verdiğim Süreyya Operası Sahnesi resmi web sitesi bağlantısından programı takip edebileceğiniz gibi Sahne&#8217;nin eski ve yeni fotoğraflarını da zevkle izleyebilirsiniz. Ayrıca Süreyya Operası hakkında İnternet&#8217;te kaynak sıkıntısı olduğundan mekanın yenilenmesi ve tarihi ile ilgili bilgiler için de Kadıköy Gazetesi&#8217;nin &#8220;<a href="http://www.kadikoygazetesi.com/news/sureyya-operasi-80-yil-sonra-merhaba-dedi.html" target="_blank">Süreyya Operası 80 yıl sonra merhaba dedi&#8221; haberi</a>ni okuyabilirsiniz.</p>
<p>Avrupa Yakası&#8217;nda kapanan, yıkılacak olan tiyatro ve sanat merkezlerinin arasında Süreyya&#8217;nın geri dönmesi harika bir haber oldu. Tüm iyi niyetimle kapanan sahnelerin yerini alacak yeni yapıların en azından Süreyya&#8217;nın kalitesine biraz yaklaşmalarını diliyorum.</p>
<p>Süreyya Sahnesi&#8217;nde sadece bale ve opera değil konserler de yapılıyor. Mayıs ayı bitmeden bilet bulmayı deneyin derim.</p>
<div align=center><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2008%2Fsureyya-opera-binasi-ve-ona-ozel-bale-gala-mutlu-olmak-icin-birebir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/sureyya-opera-binasi-ve-ona-ozel-bale-gala-mutlu-olmak-icin-birebir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Shakespeare&#8217;ın &#8220;Venedik Taciri&#8221; ile Özlenen Kalite Sahnede</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/shakespearein-venedik-taciri-ile-ozlenen-kalite-sahnede/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/shakespearein-venedik-taciri-ile-ozlenen-kalite-sahnede/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Feb 2008 20:08:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[sanat kültür tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2008/shakespearein-venedik-taciri-ile-ozlenen-kalite-sahnede/</guid>
		<description><![CDATA[Hükümetin sanata ve sanatçıya yaklaşımının son yıllarda özellikle devlet, ardından diğer kamu tiyatrolarına yansımasıyla bazı sanatçıların bu kurumlardan ayrılması doğal olarak sahnelenen oyunların seviyesini düşürdü. Özel tiyatrolar da bazı sorunlar yaşıyor. Ama sorunlar bir yana, pek çok özel sahnede son derece sıradan, popüler kültürün yozlaştırıcı eğlenceliklerini öne çıkaran, bel altı espriler olmadan sergilenmeyen, bazen bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hükümetin sanata ve sanatçıya yaklaşımının son yıllarda özellikle devlet, ardından diğer kamu tiyatrolarına yansımasıyla bazı sanatçıların bu kurumlardan ayrılması doğal olarak sahnelenen oyunların seviyesini düşürdü. Özel tiyatrolar da bazı sorunlar yaşıyor. Ama sorunlar bir yana, pek çok özel sahnede son derece sıradan, popüler kültürün yozlaştırıcı eğlenceliklerini öne çıkaran, bel altı espriler olmadan sergilenmeyen, bazen bir manken, geneldeyse popüler TV dizilerinin oyuncularıyla açıklarını kapatmaya çalışan oyunlar sergileniyor. Tabii ki kaliteli oyun sayısı az değil, ama sanatın geniş kitlelerle buluşabilmesi söz konusu olduğunda özel tiyatroların bazen &#8220;oyuncuya para kalıyor mu&#8221; diye düşündüren bilet fiyatları bile ortalama alım gücü için yüksek kalıyor.</p>
<p><center><!--adsense--></center>İşte böylesi düşünceler ve tiyatroya gitmeden önce çekinceler taşıdığım bu dönemlerde sadece bir değil pek çok açıdan kaliteli oyunlar çıkınca oldukça mutlu oluyorum. Bunlardan biri de <a href="http://www.tiyatropera.com" target="_blank">Tiyatro Pera</a>&#8216;daki Venedik Taciri oyunu. Bir komedi olan oyun günümüz popüler kültüründe az önce saydığım nitelikleri barındıran oyunlar cinsinden bir &#8220;komedi&#8221; hiç değil, mizahla yoğrulmuş, bu sayede hayattaki tezatları gösterip çelişkileri ortaya  koyabilen tiyatro metodu manasında bir &#8220;komedi&#8221;. Ama <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/William_Shakespeare" title="William Shakespeare">William Shakespeare</a>&#8216;in tragedyaya en çok yaklaşan oyunu olarak da bilinen Venedik Taciri izleyiciyi, dinleyiciyi aynı zamanda geriyor. Ticaret şehri olan Venedik&#8217;te, borç verirken faiz istemediği için faizci bir Yahudi&#8217;nin işlerini bozan, bununla yetinmeyip Yahudiler&#8217;e hakaretler eden bir adamın gün gelip de Yahudi&#8217;den borç istemesi sonrası gelişen olaylar boyunca hayatta para, sosyal statü ve gücün nasıl gidip geldiğini düşündürüyor.</p>
<p style="text-align: center"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2008/shakespearein-venedik-taciri-ile-ozlenen-kalite-sahnede/tiyatro-peradaki-venedik-taciri-oyununun-final-sahnesinden/" rel="attachment wp-att-166" title="Tiyatro Pera’daki Venedik Taciri oyununun final sahnesinden…"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/uploads/2008/02/venedikt.jpg" alt="Tiyatro Pera’daki Venedik Taciri oyununun final sahnesinden…" border="0" height="300" width="450" /></a></p>
<p>Yahudi Shylock ise borç verirken bu sefer faiz istemez, vadesi geldiğinde ödeme yapılmazsa Hristiyan tüccar Antonio&#8217;nun yarım kilo etini kesme hakkı talep eder. Kendinden ve gelirinden emin olan Antonio bunu kabul eder ama tüm varlığını okyanuslardaki gemilerine yatırmıştır. Oyunun geri kalanında gerek farklı dinlerin, gerekse farklı milletlerin yaşam tarzlarını, ritüellerini, paraya ve güce verdikleri önemi, bunun için yöntemlerini karşılaştırma fırsatımız oluyor.</p>
<p>Shakespeare&#8217;in bir metnini izlemek tabii ki tatmin edici bir tecrübe ve kanımca tiyatro tarihinde önemli yer tutan oyunların yeniden yorumlanıp sergilenmesine ihtiyacımız var. Ayrıca ülkemizde hiç oynanmamış önemli eserler de var.</p>
<p>Diğer yandan, Venedik Taciri&#8217;nin beni etkilemesini sadece yazarına bağlamamak gerekli. Tiyatro Pera oyun sergilerken &#8220;içerik açıdan söyleyecek sözü olmayı&#8221; hedefliyor. Sanat yönetmeni ve metni çeviren, düzenleyen Nesrin Kazankaya, başta Shylock&#8217;u oynayan Ali Kaptanlar ve tüm oyuncuların performansı, danslı geçişlerin akıcılığı, dekorasyonun da ötesinde kostümler harika bir seyirlik ortaya koyuyor. Yaklaşık 100 kişilik küçük bir salona sahip Tiyatro Pera&#8217;da bu oyunu izlemek için fırsat yaratmanızı öneririm.</p>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2008%2Fshakespearein-venedik-taciri-ile-ozlenen-kalite-sahnede%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/shakespearein-venedik-taciri-ile-ozlenen-kalite-sahnede/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Yıl Kutlamasını Reddedenler Toplumdan Değil İnsanlıktan Uzaklaşmış!</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/yeni-yil-kutlamasini-reddedenler-toplumdan-degil-insanliktan-uzaklasmis/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/yeni-yil-kutlamasini-reddedenler-toplumdan-degil-insanliktan-uzaklasmis/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Dec 2007 21:14:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2007/yeni-yil-kutlamasini-reddedenler-toplumdan-degil-insanliktan-uzaklasmis/</guid>
		<description><![CDATA[Bin yılı aşkın süredir Çinliler yeni yıl kutlamalarını ailenin en büyükleriyle yapar, bazı Budistler et yemez, ateş yakmaz. Türk boyları yeni yılın başlangıcı olarak gördükleri Mart ortasında, bazı kültürlerde &#8220;Nevruz&#8221; denen günde, müzik yapar, şarkılar söyler, mutlaka dans eder, büyük şölenler düzenleyerek yeni bir dönemi karşılarlardı.
