<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>H. Cihan Salim - Günce... Blog... &#187; ben&#8230;</title>
	<atom:link href="http://www.cihansalim.net/blog/category/ben/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cihansalim.net/blog</link>
	<description>www.cihansalim.net</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 09:52:57 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Yoga maceram: Vücudunuz ve dengeniz için tavsiye ederim</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yoga-maceram-vucudunuz-ve-dengeniz-icin-tavsiye-ederim/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yoga-maceram-vucudunuz-ve-dengeniz-icin-tavsiye-ederim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Sep 2011 07:45:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1565</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık 9-10 ay önce, eskiden bir "sağlıklı yaşam işi"nde çalışırken denemiş olduğum yogayı tekrar ve daha ciddi deneme imkanım oldu. O günden bugüne haftada 3-4 akşamımı bana çok keyif veren yogaya ayırır oldum. Artık bu konuda biraz yazmak, kendi tecrübemi aktarmak ve azıcık da olsa ilgisi olanları cesaretlendirmek istedim...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bu yazım, Yogaşala Mag dergisi Ekim sayısında yer alan metnin uzun ve tam hali&#8230;</em><br />
Az önce Nişantaşı’nda küçük salondakilerin yer açması ile Ürün’ün dersinde yere 18. matı serdim. Ama sınıfa birkaç dakika geç kaldığımdan ve boş yer aradığımdan olsa gerek, sınıftaki tek erkek olduğumu fark ettim. Sanırım girdiğim en ‘orantısız’ ders buydu(!)</p>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
//blog-orta-468
google_ad_slot = "3758895704";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//--></script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<p>Fakat bana YogaşalaMag’in bu sayısına yazmam önerildiğinde, 13 yıldır yazarlık yapmama rağmen duraklamama neden olan tek ‘azınlık faktörüm’ bu değildi. Yoga yapan az sayıda erkek olmanın ötesinde, yoga benim için çoğu katılımcının aksine bir zihinsel yolculuk, manevi gelişim aktivitesi olmaktan daha çok bir vücut egzersizi, fiziksel aktivite biçimi, hatta spor salonu alternatifi idi.</p>
<p>İçimden “benim yazmam doğru mu” diye sorguladım; ama 2 sayı önce YogaşalaMag’in 100 binin üstünde basıldığını okuduğumu hatırlayıp, bu kadar geniş bir [potansiyel] okur kitlesinin çok azının yoga deneyimi olduğunu düşündüm. On binler yogayı denemiyorsa azımsanmayacak bir kısmının kafasında soru işaretleri olabilir; belki bazıları da benim gibi spor, fiziksel gelişim ve iyileşme amacı güdüp yogayı bu gruba sokamadıklarından denemiyorlardır, dedim kendi kendime, “otur yaz.”</p>
<p>Geçmişte de az biraz yoga hareketleri denemiştim, ama düzenli şekilde yoga derslerine katılmaya başlayalı henüz 9 ay oldu. Heyecanla şehrin trafikli, uzak noktalarından kalkıp gelme azmimi, vücudumun farklı noktalarını geliştirdiğimi görmemi sağlıyor. Spor salonunda heyecanla arttırılan ağırlıkları kaldırırken alınan sakatlanma riskini şahsen burada görmüyorum, çünkü kaldırmaya çalıştığın kendi gövden veya bacağın. Kaldıracak kadar güç ve enerjiyi bir araya topladığında da zaten hareketin bir sonraki aşamasına geçiyor, hem de geçmişi veya geleceği yaşamaya çalışan değil, anı yaşayabilen bir insan için çok önemli olan <strong>denge</strong>ni işin içine sokmaya başlıyorsun. Fiziki denge, ruhsal denge ile çok kuvvetli etkileşim içinde.</p>
<div align="center">
<div align="center">
<div style="width:225px; text-align:center" class="captionfull"><img align="center" width=225 src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/featured/yoga-balkon-f.jpg"/ title="Yoga yapmak, farklı seviye, yaş, cinsiyet, sağlık durumlarına rağmen bence gerçekten herkese uygun" alt="Yoga yapmak, farklı seviye, yaş, cinsiyet, sağlık durumlarına rağmen bence gerçekten herkese uygun"/>
<p>Yoga pratiği bence gerçekten herkese uygun</p>
</div>
</div>
</div>
<p>Denge demişken özellikle erkeklerin çoğunlukla tercih ettikleri bireysel sporlarda çok da eğilmedikleri bir şeyden bahsetmiş olduk bence. Sadece bu nedenle bile yogayı tavsiye edebilirim…</p>
<p>Yogayı deneyin, artan yoga stüdyolarında artık gerçekten bilgili, ilgili, değerli Türk eğitmenlerin sayısı artıyor, onlara güvenin. Yogaşala’ya erişiminiz varsa farklı yoga stillerini deneyin; Iyengar ve Hatha’da hareketlerin temelini, vücudunuzun sınırlarına ve sağlıklı olması için alması gereken şekle önem veren, hem de eğlendiren eğitmenlerden (örn. Sine! ;) öğrenin. Vinyasa’da coşun, akın; Yin’de ne kadar sabırlısınız, kendinizi bırakabiliyor musunuz mutlaka test edin. Bir gün mecburen son dakikada aldığım Ashtangalı tişörtümle beni derste görüp de “Ashtanga’yı yazmamışsın” demeyin, saatleri iş saatime hiç uymadı bugüne kadar, onu da siz bana anlatın lütfen :) </p>
<p>Ve yoganın, sınıf ortamının, topluluğun kurallarına uyum gösterirken bir yandan, bu farkındalık yolculuğunda kolay pes etmemek için kendinizi rahat ettirmekten çekinmeyim. Eğitmenlere fiziksel sınırlarınızı anlatın, ders sırasında da soru sorun; battaniyeleri, blokları Asyalılar kullanmasa da siz kullanın, hatta derse bu sıcaklarda isterseniz bir bardak suyla girin, her şey gurunuz ile sizin aranızdaki diyaloğa bağlı…</p>
<p><strong>// </strong>Dergideki yazıma ekleme yapmak faydalı olacaktır: İşte bizzat denediğim veya güvenilir tavsiyeler aldığım yoga merkezleri; kendinize yakın olanları telefonla arayın, detayları sormaktan çekinmeyin!<br />
<a target="_blank" href="http://www.yogasala.com">Yogaşala</a>; İstanbul &#8211; Nişantaşı ve Etiler, Ankara<br />
<a target="_blank" href="http://www.yogatime.com.tr">Yogatime</a>; İstanbul &#8211; Osmanbey<br />
<a target="_blank" href="http://www.cihangiryoga.com/">Cihangir Yoga</a>; İstanbul &#8211; Cihangir ve İstinye<br />
<a target="_blank" href="http://www.yogahariom.com">Hariom Yoga Merkezi</a>; İstanbul &#8211; Kızıltoprak<br />
<a target="_blank" href="http://istanbul-yoga.com">İstanbul Yoga</a>; İstanbul &#8211; Kuzguncuk, Üsküdar<br />
<a target="_blank" href="http://www.nefess.com">Nefess</a>; İstanbul &#8211; Moda, Kadıköy<br />
<a target="_blank" href="http://www.yogarooms.com.tr/">Yoga Rooms</a>; İstanbul &#8211; Kalamış<br />
<a target="_blank" href="http://www.gurudwaraashram.com">Gurudwara</a>; İstanbul &#8211; Suadiye</p>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
google_alternate_color = "FFFFFF";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
google_ad_format = "468x15_0ads_al";
//2007-10-01: linkunit
google_ad_channel = "8438864729";
google_color_border = "32527A";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "0000FF";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "008000";
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fyoga-maceram-vucudunuz-ve-dengeniz-icin-tavsiye-ederim%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/yoga-maceram-vucudunuz-ve-dengeniz-icin-tavsiye-ederim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gecikmeli bir Siyah Kuğu, ya da bence &#8216;Kara Kuğu&#8217; değerlendirmesi: Oscar&#8217;a ağzım açık kaldı(!)</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/gecikmeli-bir-siyah-kugu-ya-da-bence-kara-kugu-degerlendirmesi-oscara-agzim-acik-kaldi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/gecikmeli-bir-siyah-kugu-ya-da-bence-kara-kugu-degerlendirmesi-oscara-agzim-acik-kaldi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Apr 2011 20:24:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[sanat kültür tiyatro]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1264</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye'de 'Siyah Kuğu' adıyla gösterime giren Black Swan filmini henüz izleyebildim. 6. sanat sinemanın, bir başka sanat dalını bu kadar öne çıkararak bu kadar gişe yapan film zor bulunduğundan heyecanla ekranın karşısına geçtim, ama Oscar ödülü alan Natalie Portman'ın performansını da çok merak ediyordum. Beklediğim gibi çıktı film!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de &#8216;Siyah Kuğu&#8217; adıyla gösterime giren Black Swan filmini henüz izleyebildim. Bu arada bence filmin adı &#8216;Kara Kuğu&#8217; olarak anılmalıydı demekten de geçemeyeceğim. 6. sanat sinemanın, bir başka sanat dalını bu kadar öne çıkararak bu kadar gişe yapan film zor bulunduğundan heyecanla ekranın karşısına geçtim, ama Oscar ödülü alan Natalie Portman&#8217;ın performansını da çok merak ediyordum.</p>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
//blog-orta-468
google_ad_slot = "3758895704";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//--></script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<p>Açıkçası metni, uyarlama senaryoyu çok sevemedim, çok daha iyi işlenebilir, zenginleştirilebilirdi gibime geldi. Tabii işlenmediği, zenginleştirilmedi için de, film bence gereğinden de fazla başroldeki balerin Nina&#8217;nın üstüne yıkılıyor. Filmin artısı ise, bugünün genç, orta yaşa dayanan neslinin kendilerini yetersiz hissetme, kendine güvenememe, ve de başarmayı kafaya koyan üyelerinin bir kısmının da hayatı ıskalayıp sadece başarı için yaşamalarını yüzümüze vurması. Ki ben de az biraz kendime pay çıkarmadım değil.</p>
<div align="center"><iframe title="YouTube video player" width="560" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/5jaI1XOB-bs" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>
<p>Filmin üstüne yıkıldığı Natalie Portman ise tüm filmi bence aynı ifadeyle oynuyor. Filmin ilk yarısında, Nina&#8217;nın ne kadar iyi bir beyaz kuğu olduğunun öne çıkarıldığı bölümde, disiplinini, mükemmelliyetçiliğini ifadesine yansıtamıyor. En küçük sahnelerde bile&#8230; Annesinin getirdiği pastaya bakmadan önce rolü kazandığı için coşuyor, ama pastaya gelince, disiplininden veya sevmediğinden yemek istemez iken, o anda &#8220;canının çektiğini&#8221; veya &#8220;içinin gittiğini&#8221; belli edemiyor. Filmin son bölümünde korkusunun onu sonuna kadar korkuttuğu anlarda bu şiddetli ruh halini yine gergin bir ifadeyle karşılıyor, ama Hollywood&#8217;da daha önce gördüğümüz ruh hastası onlarca mükemmel performans gösteren aktrisin yanına yaklaşamıyor kanımca.</p>
<div align="center">
<div style="width:570px; text-align:center" class="captionfull"><img title="Natalie Portman, filmde canlandırdığı Nina'ya, bu pozda da başarıyla(!) hissettirdiği gibi bir ihtiras hali yansıtamıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/black-swan-natalie-portman.jpg" alt="Natalie Portman, filmde canlandırdığı Nina'ya, bu pozda da başarıyla(!) hissettirdiği gibi bir ihtiras hali yansıtamıyor"/>
<p>Natalie Portman, filmde canlandırdığı Nina&#8217;ya, bu pozda da başarıyla(!) hissettirdiği gibi bir ihtiras hali yansıtamıyor</p>
</div>
</div>
<p>Benim gibi düşünen var mı diye aratırken Dipnot.tv&#8217;de <a href="http://www.dipnot.tv/4705/Kara-Kugu-.aspx">Ali Arıkan&#8217;ın kaleme aldığı yazı</a>ya denk geldim; şöyle sormuş: &#8220;Sıkıntı, korku, acı ve bilimum hissi hep aynı yüz ifadesiyle oynayan Portman’ın kabiliyetsizliğini mi izliyoruz, yoksa Nina rolünü içselleştirmesini mi?&#8221; Kim bilir belki de gerçekten bu yüzden seçilmiş olmasın Portman! Yardımcı kadın oyuncu ödüllerine aday olan henüz yeteri kadar meşhur olmayan Mila Kunis çok daha iyi bir iş çıkarırmış diyenlerin sayısının az olduğunu hiç sanmıyorum&#8230;</p>
<p>Ve filmin yüksek puanlar alması&#8230; Sanırım artık eskisi kadar geniş kitlelere hitap etmeyen, &#8216;niş&#8217;e kayan balenin bu kadar güzel sunulması kritikleri de, balerinlere bir zamanlar, 5 dakikalığına bile olsa özenmiş olanları da fazlasıyla mutlu etti ki böyle bir karşılama geldi&#8230;</p>
<div align="center"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6758407155973721";
google_alternate_color = "FFFFFF";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
google_ad_format = "468x15_0ads_al";
//2007-10-01: linkunit
google_ad_channel = "8438864729";
google_color_border = "32527A";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "0000FF";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "008000";
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fgecikmeli-bir-siyah-kugu-ya-da-bence-kara-kugu-degerlendirmesi-oscara-agzim-acik-kaldi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/gecikmeli-bir-siyah-kugu-ya-da-bence-kara-kugu-degerlendirmesi-oscara-agzim-acik-kaldi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>iki değerli insan, Turgut Uzer ve Dr. Yomtov Garti&#8217;nin hatırasına&#8230;</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2011/iki-degerli-insan-turgut-uzer-ve-dr-yomtov-gartinin-hatirasina/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2011/iki-degerli-insan-turgut-uzer-ve-dr-yomtov-gartinin-hatirasina/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Feb 2011 16:55:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1214</guid>
		<description><![CDATA[Aynı hafta hayatımda önemli iz bırakan iki insanı kaybettik. Efsane matematik ve fizik öğretmeni Yomtov Garti ve Sabancı Holding'de uzun yıllar üst düzey görevlerde bulunmuş Turgut Uzer... Birer kısa anımı onların hatırasına paylaşmak istedim, hoşçakal demenin bir yolu olarak...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu hafta hayatımda iz bırakan iki değerli insan ebedi yolculuklarına çıktılar. Galatasaray Lisesi’nde matematik öğretmenim Dr. Yomtov Garti ve Sabancı Holding’de çalıştığım Kordsa Global’in yönetim kurulu üyesi, Sabancı Holding Lastik, Takviye Malzemeleri ve Otomotiv eski grup başkanı, aile dostumuz Turgut Uzer.</p>
<p>Hem fonksiyonel, hem de manevi birikim sahibi olan insanlardan bu birikimlerini sonuna kadar etrafındakilerle paylaşmayı seçenlerin yakınlarında olmak bir şanstır. Bu şansı ne kadar iyi değerlendirdiğimizi ise o insanlar hayatlarımızdaki rollerini oynayıp kendi alanlarına çekildiklerinde kendimize sorarız genellikle.</p>
<p><strong>Turgut Uzer…</strong><br />
Yıllarca ailecek aynı yerde tatil yaptığımız, havuz başında gazete kitap okurken yan yana olduğumuz Uzerler benim için çok değerli. Çok yıllar önce, ben henüz lisenin ilk yıllarındayken, yine tatilde bir kutlama vesilesiyle büyük katılımlı bir akşam yemeği yiyiyoruz. Turgut Bey ilerleyen saatlerde benimle sohbete başladı, bazı sorularla devam etti.</p>
<p>Maalesef çok net hatırlayamıyorum; o eğlenceli gecede Turgut Bey’in benle çaktırmadan bir ‘mülakat’ yaptığını sonraki gün eşi Renan Hanım söyleyince bir şeyler yerine oturuyor zaten. Bana, belli bilgiler sağladıktan sonra analiz ve değerlendirmeme yapmamı sağlayan sorularla başlamıştı, sorular günlük hayat, teknoloji veya Türkiye gündemiyle ilgiliydi belki de. Ardından insanlar arası ilişkiler, davranış ve problem çözmeyle ilgili bir şeyler gelmişti. İş hayatında meslek bilgisi kadar ekip arkadaşlarıyla ortak payda ve hedeflerde bir araya gelip çalışabilmek de bir o kadar önemliydi, bunu o günden bana hissettirmişti.</p>
