<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>H. Cihan Salim - Günce... Blog... &#187; bilgisayarlar</title>
	<atom:link href="http://www.cihansalim.net/blog/category/bilgisayarlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cihansalim.net/blog</link>
	<description>www.cihansalim.net</description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Aug 2010 12:56:45 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Sürekli &#8220;bağlı&#8221; olmak için netbook ve akıllı telefon talebi patlarken yeni kategoriler, yeni iş modelleri doğuyor</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/surekli-bagli-olmak-icin-netbook-ve-akilli-telefon-talebi-patlarken-yeni-kategoriler-yeni-is-modelleri-doguyor/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/surekli-bagli-olmak-icin-netbook-ve-akilli-telefon-talebi-patlarken-yeni-kategoriler-yeni-is-modelleri-doguyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Jun 2009 17:45:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[bilgisayarlar]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=621</guid>
		<description><![CDATA[Tüketici elektroniğinde son iki yılın en hızlı büyüyen satışları küçük dizüstü bilgisayarlar ve akıllı telefonlar oldu. Kolay taşınan, yetenekli cihazlarla her yerden İnternet'e girebilme arzusu PC üreticilerini telefon, telefon üreticilerini netbook işine sokarken arada yeni bir kategori oluşturmaya çalışanlar var. Tabii yeni ortaklıklar, iş modelleri ve tüketici davranışları da...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle Çin ve Hindistan’da son yıllardaki büyümeyle toplam <a title="Uluslararası Telekomünikasyon Birliği haberi" href="http://www.itu.int/newsroom/press_releases/2008/29.html" target="_blank">cep telefonu abone sayısının 4 milyara ulaştığı hesaplanıyor</a>. Bu dev nüfusun büyük bir bölümü giriş seviyesi, kısıtlı özelliklere sahip telefonlar kullanıyorlar. Öte yandan özellikle Batı dünyasında, son 1-2 yılda <a title="Apple Türkiye" href="http://www.apple.com.tr" target="_blank">Apple</a>’ın <a title="Apple iPhone" href="http://www.apple.com/iphone" target="_blank">iPhone</a> ve <a title="Blackberry'nin üreticisi Research in Motion" href="http://www.rim.net/" target="_blank">RIM</a>’in <a title="Blackberry Türkiye" href="http://tr.blackberry.com/" target="_blank">Blackberry</a> telefonlarının liderliğinde “akıllı telefon” olarak adlandırdığımız segment çok hızlı büyüdü ve yaklaşık 300 milyon adetlik bir hacme ulaştı. Tahminler bu yıl sonunda “akıllı telefon” kategorisinde bulunan, yani en azından İnternet’e bir web tarayıcısı ile girebilen, ofis uygulamalarında kaydedilmiş dosyaları gösterebilen cihazların toplam cep telefonu pazarının %20’sine ulaşacağını, yani neredeyse 800 milyon adet ürünün insanların elinde olacağı yönünde.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p><strong>Tüketiciği Elektroniğinde İki Hızlı Segment</strong><br />
Öte yandan yine özellikle son 1-2 yılda, benim Türkiye’nin de dikkatini çekmek için başından beri gelişmeleri aktardığım 100 dolara <a title="One Laptop per Child resmi web sitesi" href="http://www.laptop.org" target="_blank">“her çocuğa bir laptop” girişimi</a>nden ilham alan bilgisayar üreticileri de “netbook” ya da &#8220;nettop&#8221; kategorisi olarak adlandırılan küçük, piyasadaki dizüstü bilgisayarlara göre daha yavaş, CD/DVD sürücüsü olmayan ama tam bir bilgisayar kullanımı tecrübesi yaratan ürünleri piyasaya sürmeye başladılar. Ve bugün tüm bilgisayar satışları içinde en hızlı büyümeyi bu küçük bilgisayarlar elde ediyorlar, öyle ki gittikçe daha fazla üretici netbook pazarına girmeye başladı. 2009 yılında 30 milyon netbook, yani küçük dizüstü bilgisayar satılması bekleniyor.</p>
<p>Bilişim teknolojileri alanında tüketici pazarında son yılların en büyük bu iki trendi de pek çok taşı yerinden oynattı. Netbook gibi fiyatın çok önemli bir parametre olduğu bir pazarda büyük yerleşik oyuncular düşük kar marjları nedeniyle çekimser kalmışlardı. Hatta her çocuğa bir laptop kampanyasına da destek vermeyen Wintel platformunun iki temel taşı <a title="Microsoft Türkiye" href="http://www.microsoft.com.tr/" target="_blank">Microsoft</a> (Windows) ve <a href="http://www.intel.com/" target="_blank">Intel</a>, pek çok kişi ve kurum gibi, böylesi bir ürünün başarılı olma şansı üzerine pek olumlu tahmin ve beklentilerde bulunmadılar. Zaten netbook konseptinin çıkış noktasında böylesine hafif, taşınabilir, ucuz cihazlarda Windows yerine ücretsiz işletim sistemi <a href="http://www.linux.org" target="_blank">Linux</a> varyantlarının olması idi.</p>
<p><strong>PC&#8217;ciler Akıllı Telefona, Telefoncular Küçük Dizüstü Pazarına Göz Dikiyor</strong></p>
<p>Ama bugün baktığımızda küçük dizüstü pazarında ciddi bir Windows ağırlığı görüyoruz. Tüketicilerin alışkanlıkları, yeni netbookların daha güçlü donanımlarla gelmesi ve Microsoft’un bu segmente yaklaşımı (yani lisans başına $20 seviyelerine inmesi) sonucu 2008’in ilk yarısında bu alanda %10 payı olan <a title="Windows Team Blog'undan" href="http://windowsteamblog.com/blogs/windowsexperience/archive/2009/04/03/windows-on-netbook-pcs-a-year-in-review.aspx" target="_blank">Microsoft Windows 2009 ilkbaharında %95’in üstüne çıktı</a>. Wintel platformunun diğer temel taşı Intel ise <a href="http://www.intel.com/tr_tr/Consumer/Learn/Internet-Devices/atom-nettop-detail.htm" target="_blank">Atom işlemcileri</a> ile bu pazarı tatmin etmeye yöneldi ve %80&#8242;lik pazar payı ile şimdilik başarılı da oldu. Fakat masaüstü ve sunucu uygulamalarımızda AMD’nin önünde giden büyük işlemci gücü Intel’in düşük voltajda, verimli, enerji tasarruflu yeni bir aile ile başarılı olması gerekiyor.</p>
<p>Çünkü son haftalarda daha çok cep telefonu işlemci üreticisinin, bir örneği <a href="http://www.qualcomm.com" target="_blank">Qualcomm</a>, netbook pazarına göz diktiği, Intel’in ürünlerinden daha verimli teklifler sunabilmek için çalışmalarını hızlandırdığı yönünde haberler geliyor, hatta 1-2 satınalma ve birleşme de gündemde. Bir yanda da <a href="http://tr.asus.com" target="_blank">Asus</a> gibi cep telefonu üretimine giren PC üreticilerinin arasına <a href="http://www.acer.com.tr/" target="_blank">Acer</a>’ın da katıldığını görüyoruz. <a href="http://www.ft.com/cms/s/0/c6f6df28-4f74-11de-a692-00144feabdc0.html?nclick_check=1" target="_blank">Acer’ın bir de Google’ın cep telefonu işletim sistemi Android’in farklı bir sürümüyle netbook hazırladığını</a> da hatırlatmadan geçemeyeceğim. Lafın kısası hızla büyüyen akıllı telefon ve mini dizüstü pazarları karşı taraftan rakipleri de çekerek daha büyük, daha fazla oyunculu bir pazar oluşmasına neden oluyor.</p>
<p>Tabii bu da yeni birliktelikler, yeni taktikler, yeni pazarlama yöntemlerini getiriyor. Batı ülkelerinde netbook satışlarının artmasının ardında yatan temel faktörlerden biri gerçekten de daha fazla yerde, daha kolay bilgi işlem gücüne kavuşmak, daha fazla yerden İnternet&#8217;e girerek cep telefonu ile yapılmayanları yapmak. Gelişmekte olan ülkelerde ise netbook satışlarının artmasının temel nedeni avantajlı fiyatları ile hala kendi bilgisayarı olmayan geniş kitleye bir fırsat sunması ve yoğun üç boyutlu görsel işlem gücü gerektiren oyunları oynama yaşına gelmemiş ya da bunlarla ilgilenmeyen genç aile bireylerini bilgisayarla tanıştırma imkanı vermesi.</p>
