// iktisat ve Türk ekonomisi

iktisat ve Türk ekonomisi

Mali piyasalarda son yılların en sisli havası: Döviz, Faiz, Altın ve Makroekonomik Görünüm

Son bir yılda gerçekten de büyük bir çoğunluk kenara arttırabildikleri birkaç kuruşu nasıl değerlendireceğine karar vermekte zorlanır oldu. Türk Lirası faizlerinin enflasyon beklentilerinin bile altına sarkması, öte yandan altın fiyatlarının, borsanın ümit vermemesi, dövizde ise son aylardaki aşırı oynaklık kafa karıştırıyor.
Bu yazı “ne yapmalı” sorusuna cevap olmaya çalışmıyor, işim için yaptığım bir analizi burada da paylaşarak ekonomiyi biraz takip edenlere durumu detaylandırmak ve her yatırım aracında her iki yönlü de senaryoların da ne kadar olası olduğunu göstermek amaçlı diyebiliriz. Madde madde tespitlerle ilgili yorum ve sorularınızı yazının sonunda isterseniz paylaşabilirsiniz.

– Öncelikle 2013 sonunda T. C. Merkez Bankası (TCMB) beklentisini oldukça aşacak şekilde yıl sonunda %8-8,5 aralığında enflasyon tahmin ediyoruz.

– 2012’deki İran’a altın ile ödemelerin önünün kesilmesiyle dış ticaret açığında bu yıl beklentileri aşan bozulma söz konusu (son 3 yılın ortalama altın ticaret verileriyle “altın dışı” bakıldığında ise dış ticaret açığı birkaç puan iyileşmiş durumda geçen yıla göre)

Enflasyon 2005’ten beri aynı seviyelerde salınırken faizlerin sürekli düşmesi, yeni konjonktürde de mümkün olacak mı göreceğiz

– 2013 ilk yarıyılda %3,7 büyüyen Türk ekonomisinin bu yıl %4 büyüme hedefini tutturması hayli olası. Fakat 2014’te büyümede %3-%4 aralığının alt sınırı daha gerçekçi görünüyor.

– Ekonomik büyümede son on yılın, hatta Cumhuriyet tarihinin ortalamasının (bu yıl %4 büyüme ile) altına inilmesine rağmen cari açığın yıl sonunda GSMH’nin %7,5 seviyesine yükselmesi bekleniyor. Büyümesi yavaşlayan ekonomiye rağmen cari açığın artması, Türkiye’nin döviz ihtiyacının azalmaması demek.
– Amerikan Merkez Bankası (FED) tarafından parasal genişlemenin tersine çevrilmesi halinde, paranın tekrar güvenli liman gördüğü Amerika’ya dönmek için gelişmekte olan ekonomilerden çıkması beklenen boyutta olursa, yüksek cari açık Türkiye’yi en riskli ülkeler arasında tutuyor. Hükümet de son haftalarda özellikle ithal malı tüketimini azaltmak için doğrudan hamle yapamadığından kredi kartıyla harcamaları zorlaştıracak, çekiciliğini azaltacak önlemler almayı düşünüypr

– Öte yandan TL’deki reel değer kaybı, dış ticaret açığı üzerinden cari açığın daha büyümesini engelleyici işlev görebilir, yani ithal malları son aylarda bizler için daha pahalı olduğu gibi kalmaya devam edebilirken zayıf Türk lirası Türk mallarının yabancı ülkelerden tarafından ithalatının, ucuzluk nedeniyle, daha çekici kılabilir

– Fakat TL’nin değersizleşmesi, ilk olarak Ekim’de görüldüğü üzere enflasyon üzerinde ithal mallar üzerinden yukarı yönlü baskı yaratıyor, petrol, enerji ithalatımız daha pahalılaştıkça diğer mal ve hizmet gruplarına da enflasyon bulaşıyor

– 3 seçim dönemine girdiğimizden merkezi hükümetin enflasyonla mücadeleyi önceliklendirmesi söz konusu olabilir, bu da döviz kurlarını baskılama isteği yaratabilir

– Dış kaynağın azaldığı, 2012 yıl sonuna göre yabancıların tuttuğu Türk hisse senedi, DİBS, mevduat büyüklüğünün %10 az olduğu bir dönemde Türk Lirası faizlerini arttırma baskısı büyüyor, TCMB üzerinde. Zaten bono, tahvil faizleri yine bunun göstergesi

– Nitekim Merkez Bankası çok dolaylı yoldan piyasayı daha pahalı fonlamaya başladı. Gecelik, haftalık, aylık olarak borç veren Merkez, faizi yüksek olan fonlama opsiyonunun ağırlığının arttırılacağını açıkladı. Düşük profilli ve dolaylı bu yöntem kur üzerinde henüz etkili olmadı