<p>Mülakat sonucum olumluymuş. Yüksek lisansımı bitirdikten sonra bir şirkette çalıştım, ardından Turgut Bey beni Sabancı Holding’den insan kaynakları yöneticileriyle tanıştırdı, sürecin devamında da bana Kordsa’dan iş teklifi geldi. Doğrudan Turgut Bey ile ofis hayatında pek etkileşimim olmadı, fakat uzaktan gözlemlerim hep yapıcı olduğu, olumlu yaklaşımını ve problemlerin doğru ele alındığında çözülebileceğini etrafındakilerle paylaştığı idi.</p>
<div align="center">
<div style="width:200px; text-align:center" class="captionfull"><a target="_blank" href="http://www.turgutuzer.com/anm/anmviewer.asp?a=849&#038;z=1"><img title="Turgut Uzer'e uğurlama" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/turgut-uzer.jpg" alt="Turgut Uzer'e uğurlama"/></a>
<p>Turgut Uzer&#8217;e uğurlama</p>
</div>
</div>
<p>Turgut Uzer’i erken yaşta kaybettik, ama çok güzel bir hayat yaşadı. İş yoğunluğuna rağmen hayattan keyif almasını, mutlulukları yaşamayı ve sürdürmeyi güzel başardı. Bunda eşi Renan Hanım’ın çok büyük payı vardı. Bu güzel aile, Turgut Bey’i son yolculuğuna <a target="_blank" href="http://www.turgutuzer.com/anm/anmviewer.asp?a=849&#038;z=1">buraya tıklayarak görebileceğiniz güzel “Uğurlama” yazısı</a>yla uğurladı.</p>
<p>Turgut Bey’in <a target="_blank" href="http://www.turgutuzer.com">turgutuzer.com</a> sitesindeki yazıları da önemli bir arşiv olarak duruyor. Kötü hastalığa yakalandığı haberini aldıktan birkaç ay sonra yazdığı <a target="_blank" href="http://www.turgutuzer.com/anm/anmviewer.asp?a=381&#038;z=1">&#8220;Birini arıyorum da&#8230;&#8221; başlıklı yazısı</a>, paylaştığı ODTÜ Endüstri Mühendisleri e-posta grubunda oldukça dikkat çekmişti. Yazısını, “Yaşanılan ortam ile daha iyi harmoni için, madde ile ruh arasındaki dengenin yeniden kurulması gerekiyor. Gerekiyor da, bu meretin paketlenmişi markette yok. İş başa düşüyor galiba&#8230;” sözleriyle bitirmişti.</p>
<p>Ben Turgut Bey’den hayatı dolu ve neşeli yaşamak gerektiği dersini aldım ve uygulamaya çalışacağım ama yukardaki sözleri de pek çok kişinin hayatını sorgulamasını gerektiriyor…</p>
<p><strong>Dr. Yomtov Garti…</strong><br />
Biz Galatasaray Liseliler’in <a target="_blank" title="Garti ile ilgili güzel bir makale, röportaj için buradan buyrun" href="http://mektep.free.fr/?page_id=77">Mösyö Garti</a>’si, Türk matematiğinin önemli isimlerinden biri olarak kendi adıyla anılan teoremler geliştirmekle kalmayıp, adeta matematikle yaşıyordu. 1999-2000’de lise sondaydık, iki tane yaklaşık 30-40 kişilik, bir tane de yaklaşık 15 kişilik 3 adet matematik-fen sınıfından ben küçük olanda idim. Mösyö Garti de sadece bizim sınıfımızın öğretmeniydi. Öğretmenliğinin 63. Yılı olduğu yönünde bir bilgi hatırlıyorum, dersimize girdiğinde 86 yaşında olan bu matematik insanı fiziki görüntüsü, öğretmenler odasından sınıfımıza oldukça yavaş adımlarla gelişi ile akıllarda soru işareti oluşmasına neden olabiliyordu. Ama biz onun öğrencileri, onun dersteki performansını bizzat yaşıyor, görüyorduk. 86 yaşında ne entegraller öğretiyordu bize…</p>
<p>Bir süre sonra fark etmiştik ki, Mösyö Garti hayata matematikle bağlıydı, hala haftada 1-2 gün derse gelebildiği için canlıydı, mutluydu! Bizlerin bazen dersten kopuşu, bazen geçici isteksizlikler onu gerçekten üzüyordu, ama bizleri, biz de onu çok seviyorduk. Benim hep anlattığım bir anımı tekrar paylaşmak istiyorum: Kendisi bize, belki de bizim çok konsantre olmadığımızı gördüğü bir gün, dersin sonlarına doğru “sıkıldınız mı” diye sormuştu. Biz de “biraz” deyince, heyecanla ellerini ovuşturarak, “o zaman şimdi bir eğlencelik olarak Boğaz’ın üstünden geçen iki yaka arasındaki elektrik aktarım kablosunun eğimini hesaplayalım demişti! Başka seferlerde de akla gelmeyecek matematik bulmacaları sunduğunu hatırlıyorum.</p>
<div align="center">
<div style="width:550px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/yomtov-garti-2000-yili-galatasaray-lisesi-11c.jpg"><img width=550 height=301 title="2000 yılında, lise son sınıfta öğretmenimiz Garti ile birlikte" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/yomtov-garti-2000-yili-galatasaray-lisesi-11c.jpg" alt="2000 yılında, lise son sınıfta öğretmenimiz Garti ile birlikte"/></a>
<p>2000 yılında, lise son sınıfta öğretmenimiz Garti ile birlikte</p>
</div>
</div>
<p>Kendisini bu hafta kaybettik, 96 yaşında. Sanırım 56 yıl Galatasaray Lisesi’nde öğretmenlik yaptı. Ayrıca Notre Dame de Sion ve St. Joseph liselerinde de azımsanmayacak süre ders verdi. Kendisi benim için, bizim için yaşlılığın  zihinsel aşınma, bilgi kaybı anlamına gelmek zorunda olmadığının bir kanıtı idi. Garti’den aldığım ders, zihinsel aktiviteyi sürdürmeye devam etmenin sağlık için önemli olduğu ve de sevdiği işi yapmanın hayatın en güzel şeylerinden biri olacağı idi.</p>
<p>Aynı hafta bu iki değerli insanı kaybetmek üzücü idi. Girişte de dediğim gibi, çevremizde paylaşmaya inanan, paylaşmayı seven güzel insanlar varsa, onların yakınlarımızda olduğu dönemleri güzel değerlendirmeli. Bir gün dönüp baktığımızda, gittiklerine kendi adımıza ayrıca 2. kez üzülmemek istiyorsak.</p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2011%2Fiki-degerli-insan-turgut-uzer-ve-dr-yomtov-gartinin-hatirasina%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2011/iki-degerli-insan-turgut-uzer-ve-dr-yomtov-gartinin-hatirasina/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayır diyemediğin her sefer bir dahaki &#8220;hayır&#8221;ın şiddeti artar, hem sen hem karşındaki için</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2010/hayir-diyemedigin-her-sefer-bir-dahaki-hayirin-siddeti-artar-hem-sen-hem-karsindaki-icin/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/hayir-diyemedigin-her-sefer-bir-dahaki-hayirin-siddeti-artar-hem-sen-hem-karsindaki-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2010 18:22:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ben...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=919</guid>
		<description><![CDATA[Bizimkisi gibi toplumlarda çevresinin bin bir fedakarlığıyla büyüyen, bunu içselleştiren bireyler kendine yetmenin zorluğunu geç öğreniyor. Aynı fedakarlığı devam ettirme görevi veya mahcubiyet gibi hislerle başkasını eli boş göndermekten çekinirken aslında kendi ruh sağlıkları ve ilişkilerinin fay hattına stres yüklediklerinin farkına varmayabiliyorlar!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tecrübelerim, yaşananlar ve yaşantılar üzerine pek yazmam güncemde, yakın takipçilerim bilir. Ama belki de arada bir yazmalı, yazıp öğrenmeli, ne de olsa öğrenmenin yaşı yok.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Toplumların &#8220;bireyselleşme&#8221; söz konusu olduğunda farklı gelişmişlik düzeyleri vardır. Bu aralar çok uzaklardan yazıştığım bir arkadaşımla iki toplumu karşılaştırırken bunu sık sık fark ediyorum. Bizimkisi gibi toplumlarda çocuklarımız için her şeyi o daha istemeden yaparken sadece onun sorun çözme yeteneğini değil, eksiklikler ve kısıtlar içinde kendine yetme becerisini geliştirmesini de geciktiririz.</p>
<p>Kendine yetmenin zorluğunu gören birey bazı şeyleri yapamayacağını öğrendiğinde kendisinden her isteneni de yapamayacağını fark eder. Ama içinde büyüdüğü ortam gerçekten kahraman anne veya babaların sonsuz fedakarlıklarıyla inşa edilmiş ise veya sosyal çevresinde mahcubiyet, &#8220;başkası ne der&#8221;, &#8220;başkası da ister&#8221; algıları kuvvetli ise fedakarlık yapamayacağını dile getirmek nasıl da zorlaşır, imkansızlaşır.</p>
<p>Mesela ne mi olur? İyi bir arkadaşıyla ne zamandır ilk defa buluşmaya, bir şeyler yemeye gittiğinde onu kırmamak için tercihlerine uyum sağlar. Hatta 2 saat bir şey yememesi gerekir, çünkü dişçiye gitmiş, dolgu yaptırmıştır. Ama sevgili arkadaşının baskısıyla bir şey içmese bile ağzının diğer tarafından 3-5 lokma bir şey atıştırır. 1-2 gün sonra dolgunun çok da sert olmadığını fark eder, üstünde meteor delikleri gibi yuvacıklar oluşmuştur! Başka bir dişçiye daha gider, &#8220;malzeme iyi değil, veya iyi hazırlanmamış&#8221; cevabını alır ama sorun olmadığını öğrenir. Fakat yine de malzemeden mi yoksa hayır diyemediğinden mi dolgunun vaktinde sertleşmediğinden emin olamaz!</p>
<p>Üstünden birkaç ay daha geçer, bu arkadaş çok önemli bir ricada bulunur. Ricayı yerine getirmek ise zordur, çünkü bazı başka arkadaşları veya dostları ile değer verdiği ilişkilerin zarar görmesinden korkar. Ama arkadaşına bugüne kadar pek de &#8220;hayır&#8221; diyemediği için bu sefer ilk &#8216;hayır&#8217;ını, hele böylesi önemli bir konuda söylemek zor gelir. Sonunda mecburen arkadaşına olumsuz cevap verir, ama onunla ilişkisi eskisi gibi midir merak eder.</p>
<div align="center">
<div style="width:470px; text-align:center" class="captionfull"><img width="470" height="175" title="Küçükken hayır demek ne kadar kolaydı, değil mi!" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/hayirci-bebek-l.jpg"/>
<p>Küçükken hayır demek ne kadar kolaydı, değil mi!</p>
</div>
</div>
<p>İşte bu hikayeye benzer hikayeler yaşamamak, hatta daha sıkıntılı olanlarını tecrübe etmemek için hayır demeyi öğrenmeli! Ülkemizde hayır diyebilenler çok az, hatta bırakın &#8220;hayır&#8221;ı, hakim olduğu bir konuda bir büyüğüne, yöneticisine bilgilendirici bir yorum yapmaktan çekinenler bile çok fazla, bakınız <a title="Eski yazımı okumak için tıklayınız" href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/ucak-kazalari-kokpit-icindeki-%e2%80%9cguc-mesafesi%e2%80%9d-havaalanina-kalan-mesafeden-fazla-olur-mu-ya-toplum-icindeki/">&#8220;Uçak Kazaları: Kokpit İçindeki “Güç Mesafesi” Havaalanına Kalan Mesafeden Fazla Olur mu? Ya Toplum İçindeki?&#8221; adlı yazım</a>a.</p>
<p>Hayır diyemediğin insana hayır dediğinde onun ne hissettiğini düşünmek, &#8220;acaba hep benden istediklerini almaya alıştı mı&#8221; gibisinden onlarca düşünceye kapılmak mümkün. Ama geciken her hayır bir sonraki depremin şiddetini arttırabilir. Denk ve insan olarak kıymetinizi, değerinizi koruyan ilişkiler için neyi ne kadar verebileceğinizi öğrenmeye çalışmaya başlamanın zamanı geldi de geçiyor!</p>
<p>Bu arada bu demek değil ki &#8220;işinize gelmiyorsa reddedin, geri çevirin&#8221;. Tam da sevgili Tunç Kılınç, Fikir Atölyesi&#8217;nde <a title="Tunç'un yazısını okumak için tıklayın" href="http://www.fikiratolyesi.com/2010/02/19/beni-reddettin/" target="_blank">&#8220;Beni REDDettin&#8221; yazısı</a>nı yazmışken benim bu yazımın ona zıt kutup olmadığını, tamamlayıcı olduğunu düşünüyor, böyle değerlendirmenizi diliyorum. Her şey dengeli ve eşit olmalı!</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2010%2Fhayir-diyemedigin-her-sefer-bir-dahaki-hayirin-siddeti-artar-hem-sen-hem-karsindaki-icin%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/hayir-diyemedigin-her-sefer-bir-dahaki-hayirin-siddeti-artar-hem-sen-hem-karsindaki-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa&#8217;nın ilk Best Buy&#8217;ı İzmir Mağazasının Özel Açılışı için Davetiye İsteyen?</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/avrupanin-ilk-best-buyi-izmir-magazasinin-ozel-acilisi-icin-davetiye-isteyen/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/avrupanin-ilk-best-buyi-izmir-magazasinin-ozel-acilisi-icin-davetiye-isteyen/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Dec 2009 12:44:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=867</guid>
		<description><![CDATA[Dünya&#8217;nın en büyük tüketici elektroniği perakendecisi Best Buy, Çin, Meksika, Kanada gibi ülkelerden sonra Avrupa&#8217;da ilk mağazasını önümüzdeki hafta İzmir&#8217;de açacak. Görülmeye değer, farklı, rahat ve eğlenceli bir mağaza kurduğumuzu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Bir nevi deneme açılışı da daha öncesinde Aile ve Arkadaş Açılışı olarak yapılacak, tüm ürünlerde de indirim olacak. Sadece davetiye ile katılabileceğiniz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya&#8217;nın en büyük tüketici elektroniği perakendecisi <a href="http://www.bestbuy.com.tr">Best Buy</a>, Çin, Meksika, Kanada gibi ülkelerden sonra Avrupa&#8217;da ilk mağazasını önümüzdeki hafta İzmir&#8217;de açacak. Görülmeye değer, farklı, rahat ve eğlenceli bir mağaza kurduğumuzu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Bir nevi deneme açılışı da daha öncesinde Aile ve Arkadaş Açılışı olarak yapılacak, tüm ürünlerde de indirim olacak. Sadece davetiye ile katılabileceğiniz bu açılışa davetiye istiyorsanız lütfen bana e-posta ile açık adresinizi gönderin!</p>
<p>&#8230; demiştim bugün, fakat beklediğimden fazla ilgi sayesinde davetiyelerim bitti. Ama 19 Aralık Cumartesi günü mağazamız tam anlamıyla açılacak, ilgilenenleri bekliyoruz. Teşekkürler</p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2009%2Favrupanin-ilk-best-buyi-izmir-magazasinin-ozel-acilisi-icin-davetiye-isteyen%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/avrupanin-ilk-best-buyi-izmir-magazasinin-ozel-acilisi-icin-davetiye-isteyen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medya Odaklı Kampanyalar Gittikçe Büyüyor! Renault Bursa’da Fabrika Gezdiriyor, Gerisi de Geliyor…</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sosyal-medyayi-odakli-kampanyalar-gittikce-buyuyor-renault-bursa%e2%80%99da-fabrika-gezdiriyor-gerisi-de-geliyor%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sosyal-medyayi-odakli-kampanyalar-gittikce-buyuyor-renault-bursa%e2%80%99da-fabrika-gezdiriyor-gerisi-de-geliyor%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2009 19:26:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=781</guid>
		<description><![CDATA[Medya tüketiminde İnternet'in artan payı sosyal platformlara ve bu platformların aktif üreticileri blogculara olan ilgiyi de gün geçtikçe arttırıyor. Bugüne kadar hızlı tüketim ürünleri tarafında görülen kampanyalara bir yenisinin Türkiye'nin sanayi devlerinden Oyak Renault tarafından eklenmesi ise gelecek için önemli sinyaller veriyor]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnternet kullanımı arttıkça medya tüketiminin daha büyük bir bölümü de web yayınlarına kayıyor. Nitekim reklam verenler de bu eğilimin gücünü özellikle 2009’da daha yakından izleyip test etmeye başladı. Nitekim 2009’un ilk ayında İnternet reklamlarına TV reklamlarından daha fazla bütçe ayrılan ilk büyük ekonomi Birleşik Krallık oldu. Daha önce de Danimarka’da İnternet reklam hacmi televizyon reklamlarını aşmıştı. 1998’de 19 milyon sterlin büyüklüğünde olan <a href="http://www.guardian.co.uk/media/2009/sep/30/internet-biggest-uk-advertising-sector" target="blank">İngiltere İnternet reklam pastası 2009’un sadece ilk altı ayında 1.750 milyon sterlin değere ulaştı</a>. 2008’e göre %17 daralan TV reklam harcamaları ise 1,6 milyar sterlin seviyesinde kaldı.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>İnternet’te geçirilen zamanın ise gittikçe daha geniş bir kısmı sosyal web olarak adlandırılan bireylerin kendilerini ifade ettiği, arkadaşlarını takip ettikleri sosyalleşme platformlarına kayıyor. Fakat bu platformların bir reklam mecrası olgunluğuna ulaştığını söylemek mümkün değil. Nitekim İnternet reklamlarında en büyük dilimi, örneğin İngiltere’de yaklaşık %60 seviyelerinde payı olan arama motoru reklamları oluşturuyor.</p>
