<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>H. Cihan Salim - Günce... Blog... &#187; telekomünikasyon, İnternet</title>
	<atom:link href="http://www.cihansalim.net/blog/category/telekomunikasyon-internet-altyapi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cihansalim.net/blog</link>
	<description>www.cihansalim.net</description>
	<lastBuildDate>Tue, 13 Jul 2010 18:51:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>YouTube yasağını Google&#8217;ın Vergi Borcu ile Açıklıyorsak Ülkeye Yabancı Dergi de İthal Etmeyelim, Hatta Google&#8217;ı Engelleyelim</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/youtube-yasagini-googlein-vergi-borcu-ile-acikliyorsak-ulkeye-yabanci-dergi-de-ithal-etmeyelim-hatta-googlei-engelleyelim/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/youtube-yasagini-googlein-vergi-borcu-ile-acikliyorsak-ulkeye-yabanci-dergi-de-ithal-etmeyelim-hatta-googlei-engelleyelim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2010 18:08:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1027</guid>
		<description><![CDATA[Ne zaman YouTube yasağı sorulsa yetkililer "Google'ın da vergi borcu var", "YouTube Türkiye'de ofis açmalı" diyor. "İnternet'teki tüm siteler her ülkeye vergi ödemeli, vergi ödemeyenler sansürlenmeli" gibi bir kanun olsa bile(!), niye Google sansürlenmiyor o zaman? Ve küreselleşen dünyada reklam gelirlerini ayrıştırmak ne mümkün!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tatile gittim, geldim, hala <a target="_blank" href="http://www.youtube.com">YouTube</a>&#8216;a erişim engellenmesi haberlerini yanlış tartışıyoruz, hala Ulaştırma Bakanı ve bazı başka yetkililer, hatta sadece ilgililer, örneğin bazı gazeteciler cevap olarak, &#8220;Google&#8217;ın vergi borcu var&#8221; diyor. Öncelikle bilmeyenler için kısaca özetleyelim, YouTube&#8217;un da sahibi olan Google bugün dünyanın en çok reklam geliri kazanan kurumu veya birkaç kurumundan biri. Birçok hizmeti ücretsiz verebilmesinin altında, örneğin Google arama sonuçlarının, Gmail&#8217;deki e-posta mesajlarının yan tarafında, Google Maps Haritalar uygulamasında harita üstünde veya etrafında, YouTube videolarinin altında reklam gösterebilmesi yatıyor. Buna ek olarak, hem okumakta olduğunuz benimkisi gibi kişisel web siteleri, hem de NTVMSNBC gibi dev web platformları da reklam gösterirken Google ile ortaklık yapıyorlar. Yani örneğin Google reklam sistemine &#8220;futbol ayakkabısı&#8221; reklamı veren bir kurum varsa, o kurumun reklamlarını kendi sitelerinde mesela spor ile ilgili sayfalarda Google sayesinde otomatikman gösterip bunun karşılığında elde ettikleri gelirden Google&#8217;a komisyon veriyorlar.</p>
<p>Tabii ki Türk şirketleri de hem Türkiye sınırları içinde, hem de dışardaki potansiyel müşterilere ulaşmak için Google&#8217;a bol bol reklam veriyor. Fakat kesilen faturalar, sadece Türkiye&#8217;de değil, onlarca ülkede Google İrlanda ofisinden kesiliyor, yani Google İrlanda bir gelir kazanıyor, vergisini İrlanda&#8217;da ödüyor, siz ister sadece Türkiye&#8217;de, isterseniz de Fransa&#8217;da reklam veriyor olun. Bu da sadece Türkiye&#8217;nin değil pek çok başka ülkenin de tepkisini çekiyor. Örneğin Fransa, <a target="_blank" href="http://www.maximumpc.com/article/news/france_considering_google_tax_online_ads">Google gelirlerini vergilendirebilmek için daha geçtiğimiz hafta yenilikçi yöntemler arayışında olduğunu belli etti</a>.</p>
<p>Ama gerek web sitemde, gerekse de bilişim yayınlarında yıllardır yakındığım üzere, maalesef İnternet&#8217;in nasıl işlediğini, kurallarını tam olarak anlayamayan ve içselleştiremeyen kamu ve özel sektör yöneticilerinin çoğunlukta olduğu bir ülkede yaşıyoruz. İnternet&#8217;te sınırların belirsizleştiği, engellemelerin zorlaştığı, bireyin kendi tercih ve süzgeçlemesinin önem kazandığını öğrenemiyor veya kabullenemiyoruz.</p>
<p><strong>Sorun YouTube Değil Google&#8217;ın Vergi Vermemesi ise Google&#8217;a Erişilmesin(!)</strong><br />
YouTube yasağının nedenleri olan uygulamalardan Cumhurbaşkanı Gül, Twitter gibi platformlar da dahil olmak üzere farklı ortamlarda &#8220;düzeltilmesi gerekir&#8221; imasıyla bahsediyor, Başbakan Erdoğan &#8220;Ben girebiliyorum&#8221; diyor. Ama buna rağmen YouTube&#8217;ın sadece bir örneği olduğu sansür artık iki yılı da aşan süredir devam ediyor.</p>
<p>Google&#8217;ın sahibi olduğu YouTube yasağı ile ilgili sorularda iki cevap en çok duyulanlar. Bir tanesi, &#8220;YouTube Türkiye&#8217;de ofis açsın&#8221;. İşte İnternet&#8217;in işleyişini kavrayıp bunu içselleştirebilme sıkıntısından bunu kast ediyorum, eğer her ülkede bir ofis açılacaksa İnternet üzerinden iş yapabilmenin ne kadar avantajı kalıyor? İnternet&#8217;in hayatımıza getirdiği en büyük kolaylık mekandan bağımsızlık sunması ve mesafeleri yok etmesi değil mi?</p>
<p>İkinci cevap ise, <a target="_blank" title="Google'ın itirazıyla ilgili Hürriyet haberi" href="http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/14990128.asp">Google&#8217;ın vergi borcu olduğu iddiası</a>. Diyelim ki gerçekten de İnternet şirketleri her ülkeye ayrı ayrı vergi ödemek zorunda. Peki vergisini ödemeyenlere erişimin engelleneceğine dair bir kanunumuz var mı? Hayır. Peki diyelim ki, vergi ödemeyen her İnternet sitesine erişim engellenir, sansürlenir. Peki o zaman YouTube yerine neden Google engellenmiyor, sansürlenmiyor?!</p>
<p><strong>Türkler&#8217;in Gördüğü Reklamları Yayınlayan Her Kurum Türkiye&#8217;ye Vergi Öder mi&#8230;</strong><br />
Bugün Ulaştırma Bakanı&#8217;na bağlı bir kurum olan Türk Hava Yolları, Türkiye&#8217;den izlenen CNN, BBC gibi pek çok yabancı TV kanalına ve de Economist gibi ülkemizde artık pek çok bayide satılan yabancı yayınlara reklam veriyor. Diyelim ki CNN&#8217;in hedef kitlesi Türkiye&#8217;deki Türkler değil, ama Economist ve diğer pek çok dergi biz Türkler alsın, okusun diye ithal ediliyor. Ve biz bunlarda sadece THY değil Akbank, Garanti, İş Bankası gibi Türk bankalarının ve başka uluslararası şirketlerimizin reklamlarına maruz kalıyoruz.</p>
<p>Bu reklamlar için THY, bankalar ve diğer şirketlerimiz yayıncı kurumlara ciddi reklam harcamaları yapıyor. THY&#8217;nin Barcelona spor kulübüne sponsorluğunu duyurduğu reklamlar çok ciddi bir meblağ tutmuş olmalı. Ama yayıncı kurumlar, hem bir Türk şirketinden aldıkları, hem de Türkiye&#8217;de de gösterime soktukları reklamlar için Türk Maliyesi&#8217;ne vergi ödüyorlar mı&#8230; Ödemelerini istesek ne olur?</p>
<p>Lafı fazla uzatmaya gerek yok. Burada sadece en çok duyulan iki cevaba azıcık eğilmeye çalıştık. Ama konu daha da derin. Sadece vergi kazanmak, ofis açtırmak değil, tartışılabilecek çok şey var. Sansürün bu kadar kolay olması kimlerin işine geliyor gibisinden&#8230;</p>
<p><strong>Kanun Değişmeli, Kullanıcılar da, STK&#8217;lar da!</strong><br />
Bir önceki hükümet döneminde, AKP&#8217;nin hazırladığı, CHP&#8217;nin de desteklediği 5651 numaralı kanun değiştirilmeli, güncellenmeli. Ama görünen o ki, statükoyu korumaya çalışanlar hiç de az değil.</p>
<p>Peki sorumluluk sadece siyasi partilerde mi? Biz İnternet kullanıcıları, sansürü ülkemizde gerçekten etkili biçimde protesto etmek yerine Google Haritalar uygulamasında sanal yürüyüşler yapıp dünya medyasının ilgisini çeker, yabancı medyadan medet umarsak; gerek ilgili medya kurumları, daha da önemlisi bilişim alanında faaliyet göstermek üzere yıllar önce kurulmuş, &#8220;adı bilinen&#8221; sivil toplum kuruluşları gıkını çıkarmazken sizce statükonun değişmesi kolay mı?</p>
<p>Peki ne yapmalı? Bir yerden başlamalı! Bu Cumartesi, 17 Temmuz&#8217;da saat 17&#8242;de Taksim&#8217;de sansüre karşı bir yürüyüş yapılacak, detaylar için <a href="http://sansurekarsiyuruyus.com/" target="_blank">SansureKarsiYuruyus.com</a></p>
<p>Sansür çok ciddi bir konudur. Kontrolü kaçırıldığında insan hakları ihlalidir. Vergiydi, ofisti&#8230; gibi bahanelerle açıklanamaz, bugün Türkiye&#8217;de en az 4-5 bin sitenin erişime engellendiği söyleniyor&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/youtube-yasagini-googlein-vergi-borcu-ile-acikliyorsak-ulkeye-yabanci-dergi-de-ithal-etmeyelim-hatta-googlei-engelleyelim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TV Suç Oranlarını Arttırdıysa Aşırı İnternet Kullanımı Düzenlenmeli mi</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/tv-suc-oranlarini-arttirdiysa-asiri-internet-kullanimi-duzenlenmeli-mi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/tv-suc-oranlarini-arttirdiysa-asiri-internet-kullanimi-duzenlenmeli-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 11:04:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[suç oranları]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=997</guid>
		<description><![CDATA[TV veya İnternet'te izlenen tehlikeli içeriklerin özellikle gençler üzerinde olumsuz etki bıraktığı düşünülür, hatta ülkemizde site engellemelerinin nedeni de budur. Fakat TV üzerine yapılan bir araştırma, eğer bir zarar söz konusu ise, bunun içerikten bağımsız olduğunu ortaya koyuyor, çünkü 4 yaşına kadar TV izleyenler ile izlemeyenler arasındaki ciddi farkı önümüze getiriyor...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Queens’de, iki hafta önce bir gece, çevre apartmanlardaki saygın ve kanunlara inanan 38 vatandaşın gözleri önünde bir katil bir kadına yarım saatten uzun bir süre içinde aralıklarla 3 kez saldırdı ve bıçakladı. Kimse polisi aramadı. Bir görgü şahidi ise ancak kadın öldükten sonra aramıştı.”</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>New York Times gazetesinin 1964 yılındaki Kitty Genovese cinayeti ile ilgili tarihi haberi bazılarımıza tanıdık gelmiştir. Çünkü ABD’de en çok okutulan sosyal psikoloji ders kitaplarından en az onunda bu hikaye yer alıyor, aynı şekilde Malcolm Gladwell’in dünya çapında geniş ilgi uyandıran Kıvılcım Anı (Tipping Point) kitabında da. Hatta cinayetin 30. yılını anmak için dönemin ABD Başkanı Clinton New York’a giderek cinayetin yaşandığı dönemde, ABD toplumunun tehlikede olmakla kalmayıp yalnızlaştığını vurgulamıştı.</p>
<p>Ama 1964’teki bu olay ABD’de hızla artan suçlardan sadece bir tanesi idi. 63’te Kennedy suikasti de toplumu derinden sarsmıştı. Şiddet ve mülk gaspı içeren suç oranları 1950’lerin sonuna kadar dengeli seyrederken 60’larda ikiye, 70’lerde ise dörde katlandı. Gerek o dönemde, gerek sonrasında bilim adamları bu artışın nedenlerini keşfetmeye çalıştı. Ama sosyal ve davranışsal alanda deney yapmanın zorluğu ve bazı durumlarda imkansızlığı pek çok hipotezi desteksiz bıraktı.</p>
<p>Söz konusu dönemde hızla artan genç nüfus, otorite karşıtı hareketin güç kazanması, vatandaşlık haklarındaki ilerlemeler de suç oranındaki değişimin nedenleri olarak sorgulandı. Diğer yandan Amerikan sivil özgürlükler hareketi , hapishanelerdeki şartların, aşırı kalabalık ortamların suçluların insanlık dışı bir muameleye maruz kalmasına neden olduğuna dikkat çekmeye başlamıştı. Özellikle en kalabalık hapishanelerin olduğu eyaletlere açılan davaların kazanılması sonucu bazı eyaletlerde daha hafif suçlular iyi hal göstermeleri durumunda daha çabuk serbest bırakılırken aynı suç için hapse atılma olasılığı da eskiye oranla ciddi oranda düştü. Bu eyaletlerde %15’e varan oranlarda hapishanelerin yükü azaltıldı!</p>
<div align="center">
<div style="width:470px; text-align:center" class="captionfull"><img width="470" height="175" title="Çocukların sadece İnternet değil TV kullanımında da izledikleri içeriğin şiddet içermesinden daha başka faktörlerden olumsuz etkileniyor olma olasılığı sanılandan çok daha kuvvetli" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/internet-kullanan-cocuk-l.jpg"/>
<p>Çocukların sadece İnternet değil TV kullanımında da izledikleri içeriğin şiddet içermesinden daha başka faktörlerden olumsuz etkileniyor olma olasılığı sanılandan çok daha kuvvetli</p>
</div>
</div>
<p>Böylesi eyaletlerle diğerleri karşılaştırıldığında ise suç artışının ancak %30’u daha çok suçlunun serbest bırakılması ile açıklanabildi. Bir diğer %10 ise “Baby Boom” diye anılan nesli oluşturan, hızla artan nüfus, ayrıca Afrika asıllı Amerikalılar’ın daha kuzey eyaletlere göçü ve Vietnam’dan geri dönen gazi ve askerlerin huzursuzluğu, eylemleri ile açıklanabildi.</p>
<p>Ama bu oranlar yetersizdi. Bilim adamlarının hapishanelerde deney için suçlu oranlarının değiştirilmesini önerme şansları olmadığından doğal deneyler arayışına girmeleri gerekiyordu. O dönem pek akla gelmeyen nedenlerden biri ise ABD toplumunu hızla etkisi altına alan televizyon idi. Ama rasgele iki grup genç seçip suçluluk oranlarını onlara ne kadar TV izlediklerini sorarak açıklamak da mümkün değildi.</p>
<p>Fakat televizyon yayınlarını düzenlemekten sorumlu olan Federal İletişim Kurumu, 1948-1952 yılları arasında yeni TV kanallarının açılışına izin vermedi, çünkü sistem daha büyümeden önce yayın spektrumunu yeniden düzenlemenin doğru olacağı düşünüldü. Böylece ülkede 1940’ların ortasında TV seyretmeye başlayan bir grup eyalet ile 1950’lerin ortasında TV ile tanışan farklı bir grup eyalet oluşmuş, arada da 10 yıllık bir nesil farkı çıkmış oldu. İşte bu da doğal deney gözlemi için harika bir fırsattı.</p>
<p>Sonuçlar çok etkileyici idi. Geçmişte benzer suçluluk oranları gösteren şehirlerden, TV izlemeye erken başlayan şehirlerde şiddet suçları 1970’lerde diğer şehirlere göre 2 kat artarken gasp ve mülk hırsızlıkları ‘erken TV’li şehirlerde19 40’larda daha azken 70’lerde TV’ye geç kavuşan şehirleri geçmişti.</p>
<p>Şehirlerin kendine has ekonomik ve güvenlik dinamiklerinin sonuçları etkilememesi için de belli şehirlere eğilerek yapılan çalışmalar da paralel sonuçlar göstermiş. Örneğin 1954 yılında TV yayınlarının başladığı bir eyalette 1950 doğumlular ile 1954 doğumlular arasında karşılaştırma yapıldığında dört yaşına kadar TV izleme şansı olmuş olan yaş grubunda suçluluk oranlarının daha yüksek olduğu görülmüş. Hatta 15 yaşına kadar, TV izlenen her fazladan yıl, gasp gibi suçlardan tutuklamalarda %4, şiddet suçlarından tutuklamalarda %2 artışı istatistiki olarak açıklamış. Toplamda da televizyon seyretme sıklığı, 1960’larda artan gasp ve mülk suçlarındaki artışın %50, şiddet suçlarındaki artışın da %25’ini açıklamış.</p>
<p>TV’nin bu kadar etkili olmasını ise açıklamak daha da zor! Özellikle 5 yaşından önce daha çok TV izleyenlerin üzerinde etki daha fazla olduğundan ve de bu yaş grubunda şiddet içerikli TV yayınlarının pek izlenmediğini düşündüğümüzde gerçek nedenleri ortaya çıkarabilmek gerekiyor.</p>
<p><strong>Peki İnternet de Televizyon Gibi Bir Etkiye Sahip mi?</strong><br />
Her yeni teknoloji hayatı biraz daha kolaylaştırmanın çok daha ötesine geçiyor, hayat standardında kayda değer gelişmeler sağlıyor. Örneğin Hindistan’ın kırsalında TV ile tanışan bölgelerde kadına daha az şiddet ve daha az istenmeyen doğum vakası gözlemleniyor. Belki kadınlar izlediklerinin etkisinde kalıp kendilerine daha iyi davranılmasına yönelik tutumlar sergiliyor, belki de Hintli erkekler TV karşısında daha fazla kriket seyretmeye dalıyor.</p>
<p>İnternet için her birimizin vereceği farklı olumlu örnekler de olacaktır. Tabii bir diğer yandan da ülkemizde RTÜK’ün TV yayınlarını düzenlemeye yönelik yaklaşımlarının paralelinde İnternet yasakları artıyor. Zararlı içerik kategorileri belirlenmiş durumda ve İnternet üzerinden basit bir form doldurarak şikayet edilebilen siteler kolayca erişime kapatılıyor. İnternet’teki yayınların sadece gençlerin değil toplumun ahlakı ve sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olacağı öne çıkarılıyor.</p>
<p>Fakat TV tarafında olduğu gibi İnternet tarafında da içeriğin olumsuz etkisini kanıtlamak pek mümkün değil. Nitekim 5 yaşından önce izlenen TV suç oranlarını arttırıyorsa bunda içerikten ziyade ekran karşısında kalıp başka insanlarla yüzyüze gelmeyen, sosyalleşmeyen çocuklar, ailelerin çocukları TV karşısına bırakma kolaylığına kaçarak ilgilerini, diyaloglarını ve sevgilerini esirgemesi, imkansızlıklarla büyüyen gençlerin daha yüksek refah seviyesindeki yaşamı izlerken bundan olumsuz etkilenmesi gibi çok daha mantıklı açıklamalara öncelik vermemiz gerekiyor.</p>
<p>Her ne kadar içerik önemli olsa ve toplumda bazı davranışların daha kolay kabul görmesini sağlayan algılar yaratabiliyor olsa da aslında ideal bir toplumda genç yaşlı herkesin tükettiği içeriği seçme bilinci ve bu içeriği içselleştirmeden önce sorgulama yetisine sahip olması, bunun için de duygusal ve zihinsel gelişimini doğru eğitim ve öğretim ile tamamlamış olması gerekiyor.</p>
<p>İnternet’in kitleler üzerindeki dönemsel etkisini ölçen bir deneyle karşılaşmadım, İnternet’in Batılı ülkeler içinde çok daha hızlı yayıldığını düşündüğümüzde böyle bir deneyin Batı’dan gelmesi oldukça zor. Ama TV deneyinin sağladığı ışık sayesinde artık ülke olarak içeriği denetleme ve yasaklamanın ilkel bir savaş yöntemi olduğunu fark etmemiz ve de ister televizyon, ister İnternet, isterse elimizden, kulağımızdan düşmeyen cep telefonu olsun çocuk ve gençlerin hayatına giren her teknolojinin onların duygusal gelişimi üzerindeki etkisini yönetmeye yönelik adımlar atmamız gerekiyor. Aksi halde tüm gün komik videolar izleyerek günü geçiren gençlerin de pek sağlıklı yetişmediğini yakında fark etmeye başlayacağız&#8230;</p>
<p>Açtığımız gibi Kitty Genovese cinayetiyle kapatalım. Bu yazımın kaynağı olan SuperFreakonomics kitabının yazarlarının ve son dönemde bazı diğer yayınların, olayın iç yüzünü sorgulamaya başlamasıyla mahalledeki insanların tepkisiz olduğu yönündeki bilgi doğruluğunu yitirdi. Olay gece karanlığında, saat 3 buçukta, saldırılardan sonuncu ve ölümcül olanı da arka kapıda gerçekleştiğinden 38 değil belki bir kişinin bile olayı tam göremediği ortaya çıktı. Yani, komşularınıza güvenmekten vazgeçmeniz için yeni bir neden yok!</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/tv-suc-oranlarini-arttirdiysa-asiri-internet-kullanimi-duzenlenmeli-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Televizyonunuzu Uydudan mı alırdınız, Kablodan mı, ADSL’den mi?</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/televizyonuzu-uydudan-mi-alirdiniz-kablodan-mi-adsl%e2%80%99den-mi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/televizyonuzu-uydudan-mi-alirdiniz-kablodan-mi-adsl%e2%80%99den-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2010 08:16:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=970</guid>
		<description><![CDATA[Tam da Digiturk “TiVi Bitti, Şimdi Digi” derken televizyon platformlarındaki savaş yeniden mi başlıyor? İnternet'ten video tüketmeye bayılan Türk kullanıcılar İnternet tabanlı TV'ye ne kadar ilgi gösterecek, milyonlarca hane geleneksel karasal yayınları çatı antenleriyle, kırsalda ise çanak antenlerle Türksat uydularından takip ederken TV platformları arasındaki mücadele nasıl şekillenecek?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her ne kadar dünyanın en popüler video servisine erişim ülkemizde engellenmiş olsa da Türk İnternet kullanıcıları İnternet üzerinden video tüketmede yabancılardan hiç de geri kalmıyor. Pek çok evde HD Ready, Full HD televizyon setleri olmasına rağmen yüksek çözünürlüklü yayınla tanışmayanlarımızın çoğunlukta olması da düşük kalitede videoya karşı yüksek toleransımız olmasını sağlıyor. Bağlantı hızları da yükseldikçe kaçırılan dizi bölümlerini İnternet’ten izlemek gittikçe daha fazla kişinin tercihi oluyor. Bu da İnternet televizyonu, iTV veya Online TV olarak adlandırabileceğimiz hizmetlerin ülkemizde ciddi şansı olduğunu gösteriyor. Nitekim geçtiğimiz günlerde TTNet TiViBu hizmetini devreye soktu.</p>
<p>Peki tam da Digiturk “TiVi Bitti, Şimdi Digi” derken televizyon platformlarındaki savaş yeniden mi başlıyor? Ülkemizde şehirlerde milyonlarca hane geleneksel karasal yayınları çatı antenleriyle, kırsalda ise çanak antenlerle Türksat uydularından takip ediyor. Yine uydu üzerinden, ama bu sefer katma değerli hizmetler sunan Digiturk’ün ise yaklaşık 2 milyon, D-Smart’ın 1 milyon kişiye ulaştığı kendi beyanları. Digiturk’ten sonra aylık ödemeli bir diğer platform olan Kablo TV ise 1,2 milyon aboneye sahip, fakat bu kadar verimli, ekonomik ve ölçeklenmesi kolay bir sistem olan Kablo TV şebekesi üzerinden Kablo İnternet kullanıcılarının sadece 150 binlerde kalması da ülkemizde rekabetin ne kadar dengesiz olduğunun bir başka göstergesi.</p>
<p>Şimdi ise 6 milyonu aştığı açıklanan ADSL kullanıcısının çoğunluğuna perakende hizmet sağlayan, diğer ADSL abonelerinin servis sağlayıcılarına ise altyapıyı sunan Türk Telekom, İnternet kullanıcılarına iki farklı fiyatlı paketlerle TV yayını ulaştırma işine girerek aylık abonelik ücretiyle iş modeli kuran Digiturk ve Kablo TV’nin arasına eklendi. Ve ilk günlerde 1 TL.lik promosyon fiyatıyla hızla abone kazanmaya başladı, ilk haftada 50 binin üstünde kayıt yapıldı.</p>
<div align="center">
<div style="width:470px; text-align:center" class="captionfull"><img width="470" height="175" title="TV Platformları Çeşitleniyor, Rekabette İçerik ve Erişim Kolaylığı Öne Çıkıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/tv-platformlari-l.jpg"/>
<p>TV Platformları Çeşitleniyor, Rekabette İçerik ve Erişim Kolaylığı Öne Çıkıyor</p>
</div>
</div>
<p>Fakat bu rakam gittikçe daha geniş bir kesimin İnternet’te vakit geçirdiğini, Türkiye gibi televizyon izleme kültürünün çok kuvvetli olduğunu düşündüğümüzde hiç şaşırtıcı değil. 2007 sonunda İngiltere’de BBC’nin hizmete soktuğu benzer BBC iPlayer’ın ilk 6 ayda yarım milyon aboneye ulaşması beklenirken ilk üç haftada 3,5 milyon program izlendi veya indirildi. İlk yılında İngiliz İnternet trafiğinin %5’ini oluşturacak miktarda veri transferi, hem de sadece BBC programlarını izlemek için kullanıldı.</p>
<p><strong>Yayınlar da Değişiyor, Kanallar da</strong><br />
Tabii platformlar böyle çeşitlenirken içerik tarafında da önemli değişimler yaşanıyor. Mesela CNBC-e’nin birkaç sene önce parmakla gösterilen dünyanın en popüler dizilerini Türk izleyicisiyle buluşturabilirken artık bu diziler için daha fazla kanalla rekabet etmek zorunda kalıyor. Ve rekabet ettiği kanallar da ulusal, karasal yayın yapan kanallar değil! Bu da ücretsiz içerik tarafında değişikliklerin yavaşça başladığını gösteriyor.</p>
<p>Her ne kadar Türkiye’de en çok takip edilen diziler ve programlar ulusal ve ücretsiz erişilebilen kanallarda olsa da aynı izleyiciyi kapmak için daha fazla tematik kanal, daha fazla katma değerli abonelik paketleri yarışıyor. Bu da geleneksel, ulusal kanalların izleyici kitlesinde bazı farklılıklara, belli tüketici gruplarının farklı alternatif kanallara kaymasına neden olmaya başlıyor.</p>
<p>Öte yandan geçmiş yılları bir yana bıraksak bile sadece 2009’da yaklaşık 930 bin adet HD Ready ve Full HD televizyon satılan ülkemizde henüz HD yayın izleyerek televizyona yaptıkları yatırımın karşılığını alanların sayısı çok az. Yüksek çözünürlükte film izlemeyi sağlayan PlayStation gibi bir oyun konsolu, DVD’ye göre çok daha gelişmiş Blu-ray disk oynatıcılar veya Digiturk ve D-Smart’ın HD kanallarından faydalanarak evde gerçekten detay ve netliğin keyfine varanlar henüz çok az. Ama 2010’un ikinci yarısı, hatta son çeyreğinde artık HD yayın izleyicilerinin daha hızlı artmaya başlayacağını tahmin ediyoruz. Tabii Türk Milli Takımı, G. Afrika’daki Dünya Kupası’na katılacak, TRT de Dünya Kupası’nı –henüz olumlu bir açıklama ile karşılaşmadığımdan- HD çözünürlükte yayınlayacak olsaydı 2010’da Türkiye’de HD izleyici kitlesinin çok hızlı artacağı yönünde tahminlerimiz olacaktı.</p>
<p>Biz HD keyfinden henüz uzaktayken Nisan ayıyla beraber ülkemizde 3  boyutlu TV setleri, gözlükleriyle beraber satışa sunulacak. Sinema salonlarına, Holywood’a ciddi oranda canlılık katan üç boyut tecrübesi pek çok kişiye evlerine de bu heyecanı taşıma motivasyonu verecek, ama henüz 3B yayın konusunda atılması gereken çok fazla adım var.</p>
<p><strong>Platform Savaşlarında Belirleyici Faktörler</strong><br />
Bu gelişmeler yaşanırken TTNet’in de girişiyle hareketlenen TV platformları arasındaki mücadelede müşteri açısından belirleyici başarı faktörleri de şekilleniyor.</p>
<p><strong>Ücretsiz İçerik veya ‘Temel Paket’in Kalitesi, Farklılığı:</strong> Ücretsiz ulusal kanalların çok kuvvetli olduğu Türk TV dünyasında platformların farklılaşabilmesinin ilk akla gelen yöntemlerinden biri farklı kanalları ücretsiz, temel giriş paketinin içinde sunmak. Ama bu yatırımın getirisini doğru tahmin edebilmek ve sonrasında ölçümleyebilmek önem kazanıyor. Platformlar bazen organik bağ da kurdukları özel tematik kanalları öne çıkarırken belli bir gelir akışı bile elde edebiliyor ama daha da önemlisi bu kanalların abone sadakati yaratması. Digiturk platformundaki İzTV bu konuda bir başarı örneği.</p>
<p>Ayrıca ‘temel paket’ başarısı sadece ücretsiz kanallarla sınırlı kalmıyor. Örneğin HD yayın abonelerine sunulan HD kanal paketinin farklılığı da daha bugünden önemli bir tercih sebebi olmaya aday. Bugün her platformda yer alan veya alması muhtemel belli başlı 2-3 yabancı spor ve belgesel kanalının HD yayını olmazsa olmaz konumda olabilir, ama fark yaratmak için de yeterli değil. Zamanla Show TV’nin HD yayınının sadece Digiturk’te, Kanal D’nin HD yayınının sadece D-Smart’ta olması gibi konumlandırma kararlarının etkisini daha iyi göreceğiz.</p>
<p><strong>Katma Değerli Hizmetlerin Çekiciliği:</strong> Uydu, kablo şebekesi, İnternet şebekesi gibi farklı altyapılar nedeniyle aynı katma değerli hizmetleri sunamayacak platformlar olsa da Video-on-Demand yani her an oynatmaya hazır içerik kütüphanesi, bu kütüphanenin platforma özel içerik taşıyabilmesi, kütüphanenin fiyatlandırması, Türkiye Ligi futbol yayınları, tema paketlerinin kalitesi, film ve dizi kanallı paketlerin taşıdığı içerik sadece yeni abone alımında değil, mevcut abone tabanında fiyatlama, aynı haneye birden fazla abonelik satma gibi artılar sağlıyor.</p>
