// okuyorsunuz...

Türkiyeiktisat ve Türk ekonomisisiyasetvizyon

TCMB Başkanı “İstifa Ederim, Taşınmam” Derken Başbakan “Taşırım” Diyorsa Merkez’in Bağımsızlığından Şüphe Edilir

Bu sabah ekonomi gündeminde ciddi yer kaplayan haber Başbakan Erdoğan’ın diğer hedeflerin yanında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve kamu bankalarının merkezini İstanbul’a taşıyacakları yönünde kararlı olduklarını belirten açıklamasıydı. Sıklıkla, gereksiz ve manasız biçimde gündeme aldığımız konulardan biri de bu. İstanbul’u finans merkezi yapma çabalarına TCMB’nin taşınmasının katkısı olacağı düşüncesi oldukça tartışmalı. Konu hakkında devlet adamları, politikacılar, iktisatçılar, bürokratlar sıklıkla fikir bildirdikçe bunun sembolik bir faydadan öteye geçmeyeceği fikri ağır basıyor. Ben de benzer şekilde düşünüyorum, yazma nedenim de taşınmanın faydalı olup olmayacağı değil.


Salı günü, belki en başarılı TCMB Başkanımız olan, Süreyya Serdengeçti’nin küçük bir grupla sohbetine katıldım ve kendisinin de TCMB’nin bağımsızlığı konusunda ciddi çekinceleri olduğunu yakınen izledim. O günkü sohbeti ve sohbetten sonra düşündüklerimi yazmayacaktım ama daha 3 gün geçmeden böyle bir tartışma oldu. Sabahki haberinin asıl önemi, TCMB Başkanı Durmuş Yılmaz’ın İstanbul’a taşınmak yerine istifa etmeyi düşüneceği sinyalini önceden vermiş olmasına rağmen Başbakan ve/veya hükümetinin Banka’yı taşıma yönündeki kararlılığın Banka’nın bağımsızlığına tekrar gölge düşürmüş olması.

Para politikasının etkinliği ve “paracı” iktisat teorisi tartışmaya açıktır. Hele Türkiye’de Türk Lirası faizi yatırım ve tüketim kararlarında ana etken değilken, dövizle borçlanma ciddi bir alternatifken, “TCMB’nin uğraşı ne kadar sonuç veriyor” diye düşüncelere dalmak mümkünken… Ama eğer ülke olarak 2001′den bu yana sürdürülen ekonomi yönetimi ve seçilen politikaların değiştirilmeyeceği ortadaysa ve hükümetler bunlara bağlılığını sürekli vurguluyorsa, TCMB’nin tek hedefinin enflasyonu düşürmek olduğunu, bu konuda da bağımsız davranması gerektiğini kabul etmeliyiz.

Serdengeçti döneminde güvenilirlik, inanılırlık (”credibility”) konusunda çok büyük başarı elde eden TCMB faiz ayarlamaları bir yana, gelecekteki hareket ve politikalarına yönelik basın açıklamaları, Başkan’ın ağzından çıkanlarla dahi piyasalara ve ekonomiye yön vermeyi başarabiliyordu. Ama bugün bu güvenilirlik yitirildi. Profesyonelliği ve saygı kazanan tutumuyla son on yılda dünyanın en başarılı başkanlarından olan Serdengeçti, Salı günü bizlerle konuşurken yıllarını verdiği kurumun mevcut etkisi hakkında olumlu konuşmaya gayret etti, bir “Merkez Bankacı” olarak yapması gerektiği gibi iyimser göründü. Ama yine de güvenilirlik konusunda kaybedilenleri ince bir dille ortaya koydu.

Enflasyonun düşmemesinden bir nebze, reel faizlerin düşmemesinden ise neredeyse tamamıyla Merkez Bankası’nın görüntüsünü, algılanışını sorumlu tuttu. İletişimin çok zayıfladığını, etkisiz kaldığını, yerli ve yabancı piyasa oyuncularının para politikalarıyla ve özellikle “Banka’nın bağımsız karar alabilme” yeteneğiyle ilgili ciddi şüpheler taşımaya başladığını Serdengeçti de bizzat gözlemlemiş ve tecrübe etmiş. İyimser bir insan olan, aynı zamanda yıllarını kuruma vermiş biri olarak olumlu konuşmaya gayret eden Serdengeçti’nin bu sözleri oldukça düşündürücü.

Ayrıca iktisat çevrelerinde bazılarının duymuş olabileceği bazı sözleri o da aktardı, örneğin “Türkiye’ye Avrupa’nın ilk Latin Amerika ülkesi deniyor” gibi. Ve de Türk hükümetinin dışarda da reform yorgunu gibi görünmeye başladığını, son yıllardaki yapısal değişimlere devam etme isteğinin sorgulandığını, çünkü acı veren iktisat reformlarını yapmak için en uygun dönem olarak bilinen hükümetin ilk 100 gününün çoktan geçtiği gerçeğini sadece burada tartışmadığımızı, dışarda da bunların konuşulduğunu paylaştı. Reform yorgunu bir yönetim bir yana, bu yönetimin bir de faizler, döviz kurları konusunda rahatsızlık hissetmesi ve TCMB’yi “sorumlu” olarak göstermesi oldukça tehlikeli.

Günümüzde enflasyonla mücadelenin inandırıcı olması lazım ki tüm ekonomik birimler, bizler de dahil bu hedefe inanalım. İnandığımızda da Banka’nın kararlarını destekleyelim, tabii tamamen enflasyon odaklı kararlar alındığını bilirsek. Fakat eğer bu kararlarda hükümetin yönlendirmesi, bazı sektörlerin işine gelecek şekilde kararlar alındığı algısına sahip olanlar artarsa ülke olarak enflasyonla mücadelede başarılı olamayız!

Bu gerçeğe rağmen, Başbakan, “TCMB Başkanı istifa iması yapmış olsa bile ben bu bankayı taşırım” der gibi görünüyorsa maalesef faizlerin Serdengeçti dönemindeki seviyelere inmesi için daha çok bekleriz!..

Technorati Tags: , , , , , ,

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

TARTIŞALIM

“TCMB Başkanı “İstifa Ederim, Taşınmam” Derken Başbakan “Taşırım” Diyorsa Merkez’in Bağımsızlığından Şüphe Edilir” yazısı 0 kez yorumlandı

SİZ DE YORUMLAYIN