Örnekleri çoğaltmak mümkün, ama dünyanın en köklü kültürleri kullandıkları takvime [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bin yılı aşkın süredir Çinliler yeni yıl kutlamalarını ailenin en büyükleriyle yapar, bazı Budistler et yemez, ateş yakmaz. Türk boyları yeni yılın başlangıcı olarak gördükleri Mart ortasında, bazı kültürlerde &#8220;Nevruz&#8221; denen günde, müzik yapar, şarkılar söyler, mutlaka dans eder, büyük şölenler düzenleyerek yeni bir dönemi karşılarlardı.</p>
<p><center><!--adsense--></center>Örnekleri çoğaltmak mümkün, ama dünyanın en köklü kültürleri kullandıkları takvime göre bir yılbaşı töreni ritüelini mutlaka oluşturmuşlar. İnsan, ömrünün süresini kestiremese bile belirsizlik ile baş edebilme, hayatını kolaylaştırma adına zamanı saymaya çalışmış, gün, ay, yıllar, takvimler oluşturmuş. Tanımladığı dönemlere göre doğayı, kendi vücudundaki değişiklikleri algılamaya, bunlara uyum sağlamaya çalışmış. Bu dönemlerin tekrarları arasında belli kutlama, tören ritüelleri oluşturarak geçmişe bir set çekmeye, yeni döneme umutla bakmaya çalışmış.Lafın kısası, yeni bir yıl, yeni bir mevsim hatta yeni bir gün karşısında insancıl bir tepki vermiş. Bugün ise bu değerleri, insanlık tarihinin birikimini tümden yok sayanlar, bu adetlere bağlı kalanları suçluyorlar. Yeni yıl ve benzeri yıl dönümlerini kutlayanların tümünü birden tüketim kültürünün etkisi altında kalmakla, &#8220;özenti&#8221; olmakla suçlamaktan; o özel günleri &#8220;çekingen insanların tek rahatlama fırsatı&#8221; olarak tanımlamaktan çekinmiyorlar.</p>
<p>Eğer dini dogmalarla beyni yıkananlardan değillerse; sadece herşeye karşı çıkmak, eleştirmekle ayakta kalan insanlarsa, bunun da ötesinde &#8220;beni bu gece rahatsız etmeyin&#8221;, &#8220;bana kutlama mesajı bile göndermeyin&#8221; diyorlarsa, maalesef şu gerçekle yüzleşmeleri lazım:Yeni yılı kutlayan toplumu sıradan hatta hakir görmek onların toplumdan uzaklaştıklarını değil insanlıktan uzaklaştıklarını gösterir!Toplu<img src="http://www.theasiatech.com/wp-content/uploads/2007/02/gong_xi_fa_cai_2k6_by_jotter.jpg" alt="Çin'de her yeni yıl büyük etkinliklerle kutlanır" align="right" height="502" width="300" />mun genel düşünce ve beğeni yapısıyla kendi değerlerini aynı potada eritmekte zorlananlardan biri de benim. Yıllardır yazdıklarımın bir bölümü Türkiye, davranışlarımız, vizyonsuzluğumuz üzerine eleştiriler taşıyor. Aykırı düşüncenin doğru ifade edildiğinde faydalı olabileceğine inananlardanım. Fakat &#8220;toplum değerleri&#8221; ile insanlık değerlerini ayırt etmek gerekiyor.</p>
<p>Nereden geldiğini bilmeyen, evren hakkında çok az elle tutulur bilgisi olan insan, binlerce yıldır doğa ile mücadele ettikten sonra bugün bir de &#8220;modern yaşam&#8221; sürdürmek için çırpınıyor. Bu zorlu &#8220;hayat yolculuğunda&#8221; yeni başlangıçlar, &#8220;tazelemeler&#8221; hayata bağlı kalabilmek için büyük önem taşıyor. Yaşanan olumsuzlukları geride bırakmak için zamanı dönemlere ayırıyor, &#8220;o ay/sene/mevsim şöyle olmuştu&#8221; diyerek olayların geride kaldığını kabulleniyor, rahatlıyoruz.</p>
<p>Küçük şeylerden mutlu oluyor, sevdiklerimizle yeni bir sabah güneş doğarken kahvaltı etmenin verdiği huzur ile o gün için enerji ve de şükredecek bir şeyler buluyoruz.</p>
<p>Yılbaşı bir sembol&#8230; Ben de yeni yıla çok az süre kala ekran başında bunları yazmak isteyen biri olarak tahmin edilebileceği üzere yılbaşında çok özel eğlenceler yapan biri değilim, yılbaşı meraklısı veya fanatiği hiç değilim. E-posta veya cep telefonundaki her isme gönderildiği belli olan mesajlardan haz almıyor, cevap bile vermiyorum.</p>
<p>Ama öte yandan, bana yazıldığını bildiğim mesajlara, beni sevenlere zaman ayırıp cevap yazıyor, telefon ediyor konuşuyorum. Böyle günleri sevdiklerimle zaman geçirme fırsatı olarak görüyorum. Kısacık da olsa bu gece, geride kalan bir yıllık dönemdeki doğrularımı, yanlışlarımı hatırlıyor, bunların sonuçları ile birlikte yaşamayı kabulleniyor, ders çıkarıyorum, geçmişi olgunlukla karşılayabilmeyi amaçlıyor, böylece gelecekte olabilecekleri de olgunlukla, sakince yaşayabileceğime inanıyorum.</p>
<p>Bunları düşünürken de aklıma şunlar geliyor: Ey yılbaşını, evlilik yıldönümünü, kendi doğumgününü umursamayan, hatta bu dönemsel kutlamalara karşı çıkanlar, acaba bunun nedeni geride kalan bir yılda insanlığa, çevrenizdekilere hiçbir faydanız dokunmadığı hissini taşıyor olmanız olabilir mi? Geçen bir yılın muhasebesini yapmaktan korkuyor, yeni bir yıla, döneme umutla bakamayacak bir güvensizlik mi yaşıyorsunuz&#8230;</p>
<p>İnanın hayat o kadar zorlayıcı değil, yeter ki geçen bir dönem için şükretmesini bilin, bu yazıyı okuyabilen donanıma sahip olduğunuz ya da sahip olan sevdikleriniz olduğu için şükretmek de bir başlangıç! &#8220;Herkesin İnternet&#8217;i yok, şükredin&#8221; demeyeceğim, ondan da önce, okuma yazma bilmeyenlerin az olmadığını da düşünün, her zaman şükredecek bir şey vardır!</p>
<p>2008 elinizdeki en küçük şey için bile mutlu olacağınız güzel bir yıl olsun!</p>
<p><em>İlgili Yazılar:</em></p>
<ul>
<li> <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/gunesin-etrafinda-yeni-bir-tura-baslarken-guven-ve-inanci-tazeledigimiz-bir-yil-dilegiyle/">Güneşin Etrafında Yeni bir Tura Başlarken Güven ve İnancı Tazelediğimiz Bir Yıl Dileğiyle</a></li>
</ul>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fyeni-yil-kutlamasini-reddedenler-toplumdan-degil-insanliktan-uzaklasmis%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/yeni-yil-kutlamasini-reddedenler-toplumdan-degil-insanliktan-uzaklasmis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Terör Korkusuyla GAP Turu&#8217;na Çıkmak, Nemrut Dağı ve Nemrut&#8217;ta Güneşe Yetişememek, Tur Düzenleyiciler</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/teror-korkusuyla-gap-turuna-cikmak-nemrut-dagi-ve-nemrutta-gunese-yetisememek-tur-duzenleyiciler/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/teror-korkusuyla-gap-turuna-cikmak-nemrut-dagi-ve-nemrutta-gunese-yetisememek-tur-duzenleyiciler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Nov 2007 21:38:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2007/teror-korkusuyla-gap-turuna-cikmak-nemrut-dagi-ve-nemrutta-gunese-yetisememek-tur-duzenleyiciler/</guid>
