// ben...

ben...

iki değerli insan, Turgut Uzer ve Dr. Yomtov Garti’nin hatırasına…

Bu hafta hayatımda iz bırakan iki değerli insan ebedi yolculuklarına çıktılar. Galatasaray Lisesi’nde matematik öğretmenim Dr. Yomtov Garti ve Sabancı Holding’de çalıştığım Kordsa Global’in yönetim kurulu üyesi, Sabancı Holding Lastik, Takviye Malzemeleri ve Otomotiv eski grup başkanı, aile dostumuz Turgut Uzer.

Hem fonksiyonel, hem de manevi birikim sahibi olan insanlardan bu birikimlerini sonuna kadar etrafındakilerle paylaşmayı seçenlerin yakınlarında olmak bir şanstır. Bu şansı ne kadar iyi değerlendirdiğimizi ise o insanlar hayatlarımızdaki rollerini oynayıp kendi alanlarına çekildiklerinde kendimize sorarız genellikle.

Turgut Uzer…
Yıllarca ailecek aynı yerde tatil yaptığımız, havuz başında gazete kitap okurken yan yana olduğumuz Uzerler benim için çok değerli. Çok yıllar önce, ben henüz lisenin ilk yıllarındayken, yine tatilde bir kutlama vesilesiyle büyük katılımlı bir akşam yemeği yiyiyoruz. Turgut Bey ilerleyen saatlerde benimle sohbete başladı, bazı sorularla devam etti.

Maalesef çok net hatırlayamıyorum; o eğlenceli gecede Turgut Bey’in benle çaktırmadan bir ‘mülakat’ yaptığını sonraki gün eşi Renan Hanım söyleyince bir şeyler yerine oturuyor zaten. Bana, belli bilgiler sağladıktan sonra analiz ve değerlendirmeme yapmamı sağlayan sorularla başlamıştı, sorular günlük hayat, teknoloji veya Türkiye gündemiyle ilgiliydi belki de. Ardından insanlar arası ilişkiler, davranış ve problem çözmeyle ilgili bir şeyler gelmişti. İş hayatında meslek bilgisi kadar ekip arkadaşlarıyla ortak payda ve hedeflerde bir araya gelip çalışabilmek de bir o kadar önemliydi, bunu o günden bana hissettirmişti.

Mülakat sonucum olumluymuş. Yüksek lisansımı bitirdikten sonra bir şirkette çalıştım, ardından Turgut Bey beni Sabancı Holding’den insan kaynakları yöneticileriyle tanıştırdı, sürecin devamında da bana Kordsa’dan iş teklifi geldi. Doğrudan Turgut Bey ile ofis hayatında pek etkileşimim olmadı, fakat uzaktan gözlemlerim hep yapıcı olduğu, olumlu yaklaşımını ve problemlerin doğru ele alındığında çözülebileceğini etrafındakilerle paylaştığı idi.

Turgut Uzer'e uğurlama

Turgut Uzer’e uğurlama

Turgut Uzer’i erken yaşta kaybettik, ama çok güzel bir hayat yaşadı. İş yoğunluğuna rağmen hayattan keyif almasını, mutlulukları yaşamayı ve sürdürmeyi güzel başardı. Bunda eşi Renan Hanım’ın çok büyük payı vardı. Bu güzel aile, Turgut Bey’i son yolculuğuna buraya tıklayarak görebileceğiniz güzel “Uğurlama” yazısıyla uğurladı.

Turgut Bey’in turgutuzer.com sitesindeki yazıları da önemli bir arşiv olarak duruyor. Kötü hastalığa yakalandığı haberini aldıktan birkaç ay sonra yazdığı “Birini arıyorum da…” başlıklı yazısı, paylaştığı ODTÜ Endüstri Mühendisleri e-posta grubunda oldukça dikkat çekmişti. Yazısını, “Yaşanılan ortam ile daha iyi harmoni için, madde ile ruh arasındaki dengenin yeniden kurulması gerekiyor. Gerekiyor da, bu meretin paketlenmişi markette yok. İş başa düşüyor galiba…” sözleriyle bitirmişti.

