// medya / pazarlama

medya / pazarlama

“Teröristler Sosyal Medyadan Haberleşmesin”: Söylemesi Kolay, Uygulaması Hassas Dengelere Dayalı!

Terör saldırıları en güvenli bildiğimiz ülkeler, şehirlerde bile sıklıkla can almaya başladı. Kalabalığın üstüne kamyon sürmeler veya birden ortaya çıkıp ateş açmalar, intihar bombacıları gibi olayları planlayan teröristlerin sosyal paylaşım ağlarından organize olduğu, teknoloji şirketlerinin daha iyi denetlenmesi gerektiği fikri politikacılarca daha sık dillendirilir oldu. İnternet’in yaygınlaşmasıyla birlikte siyasetçilerin hedefi olmaya başlayan; telif haklarını çiğneyerek korsan yayınlara erişimi kolaylaştırmakla, pornografiyle pek mücadele etmemekle suçlanan teknoloji devleri son bir yılda artan oranda ‘sahte haber’, ‘trollerle mücadele’ ve ‘terörist iletişimini engelleyememek’ ile suçlanıyor.

Teknoloji devleri ise ticari başarılarının ve geldikleri büyüklüğün kamuoyunda siyasi hedef yapılmalarına neden olduğunu, kendilerinin terörist içerik veya seçimleri etkileyecek sahte haber üretmediklerini, sadece platform olduklarının altını çiziyorlar.

İnternet’in bireylere ve bağımsız yeni oluşumlara sunduğu fark edilme, sesini duyurma, online sunduğu hizmeti küresel pazara açabilme imkanlarına zarar vermeden çok hassas bir yönetim yaklaşımı gerekiyor. Öte yandan online sektördeki dev oyuncuların da ‘startup’ destekleme yaklaşımıyla hoş görüldüğü günler geri kalıyor, kalmalı. Zira 1950’lerde otomotiv sektörünün büyükleri, petrolcüler, hatta otomobil lastikçileri dünyadaki en değerli şirketler olmuşsa, bugün Google, Facebook, Microsoft ve Apple da o kadar büyük şirket değerlerine, karlılıklara ulaştılar. Artık daha ‘idealist’ ve ‘etik olarak doğru’ olmaları için kasaları nakit taşıyor…

Fakat tabii ki ticari sonuçları olabilecek yaptırımlar planlanmadıkça günümüz ekonomisinde, milyar dolar kar etse de bir şirketi yönlendirmek pek olası değil. Almanya’da gönüllü bir anlaşma ile, içerik platformları, kullanıcıların ‘nefret söylemi içeriyor’ şeklinde şikâyet ettikleri içerikleri kontrol ederek, en az %50’sini bir gün içinde kaldırmaya söz verdiler. Hem Facebook, hem Twitter bunun ardından içerik kontrollerini %5-15 oranlarında çoğalttı, YouTube’da ise oran gerilemiş. İngiltere’de 2002’de, çocuk pornografisi oluşturulmasıyla mücadeleye ek olarak, İnternet Servis Sağlayıcılara bu sitelere erişim hızla kapatılmazsa para cezaları kurgulanmış, İSS’ler de ortak bir organizasyon kurarak günde 2 kere güncellenen bir kara listeyi uygulamaya sokmuşlar.

İletişim kanallarının stratejik yönetimi gittikçe zorlaşıyor… bir kanalı tümden engelleme çabaları ise daha karanlık ağlardan iletişime itebilir ve kontrol etme şansı tümüyle kaybolabilir

Fakat tabii ki terörizme karşı maddi cezalar kurgulamak daha zor. Aslında teknoloji şirketlerinin çoğu da zaten Wikileaks’in ortaya çıkardığı üzere, ABD ve İngiliz gizli servisleriyle cihatçılarla ilgili bilgi paylaşımı yapıyormuş. Sahte haberler ve uç siyasi söylemleri de platformlarında engellemek için takip ekipleri kuruyorlar.

İşte bu noktada, siyasiler önlem alıyor gibi görünmek adına tümden sosyal ağ erişimlerini kapatmamalı, neyin tehlikeli ve riskli olduğunu akılcı hareket ederek dar bir şekilde ‘çerçevelendirmeli’, ki böylece sosyal medyada bu tanıma uyan içerikler filtrelenebilsin. Kabaca ceza ile teknoloji şirketlerini korkutmak, aslında risksiz olan pek çok şeyin de İnternet ortamından silinmesine, özgür ifade hakkının zarar görmesi ve kaybolmasına neden olabilir.

Ayrıca kullanıcı bilgilerinin topluca istenmesi de, masum bireylerin haksız yere özgürlüklerinden olmasına, azınlıktaki fikir sahiplerinin güvenliğinin zedelenmesine neden olacaktır. Sizinle kurallar içinde oynamaya hazır olan Facebook, Twitter, vb. pek çok kuruma cezalar yağdırmak, erişime kapatmak, onların da şalteri bölge bölge indirmelerine, yasakçı olmalarına neden olabilir.

Böyle bir durumda da “sosyal medyadan haberleşiyorlar” denen teröristler belki de devletle el birliğine hiç de yaklaşmayan bambaşka alternatif sosyal ağlara kayabilirler ve artık onları takip etmek çok daha zor olabilir. Özgürlükler, ifade hakkı, ticari kazanç, siyasi popülizm, güvenlik endişelerinin iç içe geçtiği bir çağda doğru kararları almak için katılımcı karar mekanizmaları gerekiyor…

TARTIŞALIM

““Teröristler Sosyal Medyadan Haberleşmesin”: Söylemesi Kolay, Uygulaması Hassas Dengelere Dayalı!” henüz yorumlanmamış, ilk siz yorumlayın

Yorum yapın