<p><strong>Erişim ve Anında Erişim Kolaylığı:</strong> Platformların kullanım kolaylığı, mevcut TV setiyle entegre çalışabilmesi, bağlantılar, yayın alıcı cihazları konumlandırma kolaylığı, fiyatlandırılması, servis imkanları, kolay kurulumu platformdan platforma ciddi fark gösteriyor.</p>
<p>Bunlara ek olarak kurulmuş bir sistemin, mevcut Türk TV kullanım alışkanlıkları ve geçmişi dikkate alındığında, çabuk ve kolay açılması, kanalların hemen büyük ekranda görüntülenmesi de müşteri memnuniyeti açısından fark yaratabilen bir faktör.</p>
<p><strong>Anahtar Hizmet / Temel Değer:</strong> Her iş modeliyle beraber şekillendirilmesi gereken bir soru olan “bu ürün/hizmet ile müşterilerimizin hangi ihtiyacına nasıl farklı bir çözüm sağlayarak farkımızı meydana koyabiliyoruz” sorusuna bugün Türkiye’de rahat cevap verebilen platform sayısı az. Daha çok geleceğe yönelik tahminler ve bunların gerçekleşmesi halinde elde edilecek üstünlükler konuşuluyor.</p>
<p>Farklı izleyici gruplarının oluşturduğu dinamizm içinde hangi içeriklerin ve erişim modelinin gelirler açısından değil karlılık açısından büyük fırsatlar sunduğuna yönelik doğru tespitler ve ardından doğru çözümler, o platformun uzun vadede güçlenmesini sağlayacak. Bugün Türkiye’de futbol yayıncılığının en büyük pastayı oluşturduğu, yayın ihalesini kazanan platformun temel değer/fayda teklifinin “kaliteli maç keyfi” olduğunu biliyoruz.</p>
<p>İkinci ve üçüncü büyük değerin ne olduğu ve bu değerin nasıl sunulması gerektiği konusunda ise farklı fikirler görüyoruz. Zaten bu farklı fikirler sayesinde farklı platformlar pazara adım atıyor. Farklı müşteri taleplerinin sunduğu gelir potansiyellerinden olabildiğince geniş bir kapsama alanını elde etmeye çalışmak gelir akışındaki riskleri azaltma şansı sunabileceği gibi odaklanma ve maliyetlerin kısılması tarafında sıkıntılara da neden olabilir. Örneğin farklı ihtiyaçlara sahip iş yerlerinden bir grup olan binlerce 3-4 kişilik küçük bir ofis veya KOBİ’nin gün içinde belli saatlerde TV izleme talebini İnternet televizyonunun karşılama gücü kuvvetliyken bir kuaför salonu, bir hastanenin TV yayın ihtiyaçları doğal olarak farklı şekilde biçimlenmekte. Ama dikkat çekici olan bu farklı müşteri taleplerinin artık eskisi gibi uzun süre sabit kalmadığı, içerik ve erişim, uygulama, masraf konusunda beklentilerin değişmeye başladığı.</p>
<p>Burada öne çıkan bir diğer faktör ise hala cep telefonundan ve dizüstü bilgisayardan mobil İnternet penetrasyonu düşük olan ülkemizde televizyon veya monitöre, yani ekrana yayını ulaştırmaktaki başarı. Çünkü DLNA gibi ev içi kablosuz bağlantı özellikli TV setlerinin, dijital medya oynatıcı kutuların henüz yeterli bilinirliğe ulaşmadığı ülkemizde uydu alıcı kalabalığı yaşanıyor. Balkonlar ve çatılardaki görüntü kirliliği ise söze gerek bırakmıyor…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/televizyonuzu-uydudan-mi-alirdiniz-kablodan-mi-adsl%e2%80%99den-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dijital Dönüşümü Başaran Müzik Endüstrisinin Korsana Aşkı ve Nefreti!</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/dijital-donusumu-basaran-muzik-endustrisinin-korsana-ask-ve-nefreti/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/dijital-donusumu-basaran-muzik-endustrisinin-korsana-ask-ve-nefreti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2010 21:48:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[dünya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=951</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye'de erişime engellenen binlerce sitenin önemli bir kısmı müzik parçalarına ücretsiz erişim yollarını paylaştıkları için ceza aldı. Öte yandan Türkiye gibi gelişmekte olan bazı ülkelerde sokak satıcıları, korsan kopyaların endüstriye pek de zarar vermediğini düşünenler de var. Dijital satışlar toplam müzik pazarının %27'sine ulaşmışken açıkçası tek bir doğrunun varlığından söz etmek pek mümkün değil!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Medyanın dijitalle imtihanını, dijital geleceğini her geçen gün daha fazla tartışır olduk. Örneğin bir süre önce yine bu sayfalarda aslında en önemli belirleyicinin, ekonominin temelindeki kıtlık/bolluk ikilemi olduğunu ve kabullenmek istemesek de haber ile yorumunun da kıymetsizleşmeye mümkün kılacak bollukta bir şey olan insan düşüncelerinin sonucu olduğunu yazmıştım. Peki sadece haber ve yorum mu? Yoksa telif haklarıyla korunan diğer hızlı tüketilen entelektüel ürünler de mı aynı yöne gidiyor, örneğin müzik!</p>
<p>Müziğin ucuzlaması, bedavalaşması ve yapım şirketlerinin sıkıntıları, gazete ve medya devlerinin dijitalle imtihandaki sıkıntıları kadar tartışılmıyor, ki bu da doğal. Çünkü kamuoyunu yönlendiren medya, kendi geleceği hakkında daha çok stres yapıyor. Fakat ülkemizde müziğin ücretsiz edinilmesi az ilgi çeken dev fırtınalar koparıyor! Mesela Türk Telekom TTNet Müzik ile, Turkcell ise gnçPLAY ile ücretsiz müzik dinletmek için ciddi anlaşmalara imza atarken pek çok hedefleri vardı. Sadece bunlar değil, Avea, Fizy, MPlay, Mynet, Muzik.net, Sendinle gibi pek çok platform da yasal yoldan müzik sunuyor. Ama bir yandan da Türk müzik endüstrisinin %80’ini, Türkiye’deki yabancı müziğin tümünü temsil ettiğini belirten Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği MÜ-YAP ise 2005’ten beri binlerce, belki on binlerce web sitesini telif hakları ihlalleri iddiası ile, haberlere göre de uyarmadan, erişime engelletiyor.</p>
<p>Henüz YouTube yasağı, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ve kurucu öğelerine hakaret, gençlerin gelişimine zararlı içerik gibi konular gündemde yokken başlayan web forumlarının, sitelerinin MÜ-YAP tarafından kapatılmasının çoğunun nedeni, söz konusu sitelerde müzik yayınlandığından değil, P2P dosya paylaşım programlarına bu sitelerden erişilebildiği içindi. Fotokopi makinesinin para çoğaltmakta kullanılabileceği korkusuyla yasaklanmasına benzeyen bu davaların kabul görmesi ve engelleme kararı çıkması ise MÜ-YAP’ı eleştirmeden önce aslında çok daha başka bir gündemimiz olması gerektiğinin göstergesi idi.</p>
<p>Engellemeler devam etti, örneğin geçtiğimiz aylarda Last.fm, MySpace gibi büyük yabancı müzik siteleri de engellendi, MÜ-YAP bazı yabancı yayınlarda bile kendini savunmak zorunda kaldı. Bir yandan da gittikçe artan sayıda İnternet kullanıcısı, hatta köşe yazarları MÜ-YAP’a ateş kusup bir gün MÜ-YAP’ın düşüşünün başlayacağı hatırlattılar.</p>
<p><strong>Peki Dünyada Neler Oluyor</strong><br />
Küresel müzik pazarı 2009’da, 2004’teki seviyelerinden %30 daha daralmışken bunda hem daha çok parçanın kopyalanarak el değiştirmesi hem de albüm ve parça fiyatlarının ucuzlaması önemli rol oynadı. 2003’te sadece 20 milyon ABD Doları seviyelerinde olan dijital müzik gelirleri 2009’da 4,2 milyar dolar seviyelerine ulaştı. Bu da tüm müzik endüstrisinin satışları içinde %27’lik bir pay demek!</p>
<p>Öte yandan Chris Anderson’ın “Free” adlı kitabında daha detaylı okuyabileceğiniz üzere, gelişmekte olan ülkelerde müziğin geleceğiyle ilgili önemli ipuçları verebilecek gelişmeler yaşanıyor. Dünyanın parlayan ekonomileri Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’de durum çok farklı. Korsanın galip geldiğinin kabul edildiği Çin’de müzik satışlarının %95’inin korsan olduğu tahmin ediliyor. Türkiye’nin de dahil olduğu gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerde toplumun büyük bir kesimi için orjinal albüm satın almak bir lüks. Bu durumda müzik endüstrisindeki oyuncular da rollerini değiştiriyor, “herkes için her şey” oluyorlar.</p>
<p>Çin’deki kayıt şirketleri genç yetenekleri bulma işini bu konuda uzmanlaşmış kurumlara bırakmıyor, sanatçıları için albüm hazırlamıyorlar! Tüketicilere satacak albümler üretmek yerine radyolara gönderilen, kendi web sitelerine ücretsiz yükledikler ‘single’ parçalar üretiyorlar. Örneğin ülkenin genç yıldızlarından birinin parçalarından oluşan bir CD toplam 5 milyon adet satılıyor, ama bu korsan CD’lerden ne ajans, ne de sanatçı para kazanıyor. Fakat bunu kabullenerek alternatif yollar deniyor, uygun olabilecek her noktaya sponsor buluyorlar. Çok sanatçılı dev konserlerin ana sponsoru ve yan sponsorları oluyor. Konser gelirleriyle yetinmiyor, sanatçılar ve albümlere yönelik hediyelik eşya gibi onlarca ürünün üretimi ve pazarlaması da tamamen kayıt şirketlerinin kontrolünde. 3. parti hizmet sağlayıcılara gitmektense sanatçı ve şarkılarının reklamlarını da yine kendileri üretiyor, medya planını bizzat yapıyorlar. Portföylerindeki sanatçılar arasındaki gelir dağılımını olabildiğine adaletli yapmak için de web sitelerindeki ücretsiz albüm ve parça indirilme oranlarının dağılımı gibi verilerden faydalanıyorlar.</p>
<div align="center">
<div style="width:475px; text-align:center" class="captionfull"><img width="475" height="175" title="Dijital müzik satışları hızla artarken bu satışları artıran faktörler arasında korsanın da sayıldığı ülkeler var!" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/dijital-donusum-muzik-endustrisi-korsan-ask-nefret-l.jpg"/>
<p>Dijital müzik satışları hızla artarken bu satışları artıran faktörler arasında korsanın da sayıldığı ülkeler var!</p>
</div>
</div>
<p>Brezilya müziğinde ise son yılların en büyük çıkış yapan türlerinden biri olan Tekno Brega, romantik ve yumuşak brega calypso müziğinin tekno tarzla harmanlanmasıyla olduğu kadar inanılmaz sokak satışlarıyla da popülerliğe kavuştu. En yeni Banda Calypso CD’lerini 1,5 TL’ye satan sokak satıcılarının elindeki albümlerin hiçbiri kayıt şirketinden gelmiş değil, ama yasadışı da değil! Çünkü en popüler gruplardan olan Banda Calypso CD’lerinin ‘master’larını ve CD kapak görsellerini hem sokaktakilere, hem radyo DJ’lerine dağıtıyor. DJ’ler kendi mix’lerini oluşturup sokaktakilere dağıtıp çok az da olsa gelir elde edebiliyorlar ama sokak satışlarından doğrudan gruba giden bir para söz konusu değil!</p>
<p>Fakat konser, DJ gecesi gibi özel etkinlikler düzenlenecek şehirlere önceden ücretsiz çıkartma yapan grup bugün Brezilya’nın en zengin gruplarından biri, çünkü yine Çin’de olduğu gibi inanılmaz bir konser geliri söz konusu. Yılda 200’e yakın konserleri canlı olarak kaydediliyor ve çıkışta izleyicilere normal sokak CD’lerinin iki katı fiyatına, yaklaşık 3 TL’ye satılıyor, hem de her seferinde binlerce.</p>
<p><strong>Müzik Endüstrisi Dijitalden Gelir Elde Etmeyi Biliyor</strong><br />
Peki örneğin Çin’de müzik satmak gerçekten imkansız mı? Hiç de değil, örneğin China Mobile cep telefonu kullanıcılarının satın aldığı 20 saniyelik melodiler yılda yaklaşık 1 milyar doları aşan bir hacim yaratıyor. Müzik satışları form değiştiriyor. Beyoncé’nin 2009’daki “I Am&#8230; Sasha Fierce” adlı hit parçası tam 260’dan fazla ayrı üründe gelir kazandırdı! ‘Cover’, ‘remix’ler dışında cep telefonları için melodiler, oyunlar ve çok daha fazlası, müzik endüstrisinin müziği insan hayatının daha fazla alanına sokmak için çabaladığını gösteriyor.</p>
<p>2003’te yaklaşık 50 lisanslı dijital müzik servisinde 1 milyon çeşitlik bir ürün kataloğu varken bugün yaklaşık 400 ayrı platform üzerinden 11 milyondan fazla parça satışta. Dijitalin en büyük etkisini hisseden medya ve eğlence dünyasının önemli parçası müzik endüstrisi hızlı bir dönüşüm sağladı ve dijital satışlarda oyunlardan sonra en büyük 2. payı %27 ile alıyor. Film, gazete ve dergi satışları ise toplamda %11’e zor ulaşıyor.</p>
<p>Demek ki Türk müzik endüstrisi, dijitali, dünyanın geri kalanındaki ortakları gibi daha iyi kullanmalı. Ve demek ki global müzik endüstrisi dijital müzik dışında geleneksel müzik tüketimini de yaratıcı yaklaşımlarla yeniden yapılandırmalı, çünkü artık hiçbir şey eskisi gibi değil.</p>
<p>Brezilya ve Çin’den verdiğim örnekler ne her ülke, ne de her sanatçıya uygun, sadece korsanla beraber yaşayabilen bazılarının hikayesi. Dijitale karşı en büyük dönüşümü yaşamış ve gerçekten yaratıcı modeller deneyebilen müzik endüstrisinin önünde uzanan bir doğru patika yok, ama tüketicilere en uygun modeli sunabilmek artık hayati önem taşıyor. Aksi halde örneğin Brezilya’da olduğu gibi yerel müziğin yeni albüm üretiminde çok büyük düşüşler yaşanabiliyor, ki bu da entelektüel üretimin, fikri hakların pek saygı görmediği ülkemiz için büyük bir tehlike sinyali.</p>
<p>* Çin ve Brezilya örnekleri hakkında daha fazla bilgiyi Wired yazarı Chris Anderson’ın Free adlı kitabından, yazıdaki diğer veriler ve fazlasını da IFPI’nın Digital Music Report 2010’undan edinebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/dijital-donusumu-basaran-muzik-endustrisinin-korsana-ask-ve-nefreti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkler&#8217;in Ortak Fikri: İnternet Erişimi -yani bilgilenme ve haberleşme- Temel İnsan Hakkıdır! Haydi O Zaman, İnternet Yayılmalı, Ucuzlamalı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/turklerin-ortak-fikri-internet-erisimi-yani-bilgilenme-ve-haberlesme-temel-insan-hakkidir-haydi-o-zaman-internet-yayilmali-ucuzlamali/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/turklerin-ortak-fikri-internet-erisimi-yani-bilgilenme-ve-haberlesme-temel-insan-hakkidir-haydi-o-zaman-internet-yayilmali-ucuzlamali/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 21:41:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=938</guid>
		<description><![CDATA[BBC'nin 26 ülkede yaptırdığı araştırmada "İnternet'e erişim temel bir insan hakkıdır" görüşü, İnternet kullanmayanlar tarafından bile büyük oranda sahiplenilen bir düşünce olarak ortaya çıktı. Türkiye ise %91 ile Avrupa'da ilk sırada yer aldı! Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler tüm ülkeye genişbant, hızlı İnternet'i yaymak için projeler açıklayadursun, bizler ise hala mobil ve ADSL erişiminde akıl almaz fiyatlar ve vergiler ödeyerek İnternet'e erişebiliyoruz. Haydi artık İnternet'in vergisi düşsün!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde İnternet kullanımı ile ilgili yapılan anketler faydalı bulgular sunuyor, ama bazen yöntem, kapsam ve soruların paylaşılmaması sonuçlara çekinceyle yaklaşmama neden olabiliyor. Bir de gerçekten kaç milyon İnternet kullanıcımız olduğu hakkında bir türlü güvenilir veri alamadığımızdan, sürekli hanehalkı üzerinden tahminde bulunulan veriler açıklandığından &#8220;Türk İnternet kullanıcılarının yüzde şu kadarı A hizmetini kullanıyor, bu oran da İtalya&#8217;dan fazla&#8221; gibi çıkarımlarda bulunmak, sonra bunları temel alıp büyük projelere girmek pek bilimsel olmuyor.</p>
<p>Eğer hedef ülke performansını yorumlamak ise çok ülkeli araştırmalar çok faydalı oluyor. Bu nedenle <a href="http://news.bbc.co.uk/2/hi/technology/8548190.stm" title="BBC'nin sitesinden haberi okuyabilir, aynı zamanda PDF formatındaki raporu indirebilirsiniz">dün İngiliz yayın kuruluşu BBC&#8217;nin sonuçlarını açıkladığı, GlobeScan tarafından 26 ülkede 27 bin kişiyle yapılan anket</a> beni heyecanlandırdı. Ankete katılanların sadece yarısı aktif İnternet kullanıcısı, diğer yarısı ise &#8220;hiç&#8221; veya &#8220;çok az&#8221; derecede kullanan insanlar olmalarına rağmen katılımcıların %79&#8242;u İnternet&#8217;e erişimin bir temel insan hakkı olduğunu düşünüyor. İnternet kullanmayanlar arasında bu görüşe katılanlar %70 gibi yüksek çıkmış.</p>
<p>Temel insan hakları denince örneğin fikirlerini söyleyebilmek, oy verebilmek, mal/mülk sahibi olabilmek, evlenebilmek, mahremiyetini koruyabilmek gibi özgürlükler akla geliyor. İnternet de pek çoğu tarafından bugüne kadar ki en etkin aydınlanma aracı olarak tanımlanıyor. İnternet hem bilgi edinme ve öğrenme, hem de bir iletişim aracı. Öğrenmek ve de diğer insanlarla iletişim kurmak temel insan hakları arasında yer alıyor ise bunu son derece kolay, ucuz ve etkin bir şekilde mümkün kılan İnternet erişimi de kitlelere yaygınlaştırılmalı. Zaten Estonya ve Finlandiya İnternet erişimini temel insan hakkı olarak kabul ediyorlar.</p>
<p><strong>Türkiye, Avrupa&#8217;da &#8220;İnternet temel insan hakkıdır&#8221; ve &#8220;Devlet müdahelesi olmamalı&#8221; diyen 1. Ülke</strong><br />
Dünyanın en &#8220;bağlı&#8221; ülkesi olarak kabul edilebilecek Güney Kore&#8217;de ankete katılanların %96&#8217;sı da aynı yönde görüş bildirmiş. Ama beni asıl etkileyen, Avrupa&#8217;da araştırmaya dahil edilen 7 büyük ülke içinde, İnternet&#8217;in bir temel hak olduğuna dair en büyük inancın %91 ile Türkler tarafından dile getirilmiş olması.</p>
<p>Türkiye&#8217;de Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul, İzmir, Konya, Samsun ve Zonguldak&#8217;ta toplam 1000 kişi ile görüşülmüş. Ve yine Türk katılımcılar, 7 Avrupa ülkesi arasında &#8220;İnternet hiçbir şekilde bir devlet kurumu tarafından gözetim ve kontrol altında tutulmamalı&#8221; düşüncesini en çok destekleyenler olmuş, %54 ile.</p>
<p>Öte yandan İnternet kullanımının yarattığı çekince ve olumsuzluklar sorulduğunda Türkiye&#8217;dekiler sanılanın aksine dolandırıcılık veya tehlikeli ve ahlaksız içerikten dert yanmaktan önce kişisel bilgileri ve İnternet&#8217;teki mahremiyetleri hakkında sıkıntılı olduklarını gösteren şıkka öncelik vermişler, ki bu da önemli bir mesaj.</p>
<p><strong>İnternet de Elektrik, Yol, Su Gibi Bir Hizmet Olmalı</strong><br />
Gittikçe daha fazla ülke tüm vatandaşlarını, genişbant, hızlı İnternet&#8217;e erişebilir kılmak için projeler açıklıyor. İnternet&#8217;in öncüsü, İnternet ile ekonomik büyümesini hızlandırmış ABD&#8217;de Başkan Obama bile daha geniş alana ekonomik İnternet erişimi sunmak için yatırım planlarını göreve geldiği ilk aylarda açıklamışken benzer şekilde İngiliz Hükümeti de 2012&#8242;de tüm ülkede genişbant hizmeti sunulmasını hedefliyor. Yine Avrupa Birliği&#8217;nin ve de gelişmekte olan bazı Asya ülkelerinin de aynı yönde planları açıklandı, açıklanıyor.</p>
<p>Ülkemizde teknoloji kullanımında farklı bir durum söz konusu. <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/turkiye%E2%80%99de-e-ticaret-nereden-nereye%E2%80%A6-online-ticaret-hacmi-tahmini-beklentiler-ve-basari-faktorleri/">Bir önceki yılı 6 milyonun altında bilgisayar ve İnternet aboneliği ile kapatan Türkiye</a>&#8216;de cep telefonu sahipliği ve kullanımı, kişisel bilgisayar ve İnternet kullanımına göre çok çok ağır basıyor.</p>
<p>Bir yandan da gerek Türkiye Bilişim Sanayicileri, Türk yazılım endüstrisi ve hükümetler bilişimle kalkınma, yazılımda büyüme hedefleri açıklıyorlar. Ama bunun için güçlü bir iç pazar çok önemli. Fakat 5-6 milyonluk İnternet aboneliği ile bugün çok büyük ölçekte hacimlere ulaşıp dünyada belli bir konuma ulaşmak sanıldığı kadar kolay değil. Türkiye&#8217;nin önündeki asıl fırsat cep telefonunu baz alan mobil platformlara yönelik mobil uygulamalarda atılım yapmak. Ama bu uygulamaların geniş kitlelerce kullanılarak daha da geliştirilmesi, üretici firmaları yurtdışıyla rekabette daha rahat ettirecek gelir akışının oluşabilmesi için de cep telefonundan İnternet&#8217;e erişimin çok daha yüksek oranlarda olması gerekiyor.</p>
<p>Fakat bugün on milyonlarca cep telefonu abonesinden sadece birkaç milyonu cepten İnternet&#8217;e bağlanıyor. Halbuki 2009&#8242;da satılan telefonların önemli bir kısmı 3G destekli, gelişmiş akıllı telefonlardı, yani işin cihaz/donanım kısmında bir sorun yok. Ama sorun İnternet erişim fiyatlarında ve tabii bununla beraber de yüksek mobil İnternet erişim vergilerinde.</p>
<p>Tabii sadece mobil tarafta değil, telefon altyapısıyla ister çevirmeli bağlantı, ister ADSL erişimde, isterseniz de kablo TV şebekesinden kablo İnternet erişiminde çok ciddi vergi oranları söz konusu. Dünyada İnternet erişimini yaygınlaştırmak için devletler büyük yatırımlar, vergi teşvikleri yaparken bugün ülkemiz maalesef İnternet kullanıcılarını büyük bir vergi kapısı olarak görüyor.</p>
<p>Yıllardır aklımda olan, &#8220;Haydi Türkiye&#8217;de İnternet&#8217;in KDV&#8217;si %1 olsun&#8221; kampanyasını bir türlü başlatamadım. Ne de olsa Türkiye gerektiğinde vergi düzenlemelerini yapabilen bir ülke, mesela çok tartışıldığı gibi, <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/internet%e2%80%99in-vergisi-ine-ine-2-lira-indi-ama-pirlantada-kdv-yok-hala-en-pahali-internet-turk-mali-internet/">pırlantanın ÖTV&#8217;si var ama KDV&#8217;si 0</a>! Hedefim gerek geleneksel, gerek sosyal medyada bir ilgi yaratıp bu konunun gündeme gelmesini sağlamaktı. Şimdilerde de çok ciddi zaman darlığı yaşıyorum, ama bu yazı en azından bir fikir versin, Türkiye&#8217;de İnternet&#8217;e erişimin ucuzlaması gerektiğini bir kez daha hatırlayalım.</p>
<p>Türk halkı, Avrupa&#8217;nın önünde bir oranla, &#8220;İnternet erişimi temel insan hakkıdır&#8221; diyor! Bunu unutmayalım. Aynı araştırmadaki diğer sonuçlar da dikkat çekici, onlara da eğileceğiz. Ama şimdilik, haydi siz de İnternet&#8217;in vergisini sorgulayın, sorgulatın!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/turklerin-ortak-fikri-internet-erisimi-yani-bilgilenme-ve-haberlesme-temel-insan-hakkidir-haydi-o-zaman-internet-yayilmali-ucuzlamali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geleneksel Medyanın Dijital Geleceğini Yeniden Tartışma Zamanı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/geleneksel-medyanin-dijital-gelecegini-yeniden-tartisma-zamani/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/geleneksel-medyanin-dijital-gelecegini-yeniden-tartisma-zamani/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Dec 2009 12:05:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[dünya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=872</guid>
		<description><![CDATA[Krizde batma tehlikesi yaşayan medya devlerinin haberleri sıklaştıkça, dijitalleşmenin getirdiği bolluk ve ucuzluk ile sosyal medya merakı öne çıkıyor. Geleneksel medyanın sıkıntısı sadece bloglar ya da Google News gibi toplayıcı, organize edici hizmetler değil aynı zamanda çok fazla haber kaynağının belli sayıdaki medya tüketicisinin sınırlı vakti için rekabet etmesi. Farkı ne şekilde ve nasıl yaratabileceğini ise hem gazeteciler, hem blog yazarları düşünmeli]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bireysel İnternet yayıncılığı blog platformları sayesinde çok kolaylaştığından beri sıklıkla geleneksel medya ile karşılaştırılmaya başlandı. Özellikle 2007-2008 yıllarına kadar blogların kalitesi, blogların içeriğinin nesnelliği, blogların geleceği tartışılırken dünya ekonomisindeki yavaşlama ile birlikte şimdi de gazeteler ve gazetecilerin geleceğini merak eder, tartışır olduk.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Çünkü dünyanın gittikçe daha fazla ülkesinde geleneksel medya tüketimi azalırken İnternet’te geçirilen zaman artıyor. İnternet’in haberlere ulaşmada sunduğu hız ve maliyet avantajı gazete, dergi satışlarını olumsuz etkiliyor. Son aylarda dünyanın önde gelen basılı yayınlarının zarar ettiği, el değiştireceği, web sitelerinin ücretli olacağı yönünde haberler çoğalmaya başladı. Bir yandan da Google News ve benzeri haber toplayıcı hizmetlere karşı gazetelerin tepkisi artıyor.</p>
<p>Gündemdeki medya tartışmalarının birkaç yıl içinde böyle değişmesinin ardında yatan tek nedenin blog yazarlığındaki artış olduğunu söylemek tabii ki doğru olmaz. Ama gazetelerin geleceğinin sorgulanır hale gelmesi bile “Kral öldü, yaşasın yeni kral blogcular” hissiyatını doğurmuyor değil.</p>
<p>Bu his hem bazı blogcularda, hem de tüketicilerine ulaşmak için en etkin kanal arayışında olan şirketlerin pazarlama departmanlarında güç kazanıyor. Bazı blogcular, geleneksel medya kanallarının can çekiştiği haberlerini aldıkça, biraz haklı da olarak değişime ayak uyduramayan medyanın artık düzlüğe çıkamayacağını, günün kendi günleri olduğunu düşünebiliyor.</p>
<p>Öte yandan medya dünyasının dönüşümünden ziyade bir mesaj iletme aracı olarak faydasıyla ilgili olan pazarlamacı ve halkla ilişkiler uzmanları ise farkında olmadan sosyalleşme platformları Facebook,  Xing, Friendfeed gibi sitelerdeki yükselişi blog yazarları ile birebir eşleştiriyorlar. Blog yazarlarını bu platformların aktif yönlendiricileri olarak varsayıyorlar. Sosyal medyada tek bir fotoğrafla bile olsa içerik üreten birey sohbetin ve enerjinin kaynağı oluyor ama aslında o birey bile fotoğrafla vermek istediği mesajın gelen yorumlar sonrası neye dönüşebileceği üzerinde tasarruf sahibi olamıyor.</p>
<p><strong>Değişim Hem Sosyolojik Hem Teknolojik, ve Haliyle Ekonomik!</strong><br />
Tabii geleneksel medyanın yaşadığı sıkıntılar ile sosyalleşme platformlarının yükselişinin eş zamanlılığını da yakalayarak anlamlandırabilmek lazım. Nielsen’ın bir araştırması son bir yılda sosyal paylaşım sitelerinde geçirilen zamanın toplam İnternet kullanımı içinde aldığı payın üç kat arttığını gösterirken benzeri karşılaştırmalar üç yıl öncesiyle yapıldığında İnternet üzerinden haber tüketimine ayrılan sürede ciddi kayıp yaşandığını görüyoruz. Gittikçe daha fazla insan günlük haberler ve editöryal içeriği takip etmektense arkadaşlarının dediklerini, yaptıklarını, şu anda nerede olduklarını, paylaştıkları fotoğrafları takip etmek istiyor; 2000’lerin ilk on yılında adeta herkes herkesi gözetlemek istiyor.</p>
<p>İşin teknolojik boyutunda ise her 18 ayda bir iki katı performansı aynı fiyata sunan işlemci gücü, buna yakın hızlarda gelişen depolama teknolojisi ve iletişim altyapısının bant genişliği, sayısallaştırılabilen ürünlerin ek bir kopyasını oluşturmanın masrafını, yani marjinal maliyeti sıfıra yaklaştırıyor. Bu da, en başta Google örneğinden gördüğümüz gibi pek çok hizmeti çok düşük ücretlere, hatta bedava almamıza kapı açıyor.</p>
