<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>H. Cihan Salim - Günce... Blog... &#187; telekomünikasyon, İnternet</title>
	<atom:link href="http://www.cihansalim.net/blog/category/telekomunikasyon-internet-altyapi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cihansalim.net/blog</link>
	<description>www.cihansalim.net</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 09:52:57 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>AB&#8217;nin Dijital Kristal Küresi İnternet’teki Verilerle Geleceği Görür mü?</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2012/abnin-dijital-kristal-kuresi-internet%e2%80%99teki-verilerle-gelecegi-gorur-mu/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2012/abnin-dijital-kristal-kuresi-internet%e2%80%99teki-verilerle-gelecegi-gorur-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 21:44:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[bilgisayarlar]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1688</guid>
		<description><![CDATA[CERN’e verilen desteği gören bir grup Avrupalı bilim adamı, “Evreni, doğayı anlamak için bu kadar kaynak ayırır, aya insan gönderirken toplumsal olarak ne yöne gideceğimizi neden analiz etmiyoruz” diye sorup ‘büyük veri’den de faydalanarak insanlığın önündeki olasılıkları senaryo bazlı analiz etme gayesindeki projeye Living Earth Simulator, yani yaşayan dünya simülatörü ismini koymuş. AB'nin 1 milyar Avro kaynak ayırdığı bu proje bize fal açabilir mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2000’lerin ilk on yılında popüler bilim konularından biri, <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2010/sanal-kimlikler-sayesinde-birbirini-besleyen-paralel-yasamlar-paralel-evrenler/">daha önce üstüne yazdığım paralel evren</a> teorileri idi. Paralel yaşamlar <a title="Vikipedi'de ciddi emek verilen az sayıdaki Türkçe maddeden biri Lost dizisi için kaynak!" target="_blank" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Lost">Lost dizisi</a>nden İnternet’te 2. hayatlar sürmeye, sanal karakterlere kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıktı. <a title="Hürriyet'in ilgili haberi" target="_blank" href="http://www.hurriyet.com.tr/planet/19455431.asp">İlk sonuçları geçen ay açıklanan</a> <a title="CERN hakkında resmi web sitesinden kısa öz, İngilizce bilgiler" href="http://public.web.cern.ch/public/en/about/about-en.html">CERN</a>’deki büyük hadron çarpıştırıcısı da geçen on yılda fonlandı ve hayata geçirildi.</p>
<p>2000’lerin 2. on yılında, en azından bilişim ve etki alanındaki sektörlerin odaklarından, önemli yatırım çekecek kavramlarından biri ise ‘Büyük Veri’. 2010’da Google CEO’su <a title="ifadesinin detayları bu haberde" target="_blank" href="http://www.techcrunch.com/2010/08/04/schmidt-data/">Schmidt’in ifade ettiği üzere, her iki günde bir, uygarlığın başından 2003 yılına kadar üretilen miktarda veriyi üretiyoruz</a>, ve bu hız yükseliyor.</p>
<p>Gerek artan medya kanalları, gerekse etkileşimli platformlarda  bireylerin oluşturduğu, paylaştığı şeyler inanılmaz büyüklüklere ulaşıyor. <a title="Danışmanlık firması McKinsey'den Big Data üzerine güzel bir çalışma" target="_blank" href="http://www.mckinsey.com/Insights/MGI/Research/Technology_and_Innovation/Big_data_The_next_frontier_for_innovation">‘Big Data</a>’ ifadesi de, “bu veri okyanusundan anlamlandırılabilir bir şeyler çıkarılmalı” fikrini savunan kurumların çalışmalarında sıklıkla yer alıyor. Pazarlama açısından bu konuyu yakın zamanda iki kez irdelemiştim; &#8220;<a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/pazarlamacilar-icin-dokunulmamis-maden-patlayan-veri-cesitliligi/">Pazarlamacılar için dokunulmamış maden: Patlayan veri çeşitliliği</a>&#8221; ve &#8220;<a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/yogunlasan-rekabette-kazanmak-icin-oyun-sahani-tani/">Yoğunlaşan Rekabette Kazanmak için Oyun Sahanı Tanı</a>&#8220;.</p>
<p>Kurum içi ve kurumlar arası iletişimin de çok yoğunlaştığı bu dönemde kurum içi <a title ="wikipedia'da İntranet maddesi" target="_blank"  href="http://en.wikipedia.org/wiki/Intranet">İntranet</a>, yeni nesil kurum sosyal paylaşım ağları için yazılımlar geliştiriliyor, aynı şekilde markaların İnternet’te tüketicilerin diyaloglarını, tweet’lerini, yorumlarını tek tek okumadan anlamlandırma ve doğru hamleler yapması için de analitik tabanlı programlar hazırlanıyor.</p>
<p>Daha önemlisi, CERN’e verilen desteği gören bir grup Avrupalı bilim adamı, AB’den 1 milyar Avro desteği alarak 2011’i sensasyonel şekilde kapatmayı başardı. “Evreni, doğayı anlamak için bu kadar kaynak ayırır, aya insan gönderirken toplumsal olarak ne yöne gideceğimizi neden analiz etmiyoruz” diye soran ekip, ‘büyük veri’den de faydalanarak insanlığın önündeki olasılıkları senaryo bazlı analiz etme gayesindeki projeye Living Earth Simulator (LES), yani yaşayan dünya simülatörü ismini koymuş. (bkz. <a target="_blank" href="http://www.futurict.eu">www.futurict.eu</a>)</p>
<p>Bu kristal kürenin(!) işlem gücü açısından sıkıntı çekmektense verilere erişim ve saklama tarafında zorlanması tahmin ediliyor. Zira önümüzdeki on yılda çok daha kuvvetli işlemciler geleceği gibi şimdiden pek çok süperbilgisayarın çalışma vaktini de destek/bağış olarak almayı başardılar.</p>
<p>Ama gezegenemizde oluşturduğumuz <a title ="Wikipedia'da 'Open Data' kavramı" target="_blank"  href="http://en.wikipedia.org/wiki/Open_data">bilgilerin çoğu maalesef ‘açık’ değil (&#8216;open data&#8217;)</a>. Açık kaynak kodlu yazılımlar gibi, bir kısım toplumsal veri de açık, ama sahibiyet ve kullanım hakları tartışmaları gündemde. Haritalar, insan genomu, biyolojik ve tıbbi veriler, finans tarihçesi gibi. Öte yandan ‘özel’ tutulan, paylaşılmayan verilerin bu proje tarafından ne kadar erişilebilir olacağı en büyük soru işareti.</p>
<p>Aksi durumda bir sonraki salgının hangi ülkeye önce atlayacağı, AB’deki ekonomik krizin Yunanistan’da sonra kimi alaşağı edeceği, Arap Baharı’ndan sonra neler olacağı gibi kriz senaryolarında, en olası senaryoları tahmin etme iddiasındaki LES, korumalı verilerden çok bizlerin Twitter sohbetleri ve haber sitelerindeki kelimelere başvurmak durumunda kalabilir. Malum, semantik web hala burada değil, ki bu proje gelişmesine katkıda bulunacak!</p>
<p>Veri kalitesi ve kaynağı kadar büyük bir diğer soru ise, insan davranışlarının verilerle modellenmesinin ne kadar başarılı olacağı. Yazı öncesi bir bilim felsefecisiyle de konuştum, bu konuda çok çekimser olmaya gerek yok! Ama projeye küresel katılım ve destek önemli bir belirleyici faktör olacak. Ve tabii bu ilk kristal küre değil belki gelecekteki torunları bize fayda sağlayabilecek.</p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2012%2Fabnin-dijital-kristal-kuresi-internet%25e2%2580%2599teki-verilerle-gelecegi-gorur-mu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2012/abnin-dijital-kristal-kuresi-internet%e2%80%99teki-verilerle-gelecegi-gorur-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dijitalin Yükselişi ile Değişen Ticaret ve Pazarlama Trendleri [sunum]</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/dijitalin-yukselisi-ile-degisen-ticaret-ve-pazarlama-trendleri-sunum/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/dijitalin-yukselisi-ile-degisen-ticaret-ve-pazarlama-trendleri-sunum/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Dec 2011 08:00:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[dünya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1669</guid>
		<description><![CDATA[Bilişim teknolojileri ucuzlarken milyonlarca yeni kullanıcının dijitale erişiminin artmasıyla bilgi ve ürünün marjinal dağıtım maliyetleri 0’a doğru hızla iniyor. İnternet’in geçer akçesi, yeni para birimleri, 'dikkat/ilgi' ve 'itibar'. Peki bu gelişmeler ışığında iş modelleri ve pazarlama nasıl yeniden şekillendirilebilir? Bu sorulara odaklanan ve İstanbul Bilişim Kongresi'nde izleyicilere yaptığım sunumumu burada görebilirsiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Daha önce farklı ortam ve platformlarda belli bölümlerini paylaştığım slaytları alttaki sunuşta bir araya getirdim. <a target="_blank" href="http://www.istanbulbilisimkongresi.org.tr/">İstanbul Bilişim Kongresi</a>&#8216;nde dijital yaşam panelinde dinleyicilerle kısıtlı süre içinde paylaştığım bu kareleri vakit yetersizliği ve gelen talep nedeniyle sitemde de paylaşıyorum. Tabii sözlü olarak, daha fazla örnekle birebir anlatmanın tadı bambaşka! Sunum çerçevesinin sağ altındaki oklara basarak tam ekran izlemeye geçmenizi tavsiye ederim.</p>
<div align="center" style="width:595px" id="__ss_10606765"> <strong style="display:block;margin:12px 0 4px"><a href="http://www.slideshare.net/hcsalim/dijitalin-ykselii-ile-deien-ticaret-ve-pazarlama-trendleri" title="Dijitalin Yükselişi ile Değişen Ticaret ve Pazarlama Trendleri" target="_blank">Dijitalin Yükselişi ile Değişen Ticaret ve Pazarlama Trendleri</a></strong> <iframe src="http://www.slideshare.net/slideshow/embed_code/10606765?rel=0" width="595" height="497" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe> </div>
<p>Özetle içindekiler;</p>
<ul>
<li> Bilişim teknolojileri ucuzlarken milyonlarca yeni kullanıcının dijitale erişiminin artmasıyla bilgi ve ürünün marjinal dağıtım maliyetleri 0’a doğru hızla iniyor.</li>
<li> Dağıtımı kolaylaşan bilgi, artık çok sahipli ve tek başına eskisi kadar güç sağlamıyor.</li>
<li> İnternet’in geçer akçesi, yeni para birimleri, &#8216;dikkat/ilgi&#8217; ve &#8216;itibar&#8217;.</li>
<li> Bedava veya ’umursanmayacak kadar ucuz’, bir şekilde iş modellerine, ticaret ve ortaklık şekillerine dahil oluyor.</li>
<li> Kurumlar dışa dönük yüzlerinde nasıl bir iş modeli belirleyebilir, içe dönükken yeni teknolojilerden nasıl faydalanabilir?</li>
<li> Tüm bu dinamiklerin ışığında pazarlama, dijitalle imtihanında sınıfta kalmamak için nasıl değişmeli?</li>
</ul>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fdijitalin-yukselisi-ile-degisen-ticaret-ve-pazarlama-trendleri-sunum%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/dijitalin-yukselisi-ile-degisen-ticaret-ve-pazarlama-trendleri-sunum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yoğunlaşan Rekabette Kazanmak için Oyun Sahanı Tanı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yogunlasan-rekabette-kazanmak-icin-oyun-sahani-tani/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yogunlasan-rekabette-kazanmak-icin-oyun-sahani-tani/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Dec 2011 10:34:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1657</guid>
		<description><![CDATA[Dikkat ve ilgi çekmek için artan bir rekabet var. Duygulara hitap eden, ortak bir yolculuk ve deneyim hissini, kendini ifade etme imkanını sunan organizasyonlar daha fazla ilgi çekmeyi başaracak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ekim ayında <a target="_blank" title="12. İstanbul Bienali'nde hızlı bir gezi esnasında cep telefonumla çekebildiğim fotoğrafları Facebook albümümden görebilirsiniz" href="https://www.facebook.com/media/set/?set=a.10150480349925550.461622.739605549&#038;type=1&#038;l=95c1240953">12. Bienal</a>i ile modern sanatta olduğu kadar, dönüşen medyanın öncülerini Digital Age ve Yeni Medya Düzeni konferanlarında ağırlayarak da ilgi çekti İstanbul. Assange, Huffington ve Jimmy Wales’in dediklerini farklı kaynaklardan kolayca bulup okuyabilirsiniz, ama bu etkinliklerde medyanın dönüşümü ve sansür dışında konuşulan kayda değer şeyleri de irdelemekte sonsuz fayda var.</p>
<p><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/digital-age-2011-konferansi-ziyaretci-icerigini-dogru-yoneten-fark-yaratiyor-ve-sosyal-medya-degil-sosyal-paylasim-aglari/">Digital Age konferansı</a>nda Richard Stacy harika ilüstrasyon seçimleriyle, feodal dönemlerde, bilgiyi tutan ve dağıtma gücü olanlara göre güç piramidini, sonra eski bir düğün fotoğrafında kadını bilgi, kocasını dağıtım aracı olarak gösterdikten sonra yeni araçlarla bilginin dağıtımdan bağımsızlığını kazandığını, giyotinle ölüme mahkum edilmiş birinin kafasının yani bilgilerinin, dağıtım aracı olan gövdesinden ayrılmasıyla gösterdi. Evet, yeni iletişim araçları bir giyotin gibi sert ve geri dönüşü olmayan müdahelelerle medyayı, medyayla ilişkimizi değiştiriyor. Geleneksel medya araçları, TV’den radyoya, bilginin dağıtıcısı olduğu kadar belki hapishaneleriydiler de.</p>
<p>Artık bilgi özgürce dağılıyor. Ve sosyal paylaşım platformları, sosyal ‘medya’ olmanın öncesinde, markaların, kurumların bireylerle iletişime geçmesini sağlamaktan çok daha ulvi bir amaç için kullanılıyorlar; bireyler arası haberleşme, sosyalleşme için. Bireyler kurumlarla ilişkilerini, kurumlarca yönetilen sayfalardan ziyade kendi kurallarını koydukları gruplarda idare etmek isteyecek. Ve aslında onların olumlu olumsuz yorumları kurumların diyalog kurması için doğal ortamı yaratacak, aynı markaya “sen kimsin, ne yaparsın” merakının bir içerik, biriken tavsiyelerinin ise bir ‘ilgili topluluk’ yaratacağı gibi!</p>
<p>Yoğunlaşan iletişim ortamında -<a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/dyg-yeni-medya-duzeni-konferansindan-arda-kalanlar-icerik-uret-dikkat-ve-durustluk-icin-rekabet-et/">DYG Yeni Medya Düzeni Konferansı&#8217;11-</a> Tom Chatfield’ın da tekrar hatırlattığı gibi, dikkat ve ilgi çekmek için artan bir rekabet var. Duygulara hitap eden, ortak bir yolculuk ve deneyim hissini, kendini ifade etme imkanını sunan, zevk hissi yaratabilen; kullanıcılarına kullandıkları platform, grup veya hizmet için harcadıkları zamanın bir şeyin büyümesi ve gelişmesine katkıda bulunduğunu gösterebilen, ki bu bir sanal karakter bile olabilir, organizasyonlar daha fazla ilgi çekmeyi başaracak.</p>
<p><em>Digital Age Kasım&#8217;11 sayısı köşe yazısının ilk bölümüdür, <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/yerli-otoyu-birak-tableti-e-kitaba-indirgeme-bilgi-uret/">2. bölüm için buraya tıklayabilirsiniz</a></em></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fyogunlasan-rekabette-kazanmak-icin-oyun-sahani-tani%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yogunlasan-rekabette-kazanmak-icin-oyun-sahani-tani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yerli Otoyu Bırak, Tableti e-Kitaba İndirgeme; Bilgi Üret</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yerli-otoyu-birak-tableti-e-kitaba-indirgeme-bilgi-uret/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yerli-otoyu-birak-tableti-e-kitaba-indirgeme-bilgi-uret/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Dec 2011 10:32:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Esintiler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1658</guid>
		<description><![CDATA[Fatih projesi, okullarda öğrencilere tablet bilişim cihazı dağıtma planı ekonomi gündeminin sıcak konularından. Bir diğer konu da, otomobilde yerli üretim. Birine odaklanıp daha büyük kazançlar elde etmek gerekiyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye gibi her hafta büyük başka lafların konuşulup hızla gündemden düştüğü bir ülkede konuları gündemde tutmanın faydası önemli olduğuna inanıyorum. “Türkiye, yerli bir marka ile de otomobil üretmeli” kararı ülke ekonomisinde zaten kıt olan tasarrufların en verimli şekilde kullanılmamasına neden olur.</p>
<p>Okullarda tablet bilişim cihazı dağıtmayı hedeflerken kırsala eğitimi yaymakta zorlanan Hindistan’da bunun ne kadar ucuza, yaklaşık 85 TL’ye gerçekleştirileceğini duyduk mu? Biz bu fiyatlara ulaşamıyorsak 1900’lerin endüstri koluna yatırım yapacağımıza bilişime odaklanmalı değil miyiz? Yazılımlar ve enformasyonu bilgiye çevirmek bilgi çağının temeli.</p>
<p>Yerli kaporta, motor yerine o araçların yazılımını dünyaya ihraç etmeyi hedeflemeliyiz. Hele tablet konusunda, önemli olan cihaz değil, artık içine konacak kitaplar da değil, eğer ki o tabletler sadecenie bir e-kitap okuyucu olmanın ötesine geçsin istiyorsak eğitmenleri geliştirmeli, çocuklarımıza sadece teknoloji değil, bununla birlikte soru sorabilme, yorum yapabilme becerisi kazandırmalıyız.</p>
<p><strong>‘Turkce’ Umrumuzda mı!</strong><br />
Bu yazıyı otomatik yazım kontrolü kapalı bir tablet bilgisayarda aceleyle yazıyor olsam Türkçe kelimesini bile çıkaramayacaktım. Türkiye’de yüz binlerce akıllı telefon sahibi ekranda çıkan sanal klavyelerinde bazı modellerde ‘s’ye uzun bastıklarında ş harfini kullanabiliyorlar örneğin. Sony dışında tabletler de Türkçe harfleri sağ kenara itmiş olan uyduruk Türkçe Q klavyeyle bile gelmiyor.</p>
<p>Zaten Türke F klavye dersen de dalga geçiliyor. 0,99 dolara uygulama almayı biliyoruz, bu basit şeyi zorlayacak gücümüz yok mu? Yunanlılar, Ruslar, Asyalılar, Araplar da İngilizce klavyeye mi mecbur! Don’t you care?!</p>
<p><em>Digital Age Kasım&#8217;11 sayısı köşe yazısının 2. bölümüdür, <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/yogunlasan-rekabette-kazanmak-icin-oyun-sahani-tani/">ilk bölüm için buraya tıklayabilirsiniz</a></em></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fyerli-otoyu-birak-tableti-e-kitaba-indirgeme-bilgi-uret%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yerli-otoyu-birak-tableti-e-kitaba-indirgeme-bilgi-uret/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalifiye eleman sıkıntısındaki Türk İnterneti yeni yetenekleri bekliyor: Hangi sektörde kim talep görüyor?</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/kalifiye-eleman-sikintisindaki-turk-interneti-yeni-yetenekleri-bekliyor-hangi-sektorde-kim-talep-goruyor/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/kalifiye-eleman-sikintisindaki-turk-interneti-yeni-yetenekleri-bekliyor-hangi-sektorde-kim-talep-goruyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Oct 2011 09:46:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1627</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa'nın en geniş İnternet nüfuslarından biri ülkemizde, fakat konu e-iş'e gelince buna paralel bir gelişmişlikte değiliz. Dijital dönüşümden bir şekilde etkilenen, hatta tamamen bu alanda faaliyet gösteren şirketler kalifiye eleman sıkıntısında. Yazılım gibi teknik alanlar dışında nerelerde fırsatlar var, irdeliyoruz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarını geride bıraktık; izinler, tatiller çoğunlukla kullanıldı. Eylül&#8217;ü de hafif rehavetle geçirdik, ama küresel durgunluktan darbe yememek için artık kendini ve kurumunu geliştirme zamanı geldi de çattı!</p>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
//blog-orta-468
google_ad_slot = "3758895704";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//--></script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<p>Avrupa’nın en geniş İnternet nüfuslarından birine sahip olsak da e-iş endüstrisinde buna paralel bir olgunluğa erişmiş değiliz. On milyonlarca kullanıcıya ulaşmamız, bunların da İnternet’te para harcamaya başlaması henüz birkaç yıllık bir olgu olduğundan sektörel uzmanlık ve ‘en iyi uygulama’ birikimlerine sahip kurum sayısı çok az.</p>
<p>İş modellerini dijital dünya üzerine kurmuş şirketler emekleme evresini henüz geride bıraktığından bu alanda birikimli insan gücü açığımız ciddi boyutta.</p>
<p>Bu yaz gerek kendi kariyerimle ilgili hamleler yaparken, gerekse de sektördekilerle konuşurken artık Türk İnternet ekosisteminin, bu alanda üstün birikimli uzman çalışan arzından çok daha hızlı büyüdüğünü bizzat gözlemledim.</p>
<p>Türkiye’nin en çok ziyaret edilen yerli portalı, dünyanın en büyük yazılım şirketinin Türkiye portalı, patlama yapan özel ve grup alışveriş sitelerinin, en büyük e-ticaret devinin farklı pazarlama pozisyonlarını, kuvvetli medya markalarının anahtar pozisyonları neredeyse 2-3 ay dolduramadığını görmek düşündürücü. Tabii bu aynı zamanda fırsatlar olduğunu da gösteriyor.</p>
<p>Gerek kendini geliştirip kariyerinde sıçrama yapmak isteyenler, gerekse de hem özel hem kamu eğitim kurumlarının bu boşluğu doldurmak için aksiyon alma gerekliliği artık çok ivedi.</p>
<div align="center">
<div align="center">
<div style="width:470px; text-align:center" class="captionfull"><img align="center" width=470 src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/aranan-eleman-l.jpg"/ title="Aranan eleman olmak için doğru konuları çalışmak, İnternet sektöründe iş kapısını aralamanızı sağlayabilir" alt="Aranan eleman olmak için doğru konuları çalışmak, İnternet sektöründe iş kapısını aralamanızı sağlayabilir"/>
</p>
</div>
</div>
</div>
<p><strong>E-ticaret, Dijital Pazarlama, Pazar Araştırma, Medya&#8230;</strong><br />
Yüksek öğretim kurumları ve diğer eğitim organizasyonları dijital dünya odaklı programlarını duyuruyor. Derslerin adı önemli değil, içeriğinin kurgulandığı bu dönemde ise gerçekçi olmak, uygulanabilir, ölçülebilir gelişme alanları belirlemek, sektörde gerçekten kalıcı fark yaratan uygulamaları kurgulayanları eğitmen olarak davet etmek gerekiyor.</p>
<p>Sektörün gençlerine bir avuç tavsiye, tabii isterlerse öğretim kurumlarına da önerilerimiz bu yaz en az 2 ay doldurulamayan açık pozisyonlarla başlıyor:</p>
<p><strong>Kategori, Ticaret ve Müşteri Tecrübesi Yönetimi: </strong>Sanal perakendecilikte de fiziki bir mağazada olduğu gibi müşterinin alışverişiyle sonuçlanan süreçler planlanmalı, çizilmelidir.</p>
<p>Bilimsel yönetilen perakende organizasyonlarında müşteriyi karşılamak ve tanımak; ne için geldiğini tahmin etmek ve ihtiyacını öğrenmek (çünkü ihtiyaç duyulmayan bir şeyi satmayı başaran organizasyonunuz daha sonrasında müşteri memnuniyetsizlikleriyle baş edemeyebilir); yönlendirmek ama her zaman diğer kategori ve/veya diğer ürün alternatiflerini mevcut satıştan dikkati dağıtıcak şekilde değil ama rahatlatıcı bir çeşitlilikle sunmak; müşteriden gelen sinyalleri, soru işareti ve davranışları okuyabilmek (bir e-perakendeci, ziyaretçinin Kategori sayfasına anasayfadan mı ürün sayfasından mı geldiğine göre kategori sayfasını özelleştirip tekrar ürüne yönlendirmeyi başarabilir); ve satış olsun olmasın, müşteriyi takip etmek ana adımlardır. Hepsi de e-ticaret yönetiminde uygulanabilir.</p>
<p><strong>Dijital Pazarlama:</strong> Hangi video patlama yaptı, herkes Twitter’da neyi konuşuyor bilen, yorumları süper ‘modere’ eden sosyal medya ekibi/ajansınız hatta dijital pazarlama biriminiz olabilir.</p>
<p>Peki İnternet’in sunduğu mecra avantajları sayesinde marka algısı ve satışlarını patlatan kaç Türk şirketi gördünüz? Çoğunlukla dahi reklam ajansının 360 derece planını Facebook’a başarı ile taşımak veya Türkiye’nin meşhur karikatüristleri ile kurgu yapmak, bedava kontör veya kola vermek yetiyor da artıyor! Hatta marka o kadar iyi biliniyor, zaten insanlar Facebook’ta takipteler! Seminerleri, dersleri asıl vermesi gerekenler küçük bütçelerle büyük trafik çekebilen, daha az meşhur markaların pazarlamacıları. Bu konuya sayfalar yetmez, gençler ne mi yapmalı: ‘Pazarlama problemi nedir’den başlayıp hedef kitle niye benim markamla etkileşime girmeli, onları niye Facebook sayfamda istiyorum, yatırdığım paraya dönüş ne oranda gibi konularda çalışıp sonuç yaratmayı öğrenmeli, bu dar dönemlerde iş bulurlar!</p>
<p><strong>Pazar Araştırma ve Müşteri Analizleri:</strong> Ziyaretçileri hakkında detaylı bilgiye sahip olan sınırlı sayıda şirketin işi daha kolay. Fakat özellikle Türk e-ticaretini patlatan özel alışveriş ve grup fırsat siteleri müşterileri hakkında oldukça az detayda bilgi sahibi. Her gün, her bir ticari teklifin performansının önemli olduğu, her teklif için ciddi moda çekimleri veya işletmelere kayda değer komisyon bırakıldığı bir ortamda e-posta dağıtım listesine kayıtlı yüz binlere hangi tekliflerin gönderileceğini stratejik olarak planlamak için müşteri analizleri çok önemli.</p>