<p>Batı&#8217;daki durum, özellikle cep telefonu penetrasyon oranlarının %100&#8242;lerde dolaştığı ülkelerde şebeke operatörlerine de yeni bir büyüme kapısı açıyor. Biz 3. Nesil İnternet erişimine hazırlanırken 4. Nesil şebekelerinin de dünyada yaygınlaşması ile artan veri iletişim kapasitesine daha fazla abone çekebilmek için Netbook kampanyaları düzenleyen operatör sayısı artıyor. İndirimle 100-150 ABD Doları gibi fiyatlara satılan ama 24 aylık İnternet aboneliği, yani ücretli paket aboneliği şartı getiren kampanyaları ilerde Türkiye dahil gelişmekte olan ülkelerde sık sık görebiliriz. Şu anda Turkcell&#8217;in iki yıllık İnternet bağlantı kontratıyla birlikte sattığı bir HP Compaq kampanyası var, öte yandan <a href="http://www.turktelekom.com.tr" target="_blank">Türk Telekom</a>&#8216;un bu aralar başladığı çok seçenekli Netbook kampanyası ise böyle bir kampanya değil, çoğunluğuna sahip olduğu <a href="http://www.Avea.com.tr" target="_blank">Avea</a>&#8216;nın şebekesinden İnternet erişimini sürekli kılmaya yönelik bir yönelim taşımıyor.</p>
<p>Tabii bu tip birliktelikler arttıkça satış, dağıtım kanalları da değişiyor, ürün konumlandırması, tüketicinin ürün mü, hizmet mi, ürün artı hizmet mi alacağını etkilemeye ve yönlendirmeye yönelik çabalar de gündeme geliyor, Blackberry satışlarının önemli çoğunluğunun operatörler üstünden olması, iPhone&#8217;un ise sadece bu şekilde yola devam etmekten vazgeçmesi önemli örnekler.</p>
<p><strong>Ceptel ile Netbook Arası Bir Ürün Bu Sefer Tutar mı</strong></p>
<p>Bir diğer yandan da yeni bir ürün kategorisi daha tanımlamak isteyenler var. Akıllı telefonlar ile mini dizüstü bilgisayar pazarı oyuncuları karşı pazara yönelik hamleler yaparken bir de 8-9 santimetre ekranlı telefonlar ile 20-25 sm ekranlı netbooklar arasında da ara boyda cihazlara ihtiyaç olduğunu düşünenler var. Aslında geçmişte de bu boyutta PDA (kişisel dijitan asistan/ajanda) denemeleri olmuştu, örneğin Apple&#8217;ın Newton&#8217;ı bugünkü iPhone&#8217;dan oldukça büyüktü. Bugünlerde de ceptel pazarının önemli çip üreticisi <a href="http://www.qualcomm.com/" target="_blank">Qualcomm</a> ve Motorola&#8217;dan ayrıştırılarak kurulan <a href="http://www.freescale.com" target="_blank">Freescale</a> böyle bir kategori yaratmaya çalışıyor. Qualcomm &#8220;Smartbook&#8221; adını verdiği bu ürün kategorisi için bir de web sitesi kurdu: <a href="http://www.hellosmartbook.com" target="_blank">HelloSmartBook.com</a> (Smartbook adlı Alman bilgisayar markasıyla bir bağlantısı yok) Smartbook, smartphone ile notebook&#8217;un bir araya gelmesinden çıkmış da olsa güzel bir isim fakat yeni bir kategori yaratmak tabii iki kelimeyi birleştirmek kadar kolay değil.</p>
<div align="center">
<div style="width:450px; text-align:center" class="captionfull"><img alt="Apple Newton ve iPhone yanyana" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/apple-newton-iphone.jpg" width=450 height=439 title="Apple Newton ve iPhone yanyana"/>
<p>Apple&#8217;ın kişisel sayısal ajanda denemelerinden biri de büyük Apple Newton idi. iPhone ile yanyana&#8230;</p>
</div>
</div>
<p>Örneğin Apple&#8217;ın büyük ticari başarılarının yeni bir kategori yaratmaktan ziyade MP3 çalar piyasasına kullanımı çok kolay bir ürün getirmek, bunu <a href="http://www.iTunes.com" target="_blank">iTunes</a> hizmeti ile desteklemek ve ucuza, yasal müziği sağlamak olduğunu; ya da cep telefonu pazarına gelişmiş büyük boy dokunmatik ekran ile girmek olduğunu düşündüğümüzde, ve Newton ile hayal kırıklığı yaşadığını hatırladığımızda smartbook işinin zorluğunu görüyoruz.</p>
<p>Hem de cep telefonundan büyük, dolayısıyla erkeklerin cebe sokamayacağı, hanımların küçük çantalarına sığdıramayacağı ve bir A4 kağıdının da neredeyse yarısı kadar olduğundan çok da kolay taşınamayabilecek oluşu da böyle bir ara ürünün işini zorlaştırıyor. Ama temkinli olmamda yarar var: Belki de önümüzdeki 3-4 yılda gerçekten büyük cepleri olan pantolonlar moda olabilir!</p>
<p>Bir de işin performans boyutu var. Netbook ya da nettop kullananlar cihazlarının bir dizüstü bilgisayara göre ne kadar yavaş kalabildiğini gördüğünde hayal kırıklığına uğruyorlar, çünkü referansları bir bilgisayar. Smartbook ya da adı ne olursa olsun böylesi küçük bilgi işlem cihazlarının da bilgisayarlarla karşılaştırılması halinde tüketiciyi mutsuz etme ihtimali düşünüldüğünde bir dezavantajdan bahsetmiş oluyoruz. Ama tabii smartbook benzeri cihazlar deneyen tüm şirketler de bunun farkında ve haklı olarak ürünlerinin gelişmiş bir cep telefonu gibi algılanmasını sağlamaya, hatta sonbahar-kış aylarında ilk ürünlerinin teknoloji marketlerde dizüstü bilgisayarlardan ziyade cep telefonlarının yanındaki raflarda olmasını garantiye almaya çalışıyorlar. Eğer algılama bu yönde olursa kuşkusuz bir avantaj elde edilecek.</p>
<p>Bir diğer olumlu nokta olarak ise içerik üreten, günce yazan, çektiği fotoğrafı <a href="http://www.Flickr.com" target="_blank">Flickr</a>&#8216;da, <a href="http://www.Facebook.com" target="_blank">Facebook</a>&#8216;ta paylaşanlar arttıkça büyük cihazların gücünü bir süre daha koruyacağını düşünüyorum. Çünkü bugün İnternet olsun, video ya da müzik olsun, içeriği küçük cihazlarda tüketmeye eğilimimiz gittikçe artıyor, ama içerik üretme ya da paylaşmaya gelince bilgisayarımızdan faydalanmayı tercih ediyoruz. Bu da smartbook, ya da büyük boy akıllı telefonların ilgi çekmesine katkıda bulunabilir.</p>
<p>Yeni bir kategori yaratmak için şimdiden Qualcomm ve Freescale&#8217;in ciddi pazarlama harcamaları yaptığı da biliniyor. Pazarlama gurusu Philip Kotler <a href="http://www.businessweek.com/technology/content/jun2009/tc2009069_571987_page_2.htm" target="_blank">tüketici elektroniğinde böyle bir çabanın birkaç yüz milyon dolarlık harcamaya denk geldiği tahmininde bulunuyor</a>. Ama eğer böyle bir ürünün başarılı olma vakti, netbook ve akıllı cep telefonlarının da desteğiyle, sonunda geldiyse on milyonlarca birimlik satış potansiyelinden bahsediyoruz.</p>
<p><strong>Gelecek ise Bambaşka Bir Gelecek&#8230;</strong></p>
<p>Tabii bu çabalar, gelişen akıllı telefon ve küçük dizüstü pazarı önümüzdeki birkaç yılın, yani kısa vadenin konusu. Uzun vadede olabilecekleri ise bir başka yazıda irdelemek lazım. Örneğin geçen yıl İnternet&#8217;te denk gelmiş olabileceğiniz <a title="Nokia'nın The Morph adlı konsepti" href="http://www.nokia.com/about-nokia/research/demos/the-morph-concept" target="_blank">Nokia&#8217;nın nanoteknolojiden faydalanan konsept telefon idealleri</a> oldukça radikal bir değişiklik olabilir. Benim uzun vadeli tahminlerimde ise kuvvetli bir işlem gücüne sahip bir ana birim, örneğin saat olarak kolumuzda iken, kablosuz bağlantı ile katlanabilir ya da yuvarlanabilir ince bir dijital ekrandan ya da gözlükten çevre birimi olarak yararlanacağımız yönünde.</p>
<p>Sayısal ortama geçiş hızını korurken sormak abes kaçıyor ama sürekli İnternet&#8217;e bağlı olmalı mıyız? Yolda işe giderken elimizdeki cihazla sosyalleşme eğilimimiz gittikçe kuvvetlenecek, farkında olmadan aynı otobüs, tren, metro, metrobüste üç sıra arkamızdaki biriyle sayısal ortamda mesajlaşmaya devam edecek miyiz? Boynumuz eğik cep telefonuna baka baka giden, karşıdan gelenle çarpışan bir toplum olacak mıyız, yoksa yirmi yıl sonra artık bu bağlı olma durumunu hazmetmiş ve dışarda iken dışarıya bakan bireyler olabilecek miyiz&#8230; Ne dersiniz? Ümit ediyorum 2030&#8242;da yine yazmaya devam ederim ve bir durum değerlendirmesi yaparız!</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/surekli-bagli-olmak-icin-netbook-ve-akilli-telefon-talebi-patlarken-yeni-kategoriler-yeni-is-modelleri-doguyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kablosuz İnternet Wi-Fi olmasa da olur, elektrik prizine ne dersiniz? Hem ADSL, hem Kablonet için</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/kablosuz-internet-wi-fi-olmasa-da-olur-elektrik-prizine-ne-dersiniz-hem-adsl-hem-kablonet-icin/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/kablosuz-internet-wi-fi-olmasa-da-olur-elektrik-prizine-ne-dersiniz-hem-adsl-hem-kablonet-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Apr 2008 18:20:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[bilgisayarlar]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2008/kablosuz-internet-wi-fi-olmasa-da-olur-elektrik-prizine-ne-dersiniz-hem-adsl-hem-kablonet-icin/</guid>
