// sağlıklı yaşam

sağlıklı yaşam

“Toplumun Zamkı” Olabilecek Bir Hormon, Hayata Bağlanmanın Kimyasal ve Duygusal Temelleri

Yazı konularımdan biri olmadı ama insan davranışları, özellikle hoşgörü, affetme ve de hayata olumlu bakabilme yetileri üzerine düşünürüm. Bu hafta buluştuğum sağlıklı yaşam danışmanlığı veren arkadaşımla da sohbetimiz döndü dolaştı, neden bazılarının hayata olumlu şeylerinin etkisinden, diğerlerinin ise olumsuzlukların gölgesinden baktığına geldi. Üzerinde çalışmadığımız bu konu hakkında bazı çıkarımlara vardık, örneğin şükretmeyi bilmek, varlığının, sağlığının kıymetini bilip müteşekkir olmak çok önemli dedik. Belki beyinle, kimyasallarla, hormonlarla da ilgilidir deyip başka bir konuya geçtik.

Ama aynı hafta, dün konuyu Cumhuriyet Bilim Teknoloji ilavesinde (Yıl: 22, sayı: 1121, sayfa: 12-14) görünce heyecanlandım. (Evet artık Cumhuriyet İnternet üzerinde ücretsiz içerik sunuyor, tıklayarak okuyabilirsiniz!) Meğerse kucaklaşma kimyasalı, güven iksiri, aşk hormonu gibi adlar verilen bir kimyasal varmış; oksitosin. “E tabii var” diyenler olacaktır, ama heyecan veren şu ki, deneyler oksitosinin toplumsal ilişkileri geliştirdiğini göstermiş.

Günümüz dünyasında bireyselleşmeden yalnızlaşmaya doğru ilerleyen yaşam tarzıyla paralel giden bir diğer tehlike de “aidiyet” hislerinin körelmesi. “Böyle bir dünyaya”, “böyle bir ülkeye”, “böyle bir şehre”, “böyle bir semte” hatta “böyle bir aileye” ait olmadığını hissedenlerin sayısının artması stresi arttırıyor, depresyon olasılığını güçlendiriyor. “Böyle bir hükümetimiz varsa ben kendimi Amerikalı saymıyorum” diyenlerden komşularını beğenmeyip “ne biçim bir yerde oturuyorum” diyenlere kadar sayısız nedenle ait olmama travması yaşayanlar çoğalırken toplumların ortak hareket etme, bir payda için bir araya gelme, huzurlu olma şansları da azalıyor.

İşte böyle bir dünyada “oksitosin toplumun zamkıdır” diyen bilim adamları var, çünkü oksitosini kesilen hayvanlar topluluktan uzaklaştığı gibi annelik görevlerini de yerine getirmemeye başlıyor. Yine en büyük sorunları empati yapamayan, karşılarındaki insan yüzü karşısında beyinlerinde ilgili bölüm harekete geçmeyen, ses tonunun sinirli mi mutlu mu olduğunu ayrıştıramayan otistiklerde de oksitosin kullanımının bu yetileri geliştirdiği gözlenmiş. Otistik çocukların kanında oksitosin düzeyinin çok düşük olduğu da 10 yıl önceki bir deneyde ortaya çıkmış, ama bu durum sadece onlara özgü değil. Annelerinden ayrı bırakılan denek hayvanlarında da oksitosin diğer yavrulara göre düşük çıktığından aynı durumun biz insanlarda, çocuklarımızda da söz konusu olduğuna inanılıyor. Bu nedenle ailesiz büyüyen, ya da çocukluğunda büyük bir travma geçirenlerde oksitosin eksikliği olduğu tahmin ediliyor.

Oksitosin verilen insanların parayı yabancılarla paylaşma gibi görevlerde daha cömert ve güvenilir oldukları da gözlemlenmiş. İşte tüm bunlar birden hafta içinde düşündüklerime yaklaşımımı geliştirdi. İnsan davranışlarını etkileyecek müdaheleler, toplum mühendisliği son derece kritik, tartışmalı ve etik kurallar çerçevesinde kalınması gereken konular. İleri safhadaki araştırmalardan sonra belki de gelecekte birbirimize daha dostça ve bağlılık hissederek yaşamamıza bu tip kimyasallar, hormonlar yardımcı olabilir…

Çünkü insanlığın vardığı mevcut noktadan tatmin olmak mümkün değil. Paylaşım savaşları sürüyor, insanlar farklı toplumlara değil kendi toplumlarına bile güvensizlik hissediyor, kendilerini küçük, “güvenilir” sandıkları mini dünyalara kitliyorlar. 1913’den beri ilk kez iki Ortodoks ülke, Gürcistan ile Rusya savaşıyorlarsa tek ve barış, huzur içinde bütünleşmiş bir dünya toplumu ütopyası bize hiç de yakınlaşmıyor demektir.

Ama tabii hormonlar, genetik müdaheleler, ilaçlardan medet ummadan önce bizzat kendi terbiye ve davranışlarımızın önemine inanmalıyız. Belli dönemlerde “tatminsizlik” hisseden, huzuru yakalayamadığını düşünenler ellerindeki en küçük şey için bile mutlu olmayı, bu şeye sahip olmayanları düşünüp şükretmeyi denediklerinde başlangıç için büyük bir adım atacaklardır. Hatta paylaşmayı göze aldıklarında toplum olarak güçleneceğimiz kesin…

Sadece mal, varlık değil, manevi varlıklarımız, aklımızı bile paylaşalım. Siyasilere, akrabalara, iş arkadaşlarına, “rakip” olarak algılananlara kızmadan önce onların bizim bakış açımızdan bakamadığını düşünürsek, bakış açılarımızı da paylaşabiliriz. Yani paylaşmayı çok geniş anlamlı yorumlayalım.

>

[tags]Oksitosin, toplum, toplumun zamkı, hormonlar, toplum kimyası, hayata bağlılık, tatmin, şükretmek, toplum mühendisliği[/tags]

TARTIŞALIM

““Toplumun Zamkı” Olabilecek Bir Hormon, Hayata Bağlanmanın Kimyasal ve Duygusal Temelleri” henüz yorumlanmamış, ilk siz yorumlayın

Yorum yapın