<p>Fakat bu bildik Excel tablolarında birkaç kategori kolonu ve ciro değerleriyle altından kalkılacak bir şey değil. Bu alandaki boşluğu dolduracak uzmanların kantitatif araştırma ve modelleme tecrübesi önemli. Bu taze sektörde, verinin müşteriden ve pazardan nasıl toplanacağının tasarlanması bile başlı başına önemli. Anket, özel teklif, izinli veri toplama yöntemleri; üstüne Web 2.0 şirketi olmanın avantajlarını kullanmak için gelen ‘kalitatif’ geri beslemenin veriye çevrilmesi, kısacası bu alanda e-ticaret müşterisini tanımak isteyecek pazar araştırmada yetkinleşmiş profesyonellerine ihtiyaç var.</p>
<p><strong>Yeni / Dönüşen medya: </strong>Üzülerek izlediğim bir sektör içinde bulunduğum medya. “Bize de bir Steve Jobs lazım” diye yazanlar bile çıkıyor. Felakete karşı kurtarıcısını çaresiz bekleyenler veya “gazeteler 10 sene sonra çökecek” diyen çok bilmişler değil, İnternet’in yeni paraya dönüşen değerlerini özümseyebilenler Türk medyasının dijitalle imtihanında rol çalabilir. Bu değerlerden bazıları ‘dikkat’ yani zaman, ve de ‘itibar’. Aynı anda belli sayıda şeye dikkat ayırıp itibar sağlayabilir, Google ‘+1’ veya Facebook ‘Beğen’ yapabiliyor, itibar kazanma, kişisel tatmin uğruna yazıp çiziyor, fotoğraf çekiyorsak içeriğin önemli kısmı ücretsiz olmaya devam edecek!</p>
<p>İnternet’in yine mecra olarak üstünlüğünü kullanabilen medya platformlarımız o kadar az ki. Multimedyadan nasıl değer yaratabileceğine; analiz ve dosya konularını İnternet’te, gittikçe mobilleşen ortamda nasıl değerini koruyarak aktarabileceğine kafa yormaya başlayanlar ilk adımı atabilir. Fakat altın örümcek ödüllü sitelerimizin bile Reuters görsellerine abone olmak için yönetimden zor maddi destek alabildiği bir ortamda medyadakilerin işi en zoru.</p>
<p>Bugün bireylerin kendi kendine veya kısa süreli bir programla daha kolay geliştirebilecekleri disiplinleri ele aldık. Tabii yazılım, görsel tasarım, hatta hala bize uzak bir yıldız olan bilgi mimarisi alanındaki açıklarımız da hiç de küçük değil&#8230;</p>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
google_alternate_color = "FFFFFF";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
google_ad_format = "468x15_0ads_al";
//2007-10-01: linkunit
google_ad_channel = "8438864729";
google_color_border = "32527A";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "0000FF";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "008000";
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fkalifiye-eleman-sikintisindaki-turk-interneti-yeni-yetenekleri-bekliyor-hangi-sektorde-kim-talep-goruyor%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/kalifiye-eleman-sikintisindaki-turk-interneti-yeni-yetenekleri-bekliyor-hangi-sektorde-kim-talep-goruyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Digital Age 2011 Konferansı: Kullanıcı içeriğini doğru yöneten fark yaratıyor ve &#8217;sosyal medya&#8217; değil &#8217;sosyal paylaşım platformu&#8217;</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/digital-age-2011-konferansi-ziyaretci-icerigini-dogru-yoneten-fark-yaratiyor-ve-sosyal-medya-degil-sosyal-paylasim-aglari/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/digital-age-2011-konferansi-ziyaretci-icerigini-dogru-yoneten-fark-yaratiyor-ve-sosyal-medya-degil-sosyal-paylasim-aglari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 20:38:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1613</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul kısa sürede iki yeni, dönüşen medya odaklı etkinliğe ev sahipliği yaptı. Digital Age 2011 Konferansı'nda Huffington Post kurucusu Huffington vatandaş gazeteciliğine editoryal idareyi nasıl kattığını anlatırken diğer konuşmalar da dijital pazarlama üzerine bizleri düşündürdü.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul 10 günden kısa süre içinde sayısallaşmanın etkisiyle dönüşen &#8216;yenileşen&#8217; medya dünyasının önemli isimlerini iki güzel etkinlikte ağırladı. Önceki haftaki <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/dyg-yeni-medya-duzeni-konferansindan-arda-kalanlar-icerik-uret-dikkat-ve-durustluk-icin-rekabet-et/">Yeni Medya Düzeni Konferansı</a>&#8216;nın ardından <a href="http://www.mci.com.tr/konferanslar/arsiv.aspx?ArsivID=57&#038;id=10">Digital Age 2011 Konferansı</a> değerli içeriği ve <a href="http://www.huffingtonpost.com/">Huffington Post</a>&#8216;un kurucusu Arianna Huffington ile dikkat çekti.</p>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
//blog-orta-468
google_ad_slot = "3758895704";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//--></script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<p>Katılmak zorunda olduğum toplantılar nedeniyle sadece ilk yarısında bulunabildiğim Digital Age 2011 konferansında Huffington, Yeni Medya Düzeni Konferansı&#8217;na telekonferans yoluyla katılan <a href="http://www.wikileaks.org">Wikileaks</a> kurucusu Assange dahil kimsenin &#8220;hiçbir şey gizlenmemeli&#8221; idealini taşımadığını tabii güvenlik nedeniyle gizler ve sırların olacağını ama hasır altı edilen adaletsizliklerin olmaması gerektiğini söyledi. Özel hayat ile kamuya mal olmuş hayatların da ayrımına dikkat çekip, bir politikacının akşam mesai bitiminde yaptıklarını konuşurken onun da insan olduğunu unutmamak gerektiği, özel hayatında kırıştırıyor olmasını ölümcül, tehlikeli, masumları etkileyen skandallara yeğlemek gerektiğini hatırlattı. Amerika&#8217;da özel hayat kavramının bireyler açısından da çok bulanık sulara battığını, kendisinin veya tanıdığının intiharını canlı yayınlayan ve tabii bunları izleyenlerin olduğunu söylerken Türkiye&#8217;de de yakın gelecekte bilişim ve bireyle ilgili daha çok kafa patlatmamız gerektiğini hafiften bize düşündürmüş oldu.</p>
<p><strong>Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz, sansürün suyu çoktan pislendi</strong><br />
Yeni medyanın kraliçelerinden olan Arianna hepimizin artık &#8220;haber&#8221;in parçası olduğumuzu, geçmişe dönemeyeceğimizi söylerken, Heraklitos&#8217;un &#8220;Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz&#8221; deyişine gönderme yapıp, Türkiye&#8217;deki İnternet sansürlerinin ne kadar demode, eski çağın zihniyetinin son çabaları olduğunu söyleyip zaten bir yolunu bulup sansür deliniyor dedi&#8230; Aksine hükümetlerin bireylerle daha iyi iletişim kurmasının artık mümkün olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Geleneksel medya ile yeni medyanın farklı sorunları olduğunu, geleneksel medya söz konusu olduğunuda dikkati odaklama sorunu yaşanırken yeni medyanın obsesif kompulsif bozukluktan müzdarip olduğunu öne sürdü. Bu ifade konferans alanında en çok tweet malzemesi edinilen ifadelerden biriydi. Bu saplantı ve zorlama ifadesi ile ben yeni medya kanallarında haberin ya çok kolayca umursanmadığına, malzeme bile olmadığına, bazı haberlerin de takıntılı derecede gündemde tutulup kaşındığına inandığını düşünüyorum.</p>
<p><strong>Etkin moderasyon ile okurların içeriği daha da değerli</strong><br />
İnsanların sosyal paylaşım platformlarında kendilerini ifade etmesinin yeni eğlence anlayışının bir diğer parçasına dönüştüğünü, &#8220;bir şey&#8221; olma ihtiyacını tatmin ettiğini hatırlattı. İnsanların paylaşma ihtiyacını moderasyondan geçen forum, blog ve yorumlarla çok iyi harmanlayarak başarıyı elde eden Huffington Post sitesi bugüne kadar 100 bin yorumu onaylayıp yayına almış.</p>
<p>Huffington Post&#8217;un insana dokunan yayıncılığının pek çok sac ayağı var. Yıllar önce Dogan Online çatısı altında denediğimiz OnPunto projesi gibi vatandaş gazeteciliğine sırtını dayayan site, yine de ciddi editoryal yönetim ve yönlendirme ile ayakta.  İlgi çekici bölümler açmayı biliyorlar, 50 aktif bölüm var, örneğin çoğu insana dokunan bir &#8220;boşanma&#8221; bölümünde paylaşılan ilginç içerik konuyla alakasız olanların bile ilgisini çekiyormuş. Çoğu olayı, haberi canlı &#8220;blog yayınları&#8221; ile, katkıda bulunan bloggerlar sayesinde anında, güncel yayınlayan platformu anlatırken Huffington, &#8220;ama içeriği şekillendiriyor, yönlendiriyor, bir küratör rolü üstleniyoruz&#8221; diyor.</p>
<p>Yepyeni içerikleri barındıran taze bölümlerin ilgi çekme nedenlerinden biriyse okurların, ziyaretçilerin sadece sponsorlarla, reklamlarla, haberle değil, haberi okuyan diğer bireylerle de iletişim kurmasının kolaylığı ve gücü. Bireyler arası iletişimi sağlamalısınız diyor Huffington.</p>
<p><strong>Facebook, vb. [Sosyal] Medyadansa Sosyal Paylaşım Ağı</strong><br />
İşte bu noktada ondan önce sahneye çıkan stratejist Richard Stacy&#8217;nin dediklerine paralel noktaya gelmiş oluyoruz. Küçük bir kısmını Kasım ayı Digital Age yazımda ele aldığım üzere, Stacy de sosyal medya dediğimiz şeyin sosyal medya değil bir sosyal paylaşım ağı olduğunu adeta yeniden hatırlattı. Facebook&#8217;un, Twitter, LinkedIn gibi sitelerin üstünde günde milyonlarca haber ve içerik paylaşılsa da bu kullanış tarzımızın onları medya sitesi yapmadığını vurgulayan Stacy, sürekli sosyal paylaşımı normal mecraları kullandığınız gibi kullanmayın uyarısını yapmış oldu dinleyen pazarlamacılara.</p>
<p>Çünkü sosyal platformlarda, Huffington&#8217;ın başarının temellerinden biri dediği gibi, bireyler birbirleriyle temasa geçme amacında. Bir marka tarafından yönetilen, düzenlenen sayfaları takip etmeye devam edenler tabii ki azımsanmayacak sayıda olacak, ama gittikçe artan oranda, kullanıcılar marka ile olan sayısal iletişimlerini kendi yönettikleri gruplar üstünden yönetecek diyen Stacy, sosyal medyanın bilgi paylaşmak için değil, bağlantı kurmak için kullanıldığını hatırlattı.</p>
<p>Sosyal paylaşım ağlarını kullanan kurumların en başta yanlış derecede engaje oldukları sosyal ağlarda bir süre sonra &#8220;ne oranda dönüş alıyorum&#8221; sorusunu sormaya başladıklarında &#8220;Aklın yerine geldiğini&#8221;, en son aşamada üretken bir sosyal medya kullanımına ulaşılmaya çalışıldığını örneklerle anlatan Stacy, &#8220;diyaloğu, mesajınızı alakasız grup, marka, hobi sayfalarında alakasız kişilerle paylaşmayın&#8221; dedi. Aynı anda dijital ortamlarda sizin markanızla etkileşimde olan çok çok az, hatta 10 kişi olduğunu öne sürüp, sosyal platformlar doğru insanlara doğru zamanda ulaşmanız içindir diye dikkat çekti.</p>
<p>Stacy harika ilüstrasyon seçimleriyle, feodal dönemlerde, bilgiyi tutan ve dağıtma gücü olanlara göre güç piramidini, sonra eski bir düğün fotoğrafında kadını bilgi, kocasını dağıtım aracı olarak gösterdikten sonra yeni araçlarla bilginin dağıtımdan bağımsızlığını kazandığını, giyotinle ölüme mahkum edilmiş birinin kafasının yani bilgilerinin, dağıtım aracı olan gövdesinden ayrılmasıyla gösterdi. Evet, yeni iletişim araçları bir giyotin gibi sert ve geri dönüşü olmayan müdahelelerle medyayı, medyayla ilişkimizi değiştiriyor. Geleneksel medya araçları, TV’den radyoya, bilginin dağıtıcısı olduğu kadar belki hapishaneleriydiler de.</p>
<p>Pazarlamanın artık pek çok mesaj, bilgi ve yönlendirmeyi 30 saniyelik bir ana sığdırmaya çalışan bir &#8220;kısaltma&#8221; sanatı olduğunu, bir kaynaktan pek çok alıcıya giden formunun bu dinamiklere göre tasarlanması gerektiğini de bizlera hatırlattı.</p>
<p>Vakit darlığı nedeniyle uyarıldığı için zengin sunumunun bir kısmından mahrum kaldığımız <a href="http://www.slideshare.net/RichardStacy/digital-age-2011-istanbul-october-2011">Stacy&#8217;nin İngilizce slaytlarını buraya tıklayarak</a> inceleyebilirsiniz. </p>
<div align="center">
<div align="center">
<div style="width:481px; text-align:center" class="captionfull"><img align="center" width=481 src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/arianna-huffington-defne-sarisoy-digitalage2011-sahnede-soru.jpg"/ title="Huffington vatandaş gazeteciliğinden bir iş modeli kurmuş biri olarak salondaki katılımcılarla da işbirliğini kuvvetli tutmak istedi" alt="Huffington vatandaş gazeteciliğinden bir iş modeli kurmuş biri olarak salondaki katılımcılarla da işbirliğini kuvvetli tutmak istedi"/>
<p>Huffington vatandaş gazeteciliğinden bir iş modeli kurmuş biri olarak salondaki katılımcılarla da işbirliğini kuvvetli tutmak istedi, Defne Sarısoy&#8217;un daveti de eklenince sorular sahneye çıkılıp soruldu</p>
</div>
</div>
</div>
<p>Öğle arasından önce son olarak zaten deodorant işinde dünyada çok büyük pazar paylarına ulaşmış olan Unilever&#8217;in Axe markasının dijital iletişim başarısını dinledik. Unilever Türkiye Pazarlama Müdürü Zeynep Yalım Uzun ve reklam ajansı Rabarba&#8217;nın ortağı Oğuz Savaşan&#8217;ın ağzından da artık &#8220;çok çok söylersek anlaşılır, ilgi çeker&#8221;in yetmediğini duyduk, gönülleri kazanmak sosyal platformlarda daha geçici olsa da daha heyecan ve sonuç verici.</p>
<p>Her ne kadar pazarlama departmanı dahil şirket yönetimlerinin genelde kendini sınırlamak istememesine rağmen reklam ajanslarının hayalini kurduğu şey, hedef kitleyi iyice net ve kesin şekilde belirleyebilmek. Böyle olunca iletişim dilini daha net, sivri, etkileyici kullanmak mümkün oluyor, o kitleye göre şekillendirerek. İşte Axe kampanyasında bu netlik de sağlanınca, dijital ve kişiselleştirilen video kullanımıyla fark yaratmak da işin tuz biberi olmuş. Ve tabii reklam uygulamasında Facebook&#8217;taki arkadaş bilgilerinin kullanılması da keyif ve paylaşım faktörünü kuvvetlendirmiş, ki Facebook tabanlı iletişim uygulamalarında bu çok çok önemli.</p>
<p>Öğleden sonraki seanslarına katılamadığım Digital Age 2011 Konferansı ile ilgili kayda değer değerlendirme yazısı bulursam burada sizlerle paylaşacağım, şimdilik önümüzdeki Digital Age sayısını almanızı tavsiye etmenin ötesine geçemiyorum.</p>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
google_alternate_color = "FFFFFF";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
google_ad_format = "468x15_0ads_al";
//2007-10-01: linkunit
google_ad_channel = "8438864729";
google_color_border = "32527A";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "0000FF";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "008000";
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fdigital-age-2011-konferansi-ziyaretci-icerigini-dogru-yoneten-fark-yaratiyor-ve-sosyal-medya-degil-sosyal-paylasim-aglari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/digital-age-2011-konferansi-ziyaretci-icerigini-dogru-yoneten-fark-yaratiyor-ve-sosyal-medya-degil-sosyal-paylasim-aglari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni ‘.com balonu’ korkusu mu, korku balonu mu?</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yeni-%e2%80%98-com-balonu%e2%80%99-korkusu-mu-korku-balonu-mu/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yeni-%e2%80%98-com-balonu%e2%80%99-korkusu-mu-korku-balonu-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Aug 2011 10:43:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[dünya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1582</guid>
		<description><![CDATA[Teknoloji Balonu 2.0 mı?! Son 20 yılda teknoloji sektörünün, özellikle tüketici elektroniği ve kurumsal bilişim çözümlerinde yenilikçi firmaların ortalamadan hızlı büyüdüğünü gözlemledik. Bir yıldır duyduğumuz çılgın Facebook, Twitter şirket değer hesaplamaları ise çoğumuzu şaşırtıyor. Peki eski gözlemlerimiz bizi yanıltacak mı, korkutucu bir balon mu şişiyor...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2007-08, Türkiye’nin en büyük iki endüstri grubundan birinde, farklı coğrafyalarda hızlı büyümek için şirket satın alma çalışmaları yapıyoruz. Dünya ekonomisinin canlı olduğu günler olmasına rağmen verdiğimiz tekliflerde, hedef şirketleri yıllık karlarının yaklaşık 3 ila 5 katları arasında değerlendiriyoruz. Çünkü önemli olan tabii ki yatırılan para karşılığında elde edilecek yıllık kar.</p>
<p>Peki ya henüz kar etmeyen şirketleri nasıl değerlendireceğiz? Hatta kar bir yana, nasıl gelir akışı yaratacağını bilemeyen şirketlere hissedar olmak ister misiniz? 6 yıl Yahoo!’nun elinde tuttuğu, hala ciro yapamayan 8 yaşındaki Delicious’u YouTube kurucuları yaklaşık 30 milyon dolara devraldı.</p>
<p>Avrupa’nın en büyük GSM operatörlerinden Turkcell’in değeri İMKB’de oluşan hisse fiyatlarına göre yaklaşık 20 milyar TL. 2010 cirosu 9 milyar TL iken amortisman, vergi ve faiz öncesi karı 3 milyar TL. Borsa ‘hesapçıları’nın kullandığı şirket değeri bölü ciro, 20/9, Turkcell için yaklaşık 2 çıkıyor.</p>
<p>Peki ya dünyanın en etkin sosyal medya özellikli iş ağı Linkedin için bu katsayı kaç? Sıkı durun, büyük olasılıkla dünya rekoru, tam 45! Halka arz edildiği ilk gün hisse fiyatları ikiye katlanıp 10 milyar dolarlık bir şirket değerine kavuşan Linkedin, “.com balonu yeniden mi şişiyor” korkusunu gündeme taşıdı.</p>
<div align="center">
<div style="width:360px; text-align:center" class="captionfull"><img width="360" src="http://cihansalim.net/blog/resim/teknoloji-balonu-web20-balon-twitter-facebook.jpg"/ title="Özellikle Web 2.0 şirketlerinin halka arz planları, 2. el piyasada el değiştiren sınırlı miktarda hisselerinin fiyatları, tam da yeni bir global durgunluğa girerken 2. bir teknoloji balonu mu şişiyor korkusu yaratıyor"/>
<p>Özellikle Web 2.0 şirketlerinin halka arz planları, 2. el piyasada el değiştiren sınırlı miktarda hisselerinin fiyatları, tam da yeni bir global durgunluğa girerken 2. bir teknoloji balonu mu şişiyor korkusu yaratıyor</p>
</div>
</div>
<p>Benzer değerleme katsayıları sosyal medyanın diğer devleri için de gerçekleşirse Facebook 100, Groupon 30, Twitter 7 milyar dolarlık şirket değerlerine uçabilir. Microsoft’un Skype’yi dudak uçaklatan 8,5 milyar dolarlık alışı zaten bu rakamları ulaşılabilir gösteriyor.</p>
<p><strong>Web Şirketleri Farklı Değerlendirilmeli</strong><br />
Son 20 yılda teknoloji sektörünün, özellikle tüketici elektroniği ve kurumsal bilişim çözümlerinde yenilikçi firmaların ortalamadan hızlı büyüdüğünü gördük. Artan refah seviyesi, yeni orta sınıf ve tabii üst gelir gruplarının harcamalarında teknoloji ürünlerinin payının da artmasını sağladı.</p>
<p>Bu da yatırımcıların ve çoğumuzun teknoloji şirketlerinin hızlı büyümeye devam edeceği beklentisini korumasına temel dayanak. Nitekim 24 milyar dolar değerden halka arz edilen Google, ilk günkü katsayısı gerilese de çok daha büyük şirket değerlerine ulaştı.</p>
<p>Değişen dünyada sosyal medya, mesela TV eğlencesine ayrılan vakitten yiyiyor. Ayrıca bilgi tüketiminde “tanıdıklarla ortak, onlardan beslenerek” davranma da sosyal ağları güçlendiriyor. Ve de .com balonu patladığında, 1999’da 250 milyon İnternet kullanıcısı varken bugün 2 milyar kişi daha uzun süre, hem de artan oranda mobil erişime sahip.<br />
Bu nedenlerle yolun başındaki sosyal mecraları farklı değerlendirmeli. Danışmanlık firması PwC, Facebook’un kullanıcısı başına şirketi değerini, İngiltere’nin TV devi ITV’ninkilerle karşılaştırıp benzer değerler açıklayıp bunu mantıklı bulan bir rapor yayınladı.</p>
<p>Dünya, 1929 Büyük Buhran’dan beri en sıkıntılı iktisadi dönemini yaşıyor. Maestro denirken birden bu krizi hazırladığı iddia edilmeye başlanan ABD’nin efsane Merkez Bankası Başkanı Greenspan, “balonun şiştiğini kesin olarak bilmek imkansızdır” diyor.</p>
<p>Evet balon, bu sistemin doğası gereği şişer, ama erken uyarı sistemi teknoloji sektörünün gelişimini olumsuz etkilerse yazık olur&#8230; Sosyal ağların asıl sınavı, milyonlarca üyeden para kazanmanın yaratıcı yöntemlerini bulmak olacak.</p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fyeni-%25e2%2580%2598-com-balonu%25e2%2580%2599-korkusu-mu-korku-balonu-mu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yeni-%e2%80%98-com-balonu%e2%80%99-korkusu-mu-korku-balonu-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Telekomünikasyonda ilk çeyrek ve sürpriz sonuçlar: &#8216;Ses&#8217; metalaşırken, mobil veri tüketimi geriliyor!</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/telekomunikasyonda-ilk-ceyrek-ve-surpriz-sonuclar-ses-metalasirken-mobil-veri-tuketimi-geriliyor/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/telekomunikasyonda-ilk-ceyrek-ve-surpriz-sonuclar-ses-metalasirken-mobil-veri-tuketimi-geriliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Jun 2011 20:47:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1532</guid>
		<description><![CDATA[2011'in ilk 3 ayında telekom sektöründe gerçekleşen rakamlar sanılanın aksine gelirlerin önceki çeyreklere göre düştüğünü, ses trafiğinindeki ucuzlamanın diğer ürün ve katma değerli hizmetlerle telafi edilemediğini gösteriyor. Türk Telekom’un ses gelirlerinden sonra İnternet erişim gelirlerinin de ağır topçu ateşi altında kaldığı birkaç çeyrek daha göreceğiz gibi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BTK, 2011 yılı 1. çeyrek pazar verileri raporunu geçen ay yayınlamıştı. Rapora yer veren çok az sayıda yerde de derinine inilmedi. Numara taşıma, ara bağlantı ücretlerinde düzenleme, agresif rekabet gibi nedenlerle ortalama iletişim maliyetleri bir süredir düşmekteyken abone tabanının genişlemesi ve abone başına tüketimin artması ile gelirler yükselmeye devam ediyordu. Ta ki 2011’in ilk üç ayına kadar.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Türk Telekom ve üç GSM operatörü ilk üç ayda 5,34 milyar TL satış geliri elde ettiler, bu meblağ her ne kadar 2010’un ilk çeyreğine göre nominalde %3’lük bir büyüme gösterse de 2010’un hem 3. hem de 4. çeyrek cirolarından daha düşük.</p>
<p>Ekonominin iki haneli büyüme oranlarını zorladığı tahmin edilen, beyaz eşya dahil tüketici elektroniği harcamalarının geçen yıl aynı döneme göre %25 artarak 5,1 milyar TL ile rekor kırdığı bir dönemde telekomünikasyon gelirlerinin, hem de KDV ve ÖTV yükünde değişiklik yokken gerilemesi çok dikkat çekici bir gelişme. İnternet bağlantı fiyatlarının pek de gerilemediği bir dönemde toplam gelirlerin düşmesi, ucuzlayan ses hizmetinin daha da fazla metalaştığını gösteriyor.</p>
<div align="center">
<div align="center">
<div style="width:470px; text-align:center" class="captionfull"><img width=470 src="http://cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/operator-komedyenler-l.jpg"/ title="GSM operatörleri ve burada yer almayan Türk Telekom'un Cem Yılmaz'ı bizleri eğlendirse de sektör düşen cirolarla pek mutlu olamıyor" alt="GSM operatörleri ve burada yer almayan Türk Telekom'un Cem Yılmaz'ı bizleri eğlendirse de sektör düşen cirolarla pek mutlu olamıyor"/>
<p>GSM operatörleri ve burada yer almayan Türk Telekom&#8217;un Cem Yılmaz&#8217;ı bizleri eğlendirse de sektör düşen cirolarla pek mutlu olamıyor</p>
</div>
</div>
<p>Peki ses gittikçe ‘metalaşır’ (‘commoditize’) iken katma değerli hizmetler kadar odak konusu olan veri hizmetlerinde beklenecek güçlü karlılık söz konusu mu?</p>
<p>ADSL kullanıcı sayısı, 2010’un son çeyreğine oranla %1’in altında arttı, yani sabit hat üstünden geniş bant İnternet penetrasyonunda Türkiye orta vadede çıkabileceği zirveye ulaşmış gibi. 3G bağlantı seçeneği ise, İnternet abone sayısındaki artışı neredeyse tek başına sürüklüyor.</p>
<p>Fakat gelirler ve karlılıkla ilgili sorumuzun cevabına sandığımız yanıt gelmeyecek gibi! BTK’ya göre 3G mobil İnternet kullanıcı sayısı hızla artarak 1,9 milyona dayanmış. Fakat ortalama kullanıcı tüketimi 3 aylık süreçte 3,00 GB olmuş. Halbuki geçen yıl aynı dönemde 3,29; geçen yıl son çeyrekte 3,03 GB veri tüketilmişti. Bu da operatörlerin büyük lisans ödemesi ve ciddi yatırımlar yaptığı 3G ağlarında kişi başı tüketimin coşkuyla artmak bir yana gerilediğini gösteriyor.</p>
<p>3G İnternet kullanımının hızla sabit hattan ADSL kullanımının yerini almaya devam ettiğini de görüyoruz. 2010’un ilk üç ayında geniş bant İnternet aboneliklerinin %87’si telefon hattı – ADSL üzerinden gerçekleşirken, 2010’un son çeyreğinde bu oran %78’e, bu yıl ilk çeyrekte ise %74’e geriledi. Tabii ki 3G İnternet abonelerinin azımsanmayacak bir kısmı aynı zamanda evlerinde ADSL bağlantıya da sahip, ama 3G’ye geçiş eğilimi gücünü korumaya ve GSM operatörleri cazip fiyatlamaları sürdürüp veri hizmetinden karlılıklarını bir süre daha zayıf seviyelerde tutmayı göze aldıkça Türk Telekom’un ses gelirlerinden sonra İnternet erişim gelirlerinin de ağır topçu ateşi altında kaldığı birkaç çeyrek daha göreceğiz.
