// blog ve bloglar

blog ve bloglar

Yerel seçimlerimiz yaklaşırken “Evet, yapabiliriz” sloganı ile apolitiklerin kanına İnternet’ten giren Obama, Değişen Seçmen ve Müşteri Tercihleri

Birleşik Devletler’in yeni başkanı Obama hakkında geçen hafta bolca yazılıp çizilmiş olsa da Türkiye’de yerel seçimler yaklaşırken ABD’deki süreci okuyup ders almaya çalışmamak hata olur. Sadece siyaset için değil, pazarlama, iletişim alanlarında yeni yönelim ve yöntemleri tartışmak için de…

Yerel seçimleri küçümsemek mümkün değil, örneğin 12 milyonluk İstanbul’u yönetmek büyük bir görev. Hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 23 şirketinde yaklaşık 30 bin çalışanla 2007 yılını 16 milyar [Yeni] Lira ciro ile geçtiğini düşünürsek bu geminin kaptanı olmak Türkiye’de Koç ve Sabancı’nın ardından 3. gelmek; Doğan, Doğuş, Zorlu, Eczacıbaşı ve nice holdingin önünde yer alan bir iktisadi gücü idare etmek demek.

Böylesi büyük kaynakların yönetimine geçmek ise seçimleri kazanmak kadar kolay! Ama “seçim” de iletişimle, bunun ötesinde “pazarlama” ile “ürünü satmak” ile neredeyse aynı şey. Bir imaj oluşturup bu imajı satmak, heyecan yaratmak, müşteri/seçmenleri sadık müşteri/destekçiye çevirmek, imajı, markayı tükettirmek seçimler öncesinde yapılmaya çalışılanlardan ilk akla gelenler. Tabii ki her seçimde bunları rakiplerinden daha iyi yapanlar kazanıyor, fakat Obama markasının başarısının temelinde Amerikan ve belki de dünyadaki tercihlerin ne yöne gittiğini çok iyi anlamak yatıyor. Çünkü artık müşteriler, tüketici ya da seçmen olarak da adlandırabilirsiniz, edilgen değil etken rolde olduğunu hissettiği anda ürün ile arasında bağ kuruyor, bunun olması için de açık ve rahat şekilde iletişim kurmak istiyor.

Zaten İnternet’e de her gün bunun için girmiyor muyuz? İletişim kurmak, birilerine bağlanmak, birileriyle bir araya gelmek için. İnternet diğer medyalardan işte böyle farklılaşıyor, etkilenme ve etkileme burada mümkün. Böyle bir gidişatta pazarlama iletişimi İnternet’siz olur mu! Olmaz ve tabii ABD’de tüm başkan adayları İnternet’i kullandı, ama Obama İnternet’i diğer medyaları kullandığı gibi kullanmadı, İnternet’e özgü imkanlar için İnternet’i seçti, bunlardan sonuna kadar faydalandı. Yoksa daha az tanınan, az şans verilen Obama nasıl hem kendi partisindeki adayları hem de McCain’i geride bırakabilirdi?

“Evet, biz yapabiliriz” (Yes, we can) sloganı Soğuk Savaş sonrası post modernist ortamda dünyanın her yanında yayılan politikaya ilgisiz insanları, apolitik gençleri yakalamak için çok doğruydu. Değişim için kitlelere, bizlere “harekete geçmek zorunda olan sizsiniz, izlemekle yetinmeyin” iması yapıldı. Ama böyle bir sloganın arkasını doldurabilecek olan temel araç da İnternet idi. Facebook, MySpace gibi sosyalleşme siteleri, bizzat my.BarackObama.com kişiselleştirmeye açık kampanya siteleri, YouTube, hatta cepten kısa mesaj gibi dağıtım kanalları ile seçmenler önce siyaset pazarına sonra Obama markasına çekildi, Obama müşterisi, tüketicisi oldu. Çünkü kullanılan araçlar ile seçimleri, politikayı kendilerinden uzak görmektense kişisel bir olay, kendileriyla alakalı, tamamen dahil oldukları bir olgu olarak hissettiler.

1,5 milyon kişi Facebook’ta Obama fan kulübüne katıldı, Twitter’da 68 bin kişi an be an Obama’nın durum güncellemelerini takip etti, İnternet’te sadece resmi bağış sayfasından değil, destekçilerin adeta yarışırcasına açtıkları kendi “Obama’ya bağış” sayfalarından en az 10 milyon dolar bağış toplandı ve bunların %90’u 100 dolardan daha küçük meblağlı bağışlardı. İnsanlar en ilginç bağış toplama yöntemlerini de topluluk sayfalarında birbirleriyle paylaştı, yarıştırdı, çevresindekileri nasıl farklı yöntemlerle 2., 3. kez bağışa yönelttiklerini anlattı, hatta video kayıtlarını İnternet’e yükledi. Heyecan, eğlence, ama daha önemlisi “dahil olma”, insiyatif alma, etkili olma hissi hep oradaydı.

