// medya / pazarlama

medya / pazarlama

Televizyonunuzu Uydudan mı alırdınız, Kablodan mı, ADSL’den mi?

Her ne kadar dünyanın en popüler video servisine erişim ülkemizde engellenmiş olsa da Türk İnternet kullanıcıları İnternet üzerinden video tüketmede yabancılardan hiç de geri kalmıyor. Pek çok evde HD Ready, Full HD televizyon setleri olmasına rağmen yüksek çözünürlüklü yayınla tanışmayanlarımızın çoğunlukta olması da düşük kalitede videoya karşı yüksek toleransımız olmasını sağlıyor. Bağlantı hızları da yükseldikçe kaçırılan dizi bölümlerini İnternet’ten izlemek gittikçe daha fazla kişinin tercihi oluyor. Bu da İnternet televizyonu, iTV veya Online TV olarak adlandırabileceğimiz hizmetlerin ülkemizde ciddi şansı olduğunu gösteriyor. Nitekim geçtiğimiz günlerde TTNet TiViBu hizmetini devreye soktu.

Peki tam da Digiturk “TiVi Bitti, Şimdi Digi” derken televizyon platformlarındaki savaş yeniden mi başlıyor? Ülkemizde şehirlerde milyonlarca hane geleneksel karasal yayınları çatı antenleriyle, kırsalda ise çanak antenlerle Türksat uydularından takip ediyor. Yine uydu üzerinden, ama bu sefer katma değerli hizmetler sunan Digiturk’ün ise yaklaşık 2 milyon, D-Smart’ın 1 milyon kişiye ulaştığı kendi beyanları. Digiturk’ten sonra aylık ödemeli bir diğer platform olan Kablo TV ise 1,2 milyon aboneye sahip, fakat bu kadar verimli, ekonomik ve ölçeklenmesi kolay bir sistem olan Kablo TV şebekesi üzerinden Kablo İnternet kullanıcılarının sadece 150 binlerde kalması da ülkemizde rekabetin ne kadar dengesiz olduğunun bir başka göstergesi.

Şimdi ise 6 milyonu aştığı açıklanan ADSL kullanıcısının çoğunluğuna perakende hizmet sağlayan, diğer ADSL abonelerinin servis sağlayıcılarına ise altyapıyı sunan Türk Telekom, İnternet kullanıcılarına iki farklı fiyatlı paketlerle TV yayını ulaştırma işine girerek aylık abonelik ücretiyle iş modeli kuran Digiturk ve Kablo TV’nin arasına eklendi. Ve ilk günlerde 1 TL.lik promosyon fiyatıyla hızla abone kazanmaya başladı, ilk haftada 50 binin üstünde kayıt yapıldı.

TV Platformları Çeşitleniyor, Rekabette İçerik ve Erişim Kolaylığı Öne Çıkıyor

Fakat bu rakam gittikçe daha geniş bir kesimin İnternet’te vakit geçirdiğini, Türkiye gibi televizyon izleme kültürünün çok kuvvetli olduğunu düşündüğümüzde hiç şaşırtıcı değil. 2007 sonunda İngiltere’de BBC’nin hizmete soktuğu benzer BBC iPlayer’ın ilk 6 ayda yarım milyon aboneye ulaşması beklenirken ilk üç haftada 3,5 milyon program izlendi veya indirildi. İlk yılında İngiliz İnternet trafiğinin %5’ini oluşturacak miktarda veri transferi, hem de sadece BBC programlarını izlemek için kullanıldı.

Yayınlar da Değişiyor, Kanallar da
Tabii platformlar böyle çeşitlenirken içerik tarafında da önemli değişimler yaşanıyor. Mesela CNBC-e’nin birkaç sene önce parmakla gösterilen dünyanın en popüler dizilerini Türk izleyicisiyle buluşturabilirken artık bu diziler için daha fazla kanalla rekabet etmek zorunda kalıyor. Ve rekabet ettiği kanallar da ulusal, karasal yayın yapan kanallar değil! Bu da ücretsiz içerik tarafında değişikliklerin yavaşça başladığını gösteriyor.

