// bilgisayarlar

bilgisayarlar

Sürekli “bağlı” olmak için netbook ve akıllı telefon talebi patlarken yeni kategoriler, yeni iş modelleri doğuyor

Özellikle Çin ve Hindistan’da son yıllardaki büyümeyle toplam cep telefonu abone sayısının 4 milyara ulaştığı hesaplanıyor. Bu dev nüfusun büyük bir bölümü giriş seviyesi, kısıtlı özelliklere sahip telefonlar kullanıyorlar. Öte yandan özellikle Batı dünyasında, son 1-2 yılda Apple’ın iPhone ve RIM’in Blackberry telefonlarının liderliğinde “akıllı telefon” olarak adlandırdığımız segment çok hızlı büyüdü ve yaklaşık 300 milyon adetlik bir hacme ulaştı. Tahminler bu yıl sonunda “akıllı telefon” kategorisinde bulunan, yani en azından İnternet’e bir web tarayıcısı ile girebilen, ofis uygulamalarında kaydedilmiş dosyaları gösterebilen cihazların toplam cep telefonu pazarının %20’sine ulaşacağını, yani neredeyse 800 milyon adet ürünün insanların elinde olacağı yönünde.

Tüketiciği Elektroniğinde İki Hızlı Segment
Öte yandan yine özellikle son 1-2 yılda, benim Türkiye’nin de dikkatini çekmek için başından beri gelişmeleri aktardığım 100 dolara “her çocuğa bir laptop” girişiminden ilham alan bilgisayar üreticileri de “netbook” ya da “nettop” kategorisi olarak adlandırılan küçük, piyasadaki dizüstü bilgisayarlara göre daha yavaş, CD/DVD sürücüsü olmayan ama tam bir bilgisayar kullanımı tecrübesi yaratan ürünleri piyasaya sürmeye başladılar. Ve bugün tüm bilgisayar satışları içinde en hızlı büyümeyi bu küçük bilgisayarlar elde ediyorlar, öyle ki gittikçe daha fazla üretici netbook pazarına girmeye başladı. 2009 yılında 30 milyon netbook, yani küçük dizüstü bilgisayar satılması bekleniyor.

Bilişim teknolojileri alanında tüketici pazarında son yılların en büyük bu iki trendi de pek çok taşı yerinden oynattı. Netbook gibi fiyatın çok önemli bir parametre olduğu bir pazarda büyük yerleşik oyuncular düşük kar marjları nedeniyle çekimser kalmışlardı. Hatta her çocuğa bir laptop kampanyasına da destek vermeyen Wintel platformunun iki temel taşı Microsoft (Windows) ve Intel, pek çok kişi ve kurum gibi, böylesi bir ürünün başarılı olma şansı üzerine pek olumlu tahmin ve beklentilerde bulunmadılar. Zaten netbook konseptinin çıkış noktasında böylesine hafif, taşınabilir, ucuz cihazlarda Windows yerine ücretsiz işletim sistemi Linux varyantlarının olması idi.

PC’ciler Akıllı Telefona, Telefoncular Küçük Dizüstü Pazarına Göz Dikiyor

Ama bugün baktığımızda küçük dizüstü pazarında ciddi bir Windows ağırlığı görüyoruz. Tüketicilerin alışkanlıkları, yeni netbookların daha güçlü donanımlarla gelmesi ve Microsoft’un bu segmente yaklaşımı (yani lisans başına $20 seviyelerine inmesi) sonucu 2008’in ilk yarısında bu alanda %10 payı olan Microsoft Windows 2009 ilkbaharında %95’in üstüne çıktı. Wintel platformunun diğer temel taşı Intel ise Atom işlemcileri ile bu pazarı tatmin etmeye yöneldi ve %80’lik pazar payı ile şimdilik başarılı da oldu. Fakat masaüstü ve sunucu uygulamalarımızda AMD’nin önünde giden büyük işlemci gücü Intel’in düşük voltajda, verimli, enerji tasarruflu yeni bir aile ile başarılı olması gerekiyor.

Çünkü son haftalarda daha çok cep telefonu işlemci üreticisinin, bir örneği Qualcomm, netbook pazarına göz diktiği, Intel’in ürünlerinden daha verimli teklifler sunabilmek için çalışmalarını hızlandırdığı yönünde haberler geliyor, hatta 1-2 satınalma ve birleşme de gündemde. Bir yanda da Asus gibi cep telefonu üretimine giren PC üreticilerinin arasına Acer’ın da katıldığını görüyoruz. Acer’ın bir de Google’ın cep telefonu işletim sistemi Android’in farklı bir sürümüyle netbook hazırladığını da hatırlatmadan geçemeyeceğim. Lafın kısası hızla büyüyen akıllı telefon ve mini dizüstü pazarları karşı taraftan rakipleri de çekerek daha büyük, daha fazla oyunculu bir pazar oluşmasına neden oluyor.

