<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>H. Cihan Salim - Günce... Blog... &#187; doğa, çevre ve gezi</title>
	<atom:link href="http://www.cihansalim.net/blog/category/doga-cevre-gezi-seyahat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cihansalim.net/blog</link>
	<description>www.cihansalim.net</description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Aug 2010 12:56:45 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Roma Gezi Rehberi: Şehrin Başyapıtları, Öneriler</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/roma-gezi-notlari-sehrin-basyapitlari-oneriler/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/roma-gezi-notlari-sehrin-basyapitlari-oneriler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 18:34:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[Borghese]]></category>
		<category><![CDATA[Pantheon]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Roma gezi notları]]></category>
		<category><![CDATA[Roma gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Santa Maria del Popolo]]></category>
		<category><![CDATA[Vatikan]]></category>
		<category><![CDATA[Vatikan Müzeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=901</guid>
		<description><![CDATA[İmparatorluğa isim verdiği dönemlerde gücünün zirvesinde olan Roma bugün de Katolikliğin merkezi olarak önemini koruyor. Plansız bile gidilse "görülecekler listesi" yapıp bir ucundan başlamak hiç de zor değil, ben de kendi listemi paylaşıyorum]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Oldukça uzun bir dönem boyunca Roma İmparatorluğu’nun merkezinde, gücün zirvesinde olan İtalya’nın başkenti bugünlerde ise Katolikliğin merkezi Vatikan’ı barındırıyor olması ile önemini koruyor. Roma’yı nereden anlatmaya başlamalı, ne sırayla anlatmalı karar vermek zor, çünkü Roma’ya plansız programsız bir tatile gitseniz, ya da iş ziyaretinden geriye bir gününüz kalmış olsa bile “görülecek başlıca yerler” listesi oluşturup bunu başarmak kolaydır. Bu nedenle ben önceki gezi yazılarımdan biraz farklı olarak kendi ipuçlarımı, düşünce ve yorumlarımı paylaşmaya çalışacağım. Çektiğim fotoğraflardan yaklaşık 150&#8217;sini de <a targe="_blank" href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/sets/72157622987697344/">Flickr&#8217;daki Roma albümüm</a>den görebilirsiniz.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p><strong>Vatikan Müzeleri ve Papalık</strong><br />
Kent devleti Vatikan, Papalık ile birlikte dünyanın en önemli müzelerinden birini de barındırıyor. Vatikan Müzeleri içinde yer alan Sistina Şapeli Michelangelo’nun resimlediği tavan ile tüm gün boyunca tıklım tıklım. Ama eğer birazcık da olsa daha sakin bir an yakalamak, hatta banklara oturup tavana uzun uzun bakmak istiyorsanız öğleden sonraya kalmamak gerekiyor. Bunun için müzenin ilk koridorlarını biraz hızlı geçebilir, Sistina Şapeli’ne erken girebilirsiniz. Sonrasında müze turunuza en baştan yeniden başlayabilir, 2. turda Sistina’ya vakit ayırmadan geçebilirsiniz.</p>
<div align="center"><a href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/4178978337/in/set-72157622987697344/"><img src="http://farm3.static.flickr.com/2633/4178978337_d21ab43184.jpg"/></a></div>
<p>Ama iki tur atsanız bile Vatikan Müzeleri’nde birkaç yeri görmeden atlamak son derece olası. Biletlerle beraber temin edebileceğiniz plan bir yere kadar faydalı olabiliyor, ama yine de çıkışa iki kere bile fazla erken(!) varırsanız, 3. kez baştan başlamaya değebilir. Mümkünse müzeye gelmeden önce edineceğiz daha detaylı bir plan, harita ile dolaşmaya çalışın. Örneğin gözden kaçabilen, adını bilmediğim bahçemsi bölümde Belvedere Apollonu, Laokoon, Belvedere Torsosu heykelleri MÖ. 4. Yüzyıl kadar eski bir geçmişe sahip ve heykelcilik sanatı açısından çok büyük öneme sahip. Görevlilere de bu bu isimleri söylemeniz yeterli olacaktır.</p>
<p>Caravaggio’nun Çarmıhtan İndiriliş tablosu da Vatikan Müzeleri’ndedir ve şehirdeki en önemli 2-3 tablodan biri olarak kabul edilebilir.</p>
<div align="center"><a href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/4179780262/in/set-72157622987697344/"><img src="http://farm5.static.flickr.com/4042/4179780262_9e00210a3a.jpg"/></a></div>
<p>Ama tabii ki Vatikan deyince akla gelen şey Papalık tarafından olabildiğine heybetli olacak şekilde yaptırılan, ziyaretçilerini yüksek tavanın altında küçücük hissettirmeyi de amaçlayan San Pietro Bazilikası. Michelangelo, az sonra bahsedeceğim Roma’nın hala ayakta kalan Pantheon’una duyduğu saygının göstergesi olarak Pantheon’dan yaklaşık 1,3 metre daha az geniş olan 42 metre çapında bir kubbe tasarlamış Bazilika için. Bazilika’nın hazinesine inmedim, yorum yapamayacağım; ama hızlıca dolaştığım eski Papalar’ın mezarları olan ücretsiz bölüm ise Hıristiyan olmayanlar için pek ilgi çekici olmayacaktır. Bunun yerine mahzen mezar veya Hazinelik’te şansınızı denemek size kalmış. San Pietro’nun en önemli bulunan noktası hemen girişte sağ tarafta Michelangelo’nun başyapıtı 1499 tarihli Pieta heykelinde Hz. İsa, Meryem Ana’nın üzüntülü bakışlarını çekerek yatıyor.</p>
<p><strong>Roma İmparatorluğu’ndan Bugüne</strong><br />
128 yılından 1881’e kadar 17 yüzyıldan fazla dünyanın en büyük kubbesi olarak kalan ve bugün hala dünyanın destekle güçlendirilmemiş en geniş beton kubbesi olma özelliğini de koruyan Roma İmparatorluğu’nun Pantheon’u ilk olarak M.Ö. 27 yılında yapılmış bir tapınakmış. 608 yılında Santa Maria Rotonda Kilisesi haline getirilmesi bugünlere kadar korunmasını kolaylaştırmış. Mutlaka görülmesi gereken bu yapının kubbesinin tam ortasındaki boşluktan üstünüze lapa lapa kar yağmasının çok güzel olduğu söyleniyor. Pantheon’da gözden kaçırmamanız gereken şey Raffaello’nun mezarı. Orjinalleri olmasa da mevcut kapılar da 350 yıllık ve dikkate değer, İtalya’nın birleşmesinin mimarı 2. Vittario Emmanuelle’in mezarını ise ister istemez fark edeceksinizdir.</p>
<p>Bu arada Pantheon’un etrafında şanlı dondurmacı ve kafeler olduğunu da söylemeli.</p>
<div align="center"><a href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/4179046753/in/set-72157622987697344/"><img src="http://farm3.static.flickr.com/2569/4179046753_5d17b9d854.jpg"/></a></div>
<p>Roma İmparatorluğu’nun diğer başlıca izleri ise tabii ki Kolezyum amfitiyatro ve İmparatorluk Forası olarak adlandırılan bölge ve Roma Forumu alanı. Roma Forumu’nu maalesef tam anlamıyla gezemedim ama bu alana tepeden bakmanın da bambaşka bir zevki var. İsterseniz beyaz renkli devesa Vittoria Emanuele anıtının sağ arkası/yanındaki merdivenlerden çıkarak, isterseniz Kolezyum’un yanından Roma’nın kuruluşuyla iç içe geçmiş tarihiyle meşhur Palatino Tepesi’ne çıkarak forumu izlemeli.</p>
<div align="center"><a href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/4179083887/in/set-72157622987697344/"><img src="http://farm3.static.flickr.com/2506/4179083887_4c4898b306.jpg"/></a></div>
<p>Roma, Palatino Tepesi’ne kurulu iken mezarlık olan Forum çağlarla birlikte gelişmiş ve 1000 yılı aşkın süre şehrin heybetini korumuş, yaşamın merkezi olmuş. Forum’da Septimus Severus kemeri, Kolezyum’un karşısındaki tepeden başlarsanız size yakın oluşu ile de ilginizi talep ediyor. Bu zafer takının süslemelerini inceleyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Müzeler, Güzel Sanatlar</strong><br />
Benim için Roma gezisinin en ilginç parçalarından biri dünyanın en güzel küçük galerilerinden biri olduğu söylenen Galleria Borghese idi. Villa Borghese parkı içerisinde başka müzeler, göller, havuzlar ve dinlenecek alanlar mevcut. 16. ve 17. yüzyıllardan önemli eserler barındıran galeri iki katlı bir bina ama her salonda dikkat çekici heykeller, duvar ve tavan süslemeleri, özellikle üst kattaki tablolarıyla Roma’da, hem de pek yorulmadan, tam anlamıyla tadı damakta kalan bir sanat ziyafeti sunuyor. Bernini’nin üç heykeli, Apollon ve Defne, Persephone’nin Kaçırılışı ve Davud ile birlikte Raffaello’dan Çarmıhtan İndiriliş tablosu, Caravaggio’dan Hasta Bakkhos Olarak Kendi Portresi gibi eserler ilk akla gelenler.</p>
<div align="center"><a href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/4179851410/in/set-72157622987697344/"><img src="http://farm5.static.flickr.com/4041/4179851410_fee36ba5ee.jpg"/></a></div>
<p>Paris’in aksine Roma’da romantik yerler denince ilk akla gelen büyük parklar ve bahçelerdir. Villa Borghese de Roma’nın başlıca romantik yerleri arasında sayılır, tabii yeşillikler, gölet, sandal kiralamak gibi şeyler sizin için paylaşıldıkça değer kazanan şeyler ise.</p>
<p>İşte bu park içerisinde, Galleria Borghese’den yaklaşık 10-15 dakikalık yürüme mesafesinde Galleria Nazionale d’Arte Moderna, benim tercümemle Ulusal Modern Sanatlar Müzesi bulunur. Ama müzenin adı sizi yanıltmasın, modern sanatlar müzesi olmasına rağmen modernizmi son 10-20 yıl ile sınırlandırmadığından çok daha eski eserler, tablolar, heykeller de müzede bulunur. Beni tatmin eden bir müze olduğunu söyleyebilirim.</p>
<p>Bu arada özellikle Galleria Borghese’de aşırı sıkı, Modern Sanatlar Müzesi’nde de kayda değer bir fotoğraf yasağı ve engellemesi olduğunu söyleyebilirim. Küçük galeride olur da cihazınızı içeri sokabilirseniz içerde huzursuzluk yaşayabilir, kamerasını sokamamış pek çok ziyaretçinin de hışmına uğrayabilirsiniz. Bu nedenle sizlerle paylaştığım fotoğrafların çok zor elde edildiğini söylemeliyim.</p>
<p>Son olarak Museo Nazionale Romano yani Roma Ulusal Müzesi’nde İmparatorluk döneminden kalma klasik sanat örnekleri sergilenmektedir. Museo Nazionale Romano’ya giriş hakkınız Kolezyum, İmparatorluk Forası gibi mekanlarda aldığınız geniş kapsamlı biletlerle edinilmiş olabilir, ya da bu müzeden geniş kapsamlı bilet alarak örneğin Kolezyum’da bilet kuyruğu beklemeyerek çok fazla vakit kazanabiliriz!</p>
<p>Birbirine uzak sayılabilecek iki ayrı yerde, Palazzo Massimo ve Palazza Altemps’ten oluşan müzenin herhangi birinden aldığınız bir giriş bileti diğer binaya da girmenizi sağlar. Şehrin bir diğer önemli müzesi Musei Capitolini’yi ise ziyaret edememiş olsam da adını anmalıyım.</p>
<p><strong>Kiliseler</strong><br />
Roma’da kaç kilise var bilmiyorum ama daha önemlisi, bize manalı ya da manasız gelebilecek herhangi bir özelliği ile, meşhur olan belki 2-3 düzine kilise var. Tabii bunun bir nedeni de sanat ve mimarideki üstün noktaların büyük ustalar tarafından kiliselerde icra edilmiş olması, Rönasans, Yüksek Rönasans, Barok tarzlarda kiliseler önemli farklara sahip.</p>
<p>Santa Maria del Popolo Kilisesi’nde ise en çok öne çıkan iki şey karşı karşıya iki büyük önemli tablo; Aziz Petrus’un Çarmıha Gerilişi ve Aziz Paulus’un Dine Dönmesi. Her birindeki ışık, gölge tasarımları gerçekten de parmak ısırtan mükemmellikte.</p>
<p>Kolezyum’un ötesinde, bulması çok da zor olmayan ama sanırım 5 ya da 6 gibi alt katları kapanan San Clemente Kilisesi ise şehrin arkeolojik dini mirasını karşınıza çıkarıyor. Maalesef kapanışa 10 dakika kala ulaşıp kabul edilmediğim yeraltı katlarında 1. Yüzyıldan bir tapınak, 4. Yüzyıldan bir kilise, onun üstüne daha yeni bir kilisenin kalıntıları bulunuyormuş, bu kalıntılar ise 1800’lerin ortalarında keşfedilmiş. San Clemente’de de fotoğraf çekmek yasaktır ve gerçekten çok zordur. Yer altındaki katlara inmeseniz de zaten kilisenin bugün kullanılan kısmında önemli eserler bulunmakta.</p>
<div align="center"><a href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/4298207906/"><img src="http://farm5.static.flickr.com/4021/4298207906_98a191dcb0.jpg"/></a></div>
<p>900 yüzyıllık Apsis Mozaiği’ndeki Cennet Tasiviri’nde alımlı hayvanlar, koyunlar, ve yol gösterici, “Çoban” isayı simgeleyen koyun dikkat çekicidir. Ayrıca kilisenin avlusu ve süslemeli ön cephesi de hoştur, avluda şarkılar söylendiğine şahit olabilirsiniz.</p>
<p>Tabii tüm bunlar Roma’nın başlıca ziyaret noktaları idi. Ama Roma’da bu kategorilere ek görüp de anlatamadığım, göremediğim onlarca yer olduğu gibi hiç değinemediğim meydanlar, çeşmeler de mevcut. Tabii yeme içme gibi konularda da tavsiyeler mümkün, örneğin İtalya’dayız diye her pizzanın güzel olacağını sanmamak gibi… Ama Roma için aklımda kalan başlıca şeyleri paylaşmış olmakla yetineyeyim, belki ilerde eklemeler, yeni bir yazı ile zenginleştiririz. Ziyaretiniz sonrası yorumlarımızı da zevkle karşılaştırabiliriz…</p>
<p>Ve Roma fotoğraflarımdan 145 tanesini <a targe="_blank" href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/sets/72157622987697344/">Flickr&#8217;daki Roma albümüm</a>den izleyebilirsiniz.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/roma-gezi-notlari-sehrin-basyapitlari-oneriler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelişmiş Ülkeler Gökdelenlerden Vazgeçerken Gelişmemişler Bayılıyor, Demek ki Aynı &#8216;Şeyin&#8217; İşlevi Coğrafi Fark Gösteriyor. İstanbul ise Gökdelenlerde Dünya 7.si Olmasına Rağmen Özeniyor&#8230;</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/gelismis-ulkeler-gokdelenlerden-vazgecerken-gelismemisler-bayiliyor-demek-ki-ayni-seyin-islevi-cografi-fark-gosteriyor-istanbul-ise-gokdelenlerde-dunya-7si-olmasina-ragmen-ozeniyor/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/gelismis-ulkeler-gokdelenlerden-vazgecerken-gelismemisler-bayiliyor-demek-ki-ayni-seyin-islevi-cografi-fark-gosteriyor-istanbul-ise-gokdelenlerde-dunya-7si-olmasina-ragmen-ozeniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jan 2010 10:29:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[dünya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[şehir turizmi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Burj Dubai]]></category>
		<category><![CDATA[Burj Khalifa]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai Kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[gökdelen]]></category>
		<category><![CDATA[gökdelenler]]></category>
		<category><![CDATA[kümelenme]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi çalışma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=891</guid>
		<description><![CDATA[Burj Dubai ya da resmi adıyla Burj Khalifa 818 metrelik yüksekliğiyle bu hafta açılışını yaparken, İstanbul'da Dubai Kulesi'nin düşündürdükleri üzerine eskiden yazdıklarımı paylaşmak istedim: Gelişmiş ülkelerde kümelenme, bir arada çalışma ihtiyacı azaldığından yeni rekor gökdelenleri yapılmazken gelişmemiş ülkeler sırf turistik amaçla büyük yatırımların altına giriyor]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugüne kadar yapılmış en yüksek bina, ilk bilinen adıyla Burj Dubai, resmi adıyla Burj Khalifa, Dubai&#8217;de bu hafta açıldı. Anten kulesiyle 828 metrelik yüksekliğe ulaşarak Tayvan&#8217;daki Taipei 101&#8242;in 508 metrelik yüksekliğinin çok daha ötesine geçen bina belki de bugüne kadar en çok tartışılan, sorgulanan gökdelen projesi oldu ve olacak. Ben de hiç adetim olmasa da yaklaşık dört sene önce yazdığım bir yazıyı virgülüne dokunmadan izninizle tekrar paylaşmak istedim.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p><em>30 Ekim 2005</em><br />
Endüstrileşmiş ülkelerin iş dünyası belli bir zaman evresinde maliyet kısmak, sermaye birikimi, kümelenmek, vb. pek çok teori tarafından açıklanan şekilde bazı birimlerini belli şehirlerde topladılar. Gökdelenler de, bu şirket, ekonomi ve ülkelerin simgesel bir gösterişi olduğu kadar işlevsel olarak da inşa edildi. Zira birbirine yakın olmak, haberleşmenin, ulaştırma ve iletişim hizmetlerinin henüz gelişmemiş olduğu dönemlerde çok önemliydi. Bu kadar ciddi masraflar yaparak sadece görsel bir güç gösterisinde bulunmak ekonomik olarak mantıksızken bu kadar çok girişimcinin ve şirketin gökdelen inşa etmesi mutlaka bir mantık barındırmalıydı!</p>
