// okuyorsunuz...

telekomünikasyon, İnternetvizyon

e-Türkiye olma yolunda kayıp bir yıl 2008! Yüksek vergi ve tekel koşulları ile 2009 da ümit vermiyor

Türkiye’de bilişim sektörü üzerine en az yazı yazdığım yılı geride kalırken bu sadece tercihlerimden değil gerçekten de 2008’in bu alanda adeta kayıp bir yıl olmasındandı. Yılı değerlendiren yayınlar, raporlar, dosyalara göz gezdirdiğimizde de ne kadar küçük adımlardan bahsettiğimiz ortaya çıkıyor.

Yılsonuna yetişsin diye aceleyle açılan “Devletin Kısayolu” sloganlı www.turkiye.gov.tr ile başlayabiliriz. Hangi yıldan örnek versek ki, mesela CeBIT Bilişim Eurasia 2004’te fuarın seçilen ana temalarında biri e-devlet idi ve birkaç devlet kurumu web sitesi tanıtılmıştı. Sonraki fuarlarda da genelde aynı şeyler oldu. Öte yandan “elektronikleşme” farklı şekillerde gündeme geldi, örneğin 2005 sonunda Türkiye’de 2 bin 600 okulumuzda tuvalet yokken, okullara altyapı, tuvalet, İnternet, bilgisayar getireceğimize öğretmenlere birazcık indirimle bilgisayar satın aldırdık, söz konusu firmaya rekor kırdırttık, Dünya Başkan Yardımcısı meraktan buraya geldi, biz de e-devlet ilerliyor sandık!

Her neyse, yıllardır gündemde olan e-devlet portalı, “giriş kapısı” sonunda karşımızda ve bu tanımı hak edercesine zaten yayında olan pek çok kamu kurumunun web sitesini bir çatı altında toplamaktan öteye gitmiyor. Bu da olumlu bir gelişme ama bu kadar gecikmesi, bunun için büyük danışmanlık ücretleri ödememiz ve hala, açılış töreninde Başbakan’ın da itiraf ettiği gibi mevzuatta değişiklik olmadığından bürokratik sayısız işi kağıtla yapmak zorunda oluşumuz e-devlet konusunda çok ağır ilerlediğimizi gösteriyor.

Peki e-devlet hizmetlerinden kimler yararlanabiliyor? Türkiye “e”leşti mi, “e-Türkiye” oluyor muyuz? 2008’de 27-28 milyon İnternet kullanıcısına ulaştığımız iddia ediliyor, işin kötüsü propaganda yapma ihtiyacı değil doğru bilgiyle çalışma ihtiyacı olan bürokratlar, kamu temsilcileri bile buna inanıyor. Halbuki bu istatistik, her İnternet aboneliğini 4 kişinin sürekli kullandığı varsayımıyla ulaşılan abartılı bir rakam. Bu rakamlar çok önemli çünkü dünyanın hızına yetişmek için iletişim, İnternet, bilgi edinme kolaylığı alanlarında treni kaçırma lüksümüz yok.

Zaten çok az abonemiz olduğu için artış hızında dünyada ilk onda olabiliriz ama buna rağmen artış hızı yavaş! Çünkü dünyanın en pahalı geniş bant İnternet erişimini kullanmaya devam ediyoruz. 2008 boyunca İnternet gibi lüks, zevk için tüketilen(!) bir hizmet için %18 KDV ve %15 ÖİV ödemeye devam ettik. ÖİV’de %5′e indirim söz konusu ama bu sembolik, halbuki yapılması gereken, eğer sadece devlet “e”leşsin değil, Türkiye e-Türkiye olsun istiyorsak, ÖİV bir yana KDV’yi sıfırlamak!

