// doğa, çevre ve gezi

doğa, çevre ve gezi

Vizesiz Balkan Turu’ndan Notlar: Saraybosna, Mostar, Dubrovnik, Üsküp, Ohrid, Kosova ve diğerleri

Balkanlar’da savaşın yaraları çoktan kabuk tuttu, hatta kabuklar kurudu, düştü. Önemli bir bölümü eski Osmanlı toprağı olan bölgede ciddi bir kültürel ve tarihi miras yatıyor. Bölgedeki ülkelerin çoğunun da Avrupa Birliği üyesi olmaması ve de Türk vatandaşlarından vize istememesi, hem de bölgenin ekonomik kalkınma hamlesini izlemeyi veya bundan pay almayı hedefleyenlerin çoğalması bölgeye yönelen Türk ziyaretçilerin artmasının başlıca nedenleri.

Aynı şekilde ben de bölgeyi merak edenlerden biriydim ve yaklaşık bir haftalık bir süre içinde pek çok ülkeyi kısa kısa gezme imkanı sunan turlardan birine katıldım. Genelde yurtdışı seyahatlerimde özgür ve serbest hareket imkanım olduğundan elimdeki süre zarfında olabildiğince çok yeri kendi imkanlarımla görmeye çalışır ve sonrasında yazabilirsem de sizlere bunlar içinden seçtiklerimi sunardım. Ama katıldığım bu tur, böyle bir özel programı mümkün kılmadı, çünkü 5-6 ülkeye uğruyor, ciddi mesafe kat ediyor ve gerçekten çok sınırlı zamanda hareket etmek zorunda kalıyorsunuz.

O yüzden bu yazıda, “şu mahalle yerine diğerini gezin, o müzeye değil buna gidin” gibi önerilerde bulunmaktan ziyade genel izlenimleri paylaşmaya çalışacağım.

Hırvatistan ve Karadağ'ın Akdeniz sahilleri, yemyeşil yamaçlar ve tarihi kale kentlerle göz alıcı manzaralar ve keyifli bir yolculuk sunuyor

Hırvatistan ve Karadağ’ın Akdeniz sahilleri, yemyeşil yamaçlar ve tarihi kale kentlerle göz alıcı manzaralar ve keyifli bir yolculuk sunuyor

Öncelikle şunu söylemeliyim ki, Balkanlar’da gezerken gördüklerinizin sizi bir yerlere alıp götürmesini beklentisinde olmaktansa sizin gördüklerinize anlam yüklemeye çalışmanız daha tatmin edici olacaktır. Bu nedenle de bölge, yakın tarihi ve önceki yüzyıllar hakkında az da olsa bilgi sahibi olmaya çalışmanızı öneriyorum.

Önceden vaktiniz yoksa bile ister Türkçe, isterseniz de bildiğiniz bir yabancı dilde Balkanlar üzerine yazılmış değerli bir kitabı yanınıza alıp, uzun otobüs veya otomobil yolculuklarında okuyabilirsiniz. Balkan ülkeleri sandığınız kadar küçük değil, daha doğrusu farklı ülkelerin farklı şehirleri arasındaki mesafeler çok kısa değil. Bu nedenle yollarda her gün en az 2-3, bazen çok daha fazla zamanınız geçecektir. Bu zamanı güzel değerlendirebilmek için kitaplar dışında da taşınabilir bilgisayar veya medya oynatıcı gibi cihazlarınızı da yanınıza alabilirsiniz. Tabii ki sevdiklerinizle sohbet edip dışardaki harika dağlık, yemyeşil doğayı izleyebilirsiniz ama yine de, örneğin gümrük geçişlerinde bazen bir saate yakın beklerken kendinizi oyalamanız böylece daha kolay olabilir.