		<description><![CDATA[Henüz Türkiye&#8217;de ADSL İnternet erişimi pek de yaygın değilken, kablosuz ağ, &#8220;wireless bağlanmak&#8221; bilinmezken bu konuları anlattığım &#8220;Kablosuz Ağ ile Sınırsız İnternet&#8221; yazımla bu şekilde İnternet&#8217;e bağlanmak isteyenlere yardımcı olmak istemiştim. Yazıda kendi imkanlarınızla anten gücünü arttırmaya bile değinmiştik. ADSL ve kablosuz modemler, kablosuz ağ alıcıları aradan geçen dört yılda karşılaştırma yapılmayacak kadar yaygınlaştı. Ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Henüz Türkiye&#8217;de ADSL İnternet erişimi pek de yaygın değilken, kablosuz ağ, &#8220;wireless bağlanmak&#8221; bilinmezken bu konuları anlattığım &#8220;<a title="2004'te yazdığım kablosuz ağ kurma yazısı" href="http://cihansalim.net/dosya/200402a.htm" target="_blank">Kablosuz Ağ ile Sınırsız İnternet</a>&#8221; yazımla bu şekilde İnternet&#8217;e bağlanmak isteyenlere yardımcı olmak istemiştim. Yazıda kendi imkanlarınızla anten gücünü arttırmaya bile değinmiştik. ADSL ve kablosuz modemler, kablosuz ağ alıcıları aradan geçen dört yılda karşılaştırma yapılmayacak kadar yaygınlaştı. Ama bugün de tesadüfen kullanmaya başladığım bir &#8220;kablosuz ağ&#8221; alternatifini sizle paylaşmak istedim. Çünkü önceki yıllara göre parayı daha dikkatli harcamamız gereken bu yılda ciddi bir tasarruf sağlayabilir.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Bugün evine ADSL İnternet bağlatanlar bir ADSL modem alıyorlar, ama eğer dizüstü bilgisayar kullanıyorlarsa genellikle kablosuz modem tercih ediyorlar. Her ne kadar wireless modemler ucuzlasa da ortalama bir modem 100 YTL&#8217;nin üstünde. Bazen de evde wireless modem olup wireless ağ bağlantı yeteneği olmayan bilgisayar ve dizüstülere 50-100 YTL&#8217;lik USB wi-fi parçalar takmak istiyoruz.</p>
<p>ADSL değil de Kablonet kullanıcısıysanız wi-fi modemler daha da pahalı kullanım sunuyor. Ama bir süredir evinizdeki elektrik şebekesi üzerinden bilgisayarları, modemleri, her türlü ethernet ağ cihazını birbirine bağlamanız mümkün. Günce yazılarımda asla bir markanın, üstü kapalı şekilde bile, reklamını yapmak, tüketiciyi yönlendirmek istemem, aynı eleştirilerimde gereksiz durumlarda marka vermek istemediğim gibi. Ama ben söz konusu cihazlara sadece Philips&#8217;de rasgeldiğimden tek bir markayı sizlerle paylaşmak zorundayım. Philips&#8217;in <a title="Philips'in resmi ürün sitesi" href="http://www.consumer.philips.com/consumer/tr/tr/consumer/cc/_categoryid_PC_NETWORKING_CA_TR_CONSUMER/#;filterStates=%5BFK_POWERLINE_ETHERNET_ADAPTERS%3Btrue%5D%5BFK_PC_CABLES_NETWORKING%3Bfalse%5D%5Bcompare%3Bfalse%5D" target="_blank">elektrik hattı ethernet adaptörleri</a>ne de sadece Teknosa&#8217;da denk geldim. <a title="Teknosa'nın web sitesinde ilgili ürün sayfası" href="http://www.teknosa.com/Cultures/tr-TR/Products/urundetay.htm?CS_ProductID=125430091&amp;CS_Category=_SBA_899_1662_796_3654&amp;CS_Catalog=_BILGISAYAR&amp;T_Category=_WIRELESS_ADAPTORLER_VE_BLUETOOTH899" target="_blank">Ürünler yaklaşık 20</a> ve 60 YTL. 20 YTL&#8217;lik modeli aldım ve yaklaşık 10 gündür sorunsuz şekilde kullanıyorum.</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/uploads/2008/04/elektriknet.jpg" alt="Philips’in bu adaptörleri ile elektrik şebekesi üzerinden ağ kurmak, İnternet’e erişmek mümkün" /></p>
<p>Ürün kutusundan iki adet standart ethernet kablosu, yazılım, yardım, güvenlik CD&#8217;si ve tabii iki adet adaptör çıkıyor. Ethernet kablolarından birini alıp adaptörlerden birine takıyorsunuz, ağ kablosunun boşta kalan tarafını da bilgisiyarınızın bildiğiniz, standart ağ girişine takıyorsunuz. İkinci adaptöre de aynı şekilde ağ kablosu takıp ağ kablosunun diğer tarafını modeme takıyorsunuz. Şimdi bu adaptörlerden birini bilgisayarınıza en yakın prize, diğerini de ev, iş yeri, balkon, kısacası istediğiniz yere koyduğunuz modemin en yakınındaki prize yerleştiriyorsunuz.</p>
<p>Hiçbir ayar yapmadan bilgisayar açılır açılmaz İnternet&#8217;e bağlanabiliyorsunuz. Böylece &#8220;kablosuz modemimin sinyal gücü arka odaya ulaşmıyor&#8221;,  &#8220;kablosuz modemim sayesinde acaba komşularım İnternet bağlantıma izinsiz girebilir mi&#8221;, &#8220;kablosuz modemin telsiz yayını sağlığa zararlı mı&#8221;, &#8220;kablosuz modemler indirime girdi, 100 YTL vermeye değer mi&#8221; gibisinden düşüncelere kafa yormadan rahatça bilgisayarınızla istediğiniz odadan İnternet&#8217;e girebiliyorsunuz. İstediğiniz sayıda adaptör alarak istediğiniz kadar odada istediğiniz sayıda bilgisayarı ağa dahil edebiliyorsunuz. Bu cihazları sadece İnternet için değil, iki bilgisayar arasında dosya transferi yapmak, kablo çekemediğiniz salondaki printer&#8217;a bağlanmak için de kullanabilirsiniz. Ya da bir &#8220;hub&#8221; kullanarak ağı çok daha büyütmeniz mümkün. Nasıl kullanacağınız size kalmış, ama az sayıda cihaz olan evler için çok uygun bir çözüm gibi görünüyor.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/kablosuz-internet-wi-fi-olmasa-da-olur-elektrik-prizine-ne-dersiniz-hem-adsl-hem-kablonet-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>RSS Aboneliği, RSS Nedir, Feed yani Besleme Nasıl Takip Edilir</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/rss-aboneligi-rss-nedir-feed-yani-besleme-nasil-takip-edilir/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/rss-aboneligi-rss-nedir-feed-yani-besleme-nasil-takip-edilir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jan 2008 11:45:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[bilgisayarlar]]></category>
		<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=218</guid>
		<description><![CDATA[RSS nedir, nasıl abone olunur, nasıl kullanılır ve de cihansalim.net/blog için RSS adresleri]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="captionleft" style="border: 0;" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/feed28.png"/><br />
&nbsp;RSS, XML, Feed gibi kavramlara yabancı olanlar için detaylı açıklamalar alt bölümde, bilenler içinse hemen servis:</p>
<ul>
<li>cihansalim.net/blog yazılarını, yorumları olmadan takip etmek için RSS adresi:<br />
<a href="http://www.cihansalim.net/blog/feed" target="_self"><img align="left" style="border: 0;" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/rssikon.gif" alt="" width="14" height="14" /> &nbsp;http://www.cihansalim.net/blog/feed</a></li>
</ul>
<ul>
<li><img style="border: 0;" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/plugins/wp-email/images/email.gif" alt="" align="left" />&nbsp;Yazıları RSS okuyucudan takip etmek yerine <a href="http://www.feedburner.com/fb/a/emailverifySubmit?feedId=1027115&amp;loc=en_US">e-posta abonesi olmak için buraya tıklayın</a>. Açılan pencerede yeni yazıları almak istediğiniz e-posta adresinizi ilk kutuya, orta kısımdaki harfleri de ikinci kutuya yazın. Daha sonra gönderilen doğrulama e-postasını açıp içindeki bağlantıya tıklamanız yeterli olacaktır.</li>
</ul>
<ul>
<li>Sadece yazılara yapılan yorumları takip edip tartışmalardan geri kalmamak için RSS adresi:<br />
<a href="http://www.cihansalim.net/blog/comments/feed" target="_self"><img style="border: 0;" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/rssikon.gif"  align="left"  width="14" height="14"  />&nbsp;http://www.cihansalim.net/blog/comments/feed</a></li>
</ul>
<ul>
<li>Ayrıca isterseniz sadece ilgilendiğiniz bir tek yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz. Bu durumda elinizle o yazının adresinin sonuna <strong>/feed</strong> kelimesini ekleyerek yeni adres oluşturup kullanmalısınız. Örneğin, <em>cihansalim.net/blog/2007/askerlik-uzerine/#comments</em> gibi bir adrestesiniz ve o yazının altındaki yorumları takip etmek istiyorsunuz, bu durumda adresi elinizle şu şekile getirin ve RSS okuyucunuza ekleyin: <em>www.cihansalim.net/blog/2007/askerlik-uzerine<strong>/feed</strong></em></li>
