// iktisat ve Türk ekonomisi

iktisat ve Türk ekonomisi

Bilişimde, dijitalde bu yılı kaybetmemek için hemen silkinme zamanı!

Aylardır oldukça ciddi bir politik gündemle de eşleştirilen yerel seçimler geride kaldı, son on yıldakilere paralel gelen yeni sonuçlar genel anlamıyla iş alemini tekrar kendi operasyonlarını, büyük bir paradigma değişikliği olmadan geçmişe benzer biçimde sürdürmeye yöneltiyor, yükselen döviz kurları Türk şirketlerinin ihracat şanslarını arttırıyor.
Ama dijital tarafta buna benzer bir hızda siyasetten kopup işlere dönme durumu gerçekleşmedi. Seçim sonrasında bile devam eden Twitter, YouTube yasakları, anayasa mahkemesi tartışmaları, yabancı bazı şirketlerin vergi ödemekten kaçındığı için ‘namert’ olduğu söylemleri, bu durum devam ederse, yabancı sosyal paylaşım ağlarına reklam veren yerli şirketlerin fazladan KDV ödemesi üstüne taslak görüşmeler yapıldığı gibi haberler pek çok belirsizlik yaratıyor.

Pek çok şirket dijitali pazarlama iletişiminde kullanmaktan çekinir hale geldi, yapılan güzel projeler VPN, proxy, DNS gibi teknik hileler ustası olmak zorunda olmayan hedef kitleye, halka ulaşmadıktan sonra ödüller almak için reklama devam edecek halimiz yok ne de olsa. Üstelik her ne kadar ceptel ve tabletten İnternet kullanımı patlama yapıyor olsa da, toplam sayılar karşılaştırıldığında Türk İnternet kullanıcı sayısı artık eskisi kadar hızlı çoğalmıyor. Toplam sabit İnternet aboneliği, hane sayısının %45’ine ulaşamıyor. 23 milyon cep telefonunda İnternet etkinleştirilmiş olsa dahi, aylık ortalama kullanım yarım gigabyte iken (bkz. BTK çeyrek raporları) “cepten bağlantılı olma, genişbant ve bilgisayarlaşmadaki zayıflığı kapatır” da diyemeyiz.

Bunları artık yabancılar da görüyor, Asya, Güney Amerika, Afrika’da hızlı büyümeye devam eden dijital pazarlar varken, ülkemizde siyasi olarak en üst makamlardan yabancı teknoloji firmalarına vergi kaçakçısı da dendiğinde kısa vadede ülkemize sıfırdan ciddi ve büyük yabancı yatırımlar çekmemiz de son derece zorlaşıyor. Bu yöntemler sadece Türkiye’ye karşı yapılmıyor; Cayman Adaları, çifte İrlanda sandviçine Hollanda sosu da eklemek, tüm teknoloji firmalarının her ülkede kullandığı gelir transfer yöntemleri… Üstelik bunları engelleme amaçlı düzenlemelerin de kalıcı sonuçlar vermeyeceği, yine bir alternatif yöntem bulacakları artık kabul görmek üzere… Bu noktada sadece, sektöründe iyi bir konumda, düzenli kar eden yerli yazılım, teknoloji, e-ticaret firmalarına yapılabilecek yabancı yatırımlara ümit bağlamak zorunda kalıyoruz.

Yatırım demişken, BTK raporuna göre elektronik haberleşme sektörü yatırımları da 2013’te önceki yıla göre %5 düşmüş, enflasyon etkisini çıkarırsak net %12 daha az yatırımla gelirler de sadece %7 artmış, enflasyonu yine çıkarırsak, reel büyüme gelirlerde de yok. 2012’de 3G başta olmak üzere yüksek yatırımlar yapılmış olsa da, Türkiye bilgi teknolojilerinde bir yavaş büyüme dönemine, hatta yerinde sayma evresine girme alarmları veriyor, zira 2014’ün de ilk çeyreğindeki görüntü özel sektör altyapı yatırımları için pek parlak bir tablo çizmiyor.

Türkiye üstelik dijital dönüşümün katma değer yaratma gücünü de yeteri kadar kullanamıyor, tabana, topluma, ülkeye yayamıyor. Maliyet ve zaman tasarruflarıyla yetiniyor, yenilikçi çözümler veya ölçeklenebilir verimlilik artışları yakalayamıyoruz. Son gelişmeler sonrası, önümüzde 1 yılda 2 seçim daha varken, artık siyasi olarak vizyon geliştirilmesini beklemek fazla iyimserlik olabilir. Sektörün bu dönemde bekle-gör taktiği ile devam etmesi 2015 dijital büyümesini bile sekteye uğratabilir. Bilgi teknolojileri pazarındaki her segmentte, pastayı büyütmeye çalışmak, bunun için önce ev ödevini eksiksik yapıp ardından gerekiyorsa devlete gitmek ve teşvik, yöntem sorgulamak gerekiyor. Türkiye’de telefonlar bu kadar akıllanıyorken(!), milyonlarca yeni insanı ekosisteme çekmektense mevcutla yetinmek bu dönemde belki daha kolay, ama daha az oyuncu için kazançlı…

TARTIŞALIM

“Bilişimde, dijitalde bu yılı kaybetmemek için hemen silkinme zamanı!” 2 kez yorumlanmış, siz de yorumlayın

  1. Abi bence Türkiye’de kaynak tüketimi yapıyor veya verilen reklamlardan fayda görenler Türkiye’deki şirketler oluyorsa vergilendirme isteği normal. Ama bu her zamanki gibi hükümetlerimizdeki samimiyet sorununa gelip dayanıyor. Sen bordrolular hariç kimden vergisini düzgün toplayabiliyorsun ki posta koyuyorsun?

    Yorumlayan: Ozgur Can Gurpinar | 09.05.2014, 15:06
    • Tabii ki gelir kaynaklandığı ülkede vergilensin, ideal bir dünya düzeni hayal edersek doğrusu da bu şekilde olurdu. Ama öte yandan günümüz dünyasında bu gerçeklikten uzak, bazı hükümetler bunlara savaş açıyor olsa da, pek çok TV kanalı, dergi, web sitesine çok ciddi boyutta reklamlar veriyoruz, Türkiye’de tatili özendirmek için, veya da THY, Turkcell, vb. pek çok şirketimizin tanıtım faaliyetleri oluyor, ama o dergi, TV kanallarını arayıp burada vergi verin demeyi sanırım düşünmüyoruz… Fikri haklar yoğun bir hizmet/ürün, kendini fiziki son halinden ne kadar uzaklaştırırsa zaten vergilendirme sistemiyle yakalamak da o kadar zor oluyor.

      Yorumlayan: Cihan Salim | 11.05.2014, 21:52

Yorum yapın