Ülkemizin, bölgedeki bazı ülke ve şehirlerin kalkınmasına yönelik ciddi katkıları var. Örneğin Mostar Köprüsü’nün tekrar yapılması, Bosna Hersek’te Saraybosna’da, Kosova’nın Prizren gibi yerlerinde tarihi binalar, camiilerin onarılması gibi yardımlar, siz daha önceden bilmeseniz, kimse size söylemese bile gördüğünüz 1-2 tabela sayesinde, hatta sevimli bir binada Türk Konsolosluğu’nun varlığıyla dikkatinizi çekecek. Tur programları da genellikle böyle şehir ve kasabaları içeriyor oluyor, tabii oralarda da bir Türk olarak çok daha rahat gezebiliyor, esnaf ile iyi diyalog kurabiliyorsunuz.

Bosna Hersek, Saraybosna, Mostar ve Balkan Mutfağı
Bu ilişkilerin kuvvetli olduğu ilk ülke sanırım Borsa Hersek. Geçmişte bir vadinin iki yakasında, bir Müslüman köyü ile Hıristiyan köyünü birleştiren ve mimari güzelliğinin yanında sembolik önemi de olan fakat savaşta fazlasıyla uğraşarak yıkılan, ama 2000’li yıllarda yeniden aslına sadık kalınarak inşa edilen Mostar Köprüsü’yle Mostar her ülkenin turistini çekiyor. Zaten siz de köprünün üstünde durup bir sağa, bir sola baktıktan sonra karşı tarafa geçiyor, orada tarihi yüzünü korumuş sokakta turistik eşya satan mağazalarla yüz yüze geliyorsunuz. Fakat buradaki hediyelik eşya dükkanları arasında 2-3 tanesi, örneğin bakır ve cam işleriyle modern tasarımlar yapan biri, süslemeli, işlemeli eski Singer dikiş makinelerinin dikkat çektiği tarihi eşyalar satan bir diğeri başta olmak üzere, Balkan gezisinin diğer pek çok şehrinde bulacaklarınıza göre, bence, daha ilginç şeyler sunuyorlar erkenden cüzdanını çıkarmak isteyenlere.

Sokakta düz devam edip yol ayrımına gelmeden hemen önce sol tarafınızda, yani nehir tarafında karşınıza bir camii çıkıyor, bu sevimli ve güzel yapının avlusundan ise Mostar Köprüsü’nün güzel fotoğraflarını çekebilirsiniz, aklınızda bulunsun. Bosna’daki diğer durak ise Saraybosna. Saraybosna’da, savaşın etkilerini hala bazı binalarda görebiliyorsunuz. Burada sadece sivillerin olduğunun bilindiği halde bombalanan küçücük pazar yeri bugün yine aynı görevini sürdürüyor. Kurşunlu Medresesi, Hüsrev Bey Camii, bir katedral, aralarda kiliseler görerekten tarihi çarşı ve mahalleyi yaklaşık bir saatte gezebilirsiniz. Türk gezginlerinin Bosna-Hırvatistan geçişleri arasında uğrak noktası olan Poçitel Köyü ise size 3-5 fotoğraf çekme molası anlamına gelecektir. Ayrıca Buna Nehri’nin ortaya çıktığı mağara ve baş ucundaki Blagaj Derviş Tekkesi de, ana yolda durduktan sonra 15 dk.lık bir yürüyüşle ulaşabileceğiniz küçük atraksiyonlar olacaktır, o kadar.

Mostar, iki farklı dine mensup iki köyü birleştiren tarihi köprüsüne yeniden kavuştu, ama yaşanan acıları binalarda görmeniz hala mümkün

Mostar, iki farklı dine mensup iki köyü birleştiren tarihi köprüsüne yeniden kavuştu, ama yaşanan acıları binalarda görmeniz hala mümkün