<p>Öte yandan bu ucuzlama, hatta bedavalaşmaya rağmen iktisatın temel dayanağı arz ve talep hala belirleyici. Çünkü kıt olan şeyler hala kıymetli iken fazla bol olan şeyler ucuz kalmaya devam ediyor; ve ucuz kalmaya mahkum olanların belki de başta geleni ise insan düşünceleri, fikirleri, ürettiğimiz ve işlediğimiz veri ve hatta enformasyon!</p>
<p>Çünkü milyonlarca insan gün boyunca gündelik hayat, çevresindekiler, dünya ve geleceğe dair örtüşen şeyleri düşünüyorlar. Veri ve enformasyondan derlenen bilginin değeri ancak çok doğru yerde ve anda paha biçilmez oluyor. Ama diğer her bilgi kolayca paylaşıldığından, hızla yayıldığından aynı kıymeti yakalayamıyor. Özellikle İnternet tabanlı, başarılı “bedava üzerine kurulu” iş modelleri sıradan bilginin ucuzluğunu gerçekten kavramış olanların elinden çıkıyor, ki bu da başka bir yazı konumuz olarak kalsın.</p>
<div align="center"><img title="İnsanlar daha çok uzun bir süre haber ve yorum tüketmeye istekli olacaklar, fakat iletişimin kolaylaşması fark yaratan içeriğin ayakta kalabilmesini mümkün kılıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/gelenekel-medya-gazetecilik-dijital-gelecek-l.jpg" alt="İnsanlar daha çok uzun bir süre haber ve yorum tüketmeye istekli olacaklar, fakat iletişimin kolaylaşması fark yaratan içeriğin ayakta kalabilmesini mümkün kılıyor" /></div>
<p>Geleneksel medya kanalları ve gazete web sitelerinin, gelir kaybının ana faktörlerinin birinin de bu olduğunu görmeleri gerekiyor. Google News gibi toplayan ve derleyen hizmetler ve gazetelere alternatif web siteleri, bloglar tabii ki gelir kaybına neden oluyor. Ama asıl sorun çok fazla rakibin aynı anda kolayca bulunan, “çok bol” olan haberi sunması, fark yaratmakta haklı olarak zorlanması. Bolluk ve dijital teknolojilerin getirdiği ucuzluk geleneksel medyayı zorlayan belki de en büyük faktör.</p>
<p>Nitekim Google da gittikçe daha fazla sayıda geleneksel ve kaliteli medya kanalının finansal zorluklarla boğuşmasını kaygıyla izliyor, çünkü Google sadece kendisinin kar edebildiği bir medya işinin sürdürülebilir olmadığının farkında. “Parasızlaşmasına” yardımcı olduğu hizmetleri verebilmek için para kazandıran yeni inovasyonlar bulmuş olan Google, kaliteli ve güvenilir içerik sağlayan medya devlerinin benzeri yeni iş modelleri bulamadan önce “parasızlaşan”, bedavalaşan hizmetler yüzünden iflas etmelerinden korkuyor, çünkü o zaman endeksleyip bize aratacağı ve güvenle sonuçlar arasında gösterebileceği çok daha az kaliteli içerik olacak!</p>
<p><strong>Bizim Tartışmalarımızın Çözümü Hem Basit Hem Karışık</strong></p>
<p>İşte tüm bu kuvvetler aynı anda etkilerini gösterirken Türkiye’de de tekrar İnternet gazeteciliği tartışmaları önemli kalemlerin ucunda canlanıyor. İki şey tekrar tartışılıyor, ilki ücretli İnternet gazeteciliği, ama bu konuda tartışmaya bile gerek yok. Türk İnternet gazeteciliğini oluşturan ve takip edenlerden birinde bile seviyesizlik zaafı oldukça böyle bir içeriği ücretle sunma şansınız kalmıyor!</p>
<p>İkinci olarak ise blog yazarı ile gazetecinin farkı tartışılır gibi oluyor ama dünyadaki uygulamaları gördükçe yavaş yavaş geleneksel medya temsilcileri de blogcuları meslektaş gibi görmeye sıcak bakmaya başlıyor, zaten artık çoğu da bizzat blogcu, olmadı Twitter kuşu! Diğer yandan blog yazarları ve sosyal platformların aktif içerik üreticileri de bu yakınlaşmaya sıcak bakmalı, çünkü bu tam bir yumurta tavuk döngüsü.</p>
<p>İnternet’i bir zamanlar hor gören uzgörüsüz gazete yazarlarının hataları artık gün gibi ortaya çıkmışken İnternet’in “yerlisi” hissedenlerin de eski tartışmaları unutmaları gerekiyor. Çünkü şimdi de kulaktan kulağa “blogculara lansman yapmak istiyoruz, ama on kişi çağırınca geri kalan yüz kişiyi kızmış buluyoruz” sözleri aktarılıyor.</p>
<p>Halkla ilişkilerciler ve pazarlamacılar, sosyal medyanın üyeleriyle geleneksel medya ve blogcuları ayrıştırma becerisini kazandıkça; ve hepimiz geçimini blog yazmaktan kazananlar dışında kalanları, amatör ve kendisi için yazıp çizenler olarak konumlandırmayı başarırsa önemli bir engeli aşmış olacağız. Bugün Renault Türkiye blogculara harika bir lansman yapıyorken Renault Romanya aynı otomobil için çok daha sıradan bir lansmanı hem blogcu, hem dergici, hem de gazetecilere aynı anda, çok katılımcı bir ortamda yapabiliyorsa almamız gereken bazı dersler olduğu ortada&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/geleneksel-medyanin-dijital-gelecegini-yeniden-tartisma-zamani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müslüman Ülkeler ve Türki Cumhuriyetler&#8217;in Yıllardır Süregelen Beklentisine Cevap Verebilecek miyiz? Türk e-postası Anaposta ve Türk Arama Motoru</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/musluman-ulkeler-ve-turki-cumhuriyetlerin-yillardir-suregelen-beklentisine-cevap-verebilecek-miyiz-turk-e-postasi-anaposta-ve-turk-arama-motoru/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/musluman-ulkeler-ve-turki-cumhuriyetlerin-yillardir-suregelen-beklentisine-cevap-verebilecek-miyiz-turk-e-postasi-anaposta-ve-turk-arama-motoru/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 22:00:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=858</guid>
		<description><![CDATA[Bayramda önce çoğumuz şaka sandı, ama değilmiş! Devletimiz artık doğan her bebeğin nüfus cüzdanına Anaposta hizmetinden verilen e-posta adresini yazmayı, ve ayrıca tüm Müslüman ve Türki cumhuriyetlerin tercih edeceği Google'a rakip arama motoru kurmayı hedefliyormuş]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sanırım pek çoğumuz doğar doğmaz her Türk bebeğinin nüfus cüzdanına e-posta adresi  yazılacağı, ayrıca Google ve Yahoo! gibi devlere rakip bir devlet arama motoru yapılacağı haberini ilk duyduğumuzda şaka sandık. Ama <a href="http://www.cnnturk.com/2009/bilim.teknoloji/teknoloji/11/28/e.posta.adresi.nufus.cuzdanina.giriyor/553464.0/">haber saygın yayınlarda sırasıyla yerini aldı</a>ktan sonra sırada “şaşırmak” vardı!</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Bayramın ortasında durup dururken çıkan bu haber üstüne de bilişim yazarları dışında pek kalem oynatan olmadı, ki aslında çok derin anlamları olan bir gelişme idi, hatta bazı yabancı yayınlar bu fırsatla tekrar Türkiye’deki ifade özgürlüğü, devlet kontrolcülüğü, zihniyet gibi kavramları sorgulayan makaleler yayınladılar.</p>
<p>Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı <a href="http://www.cnnturk.com/2009/bilim.teknoloji/teknoloji/11/28/e.posta.adresi.nufus.cuzdanina.giriyor/553464.0/">Tayfun Acarer’in verdiği demeç</a> ile ortaya çıktığı üzere iki büyük proje söz konusu: İlki Anaposta ile 70 milyon Türk vatandaşına 10 GB kotalı e-posta adresi açmak, ki böylece Yahoo! Mail, Microsoft Hotmail, Google Gmail gibi yabancı ve güvenli olmayan posta adresleri ve ağları kullanılmamış olacak ve tam anlamadığım ifade ile “70 milyon kişinin kullanabileceği bir mobil ağ sağlanmış olacak” imiş. Acarer’in demeci aynen şöyle devam ediyor: “İslam ülkeleri ile Türk cumhuriyetleri, Türkiye&#8217;nin posta altyapısını tercih edeceklerinden, uluslararası büyük bir ağ ve internet haberleşme ortamı sağlanmış olacak.&#8221;</p>
<p>İkincisi ise arama motoru kurulması, çünkü Google gibi yabancı şirketler bizim ihtiyaçlarımıza cevap vermedikleri gibi hassasiyetlerimizi de dikkate almıyor ve istenmeyen sonuçları arama sonuç sayfalarında gösteriyorlar. Böyle bir arama motoru da yine aynı şekilde bilgi akışının yurtdışına çıkıp dönmesini engelleyecek ve yine İslam ülkeleri ve Türki cumhuriyetler de bu arama motorunu kullanmayı tercih edecekler beklentisi söz konusu.</p>
<p>Konu hakkında Serdar Kuzuloğlu’nun dün yayınlanan <a href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&amp;ArticleID=967860">“ERKE&#8217;yi unutun, Milli Motor geliyor!” yazısı</a>nın özellikle 2. bölümünde de dikkat çektiği üzere yabancı arama motorlarının ihtiyaçlarımıza cevap vermemesi çok tartışılabilecek bir iddia. Bugün arama motorlarından tabii ki istediğimiz bilgiyi istediğimiz kolaylıklta edinemiyoruz, ama bu sadece bizim sorunumuz değil İnternet’in tüm dünyada kabul gören başlıca sorunu, bilgiyi organize edip sunmada verimsizlikler söz konusu. Fakat herhangi bir arama motoru için “Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap veremiyor” diyemeyiz. Ancak ve ancak bu ihtiyaç ve talepler ülkeyi yönetenlerin, İnternet kullanıcısı halkın ihtiyaçlarından farklı ise bu söz konusu olabilir. Yani sansür, engelleme amacına hizmet edemiyor olabilir Google ve diğerleri.</p>
<p>Bizim yaşadığımız sıkıntı herhalde Çin gibi ülkeler Yahoo! ve Google’ı yola yani dize getirebilirken bizim neden Google’a işimize gelmeyen sonuçları göstermemeye ikna edemediğimiz! Ama bunu böyle ifade etmeye henüz cesaret edemiyor sanırım Türkiye’de İnternet’in geleceğini elinde tuttuğuna inananlar.</p>
<p>Yine konu hakkında yazan Yurtsan Atakan’ın “<a href="http://www.aksam.com.tr/2009/12/01/yazar/15361/yurtsan_atakan/evrensel_internet_e_yerel_guduk_versiyon.html">Evrensel İnternet&#8217;e yerel güdük versiyon” başlıklı makalesi</a> ise başlığından da anlaşıldığı üzere hala İnternet’in ne olduğunu anlamayanlar ya da anlamasına rağmen İnternet’i kendilerine göre yontabileceklerine inananlar tarafından yönetiliyor olduğumuzu vurguluyor.</p>
<p>Atakan’ın yazısında da yer verdiği fikirlerimi kısaca açacak olursam, ülkemizin yine doğru vizyonu ortaya koymadığını çünkü bugün &#8220;esas&#8221; olanın doğru veya yanlış bilgiye ulaşıp ulaşamama değil, ulaşılan onlarca farklı kaynağı işleyip doğru anlam ve sonuç çıkarabilme yeteneği olduğunu söylemeliyim.</p>
<p>Çünkü arama motorunun eksik, hatalı, taraflı bilgi sunması söz konusu bile olsa(!), bunu engellemeye harcanak çabanın sağlayacağı fayda, sadece İnternet&#8217;te değil hayatın her alanında söz konusu olan yanlış, eksik bilgileri doğru bilgilerden ayırabilmeyi öğretecek çabanın sağlayacağı faydanın yanında küçücük kalır.</p>
<p>Siz istediğiniz kadar işinize gelmeyen haber ve yorumları engelleyin, erişime kapatın, olmadı yalanlayın, siyasetçiler, spor yöneticileri, vd. işlerine gelmeyen bilgiyi üretenleri &#8220;şerefsizlik&#8221; ile itham etsin, günümüzde &#8220;demokrasiyim&#8221; demeye yüzünüz birazcık tutacaksa günün sonunda bir yerden bir şekilde istemediğiniz bilgi, haber, yorum yayılacaktır.</p>
<p><strong>Asıl Yatırım Arama Motoru, E-Postaya Değil, Aşırı Pahalı İnternet Erişimine Yapılmalı</strong></p>
<p>Bunun yerine eğitimi, anlama, değerlendirme, sonuca varma ve buna göre doğru çözüm hareketini seçebilme becerisini sadece gençlere değil tüm topluma kazandırmalıyız. Sansür amaçlı algılanan projelere para dökmektense ülkede İnternet erişimini yaymalıyız. Bakın <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/turkiye%E2%80%99de-e-ticaret-nereden-nereye%E2%80%A6-online-ticaret-hacmi-tahmini-beklentiler-ve-basari-faktorleri/">bir önceki yazımda Türkiye&#8217;de İnternet aboneliği sayısının nasıl bilgisayar sayısına ulaşıp bu noktada yeni abone sayısındaki büyümesinin neredeyse durduğunu anlattım</a>. Ülkede bilgisayar, vb. cihazlar erişilebilir olmalı, ucuzlamalı ya da herkese fırsat sunan ortak kullanım alanları kurulmalı ki halk bilgi teknolojilerinden faydalanabilsin.</p>
<p>Bilişim cihazlarına ulaşım kadar önemli olan diğer şey ise İnternet erişiminin yaygınlaşması. Ülkede İnternet erişimi, ister bilgisayardan, ister cep telefonundan olsun çok daha ucuz olmalı. <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/en-pahali-adsl-hala-bizde-4-mbit-hiz-neyimize-4-mblik-hattimiz-var-mi/">Türkiye, OECD ülkeleri içinde en pahalı İnternet erişimi sağlanan ülke</a>. Neden mi? Birinci neden İnternet erişiminde sabit hat tekelinin sürmesi, ikincisi ise İnternet&#8217;ten alınan vergilerin yüksekliği. <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/internet%E2%80%99in-vergisi-ine-ine-2-lira-indi-ama-pirlantada-kdv-yok-hala-en-pahali-internet-turk-mali-internet/">İnternet&#8217;in vergisi sadece 2 Lira inerken ülkemizde pırlantanın KDV&#8217;si yok</a>. Eskiden <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/internet%E2%80%99in-vergisi-ine-ine-2-lira-indi-ama-pirlantada-kdv-yok-hala-en-pahali-internet-turk-mali-internet/">en ucuz ADSL paketi ile ayda 9 saatte kotanızı doldurup 29 Lira ödeme riski varken</a> artık 8 Mbit hızla 27 TL&#8217;lik paket ile, bir ayda sadece 87 dakika İnternet kullanarak 27 TL ödemeniz gerekebilir!</p>
<p>İşte 70 milyon kişiye açılacak e-posta hesabı için alınacak donanım, altyapı yatırımı, ithal ürünlere aktarılacak kaynaklar ve Google ya da Yahoo!&#8217;ya rakip olması pek mümkün olmayan bir devlet arama motoruna aktarılacak vergi gelirlerini, üst paragrafta bahsettiğim sıkıntıların çözümü için çok daha faydalı ve verimli alanlara aktarmalıyız.</p>
<p>Bugün ülkemizde insanlar cep telefonundan dinlendiği korkusuyla yaşarken devletimizin verdiği e-posta adresini kullanmaktan da maalesef çekinecek, Mynet veya Yahoo, Hotmail kullanmaya devam edecektir.</p>
<p>Öte yandan devlet, anaposta olarak adlandırılan bu hizmeti resmi hizmet olarak kabul edeceğinden belediye olsun, ticari işler olsun, vatandaşlık işleri olsun pek çok konuda anaposta kullanılmaya çalışılacak ama şifresini unutanların devlet dairelerine nüfus cüzdanlarıyla gitmeleri, hatta sistemde ortaya çıkabilecek güvenlik açıkları gibi sorunlar baş ağrıtmaktan da öte kişi ve kurumlara kayıplar yaşatabilecektir.</p>
<p>Acarer &#8220;Bu ölçekte geliştirilecek bir projenin uygulamaya sunulması ve ulusal bir e-posta altyapısının kurulması, teknik, ekonomik ve soysal açıdan ülkemize büyük prestij ve kazanımlar sağlayacak&#8221; sözüyle kapatmış sanırım. Ben de şunu söylemeden geçemeyeceğim, bugün sadece Google, Yahoo, Microsoft değil dünyanın dört bir yanında onlarca şirket milyonlarca kullanıcıya aynı anda e-posta hesabı sunuyor. Bir devletin bunu yapmakla kazanacağı prestij, ülkeyi gerçek bir İnternet ülkesine çevirmenin, vatandaşlarının, 1-2 ülkenin denemeye başladığı gibi, bedavaya, olmadı çok çok ucuza İnternet&#8217;e erişmesini ve hakkıyla kullanmasını sağlamaktan kazanacağı prestijin yanında hiç kalır&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/musluman-ulkeler-ve-turki-cumhuriyetlerin-yillardir-suregelen-beklentisine-cevap-verebilecek-miyiz-turk-e-postasi-anaposta-ve-turk-arama-motoru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şirketler Asıl Şimdi Bilişimin Gücünü Anlamıyor: Güven Krizi Sürerken Kolektif Zeka Yardıma Hazır</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sirketler-asil-simdi-bilisimin-gucunu-anlamiyor-guven-krizi-surerken-kolektif-zeka-yardima-hazir/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sirketler-asil-simdi-bilisimin-gucunu-anlamiyor-guven-krizi-surerken-kolektif-zeka-yardima-hazir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 20:19:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=770</guid>
		<description><![CDATA[İletişimdeki hızlı gelişmeler toplum hayatını fazlasıyla değiştiriyor. 1930'lardan beri yaşanan en büyük ekonomik kriz ile eş zamanlı olarak daha fazla teknoloji kullanımından doğan daha az fiziksel etkileşim güveni birey ve toplum bazında sarsıyor. Her türlü kurumun kulak vermesi, hatta fayda sağlaması gereken yeni kaynak ise mevcut bilişim teknolojileri gibi araçlar değil, bu araçları kullanarak şirketlere, devlete, topluma mesaj vermek isteyen bireylerden meydana gelen dev kolektif zeka!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2009 insanoğlunun Ay’a ayak basışının kırkıncı, Berlin Duvarı’nın yıkılışının ve Çin’de Tiananmen Meydanı olaylarının ise 20. yıldönümü olması açısından önemli bir yıl. Bu olayların ardından geride bıraktığımız son birkaç on yılda ise icat artışının yavaşladığını, uzay teknolojileri bir yana, klonlama, gen ve yapay kalp çalışmaları dışında kısır bir dönemden geçtiğimizi görüyoruz. Google’ın web sitelerini karşılaştırma metodolojisini bile icat olarak sıralayan listelerle karşılaşıyoruz.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>20 yıl sonra baktığımızda, duvarın yıkılmasıyla pazar ekonomisine geçen Doğu Bloku ülkelerinin Avrupa Birliği’nin ilk 15 ülkesinin refah seviyesine göreceli durumunun kötüleştiğini, ihraç gelirleri yükselen ve teknolojik ürün tüketimi artan Arap ülkelerinde işsizliğin arttığını, Çin’de İnternet kontrolünde çarpıcı yaklaşımları izliyor ve 1930’lardan beri en büyük iktisadi bunalımı yaşıyoruz.</p>
<p>Web 2.0 ve sonrasında İnternet’in uzun kuyruğa (“long tail”), yani hizmet edilmesi kar getirmeyecek kadar farklı özellikler sergileyen çok fazla sayıda birey ya da mini topluluğa hizmeti artık mümkün kıldığı sloganına rağmen dijital bölünme kapanmıyor, Asya ve Güney ülkelerinde dijital okuryazarlığı arttıracak cihaz ve çözümler için elini taşın altına koyan olmuyor. Bizlerin burada ve aramızda tartıştığımız “dijital kültür” milyarlarca yaşlı, fakir, eğitimsiz birey için bir şey ifade edemiyor.</p>
<p>Başta genç nüfusu yoğun bizim gibi ülkeler hakkında olmak üzere pek çok ortamda çizilen pembe tabloya doğru bakmak gerekiyor. Toplum ve tüketici boyutunu farklı açılardan incelemek mümkün, örneğin günümüzde teknolojinin kendisini yalnızlaştırdığını kabul eden ve etmeyen iki büyük teknoloji kullanıcısı grup var, bunları da ileriki yazılara bırakalım.</p>
<p><strong>Çalışanlar ve Tüketiciler Değişirken</strong><br />
Gelişmelere kurumsal açıdan bakıldığında, değişen toplum yapısının şirket duvarlarının dışında kalamayacağını görmek gerekiyor. Yavaşlayan teknolojik gelişme, iyileşmeyen küresel ekonomi, her yerden her zaman bağlı olduğu halde yalnızlaşan, hem de gelecekten ümidi azalan bireyler işverenlerin hem çalışan ordusunu, hem de müşterilerini oluşturuyor.</p>
<p>Güven sağlamak zorlaştığı gibi daha da önem kazanıyor. Her dakika yeni bir blog yayına başlar, 5–10 bin kişi Twitter’a yeni bir cümle girerek dünyadaki sohbete katılırken bir kurumun kendisiyle alakalı bir mesajı kontrol etmesi imkansız gibi bir şey. Kurum mesajları ise sadece marka, ürün veya pazarlama amaçlı olmuyor, bu nedenle yeni iletişim kanallarını şirketlerin pazarlama bölümleri dışında görev alanlar da kucaklamalı. “Her yerden her şeye anında erişebilen kullanıcı”nın varlığı, yönetim kurulu toplantılarından “çocuklarımın, torunumun uğraştığı şeyler” diye dışlanmamalı.</p>
<p>Tam yeğenin düğününe gideceği gün saçında felaket(!) yaratıcılık gösteren arka caddedeki kuaförü yermek ya da övmek için yerini Google Haritalar’da işaretleyen, üstüne yorum yazan sürekli müşteriniz sizden aldığı kırtasiye malzemesi veya çanak anten için neden aynısını yapmasın? Temel endüstri kollarından otomotiv sektörünün efsaneleri Chrysler ya da General Motors kendi bayilerinden gelen sıradan taleplerden çok daha faydalı yorumları yıllardır İnternet’ten takip etseydi iflas koruması ve devlet kontrolüne sığınmak zorunda kalmayabilirlerdi.</p>
<p>Her yerde duymaya başladığınız “İnternet’i medya iletişim planının ana bacaklarından biri yapmalısınız, Facebook’tan tüketicilere ulaşmalısınız” önermelerini bir de aksi yönden düşünmeliyiz. Facebook’ta 400 arkadaşı olan biri, kendini bu kitleye ifade etmek, fotoğraflarını göstermek arzusundan daha fazlasını arkadaşlarını takip etmek, öğrenmek ve uyum sağlamak için duyuyor, o yüzden 400 kişiyi arkadaş olarak ekliyor. Çünkü dışarıda, etrafımızdaki sayısal dünyada kitlelerin kolektif birikim ve zekâsı kullanmayı bilenler için bir cevher olarak duruyor. </p>
<p><strong>Şirketler Bilişimi Anlamamaya Başladı</strong><br />
Peki, büyük kurumlarda “IT departmanı” diye adlandırılan bilişim bölümleri artık her ölçekteki şirkette varken neden bu büyük kolektif birikimin farkına varılmıyor, şirketler bilişim dünyasını anlamıyor mu? Bilgi teknolojilerinin önemini kavramış olan kurumlar maliyetleri düşürmek, doğru miktarda dışkaynak kullanımına gitmek, kurumsal yazılımların doğru seçip işletildiği bir IT yönetimi kurmakta sıklıkla başarılı olabiliyor. Ama bilişimin içindeki iletişim ayağının potansiyelini kaçırıyorlar.</p>
<p>Bireyler yönetimin gücünden çalmaya başlıyor, çalışanlar kurum içi, kurumlar arası ve müşterileriyle açık iletişimin faydalarını görüp etkileşimlerini arttırırken izole kalmaya devam ettiğinin farkına varmayan tepe yönetimler değişime ayak uyduramıyor.</p>
<p>Buna bir de çalışanların değişen ve karşılanmaması tercih edilen farklı çalışma yöntemleri gibi talepleri eklenince kurum içi kültür zarar görmeye başlıyor. Genç nesil gün içinde bilgisayarına kendi MP3 çalarını takıp müzik parçalarını düzenlemek, koleksiyonunu zenginleştirmek, kişisel işlerini de yapmak istiyor, ama yine bu genç nesil iş yerinde yönetici rolü olmayan daha yaşlı çalışanların aksine gece 11’de iş yapmaya, e-postalarını yanıtlamaya çok daha yatkın hatta istekli oluyor. Her zaman her yerden bağlı olan, arkadaşlarını, gündemi yorumlayan bu nesil iş yerinde yorum yapamadığını, kendine kulak verilmediğini hissettiğinde özel hayatıyla iş hayatı arasında anlaşılamaz bir dengesizlik oluşuyor, gittikçe daha çoğu böyle bir işte çalışmaktan kolaylıkla vazgeçiyor.</p>
<p>“Açık inovasyon” yaklaşımı gibi güncel yönetim tartışmaları bulgularının da temel aldığı üzere bilginin mutlak sahibi olmak zorlaşıyor ve kurumların sınırları yeniden oluşuyor. Daha az belirgin, daha geçirgen ve esnek sınırlar sayesinde mevcut ve potansiyel müşteriler, rakipler, tedarikçiler, kamuoyu, kamu yönetimiyle etkileşimden gelebilecek fikir ve bilgiler şirketlerin büyümesinde gittikçe daha fazla rol sahibi oluyor.</p>
<p>Tarihteki en yoğun iletişim trafiğini yaşarken her türlü oluşumun bilişim politikalarını gözden geçirip bu yeni döneme uyarlaması gerekiyor. Öte yandan pek çok şirket ve devletin bu dönüşümde zorlanmasının temel nedeninin eski iş yapış modelini katılaştıran mevcut karmaşık IT yönetimi olması da dikkat çekici!</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sirketler-asil-simdi-bilisimin-gucunu-anlamiyor-guven-krizi-surerken-kolektif-zeka-yardima-hazir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyi hazırlanmamış habere kanmamalı, Türkiye cep telefonu kullanımında en pahalı ülkelerden</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/iyi-hazirlanmamis-habere-kanmamali-turkiye-cep-telefonu-kullaniminda-en-pahali-ulkelerden/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/iyi-hazirlanmamis-habere-kanmamali-turkiye-cep-telefonu-kullaniminda-en-pahali-ulkelerden/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Aug 2009 19:34:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=689</guid>
		<description><![CDATA[Geçen hafta OECD ülkeleri arasında cepten konuşma pahalılığında sadece 17. olduğumuzu duyuran haberler çıktı. Ama işin içine tüm OECD ülkelerin satınalma gücü ve reel döviz kurlarını katınca durumun daha vahim olduğunu görüyoruz, ortalamada 9. pahalı ülkeyiz, az kullanım paketinde ise dördüncü!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geride bıraktığımız hafta içinde Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü OECD&#8217;nin üyesi 30 gelişmiş ülkede cep telefonu iletişim masraflarının karşılaştırıldığı bir rapor medyamızda da yer aldı. OECD belirlediği az, orta ve çok kullanım konuşma süreleri ve kısa mesaj trafiğinin bu 30 ülkede ne kadar tuttuğunu üç ayrı liste olarak hazırlamış, <a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/24995135" target="_blank">ortalama alındığında da ABD en pahalı ülke çıkarken Türkiye pahalılıkta 17. sırayı almış, yani ucuzluk sıralamasında 13. olmuş</a>!</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Daha geçenlerde <a title="Yazıyı okumak için tıklayın" rel="bookmark" href="../2009/siyasi-irade-ve-rekabet-kurulu-mudahele-etmedikce-telekom-devlerimiz-tum-turkiyenin-karliliginin-ucte-birini-aliyor/">Siyasi irade ve Rekabet Kurulu müdahele etmedikçe telekom devlerimiz tüm Türkiye’nin karlılığının üçte birini alıyor</a> başlıklı yazımda Türkiye&#8217;nin rekabet eksikliği ve düzenlemelerin etkin olamaması nedeniyle fahiş fiyatlarla iletişim hizmeti aldığını, gelişme ve kalkınmayı yavaşlayan etkenlerden birinin de bu olduğunu söyleyen biri olarak OECD haberini bir kenara not almıştım. OECD&#8217;nin web sitesinde <a href="http://www.oecd.org/document/20/0,3343,en_2649_201185_43471316_1_1_1_1,00.html" target="_blank">ilgili rapora ulaşıp</a> fiyatlara baktım. Ardından da bu işin yüzeysel kalmaması için gerçekçi bir hesap yapılması gerektiğini düşündüm.</p>
<p>OECD üyelerinin büyük çoğunluğu sanayileşmiş ileri ülkeler olduğundan rakamsal (nominal) bazda karşılaştırmalar ülkemizin durumunu yanlış yansıtabiliyor. Gelir seviyemizin göreceli düşüklüğünü hesaba katıp satınalma gücü paritesini göze almadan yapılan karşılaştırmalar da yanlış yönlendiriyor. Halbuki bir ABD Doları&#8217;nın ABD&#8217;de ya da Avrupa&#8217;daki alım gücü Türkiye&#8217;deki alım gücünden çok daha yüksek oluyor, aynı şekilde 100 Türk Lirası ile Türkiye&#8217;de alabileceğimiz ürün ve hizmetlerden çok daha azını aynı miktarda Lira&#8217;yı dövize çevirdiğimizde yurtdışında alabiliyoruz.</p>
<p>Ben de OECD rakamlarındaki dolar değerlerini tüm OECD üye ülkelerinin satın alma güçlerini hesaplamamızı sağlayan güncel katsayılarla güncelleyerek yeniden hesapladım. Tahmin edileceği üzere görüntü oldukça değişti. Az, orta ve çok kullanım masraflarının ortalaması alındığında, işin içine ülkelerin hanehalklarının satın alma gücü girince Türkiye pahalılıkta 17. değil 9. oldu. Altta hazırladığım tabloyu görebilirsiniz.</p>
