// medya / pazarlama

medya / pazarlama

Yurtsan Atakan’ın ardından… 10. köyüne kavuşsun!

Türk basınında teknoloji ve İnternet yayıncılığının öncülüğünü yapmış olan Yurtsan Atakan hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki… Muhtemelen bu yazıda değişiklikler yapıp duracağım birkaç hafta sonra bile.

Henüz 49 yaşında kaybettiğimiz bu farklı, değerli insan benim çok sevdiğim, ailenin parçası bir dost olarak gördüğüm biri idi. Kendisi de bana kardeşi gibi yaklaşırdı; Facebook’ta eskiden ‘arkadaş ekleme talebi’ detaylandırılırdı, o da bana talebini iletirken iş arkadaşı, okuldaş gibi seçenekler yerine ‘aile bireyi’ seçeneğini kullanmıştı… Dün gece çok zor, içinde ölüm olan bir rüya gördüm, rüyalarını hatırlamayan biri olmama rağmen sıkıntılı uyandım, bilemiyorum bir şeyler mi hissettim.

Kendisini birkaç hafta önce aramıştım, yeniden hastanede olduğunu bilmiyordum, telefonda öğrendim, kanserle ilgili bir gelişmeden ziyade daha önemsiz bir şeyden yattığını aktarmış, henüz ziyaretine gitmemi istememiş, “birkaç haftaya, ben daha iyi olunca gelirsin” demişti. Keşke dinlemeseymişim kendisini.

Aslında uzunca bir uğraştan sonra ABD’deki tedavisinden iyi dönmüştü, yaz gelmeden Akmerkez’de Remzi Kitabevi’nde oturmuştuk, çok sevdiği ailesinden bahsetmiş, okulda oğlu Tibet’in arkadaşlarından birinin “Senin babanın hastalığı kötü, o gidici” demesi üzerine bozulan Tibet’in moralini toparladığını aktarmıştı. Tibet için, Tibet ile güç kazanmaya çalışıyordu.


Birikimiyle Farklıydı, Aktivist gibi Aykırı idi…

Medyada çok çeşit insan vardır, Atakan kendini sürekli geliştirmeye çalışan grubun içinde, kuvvetli bir tahsili, siyaset ve uluslararası ilişkiler eğitiminden de gelen büyük resmi görme, eğilimleri okuma, tahmin etme, ve tarafların, kurumların olası hareketlerini analiz etme becerisi ile ciddi fark yaratıyordu.

Teknoloji, bilişim politikası yazılarındaki derinlik ve vizyon bir yana, daha gündelik bir cep telefonu veya bilgisayar teknolojisini aktardığı bir gazete yazısında dahi o pazarda ne gibi gelişmeler olabileceğini, ekosistemin nasıl evrileceğini, güç dengelerinin nasıl farklılaşacağını işleyerek ufuk açardı.

Ama sadece bir teknoloji, bilişim yazarı değildi. Uçucu güncel konuları değil gerçek gündem olması gereken toplumsal konulara değinir, konuyu kafaya takar, tek başına kalsa da takip etmekten, gündemde tutmaya çabalamaktan vazgeçmezdi. Bir aktivistin olması gerektiği gibi aykırı olmaktan kaçınmaz, kararlı ve dikkat çekici yazar, çoğu için sert algılanan benzetme, meteforlar kullanırdı.

Türk, Türk ise kültürünün, benliğinin temel direği Türkçe’yi Korumalı Değil mi?
Teknoloji yaşamımızı, alışkanlıklarımızı çok hızlı değiştiriyor, sadece teknolojik cihazlarla yaptıklarımız değil, günlük hayatımızdaki çoğu etkileşim teknolojinin itmesiyle değişime uğruyor. Üretici değil, ithalatçı olduğumuz bir bilişim, teknoloji dünyamız var.

Türkçe kelimelerdeki harf kullanım yoğunluğuna göre düzenlenmiş ve hızlı yazmada birçok dünya şampiyonluğu kazandırmış Türkçe F klavyenin bilişim ürünlerinde, bilgisayarlarda yaygınlaşması, standart olması için Türk medyasında bu konudan bıkmadan yazan 4-5 kişiden biriydi.