<p>Fakat gelişmiş ülkelerde bir devrim oldu, belki de yeni bir çağ başladı. Daha hızlı ulaşım, haberleşme, farklı noktalarda rekabet edebilmek için operasyonların bir bölümünün taşınması, kısacası merkezileştirme sürecinin tersine dönüp yetkiyi dağıtma dönemine girdik. Yurtsan Atakan&#8217;ın geçtiğimiz günlerde yazdığı gibi, bu gelişmeler gelişmiş ülkelerde öbekleşmenin önemini azalttı. Ama maalesef bu gelişmeleri okuyabilenlerin sayısı Dünya&#8217;da bile az iken ülkemizde hemen hemen yok denecek kadar küçük. Artık insanlar farklı noktalarda çalışıp İnternet üzerinden bir araya geliyor, yüzyüze görmedikleri insanlarla yıllarca &#8220;aynı çatı altında&#8221; çalışmış oluyor.</p>
<p>Öte yandan gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeler doğru bir hedef olan &#8220;ülkeyi markalaştırma&#8221; hedefine ulaştırmak için pek çok yolu deniyorlar. Bu yollardan biri de, dünya rekoru kıran bir adet gökdelen dikerek daha alçak da olsa sayısız gökdeleni olan gelişmiş şehirleri &#8220;turistik&#8221; olarak geride bırakmak. Böylesi bir yaklaşım, şehre bir ya da birkaç kule dikerek bunların işlevini turizm ve eğlenceye indirmek demek oluyor. Hele turisti böyle tavlamaya çalışan şehirlerin ilgi çekecek varlık fakiri olduğunu da düşününce gelişmiş ülkeler ile diğerleri arasında gökdelen kavramına bakışta ne kadar büyük fark olduğunu gösteriyor.</p>
<div align="center"><img title="Dubai'deki 818 metrelik Burj Dubai ya da Burj Khalifa yeni inşaat teknikleri açısından öncü oldu, ama Dubai iş alemine katkısı aynı derecede sıradışı olmayacak" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/gokdelen-burj-dubai-khalifa-l.jpg"/></div>
<p>Son günlerde İstanbul&#8217;a dikilecek Dubai Towers yani Dubai Kuleleri ve üstüne Yurtsan Atakan&#8217;ın yazdıkları bana bunları düşündürdü. Ardından İstanbul&#8217;un zaten beton yığını olduğunu düşünerek bununla ilgili bir araştırma olup olmadığına baktım. 90 metre ve üstündeki binaları sayıp bunları puanlayan bir site İstanbul&#8217;u Dünya şehirleri arasında 37. sırada gösteriyor. 12 kat ve 35 metrenin üstündeki binaları sayan Emporis&#8217;in sayfalarında ise çok çarpıcı bir gerçekle karşılaşıyoruz. 35 metre üstünü yüksek bina ve gökdelen olarak listeleyen bu çalışma İstanbul&#8217;u Dünya 7. ilan ediyor. Buna göre İstanbul&#8217;da 35 m. üstünde 2112 bina bulunuyor. İstanbul&#8217;un doğal ve tarihi güzellikleri olduğundan İstanbul&#8217;un ve İstanbullular&#8217;ın büyük bina fantezisinin tek nedeni sayılabilecek büyük bina eksikliği iddiası da böylece geçersiz kalıyor. Yatırım konusu ise bir başka muamma, ona da bir başka gün değiniriz&#8230; </p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/gelismis-ulkeler-gokdelenlerden-vazgecerken-gelismemisler-bayiliyor-demek-ki-ayni-seyin-islevi-cografi-fark-gosteriyor-istanbul-ise-gokdelenlerde-dunya-7si-olmasina-ragmen-ozeniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Enerji tüketiminizi azaltarak küresel ısınmayı ciddiye almaya mesela bugün başlayabilirsiniz!</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/enerji-tuketiminizi-azaltarak-kuresel-isinmayi-ciddiye-almaya-mesela-bugun-baslayabilirsiniz/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/enerji-tuketiminizi-azaltarak-kuresel-isinmayi-ciddiye-almaya-mesela-bugun-baslayabilirsiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 19:55:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[blog action day]]></category>
		<category><![CDATA[blog action day 2009]]></category>
		<category><![CDATA[karbondiyoksit salınımı]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[sera gazları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=791</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın dört bir yanında bu saatlerde sayısı 10 bine yaklaşan sayıda blog yazarı Blog Action Day 2009 yani 2009 Blog Eylem Gününde iklim değişikliği üzerine kalem oynatarak küresel bilinci harekete geçmeye çağırıyorlar]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın dört bir yanında bu saatlerde sayısı 10 bine yaklaşan sayıda blog yazarı <a href="http://www.blogactionday.org/tr" target="_blank">Blog Action Day 2009 yani 2009 Blog Eylem Günü</a>nde iklim değişikliği üzerine kalem oynatarak küresel bilinci harekete geçmeye çağırıyorlar.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Nesnel yaklaşımı ve etik değerleri korumaya önem veren biri olarak, bugünlerde yaşadığımız küresel ısınmanın uzun dönemli bir döngünün tepe noktası olup geri döneceği ile geri dönülmez bir yola gittiğimiz iddiası arasındayım. Bilimsel olarak ortak noktada buluşulmuş değil.</p>
<p>Fakat şu bir gerçek ki atmosfere saldığımız karbondiyoksit miktarı, sera etkisi yaratan gazlar inanılmaz bir hızla artıyor. Özellikle 1950&#8242;li yıllardan sonra çok hızlı bir yükseliş söz konusu ve eğilim bu gidişle insanoğlunun Dünya&#8217;yı daha da fazla ısıtacağının gösteriyor.</p>
<div align="center"><div id="attachment_792" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px"><img class="size-full wp-image-792" title="Tarihsel CO2 emisyon oranı" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/uploads/2009/10/emisyon-tarihcesi.jpg" alt="Tarihsel CO2 emisyon oranı" width="500" height="228" /><p class="wp-caption-text">Tarihsel CO2 emisyon oranı</p></div></div>
<p>Bu bizim tercihlerimizin göstergesi, sonuçlar ise saymakla bitecek gibi değil, gittikçe ısınan bir Akdeniz&#8217;de, ve tabii pek çok başka yerde pek çok canlının sayısının azalması hatta kritik seviyelere inmesi, aynı şekilde bitki örtüsünün de bundan etkilenmeye başlaması, gıda üretiminde artan zorluklar, bu nedenle artan göçler, göçleri alan ülkelerde huzursuzluk ve çatışmalar, daha az barış yaşanan bir dünya&#8230; İlgi çekici olacak şekilde hazırlanmış <a href="http://www.americanprogress.org/issues/2007/09/climate_100.html" target="_blank">küresel ısınmanın 100 başlıca sonucu listesini isterseniz buraya tıklayarak</a> okuyabilirsiniz.</p>
<p><strong>Küreyi Isıtan Enerji Tüketiminizi Azaltmanız için Basit Hatırlatmalar</strong></p>
<p>Yapılabilecekler de çok fazla, çok detaylı. Örneğin binanızın yalıtımını yaptırarak evinizi, iş yerinizi daha az enerji tüketerek sıcak ya da soğuk tutabilirsiniz. Daha az enerji tüketen altyapı malzemeleri seçebilir, ya da yeni bir konut arayışında iseniz bu bilinçle yapılmış binaları tercih edebilirsiniz.</p>
<p>İşinize daha yakın bir yere taşınabilir, hem stres yaşamaz, hem de daha az yakıt harcarsınız. Mümkünse ve maalesef ülkemiz şartlarında söylemek zorundayım, sizi strese sokmuyorsa daha çok toplu taşıma kullanın.</p>
<p>Belki çoğumuzun umrunda değil ama işyerinde de enerji tasarrufu yapın. Çıkarken lavabonun, toplantı odasının, odanızın, ofisinizin ışıklarını söndürün.</p>
<p>Önerileri uzattıkça uzatmak mümkün, eğer bu konuda bir şeyleri değiştirmek istiyorsanız İnternet&#8217;te pek çok kaynak bulmanız mümkün&#8230;</p>
<p><strong>Önemli Olan Artık Başlamak</strong></p>
<p>Ama tüm bunları yapmaya bugün başlamak istemiyorsanız bile sabah evden çıkarken, gece uyurken en azından evdeki televizyon ve elektrikli aletlerin, zahmet edip eğilerek fişini prizden çekerek başlayabilirsiniz. ABD&#8217;de yapılan bir araştırma Amerikalılar&#8217;ın elektrikli aletlerinin tümünün kapalı haldeyken tükettiği enerjinin aynı zaman diliminde açık aletlerin tükettiği enerjiden fazla olduğunu ortaya koymuş!</p>
<p>Lafın kısası her kararınızı düşünerek verin. Bugün, birkaç sene önce alınmış bir 4&#215;4 jip kullanan birine kızıp niye tasarruflu araç almıyor demeden önce örneğin elektrikli Prius&#8217;un üretiminde kullanılan metal ve bileşenler için harcanan enerjinin bir jipin birkaç yıllık enerji tüketimine eşit olduğunu bilin. Bu da tasarruf ve elindekini olabildiğince uzun süre, sağlıklı şekilde kullanmaya özenmek demek&#8230;</p>
<p>Haydi bir ucundan tutun, birkaç günlüğüne olsa bile çocuklarınıza daha güzel bir dünya için tercihlerinizi biraz değiştirin.</p>
<p>Son olarak bugün konu ile ilgili yazan denk geldiğim birkaç Türkçe blog yazısı:</p>
<p>- <a href="http://opereysin.com/arastirma/1700-kuresel-isinma-ve-cozum-arayislari/" target="_blank">Opereysin</a><br />- <a href="http://kodveus.blogspot.com/2009/10/iklim-degisimi.html" target="_blank">Kod ve Us</a><br />
- <a href="http://hayatyolculugum.blogspot.com/2009/10/super-kahramanlar-gercek-olsayd.html">Hayat Yolculuğum</a><br />
<a href="http://hayatyolculugum.blogspot.com/2009/10/super-kahramanlar-gercek-olsayd.html">- </a><a href="http://www.spaksu.com/blog-aksiyon-gunu-09-iklim-degisikligi/" target="_blank">Spaksu.com</a><br />
- <a href="http://onurkoray.blogspot.com/2009/10/blog-action-day-2009_15.html" target="_blank">Agamemnon</a><br />
- <a href="http://online-pazarlama.com/index.php/dunyamiz-daha-da-isinmadan-harekete-gecelim/" target="_blank">Online Pazarlama</a></p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/enerji-tuketiminizi-azaltarak-kuresel-isinmayi-ciddiye-almaya-mesela-bugun-baslayabilirsiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Toskana Bölgesi Gezi Notları: Floransa, Siena, Pisa, San Gimignano&#8230;</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/toskana-bolgesi-gezi-notlari-floransa-siena-pisa-san-gimignano/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/toskana-bolgesi-gezi-notlari-floransa-siena-pisa-san-gimignano/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2009 21:23:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=697</guid>
		<description><![CDATA[İtalya'nın en sevilen, en çok turist çeken bölgelerinden olan Toskana'da UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan 6 yer bulunmakta. Floransa, Pisa, Siena ve San Gimignano'yı geziyoruz...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İtalya&#8217;nın en sevilen, en çok turist çeken bölgelerinden olan Toskana&#8217;da UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan 6 yer bulunmakta, tarihi ve kültürel mirasa ek olarak aynı zamanda bölgenin doğası, tabiatı, manzaraları da oldukça etkileyici. İtalya turları deyince Roma, Venedik ve son zamanlarda bunlara katılan Milano ile birlikte Toskana bölgesi de ziyaret ediliyor, her birinde birer ikişer gün geçiriliyor, ama vakti olanlar için Roma ile birlikte Toskana da çok daha fazlasını hak ediyor.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>İtalyanca Toscana olarak yazılan ve bizim okuduğumuz gibi Toskana olarak telaffuz edilen bölgede yerleşimler Bronz Çağı&#8217;nda başlamış. Her ne kadar bölgenin doğası, bitki örtüsü değişiklik göstermiyor olsa da her tarihi şehrin, prenslik ya da düklüğün ayrı ve farklı bir geçmişi olduğunu bu bölgede hissetmeye başlıyorsunuz. Gerçek anlamda bir İtalya Birliği&#8217;nin oluşmasının 19. Yüzyıl&#8217;a kadar gecikmesinin sebebi olan farklı şehir devletlerin farklı yönetim ve kültürlerini korumasının günümüze yansıyan sonucu İtalya gezilerinin daha dinamik ve heyecanlı geçmesi oluyor.</p>
<p>Bölgenin başkenti Floransa belli aralıklarla belli turistik yayınlarda Avrupa&#8217;nın en gezilesi üç şehrinden biri olarak listelenir, fakat ben belki de böylesi bir beklentiyle gittiğimden biraz hayal kırıklığına uğradım. İtalyan Rönasansı&#8217;nın doğduğu ve Medici Ailesi&#8217;nin desteğiyle geliştiği şehir sanat ve mimari açısından büyük bir zenginliğin sembolü olmaya devam ediyor.</p>
<div align="center">
<div style="width:500px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/italya/duomo-floransa.jpg"><img title="Floransa'nın tüm fotoğraflarında manzarayı süsleyen Santa Maria del Fiore Katedrali'nin etkileyici kubbesi" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/italya/duomo-floransa-m.jpg" alt="Floransa'nın tüm fotoğraflarında manzarayı süsleyen Santa Maria del Fiore Katedrali'nin etkileyici kubbesi" width="500" height="375" /></a>
<p>Floransa&#8217;nın tüm fotoğraflarında manzarayı süsleyen Santa Maria del Fiore Katedrali&#8217;nin etkileyici kubbesi</p>
</div>
</div>
<p>Michelangelo, Leonardo da Vinci ve Botticelli&#8217;nin şehrinde görülesi müzelerin başında Galleria degli Uffizi bulunuyor. İtalya&#8217;da her yerde uzun kuyruklarda beklendiğinden ve yoğun ziyaretçi akınını kontrol etmede ve &#8220;tatmin etmede&#8221; örneğin Paris&#8217;ten daha geride kaldıklarından Uffizi Müzesi, büyük katedraller gibi önemli yerlere İnternet üzerinden, hatta telefon ile çağrı merkezini arayıp İngilizce olarak da rezervasyon yaptırıp rezervasyon numarası ile gidip hiç beklemeden giriş yapabilirsiniz. Ciddi vakit kazancı elde etmek için mutlaka öneriyorum. Pazartesi kapalı olan Uffizi&#8217;yi gezemediğim için bir yorum yapamayacağım ama Rönasans&#8217;ın önemli temsilcilerini, &#8220;Venüs&#8217;ün doğuşu&#8221; gibi eserleri ağırladığını söylemeliyim.</p>
<p>İç avlusuyla bir dönemlerin Floransa villaların başlıca örneklerinden olan Bargello Müzesi önemli heykellere ev sahipliği yapıyor, her ayın 2. ve 4. pazartesi günleri ise kapalı. Museo dell&#8217;Opera del Duomo ise Floransa&#8217;nın meşhur katedralinin tam arkasında bir müze. &#8220;il Duomo&#8221; ya da Duomo olarak anılan katedralin tarihini, geçmişini, mimari ve inşa dönemlerini aktarmanın ötesinde katedralin iç ve dış süslemelerinden korumaya alınan önemli parçaları barındırıyor.</p>
<p>Santa Maria del Fiore Katedrali Floransa fotoğraflarını kubbesiyle taçlandırmakta olan büyük, dış cephesi ve süslemeleri ile etkileyici bir kilise. Kilisenin iç süslemeleri kalmadığından Museo dell&#8217;Opera&#8217;nın önemi artıyor fakat içine girip meşhur kubbenin iç süslemesine uzun uzun bakılabilir. Hatta ücret karşılığında farklı bir kapıda kuyruk bekleyerek kubbeye çıkabilirsiniz. Katedralin ön yüzünün karşısında Battistero di San Giovanni yani Vaftizhane bulunuyor, ayrıca katedralin bir parçası sanılan Campanile yani çan kulesi de meydanın önemli yapılarından.</p>
<p>Floransa&#8217;da tabii ki görülecek yerler listesi uzayıp gider ama kısa ve öz tutmak gerekirse Arno Nehri üzerinde 2. Dünya Savaşı&#8217;nı atlatan tek köprü olarak kalan Ponte Vecchio yani Eski Köprü&#8217;yü de biraz vakit ayrılabilir. Bir zamanlar kasaplarla dolu iken gittikçe kuyumcular ve süs eşyalarının mekanına dönüşen köprünün gerçekten de üst seviyede mücevher işçiliği ve ürünlerine bakarak ticari heyecanını hiç kaybetmediğini de görebilirsiniz.</p>
<div align="center">
<div style="width:500px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/italya/eski-kopru-floransa.jpg"><img title="Floransa'da 2. Dünya Savaşı'nı atlatan tek köprü Ponte Vecchio yani Eski Köprü kuyumcu dükkanlarına ev sahipliği yapmaya devam ediyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/italya/eski-kopru-floransa-m.jpg" alt="Floransa'da 2. Dünya Savaşı'nı atlatan tek köprü Ponte Vecchio yani Eski Köprü kuyumcu dükkanlarına ev sahipliği yapmaya devam ediyor" width="500" height="375" /></a>
<p>Floransa&#8217;da 2. Dünya Savaşı&#8217;nı atlatan tek köprü Ponte Vecchio yani Eski Köprü kuyumcu dükkanlarına ev sahipliği yapmaya devam ediyor</p>
</p>
</div>
</div>
<p>Ve tabii Signoria Meydanı! 450 yıllık Neptün Havuzu İtalyan ve yabancı turistlerin dinlendikleri, fotoğraf çektikleri meydanın atraksiyonlarından sadece bir tanesi. Meydanda yer alan Michelangelo&#8217;nun Davut&#8217;u gibi pek çok önemli heykelin ayrı anlamları, hikayeleri, bazen politik mesajları bile var.</p>
<p>Sanat ve mimarisine girersek çıkamayacağımız Floransa&#8217;dan sonra Toskana Bölgesi&#8217;nin en meşhur şehri Pisa da beklediğimden fazla ilgi çekiyor gibi geldi. Eğik Pisa Kulesi&#8217;nin fotoğrafını çocuk yaşlarda görmeye başlayanımız pek çoktur, tabii kuleyi bizzat karşında, gerçekten de eğik ama sağlam halde görmek etkileyici. Mucizeler Meydanı anlamındaki Piazza dei Miracoli&#8217;deki katedralin saat kulesi olan Pisa&#8217;nın tepesine de çıkmak mümkün. Meydanda Pisa Kulesi dışında vaftizhane, katedral ve mezarlık bulunmakta. İtalya&#8217;nın en büyük vaftizhanesi, kubbesinin üstündeki heykeliyle Pisa Kulesi&#8217;nden birkaç santimetre daha bile yüksek, fakat iç dekorasyonu fazlasıyla &#8220;sade&#8221;. Zaman kısıtım nedeniyle içlerine girmediğim bu yapılardan en çok gözden kaçanı Campo Santo anıt mezarı şık duvarları ile bazıları tarafından Dünya&#8217;nın en zarif mezarlığı kabul ediliyormuş.</p>