</p></div>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Ftelekomunikasyonda-ilk-ceyrek-ve-surpriz-sonuclar-ses-metalasirken-mobil-veri-tuketimi-geriliyor%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/telekomunikasyonda-ilk-ceyrek-ve-surpriz-sonuclar-ses-metalasirken-mobil-veri-tuketimi-geriliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sanayileşme treninden sonra bilişim treni de kaçmak üzere</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/sanayilesme-treninden-sonra-bilisim-treni-de-kacmak-uzere/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/sanayilesme-treninden-sonra-bilisim-treni-de-kacmak-uzere/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 May 2011 10:30:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1510</guid>
		<description><![CDATA[2011’de ekonomi sayfalarında en çok karşılaştığımız kavram ‘cari açık’. 2010’da patlayan ithalat hız kesmiyor, dış ticaret açığı daha da büyümesin diye Merkez Bankası ekonomiyi soğutmaya çalışıyor. “Sanayileşme treninini kaçırmış olabiliriz ama bilişim trenine yetiştik” söylemine her geçen gün artan Facebook kullanıcı sayımızla(!) tam da inanıp huzura kavuşmak üzereyken, zamanında “One minute” dediğimiz Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı yeni rapor bize “One minute” dedi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2011’de ekonomi sayfalarında en çok karşılaştığımız kavram ‘cari açık’. 2010’da patlayan ithalat hız kesmiyor, dış ticaret açığı daha da büyümesin diye Merkez Bankası ekonomiyi soğutmaya çalışıyor. Tüketici tüketmekten imtina etsin diye kredi faizleri yükselsin isteniyor, bunun için bankaların munzam karşılık olarak ‘kenara’ daha fazla para ayırararak,daha az kredi vermeleri yönünde kararlar alınıyor.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Petrol ve enerjide dışa bağımlılık bir yana, Türkiye’nin imalat sanayi hammadde, yarı mamul alımı ve tüketim malları ithalatının arkasında en basit tanımıyla sanayileşme trenini yakalayamaması, kendi modelini de bir türlü oturtamaması geliyor.</p>
<p>“Sanayileşme treninini kaçırmış olabiliriz ama bilişim trenine yetiştik” söylemine her geçen gün artan Facebook kullanıcı sayımızla(!) tam da inanıp huzura kavuşmak üzereyken, zamanında “One minute” dediğimiz Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı yeni rapor bize “One minute” dedi.</p>
<p>10. kez yayınlanan <a href="http://j.mp/WEF-Rapor" target="_blank">Küresel Bilgi Teknolojisi raporu 2010-11</a>’de değerlendirilen ülke sayısı 139’a yükseldi. Raporun ana tablosu olan Networked Readiness, yani ‘bilgi toplumuna hazır olma’ veya  ‘e-dönüşüm’ listesinde, Türkiye 7 üstünden 3,8 puanla tam 71. oldu! 5 yıl önce 3,9 puanla 52. sırada iken aynı puanlarla yerimizde sayarak yaklaşık 20 ülke tarafından geride bırakıldık.</p>
<p>WEF’in raporunda puanlama, her biri altında 3 ayrı sütun olan 3 ana başlıkla yapılıyor: Ülkenin altyapı ve ekonomik, hukuki olarak inovasyon ve bilişim teknolojilerine (BT) yakınlığı; bireyler, özel ve kamu sektörlerinin BT’yi günlük hayat ve işlemlerinde kullanmaya hazır ve istekli olmaları; ve bir ülkenin başlıca toplumsal aktörlerinin BT’yi kullanma oranları.</p>
<p>Bu 3 başlık altındaki toplam 9 sütunu puanlamak için bu yıl tam 71 adet değişken kullanılmış. Bunların bazıları başka çok uluslu araştırmalardan alınmışken yarıdan fazlası bu çalışma için, ülkelerdeki ekonomik aktörler, karar alıcılara doğrudan sorulmuş ve ülkelerini her soru için 1-7 arası puanlamaları istenmiş.</p>
<p>71 değişkenden, basın özgürlüğünde 135, vergilerin etkinliği ve iş dünyasına yük olmasında 117, fikri hakların korunmasında 116. sırayı almışız. Şirketlerin telefon faturaları, mobil iletişim maliyetlerinde de çok gerideyiz.<br />
Bilişim treni, sanayileşme yarışından farklı olarak hammadde, sermaye gibi erişimi kısıtlı, hakimiyet sağlaması zor kaynaklar üstünden hız kazanmıyor. Bireysel ve toplumsal girişimcilik, yaratıcılık ve inovasyonun önünü açabildiğimiz ölçüde iktisadi ve kültürel refaha ulaşmak mümkün oluyor. Bir an önce bilişim trenine son vagonundan bindiğimiz yanılsamasından uyanıp bizden az gelişmiş ama atik ülkeleri tekrar yakalayıp aşmalıyız!
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fsanayilesme-treninden-sonra-bilisim-treni-de-kacmak-uzere%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/sanayilesme-treninden-sonra-bilisim-treni-de-kacmak-uzere/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çalışan başına net 420 bin dolar kar eden &#8216;Büyük Elma&#8217;, Google&#8217;ı geçti, Turkcell de zirvelerde</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/calisan-basina-net-420-bin-dolar-kar-ediyor-buyuk-elma-googlei-gecti-turkcell-de-zirvelerde/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/calisan-basina-net-420-bin-dolar-kar-ediyor-buyuk-elma-googlei-gecti-turkcell-de-zirvelerde/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 May 2011 09:48:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[dünya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1477</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın en iyi pazarlanan markası 'Apple' karlılığını gittikçe arttırıyor. Öyle ki, büyük rakipleri Google, Microsoft'u çalışan başına karlılıkta geride bırakan firma, kişi başı net 420 bin dolar net kar elde ediyor. Turkcell ve Türk Telekom'da durum nasıl, karşılaştırıyoruz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir süre önce Millward Brown araştırma şirketinin açıkladığı rapora göre dünyanın en değerli markası Apple olmuştu. iPod ile büyük çıkış yapan şirket iPhone ve iPad ile yakaladığı başarıyla günümüzün en tutku duyulan markalarını bünyesine barındırıyor.  Dünyanın &#8220;en başarılı pazarlanan markası  &#8216;Apple&#8217;&#8221; demek fazla iddialı olmaz.</p>
<p>Bu marka algısı da doğal olarak Apple ürünlerinin çok büyük kar marjlarıyla satılmasını mümkün kılıyor. Türkiye&#8217;de sınırlı miktarda satışa çıkan birkaç bin iPad&#8217;in akşama kalmadan aynı gün bitmesi sadece ülkemize özgü değil.</p>
<p>Bu karlılık şirketin hisselerinin de değerlenmesini sağlıyor. Fakat rakipleriyle karşılaştırıldığında en az hisse fiyatındaki değişim kadar etkileyici bir başka rakam ise, Apple&#8217;ın çalışanı başına elde ettiği kar. <a href="http://royal.pingdom.com/2011/05/17/apple-staff-profit-per-head/">Royal Pingdom&#8217;un araştırması</a>na göre, bilişim devlerinin açıklanan yıllık resmi net karlarını, çalışan sayılarına böldüğümüzde Apple&#8217;ın ilk sırada olduğu görülüyor. Çalışan başına 420 bin ABD Doları net kar elde eden şirketi Google 336 bin, Microsoft 245 bin dolar ile takip ediyor. Alttaki tabloda ABD&#8217;nin en büyük teknoloji markalarının sıralamasını görebilirsiniz:</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-5697" title="calisan-basina-net-kar-sirketler" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/calisan-basina-net-kar-sirketler.jpg" alt="Çalışan başına net kar sıralamasında Apple, Google'ı geçti" width="570" height="341" /></p>
<p>Aynı çalışmayı 2008 verileriyle de yapan Pingdom&#8217;a göre Google o dönemde 3. sıradaydı. O dönemden bu yana çalışan başına net karını 1,8 kez arttırarak o günkü seviyelerin neredeyse 3 katına ulaşan Apple, böylece bu konuda Google&#8217;ın liderliğini de geride bırakmış oldu.</p>
<p><strong>Türkiye Bilişim Sektöründen Birkaç Örnek</strong><br />
Türkiye&#8217;de geçtiğimiz hafta kurumlar vergisi rekortmenleri açıklandı. Garanti Bankası&#8217;nın Türkiye&#8217;nin en çok vergi ödeyen kurumu olduğu liste, bankacılık gibi hizmet sektörü şirketlerince domine edildi. İlk 50&#8242;de sadece 3 sanayi şirketi vardı.</p>
<p>Ülkemizde yazılım alanında yerli bir dev olmadığını düşünürsek, üretici tarafta ise Vestel gibi bir büyük marka olmasına rağmen tam olarak bu kategorideki şirketlerle bağlantılı görmediğimizden Türkiye&#8217;nin en büyük iki telekomünikasyon devi Türk Telekom ve Turkcell&#8217;in benzer rakamlarını hesaplamayı denedik.</p>
<p><a href="http://www.turktelekom.com.tr/tt/portal/Guncel/Detay/Turk-Telekom-Grubu-2010-Yil-Sonu-Finansal-Sonuclarini-Acikladi">Türk Telekom&#8217;un 2010 yılı finansal sonuçlarını açıkladığı sayfası</a>ndaki verilere göre grup şirketlerinde toplam 34.138 kişi çalışıyor. Şirketin 2,45 milyar ABD Doları net karını 34 bin çalışanını böldüğümüzde kişi başı net kar 72 bin dolar ile Oracle&#8217;a yakın, IBM&#8217;in üstünde çıkıyor.</p>
<p>Daha sarsıcı sonuç ise, çok daha düşük çalışan tabanına sahip olan Turkcell&#8217;den geliyor. <a href="http://yatirimci.turkcell.com.tr/">2010 faaliyet raporu</a>na göre Turkcell çalışanlarının sayısı 2.789. Şirketin 1,8 milyar TL net karı, çalışan başına tam tamına 645 bin dolar ediyor!</p>
<p>Aslında bu veriler Türkiye telekomünikasyon pazarındaki dengesizliğin de bir işareti denebilir, zira Vodafone ve Avea ciddi oranlarda zarar etmeye devam ederken Türk Telekom ve Turkcell&#8217;in çalışan başına bu kadar yüksek kar marjları elde etmesi, piyasaya ne kadar hakim olduklarının göstergesi.</p>
<p>Ayrıca hem Apple, Google gibi şirketler hem de yerli örneklerimizin değerlerine bakıldığında, belki de bu şirketlerin çalışanlarına daha kuvvetli bir zam artışı yapma zamanı gelmiştir de diyenler olabilir! Tabii bizim bu rakamları aktarma amacımız finansal analiz değil, marka gücü ve çalışan verimliliğiyle ilgili bir tablo paylaşmak&#8230;</p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fcalisan-basina-net-420-bin-dolar-kar-ediyor-buyuk-elma-googlei-gecti-turkcell-de-zirvelerde%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/calisan-basina-net-420-bin-dolar-kar-ediyor-buyuk-elma-googlei-gecti-turkcell-de-zirvelerde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Web adreslerine yeni şok yasaklar mı geliyor: Hikaye, Gizli, Haydar, Yerli, Etek ve daha fazlası&#8230;</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/web-adreslerine-yeni-sok-yasaklar-mi-geliyor-hikaye-gizli-haydar-yerli-etek-ve-daha-fazlasi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/web-adreslerine-yeni-sok-yasaklar-mi-geliyor-hikaye-gizli-haydar-yerli-etek-ve-daha-fazlasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Apr 2011 20:02:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1371</guid>
		<description><![CDATA[Bugün Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından hosting  firmalarına gönderildiği öğrenilen ‘yasaklı sözcükler’ listesi oldukça büyük ses getirmek üzere&#8230; İnternet&#8217;te özgürlük bakımından sicili gittikçe kötüleşen  Türkiye görenleri şaşkınlığa uğratan yeni bir ‘yasaklı sözcükler’  listesiyle karşılaştı.
NTVMSNBC’nin haberine göre bugün servis sağlayıcılara ve hosting firmalarına Telekomünikasyon   İletişim Başkanlığı’ndan gönderilen ve gönderici hanesinde   [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından hosting  firmalarına gönderildiği öğrenilen ‘yasaklı sözcükler’ listesi oldukça büyük ses getirmek üzere&#8230; İnternet&#8217;te özgürlük bakımından sicili gittikçe kötüleşen  Türkiye görenleri şaşkınlığa uğratan yeni bir ‘yasaklı sözcükler’  listesiyle karşılaştı.</p>
<p><a title="ntvmsnbc" href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25207341/" target="_blank">NTVMSNBC’nin haberine</a> göre bugün servis sağlayıcılara ve hosting firmalarına Telekomünikasyon   İletişim Başkanlığı’ndan gönderilen ve gönderici hanesinde   <em>yersaglayici@tib.gov.tr</em> adresinin yer aldığı tebligatta, günlük yaşamda   kullanımından vazgeçilemez pek çok ‘sıradan’ sözcüğü deiçeren yasak   listesi bulunuyor.</p>
<p>Bildirime göre, bu sözcükleri içeren alan adı tahsis edilemeyecek,  kullanılamayacak, mevcut olanlara erişim de kapatılacak. Örneğin  SicakEvYemekleri.com veya .com.tr ile bir web siteniz varsa, Türk  İSS’leri bu siteyi yayında tutarsa cezalandırılacak. Bu da daha fazla  maddi kaynağın zaten zayıf olan Türk İSS ekosisteminden çıkıp yabancı  hosting firmalarına akması demek.</p>
<p>Mektupla birlikte gelen listedeki sözcükler arasında şaşkınlık verici  derecede sıradan sözcükler bulunuyor. Bu sözcüklerden bazıları şöyle:</p>
<p><strong>31, Adrianne, Animal, Hayvan, Baldiz, Beat, Buyutucu, Ciplak,  Citir, Escort, Etek, Fire, Girl (İngilizce’de ‘kız’ demek, Ateşli,  Frikik, Free, Gey, Gay, Gizli, Got (ingilizce ‘get’ fiilinin geçmiş  zaman ya da geçişli hali), Hatun, Haydar, Hikaye, Homemade (ev yapımı  demek), Hot (İngilizce’de ‘sıcak’ anlamında geliyor), İtiraf, Liseli,  Nefes, Nubile (?), Partner, Pic (İngilizce’de ‘picture’ın (resim,  fotoğraf) kısaltmasi), Sarisin, Sicak, Sisman, Teen (İngilizce’de 13-19  yaş grubunda genç), Yasak, Yerli, Yetiskin,  Xn, XX…<br />
</strong></p>
<p>Çok daha uzun olan, içinde küfür ve ahlaksız terimlerin yanında “zoo”  (hayvanat bahçesi) gibi terimler içeren tüm listeyi, bu yazının  altındaki bağlantıdan görebilirsiniz.</p>
<p>Sansür listesinin etkisi, bazı ‘müstehcen’ sözcüklerin içinde  geçtiği  diğer sözcükleri de kapsadığından, erişim engelinin kapsamı  inanılmaz  boyutlara çıkacak. Örneğin içinde iki ya da üç kelimelik  ‘müstehcen’  sözcüklerle çakışan harfleri içeren sözcükler de yasaktan  nasibini  alacak.</p>
<p><a href="http://www.tknlj.com/" target="_blank">Tknlj.com</a>‘da   sıralanan bazı ‘talihsiz’ sitelerden örnekler: Degisikmezeler.com,   herkesokusundiye.com, sokmarket.com, bayramcikolotasi.com,   bilgisayarakademisi.com, sanaldestekunitesi.com, forzabesiktas.com,   tiklayarak.com, donanimalani.org, bakireklam.com, citirkurabiyem.com,   kredikartiborcunubitir.com, burcunubil.com, globaldizayn.org,   casperminishop.net, anlayarakokuma.com…</p>
<p>Hosting  hizmeti veren Ontek firmasının sahibi Murat Deligöz, bu  sansürlü  sözcüklerle sınadıkları sitelerden en az 90 binin bu yeni  yönetmelikle  ‘hemen’ yasaklanabileceğini söyledi.</p>
<div align="center">
<div style="width:450px; text-align:center" class="captionfull"><img title="Artık pek çok web adresi yasaklı mı olacak..." src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/sansur.jpg" alt="Artık pek çok web adresi yasaklı mı olacak..." />
<p>Artık pek çok web adresi yasaklı mı olacak&#8230;</p>
</div>
</div>
<p>Yönetmeliğin iletildiği TİB mektubu şöyle:</p>
<p>“Sayın YETKİLİ,</p>
<p>Bilindiği üzere, 04/05/2007 tarih ve 5651 sayılı “İnternet Ortamında  Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla  Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun”a dayanılarak çıkarılan  “Telekomünikasyon Kurumu Tarafından Erişim Sağlayıcılara ve Yer  Sağlayıcılara Faaliyet Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar  Hakkında Yönetmelik”, 24 Ekim 2007 tarihli ve 26680 sayılı Resmi  Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.</p>
<p>İnternete açık hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri  sağlayan/işleten gerçek veya tüzel kişiler yer sağlayıcıdır. Yer  Sağlayıcılığı hizmetini ticari olarak yapmasa bile web sitelerini kendi  sunucularında barındıran gerçek veya tüzel kişilerin Yönetmelik  gereğince Yer Sağlayıcılığı Faaliyet Belgesi almaları  gerekmektedir.İlgili Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında;  “26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; İntihara  yönlendirme (madde 84), Çocukların cinsel istismarı (madde 103, birinci  fıkra), Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma  (madde 190), Sağlık için tehlikeli madde temini (madde 194),  Müstehcenlik (madde 226), Fuhuş (madde 227), Kumar oynanması için yer ve  imkân sağlama (madde 228) suçları ile 5816 sayılı Atatürk Aleyhine  İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda yer alan suçlar,” erişimin engellenmesi  konusu olabilecek suçlar olarak katalog halinde sayılmıştır. İlgili  Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise;</p>
<p>Yayınlar; a) İnsan onuruna, temel hak ve hürriyetlere saygılı  olmalıdır. b) Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlakî  gelişimini zedeleyecek türden içeriklere yer vermemelidir. c) Ailenin  huzur ve refahını sağlayan hususlara zarar verecek nitelikte  olmamalıdır. ç) Kişileri, uyuşturucu madde bağımlılığı, fuhuş,  müstehcenlik ve kumar gibi kötü alışkanlıklara teşvik edici olmamalıdır.</p>
<p>Şeklindedir.</p>
<p>Buna göre barındırdığınız alan adlarında İlgili kanun ve yönetmeliğe  aykırı içeriklerin bulunmaması gerekmektedir. Aşağıda İlgili kanun ve  yönetmeliğe aykırı içerik bağlamında değerlendirilebilecek kelime  gurupları verilmiştir. Bu kelime guruplarını barındıran içeriklerin  çıkarılması ile ilgili alan adlarının hizmetine son verilmesi ve son  durumun mail ile tarafımıza iletilmesi gerekmektedir. Bu yükümlülüklerin  yerine getirilmemesi durumunda ilgili CEZAİ müeyyideler ile karşı  karşıya kalınabileceği unutulmamalıdır.</p>
<p>Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı”</p>
<p>Hatırlanabileceği üzere, BTK Başkanı Acerer geçtiğimiz hafta Zaman  Gazetesi’nde yer alan demecinde; “Kimi zaman ben bile herkesin ortasında  İnternet’e girmeye çekiniyorum; ya karşıma aniden istemediğim bir şey  çıkarsa!” ifadesini kullanmıştı. 2011′de Türk İnterneti’nde daha fazla  düzenleme göreceğimizin sinyallerini böylece almış olmuştuk, ama bu  kadar etkili kararın bu kadar çabuk gündeme gelmesini sektör çalışanları  da beklemiyordu.</p>
<p>Mektubun taranmış halini de <a href="http://www.scribd.com/doc/54049096/Alan-Ad%C4%B1-Yasaklar%C4%B1" target="_blank">buraya tıklayarak</a> görebilirsiniz.</p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fweb-adreslerine-yeni-sok-yasaklar-mi-geliyor-hikaye-gizli-haydar-yerli-etek-ve-daha-fazlasi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/web-adreslerine-yeni-sok-yasaklar-mi-geliyor-hikaye-gizli-haydar-yerli-etek-ve-daha-fazlasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avea, TT ve Telsim gitmişken Turkcell&#8217;in Türk kalması gerçekten önemseniyor mu</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/avea-tt-ve-telsim-gitmisken-turkcellin-turk-kalmasi-gercekten-onemseniyor-mu/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/avea-tt-ve-telsim-gitmisken-turkcellin-turk-kalmasi-gercekten-onemseniyor-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Apr 2011 15:43:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1347</guid>
		<description><![CDATA[Orta Doğu&#8217;nun en büyük GSM operatörü Turkcell&#8217;in dün yapılan kritik genel kurulunda şirketin yönetim yapısı değişmedi. Bu da medyada &#8220;zafer yine Karamehmet ve Çukurova Grubu&#8217;nun olarak&#8221; verildi. Karamehmet&#8217;in Turkcell&#8217;deki büyük ortağı İsveç merkezli, İsveç ve Finlandiya GSM pazarının lideri Telia Sonera. Karamehmet&#8217;in TMSF&#8217;ye olan borçlarını ödemek için kaynak sıkıntısına girdiği bir dönemde yapabileceği hamle Turkcell&#8217;deki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Orta Doğu&#8217;nun en büyük GSM operatörü Turkcell&#8217;in dün yapılan kritik genel kurulunda şirketin yönetim yapısı değişmedi. Bu da medyada &#8220;zafer yine Karamehmet ve Çukurova Grubu&#8217;nun olarak&#8221; verildi. Karamehmet&#8217;in Turkcell&#8217;deki büyük ortağı İsveç merkezli, İsveç ve Finlandiya GSM pazarının lideri Telia Sonera. Karamehmet&#8217;in TMSF&#8217;ye olan borçlarını ödemek için kaynak sıkıntısına girdiği bir dönemde yapabileceği hamle Turkcell&#8217;deki hisselerinin bir bölümünü satmaktı.</p>
<p>Fakat Telia Sonera ile yapılan, çok ortaklı pek çok şirkette de benzeri bulunan anlaşmaya göre, Çukurova Grubu, Turkcell hissesi satışına karar verdiğinde önceliği ortağı Telia Sonera&#8217;ya vermeliydi. Bu da İsveçli şirketi Turkcell yönetiminde hakim konuma getirecekti. Karamehmet bunun yerine Turkcell hisselerini teminat gösterip rehin ettirerek Rus Alfa Grubu&#8217;ndan borçlandı ve TMSF&#8217;ye ödemesini yaptı. Alfa&#8217;ya borcu da tabii ki nakden ödemektense rehin edilen hisselerden vazgeçerek kapattı. Telia Sonera buna itiraz etse de birkaç yıllık süre içinde çabalarına bir sonuç alamadığı gibi, Rusya&#8217;nın en büyük 3. operatörü MegaFon&#8217;un yönetiminde Alfa Grup ile ortak olduğundan Turkcell&#8217;de yeni ortağını kabullendi diyebiliriz.</p>
<p><strong>Turkcell Hisse Yapısı</strong><br />
Turkcell&#8217;de şu anda Murat Vargı Holding&#8217;in yüzde 2,3; Alfa&#8217;nın yüzde 13,2; Çukurova&#8217;nın yüzde 13,8; Telia Sonera&#8217;nın ise yüzde 37,1 hissesi bulunuyor. Turkcell hisselerinin %33&#8242;ü ise İMKB ve NYSE borsalarında halka açık ve el değiştiriyor. Yabancı büyük ortaklardan Alfa Grubu Rusya kökenli, Telia Sonera&#8217;da ise İsveç devletinin / hazinesinin %37, Finlandiya&#8217;nın ise %13 payı bulunuyor.</p>
<p><strong>Turkcell Yönetim Kurulu Üye Yapısı</strong><br />
İcra Kurulu&#8217;nun bağlı olduğu, şirket hissedarlarını temsil etmesi amaçlanan Yönetim Kurulu ise 7 üyeli. Bu 7 üyeden 2&#8217;si Telia Sonera, 2&#8217;si ise Alfa&#8217;yı temsil ediyor. (Telia Sonera adına Tero Erkki Kivisaari ve Karin Eliasson; Alfa adına Oleg Malis ve Alexey Khudyakov)</p>
