<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>H. Cihan Salim - Günce... Blog... &#187; medya / pazarlama</title>
	<atom:link href="http://www.cihansalim.net/blog/category/medya-dunyasi-pazarlama/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cihansalim.net/blog</link>
	<description>www.cihansalim.net</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 09:52:57 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Pazarlamacılar için dokunulmamış maden: Patlayan veri çeşitliliği</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/pazarlamacilar-icin-dokunulmamis-maden-patlayan-veri-cesitliligi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/pazarlamacilar-icin-dokunulmamis-maden-patlayan-veri-cesitliligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Dec 2011 15:28:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[dünya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1681</guid>
		<description><![CDATA[64 ülkeden 1734 pazarlama yöneticisi ile yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, tepe yöneticiler şu dört trende yeteri kadar hazır olmadıklarını belirtiyor: Veri oluşumu ve birikiminde patlama; Sosyal ağlarda paylaşım; Müşteriyle temasa geçilen kanallar ve cihazların çeşitlenerek artması; Değişen müşteri demografisi. Bunların ilk ikisindeki fırsatların farkında mıyız?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>IBM’in her yıl geniş katılımlı gerçekleştirdiği tepe yönetici araştırmasının yeni halkası CMO yani şirketlerinin pazarlamadan sorumlu liderleri ile yapıldı. 64 ülkeden 1734 tepe yönetici ile birer saatlik görüşmelerden derlenen <a target="_blank" title="İngilizce özetlere göz atabilirsiniz" href="http://www-935.ibm.com/services/us/cmo/cmostudy2011/cmo-registration.html">“pazarlamacıların dünyası” denebilecek araştırma</a>nın bulguları, benim de son dakikada tesadüfen haberim olan bir toplantıda Sabancı Müzesi’nde bir grup yöneticiye sunuldu.</p>
<p>Pazardaki değişkenler, rekabet dinamiklerinin ardından şirketlerini en çok etkileyen dışsal faktörün teknolojideki gelişmeler olduğunu kabul eden pazarlama yöneticileri dikkat edilmesi ve iyi yönetilmesi gereken, oyun alanını tamamıyla değiştiren dört tane baskın faktörü de şöyle sıralamış:</p>
<p>Veri oluşumu ve birikiminde patlama; sosyal ağlarda paylaşım; müşteriyle temasa geçilen kanallar ve cihazların çeşitlenerek artması; değişen müşteri demografisi. 64 ülkeden kıdemli yöneticilerin büyük çoğunluğunun en az hazır hissettiklerini belirttikleri bu dört değişkene karşı, Türkiye’de “biz tüm bunları iyi yönetiyoruz” deme cüretini gösterebilenlerimizin gerçekten az olması gerekir.</p>
<p>Bu kuvvetli dalgalarla başa çıkabilmek için de üç tane iyileştirme alanı vurgulanmış: Güçlenen müşterileri anlamak ve onlara değer sağlamak; bu müşterilerle uzun soluklu ilişkiler kurma; pazarlamanın işe olan katkısını, pazarlama yatırımlarının getirisini sayıya dökülebilir terimlerle ölçmek. Bunları başarmak için pazarlama yönetiminde çok ciddi yaklaşım farklılıklarının devreye girmesi gerekiyor.</p>
<div align="center">
<div align="center">
<div style="width:470px; text-align:center" class="captionfull"><img align="center" width=470 src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/data-yagmuru-buyuk-veri-big-data-l.jpg"/ title="Her 2 günde bir uygarlığın başından 2003 yılına kadar üretilen veriye eşit miktarda veri üretiliyor. Buna ister veri sağanağı, ister veri patlaması veya veri seli deyin, ama içinden işinize yarayacakları kullanırsanız fark yaratabilirsiniz" alt="Her 2 günde bir uygarlığın başından 2003 yılına kadar üretilen veriye eşit miktarda veri üretiliyor. Buna ister veri sağanağı, ister veri patlaması veya veri seli deyin, ama içinden işinize yarayacakları kullanırsanız fark yaratabilirsiniz"/>
<p>Her 2 günde bir uygarlığın başından 2003 yılına kadar üretilen veriye eşit miktarda veri üretiliyor. Buna ister veri sağanağı, ister veri patlaması veya veri seli deyin, ama içinden işinize yarayacakları kullanırsanız fark yaratabilirsiniz (Görsel: (c) Brett Ryder, The Economist dergisinden)</p>
</div>
</div>
</div>
<p><strong>Büyüyen Veri Dünyası ve Sosyal Ağlar</strong><br />
İletişim kanallarının çeşitlenmesiyle çok daha fazla ‘malumat’ dolaşımda, bunu veri ve ardından bilgiye çevirebilenler ciddi fark yaratıyor. Hangi tip bayileriniz, satış noktalarınıza haftanın her bir günü kaç kişi giriyor, bunların kaçı alışveriş yapıyor; mobil uygulamanızı kimler indirdi, nasıl kullandılar; çağrı merkezinizi aradıklarında hangi müşteri grubunuz neyden şikayet ediyor, hangi ürünü soruyor, aynısını mı bir alt modeli mi alıyor; hangi mecradaki reklamınızdan gelen satışlar daha uzun ömürlü müşteriler getiriyor?</p>
<p>Bunlara ek olarak forumlar, sosyal paylaşım, blog ve mikro blog platformlarında, ürün ve hizmetleriniz için neler tartışılıyor? Hepsiburada, Gittigidiyor gibi sitelerde 1. veya 2. el ürününüzle ilgili yorum ve puanlamaları takip ediyor musunuz?</p>
<p>Veri tipleri, verinin oluşma hızı ve sıklığı çeşitleniyor. Çoğu kurum bu yeni veri çeşitlerini entegre edecek sistemleri kurmak için sandıklarından daha az yatırım maliyetine katlanacaklarına rağmen, hala bireysel ihtiyaçları anlamaktansa pazar araştırma raporları, kurum içi ve endüstri satış raporlarını baz alan analizlerle yoluna devam ediyor.</p>
<p>Halbuki, günümüzde ‘kral’ müşteri, ve sizle olan her türlü etkileşiminden bir şey öğrendiğinizi gösterircesine teklifler ve hizmetler sunmanız başarılı bir pazarlama yaptığınız, müşteri ömrünü uzattığınız anlamına geliyor. ‘Yeni’ veya ‘dijital’ pazarlama sadece iletişiminizde Facebook, vb. kullanmakla sınırlı değil, pazarlamanın diğer sorumluluk alanlarında da sosyal mecralar olsun, kanallardan gelen veriler olsun, bireyleri anlamakta.</p>
<p>Araştırmanın en dikkat çekici noktalarından biri de, yöneticilerin, pazarlama yatırımlarının getirilerini ölçme konusunda da sorumluluklarının arttığının farkında olmaları ama bunun için gerekli ölçütlerin hazır olmadığını belirtmeleri.</p>
<p>Ama pazarlama direktörlerine, “araştırma, iletişim, vb. harcamaların şirkete ne oranda kazandırıyor” diye sorgulayan organizasyonların, pazarlama departmanına sadece ‘promosyon iletişimi’ değil, 4P’nin diğer üçünün -ürün yönetimi, fiyatlama ve dağıtım kanalı yönetiminin- de birincil sorumluluğunu vermesi gerekiyor, ki hesap sorulabilirlik için yeterli yetki ve karar alma alanı olsun.</p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fpazarlamacilar-icin-dokunulmamis-maden-patlayan-veri-cesitliligi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/pazarlamacilar-icin-dokunulmamis-maden-patlayan-veri-cesitliligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dijitalin Yükselişi ile Değişen Ticaret ve Pazarlama Trendleri [sunum]</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/dijitalin-yukselisi-ile-degisen-ticaret-ve-pazarlama-trendleri-sunum/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/dijitalin-yukselisi-ile-degisen-ticaret-ve-pazarlama-trendleri-sunum/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Dec 2011 08:00:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[dünya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1669</guid>
		<description><![CDATA[Bilişim teknolojileri ucuzlarken milyonlarca yeni kullanıcının dijitale erişiminin artmasıyla bilgi ve ürünün marjinal dağıtım maliyetleri 0’a doğru hızla iniyor. İnternet’in geçer akçesi, yeni para birimleri, 'dikkat/ilgi' ve 'itibar'. Peki bu gelişmeler ışığında iş modelleri ve pazarlama nasıl yeniden şekillendirilebilir? Bu sorulara odaklanan ve İstanbul Bilişim Kongresi'nde izleyicilere yaptığım sunumumu burada görebilirsiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Daha önce farklı ortam ve platformlarda belli bölümlerini paylaştığım slaytları alttaki sunuşta bir araya getirdim. <a target="_blank" href="http://www.istanbulbilisimkongresi.org.tr/">İstanbul Bilişim Kongresi</a>&#8216;nde dijital yaşam panelinde dinleyicilerle kısıtlı süre içinde paylaştığım bu kareleri vakit yetersizliği ve gelen talep nedeniyle sitemde de paylaşıyorum. Tabii sözlü olarak, daha fazla örnekle birebir anlatmanın tadı bambaşka! Sunum çerçevesinin sağ altındaki oklara basarak tam ekran izlemeye geçmenizi tavsiye ederim.</p>
<div align="center" style="width:595px" id="__ss_10606765"> <strong style="display:block;margin:12px 0 4px"><a href="http://www.slideshare.net/hcsalim/dijitalin-ykselii-ile-deien-ticaret-ve-pazarlama-trendleri" title="Dijitalin Yükselişi ile Değişen Ticaret ve Pazarlama Trendleri" target="_blank">Dijitalin Yükselişi ile Değişen Ticaret ve Pazarlama Trendleri</a></strong> <iframe src="http://www.slideshare.net/slideshow/embed_code/10606765?rel=0" width="595" height="497" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe> </div>
<p>Özetle içindekiler;</p>
<ul>
<li> Bilişim teknolojileri ucuzlarken milyonlarca yeni kullanıcının dijitale erişiminin artmasıyla bilgi ve ürünün marjinal dağıtım maliyetleri 0’a doğru hızla iniyor.</li>
<li> Dağıtımı kolaylaşan bilgi, artık çok sahipli ve tek başına eskisi kadar güç sağlamıyor.</li>
<li> İnternet’in geçer akçesi, yeni para birimleri, &#8216;dikkat/ilgi&#8217; ve &#8216;itibar&#8217;.</li>
<li> Bedava veya ’umursanmayacak kadar ucuz’, bir şekilde iş modellerine, ticaret ve ortaklık şekillerine dahil oluyor.</li>
<li> Kurumlar dışa dönük yüzlerinde nasıl bir iş modeli belirleyebilir, içe dönükken yeni teknolojilerden nasıl faydalanabilir?</li>
<li> Tüm bu dinamiklerin ışığında pazarlama, dijitalle imtihanında sınıfta kalmamak için nasıl değişmeli?</li>
</ul>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fdijitalin-yukselisi-ile-degisen-ticaret-ve-pazarlama-trendleri-sunum%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/dijitalin-yukselisi-ile-degisen-ticaret-ve-pazarlama-trendleri-sunum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yoğunlaşan Rekabette Kazanmak için Oyun Sahanı Tanı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yogunlasan-rekabette-kazanmak-icin-oyun-sahani-tani/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yogunlasan-rekabette-kazanmak-icin-oyun-sahani-tani/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Dec 2011 10:34:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1657</guid>
		<description><![CDATA[Dikkat ve ilgi çekmek için artan bir rekabet var. Duygulara hitap eden, ortak bir yolculuk ve deneyim hissini, kendini ifade etme imkanını sunan organizasyonlar daha fazla ilgi çekmeyi başaracak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ekim ayında <a target="_blank" title="12. İstanbul Bienali'nde hızlı bir gezi esnasında cep telefonumla çekebildiğim fotoğrafları Facebook albümümden görebilirsiniz" href="https://www.facebook.com/media/set/?set=a.10150480349925550.461622.739605549&#038;type=1&#038;l=95c1240953">12. Bienal</a>i ile modern sanatta olduğu kadar, dönüşen medyanın öncülerini Digital Age ve Yeni Medya Düzeni konferanlarında ağırlayarak da ilgi çekti İstanbul. Assange, Huffington ve Jimmy Wales’in dediklerini farklı kaynaklardan kolayca bulup okuyabilirsiniz, ama bu etkinliklerde medyanın dönüşümü ve sansür dışında konuşulan kayda değer şeyleri de irdelemekte sonsuz fayda var.</p>
<p><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/digital-age-2011-konferansi-ziyaretci-icerigini-dogru-yoneten-fark-yaratiyor-ve-sosyal-medya-degil-sosyal-paylasim-aglari/">Digital Age konferansı</a>nda Richard Stacy harika ilüstrasyon seçimleriyle, feodal dönemlerde, bilgiyi tutan ve dağıtma gücü olanlara göre güç piramidini, sonra eski bir düğün fotoğrafında kadını bilgi, kocasını dağıtım aracı olarak gösterdikten sonra yeni araçlarla bilginin dağıtımdan bağımsızlığını kazandığını, giyotinle ölüme mahkum edilmiş birinin kafasının yani bilgilerinin, dağıtım aracı olan gövdesinden ayrılmasıyla gösterdi. Evet, yeni iletişim araçları bir giyotin gibi sert ve geri dönüşü olmayan müdahelelerle medyayı, medyayla ilişkimizi değiştiriyor. Geleneksel medya araçları, TV’den radyoya, bilginin dağıtıcısı olduğu kadar belki hapishaneleriydiler de.</p>
<p>Artık bilgi özgürce dağılıyor. Ve sosyal paylaşım platformları, sosyal ‘medya’ olmanın öncesinde, markaların, kurumların bireylerle iletişime geçmesini sağlamaktan çok daha ulvi bir amaç için kullanılıyorlar; bireyler arası haberleşme, sosyalleşme için. Bireyler kurumlarla ilişkilerini, kurumlarca yönetilen sayfalardan ziyade kendi kurallarını koydukları gruplarda idare etmek isteyecek. Ve aslında onların olumlu olumsuz yorumları kurumların diyalog kurması için doğal ortamı yaratacak, aynı markaya “sen kimsin, ne yaparsın” merakının bir içerik, biriken tavsiyelerinin ise bir ‘ilgili topluluk’ yaratacağı gibi!</p>
<p>Yoğunlaşan iletişim ortamında -<a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/dyg-yeni-medya-duzeni-konferansindan-arda-kalanlar-icerik-uret-dikkat-ve-durustluk-icin-rekabet-et/">DYG Yeni Medya Düzeni Konferansı&#8217;11-</a> Tom Chatfield’ın da tekrar hatırlattığı gibi, dikkat ve ilgi çekmek için artan bir rekabet var. Duygulara hitap eden, ortak bir yolculuk ve deneyim hissini, kendini ifade etme imkanını sunan, zevk hissi yaratabilen; kullanıcılarına kullandıkları platform, grup veya hizmet için harcadıkları zamanın bir şeyin büyümesi ve gelişmesine katkıda bulunduğunu gösterebilen, ki bu bir sanal karakter bile olabilir, organizasyonlar daha fazla ilgi çekmeyi başaracak.</p>
<p><em>Digital Age Kasım&#8217;11 sayısı köşe yazısının ilk bölümüdür, <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/yerli-otoyu-birak-tableti-e-kitaba-indirgeme-bilgi-uret/">2. bölüm için buraya tıklayabilirsiniz</a></em></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fyogunlasan-rekabette-kazanmak-icin-oyun-sahani-tani%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yogunlasan-rekabette-kazanmak-icin-oyun-sahani-tani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalifiye eleman sıkıntısındaki Türk İnterneti yeni yetenekleri bekliyor: Hangi sektörde kim talep görüyor?</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/kalifiye-eleman-sikintisindaki-turk-interneti-yeni-yetenekleri-bekliyor-hangi-sektorde-kim-talep-goruyor/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/kalifiye-eleman-sikintisindaki-turk-interneti-yeni-yetenekleri-bekliyor-hangi-sektorde-kim-talep-goruyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Oct 2011 09:46:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1627</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa'nın en geniş İnternet nüfuslarından biri ülkemizde, fakat konu e-iş'e gelince buna paralel bir gelişmişlikte değiliz. Dijital dönüşümden bir şekilde etkilenen, hatta tamamen bu alanda faaliyet gösteren şirketler kalifiye eleman sıkıntısında. Yazılım gibi teknik alanlar dışında nerelerde fırsatlar var, irdeliyoruz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarını geride bıraktık; izinler, tatiller çoğunlukla kullanıldı. Eylül&#8217;ü de hafif rehavetle geçirdik, ama küresel durgunluktan darbe yememek için artık kendini ve kurumunu geliştirme zamanı geldi de çattı!</p>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
//blog-orta-468
google_ad_slot = "3758895704";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//--></script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<p>Avrupa’nın en geniş İnternet nüfuslarından birine sahip olsak da e-iş endüstrisinde buna paralel bir olgunluğa erişmiş değiliz. On milyonlarca kullanıcıya ulaşmamız, bunların da İnternet’te para harcamaya başlaması henüz birkaç yıllık bir olgu olduğundan sektörel uzmanlık ve ‘en iyi uygulama’ birikimlerine sahip kurum sayısı çok az.</p>
<p>İş modellerini dijital dünya üzerine kurmuş şirketler emekleme evresini henüz geride bıraktığından bu alanda birikimli insan gücü açığımız ciddi boyutta.</p>
<p>Bu yaz gerek kendi kariyerimle ilgili hamleler yaparken, gerekse de sektördekilerle konuşurken artık Türk İnternet ekosisteminin, bu alanda üstün birikimli uzman çalışan arzından çok daha hızlı büyüdüğünü bizzat gözlemledim.</p>
<p>Türkiye’nin en çok ziyaret edilen yerli portalı, dünyanın en büyük yazılım şirketinin Türkiye portalı, patlama yapan özel ve grup alışveriş sitelerinin, en büyük e-ticaret devinin farklı pazarlama pozisyonlarını, kuvvetli medya markalarının anahtar pozisyonları neredeyse 2-3 ay dolduramadığını görmek düşündürücü. Tabii bu aynı zamanda fırsatlar olduğunu da gösteriyor.</p>
<p>Gerek kendini geliştirip kariyerinde sıçrama yapmak isteyenler, gerekse de hem özel hem kamu eğitim kurumlarının bu boşluğu doldurmak için aksiyon alma gerekliliği artık çok ivedi.</p>
<div align="center">
<div align="center">
<div style="width:470px; text-align:center" class="captionfull"><img align="center" width=470 src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/aranan-eleman-l.jpg"/ title="Aranan eleman olmak için doğru konuları çalışmak, İnternet sektöründe iş kapısını aralamanızı sağlayabilir" alt="Aranan eleman olmak için doğru konuları çalışmak, İnternet sektöründe iş kapısını aralamanızı sağlayabilir"/>
</p>
</div>
</div>
</div>
<p><strong>E-ticaret, Dijital Pazarlama, Pazar Araştırma, Medya&#8230;</strong><br />
Yüksek öğretim kurumları ve diğer eğitim organizasyonları dijital dünya odaklı programlarını duyuruyor. Derslerin adı önemli değil, içeriğinin kurgulandığı bu dönemde ise gerçekçi olmak, uygulanabilir, ölçülebilir gelişme alanları belirlemek, sektörde gerçekten kalıcı fark yaratan uygulamaları kurgulayanları eğitmen olarak davet etmek gerekiyor.</p>
<p>Sektörün gençlerine bir avuç tavsiye, tabii isterlerse öğretim kurumlarına da önerilerimiz bu yaz en az 2 ay doldurulamayan açık pozisyonlarla başlıyor:</p>
<p><strong>Kategori, Ticaret ve Müşteri Tecrübesi Yönetimi: </strong>Sanal perakendecilikte de fiziki bir mağazada olduğu gibi müşterinin alışverişiyle sonuçlanan süreçler planlanmalı, çizilmelidir.</p>
<p>Bilimsel yönetilen perakende organizasyonlarında müşteriyi karşılamak ve tanımak; ne için geldiğini tahmin etmek ve ihtiyacını öğrenmek (çünkü ihtiyaç duyulmayan bir şeyi satmayı başaran organizasyonunuz daha sonrasında müşteri memnuniyetsizlikleriyle baş edemeyebilir); yönlendirmek ama her zaman diğer kategori ve/veya diğer ürün alternatiflerini mevcut satıştan dikkati dağıtıcak şekilde değil ama rahatlatıcı bir çeşitlilikle sunmak; müşteriden gelen sinyalleri, soru işareti ve davranışları okuyabilmek (bir e-perakendeci, ziyaretçinin Kategori sayfasına anasayfadan mı ürün sayfasından mı geldiğine göre kategori sayfasını özelleştirip tekrar ürüne yönlendirmeyi başarabilir); ve satış olsun olmasın, müşteriyi takip etmek ana adımlardır. Hepsi de e-ticaret yönetiminde uygulanabilir.</p>
<p><strong>Dijital Pazarlama:</strong> Hangi video patlama yaptı, herkes Twitter’da neyi konuşuyor bilen, yorumları süper ‘modere’ eden sosyal medya ekibi/ajansınız hatta dijital pazarlama biriminiz olabilir.</p>
<p>Peki İnternet’in sunduğu mecra avantajları sayesinde marka algısı ve satışlarını patlatan kaç Türk şirketi gördünüz? Çoğunlukla dahi reklam ajansının 360 derece planını Facebook’a başarı ile taşımak veya Türkiye’nin meşhur karikatüristleri ile kurgu yapmak, bedava kontör veya kola vermek yetiyor da artıyor! Hatta marka o kadar iyi biliniyor, zaten insanlar Facebook’ta takipteler! Seminerleri, dersleri asıl vermesi gerekenler küçük bütçelerle büyük trafik çekebilen, daha az meşhur markaların pazarlamacıları. Bu konuya sayfalar yetmez, gençler ne mi yapmalı: ‘Pazarlama problemi nedir’den başlayıp hedef kitle niye benim markamla etkileşime girmeli, onları niye Facebook sayfamda istiyorum, yatırdığım paraya dönüş ne oranda gibi konularda çalışıp sonuç yaratmayı öğrenmeli, bu dar dönemlerde iş bulurlar!</p>