<div align="center"><img title="OECD üyeleri arasında satın alma gücüne göre en pahalı cep telefonu kullanan 9. ülke Türkiye" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/OECD-cep-telefonu-kullanim-ucretleri.gif" alt="OECD üyeleri arasında satın alma gücüne göre en pahalı cep telefonu kullanan 9. ülke Türkiye" width="420" height="189" /></div>
<p>Bu az, orta ve çok kullanım ortalamasını gösteren sıralamanın yanında ayrıca az kullanıma göre yapılan tabloyu da aynı şekilde satınalma gücünü hesaba katan reel döviz kurları ile revize ettiğimde durumumuz daha vahim şekilde ortaya çıktı. Ülkemizin genelini düşündüğümüzde, ayrıca bizzat operatör şirketlerin de yıllardır vergilerin ağırlığı nedeniyle kullanım miktarlarının gelişmiş ülkelerin çok altında kaldığı yönündeki açıklamalarını hatırlarsak, az kullanım listesi bizim için daha önemli olmalı.</p>
<p>Az kullanıma göre yapılan sıralamada ise pahalılıkta 4. çıkıyoruz! Meksika, G. Kore ve Çek Cumhuriyeti listede önümüzde yer alan ülkeler. Yani Türkiye medya kuruluşlarında yer alan haberlerin aksine pahalılıkta 17. sıradan çok daha yukarda.</p>
<p>Bunun bir nedeni KDV ve Özel İletişim Vergisi&#8217;nin ağırlı, bir nedeni de piyasada yeterli rekabetin yıllardır sağlanamamış oluşu. Bunda tabii sadece düzenleyici kurumlar değil, tüketici davranışlarının da payı var.</p>
<p>Hazır KDV, ÖİV demişken bu vergilerin yüksek olmasının altında yatan nedeninin de Türkiye&#8217;nin bence en büyük sorunlarından biri olan vergi toplayamama olduğunu söylemeliyim. Doğrudan vergileri yani örneğin gelir vergisini toplamakta zorlanan, ya da toplamak için seçmenini zorlamaktan çekinen hükümetlerimiz yıllardır böyle toplayamadıkları vergi gelirlerini en azından dolaylı vergilerle yani KDV, ÖİV, ÖTV gibi vergilerle topluyorlar. Benzine, telefon konuşma masrafına, gıdaya, dijital fotoğraf makinasına, aklınıza ne gelirse dar gelirlisi, zengini aynı abartı vergileri ödemek zorunda kalıyor&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/iyi-hazirlanmamis-habere-kanmamali-turkiye-cep-telefonu-kullaniminda-en-pahali-ulkelerden/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sonunda Yahoosoft! Apple da Google&#8217;a sırtını döner mi? Yeni &#8220;düşman dev&#8221; Google mı, yoksa devlerin safları ayrışıyor mu?</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sonunda-microhoo-veya-yahoosoft-apple-da-googlea-sirtini-doner-mi-google-yeni-dusman-dev-mi-yoksa-devler-yalnizlasiyor-mu/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sonunda-microhoo-veya-yahoosoft-apple-da-googlea-sirtini-doner-mi-google-yeni-dusman-dev-mi-yoksa-devler-yalnizlasiyor-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Aug 2009 14:27:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=648</guid>
		<description><![CDATA[18 ay önce Yahoo!'yu Microsoft'a satmayan kurucu ve CEO Yang, Google kurucuları ile daha yakındı. Ama bu hafta Microsoft ile Yahoo! arama ve reklam konularında 10 yıllık bir birlikteliğe imza attı. Google CEO'su Schmidt'i yönetim kurulunda tutan Apple ise Google Voice'i bu hafta AppStore'dan çıkardı. Bir haftada Google'a sırtını dönen iki dev bir şeylerin değiştiğini gösterdi!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şubat 2008’de gün ışığına çıkan Yahoo!-Microsoft flörtü sonunda meyve verdi. <a href="http://www.yahoo.com">Yahoo!</a>’nun ortak kurucularından olan CEO Jerry Yang’ın gönlü şirketini 45 milyar ABD Doları karşılığında <a href="http://www.microsoft.com">Microsoft</a>’a satmaya yatmamıştı. Geride kalan dönemde CEO değişti, küresel resesyon derinleşti, ama diyaloglar devam etti ve geçtiğimiz hafta <a target="_blank" href="http://www.ufukkilic.net/index.php/2009/07/microsoft-ve-yahoo-anlasti/">Microsoft ile Yahoo! arama teknolojileri ve reklamlar konusunda 10 yıllık bir anlaşmaya imza attı</a>.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Özetle bu iki şirket, web aramalarında %70’e yakın payı olan <a href="http://www.google.com">Google</a>’a karşı kuvvetlenebilmek için tek bir arama teknolojisi, Microsoft’un yeniden adlandırdığı <a href="http://www.bing.com">Bing</a>’i kullanacaklar. Arama sonuçlarıyla gösterilen reklamların satış ve yönetimini, müşteri ilişkilerini Yahoo! üstlenecek, Yahoo!’nun geniş web siteleri ağından gerçekleştirilen arama sonucu reklamlarının %88’i de şirkette kalacak.</p>
<p>Böylece reklam verenlerin Google reklam ağına daha güçlü bir alternatifleri olabilecek. Her ne kadar bu anlaşma henüz düzenleyici kurumların onayından geçmemiş olsa da iki şirket de sonunda kendi işlerine odaklanabilecek, bir buçuk yıllık belirsizliği geride bırakabilecekler. Yahoo!’nun yeni CEO’su Carol Bartz geldiğinden beri aramadan ziyade öne çıkardığı Yahoo! web siteleri ağının oluşturduğu geniş medyaya, sadece arama reklamları değil, standart sayfa reklamlarına ve en büyük reklam verenlerle olan ilişkilerine artık odaklanabilecek ve İnternet’te arama sonuçları dışındaki reklamların da bir altın çağ yaşamasına katkıda bulunmaya çalışacak.</p>
<p>Anlaşmanın Yahoo! açısından düşündürücü tarafı ise “semantik web” olarak adlandırılan gelişim yolunda, sadece metni taramanın ötesinde sayfadaki öğelerin anlamını kavrayıp mantıksal sonuçlar çıkarmada, söz konusu üç dev arasında lider olduğu düşünülen kendi arama teknolojisini arkaplana atacak olması ve ilerde de tüketicilerin gözünde Bing ve Google’ın ana seçenekler olarak kalma olasılığı. Fakat Yahoo!’nun arama rakamlarının çoğunluğunun Yahoo! sitelerinde dolaşanların rastgele aramalarından oluştuğu düşünüldüğünde zaten Yahoo!’nun pazar payı kaybetmeye devam edeceğini iddia edenler de vardı.</p>
<div align="center">
<div style="width:320px; text-align:center" class="captionfull"><img alt="Steve Ballmer ve Carol Bartz hissedarlarının uzun süredir beklediği birlikteliğin ilk adımını atmış olmanın mutluluğunu yaşıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/carol-bartz-steve-ballmer.jpg" title="Steve Ballmer ve Carol Bartz hissedarlarının uzun süredir beklediği birlikteliğin ilk adımını atmış olmanın mutluluğunu yaşıyor"/>
<p>Steve Ballmer ve Carol Bartz hissedarlarının uzun süredir beklediği birlikteliğin ilk adımını atmış olmanın mutluluğunu yaşıyor</p>
</div>
</div>
<p>Öte yandan olaya Google açısından baktığımızda bu anlaşma derin anlamlar içeriyor. <a href="http://www.cihansalim.net/yazar/clife01.htm">2000 yılında yazdığım “En iyi değil, ilk olun” başlıklı yazım</a>ın ana fikrini bu hafta Microsoft CEO’su <a target="_blank" title="Ballmer'ın birleşme anlaşmasının iyi anlaşılmadığı ile ilgili yorumu" href="http://www.thestandard.com/news/2009/07/30/ballmer-surprised-markets-reaction-microsoft-yahoo">Steve Ballmer şöyle tekrar etti</a>: “Bu endüstride iktisadi katma değerin en büyük kaynağı doğru işe yeteri kadar başında girmek.” Google’ın neredeyse yarı tekel konumunda olduğu web arama dünyasında hızlı büyümesine katkıda bulunan faktörlerden biri de “mahalledeki yeni çocuğa karşı hoşgörü ve sempati” idi, şirketin “kötü/sinsi olma” olarak görülen iş yapış biçimi ise gittikçe bu algıyı yitiriyor.</p>
<p>Teknoloji, ama özellikle İnternet dünyası dışında karşısına yeni rakipler almaya, gazeteleri, medya kuruluşlarını kızdırmaya başlayan Google’a karşı yine de girdiği, girmeyi düşündüğü alanlarda, Microsoft’un benzer hamlelerine karşı gösterilen tepki ya da çekince veya soğukluk gösterilmiyordu. Google pek çok önemli firmayla ortak hareket ediyordu, örneğin Google CEO’su Eric Schmitd 2006 yılından beri <a href="http://www.apple.com">Apple</a>’ın yönetim kurulu üyelerinden biri idi ve ilk iPhone telefonda Google uygulamaları kendilerine yer bulmuştu. Ama Google kendi cep telefonu işletim sistemi Android’i geliştirmeye başlayıp farklı hedeflere koştuğunu da gösterdi, sonunda yine bu hafta <a target="_blank" href="http://www.teknoblog.com/2009/07/28/appledan-google-voice-ve-gvmobile-uygulamalarina-veto/">Apple, iPhone için mini programların indirilebildiği AppStore’dan Google Voice mesajlaşma programını çıkardı</a>.</p>
<p>Google kurucuları Sergey Brin ve Larry Page yüksek lisans yaptıkları Stanford Üniversitesi’nden ağabeyleri Yahoo!’nun kurucuları Jerry Yang ve David Filo’dan zamanında tavsiyeler aldıkları gibi aralarındaki bağ da güçlü idi. Nitekim geçen sene Yang Microsoft’un 45 milyar dolarlık teklifini reddettikten sonra hemen Google’a dönmüş ve bir işbirliğinin temelleri atılmıştı, ama düzenleyici kurumlar rekabete zarar vereceği gerekçesiyle bu işbirliğine izin vermediler. Ve sonunda bu hafta Yahoo! da Microsoft’a döndü, yani aynı hafta içinde iki kurum Google’a sırtını döndü.</p>
<p>Google gibi dünyanın en büyük arama motoru ve reklam şirketinin geleceğinin aynı haftaya denk gelen bu iki çok da sıra dışı olmayan haberlerle sarsılacağını söylemek güç. Google, Silikon Vadisi dışında kalan, dışlanan, korkulan teknoloji devi Microsoft’un yaşadıklarını henüz yaşamayacak olsa da daha zor ortaklıklar kuracağı günler yaklaşıyor. Teknolojinin İnternet tarafındaki rekabet duvarları, Microsoft’un kendi işletim sistemi etrafına kurdukları kadar sağlam temelli olmayabiliyor.</p>
<p>Nasıl son aylarda Google; Microsoft’un Internet Explorer, Office ve Windows’una karşı kendi ürünlerini geliştirip, pazarda lider olamasa bile Microsoft’un fiyatlama gücünü kırmaya çalışıyorsa Microsoft da aynı cesareti gösteriyor, Google’dan çok daha düşük kar marjlarını kabul edecek bile olsa Google’ın en büyük gelir kapısını biraz daraltmaya çalışıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sonunda-microhoo-veya-yahoosoft-apple-da-googlea-sirtini-doner-mi-google-yeni-dusman-dev-mi-yoksa-devler-yalnizlasiyor-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Siyasi irade ve Rekabet Kurulu müdahele etmedikçe telekom devlerimiz tüm Türkiye&#8217;nin karlılığının üçte birini alıyor</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/siyasi-irade-ve-rekabet-kurulu-mudahele-etmedikce-telekom-devlerimiz-tum-turkiyenin-karliliginin-ucte-birini-aliyor/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/siyasi-irade-ve-rekabet-kurulu-mudahele-etmedikce-telekom-devlerimiz-tum-turkiyenin-karliliginin-ucte-birini-aliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2009 17:14:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=639</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye'nin en büyük 500 şirketi listesinde ekonomik krizin tüm şirketleri 2008'de nasıl vurduğunu gördük. Ama Turkcell ve Türk Telekom'un 4 milyar dolar, geri kalan 498 şirketin ise sadece 8,9 milyar dolar kar elde etmesi üstünde durmamız gereken bir konu. Her konuşmamızda, her e-mail alışverişinde ülke refahı telekom tekellerine transfer oluyor!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fortune Türkiye dergisi 2008 yılı satışlarına göre Türkiye’nin, finans-bankacılık kurumları hariç, <a href="http://www.milliyet.com.tr/Ekonomi/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&#038;KategoriID=3&#038;ArticleID=1111777">en büyük 500 şirketi listesini yayınladı</a>. Satışların, ihracatın, karlılığın ne kadar düştüğünü haberlerde okuduk ama ortaya çıkan tabloda asıl tartışılması gereken Türkiye’nin büyük şirketlerinin net karlarının nasıl eridiği ve ne kadar az sektörde ne kadar az şirketin kar ettiği. Ve daha da önemlisi telekomünikasyon sektörünün ne kadar yüksek kar elde ettiği.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>500 büyük şirket 2008 yılında toplamda sadece 12,9 milyar ABD Doları kar etti, en çok kar eden şirket 2,31 milyar dolar ile Turkcell, ikinci ise 1,75 milyar dolar ile Türk Telekom oldu. Turkcell ile Türk Telekom’un toplam karı 4,06 milyar dolar oldu, listedeki diğer 498 şirket ise 8,8 milyar dolar kar edebildi. Yani tüm 500 şirketin net karının %32’si iki şirketin oldu.</p>
<p>30 milyar dolarlık satışlarıyla Türkiye’nin en büyük kurumu Tüpraş ve diğerleri çok daha az kar ederken iki telekomünikasyon şirketinin bu kadar dev, orantısız kar elde etmeleri her geçen gün Türk Ekonomisi’nde tüketicilerden ve kurumsal müşterilerden telekoma ciddi kaynak transferi olduğunu gösteriyor. Sadece tüketiciler değil kurumlar da ister sabit hatlardan, ister cep telefonu şebekelerinden konuşurken, İnternet’e bağlanırken, lafın kısası haberleşirken fahiş fiyatlar ödemeye devam ediyor.</p>
<p>Çünkü doğal tekel konumundaki Türk Telekom önce devlet sonra özel tekel konumunda, hala rekabet oluşmayan şehir içi telefon ve ADSL altyapısının kaymağını yiyiyor. Cepten iletişim pazarını ise hükümetler bir türlü rekabetçi hala sokamadı; Turkcell’in mevcut konumu oluşturan faktörler saymakla bitecek gibi değil: 2. lisans sahibi Telsim’de yaşananlar, Telsim’e el konulması, hem Aria hem de Aycell ile fazla lisans verilip pazara fazla oyuncu çekilmesi ama gereksiz yatırımlarla güçsüz oyuncuların rekabetin kalitesini bozması, daha da önemlisi Turkcell’in hakim durumunu kötüye kullandığına dair başvuraların değerlendirilmesinde yaşananlar, baz istasyonlarının paylaşılmasının önünün hala açılmaması&#8230;</p>
<p>Tüm bu yaşananlarda, daha önce sık sık yazdığım gibi Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (eski adıyla Telekomünikasyon Kurumu) ve Rekabet Kurumu’nun payı var, sorumlulukları devam ediyor ve hala yapılabilecekler var. Çünkü her geçen gün tüketicilerin ve tüm müşterilerin cebinden ciddi bir refah birikimi, telekomünikasyonda sabit hatların tekelini elde tutan azınlık payı devletin, çoğunluk payı Suudi Oger Grubu’nun olan <a href="http://www.turktelekom.com.tr">Türk Telekom</a>’a ve hissedar yapısı karmakarışık olan, İsveçli, Rus şirketler ile Çukurova’nın paylaşımındaki <a href="http://www.turkcell.com.tr">Turkcell</a>’e transfer oluyor.</p>
<p><strong>İngiltere GSM Pazarı ve Vodafone ile T-Mobile’ın İngiltere-Türkiye Takası</strong><br />
Yine bugünlerde İngiltere cep telefonu operatörleriyle ilgili haberleri de okuyoruz. İngiltere’de biri sanal şebeke operatörü olmak üzere başlıca 6 operatör var; O2, Vodafone, Orange ve T-Mobile ilk dört operatör. Bu ilk dördün abone pazar payı sırasıyla %25,8, %24,7, %20,9 ve %16,1. Abone gelirleri açısından pazar payları ise şöyle: O2 %27,2, Vodafone %25,3, Orange %21,9, T-Mobile %14,5. Türkiye’de, Turkcell’in web sitesinden paylaştığı 2008 verilerine göre %56 ile pazar Turkcell’in kontrolünde, Avea %19, Vodafone %25 pazar payına sahip.</p>
<p>İngiltere cep telefonu pazarı fazlasıyla rekabetçi, öyle ki operatörler fiyatlama konusunda ciddi sıkıntı yaşıyorlar. Yatırımlarının dönüşü konusunda beklentilerinin oldukça altında kalan Alman telekom devi Deutsche Telekom’un İngiltere’de T-Mobile’ı satması bekleniyor. O2’den sonra Vodafone’un da T-Mobile’ı satın alabileceği haberleri bu hafta Avrupa ekonomi medyasının ana gündem maddelerinden biriydi. Haftanın sonuna doğru ise Vodafone’un Almanya’dan gelecek bir takas teklifine sıcak bakabileceği spekülasyonları bizim medyamızda da yer buldu. Buna göre Alman Deutsche Telekom İngiltere’de sahibi olduğu T-Mobile’ı Vodafone İngiltere’ye devretmek karşılığında Vodafone Türkiye’yi kendi bünyesine katmak istiyormuş. Böyle bir olasılığa pek ihtimal vermediğimi söylemeliyim. Vodafone kendi ülkesinde büyümeye ve karını arttırmaya çok önem veriyor olsa da büyümenin karlı şekilde devam ettiği Türkiye pazarından çıkmak istemeyecektir.</p>
<p><strong>Türk Telekomünikasyon Pazarında Yüksek Karlılık</strong><br />
İngiltere GSM piyasasında “EBITDA” yani Faiz, Vergi ve Amortisman Öncesi Kâr (FAVÖK) miktarının şirket satışlarına oranı 2008 yılında yaklaşık olarak %20-25 seviyelerinde idi. <a title="Türk Telekom'un web sitesinden ilk çeyrek faaliyet raporu (PDF formatında)" href="http://www.turktelekom.com.tr/telekom/eng/pdf/financial_operational/2009/TTKOM-2009-Q1-Press-Release.pdf">Türk Telekom’un FAVÖK oranı krizin kendini hissettirdiği 2009’un ilk üç ayında bile tam %43</a> olarak gerçekleşti. <a title="Research and Markets'ın Türk GSM piyasası rapor özeti" href="http://www.reuters.com/article/pressRelease/idUS174559+19-Aug-2008+BW20080819">Turkcell’in 2010 yılında dahi %40’ın üstünde EBITDA marjını koruması bekleniyor</a>. Bir yanda İngiltere pazarında kıyasıya rekabet sonucu %20’lerde seyreden kar marjları, Türkiye’de ise iki devin %40’ların altına inmeyen karlılıkları ve sonuçta büyük karları.</p>
<p>İngiltere’deki GSM operatörlerinin karlılıkta bu kadar yüksek seviyelere ulaşamamaları onların GSM işini doğru düzgün bilmemesi, yönetememesinden değil sıkı rekabetin sağladığı fiyatlar ve tabii bu avantajları kullanabilen bilinçli tüketiciler.</p>
<p>Tartışmaya açık iktisat teorileri ve politikaları çoktur ama piyasada hakim konumda olan oyuncuların “tekelleşmesi” tartışmaya açık bir iktisadi gerçeklik olamaz. Eğer Türk ekonomisi dünyanın en güçlü, entelektüel üretim kapasitesini sonuna kadar kullanarak son derece yüksek katma değerli ürünler üreten başlıca ekonomilerinden biri olsaydı %40 seviyelerindeki FAVÖK oranlarına başka sektörlerde de bol bol rastlardık. Talebi kriz döneminde bile azalmayan ürünleri üreten, belli hammadde ve diğer girdilere ayrıcalıklı erişim hakkı olan şirketler bile bugün Türkiye’de böyle yüksek karlar elde edemiyorlar.</p>
<p>Türkiye bilgi toplumu olmak istiyorsa, Türkiye refahı olabildiğine eşit dağıtan bir ekonomi olmak istiyorsa buna uygun ekonomi politikaları uygulamak zorunda. Başta telekomünikasyonda olmak üzere, tekel ve “tekel gibi” oyuncuların gücünü korumaya devam ettiği her gün ülkede refahın haksız ve adaletsiz tranferi devam edeceği gibi iletişim alanında zorlanan, yeni hizmet ve teknolojilere geç (örneğin geciken 3. Nesil şebekeler, yavaş İnternet altyapısı) ve pahalı erişebilen toplum bilgi toplumuna dönüşmekte zorlanacaktır. Sorumluluk hem ilgili bürokratik kurumlarda hem de siyasi iradededir&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/siyasi-irade-ve-rekabet-kurulu-mudahele-etmedikce-telekom-devlerimiz-tum-turkiyenin-karliliginin-ucte-birini-aliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sürekli &#8220;bağlı&#8221; olmak için netbook ve akıllı telefon talebi patlarken yeni kategoriler, yeni iş modelleri doğuyor</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/surekli-bagli-olmak-icin-netbook-ve-akilli-telefon-talebi-patlarken-yeni-kategoriler-yeni-is-modelleri-doguyor/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/surekli-bagli-olmak-icin-netbook-ve-akilli-telefon-talebi-patlarken-yeni-kategoriler-yeni-is-modelleri-doguyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Jun 2009 17:45:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[bilgisayarlar]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=621</guid>
		<description><![CDATA[Tüketici elektroniğinde son iki yılın en hızlı büyüyen satışları küçük dizüstü bilgisayarlar ve akıllı telefonlar oldu. Kolay taşınan, yetenekli cihazlarla her yerden İnternet'e girebilme arzusu PC üreticilerini telefon, telefon üreticilerini netbook işine sokarken arada yeni bir kategori oluşturmaya çalışanlar var. Tabii yeni ortaklıklar, iş modelleri ve tüketici davranışları da...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle Çin ve Hindistan’da son yıllardaki büyümeyle toplam <a title="Uluslararası Telekomünikasyon Birliği haberi" href="http://www.itu.int/newsroom/press_releases/2008/29.html" target="_blank">cep telefonu abone sayısının 4 milyara ulaştığı hesaplanıyor</a>. Bu dev nüfusun büyük bir bölümü giriş seviyesi, kısıtlı özelliklere sahip telefonlar kullanıyorlar. Öte yandan özellikle Batı dünyasında, son 1-2 yılda <a title="Apple Türkiye" href="http://www.apple.com.tr" target="_blank">Apple</a>’ın <a title="Apple iPhone" href="http://www.apple.com/iphone" target="_blank">iPhone</a> ve <a title="Blackberry'nin üreticisi Research in Motion" href="http://www.rim.net/" target="_blank">RIM</a>’in <a title="Blackberry Türkiye" href="http://tr.blackberry.com/" target="_blank">Blackberry</a> telefonlarının liderliğinde “akıllı telefon” olarak adlandırdığımız segment çok hızlı büyüdü ve yaklaşık 300 milyon adetlik bir hacme ulaştı. Tahminler bu yıl sonunda “akıllı telefon” kategorisinde bulunan, yani en azından İnternet’e bir web tarayıcısı ile girebilen, ofis uygulamalarında kaydedilmiş dosyaları gösterebilen cihazların toplam cep telefonu pazarının %20’sine ulaşacağını, yani neredeyse 800 milyon adet ürünün insanların elinde olacağı yönünde.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p><strong>Tüketiciği Elektroniğinde İki Hızlı Segment</strong><br />
Öte yandan yine özellikle son 1-2 yılda, benim Türkiye’nin de dikkatini çekmek için başından beri gelişmeleri aktardığım 100 dolara <a title="One Laptop per Child resmi web sitesi" href="http://www.laptop.org" target="_blank">“her çocuğa bir laptop” girişimi</a>nden ilham alan bilgisayar üreticileri de “netbook” ya da &#8220;nettop&#8221; kategorisi olarak adlandırılan küçük, piyasadaki dizüstü bilgisayarlara göre daha yavaş, CD/DVD sürücüsü olmayan ama tam bir bilgisayar kullanımı tecrübesi yaratan ürünleri piyasaya sürmeye başladılar. Ve bugün tüm bilgisayar satışları içinde en hızlı büyümeyi bu küçük bilgisayarlar elde ediyorlar, öyle ki gittikçe daha fazla üretici netbook pazarına girmeye başladı. 2009 yılında 30 milyon netbook, yani küçük dizüstü bilgisayar satılması bekleniyor.</p>
<p>Bilişim teknolojileri alanında tüketici pazarında son yılların en büyük bu iki trendi de pek çok taşı yerinden oynattı. Netbook gibi fiyatın çok önemli bir parametre olduğu bir pazarda büyük yerleşik oyuncular düşük kar marjları nedeniyle çekimser kalmışlardı. Hatta her çocuğa bir laptop kampanyasına da destek vermeyen Wintel platformunun iki temel taşı <a title="Microsoft Türkiye" href="http://www.microsoft.com.tr/" target="_blank">Microsoft</a> (Windows) ve <a href="http://www.intel.com/" target="_blank">Intel</a>, pek çok kişi ve kurum gibi, böylesi bir ürünün başarılı olma şansı üzerine pek olumlu tahmin ve beklentilerde bulunmadılar. Zaten netbook konseptinin çıkış noktasında böylesine hafif, taşınabilir, ucuz cihazlarda Windows yerine ücretsiz işletim sistemi <a href="http://www.linux.org" target="_blank">Linux</a> varyantlarının olması idi.</p>
<p><strong>PC&#8217;ciler Akıllı Telefona, Telefoncular Küçük Dizüstü Pazarına Göz Dikiyor</strong></p>
<p>Ama bugün baktığımızda küçük dizüstü pazarında ciddi bir Windows ağırlığı görüyoruz. Tüketicilerin alışkanlıkları, yeni netbookların daha güçlü donanımlarla gelmesi ve Microsoft’un bu segmente yaklaşımı (yani lisans başına $20 seviyelerine inmesi) sonucu 2008’in ilk yarısında bu alanda %10 payı olan <a title="Windows Team Blog'undan" href="http://windowsteamblog.com/blogs/windowsexperience/archive/2009/04/03/windows-on-netbook-pcs-a-year-in-review.aspx" target="_blank">Microsoft Windows 2009 ilkbaharında %95’in üstüne çıktı</a>. Wintel platformunun diğer temel taşı Intel ise <a href="http://www.intel.com/tr_tr/Consumer/Learn/Internet-Devices/atom-nettop-detail.htm" target="_blank">Atom işlemcileri</a> ile bu pazarı tatmin etmeye yöneldi ve %80&#8242;lik pazar payı ile şimdilik başarılı da oldu. Fakat masaüstü ve sunucu uygulamalarımızda AMD’nin önünde giden büyük işlemci gücü Intel’in düşük voltajda, verimli, enerji tasarruflu yeni bir aile ile başarılı olması gerekiyor.</p>
<p>Çünkü son haftalarda daha çok cep telefonu işlemci üreticisinin, bir örneği <a href="http://www.qualcomm.com" target="_blank">Qualcomm</a>, netbook pazarına göz diktiği, Intel’in ürünlerinden daha verimli teklifler sunabilmek için çalışmalarını hızlandırdığı yönünde haberler geliyor, hatta 1-2 satınalma ve birleşme de gündemde. Bir yanda da <a href="http://tr.asus.com" target="_blank">Asus</a> gibi cep telefonu üretimine giren PC üreticilerinin arasına <a href="http://www.acer.com.tr/" target="_blank">Acer</a>’ın da katıldığını görüyoruz. <a href="http://www.ft.com/cms/s/0/c6f6df28-4f74-11de-a692-00144feabdc0.html?nclick_check=1" target="_blank">Acer’ın bir de Google’ın cep telefonu işletim sistemi Android’in farklı bir sürümüyle netbook hazırladığını</a> da hatırlatmadan geçemeyeceğim. Lafın kısası hızla büyüyen akıllı telefon ve mini dizüstü pazarları karşı taraftan rakipleri de çekerek daha büyük, daha fazla oyunculu bir pazar oluşmasına neden oluyor.</p>
<p>Tabii bu da yeni birliktelikler, yeni taktikler, yeni pazarlama yöntemlerini getiriyor. Batı ülkelerinde netbook satışlarının artmasının ardında yatan temel faktörlerden biri gerçekten de daha fazla yerde, daha kolay bilgi işlem gücüne kavuşmak, daha fazla yerden İnternet&#8217;e girerek cep telefonu ile yapılmayanları yapmak. Gelişmekte olan ülkelerde ise netbook satışlarının artmasının temel nedeni avantajlı fiyatları ile hala kendi bilgisayarı olmayan geniş kitleye bir fırsat sunması ve yoğun üç boyutlu görsel işlem gücü gerektiren oyunları oynama yaşına gelmemiş ya da bunlarla ilgilenmeyen genç aile bireylerini bilgisayarla tanıştırma imkanı vermesi.</p>
<p>Batı&#8217;daki durum, özellikle cep telefonu penetrasyon oranlarının %100&#8242;lerde dolaştığı ülkelerde şebeke operatörlerine de yeni bir büyüme kapısı açıyor. Biz 3. Nesil İnternet erişimine hazırlanırken 4. Nesil şebekelerinin de dünyada yaygınlaşması ile artan veri iletişim kapasitesine daha fazla abone çekebilmek için Netbook kampanyaları düzenleyen operatör sayısı artıyor. İndirimle 100-150 ABD Doları gibi fiyatlara satılan ama 24 aylık İnternet aboneliği, yani ücretli paket aboneliği şartı getiren kampanyaları ilerde Türkiye dahil gelişmekte olan ülkelerde sık sık görebiliriz. Şu anda Turkcell&#8217;in iki yıllık İnternet bağlantı kontratıyla birlikte sattığı bir HP Compaq kampanyası var, öte yandan <a href="http://www.turktelekom.com.tr" target="_blank">Türk Telekom</a>&#8216;un bu aralar başladığı çok seçenekli Netbook kampanyası ise böyle bir kampanya değil, çoğunluğuna sahip olduğu <a href="http://www.Avea.com.tr" target="_blank">Avea</a>&#8216;nın şebekesinden İnternet erişimini sürekli kılmaya yönelik bir yönelim taşımıyor.</p>
