<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>H. Cihan Salim - Günce... Blog... &#187; oyunlar, spor, TV</title>
	<atom:link href="http://www.cihansalim.net/blog/category/oyunlar-spor-televizyon/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cihansalim.net/blog</link>
	<description>www.cihansalim.net</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 09:52:57 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Türkiye reklamı için Formula 1 hikaye, WTA Tenis Finalleri şahane oldu</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/turkiye-reklami-icin-formula-1-hikaye-wta-tenis-finalleri-sahane-oldu/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/turkiye-reklami-icin-formula-1-hikaye-wta-tenis-finalleri-sahane-oldu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Nov 2011 22:50:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1647</guid>
		<description><![CDATA[Kadınlar tenisinde sezon sonu WTA Final turnuvası İstanbul'da Ekim sonunda gerçekleştirildi. Kasım sonunda Londra'daki erkekler turnuvasını TV'den izledikten sonra hem organizasyon, hem de 'İstanbul' reklamı olarak ne kadar eksiksiz bir iş başarıldığını tekrar görmüş olduk. Formula 1'e akıtılan paranın çok daha azıyla neler olabileceğini de artık kabul etmenin zamanı geldi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tenis her ülkede olmasa da, dünyada, global medyada, Türkiye&#8217;de gördüğü ilgiden çok daha fazlasını çekiyor. Türkiye son birkaç yıldır kadınlar tenisinin lider organizasyonu olan <a target="_blank" href="http://www.wtatennis.com/">WTA Turu</a> takviminde yer alan 3. kademe bir turnuva organize ediyordu. Teniste hem erkek hem kadın tarafında oynanan ortak dört büyük turnuva, <a target="_blank" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Grand_Slam_%28tenis%29">Grand Slam</a> var, Avustralya, Fransa, İngiltere ve ABD&#8217;de. Diğer turnuvalar ödülleri ve seyirci potansiyellerine göre çok daha küçük veya orta halli olabiliyorlar.</p>
<p>Dört büyük turnuva dışında, sene sonu, sezon bitimini sembolize eden Final turnuvasına sıralamada, sakat olmayan en yüksek puanlı 8 tenisçi katılıyor. <a target="_blank" href="http://www.ttf.org.tr/">Türkiye Tenis Federasyonu</a> bu yıl sonu turnuvasına talip olup kadınlar tarafında WTA Tur final maçlarını üç yıllığına Türkiye&#8217;ye getirmeyi başardı. Maçlar 25-30 Ekim günleri arası üst üste 6 gün oynandı ve 41.si yapılan kadınlar sezon sonu turnuvasında son 12 yılın en çok seyirci rekoru, toplam 71 bin seyirci ile kırıldı. Bu yazıyı o hafta fırsat bulup hemen yazamadım, daha sonra aklıma gelince de, geride bıraktığımız hafta Londra&#8217;da gerçekleşen erkekler sezon sonu turnuvasını, ATP Finalleri&#8217;ni izleyip belki karşılaştırma yaparım diye beklemeyi tercih ettim. </p>
<div align="center">
<div align="center">
<div style="width:640px; text-align:center" class="captionfull"><img align="center" width=640 src="https://fbcdn-sphotos-a.akamaihd.net/hphotos-ak-snc7/380139_10150586770185550_739605549_11675498_1124283912_n.jpg"/ title="Sahada her türlü organizasyon da başarıyla gerçekleştirildi" alt="Sinan Erdem'de organizasyon etkileyici bir şekilde gerçekleştirildi"/>
<p>Sinan Erdem&#8217;de organizasyon etkileyici bir şekilde gerçekleştirildi</p>
</div>
<p><a href="https://www.facebook.com/media/set/?set=a.10150586767590550.480544.739605549&#038;type=1&#038;l=1833a4b3ce">Birkaç diğer fotoğrafımı da Facebook albümü olarak buraya tıklayarak görebilirsiniz</a></div>
</div>
<p>Önceki yıllarda İstanbul&#8217;da düzenlenen 3. kademe turnuvalara da bir, bazen 2 tane dünya sıralamasının ilk 10&#8242;undan tenisçiye ekstra prim ödenerek getirilmesine rağmen seyirci sayısı az olmasa bile pek de tatmin edici olmuyordu, hem de organizasyon medyada yer almasına rağmen. Belki de bu nedenle, bu yılki çok yüksek profilli sezon sonu turnuvamız için bilet fiyatları 20-40 TL gibi oldukça davetkar fiyatlardan satışa sunuldu. Bu arada ben ve ilgili bir başka arkadaşım da bu kadar yoğun ilgi beklemediğimizden final gününe zorla, sahaya biraz uzak bir noktadan bilet bulabildik.</p>
<p>Erkekler tenisinin kadınlar tenisinden biraz daha fazla ilgi çektiği, daha büyük ekonomik hacim yarattığını biliyoruz. Londra&#8217;da O2 Arena&#8217;da yapılan organizasyonun final gününün biletlerini turnuva başında kontrol etmiş, final günü biletlerinin yüzlerce TL ile 1-2 bin TL arasında değiştiğini görmüştüm. Türkiye&#8217;de 70 bin seyirciye ulaşmada bu bilet fiyatlarının çok önemli olduğunu tahmin edebiliriz. Öte yandan yine de seneye en azından bazı koltuk gruplarının fiyatların yukarıya çekilmesi de mantıklı olur, çünkü zaten karaborsada tenis bileti satılır oldu! Bu da sevindirici mi üzücü mü desek&#8230;</p>
<p><strong>164 Ülkede Canlı Yayınlandı</strong><br />
Sinan Erdem Spor Kompleksi çok güzel hazırlanmıştı. Saha içindeki iletişim ve görsellik de şahane idi. Kortun her iki yanında da dev İstanbul yazısı çok ciddi bir reklam etkisi oluşturmuştur, yönetmenlerin de bu yazıyla TV&#8217;de güzel geçişler yaptığını izledik. 29 Ekim günü Cumhuriyet Bayramı&#8217;nı resmi olarak kutlayamadığımız bir dönemde sahada top toplayıcı çocuklar, diğer görevli küçüklerin standart tişört yerine kıpkırmızı Türk bayraklı tişörtleri de dünyanın dört bir yanında ekranlarda görüldü. Tabii her organizasyonun farklı düzeni ve anlaşmaları oluyordur, ama erkekler tenisinin zirvesinde, O2 Arena&#8217;daki turnuvanın izlediğim tek maçı olan final maçında sahada Londra yazmıyordu, oraya İstanbul yazabilmemiz de, ekstra maliyeti varsa bilemiyorum ama, önemli bir kazanım.</p>
<p>Ekranlar demişken, sadece seyirci değil erişim olarak da rekorlar kırıldı, 22 uluslararası yayıncı, maçları 164 ülkeye ulaştırdı. Sadece final maçı değil, grup maçları, yarı final eşleşmeleri de yayınlandı. Ayrıca Eurosport.com, ESPN3.com, TennisTV.com maçları hatta maç öncesi ve sonrası özel programlarını da İnternet üstünden canlı olarak izleyicilerle buluşturdu. WTA Finalleri&#8217;nin resmi web sitesi de turnuva boyunca çok yüksek miktarda ziyaret edildi ve bu alanda da rekor kırıldı.</p>
<p>Turnuvada sadece tekler değil, çiftler maçları da yapıldı. 4 çift takım, 8 tenisçi de çiftler birinciliği için mücadele etti. Çiftlerin dev ismi olmuş, kupayı da ilerleyen yaşına rağmen yine kaldıran Raymond, &#8220;Grand slam&#8217;lerde bile böyle bir kalabalığın önünde çiftler maçı oynamadım&#8221; diye şaşkınlık ve memnuniyetini dile getirdi.</p>
<p>Tüm bunlar turnuvaya bazı yüksek reytingli oyuncuların katılamaması, bazılarının da finale kalamadan elenmiş olmasına rağmen gerçekleşti. Bunda yerli seyircilerin ilk defa bu turnuvayla tanışmasının da etkisiyle yoğun ilgisinin etkisi oldu. Nitekim WTA&#8217;nın başındaki Stacey Allaster, seyirciden çok etkilendiğini sıklıkla ifade ederken organizasyonun mükemmelliyeti için teşekkür etti, ve WTA&#8217;nın mücevher değerindeki bu turnuvasına olan ilginin kadınlar tenisinin global olarak ne kadar dikkat çekmeye başladığının bir kanıtı olduğunu iddia etti. Bu nokta ayrıca önemli, global olarak gerçekten böyle ilgi çeken bir turnuvayı organize etmek Türkiye&#8217;nin marka imajına olumlu katkı yapacaktır.</p>
<div align="center">
<div align="center">
<div style="width:470px; text-align:center" class="captionfull"><img align="center" width=470 src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/wta-istanbul-sampiyon-sevinci-l.jpg"/ title="Turnuvayı kazanan Petra Kvikova'nın sevinci" alt="Turnuvayı kazanan Petra Kvikova'nın sevinci"/>
<p>Finalde Azarenka&#8217;yı yenerek turnuvayı kazanan Petra Kvikova&#8217;nın sevinci</p>
</div>
</div>
</div>
<p>Tabii sponsorlar da çok önemli, başta bir süredir Fransız BNP&#8217;nin parçası olan Türk Ekonomi Bankası (TEB), Spor Toto, Gençlik ve Spor Bakanlığı&#8217;nın katkıları bu işi yapılabilir kıldı. Bakanlık demişken, reklam panolarında Türkçe ve İngilizce Bakanlık adı yazmanın anlamını sorguladığımı da söyleyeyim. Belki yabancılara Gençlik Bakanlığı&#8217;mızın reklamından ziyade Türkiye Cumhuriyeti falan, veya genel anlam taşıyan başka bir ifade ile iletişim yapsak daha mantıklı olurdu&#8230;</p>
<p><strong>Ülke Tanıtımına Üstün Katkı Yaptı</strong><br />
Açıkçası &#8220;ülkemizin tanıtımına katkıda bulundu&#8221; sözleri bana genelde boş laf gibi gelir, her gün dünyada sayısız gazete okunuyor, TV izleniyor ve her birinde onlarca, yüzlerce kez şehir, ülke isimleri geçiyorken Türkiye&#8217;nin bir haberde adının geçmesinin faydasının örneğin turizme katkısının sınırlı olacağını düşünürüm. Bunun yerine bütçenin gerçekten hedef turizm ziyaretçisine yönelik iletişimde kullanılması daha yüksek getiri sağlayabilir, derim.</p>
<p>Gerçekten mantıklı, kabul edilebilir maliyetlerle büyük etki yaratabilecek çok çok az organizasyon vardır, bunlardan biri örneğin futbolda Şampiyonlar Ligi finalidir, teniste de sahaya kocam İstanbul yazarak, sürekli ve saatlerce bunu dünya ekranlarında tutan WTA Finalleri de bir o kadar, hatta daha bile etkili olmuştur.</p>
<p>Formula 1 yarışlarını Türkiye&#8217;de gerçekleştirebilmenin maliyetiyle ilgili her kafadan başka ses çıkmakta, 200 milyon doların üstünü piste, yatırımlara harcadık diyenler var. Üstüne üstlük her yıl da yarışlar yapılsın diye 13 milyon dolar lisans bedeli gibi bir organizasyon bedeli de söz konusu iken, 2012 ve sonrasında yarış yapılabilmesi için 25 milyon dolar seviyelerinin talep edildiği medyada yer alıyor.</p>
<p>İşte Türkiye kolay ve basit ama etkin olanı gözden kaçırıp önce, hemen, heyecanla, arzuyla büyük ve riskli olana saldırıyor. Bir otomobil pistine 400 milyon TL&#8217;ler dökülmüşken, bunun üstünde de yarış yapılsın diye belki de yılda 50 milyon TL daha harcanması düşünülüyor, tartışılıyor.</p>
<p>WTA sezon sonu turnuvası ise bundan çok daha küçük maliyetlerle, var olan bir tesiste, turnuva ödülü olarak birkaç milyon dolar üstlenilerek yapıldı. Sadece pek çok kanalda saatlerce İstanbul yazısı göstermekle kalmadık, Türkiye&#8217;de tenis gibi bir spora olan ilginin yoğunluğunu, seyircinin ilgisi ve profesyonelliğini, organizasyon becerisini de kanıtlamış olduk. Fazla söze gerek yok, kaynakları daha doğru kullanmanın her zaman bir yolu vardır&#8230;</p>
<p>Öte yandan böyle bir etkinlik düzenleyen ülkenin kendi sporcularını da bu arenalarda gösterebilmesi gerekiyor. Şimdi bunu başaran federasyona tenisi Türkiye&#8217;ye daha fazla yaymak gibi zorlu bir görev düşüyor.</p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fturkiye-reklami-icin-formula-1-hikaye-wta-tenis-finalleri-sahane-oldu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/turkiye-reklami-icin-formula-1-hikaye-wta-tenis-finalleri-sahane-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Galatasaraylılar, Euroleague bileti için için sosyal medyada gündem yarattı!</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/galatasaraylilar-euroleague-bileti-icin-icin-sosyal-medyada-gundem-yaratti/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/galatasaraylilar-euroleague-bileti-icin-icin-sosyal-medyada-gundem-yaratti/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 May 2011 13:56:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1486</guid>
		<description><![CDATA[Basketbolun UEFA Şampiyonlar Ligi olan, Euroleague&#8216;de her yıl 24 takım mücade ediyor. Fakat Euroleague&#8217;in özerk yapısı nedeniyle, Şampiyonlar Ligi&#8217;nde olduğu gibi belli sportif başarıları elde eden takımların Euroleague&#8217;de yer hak etmeleri garanti değil.



