// oyunlar, spor, TV

oyunlar, spor, TV

TV Suç Oranlarını Arttırdıysa Aşırı İnternet Kullanımı Düzenlenmeli mi

“Queens’de, iki hafta önce bir gece, çevre apartmanlardaki saygın ve kanunlara inanan 38 vatandaşın gözleri önünde bir katil bir kadına yarım saatten uzun bir süre içinde aralıklarla 3 kez saldırdı ve bıçakladı. Kimse polisi aramadı. Bir görgü şahidi ise ancak kadın öldükten sonra aramıştı.”

New York Times gazetesinin 1964 yılındaki Kitty Genovese cinayeti ile ilgili tarihi haberi bazılarımıza tanıdık gelmiştir. Çünkü ABD’de en çok okutulan sosyal psikoloji ders kitaplarından en az onunda bu hikaye yer alıyor, aynı şekilde Malcolm Gladwell’in dünya çapında geniş ilgi uyandıran Kıvılcım Anı (Tipping Point) kitabında da. Hatta cinayetin 30. yılını anmak için dönemin ABD Başkanı Clinton New York’a giderek cinayetin yaşandığı dönemde, ABD toplumunun tehlikede olmakla kalmayıp yalnızlaştığını vurgulamıştı.

Ama 1964’teki bu olay ABD’de hızla artan suçlardan sadece bir tanesi idi. 63’te Kennedy suikasti de toplumu derinden sarsmıştı. Şiddet ve mülk gaspı içeren suç oranları 1950’lerin sonuna kadar dengeli seyrederken 60’larda ikiye, 70’lerde ise dörde katlandı. Gerek o dönemde, gerek sonrasında bilim adamları bu artışın nedenlerini keşfetmeye çalıştı. Ama sosyal ve davranışsal alanda deney yapmanın zorluğu ve bazı durumlarda imkansızlığı pek çok hipotezi desteksiz bıraktı.

Söz konusu dönemde hızla artan genç nüfus, otorite karşıtı hareketin güç kazanması, vatandaşlık haklarındaki ilerlemeler de suç oranındaki değişimin nedenleri olarak sorgulandı. Diğer yandan Amerikan sivil özgürlükler hareketi , hapishanelerdeki şartların, aşırı kalabalık ortamların suçluların insanlık dışı bir muameleye maruz kalmasına neden olduğuna dikkat çekmeye başlamıştı. Özellikle en kalabalık hapishanelerin olduğu eyaletlere açılan davaların kazanılması sonucu bazı eyaletlerde daha hafif suçlular iyi hal göstermeleri durumunda daha çabuk serbest bırakılırken aynı suç için hapse atılma olasılığı da eskiye oranla ciddi oranda düştü. Bu eyaletlerde %15’e varan oranlarda hapishanelerin yükü azaltıldı!

Çocukların sadece İnternet değil TV kullanımında da izledikleri içeriğin şiddet içermesinden daha başka faktörlerden olumsuz etkileniyor olma olasılığı sanılandan çok daha kuvvetli

Böylesi eyaletlerle diğerleri karşılaştırıldığında ise suç artışının ancak %30’u daha çok suçlunun serbest bırakılması ile açıklanabildi. Bir diğer %10 ise “Baby Boom” diye anılan nesli oluşturan, hızla artan nüfus, ayrıca Afrika asıllı Amerikalılar’ın daha kuzey eyaletlere göçü ve Vietnam’dan geri dönen gazi ve askerlerin huzursuzluğu, eylemleri ile açıklanabildi.

Ama bu oranlar yetersizdi. Bilim adamlarının hapishanelerde deney için suçlu oranlarının değiştirilmesini önerme şansları olmadığından doğal deneyler arayışına girmeleri gerekiyordu. O dönem pek akla gelmeyen nedenlerden biri ise ABD toplumunu hızla etkisi altına alan televizyon idi. Ama rasgele iki grup genç seçip suçluluk oranlarını onlara ne kadar TV izlediklerini sorarak açıklamak da mümkün değildi.

Fakat televizyon yayınlarını düzenlemekten sorumlu olan Federal İletişim Kurumu, 1948-1952 yılları arasında yeni TV kanallarının açılışına izin vermedi, çünkü sistem daha büyümeden önce yayın spektrumunu yeniden düzenlemenin doğru olacağı düşünüldü. Böylece ülkede 1940’ların ortasında TV seyretmeye başlayan bir grup eyalet ile 1950’lerin ortasında TV ile tanışan farklı bir grup eyalet oluşmuş, arada da 10 yıllık bir nesil farkı çıkmış oldu. İşte bu da doğal deney gözlemi için harika bir fırsattı.

Sonuçlar çok etkileyici idi. Geçmişte benzer suçluluk oranları gösteren şehirlerden, TV izlemeye erken başlayan şehirlerde şiddet suçları 1970’lerde diğer şehirlere göre 2 kat artarken gasp ve mülk hırsızlıkları ‘erken TV’li şehirlerde19 40’larda daha azken 70’lerde TV’ye geç kavuşan şehirleri geçmişti.