<p>Tabii bu tip birliktelikler arttıkça satış, dağıtım kanalları da değişiyor, ürün konumlandırması, tüketicinin ürün mü, hizmet mi, ürün artı hizmet mi alacağını etkilemeye ve yönlendirmeye yönelik çabalar de gündeme geliyor, Blackberry satışlarının önemli çoğunluğunun operatörler üstünden olması, iPhone&#8217;un ise sadece bu şekilde yola devam etmekten vazgeçmesi önemli örnekler.</p>
<p><strong>Ceptel ile Netbook Arası Bir Ürün Bu Sefer Tutar mı</strong></p>
<p>Bir diğer yandan da yeni bir ürün kategorisi daha tanımlamak isteyenler var. Akıllı telefonlar ile mini dizüstü bilgisayar pazarı oyuncuları karşı pazara yönelik hamleler yaparken bir de 8-9 santimetre ekranlı telefonlar ile 20-25 sm ekranlı netbooklar arasında da ara boyda cihazlara ihtiyaç olduğunu düşünenler var. Aslında geçmişte de bu boyutta PDA (kişisel dijitan asistan/ajanda) denemeleri olmuştu, örneğin Apple&#8217;ın Newton&#8217;ı bugünkü iPhone&#8217;dan oldukça büyüktü. Bugünlerde de ceptel pazarının önemli çip üreticisi <a href="http://www.qualcomm.com/" target="_blank">Qualcomm</a> ve Motorola&#8217;dan ayrıştırılarak kurulan <a href="http://www.freescale.com" target="_blank">Freescale</a> böyle bir kategori yaratmaya çalışıyor. Qualcomm &#8220;Smartbook&#8221; adını verdiği bu ürün kategorisi için bir de web sitesi kurdu: <a href="http://www.hellosmartbook.com" target="_blank">HelloSmartBook.com</a> (Smartbook adlı Alman bilgisayar markasıyla bir bağlantısı yok) Smartbook, smartphone ile notebook&#8217;un bir araya gelmesinden çıkmış da olsa güzel bir isim fakat yeni bir kategori yaratmak tabii iki kelimeyi birleştirmek kadar kolay değil.</p>
<div align="center">
<div style="width:450px; text-align:center" class="captionfull"><img alt="Apple Newton ve iPhone yanyana" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/apple-newton-iphone.jpg" width=450 height=439 title="Apple Newton ve iPhone yanyana"/>
<p>Apple&#8217;ın kişisel sayısal ajanda denemelerinden biri de büyük Apple Newton idi. iPhone ile yanyana&#8230;</p>
</div>
</div>
<p>Örneğin Apple&#8217;ın büyük ticari başarılarının yeni bir kategori yaratmaktan ziyade MP3 çalar piyasasına kullanımı çok kolay bir ürün getirmek, bunu <a href="http://www.iTunes.com" target="_blank">iTunes</a> hizmeti ile desteklemek ve ucuza, yasal müziği sağlamak olduğunu; ya da cep telefonu pazarına gelişmiş büyük boy dokunmatik ekran ile girmek olduğunu düşündüğümüzde, ve Newton ile hayal kırıklığı yaşadığını hatırladığımızda smartbook işinin zorluğunu görüyoruz.</p>
<p>Hem de cep telefonundan büyük, dolayısıyla erkeklerin cebe sokamayacağı, hanımların küçük çantalarına sığdıramayacağı ve bir A4 kağıdının da neredeyse yarısı kadar olduğundan çok da kolay taşınamayabilecek oluşu da böyle bir ara ürünün işini zorlaştırıyor. Ama temkinli olmamda yarar var: Belki de önümüzdeki 3-4 yılda gerçekten büyük cepleri olan pantolonlar moda olabilir!</p>
<p>Bir de işin performans boyutu var. Netbook ya da nettop kullananlar cihazlarının bir dizüstü bilgisayara göre ne kadar yavaş kalabildiğini gördüğünde hayal kırıklığına uğruyorlar, çünkü referansları bir bilgisayar. Smartbook ya da adı ne olursa olsun böylesi küçük bilgi işlem cihazlarının da bilgisayarlarla karşılaştırılması halinde tüketiciyi mutsuz etme ihtimali düşünüldüğünde bir dezavantajdan bahsetmiş oluyoruz. Ama tabii smartbook benzeri cihazlar deneyen tüm şirketler de bunun farkında ve haklı olarak ürünlerinin gelişmiş bir cep telefonu gibi algılanmasını sağlamaya, hatta sonbahar-kış aylarında ilk ürünlerinin teknoloji marketlerde dizüstü bilgisayarlardan ziyade cep telefonlarının yanındaki raflarda olmasını garantiye almaya çalışıyorlar. Eğer algılama bu yönde olursa kuşkusuz bir avantaj elde edilecek.</p>
<p>Bir diğer olumlu nokta olarak ise içerik üreten, günce yazan, çektiği fotoğrafı <a href="http://www.Flickr.com" target="_blank">Flickr</a>&#8216;da, <a href="http://www.Facebook.com" target="_blank">Facebook</a>&#8216;ta paylaşanlar arttıkça büyük cihazların gücünü bir süre daha koruyacağını düşünüyorum. Çünkü bugün İnternet olsun, video ya da müzik olsun, içeriği küçük cihazlarda tüketmeye eğilimimiz gittikçe artıyor, ama içerik üretme ya da paylaşmaya gelince bilgisayarımızdan faydalanmayı tercih ediyoruz. Bu da smartbook, ya da büyük boy akıllı telefonların ilgi çekmesine katkıda bulunabilir.</p>
<p>Yeni bir kategori yaratmak için şimdiden Qualcomm ve Freescale&#8217;in ciddi pazarlama harcamaları yaptığı da biliniyor. Pazarlama gurusu Philip Kotler <a href="http://www.businessweek.com/technology/content/jun2009/tc2009069_571987_page_2.htm" target="_blank">tüketici elektroniğinde böyle bir çabanın birkaç yüz milyon dolarlık harcamaya denk geldiği tahmininde bulunuyor</a>. Ama eğer böyle bir ürünün başarılı olma vakti, netbook ve akıllı cep telefonlarının da desteğiyle, sonunda geldiyse on milyonlarca birimlik satış potansiyelinden bahsediyoruz.</p>
<p><strong>Gelecek ise Bambaşka Bir Gelecek&#8230;</strong></p>
<p>Tabii bu çabalar, gelişen akıllı telefon ve küçük dizüstü pazarı önümüzdeki birkaç yılın, yani kısa vadenin konusu. Uzun vadede olabilecekleri ise bir başka yazıda irdelemek lazım. Örneğin geçen yıl İnternet&#8217;te denk gelmiş olabileceğiniz <a title="Nokia'nın The Morph adlı konsepti" href="http://www.nokia.com/about-nokia/research/demos/the-morph-concept" target="_blank">Nokia&#8217;nın nanoteknolojiden faydalanan konsept telefon idealleri</a> oldukça radikal bir değişiklik olabilir. Benim uzun vadeli tahminlerimde ise kuvvetli bir işlem gücüne sahip bir ana birim, örneğin saat olarak kolumuzda iken, kablosuz bağlantı ile katlanabilir ya da yuvarlanabilir ince bir dijital ekrandan ya da gözlükten çevre birimi olarak yararlanacağımız yönünde.</p>
<p>Sayısal ortama geçiş hızını korurken sormak abes kaçıyor ama sürekli İnternet&#8217;e bağlı olmalı mıyız? Yolda işe giderken elimizdeki cihazla sosyalleşme eğilimimiz gittikçe kuvvetlenecek, farkında olmadan aynı otobüs, tren, metro, metrobüste üç sıra arkamızdaki biriyle sayısal ortamda mesajlaşmaya devam edecek miyiz? Boynumuz eğik cep telefonuna baka baka giden, karşıdan gelenle çarpışan bir toplum olacak mıyız, yoksa yirmi yıl sonra artık bu bağlı olma durumunu hazmetmiş ve dışarda iken dışarıya bakan bireyler olabilecek miyiz&#8230; Ne dersiniz? Ümit ediyorum 2030&#8242;da yine yazmaya devam ederim ve bir durum değerlendirmesi yaparız!</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/surekli-bagli-olmak-icin-netbook-ve-akilli-telefon-talebi-patlarken-yeni-kategoriler-yeni-is-modelleri-doguyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternet’in Vergisi İne İne 2 Lira İndi, Ama Pırlantada KDV Yok! Hala En Pahalı İnternet Türk Malı İnternet</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/internet%e2%80%99in-vergisi-ine-ine-2-lira-indi-ama-pirlantada-kdv-yok-hala-en-pahali-internet-turk-mali-internet/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/internet%e2%80%99in-vergisi-ine-ine-2-lira-indi-ama-pirlantada-kdv-yok-hala-en-pahali-internet-turk-mali-internet/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2009 13:23:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=546</guid>
		<description><![CDATA[Depremin yaralarını sarmak için hayatımıza giren Özel İletişim Vergisi hala İnternet faturalarımızda duruyor. Bu ay ÖİV %15'den %5'e indi ama ÖİV+ %18'lik KDV ile İnternet için en fazla para ödeyen ülke olmayı sürdürüyoruz. Pırlantanın yakutun KDV'si yokken İnternet'in vergisini 2 Lira indirdik! İnternet'imiz pırlanta gibi olsa gam yemeyeğiz ama nerde...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1999 Depremi Türk ekonomisinin başta gelen coğrafyası İzmit’te tamiri zor hasarlar bırakınca hükümet yeni kaynak arayışına girmek ve de yeni vergiler çıkarmak zorunda kalmıştı. Özel İletişim Vergisi de bunlardan biriydi. 2003 ile birlikte deprem ve krizin etkileri sarılmaya başlandı ama yine de hükümetler ÖİV’den vazgeçmedi. “Farklı”, “çok özel(!)” iletişim hizmetlerini alanlar bunun için fazla para ödemeyi göze almalıydı! Pırlantada KDV sıfırlanırken cep telefonu ve İnternet lüks olarak kalmaya devam etti, hem KDV hem de özel vergiye tabii tutuldu…</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Ama İnternet’in verimlilik, katılımcılık, dengeli ve eşit büyüme gibi büyük kazançlar vaat ederek ülke kalkınmasını hızlandırdığı sonunda anlaşılmaya başlandı. 2006 yılında Yüksek Planlama Kurulu, Bilgi Toplumu Stratejisi Eylem Planı&#8217;nı onayladı. Bu planın 105&#8242;inci maddesinde KDV aynı kalsa bile İnternet çok özel, çok lüks bir iletişim yöntemi olmadığından ÖİV’nin iptal edilmesi yönünde tavsiye niteliğinde karar vardı. Ama iki buçuk yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen İnternet kullananlar İnternet fiyatının üstüne bir de %15 özel iletişim vergisi ödediler.</p>
<p>Sonunda bu ay özel iletişim vergisi %15 yerine %5’e indirildi, ama 2006’daki %0 oranına inilmedi. Bu da olumlu bir gelişme ama hiç de yeterli değil. <a title="En pahalı İnternet bizde, 4 Mbit Hız Neyimize başlıklı yazımı okumak için tıklayınız" href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/en-pahali-adsl-hala-bizde-4-mbit-hiz-neyimize-4-mblik-hattimiz-var-mi/">OECD ülkeleri içinde en pahalı İnternet erişimi Türkiye’de</a>, belki tüm dünya ülkelerindeki fiyatları karşılaştıran bir çalışma yapılsa o çalışmada da Türkiye en sonlarda yer alacaktır. Bunun bir nedeni İnternet’i tek bir şirketin tekeline bırakmak, rekabet ortamı yaratmamak ise diğeri de İnternet erişim fiyatlarına %18 KDV ve %15 ÖİV eklenmesi, yani 100 Lira’lık bir İnternet hizmeti için tam 33 Lira vergi ödenmesidir.</p>
<p>ÖİV’de 10 puanlık düşüş ile toplam vergi yükü %23’e indi ama bu hala çok yüksek. Bugün en yaygın İnternet erişim yöntemi olan ADSL’de kullanıcıların yaklaşık %85’i en ucuz tarifeyi kullanıyor. Bu tarifeye göre kullanıcılar en düşük paket için 21.80 Liralık bir hizmet alıyor, buna 3 Lira 92 kuruş KDV, 3 Lira 27 kuruş ÖİV ödeyerek ayda 29 Lira’ya İnternet kullanabiliyordu. Yeni indirim ile ÖİV 3 Lira 27 kuruştan 1 Lira 9 kuruşa iniyor, yani kullanıcılar 2 Lira 18 kuruş tasarruf edecekler. Bu ise toplamda 26 Lira 81 kuruşluk İnternet demek. Sizce bu 2 Lira ile daha çok insan İnternet’e bağlanmayı tercih eder mi? Yıllık 348 Lira yerine 322 Lira ödenecek, bu kadarlık bir indirim İnternet’i yaygınlaştırmaya yeter mi… Maalesef…</p>
<p>Yeni indirimi İnternet servis sağlayıcılar tarifelerine yansıttılar ve en düşük paketler 29 Lira’dan 26,81 Lira’ya indi. Öte yandan <a title="Kablo İnternet ile ilgili eski yazımı buradan okuyabilirsiniz" href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/kablo-internet-ucuzladi-adslye-daha-da-iyi-bir-alternatif/">her zaman ADSL&#8217;ye çok iyi bir alternatif olarak hatırlattığım Türksat Kablo İnternet</a> tarifelerinde de <a target="_blank" href="http://www.uydunet.net/">indirim yaptı</a> ve en basit ve ucuz paket olan aylık 10 Lira’lık paket fiyatı da 9,24’e indi. Halbuki KDV ve ÖİV tümden kaldırılsa ya da %1 gibi bir seviyeye indirilse 10 Lira’dan 7 buçuk liralara inebilirdik…</p>
<table border="0">
<tbody>
<tr>
<td>İnternet Paketi</td>
<td>Çıplak ADSL Fiyatı</td>
<td>KDV (%18)</td>
<td>Eski ÖİV (%15)</td>
<td>ÖİV (%5)</td>
<td>Eski Toplam</td>
<td>Yeni Toplam</td>
</tr>
<tr>
<td>ADSL – En Ucuz Paket</td>
<td>21,80</td>
<td>3,92</td>
<td>3,27</td>
<td>1,09</td>
<td>29,00</td>
<td>26,81</td>
</tr>
<tr>
<td>Kablo İnternet (Türksat) – En Ucuz Paket</td>
<td>7,52</td>
<td>1,35</td>
<td>1,13</td>
<td>0,38</td>
<td>10,00</td>
<td>9,24</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>2007 sonlarında “İnternet’te vergiler sıfırlansın” şeklinde bir kampanya başlatmayı, sivil bir girişim oluşturup İnternet kullanıcıları ve medyanın desteğiyle konuyu gündeme taşımayı düşünmüştüm ama özel nedenlerle bu işe el atamadım. Ama Türkiye’de milyonlarca İnternet kullanıcısı var, bunların önemli bir bölümü de ev ya da işine İnternet bağlatamıyor, kafelerden İnternet’e giriyor.</p>
<p>Tabii bilinçli bir toplum oturduğu yerden olumlu şeyler olsun diye bekleyip dua etmek, ümit etmek ile yetinmez, insiyatif alır, taleplerini iletir. Bu durumda da İnternet kullanıcılarına görev düşüyor, ama İnternet kullanıcıları sayısız web sitesine erişim yasaklanırken, çoğu Türk İnternet kullanıcısının hayran olduğu <a title="Şimdi de EkşiSözlük'e erişim engelleniyor, peki sözlük tepki oluşturabilecek aidiyeti yarattı mı başlıklı yazım için tıklayınız" href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/simdi-de-eksisozluke-erisim-engelleniyor-peki-sozluk-tepki-olusturabilecek-aidiyet-yaratti-mi-yoksa-sadece-oturup-elestiri-yazma-mekani-mi/">Ekşi Sözlük ve YouTube gibi siteler kapatılırken pek de iyi imtihan veremedi, tepkisiz kaldı</a>&#8230;</p>
<p>Bu toprakların insanları matbaa dünyada devrim yaratırken okuma yazma bilmiyordu. Dünya hızla sanayileşirken daha da geri kaldı. Artık çoktan istasyondan hareket etmiş olan İnternet treninin en azından son vagonuna atlamak istiyorsak İnternet’i şu ya da bu şekilde mutlaka kitlelerine erişimine mümkün kılmalı, bunu özel bir iletişim olarak görmekten vazgeçmeliyiz. İnternet artık hayatın olmazsa olmazı, nasıl temel gıda maddelerinde vergi indirimleri yapılıyorsa İnternet için de indirime gidilmeli. Yakut, elmas, pırlanta KDV’si %0 iken İnternet’in de KDV’si inmeli hatta %1 gibi sembolik seviyeler inmeli. İşte o zaman yıllık 348 Lira ADSL ödeyenler 260 küsür Liralar öder, işte o zaman bilgisayardan, cep telefonundan, İnternet kafeden İnternet’e girmek yaygınlaşır, o zaman insanımız bilgiye çabuk ulaşır, banka kuyruklarında saatler kaybetmez, verimli, etkin yaşar.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li><a title="En pahalı İnternet bizde, 4 Mbit Hız Neyimize başlıklı yazımı okumak için tıklayınız" href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/en-pahali-adsl-hala-bizde-4-mbit-hiz-neyimize-4-mblik-hattimiz-var-mi/">En pahalı ADSL Hala Bizde; 4 Mbit Hız Neyimize, 4 Mb&#8217;lik Hattımız Var mı?</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/internet%e2%80%99in-vergisi-ine-ine-2-lira-indi-ama-pirlantada-kdv-yok-hala-en-pahali-internet-turk-mali-internet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sabit Hatta En Uygun Tarife ve JeTTvel Paketi Hangisi; Sabit Ücretten Kurtulmak En İyisi mi</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sabit-hatta-en-uygun-tarife-ve-jettvel-paketi-hangisi-sabit-ucretten-kurtulmak-en-iyisi-mi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sabit-hatta-en-uygun-tarife-ve-jettvel-paketi-hangisi-sabit-ucretten-kurtulmak-en-iyisi-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Feb 2009 12:51:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=501</guid>
		<description><![CDATA[Daha çok abone aylık sabit ücrete isyan etmeye başlayınca bu konuda haklı da olsa Türk Telekom yeni Jettvel paketleri çıkarak sabit ücreti hazır konuşma paketlerine yedirmeyi tercih etti. Aylık 100, 200 ve 300'lük bu paketlerden hangisini seçmek size daha uygun? Yoksa paket seçmemek daha mı ekonomik hesaplıyoruz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Telekom’un telefon abonelerinden tahsil ettiği sabit ücret kamuoyunda daha çok tepki çekmeye, daha çok abone iptal için dava açmaya başlayınca karşımıza “sabit ücreti” içine yedirilmiş JeTTvel paketleri çıktı. Bu paketler GSM operatörlerinin benzer paketleri gibi, belli miktarda dakika içeriyor ve paket için aylık sabit bir ücret ödeniyor.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Türk Telekom tarifeleri, ADSL altyapısı üzerine onlarca yazımı <a href="http://www.cihansalim.net/blog/?s=t%C3%BCrk+telekom">Türk Telekom kelimelerini güncemde aratarak görebilirsiniz</a>. Fakat sabit ücretin bir mantığı olduğuna ve sürmesinin doğru olduğuna inanıyorum. Asıl kabul edilmesi zor olan sadece ADSL ile İnternet’e bağlanmak isteyenlerin de telefon hattı almak ve aylık telefon ödemesi yapmak zorunda olması.</p>
<p>Ama uzunca süredir TT uygulamalarını olumsuz şekilde eleştirmiyorum çünkü artık TT özel bir şirket. Asıl olumsuzluk bir “doğal tekel”in özelleştirilmesinde ve hala da rekabet oluşturacak şartlar oluşturmamakta. Bu sektörü düzenleyenlerin ve siyasi iradenin yaklaşımında… Bilgi ve iletişim teknolojilerinde <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/e-turkiye-olma-yolunda-kayip-bir-yil-2008-yuksek-vergi-ve-tekel-kosullari-ile-2009-da-umit-vermiyor/">2008’i de kayda değer bir ilerleme olmadan kapattık</a>.</p>
<p>Bugün ise konumuz başka. Birkaç sene önce TT ilk kez farklı tarife seçenekleri sunduğunda oldukça okunan karşılaştırma ve önerilerimi şimdi de JettVel adı altında yeni paketli tarifeleri işin içine katarak yenilemek istedim. Böylece milyonlarca abonenin gerçekçi bir değerlendirme okuyup doğru karar vermesine katkıda bulunmayı umuyorum.</p>
<p>Tüm detayları <a target="_blank" href="http://www.turktelekom.com.tr/tt/portal/BireyselUrun/Evde/Ses-Hizmetleri/Telefon/Ev-Telefonu/tarife">Türk Telekom’un web sitesinde Tarife ve Ücretlendirme sayfası</a>nda görebileceğiniz bilgileri kısaca özetleyecek olursak, beş tarife seçeneğimiz var, Şirket HATT, Konuşkan HATT, Standart HATT, Hesaplı HATT, Yazlık HATT. Hepsinin aylık sabit ücreti farklı, buna karşılık konuşma ücretleri de. İndirimli tarife ise artık sadece il içini kapsıyor, farklı illerle ne zaman konuşursanız konuşun indirim yok. İndirimli saatler pazar ve resmi tatiller gün boyu, diğer günler gece 11’den ertesi sabah 7’ye kadar geçerli. HesaplıHATT ve YazlıkHATT tarifelerinde size ücretsiz hediye edilen yaklaşık 100 dakika ise sadece akşam 10’dan sabah 7’ye kadar kullanılabiliyor.</p>
<div align="center">
<div style="width:520px; text-align:center" class="captionfull"><img alt="Türk Telekom sabit hat tarifelerini çeşitlendirmeye devam ediyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/turk-telekom-sabit-hat-tarifeleri.jpg" width=520 height=268 title="Türk Telekom sabit hat tarifelerini çeşitlendirmeye devam ediyor"/>
<p>Türk Telekom sabit hat tarifelerini çeşitlendirmeye devam ediyor, bilinçli seçim yapmak daha önemli hale geliyor</p>
</div>
</div>
<p>Bunlara dikkat çektikten sonra aşağıda yaptığım tüm hesapları, tüm konuşmalarınızı normal yani indirimsiz saatlerde yaptığınızı varsayarak hesapladığıma dikkat çekmek isterim. Çünkü elimde konuşmaların ne kadarının pazar günleri yapıldığı şeklinde bir ortalama bilgi yok.<br />
Bugün sabit hat telefon abonelerinin çok büyük bir bölümü StandartHATT kullanıcısı. Bu tarifede il içinde dakikası 8 kuruş, iller arasında 9,5 kuruşa konuşuyor, üstüne bir de her ay 14 Lira 83 kuruş sabit ücret ödüyorsunuz. KonuşkanHATT’ta ise il içi 7,3 kuruş, sabit ücret 24,12 Lira. HesaplıHATT’ta il içi 12,5 kuruş/dakika, sabit ücret 9,33.</p>
<p>Bilindiği gibi az konuşanlar için Hesaplı HATT, çok konuşanlar için Konuşkan HATT öneriliyor. Bu konuyla ilgili 2004&#8242;te yazdığım iki kısa yazıya <a href="http://cihansalim.net/blog/20040608.htm#sabithattarife">10 Ağustos</a> ve <a href="http://cihansalim.net/blog/20040608.htm#yazlikhat">13 Ağustos</a> kayıtlarından, onlara göre daha detaylı olan 11 Mart 2007 tarihli <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/yeni-sabit-hat-tarifelerinde-onemli-noktalar-neye-gore-secim-yapmali/">Yeni sabit hat tarifelerinde önemli noktalar: Neye göre seçim yapmalı? yazıma da burada</a>n ulaşabilirsiniz.</p>
<p><strong>JeTTvel Paketleri</strong><br />
Cetvelli paketlerin dakikaları sadece şehir içinde kullanılıyor. İller ya da ülkeler arası görüşmeler, TT hizmet numaraları kullanımı gibi tüm diğer kullanımlar ise mevcut tarifenizdeki fiyatlarla gerçekleşiyor. Bu nedenle konumuz tamamen şehiriçi konuşmalarla sınırlı.</p>
<p>Jettvel paketleri üç boyda geliyor, ayda 100 dakika konuşturan paket için 19 Lira, 200 dakika konuşturan paket için 23 Lira, 300 dakika konuşturan içinse 27 Lira ödüyor, buna karşılık aylık sabit ücretlerden kurtuluyorsunuz. Fakat paketinizi aşarsanız, tarifeniz ne olursa olsun il içi her yeni dakikada 12 kuruş ödüyorsunuz. Bu da Standart Hatt tarifesindeki 8 kuruştan %50 daha fazla. İşte bu nedenle karar vermek 30 saniyelik bir iş olmaktan çıkıyor, öncelikle ayda kaç dakika şehir içi konuşma yaptığınızı düşünmeniz gerekiyor.</p>
<p><strong>Normal Şehir içi Kullanımınız Önemli</strong><br />
Jettvel paketlerinden alıp almamak, alınacaksa hangi Jettvel paketini alacağınıza karar vermek için son gelen telefon faturalarınıza göz atmanız faydalı olacaktır. Önce, tam olarak Ödenecek Tutar bölümünün altında il içi dakika ücretine bakın. Örneğin Standart Hatt’ta bu 0,060453 Lira olarak geçmekte, yani konuşmanın dakikası vergilerden önce 6 kuruş. Konuşkan Hatt’ta tahminimce 5,48 kuruş, Hesaplı Hatt’ta ise 9,4 kuruş.</p>
<p>Vergisiz ücreti öğrendikten sonra, faturanın yine sağ kolonunda, Kontör/Ücret Bilgileri bölümünde Şehiriçi konuşma ücretinizi vergisiz olarak göreceksiniz. İşte bu ücreti yukarda gördüğünüz dakika ücretine bölün ve o ay kaç dakika şehir içi konuştuğunuzu öğrenin, mümkünse bunu birkaç ay için hesaplayıp ortalamanızı tahmin etmeye çalışın. Diyelim faturanızda 5,44 Lira şehiriçi görüşme tutarı varsa ve StandartHatt kullanıcısı iseniz bu rakamı 6 kuruşa bölünce 91 dakika konuştuğunuzu göreceksiniz.</p>
<p><strong>Hangi Tarife, Hangi Jettvel Paketi</strong><br />
Konuyu sadeleştirmek adına zaten abonelerin %80’inden fazlasını oluşturan StandartHatt abonelerine göre sonuçlar vereceğim. Ama en başta şunu söylemeliyim, yeni cetvellere rağmen ayda 78 dakikadan az konuşuyorsanız ve bu sürekli böyle ise size en uygun tarife HesaplıHATT’tır.</p>
<p>Şirketlere yönelik tavsiyede bulunmuyorum, çünkü bugün şirketlere çözüm sunan pek çok ayrı hizmet sağlayıcı var. Ama küçük bir ofis, işyeri, esnaf için de önerisiz geçmeyelim. 1327 dakikadan fazla aylık şehiriçi kullanım oluyorsa, yani ayda en az 120 Lira fatura ödeniyorsa, StandartHATT yerine KonuşkanHATT kullanmak daha ekonomik olacaktır.</p>
<p>Sonunda bu sınırlar içinde kalan Standart Hatt kullanıcılarına dönüp detaylı önerilerimizi yapabiliriz. Seçilen paketin verdiği ücretsiz dakikalar aşıldığında il içi 12 kuruş ödeme ile Standart Hatt’ın 8 kuruş/dakika ücretini karşılaştırıp Standart Hatt’ın 14,83 Lira sabit ücretinden kurtulmayı işin içine kattığımızda karşımıza çıkan doğru paketler şöyle:</p>
<ul>
<li>Hesaplı Hatt’ta geçmek istemeyen, <strong>ayda 52 dakikadan az</strong> il içi konuşanlar Jettvel paketi yerine standart hatt tarifelerinde hiçbir değişiklik yapmadan devam ederek;</li>
<li>İl içinde ayda <strong>en az 53, en fazla 133 dakika</strong> arasında konuşanlar Jettvel 100 paketini seçip ayda 19 Lira paket ücreti ve de 100 dakikanın üstündeki her dakikaya 12 kuruş ödemeyi göze alarak;</li>
<li>İl içinde ayda <strong>en az 134, en fazla 233 dakika</strong> arasında konuşanlar Jettvel 200 paketini seçip ayda 23 Lira paket ücreti ve de 200 dakikanın üstündeki her dakikaya 12 kuruş ödemeyi göze alarak;</li>
<li>İl içinde ayda <strong>en az 234, en fazla 595 dakika</strong> arasında konuşanlar Jettvel 300 paketini seçip ayda 27 Lira paket ücreti ve de 300 dakikanın üstündeki her dakikaya 12 kuruş ödemeyi göze alarak;</li>
<li>İl içinde <strong>ayda 596 ila 1327 dakika</strong> arasında konuşanlar ise hiçbir Jettvel tarifesi seçmeden Standart Hatt ile konuşarak</li>
</ul>
<p>şehir içi konuşmalarını en ucuz şekilde gerçekleştirmiş olurlar.</p>
<p>Tabii sabit hatları ile iller arası ya da uluslar arası pek çok konuşma yapanlar Standart Hatt yerine Konuşkan Hatt almayı da düşünebilirler ama ben bu yazıyı, kısıtlı zamanın çerçevesinde sadece Standart Hatt kullanıcılarına bir rehber olması için hazırladım. Bu rakamlar 2009 Şubat ayında yürürlülükte olan Jettvel ve sabit hat ücretlerini baz alarak hazırlandı. Soru ve önerilerinize göre düzeltme ve eklemeler yapabiliriz.</p>
<p>Değerlendirmemi bitirmeden önce 2009 sonuna kadar Jettvelli tarifelere geçen abonelere ilk 3 ay boyunca seçtikleri paketin dakikaları kadar da hediye edilecek. Yani 200&#8242;lük paket alırsanız 23 Lira&#8217;nızın üstüne bir kuruş eklenmeden 3 ay boyunca 200 değil 400 dakika il içi konuşma yapabileceksiniz.</p>
<p>Tarife değişikliği ve bilgi almak için TT ofisleri ve telefon ile 444 1 444 numaralı çağrı merkezini kullanabilirsiniz.</p>
<p>Güzel, neşeli konuşmalar!</p>
<p>Güncelleme &#8211; Şubat 2010: HesaplıHATT, KonuşkanHATT, ŞirketHATT ve YazlıkHATT tarifeleri 8 Ocak 2010 itibari ile yeni abone alımına ve tarife değişikliği kapsamında tarife geçişine kapanmış. Eski aboneler aynı tarife ile devam edebiliyor olsa da bu tarifelere yeni abone alımı yok, büyük olasılıkla alternatif paketler hazırlanacaktır diye düşünüyorum.<br />
Ayrıca çok önemli bir başka nokta da şu ki, HesaplıHATT ve YazlıkHATT&#8217;taki ücretsiz görüşme dakikaları eğer telefon santrali sayısal olmayan kırsal bir alanda yaşamıyorsanız, sadece gece 22:00&#8242;den sabah 7:00&#8242;ye kadar, şehir içini ararken kullanılabiliyor. Kırsal alanlarda eğer santral sayısal değilse ise dakikalar tüm gün kullanılabiliyor.</p>
<p><em>İlgili Yazılar:</em></p>
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/yeni-sabit-hat-tarifelerinde-onemli-noktalar-neye-gore-secim-yapmali/">Yeni sabit hat tarifelerinde önemli noktalar: Neye göre seçim yapmalı?</a></li>