<p><strong>Pazar Araştırma ve Müşteri Analizleri:</strong> Ziyaretçileri hakkında detaylı bilgiye sahip olan sınırlı sayıda şirketin işi daha kolay. Fakat özellikle Türk e-ticaretini patlatan özel alışveriş ve grup fırsat siteleri müşterileri hakkında oldukça az detayda bilgi sahibi. Her gün, her bir ticari teklifin performansının önemli olduğu, her teklif için ciddi moda çekimleri veya işletmelere kayda değer komisyon bırakıldığı bir ortamda e-posta dağıtım listesine kayıtlı yüz binlere hangi tekliflerin gönderileceğini stratejik olarak planlamak için müşteri analizleri çok önemli.</p>
<p>Fakat bu bildik Excel tablolarında birkaç kategori kolonu ve ciro değerleriyle altından kalkılacak bir şey değil. Bu alandaki boşluğu dolduracak uzmanların kantitatif araştırma ve modelleme tecrübesi önemli. Bu taze sektörde, verinin müşteriden ve pazardan nasıl toplanacağının tasarlanması bile başlı başına önemli. Anket, özel teklif, izinli veri toplama yöntemleri; üstüne Web 2.0 şirketi olmanın avantajlarını kullanmak için gelen ‘kalitatif’ geri beslemenin veriye çevrilmesi, kısacası bu alanda e-ticaret müşterisini tanımak isteyecek pazar araştırmada yetkinleşmiş profesyonellerine ihtiyaç var.</p>
<p><strong>Yeni / Dönüşen medya: </strong>Üzülerek izlediğim bir sektör içinde bulunduğum medya. “Bize de bir Steve Jobs lazım” diye yazanlar bile çıkıyor. Felakete karşı kurtarıcısını çaresiz bekleyenler veya “gazeteler 10 sene sonra çökecek” diyen çok bilmişler değil, İnternet’in yeni paraya dönüşen değerlerini özümseyebilenler Türk medyasının dijitalle imtihanında rol çalabilir. Bu değerlerden bazıları ‘dikkat’ yani zaman, ve de ‘itibar’. Aynı anda belli sayıda şeye dikkat ayırıp itibar sağlayabilir, Google ‘+1’ veya Facebook ‘Beğen’ yapabiliyor, itibar kazanma, kişisel tatmin uğruna yazıp çiziyor, fotoğraf çekiyorsak içeriğin önemli kısmı ücretsiz olmaya devam edecek!</p>
<p>İnternet’in yine mecra olarak üstünlüğünü kullanabilen medya platformlarımız o kadar az ki. Multimedyadan nasıl değer yaratabileceğine; analiz ve dosya konularını İnternet’te, gittikçe mobilleşen ortamda nasıl değerini koruyarak aktarabileceğine kafa yormaya başlayanlar ilk adımı atabilir. Fakat altın örümcek ödüllü sitelerimizin bile Reuters görsellerine abone olmak için yönetimden zor maddi destek alabildiği bir ortamda medyadakilerin işi en zoru.</p>
<p>Bugün bireylerin kendi kendine veya kısa süreli bir programla daha kolay geliştirebilecekleri disiplinleri ele aldık. Tabii yazılım, görsel tasarım, hatta hala bize uzak bir yıldız olan bilgi mimarisi alanındaki açıklarımız da hiç de küçük değil&#8230;</p>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
google_alternate_color = "FFFFFF";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
google_ad_format = "468x15_0ads_al";
//2007-10-01: linkunit
google_ad_channel = "8438864729";
google_color_border = "32527A";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "0000FF";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "008000";
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fkalifiye-eleman-sikintisindaki-turk-interneti-yeni-yetenekleri-bekliyor-hangi-sektorde-kim-talep-goruyor%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/kalifiye-eleman-sikintisindaki-turk-interneti-yeni-yetenekleri-bekliyor-hangi-sektorde-kim-talep-goruyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Digital Age 2011 Konferansı: Kullanıcı içeriğini doğru yöneten fark yaratıyor ve &#8217;sosyal medya&#8217; değil &#8217;sosyal paylaşım platformu&#8217;</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/digital-age-2011-konferansi-ziyaretci-icerigini-dogru-yoneten-fark-yaratiyor-ve-sosyal-medya-degil-sosyal-paylasim-aglari/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/digital-age-2011-konferansi-ziyaretci-icerigini-dogru-yoneten-fark-yaratiyor-ve-sosyal-medya-degil-sosyal-paylasim-aglari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 20:38:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1613</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul kısa sürede iki yeni, dönüşen medya odaklı etkinliğe ev sahipliği yaptı. Digital Age 2011 Konferansı'nda Huffington Post kurucusu Huffington vatandaş gazeteciliğine editoryal idareyi nasıl kattığını anlatırken diğer konuşmalar da dijital pazarlama üzerine bizleri düşündürdü.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul 10 günden kısa süre içinde sayısallaşmanın etkisiyle dönüşen &#8216;yenileşen&#8217; medya dünyasının önemli isimlerini iki güzel etkinlikte ağırladı. Önceki haftaki <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/dyg-yeni-medya-duzeni-konferansindan-arda-kalanlar-icerik-uret-dikkat-ve-durustluk-icin-rekabet-et/">Yeni Medya Düzeni Konferansı</a>&#8216;nın ardından <a href="http://www.mci.com.tr/konferanslar/arsiv.aspx?ArsivID=57&#038;id=10">Digital Age 2011 Konferansı</a> değerli içeriği ve <a href="http://www.huffingtonpost.com/">Huffington Post</a>&#8216;un kurucusu Arianna Huffington ile dikkat çekti.</p>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
//blog-orta-468
google_ad_slot = "3758895704";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//--></script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<p>Katılmak zorunda olduğum toplantılar nedeniyle sadece ilk yarısında bulunabildiğim Digital Age 2011 konferansında Huffington, Yeni Medya Düzeni Konferansı&#8217;na telekonferans yoluyla katılan <a href="http://www.wikileaks.org">Wikileaks</a> kurucusu Assange dahil kimsenin &#8220;hiçbir şey gizlenmemeli&#8221; idealini taşımadığını tabii güvenlik nedeniyle gizler ve sırların olacağını ama hasır altı edilen adaletsizliklerin olmaması gerektiğini söyledi. Özel hayat ile kamuya mal olmuş hayatların da ayrımına dikkat çekip, bir politikacının akşam mesai bitiminde yaptıklarını konuşurken onun da insan olduğunu unutmamak gerektiği, özel hayatında kırıştırıyor olmasını ölümcül, tehlikeli, masumları etkileyen skandallara yeğlemek gerektiğini hatırlattı. Amerika&#8217;da özel hayat kavramının bireyler açısından da çok bulanık sulara battığını, kendisinin veya tanıdığının intiharını canlı yayınlayan ve tabii bunları izleyenlerin olduğunu söylerken Türkiye&#8217;de de yakın gelecekte bilişim ve bireyle ilgili daha çok kafa patlatmamız gerektiğini hafiften bize düşündürmüş oldu.</p>
<p><strong>Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz, sansürün suyu çoktan pislendi</strong><br />
Yeni medyanın kraliçelerinden olan Arianna hepimizin artık &#8220;haber&#8221;in parçası olduğumuzu, geçmişe dönemeyeceğimizi söylerken, Heraklitos&#8217;un &#8220;Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz&#8221; deyişine gönderme yapıp, Türkiye&#8217;deki İnternet sansürlerinin ne kadar demode, eski çağın zihniyetinin son çabaları olduğunu söyleyip zaten bir yolunu bulup sansür deliniyor dedi&#8230; Aksine hükümetlerin bireylerle daha iyi iletişim kurmasının artık mümkün olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Geleneksel medya ile yeni medyanın farklı sorunları olduğunu, geleneksel medya söz konusu olduğunuda dikkati odaklama sorunu yaşanırken yeni medyanın obsesif kompulsif bozukluktan müzdarip olduğunu öne sürdü. Bu ifade konferans alanında en çok tweet malzemesi edinilen ifadelerden biriydi. Bu saplantı ve zorlama ifadesi ile ben yeni medya kanallarında haberin ya çok kolayca umursanmadığına, malzeme bile olmadığına, bazı haberlerin de takıntılı derecede gündemde tutulup kaşındığına inandığını düşünüyorum.</p>
<p><strong>Etkin moderasyon ile okurların içeriği daha da değerli</strong><br />
İnsanların sosyal paylaşım platformlarında kendilerini ifade etmesinin yeni eğlence anlayışının bir diğer parçasına dönüştüğünü, &#8220;bir şey&#8221; olma ihtiyacını tatmin ettiğini hatırlattı. İnsanların paylaşma ihtiyacını moderasyondan geçen forum, blog ve yorumlarla çok iyi harmanlayarak başarıyı elde eden Huffington Post sitesi bugüne kadar 100 bin yorumu onaylayıp yayına almış.</p>
<p>Huffington Post&#8217;un insana dokunan yayıncılığının pek çok sac ayağı var. Yıllar önce Dogan Online çatısı altında denediğimiz OnPunto projesi gibi vatandaş gazeteciliğine sırtını dayayan site, yine de ciddi editoryal yönetim ve yönlendirme ile ayakta.  İlgi çekici bölümler açmayı biliyorlar, 50 aktif bölüm var, örneğin çoğu insana dokunan bir &#8220;boşanma&#8221; bölümünde paylaşılan ilginç içerik konuyla alakasız olanların bile ilgisini çekiyormuş. Çoğu olayı, haberi canlı &#8220;blog yayınları&#8221; ile, katkıda bulunan bloggerlar sayesinde anında, güncel yayınlayan platformu anlatırken Huffington, &#8220;ama içeriği şekillendiriyor, yönlendiriyor, bir küratör rolü üstleniyoruz&#8221; diyor.</p>
<p>Yepyeni içerikleri barındıran taze bölümlerin ilgi çekme nedenlerinden biriyse okurların, ziyaretçilerin sadece sponsorlarla, reklamlarla, haberle değil, haberi okuyan diğer bireylerle de iletişim kurmasının kolaylığı ve gücü. Bireyler arası iletişimi sağlamalısınız diyor Huffington.</p>
<p><strong>Facebook, vb. [Sosyal] Medyadansa Sosyal Paylaşım Ağı</strong><br />
İşte bu noktada ondan önce sahneye çıkan stratejist Richard Stacy&#8217;nin dediklerine paralel noktaya gelmiş oluyoruz. Küçük bir kısmını Kasım ayı Digital Age yazımda ele aldığım üzere, Stacy de sosyal medya dediğimiz şeyin sosyal medya değil bir sosyal paylaşım ağı olduğunu adeta yeniden hatırlattı. Facebook&#8217;un, Twitter, LinkedIn gibi sitelerin üstünde günde milyonlarca haber ve içerik paylaşılsa da bu kullanış tarzımızın onları medya sitesi yapmadığını vurgulayan Stacy, sürekli sosyal paylaşımı normal mecraları kullandığınız gibi kullanmayın uyarısını yapmış oldu dinleyen pazarlamacılara.</p>
<p>Çünkü sosyal platformlarda, Huffington&#8217;ın başarının temellerinden biri dediği gibi, bireyler birbirleriyle temasa geçme amacında. Bir marka tarafından yönetilen, düzenlenen sayfaları takip etmeye devam edenler tabii ki azımsanmayacak sayıda olacak, ama gittikçe artan oranda, kullanıcılar marka ile olan sayısal iletişimlerini kendi yönettikleri gruplar üstünden yönetecek diyen Stacy, sosyal medyanın bilgi paylaşmak için değil, bağlantı kurmak için kullanıldığını hatırlattı.</p>
<p>Sosyal paylaşım ağlarını kullanan kurumların en başta yanlış derecede engaje oldukları sosyal ağlarda bir süre sonra &#8220;ne oranda dönüş alıyorum&#8221; sorusunu sormaya başladıklarında &#8220;Aklın yerine geldiğini&#8221;, en son aşamada üretken bir sosyal medya kullanımına ulaşılmaya çalışıldığını örneklerle anlatan Stacy, &#8220;diyaloğu, mesajınızı alakasız grup, marka, hobi sayfalarında alakasız kişilerle paylaşmayın&#8221; dedi. Aynı anda dijital ortamlarda sizin markanızla etkileşimde olan çok çok az, hatta 10 kişi olduğunu öne sürüp, sosyal platformlar doğru insanlara doğru zamanda ulaşmanız içindir diye dikkat çekti.</p>
<p>Stacy harika ilüstrasyon seçimleriyle, feodal dönemlerde, bilgiyi tutan ve dağıtma gücü olanlara göre güç piramidini, sonra eski bir düğün fotoğrafında kadını bilgi, kocasını dağıtım aracı olarak gösterdikten sonra yeni araçlarla bilginin dağıtımdan bağımsızlığını kazandığını, giyotinle ölüme mahkum edilmiş birinin kafasının yani bilgilerinin, dağıtım aracı olan gövdesinden ayrılmasıyla gösterdi. Evet, yeni iletişim araçları bir giyotin gibi sert ve geri dönüşü olmayan müdahelelerle medyayı, medyayla ilişkimizi değiştiriyor. Geleneksel medya araçları, TV’den radyoya, bilginin dağıtıcısı olduğu kadar belki hapishaneleriydiler de.</p>
<p>Pazarlamanın artık pek çok mesaj, bilgi ve yönlendirmeyi 30 saniyelik bir ana sığdırmaya çalışan bir &#8220;kısaltma&#8221; sanatı olduğunu, bir kaynaktan pek çok alıcıya giden formunun bu dinamiklere göre tasarlanması gerektiğini de bizlera hatırlattı.</p>
<p>Vakit darlığı nedeniyle uyarıldığı için zengin sunumunun bir kısmından mahrum kaldığımız <a href="http://www.slideshare.net/RichardStacy/digital-age-2011-istanbul-october-2011">Stacy&#8217;nin İngilizce slaytlarını buraya tıklayarak</a> inceleyebilirsiniz. </p>
<div align="center">
<div align="center">
<div style="width:481px; text-align:center" class="captionfull"><img align="center" width=481 src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/arianna-huffington-defne-sarisoy-digitalage2011-sahnede-soru.jpg"/ title="Huffington vatandaş gazeteciliğinden bir iş modeli kurmuş biri olarak salondaki katılımcılarla da işbirliğini kuvvetli tutmak istedi" alt="Huffington vatandaş gazeteciliğinden bir iş modeli kurmuş biri olarak salondaki katılımcılarla da işbirliğini kuvvetli tutmak istedi"/>
<p>Huffington vatandaş gazeteciliğinden bir iş modeli kurmuş biri olarak salondaki katılımcılarla da işbirliğini kuvvetli tutmak istedi, Defne Sarısoy&#8217;un daveti de eklenince sorular sahneye çıkılıp soruldu</p>
</div>
</div>
</div>
<p>Öğle arasından önce son olarak zaten deodorant işinde dünyada çok büyük pazar paylarına ulaşmış olan Unilever&#8217;in Axe markasının dijital iletişim başarısını dinledik. Unilever Türkiye Pazarlama Müdürü Zeynep Yalım Uzun ve reklam ajansı Rabarba&#8217;nın ortağı Oğuz Savaşan&#8217;ın ağzından da artık &#8220;çok çok söylersek anlaşılır, ilgi çeker&#8221;in yetmediğini duyduk, gönülleri kazanmak sosyal platformlarda daha geçici olsa da daha heyecan ve sonuç verici.</p>
<p>Her ne kadar pazarlama departmanı dahil şirket yönetimlerinin genelde kendini sınırlamak istememesine rağmen reklam ajanslarının hayalini kurduğu şey, hedef kitleyi iyice net ve kesin şekilde belirleyebilmek. Böyle olunca iletişim dilini daha net, sivri, etkileyici kullanmak mümkün oluyor, o kitleye göre şekillendirerek. İşte Axe kampanyasında bu netlik de sağlanınca, dijital ve kişiselleştirilen video kullanımıyla fark yaratmak da işin tuz biberi olmuş. Ve tabii reklam uygulamasında Facebook&#8217;taki arkadaş bilgilerinin kullanılması da keyif ve paylaşım faktörünü kuvvetlendirmiş, ki Facebook tabanlı iletişim uygulamalarında bu çok çok önemli.</p>
<p>Öğleden sonraki seanslarına katılamadığım Digital Age 2011 Konferansı ile ilgili kayda değer değerlendirme yazısı bulursam burada sizlerle paylaşacağım, şimdilik önümüzdeki Digital Age sayısını almanızı tavsiye etmenin ötesine geçemiyorum.</p>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
google_alternate_color = "FFFFFF";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
google_ad_format = "468x15_0ads_al";
//2007-10-01: linkunit
google_ad_channel = "8438864729";
google_color_border = "32527A";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "0000FF";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "008000";
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fdigital-age-2011-konferansi-ziyaretci-icerigini-dogru-yoneten-fark-yaratiyor-ve-sosyal-medya-degil-sosyal-paylasim-aglari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/digital-age-2011-konferansi-ziyaretci-icerigini-dogru-yoneten-fark-yaratiyor-ve-sosyal-medya-degil-sosyal-paylasim-aglari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DYG Yeni Medya Düzeni Konferansı&#8217;ndan arda kalanlar; içerik üret, dikkat ve dürüstlük için rekabet et!</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/dyg-yeni-medya-duzeni-konferansindan-arda-kalanlar-icerik-uret-dikkat-ve-durustluk-icin-rekabet-et/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/dyg-yeni-medya-duzeni-konferansindan-arda-kalanlar-icerik-uret-dikkat-ve-durustluk-icin-rekabet-et/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Oct 2011 20:53:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1605</guid>
		<description><![CDATA[Doğuş Yayın Grubu'nun ikincisini düzenlediği Yeni Medya Düzeni Konferansı, Wikipedia ve Wikileaks'in kurucuları gibi meşhur isimleri, e-ticaretin önde gelenlerini, değerli konuşmacıları bizlerle buluşturdu. Günün ardından kalanlar ise dikkat ve ilgi tabanlı bir ekosistemin geliştiği, medyanın bu yapısıyla ne sağlayabileceğinin sorgulanması, Türk kullanıcısının içerik üretmemesi idi...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğuş Yayın Grubu&#8217;nun ikincisini düzenlediği <a target="_blank" href="http://konferans.yenimedyaduzeni.com/">Yeni Medya Düzeni Konferansı</a>, Lütfi Kırdar&#8217;da saatler ilerledikçe büyüyen bir izleyici kitlesi önünde gerçekleştirildi.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>YMD konferansı bana bildik &#8216;pahalı&#8217; konferanslardan farklı geliyor açıkçası. İçinde bulunduğu sektörlerin geleceğini stratejik derinlikte masaya yatırmayı seven Doğuş tepe yönetiminin, medya sektörü için farklı vizyonları, kanaat önderlerini özel bir toplantıda kendi başlarına dinleyip tartışmaktansa sanki geniş katılımla bunu gerçekleştirmeyi tercih ettiklerini düşünüyorum. Bu paralelde panelistler, konuşmacılar da daha geniş alanda, soyut yaklaşımlarla beyin cimnastiği yapmayı seçebiliyor&#8230;</p>
<p>Bu yılki etkinliğe bazı nedenlerle biraz geç katılabildim ve çok ümitli olduğum Wikipedia veya Türkçe&#8217;de <a target="_blank" href="http://tr.wikipedia.org">Vikipedi</a>&#8216;nin kurucusu Jimmy Wales&#8217;i kaçırdım. Wales&#8217;in konuşmasıyla ilgili edindiğim bilgilerden altını çizeceğim tabii ki Türkçe Vikipedi&#8217;nin zayıflığı, ve daha çok maddenin daha kaliteli girilmesi gerektiği için ilgi &#8216;istemesi&#8217; idi. Sosyal medya sitelerini en kalabalık ve en uzun süre kullanan uluslardan biri olmamıza rağmen, üretmekten, ortaya bir şey koymaktan bu kadar uzak oluşumuz, edilgen, izleyici olmayı hala fazlasıyla tercih etmemiz aslında yeni ekonomi kuralları çerçevesinde bazı alanlarda geleneksel fırsatların sürmesini sağlarken yeni gelişen bazı iş modellerinde ağır gelişmemize de neden olabilir.</p>
<div align="center"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/ymd2011-wikipedia-wales-hellowikia-l.jpg"/></div>
<p>Wales&#8217;den sonra sıra İnternet girişimi yatırımcısı, girişimci, girişim fonu yöneticisi Tim Draper idi. Draper&#8217;ın desteklenecek yatırım çekerken değerlendirdikleri kriterlerin başında gelen &#8220;projenin benzersizliği&#8221; faktörü önemli. Draper&#8217;a gelen, &#8220;Türk sermayedarları İnternet&#8217;e yatırıma ikna edemiyoruz&#8221; yakınmasını da çok klişe ve artık geçersiz bulduğumu da söylemeliyim. Draper aynı zamanda ülkelerin de daha az bürokratik, iş kurmanın daha çabuk olduğu ekonomik ekosistemler kurması gerektiğini söylemesi bizim için yine manidar idi. Draper&#8217;a sormak istediğim ama programdaki kayma ve zaman yetersizliği nedeniyle az soru alınması nedeniyle soramadığım sorulardan bazıları, gelişmiş İnternet ekonomilerinde sosyal medyadan sonra sırada ne var; sosyal medya girişimleri, Zynga, Facebook, hatta Groupon&#8217;un çılgın değer tahminleri için ne düşünüyor; ve Türkiye, D. Avrupa, D. Asya gibi gelişmekte olan İnternet ekonomilerinde hangi alanlarda fırsat gözlemleyebilmiş gibiydi.</p>