Facebook gibi sosyalleşme sitelerinin sadece gençlere ulaşmakta işe yarayacağı yargısı, bu tip sitelerin çok “uçuk”, “kısa vadeli” etki bırakacağı tahminleri yerle bir oldu. İnternet, cep telefonu gibi sayısal iletişimin son derece yaygın olduğu gelişmiş ülkelerde pek çok haberi geleneksel medyadan önce cep telefonundan kısa mesajla ya da web’den duyurmanın daha çok heyecan yarattığı görüldü. Mesela Başkan Yardımcısı adayının Joe Biden olacağı ilk olarak kısa mesajla duyuruldu, işte bu nedenle insanlar cepten de Obama kampanyasının takibini sürdürdüler. Neleri nasıl yaptığı ile ilgili daha fazla örnek isteyenler, Bildirgeç‘ten linklere ulaşabilir.

Lafın kısası İnternet araçları, o apolitik, siyasete uzak insanlara konuyu “sahiplenme”, “mülk edinme” hissi verdi. Böyle bir dönemdeyken Türk siyasetçisinin, siyasetinin, seçim kampanyası yürütenlerin İnternet’i bu kadar göz ardı etmesi ne kadar büyük risk taşıyor! Bugün yarın ilçenizde bir bakmışsınız biri sizden ilçe belediye başkanlığını kapmış!

ABD ile aramızda pek çok fark olsa da orada geçerli olanların çoğu burada da geçerli olacak. Genci yaşlısı, darbeler, kısır koalisyonlar sonrası siyasetten elini eteğini çekenler değişimin ancak kendileri insiyatif aldıklarında geleceğini anladıklarında, kendileriyle bu yolculuğa çıkmaya hazır bir aday bulduklarında belki de bizde de değişim başlayacak…

EA Sports'un 9 oyununu İnternet üzerinden oynayanlar oyunlardaki reklam panolarında da Obama'dan kaçamadı!

EA Sports’un 9 oyununu İnternet üzerinden oynayanlar oyunlardaki reklam panolarında da Obama’dan kaçamadı!

Bu arada Obama sadece İnternet ile buralara geldi diyorum sanılmasın, topladığı mikro bağışlarla 30 milyon doları aşan bütçeye ulaşıp her yerde kendini hatırlattı. Sadece karşılıklı etkileşimi mümkün kılan web sitelerinde yüzünü göstermedi, geleneksel, pasif tüketilen medyada da yer aldı. Hatta bu sayfada gördüğünüz gibi EA Sports’un NBA oyunundan araba yarışına, buz hokeyinden beyzbola dokuz bilgisayar oyununu İnternet’ten oynayanların gördüğü oyun içi reklam panolarında bile yer aldı!

Tarihe düşülecek bir not da Web 2.0’nin ilk büyük sonucu oldu. ABD’de 2000’lerin başında “patlayan” .com balonundan sonra tekrar Web 2.0 girişimleri ümit verir olmuş, “yeni büyük şey” olarak görülmeye başlanmıştı. Konuyla yakından ilgili okurları tahrik edercesine iddia edebilirim ki bugüne bugün elimizde uzun vadede sağlıklı bir iş modeliyle karlı şekilde ayakta kalacağından emin olduğumuz bir Web 2.0 şirketi örneği göremedik. Ama bence bu normal, Web 2.0 aslında insanların tercihlerinin nasıl değiştiğini, ne yöne gittiğini gösteren bir dönemin adı oldu. Ve belki yıllar sonra Web 2.0 dediğimizde aklımıza gelen en büyük başarı(!) Obama’nın kampanyası olacak. Çok iyimser olmak mümkün mü bilmiyorum ama belki de “katılımcı web dünyadaki değişimin tohumunu 2008’de attı” diyeceğiz…

[tags]Yerel seçimler, seçimler, ABD seçimleri, ABD Başkanlık Seçimleri, Barack Obama, Obama, McCain, İnternet, Facebook, YouTube, sosyalleşme platformları, siyaset ve İnternet, pazarlama, Web 2.0[/tags]

TARTIŞALIM

“Yerel seçimlerimiz yaklaşırken “Evet, yapabiliriz” sloganı ile apolitiklerin kanına İnternet’ten giren Obama, Değişen Seçmen ve Müşteri Tercihleri” henüz yorumlanmamış, ilk siz yorumlayın

Yorum yapın