// dünya ekonomisi

dünya ekonomisi

Küresel Kriz Nereye Gidiyor, Türkiye’de Ne Olur, Birikimler Nasıl Değerlendirilebilir?

Küresel finans krizi hızlanarak dünyanın merkezine doğru ilerliyor! Bayram tatili dönüşünde daha fazla kişi “bu iş nereye gidiyor, Türkiye’de ne olur, bankadaki paramızı ne yapalım” sorularını yöneltmeye başlayınca bir yazı yazayım dedim. Çünkü çok farklı sesler çıkıyor, ama bu seslerin hiçbiri iddialı, kesin ifadeler kullanamayınca dinleyen iyice şaşırıyor.

Ama sanmayın ki ben dediklerimin çıkacağı konusunda iddialıyım, sadece bazı dinamikleri ortaya koymaya çalışacağım. Mevcut dünya düzeni, üretim faktörlerine erişim hakları, “bazılarına daha serbest ticaret” rejimi düşünüldüğünde büyümenin bugüne kadar sürmesi doğaldı. Fazla düşük Dolar faizleri, Dolar geliri olan insanları tüketime, şirketleri yeni yatırıma yönlendirirken getirisi ne kadar düşük olursa olsun dolar biriktiren Asya ülkeleri, Batılılar’ın borçlanmasını sağlayarak sistemin genleşmesini destekliyorlardı. Hem böylece gelişmiş ülkelere ihracat yapabilmelerini sağlayan tüketim gücünü ayakta tutmaya çalışmış oluyorlardı.

Bu ucuz, bol para döneminde bazı pazarlar balon denecek kadar fazla büyüdü, ender de olsa “.com İnternet şirketleri krizi” gibi bazı sektörlerin balonları patladı, bu sektörlerden işsizler ordusu boşaldı, servetler eridi. Şimdi sıra, bu balonların oluşmasında katalizör görevi olan finans sektörüne geldi. Ama finansal kurumların batmasına izin vermek pek mümkün değil! Paranın insan hayatına girmesinden sonra bu “malın” en iyi şartlarda el değişmesi görevini edinenlerin yeri iktisadi hayat içinde bambaşka…

İnsanları ev, araba, elektronik eşya sahibi yapan, dünyanın öbür ucunda seyahatlere gönderen ucuz kredilerin kaynağı olan bu aracılar, genleşen sistemde rekabetten hızlı büyüme hırsıyla krediyi tabana yayarken kendi temellerini oymaya başlamışlardı. Bugün hangi komşusunun temeli sağlam bilmeyen finansal kurumlar birbirine borç vermek istemediğinden devletler araya girmeye, işlerin yürümesi için bankalara borç vermeye, bunu çok ucuz yapmaya çalışıyorlar. Ama şu kesin ki, mevcut kurtarma paketleri, piyasaya daha ucuz ve daha çok para verme hamleleri yeterli değil. Ucuz aldığı kredilere güvenip anormal risk alan, bugün borcunu ödeme gücü kalmayanların ortaya çıkması, batması ya da sermayedar bulması/değiştirmesi gerekiyor. Bunların batması ya da güçlenmesi sonucu hangi finansal kurumların batacağı ya da ayakta kalacağı da meydana çıkacak. Belki “şaşırmam” diyeni bile şaşırtacak -bankacılık dışı- bazı Amerika ve Avrupa devlerinin de isimleri silinecek, ya da sahipleri! Ancak o zaman hasta “kusmuş” olacak. Kustuktan sonra ilk anlar hiç hoş olmayacak, boğaz yanacak, acı tat gitmeyecek, kusmadan önce hastayken olduğu gibi şeker emerek kendini kandırma lüksü ortadan kalkacak. Ama işte o zaman hastalığın iyileşme aşamasını görmeye başlayacağız.

Kriz Biter mi
Peki, Amerika ve Avrupa ne zaman kusacak? Birleşik Devletler’de Kasım’daki Başkanlık seçimi öncesi güven tazelenmesi imkansız. Sonrasında da bugün verilen uyuşturucu ilaçların, serumların etkisinin kaybetmesi gerekiyor, bunun için de irade! Büyük bir iki çöküşü göze alabilecek bir irade. Bu demek değil ki büyük şoklar olmadan iyileşme olmaz, bunsuz da olabilir ama hastalık durumu şaşırtıcı derecede uzun sürer ve politikacıların şokla kaybetmeyi göze aldıklarından daha büyük kayıplar yaşanır.