<p>Ardından dünyanın en büyük online ticaret platformlarından <a target="_blank" href="http://www.Alibaba.com">Alibaba.com</a>&#8216;dan Brian A. Wong ve online oyun şirketi <a target="_blank" href="http://www.perfectworld.com">Perfect World</a>&#8216;den Alan Chen&#8217;i dinledik. Açıkçası konferansın ana temasına uymayan yönlere giden bazı bölümler olduğu gibi, farklı alanlara değinmenin avantaj ve dinamizmini de salonda pek göremedik. Wong, Alibaba platformu üzerindeki ticareti analiz ettiğinde, Türk KOBİ&#8217;lerinin, şirketlerinin genelde hem ithalat, hem ihracat yaptığını tespit ettiğini öne çıkardı. Bu farklılığımız ticarete yatkınlığımızın da ötesinde ihracat yapmak için gittikçe artan oranda ithalat bağımlısı olduğumuzun da bir başka açıdan tespiti oldu. Wong&#8217;a yine soramadığım, başkalarının da sormadığı bence önemli konular, dünyanın en büyük e-ticaret platformlarından biri olarak &#8216;arama&#8217; fonksiyonunu geliştirme konusundaki çabaları, semantik web&#8217;e paralel eforları ve daha önemlisi, bir soruya cevap verirken adını andığı bulut bilişim girişimleri ve e-ticaret dışı girişimlerinin detayları idi&#8230;</p>
<p>Günün en ilgi çekici sunumu belki de yazar <a target="_blank" href="http://www.tomchatfield.net/">Tom Chatfield</a>&#8216;dan geldi. Artan oranda medya tüketimimizin gittikçe daha fazla ekrana bölündüğünü, kullanıcıların &#8220;dikkatinin&#8221; ve bu dikkati çekebilmenin çok önemli olduğunu belirtip bunun için önemli etkenleri sıraladı. Geçen yılki konferansta konuşan Chris Anderson&#8217;un <a target="_blank" href="http://www.wired.com/techbiz/it/magazine/16-03/ff_free" target="_blank">&#8216;Free&#8217;, &#8216;Bedava&#8217; adlı kitabı</a>nda ve sanırım geçen yılki konferansta (çünkü yoktum) vurguladığı üzere, artık bir dikkat/ilgi ve de ün/refere edilme/saygı görme ekonomisinde yaşıyoruz. Chatfield da, her türlü medyanın veya müşterinin &#8216;ilgi&#8217;si için rekabet eden herhangi bir eğlence platformunun, başarı için duygulara dokunabilmesi gerektiğini, o medya ile uzun vadeli etkileşimin sürmesi için bir &#8216;yolculuk&#8217; hissinin, kullanıcıyı ödüllendirircesine sunulabilmesinin faydasının altını çizdi.</p>
<p>Diğer maddelerde, bir şeyin sorumluluğunu, takip etme görevini kullanıcıya/tüketiciye vermenin, tekrar platforma dönme motivasyonunu arttırabileceğini ima etti; keyfin paylaşılması için keyif ekonomisi yaklaşımını ilginç bir isimle bize sundu, dijitalin sağladığı kalabalıklaşmanın, kolektif kanı ve hareket yaratmada kullanılmasının başarı faktörü olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Ve Yeni Medya Düzeni Konferansı&#8217;nın son bölümü, <a target="_blank" href="http://www.wikileaks.org">Wikileaks</a>&#8216;in kurucusu Julian Assange&#8217;ın çılgınca alkışlanması ile başladı. Assange, Türk medyasından da kötü durumda, sermaye ilişkileri, politikaya bulaşmış Batılı medya kurumları olduğuna dikkat çekerken, hiçbir hükümetin emretmediği halde, elit bir grubun etkisi altındaki Visa, MasterCard, PayPal gibi dev ödeme sistemlerinin tüm bağış yollarını kestiğini de söyledi. Bugünkü haliyle &#8216;organize&#8217;, endüstriyel medyanın hiç olmamasının daha mı iyi olacağını düşündüğünü, aslında ABD&#8217;nin öne çıkarılmasına rağmen Avrupa&#8217;nın da, hatta NATO Bloku&#8217;nun da tek bir dev kuvvetli, yönlendirici blok olduğuna dikkat çekmeye çalıştı. Medya mensuplarının da en masumundan kişisel önem kazanma, ilgi çekme, kazanç sağlama gibi nedenlerle olmamış olayları olmuş gibi haber yapabildiğine de değinip haberciliğin dağınıklaşması ve kontrolsüzleşmesinden ümitlendiğini hissettirdi.</p>
<p>Dikkat çekici isimleri bir araya getiren etkinlik özellikle üst kattaki öğrenciler için de keyifli geçti. Sabah giriş sırasında yönlendirmelerde yetersizlikler ve de konuşmaların ortak bir paydada buluşturan ana bir temanın öne çıkarılmaması da biraz dağınıklık yarattı. İnternet&#8217;in yaygınlaşması bir yana, daha meraklı, araştıran bir bilgi toplumunun bireyleri olmaya çalışanların sayıları arttıkça, salona gelenleri tatmin etmenin, onlara yeni ufuklar açacak tartışmaları sağlamanın da zorlaştığını kabul etmeliyiz. Sosyal medya üstünden konuşmacılara soru alınmaması, ve de rasgele mikrofon dağıtılıp sorular seçilirken iyi moderasyon olmadığından yanımdaki izleyicinin deyimiyle bazen, &#8216;büyük isimlere küçük sorular&#8217; gelmesi idi. Bunlar da her sene daha iyiye gidecektir&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fdyg-yeni-medya-duzeni-konferansindan-arda-kalanlar-icerik-uret-dikkat-ve-durustluk-icin-rekabet-et%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/dyg-yeni-medya-duzeni-konferansindan-arda-kalanlar-icerik-uret-dikkat-ve-durustluk-icin-rekabet-et/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yıldız Sarayı&#8217;nda Saraydan Kız Kaçırma keyifli, ama yazlık İstanbul Opera Festivali daha evrensel olmalı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yildiz-sarayinda-saraydan-kiz-kacirma-keyifli-ama-yazlik-istanbul-opera-festivali-daha-evrensel-olmali/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yildiz-sarayinda-saraydan-kiz-kacirma-keyifli-ama-yazlik-istanbul-opera-festivali-daha-evrensel-olmali/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jul 2011 19:05:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[sanat kültür tiyatro]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1568</guid>
		<description><![CDATA[2. İstanbul Uluslararası Opera Festivali tarihi mekanları sahne olarak kullandı, 19 yaz akşamında İstanbullular'a alternatif oluşturdu. Gerçek sarayların pencerelerinden 'kız kaçırıldı'... Ama gelişme alanları beklediğimden de fazlaydı, programda daha fazla çeşitlilik ve oturma alanları başta olmak üzere.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2.<a href="http://www.istanbuloperafestival.gov.tr/" target="_blank"> İstanbul uluslararası opera festivali</a> Temmuz ayında Topkapı Sarayı, Rumeli Hisarı, Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi gibi mekanlarda, açık havada performanslarla gerçekleştirildi. Ben de Amadeus Mozart&#8217;ın Saraydan Kız Kaçırma eserini Samsun Devlet Opera ve Bale ekibinden Yıldız Sarayı&#8217;nın ön avlusunda izledim. Ekip arkadaşlarım arasında <a href="http://twitter.com/#!/hasanmeric">Hasan Meriç</a>&#8216;in yarım günlük ön çalışmasıyla bir hayli ön bilgi ile koltuklarımızda yerimizi aldık, Mozart&#8217;ın bu eseri ne düşünerek yapmış olabileceğini, Osman&#8217;ın 3. perdedeki performansının bir sanatçı izin zorlayıcı olduğunu öğrendik&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Sarayın ön cephesi dekor olunca tabii etkileyici bir ortam oluşuyor. Hele sarayın bir penceresine dayanan merdivenden kız kaçırılma gerçekleşince daha da keyifli oluyor. Öte yandan maalesef izleyicilere ayrılan alan pek de tatmin edici değildi. L şeklinde bir oturma düzeninde cephenin tam karşısındaki koltuklarda arka sıralarda sanatçıları görmek neredeyse imkansızdı. Bazen bırakın bedenleri sanatçıların yüzlerini bile göremedik&#8230; Hem de 3 kademeli satılan biletlerden 2. kademe alıp tam 90 TL&#8217;yi gözden çıkarmamıza rağmen.</p>
<p>3. kademenin daha iyi bir görüş açısı bile olduğunu tahmin ediyorum. Tabii bir de buna Biletix&#8217;in eksilerinden biri olan, hangi sıradan bilet aldığını seçememek de eklenince hiç hoş olmuyor&#8230;</p>
<p>Öte yandan fiyatlama konusunda da festivalin çok başarılı olmadığını düşünüyorum, 5 kez sergilenen Saraydan Kız Kaçırma bence pahalı biletlere sahipti. Festival genelinde bazı ucuz biletler vardı ama detaya girmek istemiyorum, kısaca şunu söyleyeyim, izlediğimiz performans ve &#8216;yorum&#8217; maalesef pek de tatmin edici değildi. En azından bizim izlediğimiz akşam.</p>
<div align="center">
<div style="width:500px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://cihansalim.net/blog/resim/yildiz-sarayi-saraydan-kiz-kacirma-1024.jpg"><img width="500" src="http://cihansalim.net/blog/resim/yildiz-sarayi-saraydan-kiz-kacirma-500.jpg"/ title="İstanbul Opera Festivali'nde, Yıldız Sarayı'nda Saraydan Kız Kaçırma operası" alt="İstanbul Opera Festivali'nde, Yıldız Sarayı'nda Saraydan Kız Kaçırma operası"/>
<p>İstanbul Opera Festivali&#8217;nde, Yıldız Sarayı&#8217;nda Saraydan Kız Kaçırma operası</p>
<p></a></div>
</div>
<p>Şu anda bu yazıyı yazarken İz TV&#8217;de Aspendos Opera Festivali&#8217;nde Ankara Devlet Opera ve Bale ekibinin aynı eseri yorumunu izliyorum&#8230; Böyle yorumlar da varken İstanbul&#8217;un henüz 2 yaşındaki festivali daha çeşitlendirilmeli. İstanbul opera fakiri bir kültür başkenti! 2 yılda bir düzenlenen uluslararası tiyatro festivaline serpiştirilen etkileyici opera performanslarının verdiği ilhamı buradan da almalıyız. Bu seneki programa, maalesef gidemediğim Bertolt Brecht&#8217;in &#8220;Mahagonny Kentinin Yükselişi ve Düşüşü&#8221; farklı bir renk ve tat kattı. Bu performans ne kadar ilgi çekti bilmiyorum ama fiyatları oldukça uygundu.</p>
<p>&#8220;Operayı daha geniş bir kitleye yaymak amaçlarımızdan biri&#8221; şeklinde yorumları medyada okudum, &#8216;Cumhurbaşkanlığı Himayesinde&#8217; etiketini de bol bol gördük, kitapçıklarda, broşürlerde. Ama ilgi çekmek için 5 kez Saraydan Kız Kaçırma, Fatih Sultan Mehmet, 4. Murat, Aşk-ı Memnu&#8217;ya bu kadar ağırlık vermek bence kapsayıcı bir yaklaşım olmaktan uzak. Festival kapanışı olarak programa alınan &#8220;Cezayir&#8217;de bir İtalyan Kızı&#8221; operasının da AB ile olan ilişkilerimize gönderme yapan şekilde yorumlandığını düşünürsek İstanbul 2. Opera Festivali çok fazla kendimize dönüp baktığımız bir etkinlik olmuş. Yanlış hatırlamıyorsam geçen yıldan daha çok akşam opera performansı sunuldu, 19 akşam seyirciyle buluşuldu, ki bu çok olumlu, seneye çeşitlilik de sağlanırsa çok güzel bir yaz festivali geleneğimiz kemikleşmeye başlayabilir&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fyildiz-sarayinda-saraydan-kiz-kacirma-keyifli-ama-yazlik-istanbul-opera-festivali-daha-evrensel-olmali%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yildiz-sarayinda-saraydan-kiz-kacirma-keyifli-ama-yazlik-istanbul-opera-festivali-daha-evrensel-olmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yapı Kredi geri kalıyor&#8230; Worldcard&#8217;ın 20. yıl kampanyasında cinlik! Ortak POS&#8217;a geçilebilecek mi bu ülkede?</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yapi-kredi-geri-kaliyor-worldcardin-20-yil-kampanyasinda-cinlik-ortak-posa-gecilebilecek-mi-bu-ulkede/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yapi-kredi-geri-kaliyor-worldcardin-20-yil-kampanyasinda-cinlik-ortak-posa-gecilebilecek-mi-bu-ulkede/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jul 2011 11:45:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1542</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye'nin en geniş katılımlı kredi kartı programlarından biri olan World, 20. yıl kampanyası için vaat ettiği puanları "Aa, ama kartınız mağazada bizim POS cihazımızdan değil, başka bankadan geçirilmiş" diyerek hediye etmezken bu ülkede ortak POS'a geçilebilir mi? Daha önemlisi, biz müşteriler, kasiyerin hangi makineye kart taktığını takip etmek zorunda mıyız gerçekten?..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bankaların kredi kartı kampanyaları yıllar içinde şekil ve biçim değiştiriyor. Son yaşadığım tecrübeyi burada paylaşıp paylaşmamakta kararsız kaldım, ama bankadan bankaya değişen uygulamalar görünce Yapı Kredi Bankası&#8217;nın bir pazarlama iletişimi başarısızlığı olduğuna karar kıldım.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Türkiye&#8217;nin en geniş kullanıcı tabanına sahip kart programlarından World&#8217;ün 20. yılını kutlayan Yapı Kredi, televizyonlarda yoğun reklamlarla 5 tane 100 TL&#8217;lik harcamaya 40-50 TL bir miktar World puan hediye edeceğini duyurdu. Tabii benim gibi pek çok kişi de cüzdanındaki diğer kartlar yerine World&#8217;ü kullandı büyük (en azından 100 TL&#8217;lik) alışverişlerinde.</p>
<p>Ve puan yükleme günü geldi, puanlar yok. Bankayı arıyoruz, cevap &#8220;işlem sırasında kartınız Yapı Kredi World POS cihazından geçirilmemiş, puan kazanmaya hak kazanmadınız.&#8221;</p>
<div align="center">
<div align="center">
<div style="width:300px; text-align:center" class="captionfull"><img align="center" width=300 src="http://cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/featured/vadaa-f.jpg"/ title="Worldcard 20. yıl kampanyasında acaba kaç müşteriye kaç yüz bin veya kaç milyon TL puan verilmedi, merak etmiyor değilim..." alt="Worldcard 20. yıl kampanyasında acaba kaç müşteriye kaç yüz bin veya kaç milyon TL puan verilmedi, merak etmiyor değilim..."/>
<p>Worldcard 20. yıl kampanyasında acaba kaç müşteriye kaç yüz bin veya kaç milyon TL puan verilmedi, merak etmiyor değilim&#8230;</p>
</div>
</div>
</div>
<p>Birincisi ve en önemlisi, ben marketin, mağazanın, benzincinin, kozmetikçinin kartımı önündeki makinelerden hangisine taktığını kontrol mü edeceğim? Müşteri deneyimi (İng. &#8216;Customer Experience&#8217;) günümüz iş dünyası ve son tüketiciye dönük çalışmalarda çok önemli yer tutuyor, ben de bizzat bu konuda çalışmış, parasını bu konudan kazanmış gibi olarak soruyorum: Evet, farklı banka POS&#8217;undan geçirilmek Yapı Kredi&#8217;ye komisyon zararı getirebilir, ama müşteri deneyiminin nasıl olacağını önceden planladınız mı?</p>
<p>İkincisi, belki sizin POS cihazınız o mağazada yok, çünkü sizle anlaşamadı? Ben bunu nereden bileyim tezgah altında, hangi bankanın POS&#8217;ları var?</p>
<p>Siz niye buna TV reklamında minyatür altyazı yerine sesli olarak da &#8220;World üye işyerinde World POS&#8217;undan yapılan işlemler&#8221; diye dikkat çekmiyorsunuz!</p>
<p>Evet, başka bankalar da bu tip kampanyalar yapıyor ama attıkları kampanya e-postası veya SMS&#8217;inde açık açık Garanti Bonus üye işyerleri diye belirtiyorlar, hatta itiraz edilince bazen, &#8220;haklısınız, işyeri üyemiz, yanlış POS&#8217;tan geçirmiş&#8221; diyerekten size ödülü veriyor, sonra üye işyeri ile mahsuplaşıyorlar&#8230;</p>
<p>Yapı Kredi&#8217;nin sıradan bir kampanyası değil, TV&#8217;den tüm Türkiye&#8217;ye kuvvetli bir &#8220;20. Yılımız&#8221; iletişimi yaptığı kampanyası olduğu için bunu yazmak istedim.</p>
<p>Ayrıca&#8230; Yapı Kredi demişken, ben ve aile bireylerim toplam 6-7 banka ile çeşitli nedenle çalışıyor, konuşuyoruz. Yapı Kredi ve Finansbank&#8217;ın çağrı merkezleri gerçekten sektör ortalamasının çok altında.</p>
<p>Yenilenen World kredi kartımız iki haftayı aşkın bir süredir iletilemedi, adreste bulunduğumuz halde. Aktif İleti&#8217;yi de, ısrarla onunla çalışan ve bir kredi kartını müşterisine ulaştıramayan Yapı Kredi&#8217;yi, her ikisinin de telefonda çözüm değil sorun üretmeye çalışan çağrı merkezi elemanlarını tebrik etmeden de yapamayacağım(!)</p>
<p>Son olarak, Türkiye ekonomisinde bu kadar çok kredi kartı bolluğu ve sonucunda POS cihazı bolluğu yaşanması gerçekten de verimlilik kaybı, gider ve masrafları büyüten bir kara delik. Ortak POS&#8217;a geçilecek diye aylardır, yıllardır yazılıp çiziliyor, ama ortak POS&#8217;a geçen işyeri çok az, bankalar ortak POS&#8217;ta bile kampanya için sorun çıkartabiliyor&#8230; Sonuçta, gereksiz yere POS cihazlarına akıtılan milyon dolarlar, zorlaşan kasiyer hayatları, memnuniyetsiz müşteriler&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fyapi-kredi-geri-kaliyor-worldcardin-20-yil-kampanyasinda-cinlik-ortak-posa-gecilebilecek-mi-bu-ulkede%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yapi-kredi-geri-kaliyor-worldcardin-20-yil-kampanyasinda-cinlik-ortak-posa-gecilebilecek-mi-bu-ulkede/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Volvo S60 yaya kazalarını azaltmak için otomatik fren yapıyor ve işe yarıyor!</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/volvo-s60-yaya-kazalarini-azaltmak-icin-otomatik-fren-yapiyor-ve-ise-yariyor/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/volvo-s60-yaya-kazalarini-azaltmak-icin-otomatik-fren-yapiyor-ve-ise-yariyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Jun 2011 20:29:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1514</guid>
		<description><![CDATA[Volvo'nun güvenli sürüş konusunda ne kadar iddialı olduğunu okuyordum ama bizzat test etmemiştim. Özel bir etkinlikte otomatik frenleme, yaya koruma sistemini yeni S60 sedan modellerde test ettik, ilginç bir tecrübeydi...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Önceki Cumartesi günü İstanbul&#8217;un en benzersiz yerlerinden birine dönüşmüş olan Bilgi Üniversitesi <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/santralistanbul-artik-sanat-ve-bilgi-uretecek/" title="2007'de kampüsün açılışından sonra yazdığım yazım için tıklayabilirsiniz">Santralİstanbul</a> kampüsünde Volvo Türkiye&#8217;nin davetlisi olarak S60 modelinin güvenlik özelliklerini bizzat denedik. Sosyal medya üzerinden iletişimini güçlendirmek için adımlar atmaya başlayan <a target="_blank" href="http://www.volvocars.com/tr">Volvo Cars Türkiye</a>&#8216;den birkaç adet etkinlik görseli beklediğimden yazı biraz gecikti, zira ben pek programlı gitmemiş, son dakikada etkinliğe katılabilmiştim, cep telefonumdan birkaç kare aldım. (Güncelleme &#8211; Volvo&#8217;dan araç içi özel videosu ve fotoğrafları da bir gün sonra geldi, aşağıda görebilirsiniz)</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Uluslararası Yılın Otomobili (ICOTY) Jürisi tarafından 2011’in hem en iyi sedanı hem de &#8216;en güvenilir otomobil&#8217; olarak seçilmesi, en büyük can kaybı nedenlerinden birinin trafik kazaları olduğu ülkemizde <a target="_blank" href="http://www.volvocars.com/tr/all-cars/volvo-s60/Pages/default.aspx">Volvo S60</a>&#8216;ı daha da merak etmeme neden olmuştu.</p>
<p>S60 modelinin lansmanı aslında yurt dışında İnternet üzerinden de oldukça ilginç bir şekilde yapılmıştı, zira kör ressamımız Eşref Armağan, henüz son hali, görüntüsü paylaşılmayan S60&#8242;ı elleri ile tanıyıp çizmiş, İnternet&#8217;ten gelen takipçi soruları sonrası aracın sorulan bölgelerini de detaylı olarak kağıda dökmüştü. Eşref Armağan&#8217;ın Türkçe sözlerinin korunduğu bu videoyu aşağıda izleyebilirsiniz.</p>
<div align="center"><iframe width="560" height="349" src="https://www.youtube.com/embed/-cmKsWpkRGE" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>
<p>Volvo Türkiye yetkililerinden, başta pazarlama ve marka iletişim müdürü Ebru Ekşi Akınoğlu&#8217;ndan markanın geçmişini, iddialı hedeflerini, 2020&#8242;de &#8216;yeni&#8217; bir Volvo modelinde bir kazada kimsenin ölmemesi için araştırma ve geliştirme çalışmaları yapıldığını duyduk.</p>
<p>Sıra S60&#8242;ları denemeye geldi. Parkurda bir adet insan maketi, bir de otomobil maketi vardı. Otomatik frenlemeli yaya algılama sistemi, otomobilin tam önü ve ön çaprazlarındaki yayaların hareketlerini algılıyor ve aracın önüne çıkan yayalar için sürücüyü yanıp sönen ışıkla uyarıyor. Sürücü zamanında tepki göstermediği takdirde otomatik olarak tam güçle fren yapıyor. Biz de makete doğru 30 km hızla gittik, ayağımızı da gazdan çekmedik, fakat araç tam frenle vaktinde durdu. Bu tecrübemi ve fren sonrası yüzümdeki tebessümü(!) araç içlerine yerleştirilmiş kameraların kaydettiği alttaki videoda görebilirsiniz.</p>
<div align="center"><iframe width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/RD34WYQSnXs" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>