Euroleague kurucuları takım ve ülkeler, belli kriterlere göre lige katılabilecek takımları belirliyorlar. Türk Hava Yolları&#8216;nın Euroleague&#8217;in 5 yıllık isim sponsorluğuyla Turkish Airlines Euroleague [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Basketbolun UEFA Şampiyonlar Ligi olan, <a href="http://www.euroleague.net/">Euroleague</a>&#8216;de her yıl 24 takım mücade ediyor. Fakat Euroleague&#8217;in özerk yapısı nedeniyle, Şampiyonlar Ligi&#8217;nde olduğu gibi belli sportif başarıları elde eden takımların Euroleague&#8217;de yer hak etmeleri garanti değil.</p>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
//blog-orta-468
google_ad_slot = "3758895704";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//--></script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<p>Euroleague kurucuları takım ve ülkeler, belli kriterlere göre lige katılabilecek takımları belirliyorlar. <a href="http://www.thy.com.tr">Türk Hava Yolları</a>&#8216;nın Euroleague&#8217;in 5 yıllık isim sponsorluğuyla Turkish Airlines Euroleague olarak adı değişen organizasyon, THY&#8217;nin de etkisi ile 2012&#8242;de Final-Four yani şampiyonluk maçlarını İstanbul&#8217;da gerçekleştirecek.</p>
<p>Yıllardır Efes Pilsen ve Ülkerspor&#8217;un, ardından da Ülker ile Fenerbahçe basketbol şubesinin birleşmesiyle Efes Pilsen ve Fenerbahçe Ülker&#8217;in ülkemizi temsil ettiği organizasyonda önümüzdeki yıl Galatasaray Cafe Crown&#8217;un da yer alması için Galatasaraylı taraftarlar bugün İnternet üzerinden büyük bir kampanyayı bilerek veya bilmeden başlatmış oldular.</p>
<p>Normal sezonu Efes Pilsen&#8217;in üstünde, Fenerbahçe Ülker ve Bandırma Banvitspor&#8217;un altında 3. sırada tamamlayan Galatasaray eğer yarı finalde Bandırma Banvit&#8217;i eleyebilirse finalde Fenerbahçe Ülker veya Efes Pilsen&#8217;in rakibi olacak. Bandırma Banvit&#8217;i eleyeceklerine inanan Galatasaraylılar, sezonu en kötü 2. olarak bitireceklerini de göz önüne alarak, Türk Hava Yolları&#8217;nın sponsor olduğu organizasyonda yer almaları gerektiğini düşünüyor.</p>
<p>Bugün <a href="http://gsbasket.org/forum/threads/7454-EUROLEAGUE-%C4%B0%C3%A7in-Sald%C4%B1r-GALATASARAY!">Galatasaray Basketbol Portalı GSBasket&#8217;te &#8220;Euroleague için Saldır Galatasaray&#8221; başlıklı tartışma sayfası</a> ve diğer web sitelerinde paylaşılan bilgiler bir anda çok geniş bir taraftar kitlesinin İnternet&#8217;te harekete geçmesine vesile oldu.</p>
<p>Şu anda hedef gösterilen <a href="http://www.facebook.com/TheEuroleague?sk=wall&#038;filter=1">Euroleague resmi Facebook sayfasının kullanıcılara açık olan duvarında (bakınız sağ üstteki En Yeniler seçeneği)</a> neredeyse her dakika yeni bir &#8220;Galatasaray Euroleague&#8217;de olmalı&#8221; mesajı yer alıyor:</p>
<div align="center">
<div style="width:600px; text-align:center" class="captionfull"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/euroleague-facebook-galatasaray.gif" alt="Facebook'taki Euroleague sayfası Galatasaraylılar'ın yoğun ilgisi altında!" width="600" /></div>
</div>
<p>Sadece Facebook&#8217;ta değil, şu anda Twitter&#8217;da da Türkiye&#8217;de en çok konuşulan ikinci etiket / hashtag Türkan Saylan&#8217;ın ardından &#8216;<a href="http://twitter.com/#!/search/%23galatasaray4euroleague">#galatasaray4euroleague</a>&#8216;. Bu ilgi kuşkusuz Euroleague&#8217;in pazarlama görevlilerinin ilgisini çekecektir. Fakat medyada &#8220;THY bastırdı, Euroleague finali 2012&#8242;de Sinan Erdem Spor Salonu&#8217;na geldi&#8221; ifadelerini gördükten sonra THY&#8217;nin de, eğer Galatasaray ligde finali oynar, hatta kazanırsa Euroleague&#8217;e bu konuda da talepte bulunması beklenecektir. Yani bir bakarsınız, sosyal medyayı iyi yöneten şirketlerden THY, bir süre sonra Galatasaraylılar&#8217;ın dijital ortamda yeni muhatabı olur!</p>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
google_alternate_color = "FFFFFF";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
google_ad_format = "468x15_0ads_al";
//2007-10-01: linkunit
google_ad_channel = "8438864729";
google_color_border = "32527A";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "0000FF";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "008000";
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fgalatasaraylilar-euroleague-bileti-icin-icin-sosyal-medyada-gundem-yaratti%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/galatasaraylilar-euroleague-bileti-icin-icin-sosyal-medyada-gundem-yaratti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>South Park sezonu ağır Apple hicviyle açtı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/south-park-sezonu-agir-apple-hicviyle-acti/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/south-park-sezonu-agir-apple-hicviyle-acti/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Apr 2011 15:08:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1393</guid>
		<description><![CDATA[Kült çizgi film dizisi South Park yeni sezonunu ağır bir Apple eleştirisiyle açtı. Geçtiğimiz yıl South Park için iPhone uygulaması kabul görmemesine rağmen böyle bir bölüm tasarlamayan yapımcıların tepesini attıran, sanırım geçen hafta ortaya çıkan iPhone ve iPad'in kullanıcıların nerede olduğunu kaydetmesi oldu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kült komedi çizgi film dizisi South Park 15. sezonunun ilk bölümünü Apple eleştirileriyle açtı. Özellikle önceki hafta, iPhone ve GPS çipli iPad&#8217;in, sık aralıklarla kullanıcının nerede olduğunu bir veri dosyasında sakladığının, bu dosyanın da korunmasız ve şifresiz şekilde erişilebilir olduğunun ortaya çıkması büyük yankı uyandırmıştı.</p>
<p>Ardından hem Android işletim sistemli ve hem de Microsoft tabanlı mobil cihazlar için de benzer iddialar gündeme gelmişti. iPhone ve iPad&#8217;deki consolidated.db dosyasının nasıl kolayca harita üzerine dökümünün alındığını, küçük bir önlem de olsa ne yapabileceğinizi geçtiğimiz hafta incelemiş ve <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/iphone-ve-ipad-ne-zaman-nerede-oldugunuzu-kaydediyor-ne-yapabilirsiniz/">iPhone ve iPad her adımınızı kaydediyor: Ne yapabilirsiniz?</a> yazımda paylaşmıştım.</p>
<p>South Park&#8217;ın Türkiye saatiyle Perşembe sabahına doğru yayınlanan bölümü de bu konuyu merkeze alarak başladı. Aslında geçtiğimiz yıl dizinin yapımcılarının hazırladığı yeni iPhone South Park uygulaması Apple Store tarafından kabul görmemiş ve dağıtıma sokulmamıştı. Dizi her zaman küfürlü olmasına rağmen hala pek çok bölümü Apple Store&#8217;da satılıyor. Uygulamanın kabul görmemesi bu nedenle içerikten ziyade, uygulama üstünden yapılacak işlemlerden Apple&#8217;ın komisyon kaybedeceğini düşünmesi olarak yorumlanmış, hem dizi yapımcıları hem de dizinin hayranlarının bir kısmı bu karara tepki göstermişti.</p>
<p>Ama yine de, geride kalan 14 yılı aşkın sürede ünlülerden şirketlere, hatta peygamberlere kadar her şeyi tiye alan dizi Apple ile ilgili bir bölüm hazırlamamıştı. Öyle ki Simpsons dizisi bile daha önce davranmış, aşağıda görebileceğiniz &#8216;Steve Mobs&#8217; parodisini 2008&#8242;de yayınlamıştı.</p>
<div align="center"><object width="480" height="390"><param name="movie" value="http://www.youtube-nocookie.com/v/CZGIn9bpALo?fs=1&#038;hl=en_US"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube-nocookie.com/v/CZGIn9bpALo?fs=1&#038;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="390" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></div>
<p><strong>Yeni bölüm, lokasyon bilgilerinin saklanmasının ne kadar tepki çektiğini gösteriyor</strong><br />
Apple Store&#8217;a girememelerine rağmen Apple&#8217;ı merkeze alan bir bölüm hazırlamayan South Park yapımcılarının, 15. sezon açılışında bu sefer Apple&#8217;ı hedefe oturtması ise, ABD&#8217;de kullanıcıların kişisel mahremiyet konusunda ne kadar hassas olduğunu, nasıl bir kamuoyu oluştuğunu gösteriyor.</p>
<p>TV başında yaklaşık 3,1 milyon izleyicinin izlediği tahmin edilen HUMANCENTiPAD isimli bölüm aslında beklenenden fazla uygunsuz içerik ve küfür de içeriyordu. Bu paragrafta dizinin mide kaldırabilecek kısmını anlatacağımdan isteyenlerin bir sonraki bölüme geçmelerini tavsiye ederim. 2009&#8242;da vizyona giren <a href="http://www.imdb.com/title/tt1467304/">The Human Centipede adlı Hollandalı korku filmi</a>, bildiğim kadarı ile Türkiye&#8217;de sinemalarda gösterilmedi. Bu filmde 3 kişiyi, öndekinin kıçı arkadakinin ağzına gelecek şekilde birbiriyle birleştiren ve &#8220;insan kırkayak&#8221; (human centipede) yapan bir hasta doktorun macerası anlatılıyor. South Park&#8217;ın bu bölümünün adı da birkaç harf değişikliği ile Human CentiPad idi. Yeni iTunes güncellemesinin kullanım koşullarını okumadan kabul eden, aralarında Kyle da olan 3 kişiyi Apple birleştirip, en öndekinin başına iPhone, arkadakinin de poposuna bir tablet cihaz takarak, yürüyebilen, okuyabilen, e-posta alabilen bir &#8216;şey&#8217; üretiyor. Yapımcılar burada bir yandan da toplumun sorgulamadan, okumadan imza atmaya alıştığına dikkat çekiyorlar.</p>
<div align="center">
<div style="width:600px; text-align:center" class="captionfull"><img title="South Park&#039;ta Steve Jobs yeni insan kırkayak iPad&#039;i tanıtıyor" alt="South Park&#039;ta Steve Jobs yeni insan kırkayak iPad&#039;i tanıtıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/southpark-jobs-human-centipad.jpg"/>
<p>South Park&#039;ta Steve Jobs yeni insan kırkayak iPad&#039;i tanıtıyor</p>
</div>
<p>iTunes güncellemeleriyle gelen kullanım şartları bildirisinin çok uzun olmasını da eleştiren dizi, yeni güncellemeyi okumadan kabul eden üç kullanıcının Apple&#8217;ın ajanları tarafından bulunuşuyla hareketleniyor. iPhone ve diğer Apple cihazlarını korkudan kapatan Kyle buna rağmen iPhone telefonu, sıklıkla vakit geçirdiği yerlerin lokasyon bilgisini kaydettiği için Apple ajanları tarafından kolayca bulunuyor ve Apple AR-GE merkezine götürülüp alıkonuyor.</p>
<div align="center">
<div style="width:600px; text-align:center" class="captionfull"><img title="South Park&#039;ta Steve Jobs, tüm iPhone kullanıcılarının o an nerede olduğunu gösteren ekranın önünde" alt="South Park&#039;ta Steve Jobs, tüm iPhone kullanıcılarının o an nerede olduğunu gösteren ekranın önünde" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/southpark-jobs-iphone-lokasyon-bilgisi-dunyadaki-herkes-su-an-nerede.jpg"/>
<p>South Park&#039;ta Steve Jobs, tüm iPhone kullanıcılarının o an nerede olduğunu gösteren ekranın önünde</p>
</div>
<p>Bir diğer yandan dizinin kötü çocuğu Cartman da annesinin bütçe ayıramadığı iPad&#8217;in neredeyse tüm ilkokul çocukları arasında bile bir moda olduğunu görüp kendisine Best Buy&#8217;dan bir iPad almayan annesine ağır hakaretlerde bulunuyor. Bu kısımlarda South Park standartlarına göre biraz aşırı kaçıldığı yönünde eleştiriler yapıldı.</p>
<p>Dizide Four Square uygulamasına ve de Apple mağazalarında, Genius Bar &#8211; Dahiler Barında kullanıcı sorunlarına çözmeye çalışan uzmanlarla ilgili de hoş göndermeler var. Dizinin bu bölümünü, S<a href="http://www.southparkstudios.com/full-episodes/s15e01-humancentipad">outh Park&#8217;ın resmi web sitesi South Park Studios web sitesi</a>nden izleyebilirsiniz.
</div>
</div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fsouth-park-sezonu-agir-apple-hicviyle-acti%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/south-park-sezonu-agir-apple-hicviyle-acti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TT Arena Açılışı&#8217;nda Yaşananlar Taraftarı Yıpratıyor! Eskiden &#8216;Liseli&#8217; muhalefeti yapanlar &#8220;aman Liseliler yönetse daha iyi olurdu&#8221; dememeli</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/tt-arena-acilisinda-yasananlar-taraftari-yipratiyor-eskiden-liseli-muhalefeti-yapanlar-aman-liseliler-yonetse-daha-iyi-olurdu-dememeli/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/tt-arena-acilisinda-yasananlar-taraftari-yipratiyor-eskiden-liseli-muhalefeti-yapanlar-aman-liseliler-yonetse-daha-iyi-olurdu-dememeli/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Jan 2011 10:10:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1165</guid>
		<description><![CDATA[Galatasaray'ın yeni stadyumu sonunda açıldı, ama kulübe kısa vadede yarar mı zarar mı getirdi düşünderecek kadar derin tartışmalara neden olarak. Galatasaraylı, Aslantepe yollarında bir dahaki maç seyahatini gözünde büyüttü bile! Protestolar ise aslında hayal kırıklığı yaratan pek çok bileşenin bir sonucuydu.