		<description><![CDATA[Ekim ayında çok kısa bir GAP turuna çıktım. Gerek evde bilgisayarda yaşadığım bazı sorunlar gerekse de bazı özel işler nedeniyle ne yazmaya ne de fotoğrafların bir bölümünü sunmaya zamanım oldu. Bugün artık ilk adımı atayım, ardından ara ara Güneydoğu&#8217;da gördüklerimden bahsedeceğim.
&#8220;Öncelikle böylesi sıkıntılı ve tehlikeli dönemde oralara gidilir mi&#8221; düşüncesine karşı açıklama yapayım. Kişisel olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ekim ayında çok kısa bir GAP turuna çıktım. Gerek evde bilgisayarda yaşadığım bazı sorunlar gerekse de bazı özel işler nedeniyle ne yazmaya ne de fotoğrafların bir bölümünü sunmaya zamanım oldu. Bugün artık ilk adımı atayım, ardından ara ara Güneydoğu&#8217;da gördüklerimden bahsedeceğim.</p>
<p><center><!--adsense--></center>&#8220;Öncelikle böylesi sıkıntılı ve tehlikeli dönemde oralara gidilir mi&#8221; düşüncesine karşı açıklama yapayım. Kişisel olarak bu geziyi daha önce planlamış ve rezerve etmiş olmam bir yana terör yüzünden yaşantımızda, özgürlük alanımızda olabildiğine az değişiklik yapmamız gerektiğine inanıyorum. Aksi durumda terörün amacına ulaşmasını sağlar, bacağımıza attığı bir çizik nedeniyle o gün evde kalıp yatmayı tercih ederek sindirilmiş, korkutulmuş oluruz. Tabii ki &#8220;cengaverlik yapın, korkusuz davranın&#8221; demiyorum, ama her zaman olduğu gibi akılcı tutumu koruma, mantıkla hareket etme taraftarıyım.</p>
<p>Bu yaklaşım bir yana gelecekte GAP turuna çıkmak isteyenler ama bölge hakkında çok az bilgi sahibi olanlara Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Mardin, Diyarbakır ve bölgedeki Harran, Hasankeyf gibi yerlerin terör örgütünün kabul edilemez eylemlerine tanık olduğumuz bölgeler olmadığını söyleyeyim. Maalesef eylemler Doğu Anadolu Bölgesi&#8217;nde yaşanıyor&#8230;</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://farm3.static.flickr.com/2214/1872402257_a1287f2884.jpg?v=0" alt="Nemrut'a karanlıkta varabildiğimiz için Flickr'dan bir görüntüyü sizinle paylaşıyorum. Msuvanoba takma adlı kullanıcının eklediği bir görüntü" align="middle" height="375" width="500" /></p>
<p>Gelelim bölgenin güzelliklerine, ilk olarak da efsanelere ev sahipliği yapan Nemrut Dağı&#8217;na. Adıyaman merkezinden tahminimce bir saatlik bir yolculukla zirveye yakın bir noktaya varıyor, oradan da yaklaşık 20 dakikalık bir yürüyüşle iki bin yüz metre yükseklikteki zirveye ve Antiochos&#8217;un tümülüsüne, dev heykellere ulaşıyorsunuz.</p>
<p>Eski çağlarda Kommagene adıyla anılan bölgede kurulan Kommagene Krallığı fazla uzun ömürlü olmamış ve özgürlüğünü Roma&#8217;ya kaybetmiş. Kral I. Antiochos&#8217;un Nemrut&#8217;un tepesine yaptırdığı 49 metre yüksekliği, 149 metre eni olan tümülüs mezarı ise bugün Anadolu&#8217;da içine girilmemiş, talan ya da hırsızlığı uğramamış çok az sayıdaki tümülüsten biri. Zira mezar odasına giden koridorların içindeki (aklımda yanlış kalmış olabilir) taş parçacıkları herhangi bir dinamit, vb. tümülüs mezar odasına erişme yönteminin etkisiyle tamamen odanın içine akacak ve odayı kıymetsiz kılacak şekilde inşa edilmiş.</p>
<p>Nemrut&#8217;un tümülüsten çok daha fazla bilinen simgeleri ise tabii ki dev heykeller. Kralın iki yanına birer aslan, birer kartal ve de antik Yunan ve Acem tanrılarının oturduğu 10 metreye yaklaşan yükseklikte heykellerin kafaları uzun süredir vücutlarından ayrı olarak duruyor. Bunların omuzların üstüne yerleştirilmemesi de bir başka tartışma konusu.</p>
<p>Bu heykeller ve Kral&#8217;ın Yunan ve İranlı atalarının figürleri tümülüste de bulunuyor. Bu heykeller Yunanlı yüz hatları, İranlı giyim özellikleri taşıyor. Batı terasında bulunan aslan heykeli Mars, Jüpiter ve Mars&#8217;ın M.Ö. 7 Temmuz 62 yılında gökyüzündeki konumunu gösteriyor, bu tarih büyük olasılıkla inşaatın başladığı tarih olabilir.</p>
<p>Kommagene tarihi ve de anıt mezarın yanında Nemrut&#8217;un zirvesinde güneş doğuşu ve batışını izlemek büyük bir zevk imiş. İmiş diyorum çünkü biz Türkiye&#8217;nin sayılı birkaç kültür turu firmasından biriyle yaptığımız yolculukta boşuna güneş batışını göreceğimiz yönünde ümitlendirildik. Günler de kısalmaya başladığından gün boyunca her beş dakikalık gecikme birikerek akşam dağa geç varmamıza neden oldu. Burada parantez açıp Türk turistinin çılgın alışveriş iştahını yine tecrübe ettiğimi, bunu anlayamadığımı belirteyim. Böyle bir geziye katılan, nispeten kültürel değerlere, doğaya, tarihe kıymet veren insanlar bile kendilerini çarşılarda tatmin ederek akşam Nemrut&#8217;ta güneş batışına yetişemediler, kaçı bir daha Nemrut&#8217;a gidebilecek ki hayatları boyunca&#8230;</p>
<p>Tabii parantezi kapatıp asıl organizasyonu eksik planlayan tur firmasına da dikkat çekmek lazım. Zaten kısalan bir günde yapılacak yolculuk öncesi tur programına &#8220;Nemrut&#8217;ta muhteşem güneş batışını seyredip Adıyaman&#8217;a..&#8221; ifadeleri yazmak, o gün de sabah ve öğlen bunu kesin gibi sunmak maalesef tüketiciyi, müşteriyi kandırmaktır. Eğer firma ve rehberi bunda ciddi ise şartlar zorlanır, Nemrut&#8217;a zamanında çıkılırdı. Siz siz olun kültür turlarında tur firmasına sorular sorun, doğru cevabı almaya çalışın, tur boyunca rehberi (çok geziye çıkmış biri olarak artık rehberler üzerinde de yazma zamanım geldi, çok az olumsuz örneğin etkisi büyük oluyor maalesef) siz de gerektiğinde yönlendirin, motive edin de böyle gezilerde siz ve çevrenizdekiler programa sadık kalıp dakik olmaya çalışın.</p>