<p>Otomatik fenli yaya algılama sistemi, 35 km/s’ye kadar olan hızlarda, sürücü zamanında tepki vermese bile yayalara çarpılmasını önleyebiliyormuş, daha yüksek hızlarda ise kaza şiddetinin azaltılması için çarpma öncesinde otomobil mümkün olduğu kadar yavaşlatılmış oluyor. Bu da ölüm riskini ciddi oranlarda azaltabiliyor.</p>
<p>Bu etkinliğe son dakikada katılan <a target="_blank" href="http://onurkoray.blogspot.com/">Agamemnon &#8211; Otomobil Dünyası blogu</a>nun sahibi Onur Koray hızını alamayıp maketin ayaklarını ezen benim gördüğüm tek katılımcı oldu, hızı sanırım yaklaşık 45 km/s idi! Limitleri zorladığı için tebrik ediyorum tabii kendisini.</p>
<p>Diğer test de araç çarpışma engelleme testiydi, bunu hem park alanındaki parkurda, hem de trafikte denedim. City Safety, &#8216;şehir güvenliği&#8217; adlı özellikle, öndeki araca çok yaklaşınca yine ışıklı ve sesli bir uyarı alınıyor, tehlikeli oranda yaklaşırsanız frenler devreye giriyor. İki aracın arasındaki hız farkı 15 km/saat ise, yani siz önünüzdeki araç mesela 70 ile giderken 85 ile gidiyorsanız kazayı engelleyebiliyor, aradaki hız farkı 30 km/saat ise hasar oranı düşük kalıyor.</p>
<div align="center">
<div align="center">
<div style="width:512px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/volvo-durma-testi.jpg"><img title="Otomatik fenli yaya algılama sistemi iş başında" alt="Otomatik fenli yaya algılama sistemi iş başında" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/volvo-durma-testi-m.jpg"/></a>
<p>Otomatik fenli yaya algılama sistemi iş başında</p>
</div>
<p>Bu özelliklerin sürekli açık olduğu yönünde bir sohbete kulak misafiri oldum, ama vaktim az olduğundan ben de bir teknik uzmana bunu soramadım. Eğer ki sürekli açık bir özellikse, riskli kullanmaya alışık Türk sürücüleri başlarda biraz zorlayabilir bu otomatik fren sistemleri. Ama kazaların azalması için de yakında çok daha fazla marka ve modelde, hem de zorunlu olarak görmemizin gerektiği bir sistem. Evet, kırmızı ışıkta durmakta olan öndeki araç ile mesafemi kapatmaya çalışırken sık sık tam fren yapılması biraz farklı bir his, ama doğrusu da bu!</p>
<div align="center">
<div style="width:512px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://cihansalim.net/blog/resim/VolvoS60-CihanSalim.jpg"><img width=512 src="http://cihansalim.net/blog/resim/VolvoS60-CihanSalim.jpg"/></a>
<p>S60 ve ben :)</p>
</div>
</div>
<p>Bu arada cruise-control, hız sabitleyici özelliği ile otomatik fren sistemini bir arada kullanmanın da çok büyük, keyifli bir faydası olacaktır! İsterseniz örneğin İstanbul&#8217;da köprü veya Mecidiyeköy trafiğinde aracın hızını, direksiyon üstündeki cruise control kontrol düğmeleriyle 20-30 km/s yapabilir, sonra da ayağınızı frenden gazdan çekebilirsiniz, çünkü araç öndeki araca çok yaklaştığından otomatikman tam fren yapacak, ardından tekrar 20 km/s hıza ulaşacaktır. Özellikle İstanbul&#8217;da radarlar çoğaldıkça hız sabitleyici özellik önem kazanıyor, zira örneğin sahil yolunda veya E5&#8242;te, bomboş bir saatte 70 km/s gibi düşük bir hızda kalabilmek için sık sık ön konsola bakmak gerekiyor, hız sabitleme özellikli araçlar sizi bu açıdan rahatlatırken Volvo S60 ve de yakında benzer otomatik fren sistemli araçlar da güvenliği arttıracak.</p></div>
</div>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fvolvo-s60-yaya-kazalarini-azaltmak-icin-otomatik-fren-yapiyor-ve-ise-yariyor%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/volvo-s60-yaya-kazalarini-azaltmak-icin-otomatik-fren-yapiyor-ve-ise-yariyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haber sitelerini tercihlerine göre kişiselleştirenler az, rasgele okuyanlar çok</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/haber-sitelerini-tercihlerine-gore-kisisellestirenler-az-rasgele-okuyanlar-cok/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/haber-sitelerini-tercihlerine-gore-kisisellestirenler-az-rasgele-okuyanlar-cok/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 May 2011 07:59:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1468</guid>
		<description><![CDATA[Yapılan bir araştırma, rekabet nedeniyle kullanıcılarına sürekli yenilikler sunan haber sitelerinin önemli önceliklerinden biri olan sayfa özelleştirme / kişiselleştirme özelliğinin aslında kullanıcılar tarafından pek de önemsenmediğini iddia ediyor. Kullanıcılar daha çok, pasif özelleştirme veya rasgele okumaya devam ediyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yapılan bir araştırma, rekabet nedeniyle kullanıcılarına sürekli yenilikler sunan haber sitelerinin önemli önceliklerinden biri olan sayfa özelleştirme / kişiselleştirme özelliğinin aslında kullanıcılar tarafından pek de önemsenmediğini iddia ediyor.</p>
<p>Londra Üniversitesi gazetecilik yüksek lisans programlarının akademisyenlerinden olan Neil Thurman&#8217;ın yayınladığı <a href="http://city.ac.uk/__data/assets/pdf_file/0012/85998/neil-thurman-making_the_daily_me.pdf">&#8220;Making &#8216;The Daily Me&#8217;&#8221; raporu (PDF)</a> İnternet haber okurları ile ilgili önemli iddialar içeriyor.</p>
<p>Bilindiği gibi kullanıcıların İnternet&#8217;e bağlanma nedenlerinden biri de haberleri takip etmek. Araştırma şirketi TNS&#8217;in 2010 sonunda düzenlediği anketine göre Türk kullanıcıların yüzde 9&#8242;u, İnternet&#8217;e bağlanmalarının 1 numaralı nedenini haber ve hava durumu takibi olarak belirtmişti.</p>
<p>Sosyal medyada paylaşılan bağlantı ve içeriklerin de önemli bir kısmının medya kanalları çıkışlı olduğunu düşünürsek haber sitelerinin daha da önemli olduğunu görüyoruz. Zaten Türkiye&#8217;nin en çok ziyaret edilen ilk 10 sitesinden ikisinin de haber portalları olduğunu biliyoruz.</p>
<p>Bazı yerli ve yabancı haber portalları da daha fazla sadık ziyaretçi elde etmek için sitelerinde kişiselleştirme seçenekleri sunuyorlar. Kullanıcılar sitenin hangi kısmında hangi kategorinin olacağını, hangi bölgenin haberlerini görmek istediklerini, video, fotoğraf, metin ağırlıklı haberler arasında önceliğini, hatta anahtar kelimeler içeren haberlerin öne çıkarılmasını sağlayabiliyorlar.</p>
<p>Özellikle İngiltere ve ABD&#8217;nin bu konuda öncü sitelerini ele alan araştırma, site ziyaretçilerinin çok azının bu özelleştirme araçlarını kullandığını gösterdi. Tam da Washington Post&#8217;un Facebook profilinizle bağlantı kurmayı zorunlu kılan yeni kişiselleştirilebilen hizmeti Trove&#8217;u hizmete soktuğu bu dönemde bazı diğer öncü haber kuruluşları yavaş yavaş &#8216;My Page&#8217; / Benim Sayfam hizmetlerini geri plana almaya başlıyor.</p>
<p>Kullanıcılar, bizzat kişiselleştirme araçlarının yerine, daha önce okudukları haber ve içeriklere göre kendilerine tavsiye edilen sayfaları okumayı, yani &#8216;pasif kişiselleştirme&#8217; özelliğini 3 kat daha fazla tercih ediyorlar.</p>
<p>Bunun bir nedeni kullanıcıların istedikleri sonuçlara ulaşabilmelerini sağlayacak miktarda detay vermekle uğraşmak istememesi. Bir diğer neden ise, tesadüfi ve rasgele okuma yapma alışkanlığının kuvvetini koruması. Burada özellikle daha yüksek yaş grubundan ziyaretçilerin, kağıt gazete okumaktan gelen tüm sayfa ve başlıklara göz atma refleksinin sürdüğünü düşünebiliriz.</p>
<p>Bu raporun bulgularının genel geçerliliğini doğrulamak ise, gelişmiş kişiselleştirme olanakları sunan online haber sitelerinin istatistiklerine hakim olan yöneticilerine kalıyor. Önümüzdeki dönemde daha az kişiselleştirme seçeneği görebiliriz. Eğer gidişat bu yönde olursa da, magazin için ayrı, teknoloji için ayrı, spor için farklı uzmanlaşmış siteleri ziyaret etme eğilimi kuvvetlenebilir.</p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fhaber-sitelerini-tercihlerine-gore-kisisellestirenler-az-rasgele-okuyanlar-cok%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/haber-sitelerini-tercihlerine-gore-kisisellestirenler-az-rasgele-okuyanlar-cok/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Groupon Now! ile lokasyon tabanlı indirim ve grup alışveriş fırsatlarının kapısı açılıyor</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/groupon-now-ile-lokasyon-tabanli-indirim-ve-grup-alisveris-firsatlarinin-kapisi-aciliyor/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/groupon-now-ile-lokasyon-tabanli-indirim-ve-grup-alisveris-firsatlarinin-kapisi-aciliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 May 2011 07:24:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1447</guid>
		<description><![CDATA[Groupon ABD'de anlık ve konum tabanlı indirim fırsatlarını cep telefonları üzerinden sunmaya başladı. Yakınınızdaki işletmelerin hemen kullanılabilir tekliflerini değerlendirme fikri çoktandır gündemde ama bunu hızlandıranlar Groupon gibi şirketler mi olacak?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal satın alma, grup alışveriş sektörünün en büyük oyuncusu Groupon, iki günde ikinci önemli duyurusunu yaptı. Önce <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/grup-alisveris-ile-etkinlik-organizasyonu-liderleri-bir-araya-gelip-grouponlivei-kuruyor/">LiveNation ile ortak proje</a>sini duyuran şirket, bir gün sonra da <a href="http://www.groupon.com/now">Groupon Now!</a> hizmetini kullanıma soktu.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Groupon&#8217;un iOS (iPhone, iPad, iPod&#8217;lar) ve Android tabanlı cihazlarda çalışan uygulamasını çalıştırıp o an nerede olduğu bilgisini paylaşan kullanıcılar, fiziki olarak yakın oldukları mekanlarda sunulan indirim fırsatlarını öğrenebilecekler. Şu anda Groupon&#8217;un merkez ofisinin bulunduğu Şikago&#8217;da sunulan hizmet, yerel işletmelerin haftanın sakin ve az müşterili gün ve saatlerine özel fırsatları sınırlı saatler arasında ve hemen sunmasını mümkün kılacak.</p>
<p>Aslında ABD&#8217;de Groupon&#8217;un başlıca rakibi LivingSocial, Mart ayı başında benzer girişimini Instant Deals adıyla kullanıma sunmuştu. Groupon&#8217;un da Now! hizmetinin geleceği Mart ayında öğrenilmiş, şirket kurucusu ve CEO&#8217;su Andrew Mason 17 Mart tarihli Business Week röportajında, bazı çalışanların mevcut günlük fırsat modelini Groupon 1.0, Groupon Now!&#8217;ı ise Groupon 2.0 olarak adlandırdığını aktarmıştı.</p>
<p><strong>Farklı bir ekosistem ve iş modeli</strong><br />
Mevcut grup alışveriş modelinde fırsatı satın almak için bir veya birkaç günlük bir pencere sunulurken fırsatın kullanılması için çoğunlukla birkaç haftayı aşan bir esneklik sunuluyor.</p>
<p>Groupon Now! modelinde ise &#8216;anlık&#8217; ve lokasyon bazlı fırsatlar söz konusu. İşletmelerin teklif yaratma ekranını kullanarak kendi kendilerine, hemen oluşturabildikleri teklifler, kupon olmaktan ziyade o anda hemen kullanılabilir fırsatlar olarak sunuluyor.</p>
<p>Alışık olduğumuz fırsat modelinde, küçük ya da büyük işletmeler aslında bir pazarlama çalışması yapmış oluyor, fırsat sitesinin yüz binler, hatta milyonları aşan kullanıcısına ücretsiz olarak ulaşabiliyor, marka bilinirliği de sağlıyorlardı. Sundukları indirimi kullananlardan eğer zarar ederlerse de bunu bir pazarlama gideri olarak görmeleri gerekiyordu. Fırsat siteleri de bu nedenle diğer reklam medyalarıyla rekabet eden şirketler olarak tanımlanabilir.</p>
<p>Groupon Now! gibi anlık ve lokasyon bazlı hizmetler ise işletmelerin reklam ve marka bilinirliğinden çok daha fazla oranda direkt ciro yapma ve &#8217;saklanayaman&#8217; çalışan, dayanıksız gıda mamulleri gibi envanter eritme önceliklerinin ağır bastığı bir platform. Bu platformda Groupon gibi platform sağlayıcılar için daha farklı satış komisyon oranları gerçekleşecektir.</p>
<p>Öte yandan lokasyon bazlı fırsatlar dendiğinde bu alanda sadece grup alışveriş siteleri ve mobil cihazlardan da fazlasıyla erişilen NTVMSNBC, Hürriyet gibi medya portalları değil; GSM operatörleri, hatta katma değerli hizmet sunan mobil içerik sağlayıcılar da söz sahibi olabilir.</p>
<p>Nitekim şu anda televizyonlarda Turkcell&#8217;in SMS bilgilendirme araçlarını kullanarak alışveriş merkezine giren müşterileri mağazaya çekip satışları arttıran markaların başarı hikayelerini görüyoruz.</p>
<p>Lokasyon bazlı sosyal medya ve mobil ticaret çok daha kuvvetli büyüyecek. Fakat bu büyümenin bugüne kadar yavaş kalmasını, aslında &#8220;mobil&#8221; girişimler olmayan Groupon gibi şirketler hızlandırabilecek mi yakından takip ediyor olacağız.</p>
<div align="center"><object width="640" height="390"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Vgk1YfInZoM?fs=1&amp;hl=en_US&amp;rel=0" /><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="640" height="390" src="http://www.youtube.com/v/Vgk1YfInZoM?fs=1&amp;hl=en_US&amp;rel=0" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object></div>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<p><i>İlgili Yazılar:</i></p>
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/grup-alisveris-ile-etkinlik-organizasyonu-liderleri-bir-araya-gelip-grouponlivei-kuruyor/">Grup alışveriş ile etkinlik organizasyonu liderleri bir araya gelip GrouponLive’ı kuruyor</a></li>
</ul>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fgroupon-now-ile-lokasyon-tabanli-indirim-ve-grup-alisveris-firsatlarinin-kapisi-aciliyor%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/groupon-now-ile-lokasyon-tabanli-indirim-ve-grup-alisveris-firsatlarinin-kapisi-aciliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Grup alışveriş ile etkinlik organizasyonu liderleri bir araya gelip GrouponLive&#8217;ı kuruyor</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/grup-alisveris-ile-etkinlik-organizasyonu-liderleri-bir-araya-gelip-grouponlivei-kuruyor/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/grup-alisveris-ile-etkinlik-organizasyonu-liderleri-bir-araya-gelip-grouponlivei-kuruyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 May 2011 08:31:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[dünya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1436</guid>
		<description><![CDATA[Sosyal satın alma, grup alışveriş sektörünün en büyük oyuncusu Groupon, konser etkinlikleri düzenleyicisi Live Nation ile ortak bir girişimde bulunarak GrouponLive&#8216;ı duyurdu. GrouponLive&#8217;ın faaliyete geçmesinin ABD&#8217;de yaz aylarında, konser sezonuna yetişeceği belirtiliyor.
Live Nation Entertainment sadece konser değil, spor etkinlikleri, sinema ve çeşitli diğer etkinlik türlerinin organizasyonu ve de Ticketmaster tarafı ile biletlemesi üzerinde çalışıyor. Türkiye&#8217;de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal satın alma, grup alışveriş sektörünün en büyük oyuncusu Groupon, konser etkinlikleri düzenleyicisi <a target="_blank" href="http://www.livenation.com">Live Nation</a> ile ortak bir girişimde bulunarak <a target="_blank" href="http://www.grouponlive.com/">GrouponLive</a>&#8216;ı duyurdu. GrouponLive&#8217;ın faaliyete geçmesinin ABD&#8217;de yaz aylarında, konser sezonuna yetişeceği belirtiliyor.</p>
<p>Live Nation Entertainment sadece konser değil, spor etkinlikleri, sinema ve çeşitli diğer etkinlik türlerinin organizasyonu ve de Ticketmaster tarafı ile biletlemesi üzerinde çalışıyor. Türkiye&#8217;de Biletix&#8217;in sahibi olan Ticketmaster ve Live Nation&#8217;ın bir araya gelişiyle oluşan Live Nation Entertainment, 2010&#8242;da önceki yıla oranla yüzde 10 daha az bilet satıp 5 milyar ABD Doları ciro üzerinden yaklaşık 230 milyon dolar zarar etti. Bu yılın ilk çeyreğinde hafif iyileşme gördüğünü açıklayan şirket, Groupon satış modeli ile, satmakta zorlandığı biletleri, sınırlı saatler içinde indirimli olarak sunarak zararını azaltmayı planlayacak.</p>
<p>Groupon&#8217;un özellikle yerel işletmelere odaklanan iş modeli de bu açılımla çeşitlilik kazanacak.</p>
<p>Türkiye&#8217;de de grup alışveriş pazarında belli aralıklarla önemli konser, opera, gösteri, şov etkinlikleri biletleri farklı oyuncular tarafından fırsat olarak sunuluyor. Ayrıca <a target="_blank" href="http://www.kapaligise.com/">Kapalı Gişe</a> gibi sadece bu alana odaklanan fırsat siteleri de mevcut. Henüz konser dışı etkinlikleri pek göremediğimiz bu alanda ciddi ciro potansiyeli var.</p>
<p><i>İlgili Yazılar:</i></p>
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/groupon-now-ile-lokasyon-tabanli-indirim-ve-grup-alisveris-firsatlarinin-kapisi-aciliyor/">Groupon Now! ile lokasyon tabanlı indirim ve grup alışveriş fırsatlarının kapısı açılıyor</a></li>
</ul>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fgrup-alisveris-ile-etkinlik-organizasyonu-liderleri-bir-araya-gelip-grouponlivei-kuruyor%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/grup-alisveris-ile-etkinlik-organizasyonu-liderleri-bir-araya-gelip-grouponlivei-kuruyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Herkese değil hedefe odaklanmak için: Dijital yaşam tarzlarına göre dijital tüketici sınıfları</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/herkese-degil-hedefe-odaklanmak-icin-dijital-yasam-tarzlarina-gore-dijital-tuketici-siniflari/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/herkese-degil-hedefe-odaklanmak-icin-dijital-yasam-tarzlarina-gore-dijital-tuketici-siniflari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Apr 2011 06:39:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1378</guid>
		<description><![CDATA[Dijital iletişim gibi hızla büyüyen bir alanda hedef kitlesine ulaşmak isteyen kurumlar,  tüketicilerin hangi sitelerde, platformlarda olduğunu tahmin etmektense, onların dijital yaşam tarzlarını, davranışlarını anlamaya eğilmeli. Dijital yaşam tarzlarını 6 ana karakterde gruplayan TNS araştırması bize yol gösterebilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dijital mecralarda geçirdiğimiz süre arttıkça davranışlarımız da değişiyor. Zamanla dijital mecralarda kullandığımız araçlar, çevremizdekilerle etkileşimimiz bizim dijital yaşamımızı biçimlendirmeye, beklentilerimizi şekillendirmeye başlıyor.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Böylesine hızla büyüyen bir alanda hedef kitlesine ulaşmak isteyen kurumlar,  tüketicilerin hangi sitelerde, platformlarda olduğunu tahmin etmektense,  onların dijital yaşam tarzlarını, davranışlarını anlamaya eğilmeli.<br />
Araştırma şirketi TNS de bu ihtiyaçtan yola çıkarak 46 ülkede 50 bin kişi ile yürüttüğü geniş çaplı çalışma sonucu Digital Life (<a href="http://discoverdigitallife.com">http://discoverdigitallife.com</a>) raporunu bir süre önce yayınladı. Hızlı tüketim ürünleri ve perakende tecrübelerimde araştırma şirketlerinin oldukça faydalı segmentasyonlar çıkarabildiğini tecrübe ettiğimden raporun en önemli kısmı bence dijital yaşam tarzlarını grupladığı 6 ana karakter.</p>
<div align="center">
<div style="width:600px; text-align:center" class="captionfull"><img title="Türk İnternet kullanıcılarının İnternet'te "vazgeçemem" dediği eylemleri ağırlık sırasıyla böyle" alt="Türk İnternet kullanıcılarının İnternet'te "vazgeçemem" dediği eylemleri ağırlık sırasıyla böyle" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/TR-internet-en-onemli-aktivite.png"/>
<p>
Türk İnternet kullanıcılarının İnternet&#8217;te &#8220;vazgeçemem&#8221; dediği eylemleri ağırlık sırasıyla böyle</p>
</div>
<p>Tüketicilerin 5-6 sınıfa bölünmesi çoğu sektörde yeteri derecede açıklayıcıdır ve de hedefe odaklanmayı mümkün kılar. Fakat bu tip araştırmalarda her zaman dikkat edilmesi gereken, tüketicilerin belli değişkenler karşısındaki konumları/duruş noktaları ile davranışlarının doğrusal bir şekilde ayrıştırılamayacağıdır. Örneğin İnternet’i, çevresini genişletme amacıyla kullananlar en çok içerik tüketen grup olmasına rağmen, arkadaşlarıyla iletişimde kalmak veya etkileyici/trendi olmak için İnternet kullananlar kadar dijital medyaya ‘bulanmamışlardır’!</p>