<p>Sosyal medyada ise kulaktan kulağa, dost tavsiyesi, arkadaş tecrübesinin önemi bir hayli fazla. Bu nedenle markalar da potansiyel tüketicilerin aklında olmak ve bahsedilebilmek için çaba harcamaya yöneliyor. Fakat bu yolda de pek çok kritik faktör devreye giriyor. Örneğin kulaktan kulağa yayılan mesajı kontrol etmenin zorluğu, bazı halkla ilişkiler aktivitelerinin sosyal medyanın ruhuna zıt bayağılık ve sıradanlıkta reklamlar olarak algılanması ve gerek bu iletişime doğrudan maruz kalan bireylerin, gerek takipçilerinin buna olası tepkileri, doğru hedef kitleyi bulabilmek diye uzayıp giden bir liste oluşturabiliriz. Fakat daha fazla marka bu yolları aşındırdıkça belli yöntemler kabul görmeye başlıyor, doğru ya da yanlış…</p>
<div align="center">
<div style="width:564px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/fluence-blogcular-toplu-resim.jpg"><img title="Oyak Renault Bursa fabrikasında blogcular ve Fluence için tasarladıkları alternatif blog tasarımları bir arada" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/fluence-blogcular-toplu-resim-m.jpg" alt="Oyak Renault Bursa fabrikasında blogcular ve Fluence için tasarladıkları alternatif blog tasarımları bir arada" width="564" height="389" /></a>
<p>Oyak Renault Bursa fabrikasında davetli blogcular ve Fluence için tasarladıkları alternatif blog tasarımları</p>
</p>
</div>
</div>
<p>Türkiye’de de geçtiğimiz yıl özellikle Gillette’in blog yazarlarına yönelik kampanyasıyla belki de ilk geniş çaplı blog iletişimi yapılmış oldu diyebiliriz. Öncesinde ve sonrasında çeşitli etkinlikler düzenlendi, deneme ürünleri gönderildi ama benim takip edebildiğim kadarıyla kayda değer etki yaratanlar bir elin parmaklarını geçmediği gibi kampanyalar da daha çok hızlı tüketim ürünleri ve bilişim hizmetleri çevresinde gerçekleştirildi.</p>
<p>Bu nedenle 3,9 milyar TL cirosu ve 3,2 milyar TL ihracatıyla Türk otomotiv sektörünün en büyüklerinden, aynı zamanda Fransız Renault’un Batı Avrupa dışındaki en büyük iştiraki olan Oyak-Renault’un yeni modeli Fluence’nin blogculara Bursa’da lanse edilmesi bence oldukça kayda değer bir aktivite oldu. Otomotiv gibi farklı dinamikleri olan bir sektörün en büyük oyuncularından birinin ve bu konuda beraber çalıştığı ajansın yaklaşımı, İnternet’e ve bu örnek özelinde sosyal medyaya atfedilen önemin arttığının çok önemli bir göstergesi.</p>
<div align="center">
<div style="width:500px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/fluence-blogcular-toplu-beyaz.jpg"><img title="Oyak Renault Bursa fabrikasında blogcular üretimin farklı aşamalarını da yakından izlediler, tabii önce güvenlik kurallarına uyarak" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/fluence-blogcular-toplu-beyaz-m.jpg" alt="Oyak Renault Bursa fabrikasında blogcular üretimin farklı aşamalarını da yakından izlediler, tabii önce güvenlik kurallarına uyarak" width="500" height="259" /></a>
<p>Oyak Renault Bursa fabrikasında blogcular üretimin farklı aşamalarını da yakından izlediler, tabii önce güvenlik kurallarına uyarak!</p>
</p>
</div>
</div>
<p>Megane’nin yerini alacak olan Fluence sadece Türkiye’de üretilecek ve Romanya ile Rusya pazarlarından büyük pay almaya çalışacak. Geçen ayki Frankfurt otomotiv fuarına davet ettiği gazetecilerle bu haberi duyuran Renault, takip edebildiğim kadarıyla, daha sonrasında geleneksel medya kanallarına yönelik ikinci bir çalışma yapmadı. Bu nedenle 3 Ekim’de karikatüristler Selçuk Erdem, <a target="_blank" href="http://www.erdilyasaroglu.com">Erdil Yaşaroğlu</a> ve Radikal Gazetesi yazarı <a target="_blank" href="http://www.sezyum.com">Kaan Sezyum</a> ile yirmiyi aşkın blog yazarının Bursa fabrikasına davet edilmesi ayrıca dikkat çekici idi.</p>
<p>Tabii böyle düşünmemin bir nedeni de hala Türk medyasında İnternet hakkında atılıp tutulması ve blog yazarlarının da buna fazlasıyla tepki duyması sonucu oluşan ayrışmanın hissedilir boyutlara ulaşması. Hala bazı şirketler ve halkla ilişkiler ajansları aynı aktiviteye blogcu da davet edersek gazeteciler bozulur mu diye çekinebiliyor! Hâlbuki örneğin <a target="_blank" href="http://www.rpmgo.com/renault-fluence-officially-launched-in-romania-hitting-the-rest-of-europe-in-2010">Renault’un Romanya’nın başkentinde yaptığı Fluence lansmanı</a>na hem gazeteci hem dergici hem de blog yazarları aynı anda davet ediliyor.</p>
<div align="center">
<div style="width:469px; text-align:center" class="captionfull"><img title="Gezide blogculara eşlik eden Selçuk Erdem, Erdil Yaşaroğlu ve Kaan Sezyum bir arada" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/fluence3lusu.jpg" alt="Gezide blogculara eşlik eden Selçuk Erdem, Erdil Yaşaroğlu ve Kaan Sezyum bir arada" width="469" height="550" />
<p>Gezide blogculara eşlik eden meşhur simalar Selçuk Erdem, Erdil Yaşaroğlu ve Kaan Sezyum bir arada &#8211; Erdil Yaşaroğlu&#8217;nun iPhone&#8217;undan benim çekimim olduğu için izinsiz kullanıyorum!</p>
</div>
</div>
<p>“Renault Fluence bir blog olsa” etkinliğine dönecek olursak Kasım ayında lansmanı yapılacak model için farklı bir online pazarlama yöntemi düşünülmüş. Detaylarını bilmesem de biz davetli blog yazarlarının üretim aşamasını da gördükten sonra 3 dev tuvale hazırladığımız Fluence blog veya web sitesi taslaklarının Fluence satışları başlamadan bir süre önce halk oylamasına sunulacağını, verilen oylarla Fluence web sitesinin netleşeceğini söyleyebilirim. Bursa gezisi ile hedef hemen bir “kulaktan kulağa” etkisi yaratmak değil idi, ama bakalım oylama başlayınca davetliler kendi gruplarının tasarımı kazansın diye web siteleri, bloglarında bir aktivite gösterecek mi? O zaman bir taşla iki kuş vurulmuş olur! (<a target="_blank" href="http://www.fluencebirblogolsa.com/">Fluence Bir Blog Olsa web sitesi açıldı, buraya tıklayarak</a> ziyaret edebilirsiniz)</p>
<p>Pazarlama ve sosyal medyacı gözlüklerimizi kenara bırakıp etkinlikten aldığımız lezzete dönecek olursak öncelikle gezi öncesi vakti olanlara spor ve 4&#215;4 Renault modellerinin test sürüş için gönderildiğini söylemeliyim. Etkinliğe ilk daveti aldığım gün Türk bloglarında bir arama yaptığımda Renault’un sosyal medyada pek yer alamadığını gözlemlemiş, bu nedenle aktiviteyi daha da mantıklı bulmuştum. Aynı şekilde bir algı eksikliğini de spor ve 4&#215;4 araçlarda Renault logosu görmekte yaşadığımı hissettiğimi itiraf etmeliyim. Coupé modelleri test etmek bu önyargıları biraz kırmış olsa gerek.<br />
Megane modelinin yerini alan Fluence’nin detaylı bir incelemesini etkinliğe davetli blogculardan <a target="_blank" href="http://onurkoray.blogspot.com/2009/10/renault-fluence-tantm.html">Onur Koray’ın kaleminden okuyabilirsiniz</a>. Benim ilgimi çeken, küresel resesyon nedeniyle daralan büyük, geniş araç pazarında Renault’un cesaretle, belki risk alarak sınıfının en uzun aracını, en geniş bagaj hacmi ile pazara sunması oldu diyebilirim.</p>
<p>Biraz da blogcu dedikodusu yapacak olursak etkinlikte sadece erkeklerin ya da sadece otomobiller üzerine yazanların olmadığını söylemeliyim. Üretim gezisi esnasında el becerileri geliştirme atölyesinde <a href="http://www.ugurozmen.com/" target="_blank">Uğur Özmen</a>’in çocukken elinin alıştığını söylediği aletleri tekrar eline alıp tornavida sıkmasınu, dönüş yolunda İskender ziyafetimiz esnasında <a href="http://www.sunipeyk.com/" target="_blank">Sunipeyk</a>’in ilk tek porsiyon siparişime “Aa, oldu mu” şeklinde “gaz vermesi” üzerine 2. porsiyondan sonra o bahçedeyken tatlısını bir suç ortağı ile mideye indirmemi ve de Selçuk Erdem’in oyuncak robotunun üretime dahil oluşunu bir süre daha unutmayacağım kesin!</p>
<p>Blog yazarlarına yönelik çalışma ve lansmanlar devam edecek, en az iki aktivite daha önümüzdeki bir ay içinde geliyor! Bence bu aktivitelere katılan ve katılmayan blogcuların fikirlerini de geniş kapsamlı olarak duymanın zamanı geldi, çünkü tek başıma cevap veremeyeceğim kadar çok soru birikti. Yorumlarınızı bekliyorum. </p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2008/musteri-sadakati-erirken-pazarlamacilarin-guncel-acilimlari-ne-asamada-internet-konsept-magazalar-deneysel-pazarlama/">Müşteri Sadakati Erirken Pazarlamacıların Güncel Açılımları Ne Aşamada? İnternet, Konsept Mağazalar, Deneysel Pazarlama…</a></li>
</ul>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2009%2Fsosyal-medyayi-odakli-kampanyalar-gittikce-buyuyor-renault-bursa%25e2%2580%2599da-fabrika-gezdiriyor-gerisi-de-geliyor%25e2%2580%25a6%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sosyal-medyayi-odakli-kampanyalar-gittikce-buyuyor-renault-bursa%e2%80%99da-fabrika-gezdiriyor-gerisi-de-geliyor%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>cihansalim.net anasayfası yeniden tasarlanırken biz de &#8220;beta&#8221; modasına uyalım</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/cihansalimnet-anasayfasi-yeniden-tasarlanirken-biz-de-beta-modasina-uyalim/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/cihansalimnet-anasayfasi-yeniden-tasarlanirken-biz-de-beta-modasina-uyalim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2009 22:19:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=755</guid>
		<description><![CDATA[Artık 10 yıl, 5 yıl, hatta 2 yıl önceki kadar bol vakti web siteme ayırmam mümkün olmadığından sadece özenerek blogumu yazmaya devam ediyorum. cihansalim.net yerine cihansalim.net/blog adresime girmeye o kadar alıştım ki cihansalim.net karşılama sayfasının halini unuttum bile. Artık bu bayram tatili vesilesiyle buna vakit ayırıp en azından bir karşılama ve yönlendirme sayfasına çevirmeyi umuyorum. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Artık 10 yıl, 5 yıl, hatta 2 yıl önceki kadar bol vakti web siteme ayırmam mümkün olmadığından sadece özenerek blogumu yazmaya devam ediyorum. cihansalim.net yerine cihansalim.net/blog adresime girmeye o kadar alıştım ki cihansalim.net karşılama sayfasının halini unuttum bile. Artık bu bayram tatili vesilesiyle buna vakit ayırıp en azından bir karşılama ve yönlendirme sayfasına çevirmeyi umuyorum. Altta az önce oturup oluşturduğum kafamdaki ilk taslak var. Henüz ne renkler, ne yazılar, ne de bu sayfada ne anlatmak istediğimle ilgili oturup son kararımı vermedim, yarın da hem 4-5 sene önce dergilerde yazdığım web sitesini yeniden tasarlama, nam-ı değer &#8220;redesign&#8221; konusundaki yazılarıma, hem de az önce tesadüfen karşıma çıkan <a href="http://sethgodin.typepad.com/seths_blog/2009/09/things-to-ask-before-you-redo-your-website.html" target="_blank">bir</a> <a href="http://www.grokdotcom.com/2009/09/18/redesign-ask-the-right-questions/" target="_blank">iki</a> Seth Godin yazısına göz atacağım. Ama asıl önemli olan siz ziyaretçilerin yorumları, öneri ve yönlendirmeleri! Bekliyorum&#8230;</p>
<p>Güncelleme &#8211; Yeni tasarımı <a href="http://cihansalim.net/index.htm">http://cihansalim.net</a> adresinde yayına aldım. Site anasayfasına bakıp sonra bu yazının altına yorum ekleyebilirsiniz.</p>
<div><a href="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/uploads/2009/09/capture01.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-756" title="ilk taslak" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/uploads/2009/09/capture01-300x203.jpg" alt="" width="300" height="203" /></a></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2009%2Fcihansalimnet-anasayfasi-yeniden-tasarlanirken-biz-de-beta-modasina-uyalim%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/cihansalimnet-anasayfasi-yeniden-tasarlanirken-biz-de-beta-modasina-uyalim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişisel haberler: Artık Best Buy Ekibindeyim! Ayrıca Dergilere Dönüyorum: Digital Age</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/kisisel-haberler-artik-best-buy-ekibindeyim-ayrica-dergilere-donuyorum-digital-age/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/kisisel-haberler-artik-best-buy-ekibindeyim-ayrica-dergilere-donuyorum-digital-age/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 17:36:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=663</guid>
		<description><![CDATA[Ekim&#8217;den beri bizzat kendimle ilgili bir yazı yazmamışım, bu sayfaların &#8220;blog&#8221; kimliği biraz zedelendi mi bilmiyorum ama önümüzdeki birkaç yazıda biraz da aynayı kendime çevirmeyi düşünüyorum. Bu arada iş hayatımda sizlerle paylaşmak isteyeceğim önemli değişiklikler oldu:
10 Ağustos itibarıyla Best Buy Türkiye&#8217;de müşteri tecrübesi departmanında, yani pazarlama alanında çalışmaya başladım. Best Buy dünyanın en büyük teknoloji [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ekim&#8217;den beri bizzat kendimle ilgili bir yazı yazmamışım, bu sayfaların &#8220;blog&#8221; kimliği biraz zedelendi mi bilmiyorum ama önümüzdeki birkaç yazıda biraz da aynayı kendime çevirmeyi düşünüyorum. Bu arada iş hayatımda sizlerle paylaşmak isteyeceğim önemli değişiklikler oldu:</p>
<p>10 Ağustos itibarıyla Best Buy Türkiye&#8217;de müşteri tecrübesi departmanında, yani pazarlama alanında çalışmaya başladım. Best Buy dünyanın en büyük teknoloji perakendecisi, ilk mağazamız İzmir&#8217;de olacak, İzmir mağazasındaki iş olanaklarıyla ilgili güzel de bir web sitemiz var: <a href="http://www.buistebiisvar.com/" target="_blank">Bu İş&#8217;te Bi&#8217; İş Var</a>. İş olanaklarıyla ilgilenmiyorsanız bile eğlenceli gelecektir!</p>
<p>Ayrıca uzun süredir ara verdiğim basılı yayınlara da geri dönüyorum. Önümüzdeki Eylül sayısından itibaren dijital iş ve kültür dergisi <a href="http://www.digitalage.com.tr" target="_blank">Digital Age</a>&#8216;de yazıyor olacağım. Öneri, yorum ve yönlendirmelerinizi beklerim.</p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2009%2Fkisisel-haberler-artik-best-buy-ekibindeyim-ayrica-dergilere-donuyorum-digital-age%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/kisisel-haberler-artik-best-buy-ekibindeyim-ayrica-dergilere-donuyorum-digital-age/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2009 Blog Ödülleri Başladı, Yeni Adayların Tadını Çıkarın</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2009/2009-blog-odulleri-basladi-yeni-adaylarin-tadini-cikarin-ve-isterseniz-destek-verin/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/2009-blog-odulleri-basladi-yeni-adaylarin-tadini-cikarin-ve-isterseniz-destek-verin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2009 12:30:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=566</guid>
		<description><![CDATA[2008 Blog Ödülleri başlarken yazdığım yazıma bakınca son bir yılda, Türkiye&#8217;de pek çok alanda olduğu gibi, blog aleminde fazla değişiklik olmadığını, geçen seneki yazıyı yayınlasam eksik, yanlış kalmayacağını görüyorum. Herneyse, en azından 2009 Blog Ödülleri blog yazan, yazmak isteyenleri, blog takipçilerini heyecanlandırmak için fazlasıyla etkili oluyor.

