CERN’e verilen desteği gören bir grup Avrupalı bilim adamı, “Evreni, doğayı anlamak için bu kadar kaynak ayırır, aya insan gönderirken toplumsal olarak ne yöne gideceğimizi neden analiz etmiyoruz” diye sorup ‘büyük veri’den de faydalanarak insanlığın önündeki olasılıkları senaryo bazlı analiz etme gayesindeki projeye Living Earth Simulator, yani yaşayan dünya simülatörü ismini koymuş. AB’nin 1 milyar Avro kaynak ayırdığı bu proje bize fal açabilir mi?
Fatih projesi, okullarda öğrencilere tablet bilişim cihazı dağıtma planı ekonomi gündeminin sıcak konularından. Bir diğer konu da, otomobilde yerli üretim. Birine odaklanıp daha büyük kazançlar elde etmek gerekiyor.
Kadınlar tenisinde sezon sonu WTA Final turnuvası İstanbul’da Ekim sonunda gerçekleştirildi. Kasım sonunda Londra’daki erkekler turnuvasını TV’den izledikten sonra hem organizasyon, hem de ‘İstanbul’ reklamı olarak ne kadar eksiksiz bir iş başarıldığını tekrar görmüş olduk. Formula 1′e akıtılan paranın çok daha azıyla neler olabileceğini de artık kabul etmenin zamanı geldi.
İstanbul kısa sürede iki yeni, dönüşen medya odaklı etkinliğe ev sahipliği yaptı. Digital Age 2011 Konferansı’nda Huffington Post kurucusu Huffington vatandaş gazeteciliğine editoryal idareyi nasıl kattığını anlatırken diğer konuşmalar da dijital pazarlama üzerine bizleri düşündürdü.
Doğuş Yayın Grubu’nun ikincisini düzenlediği Yeni Medya Düzeni Konferansı, Wikipedia ve Wikileaks’in kurucuları gibi meşhur isimleri, e-ticaretin önde gelenlerini, değerli konuşmacıları bizlerle buluşturdu. Günün ardından kalanlar ise dikkat ve ilgi tabanlı bir ekosistemin geliştiği, medyanın bu yapısıyla ne sağlayabileceğinin sorgulanması, Türk kullanıcısının içerik üretmemesi idi…
Teknoloji Balonu 2.0 mı?! Son 20 yılda teknoloji sektörünün, özellikle tüketici elektroniği ve kurumsal bilişim çözümlerinde yenilikçi firmaların ortalamadan hızlı büyüdüğünü gözlemledik. Bir yıldır duyduğumuz çılgın Facebook, Twitter şirket değer hesaplamaları ise çoğumuzu şaşırtıyor. Peki eski gözlemlerimiz bizi yanıltacak mı, korkutucu bir balon mu şişiyor…
2011’de ekonomi sayfalarında en çok karşılaştığımız kavram ‘cari açık’. 2010’da patlayan ithalat hız kesmiyor, dış ticaret açığı daha da büyümesin diye Merkez Bankası ekonomiyi soğutmaya çalışıyor. “Sanayileşme treninini kaçırmış olabiliriz ama bilişim trenine yetiştik” söylemine her geçen gün artan Facebook kullanıcı sayımızla(!) tam da inanıp huzura kavuşmak üzereyken, zamanında “One minute” dediğimiz Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı yeni rapor bize “One minute” dedi.
Herşey İnternet tabanlı olmaya doğru giderken biz gelişmeleri sadece bilişim sektörü sınırları içinde izliyor, inceliyoruz. Ama sanallaştırma, bulut bilişim gibi teknoloji ve uygulamaların etkileri bilişim sektörünün ötesinde tüm iş dünyasını, iş yapış şekillerini etkiliyor ve etkileyecek. Kurumlar bu gelişmelerden nasıl faydalanmalı, göz atıyoruz.
Tarihimizin en büyük vergi cezasına çarptırılan Doğan Grubu varlıklarını satmak zorunda kalıyor, Türkiye’de akaryakıtın devi Petrol Ofisi’ndeki hisselerini de Avusturyalı OMV alınca böyle önemli bir sektörün büyük çoğunluğu yabancılara geçmiş oldu. Peki devlet hazinesine para koymanın en sağlıklı yolu doğrudan veya dolaylı özelleştirme mi
Lost gibi diziler, sinema filmleri bizleri farklı zaman dilimleri, evrenler, boyutlar arasında dolaştırırken izlenme rekorları kırıyor. Bu ilginin güçlenmesi ise, son yıllardaki İnternet ve iletişim aracı kullanım şekillerimizin bizleri toplumdan izole etmektense farklı şeyleri bir arada yaşamaya itmesinden kaynaklanıyor olabilir.
Ne zaman YouTube yasağı sorulsa yetkililer “Google’ın da vergi borcu var”, “YouTube Türkiye’de ofis açmalı” diyor. “İnternet’teki tüm siteler her ülkeye vergi ödemeli, vergi ödemeyenler sansürlenmeli” gibi bir kanun olsa bile(!), niye Google sansürlenmiyor o zaman? Ve küreselleşen dünyada reklam gelirlerini ayrıştırmak ne mümkün!
BBC’nin 26 ülkede yaptırdığı araştırmada “İnternet’e erişim temel bir insan hakkıdır” görüşü, İnternet kullanmayanlar tarafından bile büyük oranda sahiplenilen bir düşünce olarak ortaya çıktı. Türkiye ise %91 ile Avrupa’da ilk sırada yer aldı! Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler tüm ülkeye genişbant, hızlı İnternet’i yaymak için projeler açıklayadursun, bizler ise hala mobil ve ADSL erişiminde akıl almaz fiyatlar ve vergiler ödeyerek İnternet’e erişebiliyoruz. Haydi artık İnternet’in vergisi düşsün!