<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>H. Cihan Salim - Günce... Blog... &#187; blog ve bloglar</title>
	<atom:link href="http://www.cihansalim.net/blog/category/blog-ve-bloglar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cihansalim.net/blog</link>
	<description>www.cihansalim.net</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 09:52:57 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Volvo S60 yaya kazalarını azaltmak için otomatik fren yapıyor ve işe yarıyor!</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/volvo-s60-yaya-kazalarini-azaltmak-icin-otomatik-fren-yapiyor-ve-ise-yariyor/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/volvo-s60-yaya-kazalarini-azaltmak-icin-otomatik-fren-yapiyor-ve-ise-yariyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Jun 2011 20:29:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1514</guid>
		<description><![CDATA[Volvo'nun güvenli sürüş konusunda ne kadar iddialı olduğunu okuyordum ama bizzat test etmemiştim. Özel bir etkinlikte otomatik frenleme, yaya koruma sistemini yeni S60 sedan modellerde test ettik, ilginç bir tecrübeydi...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Önceki Cumartesi günü İstanbul&#8217;un en benzersiz yerlerinden birine dönüşmüş olan Bilgi Üniversitesi <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/santralistanbul-artik-sanat-ve-bilgi-uretecek/" title="2007'de kampüsün açılışından sonra yazdığım yazım için tıklayabilirsiniz">Santralİstanbul</a> kampüsünde Volvo Türkiye&#8217;nin davetlisi olarak S60 modelinin güvenlik özelliklerini bizzat denedik. Sosyal medya üzerinden iletişimini güçlendirmek için adımlar atmaya başlayan <a target="_blank" href="http://www.volvocars.com/tr">Volvo Cars Türkiye</a>&#8216;den birkaç adet etkinlik görseli beklediğimden yazı biraz gecikti, zira ben pek programlı gitmemiş, son dakikada etkinliğe katılabilmiştim, cep telefonumdan birkaç kare aldım. (Güncelleme &#8211; Volvo&#8217;dan araç içi özel videosu ve fotoğrafları da bir gün sonra geldi, aşağıda görebilirsiniz)</p>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
//blog-orta-468
google_ad_slot = "3758895704";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//--></script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<p>Uluslararası Yılın Otomobili (ICOTY) Jürisi tarafından 2011’in hem en iyi sedanı hem de &#8216;en güvenilir otomobil&#8217; olarak seçilmesi, en büyük can kaybı nedenlerinden birinin trafik kazaları olduğu ülkemizde <a target="_blank" href="http://www.volvocars.com/tr/all-cars/volvo-s60/Pages/default.aspx">Volvo S60</a>&#8216;ı daha da merak etmeme neden olmuştu.</p>
<p>S60 modelinin lansmanı aslında yurt dışında İnternet üzerinden de oldukça ilginç bir şekilde yapılmıştı, zira kör ressamımız Eşref Armağan, henüz son hali, görüntüsü paylaşılmayan S60&#8242;ı elleri ile tanıyıp çizmiş, İnternet&#8217;ten gelen takipçi soruları sonrası aracın sorulan bölgelerini de detaylı olarak kağıda dökmüştü. Eşref Armağan&#8217;ın Türkçe sözlerinin korunduğu bu videoyu aşağıda izleyebilirsiniz.</p>
<div align="center"><iframe width="560" height="349" src="https://www.youtube.com/embed/-cmKsWpkRGE" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>
<p>Volvo Türkiye yetkililerinden, başta pazarlama ve marka iletişim müdürü Ebru Ekşi Akınoğlu&#8217;ndan markanın geçmişini, iddialı hedeflerini, 2020&#8242;de &#8216;yeni&#8217; bir Volvo modelinde bir kazada kimsenin ölmemesi için araştırma ve geliştirme çalışmaları yapıldığını duyduk.</p>
<p>Sıra S60&#8242;ları denemeye geldi. Parkurda bir adet insan maketi, bir de otomobil maketi vardı. Otomatik frenlemeli yaya algılama sistemi, otomobilin tam önü ve ön çaprazlarındaki yayaların hareketlerini algılıyor ve aracın önüne çıkan yayalar için sürücüyü yanıp sönen ışıkla uyarıyor. Sürücü zamanında tepki göstermediği takdirde otomatik olarak tam güçle fren yapıyor. Biz de makete doğru 30 km hızla gittik, ayağımızı da gazdan çekmedik, fakat araç tam frenle vaktinde durdu. Bu tecrübemi ve fren sonrası yüzümdeki tebessümü(!) araç içlerine yerleştirilmiş kameraların kaydettiği alttaki videoda görebilirsiniz.</p>
<div align="center"><iframe width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/RD34WYQSnXs" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>
<p>Otomatik fenli yaya algılama sistemi, 35 km/s’ye kadar olan hızlarda, sürücü zamanında tepki vermese bile yayalara çarpılmasını önleyebiliyormuş, daha yüksek hızlarda ise kaza şiddetinin azaltılması için çarpma öncesinde otomobil mümkün olduğu kadar yavaşlatılmış oluyor. Bu da ölüm riskini ciddi oranlarda azaltabiliyor.</p>
<p>Bu etkinliğe son dakikada katılan <a target="_blank" href="http://onurkoray.blogspot.com/">Agamemnon &#8211; Otomobil Dünyası blogu</a>nun sahibi Onur Koray hızını alamayıp maketin ayaklarını ezen benim gördüğüm tek katılımcı oldu, hızı sanırım yaklaşık 45 km/s idi! Limitleri zorladığı için tebrik ediyorum tabii kendisini.</p>
<p>Diğer test de araç çarpışma engelleme testiydi, bunu hem park alanındaki parkurda, hem de trafikte denedim. City Safety, &#8216;şehir güvenliği&#8217; adlı özellikle, öndeki araca çok yaklaşınca yine ışıklı ve sesli bir uyarı alınıyor, tehlikeli oranda yaklaşırsanız frenler devreye giriyor. İki aracın arasındaki hız farkı 15 km/saat ise, yani siz önünüzdeki araç mesela 70 ile giderken 85 ile gidiyorsanız kazayı engelleyebiliyor, aradaki hız farkı 30 km/saat ise hasar oranı düşük kalıyor.</p>
<div align="center">
<div align="center">
<div style="width:512px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/volvo-durma-testi.jpg"><img title="Otomatik fenli yaya algılama sistemi iş başında" alt="Otomatik fenli yaya algılama sistemi iş başında" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/volvo-durma-testi-m.jpg"/></a>
<p>Otomatik fenli yaya algılama sistemi iş başında</p>
</div>
<p>Bu özelliklerin sürekli açık olduğu yönünde bir sohbete kulak misafiri oldum, ama vaktim az olduğundan ben de bir teknik uzmana bunu soramadım. Eğer ki sürekli açık bir özellikse, riskli kullanmaya alışık Türk sürücüleri başlarda biraz zorlayabilir bu otomatik fren sistemleri. Ama kazaların azalması için de yakında çok daha fazla marka ve modelde, hem de zorunlu olarak görmemizin gerektiği bir sistem. Evet, kırmızı ışıkta durmakta olan öndeki araç ile mesafemi kapatmaya çalışırken sık sık tam fren yapılması biraz farklı bir his, ama doğrusu da bu!</p>
<div align="center">
<div style="width:512px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://cihansalim.net/blog/resim/VolvoS60-CihanSalim.jpg"><img width=512 src="http://cihansalim.net/blog/resim/VolvoS60-CihanSalim.jpg"/></a>
<p>S60 ve ben :)</p>
</div>
</div>
<p>Bu arada cruise-control, hız sabitleyici özelliği ile otomatik fren sistemini bir arada kullanmanın da çok büyük, keyifli bir faydası olacaktır! İsterseniz örneğin İstanbul&#8217;da köprü veya Mecidiyeköy trafiğinde aracın hızını, direksiyon üstündeki cruise control kontrol düğmeleriyle 20-30 km/s yapabilir, sonra da ayağınızı frenden gazdan çekebilirsiniz, çünkü araç öndeki araca çok yaklaştığından otomatikman tam fren yapacak, ardından tekrar 20 km/s hıza ulaşacaktır. Özellikle İstanbul&#8217;da radarlar çoğaldıkça hız sabitleyici özellik önem kazanıyor, zira örneğin sahil yolunda veya E5&#8242;te, bomboş bir saatte 70 km/s gibi düşük bir hızda kalabilmek için sık sık ön konsola bakmak gerekiyor, hız sabitleme özellikli araçlar sizi bu açıdan rahatlatırken Volvo S60 ve de yakında benzer otomatik fren sistemli araçlar da güvenliği arttıracak.</p></div>
</div>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
google_alternate_color = "FFFFFF";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
google_ad_format = "468x15_0ads_al";
//2007-10-01: linkunit
google_ad_channel = "8438864729";
google_color_border = "32527A";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "0000FF";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "008000";
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fvolvo-s60-yaya-kazalarini-azaltmak-icin-otomatik-fren-yapiyor-ve-ise-yariyor%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/volvo-s60-yaya-kazalarini-azaltmak-icin-otomatik-fren-yapiyor-ve-ise-yariyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ford&#8217;un EcoBoost modellerinin test sürüşü için Antalya&#8217;daydık: Benzinli motorlar dizellere yaklaşmaya çalışıyor</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/fordun-ecoboost-modellerinin-test-surusu-icin-antalyadaydik-benzinli-motorlar-dizellere-yaklasmaya-calisiyor/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/fordun-ecoboost-modellerinin-test-surusu-icin-antalyadaydik-benzinli-motorlar-dizellere-yaklasmaya-calisiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Feb 2011 21:49:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1200</guid>
		<description><![CDATA[Ford geçtiğimiz hafta Antalya'da yeni EcoBoost motorunun basın lansmanını ve test sürüşünü gerçekleştirdi. Ben de oradaydım, hem araçları denedik hem de Ford yöneticileriyle konuştuk. Trend dizele yaklaşmaya çalışan benzinli motorları geniş kitlelere sunmak, fiyatlar da yavaş yavaş netleşiyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir kaynağa göre Türkiye’de bugüne kadarki en kalabalık otomobil basın lansmanı olan Ford EcoBoost motorların Türkiye pazarına sunuluşunda, Antalya’da gazete, televizyon ve dergicilerle birlikte olan 8 blog yazarından biri de bendim. Petrol fiyatları ve dolayısıyla akaryakıt masraflarının tekrar yükselmeye başladığı bu dönemde tasarruf gündemden düşmüyor. Ülkemizde de ‘motorin’ fiyatlarının benzinden ucuz olması nedeniyle, pek çok kişi, araçlarını her gün 100 km. kullanmasalar bile dizel motorlu araçlara daha fazla para vermeyi göze alır oldular. Böylece dizel araçlar pazarın yarısını temsil eder hale geldi. Bu arada hükümetin bu gidişat dolayısıyla, kendi içinde mantıklı bir yaklaşımla, seçim sonrası motorin üzerindeki vergileri de arttırmayı gündeme alacağı üzerine duyumlar söz konusu.</p>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
//blog-orta-468
google_ad_slot = "3758895704";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//--></script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<p>Bu nedenle üreticiler benzinli motor tarafında da tasarruf yapabilen, böylece hem kullanım masrafını, hem de doğaya salınan atıkları azaltabilen yenilikler peşindeler. Tabii az yakıt tüketen, tasarruflu, küçük motor deyince de akla “düşük performanslı mı” sorusu geliyor. Ford da, C-Max, Mondeo ve S-Max ile başladığı <a title="Ford'un İngilizce EcoBoost sitesi" target="_blank" href="http://www.ford.com/technology/ecoboost/">EcoBoost motor</a> seçeneğinin adına ‘Boost’ ekleyerek bu algıyı kırmayı hedeflemiş olsa gerek. EcoBoost motorlu araçların benzer güç çıkışı olan geleneksel daha geniş hacimli benzinli motorlara kıyasla yaklaşık %20 daha az yakıt harcadığı belirtiliyor. Tabii bunu test edemedik, ama motorun performansını hissetme imkanımız oldu.</p>
<p><strong>EcoBoost Motorlu Araçların Performansı Olumlu</strong><br />
Antalya’nın güzel havasında, güneşli bir günde, orman yollarında yaklaşık 50 kilometrelik bir parkurda test sürüşü gerçekleştirdik. Yokuş ve viraj çıkışlarında performans ve de özellikle vites değiştirilmese de hız değişiklerinde akıcı geçişler tatmin edici idi. EcoBoost motorlardaki turboşarj türbini dikkat çekici. 200.000 devir/dakika hızlarda dönüyor ve 1.6 litre motorda en yüksek tork olan 240 Nm’nin, 1600 gibi düşük devirlerde elde edilmesini, 4000 d/d’ye kadar sürmesini sağlıyor. Ani hızlanmalarda gerekli anlık tepkiyi, yüksek torku sağlamak ve turbo gecikmesini minimum kılmak üzere üzere turboşarj türbinleri daha küçük ve düşük atalete sahip olacak şekilde tasarlanmış.</p>
<p>Özellikle C-Max’ten memnun kaldık, MPV modellere Türk tüketicisi çok alışık olmasa da yüksek tavan, geniş iç hacim daha fazla ailenin ilgisini çekecektir. İki kişilik gruplar olarak araçları almıştık, ben ve Yalçın Pembecioğlu ile C-Max’ten sonra Mondeo kullanınca farkı daha iyi hissettik.</p>
<div align="center">
<div style="width:306px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/ecoboost/EcoBoostMotor.jpg"><img title="Ford EcoBoost motorlar benzin tüketiminde tasarruf yaparken yüksek performans vaat ediyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/ecoboost/EcoBoostMotor-m.jpg" alt="Ford EcoBoost motorlar benzin tüketiminde tasarruf yaparken yüksek performans vaat ediyor"/></a>
<p>Ford EcoBoost motorlar benzin tüketiminde tasarruf yaparken yüksek performans vaat ediyor</p>
</div>
</div>
<p>Test alanında bir diğer denediğimiz teknoloji de otomatik park özelliği oldu. C-Max ile otomatik park sensörünü açtığınızda yanından geçtiği boşluklardan girebileceği bir genişlik fark edince haber veren bilgilendirme paneli sizi ileri ve geri vitese takma, hafifçe gaza basma konusunda yönlendiriyor. Fakat yanından bir kez geçtiğiniz boş alanı, geri geri gelip tekrar bulamadığı bize söylendi. Bir küçük eksi de, öndeki aracın hizasını alması, önünüzdeki araç yola çok açık park etmiş ise siz de öyle park ediyorsunuz. Fakat buna rağmen son derece keyifli, işi inanılmaz derecede kolaylaştıran otomatik park etme özelliği biz blogcuların hoşuna gitti. Sunipeyk de aracı dışardan izleyip not verdi&#8230;</p>
<p>Peki ya fiyatlar&#8230; Pazardaki diğer düşük hacimli ve yüksek güç üreten rakiplerin fiyat seviyeleri değerlendirilerek belirlenmiş; Mondeo 1.6L EcoBoost, 55,6 bin TL’den başlayan fiyatla satışa sunuluyor. 5 koltuklu C-MAX 1.6L EcoBoost için 52 bin TL’den başlayan fiyat belirlenirken 7 koltuklu Grand C-MAX 1.6L Ecoboost, 56 bin TL’den başlayan satış fiyatına sahip. 2011 yılında Mondeo’nun 1.6L EcoBoost motoruyla 2500-3000 adet satılması hedeflenirken bu rakamın C-MAX ailesinde yaklaşık 1500 seviyelerinde olması bekleniyormuş.</p>
<p><strong><br />
2011 Otomobil Satışları 2010 Seviyelerinde Kalabilir, Ford Dijital İletişime Daha Fazla Önem Verecek</strong><br />
Etkinliğin benim için en dikkat çekici yanı, Ford Otosan Genel Müdür Baş Yardımcısı Ted Cannis’in blogcularla özel toplantısı oldu. Ted’in özellikle bizlerin de geleneksel medya temsilcileriyle beraber davet edilmemizi istediğini öğrendik ve kendisiyle oturarak yarım saati aşan ayakta da bir saate varan bir diyaloğumuz oldu. Ted Cannis’i Murat Kaya zorladı; “Ford dışı favori otomobili ne olurdu” diye, bir Detroitli olarak yine büyük Amerikan arabalarından yana bir sevgisi olduğunu belli etti.</p>
<div align="center">
<div style="width:545px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/ecoboost/blogger-ted-ford-mondeo.jpg"><img title="Ford Otosan Genel Müdür Yardımcısı Ted, biz blogcularla çektirdiği hatıra fotoğrafına hareket kattı" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/ecoboost/blogger-ted-ford-mondeo-m.jpg" alt="Ford Otosan Genel Müdür Yardımcısı Ted, biz blogcularla çektirdiği hatıra fotoğrafına hareket kattı"/></a>
<p>Ford Otosan Genel Müdür Yardımcısı Ted, biz blogcularla çektirdiği hatıra fotoğrafına hareket kattı</p>
</div>
</div>
<p>Ted ve diğer yöneticiler, 2011’de otomobil satışlarının 2010 ile benzer seviyelerde olacağını, yüksek büyümenin pek olası olmadığını beklediklerini de paylaştılar. Tam da döviz kurlarının yukarı hareketlendiği bu dönemde ithal araçların fiyatları ve satışları üzerinde olumsuz etki olasılığı tabii başlıca neden oldu. Ocak ayındaki yüksek satışların bizi yanlış yönlendirmemesi gerektiğini de konuştuk.</p>
<p>Son olarak, İnternet’te otomotiv üzerine yazıp çizen kişilere de önemli bir mesaj verdi Ted: “Eğer bilgi, yorum, içerik, görsel ihtiyaçlarınız varsa doğrudan bizle, Ford ile temasa geçmenizi isteriz, sizler bizim iletişim çalışmalarımızda önemlisiniz.” İnternet’te içerik üretenler, Ford’da kurumsal iletişim uzmanı, sosyal medya üzerine daha önce de çalışmış olan Hikmet Nakilcioğlu’na 0 262 315 50 83 numaralı telefondan ulaşabilir. Son olarak, Ford.com.tr&#8217;nin de Nisan ayında yeni bir görünüme kavuşacağını öğrendik.</p>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