Ama daha da dikkat çekici olan, Adnan Polat yönetimine karşı duyulan sıkıntının, tekrar liseli-liseli değil ayrımı sözleriyle dile getirilmeye başlanmış olmasıydı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen hafta <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/rakipleri-sehir-merkezinde-kalmaya-devam-ederken-seyrantepeye-itilen-galatasaray-ve-galatasarayli-nelerden-vazgectiginin-farkinda-mi/">&#8220;Rakipleri şehir merkezinde kalmaya devam ederken Seyrantepe’ye itilen Galatasaray ve Galatasaraylı nelerden vazgeçtiğinin farkında mı&#8221;</a> yazımı belki de okudunuz. Galatasaray&#8217;ın şehrin merkezinden uzaklaştığını, belki de uzaklaştırıldığını, bunun aslında kulüp için uzun vadede riskler taşıdığını düşündüğümü söylemiştim. Nitekim, henüz açılış maçı olsa da, Galatasaray &#8211; Ajax maçı için Seyrantepe&#8217;ye ulaşımın ne kadar zor olduğunu herkes tecrübe etti.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Öncelikle taksilere yapılan anonslar ile Türk Telekom Arena&#8217;ya gitmek isteyen yolcuların kabul edilmemesi istendi. Şehirlerarası yol kenarına dikilmiş, henüz ara bağlantı yolları yetersiz olan bu stadyumun önünde bir trafik izdihamı oluşmasından korkulmuş olmalı. Ama otopark kapasitesi de 2500 araçlık idi.</p>
<p>Bu durumda metroya, Sanayi Mahallesi durağından aktarma ile eklenen Seyrantepe hattı test edilmiş oldu! Taraftarların çok erken saatlerden itibaren &#8220;Ali Sami Yen Spor Kompleksi&#8221; içinde (!) yer alan Türk Telekom Arena&#8217;ya gitmeye başlaması ile stres testi geceye kaldı.</p>
<p><strong>Maç Çıkışında Havai Fişekler Olmasa, Hava Kötü Olsaydı Polis Bariyerleri Önünde Kavgalar Çıkabilirdi</strong><br />
Binlerce taraftar aynı anda stadyumu terk edince, stadyumun önünde, Aslantepe&#8217;de, metro girişi önünde polis bariyeri ile karşılaştık. İstasyonda izdiham olmaması için gruplar halinde taraftarlar içeri alındı. Stadyumdan çıktıktan tam 50 dakika sonra Seyrantepe istasyonunda metro vagonuna kendimizi atabildik, ama akbil turnikelerinde az daha ezilmeler, yaralanmalar yaşanacaktı.</p>
<p>Bu yaşananlar hiç mi beklenmiyordu? Bilemiyorum ama önemli olan şu ki, ilk günden çok büyük bir taraftar kitlesi Türk Telekom Arena&#8217;ya gidip gelmekten gözü korkmuş olarak evine döndü. Bu ulaşım şartları ile Galatasaray&#8217;ın stadyumu doldurması gerçekten zor görünüyor. Maç günlerinde, maç saatleri boyunca çok daha fazla sefer yapılmalı, otopark kapasitesi en azından ilk aşamada 2 katına çıkmalı. Sert geçen Şubat ayı gelirken insanlar İETT otobüslerine ulaşmak için bir hayli uzun mesafe de yürüdüler, veya oradan şehirler arası yoldan hayatlarını tehlikeye atarak karşıya geçmeye kalktılar.</p>
<p><strong>Protestolar, Yuhlamalar</strong><br />
Bu konuda tüm Türkiye konuşuyor neredeyse, fikir beyan ediyor. Türkiye&#8217;de stadyumlarda geçtiğimiz yıllarda çıkan olaylar, ölümler, sahaya girmeler, futbolcu ve hakem yaralamaya kadar giden hadiseler, toplumun bir kesiminin stadyuma nasıl bir motivasyonla gittiğini gösteriyor.</p>
<p>Bunları göz ardı ederek analiz yapılamaz. Buna ek olarak stadyuma çok erken saatlerde gelenler, şehir merkezinden izole, kopuk bir nokta olan Seyrantepe&#8217;de, çöp kutuları bile hazır olmayan bir stadyumda ne yapacaklarını bilemediler. Açılış şovunun sadece yeşil zemin üzerine ışık efektleri uygulanan 10-15 dakikalık kısmı beklentiler seviyesindeyken ne Kenan Doğulu ne de dans performansları ilgi çekti. Zaten felaket ses performansı ile tribünler şarkıları, müzikleri, çoğu konuşmayı anlamakta zorlandılar. Aşırıya kaçmak üzere olan Türk Telekom markasının vurgulanması, şovun beklentilerin altında kalması, stadyumun dışında havai fişek gösterisi yapılması seyirciyi iyice sıktı.</p>
<p>Bunun üstüne TOKİ Başkanı&#8217;nın eski bir kulüp başkanı ile ilgili kabullenilmesi, yutulması imkansız sözleri tabii protesto yarattı. Ama sanılmasın ki tüm stadyum protesto etti, 5-10 bin kişinin sesi, TT Arena&#8217;nın da Ali Sami Yen gibi etkileyici bir akustiği olduğunu gösterdi!</p>
<p>Zaten stadyuma girerken, stadyumda sigara içerken, içecek alırken taraftar stadyuma gelmenin zor olduğundan dem vuruyor, Ali Sami Yen anıları, esprileri, Mecidiyeköy&#8217;de geçmişte olanları konuşuyorlardı. Galatasaray taraftarı, Seyrantepe&#8217;ye itilmekten hiç memnun değil. Evet, stadyum herkesi etkiledi, ama insanlar karda kışta bu stadyuma gelmek ve tıkışıp kalmak fikrinden memnun değil. Bu nedenle de yüz milyonlarca liralık yatırım pek bir şey ifade etmiyor.</p>
<p>Taraftar Mecidiyeköy&#8217;e dev plazalar yapılacağının, TOKİ&#8217;nin oradan ciddi bir gelir elde edeceğinin farkında ve kurban edilmişlik hissi, hele stadyum çıkışında çok fazla kişinin dilinden dökülüyordu&#8230;</p>
<p><strong>Eskiden Muhalifken &#8220;Böyle Olacağına Kulüp, Lise&#8217;nin Arka Bahçesi Olsun&#8221; Dememeli!</strong><br />
Liseli-Liseli Değil Ayrımına İnananlar, &#8220;Kulüp Liseliler&#8217;e kalsa hakkaten daha iyi olurmuş&#8221; demeye başlamasın!<br />
Galatasaray Lisesi mezunu olarak çevremde yok denecek kadar az kişinin kulübün yönetimi Liseliler&#8217;in insiyatifinde olmalı dediğini söyleyebilir. Bu ayrıma inanmamı gerektirecek kadar kişi görmedim ve bunun medyada popüler bir konu olarak öne çıkarıldığı için inandırıcı olmaktan öteye gitmediğini düşünüyorum.</p>
<p>Kulübün tüzüğü eski ve değişiyor. Evet, yapılması gereken şeyler var, ama bunlar yapılacaktır. Nitekim Faruk Süren, Adnan Polat gibi Galatasaray Liseli olmayanlar kulüp başkanı olabiliyorsa, ve gerçekten dengesizlikler olduğuna inanıyorlarsa bunlaru düzeltmek için insiyatif almalılar.</p>
<p>Türk Telekom Arena&#8217;da yaşananlar, Adnan Polat&#8217;ın yuhlanması, icraatlerin hoşnutsuzluk yaratması gittikçe daha fazla Galatasaray taraftarının yeni bir yönetim istemesine neden oluyor. Fakat bu noktada farklı bir söylemi de son günlerde hem stadyumda, hem İnternet&#8217;te, hem de medyada duyar olduk.</p>
<p>Liseli-Diğerleri ayrımına inanan, geçmişte &#8220;Kulüp&#8217;te Liseli etkisi azaltılmalı&#8221; diyenlerden bazıları &#8220;böyle yönetileceksek, Mecidiyeköy&#8217;deki arsadan vazgeçip buralara gelmemize rağmen stadyum bize sadaka verilmiş gibi yüzümüze vuruldukça başkanımız teşekkür edecekse, varsın Kulüp Liseliler tarafından onurlu şekilde yönetilsin&#8221; diyorlar.</p>
<p>Bu çok kritik ve bence yanlış. Temel yanlış bence bu kulüpte olmayan bir ayrıma katı katıya inanmak.</p>
<p>Ama güncel yanlış ise şu:<br />
Bugün Galatasaray yönetiminin yaptıklarını, transfer ve teknik direktör seçimini; stadyum için TOKİ&#8217;ye, Başbakan&#8217;a teşekkür edilmesini doğru bulan pek çok Galatasaray taraftarı, sempatizanı var. Var ki Adnan Polat bunu okuyarak, görerek devam edebiliyor.<br />
Polat&#8217;tan memnun olmayanlar ise, &#8220;Galatasaray böyle olacağına Liseliler&#8217;e kalsın, onurumuz korunsun&#8221; derken, aslında beğenmedikleri, istemedikleri 3. sınıf bir Galatasaray taraftarının ve kültürünün kulübü etkisi altına almasından korkuyorlar.<br />
Ve adeta, &#8220;Galatasaray&#8217;ı kral soyundan gelenler yönetsin; bizler aristokratlar, bürokratlar, oligarklar olarak payımıza düşenlerle yetinmeyi bilelim, kralı devirmeye yeltenmeyelim, ama halk da konumunu, yerini bilsin, Kraliyet&#8217;i değiştirmeye kalkmasın&#8221; demiş oluyorlar.</p>
<p>Hayır, Galatasaray, geçmişinden ders ve örnek alıp akılcılık felsefesine sıkı sıkı sarılıp, birlik olarak tek parça olarak tekrar ayağa kalkmalı. Liseliler, liseli olmayan ama kulüp idaresinde etkin olmak isteyenler ve de sadece taraftar, Galatasaray seyircisi olanlar ortak değerler ve hedefler çevresinde toplanabilir. Yeter ki herkes birbirini kucaklamayı, Galatasaray için bu zor günlerde yapıcı olmayı ve taşın altına elini koymayı göze alsın.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/rakipleri-sehir-merkezinde-kalmaya-devam-ederken-seyrantepeye-itilen-galatasaray-ve-galatasarayli-nelerden-vazgectiginin-farkinda-mi/">Rakipleri şehir merkezinde kalmaya devam ederken Seyrantepe’ye itilen Galatasaray ve Galatasaraylı nelerden vazgeçtiğinin farkında mı</a></li>
</ul>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Ftt-arena-acilisinda-yasananlar-taraftari-yipratiyor-eskiden-liseli-muhalefeti-yapanlar-aman-liseliler-yonetse-daha-iyi-olurdu-dememeli%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/tt-arena-acilisinda-yasananlar-taraftari-yipratiyor-eskiden-liseli-muhalefeti-yapanlar-aman-liseliler-yonetse-daha-iyi-olurdu-dememeli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rakipleri şehir merkezinde kalmaya devam ederken Seyrantepe&#8217;ye itilen Galatasaray ve Galatasaraylı nelerden vazgeçtiğinin farkında mı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/rakipleri-sehir-merkezinde-kalmaya-devam-ederken-seyrantepeye-itilen-galatasaray-ve-galatasarayli-nelerden-vazgectiginin-farkinda-mi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/rakipleri-sehir-merkezinde-kalmaya-devam-ederken-seyrantepeye-itilen-galatasaray-ve-galatasarayli-nelerden-vazgectiginin-farkinda-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Jan 2011 22:36:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1161</guid>
		<description><![CDATA[Ali Sami Yen Stadyumu'na veda edilip UEFA'nın 5 yıldızlı stadlarından olacak olan Seyrantepe'ye geçilirken Galatasaray'ın devlet kurumları olmasa bu geçişi yapamayacağı havası yaratılıyor. Peki Mecidiyeköy'deki o dev arazinin ne kadar büyük bir rant kapısı açabileceğinin, eskiden oraya kolayca ulaşan taraftarların artık ne zorluk çekeceğini düşünemiyor muyuz?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Galatasaray futbol şubesi, Ali Sami Yen Stadı&#8217;na veda ediyor. Yapımı tamamlanan Seyrantepe&#8217;deki Türk Telekom Arena stadyumu bundan böyle Galatasaray futbol takımının maçlarına ev sahipliği yapacak. Yeni stadyum gerçekten güzel, ziyaretçi konforundan yeni standartlara uygunluğuyla göz alıcı. Ama gerek Galatasaraylı mevcut ve geçmiş yöneticiler, gerekse de kamuoyunda fikir önderi konumundakiler, hatta medya mensupları açıklamalarında Galatasaray&#8217;ın ne kadar büyük bir kazanca kavuştuğunu vurgularken bence fazla ileri gidiyorlar.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, kulüp yönetiminde olmasa da kulüp üyelerine kalın bir kitapçık gönderip &#8220;hayallerinin gerçeğe dönüşmesi&#8221; için nasıl çabaladığını aktarıyor. Kulüp başkanı Adnan Polat, Seyrantepe veya Aslantepe spor kompleksinin Başbakan Erdoğan sayesinde bittiğini öne çıkarırken Galatasaray&#8217;ın bu geçişi son derece ekonomik ve karlı yaptığı hissini de uyandırıyor. Hatta ezeli rakiplerden Galatasaray&#8217;ın devlet desteği aldığı vurgulanarak bunun adaletsizlik olduğu iddia ediliyor.</p>
<p>Fakat Galatasaray&#8217;ın bırakıp gittiği Mecidiyeköy&#8217;deki Ali Sami Yen arazisi unutuluyor. Evet, arazi Galatasaray&#8217;ın mülkü değildi, ama Galatasaray banka kredisi, veya Riva arazisi gibi varlıklarının satışı ile mevcut yerinde, Ali Sami Yen&#8217;i yenileyebilirdi. Belki de &#8216;gerçek anlamda&#8217; bir devlet desteği ile devletten düşük faizli kredi alınabilirdi. Ama bunun yerine Galatasaray, en azından bugünkü İstanbul&#8217;un, merkezin dışına itilmeyi kabullendi. Mustafa Sarıgül&#8217;ün merhum Canaydın&#8217;ı gezdirirken çekilen fotoğraflarda görüldüğü gibi çayır, otlak gibi adlandırabileceğiz dört yanı yerleşimden, yapılaşmadan uzak Seyrantepe&#8217;ye gidildi.</p>
<p>Ali Sami Yen yıkıldıktan sonra Mecidiyeköy&#8217;de boş kalacak arazi için TOKİ ihaleye çıktı, 475 milyon TL&#8217;ye arazi devredildi. Araziyi alan Aşçıoğlu İnşaat, araziye inşaat yatırımının da ayrıca 300 milyon TL olmasını beklediğini açıklamıştı. Bu kadar ciddi yatırım, İstanbul&#8217;un göbeğinde bu arsadan ne kadar büyük paralar kazanılmasının beklendiğinin bir göstergesi. Peki niye örneğin Halkalı&#8217;da, Kartal&#8217;da bir arazi için bu meblağ gözden çıkarılmıyor? Çünkü Mecidiyeköy&#8217;ün konumu şehrin ana arterlerinden biri olarak çok kuvvetli.</p>
<p>Galatasaray, yeni bir stadyumun, hem de yine kiracısı olabilme karşılığında buradan vazgeçerken Fenerbahçe Spor Kulübü Kadıköy&#8217;de konumunu kuvvetlendiriyor, hatta stadyumunun arsasını satın almak istiyor. Beşiktaş Spor Kulübü İnönü Stadyumu&#8217;nu, olduğu yerde, hem de tarihi özellikleri, kültürel varlık olması, Beşiktaş bölgesi ve Dolmabahçe Sarayı alanının hava sirkulasyonunun gittikçe kritikleşmesi gibi faktörlere rağmen yenilemeye çalışıyor.</p>
<p>Ama geçmişinden, kuruluşundan gelen akılcılık, eleştirellik ve farklı olabilme cesaretini sürdürmesini bekleyeceğimiz Galatasaray Spor Kulübü yerinden edilmekte sakınca görmüyor. Maalesef son dönemlerde sıklıkla gündeme gelen, Türkiye&#8217;nin komşularla sıfır sorun politikasının, komşular tarafından Türkiye&#8217;nin haklarının suistimal edilebileceği yönünde okunması riskinin bir benzeri sanki yaşanıyor. Galatasaray vazgeçtiği şeyin büyüklüğünü vurgulayamadığı gibi, her kurum ve kişiye fazlasıyla teşekkürlerini sunarken rakiplerinin &#8220;devlet Galatasaray&#8217;a destek veriyor&#8221; ifadelerini de neredeyse boynu bükük dinliyor.</p>