Avrupa’ya gelince, yaşlı kıta finansçıları okyanusun ötesinden fazlasıyla zehirli finansal varlık edindikleri için ABD’den önce finansal toparlanma mümkün değil. Ötesinde, Avrupa içinde güven bunalımının daha kalıcı olması, Avrupa’nın büyüme temposunu arttırması için daha uzun süre geçmesi gerekeceği görünüyor. Temizlik sonrası ABD’nin Avrupa’ya büyük farkla canlanacağı kehanetinde bulunmak zor ama en azından Orta ve özellikle Batı Avrupa’da dalgalar çekildikten sonra manzara sandığımızdan kötü olabilir.

Türkiye ve Kriz
Ülkemize gelince, 2001 sonrası düzenlemeler, bankacılıkta konsolidasyon, bankacılığın korkulan bir şey haline getirilmesiyle sonuçlanan süreçler nedeniyle finans sistemimizde ciddi bir sıkıntı oluşmayacak. Bankalar büyüme, şubeleşme tarafında temkinli davranabilir, fonlama iştahları değişebilir, ama kendi sağlıkları bozulmaz.

Maalesef asıl sıkıntıyı imalat sanayinde yaşayacağız. Ağırlığı azalsa da geleneksel olarak asıl pazarımız olan Avrupa ekonomilerindeki yavaşlama Türk mallarına talebi azaltacak. Özellikle Avrupa’nın motoru Almanya’nın Asya’ya ihracatında yavaşlama oranı takip edilmesi gereken bir değişken. Dünyanın emek tabanlı ucuz üretim merkezi olan Asya ülkelerinin makine ve teçhizat yatırımları özellikle Almanya olmak üzere Avrupa ihracatında önemli paya sahipken Asya’nın ABD ve Avrupa’daki duraklama ve durgunluk sonrası yatırımlarında azalma olasılığı kısır döngü oluşturabilir. Bu durumda Türkiye’nin işi daha da zorlaşacaktır.

Böylesi çalkantılı bir dönemde “bize bir şey olmaz” şeklindeki umursamazlık maalesef stres ve sıkıntı yaratıyor, rahatlatmaktan ziyade. Yerli ve yabancı dayanak noktalarıyla bir ekonomik plan, orta vadeli güvenilir hedefler açıklanacağına siyasetin kısır tartışmaları devam ediyor.

Türkiye dış fon kullanımıyla büyüyen bir ülke, maalesef. Geriye dönüp baktığımızda döviz girdisinin sağlanmadığı dönemler ekonomik büyüme çok ciddi oranda yavaşlamış, duraklamış. Açık vererek, borçlanarak büyüyen Türkiye’nin önümüzdeki dönemde, son beş yılda olduğu gibi kolay dış fon bulması kolay değil. Daha pahalı, yani yüksek faizli borçlanabilecek kurumlarımız bir de değer kaybeden Lira ile risklerinin arttığını görecek. Ekonomik faaliyetteki yavaşlama katılaşan resmi işsizlik oranın artmasına da neden olacak.

Para Nasıl Değerlendirilmeli
2008 başında sinyalini almaya başladığımız küresel sıkıntılar yazın, tatil aylarının geçmesi sonrası gündeme güçlü şekilde gelecekti. Bunu görebilenlerden bazıları yazdan sonra pozisyonunu başarıyla almıştır. Bu haftaki dalgalanma sonrası dövize uzun ve orta vadeli yatırım yapmak hiç mantıklı değil. Kısa vadede, oynaklıklardan yararlanabileceğini inananlar dövize gidebilir. Yine kısa vadede altın için de olumlu konuşmak kolay değil. Ama orta vadede, bugün bu yazının konusu olmayan, 2009’da dünyada enflasyon tehdidi başını gösterince, altını satacağı noktayı bilenler, bugün değil ama ilerde altın alabilir.

Sermaye piyasaları, lafın kısası borsaya gelince, bildiğiniz gibi borsamızın küresel finansal krizde yaşananlarla korelasyonu yüksek. Bu da yazının başında bahsettiğim üzere, hastalıktan tamamen kurtulduğumuzda hisse senetlerinin getiri sağlayacağı anlamına geliyor. Aslında İMKB’de dip seviyelere yaklaştığımız hissine sahip olanlar çoğalıyor, ama bugünden alım düşünenler dünya hastalıktan kurtuluncaya kadar zaman maliyetine katlanabilirler. Halbuki yüksek Lira faizlerimiz hala orada. Mevduat, bono, tahvil… Alışkanlıkları bırakmak zor, isteyen sevdiğinde kalabilir, ama 1 aylık mevduattan paranızı alıp 2-3 gün etrafa bakıp, kararsız kalıp tekrar çok kısa vadeli mevduat veya bonoya döndükçe faiz gelirinizden stopaj verdiğini unutanlar o kadar çok ki… Faizlerde, özellikle enflasyondaki yumuşama sonrası büyük adımlar beklemeyen biri olarak vadelerini uzatanların zarar edeceğini sanmadığımı söyleyebilirim.