Her ne kadar Türkiye’de en çok takip edilen diziler ve programlar ulusal ve ücretsiz erişilebilen kanallarda olsa da aynı izleyiciyi kapmak için daha fazla tematik kanal, daha fazla katma değerli abonelik paketleri yarışıyor. Bu da geleneksel, ulusal kanalların izleyici kitlesinde bazı farklılıklara, belli tüketici gruplarının farklı alternatif kanallara kaymasına neden olmaya başlıyor.

Öte yandan geçmiş yılları bir yana bıraksak bile sadece 2009’da yaklaşık 930 bin adet HD Ready ve Full HD televizyon satılan ülkemizde henüz HD yayın izleyerek televizyona yaptıkları yatırımın karşılığını alanların sayısı çok az. Yüksek çözünürlükte film izlemeyi sağlayan PlayStation gibi bir oyun konsolu, DVD’ye göre çok daha gelişmiş Blu-ray disk oynatıcılar veya Digiturk ve D-Smart’ın HD kanallarından faydalanarak evde gerçekten detay ve netliğin keyfine varanlar henüz çok az. Ama 2010’un ikinci yarısı, hatta son çeyreğinde artık HD yayın izleyicilerinin daha hızlı artmaya başlayacağını tahmin ediyoruz. Tabii Türk Milli Takımı, G. Afrika’daki Dünya Kupası’na katılacak, TRT de Dünya Kupası’nı –henüz olumlu bir açıklama ile karşılaşmadığımdan- HD çözünürlükte yayınlayacak olsaydı 2010’da Türkiye’de HD izleyici kitlesinin çok hızlı artacağı yönünde tahminlerimiz olacaktı.

Biz HD keyfinden henüz uzaktayken Nisan ayıyla beraber ülkemizde 3 boyutlu TV setleri, gözlükleriyle beraber satışa sunulacak. Sinema salonlarına, Holywood’a ciddi oranda canlılık katan üç boyut tecrübesi pek çok kişiye evlerine de bu heyecanı taşıma motivasyonu verecek, ama henüz 3B yayın konusunda atılması gereken çok fazla adım var.

Platform Savaşlarında Belirleyici Faktörler
Bu gelişmeler yaşanırken TTNet’in de girişiyle hareketlenen TV platformları arasındaki mücadelede müşteri açısından belirleyici başarı faktörleri de şekilleniyor.

Ücretsiz İçerik veya ‘Temel Paket’in Kalitesi, Farklılığı: Ücretsiz ulusal kanalların çok kuvvetli olduğu Türk TV dünyasında platformların farklılaşabilmesinin ilk akla gelen yöntemlerinden biri farklı kanalları ücretsiz, temel giriş paketinin içinde sunmak. Ama bu yatırımın getirisini doğru tahmin edebilmek ve sonrasında ölçümleyebilmek önem kazanıyor. Platformlar bazen organik bağ da kurdukları özel tematik kanalları öne çıkarırken belli bir gelir akışı bile elde edebiliyor ama daha da önemlisi bu kanalların abone sadakati yaratması. Digiturk platformundaki İzTV bu konuda bir başarı örneği.

Ayrıca ‘temel paket’ başarısı sadece ücretsiz kanallarla sınırlı kalmıyor. Örneğin HD yayın abonelerine sunulan HD kanal paketinin farklılığı da daha bugünden önemli bir tercih sebebi olmaya aday. Bugün her platformda yer alan veya alması muhtemel belli başlı 2-3 yabancı spor ve belgesel kanalının HD yayını olmazsa olmaz konumda olabilir, ama fark yaratmak için de yeterli değil. Zamanla Show TV’nin HD yayınının sadece Digiturk’te, Kanal D’nin HD yayınının sadece D-Smart’ta olması gibi konumlandırma kararlarının etkisini daha iyi göreceğiz.

Katma Değerli Hizmetlerin Çekiciliği: Uydu, kablo şebekesi, İnternet şebekesi gibi farklı altyapılar nedeniyle aynı katma değerli hizmetleri sunamayacak platformlar olsa da Video-on-Demand yani her an oynatmaya hazır içerik kütüphanesi, bu kütüphanenin platforma özel içerik taşıyabilmesi, kütüphanenin fiyatlandırması, Türkiye Ligi futbol yayınları, tema paketlerinin kalitesi, film ve dizi kanallı paketlerin taşıdığı içerik sadece yeni abone alımında değil, mevcut abone tabanında fiyatlama, aynı haneye birden fazla abonelik satma gibi artılar sağlıyor.

