// iktisat ve Türk ekonomisi

iktisat ve Türk ekonomisi

Ülke Ekonomisi Yerinde Sayarken Türban, Özgürlükten Önce Milyon Oy İçin İmam Hatip Popülizmidir

Cuma günü açıklanan 2007’nin son üç ayının ortalaması Kasım 2007 işsizlik oranı tekrar çift hanelere yükselerek %10,1 oldu. %10, iş arayan, çalışmak isteyenlerin içinde bulamayanların oranı, artık iş aramaktan vazgeçenleri içermiyor. Türkiye gibi işgücüne katılımın %50’nin altında olduğu bir ülkede %10 çok ciddi bir oran.

Bu arada dünya ekonomilerinin önde gelenlerinde ise bir durgunluk hatta kriz beklentisi var. Bu olasılığı bırakalım ve şuna dikkat edelim; petrol fiyatları 3 yıl önce hayal edemeyeceğiz seviyelere yükseldi, ithal girdiler pahalılaştı, üreticimize kalan kar miktarı daraldı. Az önce İzTV’de tarihi mekanlarla ilgili bir belgesel izlerken konuksever bir köylümüz mikrofon uzatıldığında ithal tohumun kilosunu 9 YTL’ye aldığını, kendisine para biriktirme şansı kalmadığını, çocukları doyurmaya çabalamakla yetindiğini söylüyordu.

Tüm bunların ve Türkiye’nin mevcut ekonomik durumunun nedeni “katma değer” yaratmadaki yetersizliğimiz. Ürettiklerimize bize has kayda değer nitelik katamıyor olmamız. Tohum alıp ekiyoruz, tohumdan çıkan ürünü satıyoruz; hammadde alıp işliyor ihraç ediyoruz, ama yenilik, buluş, inovasyon yapamıyoruz.Çünkü yüzyıllardır bu topraklarda bu şekilde yetiştirildik. “Başımıza icat çıkarma” sözü icada, buluşa bakışımızı gösterirken nasıl daha fazla mühendis, bilim adamı, farklı tasarımlar yapan zanaatkar yetiştirebiliriz ki?Ülke çapında belli bir amaç doğrultusunda birbirini tamamlayan parçalardan oluşan bir eğitim stratejisi hazırlamaktansa her hükümet kafasına göre, anlık, dönemsel ve tabii popülist kararlar aldı. Mesleki eğitimin önemini anlamadığımızdan meslek liselerini sadece açmakla yetindik, eğitim kalitesine, endüstri ve iş dünyasının talepleriyle bağlantı, işbirliği olanaklarını düşünmedik. Hatta örnek bir okuldan mezun olanların iş bulabileceği kurumlar var mı, onu bile düşünmedik.Bu teknik liselerde yaklaşık iki yüz ayrı mesleğin eğitimi veriliyor, bazıları çok az sayıda okulda, bazıları ise daha fazla. İstatistikler belli birkaç mesleğin tüm okullar içinde %3 ağırlığa sahip olduğunu gösteriyor. Öte yandan imam ve din adamı yetiştirmesi, dini kurumlarda meslek sahibi etmesi beklenen İmam Hatip okullarının ağırlığının meslek liseleri içinde %7 olduğu açıklanıyor. Nasıl bu kadar yüksek bir oran oluyor sorusunun yanıtı önceki paragrafta bahsettiğim anlık ve popülist kararlar alan hükümetler.

Maalesef ülkenin geri kalan okullarında çocuklarına dinin kurallarına uymayan bir eğitim verildiğini düşünen bir kitle var. Böyle düşünenlerin oyunu almak için siyasilerin tümü daha fazla imam okulu açtılar ve bu ailelere adres göstermiş oldular. Önceki hafta türban tartışmaları ve gelinen noktadan çok sıkıntılı olduğunu açıklayan Süleyman Demirel önce kendi yaptıklarına bakmalı ve oy için ağızlarına bal çaldıklarını hatırlamalı. İmam Hatip açan hükümetler listesine baktığımızda Demirel’in tam 327 okul açtığını, Özal’ın 90 okulla son derece hızlı davrandığını, Çiller ve Yılmaz bir yana, Bülent Ecevit’in bile 4 okul açtığını görüyoruz.

En yoğun dönemlerinde 500 bin kız ve erkek öğrenci İmam Hatip okullarında okuyordu. 1-2 ülkede yapılan denemelerin haberlerinin “provokasyon” olarak nitelendirildiği ülkemizde asla kadınların imamlık yapamayacağı da ortada iken yüzbinlerce kız öğrenci de imam meslek okullarına kaydedildi. Bunun temel nedeni olarak da bu okulların “dini bütün” eğitim vermesi, diğer okulların ise İslam’a aykırı olarak algılanması idi. Bugün yüzbinlerce imam hatip mezunu kız öğrenci var. Ayrıca bir o kadar da erkek öğrenci. Her yıl bu okullardan mezun olan on binlerin çalışabileceği kadar camii veya dini kurum ise yok. Peki bu kitle ne yapacak; tabii ki başka bir meslek!

Bir insanın anne babası, kardeşleri onun meslek sahibi olması, evine ekmek getirmesini istemez mi! Tabii ki İmam Hatip mezunu gençlerin ailelerini de hesaba katmalı ve bu okulların mezunlarının faydasına yapılacak düzenlemelerin hükümetlere bir milyonun üstünde oy getirme potansiyeli olduğunu görmeliyiz.