<div align="center">
<div style="width:500px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/italya/pisa-kulesi-vafrizhane-katedral.jpg"><img title="Pisa'daki mucize meydan üç yapıyı arka arkaya güzel bir güneş altında, çimler üstünde izlemek hem rahatlatıyor, hem de şaşırtıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/italya/pisa-kulesi-vafrizhane-katedral-m.jpg" alt="Pisa'daki mucize meydan üç yapıyı arka arkaya güzel bir güneş altında, çimler üstünde izlemek hem rahatlatıyor, hem de şaşırtıyor" width="500" height="375" /></a>
<p>Pisa&#8217;daki mucize meydan üç yapıyı arka arkaya güzel bir güneş altında, çimler üstünde izlemek hem rahatlatıyor, hem de şaşırtıyor</p>
</p>
</div>
</div>
<p>Pisa&#8217;daki üç ana yapıyı farklı açılardan, hava da açıksa, yemyeşil çimler üzerinde seyretmek gerçekten hoş, ama sınırlı vakti olanların bir an önce Siena&#8217;ya ve bölgenin diğer önemli yerleşimlerine geçmelerini öneririm. Siena Floransa&#8217;dan 70 km uzaklıkta bir tepeye kurulmuş yerleşim. Küçük Pisa&#8217;nın tarihin bir döneminde ticari üstünlüğünün meyvesini askeri gücüne de yansıtarak bölgeyi etkisi altına almış olması gibi Siena da heybetli dönemler yaşamış. Bugün ise belki de en ilginç özelliği her yaz 2 Temmuz&#8217;da elemesi, 16 Ağustos&#8217;ta finali yapılan Palio at yarışı. Avrupa&#8217;nın en büyük meydanları arasında gösterilen, yarım daire şeklindeki, hem de Palazzo Pubblico&#8217;ya eğimli Piazza del Campo Meydanı şehrin kalbinin attığı yer. Yeme içme mekanı olmasının yanında meydanda uzanıp dinlenenler seyrederken &#8220;burada eğersiz at yarışları yapılıyor&#8221; dense inanması zor olan bir görüntü de sunuyorlar.</p>
<p>Siena&#8217;nın her mahallesinin kendine has bir amblemi, renkleri var ve sokaklarda binaların üstünde, elektrik kutularının, saksıların süslemesinde dikkat etmeniz halinde bunları görmeniz mümkün. Mahalleler at yarışını kazanırlarsa günler süren kutlamalar yapıyor, gerçekten büyük gurur duyuyorlar. Canlısını, ya da bir videosunu görmeden ne kadar önemli bir etkinlik olduğunu anlamak gerçekten zor ama çok uzun süredir yaşatılan bu gelenek için sayısız turist de şehre geliyor.</p>
<div align="center">
<div style="width:500px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/italya/duomo-siena.jpg"><img title="Siena'nın yedi yüzyıllık katedralinin zeminindeki harika mermer süsler siz sıra beklerken dışarda da ayaklarınızın altına uzanıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/italya/duomo-siena-m.jpg" alt="Siena'nın yedi yüzyıllık katedralinin zeminindeki harika mermer süsler siz sıra beklerken dışarda da ayaklarınızın altına uzanıyor" width="500" height="375" /></a>
<p>Siena&#8217;nın yedi yüzyıllık katedralinin zeminindeki harika mermer süsler siz sıra beklerken dışarda da ayaklarınızın altına uzanıyor</p>
</p>
</div>
</div>
<p>Siena&#8217;nın güzel pastanelerinden farklı atıştırmalıklar, çay ve kahveye eşlik edecek tatlılar almak, daracık sokaklarda yürümek, tepelerden doğaya bakmak mutluluk veriyor. Ama Siena&#8217;nın katedrali bence gerek iç gerek dış süslemeleri ve heybeti ile tüm Toskana&#8217;nın en etkileyici dini yapısı. Siena Katedrali ya da yine &#8220;Duomo&#8221; için de daha önce dediğim gibi İnternet ya da telefonla yer ayırtmanızı şiddetle öneririm. 13. Yüzyıl&#8217;da büyük bir bölümü tamamlanan yapı Siena&#8217;nın yükselişinin ve bölgeyi etkisi altına almasının da sembolü ve bugüne kadar da çok iyi korunmuş. Meydandaki Palazzo Pubblico&#8217;nun müzesi de gezilebilecek başlıca yerlerden. Vakit ayırmanız halinde 1-2 tarihi nokta da görülebilir, meydanda Saray&#8217;ı karşınıza aldığınızda sağdaki sokaklarda turizm bürolarından bilgi ve harita edinmek mümkün.</p>
<div align="center">
<div style="width:500px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/italya/san-gimignano.jpg"><img title="Torre Grossa'dan böyle görünen San Gimignano'nun ana sokağı üstünde bir iki sanat galerisi, hoş dükkanlar ama benim en çok ilgimi çeken harika seramikler, vazo ve süsler satan dükkanlar bulunuyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/italya/san-gimignano-m.jpg" alt="Torre Grossa'dan böyle görünen San Gimignano'nun ana sokağı üstünde bir iki sanat galerisi, hoş dükkanlar ama benim en çok ilgimi çeken harika seramikler, vazo ve süsler satan dükkanlar bulunuyor" width="500" height="375" /></a>
<p>Torre Grossa&#8217;dan böyle görünen San Gimignano&#8217;nun ana sokağı üstünde bir iki sanat galerisi, hoş dükkanlar ama benim en çok ilgimi çeken harika seramikler, vazo ve süsler satan dükkanlar bulunuyor</p>
</p>
</div>
</div>
<p>Standart Toskana turlarının son ayağı olan San Gimignano çok daha küçük. Burada bir dönem gerek gösteriş, gerek farklı kullanım amaçlarıyla villa evlere eklenen kuleler yükseldikçe yükselmiş, bugün pek çok kulesiyle ilgi çekici bir görüntüye sahip Gimignano&#8217;nun gezmediğim kilisesi Collegiata ve Piazza del Duomo diye zaten göreceğiniz etrafında dünyanın en iyi dondurmacısı seçildiğini iddia eden dondurmacı ve kafelerle çevrili meydanının yanında bence gitmişken tepesine çıkmaya değecek olan Torre Grossa kulesi ve aynı biletle girebildiğiniz minik Pinacoteca Civica Müzesi köyün başlıca çekim noktaları. Grossa&#8217;dan yani büyük kuleden güzel bir Toskana manzarası izleyerek akşamı bitirip Gimignano&#8217;da ücretsiz düzenlenen klasik müzik konserlerinden biriyle geceyi tamamlamanız mümkün. Ama tabii eğer 40 kişilik bir turla gitmemiş ve bir an önce otelinize dönmeniz gerekmiyor ise.</p>
<p>Etkileyici Toskana&#8217;nın dünya mirası listesindeki diğer yerleri de Siena çevresinde Rönasans ressamlığına da ilham vermiş olan harika doğasıyla Val d&#8217;Orcia ve bu bölgede bahçe, saray ve katedrali ile henüz yeteri kadar meşhur olmamış olsa da Pienza. Maalesef bu iki yeri görmediğimden bir yorum yapamayacağım ama Siena&#8217;nın bende güzel izler bıraktığını, Pisa ve San Gimignano&#8217;nun da ilginç bir görsel ziyafet sunduğunu tekrar belirtmeliyim. Sırada Roma var&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/italya-turu-venedik-gezi-notlari/">İtalya Turu: Venedik Gezi Notları</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/toskana-bolgesi-gezi-notlari-floransa-siena-pisa-san-gimignano/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İtalya Turu: Venedik Gezi Notları</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/italya-turu-venedik-gezi-notlari/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/italya-turu-venedik-gezi-notlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 20:31:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=667</guid>
		<description><![CDATA[118 adacık üzerine çakılmış sayısız kazık üzerine kurulan Venedik gerçekten insanoğlunun en ilginç yerleşim yerlerinden biri. Sulara yenik düşmesinden korkulan Venedik'te kısıtlı vakti nasıl değerlendirmeli...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yılda 12 milyon turist çeken Venedik gerçekten eşsiz bir yerleşim. Adriyatik&#8217;in kuzey sahillerinde yarım ay biçimli <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Lag%C3%BCn" target="_blank">lagün</a>deki takım adalarda ilk kalıcı yerleşimler, saldırılardan kaçanlar tarafından 6. yüzyılda kurulmuş. Yaklaşık 697 yılında bağımsız askeri birlik kuran topluluk yönetici olarak kendi dükünü de atamış, ama Bizans yönetiminden bağımsızlığını kazanması vakit almış. Papa ve Bizans İmparatoru&#8217;nun itirazlarına rağmen İslam dünyası ile de ticarete başlayıp bir de İskenderiye&#8217;den kaçırdıkları İncil yazarı Aziz Markos&#8217;un naaşını öne çıkararak dini sembollerini de Bizans&#8217;tan koparmış.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Bugün dünyanın bir çok diline yerleşmiş olan &#8220;Arsenal&#8221; ya da &#8220;Arsenale&#8221;, Venedik&#8217;in denizlerdeki gücünü arttıran tersanesinin adıydı. Osmanlılar Akdeniz&#8217;de kuvvetlendikçe ve keşiflerle yeni deniz yollarının ve rotalarının öne çıkmasıyla Doğu ticareti önem kaybedince Venedik&#8217;in altın çağı da sona erdi. Arsenale demişken, Vaktiniz yeterli ise adanın Doğu taraflarına, Castello denilen bölgesine ister yürüyerek isterseniz deniz otobüsleri, hadi biz deniz minibüsü(!) diyelim, ile gidebilirsiniz. Bu bölgede Venedik&#8217;in sokaklarını darlaştıran binalardan sonra sizi şaşırtabilecek bir ferahlık, yeşil alan, heykelleri ve bir mini sarayı barındıran parkta tur atabilir, hala başka bölgelere göç etmemiş Venedikliler ve Venedik&#8217;te çalışmak için gelmiş yabancıların yerleştiği konutların arasında dolanabilir, ve tabii Arsenale&#8217;nin kapısını görebilir, donanma tarihi müzesi Museo Storica Navale&#8217;i gezebilirsiniz. Çevredeki hangarları, binaları da sabırla gözden geçirmenizi öneririm, çünkü yakın zamanlarda kullanılmış olan gerçek gemiler sergilenmekte. Venedik&#8217;in çekim merkezi bölgelerine geçmeden önce Arsenal demişken dünyanın en eski modern sanat bienali olan <a href="http://www.labiennale.org/en/Home.html" target="_blank">La Biennale di Venezia</a>&#8216;yı da hatırlatmalıyım. Tek sayılı yıllarda Haziran-Eylül arasında, pek çok ülkeden katılımla açılan etkinlik bildiğim kadarıyla Venedik Film Festivali gibi organizasyonların da çatısını oluşturmakta.</p>
<div align="center">
<div style="width:595px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/italya/venedik-gokyuzunden-kusbakisi-l.jpg"><img alt="Kuşbakışı Venedik aslında İtalya gibi bir çizmeyi de andırmıyor değil. Büyük Kanal tren garının da olduğu Santa Crore'den başlayıp San Marco Meydanı'na ulaşamadan tekrar denizle buluşuyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/italya/venedik-gokyuzunden-kusbakisi.jpg" title="Kuşbakışı Venedik aslında İtalya gibi bir çizmeyi de andırmıyor değil. Büyük Kanal tren garının da olduğu Santa Crore'den başlayıp San Marco Meydanı'na ulaşamadan tekrar denizle buluşuyor" width="595" height="336" /></a>
<p>Kuşbakışı Venedik aslında İtalya gibi bir çizmeyi de andırmıyor değil. Büyük Kanal tren garının da olduğu Santa Crore&#8217;den başlayıp San Marco Meydanı&#8217;na ulaşamadan tekrar denizle buluşuyor</p>
</div>
</div>
<p>Deniz seviyesinden 1 metre yüksekteki merkezi bölge, çökeltiye çakılmış sayısız çam kazıkla desteklenen 118 adacık üzerinde insanlık tarihinin en ilginç yerleşimlerinden birine ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Venedik denince anlaşılan ana ada 6 ayrı bölgeye ayrılmış, San Marco en bilineni. Çoğunlukla tur grupları da adanın tren istasyonu da olan Santa Crore&#8217;ye ulaşmalarına rağmen oradan deniz yoluyla San Marco&#8217;ya getiriliyor, turlarına buradan başlıyorlar. Piazza San Marco, yani San Marco Meydanı üç tarafı revakla süslü, bir ucunda San Marco Bazilikası ile Venedik tarihi boyunca yaşamın merkezi olmuş. Meydanda, Bazilika&#8217;nın karşısında Campanile di San Marco kulesi asansörle 100 metre yüksekten Venedik&#8217;i izleme fırsatı sunuyor. Ama bence vakit ve para kaybetmeye değmez çünkü bina yoğunluğu nedeniyle kanallar hiç görünmüyor, yukardan herhangi bir şehre bakmış gibi oluyor, Venedik&#8217;in suyun üstünde olduğu hissini yaşayamıyorsunuz.</p>
<p>Bazilika bir zamanlar Avrupa&#8217;nın en önde gelen iç mekanlarından birine sahipken daha ilerki çağlarda yapılan katedral ve bazilikaların görkemi arttıkça önemi azalmaya başlamış. Kabaca 10 dakikada gezebileceğiniz Bazilika&#8217;ya girmek ise güneş altında 20 dakikadan birkaç saate vakit alabilir. Bu nedenle <a href="http://www.venetoinside.com/en/basilica_of_san_marco/" target="_blank">www.venetoinside.com/en/basilica_of_san_marco/</a> adresinden ziyaret gününüzü ve kişi sayısını belirterek rezervasyon yapabilir, rezervasyon numarası ile hiç beklemeden ayrı kapıdan girebilirsiniz. Fazlasıyla turist çeken İtalya&#8217;da müzeden kiliseye pek çok yer için İnternet&#8217;ten veya İngilizce dahil pek çok dilde hizmet veren çağrı merkezlerinden bazen ekstra ücretle yer ayırtmak mümkün.</p>
<p>Bazilika&#8217;nın içinde Hazine gibi bölümler pek etkileyici değil diyebilirim, ama Bazilika girişindeki kuyruk aslında Museo Marciano için olabilir, ki müze şehrin en önemli tarihi varlıklarından San Marco atlarına ev sahipliği yapıyor. 1204 yılında o zamanki adıyla Konstantinopolis&#8217;ten savaş ganimeti olarak taşınan atlar aslında bizim bugünkü topraklarımıza da zamanında Roma ya da Antik Yunanistan&#8217;da dökülmüş bronz şahaserlerdir. Yaklaşık 2200 yıllık bu eser antik çağlardan kalma tek yanyana 4 at anlamına gelen quadriga örneği imiş. Müzede atların dışında bazı mozaikleri görebilir, bazilikanın tavan süslemelerini yakından izleyebilir, ardından dışarı çıkarak San Marco meydanını yukardan görebilir, Bazilika&#8217;nın önündeki aynı atların kopyasına bu sefer daha yaklaşabilirsiniz. İçerden çıktığınızda ise San Marco Bazilikası&#8217;da dönüp tekrar tekrar bakarsınız. Beş farklı kubbesi ile gerçekten göz alıcı bir zarafete sahip olduğundan meydanın farklı noktalarından izlemeye doyamayacağınız bir eser&#8230;</p>
<div align="center">
<div style="width:448px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/italya/venedik-dukler-sarayi-avlusu-l.jpg"><img alt="Palazzo Duccale yani Dükler Sarayı iç avlusunun güzel görüntüsü ile bir zamanların görkemli günlerini hala yaşatıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/italya/venedik-dukler-sarayi-avlusu.jpg" title="Palazzo Duccale yani Dükler Sarayı iç avlusunun güzel görüntüsü ile bir zamanların görkemli günlerini hala yaşatıyor" width="448" height="336" /></a>
<p>Palazzo Duccale yani Dükler Sarayı iç avlusunun güzel görüntüsü ile bir zamanların görkemli günlerini hala yaşatıyor<br />(fotoğrafı tıklayarak büyütebilirsiniz)</p>
</div>
</div>
<p>Venedik&#8217;in diğer önemli ziyaret noktası da 9 yüzyıl boyunca imparatorluğun yönetildiği Palazzo Duccale yani Dükler Sarayı&#8217;dır. Avlunun sağ tarafındaki merdivenlerle çıktığınız ikinci kattan sarayın içine girilir, merdivenler hemen iki yöne ayrılır, vaktiniz varsa düz yolu tercih etmeyip sağa kıvrılmanızı öneririm, böylece daha fazla yer görmüş olursunuz. Hafızam beni yanıltmıyorsa bu şekilde ceza mahkemeleri, hapishaneler ve suçluların belki de son kez gün ışığü görerek saraydan zindan tarafına geçtiği meşhur Ahlar Köprüsü Ponte Dei Sospiri&#8217;den geçebilirsiniz. Saray&#8217;ın bazı odalarında birkaç dilde açıklama panosu bulunsa da anlatımlı turlardan birine katılmak da hoş olacaktır. Özel toplantıların yapıldığı Onlar Konseyi gibi odalardan yavaş yavaş tüm Venedik erkeklerin toplandığı tartışma ve seçimlere ev sahipliği yapan Büyük Konsey Salonu&#8217;na geçerken tarihi de bir nebze olsun okumuş olursunuz.</p>
<div align="center">
<div style="width:620px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/italya/san-marco-bazilikasi-buyuk.jpg"><img alt="San Marco Bazilikası'nın ön cephesi" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/italya/san-marco-bazilikasi.jpg" title="San Marco Bazilikası'nın ön cephesi" width="620" height="465" /></a>
<p>San Marco Bazilikası&#8217;nın ön cephesi<br />(fotoğrafı tıklayarak büyütebilirsiniz)</p>
</div>
</div>
<p>Dükler Sarayı&#8217;na girerken aldığım sıradan bilet bana Venedik&#8217;teki diğer başlıca müzelerden üçüne daha girme imkanı sunuyordu. San Marco Meydanı&#8217;nda Bazilika&#8217;nın karşısında, ilerde, gözden kaçması kolay bir girişi olan Museo Correr aynı zamanda Museo Archeologico&#8217;ya da ev sahipliği yapıyor, Venedik tarihinin pek çok sanat eseri Correr&#8217;de görülebilir.</p>