google_alternate_color = "FFFFFF";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
google_ad_format = "468x15_0ads_al";
//2007-10-01: linkunit
google_ad_channel = "8438864729";
google_color_border = "32527A";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "0000FF";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "008000";
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Ffordun-ecoboost-modellerinin-test-surusu-icin-antalyadaydik-benzinli-motorlar-dizellere-yaklasmaya-calisiyor%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/fordun-ecoboost-modellerinin-test-surusu-icin-antalyadaydik-benzinli-motorlar-dizellere-yaklasmaya-calisiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Susuzluktan kırılmaya başladık bile! Her hafta 40 bin kişi hayatını kaybediyor, bugün bunun farkına varalım</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/susuzluktan-kirilmaya-basladik-bile-her-hafta-40-bin-kisi-hayatini-kaybediyor-bugun-bunun-farkina-varalim/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/susuzluktan-kirilmaya-basladik-bile-her-hafta-40-bin-kisi-hayatini-kaybediyor-bugun-bunun-farkina-varalim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Oct 2010 19:30:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[dünya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1082</guid>
		<description><![CDATA[Blog Eylem Günü 2010'un konusu 'susuzluk', ve dünyanın dört bir yanından 5 bini aşkın blog yazarı bu konu için yazıyor! 2,5 milyar insanın bir tuvalete erişimi olmadığı, ama çok daha azının cep telefonundan uzak olduğu günümüz dünyası kısa vadede alarm zilleri çalıyor. Neler yapabiliriz düşünmeye başlamanın zamanı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın her tarafından binlerce blog yazarının katıldığı &#8220;<a href="http://www.blogactionday.org/" target="_blank">Blog Action Day</a>&#8220;, benim çevirimle Blog Eylem Günü bu yıl katılımcıların oylarıyla gündem konusu olarak &#8217;su sıkıntısını&#8217; seçti. Ben bu yazıyı kaleme alırken geçen yıldan daha az sayıda, yaklaşık 5 bin blog, eylem gününü desteklemek için kaydolmuştu. Bu bloglar yazıları veya sayfalarına yerleştirdikleri bilgilendirme reklamcıklarıyla yaklaşık 40 milyon okuyucuya ulaşma potansiyeline sahip. Sayının azalması, günümüzde blog yazma eğiliminin gerilediğinin, bunun yerine sosyal medyada paylaşımlarda bulunmanın, mikro bloglama da denilen Twitter gibi platformlarda ses vermenin tercih edilir olduğunun göstergesi. Buna ek olarak, 5 bin katılımcı içinde Türkiye&#8217;den şu anda yaklaşık 47 blogun kayıt olduğunu görmek de üzücü, İnternet&#8217;i en yoğun kullanan ülkelerden biri olmamıza rağmen.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Bunları bir yana bırakıp günün konusuna odaklanalım. Suyun önemini hepimiz biliyoruz, zaten 2007 yılındaki Blog Eylem Günü&#8217;nün konusu da &#8217;su&#8217; idi. Ama gerçekten durumun ne kadar kritikleşmeye başladığının farkında mıyız acaba. Bugün yaklaşık 1 milyar insanın temiz, içilebilir, kaynağı kalıcı suya erişimi yok!</p>
<p>Sadece Afrika&#8217;da değil, gelişmiş ülkelerde bile zor şartlar altında yaşayan insanlar büyük sıkıntılar yaşıyor. Hastalık vakalarının %80&#8242;ine yakınının susuzluğun en büyük sonucu olan hijyen eksikliğinden kaynaklandığı belirtiliyor. Bu yolla ölümler, diğer tüm ölümlerden daha fazla.</p>
<p>Bu tarz yazmak istemezdim ama her hafta, Dünya&#8217;da yaklaşık 40 bin kişi su, hijyenle ilgili sıkıntılar nedeniyle ölüyor! Yani her hafta bir Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş maçında tirübünleri dolduran kadar insanı kaybediyoruz. Bunların 38 bini çocuk ve dizanteri, hatta kolayca önlem alınabilecek ishal gibi hastalıklardan hayatlarını kaybedebiliyorlar.</p>
<div align="center">
<div style="width:470px; text-align:center" class="captionfull"><img title="Susuzluk deyince akla ilk Afrika'nın gelmesi doğru. Ama sorun tüm dünyayı tehdit ediyor, Türkiye'de su güvenliği açısından orta riskli bir ülke" width="470" height="175" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/suya-el-uzatan-eller-kollar-susuzluk-l.jpg" alt="Susuzluk deyince akla ilk Afrika'nın gelmesi doğru. Ama sorun tüm dünyayı tehdit ediyor, Türkiye'de su güvenliği açısından orta riskli bir ülke" />
<p>Susuzluk deyince akla ilk Afrika&#8217;nın gelmesi doğru. Ama sorun tüm dünyayı tehdit ediyor, Türkiye&#8217;de su güvenliği açısından orta riskli bir ülke</p>
</div>
</div>
<p>Bugün 2,5 milyar insanın bir tuvalete erişimi yok, ama çok daha az insanın cep telefonu yok! Cep telefonu demişken, her gün şarjı biten iPhone veya benzer bir cihazı şarj etmek için yarım litre su harcıyoruz. Google&#8217;da bir arama yapmak yarım mililitre su harcanmasına neden oluyor, lafın kısası enerji üretmek, enerjiyi taşımak için ciddi su harcıyoruz.</p>
<p>Günlük hayatta neler yapabiliriz? Lütfen daha önce yazdığım <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/dogal-kaynaklarimizi-tuketiyoruz-ilk-tehlike-suda-lutfen-tasarruf-edin/">Doğal Kaynaklarımızı Tüketiyoruz, İlk Tehlike Suda, Lütfen Tasarruf Edin</a> başlıklı yazıma göz atın. Ama daha fazlası var, artık su üstünde ciddi global politika tartışmaları yaşanan, büyük stratejiler dönen bir alan. Enerji kaynaklarına erişime olduğu kadar suya erişim de önemli.</p>
<p>Türkiye, çoğumuzun sandığının aksine, su sıkıntısı çekmeye aday ülkelerden biri. Bugün suya erişime göre hazırlanan haritalarda mavi değil, sarı renkte. Bu konuda çevremizi bilinçlendirelim, ülkemizin çevreye önem vermesi, sadece insan olarak bizlerin refahı değil, doğanın, diğer canlıların ve Dünya gezegeninin geleceği için adım atmasına önem verelim. Bu konularda ilerleme kat edecek çalışmaları destekleyelim, doğayı katledenlere karşı daha duyarlı olalım.</p>
<p>Yine konu hakkında gerçekten çok güzel yazılar var, taze taze, bunlara da göz atmanızı içtenlikle tavsiye ederim:</p>
<ul>
<li>F Tipi Blog: <a title="Su kirliliğini önleyici kanunlarımız için kalıcı bağlantı" rel="bookmark" href="http://www.f-blog.info/su-kirliligini-onleyici-kanunlarimiz/" target="_blank">Su kirliliğini önleyici kanunlarımız</a></li>
<li>Müge Çerman: <a title="Permanent Link: Yakın geleceğin kabusu: Su kıtlığı" rel="bookmark" href="http://www.mugecerman.com/yakin-gelecegin-kabusu" target="_blank">Yakın geleceğin kabusu: Su kıtlığı</a></li>
<li>Erkan&#8217;s Field Diary: <a href="http://erkansaka.net/archives/5691" target="_blank">Blog Action Day 2010: Water (İngilizce)</a></li>
<li>Opereysin: <a title="Kalıcı Bağlantı: “Su”dan bahanelerle yazılan bir yazı" rel="bookmark" href="http://opereysin.com/arastirma/2914-sudan-bahanelerle-yazilan-bir-yazi/" target="_blank">“Su”dan bahanelerle yazılan bir yazı</a></li>
<li>tersmeditasyon: <a href="http://www.tersmeditasyon.com/2010/10/blog-action-day-2010-bol-bol-su-icin.html" target="_blank">blog action day 2010: bol bol su için!</a></li>
<li>Yazılanlar:<a href="http://www.yazilanlar.com/2010/10/su-gibi-azin-olun.html" target="_blank"> Su Gibi Aziz Olun</a></li>
</ul>
<p>Ayrıca <a href="http://donate.water.org/ target="_blank">http://donate.water.org</a> adresinden 25 dolarlık bir bağış ile bir kişinin hayatı boyunca temiz suya erişimini mümkün kılan bir bağış yapabilirsiniz. Bu da aslında sorunun ne kadar akıl çerçevesinde, küçük adımlarla çözülebileceğinin göstergesi. Ama tüm dünyada bu konuyla ilgili ilerlememiz tabii ki milyarlarca dolar, siyasi irade, ve en başta onu harekete geçirecek kamu bilinci gerektiriyor.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/dogal-kaynaklarimizi-tuketiyoruz-ilk-tehlike-suda-lutfen-tasarruf-edin/">Doğal Kaynaklarımızı Tüketiyoruz, İlk Tehlike Suda, Lütfen Tasarruf Edin</a></li>
<li> <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/doga-ve-cevre-uzerine-yazin-bir-elin-nesi-var-iki-elin/">Doğa ve Çevre Üzerine Yazın; Bir Elin Nesi Var, İki Elin&#8230;</a></li>
</ul>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2010%2Fsusuzluktan-kirilmaya-basladik-bile-her-hafta-40-bin-kisi-hayatini-kaybediyor-bugun-bunun-farkina-varalim%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/susuzluktan-kirilmaya-basladik-bile-her-hafta-40-bin-kisi-hayatini-kaybediyor-bugun-bunun-farkina-varalim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geleneksel Medyanın Dijital Geleceğini Yeniden Tartışma Zamanı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/geleneksel-medyanin-dijital-gelecegini-yeniden-tartisma-zamani/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/geleneksel-medyanin-dijital-gelecegini-yeniden-tartisma-zamani/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Dec 2009 12:05:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[dünya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=872</guid>
		<description><![CDATA[Krizde batma tehlikesi yaşayan medya devlerinin haberleri sıklaştıkça, dijitalleşmenin getirdiği bolluk ve ucuzluk ile sosyal medya merakı öne çıkıyor. Geleneksel medyanın sıkıntısı sadece bloglar ya da Google News gibi toplayıcı, organize edici hizmetler değil aynı zamanda çok fazla haber kaynağının belli sayıdaki medya tüketicisinin sınırlı vakti için rekabet etmesi. Farkı ne şekilde ve nasıl yaratabileceğini ise hem gazeteciler, hem blog yazarları düşünmeli]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bireysel İnternet yayıncılığı blog platformları sayesinde çok kolaylaştığından beri sıklıkla geleneksel medya ile karşılaştırılmaya başlandı. Özellikle 2007-2008 yıllarına kadar blogların kalitesi, blogların içeriğinin nesnelliği, blogların geleceği tartışılırken dünya ekonomisindeki yavaşlama ile birlikte şimdi de gazeteler ve gazetecilerin geleceğini merak eder, tartışır olduk.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Çünkü dünyanın gittikçe daha fazla ülkesinde geleneksel medya tüketimi azalırken İnternet’te geçirilen zaman artıyor. İnternet’in haberlere ulaşmada sunduğu hız ve maliyet avantajı gazete, dergi satışlarını olumsuz etkiliyor. Son aylarda dünyanın önde gelen basılı yayınlarının zarar ettiği, el değiştireceği, web sitelerinin ücretli olacağı yönünde haberler çoğalmaya başladı. Bir yandan da Google News ve benzeri haber toplayıcı hizmetlere karşı gazetelerin tepkisi artıyor.</p>
<p>Gündemdeki medya tartışmalarının birkaç yıl içinde böyle değişmesinin ardında yatan tek nedenin blog yazarlığındaki artış olduğunu söylemek tabii ki doğru olmaz. Ama gazetelerin geleceğinin sorgulanır hale gelmesi bile “Kral öldü, yaşasın yeni kral blogcular” hissiyatını doğurmuyor değil.</p>
<p>Bu his hem bazı blogcularda, hem de tüketicilerine ulaşmak için en etkin kanal arayışında olan şirketlerin pazarlama departmanlarında güç kazanıyor. Bazı blogcular, geleneksel medya kanallarının can çekiştiği haberlerini aldıkça, biraz haklı da olarak değişime ayak uyduramayan medyanın artık düzlüğe çıkamayacağını, günün kendi günleri olduğunu düşünebiliyor.</p>
<p>Öte yandan medya dünyasının dönüşümünden ziyade bir mesaj iletme aracı olarak faydasıyla ilgili olan pazarlamacı ve halkla ilişkiler uzmanları ise farkında olmadan sosyalleşme platformları Facebook,  Xing, Friendfeed gibi sitelerdeki yükselişi blog yazarları ile birebir eşleştiriyorlar. Blog yazarlarını bu platformların aktif yönlendiricileri olarak varsayıyorlar. Sosyal medyada tek bir fotoğrafla bile olsa içerik üreten birey sohbetin ve enerjinin kaynağı oluyor ama aslında o birey bile fotoğrafla vermek istediği mesajın gelen yorumlar sonrası neye dönüşebileceği üzerinde tasarruf sahibi olamıyor.</p>
<p><strong>Değişim Hem Sosyolojik Hem Teknolojik, ve Haliyle Ekonomik!</strong><br />
Tabii geleneksel medyanın yaşadığı sıkıntılar ile sosyalleşme platformlarının yükselişinin eş zamanlılığını da yakalayarak anlamlandırabilmek lazım. Nielsen’ın bir araştırması son bir yılda sosyal paylaşım sitelerinde geçirilen zamanın toplam İnternet kullanımı içinde aldığı payın üç kat arttığını gösterirken benzeri karşılaştırmalar üç yıl öncesiyle yapıldığında İnternet üzerinden haber tüketimine ayrılan sürede ciddi kayıp yaşandığını görüyoruz. Gittikçe daha fazla insan günlük haberler ve editöryal içeriği takip etmektense arkadaşlarının dediklerini, yaptıklarını, şu anda nerede olduklarını, paylaştıkları fotoğrafları takip etmek istiyor; 2000’lerin ilk on yılında adeta herkes herkesi gözetlemek istiyor.</p>
<p>İşin teknolojik boyutunda ise her 18 ayda bir iki katı performansı aynı fiyata sunan işlemci gücü, buna yakın hızlarda gelişen depolama teknolojisi ve iletişim altyapısının bant genişliği, sayısallaştırılabilen ürünlerin ek bir kopyasını oluşturmanın masrafını, yani marjinal maliyeti sıfıra yaklaştırıyor. Bu da, en başta Google örneğinden gördüğümüz gibi pek çok hizmeti çok düşük ücretlere, hatta bedava almamıza kapı açıyor.</p>
<p>Öte yandan bu ucuzlama, hatta bedavalaşmaya rağmen iktisatın temel dayanağı arz ve talep hala belirleyici. Çünkü kıt olan şeyler hala kıymetli iken fazla bol olan şeyler ucuz kalmaya devam ediyor; ve ucuz kalmaya mahkum olanların belki de başta geleni ise insan düşünceleri, fikirleri, ürettiğimiz ve işlediğimiz veri ve hatta enformasyon!</p>
<p>Çünkü milyonlarca insan gün boyunca gündelik hayat, çevresindekiler, dünya ve geleceğe dair örtüşen şeyleri düşünüyorlar. Veri ve enformasyondan derlenen bilginin değeri ancak çok doğru yerde ve anda paha biçilmez oluyor. Ama diğer her bilgi kolayca paylaşıldığından, hızla yayıldığından aynı kıymeti yakalayamıyor. Özellikle İnternet tabanlı, başarılı “bedava üzerine kurulu” iş modelleri sıradan bilginin ucuzluğunu gerçekten kavramış olanların elinden çıkıyor, ki bu da başka bir yazı konumuz olarak kalsın.</p>
<div align="center"><img title="İnsanlar daha çok uzun bir süre haber ve yorum tüketmeye istekli olacaklar, fakat iletişimin kolaylaşması fark yaratan içeriğin ayakta kalabilmesini mümkün kılıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/gelenekel-medya-gazetecilik-dijital-gelecek-l.jpg" alt="İnsanlar daha çok uzun bir süre haber ve yorum tüketmeye istekli olacaklar, fakat iletişimin kolaylaşması fark yaratan içeriğin ayakta kalabilmesini mümkün kılıyor" /></div>
<p>Geleneksel medya kanalları ve gazete web sitelerinin, gelir kaybının ana faktörlerinin birinin de bu olduğunu görmeleri gerekiyor. Google News gibi toplayan ve derleyen hizmetler ve gazetelere alternatif web siteleri, bloglar tabii ki gelir kaybına neden oluyor. Ama asıl sorun çok fazla rakibin aynı anda kolayca bulunan, “çok bol” olan haberi sunması, fark yaratmakta haklı olarak zorlanması. Bolluk ve dijital teknolojilerin getirdiği ucuzluk geleneksel medyayı zorlayan belki de en büyük faktör.</p>
<p>Nitekim Google da gittikçe daha fazla sayıda geleneksel ve kaliteli medya kanalının finansal zorluklarla boğuşmasını kaygıyla izliyor, çünkü Google sadece kendisinin kar edebildiği bir medya işinin sürdürülebilir olmadığının farkında. “Parasızlaşmasına” yardımcı olduğu hizmetleri verebilmek için para kazandıran yeni inovasyonlar bulmuş olan Google, kaliteli ve güvenilir içerik sağlayan medya devlerinin benzeri yeni iş modelleri bulamadan önce “parasızlaşan”, bedavalaşan hizmetler yüzünden iflas etmelerinden korkuyor, çünkü o zaman endeksleyip bize aratacağı ve güvenle sonuçlar arasında gösterebileceği çok daha az kaliteli içerik olacak!</p>
<p><strong>Bizim Tartışmalarımızın Çözümü Hem Basit Hem Karışık</strong></p>
<p>İşte tüm bu kuvvetler aynı anda etkilerini gösterirken Türkiye’de de tekrar İnternet gazeteciliği tartışmaları önemli kalemlerin ucunda canlanıyor. İki şey tekrar tartışılıyor, ilki ücretli İnternet gazeteciliği, ama bu konuda tartışmaya bile gerek yok. Türk İnternet gazeteciliğini oluşturan ve takip edenlerden birinde bile seviyesizlik zaafı oldukça böyle bir içeriği ücretle sunma şansınız kalmıyor!</p>
<p>İkinci olarak ise blog yazarı ile gazetecinin farkı tartışılır gibi oluyor ama dünyadaki uygulamaları gördükçe yavaş yavaş geleneksel medya temsilcileri de blogcuları meslektaş gibi görmeye sıcak bakmaya başlıyor, zaten artık çoğu da bizzat blogcu, olmadı Twitter kuşu! Diğer yandan blog yazarları ve sosyal platformların aktif içerik üreticileri de bu yakınlaşmaya sıcak bakmalı, çünkü bu tam bir yumurta tavuk döngüsü.</p>