</ul>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sabit-hatta-en-uygun-tarife-ve-jettvel-paketi-hangisi-sabit-ucretten-kurtulmak-en-iyisi-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>e-Türkiye olma yolunda kayıp bir yıl 2008! Yüksek vergi ve tekel koşulları ile 2009 da ümit vermiyor</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/e-turkiye-olma-yolunda-kayip-bir-yil-2008-yuksek-vergi-ve-tekel-kosullari-ile-2009-da-umit-vermiyor/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/e-turkiye-olma-yolunda-kayip-bir-yil-2008-yuksek-vergi-ve-tekel-kosullari-ile-2009-da-umit-vermiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2009 19:52:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=471</guid>
		<description><![CDATA[Mevcut kamu sitelerini bir araya toplamaktan öteye geçmeyen türkiye.gov.tr'nin açılışıyla avunmaya çalıştığımız 2008 bilişim sektörü açısından kayıp bir yıl oldu. En küçük, en az kullanıcılı ülkeler İnternet markaları çıkarırken Türkiye 2009'da yeni açılımlar iddiasında, ama iletişim vergileri ve kamunun bilişim vizyonu ne kadar değişecek göreceğiz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de bilişim sektörü üzerine en az yazı yazdığım yılı geride kalırken bu sadece tercihlerimden değil gerçekten de 2008’in bu alanda adeta kayıp bir yıl olmasındandı. Yılı değerlendiren yayınlar, raporlar, dosyalara göz gezdirdiğimizde de ne kadar küçük adımlardan bahsettiğimiz ortaya çıkıyor.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Yılsonuna yetişsin diye aceleyle açılan “Devletin Kısayolu” sloganlı <a href="http://www.turkiye.gov.tr" target=_blank title="resmi kamu hizmetleri portalımız artık türkiye.gov.tr adresinde yayında">www.turkiye.gov.tr</a> ile başlayabiliriz. Hangi yıldan örnek versek ki, mesela CeBIT Bilişim Eurasia 2004’te fuarın seçilen ana temalarında biri e-devlet idi ve birkaç devlet kurumu web sitesi tanıtılmıştı. Sonraki fuarlarda da genelde aynı şeyler oldu. Öte yandan “elektronikleşme” farklı şekillerde gündeme geldi, örneğin <a href="http://www.cihansalim.net/blog/200509.htm#mebtoshzen">2005 sonunda Türkiye’de 2 bin 600 okulumuzda tuvalet yokken, okullara altyapı, tuvalet, İnternet, bilgisayar getireceğimize öğretmenlere birazcık indirimle bilgisayar satın aldırdık</a>, söz konusu firmaya rekor kırdırttık, Dünya Başkan Yardımcısı meraktan buraya geldi, biz de e-devlet ilerliyor sandık!</p>
<p>Her neyse, yıllardır gündemde olan e-devlet portalı, “giriş kapısı” sonunda karşımızda ve bu tanımı hak edercesine zaten yayında olan pek çok kamu kurumunun web sitesini bir çatı altında toplamaktan öteye gitmiyor. Bu da olumlu bir gelişme ama bu kadar gecikmesi, bunun için büyük danışmanlık ücretleri ödememiz ve hala, açılış töreninde Başbakan’ın da itiraf ettiği gibi mevzuatta değişiklik olmadığından bürokratik sayısız işi kağıtla yapmak zorunda oluşumuz e-devlet konusunda çok ağır ilerlediğimizi gösteriyor.</p>
<p>Peki e-devlet hizmetlerinden kimler yararlanabiliyor? Türkiye “e”leşti mi, “e-Türkiye” oluyor muyuz? 2008’de 27-28 milyon İnternet kullanıcısına ulaştığımız iddia ediliyor, işin kötüsü propaganda yapma ihtiyacı değil doğru bilgiyle çalışma ihtiyacı olan bürokratlar, kamu temsilcileri bile buna inanıyor. Halbuki bu istatistik, her İnternet aboneliğini 4 kişinin sürekli kullandığı varsayımıyla ulaşılan abartılı bir rakam. Bu rakamlar çok önemli çünkü dünyanın hızına yetişmek için iletişim, İnternet, bilgi edinme kolaylığı alanlarında treni kaçırma lüksümüz yok.</p>
<p>Zaten çok az abonemiz olduğu için artış hızında dünyada ilk onda olabiliriz ama buna rağmen artış hızı yavaş! Çünkü dünyanın <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/en-pahali-adsl-hala-bizde-4-mbit-hiz-neyimize-4-mblik-hattimiz-var-mi/" title="En Pahalı ADSL Hala Bizde; 4 Mbit Hız Neyimize, 4 Mb’lik hattımız var mı! başlıklı yazım">en pahalı geniş bant İnternet erişimini kullanmaya devam ediyoruz</a>. 2008 boyunca İnternet gibi lüks, zevk için tüketilen(!) bir hizmet için %18 KDV ve %15 ÖİV ödemeye devam ettik. ÖİV’de %5&#8242;e indirim söz konusu ama bu sembolik, halbuki yapılması gereken, eğer sadece devlet “e”leşsin değil, Türkiye e-Türkiye olsun istiyorsak, ÖİV bir yana KDV’yi sıfırlamak!</p>
<p>İnternet’in ucuzlaması, yaygınlaşması sadece “kullanıcı” vatandaşlar için önemli değil, İnternet ve bilişim sektörü için belki daha da önemli. Az önce “doğru bilgiyle çalışma ihtiyacı olan bürokratlar, kamu temsilcileri de 28 milyon abone olduğuna inanıyor&#8221; derken kast ettiklerimden biri de son derece saygın, önemli çalışmalarında üstün performans gösteren <a href="http://www.invest.gov.tr/" title="invest.gov.tr adresinden İngilizce yayın yapan Ajans sitesine ulaşabilirsiniz">Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı</a> Başkanı Alpaslan Korkmaz. Sayın Korkmaz Türkiye’yi Avrupa’nın bilişim üssü yapma konusunda çok iddialı yorumlar yapmış, ama bunun için çok daha fazla abonelik, çok daha bilinçli ve yaygınlaşmış İnternet kullanımı ve böylece de İnternet hizmetleri sunabilen girişimler, çalıştırdıkları işgücü gerekli. Eğer kast edilen “bilgisayar programları”, talebe özel bile üretilse bildiğimiz “yazılım” ürünleri ise maalesef orada da hızla sıradanlaşmaya gidiliyor. Gelecek “platformlarda”, platformlar oluşturma, mevcut platformlarda çözüm sunmakta, yani İnternet tabanlı çözümler, hizmetler geliştirmede. Sayısız örnek verilebilir, mesela Estonya’dan dev bir İnternet markası çıkıyor, Skype, Türkiye’den bir örneğimiz neden yok?</p>
<p>Neden genç nüfusun bu kadar büyük olduğu, tüketme eğilimi düşük olmayan bu ülkeye sigaracısından petrol, benzin dağıtımcılarına, en büyük Avrupa bankalarından en meşhur restoranlara, krizde ABD’li rakiplerinden güçlü kalan Avrupalı otomobil üreticilerinden büyük gıda üreticilerine yabancı sermaye akıtılırken İnternet dünyasının, yazılımcıların devleri yeni yatırım ya da satın almalarla gelmediler, gelmiyorlar? Sadece burada olma kararını zaten çok önceden almış 2-3 büyük yatırımlarını koruyor. Peki onlar gelmiyorsa neden Türk bilişim devleri, dünyaca kabul gören İnternet hizmetleri çıkaramıyoruz?</p>
<p>Hatta neden web girişimlerimiz .com.tr ile biten adresler yerine .com ile biten Amerikan web adreslerini kullanıyor, mesela telekomünikasyon devimiz Türk Telekom yeni yıl kampanyası için neden .com.tr ile biten adres almakla uğraşamıyor? Demek ki biz bilişim konusunda doğru adımları atmıyoruz…</p>
<p>Kötümser olmak istemediğim zor bir dönem ama bilişimin önemini anladığımızı söylemek mümkün değil. 2009’da 3. Nesil mobil iletişim altyapısı kurulacak, tonlarca parayı 3G destekli telefonlara dökeceğiz. Ama bir türlü sabit hat İnternet konusunda rekabet yaratamamaya devam edeceğiz. Üstüne üstlük bu sene şehir içi telefon hizmetleri de rekabete açılacak, yani isterseniz sabit hat konuşmalarınızı Türk Telekom yerine başka bir firmadan yapabileceksiniz. Ama tabii bu yeni yetme firmalar böyle bir ekonomik ortamda yeni kablo döşeyemeyecek, yine Türk Telekom’a kira ödeyecek, hem de Türk Telekom’a rakip olacaklar. Şehir içi telefon hizmetinde ne kadar sağlıklı rekabet edilebileceğini, ADSL altyapısı için TT’ye mecbur olan alternatif ADSL şirketlerinin ne durumda olduğuna bakarak tahmin edebiliriz.</p>
<p>Hem de şehir içinde sabit hat telefon hizmeti sunmak isteyen yeni şirketler ankesörlü telefon ya da İnternet, veri hizmetleri sunma hakkına sahip olmayacaklar. Nerede sağlıklı miktarda, olması gerektiği kadar rekabet yoksa atalet olur, gelişme yavaşlar. İşte Türkiye’nin bilişimde atılım yapamamasının, Alpaslan Korkmaz’ın Avrupa’nın bilişim üssü olma ideallerine bugüne kadar ulaşılamamış olmasının bir nedeni bu, diğeri de vizyonsuzluktu. Umalım ki yeni yıl bu alanda yeni açılımlar getirsin.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/e-turkiye-olma-yolunda-kayip-bir-yil-2008-yuksek-vergi-ve-tekel-kosullari-ile-2009-da-umit-vermiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ADSL yerine VDSL ve Türkiye&#8217;de Yine &#8220;Kısıtlamalı&#8221; İnternet</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/adsl-yerine-vdsl2-ve-turkiye-de-yine-kisitlamali-internet/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/adsl-yerine-vdsl2-ve-turkiye-de-yine-kisitlamali-internet/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2008 20:29:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=214</guid>
		<description><![CDATA[Yeni genişbant İnternet olarak her yerde reklam edilen VDSL2, 32 Mb/s hız vaat ediyor. Fakat şimdiden ciddi çekinceler mevcut. Neden ADSL2+ tercih edilmedi, neden yeni modem almak gerekecek, neden 32 Mb download karşılığında sadece 1 Mb upload hızı veriliyor? Ve Türkiye'de kaç kişinin bu hızda İnternet'i ödeme gücü var...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Televizyon ve basın reklamlarında oldukça yer kapladığından muhtemelen Türk Telekom&#8217;un VDSL2 geniş bant İnternet altyapısı kurduğunu duymuşsunuzdur. Mevcut ADSL İnternet erişimi ile en fazla 4 Mbit/saniye veri indirme hızına ulaşılabilirken yakında VDSL teknolojisi ile 32 Mbit/s erişim hızı kullanıcılara sunulacak.
<div align=center><!--adsense--></div>
<p>Henüz satışlar başlamadığı gibi konuyla ilgili de fazla detay yok. Ama mevcut görüntü yine Türkiye&#8217;de İnternet&#8217;in yaygınlaşmasını sağlayacak bir yenilik olmayacağını gösterir nitelikte. VDSL, ya da pek kullanılmayan biçimde &#8220;VHDSL&#8221;, &#8220;Very High Speed Digital Subscriber Line&#8221;ın kısaltması. ADSL teknolojisi gibi mevcut bakır telefon hatlarından veri iletişimi sağlanırken mesafe VDSL&#8217;de daha büyük bir sorun olabiliyor. Bu yazıda teknik detaylara girmek hiç istemiyorum, ama 16 Mb&#8217;lik 1. VDSL seçeneğindeki hızın ulaşılabileceği alanın daha geniş olacağı, fakat 32 Mb hızlara ulaşmak için santral noktalara çok daha yakın olunmasının, hatta 300 metre gibi mesafelerin söz konusu olduğunu söylemekle yetineyim.</p>
<p><strong>Neden ADSL2+ ve ADSL Hızlarında Arttırım Tercih Edilmiyor</strong></p>
<p>Akla gelen ilk soru, bugün dial-up yani çevirmeli bağlantı unutulmuş ve İnternet denince akla ADSL gelirken, ülkede satılan ADSL modem markası çoğalır, model sayısı patlarken neden ADSL&#8217;ye özgü altyapı güçlendirmesi yapılmıyor? Uzun süredir satılan ADSL modemlerin neredeyse tümü ADSL2+ modemler, yani 24 Mbit hızlara erişebilen modemler. Bugün ise ADSL tarifeleri 4 Mb/s ile sınırlı. Bırakın ADSL2+&#8217;yı, ADSL hatları 8 Mb/s&#8217;ye yükseltmek hedeflenebilir. Zaten bugün modem ekranlarınızı kontrol ettiğinizde çoğunuz hattınızın 8 Mb/s hıza elverdiğini görebilirsiniz.</p>
<p>Ülkede ADSL abonelerinin %85&#8242;i hala en ucuz tarife olan 1 Mbit/s hızı tercih ederken 32 Mbit&#8217;lere atlamanın sırrını çözmek zor. Tabii ki &#8220;Mevcut altyapı ile en uygusunu VDSL2 olacaktı&#8221;, &#8220;Yatırım harcamaları en uygun olan bu&#8221; gibi açıklamalar duyabiliriz. Ama bugün ve yakın geçmişte modem alanlar VDSL2 için modem değiştirmek zorunda kalacak. ADSL ile devam edilse, 24 Mb hatta 8 Mb/s sunulsa, yaygınlaştırılsa, fiyat farkı konsa bile insanlar mevcut modemleri ile İnternet&#8217;e girmenin rahatlığını yaşayacaktı.</p>
<p><strong>Upload Hızı Neden Sadece 1 Mb/s, Oran 32&#8242;ye 1?<br />
</strong></p>
<p>Açıklanan VDSL2 tarifeleri ile ilgili diğer bir soru işareti ise garip download/upload oranları. TT&#8217;nin toptan <a title="Türk Telekom'un Tüketici Değil Toptan Fiyat Tarifeleri" href="http://www.turktelekom.com.tr/webtech/default.asp?sayfa_id=689" target="_blank">VDSL2 tarifeleri 2 seçenekten oluşuyor</a>: 16 Mbps download / 1 Mbps upload ve de 32 Mbps download / yine 1 Mbps upload. Halbuki bugünkü ADSL tarifelerinde 4 Mbps download / 1 Mbps upload hızı sunuluyor. Şaşırtıcı olan veri yükleme, göndermenin neden 1 Mbps ile sınırlı tutulduğu.</p>
<p>Bir örnekle düşünelim,  32 Mbps&#8217;lik VDSL2 hattınızla, mesela ofisinizde iş ile ilgili ya da tatilde çektiğiniz yüksek çözünürlükte 5 MB boyutunda bir fotoğrafı göndermeniz yaklaşık 50 saniye sürecek, ama size gönderilen aynı boyutta dosyayı almanız sadece birkaç saniye. Eğer 4 Mbit downloat/1 Mbit upload ADSL tarifeniz olsa idi, aynı dosyayı almak 15-20 saniye sürecekken, göndermeniz yine neredeyse 50 saniye, 1 dakikayı bulacaktı.</p>
<p>VDSL2 tarifelerinde dosya gönderim yani upload hızlarının 1 Mbit ile sınırlandırılması çok düşündürücü. Bu adeta &#8220;İnternet&#8217;ten ne alacaksan al, ama sen İnternet&#8217;e bir şey yükleme&#8221; demek gibi bir şey ve günümüz Web 2.0 dünyasında sosyalleşme platformlarının kullanılmasını, iş ve eğitim amaçlı dökümanların paylaşılmasını, video konferans yapılmasını fazlasıyla zorlaştırıyor. Zaten bu konuda spekülasyonlar yapılmaya başlandı, &#8220;Türk Telekom&#8217;un upload hızını sadece 1 Mb/s&#8217;de tutması, şirketlerin VDSL2 abonesi olduktan sonra İnternet&#8217;ten telefon, video konferans yapmasını zorlaştırmak, engellemek amaçlı&#8221; şeklinde iddialar hiç de mantıksız değil.</p>
<p>Teknik bir altyapı engeli de olamaz çünkü VDSL hizmeti sunulan diğer ülkelerde böyle 32&#8242;ye 1 gibi görülmemiş oranlar yok. <a title="Vikipedi makalesi" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Very-high-bit-rate_Digital_Subscriber_Line" target="_blank">Örneğin Avrupa&#8217;da şöyle paketler mevcut</a>, Paris&#8217;de 60 Mb/6 Mb; Almanya&#8217;da 25 Mb/5Mb ve 50Mb/10Mb. Çok daha yüksek oranlar, hatta download ile upload hızının eşit olduğu paketler de diğer ülkelerde mevcut. Zaten <a title="İlgili Vikipedi makalesi" href="http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_device_bandwidths" target="_blank">teorik limitler</a> de herşeyi anlatıyor; ADSL&#8217;de 8 Mb/1 Mb, ADSL2+&#8217;de 24 Mb/3 Mb, VDSL&#8217;de 200 Mb/25 Mb, VDSL2&#8242;de ise 250 Mb/31 Mb.</p>
<p>Türk Telekom&#8217;un bire otuz iki oranı gerçekten de şaşırtıcı ve engelleyici. Bugün 1 Mb gönderim hızı ile İnternet&#8217;te bir şeyler paylaşmak hiç de hızlı değil! Hele bir küçük şirket çalışanları için VDSL hattı alıp bunu paylaştırdığında 32 Mb indirme hızı fazlasıyla yeterli olacak olsa da birkaç kişi aynı anda şirket dışına dosya gönderdiğinde baş ağrıları artacaktır. Peki şirketler ille de özel çözümler satın almak zorunda mı?</p>
<p><strong>Hala Satınalma Gücüne Göre En Pahalı Genişbant Türkiye&#8217;de</strong></p>
<p>Son olarak, yazının başında ima ettiğim noktayı, mevcut VDSL2 duyurusu ile Türkiye&#8217;de İnternet&#8217;in yaygınlaşmasıyla ilgili bir ümit doğmadığına vurgu yapmak istiyorum. Bugün ADSL abonelerinin %85&#8242;i 29 YTL&#8217;lik en düşük hızdaki pakete abone iken, toplumda yüksek hız talebi kısıtlı, maliyet hassasiyeti güçlü iken para ödeyebilen birkaç milyon abonenin kullandığı hızın 32 katını saatlerce TV ve basında duyurmak bir &#8220;imaj çalışması&#8221;ndan öteye gitmiyor.</p>
<p>Geçen yıl &#8220;<a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/en-pahali-adsl-hala-bizde-4-mbit-hiz-neyimize-4-mblik-hattimiz-var-mi/" target="_self">En Pahalı ADSL Hala Bizde; 4 Mbit Hız Neyimize, 4 Mb’lik hattımız var mı!</a>&#8221; başlıklı yazımda yazdığım gibi satın alma gücüne oranla geniş bant İnternet için en büyük maliyeti gözden çıkaran ülkeyiz. Böyle bir ortamda 129 YTL ve 169 YTL&#8217;lik VDSL2 tarifeleri İnternet kullanıcısı olmak isteyenlerin ve de mevcut İnternet kullanıcılarının çok azının ilgisini çekebilecek.</p>
<p>Yine aynı soru karşımıza geliyor: İnternet&#8217;i yaygınlaştırmak istiyor muyuz? Artık bir kamu kurumu olmayan Türk Telekom&#8217;un fiyatlarıyla ilgili bir yaptırım, belli kuralları çiğnemedikçe, söz konusu olamaz. Asıl önemlisi, hükümetler İnternet erişiminden ne kadar vergi almayı doğru buluyor ve de Türk Telekom&#8217;ın tekel konumunu tehdit edemeyen mevcut yapının ne kadar süre aynen devam etmesi arzulanıyor&#8230;</p>
<div align=center><!--adsense#linkunit--></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/adsl-yerine-vdsl2-ve-turkiye-de-yine-kisitlamali-internet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kablosuz İnternet Wi-Fi olmasa da olur, elektrik prizine ne dersiniz? Hem ADSL, hem Kablonet için</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/kablosuz-internet-wi-fi-olmasa-da-olur-elektrik-prizine-ne-dersiniz-hem-adsl-hem-kablonet-icin/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/kablosuz-internet-wi-fi-olmasa-da-olur-elektrik-prizine-ne-dersiniz-hem-adsl-hem-kablonet-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Apr 2008 18:20:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[bilgisayarlar]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2008/kablosuz-internet-wi-fi-olmasa-da-olur-elektrik-prizine-ne-dersiniz-hem-adsl-hem-kablonet-icin/</guid>
		<description><![CDATA[Henüz Türkiye&#8217;de ADSL İnternet erişimi pek de yaygın değilken, kablosuz ağ, &#8220;wireless bağlanmak&#8221; bilinmezken bu konuları anlattığım &#8220;Kablosuz Ağ ile Sınırsız İnternet&#8221; yazımla bu şekilde İnternet&#8217;e bağlanmak isteyenlere yardımcı olmak istemiştim. Yazıda kendi imkanlarınızla anten gücünü arttırmaya bile değinmiştik. ADSL ve kablosuz modemler, kablosuz ağ alıcıları aradan geçen dört yılda karşılaştırma yapılmayacak kadar yaygınlaştı. Ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Henüz Türkiye&#8217;de ADSL İnternet erişimi pek de yaygın değilken, kablosuz ağ, &#8220;wireless bağlanmak&#8221; bilinmezken bu konuları anlattığım &#8220;<a title="2004'te yazdığım kablosuz ağ kurma yazısı" href="http://cihansalim.net/dosya/200402a.htm" target="_blank">Kablosuz Ağ ile Sınırsız İnternet</a>&#8221; yazımla bu şekilde İnternet&#8217;e bağlanmak isteyenlere yardımcı olmak istemiştim. Yazıda kendi imkanlarınızla anten gücünü arttırmaya bile değinmiştik. ADSL ve kablosuz modemler, kablosuz ağ alıcıları aradan geçen dört yılda karşılaştırma yapılmayacak kadar yaygınlaştı. Ama bugün de tesadüfen kullanmaya başladığım bir &#8220;kablosuz ağ&#8221; alternatifini sizle paylaşmak istedim. Çünkü önceki yıllara göre parayı daha dikkatli harcamamız gereken bu yılda ciddi bir tasarruf sağlayabilir.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Bugün evine ADSL İnternet bağlatanlar bir ADSL modem alıyorlar, ama eğer dizüstü bilgisayar kullanıyorlarsa genellikle kablosuz modem tercih ediyorlar. Her ne kadar wireless modemler ucuzlasa da ortalama bir modem 100 YTL&#8217;nin üstünde. Bazen de evde wireless modem olup wireless ağ bağlantı yeteneği olmayan bilgisayar ve dizüstülere 50-100 YTL&#8217;lik USB wi-fi parçalar takmak istiyoruz.</p>
<p>ADSL değil de Kablonet kullanıcısıysanız wi-fi modemler daha da pahalı kullanım sunuyor. Ama bir süredir evinizdeki elektrik şebekesi üzerinden bilgisayarları, modemleri, her türlü ethernet ağ cihazını birbirine bağlamanız mümkün. Günce yazılarımda asla bir markanın, üstü kapalı şekilde bile, reklamını yapmak, tüketiciyi yönlendirmek istemem, aynı eleştirilerimde gereksiz durumlarda marka vermek istemediğim gibi. Ama ben söz konusu cihazlara sadece Philips&#8217;de rasgeldiğimden tek bir markayı sizlerle paylaşmak zorundayım. Philips&#8217;in <a title="Philips'in resmi ürün sitesi" href="http://www.consumer.philips.com/consumer/tr/tr/consumer/cc/_categoryid_PC_NETWORKING_CA_TR_CONSUMER/#;filterStates=%5BFK_POWERLINE_ETHERNET_ADAPTERS%3Btrue%5D%5BFK_PC_CABLES_NETWORKING%3Bfalse%5D%5Bcompare%3Bfalse%5D" target="_blank">elektrik hattı ethernet adaptörleri</a>ne de sadece Teknosa&#8217;da denk geldim. <a title="Teknosa'nın web sitesinde ilgili ürün sayfası" href="http://www.teknosa.com/Cultures/tr-TR/Products/urundetay.htm?CS_ProductID=125430091&amp;CS_Category=_SBA_899_1662_796_3654&amp;CS_Catalog=_BILGISAYAR&amp;T_Category=_WIRELESS_ADAPTORLER_VE_BLUETOOTH899" target="_blank">Ürünler yaklaşık 20</a> ve 60 YTL. 20 YTL&#8217;lik modeli aldım ve yaklaşık 10 gündür sorunsuz şekilde kullanıyorum.</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/uploads/2008/04/elektriknet.jpg" alt="Philips’in bu adaptörleri ile elektrik şebekesi üzerinden ağ kurmak, İnternet’e erişmek mümkün" /></p>
<p>Ürün kutusundan iki adet standart ethernet kablosu, yazılım, yardım, güvenlik CD&#8217;si ve tabii iki adet adaptör çıkıyor. Ethernet kablolarından birini alıp adaptörlerden birine takıyorsunuz, ağ kablosunun boşta kalan tarafını da bilgisiyarınızın bildiğiniz, standart ağ girişine takıyorsunuz. İkinci adaptöre de aynı şekilde ağ kablosu takıp ağ kablosunun diğer tarafını modeme takıyorsunuz. Şimdi bu adaptörlerden birini bilgisayarınıza en yakın prize, diğerini de ev, iş yeri, balkon, kısacası istediğiniz yere koyduğunuz modemin en yakınındaki prize yerleştiriyorsunuz.</p>
<p>Hiçbir ayar yapmadan bilgisayar açılır açılmaz İnternet&#8217;e bağlanabiliyorsunuz. Böylece &#8220;kablosuz modemimin sinyal gücü arka odaya ulaşmıyor&#8221;,  &#8220;kablosuz modemim sayesinde acaba komşularım İnternet bağlantıma izinsiz girebilir mi&#8221;, &#8220;kablosuz modemin telsiz yayını sağlığa zararlı mı&#8221;, &#8220;kablosuz modemler indirime girdi, 100 YTL vermeye değer mi&#8221; gibisinden düşüncelere kafa yormadan rahatça bilgisayarınızla istediğiniz odadan İnternet&#8217;e girebiliyorsunuz. İstediğiniz sayıda adaptör alarak istediğiniz kadar odada istediğiniz sayıda bilgisayarı ağa dahil edebiliyorsunuz. Bu cihazları sadece İnternet için değil, iki bilgisayar arasında dosya transferi yapmak, kablo çekemediğiniz salondaki printer&#8217;a bağlanmak için de kullanabilirsiniz. Ya da bir &#8220;hub&#8221; kullanarak ağı çok daha büyütmeniz mümkün. Nasıl kullanacağınız size kalmış, ama az sayıda cihaz olan evler için çok uygun bir çözüm gibi görünüyor.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/kablosuz-internet-wi-fi-olmasa-da-olur-elektrik-prizine-ne-dersiniz-hem-adsl-hem-kablonet-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En büyük ticaret sitelerinden Alibaba.com da yasaklandı. Devletin teşviği de havaya gidiyor, ihracatçımızın çabası da</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/en-buyuk-ticaret-sitelerinden-alibabacom-da-yasaklandi-devletin-tesvigi-de-havaya-gidiyor-ihracatcimizin-cabasi-da/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/en-buyuk-ticaret-sitelerinden-alibabacom-da-yasaklandi-devletin-tesvigi-de-havaya-gidiyor-ihracatcimizin-cabasi-da/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Feb 2008 20:04:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2008/en-buyuk-ticaret-sitelerinden-alibabacom-da-yasaklandi-devletin-tesvigi-de-havaya-gidiyor-ihracatcimizin-cabasi-da/</guid>
		<description><![CDATA[Aslında İstanbul&#8217;da ücretsiz dağıtılmaya başlanan gazetelerin getirdiği heyecan üzerine yazacaktım ama yeni ve yine çok etkileyici(!) bir web sitesi engellemesi ile karşı karşıya kaldığımızı öğrenip gazeteleri birkaç gün sonraya erteledim. Dünyanın ve Türkiye&#8217;nin en popüler ikinci sitesi YouTube&#8217;u engelleme kararlarımız yerkürenin farklı bölgelerinde ilgi çekti, ülkemizde de tartışma yarattı. YouTube gibi tartışmalı içeriğin kontrolsüz denecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aslında İstanbul&#8217;da ücretsiz dağıtılmaya başlanan gazetelerin getirdiği heyecan üzerine yazacaktım ama yeni ve yine çok etkileyici(!) bir web sitesi engellemesi ile karşı karşıya kaldığımızı öğrenip gazeteleri birkaç gün sonraya erteledim. Dünyanın ve Türkiye&#8217;nin en popüler ikinci sitesi <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2008/youtube-yine-engellendi-ama-interneti-nasil-kullanacagimi-ben-bilirim-diyorsaniz-buyrun-cozum-ellerinizde/" title="Konuyla ilgili bir yazım">YouTube&#8217;u engelleme kararlarımız</a> yerkürenin farklı bölgelerinde ilgi çekti, ülkemizde de tartışma yarattı. YouTube gibi tartışmalı içeriğin kontrolsüz denecek biçimde çoğaldığı bir ortamın engellenmesini onaylayanlar hiç de az değil. Hele işin içine milli değerlerin korunması girince&#8230;</p>
<p><center><!--adsense--></center>Ama bu sefer engellenen site dünyanın en çok ziyaret edilen 250 sitesinden biri olmayı başaran bir şirketler arası ticaret sitesi, <a href="http://www.alibaba.com" target="_blank">Alibaba.com</a>. Çinli Alibaba Grubu&#8217;nun Yahoo! China ve diğer sitelerinden oluşan portföyünde en çok öne çıkardığı bu B2B iş platformu aklınıza gelecek neredeyse tüm endüstriyel ürünlerin el değiştirmesinde aracı rolü üstleniyor. Gerek Çin pazarı, gerekse de Çin&#8217;in dış ticaretinde yer almak isteyen sayısız şirketin faydalandığı bu site, T.C. İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi&#8217;nin aldığı kararla Türk Telekom omurgasında engellenmeye başlandı.Engelleme ile ilgili yazmadan önce Alibaba.com&#8217;un dünyanın en güvenilir B2B sitelerinden olduğunu, üye sayısının yüz binlerce şirket şeklinde ifade edilebileceğini, <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2008/artik-teknoloji-sirketi-degiller-microsoftun-yahoo-teklifi-medya-ve-reklamciligin-gelecegi-uzerine-ve-diger-etkiler/" title="Konuyla ilgili 'Artık teknoloji şirketi değiller, Microsoft’un Yahoo! teklifi medya ve reklamcılığın geleceği üzerine! Ve diğer etkiler' başlıklı yazım">geçtiğimiz haftalarda Microsoft&#8217;un satın almak için 45 milyar dolar teklif ettiği</a> İnternet devi <a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/336673.asp" title="NTVMSNBC haberi" target="_blank">Yahoo!&#8217;nun Alibaba.com&#8217;un %40&#8242;ına ortak olmak için 2005 yılında 1 milyar dolar verdiğini</a> hatırlatmak gerekli. Ayrıca Başbakanlık&#8217;a bağlı <a href="http://www.igeme.org.tr/" target="_blank">İhracatı Geliştirme Etüt Merkezi</a> tarafından da Türk ihracatçılarının Alibaba.com sitesine üyelik ücretlerinin bir bölümünün karşılandığını, sitenin kabul gördüğünün bir kanıtı olarak okuyabiliriz.</p>