<p>Peki acaba Galatasaray yönetimi, Seyrantepe&#8217;ye bugün sadece bir metro treni ile ulaşabilecek, oraya ulaşmak için fazladan para ve zaman harcayacak Galatasaray taraftarlarının rahatını ne kadar düşündü. Daha önemlisi, stadyuma ulaşmak için harcanacak fazladan her bir Türk Lirası ve her bir dakikanın, Galatasaray taraftarının Türk Telekom Arena&#8217;da harcaması beklenen para ve zamandan yiyeceğinin bilincinde miyiz?..</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/tt-arena-acilisinda-yasananlar-taraftari-yipratiyor-eskiden-liseli-muhalefeti-yapanlar-aman-liseliler-yonetse-daha-iyi-olurdu-dememeli/">TT Arena Açılışı’nda Yaşananlar Taraftarı Yıpratıyor! Eskiden ‘Liseli’ muhalefeti yapanlar “aman Liseliler yönetse daha iyi olurdu” dememeli</a></li>
</ul>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Frakipleri-sehir-merkezinde-kalmaya-devam-ederken-seyrantepeye-itilen-galatasaray-ve-galatasarayli-nelerden-vazgectiginin-farkinda-mi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/rakipleri-sehir-merkezinde-kalmaya-devam-ederken-seyrantepeye-itilen-galatasaray-ve-galatasarayli-nelerden-vazgectiginin-farkinda-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sanal Kimlikler Sayesinde Birbirini Besleyen Paralel Yaşamlar, Paralel Evrenler</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/sanal-kimlikler-sayesinde-birbirini-besleyen-paralel-yasamlar-paralel-evrenler/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/sanal-kimlikler-sayesinde-birbirini-besleyen-paralel-yasamlar-paralel-evrenler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 12:55:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1042</guid>
		<description><![CDATA[Lost gibi diziler, sinema filmleri bizleri farklı zaman dilimleri, evrenler, boyutlar arasında dolaştırırken izlenme rekorları kırıyor. Bu ilginin güçlenmesi ise, son yıllardaki İnternet ve iletişim aracı kullanım şekillerimizin bizleri toplumdan izole etmektense farklı şeyleri bir arada yaşamaya itmesinden kaynaklanıyor olabilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Milyonlarca kişinin heyecanla beklediği Lost dizisinin 6. ve son yılının final bölümü bazılarında hayal kırıklığı, bazılarında memnuniyet yarattı. Son on yılın en popüler TV yapımlarından biri olan dizide kahramanların geçmişleri ve geleceklerine sıklıkla gidiliyor, izleyiciler de aradaki gelişmeleri tahmin etmeye çalışıyorlardı. Son sezonda ise kahramanların, daha önce anlatılan geçmiş veya geleceklerine uymayan öğeler içeren farklı bir hayat yaşadıkları yeni bir zaman dilimi ekrana gelmeye başladı. Geniş izleyici tabanını düşündüğümüzde, dizinin takip edilmesini, anlamlandırılmasını zorlamaya başlayan bu açılımı yapımcılar göze almış, tercihi bilinçli yapmıştı.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Yine son dönemin güçlü ve popüler TV dizilerinden Fringe, alternatif evreni temel alan hikayesinde iki taraf arasındaki geçişler, bilim ve teknolojideki gelişmelerle iki evrenin yakınlaştırılması, hatta bunların birbiri üstüne çökmesi olasılıklarını işleyen hikayesiyle ilgi çekmeye devam ediyor.</p>
<p>Bu iki örnek, hikayesi büyük ölçüde paralel zaman veya boyutlarda geçen diziler. Ama tabii ki bir veya birkaç bölümde bu konulara değinen daha pek çok dizi ve film var. Özellikle son dönemde bu temanın daha sık karşımıza çıktığını da gözlemliyoruz. Paralel zamanlarda veya boyutlarda aynı karakterlerin farklı yaşamlar sürmesine dair olan bu kurgu yapımların daha çok ilgi çekiyor olmasının başlıca nedenlerinden biri de, yüz milyonlarca insanın İnternet kullanım eğilimleriyle benzerlikler taşıması.</p>
<p><strong>“Eğlence için İnternet” Kullanımı Derinlik Kazanıyor</strong><br />
İnternet kullanımı içinde eğlence ve rahatlamaya yönelik ayrılan zamanın payı son yıllarda ciddi oranda yükseliş gösterdi. İnternet’in yaygınlaşması ile bilgisayarlar ve oyun konsollarına yönelik üretilen profesyonel oyunlar “çok oyunculu”, bol etkileşimli programlara dönüştü. Devasa boyutlarda sanal dünyalarda fantastik karakterler seçerek rol yapma üzerine kurulu oyunlar on milyonlarca kullanıcının hayatlarının ciddi bir bölümünü buna zevkle ayırmasını sağlıyor.</p>
<p>Ama sadece World of Warcraft gibi kendi başına kurulması gereken profesyonel oyunlar değil, Facebook gibi sanal ağlar üzerinde oynanan basit oyunlar da benzer temalar barındırmaya başladı. Farmville, Cafe World, Texas HoldEm, Mafia Wars gibi popüler oyunların üreticisi Zynga’nın oyunlarını ayda 235 milyon farklı kullanıcı oynuyor. Günde ortalama 65 milyon oyuncunun giriş yaptığı Zynga oyunlarından örneğin FarmVille’in yaklaşık 83 milyon oyuncusu var ve bu rakam büyümeye devam ediyor.</p>
<p>Sosyal medya tabanlı bu tip oyunlar doğal olarak kendilerini “sürekli” veya “profesyonel” oyuncu olarak tanımlamayacak, fırsat bulduğunda sisteme girenler tarafından oynanan, bu nedenle de geçtiğimiz dönemde çok daha masum görünen programlar idi.</p>
<p>Fakat FarmVille örneğinde olduğu gibi, bu “rasgele” oyuncu tabanının aslında nasıl “sürekli”, fanatikçesine oynayanlara dönüşebildiğini görmeye başladık. Sosyal medya platformlarında geçirilen süreler her ay beşer onar dakika artarken bu oyunlara daha mı çok zaman ayrılmaya başlandı, yoksa bu “genellikle” ücretsiz oyunları oynayabilmek için mi daha çok sosyal paylaşım siteleri ziyaret edilmeye başlandı, bu çok önemli bir soru.</p>
<p>Çünkü gittikçe daha fazla kullanıcı “bugün çiftliğimi sulamadım”, “bugün balıklarıma yem vermedim” gibi düşüncelerle oyuna girme fırsatı kollarken aslında bir yandan da günlük hayatlarına farklı bir boyut katmış oluyorlar.</p>
<p><strong>Farklı Kimlikleri Farkında Olmadan Yaşamak</strong><br />
Evet, İnternet’i bir kaçış fantazisini gerçekleştirmek için kullananlar hiç de az değil. Ama hayır, şu anda irdelediğimiz bu kaçış fikri değil, farklı dünyalar yaşayanlardan bahsetmiyoruz, bu nedenle de Lost, Fringe gibi örnekler üzerinden giriyor, Alice Harikalar Diyarı gibi hepimizi etkileyen alternatif gerçeklik, farklı dünyalar temalarından bahsetmiyoruz, “İnternet kitleleri yatıştıran, uyuşturan bir kaçış evrenidir” demiyoruz. Bilinçli veya bilinçsiz, bu amaçla İnternet’i kullananlar var. Fakat günümüzde çok daha fazla insan, İnternet sayesinde kendilerini farklı bir paralellikte, farklı bir karakterde, farklı değerler ve hedeflerle yaşatıyor.</p>
<p>Yılda bir iki kere karşılaştığınız pek de samimi olmadığınız eski bir sınıf arkadaşınız, eski işinizdeki şefiniz, belki de bir zamanlar muhabbetinizin limoni olduğu bir tanıdığınızın çiftliğine yeni mahsuller gönderir, ona traktör hediye ederken; ondan gelen benzer bir gönderiye çok mutlu olur, onun çiftliğininin ne durumda olduğunu merak ederken aslında karşıdaki kişiyle bildiğiniz ilişkinizi bırakmış oluyorsunuz.</p>
<p>Sandığınızdan çok daha fazla kişi, o an gerçekten ekinlerine, mahsullerine çok değer veren, emek ve çabasıyla bir şeyler ortaya koyduğuna, ürettiğine inanan amatör çiftçilere dönüşüyor. Bu, balkonda, terasta saksı içinde veya arka bahçede 2-3 metrekarede maydonoz, domates yetiştirmenin, uzaktaki tanıdıklarla paylaşılarak yapılması gibi bir şey. Hem de karşı tarafın da yaptığınızı gönülden takip ettiğini, ilgileniyormuş gibi yapmadan ilgilendiğini bilerek.</p>
<p>Sosyal paylaşım ağlarında sadece oyunlar değil, kullanıcı profilleri de, arkadaşlarla paylaşılan İnternet haberleri, videoları, kişisel fotoğraflar da pek çok kişi için farklı özelliklerini, isteklerini paylaşabilme, farklı bir “ben” yaşayabilmenin sadece diğer yolları. Her gün masabaşında yaptığı iş ile kendini ifade edemediğine inanan sayısız insan, akşamları ise işinin içeriğiyle bağlantısı olmayan bambaşka bir sektörün haberlerini, videolarını paylaşıp üstüne kendi yorumunu eklerken Facebook’ta arkadaşlarının, FriendFeed ve Twitter’da tanımadığı takipçilerinin gözünde farklı bir ‘ben’i sunmanın rahatlatıcı konforunu yakalıyor, ta ki ertesi sabah yeniden mesai için masasına oturup kendinden beklendiğine inanan rolünü oynamaya tekrar başlayana kadar.</p>
<p>İnternet, ister oyunlarla olsun, ister Facebook’ta paylaşılması tercih edilen ve edilmeyen fotoğrafları sizin insiyatifinize bırakmasıyla olsun, aynı anda farklı kimliklerin tadını yaşama imkanı ve artan etkileşim araçları sunuyor. Hem de 90’lar ve 2000’lerin başında sıklıkla itham edildiği “kopuk sanal kaçışlar sağladığı, bireye temeli güçsüz hayaller yaşattığı” iddialarını geçersiz kılarak!</p>
<p>Hala TV, cep telefonu ve İnternet için notebook kullanarak üç ekrandan hayatımızı sürdürürken, İnternet henüz “hava” gibi hayatımızın her anına, alanına entegre olmamışken bu paralel yaşam tarzının kuvvetlenmeye devam edeceğini tahmin etmek zor değil, aynı paralel yaşamlarında farklı şeyler yaşayan kahramanları olan dizilerin de izleme rekorları kırmaya devam edeceği gibi! İnternet her an her hareketimizin parçası olduğunda ise “ben”i konuşurken bambaşka şeyleri tartışıyor olacağız&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2010%2Fsanal-kimlikler-sayesinde-birbirini-besleyen-paralel-yasamlar-paralel-evrenler%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/sanal-kimlikler-sayesinde-birbirini-besleyen-paralel-yasamlar-paralel-evrenler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TV Suç Oranlarını Arttırdıysa Aşırı İnternet Kullanımı Düzenlenmeli mi</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/tv-suc-oranlarini-arttirdiysa-asiri-internet-kullanimi-duzenlenmeli-mi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/tv-suc-oranlarini-arttirdiysa-asiri-internet-kullanimi-duzenlenmeli-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 11:04:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[suç oranları]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=997</guid>
		<description><![CDATA[TV veya İnternet'te izlenen tehlikeli içeriklerin özellikle gençler üzerinde olumsuz etki bıraktığı düşünülür, hatta ülkemizde site engellemelerinin nedeni de budur. Fakat TV üzerine yapılan bir araştırma, eğer bir zarar söz konusu ise, bunun içerikten bağımsız olduğunu ortaya koyuyor, çünkü 4 yaşına kadar TV izleyenler ile izlemeyenler arasındaki ciddi farkı önümüze getiriyor...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Queens’de, iki hafta önce bir gece, çevre apartmanlardaki saygın ve kanunlara inanan 38 vatandaşın gözleri önünde bir katil bir kadına yarım saatten uzun bir süre içinde aralıklarla 3 kez saldırdı ve bıçakladı. Kimse polisi aramadı. Bir görgü şahidi ise ancak kadın öldükten sonra aramıştı.”</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>New York Times gazetesinin 1964 yılındaki Kitty Genovese cinayeti ile ilgili tarihi haberi bazılarımıza tanıdık gelmiştir. Çünkü ABD’de en çok okutulan sosyal psikoloji ders kitaplarından en az onunda bu hikaye yer alıyor, aynı şekilde Malcolm Gladwell’in dünya çapında geniş ilgi uyandıran Kıvılcım Anı (Tipping Point) kitabında da. Hatta cinayetin 30. yılını anmak için dönemin ABD Başkanı Clinton New York’a giderek cinayetin yaşandığı dönemde, ABD toplumunun tehlikede olmakla kalmayıp yalnızlaştığını vurgulamıştı.</p>
<p>Ama 1964’teki bu olay ABD’de hızla artan suçlardan sadece bir tanesi idi. 63’te Kennedy suikasti de toplumu derinden sarsmıştı. Şiddet ve mülk gaspı içeren suç oranları 1950’lerin sonuna kadar dengeli seyrederken 60’larda ikiye, 70’lerde ise dörde katlandı. Gerek o dönemde, gerek sonrasında bilim adamları bu artışın nedenlerini keşfetmeye çalıştı. Ama sosyal ve davranışsal alanda deney yapmanın zorluğu ve bazı durumlarda imkansızlığı pek çok hipotezi desteksiz bıraktı.</p>
<p>Söz konusu dönemde hızla artan genç nüfus, otorite karşıtı hareketin güç kazanması, vatandaşlık haklarındaki ilerlemeler de suç oranındaki değişimin nedenleri olarak sorgulandı. Diğer yandan Amerikan sivil özgürlükler hareketi , hapishanelerdeki şartların, aşırı kalabalık ortamların suçluların insanlık dışı bir muameleye maruz kalmasına neden olduğuna dikkat çekmeye başlamıştı. Özellikle en kalabalık hapishanelerin olduğu eyaletlere açılan davaların kazanılması sonucu bazı eyaletlerde daha hafif suçlular iyi hal göstermeleri durumunda daha çabuk serbest bırakılırken aynı suç için hapse atılma olasılığı da eskiye oranla ciddi oranda düştü. Bu eyaletlerde %15’e varan oranlarda hapishanelerin yükü azaltıldı!</p>
<div align="center">
<div style="width:470px; text-align:center" class="captionfull"><img width="470" height="175" title="Çocukların sadece İnternet değil TV kullanımında da izledikleri içeriğin şiddet içermesinden daha başka faktörlerden olumsuz etkileniyor olma olasılığı sanılandan çok daha kuvvetli" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/internet-kullanan-cocuk-l.jpg"/>
<p>Çocukların sadece İnternet değil TV kullanımında da izledikleri içeriğin şiddet içermesinden daha başka faktörlerden olumsuz etkileniyor olma olasılığı sanılandan çok daha kuvvetli</p>
</div>
</div>