Şehirlerin kendine has ekonomik ve güvenlik dinamiklerinin sonuçları etkilememesi için de belli şehirlere eğilerek yapılan çalışmalar da paralel sonuçlar göstermiş. Örneğin 1954 yılında TV yayınlarının başladığı bir eyalette 1950 doğumlular ile 1954 doğumlular arasında karşılaştırma yapıldığında dört yaşına kadar TV izleme şansı olmuş olan yaş grubunda suçluluk oranlarının daha yüksek olduğu görülmüş. Hatta 15 yaşına kadar, TV izlenen her fazladan yıl, gasp gibi suçlardan tutuklamalarda %4, şiddet suçlarından tutuklamalarda %2 artışı istatistiki olarak açıklamış. Toplamda da televizyon seyretme sıklığı, 1960’larda artan gasp ve mülk suçlarındaki artışın %50, şiddet suçlarındaki artışın da %25’ini açıklamış.

TV’nin bu kadar etkili olmasını ise açıklamak daha da zor! Özellikle 5 yaşından önce daha çok TV izleyenlerin üzerinde etki daha fazla olduğundan ve de bu yaş grubunda şiddet içerikli TV yayınlarının pek izlenmediğini düşündüğümüzde gerçek nedenleri ortaya çıkarabilmek gerekiyor.

Peki İnternet de Televizyon Gibi Bir Etkiye Sahip mi?
Her yeni teknoloji hayatı biraz daha kolaylaştırmanın çok daha ötesine geçiyor, hayat standardında kayda değer gelişmeler sağlıyor. Örneğin Hindistan’ın kırsalında TV ile tanışan bölgelerde kadına daha az şiddet ve daha az istenmeyen doğum vakası gözlemleniyor. Belki kadınlar izlediklerinin etkisinde kalıp kendilerine daha iyi davranılmasına yönelik tutumlar sergiliyor, belki de Hintli erkekler TV karşısında daha fazla kriket seyretmeye dalıyor.

İnternet için her birimizin vereceği farklı olumlu örnekler de olacaktır. Tabii bir diğer yandan da ülkemizde RTÜK’ün TV yayınlarını düzenlemeye yönelik yaklaşımlarının paralelinde İnternet yasakları artıyor. Zararlı içerik kategorileri belirlenmiş durumda ve İnternet üzerinden basit bir form doldurarak şikayet edilebilen siteler kolayca erişime kapatılıyor. İnternet’teki yayınların sadece gençlerin değil toplumun ahlakı ve sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olacağı öne çıkarılıyor.

Fakat TV tarafında olduğu gibi İnternet tarafında da içeriğin olumsuz etkisini kanıtlamak pek mümkün değil. Nitekim 5 yaşından önce izlenen TV suç oranlarını arttırıyorsa bunda içerikten ziyade ekran karşısında kalıp başka insanlarla yüzyüze gelmeyen, sosyalleşmeyen çocuklar, ailelerin çocukları TV karşısına bırakma kolaylığına kaçarak ilgilerini, diyaloglarını ve sevgilerini esirgemesi, imkansızlıklarla büyüyen gençlerin daha yüksek refah seviyesindeki yaşamı izlerken bundan olumsuz etkilenmesi gibi çok daha mantıklı açıklamalara öncelik vermemiz gerekiyor.

Her ne kadar içerik önemli olsa ve toplumda bazı davranışların daha kolay kabul görmesini sağlayan algılar yaratabiliyor olsa da aslında ideal bir toplumda genç yaşlı herkesin tükettiği içeriği seçme bilinci ve bu içeriği içselleştirmeden önce sorgulama yetisine sahip olması, bunun için de duygusal ve zihinsel gelişimini doğru eğitim ve öğretim ile tamamlamış olması gerekiyor.

İnternet’in kitleler üzerindeki dönemsel etkisini ölçen bir deneyle karşılaşmadım, İnternet’in Batılı ülkeler içinde çok daha hızlı yayıldığını düşündüğümüzde böyle bir deneyin Batı’dan gelmesi oldukça zor. Ama TV deneyinin sağladığı ışık sayesinde artık ülke olarak içeriği denetleme ve yasaklamanın ilkel bir savaş yöntemi olduğunu fark etmemiz ve de ister televizyon, ister İnternet, isterse elimizden, kulağımızdan düşmeyen cep telefonu olsun çocuk ve gençlerin hayatına giren her teknolojinin onların duygusal gelişimi üzerindeki etkisini yönetmeye yönelik adımlar atmamız gerekiyor. Aksi halde tüm gün komik videolar izleyerek günü geçiren gençlerin de pek sağlıklı yetişmediğini yakında fark etmeye başlayacağız…

Açtığımız gibi Kitty Genovese cinayetiyle kapatalım. Bu yazımın kaynağı olan SuperFreakonomics kitabının yazarlarının ve son dönemde bazı diğer yayınların, olayın iç yüzünü sorgulamaya başlamasıyla mahalledeki insanların tepkisiz olduğu yönündeki bilgi doğruluğunu yitirdi. Olay gece karanlığında, saat 3 buçukta, saldırılardan sonuncu ve ölümcül olanı da arka kapıda gerçekleştiğinden 38 değil belki bir kişinin bile olayı tam göremediği ortaya çıktı. Yani, komşularınıza güvenmekten vazgeçmeniz için yeni bir neden yok!

[tags]suç oranları, İnternet, televizyon, İnternet kullanımı[/tags]

TARTIŞALIM

“TV Suç Oranlarını Arttırdıysa Aşırı İnternet Kullanımı Düzenlenmeli mi” henüz yorumlanmamış, ilk siz yorumlayın

Yorum yapın