Büyüyen, daha fazla sponsor edinen Blog Ödülleri hakkında eleştiriler de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2008 Blog Ödülleri başlarken yazdığım yazıma bakınca son bir yılda, Türkiye&#8217;de pek çok alanda olduğu gibi, blog aleminde fazla değişiklik olmadığını, geçen seneki yazıyı yayınlasam eksik, yanlış kalmayacağını görüyorum. Herneyse, en azından <a target="_blank" href="http://2009.blogodulleri.com/">2009 Blog Ödülleri</a> blog yazan, yazmak isteyenleri, blog takipçilerini heyecanlandırmak için fazlasıyla etkili oluyor.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Büyüyen, daha fazla sponsor edinen Blog Ödülleri hakkında eleştiriler de yok değil. Sürecin şeffaf olmaması, kazanan blogların nasıl oy topladığı&#8230; Bunlar benim için şu aşamada önemli değil, ne de olsa işin sonunda doğrudan maddi bir kazanç haksız şekilde sağlanmıyor. Blog okumayı sevenlere, pek çok harika blog yarışmada olmasa bile, Blog Ödülleri sitesine girip kaliteli diğer blogları keşfetmelerini öneriyorum.</p>
<p>Bu sene bendeniz aday olmayacaktım, ama bir aylık iş dergisinde blogumun adını gören arkadaşların verdiği motivasyonla(!) son dakikada son vagona atladım. <a href="http://2009.blogodulleri.com/blog/h--cihan-salim---gunce----blog---">Eğer isterseniz, başarılı bulduğunuz diğer bloglarla beraber H. Cihan Salim &#8211; Günce… Blog… yazılarım için de buraya tıklayarak oy verebilirsiniz</a>. Oyların geçerli olması için e-posta adresinizle siteden bir şifre almanız gerekiyor.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2009%2F2009-blog-odulleri-basladi-yeni-adaylarin-tadini-cikarin-ve-isterseniz-destek-verin%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/2009-blog-odulleri-basladi-yeni-adaylarin-tadini-cikarin-ve-isterseniz-destek-verin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkeğin Tıraş Macerası&#8230; İstiridye Kabuğundan 6 Bıçaklı Jilete</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/erkegin-tiras-macerasi-istiridye-kabugundan-6-bicakli-jilete/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/erkegin-tiras-macerasi-istiridye-kabugundan-6-bicakli-jilete/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Oct 2008 21:03:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=356</guid>
		<description><![CDATA[Erkeğin sakalla mücadelesi çok gerilere uzanıyor. Hayvan kabuklarından taşlara, bakıra derken teknolojik gelişim durmuyor, üç, dört, beşli bıçaklar karşımıza çıkıyor. Barbar kelimesinin "berbere gitmemiş" sıfatından türediği düşünüldüğünde üstümüzde ciddi bir tıraş baskısı var!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Erkeğin yüzündeki tüylerle mücadelesi çok gerilere uzanıyor, kabuklu hayvanların kabuklarıyla başlayıp İ. Ö. 3000&#8242;li yıllarda bakırla devam ediyor, yontulmuş taşlardan çelik kullanımına kadar pek çok alternatif deneniyor. Büyük İskender&#8217;in tıraşlı olmayı özendiren ilk lider olduğu iddia ediliyor, ama daha önemli bir açıklama barbarlık konusunda! Uygar bir topluluk oluşturmayıp kaba bir yaşam sürenler için kullanılan barbar (barbarian) kelimesinin İngilizce &#8220;unbarbered&#8221; yani &#8220;tıraş olmamış&#8221; sıfatından türediği düşünülüyor.</p>
<div align=center><!--adsense--></div>
<p>Bunları ben de sakallarla uğraşım can sıkmaya başladığında okumuştum. Benim sorunum sert, ters, zor tüyler değil fazlasıyla hassas bir cilde sahip olmaktı. Öğrencilik yaşlarında mümkünse biraz sakal bırakırdık, ama sakalı uzadıkça ilk tıraşı ızdırap olma ihtimali artan en yakın arkadaşım kafama sakal işinde radikal bir çözüm soktu: Lazer epilasyon! Ne gerek vardı kanatıp durmaya!</p>
<div style="width:200px; text-align:center" class="captionright"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/sakal-sorunsali.jpg" alt="Erkeğin sakalıyla uğraşı sanıldığından daha derin bir ilişkinin parçasıdır..." />
<p>Erkeğin sakalıyla uğraşı sanıldığından daha derin bir ilişkinin parçasıdır&#8230;</p>
</div>
<p>Düşündük, taşındık, araştırmayı erteledik&#8230; Öğrencilik yaşlarında tatil aylarında rahat ederken profesyonel yaşam her iş gününde tıraşı hayatımıza sokunca hesap kitaba başladım. Bazı hesaplar 15-75 arasında yaklaşık 20 bin kez tıraş olduğumuzu, bunun da hayatımızın 5 ayını aldığını gösteriyor. Her gün, özellikle gelişmiş ülkelerde yüz milyonlarca insanın su, tıraş köpüğü, jeli, vb., tıraş ekipmanı kullandığını düşündüğümde de, <a title="Doğal Kaynaklarımızı Tüketiyoruz, İlk Tehlike Suda, Lütfen Tasarruf Edin başlıklı eski yazım" href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/dogal-kaynaklarimizi-tuketiyoruz-ilk-tehlike-suda-lutfen-tasarruf-edin/">kıtlaşan su</a> nedeniyle gelecekte tıraş, yüz tüyleri konusundaki değişiklikleri tahmin etmeye çalışırım ama bu yazıya fütürist yanımı karıştırmayayım!</p>
<p>Neyse, ben tıraş olma yeteneklerimi geliştirdim, zaman da akıp geçti. Sonra, o aralar henüz beraber çalışmadığım ama bir bilişim sektörü yazarı ve girişimcisi olarak takip etmemeyi göze alamayacağım Yurtsan Atakan&#8217;ın tıraş jiletleri ve tıraşla ilgili <a title="Atakan'ın tıraşla ilgili bir yazısı" href="http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2004/10/10/534724.asp">bir</a> <a title="Atakan'ın tıraşla ilgili daha yeni bir yazısı" href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/3903054.asp?yazarid=52&amp;gid=61" target="_blank">iki</a> yazısını da okudum ama o zaman Türkiye&#8217;de bulduğum iki bıçaklı jiletler de benim işimi hiç de kolaylaştırmıyorlardı&#8230;. Neyse, 3, sonra 4 bıçaklılar gelir gelmez hizmetim altına girdiler, bir yandan da özel bir yöntem, ve artık tıraş olurken aklım tıraşta değil günün planlanmasında oluyor.</p>
<p>Peki bunlar durup dururken nereden çıktı? Birkaç hafta önce yazdığım &#8220;<a href="http://www.cihansalim.net/blog/2008/musteri-sadakati-erirken-pazarlamacilarin-guncel-acilimlari-ne-asamada-internet-konsept-magazalar-deneysel-pazarlama/" target="_self">Müşteri Sadakati Erirken Pazarlamacıların Güncel Açılımları Ne Aşamada? İnternet, Konsept Mağazalar, Deneysel Pazarlama…</a>&#8221; yazımda bahsettiğim gibi, Gillette&#8217;in <a href="http://fenomenblogger.blogspot.com/" target="_blank">Fenomen Blogger</a> projesi çerçevesinde Türkiye&#8217;de satışı yeni başlayan pilli 5+1 bıçaklı jiletinin bana yollanması belki de ne zamandır aklımda olan bu konuda yazmama vesile oldu! Gillette Fusion Phenom geçen hafta çok hareketli olmam nedeniyle elime geçmedi ama bu hafta geçmesini bekliyorum.</p>
<p>Daha önce bilişim medyasında görevlerimde yeni ürünler, Windows versiyonları gibi yazılımlar denemiş, kısa gazete tecrübem dolayısıyla yurtdışı davetlere katılmış biri olarak şirketlerin halkla ilişkiler çalışmalarında medya çalışanlarıyla dirsek temasında olmalarına alışık biri olarak Gillette&#8217;in günce (blog) yazarlarına yönelik kampanyası beni eski geleneksel medya çalışanı olarak her zamankindan daha fazla heyecanlandırmadı. Hatta &#8220;Türkiye&#8217;de İnternet&#8221; ve kapalı iki özel konferansa şirket ya da geleneksel medya temsilcisi olarak değil cihansalim.net temsilcisi(!) olarak davet edilmenin keyfini de yaşadım. Ama Gillette&#8217;in Fenomen Blogger projesini sıkı medya ve etik süzgecimden geçiriyorum çünkü on yıldır katkıda bulunmaya çalıştığım gibi, Türkiye&#8217;de de artık İnternet&#8217;in önemi anlaşılmalı, İnternet ve mobil tabanlı pazarlama aktiviteleri çok çok daha çeşitlenmeli. Unutulmaması gereken, bugün 10 film oynatan bir salonda film seçiminde milyon dolarlık bütçeler, gazete reklamlarının değil, bir arkadaşın önerisinin yani &#8216;kulaktan kulağa&#8217;nın başlıca etken olduğu!</p>
<p>Bana dönersek, Phenom elime geçmedi ama Türkiye&#8217;ye geldiğinden beri beş bıçaklı jilet kullanan, askere giden arkadaşlarına bunu hediye eden biri olarak azalan tıraş yüzeyimde fazlasıyla üstün performans elde ediyorum, çene ve bıyık gibi bölgelerde bile. Phenom geldiğinde en azından aynı harika kolaylığı sağlayacağına eminim, ama iki beş bıçaklısı olan birinin pilsize karşı rakip ikinci beşlisi olmaktansa, sanırım bir arkadaşıma ya da babama güzel bir hediye olmaktan daha mutlu olur.</p>
<div align=center><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2008%2Ferkegin-tiras-macerasi-istiridye-kabugundan-6-bicakli-jilete%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/erkegin-tiras-macerasi-istiridye-kabugundan-6-bicakli-jilete/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>OnPunto&#8217;nun kapanması ve RSS Rehberi</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/onpuntonun-kapanmasi-ve-rss-rehberi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/onpuntonun-kapanmasi-ve-rss-rehberi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 12:58:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=219</guid>
		<description><![CDATA[OnPunto hakkındaki yazımı oldukça detaylandırdım ve genişlettim. Ayrıca RSS hakkında özet bir rehber yazı da hazırladım.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen hafta kısaca duyurduğum OnPunto&#8217;nun kapanması tartışma konusu olmaya devam ediyor. Fikirlerimi sadece benle doğrudan temasa geçenlerle paylaşmış olmamak için aynı adresteki ilk yazımı oldukça detaylandırdım, <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2008/onpunto-kapandi-gizlisi-saklisi-yok/">buradan okuyabilirsiniz</a>.<br />
Ayrıca yazılarımın RSS adreslerini vermekle yetinmenin doğru olmadığını düşünerek RSS&#8217;in ne olduğunu, özet beslemelerin nasıl takip edilebileceğini, hangi programların kullanılabileceğini ve RSS&#8217;in faydasını ele alan bir yazı da yazdım. <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2008/rss-aboneligi-rss-nedir-feed-yani-besleme-nasil-takip-edilir/">RSS Aboneliği ve RSS Nedir yazısını da burada</a>n okuyabilirsiniz.</p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2008%2Fonpuntonun-kapanmasi-ve-rss-rehberi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/onpuntonun-kapanmasi-ve-rss-rehberi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kültür Sanat Yaşamı Zenginleşiyor ama Kültür Başkenti Olmak İçin İzleyiciye Saygı Duymalı, &#8220;Kültür&#8221; Sahibi Olmalı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/kultur-sanat-yasami-zenginlesiyor-ama-kultur-baskenti-olmak-icin-izleyiciye-saygi-duymali-kultur-sahibi-olmali/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/kultur-sanat-yasami-zenginlesiyor-ama-kultur-baskenti-olmak-icin-izleyiciye-saygi-duymali-kultur-sahibi-olmali/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 May 2008 18:28:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[sanat kültür tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=207</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul'da alternatif, "özel", bağımsız kültür sanat mekanlarının yeşermesi ümit verici. Büyük bir kazanç olan Pera Müzesi'ni ziyaretimden sonra Garaj İstanbul'da dinlediğim konserin gecikmesi ise "kültür" kavramını yeniden düşünmemiz gerektiğini gösteriyor]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cumartesi günü ne zamandır ziyaret etmek istediğim Pera Müzesi&#8217;nde, ardından Beyoğlu&#8217;ndaki Garaj İstanbul&#8217;da vakit geçirdim. 2010 yılında Almanya&#8217;nın Essen ve Macaristan&#8217;ın Pécs şehirleri ile birlikte &#8220;Avrupa Kültür Başkenti&#8221; ünvanını taşıyacak olan İstanbul&#8217;da alternatif, &#8220;özel&#8221;, bağımsız kültür sanat mekanlarının yeşermesi ümit verici.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Tepebaşı&#8217;nda 1893 yılında inşa edilen, yakın zamanlara kadar da &#8220;Bristol Oteli&#8221; adıyla tanınan tarihi yapı Suna ve İnan Kıraç Vakfı&#8217;nın girişimi, çabası ile <a title="Pera Müzesi web sitesi" href="http://www.peramuzesi.org.tr" target="_blank">Pera Müzesi</a>&#8216;ne dönüşeli çok oluyor. Müzenin sürekli koleksiyonlarından şu anda sergilenen &#8220;İmparatorluktan Portreler&#8221; koleksiyonu kaçırılmamalı. &#8220;Kolaj Dekolaj&#8221; sergisinin yanında şu anda şehrin en dikkat çekici sergilerinden birini oluşturmakta olan Joan Miro&#8217;nun baskılar, heykeller ve tabii resimleri de Pera Müzesi&#8217;nde sergilenmeye devam ediyor.</p>
<p>Müzeler haftasında olduğumuzdan pek çok şehirde müzelerin bir ya da birkaç gün ücretsiz gezilebildiği bu dönemi değerlendirmenizi de öneririm. Örneğin 21 Mayıs günü <a title="abancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi web sitesi" href="http://muze.sabanciuniv.edu/main/default.php" target="_blank">Sakıp Sabancı Müzesi</a> yine görmeye değer sergilerini ücretsiz olarak ziyaretçilere açacak. <a title="İstanbul Modern web sitesi" href="http://www.istanbulmodern.org/" target="_blank">İstanbul Modern</a>, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi, Pera Müzesi İstanbul&#8217;a yeni bir heyecan kattılar, her ne kadar İstanbul&#8217;a çok daha fazla müze gerekse de&#8230; Ama bu özel girişimler diğer müzeleri unutturmasın, örneğin Sultanahmet&#8217;teki Türk ve İslam Eserleri Müzesi şu anda pek çok şehirdeki müzelerden parçaları barındıran harika bir sergiye ev sahipliği yapıyor.</p>
<p>Cumartesi günkü ikinci durağım olan <a title="Garaj İstanbul'un web sitesi" href="http://www.garajistanbul.com" target="_blank">Garaj İstanbul</a> kendine has öyküsü ile aynı Pera Müzesi gibi 2005&#8242;den beri Beyoğlu, Galatasaray bölgesinde sanata yeni bir alan yaratmıştı. Benim ilk kez ziyaret ettiğim mekan Galatasaray otoparkının altında 600 metrekarelik bir alanda farklı türlerde sahne sanatı ve performans sergilenmesine fırsat sunuyor. <a title="Garaj İstanbul'un manifestosu" href="http://www.garajistanbul.com/garaj_manifesto.php" target="_blank">Manifestosu</a>, sponsorluğa yaklaşımı, önemli isim ve kurumlardan elde ettiği destek, koyduğu hedefleri ile farklılık yaratan Garaj İstanbul&#8217;da Cumartesi gecesi İtalyan folklorik araştırma grubu Canzoniere Grecanico Salentino müzik yapacaktı. Konser aynı gün Hürriyet Gazetesi&#8217;nin ilavesinde de duyuruldu, belki başka gazetelerde de&#8230; Başlangıç saatinde ise hala teknik ayarlamalar yapılıyor, hangi hoparlörün ne kadar ses vereceği ayarlanıyordu. Tam 35 dakika gecikme ile o güzel performansı izlemeye başladık.</p>
