// medya / pazarlama

medya / pazarlama

DYG Yeni Medya Düzeni Konferansı’ndan arda kalanlar; içerik üret, dikkat ve dürüstlük için rekabet et!

Doğuş Yayın Grubu’nun ikincisini düzenlediği Yeni Medya Düzeni Konferansı, Lütfi Kırdar’da saatler ilerledikçe büyüyen bir izleyici kitlesi önünde gerçekleştirildi.

YMD konferansı bana bildik ‘pahalı’ konferanslardan farklı geliyor açıkçası. İçinde bulunduğu sektörlerin geleceğini stratejik derinlikte masaya yatırmayı seven Doğuş tepe yönetiminin, medya sektörü için farklı vizyonları, kanaat önderlerini özel bir toplantıda kendi başlarına dinleyip tartışmaktansa sanki geniş katılımla bunu gerçekleştirmeyi tercih ettiklerini düşünüyorum. Bu paralelde panelistler, konuşmacılar da daha geniş alanda, soyut yaklaşımlarla beyin cimnastiği yapmayı seçebiliyor…

Bu yılki etkinliğe bazı nedenlerle biraz geç katılabildim ve çok ümitli olduğum Wikipedia veya Türkçe’de Vikipedi‘nin kurucusu Jimmy Wales’i kaçırdım. Wales’in konuşmasıyla ilgili edindiğim bilgilerden altını çizeceğim tabii ki Türkçe Vikipedi’nin zayıflığı, ve daha çok maddenin daha kaliteli girilmesi gerektiği için ilgi ‘istemesi’ idi. Sosyal medya sitelerini en kalabalık ve en uzun süre kullanan uluslardan biri olmamıza rağmen, üretmekten, ortaya bir şey koymaktan bu kadar uzak oluşumuz, edilgen, izleyici olmayı hala fazlasıyla tercih etmemiz aslında yeni ekonomi kuralları çerçevesinde bazı alanlarda geleneksel fırsatların sürmesini sağlarken yeni gelişen bazı iş modellerinde ağır gelişmemize de neden olabilir.

Wales’den sonra sıra İnternet girişimi yatırımcısı, girişimci, girişim fonu yöneticisi Tim Draper idi. Draper’ın desteklenecek yatırım çekerken değerlendirdikleri kriterlerin başında gelen “projenin benzersizliği” faktörü önemli. Draper’a gelen, “Türk sermayedarları İnternet’e yatırıma ikna edemiyoruz” yakınmasını da çok klişe ve artık geçersiz bulduğumu da söylemeliyim. Draper aynı zamanda ülkelerin de daha az bürokratik, iş kurmanın daha çabuk olduğu ekonomik ekosistemler kurması gerektiğini söylemesi bizim için yine manidar idi. Draper’a sormak istediğim ama programdaki kayma ve zaman yetersizliği nedeniyle az soru alınması nedeniyle soramadığım sorulardan bazıları, gelişmiş İnternet ekonomilerinde sosyal medyadan sonra sırada ne var; sosyal medya girişimleri, Zynga, Facebook, hatta Groupon’un çılgın değer tahminleri için ne düşünüyor; ve Türkiye, D. Avrupa, D. Asya gibi gelişmekte olan İnternet ekonomilerinde hangi alanlarda fırsat gözlemleyebilmiş gibiydi.

Ardından dünyanın en büyük online ticaret platformlarından Alibaba.com‘dan Brian A. Wong ve online oyun şirketi Perfect World‘den Alan Chen’i dinledik. Açıkçası konferansın ana temasına uymayan yönlere giden bazı bölümler olduğu gibi, farklı alanlara değinmenin avantaj ve dinamizmini de salonda pek göremedik. Wong, Alibaba platformu üzerindeki ticareti analiz ettiğinde, Türk KOBİ’lerinin, şirketlerinin genelde hem ithalat, hem ihracat yaptığını tespit ettiğini öne çıkardı. Bu farklılığımız ticarete yatkınlığımızın da ötesinde ihracat yapmak için gittikçe artan oranda ithalat bağımlısı olduğumuzun da bir başka açıdan tespiti oldu. Wong’a yine soramadığım, başkalarının da sormadığı bence önemli konular, dünyanın en büyük e-ticaret platformlarından biri olarak ‘arama’ fonksiyonunu geliştirme konusundaki çabaları, semantik web’e paralel eforları ve daha önemlisi, bir soruya cevap verirken adını andığı bulut bilişim girişimleri ve e-ticaret dışı girişimlerinin detayları idi…

Günün en ilgi çekici sunumu belki de yazar Tom Chatfield‘dan geldi. Artan oranda medya tüketimimizin gittikçe daha fazla ekrana bölündüğünü, kullanıcıların “dikkatinin” ve bu dikkati çekebilmenin çok önemli olduğunu belirtip bunun için önemli etkenleri sıraladı. Geçen yılki konferansta konuşan Chris Anderson’un ‘Free’, ‘Bedava’ adlı kitabında ve sanırım geçen yılki konferansta (çünkü yoktum) vurguladığı üzere, artık bir dikkat/ilgi ve de ün/refere edilme/saygı görme ekonomisinde yaşıyoruz. Chatfield da, her türlü medyanın veya müşterinin ‘ilgi’si için rekabet eden herhangi bir eğlence platformunun, başarı için duygulara dokunabilmesi gerektiğini, o medya ile uzun vadeli etkileşimin sürmesi için bir ‘yolculuk’ hissinin, kullanıcıyı ödüllendirircesine sunulabilmesinin faydasının altını çizdi.