<p>İnternet’i bir zamanlar hor gören uzgörüsüz gazete yazarlarının hataları artık gün gibi ortaya çıkmışken İnternet’in “yerlisi” hissedenlerin de eski tartışmaları unutmaları gerekiyor. Çünkü şimdi de kulaktan kulağa “blogculara lansman yapmak istiyoruz, ama on kişi çağırınca geri kalan yüz kişiyi kızmış buluyoruz” sözleri aktarılıyor.</p>
<p>Halkla ilişkilerciler ve pazarlamacılar, sosyal medyanın üyeleriyle geleneksel medya ve blogcuları ayrıştırma becerisini kazandıkça; ve hepimiz geçimini blog yazmaktan kazananlar dışında kalanları, amatör ve kendisi için yazıp çizenler olarak konumlandırmayı başarırsa önemli bir engeli aşmış olacağız. Bugün Renault Türkiye blogculara harika bir lansman yapıyorken Renault Romanya aynı otomobil için çok daha sıradan bir lansmanı hem blogcu, hem dergici, hem de gazetecilere aynı anda, çok katılımcı bir ortamda yapabiliyorsa almamız gereken bazı dersler olduğu ortada&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2009%2Fgeleneksel-medyanin-dijital-gelecegini-yeniden-tartisma-zamani%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/geleneksel-medyanin-dijital-gelecegini-yeniden-tartisma-zamani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medya Odaklı Kampanyalar Gittikçe Büyüyor! Renault Bursa’da Fabrika Gezdiriyor, Gerisi de Geliyor…</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sosyal-medyayi-odakli-kampanyalar-gittikce-buyuyor-renault-bursa%e2%80%99da-fabrika-gezdiriyor-gerisi-de-geliyor%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sosyal-medyayi-odakli-kampanyalar-gittikce-buyuyor-renault-bursa%e2%80%99da-fabrika-gezdiriyor-gerisi-de-geliyor%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2009 19:26:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=781</guid>
		<description><![CDATA[Medya tüketiminde İnternet'in artan payı sosyal platformlara ve bu platformların aktif üreticileri blogculara olan ilgiyi de gün geçtikçe arttırıyor. Bugüne kadar hızlı tüketim ürünleri tarafında görülen kampanyalara bir yenisinin Türkiye'nin sanayi devlerinden Oyak Renault tarafından eklenmesi ise gelecek için önemli sinyaller veriyor]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnternet kullanımı arttıkça medya tüketiminin daha büyük bir bölümü de web yayınlarına kayıyor. Nitekim reklam verenler de bu eğilimin gücünü özellikle 2009’da daha yakından izleyip test etmeye başladı. Nitekim 2009’un ilk ayında İnternet reklamlarına TV reklamlarından daha fazla bütçe ayrılan ilk büyük ekonomi Birleşik Krallık oldu. Daha önce de Danimarka’da İnternet reklam hacmi televizyon reklamlarını aşmıştı. 1998’de 19 milyon sterlin büyüklüğünde olan <a href="http://www.guardian.co.uk/media/2009/sep/30/internet-biggest-uk-advertising-sector" target="blank">İngiltere İnternet reklam pastası 2009’un sadece ilk altı ayında 1.750 milyon sterlin değere ulaştı</a>. 2008’e göre %17 daralan TV reklam harcamaları ise 1,6 milyar sterlin seviyesinde kaldı.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>İnternet’te geçirilen zamanın ise gittikçe daha geniş bir kısmı sosyal web olarak adlandırılan bireylerin kendilerini ifade ettiği, arkadaşlarını takip ettikleri sosyalleşme platformlarına kayıyor. Fakat bu platformların bir reklam mecrası olgunluğuna ulaştığını söylemek mümkün değil. Nitekim İnternet reklamlarında en büyük dilimi, örneğin İngiltere’de yaklaşık %60 seviyelerinde payı olan arama motoru reklamları oluşturuyor.</p>
<p>Sosyal medyada ise kulaktan kulağa, dost tavsiyesi, arkadaş tecrübesinin önemi bir hayli fazla. Bu nedenle markalar da potansiyel tüketicilerin aklında olmak ve bahsedilebilmek için çaba harcamaya yöneliyor. Fakat bu yolda de pek çok kritik faktör devreye giriyor. Örneğin kulaktan kulağa yayılan mesajı kontrol etmenin zorluğu, bazı halkla ilişkiler aktivitelerinin sosyal medyanın ruhuna zıt bayağılık ve sıradanlıkta reklamlar olarak algılanması ve gerek bu iletişime doğrudan maruz kalan bireylerin, gerek takipçilerinin buna olası tepkileri, doğru hedef kitleyi bulabilmek diye uzayıp giden bir liste oluşturabiliriz. Fakat daha fazla marka bu yolları aşındırdıkça belli yöntemler kabul görmeye başlıyor, doğru ya da yanlış…</p>
<div align="center">
<div style="width:564px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/fluence-blogcular-toplu-resim.jpg"><img title="Oyak Renault Bursa fabrikasında blogcular ve Fluence için tasarladıkları alternatif blog tasarımları bir arada" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/fluence-blogcular-toplu-resim-m.jpg" alt="Oyak Renault Bursa fabrikasında blogcular ve Fluence için tasarladıkları alternatif blog tasarımları bir arada" width="564" height="389" /></a>
<p>Oyak Renault Bursa fabrikasında davetli blogcular ve Fluence için tasarladıkları alternatif blog tasarımları</p>
</p>
</div>
</div>
<p>Türkiye’de de geçtiğimiz yıl özellikle Gillette’in blog yazarlarına yönelik kampanyasıyla belki de ilk geniş çaplı blog iletişimi yapılmış oldu diyebiliriz. Öncesinde ve sonrasında çeşitli etkinlikler düzenlendi, deneme ürünleri gönderildi ama benim takip edebildiğim kadarıyla kayda değer etki yaratanlar bir elin parmaklarını geçmediği gibi kampanyalar da daha çok hızlı tüketim ürünleri ve bilişim hizmetleri çevresinde gerçekleştirildi.</p>
<p>Bu nedenle 3,9 milyar TL cirosu ve 3,2 milyar TL ihracatıyla Türk otomotiv sektörünün en büyüklerinden, aynı zamanda Fransız Renault’un Batı Avrupa dışındaki en büyük iştiraki olan Oyak-Renault’un yeni modeli Fluence’nin blogculara Bursa’da lanse edilmesi bence oldukça kayda değer bir aktivite oldu. Otomotiv gibi farklı dinamikleri olan bir sektörün en büyük oyuncularından birinin ve bu konuda beraber çalıştığı ajansın yaklaşımı, İnternet’e ve bu örnek özelinde sosyal medyaya atfedilen önemin arttığının çok önemli bir göstergesi.</p>
<div align="center">
<div style="width:500px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/fluence-blogcular-toplu-beyaz.jpg"><img title="Oyak Renault Bursa fabrikasında blogcular üretimin farklı aşamalarını da yakından izlediler, tabii önce güvenlik kurallarına uyarak" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/fluence-blogcular-toplu-beyaz-m.jpg" alt="Oyak Renault Bursa fabrikasında blogcular üretimin farklı aşamalarını da yakından izlediler, tabii önce güvenlik kurallarına uyarak" width="500" height="259" /></a>
<p>Oyak Renault Bursa fabrikasında blogcular üretimin farklı aşamalarını da yakından izlediler, tabii önce güvenlik kurallarına uyarak!</p>
</p>
</div>
</div>
<p>Megane’nin yerini alacak olan Fluence sadece Türkiye’de üretilecek ve Romanya ile Rusya pazarlarından büyük pay almaya çalışacak. Geçen ayki Frankfurt otomotiv fuarına davet ettiği gazetecilerle bu haberi duyuran Renault, takip edebildiğim kadarıyla, daha sonrasında geleneksel medya kanallarına yönelik ikinci bir çalışma yapmadı. Bu nedenle 3 Ekim’de karikatüristler Selçuk Erdem, <a target="_blank" href="http://www.erdilyasaroglu.com">Erdil Yaşaroğlu</a> ve Radikal Gazetesi yazarı <a target="_blank" href="http://www.sezyum.com">Kaan Sezyum</a> ile yirmiyi aşkın blog yazarının Bursa fabrikasına davet edilmesi ayrıca dikkat çekici idi.</p>
<p>Tabii böyle düşünmemin bir nedeni de hala Türk medyasında İnternet hakkında atılıp tutulması ve blog yazarlarının da buna fazlasıyla tepki duyması sonucu oluşan ayrışmanın hissedilir boyutlara ulaşması. Hala bazı şirketler ve halkla ilişkiler ajansları aynı aktiviteye blogcu da davet edersek gazeteciler bozulur mu diye çekinebiliyor! Hâlbuki örneğin <a target="_blank" href="http://www.rpmgo.com/renault-fluence-officially-launched-in-romania-hitting-the-rest-of-europe-in-2010">Renault’un Romanya’nın başkentinde yaptığı Fluence lansmanı</a>na hem gazeteci hem dergici hem de blog yazarları aynı anda davet ediliyor.</p>
<div align="center">
<div style="width:469px; text-align:center" class="captionfull"><img title="Gezide blogculara eşlik eden Selçuk Erdem, Erdil Yaşaroğlu ve Kaan Sezyum bir arada" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/fluence3lusu.jpg" alt="Gezide blogculara eşlik eden Selçuk Erdem, Erdil Yaşaroğlu ve Kaan Sezyum bir arada" width="469" height="550" />
<p>Gezide blogculara eşlik eden meşhur simalar Selçuk Erdem, Erdil Yaşaroğlu ve Kaan Sezyum bir arada &#8211; Erdil Yaşaroğlu&#8217;nun iPhone&#8217;undan benim çekimim olduğu için izinsiz kullanıyorum!</p>
</div>
</div>
<p>“Renault Fluence bir blog olsa” etkinliğine dönecek olursak Kasım ayında lansmanı yapılacak model için farklı bir online pazarlama yöntemi düşünülmüş. Detaylarını bilmesem de biz davetli blog yazarlarının üretim aşamasını da gördükten sonra 3 dev tuvale hazırladığımız Fluence blog veya web sitesi taslaklarının Fluence satışları başlamadan bir süre önce halk oylamasına sunulacağını, verilen oylarla Fluence web sitesinin netleşeceğini söyleyebilirim. Bursa gezisi ile hedef hemen bir “kulaktan kulağa” etkisi yaratmak değil idi, ama bakalım oylama başlayınca davetliler kendi gruplarının tasarımı kazansın diye web siteleri, bloglarında bir aktivite gösterecek mi? O zaman bir taşla iki kuş vurulmuş olur! (<a target="_blank" href="http://www.fluencebirblogolsa.com/">Fluence Bir Blog Olsa web sitesi açıldı, buraya tıklayarak</a> ziyaret edebilirsiniz)</p>
<p>Pazarlama ve sosyal medyacı gözlüklerimizi kenara bırakıp etkinlikten aldığımız lezzete dönecek olursak öncelikle gezi öncesi vakti olanlara spor ve 4&#215;4 Renault modellerinin test sürüş için gönderildiğini söylemeliyim. Etkinliğe ilk daveti aldığım gün Türk bloglarında bir arama yaptığımda Renault’un sosyal medyada pek yer alamadığını gözlemlemiş, bu nedenle aktiviteyi daha da mantıklı bulmuştum. Aynı şekilde bir algı eksikliğini de spor ve 4&#215;4 araçlarda Renault logosu görmekte yaşadığımı hissettiğimi itiraf etmeliyim. Coupé modelleri test etmek bu önyargıları biraz kırmış olsa gerek.<br />
Megane modelinin yerini alan Fluence’nin detaylı bir incelemesini etkinliğe davetli blogculardan <a target="_blank" href="http://onurkoray.blogspot.com/2009/10/renault-fluence-tantm.html">Onur Koray’ın kaleminden okuyabilirsiniz</a>. Benim ilgimi çeken, küresel resesyon nedeniyle daralan büyük, geniş araç pazarında Renault’un cesaretle, belki risk alarak sınıfının en uzun aracını, en geniş bagaj hacmi ile pazara sunması oldu diyebilirim.</p>
<p>Biraz da blogcu dedikodusu yapacak olursak etkinlikte sadece erkeklerin ya da sadece otomobiller üzerine yazanların olmadığını söylemeliyim. Üretim gezisi esnasında el becerileri geliştirme atölyesinde <a href="http://www.ugurozmen.com/" target="_blank">Uğur Özmen</a>’in çocukken elinin alıştığını söylediği aletleri tekrar eline alıp tornavida sıkmasınu, dönüş yolunda İskender ziyafetimiz esnasında <a href="http://www.sunipeyk.com/" target="_blank">Sunipeyk</a>’in ilk tek porsiyon siparişime “Aa, oldu mu” şeklinde “gaz vermesi” üzerine 2. porsiyondan sonra o bahçedeyken tatlısını bir suç ortağı ile mideye indirmemi ve de Selçuk Erdem’in oyuncak robotunun üretime dahil oluşunu bir süre daha unutmayacağım kesin!</p>
<p>Blog yazarlarına yönelik çalışma ve lansmanlar devam edecek, en az iki aktivite daha önümüzdeki bir ay içinde geliyor! Bence bu aktivitelere katılan ve katılmayan blogcuların fikirlerini de geniş kapsamlı olarak duymanın zamanı geldi, çünkü tek başıma cevap veremeyeceğim kadar çok soru birikti. Yorumlarınızı bekliyorum. </p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2008/musteri-sadakati-erirken-pazarlamacilarin-guncel-acilimlari-ne-asamada-internet-konsept-magazalar-deneysel-pazarlama/">Müşteri Sadakati Erirken Pazarlamacıların Güncel Açılımları Ne Aşamada? İnternet, Konsept Mağazalar, Deneysel Pazarlama…</a></li>
</ul>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2009%2Fsosyal-medyayi-odakli-kampanyalar-gittikce-buyuyor-renault-bursa%25e2%2580%2599da-fabrika-gezdiriyor-gerisi-de-geliyor%25e2%2580%25a6%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sosyal-medyayi-odakli-kampanyalar-gittikce-buyuyor-renault-bursa%e2%80%99da-fabrika-gezdiriyor-gerisi-de-geliyor%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şirketler Asıl Şimdi Bilişimin Gücünü Anlamıyor: Güven Krizi Sürerken Kolektif Zeka Yardıma Hazır</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sirketler-asil-simdi-bilisimin-gucunu-anlamiyor-guven-krizi-surerken-kolektif-zeka-yardima-hazir/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sirketler-asil-simdi-bilisimin-gucunu-anlamiyor-guven-krizi-surerken-kolektif-zeka-yardima-hazir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 20:19:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=770</guid>
		<description><![CDATA[İletişimdeki hızlı gelişmeler toplum hayatını fazlasıyla değiştiriyor. 1930'lardan beri yaşanan en büyük ekonomik kriz ile eş zamanlı olarak daha fazla teknoloji kullanımından doğan daha az fiziksel etkileşim güveni birey ve toplum bazında sarsıyor. Her türlü kurumun kulak vermesi, hatta fayda sağlaması gereken yeni kaynak ise mevcut bilişim teknolojileri gibi araçlar değil, bu araçları kullanarak şirketlere, devlete, topluma mesaj vermek isteyen bireylerden meydana gelen dev kolektif zeka!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2009 insanoğlunun Ay’a ayak basışının kırkıncı, Berlin Duvarı’nın yıkılışının ve Çin’de Tiananmen Meydanı olaylarının ise 20. yıldönümü olması açısından önemli bir yıl. Bu olayların ardından geride bıraktığımız son birkaç on yılda ise icat artışının yavaşladığını, uzay teknolojileri bir yana, klonlama, gen ve yapay kalp çalışmaları dışında kısır bir dönemden geçtiğimizi görüyoruz. Google’ın web sitelerini karşılaştırma metodolojisini bile icat olarak sıralayan listelerle karşılaşıyoruz.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>20 yıl sonra baktığımızda, duvarın yıkılmasıyla pazar ekonomisine geçen Doğu Bloku ülkelerinin Avrupa Birliği’nin ilk 15 ülkesinin refah seviyesine göreceli durumunun kötüleştiğini, ihraç gelirleri yükselen ve teknolojik ürün tüketimi artan Arap ülkelerinde işsizliğin arttığını, Çin’de İnternet kontrolünde çarpıcı yaklaşımları izliyor ve 1930’lardan beri en büyük iktisadi bunalımı yaşıyoruz.</p>
<p>Web 2.0 ve sonrasında İnternet’in uzun kuyruğa (“long tail”), yani hizmet edilmesi kar getirmeyecek kadar farklı özellikler sergileyen çok fazla sayıda birey ya da mini topluluğa hizmeti artık mümkün kıldığı sloganına rağmen dijital bölünme kapanmıyor, Asya ve Güney ülkelerinde dijital okuryazarlığı arttıracak cihaz ve çözümler için elini taşın altına koyan olmuyor. Bizlerin burada ve aramızda tartıştığımız “dijital kültür” milyarlarca yaşlı, fakir, eğitimsiz birey için bir şey ifade edemiyor.</p>
<p>Başta genç nüfusu yoğun bizim gibi ülkeler hakkında olmak üzere pek çok ortamda çizilen pembe tabloya doğru bakmak gerekiyor. Toplum ve tüketici boyutunu farklı açılardan incelemek mümkün, örneğin günümüzde teknolojinin kendisini yalnızlaştırdığını kabul eden ve etmeyen iki büyük teknoloji kullanıcısı grup var, bunları da ileriki yazılara bırakalım.</p>
<p><strong>Çalışanlar ve Tüketiciler Değişirken</strong><br />
Gelişmelere kurumsal açıdan bakıldığında, değişen toplum yapısının şirket duvarlarının dışında kalamayacağını görmek gerekiyor. Yavaşlayan teknolojik gelişme, iyileşmeyen küresel ekonomi, her yerden her zaman bağlı olduğu halde yalnızlaşan, hem de gelecekten ümidi azalan bireyler işverenlerin hem çalışan ordusunu, hem de müşterilerini oluşturuyor.</p>
<p>Güven sağlamak zorlaştığı gibi daha da önem kazanıyor. Her dakika yeni bir blog yayına başlar, 5–10 bin kişi Twitter’a yeni bir cümle girerek dünyadaki sohbete katılırken bir kurumun kendisiyle alakalı bir mesajı kontrol etmesi imkansız gibi bir şey. Kurum mesajları ise sadece marka, ürün veya pazarlama amaçlı olmuyor, bu nedenle yeni iletişim kanallarını şirketlerin pazarlama bölümleri dışında görev alanlar da kucaklamalı. “Her yerden her şeye anında erişebilen kullanıcı”nın varlığı, yönetim kurulu toplantılarından “çocuklarımın, torunumun uğraştığı şeyler” diye dışlanmamalı.</p>