<p>Ama işte o 35 dakika yok mu&#8230; Tüketiciye, müşteriye saygısızlık ücret iadesi gerektirebilir belki ama konu sanat olunca, coşku ve performans iki yönlü paylaşılmak istenirken o ücreti bile istemeye tenezzül etmeden çekip gitmek fazlasıyla mümkün oluyor. Yine dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz. Sesini çıkarmayan, hakkını aramayan Türk insanı, Türk tüketicisi, Türk &#8220;izleyicisi&#8221; ve onun bu durumundan cesaret alarak fazlasıyla sorumsuz davranan diğer insanlarımız, esnafından politikacısına&#8230;</p>
<p>İşte bu zihniyet değişmediği sürece İstanbul&#8217;un kültür başkenti olması gösterişten öteye gidemez&#8230; &#8220;Kültür&#8221; son dönemde sanıldığı kadar basit bir kelime değildir. Kültür ilerici, idealist, pozitivist, sorumluluk sahibi, geçmişin kazançlarının üzerine inşa edilen ortak bir birikim yaratma ve paylaşılma idealinde olmalıdır.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2008%2Fkultur-sanat-yasami-zenginlesiyor-ama-kultur-baskenti-olmak-icin-izleyiciye-saygi-duymali-kultur-sahibi-olmali%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/kultur-sanat-yasami-zenginlesiyor-ama-kultur-baskenti-olmak-icin-izleyiciye-saygi-duymali-kultur-sahibi-olmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>blog yeniden tasarlanırken önerileriniz</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/blog-yeniden-tasarlanirken-onerileriniz/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/blog-yeniden-tasarlanirken-onerileriniz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 May 2008 09:37:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=195</guid>
		<description><![CDATA[Yazılarımı RSS beslemesine abone olarak, web üzerinden siteme hiç uğramadan okuyanların dikkatini çekmek istedim. Birkaç hafta önce sorunlar yaşadığım &#8216;blog&#8217;umu yeniden ayağa kaldırırken tasarımını da değiştirdim. cihansalim.net/blog adresine girip yeni şablonu gözden geçirip anasayfadan yazılara, kategoriler, arşiv gibi alanlara ilişkin her konuda önerinizi bekliyorum; ki böylece daha rahat kullanabileceğiniz bir arabirim oluşturmaya çalışayım.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazılarımı <a title="cihansalim.net/blog RSS kaynağı" href="http://www.cihansalim.net/blog/feed">RSS beslemesi</a>ne abone olarak, web üzerinden siteme hiç uğramadan okuyanların dikkatini çekmek istedim. Birkaç hafta önce sorunlar yaşadığım &#8216;blog&#8217;umu yeniden ayağa kaldırırken tasarımını da değiştirdim. <a href="http://www.cihansalim.net/blog">cihansalim.net/blog</a> adresine girip yeni şablonu gözden geçirip anasayfadan yazılara, kategoriler, arşiv gibi alanlara ilişkin her konuda önerinizi bekliyorum; ki böylece daha rahat kullanabileceğiniz bir arabirim oluşturmaya çalışayım.</p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2008%2Fblog-yeniden-tasarlanirken-onerileriniz%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/blog-yeniden-tasarlanirken-onerileriniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güncem Temizlendi ve Yeniden Ayakta&#8230;</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/guncem-temizlendi-ve-yeniden-ayakta/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/guncem-temizlendi-ve-yeniden-ayakta/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Apr 2008 08:05:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=181</guid>
		<description><![CDATA[Blog sayfalarımda birkaç gündür sürmekte olan sorunlardan kurtulduk. Konuyla ilgili açıklama ve yorumlarım...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Haftanın ikinci yarısında Günce&#8230; Blog&#8230; sayfalarım ve cihansalim.net/galeri adresindeki fotoğraf galerim hatalı görüntülenmeye başlandı. İş yoğunluğu ama özellikle de hala devam eden rahatsızlığım nedeniyle konuyla ilgilenemedim. Ancak dün olayı incelemeye aldığımda kullandığım içerik yaratma ve yönetim araçlarındaki bir açıktan yararlanarak sayfalarımın kodlarına müdahele edilmiş olabileceğini fark ettim.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Nitekim Google arama sonuçlarında sayfamı gösterirken &#8220;Bu site bilgisayarınıza zarar verebilir&#8221; uyarısı göstermeye başlamış. Hemen gerek blog gerekse de galerimi sıfırladım ve yeniden kurdum. Görebildiğim kadarıyla şu anda sitede bir tehlike yok. Google&#8217;a da bu konuda başvurdum ve bu ibreyi kaldırmalarını rica ettim.</p>
<p>Sürekli okurlarıma sabırları için teşekkür ediyorum. Henüz Günce&#8230; Blog&#8230; sayfalarımın tasarımıyla ilgilenemeyeceğim. 1-2 hafta daha geçici bir tasarımla karşınızda olacağım. Bu dönemde sitede dolaşmak eskisi kadar kolay olmayabilir.</p>
<p>Fırsat bulursam kısa süre içinde yeni bir yazı yazarak normal yayınlarıma döneceğim. Yeni ve kayda değer gelişmeler olursa da bu yazıma bunları ekleyeceğim.</p>
<p>Ayrıca <a href="http://www.cihansalim.net/blog/feed"><img class="alignnone" src="http://www.cihansalim.net/blog/feedicon.gif" alt="" />http://cihansalim.net/blog/feed</a> adresinden ulaşabileceğiniz RSS beslemelerimin de tekrar yayına döndüğünü hatırlatmak isterim.</p>
<p>İlgi ve desteğinize sonsuz teşekkürler.</p>
<p><strong>Güncelleme</strong> &#8211; 22/04/2008: Sitem artık tamamen sorunsuz, cihansalim.net/galeri yayından kalktı, geri dönüp dönmeyeceğine ilerde karar vereceğim. Google ve benzer değerlendirme siteleri de cihansalim.net&#8217;in sorunsuz olduğu şeklinde raporlarını e-postama ilettiler. Anlayış ve sabrınız için tekrar teşekkürler.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2008%2Fguncem-temizlendi-ve-yeniden-ayakta%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/guncem-temizlendi-ve-yeniden-ayakta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geçmişe Götüren Mardin Geleceğimiz İçin, Beraber Yaşamak İçin Örnek</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2008/gecmise-goturen-mardin-gelecegimiz-icin-beraber-yasamak-icin-ornek/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2008/gecmise-goturen-mardin-gelecegimiz-icin-beraber-yasamak-icin-ornek/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jan 2008 19:34:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğrafçılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2008/gecmise-goturen-mardin-gelecegimiz-icin-beraber-yasamak-icin-ornek/</guid>
		<description><![CDATA[Mardin&#8230; Hakkında söylenecek çok şey var, her biri hakkında sayfalarca yazılabilir. Ama Mardin&#8217;i bir günden biraz uzun görmüş biri olarak daha kısa yazacağım, bu bir günde gördüklerime yüklediğim anlamları&#8230; Söz ettiklerimi ve fazlasını cihansalim.net/galeri altındaki Mardin ve Midyat albümlerinde izleyebilirsiniz.
Aramice kökenli Mardin kelimesi &#8220;büyük kale(ler)&#8221; anlamını taşıyor. Merkezde, kayalık tepenin en üstünde Mardin Kalesi göz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="left">Mardin&#8230; Hakkında söylenecek çok şey var, her biri hakkında sayfalarca yazılabilir. Ama Mardin&#8217;i bir günden biraz uzun görmüş biri olarak daha kısa yazacağım, bu bir günde gördüklerime yüklediğim anlamları&#8230; Söz ettiklerimi ve fazlasını cihansalim.net/galeri altındaki <a href="http://www.cihansalim.net/galeri/thumbnails.php?album=8" title="Mardin - cihansalim.net/galeri">Mardin</a> ve <a href="http://www.cihansalim.net/galeri/thumbnails.php?album=9" title="Midyat - cihansalim.net/galeri">Midyat</a> albümlerinde izleyebilirsiniz.</p>
<p><center><!--adsense--></center>Aramice kökenli Mardin kelimesi &#8220;büyük kale(ler)&#8221; anlamını taşıyor. Merkezde, kayalık tepenin en üstünde Mardin Kalesi göz alabildiğince uzayıp giden, Suriye&#8217;yi gören pürüzsüz ovaya hakim, doruğun altında tepede tarihi yerleşimler &#8220;Mardin Denizi&#8221; diye de adlandırılan bu manzarayı izliyor.</p>
<p style="text-align: center"><a href="http://www.cihansalim.net/galeri/displayimage.php?album=8&amp;pos=1" title="Alacakaranlık vaktinde Mardin Denizi'ne dönüşen Mardin Ovası" target="_blank"><img src="http://www.cihansalim.net/galeri/albums/mardin/normal_P1030053_%28Large%29.JPG" alt="Mardin Denizi!" border="0" height="300" width="400" /></a></p>
<p>Ama bizler için asıl manzara tarihi tepedeki kent. Maalesef beton yapılaşmalar Mardin&#8217;in görüntüsünü de bozmaya başlamış, tarihi taş binalara yapılan ekler özellikle dikkat çekiyor. Gereken özeni göstermeyek bu tarihi zenginliğimizi de kaybetme potansiyelimiz olduğunu gösteriyoruz. Fakat bugünkü haliyle Mardin insanı başka bir zamana götürüyor. Sanki Doğu&#8217;nun gizemli bir kentine, yüzyıllar öncesine gönderilmiş gibi hissediyoruz. Sokakları daracık bırakan yüksek duvarlı avluların içindeki güzellikleri merak ediyor, on metre sonra kesişen bir sokakla bir anda uçsuz bucaksız ovayı görüyor, ilerlemeye devam edince süslü balkon ve kemerlerin karanlıkta bıraktığı bir sokakta duvar işlemelerine hayran kalıyorum.</p>
<p>Daracık sokaklar bir anda çocukların cıvıltılarıyla, oyunlarıyla şenlenebiliyor. Öte yandan, bu duvarlar arasında giden yollarda sığınacak bir kapı açtırmanın imkansızlığı, geçmişin zor dönemlerinde yaşanmış mücadelelerin mekanının tam da bu sokaklar olduğunu düşündürtüyor, ürpertiyor.</p>
<p style="text-align: center"><a href="http://www.cihansalim.net/galeri/displayimage.php?album=8&amp;pos=56" title="Mardin sokakları ve bugününün sahipleri olan çocukları" target="_blank"><img src="http://www.cihansalim.net/galeri/albums/mardin/normal_P1030128_%28Large%29.JPG" alt="Mardin sokakları ve bugününün sahipleri olan çocukları" border="0" height="300" width="400" /></a></p>
<p>Tarihi yerleşimi yaklaşık 3 saat yürürken harika minaresiyle Ulu Camii, Kırklar Kilisesi, Revaklı Çarşı ve daha pek çok yapı birden ortaya çıkıyor. Abdüllatif Camii, Şahtanalar&#8217;ınki gibi ev ve konaklar nispeten daha kolay kendini belli ediyor, tüm yapılar gözümüzü doyuran işçiliğe sahip. Tabii Güneydoğu Anadolu turumun geri kalanının aksine midem de yerel tatlara doyuyor, kubbe de denen yassı içli köfteler, çeşit çeşit pilavlar, işkembe dolması, etli ekmekler, yemeye fırsatım olmayan kaburga dolması gibi mükemmel yerel tatlar diğer bölge şehirlerinin aksine daha ulaşılabilir, daha yaygın gibime geldi Mardin&#8217;de.</p>
<p>Gerek bu açık hava müzesinde gerekse Midyat ilçesinde Müslümanlar, Süryaniler, Yezidiler beraber yaşıyor. Mardin karşılıklı hoşgörü ve anlayışın da ötesinde insanların din ve ırk farkını unutarak nasıl beraber yaşayabileceğini göstermesi açısından Türkiye&#8217;ye büyük bir örnek. İnanç farklılığının yanında ırk olarak da farklılıklara ev sahibi bir bölge, her ne kadar en parlak dönemlerindeki kadar kozmopolit olmasa da&#8230; Geçtiğimiz aylarda fidye için kaçırılan Süryani papazın serbest kalmasına zılgıtlar çekerek sevinen, coşan Müslüman köylü kadınların görüntüleri henüz çok taze.</p>
<p>Midyat da tarihi konakları, yerleşimleri ile bugün unutulan incelik ve zerafeti hatırlatıyor. Süryaniler&#8217;in faal olarak kullandıkları manastırlar dışında tarihi manastırlara da ev sahibi olan ilçe de Mardin merkezi gibi 4000 yıllık bir geçmişe sahip.</p>
<p style="text-align: center"><a href="http://www.cihansalim.net/galeri/displayimage.php?album=9&amp;pos=6" title="Alacakaranlık vaktinde Mardin Denizi'ne dönüşen Mardin Ovası" target="_blank"><img src="http://www.cihansalim.net/galeri/albums/midyat/normal_007_%28Large%29.JPG" alt="Mardin Denizi!" border="0" height="300" width="400" /></a></p>
<p>Anlatacak daha çok şey var, ama belki fotoğraflar kelimeler yerine geçer. <a href="http://www.cihansalim.net/galeri">cihansalim.net/galeri</a> altındaki Mardin klasöründe Deyrulzafaran Manastırı, restore edilmekte olan Kasımiye Medresesi, Midyat klasöründe ise Mor Gabriel Manastırı yazıda bahsetmediğim yapılar. Ayrıca gerek <a href="http://www.mardin.bel.tr" title="Mardin Belediyesi Web Sitesi" target="_blank">Mardin</a> gerekse de <a href="http://site.midyat.gov.tr" title="Midyat Kaymakamlığı Web Sitesi" target="_blank">Midyat</a>&#8216;ın resmi kamu web sitelerinden pek çok tarihi, kültürel bilgi edinebilirsiniz. <a href="Mardinimiz.com" target="_blank">Mardinimiz.com</a> da bir diğer başvuru kaynağı olarak göze çarpıyor.</p>
<p>Mardin&#8217;i görmeli, Mardin&#8217;deki kaynaşmayı ülkemizin her kasabası ve şehrinde yaşamalıyız&#8230;<br />
<center><!--adsense#linkunit--></center></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2008%2Fgecmise-goturen-mardin-gelecegimiz-icin-beraber-yasamak-icin-ornek%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2008/gecmise-goturen-mardin-gelecegimiz-icin-beraber-yasamak-icin-ornek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mahkemesiz, Kararsız Site Kapatmalar Başladı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/mahkemesiz-kararsiz-site-kapatmalar-basladi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/mahkemesiz-kararsiz-site-kapatmalar-basladi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Dec 2007 15:45:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2007/mahkemesiz-kararsiz-site-kapatmalar-basladi/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;İhbar Sitemiz de Açıldı, Hemen İhbar Edin; Mahkemeye, Hakime Gerek Yok, Site Kapansın!&#8221; başlıklı yazım üzerine hemen birkaç şikayet mektubu aldım. Bazıları kendi sayfalarının da yer aldığı büyük ücretsiz yayın ortamı sağlayan sitelerin kapatıldığını söylerken bazıları da &#8220;sansür başladı, işte kanıt&#8221; şeklinde adresler gönderdiler.
