// medya / pazarlama

medya / pazarlama

TT Arena Açılışı’nda Yaşananlar Taraftarı Yıpratıyor! Eskiden ‘Liseli’ muhalefeti yapanlar “aman Liseliler yönetse daha iyi olurdu” dememeli

Geçen hafta “Rakipleri şehir merkezinde kalmaya devam ederken Seyrantepe’ye itilen Galatasaray ve Galatasaraylı nelerden vazgeçtiğinin farkında mı” yazımı belki de okudunuz. Galatasaray’ın şehrin merkezinden uzaklaştığını, belki de uzaklaştırıldığını, bunun aslında kulüp için uzun vadede riskler taşıdığını düşündüğümü söylemiştim. Nitekim, henüz açılış maçı olsa da, Galatasaray – Ajax maçı için Seyrantepe’ye ulaşımın ne kadar zor olduğunu herkes tecrübe etti.

Öncelikle taksilere yapılan anonslar ile Türk Telekom Arena’ya gitmek isteyen yolcuların kabul edilmemesi istendi. Şehirlerarası yol kenarına dikilmiş, henüz ara bağlantı yolları yetersiz olan bu stadyumun önünde bir trafik izdihamı oluşmasından korkulmuş olmalı. Ama otopark kapasitesi de 2500 araçlık idi.

Bu durumda metroya, Sanayi Mahallesi durağından aktarma ile eklenen Seyrantepe hattı test edilmiş oldu! Taraftarların çok erken saatlerden itibaren “Ali Sami Yen Spor Kompleksi” içinde (!) yer alan Türk Telekom Arena’ya gitmeye başlaması ile stres testi geceye kaldı.

Maç Çıkışında Havai Fişekler Olmasa, Hava Kötü Olsaydı Polis Bariyerleri Önünde Kavgalar Çıkabilirdi
Binlerce taraftar aynı anda stadyumu terk edince, stadyumun önünde, Aslantepe’de, metro girişi önünde polis bariyeri ile karşılaştık. İstasyonda izdiham olmaması için gruplar halinde taraftarlar içeri alındı. Stadyumdan çıktıktan tam 50 dakika sonra Seyrantepe istasyonunda metro vagonuna kendimizi atabildik, ama akbil turnikelerinde az daha ezilmeler, yaralanmalar yaşanacaktı.

Bu yaşananlar hiç mi beklenmiyordu? Bilemiyorum ama önemli olan şu ki, ilk günden çok büyük bir taraftar kitlesi Türk Telekom Arena’ya gidip gelmekten gözü korkmuş olarak evine döndü. Bu ulaşım şartları ile Galatasaray’ın stadyumu doldurması gerçekten zor görünüyor. Maç günlerinde, maç saatleri boyunca çok daha fazla sefer yapılmalı, otopark kapasitesi en azından ilk aşamada 2 katına çıkmalı. Sert geçen Şubat ayı gelirken insanlar İETT otobüslerine ulaşmak için bir hayli uzun mesafe de yürüdüler, veya oradan şehirler arası yoldan hayatlarını tehlikeye atarak karşıya geçmeye kalktılar.

Protestolar, Yuhlamalar
Bu konuda tüm Türkiye konuşuyor neredeyse, fikir beyan ediyor. Türkiye’de stadyumlarda geçtiğimiz yıllarda çıkan olaylar, ölümler, sahaya girmeler, futbolcu ve hakem yaralamaya kadar giden hadiseler, toplumun bir kesiminin stadyuma nasıl bir motivasyonla gittiğini gösteriyor.

Bunları göz ardı ederek analiz yapılamaz. Buna ek olarak stadyuma çok erken saatlerde gelenler, şehir merkezinden izole, kopuk bir nokta olan Seyrantepe’de, çöp kutuları bile hazır olmayan bir stadyumda ne yapacaklarını bilemediler. Açılış şovunun sadece yeşil zemin üzerine ışık efektleri uygulanan 10-15 dakikalık kısmı beklentiler seviyesindeyken ne Kenan Doğulu ne de dans performansları ilgi çekti. Zaten felaket ses performansı ile tribünler şarkıları, müzikleri, çoğu konuşmayı anlamakta zorlandılar. Aşırıya kaçmak üzere olan Türk Telekom markasının vurgulanması, şovun beklentilerin altında kalması, stadyumun dışında havai fişek gösterisi yapılması seyirciyi iyice sıktı.

Bunun üstüne TOKİ Başkanı’nın eski bir kulüp başkanı ile ilgili kabullenilmesi, yutulması imkansız sözleri tabii protesto yarattı. Ama sanılmasın ki tüm stadyum protesto etti, 5-10 bin kişinin sesi, TT Arena’nın da Ali Sami Yen gibi etkileyici bir akustiği olduğunu gösterdi!