<p>UNESCO&#8217;nun Dünya Mirası listesinde yer alan Nemrut Dağı Milli Parkı fotoğraflarım çok az ve de karanlıkta çekildiği için pek kaliteli değil. Yüksek ISO değerleri ile alınan pozlarda ise kirlilik miktarı beni tatmin etmedi. Fotoğraflar bir sonraki GAP yazıma eşlik edecek, bölgeyi bizzat görmenin yerine geçemeyecek oldukları ise muhakkak!</p>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fteror-korkusuyla-gap-turuna-cikmak-nemrut-dagi-ve-nemrutta-gunese-yetisememek-tur-duzenleyiciler%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/teror-korkusuyla-gap-turuna-cikmak-nemrut-dagi-ve-nemrutta-gunese-yetisememek-tur-duzenleyiciler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul Arkeoloji Müzesi&#8217;ni Yoksa Hala Görmediniz mi</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/istanbul-arkeoloji-muzesini-yoksa-hala-gormediniz-mi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/istanbul-arkeoloji-muzesini-yoksa-hala-gormediniz-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Oct 2007 20:59:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat kültür tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2007/istanbul-arkeoloji-muzesini-yoksa-hala-gormediniz-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Uzun süredir Topkapı Sarayı ve Darphane&#8217;nin olduğu bölgeye gitmemiştim. Yıllar önceki Darphane ziyaretimde ise hatırlamadığım bir nedenle İstanbul Arkeoloji Müzesi&#8217;ni ziyaret etmemiş, bir başka güne bırakmıştım. Ama bu erteleme oldukça fazla sürdü ve ben müzeyi ancak birkaç hafta önce gezebildim. Yazmak ise bugüne nasip oldu.
1891&#8242;de açılan ilk Türk Müzesi, ünlü ressam Osman Hamdi Bey tarafından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun süredir Topkapı Sarayı ve Darphane&#8217;nin olduğu bölgeye gitmemiştim. Yıllar önceki Darphane ziyaretimde ise hatırlamadığım bir nedenle İstanbul Arkeoloji Müzesi&#8217;ni ziyaret etmemiş, bir başka güne bırakmıştım. Ama bu erteleme oldukça fazla sürdü ve ben müzeyi ancak birkaç hafta önce gezebildim. Yazmak ise bugüne nasip oldu.</p>
<p><center><!--adsense--></center>1891&#8242;de açılan ilk Türk Müzesi, ünlü ressam Osman Hamdi Bey tarafından kurulmuş. İstanbul&#8217;da yaşayan birinin görmeme, gezmeme seçeneği olmayan müze, müze olması amaçlanarak yapılmış az sayıdaki binadan biri olarak da tarihte yerini almış. Bina kompleksinin müze olması için inşa edildiği zaten kolayca hissediliyor.Çok geniş bir alana yayılmış olan müze Dünya&#8217;nın en büyük beş arkeoloji müzesinden biri. Bu nedenle ciddi zaman ayırmanız gerekiyor. Önceden &#8220;1 saatte gezerim&#8221; düşüncesi ile giderseniz, o saat sonrası da gitmeniz gereken bir yer varsa göremedikleriniz sizi hayıflandıracaktır. &#8220;Arkeoloji Müzesi&#8221; olarak adlandırılsa da müze alanında arkeoloji müzesi dışında Eski Şark Eserleri Müzesi ve de Çinili Köşk bulunmakta.</p>
<p style="text-align: center"><a target="_blank" href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/sets/72157622905050630/" title="Arkeoloji Müzesi'nde çektiğim fotoğrafların bir bölümünü Flickr.com/cihansalim adresinden görebilirsiniz" target="_blank"><img src="http://www.cihansalim.net/galeri/albums/userpics/10001/normal_P1020731.jpg" alt="Arkeoloji Müzesi Binası da Çok Etkileyici" border="0" height="300" width="400" /></a></p>
<p>Arkeoloji Müzesi&#8217;nde antik çağ heykelleri, çanak çömlekler, pişmiş toprak  heykelcikler, Hazine Bölümü ve ötesinin yanında İskender ve Ağlayan Kadınlar lahitleri de bulunmakta. Pek çok lahtin arasında gerçekten tarihi önemi çok büyük olan İskender Lahti müze binasının şekline de esin kaynağı olmuş. Ek binadaki dört katın üçünde ise İstanbul; Anadolu; Kıbrıs, Suriye, Filistin sergi salonları bulunmakta. En alt katta ise şu dönemde İstanbul Boğazı&#8217;nda inşası süren Marmaray&#8217;ın kazı çalışmalarından çıkarılanlar sergileniyor. Bu sergi bitmeden yazmak istiyordum, Yenikapı&#8217;dan ve diğer pek çok noktadan neler çıktığını görmek gerçekten de etkileyici.</p>
<p>Müze alanın girişindeki Eski Şark Eserleri Müzesi de Anadolu, Mezopotamya, Mısır ve Arap uygarlıklarından ilgi çekici eserler barındırıyor. Tüm bunların ortasında ise Fatih Sultan Mehmet döneminde yapılan Çinili Köşk harika çinileriyle sizleri bekliyor. Rengini kaybetmiş binlerce yıllık lahitlerden sonra kısa bir ara verip çinilerin harika tonları, köşkün camlarının güneş ışıklarıyla aldığı renklerde kaybolmak çok rahatlatıcı.</p>
<p>İstanbul Arkeoloji Müzesi hakkında <a href="http://www.kultur.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF1AD8E71A9A9C29258612B4A46C06F489" target="_blank">Kültür ve Turizm Bakanlığı&#8217;nın ilgili web sayfası</a>ndan bilgi alabilirsiniz. Pazartesi dışında her gün açık olan müze Sultanahmet&#8217;teki Gülhane Parkı girişinin sağından Topkapı Sarayi Müzesi&#8217;ne çıkan Osman Hamdi Bey Yokuşu üzerinde.</p>
<p>Müze kompleksinde çektiğim fotoğraflardan yaklaşık 100 tanesini <a href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/sets/72157622905050630/" title="İstanbul Arkeoloji Müzesi fotoğraflarımın bir bölümünü buradan görebilirsiniz" target="_blank">http://www.flickr.com/photos/cihansalim adresinde</a>n görebilir, yorumlayabilir, değerlendirebilirsiniz.<br />
<center><!--adsense#linkunit--></center></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fistanbul-arkeoloji-muzesini-yoksa-hala-gormediniz-mi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/istanbul-arkeoloji-muzesini-yoksa-hala-gormediniz-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>17</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğal Kaynaklarımızı Tüketiyoruz, İlk Tehlike Suda, Lütfen Tasarruf Edin</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/dogal-kaynaklarimizi-tuketiyoruz-ilk-tehlike-suda-lutfen-tasarruf-edin/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/dogal-kaynaklarimizi-tuketiyoruz-ilk-tehlike-suda-lutfen-tasarruf-edin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Oct 2007 21:03:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2007/dogal-kaynaklarimizi-tuketiyoruz-ilk-tehlike-suda-lutfen-tasarruf-edin/</guid>