<p>Böylesi eyaletlerle diğerleri karşılaştırıldığında ise suç artışının ancak %30’u daha çok suçlunun serbest bırakılması ile açıklanabildi. Bir diğer %10 ise “Baby Boom” diye anılan nesli oluşturan, hızla artan nüfus, ayrıca Afrika asıllı Amerikalılar’ın daha kuzey eyaletlere göçü ve Vietnam’dan geri dönen gazi ve askerlerin huzursuzluğu, eylemleri ile açıklanabildi.</p>
<p>Ama bu oranlar yetersizdi. Bilim adamlarının hapishanelerde deney için suçlu oranlarının değiştirilmesini önerme şansları olmadığından doğal deneyler arayışına girmeleri gerekiyordu. O dönem pek akla gelmeyen nedenlerden biri ise ABD toplumunu hızla etkisi altına alan televizyon idi. Ama rasgele iki grup genç seçip suçluluk oranlarını onlara ne kadar TV izlediklerini sorarak açıklamak da mümkün değildi.</p>
<p>Fakat televizyon yayınlarını düzenlemekten sorumlu olan Federal İletişim Kurumu, 1948-1952 yılları arasında yeni TV kanallarının açılışına izin vermedi, çünkü sistem daha büyümeden önce yayın spektrumunu yeniden düzenlemenin doğru olacağı düşünüldü. Böylece ülkede 1940’ların ortasında TV seyretmeye başlayan bir grup eyalet ile 1950’lerin ortasında TV ile tanışan farklı bir grup eyalet oluşmuş, arada da 10 yıllık bir nesil farkı çıkmış oldu. İşte bu da doğal deney gözlemi için harika bir fırsattı.</p>
<p>Sonuçlar çok etkileyici idi. Geçmişte benzer suçluluk oranları gösteren şehirlerden, TV izlemeye erken başlayan şehirlerde şiddet suçları 1970’lerde diğer şehirlere göre 2 kat artarken gasp ve mülk hırsızlıkları ‘erken TV’li şehirlerde19 40’larda daha azken 70’lerde TV’ye geç kavuşan şehirleri geçmişti.</p>
<p>Şehirlerin kendine has ekonomik ve güvenlik dinamiklerinin sonuçları etkilememesi için de belli şehirlere eğilerek yapılan çalışmalar da paralel sonuçlar göstermiş. Örneğin 1954 yılında TV yayınlarının başladığı bir eyalette 1950 doğumlular ile 1954 doğumlular arasında karşılaştırma yapıldığında dört yaşına kadar TV izleme şansı olmuş olan yaş grubunda suçluluk oranlarının daha yüksek olduğu görülmüş. Hatta 15 yaşına kadar, TV izlenen her fazladan yıl, gasp gibi suçlardan tutuklamalarda %4, şiddet suçlarından tutuklamalarda %2 artışı istatistiki olarak açıklamış. Toplamda da televizyon seyretme sıklığı, 1960’larda artan gasp ve mülk suçlarındaki artışın %50, şiddet suçlarındaki artışın da %25’ini açıklamış.</p>
<p>TV’nin bu kadar etkili olmasını ise açıklamak daha da zor! Özellikle 5 yaşından önce daha çok TV izleyenlerin üzerinde etki daha fazla olduğundan ve de bu yaş grubunda şiddet içerikli TV yayınlarının pek izlenmediğini düşündüğümüzde gerçek nedenleri ortaya çıkarabilmek gerekiyor.</p>
<p><strong>Peki İnternet de Televizyon Gibi Bir Etkiye Sahip mi?</strong><br />
Her yeni teknoloji hayatı biraz daha kolaylaştırmanın çok daha ötesine geçiyor, hayat standardında kayda değer gelişmeler sağlıyor. Örneğin Hindistan’ın kırsalında TV ile tanışan bölgelerde kadına daha az şiddet ve daha az istenmeyen doğum vakası gözlemleniyor. Belki kadınlar izlediklerinin etkisinde kalıp kendilerine daha iyi davranılmasına yönelik tutumlar sergiliyor, belki de Hintli erkekler TV karşısında daha fazla kriket seyretmeye dalıyor.</p>
<p>İnternet için her birimizin vereceği farklı olumlu örnekler de olacaktır. Tabii bir diğer yandan da ülkemizde RTÜK’ün TV yayınlarını düzenlemeye yönelik yaklaşımlarının paralelinde İnternet yasakları artıyor. Zararlı içerik kategorileri belirlenmiş durumda ve İnternet üzerinden basit bir form doldurarak şikayet edilebilen siteler kolayca erişime kapatılıyor. İnternet’teki yayınların sadece gençlerin değil toplumun ahlakı ve sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olacağı öne çıkarılıyor.</p>
<p>Fakat TV tarafında olduğu gibi İnternet tarafında da içeriğin olumsuz etkisini kanıtlamak pek mümkün değil. Nitekim 5 yaşından önce izlenen TV suç oranlarını arttırıyorsa bunda içerikten ziyade ekran karşısında kalıp başka insanlarla yüzyüze gelmeyen, sosyalleşmeyen çocuklar, ailelerin çocukları TV karşısına bırakma kolaylığına kaçarak ilgilerini, diyaloglarını ve sevgilerini esirgemesi, imkansızlıklarla büyüyen gençlerin daha yüksek refah seviyesindeki yaşamı izlerken bundan olumsuz etkilenmesi gibi çok daha mantıklı açıklamalara öncelik vermemiz gerekiyor.</p>
<p>Her ne kadar içerik önemli olsa ve toplumda bazı davranışların daha kolay kabul görmesini sağlayan algılar yaratabiliyor olsa da aslında ideal bir toplumda genç yaşlı herkesin tükettiği içeriği seçme bilinci ve bu içeriği içselleştirmeden önce sorgulama yetisine sahip olması, bunun için de duygusal ve zihinsel gelişimini doğru eğitim ve öğretim ile tamamlamış olması gerekiyor.</p>
<p>İnternet’in kitleler üzerindeki dönemsel etkisini ölçen bir deneyle karşılaşmadım, İnternet’in Batılı ülkeler içinde çok daha hızlı yayıldığını düşündüğümüzde böyle bir deneyin Batı’dan gelmesi oldukça zor. Ama TV deneyinin sağladığı ışık sayesinde artık ülke olarak içeriği denetleme ve yasaklamanın ilkel bir savaş yöntemi olduğunu fark etmemiz ve de ister televizyon, ister İnternet, isterse elimizden, kulağımızdan düşmeyen cep telefonu olsun çocuk ve gençlerin hayatına giren her teknolojinin onların duygusal gelişimi üzerindeki etkisini yönetmeye yönelik adımlar atmamız gerekiyor. Aksi halde tüm gün komik videolar izleyerek günü geçiren gençlerin de pek sağlıklı yetişmediğini yakında fark etmeye başlayacağız&#8230;</p>
<p>Açtığımız gibi Kitty Genovese cinayetiyle kapatalım. Bu yazımın kaynağı olan SuperFreakonomics kitabının yazarlarının ve son dönemde bazı diğer yayınların, olayın iç yüzünü sorgulamaya başlamasıyla mahalledeki insanların tepkisiz olduğu yönündeki bilgi doğruluğunu yitirdi. Olay gece karanlığında, saat 3 buçukta, saldırılardan sonuncu ve ölümcül olanı da arka kapıda gerçekleştiğinden 38 değil belki bir kişinin bile olayı tam göremediği ortaya çıktı. Yani, komşularınıza güvenmekten vazgeçmeniz için yeni bir neden yok!</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2010%2Ftv-suc-oranlarini-arttirdiysa-asiri-internet-kullanimi-duzenlenmeli-mi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/tv-suc-oranlarini-arttirdiysa-asiri-internet-kullanimi-duzenlenmeli-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yine Madalyadan Çok Uzaklarda! 12 Dev Adamı ve 20 milyon $ Sponsorluk Gelirini Yönetenler Rahat mı?</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/yine-madalyadan-cok-uzaklarda-12-dev-adami-ve-20-milyon-sponsorluk-gelirini-yonetenler-rahat-mi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/yine-madalyadan-cok-uzaklarda-12-dev-adami-ve-20-milyon-sponsorluk-gelirini-yonetenler-rahat-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Sep 2009 20:01:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=726</guid>
		<description><![CDATA[Belki de uzun yıllar 2010 Dünya Şampiyonası kadar büyük bir organizasyon ülkemize gelmeyecek ama 12 Dev Adam bu kafayla seneye kendi ülkesinde de başarıdan çok uzak kalacaktır. 2005 ve 2007'de 12. sırayı geçemeyen Avrupa'nın sayılı basketbol ülkelerinde Türkiye 2009'da da hayal kırıklığı yarattı!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Biz organize etmezsek katılmamız hayal olan Basketbol Dünya Şampiyonası ve Olimpiyatlar iki yılda bir düzenlendiğinden her iki yazın birinde 12 Dev Adam dinleniyor. Geçen yaz dinlendikten sonra tekrar yeni bir Avrupa Şampiyonası ile ülkemizin en popüler ikinci sporu gündeme oturdu. Polonya&#8217;daki turnuvada 7.-8.lik maçı oynayacak olmamız sanırım büyük bir başarı, çünkü Sırbistan ve Karadağ&#8217;da 2005, İspanya&#8217;da 2007&#8242;deki turnuvalarda 16 takım arasında 12. olmuştuk!</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Peki bu başarı(!) sosyal paylaşım sitelerine nasıl yansımış? Mesela benim Facebook arkadaşlarım arasında şöyle yankılar buldu: &#8220;Sırf kafasızlıktan maç nasıl verilir&#8221;; &#8220;ilk değil, son da olmayacak&#8221;; &#8220;o kadar saçmaladık ki herifler de anlamadı; bir türlü maçı kopartamadılar ulan kesin bi pislik var diye&#8230;&#8221; Twitter&#8217;daki Türk kullanıcıların yorumları da, özellikle Twitter kullanıcı adı ve hesabıyla giriş yapıp aratır ya da buraya tıklarsanız karşınıza bol detayla gelecek, örneğin: <a href="http://twitter.com/#search?q=hidayet" target="_blank">http://twitter.com/#search?q=hidayet</a></p>
<p>Lafın kısası, Avrupa&#8217;nın sayılı basketbol ülkelerinden, bu işe ciddi kaynak ve bütçe ayıran Türkiye yine bir Avrupa Şampiyonası&#8217;nı madalyanın çok uzağında bitirdi. Ben güncemde 2007 turnuvası öncesi &#8220;<a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/hucum-edemeyen-12-dev-adam-ve-gorevde-kalan-yoneticileri-2/">Hücum Edemeyen 12 Dev Adam ve Görevde Kalan Yöneticileri</a>&#8221; başlıklı bir yazı yazmış, maalesef turnuvada çok haklı çıkmış ve turnuva sonrası &#8220;<a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/12-dev-adam-cokmeden-cesaretle-yeniden-yapilanmanin-zamani/">yeniden yapılanmanın zamanıdır</a>&#8221; diye son bir yazı yazmıştım. Birazcık oyuncu değişikliği dışında pek bir değişiklikten söz etmek mümkün değil, ve işte sonuç yine ortada.</p>
<p>Turnuvanın açık ara en zayıf 1. tur grubunu maç başına 88 sayıyı rahatça atarak lider olarak bitirmenin verdiği moral ve de önceki turnuvalardan çok daha yüksek olan istek, motivasyon ile ikinci tur grubumuza da iyi başladık, İspanya&#8217;yı devirdik. Fakat grubun son maçında Slovenya&#8217;ya sonra da İspanya&#8217;nın bügün yarı finalde darmadağın ettiği Yunanaistan&#8217;a çeyrek finalde yenildik. Ardından da klasman maçlarında Fransa&#8217;ya yenilerek 6. bile olamadık, yani seneye Dünya Şampiyonası Türkiye&#8217;de değil başka bir ülkede olsa katılmayı hak etmemiş olacaktık!</p>
<p>2. tur ve sonrasındaki tüm maçlarda ise maç başına sadece 68 sayı atabildik, yani ilk turdaki zayıf rakiplerimize attığımızın tam 20 sayı altında kaldık. İlk grubumuzun zayıf olmadığını iddia edenlere şunu hatırlatmalı ki bizle beraber grubumuzdan 2. tura yükselen Litvanya ve Polonya 2. turda diğer taraftan gelen Sırbistan, İspanya ve Slovenya&#8217;ya karşı oynadıkları toplam 6 maçın hepsini kaybettiler!</p>
<p>Lafın kısası Türkiye basketbolu milli takımlar seviyesinde yıllardır hücum edemiyor. <a href="http://www.eurobasket2009.org" target="_blank">Eurobasket 2009 resmi web sitesi</a>nin <a href="http://www.eurobasket2009.org/en/cid_toT,ovGDH2EaLKL67XnPo2.pageID_Pa55cCHhJ0EVd--2lAo4r2.compID_qMRZdYCZI6EoANOrUf9le2.season_2009.html" target="_blank">takım istatistikleri bölümü</a>nden de görülebileceği üzere ilk turdaki yüksek skorumuz sayesinde hala en çok sayı atan takımlar arasında görünüyoruz, ama bu kadar yüksek sayı ortalamasına rağmen <a href="http://www.eurobasket2009.org/en/default.asp?cid={DF277FCB-940D-4423-A455-45461E1C59CA}&amp;pageID={66414598-C46B-4C03-9F9F-EF82BCAC84D6}&amp;compID={D166E39E-2323-4863-B229-76357A926FA2}&amp;season=2009&amp;statCat=AS" target="_blank">maç başına sadece 12 asist ile 12 takım arasında 9. sıradayız</a>, yani o kadar basket atmamıza rağmen basketlerimizi birbirimize pas vererek, takım oyunu oynayıp bir oyuncunun başka bir arkadaşına pozisyon yaratması ile yaratmıyoruz.</p>
<p><img align="right" title="Takımın en tecrübeli oyuncuları bile her maç hücumda farklı performans gösteriyorsa sıkıştığımızda kullanacak setlerimiz olmalı, ve de savunma yapamasa bile gerektiğinde oyuna girecek gerçek skorerler" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/ktunceri.jpg" alt="Takımın en tecrübeli oyuncuları bile her maç hücumda farklı performans gösteriyorsa sıkıştığımızda kullanacak setlerimiz olmalı, ve de savunma yapamasa bile gerektiğinde oyuna girecek gerçek skorerler" width="343" height="566"/></p>
<p>Asistemiz az, sayımız çok ise bir açıklama şu olabilir: Belki de bize çok faul yapıldı, faul atışlarından bol sayı bulduk, o yüzden asist rakamımız düşük. Hayır, bu da doğru değil, turnuvada <a href="http://www.eurobasket2009.org/en/default.asp?cid={DF277FCB-940D-4423-A455-45461E1C59CA}&amp;pageID={66414598-C46B-4C03-9F9F-EF82BCAC84D6}&amp;compID={D166E39E-2323-4863-B229-76357A926FA2}&amp;season=2009&amp;statCat=FTA" target="_blank">maç başına faul atışı sayımız 18 ve bu sıralamada 12 takım içinde 10.yuz</a>. Aslında bu da rakip potayı zorlamadığımızı, fiziksel mücadeleye hücumda pek girmediğimizi, kolayımıza geleni yapıp orta ve uzun mesafeli şutlarla sonuca gittiğimizi gösteriyor. Yani iyi organize olmadan, sıkışınca bireysel zorlama atışlar yaparak sayı atıyoruz. Atamadığımızda da 2005 ve 2007&#8242;de olduğu gibi iyice rezil oluyoruz.</p>
<p>Kadro oluşturmadan, oyuncu seçiminden, hücum seti tercihine, önemli pozisyonlarda sahadaki beş tercihinden topu kullanacak adama herşey tartışılmalı. Bu turnuvaya gelmeyen pek çok NBA oyuncusu varken, aslında turnuva bu açıdan bize derece elde etme şansı sağlarken biz de kendi All Star oyuncumuz Mehmet Okur&#8217;u ekibe katmıyoruz, arada buzlar varsa bile bunları eritmek için adım atan yok! Bu turnuvada NBA All Star seçilmiş kaç oyuncu var ki? Mehmet&#8217;in pota altında yaratacağı fark ortada değil mi, Kaya Peker&#8217;siz, Kerem Gönlüm&#8217;süz bir takımda! Kaya Peker&#8217;siz demişken Tutku, Serkan gibi hücum yönü çok kuvvetli oyuncularımızın kadroya alınmaması da çok dikkat çekici!</p>
