// dünya ekonomisi

dünya ekonomisi

Gelişmiş Ülkeler Gökdelenlerden Vazgeçerken Gelişmemişler Bayılıyor, Demek ki Aynı ‘Şeyin’ İşlevi Coğrafi Fark Gösteriyor. İstanbul ise Gökdelenlerde Dünya 7.si Olmasına Rağmen Özeniyor…

Bugüne kadar yapılmış en yüksek bina, ilk bilinen adıyla Burj Dubai, resmi adıyla Burj Khalifa, Dubai’de bu hafta açıldı. Anten kulesiyle 828 metrelik yüksekliğe ulaşarak Tayvan’daki Taipei 101’in 508 metrelik yüksekliğinin çok daha ötesine geçen bina belki de bugüne kadar en çok tartışılan, sorgulanan gökdelen projesi oldu ve olacak. Ben de hiç adetim olmasa da yaklaşık dört sene önce yazdığım bir yazıyı virgülüne dokunmadan izninizle tekrar paylaşmak istedim.

30 Ekim 2005
Endüstrileşmiş ülkelerin iş dünyası belli bir zaman evresinde maliyet kısmak, sermaye birikimi, kümelenmek, vb. pek çok teori tarafından açıklanan şekilde bazı birimlerini belli şehirlerde topladılar. Gökdelenler de, bu şirket, ekonomi ve ülkelerin simgesel bir gösterişi olduğu kadar işlevsel olarak da inşa edildi. Zira birbirine yakın olmak, haberleşmenin, ulaştırma ve iletişim hizmetlerinin henüz gelişmemiş olduğu dönemlerde çok önemliydi. Bu kadar ciddi masraflar yaparak sadece görsel bir güç gösterisinde bulunmak ekonomik olarak mantıksızken bu kadar çok girişimcinin ve şirketin gökdelen inşa etmesi mutlaka bir mantık barındırmalıydı!

Fakat gelişmiş ülkelerde bir devrim oldu, belki de yeni bir çağ başladı. Daha hızlı ulaşım, haberleşme, farklı noktalarda rekabet edebilmek için operasyonların bir bölümünün taşınması, kısacası merkezileştirme sürecinin tersine dönüp yetkiyi dağıtma dönemine girdik. Yurtsan Atakan’ın geçtiğimiz günlerde yazdığı gibi, bu gelişmeler gelişmiş ülkelerde öbekleşmenin önemini azalttı. Ama maalesef bu gelişmeleri okuyabilenlerin sayısı Dünya’da bile az iken ülkemizde hemen hemen yok denecek kadar küçük. Artık insanlar farklı noktalarda çalışıp İnternet üzerinden bir araya geliyor, yüzyüze görmedikleri insanlarla yıllarca “aynı çatı altında” çalışmış oluyor.

Öte yandan gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeler doğru bir hedef olan “ülkeyi markalaştırma” hedefine ulaştırmak için pek çok yolu deniyorlar. Bu yollardan biri de, dünya rekoru kıran bir adet gökdelen dikerek daha alçak da olsa sayısız gökdeleni olan gelişmiş şehirleri “turistik” olarak geride bırakmak. Böylesi bir yaklaşım, şehre bir ya da birkaç kule dikerek bunların işlevini turizm ve eğlenceye indirmek demek oluyor. Hele turisti böyle tavlamaya çalışan şehirlerin ilgi çekecek varlık fakiri olduğunu da düşününce gelişmiş ülkeler ile diğerleri arasında gökdelen kavramına bakışta ne kadar büyük fark olduğunu gösteriyor.

Son günlerde İstanbul’a dikilecek Dubai Towers yani Dubai Kuleleri ve üstüne Yurtsan Atakan’ın yazdıkları bana bunları düşündürdü. Ardından İstanbul’un zaten beton yığını olduğunu düşünerek bununla ilgili bir araştırma olup olmadığına baktım. 90 metre ve üstündeki binaları sayıp bunları puanlayan bir site İstanbul’u Dünya şehirleri arasında 37. sırada gösteriyor. 12 kat ve 35 metrenin üstündeki binaları sayan Emporis’in sayfalarında ise çok çarpıcı bir gerçekle karşılaşıyoruz. 35 metre üstünü yüksek bina ve gökdelen olarak listeleyen bu çalışma İstanbul’u Dünya 7. ilan ediyor. Buna göre İstanbul’da 35 m. üstünde 2112 bina bulunuyor. İstanbul’un doğal ve tarihi güzellikleri olduğundan İstanbul’un ve İstanbullular’ın büyük bina fantezisinin tek nedeni sayılabilecek büyük bina eksikliği iddiası da böylece geçersiz kalıyor. Yatırım konusu ise bir başka muamma, ona da bir başka gün değiniriz…

[tags]gökdelenler, gökdelen, İstanbul, Dubai Kulesi, Burj Dubai, Burj Khalifa, şehir turizmi, kümelenme, merkezi çalışma[/tags]

TARTIŞALIM

“Gelişmiş Ülkeler Gökdelenlerden Vazgeçerken Gelişmemişler Bayılıyor, Demek ki Aynı ‘Şeyin’ İşlevi Coğrafi Fark Gösteriyor. İstanbul ise Gökdelenlerde Dünya 7.si Olmasına Rağmen Özeniyor…” henüz yorumlanmamış, ilk siz yorumlayın

Yorum yapın