<p>Geriye kalan 3 üyeden 2&#8217;si Karamehmet&#8217;i temsil eden Mehmet Bülent Ergin ve Gülsün Nazlı Karamehmet Williams; 1&#8242;i de bağımsız olarak Yönetim Kurulu Başkanı Colin Williams. Turkcell Yönetim Kurulu&#8217;nda kararlar 4&#8242;e 3 değil, 5&#8242;e karşı 2 oyla alınabiliyor. Bu nedenle de İsveçli ve Rus şirketleri 4 üyeleriyle istedikleri kararları aldırmaya muvaffak olamıyorlar.</p>
<p><strong>Sanayi Bakanlığı Komiseri İtirazı Gündeme Almadı</strong><br />
Nitekim dün yabancı ortaklar toplantı gündemine ek madde olarak, bağımsızlığını kaybettiğini öne sürdükleri Williams&#8217;ın azledilmesi ve yönetim kurulu üye sayısının arttırılmasını teklif etti. İşte bu noktada, divan başkanı olarak Williams bu ek maddenin görüşülmesinin uygun olup olmadığını kurula katılan Sanayi Bakanlığı komiserlerine sordu. Komiserler ise Ticaret Kanunu&#8217;nun 369. maddesince genel kurul toplantısından önce duyurulmayan maddelerin toplantı gündemine alınamayacağını belirtmişler. Tabii burada itirazlar geldi ve belki süreç tekrar mahkemelik olacak, çünkü yüzde 5 üstünde hissesi olan hissedarların ek gündem isteme hakkı bulunduğu öne sürülüyor. </p>
<p>Turkcell Hisselerinin Yüzde 20&#8217;si Türk!<br />
22 Nisan Cuma günü seans kapanışında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası&#8217;nda el değiştiren Turkcell hisselerinin yüzde 88&#8242;inin Citibank ve Deutsche Bank&#8217;ın neredeyse tümü yabancı müşterilerinde olduğunu görüyoruz. ABD&#8217;de NYSE&#8217;de el değiştiren Turkcell hisselerinde ise Türk yatırımcı olmadığını varsayabiliriz. Bu durumda yüzde 33,5&#8242;luk halka açık kısmın çok küçük bir bölümü Türk bireysel ve kurumsal yatırımcılarda. Çukurova ve Murat Vargı&#8217;yı eklersek Turkcell&#8217;in yüzde 20&#8217;sine yaklaşıyoruz.</p>
<p>Kısacası Turkcell çoktan bir Türk şirketi olmaktan çıktı, çok uluslu ortaklık yapısı olan bir şirkete dönüştü. Ağırlıklı olarak da İsveç merkezli Telia Sonera&#8217;nın olduğunu, en azından karların yüzde 37&#8217;si üstünde hak sahibi olduklarını görüyoruz.</p>
<p>Bu durumda medyada yer aldığı gibi acaba dün Sanayi Bakanlığı Komiseri siyasi bir müdahele mi yaptı, yoksa sadece Türk Ticaret Kanunu&#8217;na uygun mu davrandı?</p>
<p><strong>Telsim, Avea ve Türk Telekom da Yabancılaştı</strong><br />
Bildiğiniz gibi Uzanlar ile yaşanan süreç sonunda Telsim&#8217;e el konmuş, Türkiye&#8217;nin en büyük 2. operatörü TMSF kontrolü altındayken aslında olabilecek en iyi performansı sergilemiş ve İngiliz Vodafone en yüksek teklifi vererek şirketi satın almıştı.</p>
<p>Ardından Aycell ile Aria&#8217;nın birleşimiyle oluşan Avea&#8217;ya dönersek, İş Bankası&#8217;nın Avea&#8217;da yüzde 19 paya sahip olduğunu görüyoruz. Geri kalan yüzde 81 Türk Telekom&#8217;un. Türkiye&#8217;nin sabit hat telefon tekeli Türk Telekom da 2006&#8242;da özelleştirildi. Saudi Oger Grubu&#8217;nun %55 hissesine sahip olduğu Türk Telekom&#8217;un %30&#8242;u hala kamunun elinde. Yüzde 15&#8242;lik hisse ise yine İMKB&#8217;de el değiştiriyor. Bugünkü kayıtlara baktığımızda yine yabancı aracı kurumlar Citibank ve Deutsche Bank&#8217;ın müşterilerinin halka açık kısmın yüzde 85&#8242;ine sahip olduğunu görüyoruz. Yani Türk Telekom&#8217;un üçte ikisinden fazlası yabancı hissedarların.</p>
<p>Bazı ülkelerde stratejik öneme sahip görülen telekomünikasyon pazarı görüldüğü gibi Türkiye&#8217;de oldukça yabancı ağırlıklı. Ülkenin en büyük mobil operatörü Turkcell&#8217;in hissedarlarının çoğu yabancı iken yönetim kurulunun Türk hissedarların istemediği kararları almaması ise oldukça kritik.</p>
<p><strong>Turkcell Stratejik Varlık mı?</strong><br />
Turkcell altyapısının savunma açısından önemli olduğu, Silahlı Kuvvetler&#8217;in de özel bir ağ ile bu altyapıdan yararlandığı bu nedenle siyasilerin de Turkcell yönetimi üzerinde kafa yorduğu, dünkü kararda etkili olduğu speküle ediliyor.</p>
<p>Eğer öyleyse, bize şunu dilemek kalıyor; çoğunluğu yabancı olan Turkcell&#8217;in ülke savunması açısından kritik olabilecek varlıkları varsa bunların yönetimi umalım ki profesyonelce yapılsın, veri hırsızlığı, sisteme saldırı gibi olasılıklara karşı çağın gereklerini yerine getiren önlemler alınmış olsun.</p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Favea-tt-ve-telsim-gitmisken-turkcellin-turk-kalmasi-gercekten-onemseniyor-mu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/avea-tt-ve-telsim-gitmisken-turkcellin-turk-kalmasi-gercekten-onemseniyor-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>iPhone ve iPad ne zaman nerede olduğunuzu kaydediyor: Ne yapabilirsiniz?</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/iphone-ve-ipad-ne-zaman-nerede-oldugunuzu-kaydediyor-ne-yapabilirsiniz/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/iphone-ve-ipad-ne-zaman-nerede-oldugunuzu-kaydediyor-ne-yapabilirsiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Apr 2011 13:53:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1342</guid>
		<description><![CDATA[Popüler iPhone ve iPad 3G'nin kullanıcılarının ne zaman nerede olduğunu 10 ay süreyle kaydettiği ortaya çıktı. Apple bunu daha iyi yöresel pazarlama için mi yapıyor henüz bilinmiyor, ama veriler korumasız ve şifresiz. Hatta haritası bile çıkarılabiliyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>GPS çipi olan iPhone ve iPad&#8217;lerin nerede olduğunuzu sosyal medya sitelerinde paylaşabildiğini biliyorsunuz. Belki de çektiğiniz fotoğrafı tam tamına nokta atışı yaparcasına yer bilgisi ile Facebook&#8217;a ve diğer sitelere yüklediğini de duydunuz. Ama aslında daha da ileriye gidiyor, nerede olduğunuzu saati saatine kaydediyorlar.</p>
<p><a href="http://radar.oreilly.com/2011/04/apple-location-tracking.html">O&#8217;Reilly Radar&#8217;da dün kaleme aldıkları yazı</a>da, Alasdair Allan ve Pete Warden, consolidated.db adında bir dosyada saklanan verilerin Safari ve diğer uygulamalar tarafından ulaşılmadığını, ama son 10 ayda nerelerde bulunduğunuzun kaydını sakladığını ortaya çıkardı. Hatta hazırladıkları yazılım, bu verilerden yola çıkarak sizin geçtiğiniz yerlerin haritasını çizebiliyor. Kendi verilerinizin çizimini görmek isterseniz bu yazılıma <a href="http://petewarden.github.com/iPhoneTracker/">buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz: http://petewarden.github.com/iPhoneTracker/</a></p>
<div align="center">
<div style="width:460px; text-align:center" class="captionfull"><img title="iPhone'unuzda saklanan veriden böyle bir harita çıkarmak artık çocuk oyuncağı!" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/iPhone-iPad-yer-bilgisi-harita-l.jpg" alt="iPhone'unuzda saklanan veriden böyle bir harita çıkarmak artık çocuk oyuncağı!"/>
<p>iPhone&#8217;unuzda saklanan veriden böyle bir harita çıkarmak artık çocuk oyuncağı!</p>
</div>
</div>
<p>Bunun yanlışlıkla unutulduğu veya gözden kaçan bir şey olduğu ise sanılmıyor, zira sürekli yedekleme ve güncellemeler esnasında da bu dosyanın yedeklendiğini vurgulayan iki uzman dosyanın şifrelenmemiş ve korunmamış şekilde cihazlarda duruyor olduğuna dikkat çekiyor. Alttaki videoda, bu konu üzerine yaptıkları İngilizce sohbeti de izleyebilirsiniz:</p>
<p><object width="560" height="349"><param name="movie" value="http://www.youtube-nocookie.com/v/GynEFV4hsA0?fs=1&amp;hl=en_US&amp;rel=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube-nocookie.com/v/GynEFV4hsA0?fs=1&amp;hl=en_US&amp;rel=0" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="560" height="349"></embed></object></p>
<p><strong>Verinizi Nasıl Korursunuz?</strong><br />
Apple henüz konuyla ilgili bir açıklama yapmadı. Ne amaçla bu verileri sakladığını bilemesek de ilk akla gelenler yer tabanlı pazarlama hizmetlerini mümkün kılmak ve/veya zaman içinde bulunulan bölgeleri kaydederek kullanıcılarına gerçekten daha çok vakit geçirdikleri şehir veya semtlerle ilgili içerik teklif etmek olabilir.</p>
<p>En azından çevrenizdekilerin bu verilere izinsiz erişimini zorlaştırmak için henüz bir yama yayımlanmadığından ilk akla gelen tavsiye, veri yedeklemelerinizi şifrelemeniz. Bunun için iTunes&#8217;da cihazınıza tıklayıp &#8216;Options&#8217; altında &#8216;Encrypt iPhone Backup&#8217; seçeneğini işaretlemelisiniz.</p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fiphone-ve-ipad-ne-zaman-nerede-oldugunuzu-kaydediyor-ne-yapabilirsiniz%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/iphone-ve-ipad-ne-zaman-nerede-oldugunuzu-kaydediyor-ne-yapabilirsiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yahoo! da arama kayıtlarını 18 ay saklayacak, daha iyi pazarlama için daha az kullanıcı mahremiyeti</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yahoo-da-arama-kayitlarini-18-ay-saklayacak-daha-iyi-pazarlama-icin-daha-az-kullanici-mahremiyeti/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yahoo-da-arama-kayitlarini-18-ay-saklayacak-daha-iyi-pazarlama-icin-daha-az-kullanici-mahremiyeti/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Apr 2011 11:37:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1338</guid>
		<description><![CDATA[2008 yılında yaptığı açıklama ile kullanıcılarının yaptığı aramaların kayıtlarını en fazla 3 ay saklayacağını duyuran Yahoo! pek çok kullanıcısının ya da kişisel mahremiyet ve özel bilgilerin güvenliği üzerine çalışan İnternet aktivistlerinden de artı puan almıştı.
Fakat son haberler Yahoo!&#8217;nun tekrar Google gibi rakiplerinin arasına katılıp kayıtları 18 ay saklamaya karar verdiği yönünde. Önümüzdeki yaz aylarında bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2008 yılında <a target="_blank" href="http://www.digitaltrends.com/computing/yahoo-cuts-data-retention-to-three-months/">yaptığı açıklam</a>a ile kullanıcılarının yaptığı aramaların kayıtlarını en fazla 3 ay saklayacağını duyuran Yahoo! pek çok kullanıcısının ya da kişisel mahremiyet ve özel bilgilerin güvenliği üzerine çalışan İnternet aktivistlerinden de artı puan almıştı.</p>
<p>Fakat son haberler Yahoo!&#8217;nun tekrar Google gibi rakiplerinin arasına katılıp kayıtları 18 ay saklamaya karar verdiği yönünde. Önümüzdeki yaz aylarında bu kararını uygulamaya geçirmesi beklenen İnternet arama ve içerik devi, öncelikle kullanıcılarını da bundan haberdar edecek. Saklanan bilgiler arama kelimelerine ek olarak arama yapılan cihaz türü, cookie tanımlama bilgileri, IP adreslerini de içerecek. 18 ayın ardından, veriler hala saklanacak fakat bireylerle bağlantı kurulmasını sağlayabilecek alakalı veriler silinecek.</p>
<p>Yahoo! bu hamleyi kullanıcılarına daha iyi hizmet verebilmek için göze aldığını açıkladı. Google ve diğer benzer arama ve içerik yayımcıları geçmişe dönük veri biriktirerek ziyaretçilerine, daha alakalı ve doğru olabilecek arama sonuçları sunmak, ilgi alanlarına uygun haber ve makale önermek, ürün öne çıkarmak için kullanmaya çalışıyorlar.</p>
<p>Öte yandan bazı ülkelerde hukuki düzenlemelerle İnternet servis sağlayıcısı şirketlere geçmişe dönük veri saklama zorunluluğu zaten var. Yahoo!, Google gibi içerik üreticileri tarafında bu taleplerin sonuçları daha karmaşık çünkü kişisel mahremiyetin çok daha kolay zarar görmesi mümkün oluyor. Zaten şimdiden Yahoo!&#8217;nun bu açıklaması ilgili sivil toplum kurullarının tepkisini çekti. Hatta, IP adreslerini saklama zorunluluğunu İnternet erişimi sağlayan kurumlara getiren hükümetlerin, konu içerik ve arama olduğunda bu konuda aksi bir tavır takınması için öneri ve teklifler götürülmesi planlanıyor. Sonuç ise ülkeden ülkeye çok büyük değişiklikler getirecek. Türkiye&#8217;de ise böyle bir bilincin ne kadar yaygın olduğunu tartışmalıyız&#8230;</p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fyahoo-da-arama-kayitlarini-18-ay-saklayacak-daha-iyi-pazarlama-icin-daha-az-kullanici-mahremiyeti%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yahoo-da-arama-kayitlarini-18-ay-saklayacak-daha-iyi-pazarlama-icin-daha-az-kullanici-mahremiyeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çinli e-ticaret platformları yabancı yatırım çekmeye devam ediyor; 360buy.com&#8217;a 1,5 milyar dolar</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/cinli-e-ticaret-platformlari-yabanci-yatirim-cekmeye-devam-ediyor-360buy-coma-15-milyar-dolar/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/cinli-e-ticaret-platformlari-yabanci-yatirim-cekmeye-devam-ediyor-360buy-coma-15-milyar-dolar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Apr 2011 10:30:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[dünya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1274</guid>
		<description><![CDATA[Japonya'yı geride bırakarak dünyanın en büyük 2. ekonomisi konumuna yükselen Çin'in İnternet pazarına ilgi hızlanarak artıyor. Rus ve ABD'li gruplar, Çinli şirketlerden pay kapmaya, büyük yatırımlarla devam ediyorlar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çin&#8217;in en büyük e-ticaret sitelerinden <a href="http://www.360buy.com">360buy.com</a>, 3. büyük sermaye arttırımında 1,5 milyar ABD Doları yatırım aldı. Çin&#8217;in Amazon.com&#8217;u olarak tanımlanan 360buy.com, 2007&#8242;de ilk risk sermayesi yatırımını almış, 2008&#8242;de yaklaşık 183 milyon dolar ciro yapmıştı. 2010 cirosunun 1,7 milyar dolara ulaştığı raporlanan siteye 1,5 milyar dolar sermaye ekleyenler arasında, Çin pazarında gittikçe daha büyük bir varlık oluşturmaya çalışan ABD&#8217;nin ve dünyanın en büyük perakendecisi Walmart da bulunuyor.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Walmart ile birlikte yatırımcılar arasında yer alan diğer dikkat çekici şirket, Rus DST grubu. Facebook, Zynga, Groupon gibi ABD merkezli İnternet girişimlerinde payını arttırmasıyla gündemden düşmeyen Digital Sky Technologies, sahibi olduğu Mail.ru&#8217;yu geçen yıl Londra Borsası&#8217;nda halka açarak 900 milyon dolar elde etmişti. Avrupalı müzik servisi Spotify.com&#8217;un değerini 1 milyar dolara çıkarması beklenen ek bir yatırım da DST&#8217;den bekleniyor.</p>
<p>DST&#8217;nin ortağı olduğu grup alışveriş sitesi Groupon da Çin grup alışveriş pazarına, yerli marka Tencent ile ortak olarak geçen yıl girmişti. Tencent&#8217;in de DST&#8217;ye geçen yıl 300 milyon dolar yatırım yaptığı biliniyor. 360buy.com da grup alışveriş pazarında kendi oluşumunu devreye soktuğundan ortaklıklar ve rekabet birbirine çok yakın kurumlar ve kişiler üstünden devam ediyor.</p>
<div align="center">
<div style="width:553px; text-align:center" class="captionfull"><img title="360buy.com Çin'in Amazon.com'u olarak tanımlanıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/360buy-cin.jpg" alt="360buy.com Çin'in Amazon.com'u olarak tanımlanıyor"/>
<p>360buy.com Çin&#8217;in Amazon.com&#8217;u olarak tanımlanıyor</p>
</div>
</div>
<p>Öncelikle elektronik ürünlerin satışında uzmanlaşıp sonra diğer kategorilere de açılan 360buy&#8217;ın en büyük rakiplerinden biri ise, özellikle dış ticarette önemli bir rolü ve ağırlığı olan, işletmeler arası bağlantılar kurulmasında etkin rol oynayan B2B portalı <a href="http://www.Alibaba.com">Alibaba.com</a>&#8216;un bir girişimi olan <a href="http://www.taobao.com">Taobao.com</a>. Taobao.com&#8217;un da birkaç yıl içinde 360buy.com gibi halka arza gitmesine kesin gözüyle bakılıyor.</p>
<p>1,5 milyar dolarlık bu en yeni yatırımın gerçekleşmesini hızlandıran gelişmeler ise, yakın geçmişte Çin&#8217;in önde gelen video izleme sitesi <a href="http://www.Youku.com">Youku.com</a>&#8216;un Nasdaq borsasında başarıyla halka arz edilmesi. Japonya&#8217;yı geride bırakarak dünyanın en büyük 2. ekonomisi konumuna yükselen Çin&#8217;in İnternet pazarına ilginin çok daha fazla artacağı yakın gelecekte Çin yönetiminin yabancı yatırımları ne oranda kontrol edeceği de önemli bir belirleyici faktör olacak.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fcinli-e-ticaret-platformlari-yabanci-yatirim-cekmeye-devam-ediyor-360buy-coma-15-milyar-dolar%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/cinli-e-ticaret-platformlari-yabanci-yatirim-cekmeye-devam-ediyor-360buy-coma-15-milyar-dolar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kullanıcıların İnternet hizmetleri için ödeme eğilimi yeni gelir modelleri için ümit veriyor</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/kullanicilarin-internet-hizmetleri-icin-odeme-egilimi-yeni-gelir-modelleri-icin-umit-veriyor/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/kullanicilarin-internet-hizmetleri-icin-odeme-egilimi-yeni-gelir-modelleri-icin-umit-veriyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Mar 2011 16:20:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1227</guid>
		<description><![CDATA[Kullanıcılar aylık veri paketlerine ödedikleri meblağın İnternet hizmetlerini ücretsiz kullanmalarını sağlayan bir harcama olduğunu düşünseler de, ücretsiz kullandıkları hizmetlere değer biçmeleri istendiğinde hiç de cimri davranmıyorlar. 100 milyar Avro'yu aşan bir 'değerleme' söz konusu, peki bu değer gerçekten müşterilere faturalanabilir mi? Görüntü çok da ümitsiz değil...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Azımsanmayacak sayıda kullanıcı, İnternet’e erişim için bağlantı ücreti öderken aynı zamanda İnternet’teki neredeyse tüm hizmetleri de ücretsiz kullanma hakkını satın aldıklarını düşünüyorlar. İnternet tabanlı mevcut iş modellerinin önemli bir kısmı da geliri reklamlardan, sponsorlardan sağlamaya devam ederek mümkün olduğunca “ücretsiz” modeli devam ettirmeye çalışıyorlar. Bu da İnternet kullanıcı sayısı ve de kullanım sürelerinin hızla artmasını sağlıyor. Çünkü kullanıcılar aldıkları hizmetin ödedikleri para ve harcadıkları zamana değdiğini düşünüyorlar.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Ekonomi yazımında bir tüketicinin, bir üründen aldığı fayda ile o ürün için ödediği ücret arasındaki fark, İngilizce’de ‘consumer surplus’, yani tüketiciye kalan artık, artı değer, fazla olarak adlandırılır. Örneğin çok sıcak bir havada güneş altında siz çok susamışken seyyar satıcının bir küçük suyu 2 TL’ye satmasına rağmen o an o su sizin için 5 TL’lik hissiyat veren bir fayda veriyorsa bunu alırsınız, ve suyunuzu içtikten sonra hala bir artı değer size kalmış olur. Öte yandan gazlı içecek sevmeyen biri bir kutu içecek 10 kuruş bile olsa o içecekten sıfır fayda alacağına inandığından bu teklifi değerlendirmez.</p>
<p>Danışmanlık firması McKinsey’nin Quarterly adlı yayınında da, araştırmacılar İnternet kullanıcılarının aldıkları ücretsiz hizmetlere ne kadar değer biçtiklerini araştırmışlar. Bugün ücretsiz kullandıkları e-posta hizmeti, online video izleme olanakları, Google’da arama yapma, sosyal medya sitelerini kullanma, oyun oynama ve müzik dinleme gibi hizmetler için kullanıcılara bir ayda kaç Avro harcamayı göze aldıkları sorulmuş.</p>
<p>Cevapların istatistiki modellemesinden sonra bir yılda İnternet hizmetlerinin dünyada 150 milyar Avro’luk tüketici değeri yarattığı hesaplanmış. Aynı araştırmaya göre, şu anda müzik indirme üyelikleri, web oyunlarında harcanan krediler ve benzerleri için tüketiciler yaklaşık 30 milyar Avro harcıyor. Ayrıca reklamlardan kurtulmak, veya ücretsiz sürüme göre daha hızlı, daha gelişmiş hizmetler içeren “premium” hizmetler için de 20 milyar Avro cepten çıkıyor.</p>
<div align="center">
<div style="width:513px; text-align:center" class="captionfull"><img title="Oldukça varsayımsal bir çalışma olsa da, tüketicilerin kullandıkları hizmete biçtikleri ortalama değer göz önüne alındığında e-posta için 3,2 milyar, Google gibi arama hizmetleri için 3,1 milyar Avro değerin 'tüketici fazlası' olarak sistemde fiyatlanmadığını görüyoruz" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/internet-hizmetleri-tuketici-deger-fazlasi.png" alt="Oldukça varsayımsal bir çalışma olsa da, tüketicilerin kullandıkları hizmete biçtikleri ortalama değer göz önüne alındığında e-posta için 3,2 milyar, Google gibi arama hizmetleri için 3,1 milyar Avro değerin 'tüketici fazlası' olarak sistemde fiyatlanmadığını görüyoruz"/>
<p>Oldukça varsayımsal bir çalışma olsa da, tüketicilerin kullandıkları hizmete biçtikleri ortalama değer göz önüne alındığında e-posta için 3,2 milyar, Google gibi arama hizmetleri için 3,1 milyar Avro değerin &#8216;tüketici fazlası&#8217; olarak sistemde fiyatlanmadığını görüyoruz</p>
</div>
</div>
<p>Yani 50 milyar Avroluk bir tüketici harcaması web hizmetlerine yöneliyor. Demek ki, ücretsiz aldıkları hizmetlerin toplam değerinin en kısır ve zayıf tahminle 150 milyar Avro’luk tatmin yarattığını bildirmiş olan tüketiciler yaklaşık 100 milyar dolarlık bir “tüketici fazlasından” yararlanmış oluyorlar.</p>
<p>100 milyar dolar gerçekten çok dikkat çekici bir büyüklük. Mobil cihazlardan İnternet hizmetlerinin tüketimi arttıkçta da bu meblağın bu yıl 110 milyar Avro’yu geçmesini, 2015’te 200 milyar Avro’ya dayanmasını bekleyebiliriz. </p>
<p><strong>Tüketicilerin Ödeyebileceklerini Belirttikleri Bu Ücretler Toplanabilir mi?</strong><br />
Bugün yine eğlenceyle alakalı olduğu için örnek alabileceğimiz film, kitap, dijital TV gibi sektörlerde bu kadar büyük bir “tüketici faydası fazlası” söz konusu değil. Tabii diğer sektörlerin daha olgun olduğunu, yıllara dayanan geçmişte rekabet koşullarının ve iş modellerinin artık netleştiğini görüyoruz.<br />