Bosna’da ve Balkan ülkelerinde ağız tadımıza, mutfağımıza yakın seçeneklerle karşılaşacaksınız. Cevap, cevabi, cevapcici gibi isimleri olan inegöl köftesi benzeri yemek Bosna’da dışarda yemek denince akla gelen sanırım tek şey, zira 5 masadan 4’ünde bunu gördük. Masa komşunuz kaymaklı isteyebilir, ama şimdiden uyaralım, köfteler, minicik doğranmış öldürülmüş soğanlar ve pideden oluşan tabağınıza eklenecek veya ayrıca sunulacak şey kaymak değil süzme yoğurt olacak. Yoğurt isteyince de koyu bir ayran gelecek. Diğer ülkelerde de köfte tabağına kebap deniyor, örneğin Makedonya’da kil tabakta kurufasulye popüler bir yemek, isterseniz üstüne 5 veya 10 kebap yani köfte ekleniyor. Ama fasulyeden beklentiniz hiç yüksek olmasın, cinsi veya lezzeti pek özel değil, hatta daha önce pişmiş fasulye siz sipariş verince 10-15 dk, köftelerin yanında, kil tabağında ızgara üstünde tekrar ısınıyor, pek de tadı kalmıyor. Bosna’da diğer yemekleri de denemenizi öneririm, örneğin Mostar’da bizim oturduğumuz lokantada isminde “veziri” kelimesi geçen oldukça büyük bir tabakta çok güzel bir mantarlı pilav ve domates üstünde sunulan etler yedik.

Akdeniz’de Dalmaçya Sahilleri, Dubrovnik ve Karadağ Kıyıları
Daha güneyde, Akdeniz’in Dalmaçya Kıyıları’nda güzel deniz, yemyeşil kıyılar ve eski şehirlerin ayakta kalmayı başaran kaleleri, kale içindeki kentler ilgi odağı. Sırbistan’dan ayrılan Karadağ ve Hırvatistan’ın Kotor, Budva ve tabii Dubrovnik’i de bu tanıma uyan ve turların uğrak noktası yerler. Her üçü de yüzmek, dalış yapmak, kumsallarda güneşlenmek isteyenlere, toplamda 2-3 saatte ‘tüketilebilecek’ tarihi kaleleri ve içlerindeki tarihi kenti sunmaya hazır bekliyorlar. Budva en küçüğü, Kotor ortancası, Dubrovnik ise en büyüğü. Dubrovnik’te, eski şehirde daracık sokaklar merdivenlerle sırtını dağa doğru verip yükselirken sağlı sollu güzel balkonlu evler, restoranlar, minik dükkanlar gerçekten kaybolmayı zevkli kılıyor. Tabii Dubrovnik’in tarihi şehir meydanı, tarihi bulvarı ve akşam 6’ya kadar açık 1-2 müzesi de güneşin en tepede olduğu anlarda iyi bir alternatif olabilirler. Fakat denizine girmediğim bu üç noktada su hakkında bir yorum yapamayacağım. Fakat sadece Dubrovnik turu yapmayı düşünenlerin 3-4 günden fazla süreli konaklamalarda sıkılabileceğini kanısını edindim diyebilirim.

Budva, Dubrovnik ve Kotor'a göre daha küçük bir tarihi kenti olan bir durak noktası, daha çok bölge turistinin denizle buluştuğu bir nokta

Budva, Dubrovnik ve Kotor’a göre daha küçük bir tarihi kenti olan bir durak noktası, daha çok bölge turistinin denizle buluştuğu bir nokta

Hırvatistan’da sadece Dubrovnik’i görebildik, başkent Zagreb böyle bir gezinin ekseninden oldukça uzakta kalıyor, ama Split bu rotaya Zagreb’den daha yakın, aklınızda bulunsun. Biz ise Akdeniz’den uzaklaşıp Kosova’ya uğradık. Kosova, henüz belini doğrultamamış, sıkıntılı durumda bir ülke. İşsizlik oranının %50’lerde olduğu Kosova’da sadece Prizren’den geçtik. Prizren’de renovasyonu, restorasyonu Türkiye Cumhuriyeti tarafından fonlanan camii ve hamamlar bir yanda, AB fonlarıyla yenilenen 1-2 kilise diğer tarafta, küçük kasabanın tarihi mirasını tekrar canlandırmaya çalışıyor. Burada yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüş size yetecektir, eğer renovasyon çalışmaları siz gittiğinizde hala bitmemiş ise. Tabii özellikle ülkemizin aksine yurtdışında pek çok yerde tarihi camilerin bile sadece namaz saatlerinde açık olduğunu, bu nedenle cemaati az olan noktalarda camiilerin iç mekanlarını gezmenizin, ibadet etmenizin pek mümkün olmadığını da hatırlatayım. Çünkü böyle bir Balkan turunda bol camii ziyareti hedefleyenler bunu da dikkate almalı.