</ul>
<p><strong>RSS Nedir?</strong></p>
<p>Geçen yıl <a title="Selim Yörük'ten RSS'i Anlatalım girişimi" href="http://www.anafikir.com/?p=902" target="_blank">Anafikir.com&#8217;da Selim Yörük&#8217;ün başlattığı</a> ve bazı blogların takip ettiği RSS Nedir yazı furyasına ancak katılma fırsatım oldu, lafın kısası bu yazı dışında da pek çok RSS bilgi kaynağı bulabilirsiniz.</p>
<p>Bugün pek çok web sitesinde özellikle <img style="border: 0;" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/rssikon.gif" alt="" width="14" height="14" /> şekli veya daha az kullanılan <img style="border: 0;" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/rssyazi.gif" alt="" width="36" height="14" />, <img style="border: 0;" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/xmlyazi.gif" alt="" width="36" height="14" /> gibi logo ve görseller, &#8220;RSS Abonesi Ol&#8221; gibi bağlantılarla karşılaşıyoruz. Bu bağlantıları kullanarak &#8220;RSS&#8221; yayınlarından faydalanmak aynı web sayfasına geri dönmeden o sayfadaki güncellemelerden haberdar olmanızı sağlar.</p>
<p>Really Simple Syndication, Rich Site Summary gibi anlamı çok da önemli olmayan İngilizce bir kısaltma olan RSS&#8217;i bir nevi yayıncılık kodlama yöntemi olarak düşünebilirsiniz. İşin teknik tarafı hiç önemli değil, faydası ise RSS destekli web sayfalarında yazılanların Internet Explorer, Firefox gibi tarayıcılar dışında da sorgulanabilmesi, aşağıda anlattığım program ve yöntemlerle haberlerin, yeniliklerin ayağınıza gelmesini sağlaması&#8230;</p>
<p>İngilizce&#8217;de RSS Feed şeklinde adlandırılan bu yayınlar Microsoft Türkiye tarafından &#8220;Özet Akışı&#8221; olarak Internet Explorer&#8217;da, Mozilla çevirmenleri tarafındansa &#8220;Canlı Yer İmi&#8221; olarak Firefox&#8217;da Türkçe olarak kullanılmaktadır. Ben ise şu anda &#8220;RSS beslemesi&#8221; demeyi tercih ediyorum, zamanla bir Türkçe karşılığın oturacağını ümit ederekten&#8230;</p>
<p><strong>RSS&#8217;den Takip Etmenin Avantajı Ne?</strong></p>
<p>Sadece 1-2 sitenin yazılarını RSS özetlerinden takip etmek, o siteleri bizzat ziyaret etmeye göre çok kazanç sağlamayabilir. Ama 3-5 siteyi bile RSS ile takip etseniz, o siteleri sık sık ziyaret etmenize hiç gerek kalmaz, belki tatil nedeniyle 15 gündür yazı yayınlanmayan bir güncenin sürekli kapısını çalmazsınız.</p>
<p>Ayrıca bir haber, yazı çıktığında, RSS okuyucunuz açıksa, anında bu yazıdan haberdar olarak ciddi vakit kazancı sağlarsınız. Özellikle iş dünyasında, ekonomi ve belli sektörlerle ilgili yerli yabancı bazı yayınların RSS özetlerini takip etmek büyük avantaj sağlamaktadır. Hatta çok geniş ve alt kategorileri olan haber sitelerinin her seferinde önce anasayfa sonra da o kategorisini ziyarete gerek kalmaz, sadece istediğiniz konunun RSS özetini takip edebilirsiniz.</p>
<p>Lafın kısası, sevdiğiniz sitelerde yeni bir yemek tarifi, yeni bir ekonomi haberi, yeni bir teknolojik ürün tanıtımı olup olmadığını görmek için o siteyi belli aralıklarla ziyaret etme dönemi geride kaldı. Zamanınız kıymetliyse RSS hizmetinizde.</p>
<p><strong>RSS Okuyucular: Hangi Programlar ve Hizmetlerle RSS Okunur?</strong></p>
<p>Peki yukarda iddia ettiğim gibi, siz o sayfayı ziyaret etmeden güncellemeler nasıl size geliyor? RSS okuyucu bir programdan kullanmanız şartıyla. Bugün RSS beslemelerini okumak için o kadar çok seçeneğiniz var ki:</p>
<p>- Mevcut Internet tarayıcınız, yani örneğin Internet Explorer 7 ve üstü, Mozilla Firefox 2 ve üstü tarayıcılar</p>
<p>- Bugün en çok tercih edilen araçlar olan, web üzerinde favori RSS adreslerinizi toplayıp sunan web tabanlı servisler; örneğin <a href="http://www.bloglines.com" target="_blank">Bloglines</a>, <a href="http://www.FeedBucket.com" target="_blank">FeedBucket</a>, <a href="http://www.google.com/reader" target="_blank">Google Reader</a>, <a href="http://www.NewsGator.com" target="_blank">NewsGator</a></p>
<p>- Windows Vista ve yeni nesil işletim sistemlerinin kendi RSS takip yetenekleri ile. Örneğin Windows Vista Kenar Çubuğ</p>
<p>- e-posta okuduğunuz Microsoft Office Outlook, Mozilla Thunderbird gibi programla</p>
<p>- Bilgisayarınıza kuracağınız, gelişmiş özellikleri olan RSS okuma programları ile; örneğin <a href="http://www.newsgator.com/Individuals/FeedDemon/Default.aspx">FeedDemon</a>, <a href="http://www.newzcrawler.com/">NewzCrawler</a>, <a href="http://www.newsgator.com/Individuals/NewsGatorOnline/Default.aspx">NewsGator</a>, <a href="http://www.rssbandit.org/">RSS Bandit</a> ve pek çok diğeri..</p>
<p>- My Yahoo! gibi kendinize özel bir açılış sayfası hazırlatıp hava durumundan spor haberlerine istediğiniz gibi özelleştirebildiğiniz servisler de RSS özetleri eklemenizi sağlar</p>
<p><strong>RSS Okuyucuya Nasıl RSS Eklenir</strong></p>
<p>Yukardaki araçlardan hangisi seçtiğiniz hoşunuza giden bir web sitesinin RSS beslemesine abone olma yönteminizi değişecektir. Ama yine de işlem basittir, Explorer ya da Firefox değil diğer seçenekleri kullanıyorsanız, hoşunuza giden sitenin RSS adresini kopyalamanız gerekir.</p>
<p>Bunun için yukarda örnek verdiğim turuncu radyo dalgalı ikon, RSS, XML ikon veya logosundan hangisi varsa ona tıklarsınız, karşınıza bir sayfa gelir. Adres çubuğunda o sayfanın adresinin tümünü mavi yapıp sağ tıklar ve kopyala dersiniz. Okuyucu programda &#8220;Yeni RSS ekle&#8221; bağlantısına tıklar, sonra da açılan kutuya adresi yapıştırırsınız.</p>
<p>Lafın kısası, örneğin bu site hoşunuza gitti ise en başta hazır verdiğim <a href="http://www.cihansalim.net/blog/feed">www.cihansalim.net/blog/feed</a> adresini kopyalar ve hedefe yapıştırırsınız.</p>
<p>Eğer Internet Explorer ya da Mozilla Firefox sayesinde RSS takibi yapmak istiyorsanız da işiniz kolay. IE&#8217;de araç çubuğunda RSS simgesi turuncuya dönüşüyorsa bu sitenin RSS yayını vardır. Önce ona tıklarsınız, gelen sayfada en üstte &#8220;Bu Özet Akışına Abone Ol&#8221; bağlantısına tıklayarak Sık Kullanılanlar&#8217;a eklersiniz. Firefox&#8217;da ise adres çubuğunun sonunda çıkan turuncu RSS ikonuna tıkladıktan sonra gelen sayfada &#8220;Hemen Abone Ol&#8221; düğmesine basarak yer imleriniz arasına bu RSS kaynağını da eklersiniz.</p>
<p>E-posta programınızı kullanmayı tercih ediyorsanız da işiniz zor değil. Microsoft Outlook&#8217;da soldaki klasör listesinde RSS Feeds klasörüne sağ tıklayıp &#8220;Add a New RSS Feed&#8221; / &#8220;Yeni RSS Özeti Ekle&#8221; seçeneğine tıklayıp gelen kutuya adresi yapıştırmanız yeterli.</p>
<p>Hangi yöntemle nasıl abone olacağınız hakkında detaylı bilgi içeren pek çok web sitesine arama yaparak ulaşabilirsiniz.</p>
<p><strong>Peki Güncellemelerden Nasıl Haberdar Olacağım?</strong></p>
<p>Eğer Web tabanlı bir çözüm, örneğin Google Reader kullanıyorsanız, arada bir Google Reader sayfasına girmelisiniz. Eğer e-posta programı ya da örnek verdiğim diğer RSS okuyucuları kullanıyorsanız, programı açınca zaten yeni yazılar otomatik olarak e-posta kutunuza bir süre sonra düşer.</p>
<p>Internet Explorer ya da Mozilla Firefox&#8217;dan faydalanıyorsanız IE&#8217;de Sık Kullanılanlar, MF&#8217;de Yer İmleri menüsü altında RSS bağlantılarınızın üstüne gelirsiniz. Yeni yazı varsa bu koyu şekilde gösterilir.</p>