İnternet hizmetlerinin ise hala ergenlik döneminde olduğunu, Facebook, Twitter gibi büyük trafik odaklarının sadece birkaç yaşında olduğunu biliyoruz. Önümüzdeki dönemde hizmet sağlayıcı bu şirketlerin para kazanma yeteneği önem kazanacak. Çünkü İnternet’in hizmet tarafından ziyade e-ticaret tarafında ciddi ve gelecek vaat eden gelir modelleri netleşmeye başladı. Hizmet tarafında da yenilikleri 2011 ve 2012’de beklemeye başlayabiliriz.</p>
<p>Geleneksel olarak hizmet tarafında birkaç ana gelir modeli var. İlki reklam gelirlerinin daha büyük bir dayanak noktasına gelmesi. Bugün reklamlardan rahatsız olan kullanıcı sayısı çok olmasına rağmen McKinsey araştırmasından az önce paylaştığımız gibi 20 milyar Avro’yu tüketiciler reklamlardan kurtulmak için gözden çıkarmış durumda, fakat online reklamcılık hacminin dünyada 30 milyar Avro seviyelerinde olduğu dikkate alındığında reklam tarafına daha da yüklenilmeye devam edileceğini bekleyebiliriz. Daha fazla platformda, daha fazla içeriğin içine, önüne, arkasına, etrafına yerleştirilmiş reklamlar, tüketicilerin bunlardan kurtulmak için ödeyeceği miktarı arttırır mı, bunu söylemek zor, ama olasılıklar çok yüksek görünmüyor.</p>
<p>İkinci bir gelir modeli ‘premium’ hizmet üyelik bedellerinin arttırılması, hatta ücretsiz hizmetlerin gün geçtikçe azaltılması, bunun yerine mikro ödeme sistemlerinin daha fazla denenmesi. Bu konuda ise yapılmış araştırmalar var ve ücretlerdeki artışın kullanıcıların hizmetleri kullanmayı büyük oranlarda bırakacağını gösteriyor.</p>
<p>Üçüncü gelir modeli ise aynı işten birden fazla partinin faydalandığı platformlardan gelir elde etmek. Hem ziyaretçisinden, hem reklamverenden para kazanabilen modeller var. Ayrıca ücretsiz hizmet sağlayıp, reklam da almayıp kullanıcı tüketim trendlerini, topladıkları toplam veriyi ücretle satan iş modelleri de sağlık gibi sektörlerde artıyor. Sadece kitlesel sosyal platformlar değil, belli bir niş alanda topluluk oluşturan girişimlerin de özel pazarlama, reklam, sponsorluk kampanyalarıyla gelir elde etmesi için fırsatları kullanmasını bekliyoruz. Daha fazla girişimin çok ortaklı modeller kurmaya çalışacağını 2011’de göreceğiz. Fakat burada yaratıcılık, özel ve bağlayıcı birliktelikler kurmak oldukça zor ve her girişim şanslı olamayacak. </p>
<p>İnternet’te hizmet söz konusu olunca sürekli yeni iş modelleriyle karşılaşıyoruz. Ama gelecek vaat eden gelir modelleri oluşturmak ve bunları kalıcı kılmak hiç de kolay değil. Dikkat çekici ve gelecek için ümit verici olan ise tüketicilerin kullandıkları ücretsiz hizmetlere para verebileceklerini belirtmeye devam etmeleri. Kullanıcılar 100 milyar Avroluk değer beyan etmiş olsa da İnternet hizmet sağlayıcıları kısa vadede bu miktarın yarısına bile yaklaşamayacaklar fakat hizmet kalitelerini belli bir seviyede tutmak, İnternet ekonomisinin çok daha fazla kişiye gelecek sunmasını sağlayacak. </p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fkullanicilarin-internet-hizmetleri-icin-odeme-egilimi-yeni-gelir-modelleri-icin-umit-veriyor%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/kullanicilarin-internet-hizmetleri-icin-odeme-egilimi-yeni-gelir-modelleri-icin-umit-veriyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akıllı Cihazlar, Bulut Bilişim ve Her Şeyin Servise Dönüşmesi: Yeni Teknoloji ve Araçların İş Dünyasına Etkileri</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/akilli-cihazlar-bulut-bilisim-ve-her-seyin-servise-donusmesi-yeni-teknoloji-ve-araclarin-is-dunyasina-etkileri/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/akilli-cihazlar-bulut-bilisim-ve-her-seyin-servise-donusmesi-yeni-teknoloji-ve-araclarin-is-dunyasina-etkileri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Nov 2010 20:05:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[bilgisayarlar]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1137</guid>
		<description><![CDATA[Herşey İnternet tabanlı olmaya doğru giderken biz gelişmeleri sadece bilişim sektörü sınırları içinde izliyor, inceliyoruz. Ama sanallaştırma, bulut bilişim gibi teknoloji ve uygulamaların etkileri bilişim sektörünün ötesinde tüm iş dünyasını, iş yapış şekillerini etkiliyor ve etkileyecek. Kurumlar bu gelişmelerden nasıl faydalanmalı, göz atıyoruz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Facebook 500 milyon kullanıcıyı birbirine bağlarken; mobil cihazlar sürekli yeni özellikler kazanır ve İnternet’e girmenin 1 numaralı aracı olmaya göz koyar; bulut bilişimle birlikte web servisleri gittikçe gelişir ve çok daha ekonomik alternatifler sunarken bu önemli paradigma değişikliklerini genellikle sadece bilişim sektörü açısından ele alıyoruz. “Facebook’ta en çok kullanıcısı olan 4. ülkeyiz”, “3G ile cepte İnternet kullanımı patladı” haber ve yorumlarında çoğunlukla iletişim tüketimindeki patlamayı konuşuyor, ama bunların tüm iş dünyası ve hatta kamu yönetimine olan etkilerini henüz gündeme almıyoruz.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Fakat doğrudan bu sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin ötesinde pek çok kurum da sosyal medya kullanımındaki patlama, tüketicilerin satın almaktansa geçici süre deneme/ kiralama hizmetlerine daha fazla merak duyması gibi pek çok yeni trendin etkisinde kalıyor.</p>
<p><strong><br />
Organizasyonu, İçtekiler (çalışan) ve Dıştakilerden (tüketici) Oluşan Bir Ağa Dönüştürmek</strong><br />
Kendi bloglarını açanlar, maddi çıkar değil, daha çok kişi tarafından okunmak, referans gösterilmek gibi kişisel tatmin ve kendini gerçekleştirme peşinde olanların bu kadar çok olmasına ve hala böyle davranmaya devam etmesine şaşıranlar hiç de az değil. Ama örneğin hızlı tüketim devi P&#038;G dünyada ve Türkiye’de deneyimlerini paylaşmayı, diğer tüketicilere yol göstermeyi sevenleri adeta şirketin bir parçası kılıyor. Türkiye’de DenedimBiliyorum.com platformunda binlerce insan birbirlerine ürünler hakkında tavsiyede bulunmakla kalmıyor, bir yandan da ürünlere dair ‘markanın vermesinin beklendiği’ danışma ve çözüm giderme hizmetini de bir nevi sunarak markanın üstlendiği ‘tüketici desteği’ maliyetlerini 10 kata varan oranda azaltabiliyor.</p>
<p>Sadık müşteri kitlesini içerik ve hizmet sağlamada kaldıraç olarak kullanmak isteyen kurumlar bunda başarılı olabilmek içinse müşterilerin bir araya geldiği platformlardaki iletişim çabalarında güvenilirlik kazanmanın ardından, gerçekten doğru bilgi ve donanıma sahip olan insanları seçebilme ve onları marka elçisi gibi hareket etmeye yöneltecek doğru teşvikleri verme konularına özen göstermeli.</p>
<p>Organizasyonun içinde de yepyeni fırsatlar söz konusu. Büyüyen, farklı bölgelere, coğrafyalara ve uzmanlıklara göre bölünen kurumlar, kurum içindeki insan sermayesinden daha farklı bir tanım olan “Organizasyon Sermayesi”ni sağlıklı tutmak için yeni teknolojilerden faydalanmalı. Kurum içinde resmi olmayan kanalların kullanımı, bu kanallardan akan bilgi, kurum kültürüyle yoğrulan hızlı sorun çözebilme kapasitesi olarak gördüğüm organizasyon sermayesi, günümüz müşteri talepleri, baskı yaratan teslimat tarihleri karşısında etkinliğini korumalı.</p>
<p>Bunun için de pek çok şirket kurum içi sosyal ağ konseptleri deniyorlar. Gayriresmi veya proje tutanaklarına geçmeyen iletişim kanallarının hangi fonksiyonlar/birimler arasında yoğun olduğunu sosyal ağ analizleri ile bulup dar boğazları ortaya çıkarmak, ayrıca kurum içinde kimlerin hangi projelerde kimlerle çalışıp ne gibi sonuçlar aldığı bilgisini sürekli erişilir kılarak tekrarı azaltıp verimliliği arttırmak ilk akla gelenler. Örneğin bugün ülkemizin en büyük sanayi holdinglerinin çatısı altında aynı şirket veya farklı şirketler altında aynı çalışmaların tekrar tekrar yapılmasından doğan verim ve hatta “doğruluk” kaybını önlemek böylece mümkün olabilir. ABD’de bilindiği üzere pek çok istihbarat kurumu aynı anda aynı kişi ve olayları farklı nedenlerle irdelemekte; fakat yeni döküman paylaşım ağları, ‘wiki’ platformları ve hatta kurum içi bloglar ile, doğru erişim ve güvenlik ayarlarını koruyarak kurumlar arasında çok ciddi bilgi alışveriş artışı yakalandı ve bu etki devam edecek.</p>
<p>Yine organizasyon sermayesinin etkin çalışabilmesi, stres altında verim sunabilmesi için ortak çalışma yöntemlerinden de faydalanılmalı. Video web konferanslar müşteri ziyaretlerinin yerini almaya başladı bile, ama bunun da ötesinde sanal şirket ağları ile sadece dizüstü değil mobil cihazlarla da aynı dosya üstünde aynı anda çalışmak, müşteri talep ve sorunlarına çok daha çabuk dönmek için gerekli olmaya başladı. Bir sonraki adım, kurumsal veya bireysel müşterileri de kurulan platformun bir kısmına entegre ederek sipariş, lojistik, stok yönetimi gibi konularda daha önce olmadığını kadar akıcı ve anlık hareket kapasitesini arttırabilme. Fakat bunları başarmak için teknolojiyi satın almak, kurmakla yetinmek yeterli değil; iş süreçlerini, kurum içi ve kurum dışına çıkıldığındaki iletişim kanallarını irdeleyerek geliştirme alanlarını tespit etmeli ve teknoloji buna göre uygulanmalı.</p>
<p><strong>İlerleyen Ölçüm ve Maliyetlendirme Teknolojileri Ürünleri Hizmete Çeviriyor</strong><br />
İlk kısımda “nasıl fayda sağlayabiliriz” diye tartıştığımız kurumsal veya bireysel bazda artan iletişim, ortak çalışma ve paylaşım sadece insanlar arasında hızlanmıyor. Radyo frekansıyla tanıma imkanı sunan RFID çipleri ile stoklarımız “konuşur” olurken yeni nesil sürekli veri paylaşımı yapan akıllı sensörler de yeni iş modelleri veya iyileştirme fırsatları sunuyor. Akıllı etiket, sensör kullanımını işe nasıl entegre edebileceğini de her sektörün düşünmesi gerekiyor, örneğin sensör yerleştirmeyi kabul eden sürücülerin araç kullanım tarzlarını analiz edip ona göre sigorta primi belirleyen sigortacılar böylece sıradan ve yetersiz kalan yaş, cinsiyet, araba renk ve model tercihi gibi genellemelerin ötesine geçebiliyor.</p>
<p>Aynı akıllı sensör ve etiketler arası iletişimdeki artış gibi, ‘bulut bilişim’ uygulamaları da çok daha fazla bilgisayar ve akıllı cihazın çok daha fazla sunucuyla entegre olarak çalışması, çalışanlar ve tüketicilerin de gerek ofis uygulamaları, e-posta hizmetleri, gerekse de İnternet videosu gibi pek çok alanda kendi bilgisayarlarından değil İnternet üstünden kullanımı tercih etmeye başlamasıyla kuvvetlenen bir diğer teknoloji trendi.</p>
<p>Bir yanda akıllı sensör, vb. cihazların yeni yetenekler kazanması, bir diğer yanda da oldukça ileri modelleme teknikleri üzerine kurulu gelişmiş yazılım çözülümlerini orta ölçekli şirketlerin bile kullanabileceği fiyat yapılarına indiren bulut bilişim uygulamaları da 3. bir sonucu doğuruyor, ki bu da her şeyin hizmet olarak sunulabilir olmasına doğru giden bir dünya. Çok daha küçük miktarlarda kullanımlar, tüketimler faturalandıralabildikçe kurumlar maliyet kalemi yönetiminde kolaylık ve esneklik nedeniyle, tüketiciler ise yeterli bilgileri olmadığı bir alanda bir seferlik büyük yatırımdan çekindikleri için hizmet kiralamayı tercih eder oluyorlar.</p>
<p>Türkiye’de olmasa da dünyada online ödeme hizmetleri kuvvetli bir hizmet alanı. Bilişim güvenliği, yedekleme ve depolama, hatta bir kısmı ücretsiz online iletişim araçları, ve az önce andığımız kurumsal ortak çalışma platformları ilk akla gelen yeni teknolojiyi içselleştiren bilişim teknolojisi hizmetleri. Ama BT dışında da “kullandığın kadar öde” yayılmaya devam ediyor, örneğin otomobil kiralama işinin liderlerinden çok daha hızlı davranıp araç sahibi olmaktansa birkaç saatlik, hatta daha kısa sürelik araç kiralama hizmetleri sunan yeni şirketler türüyor. Veya sanayinin dev AR-GE’ci kurumları, ürün sattıkları müşterileriyle ilişkilerini farklılaştırıp laboratuvar veya konsept ürün, beraber ürün geliştirme hizmetleri sunarak müşterilerine bir seferlik ürün satmanın ötesine geçip ömür boyu “kiracı” sahibi olmaya çalışıyorlar. Türkiye’de de görebileceğiniz gibi, en basitinden artık ofis baskı cihazlarını satın almaktansa kiralamak, yazıcı ürünlerini, çözümlerini bir hizmet gibi uzun vadeli ve sürekli olarak almak bile söz konusu.</p>
<p>Fiziksel ürün imal eden, satan kurumlar bile bu trendi sorgulayıp, “yarın rakibim ürününü kiralamaya veya hizmet olarak sunmaya, ya da aynı ürünü yanında bir hizmet ile paketlemeye, olmadı danışmanlık hizmeti vermeye başlarsa biz ne yaparız” diye bugünden düşünmeli.</p>
<p>Yine buna benzer bir diğer fırsat alanı ise, “elimizde bugün mevcut müşterilerimizin ilgisini çekmeyen, ama başka sektörlerden başka oyuncuların faydalanabileceği bir birikim mevcut mu” sorusuna verilen cevap. Çok iyi bildiğiniz gibi, bugün özellikle İnternet’te olmak üzere haber, geleneksel medya tüketimi ucuzluyor, hatta bedava oluyor. Medya kurumu ise bize sunduğu bu hizmetin masrafını, “müşteri olarak görünen” bizlerden değil reklam verenlerden alıyor. İşte, satıcı-alıcı paradigmasının ötesinde 3 veya daha fazla ekonomik partinin bu gibi iş modellerini karlı kıldığı durumlar da artıyor.</p>
<p>‘Bedava’nın farklı formüllerini kullanan kurumlar ya sundukları profesyonel, kurumsal bir çözüm olsa bile örneğin reklam geliri ile bunu sağlıyor, veya sayısız kullanıcıya ücretsiz sundukları hizmetin daha gelişmişini, bir grup müşteriye satabiliyor. Örneğin doktorlara yönelik özel bir platform, onların doldurduğu anketleri, forumdaki tartışma trendlerinden öne çıkanları ilaç firmalarına, hatta düzenleyici kurumlara bile satabiliyor. Elinde kayda değer veri biriken her kurum, artık gelişmiş BT araçları yardımıyla da yeni ortaklar, müşteriler edinebilir. Ödeme sistemi tedarikçisi Master Card gibi büyük perakende zincirlerine koçluk yapma işini güncel ve canlı kredi kartı verisine sahip bankalarımız da yapabilir. Hatta Yurtiçi Kargo, Aras gibi lojistik şirketleri bile ellerinde biriken verinin bazı kurumlar için manalı ve para kazandıracak kadar kıymetli olduğunu görebilir&#8230;</p>
<p>Baştan sona derinine inmeden andığımız bu yeni teknoloji ve uygulamalarından yeni ve sağlıklı iş modelleri çıkarabilmek, mevcut modeli güncellemek içinse bütünsel bir bakış açısına sahip olmalı. Kurumlar bu gelişmeleri değerlendirme sorumluluğunu tek bir yönetici veya departmana bırakmaktansa bu kültürel değişikliği içselleştirmeli. Çünkü şu kesin ki, yukarda saydıklarımız 2010’ların en güçlü trendleri olamayacaksa bile, onların etkilediği başka ticari inovasyonlar yolda. Bu değişim hızına ayak uydurmanın yolu da sadece kendi sektörünüzü değil, komşu sektörlerinizdeki değişimleri de yakından takip etmek ve de fiyatlar, girdi maliyetleri gibi konuların yanında gelişen teknoloji uygulamalarını da stratejik değişken olarak yönetim, arama toplantılarında sürekli ele almak.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2010%2Fakilli-cihazlar-bulut-bilisim-ve-her-seyin-servise-donusmesi-yeni-teknoloji-ve-araclarin-is-dunyasina-etkileri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/akilli-cihazlar-bulut-bilisim-ve-her-seyin-servise-donusmesi-yeni-teknoloji-ve-araclarin-is-dunyasina-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternet Hızımız Artıyor, Ama Dünyada İlk 50&#8242;de Bile Değiliz! Bağlantı Kalitesizliği de Cabası.</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/internet-hizimiz-artiyor-ama-dunyada-ilk-50de-bile-degiliz-baglanti-kalitesizligi-de-cabasi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/internet-hizimiz-artiyor-ama-dunyada-ilk-50de-bile-degiliz-baglanti-kalitesizligi-de-cabasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Oct 2010 20:45:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1118</guid>
		<description><![CDATA[İnternet kullanıcı sayımızın, İnternet erişim hızımızın yükseldiğini bol bol gazetelerde okuyoruz. Ama speedtest sitesinin sonuçlarına göre, Türkiye veri indirmede, göndermede ve de veri transferi kalitesinde dünyada 54 ila 61. sıralar arasında yer alıyor!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnternet erişim hızını ölçmek için farklı yöntemler denemek mümkün. Tabii profesyonel ve karşılaştırılabilir sonuçlar için istemci cihaz ile indirilen veriyi barındıran sunucu arasındaki mesafenin belli bir uzaklığı aşmaması, veri hızını ölçmek için tüm bant genişliğinin buna seferber edilmesi gibisinden pek çok değişkeni göz ardı etmemeli.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p><a href="http://www.speedtest.net">Speedtest.net</a> dünya genelinde popüler olan bir hız ölçme sitesi, özellikle ülkemizde de çok kullanılıyor. Öyle ki, IP adresleri sayısına göre dizildiğinde speedtest.net’te en çok download yani indirme testi yapılan 14. şehir İstanbul. </p>
<p>Speedtest bu kadar çok kullanılınca, dünya İnternet erişim hızı, kalitesini karşılaştırmak için değerli bir veri kaynağına da sahip olmuş oldu. <a href="http://www.Netindex.com">Netindex.com</a> adresinde de son 30 gündeki ortalama rakamları yayınlamaya başladı. İstemci ile sunucu arasında 480 kilometreden daha kısa mesafe olan testler dikkate alındığında ve de ilk ona girebilmesi için bir ülkeden en az 100 bin test yapılması zorunluluğu koyulduktan sonra, evlerinden en hızlı İnternet kullananların, çoğumuz için şaşırtıcı olmayacak olsa gerek, Güney Kore’de olduğu ortaya çıktı. Saniyede ortalama 36 Mbit, yani yaklaşık 4,5 megabayt veri indirebilen G. Koreliler’i Letonyalılar ve Litvanyalılar 25 Mbit/s hızlar ile takip etti.</p>
<p>Test yapan hane halklarının ortalama hızı Romanya’da 22, Japonya’da 20, ABD’de 10, Gana’da, İngiltere’de 9 Mbit/s olarak görünüyor. Türkiye’miz ise hız sıralamasında dünyada 61. sırada, 5,05 Mbps ile. Bunda da son dönemde artan 1-8 Mbit arası değişken hızlı tarifeye geçişen büyük etkisi olduğunu göz artı etmemeli. Fakat hala eskiden ADSL açtırıp artık abone alınmayan 1 Mbit hız kullanımının da çok yaygın olduğunu buradan anlıyoruz. Dünya ortalaması ise 8,1 Mbps.</p>
<p>Upload yani dosya yükleme, dosya gönderme hızımıza baktığımızda da tabii benzer bir durum söz konusu. 1,3 Mbps yani saniyede yaklaşık 163 Kilobayt veri gönderimi yapabiliyoruz.</p>
<p>Sitedeki bir diğer istatistik ise, bağlantının kalite endeksi olarak tanımlanan, transfer edilen veri paketlerinin karşı tarafa ulaşma hızı, kaybolan paket oranı, cevap vermede hız gibi bileşenleri dikkate alan çalışma. <a href="http://www.flukenetworks.com/fnet/en-us/supportAndDownloads/kb/IT+Networking/protocol+expert/What_is_an_R-Factor.htm">R faktörü</a> denen, özellikle İnternet üzerinden sesli görüşme -VoIP- kalitesini ölçmede de kullanılan değerin 80’in üstünde olması arzu ediliyor, 70-80 arası kabul edilebilir olarak sınıflandırılıyor. Türkiye’den bağlananların ortalama değeri 73,6 ve de dünyada 54. sıradayız. Veri indirme ve gönderme hızımızdan bağımsız olarak bu konuda da bu kadar gerilerde olmamız, bugün gittikçe daha fazla uygulama İnternet tabanlı olurken gerçekten kritik. İster eğlence, ister iş amaçlı olsun, ister bir oyunda rakiplerin hamlelerine cevap vermede, isterseniz gelişmiş finansal işlemler yaptığınız bir borsa işlemi için, bağlantı kalitesi çok büyük önem taşıyor.</p>
<p>Net Index sitesinde, tüm bu istatistiklerin derlenip gruplandırdığı <a href="http://www.netindex.com/source-data/">ham verilere de ulaşabilir</a>, inceleyebilirsiniz. Sektör çalışanları için bu faydalı olabilir.</p>
<p>Ayrıca sitede Türkiye&#8217;ye tıklayarak şehirlerimiz arasında ve de İnternet servis sağlayıcılar arasındaki farkları da, veri alma ve gönderme sayfaları ayrı ayrı inceleyebilirsiniz. Örneğin son bir ayda Avea kullanıcılarının ortalama hızının Turkcell ve Vodafone 3G kullanıcılarından daha yüksek olduğunu görmek dikkat çekici, her ne kadar test sayısı daha az olsa da&#8230; (Test sayılarını siyah i harfleri üstüne gelip görmek mümkün)</p>
<p>Özetlemek gerekirse, her ne kadar “İnternet ucuzluyor, hızlar artıyor”, “Türkiye en hızlı büyüyen İnternet ülkelerinden” gibi açıklamaları gazetelerimizde görsek de, dosya indirme, gönderme ve de bağlantı kalitesinde dünyada 54 ila 61 arasındaki sıralarda yer alıyoruz. Bu tip karşılaştırmalar ödediklerimiz karşılığında aldığımız hizmeti sorgulamak için gerçekten önemli. Bu da tabii ülkemize yakışan bir sonuç değil.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2010%2Finternet-hizimiz-artiyor-ama-dunyada-ilk-50de-bile-degiliz-baglanti-kalitesizligi-de-cabasi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/internet-hizimiz-artiyor-ama-dunyada-ilk-50de-bile-degiliz-baglanti-kalitesizligi-de-cabasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Konuşma Rekorları Kırılırken Karları Artmayan GSM Devleri için Gelecek Farklı Bir Mobil Ekosistem Modelinde</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/konusma-rekorlari-kirilirken-karlari-artmayan-gsm-devleri-icin-gelecek-farkli-bir-mobil-ekosistem-modelinde/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/konusma-rekorlari-kirilirken-karlari-artmayan-gsm-devleri-icin-gelecek-farkli-bir-mobil-ekosistem-modelinde/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Sep 2010 12:34:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1060</guid>
		<description><![CDATA[Numara taşıma, 3G, her yöne sabit fiyatlı paketler gibi gelişmeler ile 2004-06 arasında yıllık 85-90 milyar dakikalık konuşma süresi 2010'da 140 milyar dakikayı zorlayacak, fakat GSM operatörleri finansal açıdan buna paralel bir gelişme gösteremiyorlar.
