Ekonomik krizin Türkiye’yi teğet geçmesinin hayal olduğunu anladıktan sonra gecikmeli ekonomik paketler açmaya başladık. Fakat dev dalgaya set çekmek için çok geç, imalat sanayindeki üretim düşüşü 2001 krizinden de daha derin, 1994 kriziyle karşılaştırabilir derinlikte. İşsizlik daha önce hiç görmediğimiz seviyelere çıktı.
Genel ekonomik görünüm bu kadar kötüyken tam da seçim öncesi açıklanan ekonomik paketler ise işsizin, dar gelirlinin acısına tuz biber olacak nitelikte. Bir imalat sanayi şirketi çalışanı olarak yaşananların ciddiyeti karşısında bu paketlere şaşırıp kaldım.
Otomotiv gibi doğrudan ve dolaylı şekilde ülke ekonomisinde önemli yer tutan, dünyada da imalat sanayinin temel taşlarından biri olan bir sektörde ülkemizin ciddi tecrübe ve birikimi oluştu. Fakat ürettiğimiz araçlara dış talebin yere çakılmasıyla yüksek stoklar birikti. Maalesef birkaç aydır “otomotive destek gelecek” beklentisi yaratıldı, bu algılamaya bizzat hükümetimiz de katkıda bulununca otomotiv, ticari araç ihtiyacını güçlü şekilde hissedenler bile vergi indirimini beklemeye koyuldu ve geride bıraktığımız iki ayda satışlar geçen yılın yarı seviyelerinde dolaştı. Canlandırma paketiyle geçen hafta otomotivde indirim olunca bu bekletilen talep galerilere, ‘showroom’lara koştu, aşırı talep sonucu bazı noktalarda araç fiyatlarının hafif de olsa arttırıldığı göründü.
Daha da önemlisi olabilecek en iyi vergilendirme yapılmadı, Türkiye’de üretilen araçların tüketimini özendirecek daha güçlü adımlar atılabilirdi. Dünya böyle bir dönemdeyken, her ülke kendi şirketlerini kurtarmaya çalışırken bu güçlü adımı atacak güçlü bir tek parti hükümetimiz varken bu bir hayal kırıklığı yarattı. Zaten üç aydır nefes alamayan otomotivde işçiler, satışçılar geçici ve kalıcı(!) izinlere çıkarılmıştı bile. Halbuki bu indirim daha önce, daha düşük miktarda bile yapılsa bunlar yaşanmazdı.
Gelişigüzel vergi indirimi ile ithal araçlara talep patladı. Örneğin 1,6 litrelik bir BMW modelinden ülkede 75 adet stok varken daha indirimin ilk günü 40 adet sipariş alındığını gazetelerden okuduk!
Bir Gelir Dağıtımı Aracı: Vergi
Vergiler, devlet harcamalarına kaynak olarak toplanır. Devlet harcamaları toplumda gelir dengesizliğini olabildiğine iyileştirecek yönde yapılır. Ülkenin ekonomik düzeni, iktisadi ideoloji tercihi ne olursa olsun, sosyal adaletsizliğe el atmak özel kesimin değil kamu yönetiminin görevidir. İstanbul’un şık bir mahallesinde geçen yıl 750 bin TL’ye alınan ev bir senede %10 değer kazanıp 825 bin TL değerine ulaşırken 555 Lira net asgari ücret alan biri söz konusu evin bir yılda kazandırdığı 75 bin liralık kazanca yemeden içmeden, bir kuruş harcamadan 12 senede kavuşabilir. İşte bu tip gelir dağılımı ve refah konularında önemli araçlardan biri vergidir.
Fakat maalesef doğrudan vergileri yani gelir vergilerini toplamakta başarısız olduğumuz gibi dolaysız vergileri de bu amaca uygun ayarlayamamaktayız. Geçen hafta otomotiv odaklı olan ekonomik pakete bu hafta da mobilya, ofis araç gereçleri, bilgisayarda vergi indirimi geldi. Bilgisayar satışlarında patlama beklentisini de medyada okumaya başladık. 150 metrekareden büyük konutlarda da %18 olan KDV’nin %8’e indiğini biliyoruz. Örneğin bugün bir gazetenin emlak ilavesinin ilk sayfasında 900 bin liralık bir villanın kampanya artı vergi indirimi ile 825 bin lira seviyelerine indiğini gördük.
Türkiye’de sadece monte edilen, özellikle dizüstü pazarında tamamen yabancı, ithal markaların egemenliğinde olan bir ortamda bilgisayarda vergiyi indirmek Türk üreticisine mi, yabancı çip ve bilgisayar donanımı üreticilerine mi yarayacak? Ya da son paketteki iş yeri satış vergilerinin düşmesi ekonomiyi canlandıracak mı?
İşsizlik rekor seviyede iken yastık altında biriktirilen paralar, Sanayi Bakanı’nın dediği gibi, çıkartılıp ithal araba almak için kullanılıyorsa krizi atlatmak bir yana yaz aylarında daha da yoğun yaşayabiliriz. Paketlerde otomotiv, konut, ofis malzemesi dışında şeyler de var, mobilya gibi. Ama bunlar ülkede üretimi canlandıracak şeyler değiller. Sanayiye güç katacak, enerji, çalışan maliyetini düşürecek önlemler yerine sadece tüketmeye, hem de ithal ya da yerli göz etmeden öylesine tüketmeye yönlendirmek yeterli olmaktan çok uzak.
Açılan ekonomik paketlerle toplumun üst gelir gruplarına mensup kesimlerinden alınan vergilerden feragat edilmiş olunuyor. Bu ekonomiye bir hareket getirse de etkisi çok dar kalıyor. Lüks bir villadan alınmayan 100 bin liralık vergi kaybına karşılık bir iş yerine verilecek 100 bin liralık desteği düşünelim… Her iktisadi canlandırma hamlesinde önemli olan birim miktar başına en büyük etkiyi yaratmaktır.
Bugün inşaat malzemeleriyle ilgili bir vergi indirimi, küçük konutların da satışını canlandıracak önlemler alınsa, istihdam deposu olan inşaat sektöründe de biraz kıpırdanma yaşanabilirdi. Ama şimdilik tüm paketler ticareti canlandırmak üzerine, üretimi değil…


TARTIŞALIM
“Ekonomiyi Canlandırma Paketi Sayesinde Büyüyen İşsiz Ordusu Lüks Konut, Araç ve Notebook Alabilecek” henüz yorumlanmamış, ilk siz yorumlayın