<p>Şimdilik RSS destek belgemizi tamamlıyorum. Aslında çok basit kullanımı olan ve ciddi zaman kazancı sağlayan bu konuda verilecek detaylar da çok fazla ama başlangıç için bu kadarı yeterli diyebiliriz.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/rss-aboneligi-rss-nedir-feed-yani-besleme-nasil-takip-edilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Garanti süresi geçen ürüne tam destek veren Çizgi ve tüketici sadakatinin önemi</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/garanti-suresi-gecen-urune-tam-destek-veren-cizgi-ve-tuketici-bagliliginin-onemi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/garanti-suresi-gecen-urune-tam-destek-veren-cizgi-ve-tuketici-bagliliginin-onemi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Nov 2007 21:33:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayarlar]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2007/garanti-suresi-gecen-urune-tam-destek-veren-cizgi-ve-tuketici-bagliliginin-onemi/</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz hafta kişisel bilgisayarımın anakartında bir arıza oldu ve de bilgisayarım kullanılmaz duruma düştü. Yaklaşık üç yıllık bir sistem olduğundan anakartımın da iki yıllık garanti süresi bitmişti. Bu da beni düşündürüyordu, anakartı hangi firmaya, ya da hangi tamirciye verecektim, kaça patlayacaktı, tamir sonrası güvenilir olacak mıydı, sabit disk ve diğer bileşenlere giden elektrik akımı sağlıklı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta kişisel bilgisayarımın anakartında bir arıza oldu ve de bilgisayarım kullanılmaz duruma düştü. Yaklaşık üç yıllık bir sistem olduğundan anakartımın da iki yıllık garanti süresi bitmişti. Bu da beni düşündürüyordu, anakartı hangi firmaya, ya da hangi tamirciye verecektim, kaça patlayacaktı, tamir sonrası güvenilir olacak mıydı, sabit disk ve diğer bileşenlere giden elektrik akımı sağlıklı olacak mıydı&#8230;<br />
<center><!--adsense--></center><br />
Çok kısa bir İnternet araması sonrası, iki yıl geçmiş olsa bile yine de ithalatçı ve garantiyi veren firmayı aramaya karar verdim. İyi ki de öyle yaptım. Asus anakartımı <a href="http://www.cizgi.com.tr/" target="_blank">Çizgi Elektronik</a> ithal etmişti ve de garantiyi bizzat kendi oluşturduğu servis ekibiyle veriyordu. Çizgi görevlileri önce seri numarasından kartın ithalatçısı olduklarını doğruladı, ardından da ücretsiz bakım ve <a href="http://csg.cizgi.com.tr/news_index.php?topic_id=27737" title="Garanti dışı durumlar ve garanti kapsamı" target="_blank">servis vereceklerini belirttiler</a>.Birkaç gün sonra anakartımın yanan güney çipi değiştirilmiş, üstünde RAM bellekle gönderdiğim anakartım ve bileşenler ayrı ayrı kutulara konmuş şekilde teslim aldım. Ücretsiz destek bir yana, servisin kalitesi, profesyonellik de saygı uyandıracak boyuttaydı. Anakart gibi temel bir bileşeni çalışır kılmak hem sistemin sürekliliği açısından hem de ekonomik açıdan çok önemli, zira yeni bir anakart, yeni bir işlemci ve RAM bellek demek olabiliyor. Anakarta hassasiyet göstermek de bu nedenle bir hayli kazanç getiriyor.</p>
<p>Bunları niye yazıyorum? Çünkü sattığı ürünün sorumluluğunu almaktan kaçınan, müşteriyi bir kere kazıklanabilecek tüketici olarak gören zihniyet ülkemizde çok güçlü. Böyle olumlu örnekleri görmek, hem iyi hem kötüleri teşhir etmek için bana ve benim gibi düşünenlere cesaret veriyor.</p>
<p>Ki Çizgi Elektronik&#8217;in de teknik destek konusunda daha önceki dönemlerde çok tepki çektiğini belirten tanıdıklarım var, hatta Asus almak istemesine rağmen Çizgi&#8217;ye güvenemediğini söyleyen sistem yöneticisi bir arkadaşım da. Ama sanırım Çizgi bu eleştirilerden dersini almış. Sadece hizmet ve süreçlerini mükemmelleştirmekle kalmamış, sosyal sorumluluk projeleri üstlenerek toplumla alışverişini çift yönlü kılmak için çalışmış.</p>
<p>Artık tüketiciye saygı duymak, sunulan ürün ve hizmeti sahiplenmek ve sorumluluğunu üstlenmek çok büyük önem taşıyor. Bilindiği gibi bir süredir &#8220;az arz çok talep&#8221; dünyasında değiliz. Aksine tüketim talebini fazlasıyla aşan üretim potansiyeli ve kapasitesi pek çok sektörde mevcut. Bu nedenle tüketici sadakatini elde etmek çok değerli. Tüketiciyle doğru ilişkiler kurmak o tüketicinin yaşam boyu firmaya getirisini arttırıyor, böylece rekabet gücünü yükseltiyor. Artık bu vizyonu paylaşmanın zamanı geldi de geçiyor. Siz tüketici haklarının, tüketiciye saygının neden önemli olduğundan hala emin değilseniz, buyrun beş yıl önce bir tüketici hakları sitesinin açılışı için rica ettiği, beni şaşırtacak kadar fazla ses getiren, ilgili yayınlarda birden fazla kez yer bulan eski bir yazıma göz atın: &#8220;<a href="http://www.cihansalim.net/yazar/digerw01.htm">Tüketici Hakları: Angarya Değil, Anahtar!</a>&#8221;</p>
<p>Çizgi sayesinde bundan böyle olumsuz örneklerden bahsetmekten çekinmeyeceğim, maalesef malzeme çok&#8230;<br />
<center><!--adsense#linkunit--></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/garanti-suresi-gecen-urune-tam-destek-veren-cizgi-ve-tuketici-bagliliginin-onemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyoğlu&#8217;nda Kablosuz İnternet ve Sağlık Riski</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/beyoglunda-kablosuz-internet-ve-saglik-riski/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/beyoglunda-kablosuz-internet-ve-saglik-riski/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jun 2007 20:22:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[bilgisayarlar]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=100</guid>
		<description><![CDATA[Geçen ay sonunda kablosuz İnternet&#8217;in sağlık üzerindeki etkileriyle ilgili yazım oldukça ilgi çekti, konu hakkında pek çok soru aldım. O yazıda bazı cümleleri daha uzun açıklamam gerektiğini düşünürken bugün okumaya zaman bulduğum dünkü gazetelerden biri bu fırsatı bana sundu: &#8220;Beyoğlu Belediyesi İstiklal Caddesi boyunca kablosuz İnternet erişim hizmetini tekrar başlattı&#8221;. Yıllar önce Koç.net işbirliğiyle başlanan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen ay sonunda <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/kablosuz-internet-kanser-riskini-arttiriyor-cagimizin-sorunundan-kurtulun-yadsimayin/">kablosuz İnternet&#8217;in sağlık üzerindeki etkileriyle ilgili yazım</a> oldukça ilgi çekti, konu hakkında pek çok soru aldım. O yazıda bazı cümleleri daha uzun açıklamam gerektiğini düşünürken bugün okumaya zaman bulduğum dünkü gazetelerden biri bu fırsatı bana sundu: &#8220;Beyoğlu Belediyesi İstiklal Caddesi boyunca kablosuz İnternet erişim hizmetini tekrar başlattı&#8221;. Yıllar önce Koç.net işbirliğiyle başlanan proje bilinen bazı düzenlemeler ve bilinmeyen diğer nedenlerle kalıcı olmamıştı. Kamuya açık alanlarda İnternet erişimi ile ilgili yasal engellerin de bulunması nedeniyle sıkıntılar yaşanırken bu kez İhlas.net&#8217;ten altyapı temin edildi, bakalım kalıcı olabilecek mi.</p>
<p><center><!--adsense--></center>Fakat her şeyi unutanlardan olmadığını tahmin ettiğim bir muhabirden gelmiş olması muhtemel soru niye önceki sistemin çalıştırılmadığı, bunun ne farkı olduğu şeklindeydi. Ve şu anda TMSF yönetiminde olan bir gazetede <a href="http://www.sabah.com.tr/haber,25151E2D7897490FB2A72DAECF3E227F.html" target="_blank">Beyoğlu Belediye Başkanı&#8217;nın düşündürücü yanıtı</a> yer aldı: &#8220;Daha önce Koçnet tarafından kurulan sistem için izin alınmamıştı ve 5.8 GHz  üzerinden yayın yapılıyordu. Bu yüzden sağlığa zararlıydı. Üstelik Galatasaray&#8217;da tek bir noktadan servis sunuyordu. Bizim kurduğumuz sistem 2.4  GHz üzerinden hizmet sunacak. Sağlığa zararlı olmayacak.&#8221;</p>
<p>Ülkemizde siyasete ve siyasetçiye güvenin azalmasında böyle demeçlerin rol oynadığı yadsınamaz bir gerçek. Maalesef siyasetçilerimiz bazen iyi niyetle ama bilgisizlikle, bazen de bilinçli ve siyasi çıkar uğruna yanlış yönlendirici ifadeler kullanıyorlar. Beyoğlu Belediye Başkanı Demircan da  &#8220;daha az sağlıksız&#8221;, &#8220;daha sağlıklı&#8221; gibi  göreceli kavramlar kullanarak kendini garantiye almayı bile tercih etmeden kendi kurdukları sistemin &#8220;sağlıklı&#8221;, diğerinin &#8220;sağlıksız&#8221; olduğunu belirtmiş.</p>