<p>Tam yeğenin düğününe gideceği gün saçında felaket(!) yaratıcılık gösteren arka caddedeki kuaförü yermek ya da övmek için yerini Google Haritalar’da işaretleyen, üstüne yorum yazan sürekli müşteriniz sizden aldığı kırtasiye malzemesi veya çanak anten için neden aynısını yapmasın? Temel endüstri kollarından otomotiv sektörünün efsaneleri Chrysler ya da General Motors kendi bayilerinden gelen sıradan taleplerden çok daha faydalı yorumları yıllardır İnternet’ten takip etseydi iflas koruması ve devlet kontrolüne sığınmak zorunda kalmayabilirlerdi.</p>
<p>Her yerde duymaya başladığınız “İnternet’i medya iletişim planının ana bacaklarından biri yapmalısınız, Facebook’tan tüketicilere ulaşmalısınız” önermelerini bir de aksi yönden düşünmeliyiz. Facebook’ta 400 arkadaşı olan biri, kendini bu kitleye ifade etmek, fotoğraflarını göstermek arzusundan daha fazlasını arkadaşlarını takip etmek, öğrenmek ve uyum sağlamak için duyuyor, o yüzden 400 kişiyi arkadaş olarak ekliyor. Çünkü dışarıda, etrafımızdaki sayısal dünyada kitlelerin kolektif birikim ve zekâsı kullanmayı bilenler için bir cevher olarak duruyor. </p>
<p><strong>Şirketler Bilişimi Anlamamaya Başladı</strong><br />
Peki, büyük kurumlarda “IT departmanı” diye adlandırılan bilişim bölümleri artık her ölçekteki şirkette varken neden bu büyük kolektif birikimin farkına varılmıyor, şirketler bilişim dünyasını anlamıyor mu? Bilgi teknolojilerinin önemini kavramış olan kurumlar maliyetleri düşürmek, doğru miktarda dışkaynak kullanımına gitmek, kurumsal yazılımların doğru seçip işletildiği bir IT yönetimi kurmakta sıklıkla başarılı olabiliyor. Ama bilişimin içindeki iletişim ayağının potansiyelini kaçırıyorlar.</p>
<p>Bireyler yönetimin gücünden çalmaya başlıyor, çalışanlar kurum içi, kurumlar arası ve müşterileriyle açık iletişimin faydalarını görüp etkileşimlerini arttırırken izole kalmaya devam ettiğinin farkına varmayan tepe yönetimler değişime ayak uyduramıyor.</p>
<p>Buna bir de çalışanların değişen ve karşılanmaması tercih edilen farklı çalışma yöntemleri gibi talepleri eklenince kurum içi kültür zarar görmeye başlıyor. Genç nesil gün içinde bilgisayarına kendi MP3 çalarını takıp müzik parçalarını düzenlemek, koleksiyonunu zenginleştirmek, kişisel işlerini de yapmak istiyor, ama yine bu genç nesil iş yerinde yönetici rolü olmayan daha yaşlı çalışanların aksine gece 11’de iş yapmaya, e-postalarını yanıtlamaya çok daha yatkın hatta istekli oluyor. Her zaman her yerden bağlı olan, arkadaşlarını, gündemi yorumlayan bu nesil iş yerinde yorum yapamadığını, kendine kulak verilmediğini hissettiğinde özel hayatıyla iş hayatı arasında anlaşılamaz bir dengesizlik oluşuyor, gittikçe daha çoğu böyle bir işte çalışmaktan kolaylıkla vazgeçiyor.</p>
<p>“Açık inovasyon” yaklaşımı gibi güncel yönetim tartışmaları bulgularının da temel aldığı üzere bilginin mutlak sahibi olmak zorlaşıyor ve kurumların sınırları yeniden oluşuyor. Daha az belirgin, daha geçirgen ve esnek sınırlar sayesinde mevcut ve potansiyel müşteriler, rakipler, tedarikçiler, kamuoyu, kamu yönetimiyle etkileşimden gelebilecek fikir ve bilgiler şirketlerin büyümesinde gittikçe daha fazla rol sahibi oluyor.</p>
<p>Tarihteki en yoğun iletişim trafiğini yaşarken her türlü oluşumun bilişim politikalarını gözden geçirip bu yeni döneme uyarlaması gerekiyor. Öte yandan pek çok şirket ve devletin bu dönüşümde zorlanmasının temel nedeninin eski iş yapış modelini katılaştıran mevcut karmaşık IT yönetimi olması da dikkat çekici!</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2009%2Fsirketler-asil-simdi-bilisimin-gucunu-anlamiyor-guven-krizi-surerken-kolektif-zeka-yardima-hazir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sirketler-asil-simdi-bilisimin-gucunu-anlamiyor-guven-krizi-surerken-kolektif-zeka-yardima-hazir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yerel seçimlerimiz yaklaşırken &#8220;Evet, yapabiliriz&#8221; sloganı ile apolitiklerin kanına İnternet&#8217;ten giren Obama, Değişen Seçmen ve Müşteri Tercihleri</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/yerel-secimlerimiz-yaklasirken-evet-yapabiliriz-slogani-ile-apolitiklerin-kanina-internetten-giren-obama-degisen-secmen-ve-musteri-tercihleri/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/yerel-secimlerimiz-yaklasirken-evet-yapabiliriz-slogani-ile-apolitiklerin-kanina-internetten-giren-obama-degisen-secmen-ve-musteri-tercihleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2009 22:15:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Add new tag]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=487</guid>
		<description><![CDATA[Yerel seçimleri küçümsememeli, İstanbul Belediyesi Koç ve Sabancı'dan sonra ülkenin 3. büyük holdingi. Obama'nın tarihi İnternet kampanyasını ve nasıl başardığını, ilgisiz kitleleri nasıl harekete geçirdiğini görebilen danışmanlar varsa benzer çabaları burada görebilir miyiz?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşik Devletler&#8217;in yeni başkanı Obama hakkında geçen hafta bolca yazılıp çizilmiş olsa da Türkiye&#8217;de yerel seçimler yaklaşırken ABD&#8217;deki süreci okuyup ders almaya çalışmamak hata olur. Sadece siyaset için değil, pazarlama, iletişim alanlarında yeni yönelim ve yöntemleri tartışmak için de&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Yerel seçimleri küçümsemek mümkün değil, örneğin 12 milyonluk İstanbul&#8217;u yönetmek büyük bir görev. Hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin 23 şirketinde yaklaşık 30 bin çalışanla 2007 yılını 16 milyar [Yeni] Lira ciro ile geçtiğini düşünürsek bu geminin kaptanı olmak Türkiye&#8217;de Koç ve Sabancı&#8217;nın ardından 3. gelmek; Doğan, Doğuş, Zorlu, Eczacıbaşı ve nice holdingin önünde yer alan bir iktisadi gücü idare etmek demek.</p>
<p>Böylesi büyük kaynakların yönetimine geçmek ise seçimleri kazanmak kadar kolay! Ama &#8220;seçim&#8221; de iletişimle, bunun ötesinde &#8220;pazarlama&#8221; ile &#8220;ürünü satmak&#8221; ile neredeyse aynı şey. Bir imaj oluşturup bu imajı satmak, heyecan yaratmak, müşteri/seçmenleri sadık müşteri/destekçiye çevirmek, imajı, markayı tükettirmek seçimler öncesinde yapılmaya çalışılanlardan ilk akla gelenler. Tabii ki her seçimde bunları rakiplerinden daha iyi yapanlar kazanıyor, fakat Obama markasının başarısının temelinde Amerikan ve belki de dünyadaki tercihlerin ne yöne gittiğini çok iyi anlamak yatıyor. Çünkü artık müşteriler, tüketici ya da seçmen olarak da adlandırabilirsiniz, edilgen değil etken rolde olduğunu hissettiği anda ürün ile arasında bağ kuruyor, bunun olması için de açık ve rahat şekilde iletişim kurmak istiyor.</p>
<p>Zaten İnternet&#8217;e de her gün bunun için girmiyor muyuz? İletişim kurmak, birilerine bağlanmak, birileriyle bir araya gelmek için. İnternet diğer medyalardan işte böyle farklılaşıyor, etkilenme ve etkileme burada mümkün. Böyle bir gidişatta pazarlama iletişimi İnternet&#8217;siz olur mu! Olmaz ve tabii ABD&#8217;de tüm başkan adayları İnternet&#8217;i kullandı, ama Obama İnternet&#8217;i diğer medyaları kullandığı gibi kullanmadı, İnternet&#8217;e özgü imkanlar için İnternet&#8217;i seçti, bunlardan sonuna kadar faydalandı. Yoksa daha az tanınan, az şans verilen Obama nasıl hem kendi partisindeki adayları hem de McCain&#8217;i geride bırakabilirdi?</p>
<p>&#8220;Evet, biz yapabiliriz&#8221; (Yes, we can) sloganı Soğuk Savaş sonrası post modernist ortamda dünyanın her yanında yayılan politikaya ilgisiz insanları, apolitik gençleri yakalamak için çok doğruydu. Değişim için kitlelere, bizlere &#8220;harekete geçmek zorunda olan sizsiniz, izlemekle yetinmeyin&#8221; iması yapıldı. Ama böyle bir sloganın arkasını doldurabilecek olan temel araç da İnternet idi. Facebook, MySpace gibi sosyalleşme siteleri, bizzat <a href="http://my.barackobama.com" target="_blank">my.BarackObama.com</a> kişiselleştirmeye açık kampanya siteleri, YouTube, hatta cepten kısa mesaj gibi dağıtım kanalları ile seçmenler önce siyaset pazarına sonra Obama markasına çekildi, Obama müşterisi, tüketicisi oldu. Çünkü kullanılan araçlar ile seçimleri, politikayı kendilerinden uzak görmektense kişisel bir olay, kendileriyla alakalı, tamamen dahil oldukları bir olgu olarak hissettiler.</p>
<p>1,5 milyon kişi Facebook&#8217;ta Obama fan kulübüne katıldı, <a href="http://racetalkblog.com/2008/08/29/did-social-networking-propel-barack-obama-to-the-democratic-nomination/" target="_blank">Twitter&#8217;da 68 bin kişi an be an Obama&#8217;nın durum güncellemelerini takip etti</a>, İnternet&#8217;te sadece resmi bağış sayfasından değil, destekçilerin adeta yarışırcasına açtıkları kendi &#8220;Obama&#8217;ya bağış&#8221; sayfalarından <a title="Time dergisinin haberi" href="http://www.time.com/time/magazine/article/0,9171,1640402,00.html" target="_blank">en az 10 milyon dolar bağış toplandı</a> ve bunların %90&#8242;u 100 dolardan daha küçük meblağlı bağışlardı. İnsanlar en ilginç bağış toplama yöntemlerini de topluluk sayfalarında birbirleriyle paylaştı, yarıştırdı, çevresindekileri nasıl farklı yöntemlerle 2., 3. kez bağışa yönelttiklerini anlattı, hatta video kayıtlarını İnternet&#8217;e yükledi. Heyecan, eğlence, ama daha önemlisi &#8220;dahil olma&#8221;, insiyatif alma, etkili olma hissi hep oradaydı.</p>
<p>Facebook gibi sosyalleşme sitelerinin sadece gençlere ulaşmakta işe yarayacağı yargısı, bu tip sitelerin çok &#8220;uçuk&#8221;, &#8220;kısa vadeli&#8221; etki bırakacağı tahminleri yerle bir oldu. İnternet, cep telefonu gibi sayısal iletişimin son derece yaygın olduğu gelişmiş ülkelerde pek çok haberi geleneksel medyadan önce cep telefonundan kısa mesajla ya da web&#8217;den duyurmanın daha çok heyecan yarattığı görüldü. Mesela Başkan Yardımcısı adayının Joe Biden olacağı ilk olarak kısa mesajla duyuruldu, işte bu nedenle insanlar cepten de Obama kampanyasının takibini sürdürdüler. Neleri nasıl yaptığı ile ilgili daha fazla örnek isteyenler, <a title="Bildirgeç'te Obama'nın kullandığı araçlarla ilgili kısa bir liste" href="http://www.bildirgec.org/yazi/obama-ya-web-de-basari" target="_blank">Bildirgeç</a>&#8216;ten linklere ulaşabilir.</p>
<p>Lafın kısası İnternet araçları, o apolitik, siyasete uzak insanlara konuyu &#8220;sahiplenme&#8221;, &#8220;mülk edinme&#8221; hissi verdi. Böyle bir dönemdeyken Türk siyasetçisinin, siyasetinin, seçim kampanyası yürütenlerin İnternet&#8217;i bu kadar göz ardı etmesi ne kadar büyük risk taşıyor! Bugün yarın ilçenizde bir bakmışsınız biri sizden ilçe belediye başkanlığını kapmış! </p>
<p>ABD ile aramızda pek çok fark olsa da orada geçerli olanların çoğu burada da geçerli olacak. Genci yaşlısı, darbeler, kısır koalisyonlar sonrası siyasetten elini eteğini çekenler değişimin ancak kendileri insiyatif aldıklarında geleceğini anladıklarında, kendileriyle bu yolculuğa çıkmaya hazır bir aday bulduklarında belki de bizde de değişim başlayacak&#8230;</p>
<div align="center">
<div style="width:470px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/obama-ads-l.jpg"><img alt="EA Sports'un 9 oyununu İnternet üzerinden oynayanlar oyunlardaki reklam panolarında da Obama'dan kaçamadı!" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/obama-ads-l.jpg" title="EA Sports'un 9 oyununu İnternet üzerinden oynayanlar oyunlardaki reklam panolarında da Obama'dan kaçamadı!" /></a>
<p>EA Sports&#8217;un 9 oyununu İnternet üzerinden oynayanlar oyunlardaki reklam panolarında da Obama&#8217;dan kaçamadı!</p>
</div>
</div>
<p>Bu arada Obama sadece İnternet ile buralara geldi diyorum sanılmasın, topladığı mikro bağışlarla 30 milyon doları aşan bütçeye ulaşıp her yerde kendini hatırlattı. Sadece karşılıklı etkileşimi mümkün kılan web sitelerinde yüzünü göstermedi, geleneksel, pasif tüketilen medyada da yer aldı. Hatta bu sayfada gördüğünüz gibi EA Sports&#8217;un NBA oyunundan araba yarışına, buz hokeyinden beyzbola <a title="MSNBC'nin Obama kampanyası oyunlarda haberi" href="http://www.msnbc.msn.com/id/27184857/" target="_blank">dokuz bilgisayar oyununu İnternet&#8217;ten oynayanların gördüğü oyun içi reklam panolarında bile yer aldı</a>!</p>
<p>Tarihe düşülecek bir not da Web 2.0&#8242;nin ilk büyük sonucu oldu. ABD&#8217;de 2000&#8242;lerin başında &#8220;patlayan&#8221; <em>.com balonu</em>ndan sonra tekrar Web 2.0 girişimleri ümit verir olmuş, &#8220;yeni büyük şey&#8221; olarak görülmeye başlanmıştı. Konuyla yakından ilgili okurları tahrik edercesine iddia edebilirim ki bugüne bugün elimizde uzun vadede sağlıklı bir iş modeliyle karlı şekilde ayakta kalacağından emin olduğumuz bir Web 2.0 şirketi örneği göremedik. Ama bence bu normal, Web 2.0 aslında insanların tercihlerinin nasıl değiştiğini, ne yöne gittiğini gösteren bir dönemin adı oldu. Ve belki yıllar sonra Web 2.0 dediğimizde aklımıza gelen en büyük başarı(!) Obama&#8217;nın kampanyası olacak. Çok iyimser olmak mümkün mü bilmiyorum ama belki de &#8220;katılımcı web dünyadaki değişimin tohumunu 2008&#8242;de attı&#8221; diyeceğiz&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2009%2Fyerel-secimlerimiz-yaklasirken-evet-yapabiliriz-slogani-ile-apolitiklerin-kanina-internetten-giren-obama-degisen-secmen-ve-musteri-tercihleri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/yerel-secimlerimiz-yaklasirken-evet-yapabiliriz-slogani-ile-apolitiklerin-kanina-internetten-giren-obama-degisen-secmen-ve-musteri-tercihleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yoksulluk Engellenebilir, Hem de Kolayca! Enflasyon ve Yoksulluk</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/yoksulluk-engellenebilir-hem-de-kolayca-enflasyon-ve-yoksulluk/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/yoksulluk-engellenebilir-hem-de-kolayca-enflasyon-ve-yoksulluk/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2008 20:17:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[dünya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[popülizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=319</guid>
		<description><![CDATA[Bugün Blog Hareket Günü, dünyada binlerce blog yazarı gibi bugün biz de burada insanlık ayıbı olan "Yoksulluk" gerçeğine eğiliyoruz. Yoksulluk ve enflasyonun nasıl yoksulluk yarattığı benim seçtiğim konu. "Biraz enflasyondan bir şey olmaz" yaklaşımı ülke olarak zenginleşmemizi geciktiriyor!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen yıl olduğu gibi yine bugün 15 Ekim&#8217;de on binden fazla web güncesi &#8220;<a href="http://blogactionday.org/tr" target="_blank">Blog Action Day</a>&#8220;in parçası olarak insanlığı ilgilendiren bir konu üzerine yazıyor. 2007&#8242;de doğa ve çevreyi koruma konusunda daha geniş bir bilinç uyandırmaya çalışılmış ve başarılı olunmuştu. Bu yılın konusu ise bir başka insanlık ayıbı; yoksulluk!</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Geçen yıl çevre üzerine yazdığım yazımda ben de olabildiğine farklı öneri, yöntemleri paylaşmaya çalışmıştım, bu sene de fakirlik, açlık, gelir eşitsizliği üzerine şaşırtıcı bilgiler edinebileceğiniz yazılar gerek Blog Hareket Günü web sitesinde, gerekse de Türk ve yabancı bloglarda bulunuyor, örneğin yoksulluğun yeryüzünden aslında kısa sürede silinebileceği, bunun için aslında ne kadar az kaynak gerektiği gibi&#8230;</p>
<p>Ben ise bu sefer yoksulluğun derinleşmesine neden olan faktörlerden biri olan enflasyon olgusuna değinmek aradaki ilişkiye dikkat çekmeyi tercih ettim. Enflasyon, ya da fiyat enflasyonu, belli bir zaman diliminde mal ve hizmetlerin ortalama fiyat seviyelerindeki yükselmeyi tanımlamak için kullandığımız bir terim. İktisat biliminde çok farklı yaklaşımlarla ele alınan, nasıl düşürüleceği tartışılan enflasyon eninde sonunda satın alma gücünü yıpratan, elimizdeki kağıtların daha az mala karşılık gelmesine neden olan bir olgu.</p>
