// sanat kültür tiyatro

sanat kültür tiyatro

2013-14 tiyatro sezonunu açtık: Devlet Desteği? Reşat Nuri Sahnesi, Çevre Tiyatrosu; 6 oyundan izlenimler, Bir İnfazın Portresi, Arturo Uİ’nin Önlenebilir Yükselişi, Şiddet Üçlemesi 1: Ayna, Aktör Kean, 444, Bekleme Salonu

Tiyatro sezonu Ekim’de açıldı, beşi bu sezon, biri geçen sezondan izleyebildiğim altı tiyatro oyununu vaktinde tek tek yazamayınca aklımda kalanları kısa kısa paylaşmak istedim. İstanbul gibi dev bir kentte de tatil etkisinden bu kadar çekinmeyi doğru bulmuyor, sezonun çok daha erken açılması gerektiğini düşünüyorum.

Tiyatroya Destek, #DirenTiyatro
Gezi protestolarına destek veren tiyatroların bu yıl Kültür Bakanlığı’ndan destek alamaması alakalı medyada masaya yatırılıyor, her ne kadar “örf, adetlerimizi çiğnemeyen, edepsiz olmayan, Türk kültürüne uygun oyunlar oynayan tiyatrolar önceliklendirildi” gibi kılıflar öne sürülse de, destek alan bazı tiyatroların oyunlarının hiç de Türkiye gerçeklerinden esinlenen adaplı oyunlar sergilemediklerini biliyoruz…

Bu nedenle bu yıl özel tiyatro topluluklarını desteklemek daha da önemli, tiyatroseverlerin sahnelerde çeşitlilik, zenginleşme, kalite için mücadeleyi desteklemesi gerekiyor, lütfen restoran veya başka harcamalarınızdan ayda 1-2 kez 30-40 TL arttırın, bir tiyatro oyunu fazladan görün.

Fatih Reşat Nuri Sahnesi, Çevre Tiyatrosu…
Şehrin pek merak edilen yerleri değil maalesef Fatih bölgesi… Bu nedenle herhalde Şehir Tiyatroları’nın bu bölgedeki önemli sahnesi Fatih Reşat Nuri Tiyatrosu’nda neden bu kış bir hareket olmadığını sorgulayan bir habere dahi denk gelmedim. Son 1-2 yılda pek yolum düşmese de eskiden bolca gittiğim bu salon haftaiçi dahi sürekli dolardı, umarım yenileme, restorasyon çalışmaları vardır ve şehir bir sahne daha kaybetmez.

Fakat sadece Avrupa Yakası’nın güneyindeki tiyatrosuzluğun artmasından dolayı değil, ciddi bir geçmiş ve geleneğe sahip olduğu için de Kocamustafapaşa’daki Çevre Tiyatrosu’nu gözden kaçırmamalıyız.
Üstelik Semaver Kumpanya‘nın oldukça başarılı oyunlarını da görmek için gitmeniz lazım. Araçla giderseniz ciddi park sıkıntısı yaşayabileceğinizi aktarayayım bu arada. Semaver’in oyunları dışında konuk gruplardan da oyunlar Çevre Tiyatrosu’nda sahneleniyor, hoşuma gidense gerçekten oldukça genç bir liseli, üniversiteliler grubunun bu tiyatronun düzenli seyircisini oluşturması.

Bir İnfazın Portresi
Işın Kasapoğlu’nun Semaver’i getirdiği, ve gençlere teslim ettiği noktada Metot gibi güzel oyunlar ortaya çıktı. Kızı Zeynep Su Kasapoğlu’nu ilk yönetmenlik deneyimi olan Bir İnfazın Portresi’nde tüm ekip çok başarılı, en başta Howard Barker’dan tercüme edilen metin, ardından dekor ve kostümler beni tatmin etti.

Bir İnfazın Portresi’nde farklı dekor ve kostüm kullanımı da dikkat çekici

İnebahtı Savaşı’nı kazanan Venedik’te Duka, önde gelen ressam Galactia’ya zaferi ölümsüzleştirmek için tablo sipariş eder, ama 16. yy Venedik’inde öncü bir kadın hem de sanatçı olmak, ülkenin koşulları, Galactica’nın mücadelesinin yanında bir de savaşın kazananı olmadığına inanmasından dolayı çalışmanın o zafer havasını değil dramı yansıtması ressamla Venedik Cumhuriyeti arasında mücadeleyi derinleştirir. Oyunun tarihsel perspektifi, sanatta patronaj, sponsorluk ve sanatçıdan beklenti, kadın hassasiyeti ötesinde savaşın yıkıcı etkisi gibi çok boyutlu bir metin harika bir ekip çalışmasıyla, kısa sayılmayacak bir oyun süresine rağmen seyirciyi yakalayıp bir daha da bırakmıyor. Mutlaka izleyin derim.