<p><strong>Bilgi, Haber Peşindekiler</strong><br />
TNS’e göre Türk kullanıcıların %31 ile çoğunluğu etrafında neler olup bittiğini öğrenmek, haber okumak, aklına takılanları araştırmak için ve de satın alma gibi kararlarına ön hazırlık için dijital mecralarda. En fazla tarayıcılarıyla gezinerek, arama kutularını kullanarak web’de vakit geçiren bu grup çoğunlukla erkek, iş sahibi, İnternet’ten alışveriş konusunda 6 gruptan en aktif 3. Dijital mecralarda markaların reklam ve iletişim faaliyetlerine çoğunlukla açıklar. Kişisel ve gizli bilgilerin güvenliği konusunda çekinceleri olsa da İnternet’te seslerini duyurma şansına sahip olmaktan mutlular. Öte yandan, “İnternet sayesinde aidiyet ve arkadaşlarımla yakınlık hissediyorum”, “İnternet’siz bir hayat düşünemiyorum” ifadelerine pek katılmıyorlar. </p>
<p><strong>Etkileyici, Öncüler</strong><br />
İnternet’e bağlı olma durumunu içselleştiren bu grup, araştırmaya göre Türk kullanıcıların %25’ini oluşturuyor. Eşit oranda kadın-erkek dağılımı gösteriyor, yüksek oranda gençlerden oluşuyor, sosyal ağlarda çok vakit geçiriyor, ortalamanın üstünde arkadaş sayısına sahip, hem içerik üretmeye hem de tüketmeye vakit harcıyorlar. Markaların dijital iletişiminden de en az rahatsız olan bu grup İnternet’ten alışverişte en aktif 2. grup. Önceki grup gibi kurumsal web siteleri, fiyat karşılaştırma, arkadaş yorumları, offline medya ve ‘kulaktan kulağa’ya açıklar. İnternet’ten kişisel işlerini halletmeye (örn. Vergi ödeme, muayene randevusu alma), organize olmaya en açık olanlar da onlar.</p>
<p>İnternet, onlar için farklılıklarını ortaya çıkarabilme, kendilerini konumlandırma için bir araç. Online ortamlarda kendilerini daha iyi ifade edebildiklerini hissediyorlar ve ayrıca arkadaş ve çevreleri tarafından İnternet sayesinde daha kolay kabul gördüklerine inanıyorlar. Özellikle gelişmekte olan Doğu Avrupa, Orta Doğu ve de Güneydoğu Asya’da bu grup kalabalık.</p>
<p><strong>İletişim Çılgınları</strong><br />
Türk kullanıcıların %19’unun girdiği bu gruplamadakiler İnternet’ten alışverişe en sıcak bakanlar. Markalara, bilgi haber peşinde olanlar kadar açıklar, ama etkileyici gruptakiler kadar geniş bir alanı yine de markalara tanımıyorlar. İletişimde olmak, konuşmak, seslerini duyurmak en önemli dijital mecra güdüleri ve bunun için kısa mesajdan anında mesajlaşmaya, e-postaya kadar her yöntemi kullanmaya açıklar. Yaş olarak ortadalar, çoğunlukla iş sahibiler. Online ortamlarda kendilerini daha iyi duyurabildiklerine inanıyor, İnternet’siz bir yaşamın daha mutsuz olacağına inanıyorlar. Gittikçe azalan oranda e-posta kullanıyorlar, sosyal medya kullanımını haber, bilgi araştırması, hobi ve multimedya içerik tüketimi takip ediyor.</p>
<p><strong>Çevresini Genişletmek isteyenler</strong><br />
İster kişisel ister profesyonel amaçla olsun, İnternet’i harika bir ilişki kurma ve yaşatma aracı olarak gören ve kullanan bu grup Türk kullanıcıların %12’lik kısmını temsil ediyor. İş sahibiyeti yarı yarıya oranındayken biraz daha gençlerden oluşuyor. İnternet’e pek sık girmeyebiliyorlar.</p>
<p>Markaların dijital iletişimine daha önceki 3 grup kadar açık olmasalar da çoğunlukla olumlu bakıyorlar. Online alışverişe eğilim konusunda 6 grup içinde dördüncüler.</p>
<p><strong>İşlevsel Kullanıcılar</strong><br />
Orta ve üstü yaş grubunun çok daha ağır bastığı bu grup İnternet’te çok fazla içerik tüketmiyor. Çünkü İnternet’i bir araç, cihaz olarak konumlandırıp haber, spor, hava durumunu takip ediyorken markaların dijital iletişimlerine yarı yarıya rıza gösteriyorlar.</p>
<p>Yüksek oranda iş sahibi bu kitle çoğunlukla kadınlardan oluşuyor. Veri ve gizli bilgi güvenliğinden şüphe duyuyorlar. İnternet’in kendilerini daha iyi ifade edebilmelerini sağladığına ise katılmıyorlar.</p>
<p><strong>Özenenler</strong><br />
TNS araştırmasında bence birazcık daha yüksek oranda yer alması gereken bu grup İnternet’e ilk defa çok kısa bir süre önce bağlanmış ama artık sıklıkla bağlanan kadınların ağırlığının olduğu bir grup. Yaş seviyesi ortalardayken sosyal medya platformlarında en fazla arkadaş veya takipçiye de bu gruptakiler sahip. Ama aksine, biraz da yeni olduklarından, online alışverişe de bir o kadar kapalılar. İnternet, dijital mecralar ilgilerini oldukça çekiyor, bir an önce daha fazla içerik tüketmek ve üretmek, etkileşimi arttırmak istiyorlar. Yine İnternet’in, kendilerinin arkadaşları tarafından kabul edilmelerini kolaylaştırdığına, böylece daha iyi ilişkiler kurduklarına, seslerini daha özgür çıkarabildiklerine inanıyorlar.</p>
<p><strong>Hedef Tüketiciye Göre Hamle</strong><br />
Dijital mecralar hızla değiştikçe tüketici tutum ve kalıplarını da güncellemek gerekecektir. Fakat günümüzde bir dijital iletişim çalışmasını etkin ve verimli kılmak için, “Facebook’ta şöyle eğlenceli bir şey yapalım” fikirlerinden ziyade ürün ve hizmetinizin hangi dijital tüketici segmentine hitap ettiğini, varsa dijital mecra danışmanınızla birlikte, çalışmalısınız. Bunu belirginleştirince akılcı ve gerçekçi hamleler yapmanız kolaylaşacaktır
</div>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fherkese-degil-hedefe-odaklanmak-icin-dijital-yasam-tarzlarina-gore-dijital-tuketici-siniflari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/herkese-degil-hedefe-odaklanmak-icin-dijital-yasam-tarzlarina-gore-dijital-tuketici-siniflari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Facebook&#8217;tan yeni Send / Gönder tuşu, &#8220;e-posta ile arkadaşıma gönder&#8221;e rakip</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/facebooktan-yeni-send-gonder-tusu-e-posta-ile-arkadasima-gondere-rakip/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/facebooktan-yeni-send-gonder-tusu-e-posta-ile-arkadasima-gondere-rakip/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Apr 2011 06:36:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1363</guid>
		<description><![CDATA[Facebook &#8220;Like&#8221; yani &#8220;Beğen&#8221; düğmesi 1. yaşını kutlarken yeni bir sosyal paylaşım eklentisini de web yayıncılarının hizmetine sundu. Yeni &#8220;Send&#8221; yani &#8220;Gönder&#8221; düğmesi, beğen düğmesine görüntü olarak oldukça benziyor. Basınca küçük bir pencere açılıyor. Pencerede en üstte alıcı kısmına Facebook arkadaşlarınızın adını yazıyor, isterseniz konu kısmına bir açıklama ekliyor, ardından alttaki Send&#8217;e basarak linki arkadaşlarınızla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Facebook &#8220;Like&#8221; yani &#8220;Beğen&#8221; düğmesi 1. yaşını kutlarken yeni bir sosyal paylaşım eklentisini de web yayıncılarının hizmetine sundu. Yeni &#8220;Send&#8221; yani &#8220;Gönder&#8221; düğmesi, beğen düğmesine görüntü olarak oldukça benziyor. Basınca küçük bir pencere açılıyor. Pencerede en üstte alıcı kısmına Facebook arkadaşlarınızın adını yazıyor, isterseniz konu kısmına bir açıklama ekliyor, ardından alttaki Send&#8217;e basarak linki arkadaşlarınızla paylaşabiliyorsunuz.</p>
<p>Washington Post, Huffington Post, Last.fm, People.com gibi yüksek trafik çeken 50 site, &#8217;send&#8217; yani &#8216;gönder&#8217; tuşunu hemen uygulamaya aldı. Send tuşu sayesinde, ilgili sayfayı &#8216;Beğen&#8217;e basarak Facebook duvarınızda tüm takipçilerinizle paylaşmak yerine, özellikle haberdar etmek istediğiniz arkadaşlarınıza, üye olduğunuz Facebook gruplarına ve hatta istediğiniz e-posta adreslerine özelden göndermeniz mümkün oluyor. Böylece pek çok sitedeki &#8220;arkadaşına e-posta ile gönder&#8221; tuşuna Facebook mesajları rakip oluyor.</p>
<div id="attachment_1364" class="wp-caption aligncenter" style="width: 648px"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/uploads/2011/04/Screen-shot-2011-04-26-at-09.25.54.png"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/uploads/2011/04/Screen-shot-2011-04-26-at-09.25.54.png" alt="Facebook&#039;un Yeni Send yani Gönder tuşu kullanıma sunuldu" title="Facebook&#039;un Yeni Send yani Gönder tuşu kullanıma sunuldu" width="638" height="341" class="size-full wp-image-1364" /></a><p class="wp-caption-text">Facebook'un Yeni Send yani Gönder tuşu kullanıma sunuldu</p></div>
<p>Facebook geçtiğimiz dönemde Facebook Mesaj özelliğini iyice geliştirerek bir e-posta alternatifine çevirmiş, isim.soyisim@facebook.com gibi e-posta adreslerinin kullanılmasını olanaklı kılmıştı. Yeni &#8220;gönder&#8221; tuşu da Facebook Mesaj kullanımının artmasına ciddi katkı yapacak.</p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Ffacebooktan-yeni-send-gonder-tusu-e-posta-ile-arkadasima-gondere-rakip%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/facebooktan-yeni-send-gonder-tusu-e-posta-ile-arkadasima-gondere-rakip/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oto fuarında Renault&#8217;dan RFID radyo çipli Facebook &#8220;beğen&#8221; tanıtımı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/oto-fuarinda-renaultdan-rfid-radyo-cipli-facebook-begen-tanitimi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/oto-fuarinda-renaultdan-rfid-radyo-cipli-facebook-begen-tanitimi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Apr 2011 19:59:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1354</guid>
		<description><![CDATA[AutoRAI Amsterdam otomobil fuarında Renault, stand ziyaretçilerine yenilikçi bir uygulama sunarak Facebook profillerinde Renault modellerini duyurmalarını başardı.
Dağıtılan RFID çipli akıllı kartlarını Facebook Connect ile Facebook profillerine tanımlayan ziyaretçiler ardından Renault standını bu akıllı kart ile gezdi.
İlgilerini çeken ve beğendikleri modellerin yanına yerleştirilmiş “Beğen” kutusuna akıllı kartlarını okutturan ziyaretçiler Facebook profillerine araç modeliyle ilgili bilgi yüklemiş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>AutoRAI Amsterdam otomobil fuarında Renault, stand ziyaretçilerine yenilikçi bir uygulama sunarak Facebook profillerinde Renault modellerini duyurmalarını başardı.</p>
<p>Dağıtılan RFID çipli akıllı kartlarını Facebook Connect ile Facebook profillerine tanımlayan ziyaretçiler ardından Renault standını bu akıllı kart ile gezdi.</p>
<p>İlgilerini çeken ve beğendikleri modellerin yanına yerleştirilmiş “Beğen” kutusuna akıllı kartlarını okutturan ziyaretçiler Facebook profillerine araç modeliyle ilgili bilgi yüklemiş ve de beğendiklerini arkadaşlarıyla paylaşmış oldular. Günümüzde mobil cihazlarla da bu tip konsept uygulamalar yapılırken bu sefer Renault’nun akıllı kart ile bir RFID uygulaması yapması ilginin normalden fazla olmasının nedeni olarak görülebilir. Alttaki tanıtım videosunda da görüldüğü gibi RFID’i ile cihazlara yakın olmak yeterli oluyor, ayrıca cep telefonu, tablet bilgisayar gibi bir aletten faydalanmaya gerek kalmıyor.</p>
<div align="center">
<object width="640" height="390"><param name="movie" value="http://www.youtube-nocookie.com/v/TfwKJ97T9C0?fs=1&amp;hl=en_US"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube-nocookie.com/v/TfwKJ97T9C0?fs=1&amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="640" height="390"></embed></object>
</div>
<p>RFID özellikle kurumsal hayatta yaygınlaşmaya başladı. Lojistik süreçlerde dikkat çekici avantajlar sunabilen RFID uygulamaları aynı zamanda süpermarket alışverişleri gibi durumlarda da son tüketicilere kolaylık sağlayabiliyor. Sosyal medya ile ilişikli bu uygulama ise pazarlama alanındaki olasılıkların habercisi.</p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Foto-fuarinda-renaultdan-rfid-radyo-cipli-facebook-begen-tanitimi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/oto-fuarinda-renaultdan-rfid-radyo-cipli-facebook-begen-tanitimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Google, Kraliyet Düğünü&#8217;nü YouTube&#8217;da yayınlayacak. Canlı yayın rekoru kırılır mı?</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/google-kraliyet-dugununu-youtubeda-yayinlayacak-canli-yayin-rekoru-kirilir-mi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/google-kraliyet-dugununu-youtubeda-yayinlayacak-canli-yayin-rekoru-kirilir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Apr 2011 19:23:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1321</guid>
		<description><![CDATA[1981'de Diana ile Charles'ın düğünü TV'den 750 milyon kişiye ulaşmış. 29 Nisan'daki Kate ile William düğünü de Birleşik Krallık başta olmak üzere dünyada oldukça ilgi çekiyor. Google törenin online canlı yayınlanması işini üstlendi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>29 Nisan&#8217;daki Kraliyet Düğünü İngiltere ve Birleşik Krallık için yılın olayı. Tabii dünya genelinde de çok büyük izleyici çekmesi bekleniyor. Öyle ki, bildiğimiz anlamıyla &#8216;İnternet yok iken 1981&#8242;de Diana ile Charles&#8217;ın düğününü yaklaşık 750 milyon kişinin televizyonlarından izlediği tahmin ediliyor. O zamanki dünya nüfusunun yaklaşık altıda biri bu görüntüleri canlı mı yoksa haberlerde mi izledi tam olarak bilemiyorum fakat Prens William ve Kate Middleton&#8217;ı izleyenlerin bir milyarı aşmasına kesin gözüyle bakılıyor.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Mahremiyet ve özel anlarını koruma konusunda hassas olan William&#8217;ın geçmişte medya ile sıkıntıları olsa da, düğünden kareler, videoların bir şekilde yayılacağını kabullenen Kraliyet Ailesi daha da ileri giderek şölenin canlı yayınlanmasını önceden kabul etmişti. Fakat TV planlarının ardından sıradaki kanal İnternet olunca, hangi kurumun yüz milyonlarca potansiyel izleyicinin talebine cevap verebileceği gibi bir soru işareti doğdu.</p>
<div align="center">
<div style="width:460px; text-align:center" class="captionfull"><a target="_blank" href="http://www.youtube.com/user/TheRoyalChannel"><img title="29 Nisan'daki Kraliyet düğününü TV yerine İnternet'ten takip edeceklerin sayısı merakla bekleniyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/youtube-kraliyet-dugunu-l.png" alt="29 Nisan'daki Kraliyet düğününü TV yerine İnternet'ten takip edeceklerin sayısı merakla bekleniyor"/></a>
<p>29 Nisan&#8217;daki Kraliyet düğününü TV yerine İnternet&#8217;ten takip edeceklerin sayısı merakla bekleniyor</p>
</div>
</div>
<p>Google buna talip olarak 29 Nisan&#8217;daki İnternet trafiğinin çok daha büyük bir bölümünü kendi sunucularına çekmeye cesaret etti. Şimdiden <a target="_blank" href="http://www.youtube.com/user/TheRoyalChannel">YouTube&#8217;daki Kraliyet Kanalı</a>&#8216;nda kısa tanıtım videoları yer almaya başladı. Fast Company sitesinin haberine göre düğün konvoyunun geçeceği bölgedeki önemli bina ve noktalar Google Earth üzerinde 3 boyutlu tanımlanmaya başlandı. Kısacası Google, projeyi fazlasıyla önemsiyor ve ciddi kaynak aktarıyor.</p>
<p>Bu güçlü, pozitif halkla ilişkiler etkinliğinde reklam göstermeyeceği tahmin edilen Google yine de oldukça geniş bir kullanıcı tabanının erişim detayına ve YouTube markasının küresel bilinirliğinin daha da artmasına yatırım yapmış oluyor. Online rating&#8217;in kilisede mi, yoksa balkonda halkı selamlayıp ilk öpüşme sırasında mı zirve yapacağı da bir diğer merak konusu&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/kraliyet-dugunu-nde-prenses-beatrice-in-sapkasi-ahtapot-gibi-facebook-grubu-136-bin-takipcili/">Facebook’ta 136 bin takipçisi olan şapka!</a></li>
</ul>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fgoogle-kraliyet-dugununu-youtubeda-yayinlayacak-canli-yayin-rekoru-kirilir-mi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/google-kraliyet-dugununu-youtubeda-yayinlayacak-canli-yayin-rekoru-kirilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>14 milyon Türk erkek İnternet kullanıcısı var, 9 buçuğu sosyal medyada, en çok haber için İnternet&#8217;teler</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/14-milyon-turk-erkek-internet-kullanicisi-var-9-bucugu-sosyal-medyada-en-cok-haber-icin-internetteler/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/14-milyon-turk-erkek-internet-kullanicisi-var-9-bucugu-sosyal-medyada-en-cok-haber-icin-internetteler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Apr 2011 12:44:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1304</guid>
		<description><![CDATA[infografik - IAB Türkiye İnternet ölçümleme araştırmasına göre Türkiye'de 13,8 milyon Türk İnternet kullanıcısı var. Bunlardan 9,4 milyonu Facebook gibi sosyal medya platformlarını kullanıyor. Özellikle bu rakam, Türkiye'deki çok yüksek Facebook hesap sayısıyla "sosyal medya her yere girdi" düşüncemizi sorgulamamızı gerektiriyor]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>IAB Türkiye İnternet ölçümleme araştırmasına göre Türkiye&#8217;de 13,8 milyon Türk İnternet kullanıcısı var. Bunlardan 9,4 milyonu Facebook gibi sosyal medya platformlarını kullanıyor. Özellikle bu rakam, Türkiye&#8217;deki çok yüksek Facebook hesap sayısıyla &#8220;sosyal medya her yere girdi&#8221; düşüncemizi sorgulamamızı gerektiriyor, zira dört buçuk milyonluk fark, hala sosyal medya kullanımının doyuma ulaşmaktan çok uzak olduğunu gösteriyor.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Erkek İnternet kullanıcılarının %69 ile yaklaşık üçte ikisi, her gün veya haftada birkaç kez İnternet&#8217;e giriyor. Bu da haftada bir veya daha az İnternet&#8217;e giren erkek kullanıcı sayısının 4 milyonun üstünde olduğunu gösteriyor.</p>
<p>33 ülkede faaliyet gösteren IAB (Interactive Advertisement Bureau) tüm dünyada interaktif reklamcılığın gelişmesi için çalışıyor. Bu istatistikleri yayımlayan <a target="_blank" href="http://www.iab-turkiye.org">IAB Türkiye</a>&#8216;nin bugün 119 üye firması var.</p>
<p>İstatistikleri daha net görebilmek için resme tıklayıp tam ekran olarak görebilirsiniz.</p>
<div align="center">
<div style="width:606px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/iab_newsletter-Nisan.jpg"><img width="606" height="768" title="IAB Türkiye erkek İnternet kullanıcıları araştırması sonucu infographic" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/iab_newsletter-Nisan.jpg" alt="IAB Türkiye erkek İnternet kullanıcıları araştırması sonucu infographic"/>
<p>IAB Türkiye erkek İnternet kullanıcıları araştırması sonuçları</p>
<p></a></div>
</div>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2F14-milyon-turk-erkek-internet-kullanicisi-var-9-bucugu-sosyal-medyada-en-cok-haber-icin-internetteler%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/14-milyon-turk-erkek-internet-kullanicisi-var-9-bucugu-sosyal-medyada-en-cok-haber-icin-internetteler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>eBay, GittiGidiyor&#8217;un %93&#8242;ünü aldı. GG artık eBay Türkiye&#8230;</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/ebay-gittigidiyorun-yuzde93unu-aldi-gg-artik-ebay-turkiye/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/ebay-gittigidiyorun-yuzde93unu-aldi-gg-artik-ebay-turkiye/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Apr 2011 15:26:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1293</guid>
		<description><![CDATA[Türk e-ticaret platformlarının en başarılı örneklerinden GittiGidiyor&#8216;un %93&#8242;ü artık ABD&#8217;nin en büyük e-pazaryeri eBay&#8216;in. Şirketin ilk yatırımcısı Mustafa Say&#8217;ın iLab Ventures&#8217;i şirketteki %7 hissesini en azından bir süre daha elinde tutacak.