Üsküp ve Ohrid Ekseninde Makedonya
Makedonya’da ise Üsküp ve Ohrid ana ziyaret noktaları. Üsküp ziyaretini de tarihi ve eski şehirden başlayınca, o ana kadar gördüğünüz şehir veya kasabalarla benzerlikler kurmaya başlıyorsunuz. Fakat şehrin ‘yeni’ kısmına geçince her caddesi heykellerle dolu bu şehrin hızlı bir değişimden geçtiğini görüyorsunuz. Yeniden düzenlenen meydanlar, Yunanistan ile paylaşılamayan Büyük İskender’in dev bir heykeline yapılan hazırlıklar, taş köprü bir yanda, yeni açılan alışveriş merkezleri diğer yanda, güzel kafeleriyle Üsküp sizden en az 1-2 saatlik bir yürüyüş talep ediyor. Şehrin tarihi kısmında ve kalesinde ise yaklaşık 20 tarihi nokta olsa da, bunların başlıcaları yaklaşık 5-6 civarında. Ama eğer fazla hızlı hareket ederseniz bence az önce bahsettiğim diğer noktalarda göremeyeceğiniz güzel hanları, iç avlularını kaçırabilirsiniz.

Üsküp’ten sonra Ohrid’e geçilirken yol üstünde Tetova’da (veya eski adıyla Kalkandelen) çok güzel dış süslemesi olan Alaca Camii’yi fotoğraflamamak olmaz. İnce işçilikle çok güzel boyanan, figürler yapılan dış cephe göz ziyafeti sunuyor. Ardından yaklaşık 500 yıllık Bektaşi Harabati Baba Tekkesi’ni görebilir, avlusunda dolaşıp bölgedeki Bektaşi varlığının son örneklerinden birinin havasını koklayabilirsiniz.

Yarısına yakını Arnavutluk sınırları içinde olan Ohrid Gölü’nün kıyısına ulaştığınızda keyfiniz artacaktır çünkü hem Ohrid, hem de göl güzel. Göl suyu tabii daha az tuzlu ve bence yüzmesi daha keyifli. Ohrid’in merkezine indiğinizde kıyıya şeridinde birkaç restoran göreceksiniz, fakat göldeki balık türlerinin azaldığını öğrendik, açıkçası çok da zengin bir balık menüsü göremedik, ama balık çorbalarımız lezzetli idi.

Büyük bir göl olan Ohrid'in etrafında pek çok yerleşim, tarihi ibadethane ve harika manzaralar yorucu bir yolculuktan sonra dinlenmeniz için birebir

Büyük bir göl olan Ohrid’in etrafında pek çok yerleşim, tarihi ibadethane ve harika manzaralar yorucu bir yolculuktan sonra dinlenmeniz için birebir

Sahilden yavaş yavaş yukarı kıvrılırsanız tepeye kadar göreceğiniz pek çok yer var, tarihi St. Panteleymon kilisesi, anfi tiyatro, Ayasofya Kilisesi, tepeye çıkan sokaklardaki güzel evler, pansiyonlar, tepede güzel Ohrid Gölü manzarası, ardından orman içinden sahile iniş, keyifli bir yürüyüşle kendinizi bir yandan da sınamanızı sağlıyor. Ohrid merkezden yaklaşık 1 saat mesafede, yine göl kenarındaki St. Naum ise manastırıyla ilgi çekiyor. Ama gölle buluşan doğal su kaynaklarına tekneyle 15-20 dakikalık turlar yapan restoranlar var, keyif aldığımızı söyleyebilirim. Bir şelale görmeyeceksiniz ama suyun etrafındaki doğal bitki örtüsü, sakinlik ve sessizlik etkileyici.

