// iktisat ve Türk ekonomisi

iktisat ve Türk ekonomisi

Emlak, Altın, Faiz varken Yerli Teknoloji Girişimlerine Yatırım Yapmak…

Türkiye’de teknolojiyi kaldıraç olarak kullanan girişimlerin, girişimcilerin yeteri kadar destek, yatırım almadığından dert yakınılır yıllardır. Son dönemlerde, aslında bu şikayete de çözüm olma gayesiyle de onlarca yeni ‘startup fonu’ kurma çabası görüyoruz, her biri belli hedef ve iddialar ile yatırım toplamaya çalışıyor. İşte fon kurmaya çalışanlardan da ilk cümledeki şikâyet bolca duyulmaya başlandı: “Yerli yatırımcı bu işlerden anlamıyor veya ilgisiz!”

Nasıl olmasın ki?! Ülkemizde girişimcilik kültürünün başarı hikayelerini dijitalleşme öncesi evrede pek izleyemedik. Dijitalle ilerleyen son 20 yılda da dijital dışında kaç tane başarı hikayesi medyada yer buluyor. Bir spor salonu ve sinema salonu zinciri nasıl başarıyla markalaştıysa ülkemizde, dijital dışında farklı alanlarda böyle pek çok projenin sadece ilk kurulduğu coğrafi, dar bölgesinde değil, büyük alana yayıldığının okunur, duyulur olması gerekiyor ki yatırımcılar geçmişten beri Türkiye’de girişimciliği desteklemeye aşina olsunlar.

Üstelik kim bu girişimcilere, startup odaklı fonlara para koyacak, bunu iyi planlamak lazım. Türkiye’de gerçekten kısıtlı bir sermaye birikimi var. Bireysel Emeklilik zorunlu olup, birikimlere %25 devlet katkısı verilmesiyle sistemdeki fonların hızla büyümesine, bu fonların bazılarının da tabii ki hisse senetlerine yatırım yapmasına rağmen yıllardır İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda el değiştiren, saklanan hisselerin üçte ikisi yabancıların elinde. Yani örneğin Türkiye’nin en büyük grubu Koç Holding’in toplam hisselerinin %22’si İMKB’de işlem görüyor, bu %22’nin de yüzde 86’sını yabancılar elinde tutuyor (bu yazı yazıldığı tarihte). Koç için %86, Sabancı Holding için %72 olan bu oran borsa genelinde %65, yani yerel faaliyet gösteren şirketlerimizin bile kağıtlarını almak, saklamakta sıkıntısı olan bir ekonomiyiz, ülkeyiz.

Borsada amatör ya da profesyonel işlemler yapan veya yapmayı düşünen bireysel; kurumsal; nitelikli, vb. yatırımcıların da, İMKB dışında yatırım yapacak yer arayan kurum ve bireylerin getiri beklentisi de yüksek. Çünkü Türkiye’de enflasyon yüksek, üstelik Türkiye’de alternatif yatırım araçlarında cezbedici öğeler var. Mesela son 5 yılda dolar veya euro’nın değeri ortalamada %84, altın ve Hazine tahvili, mevduat faizi yaklaşık %50 kazandırabilmiş. Altın 10 yılda ise tam %410 getiri sağlamış. Hele herkesin emlak hayali kurduğu ülkede, son 5 yılda konut fiyatları ortalama %91 artmış, kira gelirleri de %44. Konutu olup kira geliri elde edenin son 5 yılda %130’un üstünde getiriler elde ettiği görülüyor. Bu rakamlar sadece bireysel amatör yatırımcıları ilgilendirmiyor, bazı holdingler bile emlaktaki bu getirilerden etkilenip arsa toplama işine girmeye başladılar son 10 yılda.

Bu noktada karşılaştırmayı tabii ki tohum, melek yatırım aşamasından girmekle yapmıyorum, aslında son 1-2 yılda problemin melek yatırımdan çok sonraki adımlarda olduğunu görüyoruz. Zaten tohum aşamasında destek almasına rağmen ümit vermeyen yatırımların elenmesi normal ve doğal denebilir. Ama tohum aşamasında aldığı maddi kaynakla iyi performans göstermiş fakat daha sonraki fonlama aşamasına geçememiş çok girişim görüyoruz.