<div align="center">
<div style="width:643px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/italya/san-giorgio-maggiore.jpg"><img alt="Dükler Sarayı'nın bir penceresinden karşıda minicik San Giorgio Maggiore, sağ tarafta ise Lido Adası'nın ucu" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/italya/san-giorgio-maggiore.jpg" title="Dükler Sarayı'nın bir penceresinden karşıda minicik San Giorgio Maggiore, sağ tarafta ise Lido Adası'nın ucu" width="643" height="229" /></a>
<p>Dükler Sarayı&#8217;nın bir penceresinden karşıda minicik San Giorgio Maggiore, sağ tarafta ise Lido Adası&#8217;nın ucu</p>
</div>
</div>
<p>Kombine bilet ile girebileceğiniz müzelerden bazıları da Venedik&#8217;in eski zengin şahsiyetlerinin bazılarının tarihi evlerinde, örneğin benim ziyaret edemediğim Ca&#8217; Rezzonica gerek Büyük Kanal&#8217;a bakan pencerelerinin manzarası gerek Murano camlarından avizeleriyle balo salonu, gerek sanat koleksiyonu ile önemli bir uğrak noktası. Turist kaynayan dar Venedik sokaklarında vaktiniz varsa böyle binaları, müzeleri ziyaret etme fırsatını kaçırmayarak, vaktiniz yoksa dış süslemelere bakarak Batı&#8217;ya doğru yürüyebilir, eğer oradan başlamadıysanız tren istasyonuna yaklaşabilir, görülecek yerler azalınca deniz minibüsü demeyi uygun gördüğüm vaperottalardan birine atlayarak Büyük Kanal üstünden tekrar San Marco Meydanı&#8217;nın güzelliklerine dönebilirsiniz. Ya da bilet fiyatını doğru ödeyerek Venedik&#8217;in diğer adalarına geçebilir, Lido, Burano ve Murano adalarına da gidebilirsiniz. Yüzmek isteyenlerin Lido&#8217;ya gittiğini, Murano&#8217;nun cam işçiliği atölyelerinin dikkat çektiğini duymuş olduğumu aktarmanın ötesine geçemeyeceğim. Öte yandan Venedik ana adaya en yakın olan, sürekli dikkatinizi çekmiş olabilecek minik adacık San Giorgio Maggiore&#8217;ye de vaporetta hatlarından doğru olana binerek, ki sanırım 82 numara idi, gidebilir, aynı isimli kilise görülebilir, yanındaki kuleye asansörle çıkılarak Venedik ana adası izlenebilir.</p>
<div align="center">
<div style="width:628px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/italya/venedik-su-kanallari-gondol-buyuk.jpg"><img alt="Venedik deyince akla gelen gondolları kullanabilmek her isteyene nasip olmuyor, gondolcular da bu nedenle biraz havalı davranabiliyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/italya/venedik-su-kanallari-gondol.jpg" title="Venedik deyince akla gelen gondolları kullanabilmek her isteyene nasip olmuyor, gondolcular da bu nedenle biraz havalı davranabiliyor" width="628" height="517" /></a>
<p>Venedik deyince akla gelen gondolları kullanabilmek her isteyene nasip olmuyor, gondolcular da bu nedenle biraz havalı davranabiliyor<br />(fotoğrafı tıklayarak büyütebilirsiniz)</p>
</div>
</div>
<p>Ve tabii gondolllar&#8230; Gondolcuların hepsinin şarkı söyleyebildiğini, ya da söylemek isteyeceğini sanmayın. Bu bile bir pazarlık konusu olabiliyor, hatta iki yerine dört kişi gondol paylaşmayı düşündüğünüzde gondolcunun fiyat arttırabildiğini görüp de şaşırmayın, süre de bir başka pazarlık konusu ve genelde anlaştığınız süreden 5 dakika az dolaşmayı kabullenmek gerekebiliyor. Vaporettalar ile etkileyici büyük kanalı gezmek daha çok erkeklerin ilgisini çekerken güzel gondollarla Venedik&#8217;in daracık su yollarında, gondolcunun akrobatik hareketleri, el ve ayak yordamıyla binaların farklı yüzlerini görmek de kadınların &#8220;Venedik&#8217;e gittim&#8221; demesi için olmazsa olmazlardan biri oluyor denebilir.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/toskana-bolgesi-gezi-notlari-floransa-siena-pisa-san-gimignano/">Toskana Bölgesi Gezi Notları: Floransa, Siena, Pisa, San Gimignano&#8230;</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/italya-turu-venedik-gezi-notlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Paris ve Kısa Gezi Önerileri &#8211; 2</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/paris-ve-kisa-gezi-onerileri-2/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/paris-ve-kisa-gezi-onerileri-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2008 20:44:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=436</guid>
		<description><![CDATA[Söz verdiğim 2. ve son Paris yazısında şehrin zengin müzelerini, gözden kaçan tarihi yapıları ve Paris etrafındaki uğrak noktalarını geziyoruz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yakın çevremde Paris&#8217;te yıllarca kalmış arkadaşlarım olsa da ben bir haftada şehri tanıdığıma inanıp(!) bir önceki gezi yazımı Ağustos ayında &#8220;<a href="http://www.cihansalim.net/blog/2008/paris-ve-kisa-gezi-onerileri-1/">Paris ve Kısa Gezi Önerileri &#8211; 1</a>&#8221; başlığı ile yazmıştım. Yazma sözü verdiğim ikinci bölüme ancak oturuyorum.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Öncelikle Paris&#8217;in ülkemize göre kuzeyde, kıta ortasında, yani soğuk bir yer olduğunu hatırlatmak isterim, ben bu yazıyı kışın kaleme alıyor olsam da gezi için bahar ve yaz ayları tercih edilmeli, kurban bayramında hastalanıp gelen bir arkadaşım nedeniyle böyle başlamak istedim. Peki diyelim Paris&#8217;te hava çok kötü, fırtına ve sağanak var. Sanatseverler, hatta sanata ilgisizler bile böyle hava koşullarında Paris&#8217;te olduklarına sevinsinler çünkü Paris müzeleri mutlaka görülmeli.</p>
<p>Meşhur Louvre için ne denebilir ki diye düşündüm, ama vakti dar olanlar için bu dev yapıdan özellikle seçmeler yazmalı. Herbiri üç dev bölümden toplam dört kata yayılan dünyanın en büyük müzesini bir günde hakkıyla gezmek için yemek ve dinlenme molası vermemek, sabah kuyrukta önlerde yer almak gerekli. Hatta bence Louvre gezisi ciddiye alınıp <a href="http://www.louvre.fr/llv/pratique/alaune.jsp?bmLocale=en" target="_blank">resmi web sitesine girip plan</a> bile yapılabilir. Paris&#8217;te iki hafta kalma imkanı olanlar ise bu müzeyi birkaç ayrı günde ziyaret etmeli bence. Entresol adlı giriş/zemin kattakilerden feragat ederek diğer katlara ağırlık vermek benim tercihim. Bu katta Louvre Medieval adıyla Louvre sarayı ve öncesinde buradaki kalenin kalıntıları ve tarihi, diğer iki yanda Fransız ve İtalyan heykel sanatı sunuluyor. Rez-de-Chaussée katı ise tamamen heykeller ve Mısır ila Yunan antik kalıntılarına ayrılmış. Mısır tarihi dünyanın pek çok müzesinde görülebilir, tabii Louvre&#8217;daki koleksiyonun çok büyük, ama Mısır&#8217;ın bu kadar büyük boyutta paketlenip taşınması insanı üzüyor, bir noktada &#8220;ben bunları Mısır&#8217;da görmeliydim&#8221; denebiliyor.</p>
<div align="center">
<div style="width:400px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/paris/louvre-napoleon-apartments.jpg"><img alt="Louvre Müzesi'nde Napoleon Apartments olarak bilinen rezidans da bence en az sanat eserleri kadar ilgi çekici" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/paris/louvre-napoleon-apartments.jpg" title="Louvre Müzesi'nde Napoleon Apartments olarak bilinen rezidans da bence en az sanat eserleri kadar ilgi çekici" width="400" height="533" /></a>
<p>Louvre Müzesi&#8217;nde Napoleon Apartments olarak bilinen rezidans da bence en az sanat eserleri kadar ilgi çekici<br />(fotoğrafı tıklayarak büyütebilirsiniz)</p>
</div>
</div>
<p>Birinci katta Mısır devam etse de asıl büyük alanı harika resimlerle İtalyan ve Fransız ressamlar süslüyor. Ve bence mutlaka görmeniz gereken sarayın ek bölümü, Napolyon&#8217;un kullandığı salonlar, odalar! Tartışmasız çok etkileyici&#8230; Yine bu katta kutsal eşyalar Apollon Galerisi&#8217;nde görülmeli. En üst, yani 2. katta ise resimler devam ediyor, bu kata da iyi zaman ayırmalı. Louvre&#8217;un &#8220;Tuileries&#8221; diye adlandırılan bahçeleri de var, bu geniş park/bahçe Concorde Meydanı&#8217;na kadar sürüyor. Concorde demişken de mutlaka önünde duracağınız bu meydanı anlatmıyorum. Ama Concorde&#8217;dan her yöne biraz ilerlemeyi, tarihi bina, katedral ve diğer yapıların havasını solumaya çalışmanızı öneririm.</p>
<div align="center">
<div style="width:640px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/paris/concorde-meydani.jpg"><img alt="Champs Elysée'nin diğer ucundaki Concorde Meydanı geniş ve yakınında yüksek binalar olmaması sayesinde farklı yönlerde hoş Paris görüntüleri yakalamayı mümkün kılıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/paris/concorde-meydani.jpg" title="Concorde Meydanı'ndan bir kare" width="640" height="387" /></a>
<p>Champs Elysée&#8217;nin diğer ucundaki Concorde Meydanı geniş ve yakınında yüksek binalar olmaması sayesinde farklı yönlerde hoş Paris görüntüleri yakalamayı mümkün kılıyor<br />(fotoğrafı tıklayarak büyütebilirsiniz)</p>
</div>
</div>
<p>Louvre demişken müze faslını Orsay&#8217;den de bahsedip kapatmak istiyorum. Fazladan vaktiniz varsa, ya da Louvre&#8217;un kapalı olduğu Salı günü bir müze gezmek isterseniz bence güzel sanatlar müzesi Orsay çok iyi bir tercih olacaktır. Orsay&#8217;de gözünüze aşina pek çok ünlü tablo, ünlü ressamlar görecek, eski tren garı yapının nasıl başarıyla müzeye çevrildiğinden etkilenecek, harika heykellerin yanından geçecek, mükemmel bir mobilya, art-nouveau eserlere şaşırıp ev dekorasyonu hayallerinizi baştan kuracak, tüm bunları 3-5 saatte görmüş olmanın mutluluğunu yaşayacaksınız. Paris&#8217;te sayısız müze var, ama bence Louvre ve Musée d&#8217;Orsay kaçırılmamalı.</p>
<div align="center">
<div class="captionfull" style="width: 640px; text-align: center;"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/orsaydensacrecoeur.jpg" alt="Orsay Müzesi kafetaryasının balkonunda dinlenme imkanınız da var, hem de Seine Nehri ve ilerde sürekli bakışları çeken Sacré Coeur manzarası ile" />
<p>Orsay Müzesi kafetaryasının balkonunda dinlenme imkanınız da var, hem de Seine Nehri ve ilerde sürekli bakışları çeken Sacré Coeur manzarası ile</p>
</div>
</div>
<p>Eğer hava açıldıysa bir çizgi filmden çıkmış gibi duran Sacré Coeur Katedrali&#8217;nin yusyavarlak sevimli kubbesini önündeki yeşilliklere uzanarak seyretmek, arada bir de arkanıza dönüp Paris&#8217;i izlemek popüler bir seçenek. Şehirde çoğu yerde görüp merak edilen Sacré Coeur&#8217;ün altına inip gezebilir, kubbeye çıkıp manzara kovalayabilirsiniz. Ama buradan çok daha etkileyici katedraller var, bu nedenle Sacré Coeur &#8220;mutlaka görmeli&#8221; listesinde değil. Örneğin yine pek bilinmeyen merkeze yakın Saint-Eustache, ya da Eglise des Halles adlı 500 yıllık büyük kilise bile bence daha önemli.</p>
<div align="center">
<div style="width:640px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/paris/st-dennis-bazilikasi.jpg"><img alt="Saint Dennis Bazilikası'ndaki kral mezarlarından biri" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/paris/st-dennis-bazilikasi.jpg" title="Saint Dennis Basilica'sındaki kral mezarlarından biri" width="640" height="511" /></a>
<p>Saint Dennis Bazilikası&#8217;ndaki kral mezarlarından biri<br />(fotoğrafı tıklayarak büyütebilirsiniz)</p>
</div>
</div>
<p>Merkezin dış sınırlarında dolaşmaya devam edelim, Dünya Kupası için inşa edilen Stade de France&#8217;ın semti St. Dennis&#8217;in Bazilikası turistlerin gözünden kaçan ama aslında şehrin sayılı tarihi yapılarından biri. 13. metro hattında &#8220;Basilique de Saint-Denis&#8221; istasyonu size yardımcı olacaktır. 465 yılında ölen Clovis 1&#8242;den itibaren tüm Fransız Kralları&#8217;nın anıt mezarları bu Bazilika&#8217;da toplanmış, aynı zamanda Kraliçeler de taçlarını burada takmışlar. Mevcut yapının tarihi 12. Yüzyıl&#8217;a ulaşıyor, yapının kendi ihtişamı dışında kralların ve kraliçeleri tüm detaylarıyla, neredeyse yüzlerindeki mimikleri yaşatan heykellerle kapalı anıt mezarları etkileyici.</p>
<div align="center">
<div style="width:640px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/paris/paris-operasi.jpg"><img alt="Opera Palais Garnier hem dışı hem içiyle büyüleyici bir opera binası" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/paris/paris-operasi.jpg" title="Opera Palais Garnier hem dışı hem içiyle büyüleyici bir opera binası" width="640" height="441" /></a>
<p>Opera Palais Garnier hem dışı hem içiyle büyüleyici bir opera binası<br />(fotoğrafı tıklayarak büyütebilirsiniz)</p>
</div>
</div>
<p>Son bir kez merkeze dönecek olursam, tarihi opera binası Palais Garnier&#8217;de bilet bulmaya çalışıp opera izlemeye çabalamalı, ya da en azından her gün öğlen 3-4 sularında Avrupa&#8217;nın belki de en güzel opera binasını gezdiren turlara katılmalı. Şehrin diğer operası ise Opera Bastille.</p>
<p>Çok kalabalıkken gittiğim Paris&#8217;te restoranlar, kafeler tıklım tıklımken yaşadıklarımdan bu alanlarda doğru tavsiye verebileceğimi sanmıyorum, bu konuyu eksik bırakıp yavaşça Paris merkezden dışarı çıkıyorum. Paris&#8217;in dışındaki iki ana ziyaret yerinden biri Euro Disney, diğeri de Versailles Sarayı. Disneyland&#8217;a gitmedim ama gidenler de, Amerika&#8217;da bu tip yerleri ziyaret etmemişlerse güzel ve mutlu bir gün geçiriyorlar. Versailles ise uzun süre Fransız hanedanlarını ağırlayan meşhur saray! Ama Avrupa&#8217;da çok daha etkileyici kraliyet sarayları var. Versailles&#8217;ın içi zarar gördükten sonra en son Rockfeller Vakfı&#8217;nın desteğiyle tekrar görücüye çıkacak hale gelmiş, etkileyici odalar az sayıda, 1-2 güzel koridorla yetiniyorsunuz.</p>
<p>Herşey dışarı çıkınca başlıyor, mutlaka sarayın bahçelerini de içeren bilet alın ve ne kadar anlatsam da inanması zor büyüklükteki Versailles&#8217;ın bahçesini gezin. &#8220;Bahçe&#8221; kelimesini ne kadar uygunsuz kullandığımı anlarsınız.  Bahçede bir yerden bir yere ulaşmak için mini trene binmek dışında bisikletler, atlar kiralayabilirsiniz. Uzaktan hiç bitmiyor gibi gözüken kanalda sandallarda huzurla kürek çekebilirsiniz. Sezonuna göre ücretsiz konser gibi etkinlik ve aktiviteler de olan bahçede görülmesi hoş olacak Marie-Antoinette&#8217;in kaldığı kendi mini sarayı da var. Ayrıca bahçenin bir ucunda, çoğu ziyaretçinin görmediği mesafede minik göl kenarında yer alan yine sanki bir çizgi filmden çıkmış, yüzlerce yıldır dokunulmamış gibi duran minik köy, binaları ve değirmeniyle hep orda kalma isteği uyandırıyor&#8230;</p>
<div align="center">
<div class="captionfull" style="width: 640px; text-align: center;"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/versailles.jpg" alt="Versailles Sarayı iç mekanlarından ziyade dev bahçe ve parkları ile sizi şaşırtıyor" />
<p>Versailles Sarayı iç mekanlarından ziyade dev bahçe ve parkları ile sizi şaşırtıyor</p>
</div>
</div>
<p>Paris&#8217;te gördüklerimden görmenizi arzuladıklarımın bu kadarını yazabildim, Paris defterini şimdilik kapatıyorum, Paris beklentilerinizden çok farklı çıkabilir, hazırlıklı olun!</p>
<p><em>İlgili Yazılar:</em></p>
<ul>
<li> <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2008/http://www.cihansalim.net/blog/2008/paris-ve-kisa-gezi-onerileri-1/">Paris ve Kısa Gezi Önerileri &#8211; 1</a></li>
</ul>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/paris-ve-kisa-gezi-onerileri-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Paris ve Kısa Gezi Önerileri &#8211; 1</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/paris-ve-kisa-gezi-onerileri-1/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/paris-ve-kisa-gezi-onerileri-1/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 10:48:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=221</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın en çok turist çeken şehirlerinden Paris'te görülecek onca yer arasında vakit paylaştırmak zor. Bir hafta içinde gördüklerime göre naçizane önerilerimi, neyin neden görülmesi ya da görülmemesi gerektiğini anlatarak yazı dizisine başlıyorum.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Paris&#8217;i görme planlarım geciktiği gibi gördüklerimi yazmam da biraz zaman aldı. Özellikle bahar ve yaz aylarında tahammül edilmesi zor miktarda turist çeken şehirde &#8220;görülecekler&#8221; listesi oldukça uzun. Ben de Haziran&#8217;da bir hafta kaldığım dünyanın en merak edilen kentlerinden biri hakkında farklı şeyler söyleme iddiasında değilim, ama kısa bir gezi düşünenlerin optimizasyon yapabilmeleri için önerilerde bulunabilirim diye düşünüyorum.</p>