Gönderilen adreslere baktım, birinin adresinden açıkça müstehcen, büyük olasılıkla erotik yayın yaptığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;<a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/ihbar-sitemiz-de-acildi-hemen-ihbar-edin-mahkemeye-hakime-gerek-yok-site-kapansin/">İhbar Sitemiz de Açıldı, Hemen İhbar Edin; Mahkemeye, Hakime Gerek Yok, Site Kapansın!</a>&#8221; başlıklı yazım üzerine hemen birkaç şikayet mektubu aldım. Bazıları kendi sayfalarının da yer aldığı büyük ücretsiz yayın ortamı sağlayan sitelerin kapatıldığını söylerken bazıları da &#8220;sansür başladı, işte kanıt&#8221; şeklinde adresler gönderdiler.</p>
<p><center><!--adsense--></center>Gönderilen adreslere baktım, birinin adresinden açıkça müstehcen, büyük olasılıkla erotik yayın yaptığı belli oluyordu. Diğerinin adresinden ise nasıl bir yayın yapacağını kestirmek mümkün değil. Fakat her iki sitenin adresini yazdığımda karşıma şu ekran çıktı:<br />
<a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/mahkemesiz-kararsiz-site-kapatmalar-basladi/mahkeme-karari-olmadan-engellenen-sitelerin-ekran-goruntusu/" rel="attachment wp-att-145" title="Mahkeme Kararı Olmadan Engellenen Sitelerin Ekran Görüntüsü"></a></p>
<p style="text-align: center"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/mahkemesiz-kararsiz-site-kapatmalar-basladi/mahkeme-karari-olmadan-engellenen-sitelerin-ekran-goruntusu/" rel="attachment wp-att-145" title="Mahkeme Kararı Olmadan Engellenen Sitelerin Ekran Görüntüsü"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/uploads/2007/12/mahkemesiz-engelleme.jpg" alt="Mahkeme Kararı Olmadan Engellenen Sitelerin Ekran Görüntüsü" border="0" /></a></p>
<p>Bir önceki yazımda kullandığım ekran görüntüsünde gördüğünüz gibi bir mahkeme adı ve karar numarası vardı, üstteki görüntüde ise bunların ikisi de yok. Bu da Telekomünikasyon Kurumu altında kurulan <a href="http://www.tib.gov.tr/default.aspx?cid=1" target="_blank">Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı</a> (TİB) tarafından engelleme kararı verildiğini düşündürüyor. TİB yetkilileri, gelen site şikayetlerinde mahkemeye gitmeye gerek görmeden, ya da zaman kaybetmemek için artık engelleme kararı verebilecek, bunu hemen uygulatabilecekler. Bu yetkinin nasıl kullanılacağını zaman gösterek ama böyle bir denetleme kurulunun sansür kuruluna dönüşme şansı çok yüksek. Çünkü engellenen siteler sadece erotik içerikli siteler değil, pek çok site de &#8220;kamu zararına&#8221; olarak görünüyor, ama bu içerikler oldukça tartışmalı oluyor.</p>
<p>Zira artık günümüzde aile, çocuk filtreleme programları var, ayrıca bu engellemeler teknik olarak o sitedeki içeriği değiştiremediğinden, sadece bir grup İnternet kullanıcısını etkilediğinden yeteri kadar etkili olamıyorlar. Tekrar aynı şeye dikkat çekmek istiyorum, bizim insanlarımızı, İnternet kullanıcılarımızı bilinçlendirmemiz lazım. Her şikayette site kapatmakla bir yere varmamız çok zor, çünkü İnternet&#8217;te web yayıncılığı çok kolay, aynı sayfa birkaç saat içinde yepyeni bir adresten kolayca yayınlanabiliyor, hepsini engelleyebilmek içinse çok ciddi mesai ve uğraş gerekiyor&#8230;</p>
<p>Bu arada bana gelen e-postalarda yıllardır yazdıkları güncelerini (blog) yayınlayan WordPress.com gibi sitelerin erişiminin engellenmesi ile kendi blog yazılarına ulaşamadıklarını, emeklerini kaybetmek üzere olduklarını belirtenler için bir yol önereyim.</p>
<p><a href="http://www.opendns.com" target="_blank">OpenDNS.com</a> adresine gidin, oradaki seçenek ve bilgilerle ister modeminizin, ister işletim sisteminizin DNS adreslerini OpenDNS&#8217;e yönlendirin. ngellenen sitelere birkaç dakika içinde erişme şansına kavuşacaksınız. Böylece tüm yazılarınıza, çalışmalarınıza tekrar kavuşabilirsiniz.</p>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fmahkemesiz-kararsiz-site-kapatmalar-basladi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/mahkemesiz-kararsiz-site-kapatmalar-basladi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ben ve Blogda Yazı Üslubum, Farklılığın Nedenleri</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/ben-ve-blogda-yazi-uslubum-farkliligin-nedenleri/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/ben-ve-blogda-yazi-uslubum-farkliligin-nedenleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 22:33:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2007/ben-ve-blogda-yazi-uslubum-farkliligin-nedenleri/</guid>
		<description><![CDATA[Bir arkadaşım daha özellikle politika, iktisat, Türkiye odaklı yazılarımın üslubunun tanıdığı Cihan&#8217;ın tarzından çok farklı olduğunu söyleyince yazmam gerektiğini düşündüm. Evet, beni yakından tanıyanlar &#8220;bu kadar alttan alan, kendi çıkarını yok sayacak kadar mütevazı davranan, kızamayan, öfkelenmeyen&#8221; Cihan yerine son derece &#8220;nesnel&#8221; ve eleştirel gelişen, kesin hükümler içerebilen yazılar yazan bir Cihan gördüklerini belirtiyor, buna [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir arkadaşım daha özellikle politika, iktisat, Türkiye odaklı yazılarımın üslubunun tanıdığı Cihan&#8217;ın tarzından çok farklı olduğunu söyleyince yazmam gerektiğini düşündüm. Evet, beni yakından tanıyanlar &#8220;bu kadar alttan alan, kendi çıkarını yok sayacak kadar mütevazı davranan, kızamayan, öfkelenmeyen&#8221; Cihan yerine son derece &#8220;nesnel&#8221; ve eleştirel gelişen, kesin hükümler içerebilen yazılar yazan bir Cihan gördüklerini belirtiyor, buna bazen şaşırdıklarını söylüyorlar.</p>
<p><!--adsense-->Bunun asıl nedeni Türkiye&#8217;de pek çok konuda apaçık, gözlerimizin önünde yapılan yanlış uygulamaların, yanlış bilgilendirme ve yönlendirmelerin karşısında idealist biri olarak tepkimi dile getirme isteğimi İnternet&#8217;te ortaya koymam. Yanlış bilgilendirme ve yönlendirme günümüz dünyasında toplumların karşılaştığı en büyük sorunlardan biri, ben de burada kendi gördüğüm ve doğrulattığım, en azından kendim doğrulayabildiğim bilgi ve yorumları paylaşarak bilgi çağında bilgi toplumu olmamızı engellemeye çalışanları yavaşlatmaya çalışıyorum.</p>
<p>Ama yapılanlar, söylenenler o kadar şaşırtıcı, buna karşılık doğru bilgiyi paylaşma gayesindekiler de o kadar az ki bazen bir konuda yazarken tezleri çok açık, net ve güçlü koymak gerekiyor. Bu da dost çevremdeki şaşkınlığın ilk nedeni.</p>
<p>İkinci neden ise, beni okuyan diğer blog yazarlarından sayılı birkaçı ile daha önce konuştuğum gibi, benim yazılarımın &#8220;blog&#8221; kelimesi altında bir &#8220;yayın&#8221; biçiminde olmasına rağmen benim ortalama bir blogcu edası ile yazmayışım. Çocuk yaşlarda başlayan editörlük, yazarlık, ilerleyen dönemde köşe yazarlığı, yayın danışmanlığı görevleriyle çalıştığım medya şirketlerinden kalma alışkanlıkla bir yazar, bir gazeteci gibi sorumluluk alan biri olarak hala her yazımı bir toplumsal amaç ve fayda gözeterek yazıyorum.</p>
<p>Üçüncü ve en güçlü neden benim söz konusu yazılarda işlediğim konuların günlük hayatta arkadaşlarımla sohbet konularım içinde yer almayışı. Bunları konuşsam bu söz ve eleştirilerimi günlük sohbetlerin parçası olarak görecek kişiler yazı üslubuma da çok şaşırmayacak.</p>
<p>Evet, bu konuda yazma zamanının geldiğine inandım ve şu anda aklıma gelenleri paylaştım. Yazılarımdan çoğu okur yorumlarına açık kapı bırakmayacak bir yönlendirme ve yorumla kapansa da gerek içerik, gerek sunuş, gerekse üslubum hakkında her türlü yorumunuzu her zaman beklediğimi hatırlatmak isterim.</p>
<p>Okumaya devam ettiğiniz için hepinize teşekkürler. Boşluğa konuşmadığımı bilmek huzur verici!..</p>
<p><!--adsense#linkunit--></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fben-ve-blogda-yazi-uslubum-farkliligin-nedenleri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/ben-ve-blogda-yazi-uslubum-farkliligin-nedenleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Terör Korkusuyla GAP Turu&#8217;na Çıkmak, Nemrut Dağı ve Nemrut&#8217;ta Güneşe Yetişememek, Tur Düzenleyiciler</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/teror-korkusuyla-gap-turuna-cikmak-nemrut-dagi-ve-nemrutta-gunese-yetisememek-tur-duzenleyiciler/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/teror-korkusuyla-gap-turuna-cikmak-nemrut-dagi-ve-nemrutta-gunese-yetisememek-tur-duzenleyiciler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Nov 2007 21:38:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/2007/teror-korkusuyla-gap-turuna-cikmak-nemrut-dagi-ve-nemrutta-gunese-yetisememek-tur-duzenleyiciler/</guid>
		<description><![CDATA[Ekim ayında çok kısa bir GAP turuna çıktım. Gerek evde bilgisayarda yaşadığım bazı sorunlar gerekse de bazı özel işler nedeniyle ne yazmaya ne de fotoğrafların bir bölümünü sunmaya zamanım oldu. Bugün artık ilk adımı atayım, ardından ara ara Güneydoğu&#8217;da gördüklerimden bahsedeceğim.
&#8220;Öncelikle böylesi sıkıntılı ve tehlikeli dönemde oralara gidilir mi&#8221; düşüncesine karşı açıklama yapayım. Kişisel olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ekim ayında çok kısa bir GAP turuna çıktım. Gerek evde bilgisayarda yaşadığım bazı sorunlar gerekse de bazı özel işler nedeniyle ne yazmaya ne de fotoğrafların bir bölümünü sunmaya zamanım oldu. Bugün artık ilk adımı atayım, ardından ara ara Güneydoğu&#8217;da gördüklerimden bahsedeceğim.</p>
<p><center><!--adsense--></center>&#8220;Öncelikle böylesi sıkıntılı ve tehlikeli dönemde oralara gidilir mi&#8221; düşüncesine karşı açıklama yapayım. Kişisel olarak bu geziyi daha önce planlamış ve rezerve etmiş olmam bir yana terör yüzünden yaşantımızda, özgürlük alanımızda olabildiğine az değişiklik yapmamız gerektiğine inanıyorum. Aksi durumda terörün amacına ulaşmasını sağlar, bacağımıza attığı bir çizik nedeniyle o gün evde kalıp yatmayı tercih ederek sindirilmiş, korkutulmuş oluruz. Tabii ki &#8220;cengaverlik yapın, korkusuz davranın&#8221; demiyorum, ama her zaman olduğu gibi akılcı tutumu koruma, mantıkla hareket etme taraftarıyım.</p>
<p>Bu yaklaşım bir yana gelecekte GAP turuna çıkmak isteyenler ama bölge hakkında çok az bilgi sahibi olanlara Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Mardin, Diyarbakır ve bölgedeki Harran, Hasankeyf gibi yerlerin terör örgütünün kabul edilemez eylemlerine tanık olduğumuz bölgeler olmadığını söyleyeyim. Maalesef eylemler Doğu Anadolu Bölgesi&#8217;nde yaşanıyor&#8230;</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://farm3.static.flickr.com/2214/1872402257_a1287f2884.jpg?v=0" alt="Nemrut'a karanlıkta varabildiğimiz için Flickr'dan bir görüntüyü sizinle paylaşıyorum. Msuvanoba takma adlı kullanıcının eklediği bir görüntü" align="middle" height="375" width="500" /></p>
<p>Gelelim bölgenin güzelliklerine, ilk olarak da efsanelere ev sahipliği yapan Nemrut Dağı&#8217;na. Adıyaman merkezinden tahminimce bir saatlik bir yolculukla zirveye yakın bir noktaya varıyor, oradan da yaklaşık 20 dakikalık bir yürüyüşle iki bin yüz metre yükseklikteki zirveye ve Antiochos&#8217;un tümülüsüne, dev heykellere ulaşıyorsunuz.</p>
<p>Eski çağlarda Kommagene adıyla anılan bölgede kurulan Kommagene Krallığı fazla uzun ömürlü olmamış ve özgürlüğünü Roma&#8217;ya kaybetmiş. Kral I. Antiochos&#8217;un Nemrut&#8217;un tepesine yaptırdığı 49 metre yüksekliği, 149 metre eni olan tümülüs mezarı ise bugün Anadolu&#8217;da içine girilmemiş, talan ya da hırsızlığı uğramamış çok az sayıdaki tümülüsten biri. Zira mezar odasına giden koridorların içindeki (aklımda yanlış kalmış olabilir) taş parçacıkları herhangi bir dinamit, vb. tümülüs mezar odasına erişme yönteminin etkisiyle tamamen odanın içine akacak ve odayı kıymetsiz kılacak şekilde inşa edilmiş.</p>
<p>Nemrut&#8217;un tümülüsten çok daha fazla bilinen simgeleri ise tabii ki dev heykeller. Kralın iki yanına birer aslan, birer kartal ve de antik Yunan ve Acem tanrılarının oturduğu 10 metreye yaklaşan yükseklikte heykellerin kafaları uzun süredir vücutlarından ayrı olarak duruyor. Bunların omuzların üstüne yerleştirilmemesi de bir başka tartışma konusu.</p>
<p>Bu heykeller ve Kral&#8217;ın Yunan ve İranlı atalarının figürleri tümülüste de bulunuyor. Bu heykeller Yunanlı yüz hatları, İranlı giyim özellikleri taşıyor. Batı terasında bulunan aslan heykeli Mars, Jüpiter ve Mars&#8217;ın M.Ö. 7 Temmuz 62 yılında gökyüzündeki konumunu gösteriyor, bu tarih büyük olasılıkla inşaatın başladığı tarih olabilir.</p>
<p>Kommagene tarihi ve de anıt mezarın yanında Nemrut&#8217;un zirvesinde güneş doğuşu ve batışını izlemek büyük bir zevk imiş. İmiş diyorum çünkü biz Türkiye&#8217;nin sayılı birkaç kültür turu firmasından biriyle yaptığımız yolculukta boşuna güneş batışını göreceğimiz yönünde ümitlendirildik. Günler de kısalmaya başladığından gün boyunca her beş dakikalık gecikme birikerek akşam dağa geç varmamıza neden oldu. Burada parantez açıp Türk turistinin çılgın alışveriş iştahını yine tecrübe ettiğimi, bunu anlayamadığımı belirteyim. Böyle bir geziye katılan, nispeten kültürel değerlere, doğaya, tarihe kıymet veren insanlar bile kendilerini çarşılarda tatmin ederek akşam Nemrut&#8217;ta güneş batışına yetişemediler, kaçı bir daha Nemrut&#8217;a gidebilecek ki hayatları boyunca&#8230;</p>
<p>Tabii parantezi kapatıp asıl organizasyonu eksik planlayan tur firmasına da dikkat çekmek lazım. Zaten kısalan bir günde yapılacak yolculuk öncesi tur programına &#8220;Nemrut&#8217;ta muhteşem güneş batışını seyredip Adıyaman&#8217;a..&#8221; ifadeleri yazmak, o gün de sabah ve öğlen bunu kesin gibi sunmak maalesef tüketiciyi, müşteriyi kandırmaktır. Eğer firma ve rehberi bunda ciddi ise şartlar zorlanır, Nemrut&#8217;a zamanında çıkılırdı. Siz siz olun kültür turlarında tur firmasına sorular sorun, doğru cevabı almaya çalışın, tur boyunca rehberi (çok geziye çıkmış biri olarak artık rehberler üzerinde de yazma zamanım geldi, çok az olumsuz örneğin etkisi büyük oluyor maalesef) siz de gerektiğinde yönlendirin, motive edin de böyle gezilerde siz ve çevrenizdekiler programa sadık kalıp dakik olmaya çalışın.</p>