		<description><![CDATA[Bugün 15 binden fazla web güncesi &#8220;Blog Action Day&#8221; kapsamında doğal kaynaklar ve çevremiz üzerine yazıyor. Ben de &#8220;bir kişi ne fark eder&#8221; demeyerek aynı amaca yönelik yazacağım.

Türkiye ve büyük şehirler açısından sonuçlarını görmeye başladığımız doğal kaynak sorunlarımızın başında su sıkıntısı geliyor. Su zengini sandığımız ülkemiz aslında su fakiri. Bu durum karşısında biz suyu tüketenler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 15 binden fazla web güncesi &#8220;<a href="http://site.blogactionday.org/about/2007-the-environment/" target="_blank">Blog Action Day</a>&#8221; kapsamında doğal kaynaklar ve çevremiz üzerine yazıyor. Ben de &#8220;bir kişi ne fark eder&#8221; demeyerek aynı amaca yönelik yazacağım.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Türkiye ve büyük şehirler açısından sonuçlarını görmeye başladığımız doğal kaynak sorunlarımızın başında su sıkıntısı geliyor. Su zengini sandığımız ülkemiz aslında su fakiri. Bu durum karşısında biz suyu tüketenler olarak bazı önlemler almalıyız. Ama isteyerek alanlarımızın sayısı çok az. Zaten bu nedenle <a title="NTVMSNBC haberi" href="http://www.ntvmsnbc.com/news/422595.asp" target="_blank">İstanbul&#8217;da Kasım ayında su kullanım ücretlerine %17 ila %134 arasında zam yapıldı</a>. Ayda 20 metreküpten fazla su harcayanlar metreküp başına artık 1,71 değil tam 4 YTL ödeyecekler. Yüksek kullanıma fazladan zam ile tasarruf özendirilmeye çalışılıyor.</p>
<p>Ben de su tasarrufu için nispeten az akla gelebilecek önerilerde bulunmak isterim:</p>
<ul>
<li>Tıraş, vb. günlük bakımlar sırasında çok daha az suyla işinizi görebileceğinizi fark etmenin zevkini tadın. Suyu sık sık kapatıp çok az miktarlarda kısa süreliğine açın.</li>
<li>Aynı uygulamayı duş ve banyoda sürdürün. Sürekli su açık durumda yıkanmamaya çalışın. Bir belediye başkanının garip önerilerini (!) uygulamaktan ziyade az suyla olabildiğince fazla bölgeyi durulamaya çalışın!</li>
<li>Günlük basit su tüketiminiz sırasında kullandığınız suyu taslarda toplayıp çiçeklerinizi sulamak ve benzer amaçlar için kullanın.</li>
<li>Yeni elektronik cihaz, beyaz eşya alırken tasarruf yapan cihazları tercih edin. Böyle bir çamaşır veya bulaşık makinesi size daha pahalı gelse de su ücretlerindeki zamlar nedeniyle bu farkı fazlasıyla çıkarabileceğinizi unutmayın. Aynı tercihi buzdolabı, fırın gibi aletler için de yapın.</li>
<li>Çok geniş bir kesimin günde bir ila beş kez namaz kıldığı, bir o kadar da abdest aldığı ülkemizde büyük su tasarrufu abdest sırasında sağlanabilir. Lütfen abdest almanın amacını ve nasıl alınması gerektiğini iyi öğrenin. Suyu sürekli akıtmayın, az miktarda, ince akıttığınız su ile abdest alın. Susuz durumlarda abdestin nasıl alınmasının caiz olduğunu hatırlayarak az suyla abdest almak için cesaret edinin.</li>
</ul>
<p>İbadet öncesi, sırası ve sonrasındaki tutum da Türkiye&#8217;de ciddi tasarruf sağlayabilir. Bu nedenle su ile ilgili yazmaya başlamış olsam da bu konuya diğer açılardan da bakmak isterim.</p>
<ul>
<li>Örneğin abdest, ibadet sırasında olabildiğince az elektrik tüketin. Namaz kılınan yeri çok fazla aydınlatmanıza gerek olmadığını hatırlayın.</li>
<li>Sadece ibadet sırasında değil, ışığa çok ihtiyacınız olmayan her durumda elektrik tasarrufu yapın. Bazı işlerinizi az ışıkla halledin.</li>
<li>Ve lütfen bilgisayar, monitörlerinizi gereksiz yere açık bırakmayın. Bugüne kadar öğretim kurumlarında, işyerlerinde bu umursamazlıkla ile o kadar çok karşılaştım ki şaşırıyorum. Bir yıl önce monitörlerini kapatmasını rica ettiğim genç birkaç çalışanın beni garipseyen bakışları da hala aklımdadır!</li>
</ul>
<p>Siz de yazının altına yorum olarak kendi önerilerinizi eklerseniz çok sevinirim. Ayrıca kendi güncelerinizde de konuyu işleyebilirsiniz&#8230;</p>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li> <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2008/yoksulluk-engellenebilir-hem-de-kolayca-enflasyon-ve-yoksulluk/">Yoksulluk Engellenebilir, Hem de Kolayca! Enflasyon ve Yoksulluk</a></li>
<li> <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/doga-ve-cevre-uzerine-yazin-bir-elin-nesi-var-iki-elin/">Doğa ve Çevre Üzerine Yazın; Bir Elin Nesi Var, İki Elin&#8230;</a></li>
</ul>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fdogal-kaynaklarimizi-tuketiyoruz-ilk-tehlike-suda-lutfen-tasarruf-edin%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/dogal-kaynaklarimizi-tuketiyoruz-ilk-tehlike-suda-lutfen-tasarruf-edin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Santralİstanbul Artık Sanat ve Bilgi Üretecek</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/santralistanbul-artik-sanat-ve-bilgi-uretecek/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/santralistanbul-artik-sanat-ve-bilgi-uretecek/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Sep 2007 19:43:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[sanat kültür tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=114</guid>
		<description><![CDATA[1911&#8242;de kurulup 1983&#8242;te kaderine terk edilene kadar İstanbul&#8217;a elektrik sağlayan Silahtarağa Santrali çeyrek yüzyıl sonra tekrar İstanbul için üretmeye başladı. Bu sefer sanat ve bilgi üretimine ev sahipliği yapacak olan Santral, İstanbul Bilgi Üniversitesi&#8217;nin Santralİstanbul adlı yeni kampüsüne dönüştü.