Diğer maddelerde, bir şeyin sorumluluğunu, takip etme görevini kullanıcıya/tüketiciye vermenin, tekrar platforma dönme motivasyonunu arttırabileceğini ima etti; keyfin paylaşılması için keyif ekonomisi yaklaşımını ilginç bir isimle bize sundu, dijitalin sağladığı kalabalıklaşmanın, kolektif kanı ve hareket yaratmada kullanılmasının başarı faktörü olduğuna dikkat çekti.

Ve Yeni Medya Düzeni Konferansı’nın son bölümü, Wikileaks‘in kurucusu Julian Assange’ın çılgınca alkışlanması ile başladı. Assange, Türk medyasından da kötü durumda, sermaye ilişkileri, politikaya bulaşmış Batılı medya kurumları olduğuna dikkat çekerken, hiçbir hükümetin emretmediği halde, elit bir grubun etkisi altındaki Visa, MasterCard, PayPal gibi dev ödeme sistemlerinin tüm bağış yollarını kestiğini de söyledi. Bugünkü haliyle ‘organize’, endüstriyel medyanın hiç olmamasının daha mı iyi olacağını düşündüğünü, aslında ABD’nin öne çıkarılmasına rağmen Avrupa’nın da, hatta NATO Bloku’nun da tek bir dev kuvvetli, yönlendirici blok olduğuna dikkat çekmeye çalıştı. Medya mensuplarının da en masumundan kişisel önem kazanma, ilgi çekme, kazanç sağlama gibi nedenlerle olmamış olayları olmuş gibi haber yapabildiğine de değinip haberciliğin dağınıklaşması ve kontrolsüzleşmesinden ümitlendiğini hissettirdi.

Dikkat çekici isimleri bir araya getiren etkinlik özellikle üst kattaki öğrenciler için de keyifli geçti. Sabah giriş sırasında yönlendirmelerde yetersizlikler ve de konuşmaların ortak bir paydada buluşturan ana bir temanın öne çıkarılmaması da biraz dağınıklık yarattı. İnternet’in yaygınlaşması bir yana, daha meraklı, araştıran bir bilgi toplumunun bireyleri olmaya çalışanların sayıları arttıkça, salona gelenleri tatmin etmenin, onlara yeni ufuklar açacak tartışmaları sağlamanın da zorlaştığını kabul etmeliyiz. Sosyal medya üstünden konuşmacılara soru alınmaması, ve de rasgele mikrofon dağıtılıp sorular seçilirken iyi moderasyon olmadığından yanımdaki izleyicinin deyimiyle bazen, ‘büyük isimlere küçük sorular’ gelmesi idi. Bunlar da her sene daha iyiye gidecektir…

TARTIŞALIM

“DYG Yeni Medya Düzeni Konferansı’ndan arda kalanlar; içerik üret, dikkat ve dürüstlük için rekabet et!” 3 kez yorumlanmış, siz de yorumlayın

  1. […] yorumlarını gördüm: Işıl Yılmaz: Yeni Medya Düzeni Konferansı 2011 – H. Cihan Salim: DYG Yeni Medya Düzeni Konferansı’ndan arda kalanlar; içerik üret, dikkat ve dürüstlük için… – YMD2011′DEN ARDA KALANLAR; İÇERİK ÜRET, DİKKAT VE DÜRÜSTLÜK İÇİN REKABET ET! Cem […]

    Yorumlayan: Nihan Güneli’den Yeni Medya Düzeni 2011 yorumu. [ve diğer birkaç yorum] | Erkan's Field Diary | 09.10.2011, 21:01
  2. […] medya dünyasının önemli isimlerini iki güzel etkinlikte ağırladı. Önceki haftaki Yeni Medya Düzeni Konferansı‘nın ardından Digital Age 2011 Konferansı değerli içeriği ve Huffington Post‘un […]

    Yorumlayan: Digital Age 2011: Kullanıcı içeriğini doğru yöneten fark yaratıyor ve ‘sosyal medya’ değil ‘sosyal paylaşım’ platformu | Yeni Medya Düzeni | 17.10.2011, 22:46
  3. yeni medya düzeninden kullanıcı ön plana çıkıyor.

    Yorumlayan: Asosyal Adam | 03.10.2012, 15:03

Yorum yapın