// doğa, çevre ve gezi

doğa, çevre ve gezi

Mısır Turu Notları 1: Nil Nehri Vadisi’nde Luksor’dan Assuan’a; Krallar Vadisi, Tapınaklar

Dünya’nın en popüler tatil noktalarından olan Mısır, yurt dışına çıkan Türk sayısı arttıkça ülkemizden de daha fazla turist çekmeye başladı. Ben de bir bayram tatilini Mısır’da değerlendirdim. Ülkenin Batı Çölü tarafı en az turistik kısmı iken tarihi İskenderiye’nin en büyük yerleşim yeri olduğu Delta ve Kuzey Kıyısı alanı da yine az ilgi çekiyor. Fakat özellikle dalış ve deniz tatili için Sina ve Kızıldeniz kıyıları, özellikle Şarmü’ş Şeyh, ardından tabii başkent Kahire, ve de binlerce yıllık mirası farklı şehirlerde, Nil Nehri boyunca barından Nil Vadisi Türkler’in sırasıyla en çok bahsettikleri, ilgi gösterdikleri yerler.

Nil Gezisi: Mısır Uygarlığının Can Damarı
Kendi adıma ülkemizin denizlerinde vakit geçirmeyi tercih ederek Mısır’a gitmişken Nil Vadisi ve Kahire ağırlıklı bir geziyi tercih ettim. Dünya’nın en uzun nehri olarak da kabul edilen Nil Afrika’nın çok önemli bir su kaynağı ve de tarih boyunca Mısır’a hayat veren, Mısır’ı Mısır yapan Nil, ülkenin güney ucundan başlayıp kuzeye doğru, Kahire’yi de geçerek Akdeniz’e geniş bir delta ile boşalıyor. İmparatorluklar’ın zenginliklerinin iki yakasına dağıldığı, yıllık döngüleriyle suları taşıp geri çekildikçe toprağı zenginleştiren Nil Vadisi’nde gezilecek onlarca şehir, kasaba var. Daha kuzeyde Beni Hasan, Asyut gibi daha az turistik, daha az güvenlikli olduğu düşünülen yerleri görmedim. Ama tabii Nil’in en bilinen merkezlerinden Luksor geziye başlamak için ideal. Hem de Türkiye’den, İstanbul’dan doğrudan Luksor’a uçabilirseniz geziye daha da enerjik bir başlangıç yapmanız mümkün olabilir. Luksor’a, Nil Bölgesi’ne fazlasıyla vakit ayırabileceksiniz, şehrin az kuzeyindeki Dendera adlı şehirde de Hathor Tapınağı’nın sizleri beklediğini aktarayayım.

Nil'in Mısır'da çölün içinde açabildiği yeşil alan tarih boyunca gittikçe daralmış, ama hala Mısır halkının başlıca yaşam ve besin kaynağı

Nil’in Mısır’da çölün içinde açabildiği yeşil alan tarih boyunca gittikçe daralmış, ama hala Mısır halkının başlıca yaşam ve besin kaynağı

Nil Nehri boyunca, yelkenli, felukka denen tekneler ile ve tabii turistik 3-5 katlı gemiler ile yol almak çok keyifli. Gemide geçirilen saatlerde, terasta, veya odanızın penceresinden Nil’in iki tarafını izlerken şunu düşünmelisiniz. Bin, iki bin yıllık değil, 3-5 bin yıllık tarihin kalıntılarını bizzat izlediğiniz bu ülkede, Nil’in çölün ortasında yarattığı yemyeşil hattın üzerinde gördükleriniz binlerce yıldır aynı. Bugün o yeşilliklerin arasında gecekondu görünümlü, 1-2 katlı, az odalı evlerin, suyun etrafında dolaşan küçük-büyükbaş hayvanların, ve bölge halkının hayatını, sanki MÖ 1000 yılındaymış gibi düşünerek izleyebilirsiniz.

Nehrin debisinin arttığı kış aylarının özellikle Nil turizmini Aralık-Şubat arasında canlandırdığı söyleniyor. Kasım ayında çok güzel ve sıcak bir havada ülkeyi gezdik, Kahire’de üstümüze hırkalar geçirdik, kısacası ülkemize göre kış aylarında Mısır gezisi uygun olabilir gibi göründü bana.