İstanbul gibi büyük ve kalabalık bir şehirde &#8220;şehir üniversitesi&#8221; kavramının uygulamaları apartmanlarda ÖSS dershanelerinin bir kopyasından öteye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img align="right" width="305" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/santralbi.jpg" alt="Santralİstanbul'un ilk modern sanat sergisinden..." height="500" title="Santralİstanbul'un ilk modern sanat sergisinden..." />1911&#8242;de kurulup 1983&#8242;te kaderine terk edilene kadar İstanbul&#8217;a elektrik sağlayan Silahtarağa Santrali çeyrek yüzyıl sonra tekrar İstanbul için üretmeye başladı. Bu sefer sanat ve bilgi üretimine ev sahipliği yapacak olan Santral, İstanbul Bilgi Üniversitesi&#8217;nin <a target="_blank" href="http://www.santralistanbul.com">Santralİstanbul</a> adlı yeni kampüsüne dönüştü.</p>
<p>İstanbul gibi büyük ve kalabalık bir şehirde &#8220;şehir üniversitesi&#8221; kavramının uygulamaları apartmanlarda ÖSS dershanelerinin bir kopyasından öteye geçmekte zorlanırken böylesi bir açılımın önemi büyük. Geçmişimiz, mevcut meşguliyetimiz ne olursa olsun bu büyük şehre bakıyor ama sunabileceklerini görmüyoruz. Şehir merkezine bu kadar yakın, bu kadar büyük ama şaşırtıcı derecede unutulan mekanların olması bu hakkını vererek yaşamadığımızın bir göstergesi!</p>
<p><center><!--adsense--></center><br />
<a target="_blank" href="http://www.bilgi.edu.tr">İstanbul Bilgi Üniversitesi</a>&#8216;nin eğitim misyonu bir yana şehir üniversiteciliği alanında yaptığı atılımlar bile varlığını anlamlandırır değerde. Santralİstanbul sadece bir üniversite kampüsü değil. Elektrik santralinin önemli bir bölümü korunarak enerji müzesine dönüştürüldü. Tesisin diğer alanları da el verdiğince sanatsal çalışmalara ev sahipliği yapmanın ötesinde bir galeri olarak da şehir kültürüne katkıda bulunacak.Geçen Cumartesi günü açılışına gittiğim Santral gerçekten de heyecan vericiydi. Açılış sergisi olan &#8220;Modern ve Ötesi&#8221; Şubat 2008 sonuna kadar gezilebilir. Özellikle <a target="_blank" href="http://www.iksv.org/bienal10/index.html">İstanbul Bienali</a>&#8216;nin sürdüğü bu günlerde Santralİstanbul&#8217;u ziyaret etmek daha da anlamlı olabilir, çünkü Bienal&#8217;in bir ayağı da orada.</p>
<p>Açılış gecesi ise Santralİstanbul&#8217;un bu etkileyici hikayesinin önemini ve İstanbul Bienali&#8217;nin artık uluslararası alanda ne kadar saygı gördüğünü anlamamı sağladı. Gecede pek çok yabancı sanatsever, turist harika bir ışık gösteri izledi, akşam 9&#8242;da resmen açılan enerji müzesine akın etti.</p>
<p style="text-align: center"><img width="641" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/santral2.jpg" height="366" /></p>
<p>Santral Eyüp&#8217;de, Haliç kıyısında yer alıyor, Miniaturk ve R. Koç Müzesi&#8217;ne yakın olduğunu düşünürsek bölgenin zenginleştiğini mutlulukla söyleyebiliriz.</p>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fsantralistanbul-artik-sanat-ve-bilgi-uretecek%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/santralistanbul-artik-sanat-ve-bilgi-uretecek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mangal Mevsiminde Kanser Riskini Azaltmak için&#8230;</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/mangal-mevsiminde-kanser-riskini-azaltmak-icin-2/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/mangal-mevsiminde-kanser-riskini-azaltmak-icin-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jun 2007 14:56:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=101</guid>
		<description><![CDATA[Yaz gelince genetik mirasımızın etkisiyle hemen açık havaya, bahçemize, parklara, yeşilliklere hücum ediyor, burada ızgara, daha doğrusu mangal yapmadan edemiyoruz. Bugün sahil yolundaki mangalcıları görünce bu sefer de sağlıklı mangal yapmak üzerine düşündüm, düşününce de yazayım dedim.