<p>Fakat bu önerilere başlamadan önce çektiğim yüzlerce fotoğrafı paylaşamama nedenimi hatırlatayım. cihansalim.net/galeri adresi altında yayına soktuğum fotoğraf arşivim için kullandığım altyapının bir açığı sonrası web siteme yapılan saldırı büyük hasar bıraktı. Bırakın fotoğraf, bir daha siteme yazı bile ekleme konusunda uzun süre isteksiz kaldım. Belki bir gün tekrar fotoğraf paylaşımına başlayabilirim&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Maviyle yeşilin yoğunluğundan haz alan biri olarak hem &#8220;bina yığını&#8221;, hem de deniz kıyısında olmayan şehirlerden pek etkilenmiyorum. Paris, tarihi kalbindeki eski, harika korunmuş bina ve anıtları, aralarından kıvrılarak akan kahverengi Seine nehri, hele sıklıkla tecrübe ettiğim yağmurlu günlerde değişen renkleriyle beni büyüleyemedi. Adeta bir ovaya kurulmuş gibi engebesiz görüntü, topografik yapı da buna eklenince açıkçası yükseklere çıkıp şehre tepeden bakmaya bence gerek yok.</p>
<p>Lafın kısası Eyfel Kulesi (Tour Eiffel), Montparnasse gökdeleni (Tour Montparnasse), Zafer Takı (Arc de Triomphe), Notre Dame Katedrali, hatta Sacré Coeur Katedrali&#8217;nin tepesine çıkıp panaromik bir görüntü peşinde olmanıza gerek yok. Benim naçizane önerim, yapamamış olsam da, bir gece manzarası için bu noktalardan birinin tepesine çıkmak, ışıklar içinde Paris&#8217;i seyretmek olurdu. Ve böyle yapacaksam da Eyfel&#8217;e çıkmaz, onu görmek için başka bir bina veya anıtın tepesine çıkardım.</p>
<div align="center">
<div style="width:640px; text-align:center" class="captionfull">
<a href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/e/e6/Paris_Night.jpg"><img title="Paris denizsiz ve yeşilsiz yapısıyla gündüz değil gece etkileyici" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/paris-gece.jpg" alt="Parisi kuşbakışı görmek için bence gece beklenmeli" width="640" height="220" /></a>
<p>Mavi ve yeşili eksik Paris&#39;i kuşbakışı görmek için bence gece beklenmeli<br />(fotoğrafı tıklayarak büyütebilirsiniz)</p>
</div>
</div>
<p>Eyfel&#8217;e inip çıkmak, hele haftasonu, kule ayaklarında, 2. kattaki asansörlerde, zirveden inme asansörlerinde beklenen kuyruklarla 3 saati kolayca aşabilir. Montparnasse da kararlılıkla devam ettirilen tarihi merkezi koruma azmi nedeniyle şehirdeki tek gökdelen, ama Fransa&#8217;nın en yüksek binasının manzarası da zamanınızı başka bir yere ayırmanızı engelleyecek kadar güzel değil.</p>
<p>Champs-Elysée bulvarından Zafer Takı&#8217;nın (Arc de Triomphe) meydanına ulaştığınızda ve alt geçitle takın yanına çıktığınızda ülkelerin geçmişi, savaşı, savaşanları anma yöntemleri arasındaki farkları düşünmeye başlıyorsunuz. Zafer Takı&#8217;nın altındaki bakır plakada General De Gaulle&#8217;ün sözleri 2. Dünya Savaşı&#8217;nda Alman kuşatması altında kalan Fransa&#8217;nın umutsuzluğunu yansıtıyor. Kurtuluş Savaşı&#8217;mızı, destanlarımızı düşününce De Gaulle&#8217;ün laflarının oraya yazılması bizleri şaşırtıyor, çünkü meşhur komutan şöyle konuşuyor:</p>
<p>&#8220;Fransa yalnız değildir, o yalnız değildir, o yalnız değildir. Arkasında büyük bir imparatorluk vardır. Britanya ile bir blok kurabilir (&#8230;), Birleşik Devletler&#8217;in endüstriyel gücünden sınırsızca yararlanabilir&#8221; sözleriyle Fransızlara moral vermeye çalışırken bu konuşmaları Londra&#8217;dan yapıyor ve Londra&#8217;da bir süre daha kalacağını söylüyor. Bu sözler adeta destansı bir şekilde zafer anıtının altında yer alıyor&#8230; Fransa&#8217;nın 2. Savaş&#8217;ta düştüğü durumu bilen biri olsam da bu sözleri burada görmeyi beklemiyordum.</p>
<p>Tak&#8217;ın mimarisini, süslemelerini izledikten, sembolleri anlamaya çalıştıktan sonra, zamanı olanlar, Paris&#8217;in 1 numaralı metro hattına atlayarak iki durak ilerdeki La Défence&#8217;a gidebilir. Grande Arche, yani büyük tak, yaklaşık 110 m.lik bir küp. Bu modern yapı içinde ofisler olduğu gibi terasından Paris&#8217;in merkezi ve belki daha önemlisi dış bölgelere de bakabilirsiniz. Ama merkez manzarası çok açık olmayabilir, çünkü La Défence iş merkezi ve şehrin merkezinde izin verilmeyen yüksek binalar, gökdelenler burada toplanmış. Tabii buraya gelmenin amacı bir Zafer Takı&#8217;na uzaktan bakmak, bir arkanıza dönüp büyük küpe bakmak, şehircilik, mimari, planlama üzerine düşünmek olabilir, daha fazlası değil&#8230;</p>
<div align="center">
<div style="width:636px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/grandearche.jpg"><img alt="Grande Arche Zafer Takı ile arasındaki uzun bulvar sayesinde farklı bir perspektifle şehre bakmanızı sağlıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/grandearche.jpg" title="Grande Arche Zafer Takı ile arasındaki uzun bulvar sayesinde farklı bir perspektifle şehre bakmanızı sağlıyor" width="636" height="398" /></a>
<p>Grande Arche Zafer Takı ile arasındaki uzun bulvar sayesinde farklı bir perspektifle şehre bakmanızı sağlıyor<br />(fotoğrafı tıklayarak büyütebilirsiniz)</p>
</div>
</div>
<p>Katedrallere dönersek, romanıyla ünlenen Notre Dame&#8217;ı tabii ziyaret eder, içinde bir tur atar çıkarsınız, ama birkaç yüz basamakla tepesine çıkıp şeytanları korkutma amacıyla yapılan heykellerin yanından şehre bakmak için 45-50 dakika kuyruk beklemeye gerek olmadığını söyleyebilirim. Bu tarihi minik merkezde yani Ile de la Cité adacığında görülecek diğer yerler Adalet Sarayı (Palais de Justice) kompleksinin içindeki Conciergerie ve Sainte-Chapelle. Conciergerie şehrin en eski binalarından, önceleri bir saray, sonra askerlerin konaklama yeri derken hapishaneye dönüşen, bugün görülecek çok az şey olan yapı; zamanı dar olanlar için görülecekler listesinden çıkmalı. Fransız Devrimi sırasında Marie Antoinette ve ünlü ünsüz pek çok ismin tutulduğu hapishanede idamlar da gerçekleştirildi. Bu bölümlerin bazıları korunduğu gibi Antoinette ve onu göz altında tutanların mankenlerle canlandırılığı bir oda olduğunu söyleyeyim ki gitmeyenler merakta kalmasın.</p>
<div align="center">
<div style="width:491px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/notredame.jpg"><img title="Notre Dame Katedralinin tepesi ve uzakta Sacré Coeur Katedrali" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/notredame.jpg" alt="Notre Dame Katedralinin koruyucuları(!) ve uzakta Sacré Coeur Katedrali" width="491" height="369" /></a>
<p>Notre Dame Katedrali&#39;nin koruyucuları(!) ve uzakta Sacré Coeur Katedrali<br />(fotoğrafı tıklayarak büyütebilirsiniz)</p>
</div>
</div>
<p>Sainte-Chapelle ise bence mutlaka görülmeli. Gotik mimarinin sayılı örneklerinden olan şapelin üst katı tamamen resimli camlarla ilk anda insanı sersemleten renkli bir ortam sunuyor. Kendinize geldiğinizde bu renk terapisini yaşıyor, ancak bir süre sonra camlarda anlatılanlara konsantre olabiliyorsunuz.</p>
<p>İlk yazım burada kalsın. Sırada Sacré Coeur, Louvre ve Orsay müzeleri, Versailles Sarayı, St. Dennis, Opera ve daha fazlası var, onlar da sonraki yazıya&#8230;</p>
<p><em>İlgili Yazılar:</em></p>
<ul>
<li> <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2008/http://www.cihansalim.net/blog/2008/paris-ve-kisa-gezi-onerileri-2/">Paris ve Kısa Gezi Önerileri &#8211; 2</a></li>
</ul>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/paris-ve-kisa-gezi-onerileri-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;da Kariye ve Fethiye Kilise/Camiileri Görmeye Değer</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/istanbulda-kariye-ve-fethiye-kilisecamiileri-gormeye-deger/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/istanbulda-kariye-ve-fethiye-kilisecamiileri-gormeye-deger/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Mar 2008 20:44:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğrafçılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2008/istanbulda-kariye-ve-fethiye-kilisecamiileri-gormeye-deger/</guid>
		<description><![CDATA[Tarihi bina ve yapıları koruma söz konusu olunca Avrupa ülkeleriyle karşılaştırılmamız bile maalesef mümkün değil. Bunun nedenlerini irdeleyip pek çok sonuca varabilir, köklerimizin göçebe olmasının etkisini bile tartışabiliriz. Ama bu yapılara karşı toplum olarak ilgisizliğimizi &#8220;sahip çıkmıyor&#8221; olmayışımızla sınırlamayalım. Bu eserleri merak bile etmiyor, 1-2 semt uzağımızda olan tarihi zenginliğimizden bihaber yaşıyoruz.
Ben de günümüz Fatih [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tarihi bina ve yapıları koruma söz konusu olunca Avrupa ülkeleriyle karşılaştırılmamız bile maalesef mümkün değil. Bunun nedenlerini irdeleyip pek çok sonuca varabilir, köklerimizin göçebe olmasının etkisini bile tartışabiliriz. Ama bu yapılara karşı toplum olarak ilgisizliğimizi &#8220;sahip çıkmıyor&#8221; olmayışımızla sınırlamayalım. Bu eserleri merak bile etmiyor, 1-2 semt uzağımızda olan tarihi zenginliğimizden bihaber yaşıyoruz.</p>
<p><center><!--adsense--></center>Ben de günümüz Fatih sınırları(!) içinde (biliyorsunuz hangi ilçenin ne olacağı karışık) yer alan ve daha önce gezemediğim Kariye Müzesi ve Fethiye Müzesi&#8217;ni nihayet haftasonu ziyaret edebildim. Osmanlı, Bizans ve diğer tarihi eserleri düşünürken genellikle tarihi yarımadada olanlara odaklanır ama sadece Sultanahmet ve günümüz Eminönü ilçe sınırları içindeki Ayasofya, heybetli camiiler ve Topkapı Sarayı&#8217;nı biliriz. Halbuki tarihi yarımada Fatih ilçesini ve Haliç, Balat bölgelerini de kapsıyor.</p>
<p align="center"><a href="http://cihansalim.net/galeri/displayimage.php?album=10&amp;pos=82" target="_blank"><img src="http://cihansalim.net/galeri/albums/fatih-kiliseler/normal_P1030569_%28Large%29.JPG" alt="Tarihi yarımadada Ayasofya'ya bağlı bazı müzeler" align="middle" border="0" height="300" width="400" /></a></p>
<p>İşte bu bölgede yer alan eserlerden olan Kariye ve Fethiye Kiliseleri önce camiiye çevrilmiş ve ibadet için kullanılmış, ardından camii olarak kalmış ama kullanıma kapanmış ve sonunda müzeye çevrilmişler. İkisi de Çarşamba günleri kapalı olan müzeler T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Ayasofya Müze Müdürlüğü&#8217;ne bağlı. Bakanlık web sitesinde <a href="http://www.kultur.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF0D262A49C727F2325A19570EB48D9460" title="Kültür Bakanlığı Müzeler sayfası" target="_blank">müzeler ve ören sayfasında İstanbul ve Ayasofya bölümüne</a> inip bu iki müze ve diğerleri hakkında özet bilgi, telefon, adres öğrenebilirsiniz. Çektiğim fotoğrafları <a href="http://www.cihansalim.net/galeri">cihansalim.net/galeri</a> altında <a href="http://cihansalim.net/galeri/thumbnails.php?album=10">Kariye ve Fethiye Müzeleri klasörü</a>nden görebilirsiniz.</p>
<p align="center"><a href="http://cihansalim.net/galeri/displayimage.php?album=10&amp;pos=58" target="_blank"><img src="http://cihansalim.net/galeri/albums/fatih-kiliseler/normal_P1030539_%28Large%29.JPG" align="middle" border="0" height="300" width="400" /></a></p>
<p>Diğerleri ile karşılaştırdığımızda maalesef Fethiye çok ciddi hasara uğramış durumda ve süslemeler, tavan ve duvar resimlerinden çoğuna zarar verilmiş. Hatta sınırlı zamanı olanlar Fethiye yerine bölgede başka bir mekanı ziyaret etmeyi düşünebilir. Ama Kariye Kilisesi&#8217;nin duvar ve tavanlarının çoğu hala orjinaline yakın bir görüntü sunuyorlar. Tahtalarla kapatılan bu duvarlardan Bizans döneminden bu yana nispeten daha az kayıp yaşamış. Hatta gerek Mardin, Midyat&#8217;ta, gerekse de Kapadokya&#8217;da gezi duraklarından olan tarihi kiliseleri düşündüğümde Türkiye&#8217;nin sayılı tavan ve duvar süslemeli kiliselerinden birinin rahatlıkla Kariye olduğunu söyleyebilir. Bizans&#8217;ın başkentinde özenle çizilen ve renklendirilen figürler kanımca diğer tarihi kiliselerden daha farklı bir hava sunuyor. Başka bir kültürü ve öğelerini yeteri kadar tanımamış, tanıyamamış olanların gezerken rahatsız olmayacağı bir tarihi mekan olduğu rahatlıkla söylenebilir.</p>
<p align="center"><a href="http://cihansalim.net/galeri/displayimage.php?album=10&amp;pos=9" target="_blank"><img src="http://cihansalim.net/galeri/albums/fatih-kiliseler/normal_P1030482_%28Large%29.JPG" border="0" height="300" width="400" /></a></p>
<p>Böyle bir mekana gelen yabancı turistlerin ise yoğun İstanbul tur programları içinde müzenin yanıbaşındaki eski Türk yemekleri restoranı Asitane&#8217;de yemek yiyememesi ise üzücü. Öğle yemeği saatine denk getirdiğim gezide Asitane&#8217;nin lezzetlerini tatma şansı yakaladım. Midye ezmeli lahana sarma, harika nohut ezme ve diğer klasik mezelerin yanında vişneli zeytinyağlı yaprak sarması sofra sohbetinizin yemeğe kaymasını sağlıyor. Ana yemekler ise çok çeşitli ve farklı aroma, bitki, meyve, ot, toz, biberiye, baharat kullanımıyla hem görüntü hem lezzet olarak sizi tatmin ediyor. Seçenekler de fazlasıyla bol, Nırbaç, Mahmudiye&#8230; diye uzuyor gidiyor. Fakat bir restoranın sadece yemeklerinin güzel olması asla yeterli olamaz. İç mekan tasarımı eski İstanbul anlamına gelen Asitane adından beklenen kibarlık ve mütevazılık sergileyen servis ekibiyle birleşmiş.</p>
<p align="center"><a href="http://cihansalim.net/galeri/displayimage.php?album=10&amp;pos=92" target="_blank"><img src="http://cihansalim.net/galeri/albums/fatih-kiliseler/normal_P1030579_%28Large%29.JPG" border="0" height="300" width="400" /></a></p>
<p>Yemeğin ardından Fethiye Müzesi&#8217;nin sergilenen tek holünü gezdikten sonra çok farklı görüntüler sunan ara sokakların arasında çocuk koşturmacaları, pek çok ufak camiinin ezan sesi, her yokuşun başından görünen Kırmızı Mektep olarak bilinen Rum Lisesi&#8217;nin şık silüetiyle adımlarımız Haliç kıyısına vardı. Oradan Patrikhane ve Süleymaniye Camii ile turu tamamladık ama Süleymaniye&#8217;nin çok geniş çaplı bir restorasyonda olması ve bahçesinin bile gezilemiyor oluşu ile fotoğraf makinemin pilinin bitmesi birleşince asıl amacımız olan Fatih kiliseleri gezisini tamamlamanın mutluluğuyla erkenden dönüş yoluna çıktık. Bu arada restorasyonun bu kadar geniş alana yayıldığını maalesef yerli ve yabancı turistlerin anlayacağı şekilde belirtmemek de düşündürücü. Evet, minarelerin restore edildiği malum ama iç mekandaki yapay duvarların restorasyon çalışması olduğunu herkes anlamayabilir&#8230;<br />
<center><!--adsense#linkunit--></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/istanbulda-kariye-ve-fethiye-kilisecamiileri-gormeye-deger/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geçmişe Götüren Mardin Geleceğimiz İçin, Beraber Yaşamak İçin Örnek</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/gecmise-goturen-mardin-gelecegimiz-icin-beraber-yasamak-icin-ornek/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/gecmise-goturen-mardin-gelecegimiz-icin-beraber-yasamak-icin-ornek/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jan 2008 19:34:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğrafçılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2008/gecmise-goturen-mardin-gelecegimiz-icin-beraber-yasamak-icin-ornek/</guid>
		<description><![CDATA[Mardin&#8230; Hakkında söylenecek çok şey var, her biri hakkında sayfalarca yazılabilir. Ama Mardin&#8217;i bir günden biraz uzun görmüş biri olarak daha kısa yazacağım, bu bir günde gördüklerime yüklediğim anlamları&#8230; Söz ettiklerimi ve fazlasını cihansalim.net/galeri altındaki Mardin ve Midyat albümlerinde izleyebilirsiniz.