– Amerika Merkez Bankası’nın yeni başkanı olacak Yellen’ın “parayı geri çekmek için daha vakte ihtiyaç var” demesi olumlu etki yaratan bir haber

– Fakat ABD’de iki partinin çekişmesi sadece 3 ay ertelendi, yılbaşında tekrar bütçe borçlanma tavanı için Obama ile Cumhuriyetçiler yoğun bir mücadeleye girecekler. 10 yıllık ABD doları faizlerinin artması halinde Türkiye’de faizler ve fonlama maliyetlerinde yukarı yönlü baskı yaratacak

ABD’de kamu borçlanmasının tavanı onlarca kez sessiz sedasız arttırılmışken, son dönemde Senato ile Temsilciler Meclisi’nin farklı partilerin kontrolünde olması, Cumhuriyetçiler’in Obama’nın bütçe planlarını zorlaştırmak istemesi nedeniyle 2014 başında tüm dünya tekrar kamu borçlanma tavanı tartışmalarına odaklanacak!

– Avrupa’dan ise Türkiye’ye iki etki beklenebilir; Avrupa Merkez Bankası faizleri düşürdü ve piyasada daha çok Avro olmasının önünü açtı, bu da Avro’da değer kaybı getiriyor. Başlıca ihracat pazarımız Avrupa için Türk malları (TL, Avro’ya karşı güçlenince, yani günlük hayatta alışık olduğumuz şekilde dersek 1 Euro 2,30’lardan 2,20’lere indiğinde) biraz daha pahalılaştığından ihracatımızda negatif baskı olabilir, diğer tarafta dolar üstünden girdilerimiz pahalılaşıyor, ve sanayici üstünde baskı artıyor

– Öte yandan Avrupa’daki ekonomik kıpırdanma dikkat çekici, bu da daha çok Türkiye’den mal ithalatını arttırabilir

– Gelişmekte olan ülkeler arasında negatif reel faiz veren Türkiye dış kaynak çekmekte zorlanmaya başlamışken, Avrupa Merkez Bankası’nı takip etmek zorunda olan en azından Doğu Avrupa’da benzer klasmandaki ülkelerin de faiz arttıramaması Türkiye açısından olumlu bir durum

– Türk mali piyasaları belki de son yıllarda hiç olmadığı kadar dışardaki gelişmelerin rüzgarı altında savrulan bir yaprak gibi olmak üzere. ABD’de parasal sıkılaşma (Krizden çıkıldığına karar verilmesi durumunda Amerikan Merkez Bankası artık Dolar faizlerini yükseltmeyi tartışmaya başlayacak ve yükseltecek) tarihleri konuşulmaya başladığında yabancı sermaye bugünkünden daha da seçici olabilir.

Bu dönemde hükümet, ilk döneminde IMF, sonra Avrupa Birliği katılım çabası ve ekonomik kriterlerine uyum gibi yarattığı çıpalara benzer yeni ve dikkat çekici bir ekonomik çıpa oluşturmaz ise, döviz kurlarında 2014’te beklenen rahatlama olmayabilir, faizler ve fonlama maliyetli 2012-13 seviyelerinden yüksekte uzun süre kalabilir.
Öte yandan yeni FED Başkanı parasal sıkılaşmayı 2015’e erteler ise bir süreliğine olsa da yeni bir bahar doğabilir, aslında FED’in üyelerinin üçte ikisi 2014’te de yeni stratejiye dönmek istemiyorlar.

Yani şu anda döviz kurlarının yönünü kestirmek çok güç ve her iki yöne de bir ay içinde %10 seviyelerini görecek hızlı hareketler yaşanabilir. TL ciddi değer kaybına uğrayacak korkusu ile döviz borçlarını bu seviyeden kapatanlar da pişman olabilir, aksine döviz borçlarını azaltmayanlar da döviz kurları yükselirse ciddi zarar yaşayabilirler. Bu dönemde bireysel yatırımcı içinse Türkiye’de İnternet üzerinden açılan ve yenilen e-vadeli hesaplarla 1, 3 ay vadelerle Türk Lirası değerlendirilip gelen haberlere göre döviz alımı arttırabilir veya döviz satılabilir. Altın ise son 4 yılın en az talep gördüğü dönemini yaşıyor, uzun vadeli yatırımcı değilseniz altın da sizin için risk olabilir…

TARTIŞALIM

“Mali piyasalarda son yılların en sisli havası: Döviz, Faiz, Altın ve Makroekonomik Görünüm” henüz yorumlanmamış, ilk siz yorumlayın

Yorum yapın