Klavyesiz cep telefonları, tabletler yaygınlaşmadan önce Türkçe harfleri desteklemeyen bilişim cihazlarının Türkiye’ye ithalinin tümden yasaklanması gerektiğini savunan yazılar yazdı, sonunda küçük birkaç düzenleme yapıldı, bilemiyorum ne kadar dikkat ediliyor. Dokunmatik, ekran üstünde sanal klavyeli cihazların da Türkçe F klavye seçeneği ile gelmesi, ya da en azından Türkçe Q klavye düzeninde gelmesini istemek, dilimizi, yani benliğimizi, yani sözcüklerimizi, yani kendimizi korumak değil mi?! Bugün bir telefonun ekranında Ş yazabilmek için S’ye uzun süre basmak, oradan gelen seçenekler içinden S’ye benzeyen diğer harfler değil Ş’yi seçerek e.posta yazıyor olmak hoş mu?..

Meşhur ‘i’ veya ‘İ’ ile ‘İnternet’
Bilişim terimlerini Türkçe’ye doğru aktarmak ve doğru kullanmak için de çok hassastı. İnternet’i özel isim olarak, İ’si büyük yazar, yazılması gerektiğini savunurdu. Bununla bile dalga geçildi, ‘İnternet’, ‘televizyon’ gibi görüldü, teknoloji basınında İnternet’in ne olduğunu bilenler bile bugün internet veya Internet yazıyorsa, bazıları fazla kafaya takmadığından, bazıları ise ya İnternet’i anlamadığından ya da Türkçe bilmediğinden böyle yapıyor olsa gerek.

Özel terimlerin, isimlerin bu konumu korumada Türkçe kadar hassas olmayan, günlük dile yeni evrimleşen kelimeleri hızla entegre eden bir dil olan İngilizce’de bile, siz küçük harfle bile aratsanız, İnternet büyük harfle, örneğin Cambridge ve Merriam Webster gibi sözlüklerde karşınıza çıkar. Çünkü İnternet, dünyadaki küçük bilgisayar ağlarının bir araya gelmesiyle oluşan, küçük ‘internetwork’lerin birleştiği büyük bir ağdır. Bilgisayarınızı sadece mahallenizdeki, ya da İstanbul’daki, ya da Türkiye’deki tüm bilgisayar ağlarına bağlasanız bu sizce İnternet midir? Olamaz, İnternet hepsinin bir araya geldiğinde oluşan şeydir. ‘Türkiye’ veya ‘Avrupa’yı nasıl yazıyorsak öyle yaklaşılmalıdır. Dünya kelimesini anlamına göre bazen büyük bazen küçük harfle kullanıyoruz, İnternet de bazı durumlarda belki gündelik bir sohbette benzer şekilde yavaşça yer buluyor olabilir, ama özellikle teknoloji yazımında ben böyle kullanılma ihtimalini çok düşük görüyorum.

Düşünceli, temkinli ama samimi gülen, düşüncelerini gizlemeyen biriydi Türk basınında İnternet denince akla gelmeye devam edecek Yurtsan Atakan

Sanırım Türkiye’de Yurtsan Atakan ile neredeyse tümüyle paralel düşünceleri olan az sayıda kişiden biriyim. Onun yönetsel roller üstlendiği PC World Türkiye’de, ondan birkaç yıl sonra 1998’de kısacık bir dönemde başlayan basılı yayın kariyerim 2006’da Hürriyet çatısı altında onunla buluştu. 2006’nın ardından 2011’de bir dönem NTV/Doğuş Medya Grubu’nun ‘Yeni Medya’ biriminde farklı projelerde ama aynı çatı altında kısacık da olsa bir süre geçirdik, ve sonrasında Digital Age dergisinde tekrar bir araya geldik, dergi için neler yapabileceğini düşünüyor, dünyadaki örnekleri tartışıyordur keyifle.