Ben Turgut Bey’den hayatı dolu ve neşeli yaşamak gerektiği dersini aldım ve uygulamaya çalışacağım ama yukardaki sözleri de pek çok kişinin hayatını sorgulamasını gerektiriyor…

Dr. Yomtov Garti…
Biz Galatasaray Liseliler’in Mösyö Garti’si, Türk matematiğinin önemli isimlerinden biri olarak kendi adıyla anılan teoremler geliştirmekle kalmayıp, adeta matematikle yaşıyordu. 1999-2000’de lise sondaydık, iki tane yaklaşık 30-40 kişilik, bir tane de yaklaşık 15 kişilik 3 adet matematik-fen sınıfından ben küçük olanda idim. Mösyö Garti de sadece bizim sınıfımızın öğretmeniydi. Öğretmenliğinin 63. Yılı olduğu yönünde bir bilgi hatırlıyorum, dersimize girdiğinde 86 yaşında olan bu matematik insanı fiziki görüntüsü, öğretmenler odasından sınıfımıza oldukça yavaş adımlarla gelişi ile akıllarda soru işareti oluşmasına neden olabiliyordu. Ama biz onun öğrencileri, onun dersteki performansını bizzat yaşıyor, görüyorduk. 86 yaşında ne entegraller öğretiyordu bize…

Bir süre sonra fark etmiştik ki, Mösyö Garti hayata matematikle bağlıydı, hala haftada 1-2 gün derse gelebildiği için canlıydı, mutluydu! Bizlerin bazen dersten kopuşu, bazen geçici isteksizlikler onu gerçekten üzüyordu, ama bizleri, biz de onu çok seviyorduk. Benim hep anlattığım bir anımı tekrar paylaşmak istiyorum: Kendisi bize, belki de bizim çok konsantre olmadığımızı gördüğü bir gün, dersin sonlarına doğru “sıkıldınız mı” diye sormuştu. Biz de “biraz” deyince, heyecanla ellerini ovuşturarak, “o zaman şimdi bir eğlencelik olarak Boğaz’ın üstünden geçen iki yaka arasındaki elektrik aktarım kablosunun eğimini hesaplayalım demişti! Başka seferlerde de akla gelmeyecek matematik bulmacaları sunduğunu hatırlıyorum.

2000 yılında, lise son sınıfta öğretmenimiz Garti ile birlikte

2000 yılında, lise son sınıfta öğretmenimiz Garti ile birlikte

Kendisini bu hafta kaybettik, 96 yaşında. Sanırım 56 yıl Galatasaray Lisesi’nde öğretmenlik yaptı. Ayrıca Notre Dame de Sion ve St. Joseph liselerinde de azımsanmayacak süre ders verdi. Kendisi benim için, bizim için yaşlılığın zihinsel aşınma, bilgi kaybı anlamına gelmek zorunda olmadığının bir kanıtı idi. Garti’den aldığım ders, zihinsel aktiviteyi sürdürmeye devam etmenin sağlık için önemli olduğu ve de sevdiği işi yapmanın hayatın en güzel şeylerinden biri olacağı idi.

Aynı hafta bu iki değerli insanı kaybetmek üzücü idi. Girişte de dediğim gibi, çevremizde paylaşmaya inanan, paylaşmayı seven güzel insanlar varsa, onların yakınlarımızda olduğu dönemleri güzel değerlendirmeli. Bir gün dönüp baktığımızda, gittiklerine kendi adımıza ayrıca 2. kez üzülmemek istiyorsak.

TARTIŞALIM

“iki değerli insan, Turgut Uzer ve Dr. Yomtov Garti’nin hatırasına…” henüz yorumlanmamış, ilk siz yorumlayın

Yorum yapın