<p>Alibaba.com&#8217;un engellenmesinin bir nedeni olarak sitede &#8220;Ataturk&#8221; kelimesi aratılınca çeşitli iç çamaşırı, vb. ürünlerin çıktığı şeklinden bir dedikodu olsa da kararın Fikri ve Sınai Haklar Hukuku Mahkemesi&#8217;nce alınması bu olasılığı çürütüyor kanaatindeyim. Belki ülkemizde faaliyet gösteren bir şirketin kabul edilmiş fikri haklarını çiğneyerek ticari zarara neden olan bir Uzak Doğulu üreticinin ürünlerinin sayfalarının engellenmesi talebi yine her zaman olduğu gibi tüm sitenin kapatılmasıyla sonuçlanmış olabilir. Olayın perde arkası yakında görülecektir.</p>
<p>Böyle bir sitenin neden kapatıldığı, arkasındaki mantığın tartışması bizi yine aynı kısır sohbetlere götürecek. Yeni İnternet Kanunu ile ilgili yazdığım yazıların bir paragrafını bile tekrarlamak, Türkiye&#8217;nin bilgi toplumu olamamasının nedenlerine bugün yine değinmek istemiyorum. İnternet&#8217;in ne olduğunu bilmeyenlerin İnternet üzerinde bu kadar etki sahibi olduğu bir ülkede işte böyle ticaret kapılarımızdan birini kapatır, kendi devletimizin bütçesinden ödenen abonelik ücretlerinin uçup gitmesini sağlarız. Bindiğimiz dalı baltalamaya devam, bakalım nereye kadar&#8230;</p>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/en-buyuk-ticaret-sitelerinden-alibabacom-da-yasaklandi-devletin-tesvigi-de-havaya-gidiyor-ihracatcimizin-cabasi-da/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İhbar Sitemiz de Açıldı, Hemen İhbar Edin; Mahkemeye, Hakime Gerek Yok, Site Kapansın!</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/ihbar-sitemiz-de-acildi-hemen-ihbar-edin-mahkemeye-hakime-gerek-yok-site-kapansin/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/ihbar-sitemiz-de-acildi-hemen-ihbar-edin-mahkemeye-hakime-gerek-yok-site-kapansin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Dec 2007 20:54:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2007/ihbar-sitemiz-de-acildi-hemen-ihbar-edin-mahkemeye-hakime-gerek-yok-site-kapansin/</guid>
		<description><![CDATA[Daha önce de çeşitli maddelerine değindiğim (bkz. yazı sonundaki bağlantılar) 5651 sayılı &#8220;İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkındaki Kanun&#8221; yürürlüğe girdi. Böylece Türkiye&#8217;yi yönetenler İnternet&#8217;i anlama konusunda mesafe kat etmediklerini resmen göstermiş oldular.

İnternet&#8217;te yapılan yayınlarla işlenen suçlara karşı yaptırım girişimlerinin eksiklikleri saymakla bitmiyor. Sayfa yerine site kapatmalar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Daha önce de çeşitli maddelerine değindiğim (bkz. yazı sonundaki bağlantılar) 5651 sayılı &#8220;İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkındaki Kanun&#8221; yürürlüğe girdi. Böylece Türkiye&#8217;yi yönetenler İnternet&#8217;i anlama konusunda mesafe kat etmediklerini resmen göstermiş oldular.</p>
<p><center><!--adsense--></center><br />
İnternet&#8217;te yapılan yayınlarla işlenen suçlara karşı yaptırım girişimlerinin eksiklikleri saymakla bitmiyor. Sayfa yerine site kapatmalar, engellemeler, aslında bu engellerin herkesi &#8220;engellememesi&#8221;, İnternet&#8217;in doğası gereği yine o sitelere erişimin mümkün olması ve daha pek çok yandan bu girişimler ele alınabilir. Ama hepsinin temelinde yatan gerçek şu, İnternet&#8217;in ne olduğunu, nasıl işlediğini hala anlayamadık!Ama düzenleme, denetim çabaları devam ediyor ve her seferinde daha da şaşırtıcı sonuçlar çıkıyor! Yürürlüğe giren kanun ile artık mahkeme kararı olmadan da kısa sürede web sitelerine erişim engellenebilecek. Telekomünikasyon Kurumu altında kurulan <a target="_blank" href="http://www.tib.gov.tr/default.aspx?cid=1">Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı</a> (TİB) adlı birim üyeleri gelen şikayetler doğrultusunda bazı durumlarda web sitelerine erişimi mahkeme kararı olmadan da engelleyebilecek. Kabaca 8 konuda tehlikeli içerik yayınlayan siteler engellenecek ama sınırlar o kadar muallak, sorumluluk ve süreçler o kadar şaşırtıcı ki&#8230;</p>
<p style="text-align: center"><a rel="attachment wp-att-143" href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/ihbar-sitemiz-de-acildi-hemen-ihbar-edin-mahkemeye-hakime-gerek-yok-site-kapansin/erisim-engellenmistir-2/" title="Erişim Engellenmiştir!"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/uploads/2007/12/erisim1.gif" alt="Bugüne kadar pek çok ünlü web sitesine ulaşmaya çalıştığımızda karşımıza bu ekran çıktı" /></a></p>
<p>Müstehcenlik, sağlık gibi başlıkların açılımları net değil, TİB üyeleri müstehcen buldukları siteyi engelleyebilecek, ama kime neye göre müstehcen&#8230; Bana müstehcen gelen bir sayfa bir başkasına zar zor bulabildiği bir bilgi kaynağı gibi görülebilir. Daha da düşündürücü olan, &#8220;müstehcenlik&#8221; nedeni ile kapatılan sitelerin artması ile artık bunu kanıksama riskimiz ve de zamanla basit bir fotoğraf ya da yazı ile, genelinde  faydalı olan bir siteyi tümden yitirmemiz.</p>
<p>Nitekim bunun yolu da başarıyla açılmış! <a target="_blank" href="http://www.ihbarweb.org.tr">Bilgi İhbar Merkezi</a> adlı ihbarweb.org.tr adresindeki sitede istediğiniz siteyi ihbar edebiliyorsunuz. RTÜK tecrübemiz ortada, canı sıkılan herkes şikayet edecek birilerini, bir şeyleri arıyor, buluyor ve RTÜK çağrı merkezini arıyor. Bunun daha da fazlasını İnternet&#8217;te canı sıkılan, oradan buraya zıplarken saçma içerikle karşılaşan insanların bu site üzerinden yapacağı malum.</p>
<p>Bu durumda TİB üyelerine, ihbar edilen web sitelerini kontrol edecek herkese sabır diliyoruz! Bakalım bu kadar çok müstehcen, zararlı, kumar, intihar, uyuşturucu, fuhuş içerikli site ihbarını değerlendirecek olan kişiler kendi ahlaklarını nasıl koruyabilecek, mesleki yıpranmaya nasıl dayanacak?</p>
<p>Şaka bir yana İnternet&#8217;teki içerikle ilgili yapılması gerekenler var. Ama bunlar çok iyi düşünülmeli, konunun uzmanlarından yönlendirme, danışmanlık alınmalı, dünyadaki örnekler dikkate alınmalı, sonuçta dünyada İnternet&#8217;e bir tek biz bağlı değiliz, ama uyguladığımız teknik yönden komik, sosyal ve politik açıdan ise fazlasıyla eleştiriye açık site kapatma ve engellemelerle artık Çin, İran gibi ülkelerle birlikte anılır olduk. Son olarak Dubai&#8217;de Hürriyet gazetesinin web sitesine erişimin engellendiği yönünde gelen haberleri de hatırlarsak istikametimizin vahametini daha iyi anlarız.</p>
<p>Ve önceki paragraftaki önermelerimden de önce, asıl idealimiz, hedefimiz yayınları tek tek kapatmak değil, bu yayınlardan etkilenmeyen, sorgulayan, her okuduğu ve gördüğüne sualsiz inanmayan, akılcı bireyler yetiştirmek olmalı&#8230;</p>
<p><em>İlgili Yazılar:</em></p>
<ul>
<li><a rel="bookmark" href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/yeni-internet-kanunu-mucizeler-iceriyor-kimlik-gizleyerek-gunce-blog-yazmak-mumkun-olacak-mi/" title="Permanent Link to ">Yeni İnternet Kanunu ‘Mucizeler’ İçeriyor: Kimlik Gizleyerek Günce (Blog) Yazmak Mümkün Olacak mı?</a></li>
<li><a rel="bookmark" href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/simdi-de-eksisozluke-erisim-engelleniyor-peki-sozluk-tepki-olusturabilecek-aidiyet-yaratti-mi-yoksa-sadece-oturup-elestiri-yazma-mekani-mi/" title="Permanent Link to ">İnternet Kanunu Mucizeleri-2: Link Verdiğin Site Yüzünden Suç İşlemek</a></li>
<li><a rel="bookmark" href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/internet-kanunu-mucizeleri-3-tehlikeli-icerik-kanununa-duzeltme-hakki-neden-eklendi/" title="Permanent Link to ">İnternet Kanunu Mucizeleri-3: Tehlikeli İçerik Kanununa Düzeltme Hakkı Neden Eklendi</a></li>
<li><a rel="bookmark" href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/simdi-de-eksisozluke-erisim-engelleniyor-peki-sozluk-tepki-olusturabilecek-aidiyet-yaratti-mi-yoksa-sadece-oturup-elestiri-yazma-mekani-mi/" title="Permanent Link to ">Şimdi de EkşiSözlük’e Erişim Engelleniyor. Peki Sözlük Tepki Oluşturabilecek Aidiyet Yarattı mı? Yoksa Sadece Oturup Eleştiri Yazma Mekanı mı…</a></li>
<li><a rel="bookmark" href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/tanimadiklarinizla-konusmayin-siki-giyinip-ailenizle-dolasin-internetin-gercekliginden-bu-kadar-uzak-yoneticiler-bir-tek-turkiyede/" title="Permanent Link to ">“Tanımadıklarınızla konuşmayın, sıkı giyinip ailenizle dolaşın” &#8211; İnternet’in gerçekliğinden bu kadar uzak yöneticiler bir tek Türkiye’de</a></li>
<li><a rel="bookmark" href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/youtube-yasagi-her-seyden-once-teknolojiyi-hala-anlayamadigimizin-kaniti-peki-anlamayanlari-o-mevkilerde-biz-tutmuyor-muyuz/" title="Permanent Link to ">YouTube yasağı her şeyden önce teknolojiyi hala anlayamadığımızın kanıtı. Peki anlamayanları o mevkilerde biz tutmuyor muyuz!</a></li>
</ul>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/ihbar-sitemiz-de-acildi-hemen-ihbar-edin-mahkemeye-hakime-gerek-yok-site-kapansin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğa ve Çevre Üzerine Yazın; Bir Elin Nesi Var, İki Elin&#8230;</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/doga-ve-cevre-uzerine-yazin-bir-elin-nesi-var-iki-elin/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/doga-ve-cevre-uzerine-yazin-bir-elin-nesi-var-iki-elin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Oct 2007 20:13:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2007/doga-ve-cevre-uzerine-yazin-bir-elin-nesi-var-iki-elin/</guid>
		<description><![CDATA[15 Ekim Pazartesi günü yaklaşık 15 bin günce (blog) doğal çevremiz üzerine yazacak. Eğer siz de günce yazıyorsanız “Blog Action Day”e katılın, okurlarınızın dikkatini çekin. “Bir sayfa, birkaç okurdan ne çıkar”, “ya da ne yazabilirim ki” diye düşünmeyin, birlikten güç doğar!

Çoğu yazar güncelerine önem veriyor, kendine fırsat yaratıp yeni bir şeyler yazmak istiyor. Ben de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>15 Ekim Pazartesi günü yaklaşık 15 bin günce (blog) doğal çevremiz üzerine yazacak. Eğer siz de günce yazıyorsanız <a target="_blank" href="http://site.blogactionday.org/about/2007-the-environment/">“Blog Action Day”e katılın</a>, okurlarınızın dikkatini çekin. “Bir sayfa, birkaç okurdan ne çıkar”, “ya da ne yazabilirim ki” diye düşünmeyin, birlikten güç doğar!</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Çoğu yazar güncelerine önem veriyor, kendine fırsat yaratıp yeni bir şeyler yazmak istiyor. Ben de böyle bir fırsatı İDO Yenikapı-Bandırma feribotunda bulacağımı umuyordum. Ama yılda 2-3 kez kullandığım feribotta tabii ki yine kablosuz ağa bağlanmak mümkün olmadı. İDO’nun sorunsuz şekilde veremediği, ama veriyormuş gibi yapmayı sürdürdüğü bu servis her seferinde bir deste yolcunun ümitle dizüstü bilgisayarlarında İnternet tarayıcısını açmasına neden oluyor. Hayal kırıklığı sonrasında kolektif tepki veremeyen vatandaşlarımız bir film izlemeyi tercih ediyorlar. Siz siz olun feribottaki İnternet’e güvenmeyin. Sonra üstteki ilk paragrafı benim gibi 2 gün gecikmeli yazarsınız.</p>
<p>Ve biz “biz” olalım, artık kolektif tepki vermeyi öğrenelim. Haydi Pazartesi günü çevre sorunları üzerine yazalım.</p>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li> <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/dogal-kaynaklarimizi-tuketiyoruz-ilk-tehlike-suda-lutfen-tasarruf-edin/">Doğal Kaynaklarımızı Tüketiyoruz, İlk Tehlike Suda, Lütfen Tasarruf Edin</a></li>
</ul>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<p>[Tags]Doğa, çevre, günceler, bloglar, Blog Action Day, İDO, feribot, Yenikapı-Bandırma[/tags]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/doga-ve-cevre-uzerine-yazin-bir-elin-nesi-var-iki-elin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Facebook Çılgınlığı: İnternet&#8217;in Geleceği Değil, Günümüz Şartlarında Bir Uygulama</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/facebook/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/facebook/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2007 19:58:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[dünya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2007/facebook/</guid>
		<description><![CDATA[İlk web sayfalarımı erken denebilecek bir dönemde yayınlamaya başlamamın bir nedeni de kısa süre içinde fazlasıyla kişinin web sitesinin olacağı tahminimdi. İlk trenin bir vagonuna tutunmak istemiştim, sonraki trenlerin daha konforlu olacağını, binenlerin kolayca web sitesi sahibi olacağını da tahmin ediyordum.
2000&#8242;lere geldiğimizde &#8220;tam&#8221;/geniş siteler yerine &#8220;blog&#8221; olarak adlandırılan basit, sade kişisel sayfaların çoğaldığını gördük. Bunların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İlk web sayfalarımı erken denebilecek bir dönemde yayınlamaya başlamamın bir nedeni de kısa süre içinde fazlasıyla kişinin web sitesinin olacağı tahminimdi. İlk trenin bir vagonuna tutunmak istemiştim, sonraki trenlerin daha konforlu olacağını, binenlerin kolayca web sitesi sahibi olacağını da tahmin ediyordum.<br />
<center><!--adsense--></center>2000&#8242;lere geldiğimizde &#8220;tam&#8221;/geniş siteler yerine &#8220;blog&#8221; olarak adlandırılan basit, sade kişisel sayfaların çoğaldığını gördük. Bunların da bir nevi web sitesi olduğunu, ikisi arasında bir tercih yapmaya gerek olmadığını düşündüm, hala da düşünüyoruz. Mevcut web sitemde mevcut web yayınlama altyapımla blog yazmaya başladım. Erken blog yazmaya başlamış ama blog yazılımı/yayınlama platformu kullanmaya geçmemiştim! Hem de çok uzun bir süre.İnsanların kendini yazarak ifade etme merakından sonra &#8220;sosyalleşme&#8221; sitelerinin gelmesi çok sürpriz olmadı, hatta Türkiye&#8217;de böyle girişimleri özendirmek için çalıştım, bana web projesi fikri soranları bu alana yönlendirdim. Ve ötesinde ciddi bir sosyal oluşturma girişiminde görev aldım. Ama o proje de blog odaklı idi, çünkü insanların yazmak için gereken efor karşısında bu kadar üşeneceklerini tahmin etmemiştim.Ama kitleler blog sahibi olmakla uğraşmaktan ziyade daha eğlenceli, basit bir şekilde kendilerini bu tip platformlarda göstermek istiyordu. Sadece fotoğraf paylaşmak, arkadaşlarını yeniden bulmak için kullanılan sitelerin kullanıcı sayısında patlama oldu. Ben bazı girişimcileri bu iş modeline de özendirmeme rağmen kendim aktif olarak kullanmadım. Öyle ki yılın web olayı olan <a href="http://www.facebook.com" target="_blank">Facebook</a>&#8216;a bile henüz kısa süre önce katıldım.</p>
<p>Benim yaşadıklarımdan çok daha fazlasını yaşamış, İnternet yayıncılığını yönlendirmiş Jeffrey <a href="http://www.zeldman.com/2007/09/18/facebook-considered-harmless/" target="_blank">Zeldman&#8217;ın Facebook&#8217;a üye olmasıyla ilgili yazısı</a>nda yazdıklarıma fazlasıyla benzer tecrübelerini okuduktan sonra ben de bu gelişmelerin içinde olmama rağmen şaşkınlığımı ve &#8220;kendimi&#8221; korumamı, sonunda da bu girişimlerin üreticisi olmakla yetinmeyişimi yazmaya cesaret ettim!</p>
<p>Ama bugün Facebook yazmamın asıl nedeni artık Facebook&#8217;u doğru konumlandırmamız için uygun bir dönem olması. Facebook geniş kitlere 2006 Eylül&#8217;ünde açıldı, yaklaşık bir yıl geride kaldı, son dönemde de Türk web siteleri, bloglar, günlük gazetelerde fazlasıyla yer bulmaya, her şekilde yorumlanmaya, haber yapılmaya başlandı.</p>
<p>Bilmeyenler için Facebook, arkadaşlarınızla, çevrenizdekilerle bağlantınızı korumanızı sağlayan, onların ne yapmakta olduklarını takip etmekle yetinmeyip uygulamalarla ortak hareket etmenizi sağlayan, tüm İnternet&#8217;te ve Türkiye&#8217;de en çok ziyaret edilen 10 siteden biri. Kısaca tanıttığım Facebook hakkında dikkat çekici birkaç bilgi vermenin de tam yeri. Facebook şu anda sadece buna odaklanmış tüm sitelerin önünde dünyanın en büyük fotoğraf paylaşım sitesi. Kullanıcılarının yarısından fazlasının her gün ziyaret ettiği, gün boyunca 20 dakikadan fazla zaman harcadığı site toplumbilimcilerin incelemesi gereken bir merak yarattı. Daha önce ayrı ayrı sitelerin sunduğu hizmetlerden güzel bir paket hazırlayan Facebook benzerlerinin de önüne geçerek her yaş, eğitim ve meslek grubundakilere yönelik olmayı başardı.</p>
<p>Bu ilgi Facebook&#8217;un değerini de oldukça yükseltti. Geçen yıl <a href="http://tr.yahoo.com" target="_blank">Yahoo!</a>&#8216;nun teklifini geri çeviren Facebook şimdilerde de <a href="http://www.microsoft.com" target="_blank">Microsoft</a>&#8216;un %5 hisse için 500 milyon dolarlık teklifi ile karşılaştı. Bu da hızla değer kazanan girişimin <a href="http://www.google.com">Google</a> gibi firmaların geçmişiyle karşılaştırılmasını hatta kısa vadede &#8220;Web&#8217;in Geleceği&#8221; olarak tanıtılmasına kadar değişik yorumlara neden oluyor.</p>
<p>Peki Facebook bu yüksek trafiği korumak bir yana arttırabilecek bir yapıya bürünebilecek mi? Elde edilen başarı sonrası büyütülen hedefler sitenin bir başlangıç/açılış sayfasına dönüşmesini, insanların İnternet&#8217;te yapabilecekleri daha fazla şeyi Facebook üstünden yapar hale gelmesini hedefler arasına soktu. Acelesi olanlara detaylara girmeden önce şaşırtmayacak yanıtı verebilirim: Facebook&#8217;un yeni dev olması tamamen insanların tercihlerine bağlı, çünkü teknik ve uygulama olarak İnternet&#8217;te, Web&#8217;de bir adım ileri gitmemizi sağlamıyor.</p>
<p>Neden mi? Çünkü Facebook kapalı bir sistem, eğer Facebook kullanıcı hesabınızla siteye giriş yapmazsanız herhangi bir hizmetten faydalanamazsınız. Tüm üyelerin yayınladığı içerik Facebook içine özel, <a href="http://www.flickr.com" target="_blank">Flickr</a>, <a href="http://www.youtube.com" target="_blank">YouTube</a> gibi sistemlerin aksine &#8220;kapalı&#8221;. Sunulan ürüne baktığımızda bu bir zorunluluk gibi görünüyor, çünkü iletişim bilgileriniz, arkadaşlarınız, onlarla nerede tanışdığınız, şu anda ne yaptığınız ve çok daha fazlasını Facebook&#8217;ta paylaşıyorsunuz. Ama aslında Facebook&#8217;un sunduklarını, uğraşmayı ve biraz daha fazla zamanda yapmayı göze alırsanız pek çok araç ve rakip mevcut. Zaten milyonlar Flickr&#8217;da fotoğraflarını tanımadıklarına, YouTube&#8217;da aile videolarını herkese, <a href="http://www.myspace.com" target="_blank">MySpace</a> gibi sitelerde kişilikleri hakkında çok daha fazlasını istedikleri gruplara açıyorlar.</p>
<p>Facebook ve Facebook platformu gerçekten özel ve çok başarılı. Ama büyük şirketlerde çalışanların belki de her gün kullanmak zorunda kaldığı, VPN bağlantısıyla ulaşabildikleri bir İntranet, kurum içi web sitesine benziyor. Uygulama geliştiriciler, 3. partiler, mevcut ve potansiyel iş ortakları Facebook platformunda yer alabiliyor, gelir elde edebiliyorlar, ama Facebook platformuna uygun uygulamalar yazarak. Yani böyle geniş bir kullanıcı tabanına sahip çoğu girişim gibi Facebook da kendi arabirimini, platformunu, kullanıcı veritabanı ve hizmetini kendine özel, tescillediği sistemiyle sunuyor.</p>
<p>Ya daha fazla büyük platform bu yolu seçerse? YouTube, Flickr, MySpace, <a href="http://www.last.fm" target="_blank">Last.fm</a> ve çok daha fazlası uygulama geliştiricileri kendi platformlarını öğrenmeye ve buna özel çalışmaya iterse? Her bir sistem için ekstra maliyet, hem iş ortakları için hem de platformlar için gelir kaybı söz konusu olur, zaten mevcutta işletim sistemleri arasında platform rekabeti varken, &#8220;Windows mu, MacOS mu, Linux mu&#8221; derken, hatta PC&#8217;ye alternatif çokluortam sistemleri, oyun konsolları platformları çoğalırken bir de her büyük web girişimi için yeni maliyetler çıkarılması İnternet ticaretinin doğasına pek uymuyor.</p>
<p><a href="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/uploads/2007/10/faceofis.jpg" title="Facebook merkez ofis duvarları"></a></p>
<p style="text-align: center"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/uploads/2007/10/faceofis.jpg" title="Facebook merkez ofis duvarları"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/uploads/2007/10/faceofis.jpg" alt="Facebook merkez ofisinin duvarları..." title="Facebook merkez ofisinin duvarları..." border="0" /></a></p>
<p>Çünkü bizim zaten bir ortak platformumuz var, o da İnternet&#8217;in kendisi. Herkese açık araçlar, protokol ve arabirimlerle girişimciler istedikleri uygulamayı geliştirebiliyor. Facebook&#8217;un da agresif hedeflerini koruması durumunda çok fazla seçeneği yok gibi. Er geç sistemini açmak, iç dış ederek kıymetli veritabanındaki bilgilerin bir bölümünü erişilebilir kılmak istediği büyümeyi sağlayabilir. Hatta Facebook verileri ve uygulamalarından faydalanan yeni uygulamalar geliştirilmesine izin vermesi bile başarısını arttırabilir. Böylece insanlar yeni ve başka uygulamaların içinde Facebook&#8217;da tuttukları bilgilerinden faydalanabilir.</p>
<p>Ama sözkonusu olan insan ve davranışları olunca formüller, doğrusal tahminler geçersiz kalıyor. Belki de Facebook mevcut yapısıyla tüm dünyayı kendine &#8220;aşık&#8221; tutmayı becerir ve hedeflerine daha da yaklaşır. Yine de unutmamız gereken İnternet&#8217;ten bahsettiğimiz, burada hep ileriye adım attığımız. Ne var ki kapalı bir sistem ve içine uygulama geliştirmek ise adeta bir &#8220;geri adım&#8221;.</p>
<p>Facebook büyük bir karar aldığında belki yine burada değerlendiririz ama en azından geçen bir yıldaki başarıyı geleceğin teminatı olarak almadan önce üstteki gerçeklere de dikkat etmeliyiz. Sizlerin de yorumlarını bekliyorum.</p>
<p>Son olarak Zeldman&#8217;ın yazısından bir alıntı yapmadan edemeyeceğim: Bu tip web girişimlerinin başarısının arkasında yatan bir neden de işten sıkılınca oyalanmak; çoğu iş yerinde masanızda mastürbasyon yapamazsınız ama bunun yerine geçecek bir şey bulabilirsiniz&#8230;</p>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/facebook/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>cihansalim.net içeriği ve e-postalarım geçici olarak erişilemeyebilir</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/cihansalimnet-icerigi-ve-e-postalarim-gecici-olarak-erisilemeyebilir/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/cihansalimnet-icerigi-ve-e-postalarim-gecici-olarak-erisilemeyebilir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Sep 2007 19:23:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=118</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de rekabeti bir türlü sağlayamadık ve ben de ısrarımdan vazgeçip hem cihansalim.net alan adının yönetimini, hem de cihansalim.net&#8217;teki içeriği barındırma (hosting) hizmetini yabancı bir firmadan almaya karar verdim. Dünya genelinde ilk başvuruya verilen alan adları Türkiye&#8217;de fazlasıyla bürokrasi ve yüksek ücretle alınabiliyor, yıllardır bu durumdan sıkıntı çekenler yakınadursun daha fazla kişi .com gibi .tr ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de rekabeti bir türlü sağlayamadık ve ben de ısrarımdan vazgeçip hem cihansalim.net alan adının yönetimini, hem de cihansalim.net&#8217;teki içeriği barındırma (hosting) hizmetini yabancı bir firmadan almaya karar verdim. Dünya genelinde ilk başvuruya verilen alan adları Türkiye&#8217;de fazlasıyla bürokrasi ve yüksek ücretle alınabiliyor, yıllardır bu durumdan sıkıntı çekenler yakınadursun daha fazla kişi .com gibi .tr ile bitmeyen adresleri tercih ediyor, gelirimizi, biriken refahımızın bir bölümünü dışarıya transfer ediyoruz. Örneğin ben de uzun kağıt işleri sonucu geri çevrileceğimi bildiğim cihansalim.net.tr adresine vermem istenen ücretin yarısından azını cihansalim.net için kredi kartımla hemen ödeyerek 2 dakikada işlemi tamamlayabiliyorum. Hele barındırma konusunda karşılaştırma yapmamak en iyisi, 10 MB&#8217;lık hosting alanı için bile fahiş ücretler isteyenler de Türkiye&#8217;nin çok geri kaldığını dünyaya resmen ilan ediyor.</p>
<p><center><!--adsense--></center>Bunları bir başka zaman belki tekrar ele alırım. Ama kısaca duyurmak istediğim şu ki haftasonu alan adımı transfer edeceğimden eski yazılarıma, yeni günce yazılarım ve RSS beslemelerine, yani sitemin tüm içeriğine geçici olarak erişemeyeceksiniz. Daha da önemlisi @cihansalim.net ile biten e-posta adreslerime attığınız e-postalar da elime ulaşmayabilir. Diğer e-posta adresimi tercih etmenizi rica ederim.Çalışmanın olabildiğine kısa sürmesini umuyorum. Wordpress güncemi de umarım hızla yeni bir veritabanına aktarıp tekrar arşiviyle yayına alırım ve hemen yeni bir yazı ile huzurlarınıza çıkarım.</p>
<p>Güncelleme (2 Ekim): @cihansalim.net ile biten e-postalarım artık çalışıyor. Şu aşamada transferin sorunsuz tamamlandığını düşünüyorum. Eğer sitenin herhangi bir sayfasında sorunla karşılaşırsanız <a href="http://www.cihansalim.net/ulas.htm">bana iletmenizi</a> rica ederim.</p>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/cihansalimnet-icerigi-ve-e-postalarim-gecici-olarak-erisilemeyebilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>3. Nesil İhalesini İptal Etmek Olumlu, İptal Edilmeyecek İhale Hazırlamak Daha Önemli</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/3-nesil-ihalesini-iptal-etmek-olumlu-iptal-edilmeyecek-ihale-hazirlamak-daha-onemli/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/3-nesil-ihalesini-iptal-etmek-olumlu-iptal-edilmeyecek-ihale-hazirlamak-daha-onemli/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Sep 2007 21:15:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=115</guid>
		<description><![CDATA[Önceki hafta yapılan 3. Nesil (IMT-2000/UMTS &#8211; 3N) ihalesine sadece Turkcell teklif vermişti. İhalenin teknik altyapısının eksiklerini ve diğer operatörleri teklif vermemeye iten gelişmeleri hemen unutmamak gerektiğini, ayrıca ihalenin onaylanması durumunda yaşanabilecekleri yazmıştım.