Sadece sesten para kazanmanın ötesine geçebilmek içinse 3. partilerle yapılan çalışmaların artık gerçek bir ekosistem mantığıyla yönetilmesi gerekiyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk iletişim ve haberleşme pazarı büyümeye devam ediyor, İnternet kullanım yöntemleri cep telefonuyla 3. Nesil şebeke kullanımının sonunda ülkemizde hayat bulması, kablo TV altyapısının İnternet hizmet alanının genişlemesi ve de fiber optik bağlantıların artık apartmanlara, sitelere ulaşmasıyla daha da çeşitlendi. Bu sayede Temmuz başında geniş bant aboneleri içinde ADSL kullananların oranı %85’e, TTNet ADSL’nin ağırlığı da %79’a geriledi. Fakat bu rakamlar hala Avrupa ortalamalarının çok üstünde, ve de rekabetçi yapıyı kurmakta geciktiğimizi gösteriyor.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Sabit tarafta bu kadar gecikmenin benzeri mobil iletişimde de yaşanmasın çekincesiyle düzenleyici kurumların son 1-2 yıl içinde attığı adımlar ise GSM sektöründe suları daha da ısıttı. Numara taşımanın kolaylaştırılması, 3G lisanslarının satılması ve de ara bağlantı ücretlerinin ciddi oranda düşürülmesi sonrası gerek altyapı yatırımlarında, gerekse de operatör fiyatlamalarındaki ucuzlamalar nedeniyle konuşma dakikalarında büyük sıçramalar oldu. 2004-06 arasında yıllık 85-90 milyar dakika arasında seyreden toplam telefonla görüşme süresi, 2008’deki 104 milyardan 2009’da 132 milyar dakikaya çıktı. Son aylarda devam eden “her yöne” sabit fiyatlı dakika paketlerinin etkisiyle de, cep telefonlarından başlatılan görüşmeler Nisan, Mayıs ve Haziran toplamında tam 31 milyar dakika ile rekor kırarken sabit hatlardan başlatılan 6,3 milyar dakika ile 3 ayda toplam 37 milyar dakika telefonla konuştuk!</p>
<p>Fakat Türk Telekom ile Turkcell’in Türkiye’nin en yüksek cirolu şirketler listesinin zirvesine oynamalarını sağlayan bu konuşkanlığımız, yatırımlar, rekabetçi fiyatlar ve de pazarın oligopolistik yapısı nedeniyle diğer operatörlerinin karlılığına pek olumlu etki yapamazken TT ve Turkcell’in de geleceğe yönelik kar beklentilerinde pek bir artış sinyali vermesine yetmedi.<br />
<strong><br />
Gerçek Mobil Genişbant, “Sadece Ses’te Rekabet Etme” Şansı Bırakmayacak</strong><br />
Örneğin Avea’dan Turkcell’i aradığınızda Avea’ya ödediğiniz miktarın daha küçük bir kısmının Turkcell’e aktarılmasını sağlayan yeni ve daha ucuz ara bağlantı fiyatları 1 Nisan’dan itibaren yürürlüğe girince operatörler de sadece şebeke içi değil her yöne eşit dakikalar sunmaya başlayarak abone rekabetinde geride kalmamak istediler. Tabii bunlar da hala GSM operatörlerinin gelirlerinin %83 gibi çok büyük bir kısmını ses transferinden yani normal konuşma hizmetinden elde etmeye devam etmesine neden oluyor. Turkcell’de %80 olan bu oran Vodafone’da %95’e çıkıyor. Kısa mesaj ücretlerini de çıkardıktan sonra katma değerli hizmetler %6 seviyelerinde kalıyor.</p>
<p>Her yöne paketler sayesinde farklı operatörden aldığı 2. hattını iptal edenler çoğalırken en konuşkan olan ülkelerden biri olan Türkiye’de ses trafiği her yıl rekor kırmaya devam edecek mi, edecekse bu operatörlerin kar etmesini artan mı azalan oranlarda mı destekleyecek sorusu oldukça kiritik.</p>
<p>Ama tüketici tercihlerinin belirleyici olduğu, hem de teknolojinin hızlı geliştiği bir endüstri olan bilgi ve iletişim alanında yarının ne getireceğini bugünden bilmek, veya anlamlandırmak şirketler açısından pek kolay değil. Bu nedenle de yapılabilecek en doğru hareket, olası senaryoları oluşturup gelişmeler karşısından şimdiden iyi konumlanmak. Medya ve iletişim endüstrileri günümüzde, TV, İnternet gibi büyük dalgalardan bir yenisinin üstünde. Dünyada ve Türkiye’de 3G ile birlikte gerçekten hızlı mobil İnternet erişimi, bilgisayar kadar yetenekli olmaya başlayan mobil cihazlar ve de gerek iş gerek özel hayat açısından çok daha fazla şeyi hareket halindeyken mümkün kılan mobil cihaz uygulamaları ve platformları bu yeni dalganın üç temel bileşeni.</p>
<p><strong>Mobil Ekosistemi Eskisi Gibi Yönetmek mi?</strong><br />
Yakınsama hamleleriyle diğer sektörlerin geleneksel hizmetlerine göz diken operatör ve hizmet sağlayıcılar artarken, örneğin TT artık bir TV hizmeti sağlayıcısı da olmaya çalışırken, GSM şirketlerinin en etkin, en verimli ses ve veri iletişim hizmetini sunup doğru fiyatlamayla geniş kullanıcı tabanına ulaşıp maliyetlerini dengeli dağıtarak gelirlerini maksimize etmeye çalışmakla yetinmesi, hızla hareket eden dalganın, üstünde olduğumuz kıyıya varmayacağı varsayımına benziyor.</p>
<p>GSM oyununda cihaz üreticileri, uygulama geliştiriciler artık eski rollerinden daha farklı bir noktadalar. Ekosistem farklılaşıyor, uygulama geliştiriciler, 3. partiler ile ilişkiler artık daha etkin, hedef odaklı ve karşılık ilkelerine saygılı kalarak yönetilmeli.</p>
<div align="center">
<div style="width:475px; text-align:center" class="captionfull"><img title="GSM operatörleri pazarda mevcut ve potansiyel hizmetleri ucuza hazırlatma, sunma yaklaşımından bütünsel bir ekosistem zihniyetine geçmeli" width="475" height="190" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/mobil-ekosistem-l.jpg" alt="GSM operatörleri pazarda mevcut ve potansiyel hizmetleri ucuza hazırlatma, sunma yaklaşımından bütünsel bir ekosistem zihniyetine geçmeli" />
<p>GSM operatörleri pazarda mevcut ve potansiyel hizmetleri ucuza hazırlatma, sunma yaklaşımından bütünsel bir ekosistem zihniyetine geçmeli</p>
</div>
</div>
<p>Futbol maçlarının özet görüntülerini satmak, 0.facebook.com kullanıcılarını sürekli mobil data kullanıcısına çevirmek gibi çabalarla veri transfer gelirlerini arttırıp 3G yatırımını doğrulamak ve kar eder hala geçirmek tabii ki yanlış değil, ama orta ve uzun vadede bundan çok daha entegre çözümler sunmak gerekecek.</p>
<p>Akıllı cihazlar iş hayatında bugünkünden çok daha fazlasını mümkün kılabilir. Her ne kadar “aslında gerçekten kaç kişi sürekli mobil veri iletişimi yapıyor ki” gibi soru işaretleri olsa da Türk ekonomisi küçük bir ekonomi değil. Çalışan sayısı yüksek olan şirketler sadece filo, lojistik hizmet takibi gibi konularda değil, pek çok konuda mobil cihazların becerilerinden yararlanabilir.</p>
<p>Henüz iPhone veya Blackberry kullanımı aşırı yaygınlaşmamış olabilir, ama çalışanlarının telefonlarında Java desteği varsa bir şirket kendine özel, sadece şirket hatlarından erişilebilir bir uygulama yazdırıp verimlilik artışı sağlamayı, hatta anında yeni müşteriye teklif verip büyümeyi istemez olabilir mi? Fakat işte bu gibi noktalarda ‘yeni’ ekosistemin aktif olması gerekiyor. Sağlık endüstrisi, hasta takibi, devlet işleri gibi sayısız pek çok alanda uygulama geliştirmenin ötesinde farklı kurumların bir araya gelebilmesi ve de doğru çözümü aramak için çaba harcaması gerekiyor.</p>
<p>İşte bunda da GSM operatörlerine rol düşüyor. Türk yazılım endüstrisini büyütme ideallerini bazen bakanlarımızdan da duyuyoruz, henüz nispeten küçük olduğunu da. Doğal olarak mobil tarafta da, çok güzel girişimler, fikirler görsek de henüz geleceği güçlü bir yapılanma, kuvvetli bir sanayileşme göremiyoruz.</p>
<p>Fakat ister Amerikan AT&#038;T, ister Avrupa’nın pek çok ülkesine yayılmış France Telecom’un Orange’ı, isterseniz ses iletişimiyle yetinmek istemeyen ve de rakiplerinden karlılığıyla olumlu anlamda ayrışan lider 1-2 Batılı operatörü inceleyin, onların sadece yazılım evlerini değil, farklı sektörlerden farklı kurumlarla ortak çalıştıklarını, “açık innovasyon” yaklaşımını benimsediklerini görebilirsiniz.</p>
<p>Örneğin AT&#038;T, dev ve hantal yapısında kaybolmasın diye esnek biçimde oluşturduğu özel “gelişmekte olan cihazlar” departmanı ile sadece cep telefonu değil, pek çok elektrikli aletin GSM şebekesine erişebilmesini, erişim ile fark yaratan çözümler sunmasını sağlamak için çalışarak bir yılda 370 cihazı şebekeye erişir kılmış. Ama bu projelerin çoğu oldukça esnek ve gevşek ilişkiler ağı içerisinde gerçekleşirken küçük ve orta ölçekli firmaların erişmesinin zor olacağı olanakları ölçeği sayesinde sunarken onların, daha önce hiç hedeflememiş olduğu müşteriye erişim, temas noktaları ortak olarak karlılık kaynaklarını çeşitlendirmiş.</p>
<p>Evet karışık, farklı hizmet sağlayıcılardan çok parçalı çözümlerin oluşturulması, yönetilmesi zorlu bir macera, ama Türk iletişim sektöründeki devlerin bu dalganın üstünde yer almaya çalışmaları sadece ülke ekonomisine değil kendilerine de uzun vadede daha parlak günleri vaat edecek, gerek müşteri sadakati gerek farklılaşan gelir kaynakları ve gerekse de nihayetindeki finansal sonuçlar açısından.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2010%2Fkonusma-rekorlari-kirilirken-karlari-artmayan-gsm-devleri-icin-gelecek-farkli-bir-mobil-ekosistem-modelinde%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/konusma-rekorlari-kirilirken-karlari-artmayan-gsm-devleri-icin-gelecek-farkli-bir-mobil-ekosistem-modelinde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YouTube yasağını Google&#8217;ın Vergi Borcu ile Açıklıyorsak Ülkeye Yabancı Dergi de İthal Etmeyelim, Hatta Google&#8217;ı Engelleyelim</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/youtube-yasagini-googlein-vergi-borcu-ile-acikliyorsak-ulkeye-yabanci-dergi-de-ithal-etmeyelim-hatta-googlei-engelleyelim/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/youtube-yasagini-googlein-vergi-borcu-ile-acikliyorsak-ulkeye-yabanci-dergi-de-ithal-etmeyelim-hatta-googlei-engelleyelim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2010 18:08:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1027</guid>
		<description><![CDATA[Ne zaman YouTube yasağı sorulsa yetkililer "Google'ın da vergi borcu var", "YouTube Türkiye'de ofis açmalı" diyor. "İnternet'teki tüm siteler her ülkeye vergi ödemeli, vergi ödemeyenler sansürlenmeli" gibi bir kanun olsa bile(!), niye Google sansürlenmiyor o zaman? Ve küreselleşen dünyada reklam gelirlerini ayrıştırmak ne mümkün!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tatile gittim, geldim, hala <a target="_blank" href="http://www.youtube.com">YouTube</a>&#8216;a erişim engellenmesi haberlerini yanlış tartışıyoruz, hala Ulaştırma Bakanı ve bazı başka yetkililer, hatta sadece ilgililer, örneğin bazı gazeteciler cevap olarak, &#8220;Google&#8217;ın vergi borcu var&#8221; diyor. Öncelikle bilmeyenler için kısaca özetleyelim, YouTube&#8217;un da sahibi olan Google bugün dünyanın en çok reklam geliri kazanan kurumu veya birkaç kurumundan biri. Birçok hizmeti ücretsiz verebilmesinin altında, örneğin Google arama sonuçlarının, Gmail&#8217;deki e-posta mesajlarının yan tarafında, Google Maps Haritalar uygulamasında harita üstünde veya etrafında, YouTube videolarinin altında reklam gösterebilmesi yatıyor. Buna ek olarak, hem okumakta olduğunuz benimkisi gibi kişisel web siteleri, hem de NTVMSNBC gibi dev web platformları da reklam gösterirken Google ile ortaklık yapıyorlar. Yani örneğin Google reklam sistemine &#8220;futbol ayakkabısı&#8221; reklamı veren bir kurum varsa, o kurumun reklamlarını kendi sitelerinde mesela spor ile ilgili sayfalarda Google sayesinde otomatikman gösterip bunun karşılığında elde ettikleri gelirden Google&#8217;a komisyon veriyorlar.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Tabii ki Türk şirketleri de hem Türkiye sınırları içinde, hem de dışardaki potansiyel müşterilere ulaşmak için Google&#8217;a bol bol reklam veriyor. Fakat kesilen faturalar, sadece Türkiye&#8217;de değil, onlarca ülkede Google İrlanda ofisinden kesiliyor, yani Google İrlanda bir gelir kazanıyor, vergisini İrlanda&#8217;da ödüyor, siz ister sadece Türkiye&#8217;de, isterseniz de Fransa&#8217;da reklam veriyor olun. Bu da sadece Türkiye&#8217;nin değil pek çok başka ülkenin de tepkisini çekiyor. Örneğin Fransa, <a target="_blank" href="http://www.maximumpc.com/article/news/france_considering_google_tax_online_ads">Google gelirlerini vergilendirebilmek için daha geçtiğimiz hafta yenilikçi yöntemler arayışında olduğunu belli etti</a>.</p>
<p>Ama gerek web sitemde, gerekse de bilişim yayınlarında yıllardır yakındığım üzere, maalesef İnternet&#8217;in nasıl işlediğini, kurallarını tam olarak anlayamayan ve içselleştiremeyen kamu ve özel sektör yöneticilerinin çoğunlukta olduğu bir ülkede yaşıyoruz. İnternet&#8217;te sınırların belirsizleştiği, engellemelerin zorlaştığı, bireyin kendi tercih ve süzgeçlemesinin önem kazandığını öğrenemiyor veya kabullenemiyoruz.</p>
<p><strong>Sorun YouTube Değil Google&#8217;ın Vergi Vermemesi ise Google&#8217;a Erişilmesin(!)</strong><br />
YouTube yasağının nedenleri olan uygulamalardan Cumhurbaşkanı Gül, Twitter gibi platformlar da dahil olmak üzere farklı ortamlarda &#8220;düzeltilmesi gerekir&#8221; imasıyla bahsediyor, Başbakan Erdoğan &#8220;Ben girebiliyorum&#8221; diyor. Ama buna rağmen YouTube&#8217;ın sadece bir örneği olduğu sansür artık iki yılı da aşan süredir devam ediyor.</p>
<p>Google&#8217;ın sahibi olduğu YouTube yasağı ile ilgili sorularda iki cevap en çok duyulanlar. Bir tanesi, &#8220;YouTube Türkiye&#8217;de ofis açsın&#8221;. İşte İnternet&#8217;in işleyişini kavrayıp bunu içselleştirebilme sıkıntısından bunu kast ediyorum, eğer her ülkede bir ofis açılacaksa İnternet üzerinden iş yapabilmenin ne kadar avantajı kalıyor? İnternet&#8217;in hayatımıza getirdiği en büyük kolaylık mekandan bağımsızlık sunması ve mesafeleri yok etmesi değil mi?</p>
<p>İkinci cevap ise, <a target="_blank" title="Google'ın itirazıyla ilgili Hürriyet haberi" href="http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/14990128.asp">Google&#8217;ın vergi borcu olduğu iddiası</a>. Diyelim ki gerçekten de İnternet şirketleri her ülkeye ayrı ayrı vergi ödemek zorunda. Peki vergisini ödemeyenlere erişimin engelleneceğine dair bir kanunumuz var mı? Hayır. Peki diyelim ki, vergi ödemeyen her İnternet sitesine erişim engellenir, sansürlenir. Peki o zaman YouTube yerine neden Google engellenmiyor, sansürlenmiyor?!</p>
<p><strong>Türkler&#8217;in Gördüğü Reklamları Yayınlayan Her Kurum Türkiye&#8217;ye Vergi Öder mi&#8230;</strong><br />
Bugün Ulaştırma Bakanı&#8217;na bağlı bir kurum olan Türk Hava Yolları, Türkiye&#8217;den izlenen CNN, BBC gibi pek çok yabancı TV kanalına ve de Economist gibi ülkemizde artık pek çok bayide satılan yabancı yayınlara reklam veriyor. Diyelim ki CNN&#8217;in hedef kitlesi Türkiye&#8217;deki Türkler değil, ama Economist ve diğer pek çok dergi biz Türkler alsın, okusun diye ithal ediliyor. Ve biz bunlarda sadece THY değil Akbank, Garanti, İş Bankası gibi Türk bankalarının ve başka uluslararası şirketlerimizin reklamlarına maruz kalıyoruz.</p>
<p>Bu reklamlar için THY, bankalar ve diğer şirketlerimiz yayıncı kurumlara ciddi reklam harcamaları yapıyor. THY&#8217;nin Barcelona spor kulübüne sponsorluğunu duyurduğu reklamlar çok ciddi bir meblağ tutmuş olmalı. Ama yayıncı kurumlar, hem bir Türk şirketinden aldıkları, hem de Türkiye&#8217;de de gösterime soktukları reklamlar için Türk Maliyesi&#8217;ne vergi ödüyorlar mı&#8230; Ödemelerini istesek ne olur?</p>
<p>Lafı fazla uzatmaya gerek yok. Burada sadece en çok duyulan iki cevaba azıcık eğilmeye çalıştık. Ama konu daha da derin. Sadece vergi kazanmak, ofis açtırmak değil, tartışılabilecek çok şey var. Sansürün bu kadar kolay olması kimlerin işine geliyor gibisinden&#8230;</p>
<p><strong>Kanun Değişmeli, Kullanıcılar da, STK&#8217;lar da!</strong><br />
Bir önceki hükümet döneminde, AKP&#8217;nin hazırladığı, CHP&#8217;nin de desteklediği 5651 numaralı kanun değiştirilmeli, güncellenmeli. Ama görünen o ki, statükoyu korumaya çalışanlar hiç de az değil.</p>
<p>Peki sorumluluk sadece siyasi partilerde mi? Biz İnternet kullanıcıları, sansürü ülkemizde gerçekten etkili biçimde protesto etmek yerine Google Haritalar uygulamasında sanal yürüyüşler yapıp dünya medyasının ilgisini çeker, yabancı medyadan medet umarsak; gerek ilgili medya kurumları, daha da önemlisi bilişim alanında faaliyet göstermek üzere yıllar önce kurulmuş, &#8220;adı bilinen&#8221; sivil toplum kuruluşları gıkını çıkarmazken sizce statükonun değişmesi kolay mı?</p>
<p>Peki ne yapmalı? Bir yerden başlamalı! Bu Cumartesi, 17 Temmuz&#8217;da saat 17&#8242;de Taksim&#8217;de sansüre karşı bir yürüyüş yapılacak, detaylar için <a href="http://sansurekarsiyuruyus.com/" target="_blank">SansureKarsiYuruyus.com</a></p>
<p>Sansür çok ciddi bir konudur. Kontrolü kaçırıldığında insan hakları ihlalidir. Vergiydi, ofisti&#8230; gibi bahanelerle açıklanamaz, bugün Türkiye&#8217;de en az 4-5 bin sitenin erişime engellendiği söyleniyor&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2010%2Fyoutube-yasagini-googlein-vergi-borcu-ile-acikliyorsak-ulkeye-yabanci-dergi-de-ithal-etmeyelim-hatta-googlei-engelleyelim%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/youtube-yasagini-googlein-vergi-borcu-ile-acikliyorsak-ulkeye-yabanci-dergi-de-ithal-etmeyelim-hatta-googlei-engelleyelim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TV Suç Oranlarını Arttırdıysa Aşırı İnternet Kullanımı Düzenlenmeli mi</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/tv-suc-oranlarini-arttirdiysa-asiri-internet-kullanimi-duzenlenmeli-mi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/tv-suc-oranlarini-arttirdiysa-asiri-internet-kullanimi-duzenlenmeli-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 11:04:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[suç oranları]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=997</guid>
		<description><![CDATA[TV veya İnternet'te izlenen tehlikeli içeriklerin özellikle gençler üzerinde olumsuz etki bıraktığı düşünülür, hatta ülkemizde site engellemelerinin nedeni de budur. Fakat TV üzerine yapılan bir araştırma, eğer bir zarar söz konusu ise, bunun içerikten bağımsız olduğunu ortaya koyuyor, çünkü 4 yaşına kadar TV izleyenler ile izlemeyenler arasındaki ciddi farkı önümüze getiriyor...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Queens’de, iki hafta önce bir gece, çevre apartmanlardaki saygın ve kanunlara inanan 38 vatandaşın gözleri önünde bir katil bir kadına yarım saatten uzun bir süre içinde aralıklarla 3 kez saldırdı ve bıçakladı. Kimse polisi aramadı. Bir görgü şahidi ise ancak kadın öldükten sonra aramıştı.”</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>New York Times gazetesinin 1964 yılındaki Kitty Genovese cinayeti ile ilgili tarihi haberi bazılarımıza tanıdık gelmiştir. Çünkü ABD’de en çok okutulan sosyal psikoloji ders kitaplarından en az onunda bu hikaye yer alıyor, aynı şekilde Malcolm Gladwell’in dünya çapında geniş ilgi uyandıran Kıvılcım Anı (Tipping Point) kitabında da. Hatta cinayetin 30. yılını anmak için dönemin ABD Başkanı Clinton New York’a giderek cinayetin yaşandığı dönemde, ABD toplumunun tehlikede olmakla kalmayıp yalnızlaştığını vurgulamıştı.</p>
<p>Ama 1964’teki bu olay ABD’de hızla artan suçlardan sadece bir tanesi idi. 63’te Kennedy suikasti de toplumu derinden sarsmıştı. Şiddet ve mülk gaspı içeren suç oranları 1950’lerin sonuna kadar dengeli seyrederken 60’larda ikiye, 70’lerde ise dörde katlandı. Gerek o dönemde, gerek sonrasında bilim adamları bu artışın nedenlerini keşfetmeye çalıştı. Ama sosyal ve davranışsal alanda deney yapmanın zorluğu ve bazı durumlarda imkansızlığı pek çok hipotezi desteksiz bıraktı.</p>
<p>Söz konusu dönemde hızla artan genç nüfus, otorite karşıtı hareketin güç kazanması, vatandaşlık haklarındaki ilerlemeler de suç oranındaki değişimin nedenleri olarak sorgulandı. Diğer yandan Amerikan sivil özgürlükler hareketi , hapishanelerdeki şartların, aşırı kalabalık ortamların suçluların insanlık dışı bir muameleye maruz kalmasına neden olduğuna dikkat çekmeye başlamıştı. Özellikle en kalabalık hapishanelerin olduğu eyaletlere açılan davaların kazanılması sonucu bazı eyaletlerde daha hafif suçlular iyi hal göstermeleri durumunda daha çabuk serbest bırakılırken aynı suç için hapse atılma olasılığı da eskiye oranla ciddi oranda düştü. Bu eyaletlerde %15’e varan oranlarda hapishanelerin yükü azaltıldı!</p>
<div align="center">
<div style="width:470px; text-align:center" class="captionfull"><img width="470" height="175" title="Çocukların sadece İnternet değil TV kullanımında da izledikleri içeriğin şiddet içermesinden daha başka faktörlerden olumsuz etkileniyor olma olasılığı sanılandan çok daha kuvvetli" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/internet-kullanan-cocuk-l.jpg"/>
<p>Çocukların sadece İnternet değil TV kullanımında da izledikleri içeriğin şiddet içermesinden daha başka faktörlerden olumsuz etkileniyor olma olasılığı sanılandan çok daha kuvvetli</p>
</div>
</div>
<p>Böylesi eyaletlerle diğerleri karşılaştırıldığında ise suç artışının ancak %30’u daha çok suçlunun serbest bırakılması ile açıklanabildi. Bir diğer %10 ise “Baby Boom” diye anılan nesli oluşturan, hızla artan nüfus, ayrıca Afrika asıllı Amerikalılar’ın daha kuzey eyaletlere göçü ve Vietnam’dan geri dönen gazi ve askerlerin huzursuzluğu, eylemleri ile açıklanabildi.</p>
<p>Ama bu oranlar yetersizdi. Bilim adamlarının hapishanelerde deney için suçlu oranlarının değiştirilmesini önerme şansları olmadığından doğal deneyler arayışına girmeleri gerekiyordu. O dönem pek akla gelmeyen nedenlerden biri ise ABD toplumunu hızla etkisi altına alan televizyon idi. Ama rasgele iki grup genç seçip suçluluk oranlarını onlara ne kadar TV izlediklerini sorarak açıklamak da mümkün değildi.</p>
<p>Fakat televizyon yayınlarını düzenlemekten sorumlu olan Federal İletişim Kurumu, 1948-1952 yılları arasında yeni TV kanallarının açılışına izin vermedi, çünkü sistem daha büyümeden önce yayın spektrumunu yeniden düzenlemenin doğru olacağı düşünüldü. Böylece ülkede 1940’ların ortasında TV seyretmeye başlayan bir grup eyalet ile 1950’lerin ortasında TV ile tanışan farklı bir grup eyalet oluşmuş, arada da 10 yıllık bir nesil farkı çıkmış oldu. İşte bu da doğal deney gözlemi için harika bir fırsattı.</p>