<p>Bu noktada bir önceki yazımın anahtar cümlelerini tekrar öne çıkararak bilimsel gerçekleri doğru anlamakla başlayalım. Öncelikle İngilizce&#8217;de &#8220;radyo&#8221; kelimesi ile kast edilen telsiz, kablosuz frekans sinyallerinin (RF), elektromanyetik alanların tek başına kanser ve diğer hastalık risklerini arttırdığına dair bir gözlem yok. Bu konuda hassas davranmaya dikkat eden <a href="http://www.who.int/mediacentre/factsheets/fs304/en/index.html" title="WHO'nun elektromanyetik alan hakkında bilgi dökümanı" target="_blank">Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün ilgili sayfası</a>ndan da burada paylaştığım bilgiler hakkında detay alınabilir.</p>
<p>Öte yandan kablosuz İnternet ve kanser riski hakkındaki yazım, elektromanyetik alan ve RF sinyallerinin, kanser gibi hücre bozulması sorunlarını farklı kaynaklar nedeniyle yaşamaya başlamış olanların bu sorunlarını arttırdığı yönünde bazı çalışmalar olduğuna dikkat çekiyordu. Yani &#8220;kablosuz ağlar tek başına kanser faktörü&#8221; demiyordum.</p>
<p>Fakat medyada konunun sunuş tarzı ve benim web sitem gibi pek çok diğer kaynağın gelişigüzel okunması kablosuz İnternet ve cep telefonlarının büyük tehlikeler yarattığı izlenimini doğuruyor. Ama hiçbir kişi ve kurumun da insanları yanlış yönlendirmeye, gerçek dışı bir korku yaratmaya hakkı yok hele söz konusu olan sağlık ise. Henüz böyle bir riskin varlığı bu konuda söz sahibi kurumlar ve uzmanlar tarafından onaylanmış değilken &#8220;bu zararlı&#8221;, &#8220;bu tehlikeli&#8221; demek yanlış.</p>
<p>Beyoğlu&#8217;na geri dönersek, Sayın Demircan iyi niyetli olarak bu açıklamayı yaptıysa çevresindekiler ya da kendisi eksik bilgiyle konuşmuş demekle yetinip yanlışı düzeltiyoruz. Tahmin edilenin aksine, yüksek frekans daha zararlı değil. 100 MHz&#8217;deki radyo yayınları, 300-400 MHz&#8217;de TV yayınları, GSM 900 ve 1800 MHz&#8217;den daha düşük frekanstalar ve bu nedenle aynı maruz kalma seviyesinde insan vücudu cep telefonu baz istasyonlarından aldığı sinyallerin beş katına kadar fazlasını radyo ve TV yayınlarından alıyor. Ama bu sefer de &#8220;TV ve radyo daha zararlı&#8221; denmiş olunmuyor. Sadece maruz kalma ve sinyalden etkilenme konusunda doğru bilgi bu. Frekans seviyesi hakkında da pek çok yayın var ama az önce verdiğim Dünya Sağlık Örgütü ilgili sayfasında da buna kısaca değinildiğini hatırlatmak isterim. Bu durumda, Beyoğlu&#8217;nda eski kablosuz ağ yayını 5.8 GHz frekansında iken insan vücudu daha az sinyal soğuruyordu.</p>
<p>Lafın kısası, bu bir yandan eski, bir yandan yeni teknolojiler hakkında okuduğumuz bir haber, bir araştırma ile kesin karara, doğruya ulaştığımızı sanmamalıyız. O haber eksik veya yeteri kadar açık sunulmamış olabilir, ki benim bir önceki yazım da belki bu şekilde oldu, ya da Beyoğlu örneğinde olduğu gibi yanıltıcı ve bilimsel tabandan yoksun olabilir.<br />
<center><!--adsense#linkunit--></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/beyoglunda-kablosuz-internet-ve-saglik-riski/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avuçiçinde Türkçe Desteksiz Çalışmak Ne Kadar Anlamlı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/avucicinde-turkce-desteksiz-calismak-ne-kadar-anlamli/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/avucicinde-turkce-desteksiz-calismak-ne-kadar-anlamli/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jun 2007 20:43:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=99</guid>
		<description><![CDATA[Zevk aldığımı söyleyemesem de geçmişte avuçiçi bilgisayar (PDA) kullandım ve şimdi yine kullanıyorum. 90&#8242;lı yılların ortalarında avuçiçi bilgisayar modeli bulmakta zorlanılıyor, bu cihazlara sahip olanlar bir araya gelmek için gruplar kuruyor, etkinlikler bile organize ediyorlardı. Zamanla model ve kullanıcı sayısı arttı ama yine de Türk kullanıcılar yazılım ve cihaz olarak bulduklarıyla yetinmeye devam ettiler, belki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zevk aldığımı söyleyemesem de geçmişte avuçiçi bilgisayar (PDA) kullandım ve şimdi yine kullanıyorum. 90&#8242;lı yılların ortalarında avuçiçi bilgisayar modeli bulmakta zorlanılıyor, bu cihazlara sahip olanlar bir araya gelmek için gruplar kuruyor, etkinlikler bile organize ediyorlardı. Zamanla model ve kullanıcı sayısı arttı ama yine de Türk kullanıcılar yazılım ve cihaz olarak bulduklarıyla yetinmeye devam ettiler, belki de etmeyi tercih ettiler.</p>
<p><center><!--adsense--></center>Fakat ekonomik büyüme, teknolojik ürünlere merak ve gelişen perakende ağı avuçiçi teknolojideki gelişmelerle birleşince Türkiye&#8217;de satışlar ciddi miktarlara ulaştı. Cep telefonu özelliği kazanmış olan PDA&#8217;ler sonunda cep telefonu boyutlarına da indi. Babalar günü kampanyaları düzenleyen teknoloji market zincirleri son iki haftada bir hayli avuçiçi bilgisayar ya da yeni deyimle cep bilgisayarı sattılar. En indirimli kampanyayı yapan Vatan Bilgisayar&#8217;ın İstanbul şubelerinin tümünde tükenen modeller olduğunu gördüm, konuştuğum firma görevlilerinden öğrendiğim günlük PDA satış rakamı da etkileyici idi.</p>
<p>Türk bilişim pazarındaki büyümeye rağmen Türkçe ve Türkiye&#8217;ye özgü özellikleri olan cihaz sayısında bir artış olmaması düşündürücü. Sürekli büyümenin kalıcı büyümeye dönüşeceğine inanılan Türk ekonomisi on yıl içinde orta büyüklükteki Avrupa ülkelerinin bugünkü hacmine erişecek gibi görünüyor. Ama bugün yerelleştirme yapmadan satış yapamayacakları, yani yerel kanunların izin vermeyeceği ya da tüketicilerin ilgi göstermeyeceği ülkelere göre ürünlerini şekillendiren üreticilerin Türkiye&#8217;yi ve Türkçe&#8217;yi görmezden gelmesinin tek nedeni ekonomik büyüklük değil. Sanayi Bakanlığı&#8217;nın düzenlemeleri ve kanunları, diğer yönetmelikler Türkiye&#8217;de satılan ürünlerin özelliklerini eksik nitelendirirken biz kullanıcılar da ilk paragrafta dediğim gibi &#8220;bulduğumuzla yetiniyor&#8221;, hakkımızı istemiyoruz!</p>
<p>Bu konu hakkında çok kapsamlı ve çevreli yazmak mümkün ama yazan sayısı çok az. Konuya bir de bu açıdan değinmemin nedeni ise iş amaçlı kullanılan avuçiçi bilgisayarların Türkçe desteği vermemesinin daha da dikkat çekici oluşu. Yazışmalarınızı doğru Türkçe ile yapamamak, dökümanlarınızda Türkçe harf kullanamamak çalışmalarınız ve firmanızın profesyonel görünümüne, ticari aktivitelerine sekte vuracaktır. Önümüze gelen dökümanlarda, hangi dilde olursa olsun hatalar, yanlış, eksik yazımlar görünce şüpheyle yaklaşıyorsak kendi çalışmalarımızı da doğru sunabilmek için bu konuda hakkımızı aramamız, talebimizi iletmemiz gerekir. &#8220;Detayları tekrar tartışmak üzere&#8221; diyor, şimdilik bizzat cihaz üreticisi hp, Palm, I-Mate, yazılım üreticisi Microsoft gibi firmalarla temasa geçebileceğinizi hatırlatıyorum.</p>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/avucicinde-turkce-desteksiz-calismak-ne-kadar-anlamli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kablosuz İnternet Kanser Riskini Arttırıyor. Çağımızın Sorunundan Kurtulun: Yadsımayın</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/kablosuz-internet-kanser-riskini-arttiriyor-cagimizin-sorunundan-kurtulun-yadsimayin/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/kablosuz-internet-kanser-riskini-arttiriyor-cagimizin-sorunundan-kurtulun-yadsimayin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 May 2007 19:12:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[bilgisayarlar]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=96</guid>
		<description><![CDATA[Ailemdeki uzmanlar sayesinde ilgilenmeye başladığım bir konu olan sağlıklı yaşam sonunda çalıştığım sektöre de dönüştü. Her gün bu konularda çalışmalar yapıyor, araştırmalar okuyor, değerlendirmeleri takip etmeye çalışıyoruz. Geçen hafta İngiltere merkezli ‘Kablosuz internet kanser riskini artırır’ haberi yayınlanmadan önce de kablosuz İnternet erişimi hakkında bize gelen sorular doğrultusunda benzer araştırma sonuçları bulmuştuk.
