// sanat kültür tiyatro

sanat kültür tiyatro

Ortaoyunundan dell’Arte’ye Komedilerden Seçmece: Masal Müfettişi, Kıyıya Oturmanın Böylesi, Basit Bir Ev Kazası

Azımsanmayacak miktarda genç seyircide, ki buna kendimi de dahil edebilirim, klasik mizah ustası tiyatrocularımızın yeni oyunlarına gitmekle ilgili soru işareti doğar. Hızlı tükettiğimiz günümüz dünyasında yeni yüzlere merakımız artarken, bir de eski isimlerin klasik komedyalarının birbirine çok benzer olacağı önyargısı taşınır. Öbür uçta da, sayıları gittikçe artan sitcom dizisi benzeri durum komedisi, günlük hayattaki aşk, insanlık hallerini karşımıza televizyondan tanıdığımız yüzlerle çıkaran mizah oyunları vardır, bir grup da bir başka oyunun da oyuncu sırtında mı yüceltildiğini, metninin de iyi olup olmadığını merak eder…

Masal Müfettişi – İleri Demokratik Güldürü
Tiyatromuzun üstatlarından Ferhan Şensoy yine Ortaoyuncular Tiyatrosu olarak hem güldüren hem düşündüren bir iş ortaya çıkarmış. Zaten Ses 1885 Sahnesi, Halep Pasajı’ndaki o muhteşem klasik salonda olmak bile, günümüzde apartman aralarına sıkışmış salonlardan sonra insanı bambaşka bir havaya sokuyor.

Halep Pasajı, Beyoğlu’ndaki kültürel mirasın ne kadar gizli olabileceğini unutanlara hatırlatmaya hazır…

Masal Müfettişi’nde hem yabancı hem Türk masalları, masal kahramanlarına yer var. Fakat bu masalların da artık sahnelenişi ve anlatılışı tehlikeli bulunduğundan masal müfettişleri atanıyor. Masal müfettişi üstelik sahnelenen oyunda ima ve göndermelerde bile sahneye fırlayıp uyarılarda bulununca masal dinlemenin, izlemenin tadı tehlikeye düşüyor. Masal müfettişlerini görevlendiren devlet başkanı ise artık bir mutlak güç olma yolunda yarı hükümdar, fakat iyi gitmeyen pek çok şey olduğu için bunların dillendirilmesini, konuşulmasını, mizah konusu yapılmasını bile istemiyor. Oyunun alt başlığı “İleri Demokratik Güldürü”, tabii ki günümüz Türkiye’sine göndermeler var, ama siyasi görüşleri farklı olanlar, veya “artık sabah akşam politika dinliyoruz, tiyatroda bari politik gündemden uzak kalalım” diyenlere de oyundan rahatsız olmak bir yana zevk alacaklarını söylemeliyim. Farklı masalların kahramanlarının iç içe geçmek üzere olan hikayesi, aşk büyüsünü bozma çabaları neşeli ve kıvamında 2 perde vaat ediyor.

Adı ‘Masal Müfettişi’ olan oyunda gerçeküstü öğeler olması son derece doğal, hatta içinden geçtiğimiz dönemin ne kadar ‘gerçeküstü’ olabileceğini de hissettiriyor

Basit Bir Ev Kazası
Tek kişilik oyunda oldukça enerjik bir performans ortaya koyan Günay Karacaoğlu’nu izlerken 2 perdede 2 saate yaklaşan bir performans beklemiyordum. Sanırım 7 yıldır sahnelenen bir oyun, bu da oyunun başarılı ve geniş bir kitleye hitap ettiğinin bir kanıtı olarak alınabilir.