Bu aralar hep sağlık üzerine yazıyor gibi olsam da bence konular farklı ve bu sefer cep telefonu, kablosuz İnternet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz gelince genetik mirasımızın etkisiyle hemen açık havaya, bahçemize, parklara, yeşilliklere hücum ediyor, burada ızgara, daha doğrusu mangal yapmadan edemiyoruz. Bugün sahil yolundaki mangalcıları görünce bu sefer de sağlıklı mangal yapmak üzerine düşündüm, düşününce de yazayım dedim.</p>
<p><center><!--adsense--></center>Bu aralar hep sağlık üzerine yazıyor gibi olsam da bence konular farklı ve bu sefer cep telefonu, kablosuz İnternet gibi henüz elimizde kanıt olmayan bir durum söz konusu değil, ciddi şekilde kanser riski var. Kırmızı et, kümes hayvanı ya da balık ızgara yaparken aşırı pişirme, karartma polisiklik aromatik hidrokarbon ve heterosiklik amin olarak açabileceğim PAH ve HCA kimyasalları yaratıyor. Bu kimyasallar da kanser riskini arttırıyor, örneğin PAH bağırsak ve mide kanseri oluşumunu tetikliyor.Ama mangal yapmaktan vazgeçmeye yanaşmayanlar en azından bu riski azaltacak tercihler yapmaya cesaret edebilirler. Tabii en başta eti karartmamak, yakmamak gerektiğini söyleyerek başlayalım:</p>
<ul>
<li>Marine edin: Marine edilmiş etler HCA oluşumunu %90&#8242;a varan oranda azaltıyor. Etinize göre nasıl marinasyon yapacağınız size kalmış, ama özellikle zeytinyağı kullandığınızda olumlu etki bu kadar yüksek oluyor. Tabii marine etin tadı da başka oluyor. Uyduruk, kimyasal katkı maddesi dolu hazır barbekü sosları ile marinasyonu karşılaştırmaya bile kalkmayın&#8230;</li>
<li>Mangal süresini azaltın: Lezzetli bir tercihten sonra daha zorlu bir tercih ise mangala atacağınız etleri daha önce fırında, ocakta, mikrodalgada yani uygun bir şekilde bir noktaya kadar pişirmek. Ardından mangal lezzeti ve aromasını alması için mangala almak. Böylece et mangalda çok daha kısa süre kalmış olacaktır.</li>
<li>Çöp şiş hesabı: Etleri ne kadar küçük parçalar halinde mangala atarsanız o kada<img src="http://www.zamazing.org/imaj/tattoiinochi/barbecue.jpg" align="right" height="330" width="440" />r çabuk pişerler. Bunun kolay bir yolu da şiş yapmak, etlerin arasına da bol bol sebze yerleştirmektir. Eti fazla değil tam piştiği zaman mangaldan almaya yine dikkat ediyoruz tabii.</li>
<li>Alevlendiren akıntılar: Etlerden akan yağlarla birden ortaya çıkan alevler ete değdiğinde söz konusu kimyasalların oluşumu artar. Bu nedenle ateşi alevlendirecek akıntıları engellemek önemlidir.</li>
<li>Mangala ara katmanlar: Mangala delikli kalay, metal levhalar yerleştirerek ete doğrudan alev değmesini, etten yağların ateşe damlamasını engellemek bir önceki önerinin uygulanmasını da kolaylaştırır, bazen mangal temizliğini de&#8230;</li>
<li>Közleşirken: Kömürler en güçlü şekilde yanarken değil artık köz haline gelmeye başlamışken etleri mangala almak riski azaltır.</li>
<li>Zararlı bölümleri atın: Lezzetli diye en sağlıksız kısımları da yemeyin. Etin yanmış, kararmış yerlerini, yağlarını keserek veya kazıyarak atın. Kanatlı hayvanları derisiyle mangala yerleştirin ama yerken deriyi soyun.</li>
</ul>
<p>Tüm bunlar mangaldan alacağımız lezzeti azaltmayacaktır ama psikolojik olarak lezzet kaybettiğiniz hissini yaratmak ya da yaratmamak yine bizim elimizde. Ayrıca illa da mangal yapacaksanız bazen sadece ya da çoğunlukla sebze de pişirebilirsiniz. Hem de sebzeler çoğunlukla bu zararlı kimyasalları üretmezler. Mangalda domates, biber, soğan gibi alışık olduğunuz lezzetlerin yanında mantar gibi alternatifleri de pişirebilirsiniz. Ya da &#8220;erkek adam brokoli yer mi&#8221; safhasını çoktan geçmiş ama brokoliden de sıkılmışsanız bir de mangalda deneyebilirsiniz!<br />
<center><!--adsense#linkunit--></center></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fmangal-mevsiminde-kanser-riskini-azaltmak-icin-2%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/mangal-mevsiminde-kanser-riskini-azaltmak-icin-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı bir yaşam için &#8220;farkında&#8221; olun, etrafınızdaki laleleri görün&#8230; Ve Pentax lensin hayat verdiği bir BenQ</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/saglikli-bir-yasam-icin-farkinda-olun-etrafinizdaki-laleleri-gorun-ve-pentax-lensin-hayat-verdigi-bir-benq/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/saglikli-bir-yasam-icin-farkinda-olun-etrafinizdaki-laleleri-gorun-ve-pentax-lensin-hayat-verdigi-bir-benq/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Apr 2007 14:19:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğrafçılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=83</guid>
		<description><![CDATA[Pek çok yerde şaşırtıcı şekil ve renkteki laleler İstanbul&#8217;un güzelliğine güzellik katıyor, lale etkinlikleri de yapılıyor. Bu çalışmalar da aslında azımsanmayacak sayıda insanın eleştirisine maruz kalıyor. Maalesef şehirdekiler trafikten, kirden o kadar sıkkın ki &#8220;belediye niye lalelerle uğraşıyor&#8221; diye kızıyorlar, üç gün önce bindiğim bir taksinin şoförünün sözleri karşısında ben de &#8220;haklı&#8221; diye düşünmeden edemedim.
Ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Pek çok yerde şaşırtıcı şekil ve renkteki laleler İstanbul&#8217;un güzelliğine güzellik katıyor, lale etkinlikleri de yapılıyor. Bu çalışmalar da aslında azımsanmayacak sayıda insanın eleştirisine maruz kalıyor. Maalesef şehirdekiler trafikten, kirden o kadar sıkkın ki &#8220;belediye niye lalelerle uğraşıyor&#8221; diye kızıyorlar, üç gün önce bindiğim bir taksinin şoförünün sözleri karşısında ben de &#8220;haklı&#8221; diye düşünmeden edemedim.</p>
<p><!--adsense-->Ama güncemde aralıklarla dile getirdiğim gibi tepkisiz ve umursamaz bir topluma dönüşüyoruz. Eğer bir şey yapmaya, sözümüzü duyurmaya çalışmayacaksak sürekli şikayet eder durumda olmak bana &#8220;keskin sirke küpüne zarar&#8221; deyişini hatırlatıyor. Gerçekten de laleler hakkında bir şey yapmayacaksak, niye gözlerimizi bu güzelliğe kapıyoruz? Bu sabah sahilde bir yürüyüşe çıktık ve yol kenarındaki az sayıda laleyi mutlulukla seyrettik, biraz sonra karşılacağımız şenliği bilmeden&#8230;</p>