Tabii bu da yeni birliktelikler, yeni taktikler, yeni pazarlama yöntemlerini getiriyor. Batı ülkelerinde netbook satışlarının artmasının ardında yatan temel faktörlerden biri gerçekten de daha fazla yerde, daha kolay bilgi işlem gücüne kavuşmak, daha fazla yerden İnternet’e girerek cep telefonu ile yapılmayanları yapmak. Gelişmekte olan ülkelerde ise netbook satışlarının artmasının temel nedeni avantajlı fiyatları ile hala kendi bilgisayarı olmayan geniş kitleye bir fırsat sunması ve yoğun üç boyutlu görsel işlem gücü gerektiren oyunları oynama yaşına gelmemiş ya da bunlarla ilgilenmeyen genç aile bireylerini bilgisayarla tanıştırma imkanı vermesi.

Batı’daki durum, özellikle cep telefonu penetrasyon oranlarının %100’lerde dolaştığı ülkelerde şebeke operatörlerine de yeni bir büyüme kapısı açıyor. Biz 3. Nesil İnternet erişimine hazırlanırken 4. Nesil şebekelerinin de dünyada yaygınlaşması ile artan veri iletişim kapasitesine daha fazla abone çekebilmek için Netbook kampanyaları düzenleyen operatör sayısı artıyor. İndirimle 100-150 ABD Doları gibi fiyatlara satılan ama 24 aylık İnternet aboneliği, yani ücretli paket aboneliği şartı getiren kampanyaları ilerde Türkiye dahil gelişmekte olan ülkelerde sık sık görebiliriz. Şu anda Turkcell’in iki yıllık İnternet bağlantı kontratıyla birlikte sattığı bir HP Compaq kampanyası var, öte yandan Türk Telekom‘un bu aralar başladığı çok seçenekli Netbook kampanyası ise böyle bir kampanya değil, çoğunluğuna sahip olduğu Avea‘nın şebekesinden İnternet erişimini sürekli kılmaya yönelik bir yönelim taşımıyor.

Tabii bu tip birliktelikler arttıkça satış, dağıtım kanalları da değişiyor, ürün konumlandırması, tüketicinin ürün mü, hizmet mi, ürün artı hizmet mi alacağını etkilemeye ve yönlendirmeye yönelik çabalar de gündeme geliyor, Blackberry satışlarının önemli çoğunluğunun operatörler üstünden olması, iPhone’un ise sadece bu şekilde yola devam etmekten vazgeçmesi önemli örnekler.

Ceptel ile Netbook Arası Bir Ürün Bu Sefer Tutar mı

Bir diğer yandan da yeni bir ürün kategorisi daha tanımlamak isteyenler var. Akıllı telefonlar ile mini dizüstü bilgisayar pazarı oyuncuları karşı pazara yönelik hamleler yaparken bir de 8-9 santimetre ekranlı telefonlar ile 20-25 sm ekranlı netbooklar arasında da ara boyda cihazlara ihtiyaç olduğunu düşünenler var. Aslında geçmişte de bu boyutta PDA (kişisel dijitan asistan/ajanda) denemeleri olmuştu, örneğin Apple’ın Newton’ı bugünkü iPhone’dan oldukça büyüktü. Bugünlerde de ceptel pazarının önemli çip üreticisi Qualcomm ve Motorola’dan ayrıştırılarak kurulan Freescale böyle bir kategori yaratmaya çalışıyor. Qualcomm “Smartbook” adını verdiği bu ürün kategorisi için bir de web sitesi kurdu: HelloSmartBook.com (Smartbook adlı Alman bilgisayar markasıyla bir bağlantısı yok) Smartbook, smartphone ile notebook’un bir araya gelmesinden çıkmış da olsa güzel bir isim fakat yeni bir kategori yaratmak tabii iki kelimeyi birleştirmek kadar kolay değil.

Apple Newton ve iPhone yanyana

Apple’ın kişisel sayısal ajanda denemelerinden biri de büyük Apple Newton idi. iPhone ile yanyana…

Örneğin Apple’ın büyük ticari başarılarının yeni bir kategori yaratmaktan ziyade MP3 çalar piyasasına kullanımı çok kolay bir ürün getirmek, bunu iTunes hizmeti ile desteklemek ve ucuza, yasal müziği sağlamak olduğunu; ya da cep telefonu pazarına gelişmiş büyük boy dokunmatik ekran ile girmek olduğunu düşündüğümüzde, ve Newton ile hayal kırıklığı yaşadığını hatırladığımızda smartbook işinin zorluğunu görüyoruz.