Aramice kökenli Mardin kelimesi &#8220;büyük kale(ler)&#8221; anlamını taşıyor. Merkezde, kayalık tepenin en üstünde Mardin Kalesi göz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="left">Mardin&#8230; Hakkında söylenecek çok şey var, her biri hakkında sayfalarca yazılabilir. Ama Mardin&#8217;i bir günden biraz uzun görmüş biri olarak daha kısa yazacağım, bu bir günde gördüklerime yüklediğim anlamları&#8230; Söz ettiklerimi ve fazlasını cihansalim.net/galeri altındaki <a href="http://www.cihansalim.net/galeri/thumbnails.php?album=8" title="Mardin - cihansalim.net/galeri">Mardin</a> ve <a href="http://www.cihansalim.net/galeri/thumbnails.php?album=9" title="Midyat - cihansalim.net/galeri">Midyat</a> albümlerinde izleyebilirsiniz.</p>
<p><center><!--adsense--></center>Aramice kökenli Mardin kelimesi &#8220;büyük kale(ler)&#8221; anlamını taşıyor. Merkezde, kayalık tepenin en üstünde Mardin Kalesi göz alabildiğince uzayıp giden, Suriye&#8217;yi gören pürüzsüz ovaya hakim, doruğun altında tepede tarihi yerleşimler &#8220;Mardin Denizi&#8221; diye de adlandırılan bu manzarayı izliyor.</p>
<p style="text-align: center"><a href="http://www.cihansalim.net/galeri/displayimage.php?album=8&amp;pos=1" title="Alacakaranlık vaktinde Mardin Denizi'ne dönüşen Mardin Ovası" target="_blank"><img src="http://www.cihansalim.net/galeri/albums/mardin/normal_P1030053_%28Large%29.JPG" alt="Mardin Denizi!" border="0" height="300" width="400" /></a></p>
<p>Ama bizler için asıl manzara tarihi tepedeki kent. Maalesef beton yapılaşmalar Mardin&#8217;in görüntüsünü de bozmaya başlamış, tarihi taş binalara yapılan ekler özellikle dikkat çekiyor. Gereken özeni göstermeyek bu tarihi zenginliğimizi de kaybetme potansiyelimiz olduğunu gösteriyoruz. Fakat bugünkü haliyle Mardin insanı başka bir zamana götürüyor. Sanki Doğu&#8217;nun gizemli bir kentine, yüzyıllar öncesine gönderilmiş gibi hissediyoruz. Sokakları daracık bırakan yüksek duvarlı avluların içindeki güzellikleri merak ediyor, on metre sonra kesişen bir sokakla bir anda uçsuz bucaksız ovayı görüyor, ilerlemeye devam edince süslü balkon ve kemerlerin karanlıkta bıraktığı bir sokakta duvar işlemelerine hayran kalıyorum.</p>
<p>Daracık sokaklar bir anda çocukların cıvıltılarıyla, oyunlarıyla şenlenebiliyor. Öte yandan, bu duvarlar arasında giden yollarda sığınacak bir kapı açtırmanın imkansızlığı, geçmişin zor dönemlerinde yaşanmış mücadelelerin mekanının tam da bu sokaklar olduğunu düşündürtüyor, ürpertiyor.</p>
<p style="text-align: center"><a href="http://www.cihansalim.net/galeri/displayimage.php?album=8&amp;pos=56" title="Mardin sokakları ve bugününün sahipleri olan çocukları" target="_blank"><img src="http://www.cihansalim.net/galeri/albums/mardin/normal_P1030128_%28Large%29.JPG" alt="Mardin sokakları ve bugününün sahipleri olan çocukları" border="0" height="300" width="400" /></a></p>
<p>Tarihi yerleşimi yaklaşık 3 saat yürürken harika minaresiyle Ulu Camii, Kırklar Kilisesi, Revaklı Çarşı ve daha pek çok yapı birden ortaya çıkıyor. Abdüllatif Camii, Şahtanalar&#8217;ınki gibi ev ve konaklar nispeten daha kolay kendini belli ediyor, tüm yapılar gözümüzü doyuran işçiliğe sahip. Tabii Güneydoğu Anadolu turumun geri kalanının aksine midem de yerel tatlara doyuyor, kubbe de denen yassı içli köfteler, çeşit çeşit pilavlar, işkembe dolması, etli ekmekler, yemeye fırsatım olmayan kaburga dolması gibi mükemmel yerel tatlar diğer bölge şehirlerinin aksine daha ulaşılabilir, daha yaygın gibime geldi Mardin&#8217;de.</p>
<p>Gerek bu açık hava müzesinde gerekse Midyat ilçesinde Müslümanlar, Süryaniler, Yezidiler beraber yaşıyor. Mardin karşılıklı hoşgörü ve anlayışın da ötesinde insanların din ve ırk farkını unutarak nasıl beraber yaşayabileceğini göstermesi açısından Türkiye&#8217;ye büyük bir örnek. İnanç farklılığının yanında ırk olarak da farklılıklara ev sahibi bir bölge, her ne kadar en parlak dönemlerindeki kadar kozmopolit olmasa da&#8230; Geçtiğimiz aylarda fidye için kaçırılan Süryani papazın serbest kalmasına zılgıtlar çekerek sevinen, coşan Müslüman köylü kadınların görüntüleri henüz çok taze.</p>
<p>Midyat da tarihi konakları, yerleşimleri ile bugün unutulan incelik ve zerafeti hatırlatıyor. Süryaniler&#8217;in faal olarak kullandıkları manastırlar dışında tarihi manastırlara da ev sahibi olan ilçe de Mardin merkezi gibi 4000 yıllık bir geçmişe sahip.</p>
<p style="text-align: center"><a href="http://www.cihansalim.net/galeri/displayimage.php?album=9&amp;pos=6" title="Alacakaranlık vaktinde Mardin Denizi'ne dönüşen Mardin Ovası" target="_blank"><img src="http://www.cihansalim.net/galeri/albums/midyat/normal_007_%28Large%29.JPG" alt="Mardin Denizi!" border="0" height="300" width="400" /></a></p>
<p>Anlatacak daha çok şey var, ama belki fotoğraflar kelimeler yerine geçer. <a href="http://www.cihansalim.net/galeri">cihansalim.net/galeri</a> altındaki Mardin klasöründe Deyrulzafaran Manastırı, restore edilmekte olan Kasımiye Medresesi, Midyat klasöründe ise Mor Gabriel Manastırı yazıda bahsetmediğim yapılar. Ayrıca gerek <a href="http://www.mardin.bel.tr" title="Mardin Belediyesi Web Sitesi" target="_blank">Mardin</a> gerekse de <a href="http://site.midyat.gov.tr" title="Midyat Kaymakamlığı Web Sitesi" target="_blank">Midyat</a>&#8216;ın resmi kamu web sitelerinden pek çok tarihi, kültürel bilgi edinebilirsiniz. <a href="Mardinimiz.com" target="_blank">Mardinimiz.com</a> da bir diğer başvuru kaynağı olarak göze çarpıyor.</p>
<p>Mardin&#8217;i görmeli, Mardin&#8217;deki kaynaşmayı ülkemizin her kasabası ve şehrinde yaşamalıyız&#8230;<br />
<center><!--adsense#linkunit--></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/gecmise-goturen-mardin-gelecegimiz-icin-beraber-yasamak-icin-ornek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vize Uygulamayarak İlgi Odağı Olan Tunus&#8230;</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/vize-uygulamayarak-ilgi-odagi-olan-tunus/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/vize-uygulamayarak-ilgi-odagi-olan-tunus/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jan 2008 22:24:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğrafçılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2008/vize-uygulamayarak-ilgi-odagi-olan-tunus/</guid>
		<description><![CDATA[Tunus, T. C. vatandaşlarından vize istemeyerek ciddi turistik fayda elde eden başlıca ülkelerden biri. Kuzey Afrika ülkeleri ve hatta diğer Müslüman ülkeler arasında Türkiye&#8217;ye bazı alanlarda en çok benzerlik gösteren ülke olduğu şeklindeki duyumlar da ilgimizi arttırıyor. Ben de bayramda vize kolaylığı nedeni ile Tunus&#8217;u görmeyi tercih ettim.
Habib Bourguiba Fransa&#8217;dan bağımsızlığı ilan ederek devleti kurarken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tunus, T. C. vatandaşlarından vize istemeyerek ciddi turistik fayda elde eden başlıca ülkelerden biri. Kuzey Afrika ülkeleri ve hatta diğer Müslüman ülkeler arasında Türkiye&#8217;ye bazı alanlarda en çok benzerlik gösteren ülke olduğu şeklindeki duyumlar da ilgimizi arttırıyor. Ben de bayramda vize kolaylığı nedeni ile Tunus&#8217;u görmeyi tercih ettim.<center><!--adsense--></center></p>
<p align="left">Habib Bourguiba Fransa&#8217;dan bağımsızlığı ilan ederek devleti kurarken Türkiye&#8217;den de aldığı örnekler bir hayli fazla. En çabuk dikkat çekenler ise bayrağımıza oldukça benzeyen Tunus bayrağı, kamu kurumlarında türban ve diğer dinlerin sembolleri olan giyeceklerle çalışmanın yasak olması, zorunlu öğretimin kız ve erkekler, hem bizden de fazla tam 11 sene zorunlu koşulması&#8230;</p>
<p style="text-align: center"> <a href="http://www.cihansalim.net/galeri/displayimage.php?album=6&amp;pos=6" title="Büyük boy görüntü için tıklayınız" target="_blank"><img src="http://www.cihansalim.net/galeri/albums/bati-tunus/normal_DSC05954_%28Large%29.JPG" border="0" height="300" width="400" /></a></p>
<p>Yaklaşık 4 günlük Tunus gezisinde ülkenin yazları en çok turist çeken şehirlerinden birinde kaldık, ama mevsim yaz değildi. Ülkenin batı ve iç kesimlerine doğru, ardından da güneye, çöle doğru turlar yaptık. Ülkenin bir hayli geniş bir bölümünü gördüm ve geri kalanı hakkında da tahminlerim oluştu. İlerki günlerde bazı bölgeler ve ülke geneliyle ilgili tekrar yazabilirim ama genel bir değerlendirme yapmak gerekirse Tunus&#8217;un beklentileri karşılayacak turistik değer taşıdığını söylemek çok güç.</p>
<p>Ülkenin tarihi çok eskiye dayanmadığı gibi tarihi bina, kalıntı, kültürel ve sanatsal birikim de yok denecek seviyede. Turizm açısından geriye doğal güzellikler kalıyor, ama Tunus&#8217;un denizi ya da çölü de aslında çekim noktası olmaktan çok uzak. Açıkçası bırakın diğer ülkeleri, Tunus ve benzer ülkeleri gezmeden önce ülkemizde Kapadokya, tüm Karadeniz, Güneydoğu Anadolu&#8217;yu gezmek çok daha ödüllendirici, benzersiz tecrübeler sunuyor.</p>
<p>Peki Tunus&#8217;a niye gidilmeli? Bir Kuzey Afrika ülkesi görmek için, dünyanın bu bölümünde insanların nasıl yaşadığını, kapalı ve açık çarşı, pazar kültürünün hala nasıl sürdüğünü gözlemlemek, hala dev çokuluslu şirketlerin hiç faaliyet göstermediği bir ülkede yerel kültürün durumunu okuyabilmek, içinizdeki çöl, &#8220;hafif, Kuzey Afrika&#8221; merakınızı doyurmak için olabilir&#8230;</p>
<p style="text-align: center"><a href="http://www.cihansalim.net/galeri/displayimage.php?album=6&amp;pos=9" title="Büyük boy görüntü için tıklayınız" target="_blank"><img src="http://www.cihansalim.net/galeri/albums/bati-tunus/normal_DSC05958_%28Large%29.JPG" border="0" height="300" width="400" /></a></p>
<p>Tunus&#8217;ta çektiğim fotoğrafları cihansalim.net/galeri adresinde <span class="alblink"></span><a href="http://www.cihansalim.net/galeri/thumbnails.php?album=5">Tunis: Bardo Müzesi, Kartaca, Sidi Bou Said</a>, <span class="alblink"></span><a href="http://www.cihansalim.net/galeri/thumbnails.php?album=6">Batı Tunus: Kairouan, Sousse, Okba Camii</a> ve  <span class="alblink"></span><a href="http://www.cihansalim.net/galeri/thumbnails.php?album=7">Tunus iç bölgeler, El Jem Arena, Douz&#8217;da Çöl, Tozeur Tuz Gölü</a> adlı 3 ayrı klasörde izleyebilirsiniz.<br />
<center><!--adsense#linkunit--></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/vize-uygulamayarak-ilgi-odagi-olan-tunus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kültür turunun nasıl geçeceğinin en büyük belirleyicisi: Rehber</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/kultur-turunun-nasil-gececeginin-en-buyuk-belirleyicisi-rehber/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/kultur-turunun-nasil-gececeginin-en-buyuk-belirleyicisi-rehber/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Dec 2007 22:09:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2007/kultur-turunun-nasil-gececeginin-en-buyuk-belirleyicisi-rehber/</guid>
		<description><![CDATA[Tarihi ve doğal zenginliği çok olan Türkiye&#8217;de kültür turlarına ilgi gün geçtikçe artıyor. Ben de son birkaç yılda turlar, paket programlar ile pek çok yer gördüm. Paket programların tercih edilmesinin pek çok nedeni var, uygun fiyat, güvenilir yolculuk ve konaklama gibi pek çok faktör mevcut. Ama verilen hizmet, yani gezinin kalitesi, daha çok yer görme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tarihi ve doğal zenginliği çok olan Türkiye&#8217;de kültür turlarına ilgi gün geçtikçe artıyor. Ben de son birkaç yılda turlar, paket programlar ile pek çok yer gördüm. Paket programların tercih edilmesinin pek çok nedeni var, uygun fiyat, güvenilir yolculuk ve konaklama gibi pek çok faktör mevcut. Ama verilen hizmet, yani gezinin kalitesi, daha çok yer görme ihtimali, rehber anlatımı başlıca tercih nedenleri. O bölgeye çok sık giden, tecrübeli, bilgili rehberler ve görevlilerle yolculuk etmek tur katılımcısına ciddi bir zaman ve de bilgi kazancı sağlıyor.<center><!--adsense--></center></p>
<p>Bu noktada rehberlerin önemi ortaya çıkıyor. Turizm geçmişi, tarih bilgisi ve ilgili alanlarda formasyon sahibi rehberler bu turlarda sadece gezilen yerlerin tarihini anlatmakla kalmıyorlar. Gerek turizm firması, gerekse turistler görevli rehberden her türlü soruna ilgi göstermesini bekliyorlar. Bu beklentinin yüksek olduğu kabul edilebilir, ama kanımca beklenti &#8220;sorunun çözülmesi&#8221; değil en azından sorun karşısında ilgi ve çaba gösterme. İşte bu beklentiyi karşılamakta zorlanan rehberler insanların yılda bazen bir kez yapabildikleri tatillerinin kıymetini anlama dıklarını gösterir tutumlar sergileyebiliyor.</p>
<p>Artık pek çok tura katılmış biri olarak maalesef ülkemizde toplumbilimi, insan davranışları, kriz yönetimi konusunda bilgili, başarılı olan rehberlerin çok az olduğunu üzülerek söyleyebilirim. Bazıları hala egolarını tatmin etme, kendilerini kanıtlama çabasında oluyor. Çoğu turda öncelikle daha 30&#8242;lu yaşlara varmamış parlak, bilgili rehber arkadaşların açılış konuşmalarına tanık oluyoruz. &#8220;Tam 7 yıldır&#8221;, &#8220;tam 9 yıldır&#8221; rehber olduğunu(!) belirterek söze girenler ilk gün &#8220;ben her sorunu yaşadım, ne olsa yönetmesini bilirim, siz karışmayın&#8221; mesajları veriyor, hayatlarının çok daha ileri aşamalarında olan tecrübeli insanlara. Ardından turun ilerleyen günlerinde, özellikle de son gününde, &#8220;benim tuzum kuru&#8221; imalarına varan laflar bile ediliyor, özellikle dönüş yolunda &#8220;değerlendirme formu&#8221; verenlerde, ya da eve dönüş sonrası tur firmasını arayıp turdan şikayet edecek turistlerin olacağı tahmin edilen durumlarda.</p>
<p>Tur sırasında rehberin önerilerine uymayanlar rehberin kabul edebileceğinden fazlalaşırsa, rehberi sesli olarak eleştiren olursa, rehber yemek yeri seçimi, otobüs, uçakta oturma planı ile ilgili açıkça eleştirilirse turun tadı bazen çok fazla kaçabiliyor. Çünkü yılların tecrübesine sahip olduğu, yılın çoğunu yollarda geçirdiğini söyleyen rehber bu alışılageldik durumlara alışamamış biri olabiliyor, bu durumu fazlasıyla kişiselleştirip alınabiliyor. Ve sonrasında da gün ya da tur boyunca asık suratlı bir rehberle gezme şansını elde edebiliyorsunuz!</p>
<p>Aslında verilebilecek örnekler çok fazla. Bu nicel fazlalığın nedeni ise rehberlerimizin işlerine yaklaşımları ve profesyonelliğindeki sorunlar. Rehberlik görevi ülkemizde, özellikle kültür turlarında bir şelalenin, caminin, manastırın hikayesini anlatmakla sınırlı değil, bu alanda becerili olmak için son derece profesyonel davranan, yaşayan rehberler çoğunlukta. Ama sürekli insanla içiçe olunan böyle bir meslekte verilen hizmet anlatım hizmetiyle sınırlı değildir, insanların beklentilerini anlayışla karşılayabilmek, ekip yönetebilmek önemli olandır.</p>