<p>Sonuçlar çok etkileyici idi. Geçmişte benzer suçluluk oranları gösteren şehirlerden, TV izlemeye erken başlayan şehirlerde şiddet suçları 1970’lerde diğer şehirlere göre 2 kat artarken gasp ve mülk hırsızlıkları ‘erken TV’li şehirlerde19 40’larda daha azken 70’lerde TV’ye geç kavuşan şehirleri geçmişti.</p>
<p>Şehirlerin kendine has ekonomik ve güvenlik dinamiklerinin sonuçları etkilememesi için de belli şehirlere eğilerek yapılan çalışmalar da paralel sonuçlar göstermiş. Örneğin 1954 yılında TV yayınlarının başladığı bir eyalette 1950 doğumlular ile 1954 doğumlular arasında karşılaştırma yapıldığında dört yaşına kadar TV izleme şansı olmuş olan yaş grubunda suçluluk oranlarının daha yüksek olduğu görülmüş. Hatta 15 yaşına kadar, TV izlenen her fazladan yıl, gasp gibi suçlardan tutuklamalarda %4, şiddet suçlarından tutuklamalarda %2 artışı istatistiki olarak açıklamış. Toplamda da televizyon seyretme sıklığı, 1960’larda artan gasp ve mülk suçlarındaki artışın %50, şiddet suçlarındaki artışın da %25’ini açıklamış.</p>
<p>TV’nin bu kadar etkili olmasını ise açıklamak daha da zor! Özellikle 5 yaşından önce daha çok TV izleyenlerin üzerinde etki daha fazla olduğundan ve de bu yaş grubunda şiddet içerikli TV yayınlarının pek izlenmediğini düşündüğümüzde gerçek nedenleri ortaya çıkarabilmek gerekiyor.</p>
<p><strong>Peki İnternet de Televizyon Gibi Bir Etkiye Sahip mi?</strong><br />
Her yeni teknoloji hayatı biraz daha kolaylaştırmanın çok daha ötesine geçiyor, hayat standardında kayda değer gelişmeler sağlıyor. Örneğin Hindistan’ın kırsalında TV ile tanışan bölgelerde kadına daha az şiddet ve daha az istenmeyen doğum vakası gözlemleniyor. Belki kadınlar izlediklerinin etkisinde kalıp kendilerine daha iyi davranılmasına yönelik tutumlar sergiliyor, belki de Hintli erkekler TV karşısında daha fazla kriket seyretmeye dalıyor.</p>
<p>İnternet için her birimizin vereceği farklı olumlu örnekler de olacaktır. Tabii bir diğer yandan da ülkemizde RTÜK’ün TV yayınlarını düzenlemeye yönelik yaklaşımlarının paralelinde İnternet yasakları artıyor. Zararlı içerik kategorileri belirlenmiş durumda ve İnternet üzerinden basit bir form doldurarak şikayet edilebilen siteler kolayca erişime kapatılıyor. İnternet’teki yayınların sadece gençlerin değil toplumun ahlakı ve sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olacağı öne çıkarılıyor.</p>
<p>Fakat TV tarafında olduğu gibi İnternet tarafında da içeriğin olumsuz etkisini kanıtlamak pek mümkün değil. Nitekim 5 yaşından önce izlenen TV suç oranlarını arttırıyorsa bunda içerikten ziyade ekran karşısında kalıp başka insanlarla yüzyüze gelmeyen, sosyalleşmeyen çocuklar, ailelerin çocukları TV karşısına bırakma kolaylığına kaçarak ilgilerini, diyaloglarını ve sevgilerini esirgemesi, imkansızlıklarla büyüyen gençlerin daha yüksek refah seviyesindeki yaşamı izlerken bundan olumsuz etkilenmesi gibi çok daha mantıklı açıklamalara öncelik vermemiz gerekiyor.</p>
<p>Her ne kadar içerik önemli olsa ve toplumda bazı davranışların daha kolay kabul görmesini sağlayan algılar yaratabiliyor olsa da aslında ideal bir toplumda genç yaşlı herkesin tükettiği içeriği seçme bilinci ve bu içeriği içselleştirmeden önce sorgulama yetisine sahip olması, bunun için de duygusal ve zihinsel gelişimini doğru eğitim ve öğretim ile tamamlamış olması gerekiyor.</p>
<p>İnternet’in kitleler üzerindeki dönemsel etkisini ölçen bir deneyle karşılaşmadım, İnternet’in Batılı ülkeler içinde çok daha hızlı yayıldığını düşündüğümüzde böyle bir deneyin Batı’dan gelmesi oldukça zor. Ama TV deneyinin sağladığı ışık sayesinde artık ülke olarak içeriği denetleme ve yasaklamanın ilkel bir savaş yöntemi olduğunu fark etmemiz ve de ister televizyon, ister İnternet, isterse elimizden, kulağımızdan düşmeyen cep telefonu olsun çocuk ve gençlerin hayatına giren her teknolojinin onların duygusal gelişimi üzerindeki etkisini yönetmeye yönelik adımlar atmamız gerekiyor. Aksi halde tüm gün komik videolar izleyerek günü geçiren gençlerin de pek sağlıklı yetişmediğini yakında fark etmeye başlayacağız&#8230;</p>
<p>Açtığımız gibi Kitty Genovese cinayetiyle kapatalım. Bu yazımın kaynağı olan SuperFreakonomics kitabının yazarlarının ve son dönemde bazı diğer yayınların, olayın iç yüzünü sorgulamaya başlamasıyla mahalledeki insanların tepkisiz olduğu yönündeki bilgi doğruluğunu yitirdi. Olay gece karanlığında, saat 3 buçukta, saldırılardan sonuncu ve ölümcül olanı da arka kapıda gerçekleştiğinden 38 değil belki bir kişinin bile olayı tam göremediği ortaya çıktı. Yani, komşularınıza güvenmekten vazgeçmeniz için yeni bir neden yok!</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2010%2Ftv-suc-oranlarini-arttirdiysa-asiri-internet-kullanimi-duzenlenmeli-mi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/tv-suc-oranlarini-arttirdiysa-asiri-internet-kullanimi-duzenlenmeli-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Televizyonunuzu Uydudan mı alırdınız, Kablodan mı, ADSL’den mi?</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/televizyonuzu-uydudan-mi-alirdiniz-kablodan-mi-adsl%e2%80%99den-mi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/televizyonuzu-uydudan-mi-alirdiniz-kablodan-mi-adsl%e2%80%99den-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2010 08:16:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=970</guid>
		<description><![CDATA[Tam da Digiturk “TiVi Bitti, Şimdi Digi” derken televizyon platformlarındaki savaş yeniden mi başlıyor? İnternet'ten video tüketmeye bayılan Türk kullanıcılar İnternet tabanlı TV'ye ne kadar ilgi gösterecek, milyonlarca hane geleneksel karasal yayınları çatı antenleriyle, kırsalda ise çanak antenlerle Türksat uydularından takip ederken TV platformları arasındaki mücadele nasıl şekillenecek?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her ne kadar dünyanın en popüler video servisine erişim ülkemizde engellenmiş olsa da Türk İnternet kullanıcıları İnternet üzerinden video tüketmede yabancılardan hiç de geri kalmıyor. Pek çok evde HD Ready, Full HD televizyon setleri olmasına rağmen yüksek çözünürlüklü yayınla tanışmayanlarımızın çoğunlukta olması da düşük kalitede videoya karşı yüksek toleransımız olmasını sağlıyor. Bağlantı hızları da yükseldikçe kaçırılan dizi bölümlerini İnternet’ten izlemek gittikçe daha fazla kişinin tercihi oluyor. Bu da İnternet televizyonu, iTV veya Online TV olarak adlandırabileceğimiz hizmetlerin ülkemizde ciddi şansı olduğunu gösteriyor. Nitekim geçtiğimiz günlerde TTNet TiViBu hizmetini devreye soktu.</p>
<p>Peki tam da Digiturk “TiVi Bitti, Şimdi Digi” derken televizyon platformlarındaki savaş yeniden mi başlıyor? Ülkemizde şehirlerde milyonlarca hane geleneksel karasal yayınları çatı antenleriyle, kırsalda ise çanak antenlerle Türksat uydularından takip ediyor. Yine uydu üzerinden, ama bu sefer katma değerli hizmetler sunan Digiturk’ün ise yaklaşık 2 milyon, D-Smart’ın 1 milyon kişiye ulaştığı kendi beyanları. Digiturk’ten sonra aylık ödemeli bir diğer platform olan Kablo TV ise 1,2 milyon aboneye sahip, fakat bu kadar verimli, ekonomik ve ölçeklenmesi kolay bir sistem olan Kablo TV şebekesi üzerinden Kablo İnternet kullanıcılarının sadece 150 binlerde kalması da ülkemizde rekabetin ne kadar dengesiz olduğunun bir başka göstergesi.</p>
<p>Şimdi ise 6 milyonu aştığı açıklanan ADSL kullanıcısının çoğunluğuna perakende hizmet sağlayan, diğer ADSL abonelerinin servis sağlayıcılarına ise altyapıyı sunan Türk Telekom, İnternet kullanıcılarına iki farklı fiyatlı paketlerle TV yayını ulaştırma işine girerek aylık abonelik ücretiyle iş modeli kuran Digiturk ve Kablo TV’nin arasına eklendi. Ve ilk günlerde 1 TL.lik promosyon fiyatıyla hızla abone kazanmaya başladı, ilk haftada 50 binin üstünde kayıt yapıldı.</p>
<div align="center">
<div style="width:470px; text-align:center" class="captionfull"><img width="470" height="175" title="TV Platformları Çeşitleniyor, Rekabette İçerik ve Erişim Kolaylığı Öne Çıkıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/tv-platformlari-l.jpg"/>
<p>TV Platformları Çeşitleniyor, Rekabette İçerik ve Erişim Kolaylığı Öne Çıkıyor</p>
</div>
</div>
<p>Fakat bu rakam gittikçe daha geniş bir kesimin İnternet’te vakit geçirdiğini, Türkiye gibi televizyon izleme kültürünün çok kuvvetli olduğunu düşündüğümüzde hiç şaşırtıcı değil. 2007 sonunda İngiltere’de BBC’nin hizmete soktuğu benzer BBC iPlayer’ın ilk 6 ayda yarım milyon aboneye ulaşması beklenirken ilk üç haftada 3,5 milyon program izlendi veya indirildi. İlk yılında İngiliz İnternet trafiğinin %5’ini oluşturacak miktarda veri transferi, hem de sadece BBC programlarını izlemek için kullanıldı.</p>
<p><strong>Yayınlar da Değişiyor, Kanallar da</strong><br />
Tabii platformlar böyle çeşitlenirken içerik tarafında da önemli değişimler yaşanıyor. Mesela CNBC-e’nin birkaç sene önce parmakla gösterilen dünyanın en popüler dizilerini Türk izleyicisiyle buluşturabilirken artık bu diziler için daha fazla kanalla rekabet etmek zorunda kalıyor. Ve rekabet ettiği kanallar da ulusal, karasal yayın yapan kanallar değil! Bu da ücretsiz içerik tarafında değişikliklerin yavaşça başladığını gösteriyor.</p>
<p>Her ne kadar Türkiye’de en çok takip edilen diziler ve programlar ulusal ve ücretsiz erişilebilen kanallarda olsa da aynı izleyiciyi kapmak için daha fazla tematik kanal, daha fazla katma değerli abonelik paketleri yarışıyor. Bu da geleneksel, ulusal kanalların izleyici kitlesinde bazı farklılıklara, belli tüketici gruplarının farklı alternatif kanallara kaymasına neden olmaya başlıyor.</p>
<p>Öte yandan geçmiş yılları bir yana bıraksak bile sadece 2009’da yaklaşık 930 bin adet HD Ready ve Full HD televizyon satılan ülkemizde henüz HD yayın izleyerek televizyona yaptıkları yatırımın karşılığını alanların sayısı çok az. Yüksek çözünürlükte film izlemeyi sağlayan PlayStation gibi bir oyun konsolu, DVD’ye göre çok daha gelişmiş Blu-ray disk oynatıcılar veya Digiturk ve D-Smart’ın HD kanallarından faydalanarak evde gerçekten detay ve netliğin keyfine varanlar henüz çok az. Ama 2010’un ikinci yarısı, hatta son çeyreğinde artık HD yayın izleyicilerinin daha hızlı artmaya başlayacağını tahmin ediyoruz. Tabii Türk Milli Takımı, G. Afrika’daki Dünya Kupası’na katılacak, TRT de Dünya Kupası’nı –henüz olumlu bir açıklama ile karşılaşmadığımdan- HD çözünürlükte yayınlayacak olsaydı 2010’da Türkiye’de HD izleyici kitlesinin çok hızlı artacağı yönünde tahminlerimiz olacaktı.</p>
<p>Biz HD keyfinden henüz uzaktayken Nisan ayıyla beraber ülkemizde 3  boyutlu TV setleri, gözlükleriyle beraber satışa sunulacak. Sinema salonlarına, Holywood’a ciddi oranda canlılık katan üç boyut tecrübesi pek çok kişiye evlerine de bu heyecanı taşıma motivasyonu verecek, ama henüz 3B yayın konusunda atılması gereken çok fazla adım var.</p>
<p><strong>Platform Savaşlarında Belirleyici Faktörler</strong><br />
Bu gelişmeler yaşanırken TTNet’in de girişiyle hareketlenen TV platformları arasındaki mücadelede müşteri açısından belirleyici başarı faktörleri de şekilleniyor.</p>
<p><strong>Ücretsiz İçerik veya ‘Temel Paket’in Kalitesi, Farklılığı:</strong> Ücretsiz ulusal kanalların çok kuvvetli olduğu Türk TV dünyasında platformların farklılaşabilmesinin ilk akla gelen yöntemlerinden biri farklı kanalları ücretsiz, temel giriş paketinin içinde sunmak. Ama bu yatırımın getirisini doğru tahmin edebilmek ve sonrasında ölçümleyebilmek önem kazanıyor. Platformlar bazen organik bağ da kurdukları özel tematik kanalları öne çıkarırken belli bir gelir akışı bile elde edebiliyor ama daha da önemlisi bu kanalların abone sadakati yaratması. Digiturk platformundaki İzTV bu konuda bir başarı örneği.</p>
<p>Ayrıca ‘temel paket’ başarısı sadece ücretsiz kanallarla sınırlı kalmıyor. Örneğin HD yayın abonelerine sunulan HD kanal paketinin farklılığı da daha bugünden önemli bir tercih sebebi olmaya aday. Bugün her platformda yer alan veya alması muhtemel belli başlı 2-3 yabancı spor ve belgesel kanalının HD yayını olmazsa olmaz konumda olabilir, ama fark yaratmak için de yeterli değil. Zamanla Show TV’nin HD yayınının sadece Digiturk’te, Kanal D’nin HD yayınının sadece D-Smart’ta olması gibi konumlandırma kararlarının etkisini daha iyi göreceğiz.</p>
<p><strong>Katma Değerli Hizmetlerin Çekiciliği:</strong> Uydu, kablo şebekesi, İnternet şebekesi gibi farklı altyapılar nedeniyle aynı katma değerli hizmetleri sunamayacak platformlar olsa da Video-on-Demand yani her an oynatmaya hazır içerik kütüphanesi, bu kütüphanenin platforma özel içerik taşıyabilmesi, kütüphanenin fiyatlandırması, Türkiye Ligi futbol yayınları, tema paketlerinin kalitesi, film ve dizi kanallı paketlerin taşıdığı içerik sadece yeni abone alımında değil, mevcut abone tabanında fiyatlama, aynı haneye birden fazla abonelik satma gibi artılar sağlıyor.</p>
<p><strong>Erişim ve Anında Erişim Kolaylığı:</strong> Platformların kullanım kolaylığı, mevcut TV setiyle entegre çalışabilmesi, bağlantılar, yayın alıcı cihazları konumlandırma kolaylığı, fiyatlandırılması, servis imkanları, kolay kurulumu platformdan platforma ciddi fark gösteriyor.</p>
<p>Bunlara ek olarak kurulmuş bir sistemin, mevcut Türk TV kullanım alışkanlıkları ve geçmişi dikkate alındığında, çabuk ve kolay açılması, kanalların hemen büyük ekranda görüntülenmesi de müşteri memnuniyeti açısından fark yaratabilen bir faktör.</p>
<p><strong>Anahtar Hizmet / Temel Değer:</strong> Her iş modeliyle beraber şekillendirilmesi gereken bir soru olan “bu ürün/hizmet ile müşterilerimizin hangi ihtiyacına nasıl farklı bir çözüm sağlayarak farkımızı meydana koyabiliyoruz” sorusuna bugün Türkiye’de rahat cevap verebilen platform sayısı az. Daha çok geleceğe yönelik tahminler ve bunların gerçekleşmesi halinde elde edilecek üstünlükler konuşuluyor.</p>
<p>Farklı izleyici gruplarının oluşturduğu dinamizm içinde hangi içeriklerin ve erişim modelinin gelirler açısından değil karlılık açısından büyük fırsatlar sunduğuna yönelik doğru tespitler ve ardından doğru çözümler, o platformun uzun vadede güçlenmesini sağlayacak. Bugün Türkiye’de futbol yayıncılığının en büyük pastayı oluşturduğu, yayın ihalesini kazanan platformun temel değer/fayda teklifinin “kaliteli maç keyfi” olduğunu biliyoruz.</p>
<p>İkinci ve üçüncü büyük değerin ne olduğu ve bu değerin nasıl sunulması gerektiği konusunda ise farklı fikirler görüyoruz. Zaten bu farklı fikirler sayesinde farklı platformlar pazara adım atıyor. Farklı müşteri taleplerinin sunduğu gelir potansiyellerinden olabildiğince geniş bir kapsama alanını elde etmeye çalışmak gelir akışındaki riskleri azaltma şansı sunabileceği gibi odaklanma ve maliyetlerin kısılması tarafında sıkıntılara da neden olabilir. Örneğin farklı ihtiyaçlara sahip iş yerlerinden bir grup olan binlerce 3-4 kişilik küçük bir ofis veya KOBİ’nin gün içinde belli saatlerde TV izleme talebini İnternet televizyonunun karşılama gücü kuvvetliyken bir kuaför salonu, bir hastanenin TV yayın ihtiyaçları doğal olarak farklı şekilde biçimlenmekte. Ama dikkat çekici olan bu farklı müşteri taleplerinin artık eskisi gibi uzun süre sabit kalmadığı, içerik ve erişim, uygulama, masraf konusunda beklentilerin değişmeye başladığı.</p>
<p>Burada öne çıkan bir diğer faktör ise hala cep telefonundan ve dizüstü bilgisayardan mobil İnternet penetrasyonu düşük olan ülkemizde televizyon veya monitöre, yani ekrana yayını ulaştırmaktaki başarı. Çünkü DLNA gibi ev içi kablosuz bağlantı özellikli TV setlerinin, dijital medya oynatıcı kutuların henüz yeterli bilinirliğe ulaşmadığı ülkemizde uydu alıcı kalabalığı yaşanıyor. Balkonlar ve çatılardaki görüntü kirliliği ise söze gerek bırakmıyor…</p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2010%2Ftelevizyonuzu-uydudan-mi-alirdiniz-kablodan-mi-adsl%25e2%2580%2599den-mi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/televizyonuzu-uydudan-mi-alirdiniz-kablodan-mi-adsl%e2%80%99den-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dijital Dönüşümü Başaran Müzik Endüstrisinin Korsana Aşkı ve Nefreti!</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/dijital-donusumu-basaran-muzik-endustrisinin-korsana-ask-ve-nefreti/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/dijital-donusumu-basaran-muzik-endustrisinin-korsana-ask-ve-nefreti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2010 21:48:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[dünya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=951</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye'de erişime engellenen binlerce sitenin önemli bir kısmı müzik parçalarına ücretsiz erişim yollarını paylaştıkları için ceza aldı. Öte yandan Türkiye gibi gelişmekte olan bazı ülkelerde sokak satıcıları, korsan kopyaların endüstriye pek de zarar vermediğini düşünenler de var. Dijital satışlar toplam müzik pazarının %27'sine ulaşmışken açıkçası tek bir doğrunun varlığından söz etmek pek mümkün değil!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Medyanın dijitalle imtihanını, dijital geleceğini her geçen gün daha fazla tartışır olduk. Örneğin bir süre önce yine bu sayfalarda aslında en önemli belirleyicinin, ekonominin temelindeki kıtlık/bolluk ikilemi olduğunu ve kabullenmek istemesek de haber ile yorumunun da kıymetsizleşmeye mümkün kılacak bollukta bir şey olan insan düşüncelerinin sonucu olduğunu yazmıştım. Peki sadece haber ve yorum mu? Yoksa telif haklarıyla korunan diğer hızlı tüketilen entelektüel ürünler de mı aynı yöne gidiyor, örneğin müzik!</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Müziğin ucuzlaması, bedavalaşması ve yapım şirketlerinin sıkıntıları, gazete ve medya devlerinin dijitalle imtihandaki sıkıntıları kadar tartışılmıyor, ki bu da doğal. Çünkü kamuoyunu yönlendiren medya, kendi geleceği hakkında daha çok stres yapıyor. Fakat ülkemizde müziğin ücretsiz edinilmesi az ilgi çeken dev fırtınalar koparıyor! Mesela Türk Telekom TTNet Müzik ile, Turkcell ise gnçPLAY ile ücretsiz müzik dinletmek için ciddi anlaşmalara imza atarken pek çok hedefleri vardı. Sadece bunlar değil, Avea, Fizy, MPlay, Mynet, Muzik.net, Sendinle gibi pek çok platform da yasal yoldan müzik sunuyor. Ama bir yandan da Türk müzik endüstrisinin %80’ini, Türkiye’deki yabancı müziğin tümünü temsil ettiğini belirten Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği MÜ-YAP ise 2005’ten beri binlerce, belki on binlerce web sitesini telif hakları ihlalleri iddiası ile, haberlere göre de uyarmadan, erişime engelletiyor.</p>
<p>Henüz YouTube yasağı, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ve kurucu öğelerine hakaret, gençlerin gelişimine zararlı içerik gibi konular gündemde yokken başlayan web forumlarının, sitelerinin MÜ-YAP tarafından kapatılmasının çoğunun nedeni, söz konusu sitelerde müzik yayınlandığından değil, P2P dosya paylaşım programlarına bu sitelerden erişilebildiği içindi. Fotokopi makinesinin para çoğaltmakta kullanılabileceği korkusuyla yasaklanmasına benzeyen bu davaların kabul görmesi ve engelleme kararı çıkması ise MÜ-YAP’ı eleştirmeden önce aslında çok daha başka bir gündemimiz olması gerektiğinin göstergesi idi.</p>
<p>Engellemeler devam etti, örneğin geçtiğimiz aylarda Last.fm, MySpace gibi büyük yabancı müzik siteleri de engellendi, MÜ-YAP bazı yabancı yayınlarda bile kendini savunmak zorunda kaldı. Bir yandan da gittikçe artan sayıda İnternet kullanıcısı, hatta köşe yazarları MÜ-YAP’a ateş kusup bir gün MÜ-YAP’ın düşüşünün başlayacağı hatırlattılar.</p>
<p><strong>Peki Dünyada Neler Oluyor</strong><br />
Küresel müzik pazarı 2009’da, 2004’teki seviyelerinden %30 daha daralmışken bunda hem daha çok parçanın kopyalanarak el değiştirmesi hem de albüm ve parça fiyatlarının ucuzlaması önemli rol oynadı. 2003’te sadece 20 milyon ABD Doları seviyelerinde olan dijital müzik gelirleri 2009’da 4,2 milyar dolar seviyelerine ulaştı. Bu da tüm müzik endüstrisinin satışları içinde %27’lik bir pay demek!</p>
<p>Öte yandan Chris Anderson’ın “Free” adlı kitabında daha detaylı okuyabileceğiniz üzere, gelişmekte olan ülkelerde müziğin geleceğiyle ilgili önemli ipuçları verebilecek gelişmeler yaşanıyor. Dünyanın parlayan ekonomileri Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’de durum çok farklı. Korsanın galip geldiğinin kabul edildiği Çin’de müzik satışlarının %95’inin korsan olduğu tahmin ediliyor. Türkiye’nin de dahil olduğu gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerde toplumun büyük bir kesimi için orjinal albüm satın almak bir lüks. Bu durumda müzik endüstrisindeki oyuncular da rollerini değiştiriyor, “herkes için her şey” oluyorlar.</p>
<p>Çin’deki kayıt şirketleri genç yetenekleri bulma işini bu konuda uzmanlaşmış kurumlara bırakmıyor, sanatçıları için albüm hazırlamıyorlar! Tüketicilere satacak albümler üretmek yerine radyolara gönderilen, kendi web sitelerine ücretsiz yükledikler ‘single’ parçalar üretiyorlar. Örneğin ülkenin genç yıldızlarından birinin parçalarından oluşan bir CD toplam 5 milyon adet satılıyor, ama bu korsan CD’lerden ne ajans, ne de sanatçı para kazanıyor. Fakat bunu kabullenerek alternatif yollar deniyor, uygun olabilecek her noktaya sponsor buluyorlar. Çok sanatçılı dev konserlerin ana sponsoru ve yan sponsorları oluyor. Konser gelirleriyle yetinmiyor, sanatçılar ve albümlere yönelik hediyelik eşya gibi onlarca ürünün üretimi ve pazarlaması da tamamen kayıt şirketlerinin kontrolünde. 3. parti hizmet sağlayıcılara gitmektense sanatçı ve şarkılarının reklamlarını da yine kendileri üretiyor, medya planını bizzat yapıyorlar. Portföylerindeki sanatçılar arasındaki gelir dağılımını olabildiğine adaletli yapmak için de web sitelerindeki ücretsiz albüm ve parça indirilme oranlarının dağılımı gibi verilerden faydalanıyorlar.</p>
<div align="center">