“Mısır’daki Nil”in Ortası, En Bilinen Noktası Luksor ve Teb
Luksor’da dünyaca ünlü Luksor ve Karnak Tapınakları var. Nehrin diğer yakasında, Nil’in sayesinde gelişen geniş yeşil bölgenin ötesine geçtiğiniz bir yarım saatlik mesafe sonrasında ise dünyanın en zengin sit alanlarından biri olan eski Mısır’ın başkenti Teb sizleri bekler. Teb’de görülecek başlıca noktalar hiç de az değil, sıcak bir günde, çölün ortasında en azimli ziyaretçilerin bile bir günde bitirmekten çekineceği, daha doğrusu bitiremeyeceği bu alanda bazı şeyleri atlayıp atlamamak ya size veya eğer bir turla gittiyseniz acentanın insafına kalmış. Ama tabii sizlerin de, bizim yaptığımız gibi, acentayla konuşarak turu isteklerinize göre yönlendirmeniz söz konusu olabilir.

Firavunlar kendileriyle birlikte gömülen varlıkları, hazinelerini gözlerden uzak tutabilmek adına, 3500 yıl önce mezarlarını Teb tepelerine kazdırmaya başlamış. Krallar Vadisi olarak adlandırılan bölgede, yerin altına gömülmüş mezar komplekslerinden yaklaşık 60 adedi bulunmuş. Bunların bazıları gerçekten oldukça büyük ve uzun koridorlarla mezar odasına ulaşılıyor. Bu koridorlar boyunca duvarlar ve tavanda dini kitaplardan alıntılar içeren hiyeroglif, süslemeler yer alıyor. Krallar Vadisi’ne normal biletle girdiğinizde büyük olasılıkla 3 mezara girebileceksiniz, daha fazlası için daha geniş kapsamlı bir bilet almanız gerekiyor. Ayrıca, hırsızların bulamadığı ender mezarlardan olan ama içindekiler Kahire’deki müzede sergilenen Tutankhamon’un mezarı gibi bazı mezarlara giriş için de ayrıca bilet alınıyor ve bu bilet mezarın girişinden temin edilemiyor, ana girişten alınması gerekiyor. Sıcak altında tekrar başa dönmekle zaman kaybetmemek için bunları planlayarak gitmenizde fayda var.

Nil'in Luksor yakasında sabah uyandığınızda, Teb tarafında, Krallar Vadisi üstünde balon gezilerini görebilirsiniz

Nil’in Luksor yakasında sabah uyandığınızda, Teb tarafında, Krallar Vadisi üstünde balon gezilerini görebilirsiniz

Teb’de Krallar Vadisi gibi, ama tabii o kadar görkemli olmayan, çok daha küçük ve az sayıda mezar içeren Kraliçeler Vadisi ve de Soyluların Mezarları olarak adlandırılan bölgeler de var. Kraliçeler Vadisi’nde Nefertari’nin Mezarı, ki oranın en önemli noktası, bizim ziyaretimiz olan dönemde çoktandır kapalıydı, tekrar açılıp açılmayacağını bilemiyorum fakat Amonherhep’in mezarı, süslemeleri ve de 5 aylık cenin mumyasıyla fazlasıyla dikkat çekici.

Teb’e gelirken büyük olasılıkla göreceğiniz, ama gelirken görmeseniz de dönerken uğramanız gereken bir nokta ise iki tane 18 metre boyunda Memnon Heykelleridir. Yüzleri zarar görmüş olsa da bu heykeller bölgeyi ve eskiden arkalarında bulunan dev bir mezar tapınağını korumaktaymış.

Teb bölgesinde beni en çok etkileyen ise Hatşepşut Tapınağı idi. Kısmen kayalara oyulduğu için hemen arkasında tepelerin yükseldiği bu tapınak geniş ve geometrik ön cephesi ile olduğundan çok daha yeni bir insan yapısı olduğu izlenimi uyandırdı. Burada çoğunluk gibi sırayla basamakları tırmanıp en üst katı görüp sonra da aynen geri dönmeyin. Mutlaka çıkışta merdivenlerin, rampanın sol tarafında kalan sütunlara doğru yönelin, o sütunların arkasında Hathor Şapeli’nin orjinal renklerin büyük kısmının korunduğu rölyefleri, süslemeleri görün. Yanlış hatırlamıyorsam bu şapel en üstten bir alt kattaydı, bir kat daha aşağıda da sağda ve solda yine sütunlar arasında, iç kısımlarda çok güzel süslemeleri seyredek çölün ortasındaki bu tapınakta gölgede bir güzel dinlenebilirsiniz.