Bitola kentinde yani Manastır’da Atatürk’ün mezun olduğu Askeri İdadi’nin olduğu binada Atatürk’e özel hatıra odası ve de yeni açılan bir tarih müzesi size bekliyor. Bitola’nın bol kafeli, restoranlı, yerli yabancı turistli ana caddesini arşınlayıp öbür uçta Saat Kulesi olan meydan, onun bir ucunda Yeni Camii, diğer tarafında İshak Camii’ni görebilirsiniz. Eski Osmanlı çarşısı, Bedesten ise bence vakit ayırmaya değmeyecek yerler. Aynı şekilde Elveda Rumeli dizisinin çekildiği Pürsıçan adlı köye de boşuna yol yapmanıza hiç gerek yok, çünkü köyde neredeyse yaşam yok, karşılaşacaklarınız hayal kırıklığı yaratabilir.

Genel Kanı ve Öneriler
Böyle bir seferde çok ülkeli bir Balkan Turu yapmanın, uzun saatleri otobüs içinde geçirdiğiniz ve özellikle Arnavutluk, Makedonya sınırlarında geçirdiğiniz zaman yüzünden yorucu olabileceğini göze almalısınız. Ayrıca, yoğun program hoşunuza giden yerlere tekrar gelmeniz gerekebilir, gerçi ben herhangi bir noktada bir gün fazla kalma gereği hissetmedim açıkçası. Balkanlar hakkında genel anlamda fikir sahibi olmak, mevcut durumu görmek açısından böyle bir tur faydalı olabilir. Ama tatilde çok yorulmak istemeyenler, bir haftada pek çok yer görmektense, saydığım ülke ve şehirlerden çok daha azını bir seferde görüp daha fazla dinlenmeyi tercih etmeli diye düşünüyorum, öte yandan daha yavaşlattığınız bir gezide, kaldığınız şehirlerde vakit geçirmek için yapabileceklerinizin sınırlı olduğunu, müze, alışveriş gibi açılardan çok zengin yerler olmadıklarını da belirtmeli.

Gitmeden önce ülkelerin para birimlerini, TL, avro veya dolar karşısında değişim oranlarını öğrenmenizde, mümkünse bozuk Avro taşımanızı öneririm. Çünkü aynı gün 2-3 ayrı ülkeden geçtiğiniz durumlarda elinizde gereksiz yere bir daha kullanamayacağınız bir para kalmasın. Ülkelerin çoğunda avro ile işinizi halledebilirsiniz. Hava değişikliklerine hazırlıklı olmak adına da ince bir yağmurluk, kapalı veya açık 2. Yedek ayakkabı, sınır geçişleri, bakımda olan yollarda geçen aşırı zaman nedeniyle de otobüste geçireceğiniz vakitlerde susuzluğunuzu ve açlığınızı gidermek için fırsat buldukça atıştırmalıklar almanızı da öneriyorum.

İlerleyen günlerde geziden çok daha fazla fotoğrafımı da sizlerle paylaşmayı planlıyorum, bu sayfayı tekrar ziyaret edebilirsiniz.

TARTIŞALIM

“Vizesiz Balkan Turu’ndan Notlar: Saraybosna, Mostar, Dubrovnik, Üsküp, Ohrid, Kosova ve diğerleri” 3 kez yorumlanmış, siz de yorumlayın

  1. Yunanistan ve Balkan turları hakkında bilgi almak istiyorum

    Yorumlayan: yüksel özlü | 27.02.2012, 16:31
  2. çok güzel anlatmışsınız bende kısa bir süre sonra benzer bir tura çıkacağım sürekli olarak kitap araştırıyorum ama istediğim gibi bir kitap bulamadım
    gezi tarzı veya roman da olabilir tavsiye edebileceğiniz bir kitap olursa çok sevinirim şimdiden çok teşekkürler..

    Yorumlayan: nurgül | 14.05.2012, 13:42

Yorum yapın