Günay Karacaoğlu, oyunun her bölümünde farklı bir kostümle, 15 yıllık bir ev kadının farklı hallerini karşımıza çıkarıyor, ve artık rolüyle bütünleşmiş gibi, bazen oyun izlediğini unuttururcasına seyirciye

Günlük hayata, hayat koşturmacasındaki tek düzelik, bir yandan geçip giden yılların eskiden kurulan hayaller üstündeki etkisine dair oyunda 15 yıllık bir evliliğin kadın tarafı karşımızda. Monotonluktan, her gün 3 tabak menü çıkarıp evi tertemiz yapıp, komşularla aynı sohbetleri yapmaktan, kocasının aşırı sakinliği, sadakatinden sıkılan, bir çıkış bulamayan ve intihar denemelerinde bulunup her başarısızlığından sonra hastaneden “basit bir ev kazası” teşhisi ve ilaçlarıyla ayrılan kadın ne hayalindeki eğitimi alabilmiş, ne arzuladığı gibi bir adamla olabilmiştir. Bir başka adamın kendisine ilgisiyle canlanışını, ardından yeni bir basit ev kazası yaşaması, sonunda yine sevgililer günü için kocasına özenle hazırlanmalı mı tereddütlerini yaşar… Daha gündelik, sıradan, ama temposu düşmeyen bir eğlencelik olarak nitelenebilecek oyun özellikle kadın seyircinin ilgisini çekmeye devam edecektir gibime geliyor, bana biraz tekrara düşülmüş uzun bir metin gibi geldi. Eğlencelik arayanlara yine de sıradan bir komedi filmi için sinemaya gitmektense çok daha canlı bir deneyim olacaktır.

Kıyıya Oturmanın Böylesi
Kıy-Ot-Boy kısaltmasıyla da bilinen oyunu seyretmekte geç kaldım. Benim gibi geç kalanlar, olur da oyun yeniden sahnelenirse kaçırmasın diye paylaşmalı! Merve Engin’in tek başına, klasik saraya, seçkinlere değil “halka oynayanların ‘sanat tiyatrosu'” ekolü diyebileceğim Commedia dell’Arte tarzının “Commedia Gabriellina” varyasyonunu sahnelerimizde canlandırıyor. Pek bilindik bir ekol olduğunu sanmıyorum ülkemizde, belki Avrupa gezilerinde denk gelenler olabilir, maskeli oyunlarda az oyunculu, mask değiştirmeli performanslara.

Merve Engin’in doğallığı, seyirciyle etkileşimi de oyuna kolayca eklemesini sağlıyor

Bizim Karagöz oyunlarımızda nasıl Beberuhi, Tiryaki gibi karakterler varsa, dell’Arte ekolünde de bilinen bazı karakterler vardır, anladığım kadarı ile Merve Engin’in sahnelediği oyunda da bu karakterlerden bir geçiş yaşıyoruz, birbirine aşık Lelio ve Flaminia’nın kavuşma hikayesinde. Lelio’nun Venedik’ten İstanbul’a ticari amaçla yolculuğa çıkması gerekir, gemisi bir adada kıyıya oturur, haber alamayan Flaminia da ardından yollara düşer. Adada bir peri, onun korkutucu uşağı işin içine karışır…

…ve diğer rollerdeki oyuncular

Ülkemizde sanattan spora pek çok alanda, dünyada oldukça bilinen ve aslında Türk insanına kolayca sunulabilecek, anlatılabilecek bazı alt dallara eğilenleri o kadar kıymetli buluyorum ki, Kıyıya Oturmanın Böylesi’ni de Merve Engin’in performansı son derece eğlendirici olmasaydı bile en azından bir Gabriellina komedyası izleyin diye tavsiye ederdim. Oyunla ve tiyatro kökeni ile ilgili daha detaylı bir yazıyı Üstün Akmen’den buradan okuyabilirsiniz. Twitter’da @Merve_Engin ve #MaskeniTakmadanGel

TARTIŞALIM

“Ortaoyunundan dell’Arte’ye Komedilerden Seçmece: Masal Müfettişi, Kıyıya Oturmanın Böylesi, Basit Bir Ev Kazası” henüz yorumlanmamış, ilk siz yorumlayın

Yorum yapın