Vatandaş Gazeteciliğinde Dünyada İlk; OnPunto
2006’da Hürriyet binasında buluştuk; aslında Hürriyet değil, Doğan Online çatısı altında hayata geçen, Ümit Aslanbay ile oluşturdukları OnPunto projesi ekibinde görev aldım. Atakan’ın basında ilk kez her hafta teknoloji, ardından da İnternet sayfası yapması gibi çabalarını çok yerde okuyabilirsiniz, aslında onları benim de yazmam lazım, çünkü o yazıları, henüz Yurtsan Atakan adlı bir şahsın yazdığını bilmeden, fark etmeden kesip saklamaya başlamıştım, küçük bir bilişim ansiklopedisi oluşturuyordum kendi kendime adeta. Yıllar sonra 2-3 dosya olarak kendisine verdiğimde duygulanmıştık. İlerleyen dönemde e.Yaşam gibi tamamen bilişim odaklı bir Hürriyet ilavesi yaratmış, hem profesyonellere dönük içerikle kurumlarda bilişimle dönüşüm sağlanmasına yönelik, hem de son kullanıcıya teknoloji ipuçları veren bir içeriği bir araya getirmişti, ekibindeki editör arkadaşlar ile beraber.

Ama benim anlatacağım OnPunto’ya pek değinen olmayabilir. OnPunto’da amacımız bireylerin muhabilirlik, gazetecilik yapması idi. OnPunto’nun temeli atıldığında Güney Kore’de benzer ama tam aynı olmayan bir proje popüler idi, sonradan öğrendik ki, 300 milyon ABD Doları’na el değiştiren Huffington Post’un da temelleri o zamanlarda atılmış. OnPunto kapandı, neden ilerlemedi, zamanında bunu bir yazımda azıcık da olsa aktarmıştım. Fakat OnPunto’nun kapanması öyle bir günde duyuruldu ki… Bugün kendi kitabını yayımlamış olan, o dönem binlerce OnPunto kullanıcısından biri olan Siminya’nın bir yazısını, İnternet değil, basılı gazete Hürriyet’in ilk sayfasına taşıdığımız gün! Neredeyse 5-6 yıl öncesi… bugün herkes telefonla fotoğraf, video çekip kaza anı görüntülerini çoğaltır, gazeteler bunları keyfice kullanırken, OnPunto aslında hala gelmediğimiz o noktayı elimizin ucuna, kağıda getirecek olgunluğa ulaşmış idi…

Doğruları söylemekten vazgeçmemek: Yol gösteren bir kutup yıldızı gibi
Belli ki daha yazacaklarım var. Ama okunabilirlik adına şimdilik burada kesiyorum.

Evet, çoğu kişi için zor biriydi, lafını esirgemez, bazen kırıcı algılanırdı, ben onu hiç öyle algılamadım, ama bana öyle anlatıldığı seferler oldu… Ben bunu kararlı ve vazgeçmez doğruculuğuna bağlıyorum.

Onun ardından Twitter’da hakkında yazılanlar ne kadar güzel izler, ne değerli dostluklar bıraktığının göstergesi. Sadece bilişim değil, yemek de yazardı, keyif de, politika da… Tabii ki yeniliğe açıktı, yeni yerleri görmek, yeni şeyler tatmak isterdi.

Ama çok içli, hassas bir adamdı, bu yeniliklerin verdiği tatlar, mutluluklar, herhalde söylediği, gündeme getirdiği doğruların yadsınması, görmezden gelinmesinin zorluğunu yenecek enerjiyi sağlamadı.
Kolay değil, zamanında beraber ne yenilikler yaratılmış olan sivil toplum örgütleri, dernek, vakıflar, hatta danışma kurullarının bile, “aman bize bir şey olmasın”, “yarınımızı riske atmayalım”, “işimizi koruyalım” yaklaşımıyla doğru bildiklerini yapmaz olup doğru söyleyenleri desteklemez olmasına dayanmak… Onuncu köyünde artık huzuru bulacak Yurtsan, daha yapacağı çok şey vardı, Nisan’ın sonuna doğru konuşmuştuk hatta detaylı olarak, hem yayıncılıkta, hem de iş hayatında, ama bugüne kadar yaptıkları da ona fazlasıyla huzuru bulduracaktır diye inanıyorum.