<p>Çok iyi savunma yapan, takıma direnç aşılayan oyuncuların kritik hücumlarda sahada olmasını bırakın topu kullanmaları şok edici değil mi? Sakat sakat, moralsiz oynayan bir Hidayet&#8217;in eline bu kadar bakan bir kenar yönetim ve Hidayet&#8217;in de maçın sonunda bundan cesaret alması normal mi&#8230;</p>
<p>Fazla uzatmaya gerek yok, aynı şeyleri 2007&#8242;de de iki yazı ile yazmışım. Gerçekler istatistiklerle ortada, bugün üç büyüklerin, sponsorlarının da desteğiyle, ve Efes Pilsen ile Türk Telekom&#8217;un katkılarıyla kulüpler bazında ciddi bir basketbol bütçemiz var. <a title="Referans Gazetesi'nin haberi" href="http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=129549&amp;KTG_KOD=4" target="_blank">12 Dev Adam konsepti ile de milli takımın sponsorluk gelirleri 8 yılda 20 milyon dolara ulaşt</a>ı. Peki bu bütçe, bu değer, bu önemi yönetmeyi biliyor muyuz? Milli takım koçu, yöneticileri, basketbol federasyonunun milli takım ile ilgilenen görevlileri mevkilerinde rahatça oturabiliyorlar mı?</p>
<p>Bu ülke dünya çapında başka bir büyük spor organizasyonu düzenleyene kadar daha çok uzun yıllar bekleyebiliriz, bu nedenle 2010 Basketbol Dünya Şampiyonası çok önemli. Ülkemizdeki bu turnuvada ya basketbolu bir kez daha hak ettiği yere çıkaracak ya da tam bir futbol ülkesi olup çıkacağız, ki futbolda da  Dünya Kupası&#8217;na bile katılamıyoruz! Ama başarılı olmamız, yıllardır hücum etmeyi takımına öğretemeyen teknik ve idari yönetimler ile yine hayal olacak. &#8220;İyi savunma, top çalma, mücadele&#8221; muhabbetleri ve ülkenin en saygın gazetelerinde 6. bile olamayan takıma &#8220;çok teşekkürler&#8221; mesajları kimseyi kandıramıyor, bu biline&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/12-dev-adam-cokmeden-cesaretle-yeniden-yapilanmanin-zamani/">12 Dev Adam” Çökmeden Cesaretle Yeniden Yapılanmanın Zamanı</a></li>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/hucum-edemeyen-12-dev-adam-ve-gorevde-kalan-yoneticileri-2/">Hücum Edemeyen 12 Dev Adam ve Görevde Kalan Yöneticileri</a></li>
</ul>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2009%2Fyine-madalyadan-cok-uzaklarda-12-dev-adami-ve-20-milyon-sponsorluk-gelirini-yonetenler-rahat-mi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/yine-madalyadan-cok-uzaklarda-12-dev-adami-ve-20-milyon-sponsorluk-gelirini-yonetenler-rahat-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2008 Olimpiyatları&#8217;nın Gösterdiği Gibi Türkiye Akılcı ve Stratejik Davranmadığı Alanlarda Mağlubiyete Mahkum</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/2008-pekin-olimpiyatlarinin-gosterdigi-gibi-turkiye-akilci-ve-stratejik-davranmadigi-alanlarda-maglubiyete-mahkum/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/2008-pekin-olimpiyatlarinin-gosterdigi-gibi-turkiye-akilci-ve-stratejik-davranmadigi-alanlarda-maglubiyete-mahkum/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Aug 2008 17:08:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=243</guid>
		<description><![CDATA[Hiç de iyi başlamadığımız Çin'deki olimpiyatlar "Türkiye'de ne yanlış yapılıyor" sorusunu yine gündeme getirdi. Ama önceki olimpiyatlarda olduğu gibi bir sorun üzerine 15 gün düşünmek o sorunu çözmeye yetmiyor. Türkiye her konuda olduğu gibi sporda da farklı hareket etmeye başlamalı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2008 Yaz Olimpiyatları Türk sporu açısından hiç de iyi başlamadı. Önceki olimpiyatlarda madalya almış, hatta altına ulaşmış isimler derece yapamayınca moraller de bozuldu. Dünya nüfusunun kabaca %1&#8242;ini oluşturan Türkiye yazıyı yazdığım Çarşamba günü akşamına kadar dağıtılan 225 madalyadan sadece bir gümüş, yani toplam madalyaların %0,5&#8242;inden azını kazanabilmişti. Moğolistan, Zimbabve bizden çok madalya kazananlardan sadece bazıları&#8230;
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Bu başarısızlık yavaş yavaş tartışılmaya başlandı. Konu çok boyutlu ama bir önceki Atina Olimpiyatları&#8217;nda, ondan öncekinde de &#8220;Daha çok madalya almalıyız&#8221; tartışmasını birkaç hafta, bilemediniz bir ay yapmış, sonra da unutmuştuk. Halbuki zihniyet değişimi şart. Kısa vadeli, günü kurtarma, daha da kötüsü bireysel çıkar sağlama odaklı kararlar sporcularda, antrenörlerde, daha önemlisi ilgili federasyonlarda, bürokraside, spor politikasında ağır bastıkça ilerlememiz hayal.</p>
<div align="center"><img alt="" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/pekin08trf.jpg" title="2008 Pekin Olimpiyat Oyunlarının Çin Ulusal Stadyumundaki Açılış Töreninden" width="470" height="271" /></div>
<p>Ama zaten sporu spor olarak görmektense rahatlama, deşarj olma, aidiyet ihtiyaçlarını karşılama aracı olarak kutsayan futbol odaklı bir ülkede biz spor seyircilerilerinin de suçu var.</p>
<p>Olimpiyatlardaki başarısızlıkla ilgili listelenecek nedenlerden sadece biri olsa da değinmeden geçemeyeceğim, gençlerimizin önüne çıkan Öğrenci Seçme Sınavı ve bu sınava aşırı önem yükleyen aileler, eğitimciler, tabii gençler, mevcut sistemde yaptıkları sporu bırakmak zorunda kalıyorlar.</p>
<p>Bu şaşırtıcı da değil, çünkü geçenlerde yazdığım gibi, onlarda iktisadi terimle &#8220;rasyonel bireyler&#8221; ve kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyorlar. ÖSS&#8217;de derece yaparlarsa dershanelerinden binlerce YTL, hatta araba kazanıyorlar. <a title="2007 ÖSS Şampiyonları Zevk, Ego, Ödül için Tekrar Sınava Giriyor, Geleceğe Hazırlanmaktansa Geçmişle Yaşıyor başlıklı yazım" href="http://www.cihansalim.net/blog/2008/2007-oss-sampiyonlari-zevk-ego-odul-icin-tekrar-sinava-giriyor-gelecege-hazirlanmaktansa-gecmisle-yasiyor/">Bazıları bu nedenle geçen sene derece yaptığı sınava tekrar bile giriyor!</a> Peki aynı olanaklar milli takıma seçilme, yani Türkiye&#8217;de o spor dalında en iyi(lerden biri) olanlara sağlanıyor mu? İkisi de Türkiye birinciliği değil mi! &#8220;Olimpiyatta madalya kazanınca verilen ödüller var&#8221; diye işi karıştırmayalım, o inanılmaz başarı tüm dünya üzerinde o alanda en iyi olmanın ödülüdür&#8230;</p>
<p>Lafın kısası, hızlı ilerleyen günümüz dünyasında daha gelişmiş olduğumuzu sandığımız onlarca ülke kararlı, &#8220;akılcı&#8221;, planlı, programlı ilerliyor. Türkiye ise aynı olimpik sporlarda olduğu gibi, uzun vadeli, planlı davranmadığı her konuda gerilemeye mahkum. Birleşmiş Milletler insani gelişmişlik listesinde 84. sırada olduğumuzu biliyorsunuz&#8230;
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2008%2F2008-pekin-olimpiyatlarinin-gosterdigi-gibi-turkiye-akilci-ve-stratejik-davranmadigi-alanlarda-maglubiyete-mahkum%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/2008-pekin-olimpiyatlarinin-gosterdigi-gibi-turkiye-akilci-ve-stratejik-davranmadigi-alanlarda-maglubiyete-mahkum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>23 Nisan&#8217;ı Bir Futbol Maçından Önemsiz Görmek, Üstünden Siyaset Yapmak!</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/23-nisani-bir-futbol-macindan-onemsiz-gormek-ustunden-siyaset-yapmak/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/23-nisani-bir-futbol-macindan-onemsiz-gormek-ustunden-siyaset-yapmak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Apr 2008 21:03:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=190</guid>
		<description><![CDATA[Ulusal değerlerimizi, toplumumuzu bir arada tutan ortak paydaları aşındıran bir olay, demeç, habersiz gün geçmiyor ama bugün yazmadan edemedim. Galatasaray-Fenerbahçe maçı törenler yüzünden kötü zeminde oynanacakmış! Bir de törenlerde tribünde oluşturulan sloganları çıkar amaçlı kullanmaya başlamadık mı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ulusal değerlerimizi, toplumumuzu bir arada tutan ortak paydaları aşındıran bir olay, demeç, habersiz gün geçmiyor ama bugün yazmadan edemedim. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı&#8217;nı bir çocuk şenliği olarak algılayan ve egemenliğin halkın iradesine geçtiğinin sembolü olduğunu fark etmeyenlerin kırdıkları potlar zarar verici olmaya başladı.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Dünkü Milliyet Gazetesi spor sayfalarının manşet haberi şöyleydi: &#8220;Derbiye 23 Nisan Darbesi&#8221;. Haberde haftasonu oynanacak Galatasaray &#8211; Fenerbahçe maçının tarihinin önceden bilinmesine rağmen Galatasaray yönetiminin 23 Nisan kutlamalarının bu sene Ali Sami Yen Stadyumu&#8217;nda yapılmaması için başvuru yapmayı unuttuğu iddia ediliyor. 23 Nisan törenleri esnasında bozulan zeminin derbi maçta ev sahibi takıma sıkıntı yaşatabileceği varsayımı ile 23 Nisan&#8217;ın büyük maça(!) darbe vurduğu ima ediliyor.</p>
<p>Türkiye bu hale geldiyse, Milliyet gibi basının saygın bir markasında böyle şuursuzca, tartışma, spekülasyon yaratma amaçlı, toplumu gerecek, gereksiz hatta belki çok daha ulvi(!) amaçlarla böyle haberler yapılıyorsa gerçekten bu ülkenin geleceği eskiye göre daha az parlaktır.</p>
<div style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-191" title="23 Nisan stadyum törenlerini de yıpratmayalım" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/uploads/2008/04/23ntoren.jpg" alt="" width="380" height="281" /></div>
<p>Ben bir Galatasaraylı olarak her sene olduğu gibi bundan böyle de benim taraftarı olduğum takımın maçlarını oynadığı sahada 23 Nisan, hatta 19 Mayıs, 30 Ağustos törenlerinin yapılmasını Fenerbahçe&#8217;ye karşı maç kazanmaya tercih ederim, hem de 1-2 sene değil, hep, her zaman&#8230;</p>
<p>23 Nisan&#8217;ı yıpratanlarla ilgili o kadar çok söylenecek söz var ki&#8230; Neyse, bir de yıpratmak değil, bu kutsal günden yararlanmaya çalışanlar var. Bu sabah evden çıkarken 20-30 saniye göz attığım Ankara&#8217;daki törenlerde karşı tribünde hazırlanan yazılardan biri şunun gibi bir şeydi:</p>
<p>&#8220;Halkın sevgisinden büyük ödül yoktur.&#8221;</p>
<p>Ulu Önder Atatürk&#8217;ün 23 Nisan gibi bir günde söylemeyeceği, aksine halkın, ulusun iradesinin ve yönlendiriciliğinin önemini vurgulayacağı ortadayken böyle bir günde &#8220;biz halkın sevgisini kazandık, halkın gönlündeyiz&#8221; mesajı verdirtmek sizce masum bir davranış mı? Böyle bir günde &#8220;halkı arkasına almanın verdiği gücü&#8221; hatırlatmak yine 23 Nisan ruhuna aykırı bir yaklaşım, bu güne değer katmak değil, bu gün üstünden siyaset yapmaktır.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2008%2F23-nisani-bir-futbol-macindan-onemsiz-gormek-ustunden-siyaset-yapmak%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/23-nisani-bir-futbol-macindan-onemsiz-gormek-ustunden-siyaset-yapmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>12 Dev Adam Çökmeden Cesaretle Yeniden Yapılanmanın Zamanı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/12-dev-adam-cokmeden-cesaretle-yeniden-yapilanmanin-zamani/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/12-dev-adam-cokmeden-cesaretle-yeniden-yapilanmanin-zamani/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Sep 2007 18:32:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=116</guid>
		<description><![CDATA[A Milli Basketbol Takımımız&#8217;ın sorunlarını Avrupa Şampiyonası başlamadan önce &#8220;Hücum Edemeyen 12 Dev Adam ve Görevde Kalan Yöneticileri&#8221; başlıklı yazımda ele almıştım. Uzun süredir yazı yazanlar, &#8220;yazar&#8221; olarak nitelendirilebilecek insanlar yazdıklarının tutarlılığına ve doğruluğuna yazın hayatlarının ilk yıllarında olduğundan daha fazla önem verirler. Ama ben geçen ay yazdıklarımın turnuva boyunca bu kadar açık görülmesinden, fazlasıyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>A Milli Basketbol Takımımız&#8217;ın sorunlarını Avrupa Şampiyonası başlamadan önce <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/hucum-edemeyen-12-dev-adam-ve-gorevde-kalan-yoneticileri/">&#8220;Hücum Edemeyen 12 Dev Adam ve Görevde Kalan Yöneticileri&#8221; başlıklı yazım</a>da ele almıştım. Uzun süredir yazı yazanlar, &#8220;yazar&#8221; olarak nitelendirilebilecek insanlar yazdıklarının tutarlılığına ve doğruluğuna yazın hayatlarının ilk yıllarında olduğundan daha fazla önem verirler. Ama ben geçen ay yazdıklarımın turnuva boyunca bu kadar açık görülmesinden, fazlasıyla doğrulanmasından memnun değil rahatsız oldum!</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>2005 Avrupa Şampiyonası ve önceki hayal kırıklığı yaşanan turnuvalarda dahi başarısızlığın nedeni birçok farklı faktöre bağlanabiliyordu. Ama bu turnuvada daha öncekilerde görmediğimiz ya da görmezden geldiğimiz ana sorun ayyuka çıktı: Profesyonel sandığımız sporcularımızın takım olmayı becermelerini engelleyen karakterlerde olduğu, davranış ve tutum sorunları yaşadığı!Az süre oyunda kaldığı için maça küsenler mi istersiniz, sahada top ve sorumluluk almaktan kaçanlar mı, sıkıntılı anlarda insiyatif almış gibi yaparak bencil bir oyun oynayanlar mı? Hepsi bizde var, hatta fazlası: Koç tarafından kenara alınmasının yanlış olduğunu daha maç biter bitmez uzatılan mikrofonda ima edenler de bizde!</p>