İşte bugün üniversitelerde türban ve baş örtüsünün serbest bırakılması girişiminin çıkış noktası budur. Başbakan Erdoğan bir önceki hükümeti döneminde bu konuda pek girişim yapmadıktan sonra önceki ay yurt dışında “siyasi simge olsa ne olur, yine serbest olmalı” tarzı açıklama yapar yapmaz MHP olaya dahil olmuş, adeta AKP’yi peşine katarak “haydi o zaman” demiş, süreci başlatmış, hatta AKP’yi sürecin yönetiminde zor durumda bile bırakmıştır. Bu kadar önemli bir oy potansiyeli MHP’nin ağzını çoktandır sulandırmıktadır.

Maalesef işin mantığı, matematiği bunu gösteriyor. Çünkü mevcut 8 yıllık ilköğretimde kızlarımızın başı kapalı eğitim alma gibi bir şansları yok. Ancak İmam Hatip okullarına kayıtlı kızlar başları kapalı eğitim almaya başlayabiliyorlar. İşte bugün üniversitede başı kapalı eğitim almak isteyenler de bu öğrenciler ve eski mezunlar. Çünkü mantıken baktığımızda bugün bir muhasebecilik eğitimi veren teknik lisede okuyan bir kızımız ortalama 17-18 yaşında orta öğretimini tamamlamış ve ilk öğretimden beri başını kapatmamış oluyor. Bu kızın başını kapatmaya birden üniversite döneminde başlaması bir olasılık ama düşük bir olasılık.

Demek ki düz mantık, hesap kitap şunu gösteriyor:

  • Türban düzenlemesi “üniversitede özgürlük” yaklaşımından çok daha basit bir dürtü ve amaçla gündeme getirilmiştir, bazı aydınlarımız bunu yanlış okusa bile!
  • Üniversitelerde tesettür serbestisi, zaten tesettürle orta öğretimde eğitim alan İmam Hatip mezunları için yüksek öğretim şansı sağlamaktadır.
  • Bu şans uzun dönemde İmam Hatip okullarına talebi daha da arttırabilir. Diğer meslek okulları, her türlü lisede İslam’a uygun eğitim verilmediği kanısında olanların tercihi tamamen imam yetiştirme amaçlı meslek liselerine kayabilir.
  • Böylece ülkede daha fazla imam okulu açılabilir ve yazının ilk iki paragrafında bahsettiğim ekonomik durumumuzun umrumuzda olmadığını daha da güçlü ilan etmiş oluruz.
  • Ülkede sanayinin ihtiyaç duyduğu meslek lisesi mezunu azalabilir. Güney Kore’de 6 yaşındaki öğrencilerin bugün yarıya yakını İnternet kullanabiliyorken küçük yaştan itibaren çocukları mühendisliğe, yenilikçilik ve buluşçuluğa yönlendirme şansımız azalır.

Fark edilmiştir, bu yazı duygusal bir şekilde yazılmadı. Elimizdeki gerçek bulgular, veriler, rakamlara dayanarak mantık ve akılcılık çerçevesinde yaklaşmaya çalıştım. İmam Hatip meslek okullarından mezun olanlar odak noktam değil ve olamaz, ülkenin önceliklerini böyle şekillendirenler yazının hedefi. Ailelerinin tercihi yüzünden bu okullara küçük yaşta kaydedilen gençlerin mağdur edilmesinin yolunu açan, bir dönem aynı anda 600’ün üstünde imam meslek lisesini faaliyette tutan eski siyasiler bunun hesabını vermeli! Geleceğe böyle bir sorunlar yumağı bıraktılar. Bugün o okullarda imamlık ve din adamlığı görevini yapabilmek için mesleki eğitime saatler ayıran kız ve erkek öğrencilerin bir kısmı, o zamanın en azından bir kısmını çok iyi şekilde İngilizce, Rusça, Arapça, Çince ya da başka bir dili öğrenmeye ayırmak istemez miydi, ya da bilgisayar programcılığı, elektronik haberleşme konusunda birikim elde etmeyi?

Bir ekonomist olarak Türkiye’nin nasıl kalkınabileceği, Türk iktisadi modeli ve Türk sanayisi üzerine okuyan, düşünen biriydim. Ama son dönemde bizzat iş tecrübemle gerçekleri daha da iyi görmeye başladım. Bugün Türk iş aleminin, işletmelerinin en büyük eksiği katma değer yaratma becerisidir.

Ne geçmişten gelen bir sanayi geleneği ne de kurulu kapasite veya sermayemiz varken serbest ticaret rejimine bu kadar şiddet ve hızla geçen, dış ticaret hacmi 200 milyar dolarları çoktan geçen bir ülke olmamız bizi yüksek dış alıma, yani ithalata itiyor. Dıştan aldıklarımızın üstüne ise kendimize has çok az şey ekleyebiliyoruz. Ülke olarak geleceğimizi kurtarmak için nelere dikkat etmemiz gerektiği bu kadar açık ve netken enerjimizi ziyan ediyoruz. Yazmaya gerek görmediğim konular gündemden bir türlü düşmüyor, daha fazla insan kısır tartışmaların içine çekiliyor, kardeş kardeşe, tribün diğer tribüne düşman oluyor…

[tags]türban, üniversitede türban, baş örtüsü, imam hatip, popülizm, oy için, AKP, MHP, Süleyman Demirel, Özal, katma değer, yenilikçilik, ülke ekonomisi[/tags]

TARTIŞALIM

“Ülke Ekonomisi Yerinde Sayarken Türban, Özgürlükten Önce Milyon Oy İçin İmam Hatip Popülizmidir” henüz yorumlanmamış, ilk siz yorumlayın

Yorum yapın