<p>Övgülerden haz alan, mutlu ve motive olan rehberler bir eleştiriden çok etkilenir, moral çöküntü yaşar. Ve bu son derece sık olur, halbuki profesyonellik bu duygusal iniş ve çıkışları dengelemek, iniş ve çıkışları azaltmak, bunları yansıtmamaktır&#8230;</p>
<p>Lafın kısası, öncelikle rehberlerimiz tur düzenleyen firmalarının kendilerine verdiği görevi kabullenmeli, ardından da tatile gelen insanların psikolojisini anlamalılar. Zor bir dönemi atlatmak için belli bir masrafı gözden çıkaran insanların psikolojisini yani karşı tarafı anlamayı, empati yapmayı bilen rehberlerin ne kadar başarılı olduğunu da bizzat gördüm. Dileğim bu örneklerin artması. Çünkü Türk kafilesi gezdiren rehberlerin dezavantajları olduğu gibi önemli bir avantajları var, o da Türk insanının unutkanlığı, yufka yürekliliği, cansiparhane dostluğu!</p>
<p>Bizim rehberimiz küsse de, küstürse de yerli turistimiz bunu bir süre sonra unutur, dostluk tekrar kurulur, hatta dünyada pek olmayan adetlerimizden bahşiş rehberle arası bozulanlar tarafından bile bir güzel verilir&#8230;</p>
<p>Son olarak tüm bunların tahminler ve gözlemlere dayalı yazılmadığını söylemeliyim, rehber arkadaşlarım olduğu gibi katıldığım turların neredeyse hepsinde rehber arkadaşlarla oldukça samimi olan biri olarak dertleşmelerinden aklımda kalanlar bunlar. Ve de ülkemizde genci yaşlısı harika rehberler olduğunu da söylemeye gerek bile yok. Ama insan vasat performansla sık sık karşılaşınca &#8220;niye böyle&#8221; diye düşünmeden, benim durumumda bir de yazmadan edemiyor&#8230;<center><!--adsense#linkunit--></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/kultur-turunun-nasil-gececeginin-en-buyuk-belirleyicisi-rehber/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hasankeyf Boğulacağı Günü Bekliyor, Batan Gemiyi Terk Edenler Çoğalıyor</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/hasankeyf-sularin-altinda-bogulma/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/hasankeyf-sularin-altinda-bogulma/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Nov 2007 15:18:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğrafçılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2007/hasankeyf-sularin-altinda-bogulma/</guid>
		<description><![CDATA[Bir GAP turunda Hasankeyf&#8217;i görmüyorsanız o gezi eksik bir gezi olacaktır! Ama bu kısa cümle bir süre sonra geçerliliğini yitirecek çünkü Ilısu Projesi ve Barajı tahminen 2012 yılında bu tarihi kenti sular altında bırakacak. O tarihten sonraki bölge gezileri eksik ve buruk hissettirecek, ta ki Hasankeyf tamamen unutulana kadar. Toplumsal hafızamızın güçsüzlüğü göz önüne alındığında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir GAP turunda Hasankeyf&#8217;i görmüyorsanız o gezi eksik bir gezi olacaktır! Ama bu kısa cümle bir süre sonra geçerliliğini yitirecek çünkü Ilısu Projesi ve Barajı tahminen 2012 yılında bu tarihi kenti sular altında bırakacak. O tarihten sonraki bölge gezileri eksik ve buruk hissettirecek, ta ki Hasankeyf tamamen unutulana kadar. Toplumsal hafızamızın güçsüzlüğü göz önüne alındığında da sanırım giriş cümlem 10-15 sene sonra okuyanlara anlaşılmaz gelebilecek!</p>
<p><!--adsense-->Batman&#8217;a yaklaşık yarım saat mesafedeki Hasankeyf kıvrıla kıvrıla akan Dicle&#8217;nin üstünde Orta Çağ&#8217;ın önemli yerleşimlerimlerinden biriymiş. &#8220;Kaya hisarı&#8221; anlamını taşıyan bu yerleşim yekpare taştan oldukça yüksek bir kale ile ele geçirilmesi zor bir yer olmuş, çok büyük saldırılarla karşılaşmadığı dönemlerde de coğrafi konumu ile ticaretini geliştirmiş. Hasankeyf hakkında detaylı bilgilere <a href="http://www.hasankeyf.gov.tr/" target="_blank">Hasankeyf Kaymakamlığı&#8217;nın web sitesi</a>nden ulaşabilirsiniz.</p>
<p align="center"><a title="Hasankeyf'in kaybettiği ve elinde kalan köprüleri - Albüm için tıklayın" href="http://cihansalim.net/galeri/thumbnails.php?album=3" target="_blank"><img src="http://cihansalim.net/galeri/albums/hasankeyf/normal_P1030273_%28Large%29.JPG" border="0" alt="Hasankeyf'in kaybettiği ve elinde kalan köprüleri" width="400" height="300" align="middle" /></a></p>
<p>13. YY. Eyyübilerin önemli eserler bıraktığı şehir bir dönem sürekli el değiştirmiş. Hasankeyf&#8217;in kemerli köprüsü ise yapıldığı dönem ayak açıklığı en geniş olan 2-3 köprüden biriymiş. Bir dönem sürekli el değiştiren Hasankeyf son olarak Osmanlı egemenliğine geçtikten sonra büyüme ivmesini tekrar yakalamış ve 16. Yüzyıl&#8217;da yaklaşık 10 bin kişinin evi olmuş.</p>
<p>Ama uzun süredir bırakın yerinde saymayı bu tarihi miras geriye doğru gidiyor, gittikçe küçülüyor&#8230; Bugün çevre köyleri ile yaklaşık 7 bin nüfuslu olan Hasankeyf son 50 yıldaki en tenha döneminde. Bu gerileme hız kesmiyor çünkü 1970&#8242;lerden beri Ilısu Barajı&#8217;nın tehdidi, Hasankeyf&#8217;in yok olacağı korkusu ile insanlar göç ediyor.</p>
<p align="center"><a title="Hasankeyf'in tarihi minaresi - Albüm için tıklayın" href="http://cihansalim.net/galeri/thumbnails.php?album=3" target="_blank"><img src="http://cihansalim.net/galeri/albums/hasankeyf/normal_P1030283_%28Large%29.JPG" border="0" alt="Hasankeyf'in tarihi minaresi" width="400" height="300" align="middle" /></a></p>
<p>Birkaç saat kaldığım Hasankeyf&#8217;de çok da iç açıcı olmayan sahneler gördüm, sonra yaptığım araştırmada ise bir kaynakta ilçenin ülkenin en fakir üç ilçesinden biri olduğu bilgisi ile karşılaştım. Tarihi böyle zengin bir yeri umutsuzluğa, fakirliğe mahkum etmek ülkemizin bir ayıbı. Ilısu&#8217;nun hayata geçip geçmeyeceği, Hasankeyf&#8217;in ne oranda korunacağı, insanlara nasıl alternatifler, yeni yaşam seçenekleri sunulacağı o kadar belirsiz kaldı ki insanlar gitmekten başka çare bulamadılar. Çeşitli yöneticiler, sorumlular farklı açılımlarda bulundu, bir önlem, bir umursamama kararları arasında gidip gelindi. Belki bu da bir taktikti! İnsanları belirsizliğin karamsarlığı ve korkusuna mahkum etmek, zamanı gelince de neredeyse kimsenin kalmadığı bir Hasankeyf elde etmek!</p>
<p>Bugünkü resim ise Hasankeyf&#8217;in en geç 5 sene içinde sular altında kalacağını gösteriyor. Ilısu için oluşturulan, elde edilen kaynaktan 25 milyon Avro Hasankeyf&#8217;in &#8220;olabildiğine korunması&#8221; için kullanılacakmış&#8230; Bakalım elimizde ne kalacak. Sizler ise elimizde ne kalacağı belli olmadığından birkaç sene içinde lütfen Hasankeyf&#8217;i görmeye çalışın&#8230;</p>
<p>Hasankeyf&#8217;te çektiğim fotoğraflardan yaklaşık 40 tanesi ise <a href="http://cihansalim.net/galeri/thumbnails.php?album=3">cihansalim.net/galeri&#8217;nin Hasankeyf albümü</a>nde görebilir, güzelliği tahmin etmeye çalışabilirsiniz.</p>
<p><em>İlgili Yazılar:</em></p>
<ul>
<li> <a title="Terör Korkusuyla GAP Turu’na Çıkmak, Nemrut Dağı ve Nemrut’ta Güneşe Yetişememek, Tur Düzenleyiciler" href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/teror-korkusuyla-gap-turuna-cikmak-nemrut-dagi-ve-nemrutta-gunese-yetisememek-tur-duzenleyiciler/">Terör Korkusuyla GAP Turu’na Çıkmak, Nemrut Dağı ve Nemrut’ta Güneşe Yetişememek, Tur Düzenleyiciler</a></li>
</ul>
<p><!--adsense#linkunit--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/hasankeyf-sularin-altinda-bogulma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Terör Korkusuyla GAP Turu&#8217;na Çıkmak, Nemrut Dağı ve Nemrut&#8217;ta Güneşe Yetişememek, Tur Düzenleyiciler</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/teror-korkusuyla-gap-turuna-cikmak-nemrut-dagi-ve-nemrutta-gunese-yetisememek-tur-duzenleyiciler/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/teror-korkusuyla-gap-turuna-cikmak-nemrut-dagi-ve-nemrutta-gunese-yetisememek-tur-duzenleyiciler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Nov 2007 21:38:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2007/teror-korkusuyla-gap-turuna-cikmak-nemrut-dagi-ve-nemrutta-gunese-yetisememek-tur-duzenleyiciler/</guid>
		<description><![CDATA[Ekim ayında çok kısa bir GAP turuna çıktım. Gerek evde bilgisayarda yaşadığım bazı sorunlar gerekse de bazı özel işler nedeniyle ne yazmaya ne de fotoğrafların bir bölümünü sunmaya zamanım oldu. Bugün artık ilk adımı atayım, ardından ara ara Güneydoğu&#8217;da gördüklerimden bahsedeceğim.
&#8220;Öncelikle böylesi sıkıntılı ve tehlikeli dönemde oralara gidilir mi&#8221; düşüncesine karşı açıklama yapayım. Kişisel olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ekim ayında çok kısa bir GAP turuna çıktım. Gerek evde bilgisayarda yaşadığım bazı sorunlar gerekse de bazı özel işler nedeniyle ne yazmaya ne de fotoğrafların bir bölümünü sunmaya zamanım oldu. Bugün artık ilk adımı atayım, ardından ara ara Güneydoğu&#8217;da gördüklerimden bahsedeceğim.</p>
<p><center><!--adsense--></center>&#8220;Öncelikle böylesi sıkıntılı ve tehlikeli dönemde oralara gidilir mi&#8221; düşüncesine karşı açıklama yapayım. Kişisel olarak bu geziyi daha önce planlamış ve rezerve etmiş olmam bir yana terör yüzünden yaşantımızda, özgürlük alanımızda olabildiğine az değişiklik yapmamız gerektiğine inanıyorum. Aksi durumda terörün amacına ulaşmasını sağlar, bacağımıza attığı bir çizik nedeniyle o gün evde kalıp yatmayı tercih ederek sindirilmiş, korkutulmuş oluruz. Tabii ki &#8220;cengaverlik yapın, korkusuz davranın&#8221; demiyorum, ama her zaman olduğu gibi akılcı tutumu koruma, mantıkla hareket etme taraftarıyım.</p>
<p>Bu yaklaşım bir yana gelecekte GAP turuna çıkmak isteyenler ama bölge hakkında çok az bilgi sahibi olanlara Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Mardin, Diyarbakır ve bölgedeki Harran, Hasankeyf gibi yerlerin terör örgütünün kabul edilemez eylemlerine tanık olduğumuz bölgeler olmadığını söyleyeyim. Maalesef eylemler Doğu Anadolu Bölgesi&#8217;nde yaşanıyor&#8230;</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://farm3.static.flickr.com/2214/1872402257_a1287f2884.jpg?v=0" alt="Nemrut'a karanlıkta varabildiğimiz için Flickr'dan bir görüntüyü sizinle paylaşıyorum. Msuvanoba takma adlı kullanıcının eklediği bir görüntü" align="middle" height="375" width="500" /></p>
<p>Gelelim bölgenin güzelliklerine, ilk olarak da efsanelere ev sahipliği yapan Nemrut Dağı&#8217;na. Adıyaman merkezinden tahminimce bir saatlik bir yolculukla zirveye yakın bir noktaya varıyor, oradan da yaklaşık 20 dakikalık bir yürüyüşle iki bin yüz metre yükseklikteki zirveye ve Antiochos&#8217;un tümülüsüne, dev heykellere ulaşıyorsunuz.</p>
<p>Eski çağlarda Kommagene adıyla anılan bölgede kurulan Kommagene Krallığı fazla uzun ömürlü olmamış ve özgürlüğünü Roma&#8217;ya kaybetmiş. Kral I. Antiochos&#8217;un Nemrut&#8217;un tepesine yaptırdığı 49 metre yüksekliği, 149 metre eni olan tümülüs mezarı ise bugün Anadolu&#8217;da içine girilmemiş, talan ya da hırsızlığı uğramamış çok az sayıdaki tümülüsten biri. Zira mezar odasına giden koridorların içindeki (aklımda yanlış kalmış olabilir) taş parçacıkları herhangi bir dinamit, vb. tümülüs mezar odasına erişme yönteminin etkisiyle tamamen odanın içine akacak ve odayı kıymetsiz kılacak şekilde inşa edilmiş.</p>
<p>Nemrut&#8217;un tümülüsten çok daha fazla bilinen simgeleri ise tabii ki dev heykeller. Kralın iki yanına birer aslan, birer kartal ve de antik Yunan ve Acem tanrılarının oturduğu 10 metreye yaklaşan yükseklikte heykellerin kafaları uzun süredir vücutlarından ayrı olarak duruyor. Bunların omuzların üstüne yerleştirilmemesi de bir başka tartışma konusu.</p>
<p>Bu heykeller ve Kral&#8217;ın Yunan ve İranlı atalarının figürleri tümülüste de bulunuyor. Bu heykeller Yunanlı yüz hatları, İranlı giyim özellikleri taşıyor. Batı terasında bulunan aslan heykeli Mars, Jüpiter ve Mars&#8217;ın M.Ö. 7 Temmuz 62 yılında gökyüzündeki konumunu gösteriyor, bu tarih büyük olasılıkla inşaatın başladığı tarih olabilir.</p>
<p>Kommagene tarihi ve de anıt mezarın yanında Nemrut&#8217;un zirvesinde güneş doğuşu ve batışını izlemek büyük bir zevk imiş. İmiş diyorum çünkü biz Türkiye&#8217;nin sayılı birkaç kültür turu firmasından biriyle yaptığımız yolculukta boşuna güneş batışını göreceğimiz yönünde ümitlendirildik. Günler de kısalmaya başladığından gün boyunca her beş dakikalık gecikme birikerek akşam dağa geç varmamıza neden oldu. Burada parantez açıp Türk turistinin çılgın alışveriş iştahını yine tecrübe ettiğimi, bunu anlayamadığımı belirteyim. Böyle bir geziye katılan, nispeten kültürel değerlere, doğaya, tarihe kıymet veren insanlar bile kendilerini çarşılarda tatmin ederek akşam Nemrut&#8217;ta güneş batışına yetişemediler, kaçı bir daha Nemrut&#8217;a gidebilecek ki hayatları boyunca&#8230;</p>
<p>Tabii parantezi kapatıp asıl organizasyonu eksik planlayan tur firmasına da dikkat çekmek lazım. Zaten kısalan bir günde yapılacak yolculuk öncesi tur programına &#8220;Nemrut&#8217;ta muhteşem güneş batışını seyredip Adıyaman&#8217;a..&#8221; ifadeleri yazmak, o gün de sabah ve öğlen bunu kesin gibi sunmak maalesef tüketiciyi, müşteriyi kandırmaktır. Eğer firma ve rehberi bunda ciddi ise şartlar zorlanır, Nemrut&#8217;a zamanında çıkılırdı. Siz siz olun kültür turlarında tur firmasına sorular sorun, doğru cevabı almaya çalışın, tur boyunca rehberi (çok geziye çıkmış biri olarak artık rehberler üzerinde de yazma zamanım geldi, çok az olumsuz örneğin etkisi büyük oluyor maalesef) siz de gerektiğinde yönlendirin, motive edin de böyle gezilerde siz ve çevrenizdekiler programa sadık kalıp dakik olmaya çalışın.</p>
<p>UNESCO&#8217;nun Dünya Mirası listesinde yer alan Nemrut Dağı Milli Parkı fotoğraflarım çok az ve de karanlıkta çekildiği için pek kaliteli değil. Yüksek ISO değerleri ile alınan pozlarda ise kirlilik miktarı beni tatmin etmedi. Fotoğraflar bir sonraki GAP yazıma eşlik edecek, bölgeyi bizzat görmenin yerine geçemeyecek oldukları ise muhakkak!</p>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/teror-korkusuyla-gap-turuna-cikmak-nemrut-dagi-ve-nemrutta-gunese-yetisememek-tur-duzenleyiciler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul Arkeoloji Müzesi&#8217;ni Yoksa Hala Görmediniz mi</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/istanbul-arkeoloji-muzesini-yoksa-hala-gormediniz-mi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/istanbul-arkeoloji-muzesini-yoksa-hala-gormediniz-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Oct 2007 20:59:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat kültür tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2007/istanbul-arkeoloji-muzesini-yoksa-hala-gormediniz-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Uzun süredir Topkapı Sarayı ve Darphane&#8217;nin olduğu bölgeye gitmemiştim. Yıllar önceki Darphane ziyaretimde ise hatırlamadığım bir nedenle İstanbul Arkeoloji Müzesi&#8217;ni ziyaret etmemiş, bir başka güne bırakmıştım. Ama bu erteleme oldukça fazla sürdü ve ben müzeyi ancak birkaç hafta önce gezebildim. Yazmak ise bugüne nasip oldu.