<p>Konsantrasyon eksikliğini, sadece diğer oyunculara değil tüm milli takım üyelerine güvensizliği, ayıp olmasın diye turnuvada olup kafa olarak başka yerde olduklarını nasıl mı kanıtlayabiliriz? <a href="http://www.eurobasket2007.org/en/cid_BqypGFJPHy-Nw4lwIAq,v3.pageID_ZuDXeJ3OHqEtmvSSQBVHb3.compID_qMRZdYCZI6EoANOrUf9le2.season_2007.html" target="_blank">Eurobasket 2007 resmi web sitesinin takım istatistikleri</a>ne bakarak.İstatistik bölümü ilk turda elenen 4 takımı içermiyor çünkü az maç oynayan bu takımların istatistikleri karşılaştırma yapmak için yeterli değil. Geriye kalan 12 takım içinde Türkiye utanç verici istatistiklere sahip:<img title="Beğenmediğimiz Türkcan'ı milli takımdan çıkardık, eksikliğini bilmem hissettiniz mi..." src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/turkcana.jpg" alt="Beğenmediğimiz Türkcan'ı milli takımdan çıkardık, eksikliğini bilmem hissettiniz mi..." width="328" height="450" align="right" /></p>
<p>Savunma yapmaya üşenen oyuncularımız rakipleri ite kaka durdurmayı tercih ettiğinden en çok faul yapan 3. takımız. Hücum etmeyi bilmeyen, koordine olamayan, arkadaşına pas vermek istemeyen oyuncularımız en az asist (sayı pası) yapan takım oldular. Rakibi zorlamaya üşendikleri için potaya yaklaşmaktansa uzak mesafeden üçlük atmak gibi kolay yolu seçtiler ve en çok üçlük deneyen 2. takım oldular.</p>
<p>En çok merak edilen istatistiklerde asıl utanç ortaya çıkıyor: En az toplam sayı atan, en başarısız 2 sayı, en başarısız üç sayı, en az toplam basket, en başarısız serbest atış atan takım Portekiz ve İsrail&#8217;in de aralarında bulunduğu 12 takım arasında Türkiye! Serbest atış yüzdesi %60&#8242;ın altında kalan tek takım olmak aslında tek başına çok anlamlı bir bilgi. Adı üstünde serbest atışlar basketbolun oyuncuya rahat atış yapma şeklindeki hediyesi, diğer takıma cezasıdır. Kariyerleri boyunca sayısız serbest atış atan oyuncularımızın konsantrasyonu o kadar düşüktü ki %58 oranında başarı buldular.</p>
<p>Aslında tüm bunlar fazla bile detaylı oldu. Artık yalanlarla bir yere gidemeyiz. Az bulunur büyük yeteneklerimizden orada olmak istemeyenleri ayıklamamız gerekirken her zaman orada olmak isteyen bazı oyuncuları takımdan uzaklaştırdık. Takıma ruh, heyecan, motivasyon katan oyuncularımız olmalı, sahada birbirlerine bakışlarıyla güven, inanç, kontrol edilebilir hırslarını paylaşan bir milli takım oluşturmalıyız. Medyanın pompaladığı oyuncuların canını sıkmamak için geçmişte Mirsad Türkcan (*) gibi oyuncuları harcadık, şimdi yeni Mirsadlar çıkarmalıyız. Yıllardan bu oyunculardan takım yapamayan milli takım idarecileri ve işverenlerine ise söyleyeceğimi geçen yazımda söylemiştim.</p>
<p>Cesareti olan idareci ve yöneticilerimiz var mı bilemiyorum ama yeni bir organizasyon için fırsat bu fırsat. Ve bu sefer cesaretli olmak lazım, sadece isimlerin büyüklüğüne değil kişilik ve karakterlerin de aynı oranda büyük olmasına ihtiyaç var. Aksi halde hayal kırıklığından kurtulmamız zor, hatta söylemek istemiyorum ama &#8220;12 Dev Adam&#8221; markasını da kaybederiz. Sponsor ve yayıncı bulmakta zorlanırız&#8230;</p>
<p>* <span>Türkcan&#8217;ı anmışken medyamızda yer bulmayan başarılarını paylaşıp hakkını vermemize vesile olayım: NBA&#8217;de ilk Türk &#8211; 18. sırada seçildi, 2001-02 Avrupa Ligi normal sezonu, 02-03 Avrupa Ligi Top 16 En Değerli Oyuncu, 03-04 Avrupa Ligi En İyi Beş, 01-02, 02-03 Avrupa Ligi Ribaund Kralı ve Rusya Ligi ve İtalya Ligi&#8217;nde ribaund krallıkları ve ödüller&#8230; Türkiye Ligi istatistiklerini vermeye gerek yok, peki bu başarıların yanına yaklaşan oyuncumuz var mı? </span></p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li><a title="Yine Madalyadan Çok Uzaklarda! 12 Dev Adamı ve 20 milyon $ Sponsorluk Gelirini Yönetenler Rahat mı?" href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/yine-madalyadan-cok-uzaklarda-12-dev-adami-ve-20-milyon-sponsorluk-gelirini-yonetenler-rahat-mi/">Yine Madalyadan Çok Uzaklarda! 12 Dev Adamı ve 20 milyon $ Sponsorluk Gelirini Yönetenler Rahat mı?</a></li>
<li><a title="Hücum Edemeyen 12 Dev Adam ve Görevde Kalan Yöneticileri" href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/hucum-edemeyen-12-dev-adam-ve-gorevde-kalan-yoneticileri/">Hücum Edemeyen 12 Dev Adam ve Görevde Kalan Yöneticileri</a></li>
</ul>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2F12-dev-adam-cokmeden-cesaretle-yeniden-yapilanmanin-zamani%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/12-dev-adam-cokmeden-cesaretle-yeniden-yapilanmanin-zamani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hücum Edemeyen 12 Dev Adam ve Görevde Kalan Yöneticileri</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/hucum-edemeyen-12-dev-adam-ve-gorevde-kalan-yoneticileri-2/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/hucum-edemeyen-12-dev-adam-ve-gorevde-kalan-yoneticileri-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Aug 2007 20:09:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=111</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;nin ikinci popüler spor dalı basketbolda özellikle &#8220;12 Dev Adam&#8221; temasıyla birlikte A Milli Takım&#8217;a ciddi bir ilgi var. Avrupa&#8217;nın sayılı basketbol ülkelerinden biri olan Türkiye son dönemde bu sporda da bir gerileme dönemine girmiş olsa da A Milli Takım&#8217;dan beklentiler her zaman oldukça yüksek. Ama elde edilen sonuçlar 2006&#8242;daki Dünya 6.lığı dışında pek de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;nin ikinci popüler spor dalı basketbolda özellikle &#8220;12 Dev Adam&#8221; temasıyla birlikte A Milli Takım&#8217;a ciddi bir ilgi var. Avrupa&#8217;nın sayılı basketbol ülkelerinden biri olan Türkiye son dönemde bu sporda da bir gerileme dönemine girmiş olsa da A Milli Takım&#8217;dan beklentiler her zaman oldukça yüksek. Ama elde edilen sonuçlar 2006&#8242;daki Dünya 6.lığı dışında pek de tatmin edici olmadı.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>2006&#8242;da Japonya&#8217;daki turnuvayı o dönem vatani görevimi yerine getirdiğimden izleyememiştim. Bu nedenle neredeyse 2 yıl sonra ilk kez 12 Dev Adam&#8217;ı İzmir&#8217;deki Efes Pilsen World Cup maçlarında izleyebildim ve gördüklerime daha fazla dayanamayıp yıllardır 12 Dev Adam yazmama orucumu bozmaya karar verdim.Evet ülkemizde kendini teknik adam sanıp &#8220;bu takım şunu şöyle yapmalı&#8221; diyenlerin haddi hesabı yok. Ama yıllarını basketbola vermiş, yaz aylarında tatil yerine takımla kamp yapmış, sadece ekrandan değil tribünden de bir hayli maç seyretmiş, hayatında basketbol çok büyük yer tutan biri olarak sanırım benim diyeceklerim yersiz olmayacaktır.</p>
<p>Uzun yıllardır milli takımlarımızı izliyorum, kadrolarımız yavaşça değişiyor, teknik ekipler de. Tartışmalarımız da değişir gibi oluyor ama dönüp dolaşıp aynı tartışmaları sürdürür buluyoruz kendimizi. &#8220;Takımda huzursuzluk&#8221;, &#8220;A uyumsuz&#8221;, &#8220;B takıma uyum sağlar mı&#8221;, &#8220;NBA oyuncuları olsun mu&#8221; gibi ortak noktası &#8220;takım olamamak&#8221; gibi gözüken küçük tartışmalardan neden kurtulamadığımızı araştıracağımıza bu atışmalardaki tezlere kapılıyoruz.</p>
<p>Bu tartışmaların temelinde yatanları ise iki ana nedene bağlamalıyız: Davranışsal sorunlar ve idari yetersizlikler. Davranışsal sorunlar ülkemizde her yerde karşımıza çıkıyor, eğitimini, toplumla bütünleşmesini tamamlayamamış bireyler kendilerine saygı duymadan çevrelerindekilere de duymuyor ve bu durum şirketlerde, kamu kurumlarında, kolektif çalışma gereken ortamlarda sıklıkla verimsizliğe neden oluyor. Ama bugün 12 Dev Adam&#8217;ın davranışsal sorunlarına değil yönetilmeyişine odaklanmak istiyorum.</p>
<p>Gerek 2001&#8242;de Türkiye&#8217;de düzenlenen turnuvaya gerekse de sonrasındaki hayal kırıklıklarına bakarsanız Türk Milli Takımı&#8217;nın ciddi bir hücum etme sıkıntısı yaşadığını görürsünüz. Nasıl mı görürsünüz? Turnuvalarda maç boyunca, 40 dakikada atabildiğimiz ortalama sayılara bakar, bunu örneğin turnuva ortalaması ya da belli dereceleri alan takımların ortalamalarıyla karşılaştırabilirsiniz.</p>
<p>Milli takımımızın sayı üretmekteki kısırlığı yıllardır sürerken bu sorunun çözümüne odaklanmayışımız da yine Türkiye&#8217;ye <img src="http://www.sevillaweb.info/ocio/eurobasket2007/imagenes/eurobasket_logo.jpg" alt="" width="180" height="220" align="right" />özgü bir yadsıma, yanlış yere odaklanma örneği. Peki ben 12 Dev Adam kamplarında bulunmadan, antrenmanları izlemeden nasıl bu soruna eğilmediğimizi iddia edebiliyorum?</p>
<p>2007 Avrupa Basketbol Şampiyonası öncesi son ciddi sınavlar olan Efes Pilsen Dünya Kupası&#8217;ndaki önemli maçları izleyerek. İspanya&#8217;daki şampiyonada büyük olasılıkla ilk dörtlünün arkasında yer almaya çalışacak olan Hırvatistan gibi mükemmel deneyemeyecek bir takım ile yine benzer durumda olan Sırbistan maçlarımızda hücumda maçın önemli bölümlerinde nasıl kilitlendiğimiz akıllara zarar. Topu nasıl bir oyun sonrası potaya göndereceğine karar veremeyen profesyonel oyuncularımız bazen insiyatif alamıyor, bazen de önceki yıllarda tartışmalara yol açan şekilde tek başına insiyatif alıp kurtarıcı olmaya soyunurken zorlama hücumlarla takım dengesini bozuyor. Lafı fazla uzatmaya gerek yok, formda olmayan Sırbistan&#8217;ı dahi nispeten rahat yendiğimiz maçın ilk yarısında, 20 dakikada 40 sayıyı geçemeyişimiz bir işaret. Hele Sırbistan&#8217;ın aksine savunma yapmayı seven, hücumda çok silahı olmayan takımlara karşı iyice zorlanıyoruz.</p>
<p>Yıllardır bu sitede onlarca konuda yazıp da basketbola değinmeyen biri olarak sonunda bu konuda yazmamın nedeni Türkiye&#8217;nin bu alanda da bir adım ileri gidememesi. Basketbolda hangi oyuncunun nerede durup ne zaman nereye koşacağı, topu kimden alıp kime vereceği takım koçları tarafından belirlenir ve bunlara &#8220;set&#8221; denir. Her takımın bir çok farklı set hücumu vardır, bu setler antrenmanlarda yüzlerce kez denenir ve maçta mükemmele yakın uygulanmaya çalışılır. Bir Türk Milli Takım maçında ise, hele rakip sert ve baskılı savunma yapıyorsa, maç başabaş ya da aleyhimize gidiyorsa, Türk hücumu sırasında kaos ya da aşırı durağanlık vardır. Topu bir oyuncu alır diğerleri seyreder, ya da sete göre topu alması gerekene top bir türlü ulaştırılamaz, bu durumda diğer oyuncular insiyatif alamaz, zaman harcanır, büyük olasılıkla zorlama, uzak, üç sayılık şutlar denenir. Bereket Türk Milli Takımı&#8217;nda iyi uzun mesafe atıcıları vardır ve spiker denedikleri zorlama şut basket olunca adlarını kahramanca haykırır, biz de çok başarılı bir hücum daha gerçekleştirdiğimizi sanırız. Ama bu üçlükler maç sonuna kadar hep basket olacak değildir, nitekim Milli Takım bol bol 3 sayılık atış denediğiyle kalır.</p>
<p>Bu görüntü yıllardır tekrarlanır, her seferinde sorun belli &#8220;problemli&#8221; oyuncular günah keçisi ilan edilerek çözülmeye çalışılır. Ama ülkenin Milli Takım sorumluları, menajerleri, ardından koç ve asistan koçlar 1-2 yıl değil çok daha uzun süredir varolan bu sorunu çözemezler! İkinci yarısında Türk Milli Takımı&#8217;nın geriden takip ettiği bir maçı izlemeye başlarsınız, görüntü aynen şu şekilde olduğu müddetçe bu sayfadaki eleştirim geçerliliğini koruyacaktır: Topu rakip yarı sahaya oldukça geç getiren bir oyun kurucu, geri kalan 16-17 saniyede bir set hücumu denemesi ve daha ilk ya da ikinci pasın verilememesi sonrası bozulan set, top elinde kalan bir oyuncunun önceden belirlenenin aksine rasgele, en yakındaki takım arkadaşını çağırıp savunmacına &#8220;screen&#8221; koymasını istemesi. Ardından zoraki bir pas, büyük olasılıkla da bir üçlük denemesiyle biten hücum!</p>
<p>Bu hücumu yıllardır düzeltemeyen milli takım koç ve antrenörleri, menajerleri, milli takım sorumluları ve bunlara görev veren federasyon yetkilileri yıllardır görev başında ve yıllardır sponsorların pompoladığı &#8220;12 Dev Adam&#8221; heyecanından para kazanmaya devam ediyorlar!</p>
<p>İspanya&#8217;daki Avrupa Şampiyonası&#8217;na çok az kaldı. Duygusallığını bastıramayan Türk sporcular maçlara iyi başladıklarında hücumda disiplini daha uzun süre koruyabiliyorlar. Ümidim her maça iyi başlamamız ve de kendimize güvenimizi koruyup koçtan 2 dakika uzakta kalınca set hücumu uygulamayı unutmamamız yönünde&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li><a title="Yine Madalyadan Çok Uzaklarda! 12 Dev Adamı ve 20 milyon $ Sponsorluk Gelirini Yönetenler Rahat mı?" href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/yine-madalyadan-cok-uzaklarda-12-dev-adami-ve-20-milyon-sponsorluk-gelirini-yonetenler-rahat-mi/">Yine Madalyadan Çok Uzaklarda! 12 Dev Adamı ve 20 milyon $ Sponsorluk Gelirini Yönetenler Rahat mı?</a></li>
<li><a title="12 Dev Adam Çökmeden Cesaretle Yeniden Yapılanmanın Zamanı" href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/12-dev-adam-cokmeden-cesaretle-yeniden-yapilanmanin-zamani/">12 Dev Adam”Çökmeden Cesaretle Yeniden Yapılanmanın Zamanı</a></li>