Daha biz tanışmadan, son 5 yılda yaptıklarıma dayanarak, 2003’te kişisel web sitemi tanıttığı bir yazı yazmıştın Hürriyet’te, ‘Yeni bir yıldız doğuyor’ demiştin, ben bu farkı yaratmaya bundan sonra daha çok çalışacağım, ama benim bilişim dünyasında yol gösteren yıldızlarımdan biri sendin, ışığını takip etmeye devam edeceğim…


Turizm ve Restaurantcılardan Harika Veda…

Gazetedeki başsağlığı ilanları içinden teknoloji değil farklı bir alanın temsilcilerinin verdiği en çok ilgimi çekti, içeriğine son derece katıldığımdan bu yazıya birkaç gün sonra da olsa eklemek istedim;

Acı Kaybımız
Acımız çok büyük, mutfaklarımızda yangın var.

Büyük bir tutku ile bağlı olduğu iki farklı alanda,
Dijital Yaşam ve Gastronomide, kişisel kalitesi ve araştırmacı gazeteci kimliği ile fark yaratayan, büyük bir üstat göç etti aramızdan.

Paylaşmayı, düşündürmeyi seven bir gazeteciydi, okurları ve dostlarına üslubunu büyük keyifle tattırdı Yurtsan.

İyi yemek ve güzel şaraba çok meraklıydı.

Fark yaratmayı seven bir insan olarak fark yaratanı sever, takdir eder ve destekler, beğenmediğini ise açık yüreklilikle, “adam gibi” eleştirirdi.

Dumansız hava sahasının baş destekleyicisi, sigaranın baş düşmanıydı.

Çok ama çok iyi bir aile reisiydi.

Hani derler ya, “parayla satın alınamayacak değerlerin başında saygı gelir”.
Doğru, Dürüst, ve Saygın bir Beyefendiyi, değerli bir Dostu kaybettik.

Geride kalan ailesine ve yakınlarına başsağlığı dilemek bugün bizin için tek çare.
Nur içinde yat Yurtsan Atakan.
Turizm Restaurant Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği

Türkiye’de gelişimine önemli katkı sağladığı bilgi teknolojileri sektörü, en sıradan en basit haliyle Yurtsan Atakan’ın yönettiği yayınlar sayesinde daha çok ürün tanıtıp satış gerçekleştirmişken, böyle bir ilanı restoran işletmecilerinin vermesi ayrıca dikkat çekici, hem de Yurtsan Atakan’ın restoran, kafe, bar, turistik tesislere gelir kaybettirmesi beklenen sigara yasağının en fanatik savunucularından ve de uymayanları kamu önünde duyuranlarından bir olmasına rağmen… Demek ki restorancılar, ilanda belirttikleri gibi, “adam gibi”, açık yüreklilikle eleştirildiklerini anlamış, başka sektördeki bazı grupların aksine…

TARTIŞALIM

“Yurtsan Atakan’ın ardından… 10. köyüne kavuşsun!” 2 kez yorumlanmış, siz de yorumlayın

  1. gözyaşlarım konusunda hep direnmişimdir. yazı çok iyi yazılmış. dayanamadım… şimdi ağlıyorum…
    Yurtsan ile starda birlikte çalıştık. 2 yıl önce show tv deki master chef yarışması için konuşmuştuk. çok görüşmezdik. ama her konuşmamızda iki samimi dosttuk.vefatını öğrendiğimde kendimde olan eksikliği farkettim. aramıyoruz hatır sormuyoruz. taraflardan biri veda edene kadar bekliyoruz…
    yolun açık olsun Yurtsan. mekanın cennet olsun…
    savaş kalafat

    Yorumlayan: savaş kalafat | 05.09.2012, 11:24
    • Bu kadar yazabildim ben de haberin ertesi günü üzüntüyle, aslında az bile yazdım. Evet, maalesef adeta yüz yüze görüşmeyi unutuyoruz bu koşturmacalarda, dediğiniz gibi yolu açık olsun…

      Yorumlayan: H. Cihan Salim | 06.09.2012, 19:44

Yoruma cevap yazın: H. Cihan Salim