Ayrıca tekrarlamakta fayda var, kararsızlar için her zaman en iyisi tüm yumurtaları aynı sepete koymamaktır. Elinizdeki bölüştürüp dağıtmak büyük kazançlar getirmez ama büyük kayıplardan korur!

Evet, ekonomi tahlili yazımız, sondaki yatırım önermeleriyle riskli hale dönüştü, insanların birikimlerini yönlendirmede fikir vermek, hele bugünlerde cesaret isterken, bir de gidip bunları yazıya dökerek tarihe not düşmek… Ama bildiğini gizlemek, lafı evirip çevirip aslında hiçbir şey dememekten çok daha önemli bir tutum diye düşünüyorum…

TARTIŞALIM

“Küresel Kriz Nereye Gidiyor, Türkiye’de Ne Olur, Birikimler Nasıl Değerlendirilebilir?” 7 kez yorumlanmış, siz de yorumlayın

  1. Merhaba çok güzel notlar düşmüşsünüz fakat kimsenin henüz kestiremediği şu dönemde kurlar daha ne kadar fırlar ve nerede durur bilinmez.Bana bunun hakkında yorum yapabilirmisiniz.Çünkü ben döviz üzerinden borçlanan dövizzedelerdenim ve bu yükseliş her gün biraz daha beni korkutuyor.Bu konu hakkında lütfen düşüncelerinizi bekliyorum.İyi akşamlar dilerim.

    Yorumlayan: AYNUR | 24.10.2008, 00:23
  2. Evet gerçekten de herkesin yorum yapmaya çekindiği bir dönem. Aynı şekilde ben de birkaç hafta önce yanlış çıkan tahminler yapmıştım, ama ardından yeni bir bakış açısını rehber edindim.
    Öncelikle dalgalanmaların Türkiye’nin dinamiklerinden güçlenmediğini, tamamen küresel olduğunu tekrar vurgulayıp şu da düşünülmeli: Çok büyük kayıplara uğrayan Amerikan ve Avrupalı kurumlar, fonlar acil varlık, likitide ihtiyacıyla dünyaya yaydıkları yatırımlarını geri toplamak zorundalar. Geri toplarken de en az zarar ederek çıkabilecekleri ülkeleri seçmek isterler. Bu nedenle gelişmekte olan ülkelerden hiçbiri de yabancı çıkışını kolaylaştırmak istemiyor, çünkü bir kez kapı ardına kadar açıldı mı kapatmak imkansız olacak.

    Türkiye olarak biz de aynı bakış açısıyla Lira’nın gücüne müdahele etmiyoruz, çünkü onu tekrar güçlendirmek Lira’sından kendi parasına dönen yabancının daha çok dövizle ülkeden çıkmasını sağlayıp çıkışı teşvik edecektir.

    Fakat bu yaklaşımla Lira’daki değer kaybına sonsuza kadar göz yumamayız. Bugün T.C. Merkez Bankası’nın piyasaya az da olsa döviz satmaya başlaması bir mesajdır ama şu andaki ateş Merkez’in atacağı bu suyla sönmeyecek aşamada.

    Teknik analiz kullanıldığında bu hafta görülen 1,74′ler zirve olarak görünüyor ama böyle bir dönemde teknik analize ben pek prim vermiyorum.

    Kısacası, Lira’da değer kaybı bir süre daha mümkün ama yerleşik yatırımcı, yani vatandaşlarımız da ciddi şekilde döviz almaya yöneldiği an mutlaka kura müdehele edilmelidir ve bence kesin edilecektir. Bu seviyenin (YTL/ABD Doları) 1,90 ya da 1,95 mi olacağını, ya da daha önce mi başlayacağını ise bizim psikolojimiz belirleyecek.

    Aynur Hanım sorunuza gelince, sizin borçlandığınız yabancı para da önemli. Euro, Dolar, İsviçre Frangı… Çünkü Lira karşısında bazıları diğerlerinden daha önce değer kaybedecektir. Eğer 1-2 yıldan uzun vadeli bir kredi almışsanız bu dönem stresini kontrol etmeye çalışın, kurlar geri dönecektir ve zararlarınız artmayacaktır.

    Yorumlayan: H. Cihan Salim | 24.10.2008, 10:14
  3. benim borclandigim para birimi Japon yeni..aldigimda 1,17 idi su an ise 1,79 lara kadar cikti…krediyi alirken son 8 yil gibi bir arastirma yaptigimda kurun oldukca stabil oldugunu gordugum icin aldim…ama kriz malesef kotu vurdu…fakat Cihan beyin yorumuna katiliyorum…son 8 yilin teknik analizini yapinca 2005 yilinda bazi aylarda 1,68 kadar yukseldigini gordum…yine de merak ediyorum acaba aldigimiz krediyi banka ile gorusup sabit odemeli yl cinsine cevirebilmek mumkun mu? eger mumkunse acele karar verip zararli mi cikmis oluruz?