<div style="width:475px; text-align:center" class="captionfull"><img width="475" height="175" title="Dijital müzik satışları hızla artarken bu satışları artıran faktörler arasında korsanın da sayıldığı ülkeler var!" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/dijital-donusum-muzik-endustrisi-korsan-ask-nefret-l.jpg"/>
<p>Dijital müzik satışları hızla artarken bu satışları artıran faktörler arasında korsanın da sayıldığı ülkeler var!</p>
</div>
</div>
<p>Brezilya müziğinde ise son yılların en büyük çıkış yapan türlerinden biri olan Tekno Brega, romantik ve yumuşak brega calypso müziğinin tekno tarzla harmanlanmasıyla olduğu kadar inanılmaz sokak satışlarıyla da popülerliğe kavuştu. En yeni Banda Calypso CD’lerini 1,5 TL’ye satan sokak satıcılarının elindeki albümlerin hiçbiri kayıt şirketinden gelmiş değil, ama yasadışı da değil! Çünkü en popüler gruplardan olan Banda Calypso CD’lerinin ‘master’larını ve CD kapak görsellerini hem sokaktakilere, hem radyo DJ’lerine dağıtıyor. DJ’ler kendi mix’lerini oluşturup sokaktakilere dağıtıp çok az da olsa gelir elde edebiliyorlar ama sokak satışlarından doğrudan gruba giden bir para söz konusu değil!</p>
<p>Fakat konser, DJ gecesi gibi özel etkinlikler düzenlenecek şehirlere önceden ücretsiz çıkartma yapan grup bugün Brezilya’nın en zengin gruplarından biri, çünkü yine Çin’de olduğu gibi inanılmaz bir konser geliri söz konusu. Yılda 200’e yakın konserleri canlı olarak kaydediliyor ve çıkışta izleyicilere normal sokak CD’lerinin iki katı fiyatına, yaklaşık 3 TL’ye satılıyor, hem de her seferinde binlerce.</p>
<p><strong>Müzik Endüstrisi Dijitalden Gelir Elde Etmeyi Biliyor</strong><br />
Peki örneğin Çin’de müzik satmak gerçekten imkansız mı? Hiç de değil, örneğin China Mobile cep telefonu kullanıcılarının satın aldığı 20 saniyelik melodiler yılda yaklaşık 1 milyar doları aşan bir hacim yaratıyor. Müzik satışları form değiştiriyor. Beyoncé’nin 2009’daki “I Am&#8230; Sasha Fierce” adlı hit parçası tam 260’dan fazla ayrı üründe gelir kazandırdı! ‘Cover’, ‘remix’ler dışında cep telefonları için melodiler, oyunlar ve çok daha fazlası, müzik endüstrisinin müziği insan hayatının daha fazla alanına sokmak için çabaladığını gösteriyor.</p>
<p>2003’te yaklaşık 50 lisanslı dijital müzik servisinde 1 milyon çeşitlik bir ürün kataloğu varken bugün yaklaşık 400 ayrı platform üzerinden 11 milyondan fazla parça satışta. Dijitalin en büyük etkisini hisseden medya ve eğlence dünyasının önemli parçası müzik endüstrisi hızlı bir dönüşüm sağladı ve dijital satışlarda oyunlardan sonra en büyük 2. payı %27 ile alıyor. Film, gazete ve dergi satışları ise toplamda %11’e zor ulaşıyor.</p>
<p>Demek ki Türk müzik endüstrisi, dijitali, dünyanın geri kalanındaki ortakları gibi daha iyi kullanmalı. Ve demek ki global müzik endüstrisi dijital müzik dışında geleneksel müzik tüketimini de yaratıcı yaklaşımlarla yeniden yapılandırmalı, çünkü artık hiçbir şey eskisi gibi değil.</p>
<p>Brezilya ve Çin’den verdiğim örnekler ne her ülke, ne de her sanatçıya uygun, sadece korsanla beraber yaşayabilen bazılarının hikayesi. Dijitale karşı en büyük dönüşümü yaşamış ve gerçekten yaratıcı modeller deneyebilen müzik endüstrisinin önünde uzanan bir doğru patika yok, ama tüketicilere en uygun modeli sunabilmek artık hayati önem taşıyor. Aksi halde örneğin Brezilya’da olduğu gibi yerel müziğin yeni albüm üretiminde çok büyük düşüşler yaşanabiliyor, ki bu da entelektüel üretimin, fikri hakların pek saygı görmediği ülkemiz için büyük bir tehlike sinyali.</p>
<p>* Çin ve Brezilya örnekleri hakkında daha fazla bilgiyi Wired yazarı Chris Anderson’ın Free adlı kitabından, yazıdaki diğer veriler ve fazlasını da IFPI’nın Digital Music Report 2010’undan edinebilirsiniz.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2010%2Fdijital-donusumu-basaran-muzik-endustrisinin-korsana-ask-ve-nefreti%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/dijital-donusumu-basaran-muzik-endustrisinin-korsana-ask-ve-nefreti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkler&#8217;in Ortak Fikri: İnternet Erişimi -yani bilgilenme ve haberleşme- Temel İnsan Hakkıdır! Haydi O Zaman, İnternet Yayılmalı, Ucuzlamalı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/turklerin-ortak-fikri-internet-erisimi-yani-bilgilenme-ve-haberlesme-temel-insan-hakkidir-haydi-o-zaman-internet-yayilmali-ucuzlamali/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/turklerin-ortak-fikri-internet-erisimi-yani-bilgilenme-ve-haberlesme-temel-insan-hakkidir-haydi-o-zaman-internet-yayilmali-ucuzlamali/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 21:41:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=938</guid>
		<description><![CDATA[BBC'nin 26 ülkede yaptırdığı araştırmada "İnternet'e erişim temel bir insan hakkıdır" görüşü, İnternet kullanmayanlar tarafından bile büyük oranda sahiplenilen bir düşünce olarak ortaya çıktı. Türkiye ise %91 ile Avrupa'da ilk sırada yer aldı! Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler tüm ülkeye genişbant, hızlı İnternet'i yaymak için projeler açıklayadursun, bizler ise hala mobil ve ADSL erişiminde akıl almaz fiyatlar ve vergiler ödeyerek İnternet'e erişebiliyoruz. Haydi artık İnternet'in vergisi düşsün!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde İnternet kullanımı ile ilgili yapılan anketler faydalı bulgular sunuyor, ama bazen yöntem, kapsam ve soruların paylaşılmaması sonuçlara çekinceyle yaklaşmama neden olabiliyor. Bir de gerçekten kaç milyon İnternet kullanıcımız olduğu hakkında bir türlü güvenilir veri alamadığımızdan, sürekli hanehalkı üzerinden tahminde bulunulan veriler açıklandığından &#8220;Türk İnternet kullanıcılarının yüzde şu kadarı A hizmetini kullanıyor, bu oran da İtalya&#8217;dan fazla&#8221; gibi çıkarımlarda bulunmak, sonra bunları temel alıp büyük projelere girmek pek bilimsel olmuyor.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Eğer hedef ülke performansını yorumlamak ise çok ülkeli araştırmalar çok faydalı oluyor. Bu nedenle <a href="http://news.bbc.co.uk/2/hi/technology/8548190.stm" title="BBC'nin sitesinden haberi okuyabilir, aynı zamanda PDF formatındaki raporu indirebilirsiniz">dün İngiliz yayın kuruluşu BBC&#8217;nin sonuçlarını açıkladığı, GlobeScan tarafından 26 ülkede 27 bin kişiyle yapılan anket</a> beni heyecanlandırdı. Ankete katılanların sadece yarısı aktif İnternet kullanıcısı, diğer yarısı ise &#8220;hiç&#8221; veya &#8220;çok az&#8221; derecede kullanan insanlar olmalarına rağmen katılımcıların %79&#8242;u İnternet&#8217;e erişimin bir temel insan hakkı olduğunu düşünüyor. İnternet kullanmayanlar arasında bu görüşe katılanlar %70 gibi yüksek çıkmış.</p>
<p>Temel insan hakları denince örneğin fikirlerini söyleyebilmek, oy verebilmek, mal/mülk sahibi olabilmek, evlenebilmek, mahremiyetini koruyabilmek gibi özgürlükler akla geliyor. İnternet de pek çoğu tarafından bugüne kadar ki en etkin aydınlanma aracı olarak tanımlanıyor. İnternet hem bilgi edinme ve öğrenme, hem de bir iletişim aracı. Öğrenmek ve de diğer insanlarla iletişim kurmak temel insan hakları arasında yer alıyor ise bunu son derece kolay, ucuz ve etkin bir şekilde mümkün kılan İnternet erişimi de kitlelere yaygınlaştırılmalı. Zaten Estonya ve Finlandiya İnternet erişimini temel insan hakkı olarak kabul ediyorlar.</p>
<p><strong>Türkiye, Avrupa&#8217;da &#8220;İnternet temel insan hakkıdır&#8221; ve &#8220;Devlet müdahelesi olmamalı&#8221; diyen 1. Ülke</strong><br />
Dünyanın en &#8220;bağlı&#8221; ülkesi olarak kabul edilebilecek Güney Kore&#8217;de ankete katılanların %96&#8217;sı da aynı yönde görüş bildirmiş. Ama beni asıl etkileyen, Avrupa&#8217;da araştırmaya dahil edilen 7 büyük ülke içinde, İnternet&#8217;in bir temel hak olduğuna dair en büyük inancın %91 ile Türkler tarafından dile getirilmiş olması.</p>
<p>Türkiye&#8217;de Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul, İzmir, Konya, Samsun ve Zonguldak&#8217;ta toplam 1000 kişi ile görüşülmüş. Ve yine Türk katılımcılar, 7 Avrupa ülkesi arasında &#8220;İnternet hiçbir şekilde bir devlet kurumu tarafından gözetim ve kontrol altında tutulmamalı&#8221; düşüncesini en çok destekleyenler olmuş, %54 ile.</p>
<p>Öte yandan İnternet kullanımının yarattığı çekince ve olumsuzluklar sorulduğunda Türkiye&#8217;dekiler sanılanın aksine dolandırıcılık veya tehlikeli ve ahlaksız içerikten dert yanmaktan önce kişisel bilgileri ve İnternet&#8217;teki mahremiyetleri hakkında sıkıntılı olduklarını gösteren şıkka öncelik vermişler, ki bu da önemli bir mesaj.</p>
<p><strong>İnternet de Elektrik, Yol, Su Gibi Bir Hizmet Olmalı</strong><br />
Gittikçe daha fazla ülke tüm vatandaşlarını, genişbant, hızlı İnternet&#8217;e erişebilir kılmak için projeler açıklıyor. İnternet&#8217;in öncüsü, İnternet ile ekonomik büyümesini hızlandırmış ABD&#8217;de Başkan Obama bile daha geniş alana ekonomik İnternet erişimi sunmak için yatırım planlarını göreve geldiği ilk aylarda açıklamışken benzer şekilde İngiliz Hükümeti de 2012&#8242;de tüm ülkede genişbant hizmeti sunulmasını hedefliyor. Yine Avrupa Birliği&#8217;nin ve de gelişmekte olan bazı Asya ülkelerinin de aynı yönde planları açıklandı, açıklanıyor.</p>
<p>Ülkemizde teknoloji kullanımında farklı bir durum söz konusu. <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/turkiye%E2%80%99de-e-ticaret-nereden-nereye%E2%80%A6-online-ticaret-hacmi-tahmini-beklentiler-ve-basari-faktorleri/">Bir önceki yılı 6 milyonun altında bilgisayar ve İnternet aboneliği ile kapatan Türkiye</a>&#8216;de cep telefonu sahipliği ve kullanımı, kişisel bilgisayar ve İnternet kullanımına göre çok çok ağır basıyor.</p>
<p>Bir yandan da gerek Türkiye Bilişim Sanayicileri, Türk yazılım endüstrisi ve hükümetler bilişimle kalkınma, yazılımda büyüme hedefleri açıklıyorlar. Ama bunun için güçlü bir iç pazar çok önemli. Fakat 5-6 milyonluk İnternet aboneliği ile bugün çok büyük ölçekte hacimlere ulaşıp dünyada belli bir konuma ulaşmak sanıldığı kadar kolay değil. Türkiye&#8217;nin önündeki asıl fırsat cep telefonunu baz alan mobil platformlara yönelik mobil uygulamalarda atılım yapmak. Ama bu uygulamaların geniş kitlelerce kullanılarak daha da geliştirilmesi, üretici firmaları yurtdışıyla rekabette daha rahat ettirecek gelir akışının oluşabilmesi için de cep telefonundan İnternet&#8217;e erişimin çok daha yüksek oranlarda olması gerekiyor.</p>
<p>Fakat bugün on milyonlarca cep telefonu abonesinden sadece birkaç milyonu cepten İnternet&#8217;e bağlanıyor. Halbuki 2009&#8242;da satılan telefonların önemli bir kısmı 3G destekli, gelişmiş akıllı telefonlardı, yani işin cihaz/donanım kısmında bir sorun yok. Ama sorun İnternet erişim fiyatlarında ve tabii bununla beraber de yüksek mobil İnternet erişim vergilerinde.</p>
<p>Tabii sadece mobil tarafta değil, telefon altyapısıyla ister çevirmeli bağlantı, ister ADSL erişimde, isterseniz de kablo TV şebekesinden kablo İnternet erişiminde çok ciddi vergi oranları söz konusu. Dünyada İnternet erişimini yaygınlaştırmak için devletler büyük yatırımlar, vergi teşvikleri yaparken bugün ülkemiz maalesef İnternet kullanıcılarını büyük bir vergi kapısı olarak görüyor.</p>
<p>Yıllardır aklımda olan, &#8220;Haydi Türkiye&#8217;de İnternet&#8217;in KDV&#8217;si %1 olsun&#8221; kampanyasını bir türlü başlatamadım. Ne de olsa Türkiye gerektiğinde vergi düzenlemelerini yapabilen bir ülke, mesela çok tartışıldığı gibi, <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/internet%e2%80%99in-vergisi-ine-ine-2-lira-indi-ama-pirlantada-kdv-yok-hala-en-pahali-internet-turk-mali-internet/">pırlantanın ÖTV&#8217;si var ama KDV&#8217;si 0</a>! Hedefim gerek geleneksel, gerek sosyal medyada bir ilgi yaratıp bu konunun gündeme gelmesini sağlamaktı. Şimdilerde de çok ciddi zaman darlığı yaşıyorum, ama bu yazı en azından bir fikir versin, Türkiye&#8217;de İnternet&#8217;e erişimin ucuzlaması gerektiğini bir kez daha hatırlayalım.</p>
<p>Türk halkı, Avrupa&#8217;nın önünde bir oranla, &#8220;İnternet erişimi temel insan hakkıdır&#8221; diyor! Bunu unutmayalım. Aynı araştırmadaki diğer sonuçlar da dikkat çekici, onlara da eğileceğiz. Ama şimdilik, haydi siz de İnternet&#8217;in vergisini sorgulayın, sorgulatın!
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2010%2Fturklerin-ortak-fikri-internet-erisimi-yani-bilgilenme-ve-haberlesme-temel-insan-hakkidir-haydi-o-zaman-internet-yayilmali-ucuzlamali%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/turklerin-ortak-fikri-internet-erisimi-yani-bilgilenme-ve-haberlesme-temel-insan-hakkidir-haydi-o-zaman-internet-yayilmali-ucuzlamali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geleneksel Medyanın Dijital Geleceğini Yeniden Tartışma Zamanı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/geleneksel-medyanin-dijital-gelecegini-yeniden-tartisma-zamani/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/geleneksel-medyanin-dijital-gelecegini-yeniden-tartisma-zamani/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Dec 2009 12:05:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[dünya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=872</guid>
		<description><![CDATA[Krizde batma tehlikesi yaşayan medya devlerinin haberleri sıklaştıkça, dijitalleşmenin getirdiği bolluk ve ucuzluk ile sosyal medya merakı öne çıkıyor. Geleneksel medyanın sıkıntısı sadece bloglar ya da Google News gibi toplayıcı, organize edici hizmetler değil aynı zamanda çok fazla haber kaynağının belli sayıdaki medya tüketicisinin sınırlı vakti için rekabet etmesi. Farkı ne şekilde ve nasıl yaratabileceğini ise hem gazeteciler, hem blog yazarları düşünmeli]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bireysel İnternet yayıncılığı blog platformları sayesinde çok kolaylaştığından beri sıklıkla geleneksel medya ile karşılaştırılmaya başlandı. Özellikle 2007-2008 yıllarına kadar blogların kalitesi, blogların içeriğinin nesnelliği, blogların geleceği tartışılırken dünya ekonomisindeki yavaşlama ile birlikte şimdi de gazeteler ve gazetecilerin geleceğini merak eder, tartışır olduk.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Çünkü dünyanın gittikçe daha fazla ülkesinde geleneksel medya tüketimi azalırken İnternet’te geçirilen zaman artıyor. İnternet’in haberlere ulaşmada sunduğu hız ve maliyet avantajı gazete, dergi satışlarını olumsuz etkiliyor. Son aylarda dünyanın önde gelen basılı yayınlarının zarar ettiği, el değiştireceği, web sitelerinin ücretli olacağı yönünde haberler çoğalmaya başladı. Bir yandan da Google News ve benzeri haber toplayıcı hizmetlere karşı gazetelerin tepkisi artıyor.</p>
<p>Gündemdeki medya tartışmalarının birkaç yıl içinde böyle değişmesinin ardında yatan tek nedenin blog yazarlığındaki artış olduğunu söylemek tabii ki doğru olmaz. Ama gazetelerin geleceğinin sorgulanır hale gelmesi bile “Kral öldü, yaşasın yeni kral blogcular” hissiyatını doğurmuyor değil.</p>
<p>Bu his hem bazı blogcularda, hem de tüketicilerine ulaşmak için en etkin kanal arayışında olan şirketlerin pazarlama departmanlarında güç kazanıyor. Bazı blogcular, geleneksel medya kanallarının can çekiştiği haberlerini aldıkça, biraz haklı da olarak değişime ayak uyduramayan medyanın artık düzlüğe çıkamayacağını, günün kendi günleri olduğunu düşünebiliyor.</p>
<p>Öte yandan medya dünyasının dönüşümünden ziyade bir mesaj iletme aracı olarak faydasıyla ilgili olan pazarlamacı ve halkla ilişkiler uzmanları ise farkında olmadan sosyalleşme platformları Facebook,  Xing, Friendfeed gibi sitelerdeki yükselişi blog yazarları ile birebir eşleştiriyorlar. Blog yazarlarını bu platformların aktif yönlendiricileri olarak varsayıyorlar. Sosyal medyada tek bir fotoğrafla bile olsa içerik üreten birey sohbetin ve enerjinin kaynağı oluyor ama aslında o birey bile fotoğrafla vermek istediği mesajın gelen yorumlar sonrası neye dönüşebileceği üzerinde tasarruf sahibi olamıyor.</p>
<p><strong>Değişim Hem Sosyolojik Hem Teknolojik, ve Haliyle Ekonomik!</strong><br />
Tabii geleneksel medyanın yaşadığı sıkıntılar ile sosyalleşme platformlarının yükselişinin eş zamanlılığını da yakalayarak anlamlandırabilmek lazım. Nielsen’ın bir araştırması son bir yılda sosyal paylaşım sitelerinde geçirilen zamanın toplam İnternet kullanımı içinde aldığı payın üç kat arttığını gösterirken benzeri karşılaştırmalar üç yıl öncesiyle yapıldığında İnternet üzerinden haber tüketimine ayrılan sürede ciddi kayıp yaşandığını görüyoruz. Gittikçe daha fazla insan günlük haberler ve editöryal içeriği takip etmektense arkadaşlarının dediklerini, yaptıklarını, şu anda nerede olduklarını, paylaştıkları fotoğrafları takip etmek istiyor; 2000’lerin ilk on yılında adeta herkes herkesi gözetlemek istiyor.</p>
<p>İşin teknolojik boyutunda ise her 18 ayda bir iki katı performansı aynı fiyata sunan işlemci gücü, buna yakın hızlarda gelişen depolama teknolojisi ve iletişim altyapısının bant genişliği, sayısallaştırılabilen ürünlerin ek bir kopyasını oluşturmanın masrafını, yani marjinal maliyeti sıfıra yaklaştırıyor. Bu da, en başta Google örneğinden gördüğümüz gibi pek çok hizmeti çok düşük ücretlere, hatta bedava almamıza kapı açıyor.</p>
<p>Öte yandan bu ucuzlama, hatta bedavalaşmaya rağmen iktisatın temel dayanağı arz ve talep hala belirleyici. Çünkü kıt olan şeyler hala kıymetli iken fazla bol olan şeyler ucuz kalmaya devam ediyor; ve ucuz kalmaya mahkum olanların belki de başta geleni ise insan düşünceleri, fikirleri, ürettiğimiz ve işlediğimiz veri ve hatta enformasyon!</p>
<p>Çünkü milyonlarca insan gün boyunca gündelik hayat, çevresindekiler, dünya ve geleceğe dair örtüşen şeyleri düşünüyorlar. Veri ve enformasyondan derlenen bilginin değeri ancak çok doğru yerde ve anda paha biçilmez oluyor. Ama diğer her bilgi kolayca paylaşıldığından, hızla yayıldığından aynı kıymeti yakalayamıyor. Özellikle İnternet tabanlı, başarılı “bedava üzerine kurulu” iş modelleri sıradan bilginin ucuzluğunu gerçekten kavramış olanların elinden çıkıyor, ki bu da başka bir yazı konumuz olarak kalsın.</p>
<div align="center"><img title="İnsanlar daha çok uzun bir süre haber ve yorum tüketmeye istekli olacaklar, fakat iletişimin kolaylaşması fark yaratan içeriğin ayakta kalabilmesini mümkün kılıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/gelenekel-medya-gazetecilik-dijital-gelecek-l.jpg" alt="İnsanlar daha çok uzun bir süre haber ve yorum tüketmeye istekli olacaklar, fakat iletişimin kolaylaşması fark yaratan içeriğin ayakta kalabilmesini mümkün kılıyor" /></div>
<p>Geleneksel medya kanalları ve gazete web sitelerinin, gelir kaybının ana faktörlerinin birinin de bu olduğunu görmeleri gerekiyor. Google News gibi toplayan ve derleyen hizmetler ve gazetelere alternatif web siteleri, bloglar tabii ki gelir kaybına neden oluyor. Ama asıl sorun çok fazla rakibin aynı anda kolayca bulunan, “çok bol” olan haberi sunması, fark yaratmakta haklı olarak zorlanması. Bolluk ve dijital teknolojilerin getirdiği ucuzluk geleneksel medyayı zorlayan belki de en büyük faktör.</p>
<p>Nitekim Google da gittikçe daha fazla sayıda geleneksel ve kaliteli medya kanalının finansal zorluklarla boğuşmasını kaygıyla izliyor, çünkü Google sadece kendisinin kar edebildiği bir medya işinin sürdürülebilir olmadığının farkında. “Parasızlaşmasına” yardımcı olduğu hizmetleri verebilmek için para kazandıran yeni inovasyonlar bulmuş olan Google, kaliteli ve güvenilir içerik sağlayan medya devlerinin benzeri yeni iş modelleri bulamadan önce “parasızlaşan”, bedavalaşan hizmetler yüzünden iflas etmelerinden korkuyor, çünkü o zaman endeksleyip bize aratacağı ve güvenle sonuçlar arasında gösterebileceği çok daha az kaliteli içerik olacak!</p>
<p><strong>Bizim Tartışmalarımızın Çözümü Hem Basit Hem Karışık</strong></p>
<p>İşte tüm bu kuvvetler aynı anda etkilerini gösterirken Türkiye’de de tekrar İnternet gazeteciliği tartışmaları önemli kalemlerin ucunda canlanıyor. İki şey tekrar tartışılıyor, ilki ücretli İnternet gazeteciliği, ama bu konuda tartışmaya bile gerek yok. Türk İnternet gazeteciliğini oluşturan ve takip edenlerden birinde bile seviyesizlik zaafı oldukça böyle bir içeriği ücretle sunma şansınız kalmıyor!</p>
<p>İkinci olarak ise blog yazarı ile gazetecinin farkı tartışılır gibi oluyor ama dünyadaki uygulamaları gördükçe yavaş yavaş geleneksel medya temsilcileri de blogcuları meslektaş gibi görmeye sıcak bakmaya başlıyor, zaten artık çoğu da bizzat blogcu, olmadı Twitter kuşu! Diğer yandan blog yazarları ve sosyal platformların aktif içerik üreticileri de bu yakınlaşmaya sıcak bakmalı, çünkü bu tam bir yumurta tavuk döngüsü.</p>
<p>İnternet’i bir zamanlar hor gören uzgörüsüz gazete yazarlarının hataları artık gün gibi ortaya çıkmışken İnternet’in “yerlisi” hissedenlerin de eski tartışmaları unutmaları gerekiyor. Çünkü şimdi de kulaktan kulağa “blogculara lansman yapmak istiyoruz, ama on kişi çağırınca geri kalan yüz kişiyi kızmış buluyoruz” sözleri aktarılıyor.</p>
<p>Halkla ilişkilerciler ve pazarlamacılar, sosyal medyanın üyeleriyle geleneksel medya ve blogcuları ayrıştırma becerisini kazandıkça; ve hepimiz geçimini blog yazmaktan kazananlar dışında kalanları, amatör ve kendisi için yazıp çizenler olarak konumlandırmayı başarırsa önemli bir engeli aşmış olacağız. Bugün Renault Türkiye blogculara harika bir lansman yapıyorken Renault Romanya aynı otomobil için çok daha sıradan bir lansmanı hem blogcu, hem dergici, hem de gazetecilere aynı anda, çok katılımcı bir ortamda yapabiliyorsa almamız gereken bazı dersler olduğu ortada&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2009%2Fgeleneksel-medyanin-dijital-gelecegini-yeniden-tartisma-zamani%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/geleneksel-medyanin-dijital-gelecegini-yeniden-tartisma-zamani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