Zaten stadyuma girerken, stadyumda sigara içerken, içecek alırken taraftar stadyuma gelmenin zor olduğundan dem vuruyor, Ali Sami Yen anıları, esprileri, Mecidiyeköy’de geçmişte olanları konuşuyorlardı. Galatasaray taraftarı, Seyrantepe’ye itilmekten hiç memnun değil. Evet, stadyum herkesi etkiledi, ama insanlar karda kışta bu stadyuma gelmek ve tıkışıp kalmak fikrinden memnun değil. Bu nedenle de yüz milyonlarca liralık yatırım pek bir şey ifade etmiyor.

Taraftar Mecidiyeköy’e dev plazalar yapılacağının, TOKİ’nin oradan ciddi bir gelir elde edeceğinin farkında ve kurban edilmişlik hissi, hele stadyum çıkışında çok fazla kişinin dilinden dökülüyordu…

Eskiden Muhalifken “Böyle Olacağına Kulüp, Lise’nin Arka Bahçesi Olsun” Dememeli!
Liseli-Liseli Değil Ayrımına İnananlar, “Kulüp Liseliler’e kalsa hakkaten daha iyi olurmuş” demeye başlamasın!
Galatasaray Lisesi mezunu olarak çevremde yok denecek kadar az kişinin kulübün yönetimi Liseliler’in insiyatifinde olmalı dediğini söyleyebilir. Bu ayrıma inanmamı gerektirecek kadar kişi görmedim ve bunun medyada popüler bir konu olarak öne çıkarıldığı için inandırıcı olmaktan öteye gitmediğini düşünüyorum.

Kulübün tüzüğü eski ve değişiyor. Evet, yapılması gereken şeyler var, ama bunlar yapılacaktır. Nitekim Faruk Süren, Adnan Polat gibi Galatasaray Liseli olmayanlar kulüp başkanı olabiliyorsa, ve gerçekten dengesizlikler olduğuna inanıyorlarsa bunlaru düzeltmek için insiyatif almalılar.

Türk Telekom Arena’da yaşananlar, Adnan Polat’ın yuhlanması, icraatlerin hoşnutsuzluk yaratması gittikçe daha fazla Galatasaray taraftarının yeni bir yönetim istemesine neden oluyor. Fakat bu noktada farklı bir söylemi de son günlerde hem stadyumda, hem İnternet’te, hem de medyada duyar olduk.

Liseli-Diğerleri ayrımına inanan, geçmişte “Kulüp’te Liseli etkisi azaltılmalı” diyenlerden bazıları “böyle yönetileceksek, Mecidiyeköy’deki arsadan vazgeçip buralara gelmemize rağmen stadyum bize sadaka verilmiş gibi yüzümüze vuruldukça başkanımız teşekkür edecekse, varsın Kulüp Liseliler tarafından onurlu şekilde yönetilsin” diyorlar.

Bu çok kritik ve bence yanlış. Temel yanlış bence bu kulüpte olmayan bir ayrıma katı katıya inanmak.

Ama güncel yanlış ise şu:
Bugün Galatasaray yönetiminin yaptıklarını, transfer ve teknik direktör seçimini; stadyum için TOKİ’ye, Başbakan’a teşekkür edilmesini doğru bulan pek çok Galatasaray taraftarı, sempatizanı var. Var ki Adnan Polat bunu okuyarak, görerek devam edebiliyor.
Polat’tan memnun olmayanlar ise, “Galatasaray böyle olacağına Liseliler’e kalsın, onurumuz korunsun” derken, aslında beğenmedikleri, istemedikleri 3. sınıf bir Galatasaray taraftarının ve kültürünün kulübü etkisi altına almasından korkuyorlar.
Ve adeta, “Galatasaray’ı kral soyundan gelenler yönetsin; bizler aristokratlar, bürokratlar, oligarklar olarak payımıza düşenlerle yetinmeyi bilelim, kralı devirmeye yeltenmeyelim, ama halk da konumunu, yerini bilsin, Kraliyet’i değiştirmeye kalkmasın” demiş oluyorlar.

Hayır, Galatasaray, geçmişinden ders ve örnek alıp akılcılık felsefesine sıkı sıkı sarılıp, birlik olarak tek parça olarak tekrar ayağa kalkmalı. Liseliler, liseli olmayan ama kulüp idaresinde etkin olmak isteyenler ve de sadece taraftar, Galatasaray seyircisi olanlar ortak değerler ve hedefler çevresinde toplanabilir. Yeter ki herkes birbirini kucaklamayı, Galatasaray için bu zor günlerde yapıcı olmayı ve taşın altına elini koymayı göze alsın.

İlgili Yazılar:

TARTIŞALIM

“TT Arena Açılışı’nda Yaşananlar Taraftarı Yıpratıyor! Eskiden ‘Liseli’ muhalefeti yapanlar “aman Liseliler yönetse daha iyi olurdu” dememeli” 3 kez yorumlanmış, siz de yorumlayın

  1. inşallah Türk sporu için hayırlısı olur.

    Yorumlayan: mert | 21.01.2011, 10:04
  2. artilari ve eksileri ile artik tt arena da yola devam…

    Yorumlayan: mert | 22.01.2011, 11:27
  3. hayırlısı olsun ne diyelim kavgasız maçlara

    Yorumlayan: esenyurt | 29.01.2011, 10:52

Yorum yapın