// iktisat ve Türk ekonomisi

iktisat ve Türk ekonomisi

Müslüman Ülkeler ve Türki Cumhuriyetler’in Yıllardır Süregelen Beklentisine Cevap Verebilecek miyiz? Türk e-postası Anaposta ve Türk Arama Motoru

Sanırım pek çoğumuz doğar doğmaz her Türk bebeğinin nüfus cüzdanına e-posta adresi yazılacağı, ayrıca Google ve Yahoo! gibi devlere rakip bir devlet arama motoru yapılacağı haberini ilk duyduğumuzda şaka sandık. Ama haber saygın yayınlarda sırasıyla yerini aldıktan sonra sırada “şaşırmak” vardı!

Bayramın ortasında durup dururken çıkan bu haber üstüne de bilişim yazarları dışında pek kalem oynatan olmadı, ki aslında çok derin anlamları olan bir gelişme idi, hatta bazı yabancı yayınlar bu fırsatla tekrar Türkiye’deki ifade özgürlüğü, devlet kontrolcülüğü, zihniyet gibi kavramları sorgulayan makaleler yayınladılar.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer’in verdiği demeç ile ortaya çıktığı üzere iki büyük proje söz konusu: İlki Anaposta ile 70 milyon Türk vatandaşına 10 GB kotalı e-posta adresi açmak, ki böylece Yahoo! Mail, Microsoft Hotmail, Google Gmail gibi yabancı ve güvenli olmayan posta adresleri ve ağları kullanılmamış olacak ve tam anlamadığım ifade ile “70 milyon kişinin kullanabileceği bir mobil ağ sağlanmış olacak” imiş. Acarer’in demeci aynen şöyle devam ediyor: “İslam ülkeleri ile Türk cumhuriyetleri, Türkiye’nin posta altyapısını tercih edeceklerinden, uluslararası büyük bir ağ ve internet haberleşme ortamı sağlanmış olacak.”

İkincisi ise arama motoru kurulması, çünkü Google gibi yabancı şirketler bizim ihtiyaçlarımıza cevap vermedikleri gibi hassasiyetlerimizi de dikkate almıyor ve istenmeyen sonuçları arama sonuç sayfalarında gösteriyorlar. Böyle bir arama motoru da yine aynı şekilde bilgi akışının yurtdışına çıkıp dönmesini engelleyecek ve yine İslam ülkeleri ve Türki cumhuriyetler de bu arama motorunu kullanmayı tercih edecekler beklentisi söz konusu.

Konu hakkında Serdar Kuzuloğlu’nun dün yayınlanan “ERKE’yi unutun, Milli Motor geliyor!” yazısının özellikle 2. bölümünde de dikkat çektiği üzere yabancı arama motorlarının ihtiyaçlarımıza cevap vermemesi çok tartışılabilecek bir iddia. Bugün arama motorlarından tabii ki istediğimiz bilgiyi istediğimiz kolaylıklta edinemiyoruz, ama bu sadece bizim sorunumuz değil İnternet’in tüm dünyada kabul gören başlıca sorunu, bilgiyi organize edip sunmada verimsizlikler söz konusu. Fakat herhangi bir arama motoru için “Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap veremiyor” diyemeyiz. Ancak ve ancak bu ihtiyaç ve talepler ülkeyi yönetenlerin, İnternet kullanıcısı halkın ihtiyaçlarından farklı ise bu söz konusu olabilir. Yani sansür, engelleme amacına hizmet edemiyor olabilir Google ve diğerleri.

Bizim yaşadığımız sıkıntı herhalde Çin gibi ülkeler Yahoo! ve Google’ı yola yani dize getirebilirken bizim neden Google’a işimize gelmeyen sonuçları göstermemeye ikna edemediğimiz! Ama bunu böyle ifade etmeye henüz cesaret edemiyor sanırım Türkiye’de İnternet’in geleceğini elinde tuttuğuna inananlar.

Yine konu hakkında yazan Yurtsan Atakan’ın “Evrensel İnternet’e yerel güdük versiyon” başlıklı makalesi ise başlığından da anlaşıldığı üzere hala İnternet’in ne olduğunu anlamayanlar ya da anlamasına rağmen İnternet’i kendilerine göre yontabileceklerine inananlar tarafından yönetiliyor olduğumuzu vurguluyor.

Atakan’ın yazısında da yer verdiği fikirlerimi kısaca açacak olursam, ülkemizin yine doğru vizyonu ortaya koymadığını çünkü bugün “esas” olanın doğru veya yanlış bilgiye ulaşıp ulaşamama değil, ulaşılan onlarca farklı kaynağı işleyip doğru anlam ve sonuç çıkarabilme yeteneği olduğunu söylemeliyim.

Çünkü arama motorunun eksik, hatalı, taraflı bilgi sunması söz konusu bile olsa(!), bunu engellemeye harcanak çabanın sağlayacağı fayda, sadece İnternet’te değil hayatın her alanında söz konusu olan yanlış, eksik bilgileri doğru bilgilerden ayırabilmeyi öğretecek çabanın sağlayacağı faydanın yanında küçücük kalır.