Elektromanyetik her türlü alan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ailemdeki uzmanlar sayesinde ilgilenmeye başladığım bir konu olan sağlıklı yaşam sonunda çalıştığım sektöre de dönüştü. Her gün bu konularda çalışmalar yapıyor, araştırmalar okuyor, değerlendirmeleri takip etmeye çalışıyoruz. Geçen hafta İngiltere merkezli <a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/408691.asp" title="NTVMSNBC haberi detaylı bilgi içeriyor" target="_blank">‘Kablosuz internet kanser riskini artırır’ haberi</a> yayınlanmadan önce de kablosuz İnternet erişimi hakkında bize gelen sorular doğrultusunda benzer araştırma sonuçları bulmuştuk.</p>
<p><center><!--adsense--></center>Elektromanyetik her türlü alan kanser riskini dolaylı yoldan arttırır. Bu alanlara maruz kalanların, bildiğim kadarıyla, sadece bu nedenle kansere yakalandığını gösteren bir çalışma olmasa da elektromanyetik alanın, başka faktörlerin neden olduğu kanser gibi hücre bozulması sorunlarını derinleştirdiği, hızlandırdığı  yadsınamaz bir gerçek. Ve çocukların bundan daha da çok etkilendiği, ülkemizde ve diğer ülkelerde trafolara, yüksek gerilim hatlarına yakın evlerde yaşayan çocukların lösemiye yakalanma sıklığı verileriyle desteklenen bir sonuç. <a href="http://www.thelifeco.com.tr/productpicks-a.asp" title="Bir süre zevkle çalıştığım The LifeCo EMF ürünleri kayda değer" target="_blank">Elektromanyetik alanlardan koruyucu bazı ürünler bulunuyor</a>, ama genel kabul gören bir ürün yok, asıl nedeni de bu konuya genel ilgisizlik, ve koruma ürününden önce ilk iş, bu alanların etkisinden kendimizi olabildiğine korumamız.İşte elektromanyetik alan oluşturan pek çok kaynaktan biri de gittikçe yaygınlaşan <a href="http://www.cihansalim.net/dosya/200402a.htm" title="Uzun süre önce yazdığım kablosuz ağ kurulumu üzerine yazımı buradan okuyabilirsiniz">kablosuz bilgisayar ağları</a>, kablosuz İnternet alanları. Gittikçe daha fazla şirket ve evde kablosuz ağ kurulması, okullarda ve pek çok kurumda kablosuz erişim sunulması gece gündüz elektromanyetik etkiye maruz kalmamıza neden oluyor. Özellikle çocukların korumasız olduğu bu tehlike nedeniyle İngiltere&#8217;de okullarda kablosuz ağlar tartışma konusu oldu.Bilim ve tıbbın sürekli ilerlediği bir ortamda olsak da, çağımızın ne kadar modern ve ilerici, aydınlanmacı bir çağ olduğu tartışılır. Çünkü &#8220;yadsımak&#8221; gittikçe daha çok insanda, daha sık görülen bir tutum oluyor. Rahatlık, geçici kazanç ya da ilgi göstermeye üşenme nedeniyle, işimize gelmeyeni yadsır olduk.Bir yanda yeni bulgular, buluşlar diğer tarafta hayatı kolaylaştıran teknoloji ve ürünler! Ev içinde, iş yerinde masamızdaki sabit telefonu değil cep telefonunu kullanıyor, 15 dakika kazanmak için fırındaki mikrodalga ısıtma düğmesine basıyoruz. Şimdi de kablosuz İnternet&#8217;in rahatlığından vazgeçemiyoruz. Tercih tabii ki bireylerin, sizlerin. Ama yadsıyanlardan değilseniz en azından kablosuz ağ kullanım sürenizi kısaltmaya çalışın.</p>
<ul>
<li>Kablosuz bir modeminiz var, ama evde kablosuz alıcınız yoksa, modeme kabloyla bağlı bir bilgisayardan İnternet&#8217;e giriyorsanuz, modemin kablosuz yayınını kapatın</li>
<li>Evde olmadığınız saatlerde, ya da evde İnternet&#8217;i kimsenin kullanmadığı saatlerde, tabii gece uyurken de, modeminizi kapatın</li>
<li>Yemek yerken, TV seyrederken yarım ya da bir saatliğine de olsa modeminizi kapatın</li>
<li>Hatta bunları komşunuza da öğretin, tembihleyin ki onun kablosuz ağı sizi olabildiğine az etkilesin</li>
<li>Evde küçük çocuklar varsa bu önlemleri uygulamaya daha da fazla önem gösterin</li>
</ul>
<p>Kablosuz modemin olumsuzluklarına değindik, bu teknolojiyi gereksiz yere olabildiğince az kullanın dedik. Ama hayatınızdan çıkaramayacaksanız, hatta yeni bir kablosuz modem alacaksanız, bu aralar arkadaşlarımın ayarlarını yapmak için çok modem deneme fırsatı bulmuş biri olarak bir modem önerisi yapabilirim. Piyasadaki en ucuz kablosuz modemlerden Datron&#8217;un RTA1030W modeli fiyatından beklenmeyek özelliklere sahip. 1 ethernet de 1 USB girişi olan kablosuz modemin yayın alanının aynı yerde denediğim bir diğer ünlü markanın modelinden daha da iyi olduğunu bizzat tecrübe ettim. Ayrıca acemi ve ayarları bilmeyen kullanıcılar için, piyasada en kolay kurulabilecek, sadece şifre ve kullanıcı adı yazdığım, diğer ayarları kendisi yapan bu modem, bazı bilişim ürünlerinin ucuzunun da ne kadar yeterli ve üstün başarılı olabildiğini kanıtlama imkanı sunduğu için burada övgü almayı hak ediyor. Açma kapatma düğmesini erişilmesi zor bir yere koymadığı için de, kullanmadığınız anlarda kolayca kapatabilirsiniz&#8230;</p>
<p><em>İlgili yazılar:</em></p>
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/beyoglunda-kablosuz-internet-ve-saglik-riski/" title="Beyoğlu’nda Kablosuz İnternet ve Sağlık Riski">Beyoğlu’nda Kablosuz İnternet ve Sağlık Riski</a></li>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/mangal-mevsiminde-kanser-riskini-azaltmak-icin/" title="Mangal Mevsiminde Kanser Riskini Azaltmak için…">Mangal Mevsiminde Kanser Riskini Azaltmak için…</a></li>
</ul>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/kablosuz-internet-kanser-riskini-arttiriyor-cagimizin-sorunundan-kurtulun-yadsimayin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vista&#8217;nın ReadyBoost Özelliğiyle Heyecanlanmadan Önce Nelere Dikkat Etmeli? Doğru Flash Bellek Seçimi&#8230;</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/vistanin-readyboost-ozelligiyle-heyecanlanmadan-once-nelere-dikkat-etmeli-dogru-flash-bellek-secimi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/vistanin-readyboost-ozelligiyle-heyecanlanmadan-once-nelere-dikkat-etmeli-dogru-flash-bellek-secimi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Apr 2007 19:13:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[bilgisayarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=82</guid>
		<description><![CDATA[Yeni Windows Vista&#8217;nın getirdiği sınırlı sayıda kayda değer değişiklikten biri de flash belleklerdeki boş alanı adeta RAM veya sanal bellek gibi kullanmasını sağlayan &#8216;Ready Boost&#8217; özelliği. Fakat harici USB bellekleri ve compact flash, secure digital, memory stick gibi farklı cihazlarda depolama amaçlı kullandığımız bellek kartlarını bir de bilgisayarın performansını arttırmak için kullanabilmek için dikkat edilmesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni Windows Vista&#8217;nın getirdiği sınırlı sayıda kayda değer değişiklikten biri de flash belleklerdeki boş alanı adeta RAM veya sanal bellek gibi kullanmasını sağlayan &#8216;Ready Boost&#8217; özelliği. Fakat harici USB bellekleri ve compact flash, secure digital, memory stick gibi farklı cihazlarda depolama amaçlı kullandığımız bellek kartlarını bir de bilgisayarın performansını arttırmak için kullanabilmek için dikkat edilmesi gereken pek çok detay var.</p>
<p><center><!--adsense--></center>&#8220;Bellek kartımı fotoğraf çekmiyorken bilgisayarımın perform<img align="right" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/readyboo.jpg" alt="Ready Boost'a kaç MB ayrılacağı özellikler bölümünden seçiliyor" title="Ready Boost'a kaç MB ayrılacağı özellikler bölümünden seçiliyor" />ansını arttırmak için kullanabilirim&#8221; düşüncesinin yarattığı heyecan şu günlerde çoğumuzda hayal kırıklığıyla sonuçlanabilir. Zira sayılı ürün &#8220;Ready Boost&#8221; için gerekli performansa sahip. Kısaca bu kriterleri sizlerle paylaşmak istedim çünkü sadece bu nedenle Vista&#8217;ya geçenler olduğu gibi, Vista&#8217;ya RAM almaktansa çok daha ucuza flash bellek ürünleri almayı tercih edip fayda göremeyenlerin sayısı da az değil. Bilgileri Windows ekibinde görevli <a target="_blank" href="http://blogs.msdn.com/tomarcher/archive/2006/06/02/615199.aspx" title="Ready Boost soru ve cevapları Tom'un güncesinde">Tom Archer&#8217;ın güncesi</a>nden ve de daha önce okuduğum test ve karşılaştırmalardan derledim:Öncelikle hangi ürünler Ready Boost için potansiyel medyalar? Ready Boost, USB bellekleri ve de flash bellek kartlarının performansını kontrol ediyor ve yeterli performans sağlıyorlarsa size kullanmak isteyip istemediğinizi soruyor. Ama bellek kartlarını harici bir USB kart okuyucuya takmanız durumunda, en hızlı kart bile ReadyBoost için kullanım dışı kalıyor, çünkü Vista&#8217;nın bu özelliği sadece dahili kart okuyuculardaki kartları kullanabiliyor.</p>