İnternet’in ucuzlaması, yaygınlaşması sadece “kullanıcı” vatandaşlar için önemli değil, İnternet ve bilişim sektörü için belki daha da önemli. Az önce “doğru bilgiyle çalışma ihtiyacı olan bürokratlar, kamu temsilcileri de 28 milyon abone olduğuna inanıyor” derken kast ettiklerimden biri de son derece saygın, önemli çalışmalarında üstün performans gösteren Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı Alpaslan Korkmaz. Sayın Korkmaz Türkiye’yi Avrupa’nın bilişim üssü yapma konusunda çok iddialı yorumlar yapmış, ama bunun için çok daha fazla abonelik, çok daha bilinçli ve yaygınlaşmış İnternet kullanımı ve böylece de İnternet hizmetleri sunabilen girişimler, çalıştırdıkları işgücü gerekli. Eğer kast edilen “bilgisayar programları”, talebe özel bile üretilse bildiğimiz “yazılım” ürünleri ise maalesef orada da hızla sıradanlaşmaya gidiliyor. Gelecek “platformlarda”, platformlar oluşturma, mevcut platformlarda çözüm sunmakta, yani İnternet tabanlı çözümler, hizmetler geliştirmede. Sayısız örnek verilebilir, mesela Estonya’dan dev bir İnternet markası çıkıyor, Skype, Türkiye’den bir örneğimiz neden yok?

Neden genç nüfusun bu kadar büyük olduğu, tüketme eğilimi düşük olmayan bu ülkeye sigaracısından petrol, benzin dağıtımcılarına, en büyük Avrupa bankalarından en meşhur restoranlara, krizde ABD’li rakiplerinden güçlü kalan Avrupalı otomobil üreticilerinden büyük gıda üreticilerine yabancı sermaye akıtılırken İnternet dünyasının, yazılımcıların devleri yeni yatırım ya da satın almalarla gelmediler, gelmiyorlar? Sadece burada olma kararını zaten çok önceden almış 2-3 büyük yatırımlarını koruyor. Peki onlar gelmiyorsa neden Türk bilişim devleri, dünyaca kabul gören İnternet hizmetleri çıkaramıyoruz?

Hatta neden web girişimlerimiz .com.tr ile biten adresler yerine .com ile biten Amerikan web adreslerini kullanıyor, mesela telekomünikasyon devimiz Türk Telekom yeni yıl kampanyası için neden .com.tr ile biten adres almakla uğraşamıyor? Demek ki biz bilişim konusunda doğru adımları atmıyoruz…

Kötümser olmak istemediğim zor bir dönem ama bilişimin önemini anladığımızı söylemek mümkün değil. 2009’da 3. Nesil mobil iletişim altyapısı kurulacak, tonlarca parayı 3G destekli telefonlara dökeceğiz. Ama bir türlü sabit hat İnternet konusunda rekabet yaratamamaya devam edeceğiz. Üstüne üstlük bu sene şehir içi telefon hizmetleri de rekabete açılacak, yani isterseniz sabit hat konuşmalarınızı Türk Telekom yerine başka bir firmadan yapabileceksiniz. Ama tabii bu yeni yetme firmalar böyle bir ekonomik ortamda yeni kablo döşeyemeyecek, yine Türk Telekom’a kira ödeyecek, hem de Türk Telekom’a rakip olacaklar. Şehir içi telefon hizmetinde ne kadar sağlıklı rekabet edilebileceğini, ADSL altyapısı için TT’ye mecbur olan alternatif ADSL şirketlerinin ne durumda olduğuna bakarak tahmin edebiliriz.

Hem de şehir içinde sabit hat telefon hizmeti sunmak isteyen yeni şirketler ankesörlü telefon ya da İnternet, veri hizmetleri sunma hakkına sahip olmayacaklar. Nerede sağlıklı miktarda, olması gerektiği kadar rekabet yoksa atalet olur, gelişme yavaşlar. İşte Türkiye’nin bilişimde atılım yapamamasının, Alpaslan Korkmaz’ın Avrupa’nın bilişim üssü olma ideallerine bugüne kadar ulaşılamamış olmasının bir nedeni bu, diğeri de vizyonsuzluktu. Umalım ki yeni yıl bu alanda yeni açılımlar getirsin.

Technorati Tags: , , , , , , , , , , , , ,

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

TARTIŞALIM

“e-Türkiye olma yolunda kayıp bir yıl 2008! Yüksek vergi ve tekel koşulları ile 2009 da ümit vermiyor” yazısı 0 kez yorumlandı

SİZ DE YORUMLAYIN