1891&#8242;de açılan ilk Türk Müzesi, ünlü ressam Osman Hamdi Bey tarafından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun süredir Topkapı Sarayı ve Darphane&#8217;nin olduğu bölgeye gitmemiştim. Yıllar önceki Darphane ziyaretimde ise hatırlamadığım bir nedenle İstanbul Arkeoloji Müzesi&#8217;ni ziyaret etmemiş, bir başka güne bırakmıştım. Ama bu erteleme oldukça fazla sürdü ve ben müzeyi ancak birkaç hafta önce gezebildim. Yazmak ise bugüne nasip oldu.</p>
<p><center><!--adsense--></center>1891&#8242;de açılan ilk Türk Müzesi, ünlü ressam Osman Hamdi Bey tarafından kurulmuş. İstanbul&#8217;da yaşayan birinin görmeme, gezmeme seçeneği olmayan müze, müze olması amaçlanarak yapılmış az sayıdaki binadan biri olarak da tarihte yerini almış. Bina kompleksinin müze olması için inşa edildiği zaten kolayca hissediliyor.Çok geniş bir alana yayılmış olan müze Dünya&#8217;nın en büyük beş arkeoloji müzesinden biri. Bu nedenle ciddi zaman ayırmanız gerekiyor. Önceden &#8220;1 saatte gezerim&#8221; düşüncesi ile giderseniz, o saat sonrası da gitmeniz gereken bir yer varsa göremedikleriniz sizi hayıflandıracaktır. &#8220;Arkeoloji Müzesi&#8221; olarak adlandırılsa da müze alanında arkeoloji müzesi dışında Eski Şark Eserleri Müzesi ve de Çinili Köşk bulunmakta.</p>
<p style="text-align: center"><a target="_blank" href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/sets/72157622905050630/" title="Arkeoloji Müzesi'nde çektiğim fotoğrafların bir bölümünü Flickr.com/cihansalim adresinden görebilirsiniz" target="_blank"><img src="http://www.cihansalim.net/galeri/albums/userpics/10001/normal_P1020731.jpg" alt="Arkeoloji Müzesi Binası da Çok Etkileyici" border="0" height="300" width="400" /></a></p>
<p>Arkeoloji Müzesi&#8217;nde antik çağ heykelleri, çanak çömlekler, pişmiş toprak  heykelcikler, Hazine Bölümü ve ötesinin yanında İskender ve Ağlayan Kadınlar lahitleri de bulunmakta. Pek çok lahtin arasında gerçekten tarihi önemi çok büyük olan İskender Lahti müze binasının şekline de esin kaynağı olmuş. Ek binadaki dört katın üçünde ise İstanbul; Anadolu; Kıbrıs, Suriye, Filistin sergi salonları bulunmakta. En alt katta ise şu dönemde İstanbul Boğazı&#8217;nda inşası süren Marmaray&#8217;ın kazı çalışmalarından çıkarılanlar sergileniyor. Bu sergi bitmeden yazmak istiyordum, Yenikapı&#8217;dan ve diğer pek çok noktadan neler çıktığını görmek gerçekten de etkileyici.</p>
<p>Müze alanın girişindeki Eski Şark Eserleri Müzesi de Anadolu, Mezopotamya, Mısır ve Arap uygarlıklarından ilgi çekici eserler barındırıyor. Tüm bunların ortasında ise Fatih Sultan Mehmet döneminde yapılan Çinili Köşk harika çinileriyle sizleri bekliyor. Rengini kaybetmiş binlerce yıllık lahitlerden sonra kısa bir ara verip çinilerin harika tonları, köşkün camlarının güneş ışıklarıyla aldığı renklerde kaybolmak çok rahatlatıcı.</p>
<p>İstanbul Arkeoloji Müzesi hakkında <a href="http://www.kultur.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF1AD8E71A9A9C29258612B4A46C06F489" target="_blank">Kültür ve Turizm Bakanlığı&#8217;nın ilgili web sayfası</a>ndan bilgi alabilirsiniz. Pazartesi dışında her gün açık olan müze Sultanahmet&#8217;teki Gülhane Parkı girişinin sağından Topkapı Sarayi Müzesi&#8217;ne çıkan Osman Hamdi Bey Yokuşu üzerinde.</p>
<p>Müze kompleksinde çektiğim fotoğraflardan yaklaşık 100 tanesini <a href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/sets/72157622905050630/" title="İstanbul Arkeoloji Müzesi fotoğraflarımın bir bölümünü buradan görebilirsiniz" target="_blank">http://www.flickr.com/photos/cihansalim adresinde</a>n görebilir, yorumlayabilir, değerlendirebilirsiniz.<br />
<center><!--adsense#linkunit--></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/istanbul-arkeoloji-muzesini-yoksa-hala-gormediniz-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>17</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğal Kaynaklarımızı Tüketiyoruz, İlk Tehlike Suda, Lütfen Tasarruf Edin</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/dogal-kaynaklarimizi-tuketiyoruz-ilk-tehlike-suda-lutfen-tasarruf-edin/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/dogal-kaynaklarimizi-tuketiyoruz-ilk-tehlike-suda-lutfen-tasarruf-edin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Oct 2007 21:03:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2007/dogal-kaynaklarimizi-tuketiyoruz-ilk-tehlike-suda-lutfen-tasarruf-edin/</guid>
		<description><![CDATA[Bugün 15 binden fazla web güncesi &#8220;Blog Action Day&#8221; kapsamında doğal kaynaklar ve çevremiz üzerine yazıyor. Ben de &#8220;bir kişi ne fark eder&#8221; demeyerek aynı amaca yönelik yazacağım.

Türkiye ve büyük şehirler açısından sonuçlarını görmeye başladığımız doğal kaynak sorunlarımızın başında su sıkıntısı geliyor. Su zengini sandığımız ülkemiz aslında su fakiri. Bu durum karşısında biz suyu tüketenler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 15 binden fazla web güncesi &#8220;<a href="http://site.blogactionday.org/about/2007-the-environment/" target="_blank">Blog Action Day</a>&#8221; kapsamında doğal kaynaklar ve çevremiz üzerine yazıyor. Ben de &#8220;bir kişi ne fark eder&#8221; demeyerek aynı amaca yönelik yazacağım.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Türkiye ve büyük şehirler açısından sonuçlarını görmeye başladığımız doğal kaynak sorunlarımızın başında su sıkıntısı geliyor. Su zengini sandığımız ülkemiz aslında su fakiri. Bu durum karşısında biz suyu tüketenler olarak bazı önlemler almalıyız. Ama isteyerek alanlarımızın sayısı çok az. Zaten bu nedenle <a title="NTVMSNBC haberi" href="http://www.ntvmsnbc.com/news/422595.asp" target="_blank">İstanbul&#8217;da Kasım ayında su kullanım ücretlerine %17 ila %134 arasında zam yapıldı</a>. Ayda 20 metreküpten fazla su harcayanlar metreküp başına artık 1,71 değil tam 4 YTL ödeyecekler. Yüksek kullanıma fazladan zam ile tasarruf özendirilmeye çalışılıyor.</p>
<p>Ben de su tasarrufu için nispeten az akla gelebilecek önerilerde bulunmak isterim:</p>
<ul>
<li>Tıraş, vb. günlük bakımlar sırasında çok daha az suyla işinizi görebileceğinizi fark etmenin zevkini tadın. Suyu sık sık kapatıp çok az miktarlarda kısa süreliğine açın.</li>
<li>Aynı uygulamayı duş ve banyoda sürdürün. Sürekli su açık durumda yıkanmamaya çalışın. Bir belediye başkanının garip önerilerini (!) uygulamaktan ziyade az suyla olabildiğince fazla bölgeyi durulamaya çalışın!</li>
<li>Günlük basit su tüketiminiz sırasında kullandığınız suyu taslarda toplayıp çiçeklerinizi sulamak ve benzer amaçlar için kullanın.</li>
<li>Yeni elektronik cihaz, beyaz eşya alırken tasarruf yapan cihazları tercih edin. Böyle bir çamaşır veya bulaşık makinesi size daha pahalı gelse de su ücretlerindeki zamlar nedeniyle bu farkı fazlasıyla çıkarabileceğinizi unutmayın. Aynı tercihi buzdolabı, fırın gibi aletler için de yapın.</li>
<li>Çok geniş bir kesimin günde bir ila beş kez namaz kıldığı, bir o kadar da abdest aldığı ülkemizde büyük su tasarrufu abdest sırasında sağlanabilir. Lütfen abdest almanın amacını ve nasıl alınması gerektiğini iyi öğrenin. Suyu sürekli akıtmayın, az miktarda, ince akıttığınız su ile abdest alın. Susuz durumlarda abdestin nasıl alınmasının caiz olduğunu hatırlayarak az suyla abdest almak için cesaret edinin.</li>
</ul>
<p>İbadet öncesi, sırası ve sonrasındaki tutum da Türkiye&#8217;de ciddi tasarruf sağlayabilir. Bu nedenle su ile ilgili yazmaya başlamış olsam da bu konuya diğer açılardan da bakmak isterim.</p>
<ul>
<li>Örneğin abdest, ibadet sırasında olabildiğince az elektrik tüketin. Namaz kılınan yeri çok fazla aydınlatmanıza gerek olmadığını hatırlayın.</li>
<li>Sadece ibadet sırasında değil, ışığa çok ihtiyacınız olmayan her durumda elektrik tasarrufu yapın. Bazı işlerinizi az ışıkla halledin.</li>
<li>Ve lütfen bilgisayar, monitörlerinizi gereksiz yere açık bırakmayın. Bugüne kadar öğretim kurumlarında, işyerlerinde bu umursamazlıkla ile o kadar çok karşılaştım ki şaşırıyorum. Bir yıl önce monitörlerini kapatmasını rica ettiğim genç birkaç çalışanın beni garipseyen bakışları da hala aklımdadır!</li>
</ul>
<p>Siz de yazının altına yorum olarak kendi önerilerinizi eklerseniz çok sevinirim. Ayrıca kendi güncelerinizde de konuyu işleyebilirsiniz&#8230;</p>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li> <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2008/yoksulluk-engellenebilir-hem-de-kolayca-enflasyon-ve-yoksulluk/">Yoksulluk Engellenebilir, Hem de Kolayca! Enflasyon ve Yoksulluk</a></li>
<li> <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/doga-ve-cevre-uzerine-yazin-bir-elin-nesi-var-iki-elin/">Doğa ve Çevre Üzerine Yazın; Bir Elin Nesi Var, İki Elin&#8230;</a></li>
</ul>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/dogal-kaynaklarimizi-tuketiyoruz-ilk-tehlike-suda-lutfen-tasarruf-edin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı bir yaşam için &#8220;farkında&#8221; olun, etrafınızdaki laleleri görün&#8230; Ve Pentax lensin hayat verdiği bir BenQ</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/saglikli-bir-yasam-icin-farkinda-olun-etrafinizdaki-laleleri-gorun-ve-pentax-lensin-hayat-verdigi-bir-benq/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/saglikli-bir-yasam-icin-farkinda-olun-etrafinizdaki-laleleri-gorun-ve-pentax-lensin-hayat-verdigi-bir-benq/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Apr 2007 14:19:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğrafçılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=83</guid>
		<description><![CDATA[Pek çok yerde şaşırtıcı şekil ve renkteki laleler İstanbul&#8217;un güzelliğine güzellik katıyor, lale etkinlikleri de yapılıyor. Bu çalışmalar da aslında azımsanmayacak sayıda insanın eleştirisine maruz kalıyor. Maalesef şehirdekiler trafikten, kirden o kadar sıkkın ki &#8220;belediye niye lalelerle uğraşıyor&#8221; diye kızıyorlar, üç gün önce bindiğim bir taksinin şoförünün sözleri karşısında ben de &#8220;haklı&#8221; diye düşünmeden edemedim.
Ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Pek çok yerde şaşırtıcı şekil ve renkteki laleler İstanbul&#8217;un güzelliğine güzellik katıyor, lale etkinlikleri de yapılıyor. Bu çalışmalar da aslında azımsanmayacak sayıda insanın eleştirisine maruz kalıyor. Maalesef şehirdekiler trafikten, kirden o kadar sıkkın ki &#8220;belediye niye lalelerle uğraşıyor&#8221; diye kızıyorlar, üç gün önce bindiğim bir taksinin şoförünün sözleri karşısında ben de &#8220;haklı&#8221; diye düşünmeden edemedim.</p>
<p><!--adsense-->Ama güncemde aralıklarla dile getirdiğim gibi tepkisiz ve umursamaz bir topluma dönüşüyoruz. Eğer bir şey yapmaya, sözümüzü duyurmaya çalışmayacaksak sürekli şikayet eder durumda olmak bana &#8220;keskin sirke küpüne zarar&#8221; deyişini hatırlatıyor. Gerçekten de laleler hakkında bir şey yapmayacaksak, niye gözlerimizi bu güzelliğe kapıyoruz? Bu sabah sahilde bir yürüyüşe çıktık ve yol kenarındaki az sayıda laleyi mutlulukla seyrettik, biraz sonra karşılacağımız şenliği bilmeden&#8230;</p>
<p><img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/cihanlale2.jpg" alt="" width="563" height="320" align="middle" />Avrupa yakasında, sahil yolunda Yenikapı/Zeytinburnu girişindeki surların altındaki parkın bir soğanlı bitkiler parkına çevrildiğinden haberimiz yoktu, pek çok kişinin de yoktur. Ve lafı hiç uzatmadan yakında oturan ve çalışanların, hatta bu yoldan geçenlerin yarım saatliğine buraya girmesini şiddetle öneririm. Aracı olanlar da hiç zorlanmadan Yenikapı girişinden sapıp BP benzin istasyonundan hemen önce parkın girişine arabalarını bırakabilir, parkı gezip sahil yoluna dönerek yollarına devam edebilir.Az sayıda ve süs amaçlı yerleştirilen lalelerin yanında, şehrin bazı yerlerinde böyle inanılmaz güzellikte parklar var ama iyi duyurulmuyor, dikkat çekmiyor, daha önemlisi yer seçimi başarısız olduğundan bu güzelliklerin ziyaretçisi az oluyor. Bu da hem maddi hem manevi bir kayba neden oluyor. Yatırımların faydası az kişi tarafından alınabiliyor, alınan manevi haz çoğunluğa yayılmıyor.</p>
<p>Bu manevi haz çok önemli, sağlıklı ve uzun bir yaşam için ruh halimiz en büyük belirleyici. Stres ve stres altında vücudun salgıladığı hormanlar ilk çağlarda atalarımızın tehlikeden kurtulmasıyla sona eriyordu, bu tehlikelerin de neredeyse tümü fizikseldi, saldırı, savaş, vahi hayvanlar, doğa şartları gibi. Ama bugün, stresin kaynağı çoğunlukla fiziki değil, zihinsel ve tabii uzun süreli. Bu nedenle stresin tetiklediği vücut salgıları daha uzun süre etkili oluyor ve bize zarar veriyor. Hayata karşı tutumumuz bu nedenle çok önemli, farkındalık, çevremizdeki olayları takip edebilmek, tam anlamıyla yaşayabilmek, güzellikleri görebilmek sağlıklı ve kaliteli yaşamanın anahtarı.</p>
<p><img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/cihanlale1.jpg" alt="" align="middle" />Gelelim eve gelince yaptığım makro çekimlerden etkilenmemi sağlayan kameraya. Fotoğrafçılıkla yakından ilgili babamın sayesinde evde 6-7 tane kaliteli dijital fotoğraf makinesi var, ama en başarılı olanlarından biri bize sürpriz yapan bir BenQ; DC-X600. Anneme kompakt, kolay taşınabilir, hafif ve ekonomik ama tabii ki kaliteli bir model ararken geçen yılın son aylarında çok mükemmel bir teklifle karşılaşmıştık, Pentax lensli DC X600 gerçekten de çok başarılı olarak lanse edilen modellere göre mükemmel sonuçlar veriyor. Artık benim de kullanmaya başladığım makinede, elleri çok da sıkı durmayan biri olarak, hiç titreşim sorunu yaşamıyorum.Bilişim ve iktisatın aksine Türkçe&#8217;sine hakim olmadığım fotoğrafçılık alanında İngilizce kelimeler kullanacağım için üzgünüm; pek çok denememizde mükemmel &#8216;exposure&#8217; seviyeleri ile kareleri düzeltmemize hiç gerek kalmıyor. Ve çok önemli bir diğer şeyse &#8216;noise&#8217; ya da kirlilik/gürültü açısından yine çok iyi sonuçlar alıyor oluşumuz.</p>
<p>Belki de daha fazla deneme yapmak gerekiyor ama Pentax&#8217;ın lens olarak Leica&#8217;nın tahtını sarstığını hatta ele geçirdiğini söyleyebiliriz. Bu aralar pek kullanmadığımız Carl Zeiss lensler hakkında ise son durumu bilemiyorum. Ama dijital fotoğrafçılık konusunda tecrübesiz olanlara da, model seçerken dikkat etmeleri gerekenlerin bu bahsettiklerim olduğunu hatırlatmak isterim, lens kalitesi, otomatik ışık ve renk ayarı; asla megapiksel ya da dijital zoom değil&#8230;</p>
<p>Bugün çektiğim bazı kareleri <a title="Masaüstü duvar kağıtları" href="http://cihansalim.net/diger/eglence.htm#duvar" target="_blank">sitemin duvar kağıtları bölümü</a>ne, zamanım olursa eklemeyi düşünüyorum, bilginize.</p>
<p><!--adsense#linkunit--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/saglikli-bir-yasam-icin-farkinda-olun-etrafinizdaki-laleleri-gorun-ve-pentax-lensin-hayat-verdigi-bir-benq/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