<div align="center"><a href="http://blogactionday.org/tr" target="_blank"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/blogact08logo.jpg" alt="Blog Hareket Günü 2008: Yoksulluk!" /></a></div>
<p>Yabancı dostlara, misafirlere hatta iş bağlantılarına, eğer Türkiye&#8217;nin çok farklı bir ülke olduğunu anlatmak gerekiyorsa, konu iktisat olmasa bile Türk&#8217;ün enflasyonla ilişkisini anlatmadan geçemem, çünkü bu beni hep etkilemiştir! Bir çeyrek yüzyıldan uzun süre çift haneli enflasyonla yaşamak, dünyadaki örneklerin aksine fiyat artış oranı yıllık %100&#8242;lere ulaşsa da &#8220;hiper enflasyon&#8221; felaketi yaşanmayan, bakkala çanta dolusu para ile gitmek zorunda kalınmayan bir ülkede yaşamış olmak bence özel bir tecrübedir! Fiyatların artış hızının kontrol altına alın(a)mayışının halkça kanıksanması da ayrıca trajikomiktir&#8230;</p>
<p>İşte bu nedenle enflasyon bizi korkutmaz, ama %1000, evet yazıyla yüzde bin, seviyelerini gören Almanya dahil pek çok ülke enflasyondan öcü gibi korkar, önlem üstüne önlem alır. Halbuki az da olsa  enflasyonun hoş görülecek tarafı yoktur, %6-7 enflasyon bile kabul edilemez&#8230;</p>
<li>Çünkü enflasyon ortalama fiyat değişimidir, fiyatları değişmeyen, hatta yaşam evresinde ilerlemiş ve artık fiyatları azalan ürünlerin etkisiyle düşük görülür, ama yoksullar bu ürün ve hizmetlerden önce gıda gibi temel ihtiyaçların fiyatlarından etkilenirler. Gıda fiyatlarında ilk şoku yaşadığımız bu yıl, gelecekte de ne gibi sıkıntılar yaşayacağımızın göstergesidir.</li>
<p></p>
<li>Çünkü enflasyon oranı o ülkede el değiştiren tüm ürünleri dikkate alarak elde edilen bir ortalamadır. Orta ve üst gelir grubundakiler daha fazla harcama ve tüketim yaptıklarından enflasyon oranı da bu grupların tükettikleri ürün ve hizmetlerin fiyatlarına yaklaşır ve dar gelirlinin enflasyonu konusunda yanlış bilgi verir.</li>
<p></p>
<li>Çünkü yoksullar ellerine geçen paranın ya tümünü harcamak zorunda kalır, veya orta ve üst gelir grubundakilere oranla çok az bir miktarı tasarruf edebilir. Tasarruf gücü düşük olduğundan tasarruflarıyla ev, üretim aracı, teçhizat, motorlu araç, sermaye ya da para piyasası varlıkları edinemez. Tasarruf edip para biriktirebilenler ise biriktirdikleri parayla elde ettikleri varlıklardan kar payı, faiz ya da rant gibi gelirler sağlayarak yoksullar ile aralarındaki farkı giderek açarlar.</li>
<p></p>
<li>Enflasyon yüksek kaldıkça ülke parasına güven kalmaz, insanlar parayı saklamak istemez, bir an önce parayı harcayarak karşılığında kıymetini koruyabilen ya da onlara geçici bir süre de olsa fayda sağlayacak mal ve hizmetler edinmek isterler. Bu durum psikolojik olarak da güvensizlik, gelecekle ilgili çekimserlik ve karamsarlık yaratır.</li>
<p></p>
<li>Parasına saygısı azalan, parayı elinde tutmak istemeyenleri tasarrufa yönlendirmek daha zordur. Bu nedenle ancak yüksek faizler karşılığında paralarını tüketim yerine tasarrufa yönlendirirler.</li>
<p></p>
<li>Benzer şekilde yüksek enflasyon, yarattığı güven bunalımı, artan risk algılaması nedeniyle yine faizlerin artmasına neden olur.</li>
<p></p>
<li>Enflasyon arttıkça yükselen faizler tasarruf edemeyenlerin tasarruf edenlere göre refah seviyesini düşürür, yoksullar göreceli olarak daha da yoksullaşır.</li>
<p></p>
<p>Daha da fazla örnek ve açıklama ile enflasyonun yoksullukla ilişkisini görebiliriz, bir oturuşta bunları yazmayı yeterli görüyorum. Bu olguyu kabullendiğimizde ülke olarak onlarca yıldır neden zenginleşemediğimizle ilgili önemli bir ipucu edinmiş oluruz.</p>
<p>Son yıllarda enflasyonla mücadelede ciddi kazanımlar edindik, ama karşıt sesler gittikçe yükseliyor. &#8220;Biraz enflasyondan bir şey olmaz&#8221;, &#8220;Merkez Bankası enfasyonla mücadele etmektense döviz kuruyla uğraşsın&#8221; gibi yaklaşımlar sonumuzu getirebilecek aymazlıklardır. Bu istekler dile getiriliyor çünkü belli seviyelerde tutulan enflasyon devletlere ve sermaye birikimi sağlamış ekonomik birimlere avantaj sağlıyor. Bunun da nedenlerini gerekirse yorumlarla tartışırız.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin enflasyonu yenmesi gerekiyor! Enflasyonu düşürmek, azaltmak, yavaşlatmak daha çok insanın yoksulluk zincirinden kurtulması demek. Geçmiş örneklere, hatta bugünlerde olanlara bakıp örnek almalıyız. Bir ülke ekonomisinin büyümesi yoksulluğu bitirmez, aksine, enflasyon yüksek ise, yoksulluk ülke büyüse de artabilir!</p>
<p>Siyasetçilerimiz, idarecilerimiz, uzun vadeli düşünebilen akılcı sermaye sahipleri, Arjantin ve yoksulluğu bir türlü yenemeyen pek çok ülkede baş gösteren huzursuzluğu yaşamak istemiyorsa bu gerçeği kabullenmeli.</p>
<p>Arjantin son dönemde yıllık ortalama %8 büyüdü, ama yoksulluk seviyesinde ilk yıllardaki düzelme (ki bu da baz etkisi nedeniyle kriz sonrası düzeltmedir denebilir) yok oldu ve şu anda yoksulluk artıyor, hem de ülke hızlı büyürken&#8230;</p>
<p>Kuzey yarımkürede en yüksek enflasyon yaşayan birkaç ülkeden biriyiz. Hepimizin enflasyon ile mücadeleyi desteklemesi, kısa vadeli, popülist uygulamarı destek vermemesi gerekiyor&#8230;</p>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li> <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2008/enflasyon-mikrobuna-alisan-bunyemiz-ve-enflasyondan-ocu-gibi-korkan-cin/">Enflasyon Mikrobuna Alışan Bünyemiz ve Enflasyondan Öcü Gibi Korkan Çin! Çünkü Fakirden Zengine Refah Transferi Enflasyonla Oluyor</a></li>
<li> <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/dogal-kaynaklarimizi-tuketiyoruz-ilk-tehlike-suda-lutfen-tasarruf-edin/">Doğal Kaynaklarımızı Tüketiyoruz, İlk Tehlike Suda, Lütfen Tasarruf Edin</a></li>
</ul>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2008%2Fyoksulluk-engellenebilir-hem-de-kolayca-enflasyon-ve-yoksulluk%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/yoksulluk-engellenebilir-hem-de-kolayca-enflasyon-ve-yoksulluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Daha Çok İçerik Sosyalleşme Sitelerine Kayarken Kan Kaybeden Blog ve Kişisel Siteler</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/kisisel-site-ve-bloglar-sosyallesme-sitelerine-nereye-kadar-icerik-kaybeder/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/kisisel-site-ve-bloglar-sosyallesme-sitelerine-nereye-kadar-icerik-kaybeder/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 May 2008 19:25:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=197</guid>
		<description><![CDATA[Web'in gelişiminde bloglardan önce önemli rol oynayan kişisel sitelerin çoğu 'blog'a dönüşmeye başlamıştı. Şimdiyse blog yazmak için verilen özen ve zaman bile zorlayıcı geldiğinden Facebook, Twitter gibi sosyalleşme platformlarında 2-3 cümle ile kendimizi anlık şekilde ifade etmeyi tercih eder olduk. Flickr'da fotoğraflarımızı, YouTube'da videolarımızı yayınlamaya alıştık, web sitemize, blogumuza içerik bırakmadık. Peki kişisel markamızı bölmek için bir "doğru oran" var mı?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Jeffrey <a title="Jeffrey'nin kişisel sitesi" href="http://www.zeldman.com" target="_blank">Zeldman</a>&#8216;ın önceki hafta yazdığı <a href="http://www.zeldman.com/2008/04/27/content-outsourcing-and-the-disappearing-personal-site/" target="_blank">yazısı</a>yla web, medya ve kişisel yayıncılık üzerine bazılarımızın farkında olduğu bir trend geniş alanda tartışılır oldu. Web yayıncılığının tarihsel gelişiminde güncelerden (blog) önce önemli rol oynayan kişisel web sitelerinin çoğu önce &#8216;blog&#8217;a dönüşmeye başladı. Şimdi ise blog yazmanın gerektirdiği özen ve zaman bile zorlayıcı olduğundan Facebook, Twitter gibi sosyalleşme sitelerinde 2-3 cümle, hatta kelime ile kendimizi anlık şekilde ifade etmeyi tercih eder olduk. Tabii ki Flickr&#8217;da fotoğraflarımızı çoğaltıyor, YouTube ya da Türk video paylaşım sitelerinde video yüklemeye de devam ediyoruz.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Tüm bunlar, kişisel sitelerde daha az içerik yer alması, hem de bunların daha ender güncellenmesi nedeniyle kişisel siteleri zayıflatıyor. Örneğin benim özelimde, fark edebileceğiniz üzere, cihansalim.net alan adı ve &#8220;orada&#8221; yayınladığım web sitemin blog dışındaki bölümleri artık güncellenmiyor.</p>
<p>Bu gibi yüz binlerce kişisel web sitesi ve hatta özelleştirilebilen blog hizmetlerinde yaratılan geniş &#8220;kişisel alanlar&#8221;, Web 2.0 uygulamaları olarak da grupladığımız sosyalleşme sitelerinin yükselişiyle son bir yılda önem kaybetmeye başladı.</p>
<p>Örneğin Facebook&#8217;da kişisel not oluşturabiliyor, istediğiniz metni yazabiliyor, web sitesine link oluşturup yorum yapabiliyorsunuz. Ötesinde fotoğraf, video paylaşıyorsunuz. Twitter&#8217;da şu anda ne yaptığınızı bir cümleyle yazıyorsunuz ve yüzlerce insan bunu web&#8217;den, cepten takip edebiliyor, tabii aynı şeyi Türkler asıl Facebook&#8217;da yapıyor. Radyo/müzik sitelerinde profil yaratıyor, çalma listesi oluşturuyoruz, ama bununla yetinmeyip hangi müzik türü ve müzisyenleri sevdiğimizi, farklı çalma listelerimizi, fotoğrafımızla beraber diğer kullanıcılarla paylaşıyoruz.</p>
<p>Örneklerin sonu yok, Flickr ve diğer fotoğraf sitelerinde fotoğraf; del.icio.us, digg, oyyla, linkibol gibi sitelerde hoşumuza giden web adreslerini paylaşıyoruz. Alışılageldik kariyer.net, yenibiris.com tarzı kariyer sitelerinin ötesinde LinkedIn, cember.net gibi sitelerde özgeçmiş oluşturmanın ötesine geçip iş çevremizi eski, yeni arkadaşlarla geliştiriyoruz. Hatta Sabancı Holding bu yıl deneme amaçlı olarak bazı açık pozisyonlar için <a title="Ekonomist dergisinin haberi" href="http://www.superpoligon.com/haber/2220" target="_blank">LinkedIn&#8217;den yararlanacak</a>.</p>
<p style="text-align: center;"><img style="vertical-align: middle;" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/sosyalprofiller.png" alt="" width="270" height="231" /></p>
<p>Kritik nokta, ürettiğimiz ya da üretmediğimiz bilgilerden bizimle ilgili olanlardan ne kadarını kendi web&#8217;imizde, ne kadarını Web 2.0 ve sosyalleşme sitelerinde tutmak istediğimiz konusunda kararı düşünerek vermemiz gerektiği. İnternet&#8217;teki varlığımız, izleyiciye sunmak istediğimiz &#8220;&#8216;ben&#8217; markamız&#8221; ne kadar bölünmüş olmalı?</p>
<p>Artan sayıda insan, kişisel web sitesini neredeyse web sayfasına indirgeyip oradan Twitter, Facebook&#8217;daki profillerine &#8220;ben ne yapıyorum&#8221; diyerek, Flickr&#8217;daki profillerine &#8220;albümüm&#8221;, LinkedIn&#8217;deki profillerine &#8220;özgeçmişim/portföyüm&#8221; şeklinde bağlantı vererek tamamıyla &#8220;outsource&#8221; edilmiş, dış kaynak kullanılmış kişisel sitelerle yetiniyorlar. Birkaç ay önce rastladığım iki Türkçe adresi hatırlamadığımdan katı şekilde bu yöntemi kullanan örnek olarak yabancı bir site vereceğim, tasarımı da dikkate değer olan <a href="http://www.jodyferry.com/" target="_blank">Jod Ferry&#8217;nin sitesi</a>.</p>
<p>Bu şekilde içeriğimizi söz konusu sitelerde tutarsak sitemizin ziyaretçileri doğal olarak azalıyor, ama bu her şartta &#8220;olumsuz&#8221; bir şey değil, çünkü bu popüler siteler sayesinde normalde bizi bulamayacak olan insanlar bize ulaşıyor. Ama ya sitemize ulaşanları bu sitelere yönlendirmek ne anlama geliyor? Konu çok geniş, çok detaylı, farklı boyutlara sahip&#8230;</p>
<p>Mesela harika Web 2.0 sitelerinin sunduğu kolaylık ve özellikleri sitemizde sunmamız zor ve &#8220;zaman&#8221; olarak maliyeti yüksek, ayrıca o siteleri kullanan toplulukla belli alanlarda benzerlik, belli alanlarda farklılık göstererek toplumdaki yerimizi de belli etmemizi ya da etmemezi sağlıyor, kişisel bir sitede ise bu lüksümüz yok. Ayrıca çektiğimiz fotoğrafları takip etmeye sevenlere zorla sitemizdeki yazıları okutmuş olmuyoruz, isteyen sadece ilgili sitedeki profilimizi, yaptıklarımızı takip ediyor.</p>
<p>Şu anda oldukça rağbet gören bu sosyalleşme, topluluk, paylaşım sitelerinin orta vadede neye dönüşecekleri trendin nereye kayacağını önemli oranda belirleyecek. Çok fazla site, çok fazla profil, çok rekabet olan bir ortam ile daha az profil ve daha az rakip olan bir ortam bizim kullanım tercihlerimizi de çok etkileyecek.</p>
<p>Ama bugün şu kesin ki, gerek kısa sürede, az çaba göstererek bir şeyler oluşturmanın verdiği keyif ve kolaylık hissi; hem de ev dışında aidiyet hisleri oluşturamadığı için sosyal bir topluluk ile aidiyet hissedenlerin sayısındaki düşündürücü artış kişisel web adreslerine ilgiyi ciddi şekilde düşürüyor.</p>
<p>Bunları Türk medyası, Türk Web 2.0 uygulamaları açısından da sizlerle önümüzdeki dönemde tartışalım. Ama tartışırken de yazı boyunca ele aldıklarımızın da aslında yeni web ve iş modellerinin temellerini attığını gözden kaçırmayın. Bir yandan da kişisel üretiminizi nasıl yönetmek istediğinizi düşünmek için fırsat yaratın&#8230;</p>
<p><strong>Güncelleme, 19/5/2008</strong> &#8211; Geçen hafta, yani yazımdan bir hafta sonra, Google <a title="Google Friend Connect"  href="http://www.google.com/friendconnect" target="_blank">Friend Connect</a> platformunu <a title="Google'ın İngilizce Basın Açıklaması" href="http://www.google.com/intl/en/press/annc/20080512_friend_connect.html" target="_blank">duyurdu</a>. MySpace&#8217;in <a title="TechCrunch'ın haberi" href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;ct=res&amp;cd=1&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.techcrunch.com%2F2008%2F05%2F08%2Fmyspace-embraces-data-portability-partners-with-yahoo-ebay-and-twitter%2F&amp;ei=xq8xSMT8B5meQtz0nP0C&amp;usg=AFQjCNEtHbXxX5zh-ViFflryaVJAeB1log&amp;sig2=V9f1128gMNJzLu7SVwwfzA" target="_blank">Data Availability</a> ve Facebook&#8217;un <a title="Facebook'un açıklaması" href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;ct=res&amp;cd=1&amp;url=http%3A%2F%2Fdevelopers.facebook.com%2Fnews.php%3Fblog%3D1%26story%3D108&amp;ei=LLAxSKWtKKKEwAHx55mjDg&amp;usg=AFQjCNFR50nXQ3yi2_gcZbTUIq0wq1Uq8g&amp;sig2=p1d-_olXbSA2vKFjEMydBA" target="_blank">Connect</a> girişimlerinden daha büyük etki yaratması beklenen Google Friend Connect, yazıda &#8220;sosyalleşme&#8221; imkanı sunamayan &#8220;yalnız kalmış&#8221; kişisel web siteleri ve bloglara sayfa içinde sosyalleşme araçları sunma imkanı sağlayacak. Web sitesi veya blog sahibi alacağı kod sayesinde programlama bilgisi olmadan ve uğraşmadan sitesini istediği miktarda sosyalleşme ortamına çevirebilecek.</p>
<p>Şu anda Facebook, Orkut, Hi5 gibi sosyal ağlardaki kimlik bilgilerinizle, Friend Connect&#8217;ten faydalanan web sitesi ve bloglarda oturum açabilecek, bu platformlardaki hangi arkadaşlarınızın bu blogu okuduğunu görebilecek, mesajlaşabilecek, duvar yazıları yazabileceksiniz. Google&#8217;ın tarafsız ve rakip sitelerden ne oranda destek alacağı Friend Connect&#8217;in bu yeni oyun alanını ne kadar domine edeceğini belirleyecek. Ama eğer bir ya da iki büyük &#8220;Friend Connect&#8221; çıkar ve çok sayıda blog ve web sitesi bu platforma katılırsa bu yazı boyunca ele aldığımız &#8220;kişisel web sitelerinin geleceği&#8221; çok farklı yönlere kayabilir.</p>
<p>Hatta kurumsal, pazarlama, kampanya, satış siteleri de farklı oranlarda bu imkanları sağlayarak farklı bir web tecrübesi yaşamamıza katkıda bulunabilir. Kayda değer gelişmeler oldukça yorumlamaya ve tartışmaya devam edeceğiz.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2008%2Fkisisel-site-ve-bloglar-sosyallesme-sitelerine-nereye-kadar-icerik-kaybeder%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/kisisel-site-ve-bloglar-sosyallesme-sitelerine-nereye-kadar-icerik-kaybeder/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2008 Blog Ödülleri ve &#8216;gündem&#8217; kategorisinde desteğiniz</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/2008-blog-odulleri/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/2008-blog-odulleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Apr 2008 22:01:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=189</guid>
		<description><![CDATA[Türk bloglarına yönelik ve bloglar arasındaki çalışmalar geçtiğimiz yıl hızlandıktan sonra son dönemde ivme kaybetmeye başlamıştı. Ama geçen yıl ve öncesinde temeli atılan başlıca hizmet ve girişimlerin de hala hayatta olması güzel.