Hem de cep telefonundan büyük, dolayısıyla erkeklerin cebe sokamayacağı, hanımların küçük çantalarına sığdıramayacağı ve bir A4 kağıdının da neredeyse yarısı kadar olduğundan çok da kolay taşınamayabilecek oluşu da böyle bir ara ürünün işini zorlaştırıyor. Ama temkinli olmamda yarar var: Belki de önümüzdeki 3-4 yılda gerçekten büyük cepleri olan pantolonlar moda olabilir!

Bir de işin performans boyutu var. Netbook ya da nettop kullananlar cihazlarının bir dizüstü bilgisayara göre ne kadar yavaş kalabildiğini gördüğünde hayal kırıklığına uğruyorlar, çünkü referansları bir bilgisayar. Smartbook ya da adı ne olursa olsun böylesi küçük bilgi işlem cihazlarının da bilgisayarlarla karşılaştırılması halinde tüketiciyi mutsuz etme ihtimali düşünüldüğünde bir dezavantajdan bahsetmiş oluyoruz. Ama tabii smartbook benzeri cihazlar deneyen tüm şirketler de bunun farkında ve haklı olarak ürünlerinin gelişmiş bir cep telefonu gibi algılanmasını sağlamaya, hatta sonbahar-kış aylarında ilk ürünlerinin teknoloji marketlerde dizüstü bilgisayarlardan ziyade cep telefonlarının yanındaki raflarda olmasını garantiye almaya çalışıyorlar. Eğer algılama bu yönde olursa kuşkusuz bir avantaj elde edilecek.

Bir diğer olumlu nokta olarak ise içerik üreten, günce yazan, çektiği fotoğrafı Flickr‘da, Facebook‘ta paylaşanlar arttıkça büyük cihazların gücünü bir süre daha koruyacağını düşünüyorum. Çünkü bugün İnternet olsun, video ya da müzik olsun, içeriği küçük cihazlarda tüketmeye eğilimimiz gittikçe artıyor, ama içerik üretme ya da paylaşmaya gelince bilgisayarımızdan faydalanmayı tercih ediyoruz. Bu da smartbook, ya da büyük boy akıllı telefonların ilgi çekmesine katkıda bulunabilir.

Yeni bir kategori yaratmak için şimdiden Qualcomm ve Freescale’in ciddi pazarlama harcamaları yaptığı da biliniyor. Pazarlama gurusu Philip Kotler tüketici elektroniğinde böyle bir çabanın birkaç yüz milyon dolarlık harcamaya denk geldiği tahmininde bulunuyor. Ama eğer böyle bir ürünün başarılı olma vakti, netbook ve akıllı cep telefonlarının da desteğiyle, sonunda geldiyse on milyonlarca birimlik satış potansiyelinden bahsediyoruz.

Gelecek ise Bambaşka Bir Gelecek…

Tabii bu çabalar, gelişen akıllı telefon ve küçük dizüstü pazarı önümüzdeki birkaç yılın, yani kısa vadenin konusu. Uzun vadede olabilecekleri ise bir başka yazıda irdelemek lazım. Örneğin geçen yıl İnternet’te denk gelmiş olabileceğiniz Nokia’nın nanoteknolojiden faydalanan konsept telefon idealleri oldukça radikal bir değişiklik olabilir. Benim uzun vadeli tahminlerimde ise kuvvetli bir işlem gücüne sahip bir ana birim, örneğin saat olarak kolumuzda iken, kablosuz bağlantı ile katlanabilir ya da yuvarlanabilir ince bir dijital ekrandan ya da gözlükten çevre birimi olarak yararlanacağımız yönünde.

Sayısal ortama geçiş hızını korurken sormak abes kaçıyor ama sürekli İnternet’e bağlı olmalı mıyız? Yolda işe giderken elimizdeki cihazla sosyalleşme eğilimimiz gittikçe kuvvetlenecek, farkında olmadan aynı otobüs, tren, metro, metrobüste üç sıra arkamızdaki biriyle sayısal ortamda mesajlaşmaya devam edecek miyiz? Boynumuz eğik cep telefonuna baka baka giden, karşıdan gelenle çarpışan bir toplum olacak mıyız, yoksa yirmi yıl sonra artık bu bağlı olma durumunu hazmetmiş ve dışarda iken dışarıya bakan bireyler olabilecek miyiz… Ne dersiniz? Ümit ediyorum 2030’da yine yazmaya devam ederim ve bir durum değerlendirmesi yaparız!

[tags]netbook, nettop, mini notebook, mini dizüstü, küçük dizüstü, smartphone, akıllı telefonlar, smartbook, mobilite, 3G[/tags]

TARTIŞALIM

“Sürekli “bağlı” olmak için netbook ve akıllı telefon talebi patlarken yeni kategoriler, yeni iş modelleri doğuyor” henüz yorumlanmamış, ilk siz yorumlayın

Yorum yapın