Türkiye’de sadece teknoloji odaklı değil her sektörde girişimciliği onore eden bir kültür olmadığından yatırım kararları çok farklı bir psikolojiyle alınıyor, bunun değişmesi maalesef zaman alacaktır

Bir sonraki adımda VC ve erken aşama yatırımları bekleyen girişimler ve bu tip girişimlere yatırım yapan fonların getirileri ile karşılaştırmak için evvelsi paragrafı baz alalım:
10 tane projeye birer milyon TL koyduğunuzu, toplam 10 milyon TL’nizin 5 sene sonra 23 milyon TL ederine ulaşan 1 ila 3 başarılı şirkete dönüşmediğini gördüğünüzde, “bu ülkede keşke emlak veya altına yatırım yapsaymışım” dememeniz içten değil.
Maalesef böyle, çünkü girişimcilerin her alanda, sektörde sürpriz başarılarını izleye izleye büyümüş bir ülke değiliz, ‘kazanç’ deyince hemen alternatif yatırımlarla karşılaştırıyoruz.
Üstelik artık, girişimler karlılık konusunda gerçekçi ümit vermiyor, iyileşme göstermiyorsa, VC yatırımının pembe gözlüğü 2 seneden fazlasını görmüyor, o startup’ın değeri katlanarak büyümeye devam etmiyor.

Peki Büyük Holdingler?
Küçük, orta ölçekli kaynakları geçtik, holdinglere geldik. Kariyerimde bugüne kadar 4 büyük grupta çalışmış, bazılarının yatırım kararlarına katkıda bulunmuş biri olarak hacim ve büyüklüğün Türkiye’de fazla mı önemsendiği sorgularken buluyorum…
Bugün birkaç yüz milyon TL ve üstü ciro yapan pek çok grup var, fakat bir holdingin iş dünyasınca kabul gören verimli yönetiliş tarzı temel sektörlerine odaklı kalıp burada rekabete üstün gelip karını yükseltmesidir. Üstelik yönetim kurullarının, aile üyelerinin çok fazla projeye bölünmemesi gerekir, zaten kurul veya aile küçükse teknoloji startup’ları, halihazırda holdingin 1500 kişi çalıştıran A şirketinden zaman ve ilgi çalıyor gibi algılanacaktır doğal olarak. Üstelik o holdingin her bir şirketi belki onlarca belki yüzlerce milyon TL değere sahipken 250 bin dolar yatırım yapılan startup veya startup fonundan 3 sene sonra 1 milyon dolar elde edilmesi holdingi pek de büyük coşku vermeyecektir. Bu nedenle de aslında büyük holdinglere, mevcut sektörleriyle sinerji yaratabilecek, mevcut işlerinde üstünlük veya ekosistem etkisi yaratacak girişimleri yatırım için sunmak gerekiyor.

Sonuncu olmasa da en kritik nedenlerden biri de likidite problemli. Dünyada da, farklı ikinci el piyasalar oluşturma çalışmaları olsa da, genelde girişimlere yatırılan para istenildiği zaman az zararla ikinci elde hisse satarak veya gelecekteki hızlı büyümeden feragat ederek nakde çevrilemiyor. Ülkemizde bu daha büyük bir risk, zira mali piyasalarımız çok oynak. Döviz veya faizlerdeki büyük volalitede harekete birkaç gün cevap verememek bazen bir yıl, bazen daha uzun olumsuz etkiler bırakabiliyor. Lafın kısası, girişimci ve fonlarımızın, “Yatırımcılar teknolojiyi sevmiyorlar” sanıp küsmemek, “riski, yeniyi sevmiyorlar” deyip projelerine inanmaya devam etmeleri lazım…

TARTIŞALIM

“Emlak, Altın, Faiz varken Yerli Teknoloji Girişimlerine Yatırım Yapmak…” henüz yorumlanmamış, ilk siz yorumlayın

Yorum yapın