Son zamanların heyecan verici bir gelişmesi ise 2008 Blog Ödülleri oldu. Microsoft Türkiye, MediaCat gibi destekçi ve sponsorları olan girişim ilk yılında on kategori [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk bloglarına yönelik ve bloglar arasındaki çalışmalar geçtiğimiz yıl hızlandıktan sonra son dönemde ivme kaybetmeye başlamıştı. Ama geçen yıl ve öncesinde temeli atılan başlıca hizmet ve girişimlerin de hala hayatta olması güzel.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Son zamanların heyecan verici bir gelişmesi ise <a href="http://2008.blogodulleri.com" target="_blank">2008 Blog Ödülleri</a> oldu. <a href="http://www.microsoft.com.tr/" target="_blank">Microsoft Türkiye</a>, <a href="http://www.mediacatonline.com" target="_blank">MediaCat</a> gibi destekçi ve sponsorları olan girişim ilk yılında on kategori altında &#8220;yılın blogu&#8221; ödülü verecek. Çeşitli dizinlere ve blog paylaşım platformlarına kayıtlı bloglardan bazılarının aday gösterildiği yarışma tabii ki çok daha fazla blogu kapsayabilirdi ama bu da oylamayı zorlaştırabilirdi. Blog Ödülleri&#8217;nin ilk yıl için iyi bir başlangıç yaptığı ve blog kültürünün yayılması, saygı görmesine de katkıda bulunacağı kanaatindeyim.<a href="http://2008.blogodulleri.com" target="_blank"><img class="alignright" style="float: right;" src="http://2008.blogodulleri.com/gorseller/BlogOdulleriHeaderText.jpg" alt="" width="343" height="37" /></a></p>
<p>Öte yandan blog okurları için de yeni ve başarılı, ilgi çekici bloglar keşfetmeleri için iyi bir liste oluşmuş oldu. Bu nedenle siteyi ziyaret etmenizi öneririm.</p>
<p>Bu arada 15 gündür yaşadığım sorunlar sonrası hala eski haline döndürmeye çalıştığım okumakta olduğunuz güncem de aday gösterildi. Aday gösterenlere teşekkür ediyorum.</p>
<p>Eğer isterseniz, başarılı bulduğunuz diğer bloglarla beraber <a title="Blog'uma oy vermek için tıklayabilirsiniz" href="http://2008.blogodulleri.com/Oylama.aspx?BID=464" target="_self">Günce&#8230; Blog&#8230; yazılarım için de buraya tıklayarak oy verebilirsiniz</a>. Oyların geçerli olması için e-posta adresinizle siteden bir şifre almanız gerekiyor.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2008%2F2008-blog-odulleri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/2008-blog-odulleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güncem Temizlendi ve Yeniden Ayakta&#8230;</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/guncem-temizlendi-ve-yeniden-ayakta/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/guncem-temizlendi-ve-yeniden-ayakta/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Apr 2008 08:05:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=181</guid>
		<description><![CDATA[Blog sayfalarımda birkaç gündür sürmekte olan sorunlardan kurtulduk. Konuyla ilgili açıklama ve yorumlarım...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Haftanın ikinci yarısında Günce&#8230; Blog&#8230; sayfalarım ve cihansalim.net/galeri adresindeki fotoğraf galerim hatalı görüntülenmeye başlandı. İş yoğunluğu ama özellikle de hala devam eden rahatsızlığım nedeniyle konuyla ilgilenemedim. Ancak dün olayı incelemeye aldığımda kullandığım içerik yaratma ve yönetim araçlarındaki bir açıktan yararlanarak sayfalarımın kodlarına müdahele edilmiş olabileceğini fark ettim.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Nitekim Google arama sonuçlarında sayfamı gösterirken &#8220;Bu site bilgisayarınıza zarar verebilir&#8221; uyarısı göstermeye başlamış. Hemen gerek blog gerekse de galerimi sıfırladım ve yeniden kurdum. Görebildiğim kadarıyla şu anda sitede bir tehlike yok. Google&#8217;a da bu konuda başvurdum ve bu ibreyi kaldırmalarını rica ettim.</p>
<p>Sürekli okurlarıma sabırları için teşekkür ediyorum. Henüz Günce&#8230; Blog&#8230; sayfalarımın tasarımıyla ilgilenemeyeceğim. 1-2 hafta daha geçici bir tasarımla karşınızda olacağım. Bu dönemde sitede dolaşmak eskisi kadar kolay olmayabilir.</p>
<p>Fırsat bulursam kısa süre içinde yeni bir yazı yazarak normal yayınlarıma döneceğim. Yeni ve kayda değer gelişmeler olursa da bu yazıma bunları ekleyeceğim.</p>
<p>Ayrıca <a href="http://www.cihansalim.net/blog/feed"><img class="alignnone" src="http://www.cihansalim.net/blog/feedicon.gif" alt="" />http://cihansalim.net/blog/feed</a> adresinden ulaşabileceğiniz RSS beslemelerimin de tekrar yayına döndüğünü hatırlatmak isterim.</p>
<p>İlgi ve desteğinize sonsuz teşekkürler.</p>
<p><strong>Güncelleme</strong> &#8211; 22/04/2008: Sitem artık tamamen sorunsuz, cihansalim.net/galeri yayından kalktı, geri dönüp dönmeyeceğine ilerde karar vereceğim. Google ve benzer değerlendirme siteleri de cihansalim.net&#8217;in sorunsuz olduğu şeklinde raporlarını e-postama ilettiler. Anlayış ve sabrınız için tekrar teşekkürler.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2008%2Fguncem-temizlendi-ve-yeniden-ayakta%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/guncem-temizlendi-ve-yeniden-ayakta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alemdar&#8217;ın İndirimTV tecrübesi, Bloglar ve Ağızdan Ağıza Pazarlamanın Artan Gücü&#8230;</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/alemdar-in-indirimtv-tecrubesi-bloglar-ve-agizdan-agiza-pazarlamanin-artan-gucu/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/alemdar-in-indirimtv-tecrubesi-bloglar-ve-agizdan-agiza-pazarlamanin-artan-gucu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Feb 2008 12:52:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2008/163/</guid>
		<description><![CDATA[Hafta içinde Mert Alemdar&#8217;ın attığı e-posta ile başından geçen bir alışveriş macerasından geç de olsa haberim oldu. Türk blog küresine &#8220;Mert Alemdar ve İndirimTV.com olayı&#8221; olarak kayıt düşülebilecek olay, Alemdar&#8217;ın indirimtv.com adresinden aldığı cep telefonunun paralel ithalatla getirtilmiş, garantisiz olması ve alışveriş sürecinde yaşananları Alemdar&#8217;ın kişisel web güncesine taşıması olarak özetlenebilir. Sonunda ilgili e-ticaret sitesinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hafta içinde Mert Alemdar&#8217;ın attığı e-posta ile başından geçen bir alışveriş macerasından geç de olsa haberim oldu. Türk blog küresine &#8220;Mert Alemdar ve İndirimTV.com olayı&#8221; olarak kayıt düşülebilecek olay, Alemdar&#8217;ın indirimtv.com adresinden aldığı cep telefonunun paralel ithalatla getirtilmiş, garantisiz olması ve alışveriş sürecinde yaşananları <a href="http://www.hosmuhabbet.com/indirimtv-diye-birsey-var-ama/" title="Mert Alemdar ve indirimtv.com" target="_blank">Alemdar&#8217;ın kişisel web güncesine taşıması</a> olarak özetlenebilir. Sonunda ilgili e-ticaret sitesinin sorumluları da yazılardan haberdar olarak hızla cevap verip gönderdikleri telefonu değiştirmişler.</p>
<p><center><!--adsense--></center>Bu olay farklı alanlarda tartışılabilecek öğeler içeren bir örnek. &#8220;Medyanın gücü&#8221; açısından konuya bakarak başlayalım. Özellikle son 2-3 yılda medya tüketiminde ciddi değişiklikler görüyoruz, İnternet&#8217;in payı giderek artıyor, basın ve görsel medya gücünü kaybetmiyor ama çok daha <em>dağıtık</em> bir bilgi, haber üretimiyle karşı karşıyayız. Hele Google gibi arama motorları, sayısı sürekli artan blogları basın organlarının web sitelerinden daha önce listeledikçe ve bizlere önerdikçe, blogların <em>rastlantılsal okur</em> sayısı yükseliyor.</p>
<p>Mevcut duruma baktığımızda, halkla ilişkilerini sağlıklı tutmak isteyen kurumlar, reklamverenler ve vermeyenler, web güncelerini ve sosyal topluluk sitelerini de takip etmek zorunda kalıyorlar. Öte yandan çok seslilikle beraber belki medyanın da gücü bölünüyor. İnternet sitesini sadece yüz bin kişinin ziyaret ettiği bir gazeteyi, ya da sadece 3-5 bin okuru olan bir blogu &#8220;etkin güç&#8221; olarak kabul etmek zorlaşıyor.</p>
<p>İşte bu kritik bir nokta. Çünkü hangi haberin ve kaynağın etkin bir güce dönüşeceğini günümüzde kestirmek çok zor. Bu noktada bir diğer alana yavaşça geçmeye başlayayım: Pazarlama, &#8220;kulaktan kulağa&#8221; aktarım, ağızdan ağıza pazarlama İnternet ile beraber çok daha hızlı oluyor.</p>
<p>Mert&#8217;in okurlarına ek olarak özellikle de <a href="http://blogyazarlari.ning.com/" target="_blank">Türk Blog Yazarları platformu</a> sayesinde ulaştığı biz diğer yazarların da konudan bahsetmesi ve yazıya bağlantı vermesi ile etkin bir &#8220;kulaktan kulağa&#8221; yayılma oldu. Ve bu aralar <a href="http://www.google.com.tr/search?hl=tr&amp;q=indirimtv.com&amp;btnG=Ara&amp;meta=" target="_blank">Google&#8217;da indirimtv.com araması</a> yaparsanız, sitenin kendisinden sonra çıkan ilk sonuç Mert&#8217;in indirimtv.com ile yaşadıklarını anlattığı ve tecrübesiz kullanıcıları indirimtv.com&#8217;dan uzaklaştırabilecek yazısı. Çünkü Google algoritması verdiğimiz bağlantılara, &#8220;ağızdan ağıza&#8221; yapmamıza önem veriyor ve hatta sıralamada yükselterek ağızdan ağızanın etkisini arttırıyor.</p>
<p>Bu noktada site sorumluları da doğru davranarak görmezlikten gelmeyip hemen o sayfalara yorum ve yanıt eklemiş, çözüm sağlamışlar. Böylesi virütik, salgın pazarlamanın önemi hakkında o kadar çok yazı var ki, söylenecek farklı şey pek kalmadı. Ama bu hafta okumakta olduğum bir iş idaresi kitabının ilgili bir bölümünde olduğumdan konu zihnimde çok taze. Pazarlamasını ve halkla ilişkilerini güçlü tutmak isteyenler için ağızdan ağızanın etkisini nasıl kullanacaklarına dair bir diğer açılım da stratejik fiyatlandırmada yapılmalı. Stratejik ve ilk fiyat belirlenirken günümüz dünyasında &#8220;en başta yüksek tutalım, sonra düşürürüz&#8221; demek zorlaşıyor. Eğer size bir avantaj sağlayan patent ya da taklit edilemez üretim süreciniz yoksa ilk fiyatı yüksek tutmak her zaman sağlıklı sonuç vermiyor, çünkü müşteriye iyi bir fiyat sunarak daha en baştan bir kulaktan kulağa etkisi yaratabilirsiniz. Son dönemde ülkemizde ilk mağazalarını açan bazı uluslararası teknoloji marketleri de ilk açılışlarında düşük fiyatlarla tüketicilerin gözünde &#8220;ucuz&#8221; olduklarına dair bir algılama bıraktılar, ama bugünlerde fiyatların her yerde yakın olduğu algısı yavaşça geri dönüyor.</p>
<p>Tekrar medya boyutuna dönelim. Günce yazarları dünyada saygı görmeye, konferanslarda bir gazete muhabiriyle aynı şekilde karşılanmaya başlandılar. Türk yazarlar da, fazlasıyla yavaş da olsa, ülkemizde etkinliklerini arttırmaya başlıyorlar. Mert&#8217;in olayı iyi bir örnek oldu, ama böyle etkiler elde edebilmek için her seferinde bu kadar çok günce birbirine destek vermeyebilir. Önemli olan daha fazla güncenin konularında uzmanlaşması, kaliteli içerik sunması, belli bir <em>sadık okur</em>, takipçi sayısına ulaşması.</p>
<p>Genç yaşlardan beri ülkenin kendi alanında bir numarası olan aylık dergilerde yazmış, çok kısa bir süre olsa da Hürriyet gazetesi adına da etkinliklere katılmış biri olarak kamuoyunu yönlendirme gücünün çok doğru kullanılması gerektiğini düşünmemi gerektirecek olaylar yaşadım. Ayrıca yaklaşık on yılı aşkın süredir kalem oynattığım kişisel web sitelerimin en popüler olduğu dönemlerde kongrelere katıldığım, sitemde tanıtmam için kitap, vb. yayınlar gönderildiği için de uzun süredir <em>etik yayıncılık</em> üzerine düşünürüm.</p>
<p>Bu çekincelerimle baktığımda Mert yazısında olayı nesnel şekilde aktardığı gibi &#8220;çamur at izi kalsın&#8221; gibi bir yaklaşım olmaması için de çaba göstermiş, genellemeler yapmamaya çalışmış. Bu yaklaşım çok önemli, eğer gün gelip çok daha fazla blog geleneksel medyaya yakın bir güce kavuşacaksa ve tüketici olarak tecrübelerini yansıtacaksa nesnel olmaya, okurlarını yanlış yönlendirmeye özen göstermeli. Bunun için mümkünse tek bir olaydan sonra hemen yazmaktansa bu tecrübenin tekrarlanıp tekrarlanmayacağını bizzat ve çevresinden öğrenmeye çalışmalı, karşı taraf ile de temas kurulmaya çabalamalı, süreç hakkında detaylı bilgi verilmeli. Örneğin benim Aralık&#8217;ta yazdığım &#8220;<a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/e-magazalar-tuketici-haklarini-uygulamayip-sucu-tedarikciye-atacaksa-onlara-kargo-sirketi-demek-daha-dogru-ornegin-hepsiburadacom/" rel="bookmark" title="Permanent Link to ">E-Mağazalar tüketici haklarını uygulamayıp suçu tedarikçiye atacaksa onlara “Kargo Şirketi” demek daha doğru, örneğin hepsiburada.com</a>&#8221; yazım hepsiburada.com ile alışverişimlerimde yıllardır yaşadıklarımdan sonra kaleme alınmıştı&#8230;</p>
<p>Lafın kısası Mert&#8217;in yaptığı &#8220;deney&#8221; bence etkili ve iyi oldu, bize de bunları düşünme fırsatı verdi. Geleceği kestiremem ama bugüne baktığımızda kurumlar için artık web günceleri de dikkat edilecek bir alternatif medya kanalı. &#8220;Blogları da takip edin&#8221; önerisi yapmadan önce daha önemli bir öneri belki fark yaratır: En iyisi müşteriye her zaman saygı gösterin ki &#8220;bu müşteri bizi hangi medya kurumuna şikayet etti acaba&#8221; diye aramakla uğraşmayın.</p>
<p>Bu hafta okuduğum bir haberde şirketini Bridgestone&#8217;a satan bir parlak iş adamının sözleri şuydu:</p>
<blockquote><p>&#8220;Yıllardır çalışanlarıma aşıladığım 1. kural, &#8216;Müşteri her zaman haklıdır&#8217;, 2. kural &#8216;Müşterinin haksız olduğu durumlarda 1. kuralı uygulayın&#8217; idi.&#8221;</p></blockquote>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li> <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/e-magazalar-tuketici-haklarini-uygulamayip-sucu-tedarikciye-atacaksa-onlara-kargo-sirketi-demek-daha-dogru-ornegin-hepsiburadacom/" rel="bookmark" title="Permanent Link to ">E-Mağazalar tüketici haklarını uygulamayıp suçu tedarikçiye atacaksa onlara “Kargo Şirketi” demek daha doğru, örneğin hepsiburada.com</a></li>