Kraliçe Hatşepşut'un mezar tapınağı kayaların içine kazılmış görüntüsü ile daha uzaklardan etkileyici oluyor, hele binlerce yıl önce tapınağın ön kısmının daha da süslü ve yeşillikler içinde olduğu düşünülürse...

Kraliçe Hatşepşut’un mezar tapınağı kayaların içine kazılmış görüntüsü ile daha uzaklardan etkileyici oluyor, hele binlerce yıl önce tapınağın ön kısmının daha da süslü ve yeşillikler içinde olduğu düşünülürse…

Teb kıyısından tekrar modern Luksor’un kıyısına dönerken Luksor Tapınağı da sürekli görünür noktadadır. Yüzlerce yıl kumlara gömülü kalan tapınağın duvarları, sütunları arasına sonraki dönemlerde bir yerleşim, köy bile kurulmuş, hatta el-Haccac Camiisi kurulmuştur. Orta kısıma doğru ilerlerken solunuzda, yüksekte göreceğiniz camii, bir zamanlar tapınağın ne kadar kuma ve toprağa battığının da bir göstergesi sayılabilir. Luksor Tapınağı’nın girişindeki iki dikilitaştan sadece biri yerindedir, diğeri de Paris’i gezenlerin Concorde Meydanı’nda gördükleri dikilitaştır.

Tapınak içindeki el-Haccac Camiisi'nin kapısının yüksekliği Luksor Tapınağı'nın bir dönemler ne kadar derinlere gömüldüğünün de göstergesi olabilir

Tapınak içindeki el-Haccac Camiisi’nin kapısının yüksekliği Luksor Tapınağı’nın bir dönemler ne kadar derinlere gömüldüğünün de göstergesi olabilir

Luksor Tapınağı, Nil’le buluşmanızda belki de ilk gezi noktası olarak büyük keyif verecektir. Fakat birkaç km. ötedeki Karnak’taki Amon Tağınağı büyüklüğü ve heybeti, kurulduğu geniş alan ile sizi daha da etkileyecektir. Yine Luksor Tapınağı gibi çok uzun süre, neredeyse 1000 yıl kumlar altında kalan, bir dönem yapımında aynı anda 80 bin kişinin çalıştığı Karnak’taki bu tapınağa farklı firavunlar eklemeler yaparak büyütmüştür. Karnak Tapınağı’nda zaten girişte dev 2. Ramses Heykeli ve de 134 dev sütunla desteklenen Büyük Hipostil Salon’u zaten göreceksiniz, daha doğrusu dev sütunları ve süslemelerini. Ama sıkılmayın ve tapınağı sonuna kadar gezip en sondaki Büyük Yortu Tapınağı’na da göz atın, geri dönüş yolunda kutsal göl ve yan taraftaki anıtsal kapılara da vakit ayırabilirsiniz. Yan taraftaki kapılar ve avlulardan Karnak sit alanını da gezmek mümkün, biz gezmedik fakat birkaç tapınak, açık hava müzesinde, Mut Mabedi’nde heykeller de bugüne kadar dayanmış önemli miraslar.

İlk anda Karnak Tapınağı'nda 134 dev sütun beklemeyebilirsiniz ama çok iyi dayanmış bu tarih mirasında dikilitaşlar, girişte iki yana dizilmiş koçlar gibi pek çok heykelle beraber sütunları da yakından incelemenizde fayda var

İlk anda Karnak Tapınağı’nda 134 dev sütun beklemeyebilirsiniz ama çok iyi dayanmış bu tarih mirasında dikilitaşlar, girişte iki yana dizilmiş koçlar gibi pek çok heykelle beraber sütunları da yakından incelemenizde fayda var

