// iktisat ve Türk ekonomisi

iktisat ve Türk ekonomisi

Siyasi irade ve Rekabet Kurulu müdahele etmedikçe telekom devlerimiz tüm Türkiye’nin karlılığının üçte birini alıyor

Fortune Türkiye dergisi 2008 yılı satışlarına göre Türkiye’nin, finans-bankacılık kurumları hariç, en büyük 500 şirketi listesini yayınladı. Satışların, ihracatın, karlılığın ne kadar düştüğünü haberlerde okuduk ama ortaya çıkan tabloda asıl tartışılması gereken Türkiye’nin büyük şirketlerinin net karlarının nasıl eridiği ve ne kadar az sektörde ne kadar az şirketin kar ettiği. Ve daha da önemlisi telekomünikasyon sektörünün ne kadar yüksek kar elde ettiği.

500 büyük şirket 2008 yılında toplamda sadece 12,9 milyar ABD Doları kar etti, en çok kar eden şirket 2,31 milyar dolar ile Turkcell, ikinci ise 1,75 milyar dolar ile Türk Telekom oldu. Turkcell ile Türk Telekom’un toplam karı 4,06 milyar dolar oldu, listedeki diğer 498 şirket ise 8,8 milyar dolar kar edebildi. Yani tüm 500 şirketin net karının %32’si iki şirketin oldu.

30 milyar dolarlık satışlarıyla Türkiye’nin en büyük kurumu Tüpraş ve diğerleri çok daha az kar ederken iki telekomünikasyon şirketinin bu kadar dev, orantısız kar elde etmeleri her geçen gün Türk Ekonomisi’nde tüketicilerden ve kurumsal müşterilerden telekoma ciddi kaynak transferi olduğunu gösteriyor. Sadece tüketiciler değil kurumlar da ister sabit hatlardan, ister cep telefonu şebekelerinden konuşurken, İnternet’e bağlanırken, lafın kısası haberleşirken fahiş fiyatlar ödemeye devam ediyor.

Çünkü doğal tekel konumundaki Türk Telekom önce devlet sonra özel tekel konumunda, hala rekabet oluşmayan şehir içi telefon ve ADSL altyapısının kaymağını yiyiyor. Cepten iletişim pazarını ise hükümetler bir türlü rekabetçi hala sokamadı; Turkcell’in mevcut konumu oluşturan faktörler saymakla bitecek gibi değil: 2. lisans sahibi Telsim’de yaşananlar, Telsim’e el konulması, hem Aria hem de Aycell ile fazla lisans verilip pazara fazla oyuncu çekilmesi ama gereksiz yatırımlarla güçsüz oyuncuların rekabetin kalitesini bozması, daha da önemlisi Turkcell’in hakim durumunu kötüye kullandığına dair başvuraların değerlendirilmesinde yaşananlar, baz istasyonlarının paylaşılmasının önünün hala açılmaması…

Tüm bu yaşananlarda, daha önce sık sık yazdığım gibi Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (eski adıyla Telekomünikasyon Kurumu) ve Rekabet Kurumu’nun payı var, sorumlulukları devam ediyor ve hala yapılabilecekler var. Çünkü her geçen gün tüketicilerin ve tüm müşterilerin cebinden ciddi bir refah birikimi, telekomünikasyonda sabit hatların tekelini elde tutan azınlık payı devletin, çoğunluk payı Suudi Oger Grubu’nun olan Türk Telekom’a ve hissedar yapısı karmakarışık olan, İsveçli, Rus şirketler ile Çukurova’nın paylaşımındaki Turkcell’e transfer oluyor.

İngiltere GSM Pazarı ve Vodafone ile T-Mobile’ın İngiltere-Türkiye Takası
Yine bugünlerde İngiltere cep telefonu operatörleriyle ilgili haberleri de okuyoruz. İngiltere’de biri sanal şebeke operatörü olmak üzere başlıca 6 operatör var; O2, Vodafone, Orange ve T-Mobile ilk dört operatör. Bu ilk dördün abone pazar payı sırasıyla %25,8, %24,7, %20,9 ve %16,1. Abone gelirleri açısından pazar payları ise şöyle: O2 %27,2, Vodafone %25,3, Orange %21,9, T-Mobile %14,5. Türkiye’de, Turkcell’in web sitesinden paylaştığı 2008 verilerine göre %56 ile pazar Turkcell’in kontrolünde, Avea %19, Vodafone %25 pazar payına sahip.

