// iktisat ve Türk ekonomisi

iktisat ve Türk ekonomisi

Yatırımlarımızın %4’ü Tarıma Giderken Et Fiyatlarını Suni Olarak Düşürmek Çözüm Olamaz

Her hafta farklı konuların gündeme geldiği, bir anda derin tartışmaların yaşanıp geçen haftaki konunun unutulduğu bir ortamdayız. Böylesi hızlı değişen gündem, kamuoyunda doğru bilgiyi öğrenememe, öğrenilse de hazmedemeden, anlık tepkilerle yaşama eğilimini arttırıyor. Et fiyatlarının son bir yılda %30’ların üstünde pahalılaşması ile ilgili değerli fikirler tartışıldı. Ortaya konan iddialardan biri de tarım ve hayvancılığa yeteri kadar yatırım yapılmamış olmasıydı. Ama bunu böyle söylemek yeterli olmuyor, sayısal ve güvenilir verilerle karşılaştırma yaparak sonuca ulaşmak gerekiyor.

Alttaki tabloda 2002-2009 yılları arasında Türkiye’de yapılan yatırımların yüzdesel dağılımını görüyoruz. Mustafa Sönmez’in “Asyalaşma Her Şeyi Saptırıyor” yazısında kullanmak için DPT ve TÜİK verilerinden derlediği tablonun en alt satırında geride kalan yaklaşık 7 yıllık dönemde toplam yatırımların %16’sının kamu yani merkezi ve yerel yönetimler tarafından yapıldığı görülüyor. Ulaştırma, hizmetler, enerji ve eğitim kamunun en çok yatırım yaptığı alanlar. Tarım ve hayvancılık ise, devletin toplam %16’lık yatırım harcamasının sadece %8’ini alabilmiş. Özel sektörün %84’lük yatırım ağırlığını kendi içinde dağıttığımızda ise tarım %2,5’ta kalmış. Yani Türkiye’de 7 yıllık dönemde kamu ve özel sektörün tarım ve hayvancılığa yatırımlarının toplamı, tüm yatırımların %4’ü bile edememiş!

İktisat biliminin tartışılan kuramları çoktur, ama her şeyin temelindeki arz ve talep dengesizliği hayatın her alanında geçerli değil midir? Fakat Türkiye’de sadece arz-talep denklemini kullanarak bile her gün kayda değer yazı yazmak mümkün! Bir mal veya hizmete yönelik talep, o malın arzı, yani piyasada bulunabilen miktarından daha hızlı artıyor ise o mal veya hizmet kıymetlenecek, pahalılaşacaktır. Yeni bitirdiğim çok ilginç bir kitap olan SuperFreakonomics, hayatta pek çok şeyin arz ve talep dengesiyle ilgili örnekler vermeye, daha ilk bölümde, fuhuş sektörünü ele alarak başlıyor. Yıllar boyu hayat kadınlarının yakalanıp hapse atılmasıyla aslında arzın suni olarak kısılmasına, ama erkeklerinin talebinin aynı kalması nedeniyle fiyatların artmasına neden olduğu iddia ediliyor. Tartışmaya açık bu gibi örnekler için kitabı okuyabilirsiniz.

Ama şu bir gerçek ki, Türkiye gibi bir ülkenin tarım ve hayvancılığa, toplam yatırımlarının sadece %4’ünü yönlendirmesi kabullenilemez. Bırakın nüfus artışına yetişmeyi, sürekli gerileyen hayvancılık, piyasaya sunulan et arzında daralma, doğal olarak fiyatların artmasına neden olacaktı. Maalesef ithalat çözüm değil.

Bugün örneğin Türkiye’nin en büyük karını elde eden GSM ve sabit hat iletişim sektörlerinde, hakim konumlarını sürdüren Türk Telekom ve Turkcell’in piyasadaki fiyatları etkileme gücü çok yüksek. Ve söz konusu bu nedenle artan kullanım fiyatları olsaydı kamu müdahelesi, mümkünse ithalat veya alternatif kanallardan rekabetçi ürün/hizmetler sunmak doğru olurdu.

Türkiye’de tarım ve hayvancılıkta sadece çiftçi, çoban değil hayvan nüfusu da azalıyor / Harika fotoğraf, Flickr’da Nuran‘dan, blog ana sayfama sığması için üstten alttan kesmek zorunda kaldım

Fakat Türk hayvancılığında böylesi hakim konumda, yarı tekel veya tekel bir kurum, şirket yok. Aksine, yurtdışından aşırı ucuz ithal edilebilecek düşük kalite ve orta kalite etler ile düşen et fiyatları sonucu hayvancılık sektörü darbe yiyecek, çünkü zaten yıllardır yatırım yapılmadığından verimli olamayan, maliyetleri sürekli artan bu sektörün ayakta kalması, hele suni olarak düşürülmüş fiyatlarla çok zor olacak.

Bugüne kadar sıklıkla tekel konumundaki piyasa, sektör ve şirketleri ele aldığım için hiç sıra gelmeyen bir şeyi söylemenin şimdi zamanı: Önce üretici hakları gelir, sonra tüketici hakları…

TARTIŞALIM

“Yatırımlarımızın %4’ü Tarıma Giderken Et Fiyatlarını Suni Olarak Düşürmek Çözüm Olamaz” henüz yorumlanmamış, ilk siz yorumlayın

Yorum yapın