</ul>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2008%2Falemdar-in-indirimtv-tecrubesi-bloglar-ve-agizdan-agiza-pazarlamanin-artan-gucu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/alemdar-in-indirimtv-tecrubesi-bloglar-ve-agizdan-agiza-pazarlamanin-artan-gucu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>RSS Aboneliği, RSS Nedir, Feed yani Besleme Nasıl Takip Edilir</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/rss-aboneligi-rss-nedir-feed-yani-besleme-nasil-takip-edilir/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/rss-aboneligi-rss-nedir-feed-yani-besleme-nasil-takip-edilir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jan 2008 11:45:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[bilgisayarlar]]></category>
		<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=218</guid>
		<description><![CDATA[RSS nedir, nasıl abone olunur, nasıl kullanılır ve de cihansalim.net/blog için RSS adresleri]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="captionleft" style="border: 0;" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/feed28.png"/><br />
&nbsp;RSS, XML, Feed gibi kavramlara yabancı olanlar için detaylı açıklamalar alt bölümde, bilenler içinse hemen servis:</p>
<ul>
<li>cihansalim.net/blog yazılarını, yorumları olmadan takip etmek için RSS adresi:<br />
<a href="http://www.cihansalim.net/blog/feed" target="_self"><img align="left" style="border: 0;" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/rssikon.gif" alt="" width="14" height="14" /> &nbsp;http://www.cihansalim.net/blog/feed</a></li>
</ul>
<ul>
<li><img style="border: 0;" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/plugins/wp-email/images/email.gif" alt="" align="left" />&nbsp;Yazıları RSS okuyucudan takip etmek yerine <a href="http://www.feedburner.com/fb/a/emailverifySubmit?feedId=1027115&amp;loc=en_US">e-posta abonesi olmak için buraya tıklayın</a>. Açılan pencerede yeni yazıları almak istediğiniz e-posta adresinizi ilk kutuya, orta kısımdaki harfleri de ikinci kutuya yazın. Daha sonra gönderilen doğrulama e-postasını açıp içindeki bağlantıya tıklamanız yeterli olacaktır.</li>
</ul>
<ul>
<li>Sadece yazılara yapılan yorumları takip edip tartışmalardan geri kalmamak için RSS adresi:<br />
<a href="http://www.cihansalim.net/blog/comments/feed" target="_self"><img style="border: 0;" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/rssikon.gif"  align="left"  width="14" height="14"  />&nbsp;http://www.cihansalim.net/blog/comments/feed</a></li>
</ul>
<ul>
<li>Ayrıca isterseniz sadece ilgilendiğiniz bir tek yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz. Bu durumda elinizle o yazının adresinin sonuna <strong>/feed</strong> kelimesini ekleyerek yeni adres oluşturup kullanmalısınız. Örneğin, <em>cihansalim.net/blog/2007/askerlik-uzerine/#comments</em> gibi bir adrestesiniz ve o yazının altındaki yorumları takip etmek istiyorsunuz, bu durumda adresi elinizle şu şekile getirin ve RSS okuyucunuza ekleyin: <em>www.cihansalim.net/blog/2007/askerlik-uzerine<strong>/feed</strong></em></li>
</ul>
<p><strong>RSS Nedir?</strong></p>
<p>Geçen yıl <a title="Selim Yörük'ten RSS'i Anlatalım girişimi" href="http://www.anafikir.com/?p=902" target="_blank">Anafikir.com&#8217;da Selim Yörük&#8217;ün başlattığı</a> ve bazı blogların takip ettiği RSS Nedir yazı furyasına ancak katılma fırsatım oldu, lafın kısası bu yazı dışında da pek çok RSS bilgi kaynağı bulabilirsiniz.</p>
<p>Bugün pek çok web sitesinde özellikle <img style="border: 0;" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/rssikon.gif" alt="" width="14" height="14" /> şekli veya daha az kullanılan <img style="border: 0;" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/rssyazi.gif" alt="" width="36" height="14" />, <img style="border: 0;" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/xmlyazi.gif" alt="" width="36" height="14" /> gibi logo ve görseller, &#8220;RSS Abonesi Ol&#8221; gibi bağlantılarla karşılaşıyoruz. Bu bağlantıları kullanarak &#8220;RSS&#8221; yayınlarından faydalanmak aynı web sayfasına geri dönmeden o sayfadaki güncellemelerden haberdar olmanızı sağlar.</p>
<p>Really Simple Syndication, Rich Site Summary gibi anlamı çok da önemli olmayan İngilizce bir kısaltma olan RSS&#8217;i bir nevi yayıncılık kodlama yöntemi olarak düşünebilirsiniz. İşin teknik tarafı hiç önemli değil, faydası ise RSS destekli web sayfalarında yazılanların Internet Explorer, Firefox gibi tarayıcılar dışında da sorgulanabilmesi, aşağıda anlattığım program ve yöntemlerle haberlerin, yeniliklerin ayağınıza gelmesini sağlaması&#8230;</p>
<p>İngilizce&#8217;de RSS Feed şeklinde adlandırılan bu yayınlar Microsoft Türkiye tarafından &#8220;Özet Akışı&#8221; olarak Internet Explorer&#8217;da, Mozilla çevirmenleri tarafındansa &#8220;Canlı Yer İmi&#8221; olarak Firefox&#8217;da Türkçe olarak kullanılmaktadır. Ben ise şu anda &#8220;RSS beslemesi&#8221; demeyi tercih ediyorum, zamanla bir Türkçe karşılığın oturacağını ümit ederekten&#8230;</p>
<p><strong>RSS&#8217;den Takip Etmenin Avantajı Ne?</strong></p>
<p>Sadece 1-2 sitenin yazılarını RSS özetlerinden takip etmek, o siteleri bizzat ziyaret etmeye göre çok kazanç sağlamayabilir. Ama 3-5 siteyi bile RSS ile takip etseniz, o siteleri sık sık ziyaret etmenize hiç gerek kalmaz, belki tatil nedeniyle 15 gündür yazı yayınlanmayan bir güncenin sürekli kapısını çalmazsınız.</p>
<p>Ayrıca bir haber, yazı çıktığında, RSS okuyucunuz açıksa, anında bu yazıdan haberdar olarak ciddi vakit kazancı sağlarsınız. Özellikle iş dünyasında, ekonomi ve belli sektörlerle ilgili yerli yabancı bazı yayınların RSS özetlerini takip etmek büyük avantaj sağlamaktadır. Hatta çok geniş ve alt kategorileri olan haber sitelerinin her seferinde önce anasayfa sonra da o kategorisini ziyarete gerek kalmaz, sadece istediğiniz konunun RSS özetini takip edebilirsiniz.</p>
<p>Lafın kısası, sevdiğiniz sitelerde yeni bir yemek tarifi, yeni bir ekonomi haberi, yeni bir teknolojik ürün tanıtımı olup olmadığını görmek için o siteyi belli aralıklarla ziyaret etme dönemi geride kaldı. Zamanınız kıymetliyse RSS hizmetinizde.</p>
<p><strong>RSS Okuyucular: Hangi Programlar ve Hizmetlerle RSS Okunur?</strong></p>
<p>Peki yukarda iddia ettiğim gibi, siz o sayfayı ziyaret etmeden güncellemeler nasıl size geliyor? RSS okuyucu bir programdan kullanmanız şartıyla. Bugün RSS beslemelerini okumak için o kadar çok seçeneğiniz var ki:</p>
<p>- Mevcut Internet tarayıcınız, yani örneğin Internet Explorer 7 ve üstü, Mozilla Firefox 2 ve üstü tarayıcılar</p>
<p>- Bugün en çok tercih edilen araçlar olan, web üzerinde favori RSS adreslerinizi toplayıp sunan web tabanlı servisler; örneğin <a href="http://www.bloglines.com" target="_blank">Bloglines</a>, <a href="http://www.FeedBucket.com" target="_blank">FeedBucket</a>, <a href="http://www.google.com/reader" target="_blank">Google Reader</a>, <a href="http://www.NewsGator.com" target="_blank">NewsGator</a></p>
<p>- Windows Vista ve yeni nesil işletim sistemlerinin kendi RSS takip yetenekleri ile. Örneğin Windows Vista Kenar Çubuğ</p>
<p>- e-posta okuduğunuz Microsoft Office Outlook, Mozilla Thunderbird gibi programla</p>
<p>- Bilgisayarınıza kuracağınız, gelişmiş özellikleri olan RSS okuma programları ile; örneğin <a href="http://www.newsgator.com/Individuals/FeedDemon/Default.aspx">FeedDemon</a>, <a href="http://www.newzcrawler.com/">NewzCrawler</a>, <a href="http://www.newsgator.com/Individuals/NewsGatorOnline/Default.aspx">NewsGator</a>, <a href="http://www.rssbandit.org/">RSS Bandit</a> ve pek çok diğeri..</p>
<p>- My Yahoo! gibi kendinize özel bir açılış sayfası hazırlatıp hava durumundan spor haberlerine istediğiniz gibi özelleştirebildiğiniz servisler de RSS özetleri eklemenizi sağlar</p>
<p><strong>RSS Okuyucuya Nasıl RSS Eklenir</strong></p>
<p>Yukardaki araçlardan hangisi seçtiğiniz hoşunuza giden bir web sitesinin RSS beslemesine abone olma yönteminizi değişecektir. Ama yine de işlem basittir, Explorer ya da Firefox değil diğer seçenekleri kullanıyorsanız, hoşunuza giden sitenin RSS adresini kopyalamanız gerekir.</p>
<p>Bunun için yukarda örnek verdiğim turuncu radyo dalgalı ikon, RSS, XML ikon veya logosundan hangisi varsa ona tıklarsınız, karşınıza bir sayfa gelir. Adres çubuğunda o sayfanın adresinin tümünü mavi yapıp sağ tıklar ve kopyala dersiniz. Okuyucu programda &#8220;Yeni RSS ekle&#8221; bağlantısına tıklar, sonra da açılan kutuya adresi yapıştırırsınız.</p>
<p>Lafın kısası, örneğin bu site hoşunuza gitti ise en başta hazır verdiğim <a href="http://www.cihansalim.net/blog/feed">www.cihansalim.net/blog/feed</a> adresini kopyalar ve hedefe yapıştırırsınız.</p>
<p>Eğer Internet Explorer ya da Mozilla Firefox sayesinde RSS takibi yapmak istiyorsanız da işiniz kolay. IE&#8217;de araç çubuğunda RSS simgesi turuncuya dönüşüyorsa bu sitenin RSS yayını vardır. Önce ona tıklarsınız, gelen sayfada en üstte &#8220;Bu Özet Akışına Abone Ol&#8221; bağlantısına tıklayarak Sık Kullanılanlar&#8217;a eklersiniz. Firefox&#8217;da ise adres çubuğunun sonunda çıkan turuncu RSS ikonuna tıkladıktan sonra gelen sayfada &#8220;Hemen Abone Ol&#8221; düğmesine basarak yer imleriniz arasına bu RSS kaynağını da eklersiniz.</p>
<p>E-posta programınızı kullanmayı tercih ediyorsanız da işiniz zor değil. Microsoft Outlook&#8217;da soldaki klasör listesinde RSS Feeds klasörüne sağ tıklayıp &#8220;Add a New RSS Feed&#8221; / &#8220;Yeni RSS Özeti Ekle&#8221; seçeneğine tıklayıp gelen kutuya adresi yapıştırmanız yeterli.</p>
<p>Hangi yöntemle nasıl abone olacağınız hakkında detaylı bilgi içeren pek çok web sitesine arama yaparak ulaşabilirsiniz.</p>
<p><strong>Peki Güncellemelerden Nasıl Haberdar Olacağım?</strong></p>
<p>Eğer Web tabanlı bir çözüm, örneğin Google Reader kullanıyorsanız, arada bir Google Reader sayfasına girmelisiniz. Eğer e-posta programı ya da örnek verdiğim diğer RSS okuyucuları kullanıyorsanız, programı açınca zaten yeni yazılar otomatik olarak e-posta kutunuza bir süre sonra düşer.</p>
<p>Internet Explorer ya da Mozilla Firefox&#8217;dan faydalanıyorsanız IE&#8217;de Sık Kullanılanlar, MF&#8217;de Yer İmleri menüsü altında RSS bağlantılarınızın üstüne gelirsiniz. Yeni yazı varsa bu koyu şekilde gösterilir.</p>
<p>Şimdilik RSS destek belgemizi tamamlıyorum. Aslında çok basit kullanımı olan ve ciddi zaman kazancı sağlayan bu konuda verilecek detaylar da çok fazla ama başlangıç için bu kadarı yeterli diyebiliriz.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2008%2Frss-aboneligi-rss-nedir-feed-yani-besleme-nasil-takip-edilir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/rss-aboneligi-rss-nedir-feed-yani-besleme-nasil-takip-edilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğa ve Çevre Üzerine Yazın; Bir Elin Nesi Var, İki Elin&#8230;</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/doga-ve-cevre-uzerine-yazin-bir-elin-nesi-var-iki-elin/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/doga-ve-cevre-uzerine-yazin-bir-elin-nesi-var-iki-elin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Oct 2007 20:13:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2007/doga-ve-cevre-uzerine-yazin-bir-elin-nesi-var-iki-elin/</guid>
		<description><![CDATA[15 Ekim Pazartesi günü yaklaşık 15 bin günce (blog) doğal çevremiz üzerine yazacak. Eğer siz de günce yazıyorsanız “Blog Action Day”e katılın, okurlarınızın dikkatini çekin. “Bir sayfa, birkaç okurdan ne çıkar”, “ya da ne yazabilirim ki” diye düşünmeyin, birlikten güç doğar!

Çoğu yazar güncelerine önem veriyor, kendine fırsat yaratıp yeni bir şeyler yazmak istiyor. Ben de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>15 Ekim Pazartesi günü yaklaşık 15 bin günce (blog) doğal çevremiz üzerine yazacak. Eğer siz de günce yazıyorsanız <a target="_blank" href="http://site.blogactionday.org/about/2007-the-environment/">“Blog Action Day”e katılın</a>, okurlarınızın dikkatini çekin. “Bir sayfa, birkaç okurdan ne çıkar”, “ya da ne yazabilirim ki” diye düşünmeyin, birlikten güç doğar!</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Çoğu yazar güncelerine önem veriyor, kendine fırsat yaratıp yeni bir şeyler yazmak istiyor. Ben de böyle bir fırsatı İDO Yenikapı-Bandırma feribotunda bulacağımı umuyordum. Ama yılda 2-3 kez kullandığım feribotta tabii ki yine kablosuz ağa bağlanmak mümkün olmadı. İDO’nun sorunsuz şekilde veremediği, ama veriyormuş gibi yapmayı sürdürdüğü bu servis her seferinde bir deste yolcunun ümitle dizüstü bilgisayarlarında İnternet tarayıcısını açmasına neden oluyor. Hayal kırıklığı sonrasında kolektif tepki veremeyen vatandaşlarımız bir film izlemeyi tercih ediyorlar. Siz siz olun feribottaki İnternet’e güvenmeyin. Sonra üstteki ilk paragrafı benim gibi 2 gün gecikmeli yazarsınız.</p>
<p>Ve biz “biz” olalım, artık kolektif tepki vermeyi öğrenelim. Haydi Pazartesi günü çevre sorunları üzerine yazalım.</p>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li> <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/dogal-kaynaklarimizi-tuketiyoruz-ilk-tehlike-suda-lutfen-tasarruf-edin/">Doğal Kaynaklarımızı Tüketiyoruz, İlk Tehlike Suda, Lütfen Tasarruf Edin</a></li>
</ul>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<p>[Tags]Doğa, çevre, günceler, bloglar, Blog Action Day, İDO, feribot, Yenikapı-Bandırma[/tags]</p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fdoga-ve-cevre-uzerine-yazin-bir-elin-nesi-var-iki-elin%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/doga-ve-cevre-uzerine-yazin-bir-elin-nesi-var-iki-elin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fikri Mülkiyete Saygısız Günceler için Utanç Duvarı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/fikri-mulkiyete-saygisiz-gunceler-icin-utanc-duvari/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/fikri-mulkiyete-saygisiz-gunceler-icin-utanc-duvari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Sep 2007 13:14:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=117</guid>
		<description><![CDATA[Entelektüel haklara saygısızlığımız, fikri üretimi önemsemeyen tutumumuz ülkemizin kalkınmasının önündeki büyük engellerden biri. &#8220;Entel&#8221; gibi yersiz yakıştırmalarla düşüneni, düşünceyi, sorgulamayı, yeni fikir üretimini küçümsüyoruz. Kitap, müzik vb. fikri haklara sahip ürünlerin sahtesini alarak emeğe saygısızlık ediyoruz.