<p>UNESCO&#8217;nun Dünya Mirası listesinde yer alan Nemrut Dağı Milli Parkı fotoğraflarım çok az ve de karanlıkta çekildiği için pek kaliteli değil. Yüksek ISO değerleri ile alınan pozlarda ise kirlilik miktarı beni tatmin etmedi. Fotoğraflar bir sonraki GAP yazıma eşlik edecek, bölgeyi bizzat görmenin yerine geçemeyecek oldukları ise muhakkak!</p>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fteror-korkusuyla-gap-turuna-cikmak-nemrut-dagi-ve-nemrutta-gunese-yetisememek-tur-duzenleyiciler%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/teror-korkusuyla-gap-turuna-cikmak-nemrut-dagi-ve-nemrutta-gunese-yetisememek-tur-duzenleyiciler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>cihansalim.net içeriği ve e-postalarım geçici olarak erişilemeyebilir</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/cihansalimnet-icerigi-ve-e-postalarim-gecici-olarak-erisilemeyebilir/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/cihansalimnet-icerigi-ve-e-postalarim-gecici-olarak-erisilemeyebilir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Sep 2007 19:23:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=118</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de rekabeti bir türlü sağlayamadık ve ben de ısrarımdan vazgeçip hem cihansalim.net alan adının yönetimini, hem de cihansalim.net&#8217;teki içeriği barındırma (hosting) hizmetini yabancı bir firmadan almaya karar verdim. Dünya genelinde ilk başvuruya verilen alan adları Türkiye&#8217;de fazlasıyla bürokrasi ve yüksek ücretle alınabiliyor, yıllardır bu durumdan sıkıntı çekenler yakınadursun daha fazla kişi .com gibi .tr ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de rekabeti bir türlü sağlayamadık ve ben de ısrarımdan vazgeçip hem cihansalim.net alan adının yönetimini, hem de cihansalim.net&#8217;teki içeriği barındırma (hosting) hizmetini yabancı bir firmadan almaya karar verdim. Dünya genelinde ilk başvuruya verilen alan adları Türkiye&#8217;de fazlasıyla bürokrasi ve yüksek ücretle alınabiliyor, yıllardır bu durumdan sıkıntı çekenler yakınadursun daha fazla kişi .com gibi .tr ile bitmeyen adresleri tercih ediyor, gelirimizi, biriken refahımızın bir bölümünü dışarıya transfer ediyoruz. Örneğin ben de uzun kağıt işleri sonucu geri çevrileceğimi bildiğim cihansalim.net.tr adresine vermem istenen ücretin yarısından azını cihansalim.net için kredi kartımla hemen ödeyerek 2 dakikada işlemi tamamlayabiliyorum. Hele barındırma konusunda karşılaştırma yapmamak en iyisi, 10 MB&#8217;lık hosting alanı için bile fahiş ücretler isteyenler de Türkiye&#8217;nin çok geri kaldığını dünyaya resmen ilan ediyor.</p>
<p><center><!--adsense--></center>Bunları bir başka zaman belki tekrar ele alırım. Ama kısaca duyurmak istediğim şu ki haftasonu alan adımı transfer edeceğimden eski yazılarıma, yeni günce yazılarım ve RSS beslemelerine, yani sitemin tüm içeriğine geçici olarak erişemeyeceksiniz. Daha da önemlisi @cihansalim.net ile biten e-posta adreslerime attığınız e-postalar da elime ulaşmayabilir. Diğer e-posta adresimi tercih etmenizi rica ederim.Çalışmanın olabildiğine kısa sürmesini umuyorum. Wordpress güncemi de umarım hızla yeni bir veritabanına aktarıp tekrar arşiviyle yayına alırım ve hemen yeni bir yazı ile huzurlarınıza çıkarım.</p>
<p>Güncelleme (2 Ekim): @cihansalim.net ile biten e-postalarım artık çalışıyor. Şu aşamada transferin sorunsuz tamamlandığını düşünüyorum. Eğer sitenin herhangi bir sayfasında sorunla karşılaşırsanız <a href="http://www.cihansalim.net/ulas.htm">bana iletmenizi</a> rica ederim.</p>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fcihansalimnet-icerigi-ve-e-postalarim-gecici-olarak-erisilemeyebilir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/cihansalimnet-icerigi-ve-e-postalarim-gecici-olarak-erisilemeyebilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mercury&#8217;den Kafkas Dansları ve Düşündürdükleri</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/mercuryden-kafkas-danslari-ve-dusundurdukleri/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/mercuryden-kafkas-danslari-ve-dusundurdukleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Sep 2007 10:23:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[sanat kültür tiyatro]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=112</guid>
		<description><![CDATA[Cuma akşamı Harbiye Açık Hava Tiyatrosu&#8217;nda &#8220;Ateşin Çocukları &#8211; Mercury&#8221; Kafkas dans gösterisini izledim. Dünya üzerindeki her halk ve topluluğun kendine has hasletleri mevcut, Kafkasya&#8217;nın nispeten az nüfuslu topluluklarının dikkat çeken özellikleri ise kanımca acıya, göz yaşına, melankoliye prim vermeme, hep dimdik ve asil, güzel ve güçlü görünmeye çalışmaları.  Bu durum sosyal hayatlarının her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cuma akşamı Harbiye Açık Hava Tiyatrosu&#8217;nda &#8220;Ateşin Çocukları &#8211; Mercury&#8221; Kafkas dans gösterisini izledim. Dünya üzerindeki her halk ve topluluğun kendine has hasletleri mevcut, Kafkasya&#8217;nın nispeten az nüfuslu topluluklarının dikkat çeken özellikleri ise kanımca acıya, göz yaşına, melankoliye prim vermeme, hep dimdik ve asil, güzel ve güçlü görünmeye çalışmaları.  Bu durum sosyal hayatlarının her anında kendini gösterirken tabii ki danslarına, eğlencelerine de yansımış.<center><!--adsense--></center></p>
<p>Kafkas, örneğin Çerkez danslarını daha önce az da olsa izlemiş, ya da görmüş olanlar kızların asil duruş ve süzülerek yer değişmelerini, erkeklerin onlar karşısında sunduğu saygılı ve etkileyici hareketleri bilir. Ateşin Çocukları gösterisi ise Kafkaslar&#8217;ın sert coğrafyası ve karmaşık tarihinin etkilerini daha çok sergileyen,  daha sert ve tempolu, hatta Kafkaslar&#8217;dan ayrılma, sürgün döneminin zorluk ve acılarına da dikkat çeken bir yorum sunuyor. Ayrıca yöresel ezgiler ve şarkılara da hatrı sayılır süre ayrılması gösterinin hedef kitlesinin daha çok Kafkas göçmenleri ve çocukları olduğunu düşündürebilir. Ama ilgili olanların görmesini tavsiye ettiğim Ateşin Çocukları&#8217;nın Türkiye turnesi devam ediyor. <a href="http://www.dancemercury.com/" title="Mercury Türkiye sitesi" target="_blank">Mercury web sitesi</a>nden programa ulaşabilirsiniz, başlangıç saatlerinde gitseniz de yer bulmakta zorlanacağınızı tahmin etmiyorum.</p>
<div align="center"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/mercurydk.jpg" title="Gösteriden bir an" alt="Gösteriden bir an" align="right" height="301" width="300" /></div>
<p>Kökeninde Kafkaslar ile bir şekilde bağlantısı olanların daha da zevk alabileceğini ima etmemin nedeni ise Mercury grubunun henüz birkaç sene önce Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti&#8217;nde kurulmuş olması ve bu bölgenin insan kaynağı ve olanaklarından faydalanarak bir şeyler ortaya koymaya çalışması. Gösteriyi izlerken Türkiye&#8217;nin büyük dans grupları ve performansları ile bir karşılaştırma yapmadan edemedim. Gerçekten de Türkiye artık eski Türkiye değil. Son on yılda bazı alanlarda attığımız hızlı adımlar sonucu uluslararası arenada temsil gücümüz artıyor. Ama önümüzdeki hedef bu gelişme ivmesini tüm ülkeye yaymak olmalı. Büyük, kalabalık, farklı etnik gruplardan ama Cumhuriyet tarihi süresince ortak paydada buluşmuş insan kaynağının çok farklı ve üstün becerileri var. Mevcut konu çerçevesinde örnek vermek gerekirse 70 milyonluk ülkede sadece 1-2 büyük dans grubu değil, her bölgeden uluslararası gösteriler yapabilecek  beceride dans grupları oluşturmamız mümkün ve hatta elzem. Kültürel geçmişimizi korumak, bunu turizm ile beraber yoğurmak, zenginliklerimizin değerini bilmemiz gerekiyor.</p>
<p>Cuma akşamı Ateşin Çocukları&#8217;nın tek can sıkıcı noktası ise gösterinin 25 dakika geç başlaması idi. Bir önceki paragrafta &#8220;Türkiye&#8217;nin ivmesini koruması lazım&#8221; derken önümüzdeki en büyük sorunun bireysel ve kurumsal sorumluluk, hesap verebilirliklik, etik ve ahlaklı davranmak olduğunu düşünüyordum. İnsanlara, karşımızdakine saygı göstermeyişimiz tehlikeli boyuta ulaştı! Sanat ve gösteri dünyasında da ücretini ödeyerek karşılığında &#8220;kültürel tatmin&#8221; almak için gelen sayısız izleyiciye saygısızlık yapmak kabul edilebilir değil. Ama tabii Türkiye&#8217;de sorunun sürmesinin bir nedeninin de hakkını aramayan, aramaya üşenen, kabullenen insan modeli olduğunu unutmamak gerekli.</p>
<p>Gelişmiş ve kalkınmış ülkelerde zamanın değeri, dakiklik, programlı davranmak ve çalışmak kalkınmada etkili olmuş ve olmaya devam ediyor. Böyle ülkelerde belirsizlik azalıyor, her türlü ekonomik birim arasında, karşılıklı güven kuruluyor. Bizde ise tehlike artıyor, artık, &#8220;Ne de olsa toplantı  zamanında başlamaz, biraz geç gidelim&#8221; diyenler artıyor&#8230;<br />
<center><!--adsense#linkunit--></center></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fmercuryden-kafkas-danslari-ve-dusundurdukleri%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/mercuryden-kafkas-danslari-ve-dusundurdukleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rızık Nedir Bilmeyen Topkapı, Cevizlibağ Minibüsçüleri ve Kalkınamayan Ülke</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/rizik-nedir-bilmeyen-topkapi-cevizlibag-minibusculeri-ve-kalkinamayan-ulke/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/rizik-nedir-bilmeyen-topkapi-cevizlibag-minibusculeri-ve-kalkinamayan-ulke/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Jul 2007 19:50:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=104</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;nin ekonomik kalkınmasının istenen ivmeyi yakalayamaması, güçlü bir eğilim yaratıp sürdürememesinin birçok nedeni var. Ama başlıca nedenlerden biri ekonomik birimlerin bazılarının serbest pazar ekonomisindeki geleneksel rollerinden çok uzak tutumlar ve yapılanmalar içinde olması. Bizzat belirtmek gerekirse, sorun bireyler olarak iktisadi aktivitilerimizi doğru şekilde yerine getirmemek, ürün veya hizmeti olması gerektiği şekilde sunmamak, kararlarımızı iktisadi akılcılıkla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;nin ekonomik kalkınmasının istenen ivmeyi yakalayamaması, güçlü bir eğilim yaratıp sürdürememesinin birçok nedeni var. Ama başlıca nedenlerden biri ekonomik birimlerin bazılarının serbest pazar ekonomisindeki geleneksel rollerinden çok uzak tutumlar ve yapılanmalar içinde olması. Bizzat belirtmek gerekirse, sorun bireyler olarak iktisadi aktivitilerimizi doğru şekilde yerine getirmemek, ürün veya hizmeti olması gerektiği şekilde sunmamak, kararlarımızı iktisadi akılcılıkla değil duygusallıkla verip, eş dost kayırıp toplamda refah kaybıyla sonuçlanan alışverişlerde bulunmak.</p>
<p><!--adsense--></p>
<p>Her virgül arasındaki örnekler çoğaltılabilir, detaylandırılabilir ve tartışılabilir ama ülke olarak ahlak sorunumuz olduğunu kabul etmemiz, tartışmamamız gerekiyor. Kayıt dışı ekonominin büyüklüğü, hortumlamalar, dolandırıcılık oranlarının yüksekliği dışsal faktörlerle açıklanamaz.</p>
<p>Son günlerde bana bunları düşündürtenler ise İstanbul&#8217;un başka bir yerinde yaşandığını tahmin etmediğim Bakırköy-Cevizlibağ, Zeytinburnu-Topkapı minibüs hatlarının yolcuya saygısızlığı. Sahil yolunun Zeytinburnu kısmına çok yakın oturuyorum, ne hikmetse sahil yolunun toplu taşıma kavramıyla arası hiç iyi değil! Özel toplu taşıma araçları, iş servisleri de buna dahil. Bu nedenle sabahları Topkapı&#8217;ya minibüsle gidiyor, akşamları Cevizlibağ&#8217;dan minibüsle dönüyorum.</p>
<p>Hemen bu hatların kendine has özelliklerini <img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/minibus.jpg" alt="" width="200" height="180" align="right" />anlatayım. Zeytinburnu-Topkapı araçları çok sık, sanırım üç dakikada bir kalkıyorlar. Şoförler yolda belli duraklarda arkadaki araç gelene kadar bazen bir, bazen beş dakika bekliyorlar. Arkadaki aracın geldiğini görünce harekete geçiyorlar, bu sefer arkadaki araç aynı yerde bir sonraki araç gelene kadar bekliyor. Bu beklemeler bir çok kez tekrar ediyor, bu nedenle kaç dakikada Topkapı&#8217;da olacağınız tam bir bilmece. Çünkü yolcu sayısından memnun olmayan şoförlerden bazıları arkadaki araç gelse de durduğu yerde beklemeye devam ediyor. Arkadaki de onun gitmesini aynı yerde durarak bekliyor.</p>
<p>Yol boyunca aynı yerde duran, aynı istikamete giden iki minibüs görüntüsü sıklıkla oluşuyor. Hatta dün bu sayı üç oldu, en öndekinin gitmemesine bozulan içinde bulunduğum üçüncü aracın şoförü, &#8220;Acelesi olan en öndeki araca geçsin&#8221; dedi. Bizi görünce şaşıran öndeki araç sürücüsü de inerek &#8220;Niye senin yolcunu taşıyayım&#8221; şeklinde uzun bir tartışmaya girdi.</p>
<p>Tabii bu garip durumun oluşmasında yolcuların sessiz, kabullenen, hatta yadsıyan tutumu da önemli rol oynadı. Çok az sayıdaki bazı bireyler de kendi yöntemlerini oluşturup minibüslerin beklediği yerlerin 20 adım ötesinde durup, arkadan gelen minibüs bekleyeni geçerse onu durdurup binmek için bekliyorlar. Ama arkadan gelen araç durakta beklemeyi, bekleyen de harekete geçmeyi tercih ederse, bir saattir orada bekleyen şoför o yolcu adaylarını cezalandırıp onları almıyor! Aklınca müşteriyi terbiye ediyor&#8230;</p>
<p>Gelelim Cevizlibağ-Bakırköy hattına, bu hattı daha kısa anlatmak mümkün çünkü geçen hafta en öne oturduğum minibüsün şoförü önünde bir kronometre gördüm. Ne olduğunu sorduğumda belli bir dakikada diğer durakta olması gerektiğini, bunun için kronometre tuttuklarını söyledi. Durumu düşünün artık, 30 km/saat hızı kabullenen minibüs durakları da en azından maksimum yol süresi koyalım demişler! Peki bu çözüm oluyor mu? Hayır, çünkü süre kısa değil ve duraktan kalkan şoför son derece akıllı(!) şekilde ilk 5 dakikayı çok ağır sürüşle geçiriyor, hatta bakkalda durup içecek bir şeyler alıyor. Böylece yol boyunca daha çok yolcu alabileceğini düşünüyor. Yolun ikinci yarısında ise normal hızla gidiyo. Tabii yolun ikinci yarısında bir sıkışıklık olursa, kronometre korkusuyla şoför hantal aracı ralli arabası gibi kullanmaya başlıyor!</p>
<p>Eskiden şoförlere önce güzellikle, olmazsa da sürekli konuşarak daha fazla bekletmemeye çalışan ben ise artık sabah işe giderken şoförü izleyip stres depolamakla yetiniyorum! Çünkü eskiden diğer yolcular bana destek veriyordu&#8230;</p>
<p>Bunların Türkiye&#8217;de yaşanması üzücü, derinden etkileyici. Badireler atlatmış, elele vererek kalkınmış, bencilliği değil toplumsallığı öne çıkararak savaşın yıkımını atlatmış Türk ulusu gittikçe geleneksel değerlerinden uzaklaşıyor. Diğerlerini &#8220;yabancı&#8221; görüp, umursamayan, takmayan, kişisel çıkar için herkesi satmaya hazır olanların sayısı artıyor. Çok anlamlı ve kıymetli bir kavramı işaret eden &#8220;rızık&#8221; kelimesini unutuyoruz. Hakkımızdan fazlası için ne gerekiyorsa yapmaya çalışıyoruz&#8230;</p>
<p>Bu tutum da toplum refahı ve iktisadi yapılanmasını olması gerektiği noktaya yaklaştırmıyor, aksine uzaklaştırıyor. Bu davranışları bir İslam toplumunda görmemiz üzerine yazacağım bir iki paragraf ve Max Weber&#8217;in &#8220;Protestan Ahlakı&#8221; çalışmasından notlar da bir başka sefere&#8230;</p>
<p><!--adsense#linkunit--></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Frizik-nedir-bilmeyen-topkapi-cevizlibag-minibusculeri-ve-kalkinamayan-ulke%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/rizik-nedir-bilmeyen-topkapi-cevizlibag-minibusculeri-ve-kalkinamayan-ulke/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adı &#8216;Su&#8217; da olsa &#8216;Buz&#8217; da olsa Boğaz&#8217;daki Ada Bilinmez mi</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/adi-su-da-olsa-buz-da-olsa-bogazdaki-ada-bilinmez-mi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/adi-su-da-olsa-buz-da-olsa-bogazdaki-ada-bilinmez-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jul 2007 20:06:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ben...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=102</guid>
		<description><![CDATA[Kurumsal bir etkinlik için dün akşam Galatasaray Adası&#8217;na gittim. &#8220;Su Ada&#8221; adı altında faaliyet gösteren eğlence mekanı işletmesindeki etkinliğin tanıtımı da bu isimle yapılmıştı. Aynı yolu paylaştığım ekipten birkaç kişi &#8220;Su Ada da nerede&#8221; diye konuşurken bu soruya ben de hak vermedim diyemem. Fakat ilerleyen dakikalarda aynı cümleleri pek çok kez daha duyunca garipsedim.
