Geride bıraktığımız hafta içinde Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü OECD’nin üyesi 30 gelişmiş ülkede cep telefonu iletişim masraflarının karşılaştırıldığı bir rapor medyamızda da yer aldı. OECD belirlediği az, orta ve çok kullanım konuşma süreleri ve kısa mesaj trafiğinin bu 30 ülkede ne kadar tuttuğunu üç ayrı liste olarak hazırlamış, ortalama alındığında da ABD en pahalı ülke çıkarken Türkiye pahalılıkta 17. sırayı almış, yani ucuzluk sıralamasında 13. olmuş!
Daha geçenlerde Siyasi irade ve Rekabet Kurulu müdahele etmedikçe telekom devlerimiz tüm Türkiye’nin karlılığının üçte birini alıyor başlıklı yazımda Türkiye’nin rekabet eksikliği ve düzenlemelerin etkin olamaması nedeniyle fahiş fiyatlarla iletişim hizmeti aldığını, gelişme ve kalkınmayı yavaşlayan etkenlerden birinin de bu olduğunu söyleyen biri olarak OECD haberini bir kenara not almıştım. OECD’nin web sitesinde ilgili rapora ulaşıp fiyatlara baktım. Ardından da bu işin yüzeysel kalmaması için gerçekçi bir hesap yapılması gerektiğini düşündüm.
OECD üyelerinin büyük çoğunluğu sanayileşmiş ileri ülkeler olduğundan rakamsal (nominal) bazda karşılaştırmalar ülkemizin durumunu yanlış yansıtabiliyor. Gelir seviyemizin göreceli düşüklüğünü hesaba katıp satınalma gücü paritesini göze almadan yapılan karşılaştırmalar da yanlış yönlendiriyor. Halbuki bir ABD Doları’nın ABD’de ya da Avrupa’daki alım gücü Türkiye’deki alım gücünden çok daha yüksek oluyor, aynı şekilde 100 Türk Lirası ile Türkiye’de alabileceğimiz ürün ve hizmetlerden çok daha azını aynı miktarda Lira’yı dövize çevirdiğimizde yurtdışında alabiliyoruz.
Ben de OECD rakamlarındaki dolar değerlerini tüm OECD üye ülkelerinin satın alma güçlerini hesaplamamızı sağlayan güncel katsayılarla güncelleyerek yeniden hesapladım. Tahmin edileceği üzere görüntü oldukça değişti. Az, orta ve çok kullanım masraflarının ortalaması alındığında, işin içine ülkelerin hanehalklarının satın alma gücü girince Türkiye pahalılıkta 17. değil 9. oldu. Altta hazırladığım tabloyu görebilirsiniz.

Bu az, orta ve çok kullanım ortalamasını gösteren sıralamanın yanında ayrıca az kullanıma göre yapılan tabloyu da aynı şekilde satınalma gücünü hesaba katan reel döviz kurları ile revize ettiğimde durumumuz daha vahim şekilde ortaya çıktı. Ülkemizin genelini düşündüğümüzde, ayrıca bizzat operatör şirketlerin de yıllardır vergilerin ağırlığı nedeniyle kullanım miktarlarının gelişmiş ülkelerin çok altında kaldığı yönündeki açıklamalarını hatırlarsak, az kullanım listesi bizim için daha önemli olmalı.
Az kullanıma göre yapılan sıralamada ise pahalılıkta 4. çıkıyoruz! Meksika, G. Kore ve Çek Cumhuriyeti listede önümüzde yer alan ülkeler. Yani Türkiye medya kuruluşlarında yer alan haberlerin aksine pahalılıkta 17. sıradan çok daha yukarda.
Bunun bir nedeni KDV ve Özel İletişim Vergisi’nin ağırlı, bir nedeni de piyasada yeterli rekabetin yıllardır sağlanamamış oluşu. Bunda tabii sadece düzenleyici kurumlar değil, tüketici davranışlarının da payı var.
Hazır KDV, ÖİV demişken bu vergilerin yüksek olmasının altında yatan nedeninin de Türkiye’nin bence en büyük sorunlarından biri olan vergi toplayamama olduğunu söylemeliyim. Doğrudan vergileri yani örneğin gelir vergisini toplamakta zorlanan, ya da toplamak için seçmenini zorlamaktan çekinen hükümetlerimiz yıllardır böyle toplayamadıkları vergi gelirlerini en azından dolaylı vergilerle yani KDV, ÖİV, ÖTV gibi vergilerle topluyorlar. Benzine, telefon konuşma masrafına, gıdaya, dijital fotoğraf makinasına, aklınıza ne gelirse dar gelirlisi, zengini aynı abartı vergileri ödemek zorunda kalıyor…



Çok güzel bir yazı. Çok teşekkür ederim..
Çok güzel bir makaleyi ele almışsınız.Tebrikler.Teşekkür ederim…
I’m still learning from you, as I’m trying to achieve my goals. I certainly love reading everything that is posted on your site.Keep the aarticles coming. I liked it!