    Yorumlayan: ozgur | 21.11.2008, 01:07
  4. Özgür Bey döviz krediniz konusunda kredi vadenizi bilmeden yorum yapmak yanlış olur.
    Ben genel olarak şunları söyleyeyim. Son yıllarda Türkiye’nin artık güçlü bir kalkınma, büyüme dönemine girdiği ve uzun vadeli iktisadi eğilimlerin kırılıp yeni düzlemlere geçildiği yanılsaması yaşandı. Halbuki 2001 krizi sonrası olması gereken düzeltme/sıçrama, üstüne de aslında çok iyi yararlanamadığımız küresel genişleme dönemindeydik.
    Eğer gerçekten cesur bir hamle yapıp kısa vadede çöküşü göze alan çok büyük iktisat politikası değişiklikleri yapmazsak (örneğin yerli sanayiye güçlü destek, vb.) ülkemiz mevcut sanayileşme yapısıyla devam edecektir.
    Bu da kurlar açısından kabaca şu demektir: Yıllardır, dış kaynakları kısıtlanan (borçlanamayan) Türkiye krize girer ya da durağan durumdayken krizden etkilenir ve yavaşlar, bu dönemde ithalat çok geriler, ihracat ithalatın daha büyük bölümünü karşılamaya başlar.
    Son verilere baktığımızda ithalatta ciddi düşüş sonrası ihracatın ithalatı karşılama payı yükseldi, geçmiş kriz dönemlerindeki zirve oranlar etrafında dolaşıyor. Geçmişe bağlı analiz bu nedenle dövizin bir şok daha yaşatmayacağını söyletir, ama geçmiş krizlerde ihracatımız artıyor, ülkeye döviz girişi arttığından döviz ucuzluyordu.
    Bugün çok rahat bir şekilde döviz bir sıçrama daha yapmaz diyemiyorsam bunun nedeni bu sefer Türkiye’nin ihracatının, dünya talebi düştüğünden, eskisi kadar güçlü olamayacağı korkusudur.

    Fakat yine de 1 yıl ve ötesi vadede düşündüğümüzde Lira’nın kayıplarını geri alması çok büyük olasılık. Kredi vadesine göre karar veriniz, ve lütfen kriz/şok psikolojisiyle ani hareketler yapmayınız…

    Yorumlayan: H. Cihan Salim | 21.11.2008, 10:25
  5. ben 5 yılda geri ödemeli japon yeni ile ev kredisi aldım.krediyi aldığımda değerler özgür beyin bahsettiği gibiydi.durum bizim açımızdan da korkunç tabi. Krediyi alırken ki sorumluluğumu ve ytl’ye göre daha az faiz ödeme isteğimi kabul ediyorum ancak iş bankasından aldığım bu kredi cinsini ben daha önce duymamıştım bana bunu tavsiye eden iş bankası yetkilisidir bir krizden bahsediliyor dediğimde böyle bir krzi çıkarsa tekrar bankamızdan kredi alabilirsiniz diyen de , yanlış anlaşılmasın ben sorumluluğu kimseye atmıyorum imzayı ben attım ancak geçenlerde iş bankası genel müdürü ersin özinceyi televizyonda şu şekilde konuşurken izledim; “ben asla döviz ile borçlanmam, geliriniz ytl ise nasıl döviz ile borçlanmayı göze alabilirsiniz ki !!!! insanların hiç adını sanını duymadığımız japon yeni gibi para birimleri ile kredi aldıklarını duyuyorum!!!!! insanlar ayaklarını yorganlarına göre uzatmalı.” jpn yeni kredisi öneren iş bankası çalışanlarından ersin özincenin haberi yok mu, en azında konuşurken “adı sanı duyulmamış” gibi ibareler kullanmasa diyorum kendimi daha da kötü hiddediyorum.

    Yorumlayan: özlem | 10.12.2008, 00:55
  6. sormak istediğim konu şuydu; ben de özgür bey gibi ytl’ye dönüş yapmayı birara düşündüm hala kararsızım size sormak istediğim bir konu var internette “döviz ile kredi alanlara müjde!!! Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintisinin anapara üzerinden değil, ödenecek taksit tutarı üzerinden hesaplanması kararlaştırıldı.” diye bir habere rastladım ama ne anlama geldiğini anlamıyorum yardımcı olur musunuz?

    Yorumlayan: özlem | 10.12.2008, 01:04
  7. Özlem hn. bahsettiğiniz müjde döviz cinsinden otomobil yada tüketici kredisi kullananlar için geçerli.. konut kredileri zaten adı geçen vergi ve fonlardan muaf..
    saygılarımla..

    Yorumlayan: seyran | 19.01.2009, 17:53

Yorum yapın