Bu tutum o hale geldi ki &#8216;akademiya&#8217;mızda intihal sık raslanır oldu. Uluslararası akademik değerlendirmelerde kara listelere alınan Türk akademisyen, öğretim üyesi sayısı oldukça [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Entelektüel haklara saygısızlığımız, fikri üretimi önemsemeyen tutumumuz ülkemizin kalkınmasının önündeki büyük engellerden biri. &#8220;Entel&#8221; gibi yersiz yakıştırmalarla düşüneni, düşünceyi, sorgulamayı, yeni fikir üretimini küçümsüyoruz. Kitap, müzik vb. fikri haklara sahip ürünlerin sahtesini alarak emeğe saygısızlık ediyoruz.</p>
<p><center><!--adsense--></center>Bu tutum o hale geldi ki &#8216;akademiya&#8217;mızda intihal sık raslanır oldu. Uluslararası akademik değerlendirmelerde kara listelere alınan Türk akademisyen, öğretim üyesi sayısı oldukça yükseldi. Konu ciddi ve çok geniş.Pek çok alanda yaşanan bu sıkıntının çözümü için her sektör, her ortam, her kurumda ayrı çözüm yöntemleri denenmesi gerektiği kuşkusuz. Bugün bunların aklıma esmesinin nedeni ise günce (blog) yayınlayanlardan intihal yapan, izinsiz kopyalayanları lisleyen <a target="_blank" href="http://utancduvari.blogspot.com/">Utanç Duvarı</a>. Ne zamandır hakkında yazamadığım Utanç Duvarı çoktan hak ettiği popülerliğe ulaştı.</p>
<p>İnternet&#8217;te pek çok forumda kaynağı belirtilmeden yapıştırılmış metinler bulunuyor. Kaynak göstermeden yapıştırmak deste<a target="_blank" href="http://utancduvari.blogspot.com/"><img border="0" align="right" width="100" src="http://mertulas.googlepages.com/utanc2.png" alt="Utanç Duvarı" height="45" style="width: 100px; height: 45px" title="Utanç Duvarı" /></a>ksiz atmaya benziyor, okurda güven yaratmıyor. Forumlar bir yana, asıl sorun web siteleri, günceler, kurumsal ve kişisel yayınlarda. Pek çok web sayfası bir başka web sayfasında emek verilmiş, araştırma ve/veya kişisel tecrübeler sonrası kaleme alınmış sayfalarca yazıyı izin almak bir yana haber bile vermeden yayınlıyor. Hatta bazen kesip biçerek anlamını bozuyor.</p>
<p>İtiraf etmek gerekirse ben de bu konuda oldukça sıkıntılıyım. Her hafta eskiden yazdığım yazılardan birinin harfi harfine başka bir sitede, haber verilmeden, kaynak gösterilmeden yayınlandığını görmek çok hoş olmuyor.</p>
<p>Utanç Duvarı böyle siteleri, özellikle blogları listeleyen bir girişim. Fikri üretimin öneminin toplumun daha geniş kısmı tarafından anlaşılması için böyle girişimler oldukça işlevsel ve kıymetli. Sizi de duvara yazmaya, yazılanları takip etmeye davet ediyorum.</p>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Ffikri-mulkiyete-saygisiz-gunceler-icin-utanc-duvari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/fikri-mulkiyete-saygisiz-gunceler-icin-utanc-duvari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Blog Yazarlarının Pırıl Pırıl İstanbul Buluşması</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/turk-blog-yazarlarinin-piril-piril-istanbul-bulusmasi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/turk-blog-yazarlarinin-piril-piril-istanbul-bulusmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jul 2007 19:31:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet girişimleri]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet projeleri]]></category>
		<category><![CDATA[blog yazanlar]]></category>
		<category><![CDATA[blog yazmak]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Blog Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Blog Yazarları İstanbul buluşması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[Program çakışması nedeniyle son bölümüne yetiştiğim Türk Blog Yazarları sosyal ağı İstanbul buluşması beni oldukça mutlu etti. İnanması zor da ola ilk defa bir İnternet grubunun fiziksel olarak(!) bir araya gelişine katılmış, günlük yaşam döngüsü içinde tanıyamacağım insanlarla bir araya gelmiş oldum.
Memnuniyetimin asıl nedeni ise bir araya gelen, içerik oluşturan, İnternet&#8217;in sunduğu olanakları olabildiğine kullanarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Program çakışması nedeniyle son bölümüne yetiştiğim <a href="http://blogyazarlari.ning.com/" target="_blank">Türk Blog Yazarları</a> sosyal ağı İstanbul buluşması beni oldukça mutlu etti. İnanması zor da ola ilk defa bir İnternet grubunun fiziksel olarak(!) bir araya gelişine katılmış, günlük yaşam döngüsü içinde tanıyamacağım insanlarla bir araya gelmiş oldum.</p>
<p><!--adsense-->Memnuniyetimin asıl nedeni ise bir araya gelen, içerik oluşturan, İnternet&#8217;in sunduğu olanakları olabildiğine kullanarak yeni bir şeyler üretmek isteyen bu kardeşlerimin (asla bir &#8216;abi&#8217; iması değil, haddime düşmez zaten, sevgi ve bağlantı hissetmiş olmamın dışa vurumu olarak okunmalı) ne kadar motive ve enerjik olduğunu görmekti.Ben sanırım tanışma faslını kaçırdığımdan çoğunlukla beyin fırtınası yapılan sohbetin içine düştüm ve zevkle dinledim. Mevcut çalışmalarını iyileştirmek, yeni projeler üretmek isteyen katılımcılar Türkiye&#8217;den yeni İnternet başarı hikayeleri çıkacağını müjdeler gibiydi. İnternet&#8217;in sunduğu ortam herkesin yarışa aynı çizgide olmasa da birbirine yakın başlamasını sağlıyor. Bu da pek çok kişiyi heyecanlandırıyor. Bu heyecanlanan insanların olabildiğine çoğuna destek olunabildiğinde ise mutlaka güzel sonuçlar alınabiliyor. Ülkemizde birikmiş sermaye sıkıntısı İnternet sektörü yatırımlarında da hissediliyor, kuluçka, melek yatırımcı sistemlerine ciddi şekilde ihtiyaç var. İnternet projelerinin ortalama maliy<a href="http://blogyazarlari.ning.com/" target="_blank"><img src="http://api.ning.com/files/pQD0sk9jsZbLPt8Y98PelvvIXK32gl4LVJMDkXXk*8A=?width=296&amp;height=117&amp;xn_auth=no&amp;type=png" alt="" width="296" height="117" align="right" /></a>etinin diğer sektörlere giriş yapmak için gereken ortalama sermayenin de bir hayli altında olduğunu unutmamak gerek.</p>
<p>Bir buluşma dönüş yolunda bunları düşündürdü. Lafın kısası, zaten varolan İnternet girişimcileri ve adaylarının arkası kesilmiyor, bir de bu kişilerin bu tip buluşmalarla fikir ve destek alışverişine girmeleri ümit verici&#8230;</p>
<p>Türkiye&#8217;de İnternet yaygınlaştıkça, kullanıcı sayısı arttıkça bu ortamın önemi artacak ve o zaman bazıları &#8220;ilgilenmedik&#8221; diye değil &#8220;doğruyu yapamamışız&#8221; diye üzülecek. Özellikle bu alan ve yan sektörlerde faaliyet gösteren sermayeder ve yöneticilere tavsiyem İnternet projeleri sorumlularını doğru seçtiklerinden emin olmaları, araştırmayı seven, yenilikleri takip eden insanlara kapılarını açmaları, bilişim sektöründe pek çok köşeyi kapan süslü etiketlere sahip uzmanların anlattıklarını iki kez düşünmeleri.</p>
<p><em>İlgili Yazılar:</em></p>
<ul>
<li> <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/turk-gunce-blog-yazarlari-bir-arada/">Türk Günce (Blog) Yazarları Bir Arada</a></li>
</ul>
<p><!--adsense#linkunit--></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fturk-blog-yazarlarinin-piril-piril-istanbul-bulusmasi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/turk-blog-yazarlarinin-piril-piril-istanbul-bulusmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Güncenin Adresi 173 Bin Dolar Eder mi? Türkiye&#8217;de İnternet Kaç Paralık!</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/bu-guncenin-adresi-173-bin-dolar-eder-mi-turkiyede-internet-kac-paralik/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/bu-guncenin-adresi-173-bin-dolar-eder-mi-turkiyede-internet-kac-paralik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 May 2007 11:25:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=93</guid>
		<description><![CDATA[İnternet çalışmaları ve araştırmaları yapan birkaç yıllık bir okurum bana hal hatır sorma amaçlı e-postasında kibarlık yapıp web güncemin değerli olduğunu belirtip bir web adresi vermiş. Google sayfa sıralaması ölçen sitelerden biri olan GooglePageRankChecker.com, aynı zamanda sorgulanan web adresinin parasal değerini de hesaplıyor.

&#8220;cihansalim.net/blog&#8221; adresinin 173 bin dolar değerinde olduğunu da bu siteden öğrenmiş oldum! Pazar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnternet çalışmaları ve araştırmaları yapan birkaç yıllık bir okurum bana hal hatır sorma amaçlı e-postasında kibarlık yapıp web güncemin değerli olduğunu belirtip bir web adresi vermiş. Google sayfa sıralaması ölçen sitelerden biri olan <a href="http://www.googlepagerankchecker.com/" target="_blank">GooglePageRankChecker.com</a>, aynı zamanda sorgulanan web adresinin parasal değerini de hesaplıyor.</p>
<div align=center><!--adsense--></div>
<p>&#8220;cihansalim.net/blog&#8221; adresinin 173 bin dolar değerinde olduğunu da bu siteden öğrenmiş oldum! Pazar pazar böyle hafif bir yazı yazarken bir yandan da &#8220;bu adresi bu değere satabilseydim&#8230;&#8221; düşüncesini kafamdan atmaya çalıştım. Tabii bu işin şakası, yıllardır İnternet&#8217;te karşılıksız, Türkçe içeriğe katkıda bulunma ideali ile yayın yapıyorum. Hatta cihansalim.net şeklinde .net ile sonlanan web adresimin .com ile biten halinin de birileri tarafından kötü niyetle kullanılıyor olmasını da hiç beklemiyordum, ama şu anda bunu da dert etmiyorum&#8230;</p>
<p>Fakat şaka bir yana, gerçekten de İnternet gittikçe daha büyük parasal değerler ifade ediyor, fakat biz bu büyüyen gerçekliği kendimize göre yontmaya, şekillendirmeye, daraltmaya çalışıyoruz. Web üzerinde yapılan işler dünyada artık &#8220;e-ticaret&#8221; gibi kavramlara sıkıştırılmıyor, alışılageldik kurum ve girişimlere rakip gelecek vaat eden işler olarak kabul ediliyor. Bizde ise web girişimleri işsiz gençlerin oyunları olarak algılanabiliyor&#8230; Birkaç iyi fikir ve doğru uygulama geliştiren gencin dünya çapında web işleri yapmasını, bu yoldan servet edinmesini bu nedenle ülkemizde tecrübe edemedik, hala da edemiyoruz!</p>
<div align=center><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fbu-guncenin-adresi-173-bin-dolar-eder-mi-turkiyede-internet-kac-paralik%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/bu-guncenin-adresi-173-bin-dolar-eder-mi-turkiyede-internet-kac-paralik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Güncelerinden Seçmeler Blogkazani.com&#8217;da</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/turk-guncelerinden-secmeler-blogkazanicomda-2/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/turk-guncelerinden-secmeler-blogkazanicomda-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 May 2007 14:12:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=89</guid>
		<description><![CDATA[Türk İnterneti sosyal topluluk kurma konusunda hızlı ve öncülerden biriydi, ama bu durum alışılageldik ve klasik içerik üretimine yansımadı. Ciddi, geniş çaplı, konuya özel/uzman, farklı içerik üretimi sınırlı kalsa da, bireysel olarak sesini duyurmak isteyenler günce (blog) yazmayı sevdi, Türkçe günceler hala hızla artıyor.

Günce yazarlarının kaynaşması, hem yazar hem okurların daha çok günceden haberdar olması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk İnterneti sosyal topluluk kurma konusunda hızlı ve öncülerden biriydi, ama bu durum alışılageldik ve klasik içerik üretimine yansımadı. Ciddi, geniş çaplı, konuya özel/uzman, farklı içerik üretimi sınırlı kalsa da, bireysel olarak sesini duyurmak isteyenler günce (blog) yazmayı sevdi, Türkçe günceler hala hızla artıyor.<br />
<center><!--adsense--></center><br />
Günce yazarlarının kaynaşması, hem yazar hem okurların daha çok günceden haberdar olması için girişimler de bu duruma paralel olarak artıyor. Ne zamandır yazmak isteyip fırsat bulamadığım bir girişim de <a href="http://www.blogkazani.com" target="_blank">Blog Kazanı</a>. Blog Kazanı iki açıdan dikkatimi çekiyor. Eskiden beri günce okumaya fazla zaman ayıramayan biriyim, takip ettiğim günce sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor, hatta işlerim yoğunlaştıkça bunları da daha ender okuyabiliyorum. Benim gibi günce aramaya, tüm yazılarını okumaya zaman ayıramayanlar, Blog Kazanı&#8217;nın seçtiği günce yazıları ve olaylarını okuyarak gündemi takip edebilirler.İkinci olarak da, medyada uzun yıllar farklı yer ve kollarda çalışmış biri olarak medya kurum ve çalışanlarının birbirini ne kadar yakından izlediğini biliyorum. Dedikoduları, yorumları, rakiplerin ve arkadaşların son yazılarını, haberlerini merakla takip ettiklerini, ettiğimizi hatırlayıp örneğin <a href="http://www.medyatava.com" target="_blank">Medyatava</a> gibi sitelerin popülerliğini anlayabiliyorum. Aynı yoğunluk ve anlamda olmasa da, benzer bir izleme hissi günce yazarlarında da var. Blog Kazanı, yazarlardan ve güncelerden son haberleri ve duyduklarını da aktarıyor. İşte bu da, bir merakı, gözleme isteğini tatmin edebilir&#8230;</p>
<p>Blog Kazanı da tüm Türkçe içeriği öne çıkarmak isteyen girişimler gibi hayırlı olsun&#8230;<br />
<center><!--adsense#linkunit--></center></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fturk-guncelerinden-secmeler-blogkazanicomda-2%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/turk-guncelerinden-secmeler-blogkazanicomda-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Günce (Blog) Yazarları Bir Arada</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/turk-gunce-blog-yazarlari-bir-arada/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/turk-gunce-blog-yazarlari-bir-arada/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Mar 2007 12:54:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=30</guid>
		<description><![CDATA[Mert Ulaş&#8216;ın Ning üzerinde oluşturduğu yeni topluluk, Türk günce (blog) yazarlarından oluşacak. blogyazarlari.com adresinden erişeceğiniz topluluk, diğer günce listeleyen sitelerden farklı olarak, bu sefer kalemi tutanı, daha doğrusu tuşlara vuranları listeliyor.
Böylece, her ne kadar günce yazarları arasında sohbet zaten almış başını gidiyor olsa da, hoşunuza giden ya da gitmeyen yazıların sahipleriyle aynı ortamda bulunarak etkileşimi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://mertulas.blogspot.com/" target="_blank">Mert Ulaş</a>&#8216;ın <a href="http://www.ning.com" target="_blank">Ning</a> üzerinde oluşturduğu yeni topluluk, Türk günce (blog) yazarlarından oluşacak. <a href="http://www.blogyazarlari.com/">blogyazarlari.com</a> adresinden erişeceğiniz topluluk, diğer günce listeleyen sitelerden farklı olarak, bu sefer kalemi tutanı, daha doğrusu tuşlara vuranları listeliyor.</p>
<p><center><!--adsense--></center>Böylece, her ne kadar günce yazarları arasında sohbet zaten almış başını gidiyor olsa da, hoşunuza giden ya da gitmeyen yazıların sahipleriyle aynı ortamda bulunarak etkileşimi arttırmanın tadını alabilirsiniz. Kendini afişe etmekten çekinmeyen ama hala etmemiş olan günce yazarlarına öneririm.</p>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/turk-blog-yazarlarinin-piril-piril-istanbul-bulusmasi/" title="Türk Blog Yazarlarının Pırıl Pırıl İstanbul Buluşması">Türk Blog Yazarlarının Pırıl Pırıl İstanbul Buluşması</a></li>
</ul>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center> </p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fturk-gunce-blog-yazarlari-bir-arada%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/turk-gunce-blog-yazarlari-bir-arada/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günce&#8230; Blog&#8230; artık sadece cihansalim.net altında, yorumlu ve RSS beslemeli</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/gunce-blog-artik-sadece-cihansalimnet-altinda-yorumlu-ve-rss-beslemeli/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/gunce-blog-artik-sadece-cihansalimnet-altinda-yorumlu-ve-rss-beslemeli/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Feb 2007 14:05:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=7</guid>
		<description><![CDATA[Web güncemi www.cihansalim.net/blog adresi altında yazmaya başlamıştım. Blog ve Web 2.0 kavramı, uygulamaları, çılgınlık durumunu da aştı, günceler daha çok özellik barındırmaya başladı. Ben ise cihansalim.net&#8217;i 10-15 günlük bir çalışma ile tümden elden geçirip, 300-400 sayfayı farklı şekilde sunmayı planlıyordum.
Çok daha etkileşimli, her sayfaya yorum eklenebilmesinden de öte etkileşim olanakları veren bir sunuş hazırlamak istiyor, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Web güncemi www.cihansalim.net/blog adresi altında yazmaya başlamıştım. Blog ve Web 2.0 kavramı, uygulamaları, çılgınlık durumunu da aştı, günceler daha çok özellik barındırmaya başladı. Ben ise cihansalim.net&#8217;i 10-15 günlük bir çalışma ile tümden elden geçirip, 300-400 sayfayı farklı şekilde sunmayı planlıyordum.<br />
Çok daha etkileşimli, her sayfaya yorum eklenebilmesinden de öte etkileşim olanakları veren bir sunuş hazırlamak istiyor, siteye minik bir forum ve yeni özellikler eklemek istiyordum.</p>
<p><!--adsense--><br />
Ama evdeki hesap tutmadı, bunları yapamadım ve yakın gelecekte de yapacak zamanım olacağını sanmıyorum. Bu nedenle en azından blogumu standartlara uygun yayınlayayım dedim. Kolayca kurulan, bir an önce içerik üretmeme olanak sağlayacak açık kaynak kodlu <a href="http://www.wordpress-tr.com/">WordPress</a>&#8216;i seçtim. Artık Günce&#8230; Blog&#8230; sayfaları cihansalim.net üzerinden WordPress yardımıyla hazırlanacak.</p>
<p>Bugüne kadar sitemdeki günceme yazdıklarımı birebir Blogger ve Live (MSN) Spaces altındaki alanlarıma da ekliyordum. Böylece, blog&#8217;umu standartlara uygun, RSS destekleri ve yorum yapabilme gibi özellikleri kullanarak takip etmek isteyen okuyuculara bir alternatif sunmuş oluyordum. Artık kendi sitemde yeni bir sistem kurduğumdan Blogger ve Spaces aynalarını bir süre sonra güncellemeyeceğim. Şimdiden yazdıklarımı buralardan takip eden sevgili okurlara adres değişikliği yapmalarını öneririm:</p>
<p>Günce şu adreste, <a href="http://cihansalim.net/blog">http://cihansalim.net/blog</a></p>
<p><img src="http://www.cihansalim.net/blog/feedicon.gif" alt="" />RSS beslemeleri, <a href="http://www.cihansalim.net/blog/feed/">feedler ise bu kısayoldan</a> elde edilebilir.</p>
<p><img src="http://www.cihansalim.net/blog/feedicon.gif" alt="" />Güncede yapılan yorumlar ve yaptığınız yorumlara yanıtları takip içinse <a href="http://www.cihansalim.net/blog/comments/feed/">yorum RSS beslemesi bu kısayolda</a>.</p>
<p>Taşınma dolayısıyla verdiğim rahatsızlıktan ötürü özür diler, burayı sürekli geliştirmeye çalışacağımı belirtirim. Tabii önerilerinizi dört gözle bekliyorum.</p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fgunce-blog-artik-sadece-cihansalimnet-altinda-yorumlu-ve-rss-beslemeli%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/gunce-blog-artik-sadece-cihansalimnet-altinda-yorumlu-ve-rss-beslemeli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