</ul>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fhucum-edemeyen-12-dev-adam-ve-gorevde-kalan-yoneticileri-2%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/hucum-edemeyen-12-dev-adam-ve-gorevde-kalan-yoneticileri-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yabancı Diziler: Nip/Tuck 4. Sezon Sıradan</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/yabanci-diziler-niptuck-4-sezon-siradan/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/yabanci-diziler-niptuck-4-sezon-siradan/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 May 2007 15:56:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=91</guid>
		<description><![CDATA[Geçen yıl bu zamanlar izleyiciye saygı göstermeyen kanallar arasına CNBC-e&#8217;nin de katıldığından dem vurmuş, televizyonda dizi seyretme keyfimin pek çok kişi gibi azaldığını söylemiştim. Sevdiğim dizileri CD, DVD ve İnternet&#8217;ten takip etmeye başladım. Askerlik dönüşü eski hobileri canlandırmak uğruna çok tartışmalı, bence özel dizi Nip/Tuck&#8217;ın 4. sezonunu izlemeye başladım ve dizinin 4. sezonunun son bölümünü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen yıl bu zamanlar <a href="http://www.cihansalim.net/blog/200605.htm#cnbcesparkmeryem" title="Mayıs 2006'dan, South Park ile ilgili bir yazı ve CNBC-e">izleyiciye saygı göstermeyen kanallar arasına CNBC-e&#8217;nin de katıldığından dem vurmuş</a>, televizyonda dizi seyretme keyfimin pek çok kişi gibi azaldığını söylemiştim. Sevdiğim dizileri CD, DVD ve İnternet&#8217;ten takip etmeye başladım. Askerlik dönüşü eski hobileri canlandırmak uğruna çok tartışmalı, bence özel dizi Nip/Tuck&#8217;ın 4. sezonunu izlemeye başladım ve dizinin 4. sezonunun son bölümünü bugün seyrettim.<br />
<center><!--adsense--></center><br />
Nip/Tuck&#8217;ın ilgi çekmes<img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/niptucks4.jpg" title="4. sezonun kahramanı 'Michelle'" alt="4. sezonun kahramanı 'Michelle'" align="right" height="442" width="311" />inin nedenleri arasında tabii ki bazı popüler kültür ve popüler TV malzemelerini kullanması olsa da öte yandan her bölümde, etrafımızda olan ama fark etmediğimiz insanların etkileyici dramına şahit oluyorduk. Mutsuz insanların göze aldığı zor operasyonlar, mutlu insanların kafaya taktığı fiziksel özellikleri, gerçekten fiziksel sorunu olan insanların maddi, manevi sıkıntıları bizi düşündürüyor, güzellik kavramını sorgulatıyordu. Bir yandan da dizinin kahramanlarının hayatı sürüyordu. Doğru formül ve iyi senaryo 2005&#8242;te Altın Küre kazandırmıştı&#8230;</p>
<p>Geçen yıl seyrettiğim, Türkiye&#8217;de CNBC-e&#8217;de bu kış ben askerdeyken yayınlanan 3. sezonda ise dizi yapımcıları biraz daha farklı bir formüle kaydı ve kahramanların yaşadıkları daha çok öne çıktı, bir macera dizisine dönüştü. Yine de heyecanla izlendi. 4. sezonda ise çok daha başarısız olunduğunu söylemek zorundayım. Öyle ki, dizinin severleri önümüzdeki sene, CNBC-e diziyi yayınlarsa, izlememe seçeneğini ciddi olarak ele alabilir. Tamamen dizi karakterleri üzerine yoğunlaşan ama çok zorlama yapan, buna rağmen derine inemeyen, yüzeysel kalan bölümlerde bazen 20 yıl ileriye bile gidilip fantastik sahneler elde edilmeye çalışılıyor. Ama sonuçta elde edilen önceki sezonların başarısız bir tekrarı, hatta daha düşük bir performans. Seyrettiklerini sorgulayan, zamanı değerli olanlara duyurulur&#8230;</p>
<p>Aslında böyle bir konuyu yazmışken yine son 3 ay içinde, fırsat bulduğum kısa süreler sonrası ancak bitirdiğim Need for Speed: Carbon&#8217;un da beni kolaylığı ile hayal kırıklığına uğrattığını söylemenin yeridir. Need for Speed serisi yine görsel açıdan güçlü ama bu sefer oyun hiç rekabetçi ve zorlayıcı değil, hele final bölümleri oldukça sıradan ve final&#8230; eh işte.</p>
<p>Ama hep eleştiri olmasın, hala hoşuma gidenlerden de bahsederek bitireyim. Üstün performansını sürdüren bir klasik South Park, 11. sezonuna da güzel başladı. Öneririm&#8230;<br />
<center><!--adsense#linkunit--></center></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fyabanci-diziler-niptuck-4-sezon-siradan%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/yabanci-diziler-niptuck-4-sezon-siradan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geniş ekran monitörde oyun oynayabilmek</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/genis-ekran-monitorde-oyun-oynayabilmek/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/genis-ekran-monitorde-oyun-oynayabilmek/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Mar 2007 21:29:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[bilgisayarlar]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=27</guid>
		<description><![CDATA[LCD&#8217;ye geçmeye uzun süre direndim, ilk neden kaliteli CRT monitörümün performansı, ikinci nedense LCD&#8217;lerin teknik sorunlarıydı. Sabit/doğal çözünürlük değiştirilince netlik bozuluyordu ve ben tüm uygulamaları LCD&#8217;min doğal çözünürlüğüne zorlamak istemiyordum, ikincisi de film ve oyunlarda bizzat gördüğüm tepki süresi sorunlarıydı. Tabii tepki süreleri gittikçe hızlandı.

Ama sonunda LCD&#8217;ye geçmeme neden olan dev CRT&#8217;min odaya yaydığı ısıdan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>LCD&#8217;ye geçmeye uzun süre direndim, ilk neden kaliteli CRT monitörümün performansı, ikinci nedense LCD&#8217;lerin teknik sorunlarıydı. Sabit/doğal çözünürlük değiştirilince netlik bozuluyordu ve ben tüm uygulamaları LCD&#8217;min doğal çözünürlüğüne zorlamak istemiyordum, ikincisi de film ve oyunlarda bizzat gördüğüm tepki süresi sorunlarıydı. Tabii tepki süreleri gittikçe hızlandı.</p>
<p><center><!--adsense--></center><br />
Ama sonunda LCD&#8217;ye geçmeme neden olan dev CRT&#8217;min odaya yaydığı ısıdan usanmam, üstüne de Mehmet Doğan&#8217;ın <a target="_blank" href="http://www.altiustutasarim.com/notdefteri/arsiv/2007/02/cevre_dostu_web_tasarimci_nasi.php">&#8220;Çevre Dostu Web Tasarımcı Nasıl Olunur?&#8221; yazısı</a> ve linklerde okuduklarım oldu. Etkileyici teknik özelliklerinin yanında kampanya dolayısıyla indirime girdiğinden, daha önce seçenekler arasına bile koymadığım geniş ekran bir monitör aldım. Aslında 19 inç ve üstünde geniş ekran monitör alma konusunda iyi düşünmekte fayda var, eğer TV ve film/dizi seyredilecekse son derece uygun, ama bilgisayar kullanımı içinse henüz gözlerimizin bu şekilde bilgisayar kullanmaya alışmadığını düşünüyorum, en azından dünyanın bu tarafında. Ama gidişat da, üreticilerin maliyet odaklı yaklaşımlarıyla, geniş ekrana doğru.Zaten dizüstü bilgisayarlarda standart olan geniş ekranlar yakında bilgisayarların da tek tamamlayıcısı olabilir. Ama henüz o aşamaya gelmediğimizden tüm uygulamalar geniş ekran çözünürlüğüne uygun değil. Bence en sorunlusu da, oyunlar gibi görsellik üzerine kurulu uygulamalar. Eğer geniş ekran bir monitörünüz ya da dizüstünüz varsa, elinizdeki oyun da bu ekranda sorunsuz çalışmıyorsa, bu konuda <a target="_blank" href="http://www.widescreengamingforum.com/wiki/index.php?title=Main_Page" title="Geniş ekranda oyun oynamak üzerine">WideScreenGamingForum.com&#8217;dan </a>destek alabilirsiniz. Sadece forumlar değil, geniş bir oyun listesinde hangilerinin geniş ekranda nasıl çalıştırılabildiği, ek ayar ve dosya gerekip gerekmediği listeleniyor. Zaten doğrudan oyunlar bölümüne girip, oradan gerekli bilgileri elde etmek mümkün.Bu siteyi bulmama neden olan da, şaşırtıcı şekilde geniş ekranı desteklemeyen Need for Speed serisinin son oyunu <a target="_blank" href="http://www.ea.com/nfs/carbon/us/" title="NFS Carbon resmi site">Carbon</a>. Siteden verilen bir bağlantı ile, oyunu farklı çözünürlüklerde çalıştırabilen bir küçük yazılım buldum ve ancak böyle oyunu açabildim. Laf açılmışken, son NFS oyununun, <a target="_blank" href="http://www.ea.com/official/nfs/mostwanted/us/" title="NFS Most Wanted resmi site">Most Wanted</a>&#8216;dan sonra bir hayal kırıklığı ve çok kolay, basit kaldığını düşünüyorum. Asker dönüşü ilk hevesim de kaçınca oyunu sıkılarak bitirdim diyebilirim.<br />
<center><!--adsense#linkunit--></center></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fgenis-ekran-monitorde-oyun-oynayabilmek%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/genis-ekran-monitorde-oyun-oynayabilmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Windows Vista: Oyuncular şimdilik bekleyebilir ama ilerde mecbur&#8230;</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/windows-vista-oyuncular-simdilik-bekleyebilir-ama-ilerde-mecbur/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/windows-vista-oyuncular-simdilik-bekleyebilir-ama-ilerde-mecbur/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Feb 2007 11:49:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=21</guid>
		<description><![CDATA[Yeni Windows sürümü Vista bildiğiniz gibi piyasada, Türkçe&#8217;si de bu ay sonunda hazır olacak. &#8220;Vista&#8217;ya geçmeli mi&#8221; sorusu çok boyutlu yanıtı olan bir soru, hatta &#8220;hala Windows kullanmalı mı&#8221; diye daha genel ve etkili bir sorunun yanıtına olumsuz yanıt verenler gittikçe artarken. (olumsuz yanıt vermek için harika bir neden: Pardus Türkçe işletim sistemi!)

Ama burada, bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni Windows sürümü Vista bildiğiniz gibi piyasada, <a title="Microsoft Türkiye" href="http://www.microsoft.com/turkiye/windows/default.mspx" target="_blank">Türkçe&#8217;si</a> de bu ay sonunda hazır olacak. &#8220;Vista&#8217;ya geçmeli mi&#8221; sorusu çok boyutlu yanıtı olan bir soru, hatta &#8220;hala Windows kullanmalı mı&#8221; diye daha genel ve etkili bir sorunun yanıtına olumsuz yanıt verenler gittikçe artarken. (olumsuz yanıt vermek için harika bir neden: <a title="Pardus'u indirme linki" href="http://www.pardus.org.tr/indir.html">Pardus Türkçe işletim sistemi</a>!)</p>
<p><!--adsense--><br />
Ama burada, bir pazar günü, eğlence ve özellikle oyunlar boyutuna odaklanalım. Şu aşamada görülen şu ki, oyuncular için soru &#8220;Vista&#8217;ya geçmeli mi&#8221; değil &#8220;Ne zaman geçmeli&#8221;. Çünkü yeni işletim sistemi <a href="http://www.microsoft.com/windows/directx/default.mspx" target="_blank">DirectX</a> 10 d<img src="http://www.microsoft.com/games/pc/images/pc_logo2.jpg" alt="" width="175" height="42" align="right" />esteğiyle grafik işlemlerine önemli geliştirmeler getiriyor. DirectX 10 özellikleri kullanılarak yeni görsel güzellikler üretmenin yanında, Windows sanal belleğine ekran kartının doğrudan erişimi, vb. performans artışı sağlayacak düzenlemeler de yapılabiliyor.</p>
<p>Şu aşamada DirectX 10 sadece Vista&#8217;da ve Windows XP sürümü olmayacak diye biliniyor. Bu konuda biraz şüpheliyim ama kısa ve orta vadede Vista satışlarını güçlendirmek amacıyla XP için 10. sürüm dağıtılmayabilir. Vista&#8217;nın bazı önemli bileşenleri <a title="Explorer 7 Türkçe" href="http://www.microsoft.com/turkiye/windows/ie/default.mspx">Explorer 7</a> ve <a title="Media Player 11 Türkçe" href="http://www.microsoft.com/windows/windowsmedia/tr/player/11/default.aspx">Media Player 11</a> (iki bağlantı da Türkçe) Windows XP için de ücretsiz dağıtılıyor, ama bu <a title="Firefox" href="http://www.mozilla.com/en-US/" target="_blank">Mozilla Firefox </a>ve pek çok medya oynatıcısı rakip yazılımın sürekli güncellenmesinden kaynaklanıyor. Fakat DirectX için benzer bir rakip tehdidi yok, OpenGL oyunlar çok fazla değil.Uzun vadede XP için de DirectX 10 dağıtılabilir diye düşünüyorum, ama bu bir hayli uzun vadede olabilir. O yüzden yeni DirectX 10 oyunlar oynamak isteyenler, tabii önce DirectX 10 destekli bir ekran kartı alıp sonra da Vista yüklemek zorunda. Tabii şu anda henüz böyle bir oyun çıkmadı, ama Mart ayında ilk örnekler gelmeye başlayacak. Örneğin birkaç <a title="Hürriyet Pazar ekinden okuyabilirsiniz" href="http://www.hurriyet.com.tr/pazar/6010126.asp?gid=59">Türk&#8217;ün Almanya&#8217;da kurduğu Crytek</a>&#8216;in dünyada heyecanla beklenen Crysis oyunu gibi.</p>
<p>Peki madem henüz DirectX 10 oyun yok, 9. sürümde Vista, XP&#8217;ye karşı nasıl? Yeni işletim sistemi tabii ki daha süslü, yüklü, özellikli, yani donanıma daha fazla yük bindiriyor. Zaten Vista&#8217;yı 512 MB RAM bellek ile kullanmayı önermek mümkün değil, sistem boş durumda bile, sadece kendisi için, Vista sürümüne göre değişmekle beraber yaklaşık 450 MB bellek kullanıyor. Eğer 1 GB veya fazla RAM bellek yüklüyse, DirectX 9 oyunlarda şu anda XP ile başabaş gidiyor, tabii genelde XP çok az daha iyi performans veriyor. Bu nedenle oyuncular için hemen Vista&#8217;ya geçmek gerekmiyor. Daha detaylı performans karşılaştırması ve popüler oyunlardaki deneme sonuçları <a title="Gamespot Windows Vista oyun performans testleri" href="http://www.gamespot.com/features/6164940/index.html" target="_blank">Gamespot&#8217;un bu sayfaları</a>ndan okunabilir.</p>
<p><!--adsense#linkunit--></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fwindows-vista-oyuncular-simdilik-bekleyebilir-ama-ilerde-mecbur%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/windows-vista-oyuncular-simdilik-bekleyebilir-ama-ilerde-mecbur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>40</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