İngiltere cep telefonu pazarı fazlasıyla rekabetçi, öyle ki operatörler fiyatlama konusunda ciddi sıkıntı yaşıyorlar. Yatırımlarının dönüşü konusunda beklentilerinin oldukça altında kalan Alman telekom devi Deutsche Telekom’un İngiltere’de T-Mobile’ı satması bekleniyor. O2’den sonra Vodafone’un da T-Mobile’ı satın alabileceği haberleri bu hafta Avrupa ekonomi medyasının ana gündem maddelerinden biriydi. Haftanın sonuna doğru ise Vodafone’un Almanya’dan gelecek bir takas teklifine sıcak bakabileceği spekülasyonları bizim medyamızda da yer buldu. Buna göre Alman Deutsche Telekom İngiltere’de sahibi olduğu T-Mobile’ı Vodafone İngiltere’ye devretmek karşılığında Vodafone Türkiye’yi kendi bünyesine katmak istiyormuş. Böyle bir olasılığa pek ihtimal vermediğimi söylemeliyim. Vodafone kendi ülkesinde büyümeye ve karını arttırmaya çok önem veriyor olsa da büyümenin karlı şekilde devam ettiği Türkiye pazarından çıkmak istemeyecektir.

Türk Telekomünikasyon Pazarında Yüksek Karlılık
İngiltere GSM piyasasında “EBITDA” yani Faiz, Vergi ve Amortisman Öncesi Kâr (FAVÖK) miktarının şirket satışlarına oranı 2008 yılında yaklaşık olarak %20-25 seviyelerinde idi. Türk Telekom’un FAVÖK oranı krizin kendini hissettirdiği 2009’un ilk üç ayında bile tam %43 olarak gerçekleşti. Turkcell’in 2010 yılında dahi %40’ın üstünde EBITDA marjını koruması bekleniyor. Bir yanda İngiltere pazarında kıyasıya rekabet sonucu %20’lerde seyreden kar marjları, Türkiye’de ise iki devin %40’ların altına inmeyen karlılıkları ve sonuçta büyük karları.

İngiltere’deki GSM operatörlerinin karlılıkta bu kadar yüksek seviyelere ulaşamamaları onların GSM işini doğru düzgün bilmemesi, yönetememesinden değil sıkı rekabetin sağladığı fiyatlar ve tabii bu avantajları kullanabilen bilinçli tüketiciler.

Tartışmaya açık iktisat teorileri ve politikaları çoktur ama piyasada hakim konumda olan oyuncuların “tekelleşmesi” tartışmaya açık bir iktisadi gerçeklik olamaz. Eğer Türk ekonomisi dünyanın en güçlü, entelektüel üretim kapasitesini sonuna kadar kullanarak son derece yüksek katma değerli ürünler üreten başlıca ekonomilerinden biri olsaydı %40 seviyelerindeki FAVÖK oranlarına başka sektörlerde de bol bol rastlardık. Talebi kriz döneminde bile azalmayan ürünleri üreten, belli hammadde ve diğer girdilere ayrıcalıklı erişim hakkı olan şirketler bile bugün Türkiye’de böyle yüksek karlar elde edemiyorlar.

Türkiye bilgi toplumu olmak istiyorsa, Türkiye refahı olabildiğine eşit dağıtan bir ekonomi olmak istiyorsa buna uygun ekonomi politikaları uygulamak zorunda. Başta telekomünikasyonda olmak üzere, tekel ve “tekel gibi” oyuncuların gücünü korumaya devam ettiği her gün ülkede refahın haksız ve adaletsiz tranferi devam edeceği gibi iletişim alanında zorlanan, yeni hizmet ve teknolojilere geç (örneğin geciken 3. Nesil şebekeler, yavaş İnternet altyapısı) ve pahalı erişebilen toplum bilgi toplumuna dönüşmekte zorlanacaktır. Sorumluluk hem ilgili bürokratik kurumlarda hem de siyasi iradededir…

[tags]Türkiye’nin 500 büyüğü, 500 şirket, Fortune, Turkcell, Türk Telekom, GSM, karlılık, EBITDA, Vodafone, T-Mobile[/tags]

TARTIŞALIM

“Siyasi irade ve Rekabet Kurulu müdahele etmedikçe telekom devlerimiz tüm Türkiye’nin karlılığının üçte birini alıyor” henüz yorumlanmamış, ilk siz yorumlayın

Yorum yapın