Siz istediğiniz kadar işinize gelmeyen haber ve yorumları engelleyin, erişime kapatın, olmadı yalanlayın, siyasetçiler, spor yöneticileri, vd. işlerine gelmeyen bilgiyi üretenleri “şerefsizlik” ile itham etsin, günümüzde “demokrasiyim” demeye yüzünüz birazcık tutacaksa günün sonunda bir yerden bir şekilde istemediğiniz bilgi, haber, yorum yayılacaktır.

Asıl Yatırım Arama Motoru, E-Postaya Değil, Aşırı Pahalı İnternet Erişimine Yapılmalı

Bunun yerine eğitimi, anlama, değerlendirme, sonuca varma ve buna göre doğru çözüm hareketini seçebilme becerisini sadece gençlere değil tüm topluma kazandırmalıyız. Sansür amaçlı algılanan projelere para dökmektense ülkede İnternet erişimini yaymalıyız. Bakın bir önceki yazımda Türkiye’de İnternet aboneliği sayısının nasıl bilgisayar sayısına ulaşıp bu noktada yeni abone sayısındaki büyümesinin neredeyse durduğunu anlattım. Ülkede bilgisayar, vb. cihazlar erişilebilir olmalı, ucuzlamalı ya da herkese fırsat sunan ortak kullanım alanları kurulmalı ki halk bilgi teknolojilerinden faydalanabilsin.

Bilişim cihazlarına ulaşım kadar önemli olan diğer şey ise İnternet erişiminin yaygınlaşması. Ülkede İnternet erişimi, ister bilgisayardan, ister cep telefonundan olsun çok daha ucuz olmalı. Türkiye, OECD ülkeleri içinde en pahalı İnternet erişimi sağlanan ülke. Neden mi? Birinci neden İnternet erişiminde sabit hat tekelinin sürmesi, ikincisi ise İnternet’ten alınan vergilerin yüksekliği. İnternet’in vergisi sadece 2 Lira inerken ülkemizde pırlantanın KDV’si yok. Eskiden en ucuz ADSL paketi ile ayda 9 saatte kotanızı doldurup 29 Lira ödeme riski varken artık 8 Mbit hızla 27 TL’lik paket ile, bir ayda sadece 87 dakika İnternet kullanarak 27 TL ödemeniz gerekebilir!

İşte 70 milyon kişiye açılacak e-posta hesabı için alınacak donanım, altyapı yatırımı, ithal ürünlere aktarılacak kaynaklar ve Google ya da Yahoo!’ya rakip olması pek mümkün olmayan bir devlet arama motoruna aktarılacak vergi gelirlerini, üst paragrafta bahsettiğim sıkıntıların çözümü için çok daha faydalı ve verimli alanlara aktarmalıyız.

Bugün ülkemizde insanlar cep telefonundan dinlendiği korkusuyla yaşarken devletimizin verdiği e-posta adresini kullanmaktan da maalesef çekinecek, Mynet veya Yahoo, Hotmail kullanmaya devam edecektir.

Öte yandan devlet, anaposta olarak adlandırılan bu hizmeti resmi hizmet olarak kabul edeceğinden belediye olsun, ticari işler olsun, vatandaşlık işleri olsun pek çok konuda anaposta kullanılmaya çalışılacak ama şifresini unutanların devlet dairelerine nüfus cüzdanlarıyla gitmeleri, hatta sistemde ortaya çıkabilecek güvenlik açıkları gibi sorunlar baş ağrıtmaktan da öte kişi ve kurumlara kayıplar yaşatabilecektir.

Acarer “Bu ölçekte geliştirilecek bir projenin uygulamaya sunulması ve ulusal bir e-posta altyapısının kurulması, teknik, ekonomik ve soysal açıdan ülkemize büyük prestij ve kazanımlar sağlayacak” sözüyle kapatmış sanırım. Ben de şunu söylemeden geçemeyeceğim, bugün sadece Google, Yahoo, Microsoft değil dünyanın dört bir yanında onlarca şirket milyonlarca kullanıcıya aynı anda e-posta hesabı sunuyor. Bir devletin bunu yapmakla kazanacağı prestij, ülkeyi gerçek bir İnternet ülkesine çevirmenin, vatandaşlarının, 1-2 ülkenin denemeye başladığı gibi, bedavaya, olmadı çok çok ucuza İnternet’e erişmesini ve hakkıyla kullanmasını sağlamaktan kazanacağı prestijin yanında hiç kalır…

[tags]anaposta, herkese e-mail, Türk arama motoru[/tags]

TARTIŞALIM

“Müslüman Ülkeler ve Türki Cumhuriyetler’in Yıllardır Süregelen Beklentisine Cevap Verebilecek miyiz? Türk e-postası Anaposta ve Türk Arama Motoru” bir kez yorumlanmış, siz de yorumlayın

  1. […] Salim writes about the absurdity of Turkish State’s attempt to build a search engine and he recommends her […]

    Yorumlayan: Introducing Turkish Cybersphere (2) « Erkan's Field Diary | 10.12.2009, 09:36

Yorum yapın