Kuruçeşme&#8217;de, adanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kurumsal bir etkinlik için dün akşam Galatasaray Adası&#8217;na gittim. &#8220;Su Ada&#8221; adı altında faaliyet gösteren eğlence mekanı işletmesindeki etkinliğin tanıtımı da bu isimle yapılmıştı. Aynı yolu paylaştığım ekipten birkaç kişi &#8220;Su Ada da nerede&#8221; diye konuşurken bu soruya ben de hak vermedim diyemem. Fakat ilerleyen dakikalarda aynı cümleleri pek çok kez daha duyunca garipsedim.</p>
<p><center><!--adsense--></center>Kuruçeşme&#8217;de, adanın tam karşısında bir ya da iki motor sürekli olarak sahilden adaya, adadan sahile yolcu taşır. Biraz dolduktan sonra hareket eden bu minik motorda adaya giderken ve sonrasında adada ilk diyaloglar şu şekilde idi:</p>
<p style="text-align: center"><img width="567" src="http://www.spoizmir.org/images/stories/kiyi/image004.jpg" alt="Kuşbakışı Galatasaray Adası" height="335" style="width: 567px; height: 335px" title="Kuşbakışı Galatasaray Adası" /></p>
<p>&#8220;Geçen sene Buz Ada değil miydi burası?&#8221;, &#8220;Evet, ben de başka bir yere geleceğiz sandım&#8221;, &#8220;Niye her sene isim değişiyor ki&#8221;, &#8220;Bu Kuruçeşme&#8217;deki tek ada değil mi&#8221;, &#8220;Galatasaray Adası değil miydi burası&#8230;&#8221;</p>
<p>Bu kadar kişinin kafasının karışık olmasını açıklayabilir miyiz, açıklarsak inandırıcı olur mu tartışılır. Ama ben bir noktada bu soruları soranların bazılarına hak verememeye, yine insanlarımızın son dönemde iyice ortaya çıkan yaşama, çevrelerine ilgisizliğe, yadsıma eğilimine bağladım.</p>
<p>İstanbul Boğazı&#8217;nın sayılı incilerinden olan bu ada insana çok farklı duygular yaşatabiliyor, denizin içinde, bir adada vakit geçirmek çoğu insan için imkansızken bunu, hem de boğaz manzaralı gerçekleştirmek mümkün oluyor. Hatta denizin içinde bir havuzda yüzmek gibi bir fırsat dünyanın bazı özel tatil merkezlerinde olsa da bir başka dünya metropolünde çok zor, belki de bulunamayacak bir şans.</p>
<p>Bu incinin varlığını bilmemek İstanbul&#8217;da yaşayan her türlü insanımızın bu güzel şehre ne kadar ilgisiz olduğunu ortaya koyan bir başka örnek. &#8220;Ada&#8217;lı&#8221; ismi olan bir mekanın Etiler&#8217;de yeni bir mekan, Taksim&#8217;de bir restoran olabileceğini düşünmek biraz güçlü bir hayal gücü gerektiriyor gibime geliyor. Evet, Galatasaray Spor Kulübü&#8217;nün adayı yönetme konusunda bazı sıkıntıları oldu, ki bu apayrı ve uzun bir tartışma konusu, ama yine de Kuruçeşme taraflarında adı içinde &#8216;ada&#8217; kelimesi geçen bir yere gidildiği duyduğumda ben oranın Galatasaray Adası olduğunu tahmin edebilmeliyiz diye düşünüyorum, özellikle de sosyo-ekonomik açıdan daha şanslı olan, ya da şansını kendi yaratmış olan kesimin. Ekmek parası için gecesini gündüzüne katan, bu dünya kentinin güzelliklerinden mahrum kalanlar da var, ki İstanbul&#8217;un her noktasının güzelleştirilmesi gereğinin bir nedeni de onlara bir büyük şehirde yaşamanın az sayıdaki artısını sunabilmek</p>
<p>Yadsımamız, etrafımızda olanlara ilgisizliğimiz beni rahatsız ediyor ve yazmadan edemiyorum. Yoksa konu adanın adı değil, Galatasaray değil, amaç durup dururken eleştiri yapmak hiç değil. Toplumsal durumumuza güncel bir bakış&#8230;</p>
<p>Bugünkü yorumu kapatırken de apayrı bir konu dediğim adanın yönetiminin sadece isim tarafına değineyim. Maalesef ülkemizde azımsanmayacak bir topluluk kulüp taraftarlığı kavramını abartıp hayatında alacağı kararları renklere göre belirlerken isimler ve sponsorluklar da bazen gerçekten çekince yaratıyor, hatta &#8220;bu kulübe sponsor olursak diğeri bizim ürünü satın almaz&#8221; şeklinde şehir efsaneleri makro ve mikro kararları etkiliyor. Bu durumda GS Adası&#8217;nın işletme hakkını alanların da adanın ismini değiştirme talebi bir nebzeye kadar anlaşılabilir ama ismin de adanın kimliğine, geçmişine zarar vermeyecek nitelikte, kültürel değerleri korumayı zorlaştırmayacak özellikte olması gerekiyor.</p>
<p>Her ne kadar &#8220;Buzz Bar&#8221; işletmecileri geçen yıl ada için girişimde bulunmuş, çok da iyi yapmış, mantıken de kendi işletme zincirlerini öne çıkarma adına &#8220;Buzz Ada&#8221; ismini uygun görmüş olsalar da, &#8220;buz&#8221; kelimesinin gitmesi iyi oldu diyor, bu konu üzerinde ada sözleşmesini de araştırdıktan sonra daha detaylı yorum yapmayı planlıyorum. Şimdilik, eğer Kulüp&#8217;ün isim üzerinde son karar yetkisi yoksa bu önemli bir eksiklik diyerek araştırıp tekrar yazacağımı söyleyeyim&#8230;</p>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fadi-su-da-olsa-buz-da-olsa-bogazdaki-ada-bilinmez-mi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/adi-su-da-olsa-buz-da-olsa-bogazdaki-ada-bilinmez-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avuçiçinde Türkçe Desteksiz Çalışmak Ne Kadar Anlamlı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/avucicinde-turkce-desteksiz-calismak-ne-kadar-anlamli/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/avucicinde-turkce-desteksiz-calismak-ne-kadar-anlamli/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jun 2007 20:43:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=99</guid>
		<description><![CDATA[Zevk aldığımı söyleyemesem de geçmişte avuçiçi bilgisayar (PDA) kullandım ve şimdi yine kullanıyorum. 90&#8242;lı yılların ortalarında avuçiçi bilgisayar modeli bulmakta zorlanılıyor, bu cihazlara sahip olanlar bir araya gelmek için gruplar kuruyor, etkinlikler bile organize ediyorlardı. Zamanla model ve kullanıcı sayısı arttı ama yine de Türk kullanıcılar yazılım ve cihaz olarak bulduklarıyla yetinmeye devam ettiler, belki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zevk aldığımı söyleyemesem de geçmişte avuçiçi bilgisayar (PDA) kullandım ve şimdi yine kullanıyorum. 90&#8242;lı yılların ortalarında avuçiçi bilgisayar modeli bulmakta zorlanılıyor, bu cihazlara sahip olanlar bir araya gelmek için gruplar kuruyor, etkinlikler bile organize ediyorlardı. Zamanla model ve kullanıcı sayısı arttı ama yine de Türk kullanıcılar yazılım ve cihaz olarak bulduklarıyla yetinmeye devam ettiler, belki de etmeyi tercih ettiler.</p>
<p><center><!--adsense--></center>Fakat ekonomik büyüme, teknolojik ürünlere merak ve gelişen perakende ağı avuçiçi teknolojideki gelişmelerle birleşince Türkiye&#8217;de satışlar ciddi miktarlara ulaştı. Cep telefonu özelliği kazanmış olan PDA&#8217;ler sonunda cep telefonu boyutlarına da indi. Babalar günü kampanyaları düzenleyen teknoloji market zincirleri son iki haftada bir hayli avuçiçi bilgisayar ya da yeni deyimle cep bilgisayarı sattılar. En indirimli kampanyayı yapan Vatan Bilgisayar&#8217;ın İstanbul şubelerinin tümünde tükenen modeller olduğunu gördüm, konuştuğum firma görevlilerinden öğrendiğim günlük PDA satış rakamı da etkileyici idi.</p>
<p>Türk bilişim pazarındaki büyümeye rağmen Türkçe ve Türkiye&#8217;ye özgü özellikleri olan cihaz sayısında bir artış olmaması düşündürücü. Sürekli büyümenin kalıcı büyümeye dönüşeceğine inanılan Türk ekonomisi on yıl içinde orta büyüklükteki Avrupa ülkelerinin bugünkü hacmine erişecek gibi görünüyor. Ama bugün yerelleştirme yapmadan satış yapamayacakları, yani yerel kanunların izin vermeyeceği ya da tüketicilerin ilgi göstermeyeceği ülkelere göre ürünlerini şekillendiren üreticilerin Türkiye&#8217;yi ve Türkçe&#8217;yi görmezden gelmesinin tek nedeni ekonomik büyüklük değil. Sanayi Bakanlığı&#8217;nın düzenlemeleri ve kanunları, diğer yönetmelikler Türkiye&#8217;de satılan ürünlerin özelliklerini eksik nitelendirirken biz kullanıcılar da ilk paragrafta dediğim gibi &#8220;bulduğumuzla yetiniyor&#8221;, hakkımızı istemiyoruz!</p>
<p>Bu konu hakkında çok kapsamlı ve çevreli yazmak mümkün ama yazan sayısı çok az. Konuya bir de bu açıdan değinmemin nedeni ise iş amaçlı kullanılan avuçiçi bilgisayarların Türkçe desteği vermemesinin daha da dikkat çekici oluşu. Yazışmalarınızı doğru Türkçe ile yapamamak, dökümanlarınızda Türkçe harf kullanamamak çalışmalarınız ve firmanızın profesyonel görünümüne, ticari aktivitelerine sekte vuracaktır. Önümüze gelen dökümanlarda, hangi dilde olursa olsun hatalar, yanlış, eksik yazımlar görünce şüpheyle yaklaşıyorsak kendi çalışmalarımızı da doğru sunabilmek için bu konuda hakkımızı aramamız, talebimizi iletmemiz gerekir. &#8220;Detayları tekrar tartışmak üzere&#8221; diyor, şimdilik bizzat cihaz üreticisi hp, Palm, I-Mate, yazılım üreticisi Microsoft gibi firmalarla temasa geçebileceğinizi hatırlatıyorum.</p>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Favucicinde-turkce-desteksiz-calismak-ne-kadar-anlamli%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/avucicinde-turkce-desteksiz-calismak-ne-kadar-anlamli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilişim sektörüne bir ara, yeni bir kişisel başlangıç&#8230;</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/bilisim-sektorune-bir-ara-yeni-bir-kisisel-baslangic/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/bilisim-sektorune-bir-ara-yeni-bir-kisisel-baslangic/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jun 2007 12:31:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=98</guid>
		<description><![CDATA[Hobi olarak başlayan bilişimle uğraşım önce yarı zamanlı, sonra tam zamanlı işime dönüşmüştü. Bilişim medyasındaki çalışmalarımdan sonra web tabanlı projelerde iş geliştirme ve analiz yapmış, sonra da bazı firmaların İnternet ve alternatif kanal çalışmalarında koordinasyon ve planlama konularında görev almıştım.

Bu firmalar farklı sektörlerde olsalar da aynı fonksiyonlarda görev alıyordum. Farklı konularda kendimi geliştirmek, kariyerimde yeni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hobi olarak başlayan bilişimle uğraşım önce yarı zamanlı, sonra tam zamanlı işime dönüşmüştü. Bilişim medyasındaki çalışmalarımdan sonra web tabanlı projelerde iş geliştirme ve analiz yapmış, sonra da bazı firmaların İnternet ve alternatif kanal çalışmalarında koordinasyon ve planlama konularında görev almıştım.</p>
<p><center><!--adsense--></center><br />
Bu firmalar farklı sektörlerde olsalar da aynı fonksiyonlarda görev alıyordum. Farklı konularda kendimi geliştirmek, kariyerimde yeni bir yol açmak için yıllar sonra bilişim fonksiyonumu bırakmaya karar verdim.Bir süredir yaptığım görüşmeler sonrasında da, <a target="_blank" href="http://www.kordsa.com.tr/tr/index.htm">Kordsa Global</a>&#8216;de iş analisti olarak çalışmaya bu hafta itibarı ile başlamış bulunuyorum. Eskisi kadar sık görüşemediğim ama güncemi takip eden dostlarım bu şekilde haber vermiş olmamı umarım anlayışla karşılar.</p>
<p>Kişisel güncem bu durumdan ne kadar etkilenir kestirmek zor, zaten oldukça farklı konularda yorumlarımı da bugüne kadar sizlere aktardım, ilginizi koruduğunuz için teşekkürler. Ama bilişim profesyonel yaşamda ana faaliyet alanım olmasa da hobim olmayı sürdürecek. Ve güncemde de bu konuda yazmaya devam edeceğim, kimse boşuna sevinmesin(!), üzülmesin&#8230;</p>
<p><center><!--adsense#linkunit--></center></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fbilisim-sektorune-bir-ara-yeni-bir-kisisel-baslangic%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/bilisim-sektorune-bir-ara-yeni-bir-kisisel-baslangic/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kredi Kartı İle Taksitli Alışverişte İade Izdırabı</title>
		<link>http://www.cihansalim.net/blog/2007/kredi-karti-ile-taksitli-alisveriste-iade-izdirabi/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2007/kredi-karti-ile-taksitli-alisveriste-iade-izdirabi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jun 2007 19:06:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ben...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=97</guid>
		<description><![CDATA[Geçen hafta ne zamandır ihtiyacım olan bir ürünü kredi kartımla, taksitli olarak satın aldım. Markadan, üründen, satıcıdan emindim. Tüm faktörler mükemmele yakın seviyede idi. Marka kalitesi ile tanınıyor, ürün az sayıda ve dikkatle üretiliyordu. Üstüne üstlük, alışveriş noktasının yan kapısında tanıdığımız da vardı. Onun sayesinde de satış sorumlusu ile harika bir diyalog kurduk.
Akşam eve gelip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen hafta ne zamandır ihtiyacım olan bir ürünü kredi kartımla, taksitli olarak satın aldım. Markadan, üründen, satıcıdan emindim. Tüm faktörler mükemmele yakın seviyede idi. Marka kalitesi ile tanınıyor, ürün az sayıda ve dikkatle üretiliyordu. Üstüne üstlük, alışveriş noktasının yan kapısında tanıdığımız da vardı. Onun sayesinde de satış sorumlusu ile harika bir diyalog kurduk.</p>
<p><center><!--adsense--></center>Akşam eve gelip kutuyu açtığımda ise ürün bize acı bir sürpriz yaptı, tartışmasız şekilde ayıplı idi. Yukardaki faktörlere ek olarak mevcut tüketici haklarına güvenerek ürünü hafta sonuna denk gelen hemen ertesi gün iade etmeye gittim. Satış sorumlusu ürünü geri alabileceğini söyledi, ama son yılların büyük sorunu, hatta sorunsalı karşımızdaydı: &#8220;Kredi kartına taksitli satış yapılmıştı!&#8221;</p>
<p>Bu cümleyle geri çevrilen, işlem yapılmayan, iadesi alınmayan kişi sayısı sürekli artıyor. Banka-mağaza bağlantısının, tahsilat sisteminin eksiklerine, mağazaların art niyeti eklendiğinde tüketici büyük kayba ve zarara uğruyor. Tüketicilerimiz ise haklarını öğrenmediklerinden, çekimser davrandıklarından olayın üstüne gitmiyor, vazgeçebiliyor, ya da en azından aynı yerden başka ürünler almak zorunda kalabiliyorlar.</p>
<p>Bu konularda çaba ve mesai harcamış biri olarak tüketici haklarının önemini, tüketici haklarında son yıllardaki değişiklikleri hep daha fazla kişiye duyurmaya çalıştım. Hatta bir tüketici hakları yayınının web sitesinde haberim olmadan eklenen ismimin yanında hala &#8220;İstanbul Bilinçli Tüketici Temsilcisi&#8221; yazıyor! Son dönemde bu alandaki gelişmeleri yakından takip etmesem de en azından benzer sorunlarla boğuşanlar için kendi yaşadığım durumu aktarayım. Eğer taksitle satın aldığınız ürünü aynı gün iade ederseniz, işlem iptali son derece kolay, hemen POS cihazı üzerinden yapılabiliyor. Ertesi gün ve sonrasında ise, benim alışveriş yaptığım tipteki mağazalar, bağlı oldukları banka şubesine bir yazı yazarak işlem iptali istiyorlar ve ardından banka süreci işletiyor. İşte satıcıya bunu yaptırmak gerekiyor.</p>
<p>Bu gibi sorunlar yaşandığında işin peşinin bırakılmaması çok önemli. Hele Türkiye gibi kredi kartı işlemlerinin önemli bölümü taksitli satışla yapılan bir ülkede satışın &#8220;oldu bitti&#8221;ye getirilmesinin hiçbir mantıksal dayanağı yok. Satış temsilcisi ve mağazayı ikna edemezseniz mutlaka bankanızı arayarak destek isteyin. Hatta taksiti bahane etmekten de ileri gidip, &#8220;ürünü iade almak zorunda değilim&#8221; diyen satış noktalarına inanmayın, bağlı bulunduğunuz kaymakamlıkta tüketici sorunlarından sorumlu, genellikle &#8220;beyaz masa&#8221; olarak adlandırılan birimlere başvurun, hakkınızı arayın.<br />
<center><!--adsense#linkunit--></center></p>
<iframe src='http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cihansalim.net%2Fblog%2F2007%2Fkredi-karti-ile-taksitli-alisveriste-iade-izdirabi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=recommend&amp;colorscheme=light&amp;height=35' scrolling='no' frameborder='0' style='border:none; overflow:hidden; width:450px; height:35px' allowTransparency='true'></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2007/kredi-karti-ile-taksitli-alisveriste-iade-izdirabi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