<p><img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/cihanlale2.jpg" alt="" width="563" height="320" align="middle" />Avrupa yakasında, sahil yolunda Yenikapı/Zeytinburnu girişindeki surların altındaki parkın bir soğanlı bitkiler parkına çevrildiğinden haberimiz yoktu, pek çok kişinin de yoktur. Ve lafı hiç uzatmadan yakında oturan ve çalışanların, hatta bu yoldan geçenlerin yarım saatliğine buraya girmesini şiddetle öneririm. Aracı olanlar da hiç zorlanmadan Yenikapı girişinden sapıp BP benzin istasyonundan hemen önce parkın girişine arabalarını bırakabilir, parkı gezip sahil yoluna dönerek yollarına devam edebilir.Az sayıda ve süs amaçlı yerleştirilen lalelerin yanında, şehrin bazı yerlerinde böyle inanılmaz güzellikte parklar var ama iyi duyurulmuyor, dikkat çekmiyor, daha önemlisi yer seçimi başarısız olduğundan bu güzelliklerin ziyaretçisi az oluyor. Bu da hem maddi hem manevi bir kayba neden oluyor. Yatırımların faydası az kişi tarafından alınabiliyor, alınan manevi haz çoğunluğa yayılmıyor.</p>
<p>Bu manevi haz çok önemli, sağlıklı ve uzun bir yaşam için ruh halimiz en büyük belirleyici. Stres ve stres altında vücudun salgıladığı hormanlar ilk çağlarda atalarımızın tehlikeden kurtulmasıyla sona eriyordu, bu tehlikelerin de neredeyse tümü fizikseldi, saldırı, savaş, vahi hayvanlar, doğa şartları gibi. Ama bugün, stresin kaynağı çoğunlukla fiziki değil, zihinsel ve tabii uzun süreli. Bu nedenle stresin tetiklediği vücut salgıları daha uzun süre etkili oluyor ve bize zarar veriyor. Hayata karşı tutumumuz bu nedenle çok önemli, farkındalık, çevremizdeki olayları takip edebilmek, tam anlamıyla yaşayabilmek, güzellikleri görebilmek sağlıklı ve kaliteli yaşamanın anahtarı.</p>
<p><img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/cihanlale1.jpg" alt="" align="middle" />Gelelim eve gelince yaptığım makro çekimlerden etkilenmemi sağlayan kameraya. Fotoğrafçılıkla yakından ilgili babamın sayesinde evde 6-7 tane kaliteli dijital fotoğraf makinesi var, ama en başarılı olanlarından biri bize sürpriz yapan bir BenQ; DC-X600. Anneme kompakt, kolay taşınabilir, hafif ve ekonomik ama tabii ki kaliteli bir model ararken geçen yılın son aylarında çok mükemmel bir teklifle karşılaşmıştık, Pentax lensli DC X600 gerçekten de çok başarılı olarak lanse edilen modellere göre mükemmel sonuçlar veriyor. Artık benim de kullanmaya başladığım makinede, elleri çok da sıkı durmayan biri olarak, hiç titreşim sorunu yaşamıyorum.Bilişim ve iktisatın aksine Türkçe&#8217;sine hakim olmadığım fotoğrafçılık alanında İngilizce kelimeler kullanacağım için üzgünüm; pek çok denememizde mükemmel &#8216;exposure&#8217; seviyeleri ile kareleri düzeltmemize hiç gerek kalmıyor. Ve çok önemli bir diğer şeyse &#8216;noise&#8217; ya da kirlilik/gürültü açısından yine çok iyi sonuçlar alıyor oluşumuz.</p>
<p>Belki de daha fazla deneme yapmak gerekiyor ama Pentax&#8217;ın lens olarak Leica&#8217;nın tahtını sarstığını hatta ele geçirdiğini söyleyebiliriz. Bu aralar pek kullanmadığımız Carl Zeiss lensler hakkında ise son durumu bilemiyorum. Ama dijital fotoğrafçılık konusunda tecrübesiz olanlara da, model seçerken dikkat etmeleri gerekenlerin bu bahsettiklerim olduğunu hatırlatmak isterim, lens kalitesi, otomatik ışık ve renk ayarı; asla megapiksel ya da dijital zoom değil&#8230;</p>
<p>Bugün çektiğim bazı kareleri <a title="Masaüstü duvar kağıtları" href="http://cihansalim.net/diger/eglence.htm#duvar" target="_blank">sitemin duvar kağıtları bölümü</a>ne, zamanım olursa eklemeyi düşünüyorum, bilginize.</p>
<p><!--adsense#linkunit--></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fsaglikli-bir-yasam-icin-farkinda-olun-etrafinizdaki-laleleri-gorun-ve-pentax-lensin-hayat-verdigi-bir-benq%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/saglikli-bir-yasam-icin-farkinda-olun-etrafinizdaki-laleleri-gorun-ve-pentax-lensin-hayat-verdigi-bir-benq/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vejetaryen, sağlıklı restoranda da çok lezzetli yemek oluyormuş</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/vejetaryen-saglikli-restoranda-da-cok-lezzetli-yemek-oluyormus/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/vejetaryen-saglikli-restoranda-da-cok-lezzetli-yemek-oluyormus/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Mar 2007 11:17:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=23</guid>
		<description><![CDATA[Sağlıklı beslenmeye ve yaşamaya önem veren birisi olsam da vejetaryenlik ve &#8216;tamamıyla sağlıklı&#8217; beslenme konusunda uzman sayılmam. Çoğumuz ise bu kelimeleri duyunca, &#8220;tatsız tuzsuz&#8221; yemek yiyeceğini düşünür.

Halbuki bu hafta içi yemek yediğim Saf Organik Restoran sağlıklı besinlerin ne kadar lezzetli olabileceğini, aksini düşünmüyor olmama rağmen, bana fazlasıyla hissettirdi. En lezzetli ve hatta sağlıksız öğünlerden aldığım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı beslenmeye ve yaşamaya önem veren birisi olsam da vejetaryenlik ve &#8216;tamamıyla sağlıklı&#8217; beslenme konusunda uzman sayılmam. Çoğumuz ise bu kelimeleri duyunca, &#8220;tatsız tuzsuz&#8221; yemek yiyeceğini düşünür.</p>
<p><center><!--adsense--></center><br />
Halbuki bu hafta içi yemek yediğim <a href="http://www.safrestaurant.com/tr/index.asp" target="_blank">Saf Organik Restoran</a> sağlıklı besinlerin ne kadar lezzetli olabileceğini, aksini düşünmüyor olmama rağmen, bana fazlasıyla hissettirdi. En lezzetli ve hatta sağlıksız öğünlerden aldığım lezzeti, belki daha fazlasını, sebzeler ve sağlıklı soslarla aldım.</p>
<p>Saf, Avrupa&#8217;nın şarap ve martini barına sahip ilk organik restoranıymış. Alanında dünyanın önemli isimlerinden Şef Chad Sarno&#8217;nun önderliğind<img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/safdolma.jpg" align="left" height="120" width="165" />eki mutfak sanırım daha fazla ilgiyi hak ediyor. Tanıştığım Chad&#8217;in hikayesi de ilginç, İtalyan bir aileden gelip organik bir mutfağa geçmesine astımı neden olmuş, devamını kendisinden dinleyebilirsiniz.Reklamını yapmak için değil, önemli yerli ve yabancı misafirlerini ağırlayacak restoran arayanlara bu yeni alternatifi duyurmak için Saf&#8217;tan bahsediyorum. Özellikle yemek kültürümüze yabancı, Uzak Batı(!) ya da Uzak Doğu&#8217;dan misafirimiz olduğunda, hele bunlar et yemeye pek sıcak bakmayan insanlarsa, önce heyecanlanır, sonra da şehirdeki birkaç alternatif arasından seçim yapıp şansımızın yaver gitmesini dileriz. İşte Saf, bu durumlarda misafirinizin fazlasıyla mutlu olmasını sağlayacak bir mekan diye düşünüyorum. Sitesinden detaylı bilgi alabilirsiniz, yeri Tünel&#8217;de ve az masası var, benden söylemesi.</p>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fvejetaryen-saglikli-restoranda-da-cok-lezzetli-yemek-oluyormus%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/vejetaryen-saglikli-restoranda-da-cok-lezzetli-yemek-oluyormus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