Ayrıca Luksor Müzesi’nde de gerçekten etkileyici heykeller, taş mezarlarıyla sergilenen iki tane de mumya bulunmaktadır. Fakat hazırlıklı gitmeme rağmen az daha görmeden çıktığım, en önemli bölüm ise, çıkış kapısının hemen öncesinde sol tarafta bulunan yeni salondur. Burada Luksor Tapınağı’ndan çıkarılan heykeller bulunmakta, çoğu eksiksiz olan bu heykeller zamanında rahipler tarafından, büyük olasılıkla yeni heykellere yer açmak için gömülmüşler. Luksor müzesinin giriş ücreti, müzenin büyüklüğünü de göz önüne aldığımızda, Mısır’daki diğer tapınak ve müze girişlerinden biraz pahalıdır, tam hatırlayamamakla birlikte kişi başı 10 veya 20 TL’ye denk geliyordu, bunu da aktarayayım.

Nil Vadisi’nde Güneye, Nehir Boyunca İniş
Ve Luksor’dan gemiyle güneye hareket vakti gelir. Bir gemi yolculuğunun keyfini, güzel bir havada, güneşlenerek, hatta geminin terasında havuza girerek arttırmak mümkün. Geminizde özel ikramlar sizlere çanlarla duyurulduğu gibi Esna veya İsna olarak bilinen bölgede, Nil’in su yüksekliğinin farklı olması nedeniyle aynı seferde her bir bölmeye en fazla iki geminin alındığı kanaldan geçerken de çanlarla haberdar edilebilirsiniz. Bu geçiş sonrası İdfu veya Edfu’da (böyle yazıyorum çünkü ülkemizde Mısır’daki pek çok yer İngilizce yazılışıyla kullanılıyor maalesef, buna Sharm da dahil, Edfu, Esna ve pek çok başka yer de…) yaklaşık 2200 yıllık Horus Tapınağı’nı görebilirsiniz. İki bin yıl toprak altında kaldığı düşünülen bu tapınak çok iyi korunmuştur, 36 metrelik ilk anıtsal kapı sizi karşıladığında içini de görmek için sabırsızlığınız artar. Bir sonraki avluda, girişin yanında iki zarif şahin Horus heykeliyle fotoğraf çektirmeden de pek giden olmaz.

Adını sık duyacağınız tanrı Horus'a atanmış en büyük tapınak olan İdfu Tapınağı'nda, ki Horus Tapınağı diye de bilinir, herkesin fotoğraflamaya çalıştığı en özel noktasında kült Tanrı heykelciği ve dini anlamı olan kalıntılar

Adını sık duyacağınız tanrı Horus’a atanmış en büyük tapınak olan İdfu Tapınağı’nda, ki Horus Tapınağı diye de bilinir, herkesin fotoğraflamaya çalıştığı en özel noktasında kült Tanrı heykelciği ve dini anlamı olan kalıntılar

Tekrar nehirden güneye doğru yola devam edip Kavm Umbu, veya Kom Ombo’ya varırsınız. Burada da, limanın hemen yakınında, 5 dakika yürüme mesafesinde, iki tanrıya birden adanmış olan tapınak gezilir. Sağ kısım yerel timsah tanrı Sobek, sol kısım (yaşlı Horus olan) şahin tanrı Haroeris’e adanmıştır ve ilginç bir simetri, paralellik söz konusudur.

Nil kıyısındaki tarihi yerleşimler çölün derinlerine kadar girmediğinden geminizdeyken o tarihi tapınakları yakından izlemeniz mümkün, aynen burada Luksor Tapınağını gördüğünüz gibi

Nil kıyısındaki tarihi yerleşimler çölün derinlerine kadar girmediğinden geminizdeyken o tarihi tapınakları yakından izlemeniz mümkün, aynen burada Luksor Tapınağını gördüğünüz gibi

Nil’de biraz daha güneye devam edince, Mısır’ın en güneydeki kendi Assuan veya Aswan’a ulaşırsınız. Mısır’ın en dinlendirici, sakin yerlerinden biri olduğu söylenen Assuan’da bolca adacık bulunur ve Nil’in en güzel manzaralarından bazıları buradadır. Yapıldığı 1898-1902 yıllarında dünyanın en büyük barajı olan Assuan Barajı çok güzel manzaralar, adacıklar da oluşturmuştur. Ama 1960-71 arası inşa edilen Assuan Yüksek Barajı çok daha büyüktür, Sovyetler Birliği’nin barajın yapımına katkılarından dolayı dikilmiş lotus şekilli bir dikilitaşı da uzaktan veya yakından görebilirsiniz. Çok büyük bir göl ve su alanı oluşturan bu baraj ile Nil’in yıllık taşkınları azalmış, hatta bitmiş, Nil boyunca binlerce yıldır süregelen taşkın sonrası alüvyonlarla tarım yapmanın zenginliği de azalmaya yüz tutmuştur.