Son günlerde bu yönde aldığımız duyumların ardından gün içinde GittiGidiyor ofisinde imzanın kutlandığını öğrenmiştik. Son olarak da eBay&#8217;in basın açıklamasıyla imza resmi olarak duyurulmuş oldu. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk e-ticaret platformlarının en başarılı örneklerinden <a href="http://www.GittiGidiyor.com">GittiGidiyor</a>&#8216;un %93&#8242;ü artık ABD&#8217;nin en büyük e-pazaryeri <a href="http://www.ebay.com">eBay</a>&#8216;in. Şirketin ilk yatırımcısı Mustafa Say&#8217;ın iLab Ventures&#8217;i şirketteki %7 hissesini en azından bir süre daha elinde tutacak.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Son günlerde bu yönde aldığımız duyumların ardından gün içinde GittiGidiyor ofisinde imzanın kutlandığını öğrenmiştik. Son olarak da <a href="http://finance.yahoo.com/news/eBay-Agrees-to-Acquire-Shares-bw-1283179881.html?x=0">eBay&#8217;in basın açıklaması</a>yla imza resmi olarak duyurulmuş oldu. 6,4 milyon üyesi olan Gittigidiyor 2010 yılı sonunda açık arttırma ile satış yöntemini iptal etmiş ve liste fiyatları üzerinden satış ile yola devam etme kararı almıştı.</p>
<p>2010 yılında pazar payında gerileme yaşayan site, 2011&#8242;de açık arttırma modelinin de iptali ile aktif kullanıcı tabanında bir miktar kayba uğramıştı. Aktif bir GittiGidiyor kullanıcısı olarak açık arttırma modelinde satıcı ve alıcıların tutumları nedeniyle gittikçe daha zor alışveriş yapar hale geldiğimizi gördükçe bu modeli kendi kendimize baltaladığımız için üzülmeden edemiyorum.</p>
<p>eBay Avrupa operasyonları Başkan Yardımcısı Doug McCallum, &#8220;2007&#8242;de GittiGidiyor&#8217;a ortak olurken harika yönetilen bir işe girdiğimizi biliyorduk, onlardan öğreneceğimiz, ve onlarla paylaşabileceğimiz çok şey var&#8221; diyerek satın almayı duyurdu.</p>
<p>Yeni hisselerin satın alma fiyatına göre Gittigidiyor&#8217;un değerlemesinin 150 ila 200 milyon dolar arasında olduğu konuşuluyor. Türk İnternet girişimleri arasında bir başarı hikayesi olan Gittigidiyor&#8217;un kurucuları Serkan Borançılı, Burak Divanlıoğlu, Tolga Kabataş ve de tüm çalışanlarını bu teklifi almalarını sağlayan performansları için tebrik ediyoruz. Tabii eBay&#8217;den gelen maddi kaynağın da yine Türk İnternet ekosisteminde yeni girişimleri ateşlemesini bekliyoruz.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Febay-gittigidiyorun-yuzde93unu-aldi-gg-artik-ebay-turkiye%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/ebay-gittigidiyorun-yuzde93unu-aldi-gg-artik-ebay-turkiye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kullanıcıların İnternet hizmetleri için ödeme eğilimi yeni gelir modelleri için ümit veriyor</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/kullanicilarin-internet-hizmetleri-icin-odeme-egilimi-yeni-gelir-modelleri-icin-umit-veriyor/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/kullanicilarin-internet-hizmetleri-icin-odeme-egilimi-yeni-gelir-modelleri-icin-umit-veriyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Mar 2011 16:20:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1227</guid>
		<description><![CDATA[Kullanıcılar aylık veri paketlerine ödedikleri meblağın İnternet hizmetlerini ücretsiz kullanmalarını sağlayan bir harcama olduğunu düşünseler de, ücretsiz kullandıkları hizmetlere değer biçmeleri istendiğinde hiç de cimri davranmıyorlar. 100 milyar Avro'yu aşan bir 'değerleme' söz konusu, peki bu değer gerçekten müşterilere faturalanabilir mi? Görüntü çok da ümitsiz değil...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Azımsanmayacak sayıda kullanıcı, İnternet’e erişim için bağlantı ücreti öderken aynı zamanda İnternet’teki neredeyse tüm hizmetleri de ücretsiz kullanma hakkını satın aldıklarını düşünüyorlar. İnternet tabanlı mevcut iş modellerinin önemli bir kısmı da geliri reklamlardan, sponsorlardan sağlamaya devam ederek mümkün olduğunca “ücretsiz” modeli devam ettirmeye çalışıyorlar. Bu da İnternet kullanıcı sayısı ve de kullanım sürelerinin hızla artmasını sağlıyor. Çünkü kullanıcılar aldıkları hizmetin ödedikleri para ve harcadıkları zamana değdiğini düşünüyorlar.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Ekonomi yazımında bir tüketicinin, bir üründen aldığı fayda ile o ürün için ödediği ücret arasındaki fark, İngilizce’de ‘consumer surplus’, yani tüketiciye kalan artık, artı değer, fazla olarak adlandırılır. Örneğin çok sıcak bir havada güneş altında siz çok susamışken seyyar satıcının bir küçük suyu 2 TL’ye satmasına rağmen o an o su sizin için 5 TL’lik hissiyat veren bir fayda veriyorsa bunu alırsınız, ve suyunuzu içtikten sonra hala bir artı değer size kalmış olur. Öte yandan gazlı içecek sevmeyen biri bir kutu içecek 10 kuruş bile olsa o içecekten sıfır fayda alacağına inandığından bu teklifi değerlendirmez.</p>
<p>Danışmanlık firması McKinsey’nin Quarterly adlı yayınında da, araştırmacılar İnternet kullanıcılarının aldıkları ücretsiz hizmetlere ne kadar değer biçtiklerini araştırmışlar. Bugün ücretsiz kullandıkları e-posta hizmeti, online video izleme olanakları, Google’da arama yapma, sosyal medya sitelerini kullanma, oyun oynama ve müzik dinleme gibi hizmetler için kullanıcılara bir ayda kaç Avro harcamayı göze aldıkları sorulmuş.</p>
<p>Cevapların istatistiki modellemesinden sonra bir yılda İnternet hizmetlerinin dünyada 150 milyar Avro’luk tüketici değeri yarattığı hesaplanmış. Aynı araştırmaya göre, şu anda müzik indirme üyelikleri, web oyunlarında harcanan krediler ve benzerleri için tüketiciler yaklaşık 30 milyar Avro harcıyor. Ayrıca reklamlardan kurtulmak, veya ücretsiz sürüme göre daha hızlı, daha gelişmiş hizmetler içeren “premium” hizmetler için de 20 milyar Avro cepten çıkıyor.</p>
<div align="center">
<div style="width:513px; text-align:center" class="captionfull"><img title="Oldukça varsayımsal bir çalışma olsa da, tüketicilerin kullandıkları hizmete biçtikleri ortalama değer göz önüne alındığında e-posta için 3,2 milyar, Google gibi arama hizmetleri için 3,1 milyar Avro değerin 'tüketici fazlası' olarak sistemde fiyatlanmadığını görüyoruz" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/internet-hizmetleri-tuketici-deger-fazlasi.png" alt="Oldukça varsayımsal bir çalışma olsa da, tüketicilerin kullandıkları hizmete biçtikleri ortalama değer göz önüne alındığında e-posta için 3,2 milyar, Google gibi arama hizmetleri için 3,1 milyar Avro değerin 'tüketici fazlası' olarak sistemde fiyatlanmadığını görüyoruz"/>
<p>Oldukça varsayımsal bir çalışma olsa da, tüketicilerin kullandıkları hizmete biçtikleri ortalama değer göz önüne alındığında e-posta için 3,2 milyar, Google gibi arama hizmetleri için 3,1 milyar Avro değerin &#8216;tüketici fazlası&#8217; olarak sistemde fiyatlanmadığını görüyoruz</p>
</div>
</div>
<p>Yani 50 milyar Avroluk bir tüketici harcaması web hizmetlerine yöneliyor. Demek ki, ücretsiz aldıkları hizmetlerin toplam değerinin en kısır ve zayıf tahminle 150 milyar Avro’luk tatmin yarattığını bildirmiş olan tüketiciler yaklaşık 100 milyar dolarlık bir “tüketici fazlasından” yararlanmış oluyorlar.</p>
<p>100 milyar dolar gerçekten çok dikkat çekici bir büyüklük. Mobil cihazlardan İnternet hizmetlerinin tüketimi arttıkçta da bu meblağın bu yıl 110 milyar Avro’yu geçmesini, 2015’te 200 milyar Avro’ya dayanmasını bekleyebiliriz. </p>
<p><strong>Tüketicilerin Ödeyebileceklerini Belirttikleri Bu Ücretler Toplanabilir mi?</strong><br />
Bugün yine eğlenceyle alakalı olduğu için örnek alabileceğimiz film, kitap, dijital TV gibi sektörlerde bu kadar büyük bir “tüketici faydası fazlası” söz konusu değil. Tabii diğer sektörlerin daha olgun olduğunu, yıllara dayanan geçmişte rekabet koşullarının ve iş modellerinin artık netleştiğini görüyoruz.<br />
İnternet hizmetlerinin ise hala ergenlik döneminde olduğunu, Facebook, Twitter gibi büyük trafik odaklarının sadece birkaç yaşında olduğunu biliyoruz. Önümüzdeki dönemde hizmet sağlayıcı bu şirketlerin para kazanma yeteneği önem kazanacak. Çünkü İnternet’in hizmet tarafından ziyade e-ticaret tarafında ciddi ve gelecek vaat eden gelir modelleri netleşmeye başladı. Hizmet tarafında da yenilikleri 2011 ve 2012’de beklemeye başlayabiliriz.</p>
<p>Geleneksel olarak hizmet tarafında birkaç ana gelir modeli var. İlki reklam gelirlerinin daha büyük bir dayanak noktasına gelmesi. Bugün reklamlardan rahatsız olan kullanıcı sayısı çok olmasına rağmen McKinsey araştırmasından az önce paylaştığımız gibi 20 milyar Avro’yu tüketiciler reklamlardan kurtulmak için gözden çıkarmış durumda, fakat online reklamcılık hacminin dünyada 30 milyar Avro seviyelerinde olduğu dikkate alındığında reklam tarafına daha da yüklenilmeye devam edileceğini bekleyebiliriz. Daha fazla platformda, daha fazla içeriğin içine, önüne, arkasına, etrafına yerleştirilmiş reklamlar, tüketicilerin bunlardan kurtulmak için ödeyeceği miktarı arttırır mı, bunu söylemek zor, ama olasılıklar çok yüksek görünmüyor.</p>
<p>İkinci bir gelir modeli ‘premium’ hizmet üyelik bedellerinin arttırılması, hatta ücretsiz hizmetlerin gün geçtikçe azaltılması, bunun yerine mikro ödeme sistemlerinin daha fazla denenmesi. Bu konuda ise yapılmış araştırmalar var ve ücretlerdeki artışın kullanıcıların hizmetleri kullanmayı büyük oranlarda bırakacağını gösteriyor.</p>
<p>Üçüncü gelir modeli ise aynı işten birden fazla partinin faydalandığı platformlardan gelir elde etmek. Hem ziyaretçisinden, hem reklamverenden para kazanabilen modeller var. Ayrıca ücretsiz hizmet sağlayıp, reklam da almayıp kullanıcı tüketim trendlerini, topladıkları toplam veriyi ücretle satan iş modelleri de sağlık gibi sektörlerde artıyor. Sadece kitlesel sosyal platformlar değil, belli bir niş alanda topluluk oluşturan girişimlerin de özel pazarlama, reklam, sponsorluk kampanyalarıyla gelir elde etmesi için fırsatları kullanmasını bekliyoruz. Daha fazla girişimin çok ortaklı modeller kurmaya çalışacağını 2011’de göreceğiz. Fakat burada yaratıcılık, özel ve bağlayıcı birliktelikler kurmak oldukça zor ve her girişim şanslı olamayacak. </p>
<p>İnternet’te hizmet söz konusu olunca sürekli yeni iş modelleriyle karşılaşıyoruz. Ama gelecek vaat eden gelir modelleri oluşturmak ve bunları kalıcı kılmak hiç de kolay değil. Dikkat çekici ve gelecek için ümit verici olan ise tüketicilerin kullandıkları ücretsiz hizmetlere para verebileceklerini belirtmeye devam etmeleri. Kullanıcılar 100 milyar Avroluk değer beyan etmiş olsa da İnternet hizmet sağlayıcıları kısa vadede bu miktarın yarısına bile yaklaşamayacaklar fakat hizmet kalitelerini belli bir seviyede tutmak, İnternet ekonomisinin çok daha fazla kişiye gelecek sunmasını sağlayacak. </p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fkullanicilarin-internet-hizmetleri-icin-odeme-egilimi-yeni-gelir-modelleri-icin-umit-veriyor%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/kullanicilarin-internet-hizmetleri-icin-odeme-egilimi-yeni-gelir-modelleri-icin-umit-veriyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Superbowl reklamları ve Chrysler: Bir otomobil reklamı değil Detroit reklamı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/superbowl-reklamlari-ve-chrysler-bir-otomobil-reklami-degil-detroit-reklami/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/superbowl-reklamlari-ve-chrysler-bir-otomobil-reklami-degil-detroit-reklami/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Feb 2011 10:11:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[dünya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1191</guid>
		<description><![CDATA[Amerikan futbolu sezonunun şampiyonunu belirleyen son ve büyük maç, &#8216;Super Bowl&#8217;, Amerikan eğlence dünyasının en büyük 2-3 olayından biri. Maçın arasına inanılmaz fiyatlara yerleştirilen reklamlar da genellikle daha önce hazırlanmış reklamlar değil, Superbowl için özel hazırlanmış kurgular oluyor. Pazar günü oynanan maç süresince TV&#8217;de izlenen reklamlar da YouTube&#8217;da http://www.youtube.com/adblitz adresinde bir arada bulunabilir. Henüz sadece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amerikan futbolu sezonunun şampiyonunu belirleyen son ve büyük maç, &#8216;Super Bowl&#8217;, Amerikan eğlence dünyasının en büyük 2-3 olayından biri. Maçın arasına inanılmaz fiyatlara yerleştirilen reklamlar da genellikle daha önce hazırlanmış reklamlar değil, Superbowl için özel hazırlanmış kurgular oluyor. <a target="_blank" href="http://www.cnnturk.com/2011/dunya/02/08/muthis.finalde.milli.marsi.unuttu/606011.0/">Pazar günü oynanan maç</a> süresince TV&#8217;de izlenen reklamlar da YouTube&#8217;da <a href="http://www.youtube.com/adblitz" target="_blank">http://www.youtube.com/adblitz</a> adresinde bir arada bulunabilir. Henüz sadece birkaç tanesini görebildiğim reklamlardan beni en keyiflendireni <a href="http://www.youtube.com/watch?v=3snyXTNmFm8" target="_blank">Audi&#8217;nin &#8216;Big Game Commercial&#8217; reklamı</a> idi.</p>
<p>Bu reklamlar tabii ki dünyanın en büyük ekonomisi ABD&#8217;de markaların ve tüketicilerin yönelimleri konusunda önemli fikirler veriyor. Amerikan otomotivinin Bursa&#8217;sı olan Detroit&#8217;i mekan olarak alan yeni Chrysler 200 modelinin reklamı bu nedenle oldukça ilginç geldi.</p>
<div align="center">
<iframe title="YouTube video player" width="560" height="345" src="http://www.youtube.com/embed/SKL254Y_jtc" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>
<p>Yukarda görebileceğiniz video, sanki bir otomobil değil, bir şehrin, Detroit&#8217;in reklamı. Vurgu, &#8220;We&#8217;re from America &#8211; Biz Amerika&#8217;danız&#8221; üzerinde. Ve reklam &#8220;İthal edilmiştir &#8211; Detroit&#8217;ten&#8221; diye bitiyor. Yani Amerikan tüketicisinin ithal otomobil alma eğiliminin arttığı, üç büyük General Motors, Chrysler ve Ford&#8217;dan özellikle ilk ikisinin çok sıkıntılı bir dönemden geçtiği bir ortamda, izleyicilerin, tüketicilerin milliyetçi, ulusalcı hisleri ve tercihleri güçlendirilmek isteniyor.</p>
<p>Yine ilginç olan, video altında en çok beğenilen yorumda da hatırlandığı gibi, derin resesyondan çıkışta, büyük otomobil üreticilerinin iflastan kurtarılmasına yönelik Obama kararları ve girişimlerinde, milliyetçilikten prim yapmaya çalışan Cumhuriyetçi Parti&#8217;nin hiçbir katkısı olmadığı, hatta &#8220;bırakınız batacak olanlar batsınlar&#8221; diye yaklaşmış olmaları&#8230; Reklam en ilgi çeken reklam olmasa da en çok tartışılan reklamlardan biri oldu anladığınız gibi&#8230;</p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fsuperbowl-reklamlari-ve-chrysler-bir-otomobil-reklami-degil-detroit-reklami%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/superbowl-reklamlari-ve-chrysler-bir-otomobil-reklami-degil-detroit-reklami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Grup alışveriş: Bir ucundan tutan herkes için fırsatlar ve riskler</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/grup-alisveris-bir-ucundan-tutan-herkes-icin-firsatlar-ve-riskler/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/grup-alisveris-bir-ucundan-tutan-herkes-icin-firsatlar-ve-riskler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Feb 2011 07:58:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[e-ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[günün fırsatı]]></category>
		<category><![CDATA[grup alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[grup alışveriş iş modeli]]></category>
		<category><![CDATA[grup fırsat siteleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1178</guid>
		<description><![CDATA[Grupanya, Şehir Fırsatı, Markapon ile aşina olduğumuz grup alışveriş fırsatı sunan siteler çoğaldıkça çoğalıyor, farklı sektörlerin devleri de bu alana yatırım yapıyor. Yakın gelecekte büyümesinin önünde bir engel görünmeyen bu platformların kendileri, iş ortakları ve de müşteriler için hem fırsatlar, hem de riskler neler olabilir? İşletmeler ve müşteriler nasıl yönetilebilir?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de fırsatlı grup alışveriş platformları daha erken davranan ülkelerdeki kadar ilgi çekiyor. Şehir Fırsatı, Grupanya, Markapon, Grupfoni gibi sayıları yirmiyi aşan pek çok e-ticaret girişimi, bir restoranda yemek veya konser, tiyatro gibi bir etkinlik ya da masaj, güzellik merkezi hizmetlerini toplu satın almanın yüzde 50’ye varan fiyat avantajıyla üyelerine sunarken, belli sayıda satış yapılmasıyla fırsat gerçekleşirse ciddi bir komisyon kazanıyorlar.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Etkin ve etkili pazarlık ile anlaşma yapma becerisine ek olarak e-ticarete veya müşteri yönetimine dair çok yoğun bir tecrübe ve uzmanlık gerektirmeyen böylesi bir alanda hızlı bir büyüme hiç şaşırtıcı değil. Girişin kolay olduğu grup alışveriş sektörü, her gelir ve eğitim seviyesinden Türk tüketicisinin ‘fırsat’, ‘özel promosyon’ ve indirimlere olan merakından da fazlasıyla besleniyor. Bunu da geçtiğimiz dönemde özel alışveriş siteleri Markafoni, Limango ve Trendyol ile diğerlerinin ve de grup alışveriş sitelerinin ne kadar çok kişiye internetten ilk kez alışveriş tecrübesi yaşattığını bilerek söyleyebiliyoruz.</p>
<p>Gerek internet kullanımında, gerekse de otomobilden televizyona kadar alışverişlerde erkeklerin ağır bastığı bir pazarda kadınların internet alışverişine sıcak bakmasını sağlayan büyük ‘fırsatlı’ giyim ve aksesuar ürünleri; hayat tarzlarını ekonomik şekilde zenginleştirebilecekleri indirimli bakım, güzellik, asistans ve diğer hizmetler Türkiye’de e-ticaret hacminin geleceği için umutlarımızı yaklaşık 1,5 yılda çok daha kuvvetlendirdi.</p>
<p>Fırsatçı olabilmeye öykünmeye ek olarak bu tip platformların sunduğu fırsatların zaman kısıtlaması olması da müşterileri, ani karar verme baskısı altında daha fazla tüketime yönlendiriyor. Yani, kuponla alışveriş kültürü çok da gelişmemiş bizlerin bu modele ilgi duymamız için pek çok neden mevcut. Aynı şekilde hizmetlerini indirim ile sunan işletmeler de, aslında yüz binlerce üyeye, alışveriş yapmasalar bile güzel ve etkili bir tanıtım yapmış oluyor, verdikleri indirimi bir nevi reklam ve halkla ilişkiler kalemi altında değerlendirebiliyorlar. Grup alışveriş platformu da, hem ürünlerin tedariği gibi lojistik süreçlerle boğuşmuyor, hem aldığı ödemeyi işletmelere aktarana kadar geçen sürede nakit akışı sağlıyor, hem de doğru işletmelerle çalışması halinde ölçeklenebilir modeliyle çok yüksek komisyon gelirleri elde edebiliyor.</p>
<p><strong>Kuponlu müşteriyi memnun edebilmek</strong><br />
Fakat tabii ki bu iş kolunda da riskler ekosistemin farklı noktalarında tehlike arz ediyor. Öncelikle tüketiciler açısından bakacak olursak, bu sistemde onlara sunulan hizmet olan fırsatın algısı büyük önem taşıyor. Kuralları esnetmeye çalışmayan, caddede Pazar sabahı 9’da araba yokken bile kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmeyen bireylerden oluşan bir toplumda toplu satın almanın gücü büyük saygı uyandırabilirken, daha esnek davranmaya, kendi kendinin fırsatını yaratmaya eğilimli olan Türkiye’de daha az dikkat çekebiliyor. Bugün grup alışverişle alakalı sohbetlerde “aynı restoranı kendim aradım, 8 kişi gelsek diye pazarlık yaptım, anladım ki menü fiyatları grup alışveriş reklamında üstü çarpıyla çizilen fiyattan düşükmüş” yorumunu duyuyoruz.</p>
<p>İşte bu algının yönetiminde maalesef tüm yük indirim sağlayan işletmecilerin değil, grup alışveriş platformlarının omzunda. Sundukları hizmete güven oluşturmak uzun vade için çok önemli. Yıllardır teknoloji marketlerinin üstünü çizdiği fiyatlar içeren reklamlarla karşılan farklı tüketici gruplarının “promosyon iletişimine” gittikçe inanç kaybettiğini yürüttüğümüz araştırmalarda bizzat gözlemlemiş biri olarak bunu risk görüyor ve her gün, her fırsatın en doğru şekilde iletişimin yapılması gerektiğine inanıyorum.</p>
<div align="center">
<div style="width:470px; text-align:center" class="captionfull"><img title="Grup alışveriş fırsatı modeli girişimcilerinin sayısı sürekli artıyor, şu anda otuza yakın oyuncu pazarda - görsel kaynağı: webrazzi.com" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/grup-alisveris-l.jpg" alt="Grup alışveriş fırsatı modeli girişimcilerinin sayısı sürekli artıyor, şu anda otuza yakın oyuncu pazarda - görsel kaynağı: webrazzi.com"/>
<p>Grup alışveriş fırsatı iş modeli girişimcilerinin sayısı sürekli artıyor, şu anda otuza yakın oyuncu pazarda / görsel kaynağı: webrazzi.com</p>
</div>
</div>
<p>Müşteri açısından çok önemli bir diğer şey ise, fırsat ürün veya hizmetin kalitesi. İşletmenin kaldırabileceğinden daha fazla sayıda indirim kuponu satılması, ardından bu kuponları kullanmak isteyenlerin, beklenen seviyede hizmet almamasıyla sonuçlanabiliyor. Burada işletmeler ile grup alışveriş platformlarının iletişimi, doğru hedef belirlemeleri, her iki tarafın da diğerinin tecrübesinden yararlanması hayati önem taşıyor. Gerekiyorsa fırsata bir üst limit koyulmalı, bu her ne kadar grup alışveriş platformunun az önce değindiğim yüksek ölçeklenebilirlik avantajını yok etse de&#8230;</p>
<p>Çünkü sadece düşük marjlı, ucuz hizmetler değil, daha pahalı masaj gibi hizmetlerde, örneğin sadece bir aylık bir kupon indirimi süresince iş çıkışı saatlere randevu bulunamaması domino etkisi yaratarak sadece o işletmeciden değil, aynı sektörde diğer işletmecilerin vermeyi göze aldığı fırsatlardan da uzaklaşmaya neden olabilir. Markaya müşteri sadakati yaratmanın çok zor olduğu grup alışveriş alanında, fırsat platformunun, iş ortağı seçtiği işletmecileri test etmesi bir fark yaratabilir.</p>
<p>Çünkü üst limit uygulanmadığı, işletme seçiminin dikkatli yapılmadığı, müşteri yoğunluğu yönetiminin tamamen işletmeye bırakıldığı durumlarda, işletme görevlisi, telefonla rezarvasyon yapan müşterilere “bu Pazar günü ‘brunch’ için grup alışveriş sitesine ayırdığımız masalar doldu, en erken 2 sonraki Pazar gelebilirsiniz” gibi cevaplar verebiliyor. Her ne kadar bazı kampanyalarda bu durum satın alma sayfasında uyarı olarak müşteriye gösterilse de, müşteri işletmenin az masa ayırıp ayırmadığını sorgulayıp bunu grup alışveriş platformunun yönetim eksikliği ve etkisizliği olarak yorumlayabiliyor.</p>
<p><strong>Müşteri sınıflarını farklı yönetmek</strong><br />
Tabii müşteri yoğunluktan, aldığı servisin beklentileri karşılamamasından şikayetçi olduğunda burada indirim yapmayı göze alan işletmecinin de hedeflediği faydayı kazanmasının zorlaşacağı aşikar. Bu durumda, çoğu ilk defa kupon alırken o işletmenin varlığını öğrenmiş kitleyi, o tek ziyarette uzun vadeli müşteriye çevirmek, ya da ek ürün ve hizmetler satmayı başarmak de zorlaşıyor.</p>
<p>Ayrıca ilgi çekmek için %50 seviyelerinde indirim yaparken kalan miktarın da önemli bir kısmını grup alışveriş platformuna bırakan işletmecinin de, bu yolla çektiği müşterileri kalıcı kılması için de hazırlık yapması gerekiyor. Bu hazırlık için de yine grup alışveriş platformlarının tavsiyeleri önem kazanabilir. Çünkü her ne kadar “fırsat” peşindekiler bu kuponları alıyor olsa da, genellikle sunulan indirimlerin yaşam tarzını çeşitlendiren, zenginleştiren hizmet ve ürünlerden sunulmasından da anlaşılacağı üzere, bir iş veya gelir kaynağı sahibi olan ve de dar gelirli olmayan bir müşteri kitlesiyle iş yapmış olunuyor, en azından şimdlik. Böylesi bir müşteri grubunun, indirim ile alışveriş esnasında değişen beklentileri üzerine de grup alışveriş platformu çalışanlarının tecrübe kazandığını düşünüyorum.</p>
<p>Bu yeni müşteri grubunun akını esnasında sadık ve uzun süreli müşteriler de aldığı hizmetin kalitesine isyan edip daha az ziyarete yönelebiliyor, hatta sadık müşteri olup da indirimden faydalanamamayı kabullenemeyip indirim talep ediyor. Tabii bunlara ek olarak sunulan hizmet veya ürünün fiyat algısının, böyle kampanyalarla zarar görmemesi için akıllı bir uygulama ve iletişim önem kazanıyor. Bu indirimleri özel nedenlere dayandırabilmek mevcut ve potansiyel müşteride, markanın kalite ve fiyat algısını yönetmek için çok önemli.</p>
<p><strong>Grup alışveriş için görünürde sınır yok</strong><br />
Tabii basit görünümlü bir iş modeli bu kadar ilgi çekince herkesin kafasında grup alışveriş platformları neler yapmalı ve yapmamalı fikirleri de oluşuyor. Bu alandaki girişimciler de sürekli daha iyinin peşindeler. Sadece fırsatları değil, operasyonu güçlendirmek adına da kadrolar büyütülüyor, çağrı merkezleri kuruluyor.</p>
<p>Aslında ülke ekonomisinde KOBİ’lerin ağırlığını dikkate aldığımızda yerel/bölgesel fırsatların ciddi bir potansiyel sunduğunu görüyoruz. Bu potansiyelin güçlü şekilde harekete geçirilmesini sağlayacak yaklaşımlardan biri de sadece orta ve üst gelir grubunu hedefleyecek fırsatlar sunmakla yetinmemek, daha geniş bir tabana, daha “ortak” ihtiyaçlara inebilen çözümler de geliştirmek.<br />
Tabii bu noktada sadece KOBİ değil büyük ölçekli projeler de akla geliyor, GSM iletişim paketleri, zorunlu veya temel sigortalar gibi ürünler, hatta market zincirleriyle, büyük marka fast food restoranlara yapılabilecek çalışmalar. Öte yandan büyük ölçekli projeler gerçekleştirmenin potansiyel etkisini düşünürken, böylesi projelere yine kendi müşteri ilişkileri yönetim araçlarını başarıyla kullanabilen kurumların da doğrudan girebileceğini düşünüyoruz. </p>
<p>GSM operatörlerinin çeşitli abone kulüpleri, spor kulüplerinin taraftar paketi içeren üyelikleri, hatta dünyanın en inovatif projelerini gerçekleştiren Türk bankalarının üçüncü partilerle ortak proje yapmaya eğilimi, önümüzdeki aylarda fırsat odaklı grup alışverişte çetin rekabet olabileceğini hissettiriyor.</p>
<p><em>Kasım sonunda kaleme aldığım, ancak Digital Age Ocak sayısına yerleştirebildiğimiz bu yazım çok taze olmasa da çıkarımlar daha uzun süre geçerliliğini koruyacak düşüncesiyle sizlerle buradan da paylaşmak istedim.</em></p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fgrup-alisveris-bir-ucundan-tutan-herkes-icin-firsatlar-ve-riskler%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/grup-alisveris-bir-ucundan-tutan-herkes-icin-firsatlar-ve-riskler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TT Arena Açılışı&#8217;nda Yaşananlar Taraftarı Yıpratıyor! Eskiden &#8216;Liseli&#8217; muhalefeti yapanlar &#8220;aman Liseliler yönetse daha iyi olurdu&#8221; dememeli</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/tt-arena-acilisinda-yasananlar-taraftari-yipratiyor-eskiden-liseli-muhalefeti-yapanlar-aman-liseliler-yonetse-daha-iyi-olurdu-dememeli/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/tt-arena-acilisinda-yasananlar-taraftari-yipratiyor-eskiden-liseli-muhalefeti-yapanlar-aman-liseliler-yonetse-daha-iyi-olurdu-dememeli/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Jan 2011 10:10:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1165</guid>
		<description><![CDATA[Galatasaray'ın yeni stadyumu sonunda açıldı, ama kulübe kısa vadede yarar mı zarar mı getirdi düşünderecek kadar derin tartışmalara neden olarak. Galatasaraylı, Aslantepe yollarında bir dahaki maç seyahatini gözünde büyüttü bile! Protestolar ise aslında hayal kırıklığı yaratan pek çok bileşenin bir sonucuydu.