Erişim ve Anında Erişim Kolaylığı: Platformların kullanım kolaylığı, mevcut TV setiyle entegre çalışabilmesi, bağlantılar, yayın alıcı cihazları konumlandırma kolaylığı, fiyatlandırılması, servis imkanları, kolay kurulumu platformdan platforma ciddi fark gösteriyor.

Bunlara ek olarak kurulmuş bir sistemin, mevcut Türk TV kullanım alışkanlıkları ve geçmişi dikkate alındığında, çabuk ve kolay açılması, kanalların hemen büyük ekranda görüntülenmesi de müşteri memnuniyeti açısından fark yaratabilen bir faktör.

Anahtar Hizmet / Temel Değer: Her iş modeliyle beraber şekillendirilmesi gereken bir soru olan “bu ürün/hizmet ile müşterilerimizin hangi ihtiyacına nasıl farklı bir çözüm sağlayarak farkımızı meydana koyabiliyoruz” sorusuna bugün Türkiye’de rahat cevap verebilen platform sayısı az. Daha çok geleceğe yönelik tahminler ve bunların gerçekleşmesi halinde elde edilecek üstünlükler konuşuluyor.

Farklı izleyici gruplarının oluşturduğu dinamizm içinde hangi içeriklerin ve erişim modelinin gelirler açısından değil karlılık açısından büyük fırsatlar sunduğuna yönelik doğru tespitler ve ardından doğru çözümler, o platformun uzun vadede güçlenmesini sağlayacak. Bugün Türkiye’de futbol yayıncılığının en büyük pastayı oluşturduğu, yayın ihalesini kazanan platformun temel değer/fayda teklifinin “kaliteli maç keyfi” olduğunu biliyoruz.

İkinci ve üçüncü büyük değerin ne olduğu ve bu değerin nasıl sunulması gerektiği konusunda ise farklı fikirler görüyoruz. Zaten bu farklı fikirler sayesinde farklı platformlar pazara adım atıyor. Farklı müşteri taleplerinin sunduğu gelir potansiyellerinden olabildiğince geniş bir kapsama alanını elde etmeye çalışmak gelir akışındaki riskleri azaltma şansı sunabileceği gibi odaklanma ve maliyetlerin kısılması tarafında sıkıntılara da neden olabilir. Örneğin farklı ihtiyaçlara sahip iş yerlerinden bir grup olan binlerce 3-4 kişilik küçük bir ofis veya KOBİ’nin gün içinde belli saatlerde TV izleme talebini İnternet televizyonunun karşılama gücü kuvvetliyken bir kuaför salonu, bir hastanenin TV yayın ihtiyaçları doğal olarak farklı şekilde biçimlenmekte. Ama dikkat çekici olan bu farklı müşteri taleplerinin artık eskisi gibi uzun süre sabit kalmadığı, içerik ve erişim, uygulama, masraf konusunda beklentilerin değişmeye başladığı.

Burada öne çıkan bir diğer faktör ise hala cep telefonundan ve dizüstü bilgisayardan mobil İnternet penetrasyonu düşük olan ülkemizde televizyon veya monitöre, yani ekrana yayını ulaştırmaktaki başarı. Çünkü DLNA gibi ev içi kablosuz bağlantı özellikli TV setlerinin, dijital medya oynatıcı kutuların henüz yeterli bilinirliğe ulaşmadığı ülkemizde uydu alıcı kalabalığı yaşanıyor. Balkonlar ve çatılardaki görüntü kirliliği ise söze gerek bırakmıyor…

TARTIŞALIM

“Televizyonunuzu Uydudan mı alırdınız, Kablodan mı, ADSL’den mi?” bir kez yorumlanmış, siz de yorumlayın

  1. bilgi için teşekkürler

    Yorumlayan: kablo tv | 07.10.2010, 08:34

Yorum yapın