Arturo Uİ’nin Önlenebilir Yükselişi
Tiyatro Adam‘ın sadece Bölge Hastanesi oyununu seyredebilmiş, ilk perdeyi haddinden uzun bulmuştum. Bir Brecht metni olan Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi’nin de sahne süresini uzun buldum. Brecht metinlerine son birkaç yılda ülkemizde ağırlık verilmeye başlandı, çok önemli bulduğum metinlerin önemini korumasını, daha geniş kitleye iletilmesini önemli buluyorum ama bir yandan da artık tiyatro seyircisi de bazı toplumsal ve küresel çarpıklıkların farkında diye düşündüğümden seyirciyi sıkmadan aktarılmalı diye düşünüyorum.

TiyatroAdam ekibinin dönüşümlü karakter canlandırması ve insan sesiyle müzik, oyunun temposunu yüksek tutuyor

TiyatroAdam bu oyunda tempoyu çok yüksek tutarak bunu sağlamaya çalışmış, bir rolü 8 oyuncu dönüşümlü olarak oynuyor, sahnede sürekli bu 8 oyuncunun coşkusunu, seslerini, kendi yaptıkları insan sesi müziği, akapella’yı izlemek uzun sürede dikkati sahnede tutuyor. New York’ta gücünü kaybeden bir gangster Arturo Ui’nin tam da 1929 sonrası ekonomik buhranda yine zorluk çeken bir grupla kol kola vererek siyasi isimleri kendine bir şekilde mahkum edişi, güçlenişi, yükselişi, siyasetçilerin sahnelerden silinmesi, tüm bunlar olurken korkuyla sindirilmeye örnek olarak da arada bir Almanya’da Hitler’in attığı adımların hatırlatılmasını aktaran oyun bence göreceli olarak daha genç bir seyirci kitlesine hitap ediyor. Oyun İstanbul’da pek çok farklı sahnede sergilenecek, yakınınıza geliyor olabilirler!

Şiddet Üçlemesi 1 – Ayna
Yeni değil benim henüz görebildiğim bir oyun, Tiyatro Artı‘nın 2011-2012 sezonu için hazırladığı “şiddet üçlemesi”nin birincisi, Ayna. Ayna deneysel bir performans, sadece 12 seyirci ve 12 oyuncu var. Oyunda Türkiye’deki kadın cinayetlerini deneyim ediyoruz. Her seyirci kendine özel ayrı bir bölmede, sırayla 12 ayrı kurbanı dinliyor. Kısa bir oyun, ve bence gerçek bir ‘in-yer-face tiyatro’ denebilir. Birebir muhatap olduğunuz katledilen bir kızcağızla 5 dakika konuşmak, dinlemek, in yer face, tam suratına ya da yüzevurumcu tiyatroyu Türkiye’de tek bir salonda, topluluktan izlemek zorunda olmadığınızı gösteriyor olabilir.

Şiddet Üçlemesi’nin ilki Ayna’da oyun esnasında her birimiz bir perdenin arkasında olduğumuzdan performans görselindense posteri paylaşabiliyorum

3. sayfa haberlerine o kadar alıştık ki… 2013 Türkiye’sinde ayda yaklaşık 100 kadın öldürüldüğünün farkında değiliz, işte farkındalık testi!

Aktör Kean
Şahsen tek kişilik oyun hayranıyım diyemem, ama yeni oluşum Tiyatro Tatavla‘nın ilk oyunu Aktör Kean’da İBB Şehir Tiyatroları’nın ödüllü oyuncusu, Açık Radyo programcısı Eraslan Sağlam çok iyi performans çıkarıyor. Maalesef başını kaçırdığım oyun Shakespeare’in eşsiz yorumcusu Edmund Kean’in yaşamını anlatıyor.