Telekomünikasyon Kurumu (TK) ihaleyi ele aldığı toplantı sonrası iptal kararı aldı. Mantıklı olan bu hamleydi ama ülkemizde artık akılcı düşünce ve yaklaşımın karar alma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Önceki hafta yapılan 3. Nesil (IMT-2000/UMTS &#8211; 3N) ihalesine sadece Turkcell teklif vermişti. İhalenin teknik altyapısının eksiklerini ve diğer operatörleri teklif vermemeye iten gelişmeleri hemen unutmamak gerektiğini, ayrıca ihalenin onaylanması durumunda yaşanabilecekleri <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/garip-bir-3-nesil-ihalesi-boykot-ettiren-telekomunikasyon-kurumu">yazmıştım</a>.</p>
<p><center><!--adsense--></center><a target="_blank" href="http://www.tk.gov.tr">Telekomünikasyon Kurumu</a> (TK) ihaleyi ele aldığı toplantı sonrası iptal kararı aldı. Mantıklı olan bu hamleydi ama ülkemizde artık akılcı düşünce ve yaklaşımın karar alma süreçlerinde etkisini yitirmeye başladığı dönemde Kurum&#8217;un bu kararı alması yine de tebrik edilir nitelikte bir gelişme.</p>
<p>Neden iptal gerektiğinin sektörel açıklamaları önceki yazımda. İktisadi açıdan bakıldığında ise bir ürünün &#8220;talep edilmemesi&#8221;, ürünün ayıplı olduğunu ya da hiçbir <em>&#8220;tüketicinin&#8221;</em> üründen almayı beklediği değerin ürün fiyatının üstünde olmadığını gösterir.</p>
<p>3. Nesil iletişim altyapısı kurma ve sunma hakkını bu kadar değersiz hale getirdiğimiz için kendimizle ne kadar övünsek az! Yaptığımız işi yarım yamalak yapmak kültürümüzün öyle bir parçası oldu ki kanunları, düzenlemeleri, ihale şartnamelerini bile bir kerede doğru yazamıyoruz, güven ortamı yaratamıyoruz. Bekleyin yakında başka yamalanmış yırtık düzenlemeleri de tartışacağız.</p>
<p>Şimdilik 3. Nesil ihalesi için önce doğru bir ihale şartnamesi, boykot edilmesi halinde sürecin devamını sağlayacak bir düzen tasarımı, mantıklı bir lisans fiyatı hazırlamak TK&#8217;nın görevi. Yine eksik yapamayız, çok zaman kaybettik&#8230;</p>
<p><em>İlgili Yazılar:</em></p>
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/garip-bir-3-nesil-ihalesi-boykot-ettiren-telekomunikasyon-kurumu/" title="Garip Bir 3. Nesil İhalesi, Boykot Ettiren Telekomünikasyon Kurumu">Garip Bir 3. Nesil İhalesi, Boykot Ettiren Telekomünikasyon Kurumu</a></li>
</ul>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/3-nesil-ihalesini-iptal-etmek-olumlu-iptal-edilmeyecek-ihale-hazirlamak-daha-onemli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Garip Bir 3. Nesil İhalesi, Boykot Ettiren Telekomünikasyon Kurumu</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/garip-bir-3-nesil-ihalesi-boykot-ettiren-telekomunikasyon-kurumu/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/garip-bir-3-nesil-ihalesi-boykot-ettiren-telekomunikasyon-kurumu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Sep 2007 21:01:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=113</guid>
		<description><![CDATA[AB üyesi ve adayları arasında mobil iletişim altyapısında 3. Nesil&#8217;e geçmeyen tek ülke biziz. IMT-2000/UMTS (3N) hizmet ve altyapılarına ilişkin yetkilendirme ihalesi uzun yıllar bekledikten sonra 25 Mayıs&#8217;ta yapılacaktı fakat seçim sonrasına, bugüne bırakıldı. İhale için açılış bedeli anlamsız şekilde çok yüksek tutuldu, Telekomünikasyon Kurumu (TK) A tipi lisans için verilebilecek en düşük teklifi 252 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>AB üyesi ve adayları arasında mobil iletişim altyapısında 3. Nesil&#8217;e geçmeyen tek ülke biziz. IMT-2000/UMTS (3N) hizmet ve altyapılarına ilişkin yetkilendirme ihalesi uzun yıllar bekledikten sonra <a target="_blank" href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/3-nesil-ihalesi-secim-sonrasina-kaldi/" title="O günkü yorumum">25 Mayıs&#8217;ta yapılacaktı fakat seçim sonrasına, bugüne bırakıldı</a>. İhale için <a target="_blank" href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/3-nesil-lisans-ucretleri-yuksek-onerildi-hala-yanlis-hesaplarin-pesindeyiz/" title="Fiyatın yüksekliğiyle ilgili yazım">açılış bedeli anlamsız şekilde çok yüksek tutuldu</a>, <a target="_blank" href="http://www.tk.gov.tr/">Telekomünikasyon Kurumu</a> (TK) A tipi lisans için verilebilecek en düşük teklifi 252 milyon Avro olarak belirledi.</p>
<p><center><!--adsense--></center><br />
Bu dönemde 3. Nesle geçiş GSM pazarı gündeminde yalnız değildi. Yine bu kadar geç kalan sayılı ülkelerden biri olduğumuz bir uygulama da &#8220;numara taşınabilirliği&#8221; yani aynı numara ile farklı operatörden hizmet alabilmekti. Turkcell&#8217;in bu konudaki çalışmalara itiraz ederek yargıya taşımasından sonra diğer iki operatör bir gelişme olmaması, gecikme nedeniyle 3. Nesil ihalesine teklif vermediklerini açıkladılar. Ve bugün Turkcell A tipi lisans alan tek firma oldu. 321 milyon Avro&#8217;luk teklif KDV ile yaklaşık 685 milyon YTL ediyor. İhale sonucu TK tarafından değerlendirilecek ve onaylanırsa lisans verilecek.Bu iki paragraftaki sınırlı bilgi 3. Nesil&#8217;i gündeme almayı da ihale etmeyi de pek beceremediğimizi gösteriyor. Serbest rekabet ortamında düzenleyici kurumların önemi çok büyük. TK dışında <a target="_blank" href="http://www.rekabet.gov.tr/">Rekabet Kurumu</a> (RK) da özellikle iletişim, telekomünikasyon alanlarında insiyatif alma ve etkisini gösterme sorumluluğu taşıyor. Yıllardır sabit hat telefon ve İnternet erişiminde Türk Telekom tekelinin yönetilememesinin bir benzeri de GSM&#8217;de Turkcell&#8217;in uygulamaları karşısında tekrar etti. Aria&#8217;nın ve Aycell&#8217;in pazara girdikleri dönemde Turkcell ve Telsim&#8217;in rekabet karşıtı ortak tutumları gibi hareketleri bir yana bıraksak bile tarife değişikliklerinin onay aşamasında, rakip operatör abonelerine yönelik aramalarda belli ülkelerde uygulanan düzenlemelerin yapılmaması ülkemizde çok güçlü bir operatör yarattı.</p>
<p>Bu pazardaki diğer oyuncuların da tepkilerini artık daha yüksek sesle dile getirmeleri normal. Nitekim dün de bugünkü ihaleye teklif vermeyeceklerini açıklamaları dikkat çekici oldu, her ne kadar teklif vermeme kararının arkasındaki neden konusunda spekülasyon yapmak mümkün olsa da!</p>
<p>Konuyu fazla derinleştirmeden numara taşınabilirliğinin bir sembol ama önemli bir sembol olduğunu söylemek gerekli. Ayrıca  bu, Turkcell&#8217;in numara taşınabilirliği sonrası artık eskisi kadar ayrıcalıklı olmayacağı konusunda TK&#8217;nın vermiş olacağı bir mesaj olarak da yorumlanabilir.</p>
<p>TK sonucu onaylasa da, onaylamasa da 3. Nesil ihalesini iki operatörün boykot etmesi, 4. aday Orange&#8217;ın vazgeçmesi, Turkcell&#8217;in tek başına lisans alması uzun süre tartışılması gereken konulardır. Vizyon sahibi olamamak, hatalar ve yanlış uygulamalar düzeltilmeden üst katların inşasına başlamak böyle sakat çocuklar dünyaya getiriyor. O kadar fazla &#8220;sakat&#8221; senaryo üretmek mümkün ki!.. Turkcell 3. Nesil uygulamalarına tek başına başlar, diğer firmalara lisans vermek için yeni bir düzenleme veya ihale bir an önce yapılmazsa daha da dengesiz bir pazar yapısı oluşacak. Ya bugün finansmanı uygun koşullarda sağlamış, riski ve getirisi yüksek alan ve fırsatlara ilgi duyan bir yatırımcı kurum lisans alıp Avea ya da Vodafone&#8217;u bir süre sonra kendi elindeki lisansa mecbur bıraksa, fahiş bir fiyat isteseydi&#8230; Hayal gücünün sınırı yok.</p>
<p>Daha fazla senaryo yapmaktansa yaklaşık 700 milyon YTL&#8217;ye lisans verilmesinin mantıksızlığıyla konuyu kapatalım. %18 KDV, %15 Özel İletişim Vergisi ile cep telefonu ile yapılan görüşme ve veri aktarımı sayesinde ciddi gelir elde eden Hazine zaten GSM firmalarını en büyük vergi tahsildarlarına dönüştürdü. Lisans bedelleri düşük tutulsaydı, zaten lisans alması çok yüksek ihtimal olan mevcut operatörler daha düşük ücretle lisans alsaydı muhtemelen ilerde insanlarımız 3. Nesil hizmetleri daha ucuz kullanacaklardı, hem de yine üçte bir oranda vergi ödeyecek olmalarına rağmen. Turkcell 700 milyon YTL lisans bedeli ödeyerek gider kalemini büyüttüğünden bu yıl yaklaşık 150 milyon YTL daha az vergi ödeyeceğini bilmem söylemeye gerek var mı&#8230;</p>
<p><em>İlgili Yazılar:</em></p>
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/3-nesil-ihalesini-iptal-etmek-olumlu-iptal-edilmeyecek-ihale-hazirlamak-daha-onemli/" title="3. Nesil İhalesini İptal Etmek Olumlu, İptal Edilmeyecek İhale Hazırlamak Daha Önemli">3. Nesil İhalesini İptal Etmek Olumlu, İptal Edilmeyecek İhale Hazırlamak Daha Önemli</a></li>
</ul>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/garip-bir-3-nesil-ihalesi-boykot-ettiren-telekomunikasyon-kurumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En Pahalı ADSL Hala Bizde; 4 Mbit Hız Neyimize, 4 Mb&#8217;lik hattımız var mı!</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/en-pahali-adsl-hala-bizde-4-mbit-hiz-neyimize-4-mblik-hattimiz-var-mi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/en-pahali-adsl-hala-bizde-4-mbit-hiz-neyimize-4-mblik-hattimiz-var-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Aug 2007 17:54:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Telekom]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=108</guid>
		<description><![CDATA[Geçen hafta Türk Telekom&#8216;un ADSL fiyatlarında değişiklik oldu. Açılan davalar, yapılan itirazlar az da olsa etkisini gösterdi ve sonunda TT diğer İnternet servis sağlayıcı firmalara sunduğu toptan ADSL bağlantı ücretlerini düşürdü. Böylece diğer firmaların da kar marjlarının biraz açılması, daha rekabetçi fiyatlar ve paketler sunmaları mümkün hale gelecek. Ama mevcut Türk Telekom altyapısı üstünden mevcut [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen hafta <a target="_blank" href="http://www.telekom.gov.tr">Türk Telekom</a>&#8216;un ADSL fiyatlarında değişiklik oldu. Açılan davalar, yapılan itirazlar az da olsa etkisini gösterdi ve sonunda TT diğer İnternet servis sağlayıcı firmalara sunduğu toptan ADSL bağlantı ücretlerini düşürdü. Böylece diğer firmaların da kar marjlarının biraz açılması, daha rekabetçi fiyatlar ve paketler sunmaları mümkün hale gelecek. Ama mevcut Türk Telekom altyapısı üstünden mevcut düzenleme içinde yararlanan erişim sağlayıcıların TT&#8217;ye rakip olması imkansız, çünkü TT hem altyapının sahibi, hem de TTNet adı ile son kullanıcıya erişim sunuyor. Diğer servis sağlayıcılar ise TT altyapısının müşterileri olarak sadece bir &#8220;pazarlamacı&#8221; işlevi üstleniyorlar.</p>
<p><center><!--adsense--></center>Şimdilik rekabetin bu boyutunu bırakıp son kullanıcıya yansıyan fiyatlara odaklanalım. <a target="_blank" href="http://www.ttnet.net.tr/adslucret.htm">TTNet ADSL tarife sayfası</a>ndan görüldüğü üzere, kotalı bağlantılarda bir değişiklik yok, yine ADSL hat açtırmak için 29 YTL ödüyor, sonra da 4 GB kota için aylık 29 YTL, 6 GB&#8217;lık içinse hızınıza göre aylık 39 veya 49 YTL ödüyorsunuz. Kotasız (limitsiz tarifelerde) ise hız artışı var. 49 YTL&#8217;ye 1 Mbit/s, 69&#8242;a 2 Mbit/s, 89 YTL&#8217;ye ise 4 Mbit/s aylık erişim ücreti ödeniyor.Tarifeyi değerlendirmeden önce artık Türk Telekom&#8217;un bir kamu şirketi olmadığını, bu durumda kamuoyunun, bizlerin kurumun faaliyetleri konusunda daha az hatta çok az söz hakkı olduğunu kabul etmeliyiz. Ticaret ahlakına, rekabet kurallarına, tüketici haklarına aykırı davranışlar olursa bunları denetlemek ve düzenlemek ilgili bağımsız kurumların görevleri.Bu açıdan baktığımızda benim yorumlarım Türkiye&#8217;nin altyapısı, ülke olarak İnternet erişiminin önemini kavraması ve erişimi yaygınlaştırması ile ilgili, kısa vadede de her medya organında yer alan &#8220;ADSL&#8217;de indirim&#8221; haberlerinin okurları yanlış yönlendirmesini engellemek amaçlı.</p>
<p><strong>Hala En Pahalı Genişbant Bizde</strong></p>
<p>Bu açıklamalardan sonra yine TT&#8217;nin &#8220;indirim&#8221; derken insanlara aynı ücreti talep eden fatura göndermeye devam ettiğini, aynı ücrete daha yüksek hız sunduğunu görüyoruz. Mevcut durumda 2 Mbit/s hızda dahi DNS ve diğer teknik nedenlerle web sayfalarını gezmekte bazı anlar büyük sıkıntı yaşıyorken yeni tarifelerdeki hız artışı kaçımızı ilgilendiriyor? Kaçımız daha yüksek bir hız istiyor? Önemli olan teknik altyapıdaki sorunların çözülmesi.</p>
<p>Evet artık 2 Mbit sınırsız tarife daha ucuza alınabilir ama müşterilerin de gidip tarife değişikliği için başvurması gerekiyor. İşte bu noktada tüketicideki atalet, ya da yüksek hızı bir süre deneme arzusu tarife değiştirmeyi geciktiriyor, bu durumda da indirim çok az tüketiciye yansıyor.</p>
<p>Daha da önemlisi, bugün Türk ADSL kullanıcılarının yaklaşık %85&#8242;i en ucuz tarifeden bağlantı alıyor. Yani 29 YTL&#8217;lik 4 GB kotalı erişimi tercih ediyor. Ve işte ADSL gelirlerinin çok büyük kısmını temsil eden bu tarife seçeneğinde 1 kuruş bile indirim yok! Yani yine milyonlarca kişi ADSL için aynı ücreti ödeyecek! (Ayrıca 29 YTL&#8217;lik tarifenin dengesiz kotasını ve fiyatını, kotanın yarım günde dolabileceğini Nisan ayında yazmıştım, bu yazının sonundaki &#8220;İlgili Yazılar&#8221; başlığından bulabilirsiniz.)</p>
<p>Dünyada eşi olmayan %85&#8242;lik en ucuz tarife tercihinin nedeni Türk insanının satın alma gücüne göre çok pahalı olan aylık erişim ücretleri. Alttaki tablodan da görüleceği üzere OECD ülkelerindeki en düşük geniş bant erişim ücretleri alt alta dizildiğinde Türkiye açık ara sonuncu. Tablonun satın alma gücü paritesine (purchasing power parity) göre düzenlendiğini, yatay eksendeki birimlerin logaritmik arttığına da dikkatinizi çekerim. Satın alma gücü paritesini çok sade açıklamak gerekirse ülkeler arasında belli bir ürün grubunun değerini eşitledikten sonra çıkan endeks diyebiliriz. Bu yöntemle döviz kurunu çevirmekle yetinmiyor, bir Türk&#8217;ün ekmek almak için elden çıkardığı gelirinin miktarı ile bir Fransız&#8217;ın aynı harcamasının gelirinde ne kadar yer tuttuğunu da anlayabiliyoruz.</p>
<p style="text-align: center"><img width="454" src="http://csertoglu.typepad.com/photos/uncategorized/2007/07/17/broadbandpricespermegabit.jpg" alt="OECD ülkelerinde genişbant İnternet ücretleri" height="359" style="width: 454px; height: 359px" title="OECD ülkelerinde genişbant İnternet ücretleri" /></p>
<p>Bu tablo Temmuz 2007&#8242;de yayınlanan <a target="_blank" href="http://www.oecd.org/document/17/0,3343,en_2649_201185_38876369_1_1_1_1,00.html#highlights" title="OECD 2007 İletişim Raporu">&#8220;OECD Communications Outlook 2007&#8243; raporu</a>nda yer alıyor ve rakamlar bu yıla ait. Türkiye&#8217;de en ucuz genişbant erişim ücreti 81 endeks değeri ile Yunanistan&#8217;daki en ucuz erişim ücretinin 2 katından daha maliyetli. En pahalı ücretleri karşılaştırmak ise zor, çünkü her ülkede çok farklı hızlarda ve paketlerde bağlantılar var.</p>
<p>(Böyle bir çalışmanın daha dar örneklemlisini geçen yıl yapmak istiyordum ama zaman olmadı, bu çalışmayı da çıkar çıkmaz <a target="_blank" href="http://csertoglu.typepad.com/sortipreneur/2007/07/turkeys-got-the.html">SortiPreneur</a> blogundan, o blogu da <a target="_blank" href="http://melissamaples.com/2007/07/27/money-doesnt-change-everything">Melissa Maples</a>&#8216;ın blogundan buldum)</p>
<p><strong>Bakır ve İnternet Altyapısı 4 Mbit&#8217;e Hazır mı</strong></p>
<p>Gelelim yeni tarife ile sunulmaya başlanan 4 Mbit/saniyelik aylık 89 YTL&#8217;lik seçeneğe. 4 Mb/s hız Türkiye&#8217;de sunulan en yüksek geniş bant hızı ama gerek bakır telefon hattı altyapımız gerekse de İnternet bant genişliğimiz bu hızı destekliyor mu bu büyük bir soru işareti. Zaten bu nedenle tarifede &#8220;4 Mb/s&#8221; denmiyor, &#8220;4 Mb/s&#8217;ye kadar&#8221; ifadesi kullanıyor. Bugün bakır hatları en iyi durumda olan yerlerde bile gerek binalar, gerek kabloların durumu, gerekse de santraller nedeniyle 4 Mbit hizmet almak imkansız. Örneğin İstanbul&#8217;da, yeni ve telefon hattına zarar vermemiş genç bir binada oturmama rağmen telefon hattım 4 Mb hızı kalıcı olarak koruyamıyor. Hat özelliklerimi kontrol ettiğimde bazı durumlarda 4,5 Mb/s görsem de çoğunlukla hattımın erişebileceği en yüksek hız 3680 Kb/s yani 3,6 Mb/s download ve 596 Kb/s upload olarak görülüyor. Bu durumda 4 Mb hız tarifesini seçmek benim durumumdakiler için pek de mantıklı olmuyor.</p>
<p style="text-align: center"><img width="627" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/adsl4mb3.jpg" alt="Bakır telefon altyapımızın desteklediği DSL hızı sınırlı!" height="457" title="Bakır telefon altyapımızın desteklediği DSL hızı sınırlı!" /></p>
<p>İstanbul&#8217;un semtlerinde bu kadar değişik sonuçlar alırken bina durumu ve pek çok diğer dış faktörden olumsuz etkilenen, incelen, zarar gören telefon hatlarının ne kadar hızlı DSL bağlantısı verebileceği de soru işareti. İş, yolculuk, tatil nedeniyle pek çok bölgede telefon hatlarından İnternet&#8217;e çıkmış biri olarak, özellikle kırsal bölgelerde hat kalitesinin ne kadar sorunlu olduğunu da gördükten sonra, Türkiye&#8217;nin yavaş yavaş bu konuda sınırlara geldiği uyarısını yapabilirim.</p>
<p>Dünya DSL2 ve farklı XDSL uygulamalarla 24 Mb/s gibi hızlara erişirken, yeni teknolojilerle bunlar da aşılırken gerek bakır gerekse de ülke İnternet altyapısının gözden geçirilmesi gerekiyor. Aksi durumda sınıra yaklaştığımızı söyleyebiliriz. Sınırın yavaş tarafında kalmak da uzun vadede bizi zararlı çıkaracaktır, bilmem söylemeye gerek var mı!</p>
<p>İlgili yazılar:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/nisan-ayinda-yeni-adsl-tarifesi-9-saat-sinirsiz-internet-29-ytl-internet-kafe-daha-ucuz/#comment-958">Nisan Ayında Yeni ADSL Tarifesi: 9 Saat Sınırsız İnternet 29 YTL! İnternet Kafe Daha Ucuz</a></li>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/internet%E2%80%99in-vergisi-ine-ine-2-lira-indi-ama-pirlantada-kdv-yok-hala-en-pahali-internet-turk-mali-internet/" title="İnternet’in Vergisi İne İne 2 Lira İndi, Ama Pırlantada KDV Yok! Hala En Pahalı İnternet Türk Malı İnternet">İnternet’in Vergisi İne İne 2 Lira İndi, Ama Pırlantada KDV Yok! Hala En Pahalı İnternet Türk Malı İnternet</a></li>
</ul>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/en-pahali-adsl-hala-bizde-4-mbit-hiz-neyimize-4-mblik-hattimiz-var-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