<p>Peki hangi flash bellek ve kart ürünlerini kullanmak mümkün? Günlük sistem kullanımında, bellekteki bilgiler sıralı okunmadığı ve rasgele erişim yapıldığı için sıralı okumada çok hızlı olan çoğu USB bellekler Ready Boost ile kullanılamayabiliyor. 133X gibi etiketlerle hızı vurgulanan cihazlardansa rasgele okumada başarılı cihazlar tercih edilmeli. Maalesef bu bilgi çoğu ürün kutusunda yer almıyor.4K&#8217;lık rasgele okumada saniyede 2,5 MB; 512K rasgele yazmada saniyede 1,75 MB hız sağlayabilen cihazların Ready Boost ile kullanılabileceği bugün pek çok kaynakta yer alan teknik bilgiler. Fakat Microsoft ya doğrudan böyle bir ölçümle takılan flash cihazı test etmiyor ya da performans alt seviyesini düşürdü. Çünkü yazma konusunda çok daha yavaş USB bellekler de Ready Boost ile kullanılabiliyor.</p>
<p>Bir flash ürünü kullanabilmek için cihazın en az 256 MB en fazla 4 GB boyutta olması lazım. 4 GB sınırı, geriye uyumlu çalışabilmek için FAT32 desteğinin devam ediyor oluşundan kaynaklanıyor. Önerilen ise bilgisayardaki RAM belleğinizin 2 ila 2,5 katından fazlasını Ready Boost&#8217;a ayırmamak. Hatta en uyumlu durum, RAM bellek ile flash bellekte Ready Boost için ayrılan alanın eşit olması olarak belirleniyor, örneğin 1 GB RAM belleğe 1 GB Ready Boost&#8217;a ayrılmış flash sürücü gibi.</p>
<p>Ready Boost&#8217;un, UNIX&#8217;de olduğu gibi sadece sabit diskteki sanal bellek (swap) dosyasını flash belleğe taşımaktan ibaret olmadığı söylenebilir. Çünkü sıralı okumada sabit diskler, rasgele okumada ise flash ürünler diğerinden kat kat daha hızlı. Sık sık küçük dosyalara başvurulan durumlarda Ready Boost&#8217;un faydası daha rahat görülürken, çok büyük ve az sayıdaki dosya ile çalışıldığında tabii ki sabit disk tercih edileceğinden etki yok denecek kadar sınırlı kalıyor. Yani 2 GB RAM belleği olan ve az sayıda uygulamayı aynı anda kullanan bir kullanıcı Ready Boost&#8217;tan pek fayda görmeyecektir. Öte yandan çok sayıda Windows bileşeni ve farklı programlarla aynı anda çalışan, az bellekli bir sistemde performans artışı fark edilebiliyor.</p>
<p>Aynı anda sadece bir flash cihaz bu şekilde kullanılabiliyor, şu ana kadarki denemelerim cihazın birden çıkarılması durumunda Windows&#8217;un çökmediğini doğruladı. Ama okuduğum ve anladığım kadarıyla sadece flash bellek üzerine yazılan veri bulunmuyor, veriler, sistemin yüküne göre sabit diskte kendi yerinde ya da sanal bellekte de bir kopyayla yer alıyor. Bu durumda da Ready Boost&#8217;u, RAM bellek artışı ya da sanal belleğin yükselmesi şeklinde birebir kalıba oturtup tanımlamak yanlış oluyor.</p>
<p>Mevcut MP3 çalarlar ve tabii ki çoğu flash ürün Ready Boost ile kullanılamıyor. Gerek üreticiler tarafında, gerekse de orta vadede Microsoft tarafından bu konuda gelişmeler olacak. Bu özellikle kullanılabilecek rasgele okuma/yazma hızına sahip cihazlar çoğalmaya başladı ama bu yazının yazıldığı hafta, Türkiye pazarında Ready Boost uyumlu USB bellek olarak sadece A-Data PD7 ve PD14 bulabildim, bir Kingston modeli (ReadyFlash) de bir bilgisayar perakende zincirinde bir ürünün yanında promosyon olarak veriliyor, satılmıyordu. Zamanla Türkiye&#8217;de de ürünlerin sayısı artacaktır ama şu anda çok az sayıda seçenek olması sanırım fiyata yansıdı ve A-Data ürünlerine son hafta içinde yaklaşık %50 zam yapıldı.</p>
<p>Bunlar bir yana, gerçekten de ciddi bir performans artışı yaşayacak mısınız? Bu konuda kendi tecrübelerimi zamanla burada paylaşacağım. Ama 512 MB RAM belleği olan bir bilgisayarda Ready Boost&#8217;un önemli kazanç verdiği en olumsuz sonuçlar sınan sitelerde bile kabul ediliyor. Tabii burada belki asıl sorulması gereken, 512 MB RAM&#8217;i olan makinaya Vista kurulur mu? Bence kurulmamalı&#8230; Ama Vista kullanmak isteyen ve 512 MB ya da 1 GB RAM&#8217;i olan, aynı anda 9-10 adet İnternet, medya, ofis, iş, grafik, vb. uygulama çalıştıranlar için RAM almaya göre çok ucuz bir alternatif ve önerilebilir ama aksi durumlarda büyük kazançlar elde etmek mümkün olmuyor.</p>
<p>Belirttiğim gibi, Ready Boost özelliğini kullandıkça ve sizden bu yazıma gelen yanıtlara göre, konuyla ilgili güncel bilgi aktarmaya çalışacağım. Türkiye&#8217;den veya dışardan flash ürün alırken &#8220;Ready Boost uyumlu/destekler&#8221; etiketine dikkat edin, elinizdeki mevcut flash ürünlerde bu özellik yoksa, ya da harici kart okuyucunuza güveniyorsanız, Vista&#8217;ya geçmeden önce bir daha düşünün&#8230; <a target="_blank" href="http://www.pardus.org.tr/urunler/index.html" title="Pardus Ulusal İşletim Sistemi">Pardus</a> gibi alternatifler güçleniyor, unutmayın!</p>
<p>Güncelleme &#8211; 13/04/2007:  Kullanıcıların bizzat tecrübeleri sonrası güncellediği <a target="_blank" href="http://huseyinunal.net/windows-vista-readyboost.htm" title="Grant Gibson'ın blogundan">amatör bir liste de burada</a>n incelenebilir, buna göre ürün tercihi yapılabilir.</p>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/vistanin-readyboost-ozelligiyle-heyecanlanmadan-once-nelere-dikkat-etmeli-dogru-flash-bellek-secimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geniş ekran monitörde oyun oynayabilmek</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/genis-ekran-monitorde-oyun-oynayabilmek/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/genis-ekran-monitorde-oyun-oynayabilmek/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Mar 2007 21:29:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[bilgisayarlar]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=27</guid>
		<description><![CDATA[LCD&#8217;ye geçmeye uzun süre direndim, ilk neden kaliteli CRT monitörümün performansı, ikinci nedense LCD&#8217;lerin teknik sorunlarıydı. Sabit/doğal çözünürlük değiştirilince netlik bozuluyordu ve ben tüm uygulamaları LCD&#8217;min doğal çözünürlüğüne zorlamak istemiyordum, ikincisi de film ve oyunlarda bizzat gördüğüm tepki süresi sorunlarıydı. Tabii tepki süreleri gittikçe hızlandı.

Ama sonunda LCD&#8217;ye geçmeme neden olan dev CRT&#8217;min odaya yaydığı ısıdan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>LCD&#8217;ye geçmeye uzun süre direndim, ilk neden kaliteli CRT monitörümün performansı, ikinci nedense LCD&#8217;lerin teknik sorunlarıydı. Sabit/doğal çözünürlük değiştirilince netlik bozuluyordu ve ben tüm uygulamaları LCD&#8217;min doğal çözünürlüğüne zorlamak istemiyordum, ikincisi de film ve oyunlarda bizzat gördüğüm tepki süresi sorunlarıydı. Tabii tepki süreleri gittikçe hızlandı.</p>
<p><center><!--adsense--></center><br />
Ama sonunda LCD&#8217;ye geçmeme neden olan dev CRT&#8217;min odaya yaydığı ısıdan usanmam, üstüne de Mehmet Doğan&#8217;ın <a target="_blank" href="http://www.altiustutasarim.com/notdefteri/arsiv/2007/02/cevre_dostu_web_tasarimci_nasi.php">&#8220;Çevre Dostu Web Tasarımcı Nasıl Olunur?&#8221; yazısı</a> ve linklerde okuduklarım oldu. Etkileyici teknik özelliklerinin yanında kampanya dolayısıyla indirime girdiğinden, daha önce seçenekler arasına bile koymadığım geniş ekran bir monitör aldım. Aslında 19 inç ve üstünde geniş ekran monitör alma konusunda iyi düşünmekte fayda var, eğer TV ve film/dizi seyredilecekse son derece uygun, ama bilgisayar kullanımı içinse henüz gözlerimizin bu şekilde bilgisayar kullanmaya alışmadığını düşünüyorum, en azından dünyanın bu tarafında. Ama gidişat da, üreticilerin maliyet odaklı yaklaşımlarıyla, geniş ekrana doğru.Zaten dizüstü bilgisayarlarda standart olan geniş ekranlar yakında bilgisayarların da tek tamamlayıcısı olabilir. Ama henüz o aşamaya gelmediğimizden tüm uygulamalar geniş ekran çözünürlüğüne uygun değil. Bence en sorunlusu da, oyunlar gibi görsellik üzerine kurulu uygulamalar. Eğer geniş ekran bir monitörünüz ya da dizüstünüz varsa, elinizdeki oyun da bu ekranda sorunsuz çalışmıyorsa, bu konuda <a target="_blank" href="http://www.widescreengamingforum.com/wiki/index.php?title=Main_Page" title="Geniş ekranda oyun oynamak üzerine">WideScreenGamingForum.com&#8217;dan </a>destek alabilirsiniz. Sadece forumlar değil, geniş bir oyun listesinde hangilerinin geniş ekranda nasıl çalıştırılabildiği, ek ayar ve dosya gerekip gerekmediği listeleniyor. Zaten doğrudan oyunlar bölümüne girip, oradan gerekli bilgileri elde etmek mümkün.Bu siteyi bulmama neden olan da, şaşırtıcı şekilde geniş ekranı desteklemeyen Need for Speed serisinin son oyunu <a target="_blank" href="http://www.ea.com/nfs/carbon/us/" title="NFS Carbon resmi site">Carbon</a>. Siteden verilen bir bağlantı ile, oyunu farklı çözünürlüklerde çalıştırabilen bir küçük yazılım buldum ve ancak böyle oyunu açabildim. Laf açılmışken, son NFS oyununun, <a target="_blank" href="http://www.ea.com/official/nfs/mostwanted/us/" title="NFS Most Wanted resmi site">Most Wanted</a>&#8216;dan sonra bir hayal kırıklığı ve çok kolay, basit kaldığını düşünüyorum. Asker dönüşü ilk hevesim de kaçınca oyunu sıkılarak bitirdim diyebilirim.<br />
<center><!--adsense#linkunit--></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/genis-ekran-monitorde-oyun-oynayabilmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