Bir İnfazın Portresi’nde farklı dekor ve kostüm kullanımı da dikkat çekici

Londra’da 1814 yılında Drury Lane Tiyatrosu’nda sahneye çıkan ve yalın gerçekçi, tutkulu oyunculuğuyla o dönemin tiyatro izleyicileri ve eleştirmenlerini şaşkına çeviren Edmund Kean’ın ilk yıllarda çektiği yoksulluk sanatında disiplin sağlasa da, büyüklük hastalığını yenemiyor; perde aralarında soyunma odasına gelen fahişeler işini bitirmeden, perdenin açılmasına izin bile vermeyen Kean; sahnelerin tek egemeni olarak kalmaya kararlı, sahne arkadaşlarının daha çok alkış almasına dayanamıyor, baş aktörü olduğu tiyatroda diğer oyuncuları kovdurtuyor, oyunları tek başrollük metinlerden seçtirtiyor ve bu tutku onu apaşağı ediyor… Tiyatro dünyasının içini de, performans sanatları dünyasını da yakından takip eden, belki parçası olanları da iyice etkileyecek bir oyun diye düşünüyorum.

444
Yıllar öncesinden izleyemediğimiz veya da tekrar izlemek isteyeceğimiz oyunlar Kumbaracı50’nin 15. yılı şerefine tekrar sahnelerde! Altıdan Sonra Tiyatro’nun 444’ü bu sezon bir daha oynayacak mı bilmiyorum ama oynarsa gülmek, eğlenmek, hafif komplo teorisi kurmak ama aslında nelerin mümkün olabileceğini dolaylı yoldan düşünmek için kesinlikle kaçırmayın derim!

Oyuna 444’lü ve artık 0800’lü çağrı merkezlerindeki yaşamın komedisi herhalde beklentisiyle gitmemek lazımmış!

Bir çağrı merkezindeki iki “call center agent”, çağrı karşılama elemanını Gülhan Kadım ve Yiğit Sertdemir’in harika temposunda izliyoruz. Aslında pek de kullanılmayan bir hizmet, “hatırlatma hizmeti” için kayıt alan merkezde gece vardiyasının ilerleyen saatlerinde işler oldukça karışır, alakasız yerlere gitmesi gereken çağrılar buraya düşer, kahramanlar müşterilere yardımcı olmak için elinden geleni yaparken, birbirlerine köstek olmaktansa destek olmaya karar verir… Her arama ayrı bir komedi, ayrı bir mücadele, çabadır; ama aslında çağrı merkezinde sorunlar yaşanmaktadır. Sürprizi kaçırmayayım, ama neleri hatırlıyor, neleri unutuyoruz, değil mi…

Bekleme Salonu
Yine Kumbaracı 50’nin 15. yıl etkinlikleri kapsamında bir başka Altıdan Sonra Tiyatro‘nun eski oyunu Bekleme Salonu’nda bir işyerine mülakata gelen 3 kişinin, odada ciddi bir sorun olmasıyla, beklemekten vazgeçmesi ve içine sürüklendikleri şifrelerle dolu oyunun kurallarını yerine getirirken, kazanmak uğruna, birbirlerini yok etmeyi göze almaları anlatılıyor. Şahsen oyunu metin olarak çok etkileyici bulmadım, kötü diyemem, ama benim izlediğim gün oyuncuların fısıldamalarını zar zor duymak bile konsantrasyonumuzu korumamızı zorlaştırdı. Tek perdelik mini bir trajikomik gerilim ve sürpriz görmek isteyenler için alternatif bir seyirlik olabilir…

Bu kare eski yıllardaki Bekleme Salonu performanslardan birinden

TARTIŞALIM

“2013-14 tiyatro sezonunu açtık: Devlet Desteği? Reşat Nuri Sahnesi, Çevre Tiyatrosu; 6 oyundan izlenimler, Bir İnfazın Portresi, Arturo Uİ’nin Önlenebilir Yükselişi, Şiddet Üçlemesi 1: Ayna, Aktör Kean, 444, Bekleme Salonu” 2 kez yorumlanmış, siz de yorumlayın

  1. kasım ayında telefon ile sahneyi aradım. tadilat olduğunu söylediler. neden bu tadilatı yazın yapmadıklarını sordum.Bilmiyoruz dediler. Sonra sahnenin önünden geçerken güvenlik görevlisine sorduğumda yine tadilat olduğunu söyledi.Neden yazın yapılmadığını sorduğumda bürokratik işlemler diye yanıtladı. ama her önünden geçtiğimde sahne önünde tadilat izleri arıyorum yıkım inşaat malzemeleri vs ancak hç göremedim. Neden belediye açıklama yapmaz ki!

    Yorumlayan: nuri | 18.12.2013, 00:07

Yorum yapın