Ama daha da dikkat çekici olan, Adnan Polat yönetimine karşı duyulan sıkıntının, tekrar liseli-liseli değil ayrımı sözleriyle dile getirilmeye başlanmış olmasıydı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen hafta <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/rakipleri-sehir-merkezinde-kalmaya-devam-ederken-seyrantepeye-itilen-galatasaray-ve-galatasarayli-nelerden-vazgectiginin-farkinda-mi/">&#8220;Rakipleri şehir merkezinde kalmaya devam ederken Seyrantepe’ye itilen Galatasaray ve Galatasaraylı nelerden vazgeçtiğinin farkında mı&#8221;</a> yazımı belki de okudunuz. Galatasaray&#8217;ın şehrin merkezinden uzaklaştığını, belki de uzaklaştırıldığını, bunun aslında kulüp için uzun vadede riskler taşıdığını düşündüğümü söylemiştim. Nitekim, henüz açılış maçı olsa da, Galatasaray &#8211; Ajax maçı için Seyrantepe&#8217;ye ulaşımın ne kadar zor olduğunu herkes tecrübe etti.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Öncelikle taksilere yapılan anonslar ile Türk Telekom Arena&#8217;ya gitmek isteyen yolcuların kabul edilmemesi istendi. Şehirlerarası yol kenarına dikilmiş, henüz ara bağlantı yolları yetersiz olan bu stadyumun önünde bir trafik izdihamı oluşmasından korkulmuş olmalı. Ama otopark kapasitesi de 2500 araçlık idi.</p>
<p>Bu durumda metroya, Sanayi Mahallesi durağından aktarma ile eklenen Seyrantepe hattı test edilmiş oldu! Taraftarların çok erken saatlerden itibaren &#8220;Ali Sami Yen Spor Kompleksi&#8221; içinde (!) yer alan Türk Telekom Arena&#8217;ya gitmeye başlaması ile stres testi geceye kaldı.</p>
<p><strong>Maç Çıkışında Havai Fişekler Olmasa, Hava Kötü Olsaydı Polis Bariyerleri Önünde Kavgalar Çıkabilirdi</strong><br />
Binlerce taraftar aynı anda stadyumu terk edince, stadyumun önünde, Aslantepe&#8217;de, metro girişi önünde polis bariyeri ile karşılaştık. İstasyonda izdiham olmaması için gruplar halinde taraftarlar içeri alındı. Stadyumdan çıktıktan tam 50 dakika sonra Seyrantepe istasyonunda metro vagonuna kendimizi atabildik, ama akbil turnikelerinde az daha ezilmeler, yaralanmalar yaşanacaktı.</p>
<p>Bu yaşananlar hiç mi beklenmiyordu? Bilemiyorum ama önemli olan şu ki, ilk günden çok büyük bir taraftar kitlesi Türk Telekom Arena&#8217;ya gidip gelmekten gözü korkmuş olarak evine döndü. Bu ulaşım şartları ile Galatasaray&#8217;ın stadyumu doldurması gerçekten zor görünüyor. Maç günlerinde, maç saatleri boyunca çok daha fazla sefer yapılmalı, otopark kapasitesi en azından ilk aşamada 2 katına çıkmalı. Sert geçen Şubat ayı gelirken insanlar İETT otobüslerine ulaşmak için bir hayli uzun mesafe de yürüdüler, veya oradan şehirler arası yoldan hayatlarını tehlikeye atarak karşıya geçmeye kalktılar.</p>
<p><strong>Protestolar, Yuhlamalar</strong><br />
Bu konuda tüm Türkiye konuşuyor neredeyse, fikir beyan ediyor. Türkiye&#8217;de stadyumlarda geçtiğimiz yıllarda çıkan olaylar, ölümler, sahaya girmeler, futbolcu ve hakem yaralamaya kadar giden hadiseler, toplumun bir kesiminin stadyuma nasıl bir motivasyonla gittiğini gösteriyor.</p>
<p>Bunları göz ardı ederek analiz yapılamaz. Buna ek olarak stadyuma çok erken saatlerde gelenler, şehir merkezinden izole, kopuk bir nokta olan Seyrantepe&#8217;de, çöp kutuları bile hazır olmayan bir stadyumda ne yapacaklarını bilemediler. Açılış şovunun sadece yeşil zemin üzerine ışık efektleri uygulanan 10-15 dakikalık kısmı beklentiler seviyesindeyken ne Kenan Doğulu ne de dans performansları ilgi çekti. Zaten felaket ses performansı ile tribünler şarkıları, müzikleri, çoğu konuşmayı anlamakta zorlandılar. Aşırıya kaçmak üzere olan Türk Telekom markasının vurgulanması, şovun beklentilerin altında kalması, stadyumun dışında havai fişek gösterisi yapılması seyirciyi iyice sıktı.</p>
<p>Bunun üstüne TOKİ Başkanı&#8217;nın eski bir kulüp başkanı ile ilgili kabullenilmesi, yutulması imkansız sözleri tabii protesto yarattı. Ama sanılmasın ki tüm stadyum protesto etti, 5-10 bin kişinin sesi, TT Arena&#8217;nın da Ali Sami Yen gibi etkileyici bir akustiği olduğunu gösterdi!</p>
<p>Zaten stadyuma girerken, stadyumda sigara içerken, içecek alırken taraftar stadyuma gelmenin zor olduğundan dem vuruyor, Ali Sami Yen anıları, esprileri, Mecidiyeköy&#8217;de geçmişte olanları konuşuyorlardı. Galatasaray taraftarı, Seyrantepe&#8217;ye itilmekten hiç memnun değil. Evet, stadyum herkesi etkiledi, ama insanlar karda kışta bu stadyuma gelmek ve tıkışıp kalmak fikrinden memnun değil. Bu nedenle de yüz milyonlarca liralık yatırım pek bir şey ifade etmiyor.</p>
<p>Taraftar Mecidiyeköy&#8217;e dev plazalar yapılacağının, TOKİ&#8217;nin oradan ciddi bir gelir elde edeceğinin farkında ve kurban edilmişlik hissi, hele stadyum çıkışında çok fazla kişinin dilinden dökülüyordu&#8230;</p>
<p><strong>Eskiden Muhalifken &#8220;Böyle Olacağına Kulüp, Lise&#8217;nin Arka Bahçesi Olsun&#8221; Dememeli!</strong><br />
Liseli-Liseli Değil Ayrımına İnananlar, &#8220;Kulüp Liseliler&#8217;e kalsa hakkaten daha iyi olurmuş&#8221; demeye başlamasın!<br />
Galatasaray Lisesi mezunu olarak çevremde yok denecek kadar az kişinin kulübün yönetimi Liseliler&#8217;in insiyatifinde olmalı dediğini söyleyebilir. Bu ayrıma inanmamı gerektirecek kadar kişi görmedim ve bunun medyada popüler bir konu olarak öne çıkarıldığı için inandırıcı olmaktan öteye gitmediğini düşünüyorum.</p>
<p>Kulübün tüzüğü eski ve değişiyor. Evet, yapılması gereken şeyler var, ama bunlar yapılacaktır. Nitekim Faruk Süren, Adnan Polat gibi Galatasaray Liseli olmayanlar kulüp başkanı olabiliyorsa, ve gerçekten dengesizlikler olduğuna inanıyorlarsa bunlaru düzeltmek için insiyatif almalılar.</p>
<p>Türk Telekom Arena&#8217;da yaşananlar, Adnan Polat&#8217;ın yuhlanması, icraatlerin hoşnutsuzluk yaratması gittikçe daha fazla Galatasaray taraftarının yeni bir yönetim istemesine neden oluyor. Fakat bu noktada farklı bir söylemi de son günlerde hem stadyumda, hem İnternet&#8217;te, hem de medyada duyar olduk.</p>
<p>Liseli-Diğerleri ayrımına inanan, geçmişte &#8220;Kulüp&#8217;te Liseli etkisi azaltılmalı&#8221; diyenlerden bazıları &#8220;böyle yönetileceksek, Mecidiyeköy&#8217;deki arsadan vazgeçip buralara gelmemize rağmen stadyum bize sadaka verilmiş gibi yüzümüze vuruldukça başkanımız teşekkür edecekse, varsın Kulüp Liseliler tarafından onurlu şekilde yönetilsin&#8221; diyorlar.</p>
<p>Bu çok kritik ve bence yanlış. Temel yanlış bence bu kulüpte olmayan bir ayrıma katı katıya inanmak.</p>
<p>Ama güncel yanlış ise şu:<br />
Bugün Galatasaray yönetiminin yaptıklarını, transfer ve teknik direktör seçimini; stadyum için TOKİ&#8217;ye, Başbakan&#8217;a teşekkür edilmesini doğru bulan pek çok Galatasaray taraftarı, sempatizanı var. Var ki Adnan Polat bunu okuyarak, görerek devam edebiliyor.<br />
Polat&#8217;tan memnun olmayanlar ise, &#8220;Galatasaray böyle olacağına Liseliler&#8217;e kalsın, onurumuz korunsun&#8221; derken, aslında beğenmedikleri, istemedikleri 3. sınıf bir Galatasaray taraftarının ve kültürünün kulübü etkisi altına almasından korkuyorlar.<br />
Ve adeta, &#8220;Galatasaray&#8217;ı kral soyundan gelenler yönetsin; bizler aristokratlar, bürokratlar, oligarklar olarak payımıza düşenlerle yetinmeyi bilelim, kralı devirmeye yeltenmeyelim, ama halk da konumunu, yerini bilsin, Kraliyet&#8217;i değiştirmeye kalkmasın&#8221; demiş oluyorlar.</p>
<p>Hayır, Galatasaray, geçmişinden ders ve örnek alıp akılcılık felsefesine sıkı sıkı sarılıp, birlik olarak tek parça olarak tekrar ayağa kalkmalı. Liseliler, liseli olmayan ama kulüp idaresinde etkin olmak isteyenler ve de sadece taraftar, Galatasaray seyircisi olanlar ortak değerler ve hedefler çevresinde toplanabilir. Yeter ki herkes birbirini kucaklamayı, Galatasaray için bu zor günlerde yapıcı olmayı ve taşın altına elini koymayı göze alsın.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/rakipleri-sehir-merkezinde-kalmaya-devam-ederken-seyrantepeye-itilen-galatasaray-ve-galatasarayli-nelerden-vazgectiginin-farkinda-mi/">Rakipleri şehir merkezinde kalmaya devam ederken Seyrantepe’ye itilen Galatasaray ve Galatasaraylı nelerden vazgeçtiğinin farkında mı</a></li>
</ul>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Ftt-arena-acilisinda-yasananlar-taraftari-yipratiyor-eskiden-liseli-muhalefeti-yapanlar-aman-liseliler-yonetse-daha-iyi-olurdu-dememeli%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/tt-arena-acilisinda-yasananlar-taraftari-yipratiyor-eskiden-liseli-muhalefeti-yapanlar-aman-liseliler-yonetse-daha-iyi-olurdu-dememeli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rakipleri şehir merkezinde kalmaya devam ederken Seyrantepe&#8217;ye itilen Galatasaray ve Galatasaraylı nelerden vazgeçtiğinin farkında mı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/rakipleri-sehir-merkezinde-kalmaya-devam-ederken-seyrantepeye-itilen-galatasaray-ve-galatasarayli-nelerden-vazgectiginin-farkinda-mi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/rakipleri-sehir-merkezinde-kalmaya-devam-ederken-seyrantepeye-itilen-galatasaray-ve-galatasarayli-nelerden-vazgectiginin-farkinda-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Jan 2011 22:36:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1161</guid>
		<description><![CDATA[Ali Sami Yen Stadyumu'na veda edilip UEFA'nın 5 yıldızlı stadlarından olacak olan Seyrantepe'ye geçilirken Galatasaray'ın devlet kurumları olmasa bu geçişi yapamayacağı havası yaratılıyor. Peki Mecidiyeköy'deki o dev arazinin ne kadar büyük bir rant kapısı açabileceğinin, eskiden oraya kolayca ulaşan taraftarların artık ne zorluk çekeceğini düşünemiyor muyuz?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Galatasaray futbol şubesi, Ali Sami Yen Stadı&#8217;na veda ediyor. Yapımı tamamlanan Seyrantepe&#8217;deki Türk Telekom Arena stadyumu bundan böyle Galatasaray futbol takımının maçlarına ev sahipliği yapacak. Yeni stadyum gerçekten güzel, ziyaretçi konforundan yeni standartlara uygunluğuyla göz alıcı. Ama gerek Galatasaraylı mevcut ve geçmiş yöneticiler, gerekse de kamuoyunda fikir önderi konumundakiler, hatta medya mensupları açıklamalarında Galatasaray&#8217;ın ne kadar büyük bir kazanca kavuştuğunu vurgularken bence fazla ileri gidiyorlar.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, kulüp yönetiminde olmasa da kulüp üyelerine kalın bir kitapçık gönderip &#8220;hayallerinin gerçeğe dönüşmesi&#8221; için nasıl çabaladığını aktarıyor. Kulüp başkanı Adnan Polat, Seyrantepe veya Aslantepe spor kompleksinin Başbakan Erdoğan sayesinde bittiğini öne çıkarırken Galatasaray&#8217;ın bu geçişi son derece ekonomik ve karlı yaptığı hissini de uyandırıyor. Hatta ezeli rakiplerden Galatasaray&#8217;ın devlet desteği aldığı vurgulanarak bunun adaletsizlik olduğu iddia ediliyor.</p>
<p>Fakat Galatasaray&#8217;ın bırakıp gittiği Mecidiyeköy&#8217;deki Ali Sami Yen arazisi unutuluyor. Evet, arazi Galatasaray&#8217;ın mülkü değildi, ama Galatasaray banka kredisi, veya Riva arazisi gibi varlıklarının satışı ile mevcut yerinde, Ali Sami Yen&#8217;i yenileyebilirdi. Belki de &#8216;gerçek anlamda&#8217; bir devlet desteği ile devletten düşük faizli kredi alınabilirdi. Ama bunun yerine Galatasaray, en azından bugünkü İstanbul&#8217;un, merkezin dışına itilmeyi kabullendi. Mustafa Sarıgül&#8217;ün merhum Canaydın&#8217;ı gezdirirken çekilen fotoğraflarda görüldüğü gibi çayır, otlak gibi adlandırabileceğiz dört yanı yerleşimden, yapılaşmadan uzak Seyrantepe&#8217;ye gidildi.</p>
<p>Ali Sami Yen yıkıldıktan sonra Mecidiyeköy&#8217;de boş kalacak arazi için TOKİ ihaleye çıktı, 475 milyon TL&#8217;ye arazi devredildi. Araziyi alan Aşçıoğlu İnşaat, araziye inşaat yatırımının da ayrıca 300 milyon TL olmasını beklediğini açıklamıştı. Bu kadar ciddi yatırım, İstanbul&#8217;un göbeğinde bu arsadan ne kadar büyük paralar kazanılmasının beklendiğinin bir göstergesi. Peki niye örneğin Halkalı&#8217;da, Kartal&#8217;da bir arazi için bu meblağ gözden çıkarılmıyor? Çünkü Mecidiyeköy&#8217;ün konumu şehrin ana arterlerinden biri olarak çok kuvvetli.</p>
<p>Galatasaray, yeni bir stadyumun, hem de yine kiracısı olabilme karşılığında buradan vazgeçerken Fenerbahçe Spor Kulübü Kadıköy&#8217;de konumunu kuvvetlendiriyor, hatta stadyumunun arsasını satın almak istiyor. Beşiktaş Spor Kulübü İnönü Stadyumu&#8217;nu, olduğu yerde, hem de tarihi özellikleri, kültürel varlık olması, Beşiktaş bölgesi ve Dolmabahçe Sarayı alanının hava sirkulasyonunun gittikçe kritikleşmesi gibi faktörlere rağmen yenilemeye çalışıyor.</p>
<p>Ama geçmişinden, kuruluşundan gelen akılcılık, eleştirellik ve farklı olabilme cesaretini sürdürmesini bekleyeceğimiz Galatasaray Spor Kulübü yerinden edilmekte sakınca görmüyor. Maalesef son dönemlerde sıklıkla gündeme gelen, Türkiye&#8217;nin komşularla sıfır sorun politikasının, komşular tarafından Türkiye&#8217;nin haklarının suistimal edilebileceği yönünde okunması riskinin bir benzeri sanki yaşanıyor. Galatasaray vazgeçtiği şeyin büyüklüğünü vurgulayamadığı gibi, her kurum ve kişiye fazlasıyla teşekkürlerini sunarken rakiplerinin &#8220;devlet Galatasaray&#8217;a destek veriyor&#8221; ifadelerini de neredeyse boynu bükük dinliyor.</p>
<p>Peki acaba Galatasaray yönetimi, Seyrantepe&#8217;ye bugün sadece bir metro treni ile ulaşabilecek, oraya ulaşmak için fazladan para ve zaman harcayacak Galatasaray taraftarlarının rahatını ne kadar düşündü. Daha önemlisi, stadyuma ulaşmak için harcanacak fazladan her bir Türk Lirası ve her bir dakikanın, Galatasaray taraftarının Türk Telekom Arena&#8217;da harcaması beklenen para ve zamandan yiyeceğinin bilincinde miyiz?..</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2011/tt-arena-acilisinda-yasananlar-taraftari-yipratiyor-eskiden-liseli-muhalefeti-yapanlar-aman-liseliler-yonetse-daha-iyi-olurdu-dememeli/">TT Arena Açılışı’nda Yaşananlar Taraftarı Yıpratıyor! Eskiden ‘Liseli’ muhalefeti yapanlar “aman Liseliler yönetse daha iyi olurdu” dememeli</a></li>
</ul>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Frakipleri-sehir-merkezinde-kalmaya-devam-ederken-seyrantepeye-itilen-galatasaray-ve-galatasarayli-nelerden-vazgectiginin-farkinda-mi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/rakipleri-sehir-merkezinde-kalmaya-devam-ederken-seyrantepeye-itilen-galatasaray-ve-galatasarayli-nelerden-vazgectiginin-farkinda-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Konuşma Rekorları Kırılırken Karları Artmayan GSM Devleri için Gelecek Farklı Bir Mobil Ekosistem Modelinde</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/konusma-rekorlari-kirilirken-karlari-artmayan-gsm-devleri-icin-gelecek-farkli-bir-mobil-ekosistem-modelinde/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/konusma-rekorlari-kirilirken-karlari-artmayan-gsm-devleri-icin-gelecek-farkli-bir-mobil-ekosistem-modelinde/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Sep 2010 12:34:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1060</guid>
		<description><![CDATA[Numara taşıma, 3G, her yöne sabit fiyatlı paketler gibi gelişmeler ile 2004-06 arasında yıllık 85-90 milyar dakikalık konuşma süresi 2010'da 140 milyar dakikayı zorlayacak, fakat GSM operatörleri finansal açıdan buna paralel bir gelişme gösteremiyorlar.
