// siyaset / popülizm

siyaset / popülizm

Sanayileşme treninden sonra bilişim treni de kaçmak üzere

2011’de ekonomi sayfalarında en çok karşılaştığımız kavram ‘cari açık’. 2010’da patlayan ithalat hız kesmiyor, dış ticaret açığı daha da büyümesin diye Merkez Bankası ekonomiyi soğutmaya çalışıyor. Tüketici tüketmekten imtina etsin diye kredi faizleri yükselsin isteniyor, bunun için bankaların munzam karşılık olarak ‘kenara’ daha fazla para ayırararak,daha az kredi vermeleri yönünde kararlar alınıyor.

Petrol ve enerjide dışa bağımlılık bir yana, Türkiye’nin imalat sanayi hammadde, yarı mamul alımı ve tüketim malları ithalatının arkasında en basit tanımıyla sanayileşme trenini yakalayamaması, kendi modelini de bir türlü oturtamaması geliyor.

“Sanayileşme treninini kaçırmış olabiliriz ama bilişim trenine yetiştik” söylemine her geçen gün artan Facebook kullanıcı sayımızla(!) tam da inanıp huzura kavuşmak üzereyken, zamanında “One minute” dediğimiz Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı yeni rapor bize “One minute” dedi.

10. kez yayınlanan Küresel Bilgi Teknolojisi raporu 2010-11’de değerlendirilen ülke sayısı 139’a yükseldi. Raporun ana tablosu olan Networked Readiness, yani ‘bilgi toplumuna hazır olma’ veya ‘e-dönüşüm’ listesinde, Türkiye 7 üstünden 3,8 puanla tam 71. oldu! 5 yıl önce 3,9 puanla 52. sırada iken aynı puanlarla yerimizde sayarak yaklaşık 20 ülke tarafından geride bırakıldık.

WEF’in raporunda puanlama, her biri altında 3 ayrı sütun olan 3 ana başlıkla yapılıyor: Ülkenin altyapı ve ekonomik, hukuki olarak inovasyon ve bilişim teknolojilerine (BT) yakınlığı; bireyler, özel ve kamu sektörlerinin BT’yi günlük hayat ve işlemlerinde kullanmaya hazır ve istekli olmaları; ve bir ülkenin başlıca toplumsal aktörlerinin BT’yi kullanma oranları.

Bu 3 başlık altındaki toplam 9 sütunu puanlamak için bu yıl tam 71 adet değişken kullanılmış. Bunların bazıları başka çok uluslu araştırmalardan alınmışken yarıdan fazlası bu çalışma için, ülkelerdeki ekonomik aktörler, karar alıcılara doğrudan sorulmuş ve ülkelerini her soru için 1-7 arası puanlamaları istenmiş.

71 değişkenden, basın özgürlüğünde 135, vergilerin etkinliği ve iş dünyasına yük olmasında 117, fikri hakların korunmasında 116. sırayı almışız. Şirketlerin telefon faturaları, mobil iletişim maliyetlerinde de çok gerideyiz.
Bilişim treni, sanayileşme yarışından farklı olarak hammadde, sermaye gibi erişimi kısıtlı, hakimiyet sağlaması zor kaynaklar üstünden hız kazanmıyor. Bireysel ve toplumsal girişimcilik, yaratıcılık ve inovasyonun önünü açabildiğimiz ölçüde iktisadi ve kültürel refaha ulaşmak mümkün oluyor. Bir an önce bilişim trenine son vagonundan bindiğimiz yanılsamasından uyanıp bizden az gelişmiş ama atik ülkeleri tekrar yakalayıp aşmalıyız!

TARTIŞALIM

“Sanayileşme treninden sonra bilişim treni de kaçmak üzere” henüz yorumlanmamış, ilk siz yorumlayın

Yorum yapın