Burj Dubai ya da resmi adıyla Burj Khalifa 818 metrelik yüksekliğiyle bu hafta açılışını yaparken, İstanbul’da Dubai Kulesi’nin düşündürdükleri üzerine eskiden yazdıklarımı paylaşmak istedim: Gelişmiş ülkelerde kümelenme, bir arada çalışma ihtiyacı azaldığından yeni rekor gökdelenleri yapılmazken gelişmemiş ülkeler sırf turistik amaçla büyük yatırımların altına giriyor
Krizde batma tehlikesi yaşayan medya devlerinin haberleri sıklaştıkça, dijitalleşmenin getirdiği bolluk ve ucuzluk ile sosyal medya merakı öne çıkıyor. Geleneksel medyanın sıkıntısı sadece bloglar ya da Google News gibi toplayıcı, organize edici hizmetler değil aynı zamanda çok fazla haber kaynağının belli sayıdaki medya tüketicisinin sınırlı vakti için rekabet etmesi. Farkı ne şekilde ve nasıl yaratabileceğini ise hem gazeteciler, hem blog yazarları düşünmeli
Komünist Blok’un dağılışının 20. yıldönümünde geriye baktığımızda çok farklı sonuçlar çıkıyor. Kapitalist serbest pazar ekonomisinin beklentinin aksine tüm ülkelere refah getirmediğini, ama faşizme varan baskının ortadan kalkmasıyla insanların hayatlarından daha mutlu olduğunu görüyoruz
Kriz daralmaya dönüşünce kapitalizm, komünizm, devletçilik gibi mülkiyeti girişimci birey ile devlet arasında ileri geri çekiştiren kısır sohbetlere daldık. Halbuki satışları çakılan, iflasa doğru giden şirketler çalışanlarıyla yeni modeller denemeye başladılar. Avrupa’da işçiler zor günde işlerini korumak, iyi günde kara ortak olmak için şirkete ortak olmayı talep etmeye başladılar bile.
Global resesyon kuvvetlenirken kabus senaryoların yeni bir yıldızı var: Deflasyon, yani eksi enflasyon, yani fiyatların yıldan yıla düşmesi. Hani bize çok yabancı, yaşanası değil, bu dünyadan, düşünmekten bile uzak şeyler olur ya… Bizim için de deflasyon öyle bir şey! Nasıl bir dünya ama, tüketme isteği olup gücü olmayanlar ve tüketme gücü olup isteği olmayanlar!
2. Dünya Savaşı’ndan beri ilk kez endüstriyelleşmiş ülkelerin tümü aynı anda ekonomik daralmaya girerken bir araya gelen G20 liderlerinin toplantısından beklendiği üzere pek bir şey çıkmadı. Toplantının asıl amacı iktidar ilişkilerinin dağılımını ve serbest pazar ekonomisinin konumunu yeniden kalibre etmek olmasın…
Bugün Blog Hareket Günü, dünyada binlerce blog yazarı gibi bugün biz de burada insanlık ayıbı olan “Yoksulluk” gerçeğine eğiliyoruz. Yoksulluk ve enflasyonun nasıl yoksulluk yarattığı benim seçtiğim konu. “Biraz enflasyondan bir şey olmaz” yaklaşımı ülke olarak zenginleşmemizi geciktiriyor!
Herkes küresel finans krizini anlamaya çalışıyor, ama uzmanlardan, ekonomistlerden, siyasetçilerden, sanayicilerden hiçbiri net ve açık olmayan farklı farklı yorumlar geliyor. Genel hatlarıyla ne oluyor, bizi nasıl etkiler ve ne zaman rahatlarız tahmin etmeye çalışalım /Yeni yorumla yazıyı güncelledim/
Bu ülkede her gün başka bir konu üzerine, laf ebeliği falan da yapmadan, elle tutulur şeyler yazmak çok kolay. Tepemize aldığımız idarecilerin tutumları, demeçleri, kararları sürekli malzeme sağlıyor. Bunlardan bazılarını yazmaya gerek bile yok, herkes göreceğini görebiliyor, yorumunu yapabiliyor. Ama bazen de gerçekten popülist sözleri öyle güzel söyleyenler oluyor ki maalesef toplumun geniş kesimleri bu [...]
Dünya Ekonomi Forumu 2008 randevusu Davos’ta başladı. 2007 Davos’u sonrası yazdığım “Her Şeye Yukardan Bakmaya Devam, Davos 2007′de Türkiye Kayıptı” yazımda da vurguladığım üzere mevcut dünya ekonomik düzenine, Davos’un amacına, konuşulanlara inancımız olmayabilir ama bunları değiştirmek ya da iyileştirmek adına bir şeyler yapmak bir yana, eğer bu düzenin bir dişlisi olmuşsanız bazı şeylerden de geri [...]
Öğleden sonra haberlere göz atmak için İnternet’e girdiğimde Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) başını çektiği iş dünyası örgütlerinin gazetelere verdikleri ilanla T. C. Merkez Bankası’ndan (TCMB) şok faiz indirimi istediğini gördüm. Girişim oldukça fazla medya kuruluşunda önemli haber olarak sunuldu, ilanı ise eve bugün gelmesi gereken gazetelerin başka bir noktada kalması nedeniyle göremedim. Ama zaten uzun [...]
İlk web sayfalarımı erken denebilecek bir dönemde yayınlamaya başlamamın bir nedeni de kısa süre içinde fazlasıyla kişinin web sitesinin olacağı tahminimdi. İlk trenin bir vagonuna tutunmak istemiştim, sonraki trenlerin daha konforlu olacağını, binenlerin kolayca web sitesi sahibi olacağını da tahmin ediyordum.
2000′lere geldiğimizde “tam”/geniş siteler yerine “blog” olarak adlandırılan basit, sade kişisel sayfaların çoğaldığını gördük. Bunların [...]