Sadece sesten para kazanmanın ötesine geçebilmek içinse 3. partilerle yapılan çalışmaların artık gerçek bir ekosistem mantığıyla yönetilmesi gerekiyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk iletişim ve haberleşme pazarı büyümeye devam ediyor, İnternet kullanım yöntemleri cep telefonuyla 3. Nesil şebeke kullanımının sonunda ülkemizde hayat bulması, kablo TV altyapısının İnternet hizmet alanının genişlemesi ve de fiber optik bağlantıların artık apartmanlara, sitelere ulaşmasıyla daha da çeşitlendi. Bu sayede Temmuz başında geniş bant aboneleri içinde ADSL kullananların oranı %85’e, TTNet ADSL’nin ağırlığı da %79’a geriledi. Fakat bu rakamlar hala Avrupa ortalamalarının çok üstünde, ve de rekabetçi yapıyı kurmakta geciktiğimizi gösteriyor.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Sabit tarafta bu kadar gecikmenin benzeri mobil iletişimde de yaşanmasın çekincesiyle düzenleyici kurumların son 1-2 yıl içinde attığı adımlar ise GSM sektöründe suları daha da ısıttı. Numara taşımanın kolaylaştırılması, 3G lisanslarının satılması ve de ara bağlantı ücretlerinin ciddi oranda düşürülmesi sonrası gerek altyapı yatırımlarında, gerekse de operatör fiyatlamalarındaki ucuzlamalar nedeniyle konuşma dakikalarında büyük sıçramalar oldu. 2004-06 arasında yıllık 85-90 milyar dakika arasında seyreden toplam telefonla görüşme süresi, 2008’deki 104 milyardan 2009’da 132 milyar dakikaya çıktı. Son aylarda devam eden “her yöne” sabit fiyatlı dakika paketlerinin etkisiyle de, cep telefonlarından başlatılan görüşmeler Nisan, Mayıs ve Haziran toplamında tam 31 milyar dakika ile rekor kırarken sabit hatlardan başlatılan 6,3 milyar dakika ile 3 ayda toplam 37 milyar dakika telefonla konuştuk!</p>
<p>Fakat Türk Telekom ile Turkcell’in Türkiye’nin en yüksek cirolu şirketler listesinin zirvesine oynamalarını sağlayan bu konuşkanlığımız, yatırımlar, rekabetçi fiyatlar ve de pazarın oligopolistik yapısı nedeniyle diğer operatörlerinin karlılığına pek olumlu etki yapamazken TT ve Turkcell’in de geleceğe yönelik kar beklentilerinde pek bir artış sinyali vermesine yetmedi.<br />
<strong><br />
Gerçek Mobil Genişbant, “Sadece Ses’te Rekabet Etme” Şansı Bırakmayacak</strong><br />
Örneğin Avea’dan Turkcell’i aradığınızda Avea’ya ödediğiniz miktarın daha küçük bir kısmının Turkcell’e aktarılmasını sağlayan yeni ve daha ucuz ara bağlantı fiyatları 1 Nisan’dan itibaren yürürlüğe girince operatörler de sadece şebeke içi değil her yöne eşit dakikalar sunmaya başlayarak abone rekabetinde geride kalmamak istediler. Tabii bunlar da hala GSM operatörlerinin gelirlerinin %83 gibi çok büyük bir kısmını ses transferinden yani normal konuşma hizmetinden elde etmeye devam etmesine neden oluyor. Turkcell’de %80 olan bu oran Vodafone’da %95’e çıkıyor. Kısa mesaj ücretlerini de çıkardıktan sonra katma değerli hizmetler %6 seviyelerinde kalıyor.</p>
<p>Her yöne paketler sayesinde farklı operatörden aldığı 2. hattını iptal edenler çoğalırken en konuşkan olan ülkelerden biri olan Türkiye’de ses trafiği her yıl rekor kırmaya devam edecek mi, edecekse bu operatörlerin kar etmesini artan mı azalan oranlarda mı destekleyecek sorusu oldukça kiritik.</p>
<p>Ama tüketici tercihlerinin belirleyici olduğu, hem de teknolojinin hızlı geliştiği bir endüstri olan bilgi ve iletişim alanında yarının ne getireceğini bugünden bilmek, veya anlamlandırmak şirketler açısından pek kolay değil. Bu nedenle de yapılabilecek en doğru hareket, olası senaryoları oluşturup gelişmeler karşısından şimdiden iyi konumlanmak. Medya ve iletişim endüstrileri günümüzde, TV, İnternet gibi büyük dalgalardan bir yenisinin üstünde. Dünyada ve Türkiye’de 3G ile birlikte gerçekten hızlı mobil İnternet erişimi, bilgisayar kadar yetenekli olmaya başlayan mobil cihazlar ve de gerek iş gerek özel hayat açısından çok daha fazla şeyi hareket halindeyken mümkün kılan mobil cihaz uygulamaları ve platformları bu yeni dalganın üç temel bileşeni.</p>
<p><strong>Mobil Ekosistemi Eskisi Gibi Yönetmek mi?</strong><br />
Yakınsama hamleleriyle diğer sektörlerin geleneksel hizmetlerine göz diken operatör ve hizmet sağlayıcılar artarken, örneğin TT artık bir TV hizmeti sağlayıcısı da olmaya çalışırken, GSM şirketlerinin en etkin, en verimli ses ve veri iletişim hizmetini sunup doğru fiyatlamayla geniş kullanıcı tabanına ulaşıp maliyetlerini dengeli dağıtarak gelirlerini maksimize etmeye çalışmakla yetinmesi, hızla hareket eden dalganın, üstünde olduğumuz kıyıya varmayacağı varsayımına benziyor.</p>
<p>GSM oyununda cihaz üreticileri, uygulama geliştiriciler artık eski rollerinden daha farklı bir noktadalar. Ekosistem farklılaşıyor, uygulama geliştiriciler, 3. partiler ile ilişkiler artık daha etkin, hedef odaklı ve karşılık ilkelerine saygılı kalarak yönetilmeli.</p>
<div align="center">
<div style="width:475px; text-align:center" class="captionfull"><img title="GSM operatörleri pazarda mevcut ve potansiyel hizmetleri ucuza hazırlatma, sunma yaklaşımından bütünsel bir ekosistem zihniyetine geçmeli" width="475" height="190" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/mobil-ekosistem-l.jpg" alt="GSM operatörleri pazarda mevcut ve potansiyel hizmetleri ucuza hazırlatma, sunma yaklaşımından bütünsel bir ekosistem zihniyetine geçmeli" />
<p>GSM operatörleri pazarda mevcut ve potansiyel hizmetleri ucuza hazırlatma, sunma yaklaşımından bütünsel bir ekosistem zihniyetine geçmeli</p>
</div>
</div>
<p>Futbol maçlarının özet görüntülerini satmak, 0.facebook.com kullanıcılarını sürekli mobil data kullanıcısına çevirmek gibi çabalarla veri transfer gelirlerini arttırıp 3G yatırımını doğrulamak ve kar eder hala geçirmek tabii ki yanlış değil, ama orta ve uzun vadede bundan çok daha entegre çözümler sunmak gerekecek.</p>
<p>Akıllı cihazlar iş hayatında bugünkünden çok daha fazlasını mümkün kılabilir. Her ne kadar “aslında gerçekten kaç kişi sürekli mobil veri iletişimi yapıyor ki” gibi soru işaretleri olsa da Türk ekonomisi küçük bir ekonomi değil. Çalışan sayısı yüksek olan şirketler sadece filo, lojistik hizmet takibi gibi konularda değil, pek çok konuda mobil cihazların becerilerinden yararlanabilir.</p>
<p>Henüz iPhone veya Blackberry kullanımı aşırı yaygınlaşmamış olabilir, ama çalışanlarının telefonlarında Java desteği varsa bir şirket kendine özel, sadece şirket hatlarından erişilebilir bir uygulama yazdırıp verimlilik artışı sağlamayı, hatta anında yeni müşteriye teklif verip büyümeyi istemez olabilir mi? Fakat işte bu gibi noktalarda ‘yeni’ ekosistemin aktif olması gerekiyor. Sağlık endüstrisi, hasta takibi, devlet işleri gibi sayısız pek çok alanda uygulama geliştirmenin ötesinde farklı kurumların bir araya gelebilmesi ve de doğru çözümü aramak için çaba harcaması gerekiyor.</p>
<p>İşte bunda da GSM operatörlerine rol düşüyor. Türk yazılım endüstrisini büyütme ideallerini bazen bakanlarımızdan da duyuyoruz, henüz nispeten küçük olduğunu da. Doğal olarak mobil tarafta da, çok güzel girişimler, fikirler görsek de henüz geleceği güçlü bir yapılanma, kuvvetli bir sanayileşme göremiyoruz.</p>
<p>Fakat ister Amerikan AT&#038;T, ister Avrupa’nın pek çok ülkesine yayılmış France Telecom’un Orange’ı, isterseniz ses iletişimiyle yetinmek istemeyen ve de rakiplerinden karlılığıyla olumlu anlamda ayrışan lider 1-2 Batılı operatörü inceleyin, onların sadece yazılım evlerini değil, farklı sektörlerden farklı kurumlarla ortak çalıştıklarını, “açık innovasyon” yaklaşımını benimsediklerini görebilirsiniz.</p>
<p>Örneğin AT&#038;T, dev ve hantal yapısında kaybolmasın diye esnek biçimde oluşturduğu özel “gelişmekte olan cihazlar” departmanı ile sadece cep telefonu değil, pek çok elektrikli aletin GSM şebekesine erişebilmesini, erişim ile fark yaratan çözümler sunmasını sağlamak için çalışarak bir yılda 370 cihazı şebekeye erişir kılmış. Ama bu projelerin çoğu oldukça esnek ve gevşek ilişkiler ağı içerisinde gerçekleşirken küçük ve orta ölçekli firmaların erişmesinin zor olacağı olanakları ölçeği sayesinde sunarken onların, daha önce hiç hedeflememiş olduğu müşteriye erişim, temas noktaları ortak olarak karlılık kaynaklarını çeşitlendirmiş.</p>
<p>Evet karışık, farklı hizmet sağlayıcılardan çok parçalı çözümlerin oluşturulması, yönetilmesi zorlu bir macera, ama Türk iletişim sektöründeki devlerin bu dalganın üstünde yer almaya çalışmaları sadece ülke ekonomisine değil kendilerine de uzun vadede daha parlak günleri vaat edecek, gerek müşteri sadakati gerek farklılaşan gelir kaynakları ve gerekse de nihayetindeki finansal sonuçlar açısından.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2010%2Fkonusma-rekorlari-kirilirken-karlari-artmayan-gsm-devleri-icin-gelecek-farkli-bir-mobil-ekosistem-modelinde%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/konusma-rekorlari-kirilirken-karlari-artmayan-gsm-devleri-icin-gelecek-farkli-bir-mobil-ekosistem-modelinde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sanal Kimlikler Sayesinde Birbirini Besleyen Paralel Yaşamlar, Paralel Evrenler</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/sanal-kimlikler-sayesinde-birbirini-besleyen-paralel-yasamlar-paralel-evrenler/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/sanal-kimlikler-sayesinde-birbirini-besleyen-paralel-yasamlar-paralel-evrenler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 12:55:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1042</guid>
		<description><![CDATA[Lost gibi diziler, sinema filmleri bizleri farklı zaman dilimleri, evrenler, boyutlar arasında dolaştırırken izlenme rekorları kırıyor. Bu ilginin güçlenmesi ise, son yıllardaki İnternet ve iletişim aracı kullanım şekillerimizin bizleri toplumdan izole etmektense farklı şeyleri bir arada yaşamaya itmesinden kaynaklanıyor olabilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Milyonlarca kişinin heyecanla beklediği Lost dizisinin 6. ve son yılının final bölümü bazılarında hayal kırıklığı, bazılarında memnuniyet yarattı. Son on yılın en popüler TV yapımlarından biri olan dizide kahramanların geçmişleri ve geleceklerine sıklıkla gidiliyor, izleyiciler de aradaki gelişmeleri tahmin etmeye çalışıyorlardı. Son sezonda ise kahramanların, daha önce anlatılan geçmiş veya geleceklerine uymayan öğeler içeren farklı bir hayat yaşadıkları yeni bir zaman dilimi ekrana gelmeye başladı. Geniş izleyici tabanını düşündüğümüzde, dizinin takip edilmesini, anlamlandırılmasını zorlamaya başlayan bu açılımı yapımcılar göze almış, tercihi bilinçli yapmıştı.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Yine son dönemin güçlü ve popüler TV dizilerinden Fringe, alternatif evreni temel alan hikayesinde iki taraf arasındaki geçişler, bilim ve teknolojideki gelişmelerle iki evrenin yakınlaştırılması, hatta bunların birbiri üstüne çökmesi olasılıklarını işleyen hikayesiyle ilgi çekmeye devam ediyor.</p>
<p>Bu iki örnek, hikayesi büyük ölçüde paralel zaman veya boyutlarda geçen diziler. Ama tabii ki bir veya birkaç bölümde bu konulara değinen daha pek çok dizi ve film var. Özellikle son dönemde bu temanın daha sık karşımıza çıktığını da gözlemliyoruz. Paralel zamanlarda veya boyutlarda aynı karakterlerin farklı yaşamlar sürmesine dair olan bu kurgu yapımların daha çok ilgi çekiyor olmasının başlıca nedenlerinden biri de, yüz milyonlarca insanın İnternet kullanım eğilimleriyle benzerlikler taşıması.</p>
<p><strong>“Eğlence için İnternet” Kullanımı Derinlik Kazanıyor</strong><br />
İnternet kullanımı içinde eğlence ve rahatlamaya yönelik ayrılan zamanın payı son yıllarda ciddi oranda yükseliş gösterdi. İnternet’in yaygınlaşması ile bilgisayarlar ve oyun konsollarına yönelik üretilen profesyonel oyunlar “çok oyunculu”, bol etkileşimli programlara dönüştü. Devasa boyutlarda sanal dünyalarda fantastik karakterler seçerek rol yapma üzerine kurulu oyunlar on milyonlarca kullanıcının hayatlarının ciddi bir bölümünü buna zevkle ayırmasını sağlıyor.</p>
<p>Ama sadece World of Warcraft gibi kendi başına kurulması gereken profesyonel oyunlar değil, Facebook gibi sanal ağlar üzerinde oynanan basit oyunlar da benzer temalar barındırmaya başladı. Farmville, Cafe World, Texas HoldEm, Mafia Wars gibi popüler oyunların üreticisi Zynga’nın oyunlarını ayda 235 milyon farklı kullanıcı oynuyor. Günde ortalama 65 milyon oyuncunun giriş yaptığı Zynga oyunlarından örneğin FarmVille’in yaklaşık 83 milyon oyuncusu var ve bu rakam büyümeye devam ediyor.</p>
<p>Sosyal medya tabanlı bu tip oyunlar doğal olarak kendilerini “sürekli” veya “profesyonel” oyuncu olarak tanımlamayacak, fırsat bulduğunda sisteme girenler tarafından oynanan, bu nedenle de geçtiğimiz dönemde çok daha masum görünen programlar idi.</p>
<p>Fakat FarmVille örneğinde olduğu gibi, bu “rasgele” oyuncu tabanının aslında nasıl “sürekli”, fanatikçesine oynayanlara dönüşebildiğini görmeye başladık. Sosyal medya platformlarında geçirilen süreler her ay beşer onar dakika artarken bu oyunlara daha mı çok zaman ayrılmaya başlandı, yoksa bu “genellikle” ücretsiz oyunları oynayabilmek için mi daha çok sosyal paylaşım siteleri ziyaret edilmeye başlandı, bu çok önemli bir soru.</p>
<p>Çünkü gittikçe daha fazla kullanıcı “bugün çiftliğimi sulamadım”, “bugün balıklarıma yem vermedim” gibi düşüncelerle oyuna girme fırsatı kollarken aslında bir yandan da günlük hayatlarına farklı bir boyut katmış oluyorlar.</p>
<p><strong>Farklı Kimlikleri Farkında Olmadan Yaşamak</strong><br />
Evet, İnternet’i bir kaçış fantazisini gerçekleştirmek için kullananlar hiç de az değil. Ama hayır, şu anda irdelediğimiz bu kaçış fikri değil, farklı dünyalar yaşayanlardan bahsetmiyoruz, bu nedenle de Lost, Fringe gibi örnekler üzerinden giriyor, Alice Harikalar Diyarı gibi hepimizi etkileyen alternatif gerçeklik, farklı dünyalar temalarından bahsetmiyoruz, “İnternet kitleleri yatıştıran, uyuşturan bir kaçış evrenidir” demiyoruz. Bilinçli veya bilinçsiz, bu amaçla İnternet’i kullananlar var. Fakat günümüzde çok daha fazla insan, İnternet sayesinde kendilerini farklı bir paralellikte, farklı bir karakterde, farklı değerler ve hedeflerle yaşatıyor.</p>
<p>Yılda bir iki kere karşılaştığınız pek de samimi olmadığınız eski bir sınıf arkadaşınız, eski işinizdeki şefiniz, belki de bir zamanlar muhabbetinizin limoni olduğu bir tanıdığınızın çiftliğine yeni mahsuller gönderir, ona traktör hediye ederken; ondan gelen benzer bir gönderiye çok mutlu olur, onun çiftliğininin ne durumda olduğunu merak ederken aslında karşıdaki kişiyle bildiğiniz ilişkinizi bırakmış oluyorsunuz.</p>
<p>Sandığınızdan çok daha fazla kişi, o an gerçekten ekinlerine, mahsullerine çok değer veren, emek ve çabasıyla bir şeyler ortaya koyduğuna, ürettiğine inanan amatör çiftçilere dönüşüyor. Bu, balkonda, terasta saksı içinde veya arka bahçede 2-3 metrekarede maydonoz, domates yetiştirmenin, uzaktaki tanıdıklarla paylaşılarak yapılması gibi bir şey. Hem de karşı tarafın da yaptığınızı gönülden takip ettiğini, ilgileniyormuş gibi yapmadan ilgilendiğini bilerek.</p>
<p>Sosyal paylaşım ağlarında sadece oyunlar değil, kullanıcı profilleri de, arkadaşlarla paylaşılan İnternet haberleri, videoları, kişisel fotoğraflar da pek çok kişi için farklı özelliklerini, isteklerini paylaşabilme, farklı bir “ben” yaşayabilmenin sadece diğer yolları. Her gün masabaşında yaptığı iş ile kendini ifade edemediğine inanan sayısız insan, akşamları ise işinin içeriğiyle bağlantısı olmayan bambaşka bir sektörün haberlerini, videolarını paylaşıp üstüne kendi yorumunu eklerken Facebook’ta arkadaşlarının, FriendFeed ve Twitter’da tanımadığı takipçilerinin gözünde farklı bir ‘ben’i sunmanın rahatlatıcı konforunu yakalıyor, ta ki ertesi sabah yeniden mesai için masasına oturup kendinden beklendiğine inanan rolünü oynamaya tekrar başlayana kadar.</p>
<p>İnternet, ister oyunlarla olsun, ister Facebook’ta paylaşılması tercih edilen ve edilmeyen fotoğrafları sizin insiyatifinize bırakmasıyla olsun, aynı anda farklı kimliklerin tadını yaşama imkanı ve artan etkileşim araçları sunuyor. Hem de 90’lar ve 2000’lerin başında sıklıkla itham edildiği “kopuk sanal kaçışlar sağladığı, bireye temeli güçsüz hayaller yaşattığı” iddialarını geçersiz kılarak!</p>
<p>Hala TV, cep telefonu ve İnternet için notebook kullanarak üç ekrandan hayatımızı sürdürürken, İnternet henüz “hava” gibi hayatımızın her anına, alanına entegre olmamışken bu paralel yaşam tarzının kuvvetlenmeye devam edeceğini tahmin etmek zor değil, aynı paralel yaşamlarında farklı şeyler yaşayan kahramanları olan dizilerin de izleme rekorları kırmaya devam edeceği gibi! İnternet her an her hareketimizin parçası olduğunda ise “ben”i konuşurken bambaşka şeyleri tartışıyor olacağız&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2010%2Fsanal-kimlikler-sayesinde-birbirini-besleyen-paralel-yasamlar-paralel-evrenler%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/sanal-kimlikler-sayesinde-birbirini-besleyen-paralel-yasamlar-paralel-evrenler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