Bu barajla oluşan dünyanın en büyük yapay gölü, 500 km. uzanan Nasır Gölü’nün tapınakları yutması tehlikesi doğmuştur. Buna karşılık UNESCO desteğiyle, başta Büyük Abu Simbel Tapınağı yerinden ayrılıp yapay kayalık tepeler üstünde yeniden bir araya getirilmiştir. İdeal bir Nil gezisinin, Mısır sınırları içerisinde inilecek en güney noktası olan Abu Simbel Tapınağı da oldukça etkileyicidir. Abu Simbel Havalimanı’ndan Kahire’ye uçmak da bir Nil gezisi sonrası hızlı bir geri dönüş sağlar.

Fakat Assuan, sadece baraj demek değildir. Örneğin Kitchener Adası harika bir botanik bahçedir ve Bitki Adası olarak da bilinir. Assuan’ın karşı kıyısında, çıplak yamaçta Şiilerin İsmaili mezhebinin 48. İmamı Ağa Han’ın mozolesi bir Assuan felukka gezisinde mutlaka gözünüze takılır. Ağa Han’ın mozolesine yakın 1300 yıllık Aziz Simeon Manastırını da uzaktan görürsünüz. Etrafından dolaşmanız muhtemel olan Nil üstündeki Elephantos Adası da aslında Assuan’ın en eski yerleşim yeridir. Öte yandan tur paketlerinde yer alan bitmemiş dikilitaş da bir açıkhava ören yeri olarak 41 metre uzunluk, 1200 ton ağırlıkta olması beklenen bir dikilitaşın çatlaması sonrası madeninde bırakıldığı, bizzat harika granit madeni içinde göreceğiniz bir noktadır, fakat bence uğranmasa da bir kayıp olmayacaktır.

Bir Nil gezisinde ana durak noktaları kısaca bunlardı, Mısır ile ilgili genel turistik bilgiler, Kahire, İskenderiye ve daha fazlasıyla ilgili de tekrar ve yakında yazacağım. Ama sadece izleri değil, bizzat heykelleri, tapınaklarıyla karşımızda duran 3-4 bin yıllık bu uygarlığa hayat veren Nil’i su yoluyla kat etmek, 2-3, mümkünse 4 gün vermenin tadı bambaşka. Aşırı sıcağa kalmamak ve de hele kış aylarında gittiyseniz erken batan güneş nedeniyle gününüzün kısalmasını istemiyorsanız sabahları erkenden Nil’in bir yakasındaki yolculuğunuza çıkan, tapınak, mezar, müzeleri görün. Öğle yemeği için geminize dönmek, geminin demir alması ve siz yemek, yemeğin üstüne hafif dinlendiğiniz saatlerde suları yararak ilerlemek ve ikindi saatlerinde Nil’in bir başka tarih dolu durağında durmak gerçekten keyifli.

[tags]Mısır, Nil, Mısır gezisi, Mısır turları, Nil gezisi, Luksor, Luxor, Assuan, Aswan, Karnak[/tags]



TARTIŞALIM

“Mısır Turu Notları 1: Nil Nehri Vadisi’nde Luksor’dan Assuan’a; Krallar Vadisi, Tapınaklar” 3 kez yorumlanmış, siz de yorumlayın

  1. Turistik açıdan çok aydınlatıcı bilgiler. Devamını bekliyorum. Video görüntüleri de olsaydı tadından yenmezdi :)

    Yorumlayan: nisa | 08.01.2011, 20:11
  2. Teşekkürler, önümüzdeki ay da Kahire, İskenderiye ile ilgili notlarımı paylaşacağım.

    Yorumlayan: H. Cihan Salim | 09.01.2011, 20:25
  3. Guzel olurdu ama yanlis zaman :D Uzun bir sure kimse misira tatile gitmez artik :D

    Yorumlayan: 1 delinin kelimeleri | 04.02.2011, 14:01

Yorum yapın